ENAG Duyurdu: Enflasyon Yüzde 112,51

Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) verilerine göre, mart ayında enflasyon bir önceki aya göre yüzde 5,08 yükseldi. Yıllık enflasyon ise yüzde 112,51 oldu. ENAG, şubat ayında yıllık enflasyonu yüzde 126.91 olarak açıklamıştı.

Haber Merkezi / Akademisyenlerin ve ekonomistlerin bağımsız biçimde oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), şubat ayı enflasyon araştırmalarının sonucunu açıkladı.

ENAG’ın verilere göre, tüketici fiyat endeksi (E-TÜFE) martta yüzde 5,08 arttı. Endeksteki yıllık artış ise yüzde 112,51 oldu. E-TÜFE’nin son 12 aylık artışı ise yüzde 112.51 olarak gerçekleşti.

Verilere göre, ana ürün grupları kapsamında en az aylık artış sağlık, en fazla yükseliş ise yüzde 11.62 ile giyim ve ayakkabı kaleminde gerçekleşti. İkinci sırada yüzde 6.94 artışla lokanta ve oteller, üçüncü sırada ise yüzde 6.54 artışla ev eşyası yer aldı.

TÜİK: Enflasyon Yüzde 50,51

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) mart ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. TÜİK’e göre mart ayında enflasyon yıllık bazda yüzde 50,51 gerçekleşti.

Bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup yüzde 17,27 ile giyim ve ayakkabı oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 70,73 ile lokanta ve oteller oldu.

Ana harcama grupları itibarıyla 2023 yılı mart ayında bir önceki aya göre en az artış gösteren ana grup yüzde -1,92 ile giyim ve ayakkabı oldu. Buna karşılık, 2023 yılı Mart ayında bir önceki aya göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 6,30 ile eğitim oldu.

2023 yılı Mart ayında, endekste kapsanan 143 temel başlıktan (Amaca Göre Bireysel Tüketim Sınıflaması-COICOP 5’li Düzey), 24 temel başlığın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 8 temel başlığın endeksinde değişim olmadı. 111 temel başlığın endeksinde ise artış gerçekleşti.

Yİ-ÜFE (2003=100) 2023 yılı Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 0,44, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 6,25, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 62,45 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 113,73 artış gösterdi.

Sanayinin dört sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 80,42, imalatta yüzde 55,19, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 95,46 ve su temininde yüzde 95,48 artış olarak gerçekleşti.

Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara malında yüzde 46,96, dayanıklı tüketim malında yüzde 54,84, dayanıksız tüketim malında yüzde 85,23, enerjide yüzde 79,99 ve sermaye malında yüzde 51,86 artış oldu.

Sanayinin dört sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 1,48 artış, imalatta yüzde 2,02 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 13,28 azalış ve su temininde yüzde 2,62 artış olarak gerçekleşti.

Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara malında yüzde 1,86 artış, dayanıklı tüketim malında yüzde 2,03 artış, dayanıksız tüketim malında yüzde 4,24 artış, enerjide yüzde 9,32 azalış ve sermaye malında yüzde 1,28 artış olarak gerçekleşti.

Paylaşın

Akşener, Kılıçdaroğlu’na Kazandırdı, İYİ Parti’ye Kaybettirdi

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kala İYİ Parti Lideri Akşener’in aday belirlenme sürecinde İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in cumhurbaşkanı adayının belirlenme sürecinde Millet İttifakı masasından kalkmasının faturasına dair partide dikkat çekici hesaplar yapılıyor.

Gazete Duvar’ın Duvar Arkası bölümünde yer alan haberde, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın cumhurbaşkanı yardımcısı yapılması kararı ile aşılan krizi değerlendiren İYİ Partililere göre Akşener, Kılıçdaroğlu’nu “kazanacak aday” yaptı.

İYİ Partililere göre iki belediye başkanının cumhurbaşkanı yardımcısı yapılması kararıyla Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı olan Kemal Kılıçdaroğlu’na bir anda 6.5 puan kazandırıldı, seçimi almasının önü açıldı.

Ancak anketler bu süreçte İYİ Parti’nin ise ciddi bir oy kaybına uğradığını gösteriyor. Bu kaybı doğrulayan İYİ Partililer, “Oylarımızda yüzde 2.6 düşüş oldu. 1.5 puanı topladık. Gerisini de seçim sahasında kısa sürede toplayacağız” diyor.

Kabine nasıl oluşacak?

Öte yandan iktidara gelmeye aday olan Millet İttifakı’nın bugünden hazırlığını yaptığı çalışmalara göre seçimi kazanmaları durumunda kabinede büyük değişiklik yapılacak. Bugün 17 olan bakanlık sayısının 20’nin üzerine çıkması bekleniyor.

6 siyasi partinin hazırladığı Ortak Politikalar Metni’ne göre Hazine ve Maliye Bakanlığı iki ayrı bakanlık şeklinde yapılandırılacak. Şehircilik ve Afet Yönetimi Bakanlığı ile Bilişim ve Yenilikçilik Bakanlığı kurulacak. Bu durumda bakanlık sayısı 20’ye çıkıyor.

Ancak Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ikiye bölünebileceği ayrıca Avrupa Birliği Bakanlığı ile Orman ve Hayvancılık Bakanlığı kurulabileceği de kaydediliyor. Bunların yanı sıra mevcut bakanlıkların yapısında da değişim planlanıyor.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, “Kadın, Aile ve Çocuk Bakanlığı”, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı “İklim, Çevre ve Orman Bakanlığı”, Ticaret Bakanlığı “Esnaf ve Ticaret Bakanlığı”, Tarım ve Orman Bakanlığı “Tarım ve Gıda Güvenliği Bakanlığı” olarak yeniden yapılandırılacak.

Bakanlıklar için planlamalar şimdilik böyle ama asıl bu bakanlıkların partiler arasında nasıl paylaşılacağı merak konusu. Bu sorunun yanıtı ise Millet İttifakı’nın seçimi kazanması durumunda, yani 14 Mayıs’ta ortaya çıkacak.

Paylaşın

Demirtaş’tan “Yeşil Sol Parti” Çağrısı: Gerçek Bir Umut

Halkların Demokratik Partisi (HDP), Anayasa Mahkemesi’nde (AYM) devam eden kapatma davasından çıkabilecek olumsuz bir karara karşı Yeşil Sol Parti ile 14 mayıs seçimlerine katılma kararı almıştı.

Haber Merkezi / Edirne F Tipi Cezaevi’nde altı buçuk yıldır cezaevinde tutulan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, sosyal medya hesabı üzerinden Yeşil Sol Parti için bir kez daha çağrı yaptı.

Çağrısında gençlere seslenen Demirtaş, “Merhaba genç kardeşim, nasılsın? @YesillerSol ile aran nasıl?” diye soran Demirtaş, şöyle devam etti: “Kafana yatmayan ya da merak ettiğin bir şey varsa buradan bana yaz lütfen, olabildiğince cevap vermeye çalışacağım. Bence Yeşil Sol Parti gerçek bir umut, cıvıl cıvıl bir gençlik partisi.” ifadelerini kullandı.

Demirtaş, sosyal medya hesabından yaptığı bir başka paylaşımda ise, “Erdoğan kaybederse her şey çok kötü olur” diyenlere seslendi.

Demirtaş şunları yazdı: “Mesela Euro 20 TL, et 300 TL, peynir 200 TL, işsiz sayısı 5 milyon, açlık sınırı 10 bin TL, asgari ücret 8.500 TL mi olur? Hatta bir depremde 50 bin kişi mi ölür? Allah aşkına, daha ne kadar kötü olabilir?”

Paylaşın

Erdoğan, Demirtaş Üzerinden Millet İttifakı’na Yüklendi

İstanbul Bağcılar’da toplu açılış töreninde konuşan Erdoğan, “Siyaset sahnesinde yaşananları sizler de takip ediyorsunuz. Milletimizin karşısındaki tablo gayet açık ve nettir. Bir taraftan 15 Temmuz’da kurulan Cumhur İttifakı var, diğer tarafta çıkarlarının bir araya getirdiği 7’li koalisyon var.” dedi ve ekledi:

“Bu terör örgütlerinin parlamentodaki uzantısı hangi parti? HDP. HDP’yi ziyaret etti mi bay Kemal, ne sözü verdi? Hadi açıkla… Ne diyor, Demirtaş’ı serbest bırakacakmış. Bunları serbest bırakma gayretinde olanlara biz 14 Mayıs’ta gereken cevabı vereceğiz.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Bağcılar’da toplu açılış töreninde konuştu

Erdoğan, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nu ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’i eleştirdi.

Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun 31 Mart’ta İstanbul’da katıldığı iftar sonrası vatandaşlarla çekilen bir fotoğrafta yerde seccade olmasını gündemine alırken, İYİ Parti İstanbul İl Binasının kurşunlanmasıyla alakalı da Meral Akşener’e yüklendi.

Erdoğan seccade tartışması üzerinden Bağcılar’da törene katılan kalabalığa Kemal Kılıçdaroğlu’nu yuhalattı. Meral Akşener’e de ‘utan’ dedi.

Erdoğan “Fazla kalmadı 40 gün. Bu 40 gün içerisinde birileri seccadelerin üzerine ayakkabılarla basabilir. Çünkü bunlar Pensilvanya’dan alıyorlar talimatı. Onlara göre meşrudur, yapabilirler” diye konuştu.

Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

“Deprem bölgesinde 31 bin 663 konutun temelini attık, 1 yıl müsaade istedik, bir yıl içinde 319 bin konutu depremzedelere teslim edeceğiz. Toplamda inşa edeceğimiz konut sayısı 650 bini bulacaktır. Tüm şehirlerimizi eski görkemine kavuşturana kadar durmayacağız.

Bay Kemal, sen İzmir’in milletvekilisin, belediye sende ne yaptın söyle bakalım. Çok çalışacağız, 14 Mayıs’ta gereken dersi vereceğiz.

Biz bu millete efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik. Bağcılar’ı asla ihmal etmiyoruz. Bağcılar’ın kalbimizde ayrı bir yeri var. Buranın Bakırköy’e bağlı olduğu dönemde buralarda çizme ile çok dolaştık.

Kahramanmaraş depremlerinde dönüşümün önemini gördük. Yıllardır CHP zihniyetinin acımasız şekilde eleştirdiği TOKİ binalarımız deprem imtihanından alnının akıyla çıktı. Buralarda hiçbir can kaybı, yıkıntı yaşanmadı.

Meral Akşener’in saldırı açıklamasına tepki

Beni çok asabi görmüş, bana papatya çayı tavsiye ediyor. Biz de kendisine rezene çayı tavsiye ettik. Bizim yönlendirmemiz şeklinde kurşunlandığı yalanını yaydı. Tayyip Erdoğan’ın hayatında bu tür ahlaksızlık, bu tür adilik olmamıştır.

Senin geçmişinde varsa bilemem. Failler ortaya çıktı şimdi özür dileyebiliyor musun? Dileyemez, bu bir cibiliyet meselesidir. Özellikle hanım kardeşlerimden bu hanımefendi bir ders vermenizi istiyorum.

Selahattin Demirtaş üzerinden Millet İttifakına yüklendi

42 gün sonra sandıklara gideceğiz ve nasıl bir siyasi anlayışla yönetileceğimizi tayin edeceğiz. Çok önemli bir karar alacağız.

Siyaset sahnesinde yaşananları sizler de takip ediyorsunuz. Milletimizin karşısındaki tablo gayet açık ve nettir. Bir taraftan 15 Temmuz’da kurulan Cumhur İttifakı var, diğer tarafta çıkarlarının bir araya getirdiği 7’li koalisyon var.

Bu terör örgütlerinin parlamentodaki uzantısı hangi parti? HDP. HDP’yi ziyaret etti mi bay Kemal, ne sözü verdi? Hadi açıkla… Ne diyor, Demirtaş’ı serbest bırakacakmış. Bunları serbest bırakma gayretinde olanlara biz 14 Mayıs’ta gereken cevabı vereceğiz.”

Paylaşın

Olası İstanbul Depremi: İBB’den 7 Maddelik Eylem Planı

İBB Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Buğra Gökçe, olası İstanbul depremi için hazırlanan 7 maddelik eylem planına ilişki yaptığı açıklamada, “Afet sürecinde, koordinasyon yetisinin, asayiş, lojistik, kurtarma vb. süreçlerde ne denli önemli rol oynadığını hepimiz gördük” dedi ve ekledi:

“İBB ve ilçe belediyeleri arasındaki ortak işbirliğinin öneminin farkında olarak, seferberlik ruhunu kaybetmeden, süreci ilerletmemiz çok önemli. Deprem dirençli bir kent istiyorsak hazırlık süreçlerinin tamamında çağdaş temellere dayanan hakikatlerle ve sağduyuyla konuya yaklaşmamız gerekiyor.”

Gökçe, açıklamasının devamında ise, “Denetimden, yönetmelik değişiklerine, güçlendirme veya yenileme çalışmalarına varan çok faktöre sahip bir konuda herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Buğra Gökçe, olası İstanbul depreminde uygulanacak yedi maddelik eylem planını açıkladı.

‘Deprem Seferberlik Planı’ kapsamında 39 ilçe belediye başkanı ve teknik ekipleri ile önceki gün düzenlenen toplantıda depreme ilişkin kritik gündem maddeleri belirlendi.

Gökçe, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Başkanımız Sn. Ekrem İmamoğlu‘nun Deprem Dirençli kent vizyonu ile hazırladığımız İstanbul Deprem Seferberlik Planı’nda uygulama adımlarımız hızlanıyor” dedi.

Gökçe paylaşımında şu ifadelere yer verdi:

“Afet sürecinde, koordinasyon yetisinin, asayiş, lojistik, kurtarma vb. süreçlerde ne denli önemli rol oynadığını hepimiz gördük. İBB ve ilçe belediyeleri arasındaki ortak işbirliğinin öneminin farkında olarak, seferberlik ruhunu kaybetmeden, süreci ilerletmemiz çok önemli.

Deprem dirençli bir kent istiyorsak hazırlık süreçlerinin tamamında çağdaş temellere dayanan hakikatlerle ve sağduyuyla konuya yaklaşmamız gerekiyor.

Denetimden, yönetmelik değişiklerine, güçlendirme veya yenileme çalışmalarına varan çok faktöre sahip bir konuda herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor.”

Gökçe, eylem planını şöyle sıraladı:

  1. Uzlaşı kültürüyle riskli yapılarda dönüşümü ateşlemek.
  2. Kira yardımını ekonomi şartlara uygun hale getirmek.
  3. Kamu yararına maliyetine güçlendirme gerçekleştirmek.
  4. Zemin katlarda kolon-kiriş kesilmesinin önüne geçmek.
  5. İnşaatlarda imar ve yapı denetimini gerçekleştirmek.
  6. Depreme duyarlı park ve meydanlar oluşturmak.
  7. Kurtarma ve afete müdahalede yerel kapasiteyi artırmak.
Paylaşın

Birleşmiş Milletler’den Flaş Açıklama: Nükleer Silah Kullanma Riski Zirvede

Birleşmiş Milletler (BM) Silahsızlanma Yüksek Temsilcisi Izumi Nakamitsu,  “Nükleer Silahların Yayılmasının Önlemesi Antlaşmasının” (NPT) yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğinin altını çizdi.

Nakamitsu, bu ülkelerin söz konusu yükümlülükler sayesinde nükleer silah kullanımı ve yaygınlaşmasının engellediğini belirterek, “Nükleer silah kullanma riski şu anda Soğuk Savaş’ın derinliklerinden bu yana her zamankinden daha yüksek. Ukrayna’daki savaş bu riskin en şiddetli örneğini temsil ediyor” dedi.

Nakamitsu, açıklamasının devamında, “Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’na taraf olan tüm devletlerin, nükleer silahlarla ilgili meseleler söz konusu olduğunda, tüm devletler gerilimi tırmandıracak, hataya veya yanlış hesaplamaya yol açabilecek herhangi bir eylemde bulunmaktan kaçınmalıdır.

Hem nükleer silahlı devletler hem de nükleer silaha sahip olmayan devletler taahhütlerine ve yükümlülüklerine sıkı sıkıya bağlı kalmalıdır. Gerilimleri acilen azaltmak için diyaloğa geri dönmeli ve şeffaflık ve güven arttırıcı önlemler geliştirmenin ve uygulamanın yollarını bulmalılar. Anlaşmaya taraf olan devletler yükümlülüklerine tam olarak uymalı, gerilimin tırmanışını önlemek için derhal ciddi çabalar göstermeli” ifadelerini kullandı.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’in 25 Mart’ta, Belarus’a taktiksel nükleer silahlar yerleştireceklerini ancak nükleer silahların yayılmasının önlenmesiyle ilgili uluslararası yükümlülüklerini ihlal etmeden bunu yapacaklarını açıklamasının ardından acilen toplandı.

Ukrayna, Rusya’nın Belarus’a nükleer silah yerleştirmesini ‘endişe verici bir gerilim’ olarak değerlendirmiş, NATO ve Avrupa Birliği, Rusya’dan gelen son adımın ‘sorumsuzca’ olduğunu ifade etmişti.

VOA Türkçe’den Can Kamiloğlu’nun aktardığına göre, BM Silahsızlanma Yüksek Temsilcisi Izumi Nakamitsu, Rusya’nın Belarus’ta atmaya çalıştığı son adımını ‘oldukça tehlikeli bir girişim’ olarak değerlendirdi. Nakamitsu, tüm üye ülkelerin gerginliği arttıracak ya da hataya yol açacak adımlardan kaçınması konusunda uyarıda bulundu.

Nakamitsu, taraf ülkelerin “Nükleer Silahların Yayılmasının Önlemesi Antlaşmasının” (NPT) yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğinin altını çizdi. Bu ülkelerin söz konusu yükümlülükler sayesinde nükleer silah kullanımı ve yaygınlaşmasının engellediğini belirterek, “Nükleer silah kullanma riski şu anda Soğuk Savaş’ın derinliklerinden bu yana her zamankinden daha yüksek. Ukrayna’daki savaş bu riskin en şiddetli örneğini temsil ediyor” dedi.

Nakamitsu, “Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’na taraf olan tüm devletlerin, nükleer silahlarla ilgili meseleler söz konusu olduğunda, tüm devletler gerilimi tırmandıracak, hataya veya yanlış hesaplamaya yol açabilecek herhangi bir eylemde bulunmaktan kaçınmalıdır.

Hem nükleer silahlı devletler hem de nükleer silaha sahip olmayan devletler taahhütlerine ve yükümlülüklerine sıkı sıkıya bağlı kalmalıdır. Gerilimleri acilen azaltmak için diyaloğa geri dönmeli ve şeffaflık ve güven arttırıcı önlemler geliştirmenin ve uygulamanın yollarını bulmalılar. Anlaşmaya taraf olan devletler yükümlülüklerine tam olarak uymalı, gerilimin tırmanışını önlemek için derhal ciddi çabalar göstermeli” dedi.

ABD Daimi Temsilciliği adına söz alan Büyükelçi Robert Wood, Putin’in bu kararının “Rusya’nın istikrarsızlaştırıcı ve tehlikeli davranışlarının” arttığını gösterdiğini, uluslararası hukuka ve BM Şartı’na aykırı olduğunu söyledi. Wood, Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline hala meşru bir zemin bulamadığını, Ukrayna’daki savaşta gerginliği arttırmaya çalıştığını belirterek, Rusya’ya Ukrayna topraklarından çekilme çağrısını yineledi.

Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vassili Nebenzia ise Batı’nın Rusya’yı haksız yere suçladığını, ülkesinin barış ve güvenliği tehdit etmediğini, hiçbir yükümlülüğü ihlal etmeden Belarus ile olan işbirliklerini arttırdıklarını söyledi.

Nebenzia, asıl gerilimi tırmandıranın ABD’nin Avrupa ülkelerine yerleştirdiği nükleer silahlar olduğunu belirterek, “Yükümlülüklerimizi ihlal etmeden Belarus ile işbirliğini sürdürüyoruz. Nükleer silahları transfer etmiyoruz. Belarus topraklarında bir depolama tesisi inşasında uçakların ve eğitim ekiplerinin güçlendirilmesinden bahsediyoruz. ABD ve müttefikleri Kiev rejimine silah pompalama girişiminde bulunmasaydı, Rus tankları şu anda Ukrayna’da olmayacaktı” dedi.

Ukrayna’nın BM Daimi Temsilcisi Sergiy Klytsya ise, Rusya’nın tüm nükleer silahsızlanma mimarisini altüst ettiğini, BM Şartı ve uluslararası hukuk uyarınca yükümlülüklerine yerine getirmek yerine dünyayı nükleer kıyamete sürüklemeye hazır bir durumda olduğunu olduğunu söyledi.

Paylaşın

İstanbul’da 242 Ürünün 112’sinde Fiyatlar Arttı

Mart ayında İstanbul’da 242 ürünün 112’sinin fiyatı artarken, 33 ürünün fiyatı düştü, 97 ürünün fiyatı ise değişmedi. Geçen ay gıda harcamaları yaş kuru sebze ve meyveler alt grubunda yer alan soğan, yüzde 22,42 ile fiyatı en fazla artış gösteren ürün oldu.

Haber Merkezi / İstanbul’da geçen ay konut, kültür, eğitim ve eğlence harcamaları grubunda yer alan maç giriş bileti ücreti yüzde 24,12 gerileme göstererek fiyatı en fazla azalan ürün oldu.

İstanbul Ticaret Odası (İTO), kentteki enflasyonun aylık bazda arttığını açıkarken, mart ayına ilişkin ürünlerdeki fiyat artışlarına dair verileri de paylaştı. Perakende fiyatı artan ve azalan ürünler değişim oranlarıyla açıklanırken, piyasa şeffaflığını korumanın amaçlandığı kaydedildi.

İTO verilerine göre İstanbul Ücretliler Geçinme Endeksi’nde yer alan 242 ürünün 112’sinin perakende fiyatı artarken, 33 ürünün fiyatı düştü, 97 ürünün fiyatı ise değişmedi. Geçen ay gıda harcamaları yaş kuru sebze ve meyveler alt grubunda yer alan soğan, yüzde 22,42 ile fiyatı en fazla artış gösteren ürün oldu.

Fiyatında artış yaşanan diğer ürünler; gıda harcamaları grubundan yüzde 18,55 ile taze fasulye, yüzde 17,99 ile dana eti, yüzde 16,63 ile balık, sağlık ve kişisel harcamalar grubundan yüzde 15,96 ile ilaçlar, ev eşyası harcamaları grubundan yüzde 15,38 ile yemek odası takımı, gıda harcamaları grubundan yüzde 15,24 ile hazır çorbalar ve yüzde 14,16 ile tuz olarak belirlendi.

Fiyatı en fazla azalan ürün maç bileti

Geçen ay konut, kültür, eğitim ve eğlence harcamaları grubunda yer alan maç giriş bileti ücreti yüzde 24,12 gerileme göstererek fiyatı en fazla azalan ürün oldu.

Fiyatında azalış izlenen diğer ürünler; gıda harcamaları grubundan yüzde 22,92 ile salatalık, yüzde 20,95 ile yeşil soğan, yüzde 17,50 ile patlıcan, ev eşyası harcamaları grubundan yüzde 17,17 ile porselen mutfak eşyası, gıda harcamaları grubundan yüzde 12,24 ile bakla, ulaştırma ve haberleşme harcamaları grubundan yüzde 11,96 ile şehirler arası otobüs bileti ücreti ile gıda harcamaları grubundan yüzde 9,96 ile kabak olarak belirlendi.

Paylaşın

ABD’yi Hortum Ve Fırtına Vurdu: En Az 30 Ölü

Son birkaç gündür Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) orta ve güney eyaletlerinde etkili olan hortum ve şiddetli fırtınalar nedeniyle en az 30 kişi hayatını kaybetti. Amerikan medyasına göre 60’tan fazla hortum tespit edildi.

Hortumlar birçok evin yıkılmasına, binlerce yapının da elektriksiz kalmasına neden olurken, uzmanlar, fırtınaların neden olduğu hasarın boyutlarını anlayabilmenin günler alabileceğini belirtti.

WREG haber kanalının aktardığı bilgilere göre, Cuma günü başlayan fırtınadan en çok etkilenen eyalet olan Tennessee’de 9 kişi hayatını kaybetti. Arkansas, Alabama, Indiana ve Illınois’te de onlarca kişi hayatını kaybetti.

Ülkede etkili olan fırtına nedeniyle, ağaçlar yıkıldı, arabalar takla attı, evler çöktü. Geçen hafta 25 kişinin hortumdan dolayı hayatını kaybettiği eyalet Mississippi’de, yine hortum uyarıları yapıldı.

Arkansas Valisi Sarah Huckabee Sanders eyalette olağanüstü durum ilan etti. Vali Sanders Başkan Biden’la durumu konuştuğunu ve Biden’ın federal yardım sözü verdiğini kaydetti.

Fırtına ve hortum dolayısıyla oluşan maddi zararın büyüklüğüne de dikkat çekilirken, şiddetli fırtınanın enerji nakil hatlarına verdiği hasar nedeniyle 610 binin üzerinde hanenin elektriksiz kaldığı açıklandı.

Geçtiğimiz hafta da Mississippi eyaletinde hortumlar nedeniyle 26 kişi yaşamını yitirmişti. Fırtına Tahmin Merkezi bazı hortumların uzun mesafeler kat edebileği uyarısında bulundu.

Mississippi’de geçen haftaki hortumun bir saat süresince 94 km mesafe kat ettiğine dikkat çekiliyor. Başkan Biden, eyaleti Cuma günü ziyaret etmişti.

Yetkililer, Tennessee’de Salı günü Cuma günkü şiddetli hava koşullarının yeniden görülebileceği konusunda uyarı yaptı.

ABD’nin özellikle orta ve doğu kesimlerinde hortum vakaları çok sık görülüyor. 2021 yılı Aralık ayında hortumlar nedeniyle Kentucky eyaletinde 80 kişi hayatını kaybetmişti.

Paylaşın

Standard & Poor’s, Türkiye’nin Kredi Notunu Negatife Çevirdi

New York merkezli uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor’s Global, Türkiye’nin kredi notunu “B” olarak teyit ederken, görünümünü ise durağandan negatife revize etti. 

Standard & Poor’s, Türkiye’nin notu ile ilgili olumlu ve olumsuz senaryolar belirtti. Olumsuz senaryoda; Türkiye’nin finansal istikrarı veya kamu maliyesi üzerindeki baskının daha da artması durumunda, potansiyel olarak yenilenen kur değer kaybıyla bağlantılı olarak notların düşürülebileceği belirtildi.

Olumlu senaryoda; para ve finans sektörü politikalarının öngörülebilirliği ve etkinliği artarken, başta Merkez Bankası net döviz rezervleri olmak üzere, ülkenin ödemeler dengesi pozisyonu güçlenirse notların yükseltebileceğine işaret edildi.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P Global, Türkiye’nin kredi notunu teyit ederken, görünümünü aşağı yönlü revize etti. S&P Global’den yapılan açıklamaya göre, uzun dönem kredi notu “B” olarak teyit edildi. Kredi notunun görünümü “durağan”dan “negatif”e revize edildi.

S&P Global, negatif görünümün, Türkiye’nin kredibilitesine yönelik savunulamaz olarak kabul ettikleri parasal, mali ve ekonomik politika ortamlarından kaynaklanan riskleri yansıttığını belirtti. Kurum değerlendirmesinde, 2022 yılı için açıklanan düşük merkezi hükümet açığına rağmen, Türkiye için diğer genel kamu sektörü risklerinin arttığını belirtti.

Ekonomim’in aktardığına göre S&P Global, şubat ayındaki depremlerin ardından yeniden yapılanmanın, Türkiye’nin GSYH’sinin yüzde 12’si kadar iç ve dış finansman gerektireceğini öngörüyor.

İki senaryo

Derecelendirme kuruluşu, Türkiye’nin notu ile ilgili olumlu ve olumsuz senaryolar belirtti. Olumsuz senaryoda; Türkiye’nin finansal istikrarı veya kamu maliyesi üzerindeki baskının daha da artması durumunda, potansiyel olarak yenilenen kur değer kaybıyla bağlantılı olarak notların düşürülebileceği belirtildi.

Olumlu senaryoda; para ve finans sektörü politikalarının öngörülebilirliği ve etkinliği artarken, başta Merkez Bankası net döviz rezervleri olmak üzere, ülkenin ödemeler dengesi pozisyonu güçlenirse notların yükseltebileceğine işaret edildi.

S&P Global’in dolar/TL için beklentisi ise bu yıl sonunda 24,00, gelecek yıl sonunda 27,00 oldu.

Paylaşın

TİP Lideri Baş: Ortak Tek Adayda Bu İşi Bitirmek Lazım

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde partisinin tutumuna ilişki açıklamalarda bulunan TİP Genel Başkanı şu ifadeleri kullandı: “Herkes bilsin halka yalan söylemek suçtur bize böyle öğrettiler. Dolayısıyla TİP önümüzdeki seçimlerde iktidar olmayacak. Bunu biliyorum ve biz seçim beyannamemiz ‘Biz iktidara gelirsek şunu yapacağız’ diye yazdığımız bir şey değil” dedi ve ekledi:

“Biz güçlenen bir TİP’in, güçlenen bir Emek ve Özgürlük İttifak’ının neleri yapabileceğini anlatmaya çalışacağız ve ülkeye yeni bir vizyon sunmaya çalışacağız. Mesela sadece bu 20 yılda ortaya çıkan yıkımın rehabilite edilmesi meselesi değildir. Bu çok önemlidir, bunun için hep beraber iş birliği yapacağız. 3 buçuk yıldır ortak tek adayda bu işi bitirmek lazım diyen bir çizgiden geliyoruz.”

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, TV100 ekranlarında Uğur Dündar ile Haftanın Panoraması programının konuğu oldu. Programda Dündar’ın sorularına yanıt veren Baş, Türkiye gündemine ilişkin de açıklamalarda bulundu.

Türkiye’deki siyaset anlayışının değişmesi gerektiğini söyleyen Erkan Baş, emekçilerin, kadınların ve gençlerin Meclis’te daha fazla temsil edilmesinin önemine vurgu yaptı. “Biz bir kere dünyayı ve ülkemizi de emek ekseninde değerlendiriyoruz bizim kırmızı çizgimiz emektir, alın teridir ve her emekçi siyasi görüşü, düşüncesi, daha önce oy verdiği parti inancı, etnik kökeni, cinsel kimliği ne olursa olsun bizim açımızdan temel bir kıstas var; emekle sermaye arasındaki mücadelenin hangi tarafındasın? Biz soruyu buradan soruyoruz” diyen Baş şöyle devam etti:

“Sadece iktidarla da sınırlı tutmuyorum, Türkiye’de siyaset düzeni bozuk. Şunu kastediyorum: Yurttaşın yüzde 99’unun emeğiyle, alın teriyle yaşadığı bir ülkede parlamentoda neredeyse hiçbir emekçinin olmaması aslında ne kadar anormali yaşadığımızı gösteriyor. Ülkenin yüzde 50’si kadınlardan oluşuyor parlamentoda kadınların oranı yüzde 17.

Türkiye’de ağzını açan her siyasetçi gençliğin öneminden bahsediyor parlamentoya bakıyorsunuz gençlikten eser yok. Bir kere bizim hem Emek ve Özgürlük İttifakı olarak hem TİP olarak en temel ayrım noktamız budur. Bu ülkede tırnak içinde söylüyorum ‘sıradan’ insanların siyasette daha fazla söz söylemesi lazım.

20 yıllık AKP iktidarının şöyle bir özetini yapabiliriz bence: AKP iktidarı kadın düşmanıdır ve AKP karşıtı Türkiye’de en kararlı muhalefet hareketi kadın hareketedir. Türkiye’nin ana muhalefeti kadınlardır. İstanbul Sözleşmesi’nde çok kararlı bir mücadele sürdürdüler. Kadın cinayetlerine karşı inanılmaz bir kadın dayanışması örgütlenmiş durumdalar.

2022 yılı rakamını söyleyeyim size; 381 kadın katledilmiş. 381 kadının katledildiği bir ülkede İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmak nasıl açıklanabilir? Kadının sokağa çıkmasını bile günah ilan eden bir zihniyetle ittifak kurmak, bunları parlamentoya taşımaya çalışmak bu nasıl açıklanabilir? Hiç lafı falan yumuşatmaya gerek yok bu memlekette ciddi bir kadın düşmanlığı var ve bunun somutlandığı yer bugün Cumhur İttifakıdır.

Bu hareket Refah Partisi döneminden bu yana sözde kadını önemseyen, kadını siyasete kazanmayı amaçladıklarını ifade eden bir yaklaşımla geldiler. Şimdi bakın grup başkanvekili, AKP milletvekili sadece bir kanunu savunduğu için ‘Tehdit ediliyorum’ diyor. Kadın düşmanlığının daha belirgin bir hali olabilir mi?”

“‘Sen git beni temsil et’ demesini yeterli görmüyoruz”

Programın devamında Türkiye siyasetindeki temsil mekanizmasının yeniden tarif edilmesi gerektiğini söyleyen TİP Genel Başkanı, “Biz de siyasette aslında tam bunu yapmaya çalışıyoruz. O temsil ilişkisini ortadan kaldırarak insanların birilerine ‘Sen git beni temsil et’ demesini yeterli görmüyoruz” dedi.

Yurttaşların siyasete daha fazla katılması gerektiğini belirten Erkan Baş şöyle devam etti:

“Hiç tartışmaya gerek yok bu iktidar işçi düşmanıdır, bu iktidar kadın düşmanıdır, bu ülke genç düşmanıdır. Bunların açıkça ifade edilmesi gerekiyor. Biz de siyasette aslında tam bunu yapmaya çalışıyoruz. O temsil ilişkisini ortadan kaldırarak insanların birilerine ‘Sen git beni temsil et’ demesini yeterli görmüyoruz. Yurttaşın daha katılımcı bir biçimde bu siyasette özne olabileceği bir şey yapıyoruz.

Hatta şöyle söyleyeyim; Emek ve Özgürlük İttifakı’nın iddiası şudur: Bizim dışımızdaki bütün ittifaklar yurttaşa seçmen gözüyle bakıyor. ‘5 yılda bir sandığa gitsin oyunu versin ve beni iktidar yapsın ondan sonra evinde otursun.’ Biz yurttaşlık kimliğini haklarıyla, ödevleriyle bir bütün olarak görüyoruz ve bunu daha dinamik bir ilişki haline getirmek gerektiğini söylüyoruz.”

Programda partisinin 14 Mayıs’taki seçimlerde milletvekilliği adaylığı için belirlediği isimlere ilişkin de açıklamalarda bulunan Erkan Baş, “Biz ‘Meclis halkın Meclis’i olacak’ diyorduk şimdi onu yapmaya çalışıyoruz” dedi.

“TİP sadece ünlüleri aday gösteriyor” eleştirilerine de yanıt veren Baş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Emine Büyüknohutçu ile henüz tanışmadım. Meryem Göktepe ile bir ay kadar önce tanıştım. İrfan Değirmenci ile daha önce konuk olmuştum. Mehmet Aslantuğ’u partimizin Kültür Sanat Bürosu önerdi. Dediler ki ‘Mehmet Aslantuğ’ adayımız olabilir. Arkadaşlar değerlendirme yaptılar ben de sayın Aslantuğ ile tanıştım. Sohbet ettik birlikte çalışmanın koşulları var mıdır diye baktık sağ olsun kabul etti. Mesela Emine Büyüknohutçu’yu Ekoloji Büromuz önerdi. Bunlar tanınan isimler olduğu için söylüyorum.

İstanbul’da bir İGDAŞ işçisi bizim adayımız sevgili Anıl 13 yıldır İGDAŞ’ta çalışan bir arkadaşımız. İzmir’de Mehmet Kani bir üretici köylü arkadaşımız. Mısra Öz… Türkiye’nin en önemli sorunu adalet değil midir? Düşünsenize 5 yıl önce evladını kaybetmiş. Kaza diye adlandırılan katliam. O gün bugündür yapıştı yakasına adalet arıyor. Gerçekten soruyorum, herkes elini vicdanına koysun; Mısra Öz milletvekilliği hak etmeyecek de kim hak edecek?

Sevgili İrfan tabii ki bir ekran yüzü olduğu için toplumun çok geniş kesimlerinin tanıdığı bir isim. Mehmet Aslantuğ yıllardır sinemada emek veren bir arkadaşımız ve dolayısıyla toplum çok tanıyor ve şöyle algılanıyor: ‘TİP ünlüleri mi milletvekili yapıyor?’ 10 tane aday açıklamışız daha. 600 adaydan 10 tanesi açıklanmış. Anıl İGDAŞ işçisi, Meryem Göktepe belediye işçisi.

Yıllardır KESK’te görevleri var, yöneticilik yapıyor ve yine adalet mücadelesinin önemli isimlerinden bir tanesi. Mehmet Kani üretici köylü. Şimdi onun yanında İrfan’ı ekleyin artık emekli olacak kadar çalışmış bir gazeteci. Mesela Aylin bugün açıkladık belediye işçisi bir arkadaşımız. Emine Büyüknohutçu doğasına, toprağına sahip çıktığı için annesi babası katledilmiş bir arkadaşımız. Şimdi bu hepimizin sorunu değil mi? Biz Meclis halkın Meclis’i olacak diyorduk şimdi onu yapmaya çalışıyoruz.”

“Ülkeye yeni bir vizyon sunmaya çalışacağı”

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde partisinin tutumuna ilişkin de açıklamalarda bulunan TİP Genel Başkanı şu ifadeleri kullandı:

“Herkes bilsin halka yalan söylemek suçtur bize böyle öğrettiler. Dolayısıyla TİP önümüzdeki seçimlerde iktidar olmayacak. Bunu biliyorum ve biz seçim beyannamemiz ‘Biz iktidara gelirsek şunu yapacağız’ diye yazdığımız bir şey değil. Biz güçlenen bir TİP’in, güçlenen bir Emek ve Özgürlük İttifak’ının neleri yapabileceğini anlatmaya çalışacağız ve ülkeye yeni bir vizyon sunmaya çalışacağız.

Mesela sadece bu 20 yılda ortaya çıkan yıkımın rehabilite edilmesi meselesi değildir. Bu çok önemlidir, bunun için hep beraber iş birliği yapacağız. 3 buçuk yıldır ortak tek adayda bu işi bitirmek lazım diyen bir çizgiden geliyoruz.”

Paylaşın