Milliyetçi Türkiye Partisi’nden Kemal Kılıçdaroğlu’nu Destekleme Kararı

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kala Milliyetçi Türkiye Partisi, CHP Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini açıkladı.

Haber Merkezi / Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, 14 Mayıs’taki seçimlerde 4 aday cumhurbaşkanlığı için yarışacak: Kemal Kılıçdaroğlu, Muharrem İnce, Recep Tayyip Erdoğan ve Sinan Oğan.

Cumhurbaşkanı adayı çıkarmayan ve bir ittifakta yer almayan siyasi partiler de destekleyecekleri adayı açıklıyor. Son olarak Ahmet Yılmaz’ın lideri olduğu Milliyetçi Türkiye Partisi de Kemal Kılıçdaroğlu’na destek vereceklerini açıkladı.

Ahmet Yılmaz konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı:

“Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet diyoruz.

Baskı, sansür, zulüm bitsin diyoruz.

Nefes alalım diyoruz.

Sınav soruları ve çocuklarımızın geleceği çalınmasın; beyin göçü dursun diyoruz.

Türkiye ortadoğu olmasın diyoruz.

Cumhuriyetimizin 100. yılında kuruluş ayarlarımıza ve parlamenter sisteme kavuşabilme umudumuz olsun diyoruz.

Akp zihniyeti ve keyfi uygulamalarının Türk Milliyetçileri için siyasi sorun olmaktan çıkıp milletimiz için millî güvenlik sorunu haline geldiğini değerlendirdiğimiz bu kritik seçim birinci turda bitsin, kurtulalım diyoruz.

Türk Milliyetçilerini, derin devlet taklidi yapan derin çetelerden kurtarabilmek için,

Milliyetçi gençlerimize yapılan içi boş, popülist, siyasi operasyonlara ümit bağlayanların stratejik hesaplarını bozmak için,

Hakkın ve hukukun üstünlüğüne dayalı, liyakatı esas alan, şeffaf ve denetlenebilir bir devlet yönetimi için,

Adalet ve demokrasi için,

Sınırları ve şehirleri güvenli, kaçakların olmadığı; mutlu, huzurlu bir Türkiye için,

Milliyetçi Türkiye Partisi, 2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde “milletimize verdiği söze güvenerek” Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleme kararı almıştır.

Türk Milliyetçileri olarak başarı dileklerimizle birlikte samimi desteğimizi, seçim sonrasında güven duygumuzu ve devlet yönetimimizi Cumhurbaşkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun “samimiyetine, dürüstlüğüne ve namusuna” emanet ediyoruz.”

Karar bizim, takdir milletimizin, hüküm tarihindir.”

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: 2023 Yılı Dış Ticaret Açığı 26 Milyar Dolar

İktidar ekonomide pembe tablolar çizmeye çalışsa da, açıklanan her veri ekonomide işlerin iyiye gitmediğini ortaya koyuyor. Yılın ilk iki ayı itibariyle dış ticaret açığı 26 milyar doları aştı.

Haber Merkezi / Ocak-Şubat döneminde ihracatın ithalatı karşılama oranı geçen yılın aynı döneminde yüzde 67,2 iken, 2023 yılının aynı döneminde yüzde 59,1’e geriledi.

Türkiye İstatistik Kurumu(TÜİK), şubat ayı dış ticaret istatistiklerini yayımladı.

Buna göre, şubat ayında dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 51,4 artarak 7 milyar 980 milyon dolardan, 12 milyar 79 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 şubat ayında yüzde 71,4 iken, 2023 şubat ayında yüzde 60,7’ye geriledi.

Ocak-Şubat döneminde dış ticaret açığı yüzde 44,1 artarak 18 milyar 270 milyon dolardan, 26 milyar 328 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 Ocak-Şubat döneminde yüzde 67,2 iken, 2023 yılının aynı döneminde yüzde 59,1’e geriledi.

Ekonomik faaliyetlere göre ihracatta, 2023 Şubat ayında imalat sanayinin payı yüzde 94,4, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,7, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,5 oldu.

Ocak-Şubat döneminde ekonomik faaliyetlere göre ihracatta imalat sanayinin payı yüzde 94,0, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,9, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,5 oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu ile Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle genel ticaret sistemi kapsamında üretilen geçici dış ticaret verilerine göre; ihracat 2023 yılı Şubat ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 6,4 azalarak 18 milyar 635 milyon dolar, ithalat yüzde 10,1 artarak 30 milyar 714 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Genel ticaret sistemine göre ihracat 2023 yılı Ocak-Şubat döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 1,4 artarak 37 milyar 992 milyon dolar, ithalat yüzde 15,4 artarak 64 milyar 320 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ihracat, 2023 şubat ayında yüzde 7,9 azalarak 19 milyar 15 milyon dolardan, 17 milyar 520 milyon dolara geriledi.

İhracatta ilk sırada Almanya var

Şubat ayında ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 1 milyar 697 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 1 milyar 119 milyon dolar ile İtalya, 1 milyar 86 milyon dolar ile ABD, 1 milyar 13 milyon dolar ile Rusya Federasyonu, 851 milyon dolar ile Birleşik Krallık takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 30,9’unu oluşturdu.

Ocak-Şubat döneminde ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 3 milyar 523 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 2 milyar 269 milyon dolar ile ABD, 2 milyar 55 milyon dolar ile Rusya Federasyonu, 2 milyar 34 milyon dolar ile İtalya ve 1 milyar 804 milyon dolar ile Birleşik Krallık takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 30,8’ini oluşturdu.

İthalatta ilk sırada Rusya var

İthalatta Rusya Federasyonu ilk sırayı aldı. Şubat ayında Rusya Federasyonu’ndan yapılan ithalat 4 milyar 214 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 3 milyar 526 milyon dolar ile İsviçre, 3 milyar 103 milyon dolar ile Çin, 2 milyar 80 milyon dolar ile Almanya, 1 milyar 163 milyon dolar ile İtalya izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 45,9’unu oluşturdu.

Ocak-Şubat döneminde ithalatta ilk sırayı Rusya Federasyonu aldı. Rusya Federasyonu’ndan yapılan ithalat 9 milyar 216 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 7 milyar 863 milyon dolar ile İsviçre, 6 milyar 660 milyon dolar ile Çin, 3 milyar 888 milyon dolar ile Almanya, 2 milyar 296 milyon dolar ile ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 46,5’ini oluşturdu.

Paylaşın

Dikkat Çeken Araştırma: Türkiye’de Dindarlar Laiklerden Daha Özgür

“Türkiye’de dindar Müslümanlar ibadetlerini özgürce yapabiliyorlar” ifadesine “katılıyorum” veya “kesinlikle katılıyorum” diyenlerin oranı yüzde 83 çıktı. Buna katılmayanların oranı ise sadece yüzde 7.

Ancak “Türkiye’de laik insanlar hayatlarını özgürce yaşayabiliyorlar.” İfadesine katılmayanların oranı yüzde 22 çıkarken katılanların oranı yüzde 64 oldu. Bu sonuç laik insanların, dindar Müslümanlarla kıyaslandığında özgürce yaşama seviyesinin daha düşük olduğunu gösteriyor.

Türkiye’de gençler arasında deizmin arttığı yönünde son yıllarda ciddi bir tartışma yaşanıyor. Kendisini dindar olarak tanımlayan kişilerin kamusal alanda görünürlükleri AK Parti iktidarında hızla arttı. Ancak halkın eskiye göre daha dindar olup olmadığı da ayrı bir tartışma konusu.

“Sayılarla Türkiye’de İnanç ve Dindarlık” raporu bu alanda kapsamlı bulgular sunuyor. Ancak henüz ilki olduğu için önceki yıllara kıyas imkânı bulunmuyor. Araştırmaya göre Türkiye’de Allah’a inananların oranı yüzde 94.

Araştırma Marmara Üniversitesi’nden Dr. Zübeyir Nişancı yürütücülüğünde, Ibn Haldun Üniversitesi’nden Dr. Önder Küçükural danışmanlığında ve Uluslararası İslami Düşünce Enstitüsü’nden (IIIT) Muhammed H. Alboğa koordinatörlüğünde gerçekleşti.

IIIT ve Mahya Yayıncılık’ın yayımladığı rapora Marmara Üniversitesi’nin internet sitesinden de erişilebiliyor. 2 bin 453 kişinin katıldığı araştırmada “rassal, sosyodemografik ve sosyoekonomik olarak orantısal temsilini sağlamak için tabakalı örneklem ve sistematik örneklem yöntemlerinden oluşan karma örneklem metodu” kullanıldı.

Araştırmadan öne çıkan başlıklar şöyle:

Allah’a inananların oranı yüzde 94

Araştırmaya göre Türkiye’de Allah’a inananların oranı yüzde 94,3. Bunlar iki kesimden oluşuyor. “Allah’ın var olduğunu biliyorum ve bu konuda hiçbir şüphem yok” diyenlerin oranı yüzde 85,7 çıkarken “Bazı şüphelerim olmakla birlikte Allah’a inandığımı hissediyorum” diyenlerin oranı yüzde 8,6 oldu. Allah inancı olmayanlar ise yüzde 5,7 çıktı.

Allah’a inanmayanların oranı gençlerde ve eğitimli kesimde daha yüksek

Araştırmaya göre Allah’a inanmayanların oranı yaş ve eğitim seviyesine göre değişiyor. Allah’a inanmayanların oranı genç yaşlarda daha yüksek. 18-24 yaş grubundakilerin yüzde 11’i Allah’a inanmıyor. Bu oran 25-34 yaşında grubunda ise yüzde 6.

Araştırma Allah’a inanmayanların oranının eğitim arttıkça yükseldiğini gösteriyor. Yüksek lisans veya doktora mezunlarının yüzde 18’i Allah’a inanmıyor. Üniversite mezunlarında bu oran yüzde 7; lise ve ortaokul mezunlarında ise yüzde 3. Üniversite öğrencilerinin yüzde 13’ü de Allah’a inanmıyor.

İstanbul’da 10 kişiden 1’i Allah’a inanmıyor

Allah’a inanmayanların en yüksek olduğu bölge ise yüzde 11 ile Ege. Bu oran İstanbul’da yüzde 10. Batı Marmara’da Allah’a inanmayanların oranı yüzde 9; Akdeniz’de ise yüzde 7.

Dindarlık gençlerde ve eğitimli kesimde düşüyor

Araştırmada dinin kişilerin hayatındaki önemini anlamak için katılımcılara genel olarak kendilerini ne kadar dindar gördükleri de soruldu. Bu bağlamda, katılımcılardan “hiç dindar değilim”, “dindar değilim”, “ne dindarım ne değilim”, “dindarım” ve “çok dindarım” ifadelerinden kendileri için en uygun olanı seçmeleri istendi. “Çok dindarım” ve “Dindarım” diyenler grafiklerde “dindarım” olarak gösteriliyor. Dindar olmayanlar için de aynı hesaplama kullanıldı.

Buna göre Türkiye’de halkın yüzde 62’si kendisini dindar olarak görüyor. “Ne dindarım ne değilim” diyenlerin oranı yüzde 24 olurken “dindar değilim” diyenler yüzde 14 çıktı.

Araştırmaya göre yaş düştükçe dindar olmayanların oranı da yükseliyor. 45-64 yaş grubunda dindar olmayanların oranı yüzde 12 iken; bu oran 18-24 yaş grubunda yüzde 19.

Eğitim seviyesi arttıkça dindarlık seviyesi de düşüyor. Ortaokul mezunlarında kendini dindar olarak görmeyenlerin oranı yüzde 7; lise mezunlarında yüzde 10 iken bu oran üniversite mezunlarında yüzde 22’ye kadar çıkıyor.

Namaz kılmayanlar daha yüksek

Araştırmaya göre “sık sık” veya “her zaman” namaz kılanların oranı yüzde 39. “Ara sıra” diyenler ise yüzde 20. “Nadiren” veya “hiçbir zaman” diyenler ise yüzde 41. Buna göre namaz kılmayanların oranı kılanların oranından çok az farkla daha yüksek.

Allah inancı ve dindarlıkta olduğu gibi gençlerde ve eğitim seviyesi yüksek kişilerde namaz kılma oranı daha düşük. 18-24 yaş grubundakilerin yüzde 55’i ya namaz kılmıyor veya nadiren kılıyor.

Ramazan’da oruç tutanların oranı ise namaz kılanların oranına çok daha yüksek. Halkın yüzde 75’i “sık sık” veya “her zaman” oruç tuttuğunu bildirdi. Yüzde 9 “ara sıra” derken yüzde 16 ise “nadiren” veya “hiçbir zaman” yanıtını verdi.

Başörtüsü takanların oranı kaç?

Araştırmada kadın katılımcılara gündelik hayatlarında herhangi bir şekilde başörtüsü takıp takmadıkları da soruldu. Sorunun bu şekilde yönlendirilmesindeki amaç ise Türkiye’de başını düzenli olarak örten kadınlara ek olarak evde veya dışarıda başlarını düzensiz olarak örten kadınların da toplam nüfus içerisindeki oranını tespit etmek.

Kadınların yüzde 73’ü düzensiz de olsa başörtüsü taktığını bildirirken yüzde 27’si başörtüsü takmadığını söyledi.

Ancak kadınların yüzde 48’i dışarıya çıkarken başörtüsünü “her zaman” veya “sık sık” taktığını kaydetti. Ara sıra diyenlerin oranı yüzde 6 olurken “nadiren” veya “hiçbir zaman” diyenlerin oranı yüzde 47 oldu. Yine genç ve eğitimli kesimde başörtüsü takma oranı daha düşük çıktı.

Laik bir ülkede din rahatlıkla yaşanabilir: Yüzde 73

Araştırmaya katılanların yüzde 73’ü “Laik bir ülkede dinin rahatlıkla yaşanabileceğini düşünüyorum” ifadesine “katılıyorum” veya “kesinlikle katılıyorum” yanıtını verdi. Sadece yüzde 13’lük bir kesim “katılmıyorum” veya “hiç katılmıyorum” dedi.

Öte yandan laiklikle ilgili sorulara gelen yanıtlar Türkiye’de İslami düşüncenin yaygınlığı sorusunu gündeme getirdi. “Anayasadaki hiçbir madde Kur’an ile çelişmemelidir” ifadesine katılanların oranı yüzde 47 çıkarken buna katılmayanlar yüzde 33 oldu.

“Devletin dini bir kimliği olması gerektiğini düşünüyorum” ifadesine katılanların oranı ise yüzde 38’de kaldı. Katılımcıların yüzde 47’si bu ifadeye katılmadı.

Mahalle baskısı var mı?

“Mahalle baskısı” Türkiye’de sık kullanılan kavramlardan. Bu kavramın kullanıldığı durumlardan birisi de şöyle: Farklı içsel veya dış baskılar neticesinde birey veya belirli grupların kendileri özgür hissetmemeleri.

Araştırmadaki iki soru bu konuda önemli bulgular içeriyor. “Türkiye’de dindar Müslümanlar ibadetlerini özgürce yapabiliyorlar” ifadesine “katılıyorum” veya “kesinlikle katılıyorum” diyenlerin oranı yüzde 83 çıktı. Buna katılmayanların oranı ise sadece yüzde 7.

Ancak “Türkiye’de laik insanlar hayatlarını özgürce yaşayabiliyorlar.” İfadesine katılmayanların oranı yüzde 22 çıkarken katılanların oranı yüzde 64 oldu. Bu sonuç laik insanların, dindar Müslümanlarla kıyaslandığında özgürce yaşama seviyesinin daha düşük olduğunu gösteriyor.

Dindarlık ve laiklik kimlik derecesi eşit: yüzde 52

Araştırma kimlik kategorilerine yakınlık ve insanların kendilerini nasıl tanımladıkları konusunda önemli bulgular içeriyor. Halkın yüzde 80’i kendini Müslüman olarak tanımladı. İkinci sırada yüzde 55 ile milliyetçilik geliyor.

“İslamcı” ve “Atatürkçü” kimliklerinin ikisinde de “yakın” oranı yüzde 53 çıktı. Benzer şekilde “Dindar” ve “Laik” kimliklerinin ikisinde de bu oran yüzde 52 oldu. Sünni kimliğinin yüzde 50 ile bunların altında kalması dikkat çekti.

“Daha dindar” olmak isteyenlerin oranı yüzde 70

Öte yandan araştırmada “şimdi olduğumdan daha dindar olmak isterdim” diyenlerin oranı yüzde 70 çıkarken, buna katılmayanların oranı yüzde 21 oldu.

TV ve internetten din öğrenilmiyor

Dini bilgi edinme yolları ve kaynaklarına bakıldığında TV programlarının ve internetin payının oldukça düşük çıkması dikkat çekti. TV programlarının dini bilgi edinmede etkili olduğunu söyleyenler sadece yüzde 5; internetin etkili olduğunu diyenler ise yüzde 10 çıktı.

Deizm nedir?

Türk Dil Kurumu’nda deizm şöyle tanımlanıyor: “Tanrı’yı yalnızca ilk sebep olarak kabul eden, evreni bir Tanrı’nın yarattığına inanmakla beraber yaratıcının evrene hiçbir müdahalesi olmadığını ve olmayacağını savunan, vahyi reddeden görüş.”

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Memleket Partisi’nde Üst Düzey ‘Kılıçdaroğlu’ İstifası

Muharrem İnce’nin Liderliğini Memleket Partisi (MP) Parti Meclisi (PM) üyesi Eşber Atila, “Kılıçdaroğlu’na destek vermek; tek adam dönemini bitirmek, saray rejimini sonlandırmak isteyen herkesin ödevi haline gelmiştir” ifadeleriyle partisinden istifa ettiğini duyurdu.

Haber Merkezi / Eşber Atila’nın istifası Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Ahmet Yener’in bugün Cumhurbaşkanı kesin aday listesini açıklamasının ardından geldi.

“Zaman; bizlerin haklı oluşundan, halkın bundan sonraki yaşamının nasıl olacağına geçmiştir. Gelinen noktada süreç içindeki tüm eleştiri haklarımı saklı tutarak, geçmişte maruz kaldığım tüm haksızlıkları içime gömerek karar vermenin önemi büyüktür” ifadelerini kullanan Atila’nın açıklamaları şu şekilde sıralandı:

Aile içinde ve gençlik kollarında aldığım öğreti: ‘Bireysel başarı isteği, toplumsal bir kazancın önünde olmamalıdır’ şeklindedir. Sayın Muharrem İnce ve Memleket Partili arkadaşlarımın iyi niyetleri şüphesizdir. Ancak tüm veriler; AKP’yi göndermek, iktidarı değiştirmek maksadıyla da olsa yapılan çalışmanın hatalı sonuçlar doğuracağını göstermektedir.

Bu durumda eksilten, ayrışan tarafın değil; birleşen, bütünleşen tarafın yararlı olduğuna inanmaktayım. Bugün artık birçok farklı siyasi görüşün kabul ettiği, hatta birbirlerine zit diyebileceğimiz partilerin dahi uzlaştığı, bizlerin Genel Başkanlığını yapmış Cumhurbaşkanı adayı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na destek vermek; tek adam dönemini bitirmek, saray rejimini sonlandırmak isteyen herkesin ödevi haline gelmiştir.

Bu yüzden kurucusu ve Parti Meclisi Üyesi olduğum Memleket Partisi’nden istifa ediyorum. Umuyorum ki tüm Atatürkçülerle, memleket sevdalılarıyla, özgürlük ve insan hakları savunucularıyla, laik demokratik Cumhuriyetten yana olanlarla, tam bağımsız Türkiye diye haykıranlarla 14 Mayıs sabahı önce sandıkta, sonra iktidarı devralırken yine birlikte oluruz.”

Paylaşın

YSK, Erdoğan’ın Adaylığına Yönelik İtirazları Oy Birliğiyle Reddetti

14 Mayıs’ta yapılması planlanan seçimlere ilişkin alınan kararları açıklayan YSK Başkanı Ahmet Yener, Recep Tayyip Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu ve Muharrem İnce’nin cumhurbaşkanı adaylıklarına yönelik itirazların oy birliğiyle reddedildiğini söyledi.

Haber Merkezi / “Seçimlerin iptaline yönelik başvuruların da reddine karar verilmiştir” diyen Yener, “Millet İttifakı isminin kullanılmaması yönünde yapılan itiraz değerlendirilmiş, oy çokluğuyla Millet Partisi’nin Millet İttifakı’nın kullanılmaması yönündeki talebinin reddine karar verilmiştir. 6 partinin Millet İttifakı ismini kullanılabilmesine karar verilmiştir” ifadelerini kullandı.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Ahmet Yener, 14 Mayıs’ta yapılması planlanan seçimlere ilişkin alınan kararları açıkladı. Yener, Kemal Kılıçdaroğlu, Muharrem İnce, Recep Tayyip Erdoğan ve Sinan Oğan’ın kesin aday listesinde olmalarının kararlaştırıldığını ve ilanın Resmi Gazete’ye yönlendirildiğini açıkladı.

YSK Başkanı Ahmet Yener, düzenlediği basın toplantısında, siyasi partilerin YSK’ya yönelttiği itirazların incelendiğini ve gerekli kararların verildiğini açıkladı.

Yener, Millet Partisi’nin, Millet İttifakı’nın “Millet” ismini kullanmaması yönündeki itirazının oy çokluğuyla reddedildiğini belirterek, “Yani 6 parti tarafından oluşturulan ‘Millet İttifakı’ unvanının  2018 seçimlerinde olduğu gibi 2023 yılı seçimlerinde de kullanılabileceğine oy çokluğuyla karar verilmiştir” dedi.

Adaylara yapılan itirazlar reddedildi

Seçim takvimine göre, 18 Mart 2023 tarihinde geçici cumhurbaşkanı adaylarının listesinin ilan edildiğini hatırlatan Yener, “Çarşamba günü saat 17.00 itibariyle itirazlar sona ermiştir. Dün ve bugün yapılan çalışmalarda söz konusu itirazlar değerlendirilmiştir. Kurulumuza, alfabetik sıraya göre, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Sayın Muharrem İnce’nin ve Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın geçici aday listesinde yapılan ilanlarına itirazda bulunulmuş ve cumhurbaşkanı adayı olamayacakları yönünde itiraz yapılmıştır.

Kurulumuz her üç adaya yönelik olarak yapılan itirazları değerlendirmiş ve yapılan değerlendirme sonucunda Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 77, 101, 106 ve 116’ıncı maddeleri ve 6271 sayılı Cumhurbaşkanlığı seçimi kanununun 3, 6, 8 ve 8A maddeleri ile birlikte değerlendirilmiş ve yapılan değerlendirmeler sonucunda oy birliğiyle her üç aday yönünden adaylıklarına yönelik itirazların reddine karar verilmiştir” diye konuştu.

Adaylar kesinleşti

Yener, Kemal Kılıçdaroğlu, Muharrem İnce, Recep Tayyip Erdoğan ve Sinan Oğan’ın kesin aday listesinde bulunduklarına karar verildiğini ve 4 ismin cumhurbaşkanı adaylıklarının kesinleştiğini kaydetti.

Yener, “Karar ilan edilmek üzere bugün Resmi Gazete’ye gönderilip cumartesi günü saat 14.00 itibariyle de cumhurbaşkanı adaylarının birleşik oy pusulasındaki yerlerinin belirlenmesi için kura çekimi yapılacaktır” ifadelerini kullandı.

Başkan Yener ayrıca, seçimlerin yenilenmesi kararının usulüne uygun olmadığı ve bu nedenle alınan seçim kararının iptal edilmesine yönelik yapılan başvuruların da değerlendirildiğini ve seçimlerin iptaline yönelik başvuruların reddine karar verildiğini söyledi.

Paylaşın

MGK Sona Erdi: Seçim Güvenliği Vurgusu

Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrası açıklanan bildiride, “14 Mayıs 2023’te yapılacak seçimlerin huzur ve güven ortamı içerisinde gerçekleştirilmesine yönelik tedbirler gözden geçirilmiştir” ifadelerine yer verildi.

Haber Merkezi / Toplantı, 14 Mayıs’ta yapılacak seçimler öncesi yapılan son MGK toplantısıydı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde toplanan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sona erdi.

3 saat süren MGK’da alınan kararlar toplantının ardından yazılı açıklamayla duyuruldu. Toplantıda alınan kararlar şöyle;

“6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremlerin ardından ortaya çıkan durum değerlendirilerek bölgedeki hayatın bir an evvel normale döndürülmesinin önemi üzerinde durulmuş; bu felaketin vatandaşlarımızın huzur ve refahı ile ülkemizin millî güç unsurlarına yönelik her türlü olumsuz etkisini bertaraf etmeye matuf tedbirler ele alınmıştır.

PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ terör örgütleri başta olmak üzere, millî birlik ve beraberliğimiz ile bekamıza yönelik her türlü tehdit ve tehlikeye karşı yurt içinde ve yurt dışında azim, kararlılık ve başarıyla icra edilen operasyonlar hakkında kurula bilgi sunulmuştur.

Suriye ve Irak’ta bılhassa son dönemde müşahede edilen gelişmelerin, DEAŞ terör örgütü ile mücadele kisvesi altında PKK/KCK-PYD/YPG’yi helikopter de dahil her türlü imkan ve kabiliyetle teçhız etmeyi sürdüren aktörlerin asıl niyetinin anlaşılmasına bir kez daha vesile olduğu kaydedilmiştir.

Operasyonlarımız neticesinde verdiği zayıatın yanı sıra artan kaçışlar ve azalan katılımın da etkisiyle çöküş sürecine giren ve miadı dolan terör örgütünü himaye eden aktörlere; türkiye cumhuriyeti devleti’nin, bölücü terör örgütünü ve tüm uzantılarını arkalarındaki her türlü desteğe rağmen tamamen çökertmekte kararlı olduğu ve sınırları boyunca bir terör korıdoru oluşturulmasına müsaade etmeyeceği hatırlatılmıştır.

Rusya Federasyonu ile Ukrayna arasında bir yılı aşkın süredir devam eden savaşın bölgedeki diğer ülkelerin istikrarına ve Karadeniz’deki güvenliğe yönelik menfi tesirleri değerlendirilmiş; kalıcı barışın tesisi, bölgesel istikrarın muhafazası ve insani krizlerin etkilerinin giderilmesine yönelik gayretlerin sürdürüleceği ifade edilmiştir.

Türkiye’nin Balkan ülkeleri ile yakın istişare ve iş birliği içinde tesis ve icra ettiği, barış ve istikrarın muhafazası temelindeki politikası çerçevesinde, bölgedeki meselelere tesir edebilecek mahiyetteki gelişmelerin yakından takip edildiği belirtilmiş; ihtilafların hakkaniyete uygun bir şekilde çözümünü esas alan tüm yapıcı adımlara yönelik destek teyit edilmiştir.

Yunanistan ile ilişkilerimizde son dönemde yakalanan olumlu havanın sürdürülmesinin, her iki taraf ve bölgemiz için faydalı olacağı mütalaa edilmiş; Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’deki güncel gelişmelerin yakından takip edildiği belirtilmiştir.

14 Mayıs 2023 pazar günü birlikte yapılacak olan Cumhurbaşkanı seçimi ile 28. Dönem Milletvekili Genel seçiminin, huzur ve güven ortamı içerisinde gerçekleştirilmesine yönelik tedbirler gözden geçirilmiştir.”

Paylaşın

Yıldırımların Binalardan Gökyüzüne Yükselen Çarpıcı Görüntüsü

Sadece kümülonimbüs bulutlarında görülen şimşek ve yıldırım, diğer bulutlarda sadece enerji akımı sayesinde görülebilir. Yıldırımların binalardan gökyüzüne yükselen çarpıcı görüntüleri kaydedildi.

Brezilya’nın São José dos Campos kentinde kaydedilen görüntülerin analizi hakemli bilimsel dergi Geophysical Research Letters’ta yayımlandı.

Brezilyalı araştırmacılar, binalardaki paratonerlerinin gökyüzündeki şimşeklerle buluşması için yukarı doğru fırattığı enerjileri görüntülemeyi başardı.

Hazırlanan videoda São José dos Campos kentindeki yüksek binalara kurulan paratonerlerin adeta kendi şimşeklerini oluşturduğu ve gökyüzüne doğru fırlattığı görülüyor.

Görüntülerde havadan inen şimşeklerle yukarı çıkan enerjinin buluştuğu, nadir görülen anlar da yer alıyor.

18. yüzyılda Benjamin Franklin tarafından icat edilen paratonerlerin basit bir yapısı var. Bu cihazlar, bir binanın en yüksek noktasının üzerine yerleştirilmiş bakır veya alüminyum çubuklardan oluşuyor. Ancak bu çubukların toprağa bağlanan kabloları olması gerek.

Böylelikle binaya düşen yıldırım çubuktan ve ardından tellerden geçiyor ve binanın kendisiyle birlikte içindekiler de aşırı yüksek elektrik akımlarından korunmuş oluyor.

Öte yandan paratonerin tek işlevi bu değil. Zira bu çubuk aslında yıldırımın düşmesini pasif biçimde beklemiyor. Yıldırımın kendisine değmesinden yaklaşık bir milisaniye önce yıldırımın negatif yüküyle tetikleniyor.

Bunun sonucunda bu yüke bağlanmak için yukarıya pozitif bir enerji gönderiyor.

Araştırmacılar işte bu anları kayda alabilmek için olay yerinden yaklaşık 150 metre uzaklığa güçlü kameralar konuşlandırdı. Bu kameralar saniyede 40 bin görüntü kaydedebiliyordu.

Araştırmacılar, fırtınalı bir gecede paratonerlerin yıldırımlarla nasıl etkileşime girdiğini bu şekilde görüntüledi.

Öte yandan bilim insanlarına göre yakınlarsaki şimşekleri karşılamak için elektrik yükleri üreten tek nesne paratonerler değil. İnsan vücudunun da bunu yapabildiği biliniyor.

Brezilya’daki Ulusal Uzay Araştırmaları Enstitüsü’nden kıdemli araştırmacı Marcelo M.F. Saba, “Doğrudan yıldırım çarpmasa bile ondan yaralanabilirsiniz” diyor:

Açık bir alanda duran herhangi bir kişi benzer şekilde başından veya omuzlarından yukarı doğru bağlantı sağlayan bir elektrik akımı başlatabilir.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

14 Mayıs Seçimleri: Yeşil Sol Parti Seçim Şarkısını Paylaştı

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kala Yeşil Sol Parti, seçimler için hazırladığı şarkıları, Türkçe ve Kürtçe olarak sosyal medya hesaplarından paylaştı.

Yeşil Sol Parti’nin seçim şarkısı için kurguladığı video klipte kadınların hak mücadelelerine, Gezi Direnişi eylemlerine, 2023 Newrozu görüntülerine, işçi ve emekçilere, Yeşil Sol Parti bayraklarına ve ülke genelinde yürütülen ekolojik tahribatlar ile onlara karşı verilen mücadelelere yer verildi.

Yeşil Sol Parti’nin seçim şarkısının Türkçesi şöyle:

Buradayız, birlikte değiştireceğiz, yine bizler buradayız,
Kadın, kadın, kadın,
Eşit, özgür yarınlara,
Haydi haydi ayaklanın, şimdi vakti kazanmanın,
Karşıyız biz savaşlara; gençlerle ve kadınlara,

Zorba ile mücadele,
Yine bizler buradayız,
Şimdi, şimdi, şimdi, buradayız hemen şimdi,
Özgür kadın, özgür toplum, yeni yaşam hemen şimdi,
Bizler, bizler, yine bizler,

Onlarca, milyonlarca bizler,
Kazanacak olan biziz,
Özgürlük biz, çözüm bizler,
Geliyoruz, geliyoruz, hep birlikte geliyoruz,
İşçi, köylü, emekçiyiz,

Çözüm biziz, geliyoruz,
Yalanın, talanın, nefretin ve karanlığın karşısında hep inatla yine bizler buradayız,
Buradayız, birlikte değiştireceğiz,
Yine bizler buradayız.

Paylaşın

Dehşet: 10 Yaşındaki Çocuk Kurban Ritüelinde Akrabaları Tarafından Katledildi

Hindistan’ın kuzeyindeki Uttar Pradeş eyaletine bağlı Bahreyç’te 10 yaşındaki bir çocuğun kurban ritüelinde akrabaları tarafından katledildiği düşünülüyor. Olaya ilişkin tutuklanan üç zanlı cinayetle suçlanıyor.

Hindistan’da insan kurban etme Narabali diye biliniyor. Hinduizm’de zaman ve kıyametin tanrıçası olduğuna inanılan Kali’ye tapan Thugge tarikatı, Hint Yarımadası’nda yüzyıllar boyunca ilmikle yakaladıkları insanları soymuş ve cesetlerini gömmüştü.

1822 ile 1891 arasında yaşayan tarihçi Rajendralal Mitra insan kurban etmenin Vedalalar’a kadar uzanan geleneklerin bir devamı olduğunu yazmıştı. Hinduizm’in kutsal metinleri olan Vedalar’ın tarihi milattan önce 1500’e kadar ulaşıyor.

Yetkililer Vivek Verma adlı çocuğun kaybolduğu ihbarının 23 Mart’ta polise ulaştığını bildirdi. Aynı gece çocuğun cansız bedeni boğazı kesilmiş halde bir tarlada bulundu.

Başlatılan soruşturmanın ardından ipuçları, Verma’nın kuzeni Anoop Verma’yı gösterdi. Yetkililer, Anoop Verma’nın 2,5 yaşındaki oğlunun hasta olduğunu ve hiçbir tedaviye yanıt vermediğini kaydetti. Anoop Verma’nın bunun ardından yakınlardaki bir büyücüye danıştığı belirlendi.

Yetkililer, büyücünün adama bir insan kurban etmesi gerektiğini söylediğini ve Anoop Verma’nın, Vivek Verma’nın amcası Chintaram Vivek’le saldırıyı planladığını belirtti. Polisler, Chintaram Vivek’in yeğenini bir kürekle öldürdüğünü düşünüyor.

Hindistan Ulusal Suç Kayıtları Bürosu verilerine göre 2014’le 2021 arasında kurban ritüellerinde 103 kişi öldürüldü. Bunların çoğu para, çocuk sahibi olmak ve iyileşmek için yapıldı.

Ülkede batıl inançlara karşı çalışmalar yürüten aktivist Sanal Edamaruku ise gerçek sayının çok daha fazla olduğunu savundu: Bu sayı çok eksik sayılıyor. Asıl sayının bunun 10 hatta 20 katı olabileceğini düşünüyorum.

Edamaruku kolluk kuvvetlerinin bu tür olaylara karşı daha dikkatli olması gerektiğini ifade etti: Bu inançla ilgili değil. Bu tehlikeli bir suç.

Paylaşın

ABD’de İki Askeri Helikopter Havada Çarpıştı: Çok Sayıda Ölü

Amerika Birleşik Devletleri’nin Kentucky eyaletinde, Black Hawk tipi iki helikopter rutin eğitim uçuşu sırasında havada çarpışarak düştü. Kazada çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

Reuters haber ajansı, helikopterde bulunanların sayısı hakkında bilgi verilmediğini bildirdi.

Kara Şahin tipi helikopterlerin modifiye edilmiş hali olan HH-60’lar havadan saldırı operasyonları, tıbbi tahliye gibi farklı amaçlarda kullanılabiliyor.

Kentucky Valisi Andy Beshear sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Fort Campbell’dan gelen ilk haberlere göre bir helikopter kazası meydana geldi ve hayatını kaybedenler olduğu tahmin ediliyor” dedi ve yerel yetkililer ile acil servislerin kazaya müdahale ettiğini sözlerine ekledi.

ABD’nin Fort Campbell üssünün halkla ilişkiler ofisinden yapılan açıklamada ise, 101’inci hava tümeni tarafından kullanılan iki adet HH-60 Black Hawk tipi helikopterin Kentucky’nin Trigg County bölgesinde dün gece saatlerinde düştüğü kaydedildi.

“Komutanlık şu anda ordu mensupları ve aileleriyle ilgilenmeye odaklanmış durumda” denilen açıklamada, kazanın nedeninin araştırıldığı belirtildi.

Ordu sözcüsü Nondice Thurman, Kara Şahin HH-60 tipi helikopterlerin düşme nedeninin araştırıldığını belirtirken helikopterlerde kaç kişi olduğu ve durumları hakkında bilgi vermedi.

Thurman helikopterlerin Kara Kuvvetleri Komutanlığına bağlı tek hava saldırı bölüğü olan 101’inci hava bölüğüne ait olduğunu ve Fort Campbell askeri üssünden havalandıklarını belirtti.

Geçmişte bu üsten havalanan askerler dünyanın her tarafındaki çatışma bölgelerinde görev yaptı.

Paylaşın