İTO Duyurdu: İstanbul’un Enflasyonu Yüzde 74,22

Mart ayında İstanbul’da enflasyon bir önceki aya göre yüzde 2,95, bir önceki yılın aynı ayına yüzde 74,22 arttı. En yüksek fiyat artışları giyim harcamalarında görüldü. Giyim harcamalarını sağlık ve kişisel bakım harcamaları takip etti.

Haber Merkezi / En az artış ise ulaştırma ve haberleşme harcamalarında görüldü. Ulaştırma ve haberleşme harcamalarını ise ev eşyası harcamaları takip etti.

İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) 1995 bazlı verilerine göre, İstanbul’da perakende fiyat hareketlerinin göstergesi olan İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksi için mart ayı verileri açıklandı.

Martta bir önceki aya göre yüzde 2,95, toptan fiyat hareketlerini yansıtan Toptan Eşya Fiyatları İndeksi ise yüzde 4,96 artış kaydetti. Söz konusu veriler yıllık bazda incelendiğinde, perakendede yüzde 73,02, toptan fiyatlarda ise yüzde 74,22 olarak gerçekleşti.

Martta perakende fiyatlarda önceki aya göre, diğer harcamalar grubunda yüzde 8,89, giyim harcamalarında yüzde 5,32, sağlık ve kişisel bakım harcamalarında yüzde 4,70, gıda harcamalarında yüzde 3,97, konut harcamalarında yüzde 2,46, ev eşyası harcamalarında yüzde 0,36, ulaştırma ve haberleşme harcamalarında yüzde 0,17 artarken, kültür eğitim ve eğlence harcamalarında yüzde 4,23 azaldı.

Martta toptan fiyatlarda ise önceki aya göre, işlenmemiş maddeler grubunda yüzde 13,77, kimyevi maddeler grubunda yüzde 4,96, gıda maddeleri grubunda yüzde 4,82, inşaat malzemeleri grubunda yüzde 3,55, mensucat grubunda yüzde 1,45, yakacak ve enerji maddeleri grubunda yüzde 0,13 artış, madenler grubunda yüzde 1,64 azalış görüldü.

Paylaşın

14 Mayıs Seçimleri: Adaylarının Oy Pusulasındaki Yerleri Belli Oldu

Cumhurbaşkanı adaylarının birleşik oy pusulasındaki yerlerinin belirlemesi için çekilen kurada birinci sırada Recep Erdoğan, ikinci sırada Muharrem İnce, üçüncü sırada Kemal Kılıçdaroğlu, dördüncü sırada Sinan Oğan yer aldı.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı adaylarının oy pusulasındaki yerlerini belirlemek için Yüksek Seçim Kurulunda (YSK) kura çekildi.

Kura çekimini Kemal Kılıçdaroğlu’nu temsilen Av. Mehmet Hadimi Yakupoğlu, Muharrem İnce’yi temsilen Av. Halil İlker Çelik, Recep Tayyip Erdoğan’ı temsilen Av. Doç. Dr. Hüseyin Aydın, Sinan Oğan’ı temsilen Av. Kürşat Ergün yaptı.

Cumhurbaşkanı adaylarının birleşik oy pusulasındaki yerlerinin belirlemesi için çekilen kurada 1. sırada Erdoğan, 2. sırada İnce, 3. sırada Kılıçdaroğlu, 4. sırada Oğan yer aldı.

8 Nisan’da ittifakların ve siyasi partilerin oy pusulasındaki yerlerinin belirlenmesi için kura çekimi yapılacak. 9 Nisan’da milletvekili aday listeleri Yüksek Seçim Kurulu’na teslim edilecek. 19 Nisan’da da milletvekili kesin aday listeleri ilan edilecek.

Seçim takviminin önemli aşamaları

28 Mart: Cumhurbaşkanı geçici aday listesi Resmi Gazete’de yayımlandı ve saat 08.00 itibarıyla itiraz süreci başladı.

29 Mart: Cumhurbaşkanı geçici aday listesine yapılacak itirazların süresi saat 17.00’de sona erecek ve itirazlar YSK tarafından incelenmeye başlanacak.

30 Mart: Cumhurbaşkanı geçici aday listesine yapılan itirazların YSK tarafından karara bağlanması süreci sona erecek.

31 Mart: Cumhurbaşkanı kesin aday listesi Resmi Gazete’de yayımlanacak ve cumhurbaşkanı seçimi propaganda dönemi başlayacak.

1 Nisan: Cumhurbaşkanı adaylarının birleşik oy pusulasındaki yerlerinin belirlenmesi için YSK’da kura çekimi yapılacak.

2 Nisan: Muhtarlık bölgesi askı listeleri ve tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlülere ilişkin askı listeleri askıdan indirilecek ve itiraz süreci sona erecek.

3 Nisan: Muhtarlık bölgesi askı listelerine ve yurt dışı seçmen kütüğü ile tutuklular ve taksirli suçlardan hükümlülere ilişkin askı listelerine yapılacak itirazlar karara bağlanacak.

6 Nisan: İttifak yapan siyasi partilerin ittifaktan vazgeçmelerine ilişkin süre saat 17.00’de sona erecek. İttifaktan vazgeçen siyasi partiler YSK tarafından saat 18.00’e kadar ittifak içerisindeki diğer siyasi partilere bildirilecek.

7 Nisan: İttifaktan vazgeçen siyasi parti/partiler olması halinde, ittifak içerisinde kalan diğer siyasi partilerin ittifak protokolünde değişiklik yapmaları veya ittifaktan vazgeçtiklerini bildirmelerine ilişkin süre saat 17.00’de son bulacak.

8 Nisan: İttifakların ve siyasi partilerin birleşik oy pusulasındaki yerlerinin belirlenmesi için YSK’da kura çekilecek.

9 Nisan: Siyasi partilerin genel merkezlerinin, seçime katılacakları seçim çevrelerine ait milletvekili aday listelerini YSK’ya alındı belgesi karşılığında taşınabilir bellek ve kağıt ortamında teslim etme süresi 17.00’de sona erecek. YSK tarafından partilerin verdikleri aday listelerinin incelenmesine başlanacak.

Bağımsız milletvekili adaylığı için il seçim kurullarına başvuru süresi de aynı saatte son bulacak ve il seçim kurulları bağımsız milletvekili adaylarını YSK’ya bildirecek.

10 Nisan: Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünden alınan bilgilere göre seçmenlerden ölmüş olanlar ile Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarılanların Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğünce işlenmesi tamamlanacak.

12 Nisan: Yurt içi ve yurt dışı seçmen kütükleri kesinleştirilecek. Yurt içi seçmenlerin oy vereceği yer ve sandıklar belirlenecek.

19 Nisan: Seçmen bilgi kağıtlarının dökümüne ve dağıtımına başlanılacak, siyasi partilerden sandık kurulunda görev alacak olan üye listelerinin ilçe seçim kurulu başkanlığına verilmesi istenilecek. YSK tarafından milletvekili kesin aday listelerinin seçim çevreleri itibarıyla ilan edilmek üzere il seçim kurullarına ve Resmi Gazete ile radyo ve televizyonda yayımlanmak üzere ilgili mercilere gönderilecek.

27 Nisan: Gümrük kapıları ile yurt dışında oy verme işlemi başlayacak.

4 Mayıs: Propaganda serbestliği ve bir kısım seçim yasakları başlayacak.

7 Mayıs: Radyo ve televizyon propaganda konuşmaları başlayacak. Seçmen bilgi kağıtlarının seçmenlere dağıtımı tamamlanacak.

9 Mayıs: Yurt dışında oy verme işlemi sona erecek.

13 Mayıs: Seçim propaganda süreci saat 18.00 itibarıyla sona erecek.

14 Mayıs: Oy verme günü. Seçim yasakları saat 24.00’te sona erecek. Cumhurbaşkanı seçimi geçici sonuçları saat 23.59’a kadar ilan edilecek.

İlk oylamada geçerli oyların salt çoğunluğu sağlanmadığı takdirde 28 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanı Seçimi’nin ikinci oylamasına ilişkin seçim takvimi ise şöyle işleyecek:

15 Mayıs: İkinci oylamaya katılmaya hak kazanan adaylardan birinin herhangi bir nedenle seçime katılmaması halinde aday ikamesi için belirlenen süre saat 17.00’de sona erecek. Geçici sonuçların ilanının gecikmesi halinde aday ikamesine ilişkin seçim takvimi buna göre teselsül ettirilecek. Propaganda dönemi başlayacak. Sandık kurullarının kararları ve tutanaklarına karşı ilçe seçim kurullarına yapılacak itiraz süresi saat 17.00’de sona erecek ve ilçe seçim kurullarınca en geç saat 23.59’a kadar karara bağlanacak.

16 Mayıs: İlçe seçim kurulu kararları ile birleştirme tutanaklarına karşı il seçim kuruluna yapılacak itiraz süresi saat 17.00’de son bulacak ve yapılan itirazlar il seçim kurullarınca en geç saat 23.59’a kadar karara bağlanacak.

17 Mayıs: İl seçim kurulu kararlarına ve il birleştirme tutanaklarına karşı YSK’ye yapılacak itiraz süresi 17.00’de sona erecek. İlçe seçim kurullarınca, sandık kurulu ve diğer görevlilerin değişikliklerinin SEÇSİS’e işlenmesine başlanacak. Yurt dışı ilçe seçim kurulunca, varsa saklama ve ulaştırma kurulu, sandık kurulu ve diğer görevlilerin değişiklikleri yapılacak.

18 Mayıs: İl seçim kurulu kararlarına ve il birleştirme tutanaklarına karşı yapılan itirazlar YSK tarafından karara bağlanacak.

19 Mayıs: YSK tarafından kesin seçim sonuçları Resmi Gazete ile radyo ve televizyonda ilan edilmek üzere ilgili mercilere gönderilecek.

20 Mayıs: Gümrük kapılarında ve yurt dışında oy verme işlemi başlayacak.

22 Mayıs: Cumhurbaşkanı adaylarının radyo ve televizyonda yapacakları propaganda konuşmalarının yayın ve zaman sıralarının belirlenmesi için YSK’de kura çekilecek.

24 Mayıs: Yurt dışında oy verme işlemi sona erecek. Radyo ve televizyon propaganda konuşmaları başlayacak.

27 Mayıs: Seçim propaganda dönemi saat 18.00’de sona erecek.

28 Mayıs: Oy verme günü.

29 Mayıs: Cumhurbaşkanı seçimi geçici sonuçları ilan edilecek. Sandık kurullarının kararları ve tutanaklarına karşı ilçe seçim kurullarına yapılacak itiraz süresi 17.00’de sona erecek ve yapılan itirazlar ilçe seçim kurullarınca en geç 23.59’a kadar karara bağlanacak.

30 Mayıs: İlçe seçim kurulu kararları ile birleştirme tutanaklarına karşı, il seçim kurullarına yapılacak itiraz süreci saat 17.00’de sona erecek ve en geç saat 23.59’a kadar karara bağlanacak.

31 Mayıs: İl seçim kurulu kararlarına ve il birleştirme tutanaklarına karşı, YSK’ye yapılacak itiraz süresi sona erecek.

1 Haziran: İl seçim kurulu kararlarına ve il birleştirme tutanaklarına karşı yapılan itirazlar YSK tarafından karara bağlanacak. YSK tarafından kesin seçim sonuçları Resmi Gazete ile radyo ve televizyonda ilan edilmek üzere ilgili mercilere gönderilecek.

Paylaşın

Çin’den Tayvan’a Gözdağı

Tayvan’ın kendi topraklarının parçası olduğunu savunan Çin ile Tayvan arasında gerilim yükseliyor. Son olarak, dokuz Çin uçağının muharebeye hazırlık devriye görevi için Tayvan Boğazı’nda Çin ve Tayvan’ı birbirinden ayıran gayriresmi orta sınırı geçtiği bildirildi.

Çin, Soğuk Savaş’ın en şiddetli dönemlerinin yaşandığı 1954’te Amerikalı bir general tarafından hazırlanan Tayvan Boğazı orta sınırını resmi olarak kabul etmedi. Ancak Çin ordusu kısa zamana kadar Çin ve Tayvan’ı ayıran bu gayriresmi deniz sınırını ihlal edici hamlelerde bulunmamıştı.

Çin yönetimi, Tayvan lideri Tsai Ing-wen’in ABD’de Temsilciler Meclisi Başkanı Kevin McCarthy’le görüşmesi halinde bunu provokasyon olarak nitelendirip karşılık vereceklerini duyurmuştu.

Çin, Amerika’nın Tayvan’a verdiği desteği arttırdığını kabul ediyor ve bundan ötürü öfke duyuyor.

Tsai Ing-wen, Orta Amerika ziyaretine başlamadan önce Çarşamba günü ABD’de mola vermişti.

Tayvan Cumhurbaşkanı’nın Taipei’ye dönmeden önce önümüzdeki hafta Los Angeles’ta vereceği mola sırasında ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Kevin McCarthy’yle görüşmesi bekleniyor. Çin, bu görüşmenin gerçekleşmesi halinde buna misilleme yapacağını kaydetmiş ancak ayrıntı vermemişti.

Tayvan Savunma Bakanlığı, dokuz Çin uçağının Tayvan Boğazı’ndaki gayriresmi orta sınırın kuzey, orta ve güney noktalarını aştığını kaydetti.

Bakanlık, Tayvan silahlı kuvvetlerinin, “anlaşmazlıkları tırmandırmama ya da anlaşmazlığa yol açmama” ilkesi çerçevesinde durumu gözlemlemek için kendi uçak ve gemilerini kullandığını bildirdi.

Tayvan Savunma Bakanlığı açıklamasında, “Komünist ordunun kuvvetlerini harekete geçirmesi Tayvan Boğazı’nda kasti gerginliğe yol açtı. Bu durum barış ve istikrara zarar vermekle kalmadı, bölgesel güvenlik ve ekonomik kalkınmayı da olumsuz etkiledi” dedi. Bakanlık “bu gibi mantıksız eylemleri” kınadığını kaydetti.

Çin’den konuya ilişkin açıklama gelmedi.

Tayvan Cumhurbaşkanı Tsai, 2019 yılından beri Amerikan topraklarında verdiği bu ilk molada dün New York’taki düşünce kuruluşu Hudson Enstitüsü’nde yaptığı konuşmada, tırmanan gerginliklerin sorumlusunun Çin olduğunu belirtti.

Tsai, “Çin kasten gerginlikleri tırmandırıyor ancak Tayvan buna her defasında itidalle karşılık veriyor. Tüm dünya sorumluluk sahibi tarafın Tayvan olduğunu görebilir” dedi.

Güvenlikten sorumlu üst düzey Tayvanlı bir yetkili, Reuters haber ajansına, Çin uçağının, Tayvan Boğazı’ndaki orta sınırı “hafif” geçtiğini, Çin gemilerinin olağandışı seyirde bulunmadığını söyledi.

Çin, Temsilciler Meclisi’nin eski Başkanı Nancy Pelosi’nin geçen Ağustos’ta Taipei’ye ziyareti sonrasında Tayvan civarında savaş oyunları sahnelemiş ve o dönemden bu yana daha düşük seviyede askeri faaliyetlerine devam etmişti.

Tayvanlı yetkili, yabancı siyasi liderlere ve iş adamlarına karşı hoş görünme çabasına giren Çin’in benzer büyük çaplı askeri tatbikatları yineleme olasılığının düşük olduğunu, askeri gerginlikleri tırmandırmanın tüm dünyaya “çelişkili mesajlar” vermek anlamına geleceğini söyledi.

Kaynak, “Ancak Çin’in olası mantıksız davranışlarına karşı tüm hazırlıklarımızı yaptık. Uluslararası toplum Tayvan’a ilgi gösterdikçe Çin’in rahatsızlığı artıyor” şeklinde konuştu.

Bugün Taipei’de gazetecilere konuşan Tayvan Başbakanı Chen Chien-jen, Tayvan’ın dünyaya açılma hakkı olan “demokratik bir ülke” olduğunun altını çizdi.

Chen Chien-jen, Pekin’in misilleme tehdidine ilişkin bir soruya, “Umarım Çin kışkırtıcı olma bahanesi aramaz. Çin’in otoriter yayılma girişimi gereksiz sorunlara yol açar. İşte görüyorsunuz bugün burada yine aynı çağrıyı yapıyor ve Çin’in kışkırtıcı eylemlerini azaltmasını söylüyoruz” dedi.

Çin – Tayvan gerginliği

II. Dünya Savaşı sonrasında Çin’de Milliyetçi Parti ve Komünist Parti arasındaki iç savaş Komünist Parti’nin zaferiyle sonuçlanmıştı. Mağlubiyetin ardından Milliyetçi Parti liderleri Tayvan’a sığınmıştı.

Soğuk Savaş nedeniyle Batı’yla ilişkilerini koparan Çin’i 1970’lerin başına kadar Birleşmiş Milletler’de (BM) Tayvan ya da resmi adıyla Çin Cumhuriyeti temsil ediyordu.

BM’nin 1971’de aldığı Çin Halk Cumhuriyeti’ni tanıma kararı gerginliği yeni bir boyuta taşımıştı. Kararın ardından Tayvan, BM’den çıkarılmıştı.

Pekin yönetimi, “tek Çin” ilkesini benimseyerek Tayvan’ın kendi topraklarının parçası olduğunu savunuyor. Buna göre Çin, boğaz ve çevresindeki askeri varlığının yanı sıra Tayvan’ın ülkelerle diplomatik ilişkiler kurmasına, BM’de ve diğer uluslararası kuruluşlarda temsil edilmesine karşı çıkıyor.

Tayvan ise o günden bu yana bağımsızlık arayışını farklı biçimlerde sürdürüyor.

Paylaşın

İYİ Parti İl Binası’na Saldırı Yok, Hırsız Kovalaması Var; Zanlı Gözaltında

İstanbul Emniyet Müdürlüğü, İYİ Parti İstanbul İl Başkanlığı binasına isabet eden kurşunun saldırı olmadığını açıkladı. Kurşunlarla ilgili gözaltına alınan inşaat bekçisi M.E., Asayiş Şube Müdürlüğü’ne götürüldü.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden İYİ Parti İstanbul İl Başkanlığı’na isabet eden kurşunlarla ilgili yapılan açıklamada, “Yapılan alan çalışmasında; olayın, bölgede bulunan bir inşaatta meydana gelen hırsızlık girişimine karşılık, inşaatın bekçisinin hırsızları kaçırmak için ateş etmesi nedeniyle gerçekleştiği tespit edilmiştir.

Hırsızların İyi Parti İl Binası istikametine kaçması nedeniyle binaya tesadüfi olarak kurşunların gelmesine neden olmuştur. Şahsın olayda kullanmış olduğu bulundurma ruhsatlı silahı ile beraber yakalanması yapılmıştır” ifadelerine yer verildi.

İsabet eden kurşunlarla ilgili ruhsatlı silahı ile birlikte gözaltına alınan inşaat bekçisi M.E. Asayiş Şube Müdürlüğü’ne götürüldü.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, sosyal medya hesabından failin yakalandığını açıklamıştı. Soylu, açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştı:

“İYİ Parti İl Başkanlığına isabet eden saldırı ile ilgili fail yakalandı. Sorumlu mevkidekilerin suçlamalarda bulunurken dikkatli olmaları gerekir. Bizim görevimiz yakalamak. Devletinize ve Polisinize itimat ediniz. Mahcup olursunuz.”

Akşener: Recep Bey’in tehdidi ile partimiz kurşunlanmıştır

Saldırı sonrası, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İYİ Parti İstanbul İl Başkanlığı önüne gelmiş ve burada bir açıklama yapmıştı. Akşener, açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştı:

Seçime 1,5 ay kala ve Sayın Cumhurbaşkanı demem ama Cumhurbaşkanı böyle olmaz, Recep Bey’in tehdidi ile partimiz kurşunlanmıştır.

Daha önce dedi ki bana bunlar iyi günlerin, linçe uğradım, evim basıldı, bu defa beni kendinle uğraştırma dedi; partimizin İstanbul İl Başkanlığı 2 yerinden kurşunlandı.

Türkiye bir kabile devleti olamaz. Partilerin seçime 1,5 ay kala korkutulması kabul edilemez. Akşener’i korkutacak adam anasından doğmadı. Cenab-ı Hak’tan başka kimseden korkmam.

Evim basıldı beraat ettiler. Linçe uğradım beraat ettiler. Torunuma iftira attılar, beraat ettiler. Aziz milletim, bu ucube sistem süremez.

Bugün bana, yarın size. 14 Mayıs’ta sandığa gideceksiniz, bu pis sistemi bitireceksiniz. Yanımda Ekrem başkan var. Seçimi iptal ettiler. Ben milletime güveniyorum.

Kadın kardeşlerim sizlere sesleniyorum. Erkek siyasetçilere yapılmayan iğrençlik bana yapıldı. Eğer bu zulmün bitmesini istiyorsanız 14 Mayıs’ta oylarınızı Millet İttifakı’na oy vereceksiniz.

Kılıçdaroğlu’nu Cumhurbaşkanı seçeceksiniz, İYİ Parti’yi birinci parti yapacaksınız. Işıklar söndüğünde evinden işe nasıl gidildiğini biliyorum. Bir lokantada yalnız yemek yiyorsanız başınıza neler geldiğinizi biliyorum.

Recep Bey size sesleniyorum. Devri iktidarınızda başıma gelmeyen kalmadı. 14 Mayıs’tan sonra iftiralar, hakaretler bitecek. Etrafındaki yalaka tayfa yerine bize bağırmaya tercih ediyor.”

Ömer Çelik: Provokatif dili kınıyoruz

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İYİ Parti İstanbul İl Başkanlığı’na yönelik silahlı saldırıya ilişkin açıklama yapmıştı. Çelik, şu ifadeleri kullanmıştı:

“İyi Parti İstanbul İl binasına yapılan saldırıyı lanetliyoruz. İyi Parti’ye geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Siyaset kurumuna dönük her türlü taciz ve saldırının karşısındayız. Hiçbir provokasyon ve saldırı amacına ulaşamaz.

Siyaset kurumunun bu saldırılara karşı kararlı ve sağduyulu bir duruş göstermesi önemlidir. Buna karşın Sn Akşener’in bu saldırıdan sonra Sn Cumhurbaşkanımızı suçlayan açıklaması ise sorumsuz ve provokatif bir yaklaşımdır.

Sn. Akşener’in Sn. Cumhurbaşkanımıza dönük kullandığı yakışıksız ve provokatif dili kınıyoruz.

İyi Parti il binasına yapılan saldırının failleri ortaya çıkacaktır. Özellikle seçime giderken tüm provokasyonlara karşı ortak tutum alınması önemlidir. En güçlü iradeyle siyaset kurumuna dönük saldırılara karşı duracağız.

Bunun kadar önemli olan ise sorumsuz açıklamalar yaparak provokasyona katkı sağlamamaktır. Sn. Akşener doğrudan Sn. Cumhurbaşkanımıza karşı yakışıksız bir dil kullanarak maalesef bu saldırıyla amaçlanan provokasyona katkı sağlayabilecek bir açıklama yapmıştır.

Sn. Akşener şu anda bu saldırı karşısında tüm siyaset kurumunun ortak dayanışma tutumunun altını çizmelidir. Bu lanetli saldırıyı sorumsuz yaklaşımlarla siyasi kazanç malzemesi yapmaya çalışmak, birileri tarafından üretilmek istenen ortama katkı sağlamaktan başka işe yaramaz.

Siyasi partilere yapılan saldırılar karşı durulması gereken eylemlerdir, sorumsuz yaklaşımlarla siyasi rant üretme malzemesi değildir. Bu sorumsuz yaklaşımlarla kimse siyasi rant elde edemez.

14 Mayıs’ta ülkemizi için demokratik bir yarışla seçim gerçekleştireceğiz. Bu ortamı lekelemek isteyen provokasyonlara karşı olduğumuz gibi, sorumsuz açıklamalarla bunlara destek veren siyasi yaklaşımlara da karşıyız.”

İstanbul Zeytinburnu’nda bulunan İYİ Parti İstanbul İl Başkanlığı binasına, henüz kimliği belirlenemeyen kişi ya da kişilerce sabaha karşı silahlı saldırı düzenlendi.

Muhalefet liderlerinden peş peşe açıklamalar

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti lideri Meral Akşener’i arayarak geçmiş olsun dileklerini iletti. Kılıçdaroğlu, “Meral Hanım güçlü bir liderdir, Asena’dır, böyle korkutamazsınız. Faillerin derhal yakalanmasını ve yargı önüne çıkarılmasını bekliyorum” dedi.

Akşener’i arayarak geçmiş olsun dileklerini ileten Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun da gün içinde İYİ Parti İstanbul İl Başkanlığı’nı ziyaret edeceği açıklandı.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “İYİ Parti İstanbul İl Başkanlığı’na gerçekleştirilen menfur saldırıyı kınıyor, İYİ Parti camiasına geçmiş olsun dileklerimi iletiyor; faillerin hukuk önünde hesap vermelerini temenni ediyorum. Öfke, şiddet ve nefret siyaseti kaybedecek; umut, huzur ve güven hakim olacak” dedi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ise, “İYİ Parti’ye ve Sayın Meral Akşener’e geçmiş olsun temennilerimi iletiyorum. Saldırının sorumluları derhal bulunup cezalandırılmalıdır. Ülkemizin şiddetten arındırılması için mücadeleye kararlılıkla devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Kahramanmaraş Merkezli Depremler Tarım Üretiminin 5’te 1’ine Zarar Verdi

11 ilde büyük yıkıma ve 50 binden fazla can kaybına neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerin Türkiye’nin tarım üretiminin beşte birinden fazlasına zarar verdiğini duyuruldu.

Depremlerin tarımsal bakımdan 1,3 milyar dolarlık fiziksel hasara neden olduğu, sektördeyse 5,1 milyar dolarlık kayba yol açtığı tahmin edildi. Depremden en çok etkilenen bölgelerde nüfusun üçte birinden fazlasının geçimini tarımdan sağladığına da dikkat çekildi.

Birleşmiş Milletler (BM) kuruluşlarından Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Şubat ayında meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin Türkiye’nin tarım üretiminin yüzde 20’sinden fazlasına zarar verdiğini açıkladı.

FAO, Türkiye’deki yapılan ön değerlendirmeler sonucunda, “toprak mahsulü, hayvancılık, balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliği dâhil tarımda ve depremin vurduğu bölgelerdeki kırsal altyapıda ciddi zarar tespit edildiğini” belirtti.

FAO tarafından yapılan açıklamada, “Deprem, 11 tarım iline ciddi darbe vurarak 15,73 milyon insanı ve ülkenin gıda üretiminin yüzde 20’den fazlasını etkiledi” denildi.

Sektördeki kayıp 5,1 milyar dolar

Açıklamada, “Depremden etkilenen ve Türkiye’nin bereketli hilali olarak bilinen bölgesi, tarımsal gayrisafi yurt içi hasılanın yaklaşık yüzde 15’ini, Türkiye’nin tarım ürünü ihracatının da yüzde 20’sine yakınını oluşturuyor” denildi.

FAO, depremin Türkiye’de tarımsal bakımdan 1,3 milyar dolarlık fiziksel hasara neden olduğu, sektördeyse 5,1 milyar dolarlık kayba yol açtığı tahminini paylaştı.

Hedeflenen yardımın 1,5 milyon doları toplanabildi

Yapılan açıklamada, FAO’nun Türkiye’de depremden etkilenenlere destek amacıyla acilen 112 milyon dolar yardım toplanması için uluslararası topluma çağrıda bulunduğu belirtildi.

Söz konusu meblağın, BM’nin Şubat ayında depremin ardından kırsalda yaşayan 900 bin kişiye nakit para, besi hayvanı ve tarımsal destek verilebilmesi için yaptığı 25 milyon dolarlık bağış çağrısını da içerdiği açıklandı. Ancak FAO şu ana kadar bu gereksinimlerin sadece 1,5 milyon dolarlık bölümünün toplanabildiğini belirtti.

FAO Orta Asya Koordinatörü ve Türkiye Temsilcisi Viorel Gutu, “Ekim sezonu bitmek üzere. Çiftçilerimize acilen gübre ve tohum vererek destek olmamız gerekiyor” dedi. Gutu, “Bu, bu yılki mahsul üretimi seviyeleri bakımından tek şansımız. Ayrıca hayvanlara da yem sağlamalıyız ki sağlıklarını ve verimliliklerini koruyabilsinler” diye ekledi.

FAO, depremden en çok etkilenen bölgelerde nüfusun üçte birinden fazlasının geçimini tarımdan sağladığına dikkat çekti.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

AK Parti Sözcüsü Çelik: Akşener’in Cumhurbaşkanımıza Dönük Kullandığı Dili Kınıyoruz

İYİ Parti İstanbul İl Başkanlığı’na yönelik silahlı saldırıya ilişkin açıklama yapan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Siyaset kurumunun bu saldırılara karşı kararlı ve sağduyulu bir duruş göstermesi önemlidir” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Buna karşın Sayın Akşener’in bu saldırıdan sonra Sn. Cumhurbaşkanımızı suçlayan açıklaması ise sorumsuz ve provokotif bir yaklaşımdır. Sayın Akşener’in Sayın Cumhurbaşkanımıza dönük kullandığı dili kınıyoruz.”

Ömer Çelik, açıklamasının devamında, “Sayın Akşener şu anda bu saldırı karşısında tüm siyaset kurumunun ortak dayanışma tutumunun altını çizmelidir. Bu lanetli saldırıyı sorumsuz yaklaşımlarla siyasi kazanç malzemesi yapmaya çalışmak, birileri tarafından üretilmek istenen ortama katkı sağlamaktan başka işe yaramaz.” ifadelerini kullandı.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İYİ Parti İstanbul İl Başkanlığı’na yönelik silahlı saldırıya ilişkin açıklama yaptı. Çelik’in açıklamaları şöyle:

“İyi Parti İstanbul İl binasına yapılan saldırıyı lanetliyoruz. İyi Parti’ye geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Siyaset kurumuna dönük her türlü taciz ve saldırının karşısındayız. Hiçbir provokasyon ve saldırı amacına ulaşamaz.

Siyaset kurumunun bu saldırılara karşı kararlı ve sağduyulu bir duruş göstermesi önemlidir. Buna karşın Sn Akşener’in bu saldırıdan sonra Sn Cumhurbaşkanımızı suçlayan açıklaması ise sorumsuz ve provokatif bir yaklaşımdır.

Sn. Akşener’in Sn. Cumhurbaşkanımıza dönük kullandığı yakışıksız ve provokatif dili kınıyoruz.

İyi Parti il binasına yapılan saldırının failleri ortaya çıkacaktır. Özellikle seçime giderken tüm provokasyonlara karşı ortak tutum alınması önemlidir. En güçlü iradeyle siyaset kurumuna dönük saldırılara karşı duracağız.

Bunun kadar önemli olan ise sorumsuz açıklamalar yaparak provokasyona katkı sağlamamaktır. Sn. Akşener doğrudan Sn. Cumhurbaşkanımıza karşı yakışıksız bir dil kullanarak maalesef bu saldırıyla amaçlanan provokasyona katkı sağlayabilecek bir açıklama yapmıştır.

Sn. Akşener şu anda bu saldırı karşısında tüm siyaset kurumunun ortak dayanışma tutumunun altını çizmelidir. Bu lanetli saldırıyı sorumsuz yaklaşımlarla siyasi kazanç malzemesi yapmaya çalışmak, birileri tarafından üretilmek istenen ortama katkı sağlamaktan başka işe yaramaz.

Siyasi partilere yapılan saldırılar karşı durulması gereken eylemlerdir, sorumsuz yaklaşımlarla siyasi rant üretme malzemesi değildir. Bu sorumsuz yaklaşımlarla kimse siyasi rant elde edemez.

14 Mayıs’ta ülkemizi için demokratik bir yarışla seçim gerçekleştireceğiz. Bu ortamı lekelemek isteyen provokasyonlara karşı olduğumuz gibi, sorumsuz açıklamalarla bunlara destek veren siyasi yaklaşımlara da karşıyız.”

İstanbul Zeytinburnu’nda bulunan İYİ Parti İstanbul İl Başkanlığı binasına, henüz kimliği belirlenemeyen kişi ya da kişilerce sabaha karşı silahlı saldırı düzenlendi.

Akşener: Recep Bey’in tehdidi ile partimiz kurşunlanmıştır

Saldırı sonrası, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İYİ Parti İstanbul İl Başkanlığı önüne geldi. Meral Akşener, burada bir açıklama yaptı. Akşener’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

Seçime 1,5 ay kala ve Sayın Cumhurbaşkanı demem ama Cumhurbaşkanı böyle olmaz, Recep Bey’in tehdidi ile partimiz kurşunlanmıştır.

Daha önce dedi ki bana bunlar iyi günlerin, linçe uğradım, evim basıldı, bu defa beni kendinle uğraştırma dedi; partimizin İstanbul İl Başkanlığı 2 yerinden kurşunlandı.

Türkiye bir kabile devleti olamaz. Partilerin seçime 1,5 ay kala korkutulması kabul edilemez. Akşener’i korkutacak adam anasından doğmadı. Cenab-ı Hak’tan başka kimseden korkmam.

Evim basıldı beraat ettiler. Linçe uğradım beraat ettiler. Torunuma iftira attılar, beraat ettiler. Aziz milletim, bu ucube sistem süremez.

Bugün bana, yarın size. 14 Mayıs’ta sandığa gideceksiniz, bu pis sistemi bitireceksiniz. Yanımda Ekrem başkan var. Seçimi iptal ettiler. Ben milletime güveniyorum.

Kadın kardeşlerim sizlere sesleniyorum. Erkek siyasetçilere yapılmayan iğrençlik bana yapıldı. Eğer bu zulmün bitmesini istiyorsanız 14 Mayıs’ta oylarınızı Millet İttifakı’na oy vereceksiniz.

Kılıçdaroğlu’nu Cumhurbaşkanı seçeceksiniz, İYİ Parti’yi birinci parti yapacaksınız. Işıklar söndüğünde evinden işe nasıl gidildiğini biliyorum. Bir lokantada yalnız yemek yiyorsanız başınıza neler geldiğinizi biliyorum.

Recep Bey size sesleniyorum. Devri iktidarınızda başıma gelmeyen kalmadı. 14 Mayıs’tan sonra iftiralar, hakaretler bitecek. Etrafındaki yalaka tayfa yerine bize bağırmaya tercih ediyor.”

Paylaşın

Türkiye’nin Finlandiya Kararı Rusya İle İlişkileri Nasıl Etkiler?

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), Finlandiya’nın NATO’ya (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) katılım protokolünü onayladı. Finlandiya’nın önümüzdeki hafta Salı ve Çarşamba günü Brüksel’de yapılacak NATO Dışişleri Bakanları toplantısında büyük olasılıkla NATO’nun 31’inci üyesi olarak ilan edilmesi bekleniyor.

Onayın ardından denge politikası yürüten Türkiye’ye Rusya’nın bakışının değişip değişmeyeceği sorusu gündeme geldi. Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi (EDAM) Direktörü Sinan Ülgen, “Rusya’nın da Türkiye’den kalıcı beklentisi yoktu NATO genişlemesini tamamen bloke etmesi yönünde. Türkiye de öyle bir mesaj vermemişti zaten” yanıtını veriyor.

Türkiye’nin Eski NATO Daimî Temsilcisi Emekli Büyükelçi Fatih Ceylan ise, “Bu üyelik, Rusya’nın askeri tertiplenmesini yani askeri düzenini bir şekilde yeniden bu şarta göre uyarlamasını gerektiriyor. Dolayısıyla Rusya üzerindeki baskı da artacak” diyor.

Finlandiya’nın NATO üyeliğinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) onaylanmasıyla NATO’nun genişlemesinin önü açıldı. Çekincelerini kaldırmasının ardından Türkiye’nin üstündeki diplomatik baskının hafifleyebileceğini söyleyen uzmanlar, ancak İsveç’le ilgili onay sürecinin hâlâ beklediğine dikkat çekiyor.

İsveç’in NATO üyeliğinin Türkiye’deki onayı 14 Mayıs seçimleri sonrasına kalmış durumda. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iki gün önce İsveç’in üyeliğinin sorulması üzerine “Beklediğimiz bazı şeyler var, yerine gelmeden olmaz” demişti.

Türkiye’nin inişli çıkışlı onay süreci

Finlandiya, Ukrayna savaşının başlaması ve uzun süreceğinin anlaşılmasının ardından İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki tarafsızlığını bozma kararı almış ve sınırdaş olduğu Rusya’ya karşı hissedilen tehlikeyi bertaraf etmek için İsveç’le birlikte 18 Mayıs 2022’de NATO’ya başvurmuştu. İttifak da bu iki ülkeyi 5 Temmuz 2022’de resmen davet etmişti.

Finlandiya’nın üyeliğinin onaylanmasına kadar geçen 10 buçuk aylık sürede ise Türkiye’nin onay süreci ile ilgili inişli çıkışlı gelişmeler yaşandı.

Ankara, iki ülkenin başvurusunun ardından onay için bazı alanlarda taleplerde bulundu. Madrid’te Haziran ayında düzenlenen NATO toplantısında aday ülkeler ve Ankara arasında gerçekleşen görüşmeler sonrasında ise ortak üçlü mekanizma kuruldu.

Üç ülke arasında zirve marjında 28 Haziran 2022’de imzalanan mutabakat zaptı ile İsveç ile Finlandiya’nın “terörle mücadele konusunda Türkiye ile işbirliğini artırmaları” “başta PKK olmak üzere terörle ilişkilendirilen Türkiye kökenli örgütlerin her türlü faaliyetlerini engellemeleri” ve “Türkiye’nin ‘terör suçlusu’ olarak isim isim verdiği kişileri iade etmeleri” şartları getirildi.

İsveç, “terörle mücadelede güvenlik güçlerinin alanını daha da açmak için” anayasada değişikliğe giderken 1 Ocak 2023’de yürürlüğe giren bu anayasa değişikliklerinin ardından “terörle mücadeleyi ilgilendiren” birçok yasada da uyum çalışması yaptı. Ancak bu adımlar Ankara için çok tatmin edici bulunmadı. Türkiye taleplerinin Finlandiya tarafından karşılandığını, İsveç’in adımlarının ise yetersiz kaldığını savunuyor.

6 Şubat depremleri ve ekonominin etkisi

Peki Ankara’nın Finlandiya için vetosunu kaldırmasında hangi faktörler etkili oldu?

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’e konuşan Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi (EDAM) Direktörü Sinan Ülgen, Türkiye’nin Finlandiya ile ilgili başından beri ciddi bir sorunu bulunmadığını söyleyerek 6 Şubat depremlerinin ve ekonomideki kötüleşmeyle birlikte ortaya çıkan beklentilerin de bu onayda etken olduğunu düşünüyor ve şöyle konuşuyor:

“Daha önce Batı’yla olan birtakım ihtilafların tekrar vurgulanması tercih edilebilirdi. Ama şimdi bunu görmememizin nedeni hem deprem hem de ekonomik beklentilerin artması.”

14 Mayıs’ta önemli bir seçime giden Türkiye’de iktidar geçmiş seçimler öncesindeki dönemlerden farklı olarak Batı ülkeleri ile gerginlik politikası takip etmiyor. Başta zengin Körfez ülkeleri olmak üzere çevre ülkelere sıcak mesajlar veren Ankara, yine seçime giden Yunanistan ile de gerginlik politikası sürdürmemeye özen gösteriyor.

Türkiye üzerindeki baskı azalır mı?

İsveç ile Finlandiya’nın üyeliklerinin gündeme gelmesi ve Türkiye’nin çekincelerinin ortaya konmasıyla birlikte İttifak ülkelerinden gelen baskının son onayla hafiflemesi bekleniyor.

Ülgen, Türkiye üzerindeki diplomatik baskının bir ölçüde de olsa azalacağı görüşünde ve bunu “Çünkü Türkiye kategorik olarak NATO genişlemesine karşı olmadığını böylelikle göstermiş oldu” sözüyle aktarıyor.

Rusya ile sınırdaş olan Finlandiya’nın üyeliği NATO için kritik görülürken Baltık Denizi’ndeki etkinlik açısından da İsveç’in konumu önemli.

Türkiye’nin Eski NATO Daimî Temsilcisi Emekli Büyükelçi Fatih Ceylan, İsveç’in katılımıyla Baltık Denizi’nin bir çeşit “NATO Denizi” gibi olacağına işaret ederek Temmuz ayındaki NATO zirvesi öncesinde Türkiye’deki seçimlerin de sonuçlarının belli olmasıyla İsveç’in durumunun da netleşebileceğini kaydediyor. Ceylan şunları söylüyor:

“Seçimler geliyor. Sonrasında cumhurbaşkanlığı ve parlamentoda nasıl bir tablo ortaya çıkacağını göreceğiz. Ama zirve öncesinde bir şekilde İsveç’in durumunun da bir hal yoluna gireceğini düşünüyorum. Eğer olmazsa o zaman biz yine ittifakı karşımıza alacak bir kulvara girmiş oluruz.”

Finlandiya’nın üyeliğinin önemi

Finlandiya’nın Rusya ile 1340 kilometrelik sınırı bulunuyor. Bu iki ülke arasında Finlandiya’nın aslında daha kritik bir konumda olduğunu düşünen Ülgen, “Çünkü Rusya’yla sınırı olan Finlandiya. Onun için Finlandiya’nın üye olması her halükârda NATO genişlemesinin önemli bir parçası” diyor.

Sürecin başında iki ülkenin birlikte üye olmasının değerlendirildiğini hatırlatan Ülgen, sonraki politika değişikliğini şöyle anlatıyor:

“Burada asıl değişikliği yaratan İsveç ve Finlandiya arasındaki anlayış. Yani ilk başta bu iki ülke ‘biz beraber gireriz’ anlayışından hareket ediyordu. Fakat Türkiye’nin pozisyonu nedeniyle de en nihayetinde kendi aralarında önce Finlandiya’nın girmesini düşündüler. Çünkü burada daha kritik konumda olan ülke Rusya’yla sınırı olması nedeniyle Finlandiya.”

Son onayın ardından denge politikası yürüten Türkiye’ye Rusya’nın bakışının değişip değişmeyeceği sorusunu ise Ülgen, “Rusya’nın da Türkiye’den kalıcı beklentisi yoktu NATO genişlemesini tamamen bloke etmesi yönünde. Türkiye de öyle bir mesaj vermemişti zaten” yanıtını veriyor.

Bu durumda Finlandiya’nın İttifak’a katılması Rusya’nın NATO ile olan sınır uzunluğu artmış olacak.

Emekli Büyükelçi Fatih Ceylan, “Bu üyelik, Rusya’nın askeri tertiplenmesini yani askeri düzenini bir şekilde yeniden bu şarta göre uyarlamasını gerektiriyor. Dolayısıyla Rusya üzerindeki baskı da artacak” diyor.

İttifak’a Finlandiya’nın katılımıyla sınırda hemen bir hareketlenme beklememek gerektiğini, önce katılım sürecinin tamamlanmasının ve gerekli hazırlıkların yapılması gerektiğini vurgulayan Ceylan, Temmuz ayında Litvanya’da yapılacak NATO zirvesinin önemli olacağını belirtiyor.

Paylaşın

Hazine Ve Maliye Bakanlığı Açıkladı: Türkiye’nin Dış Borcu 459 Milyar Dolar

31 Aralık 2022 itibarıyla Türkiye’nin brüt dış borç stoku 459 milyar dolar olarak gerçekleşirken, stokun milli gelire oranı yüzde 50,7 oldu. Aynı tarihte net dış borç stoku 235,3 milyar dolar olarak kayıtlara geçti. Stokun milli gelire oranı yüzde 26 seviyesinde gerçekleşti.

Haber Merkezi / Aynı tarihte Hazine garantili dış borç stoku ise 15,9 milyar dolar olarak hesaplandı. Kamu net borç stoku bu dönemde 2 trilyon 522 milyar lira olarak kaydedildi. Stokun milli gelire oranı yüzde 16,8 oldu.

AB tanımlı genel yönetim borç stoku 4 trilyon 763 milyar lira, bu rakamın milli gelire oranı ise yüzde 31,7 olarak kayıtlara geçti.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, 31 Aralık 2022 itibarıyla brüt ve net dış borç stoku, Hazine garantili dış borç stoku ve kamu net borç stoku ile Avrupa Birliği (AB) tanımlı genel yönetim borç stoku verilerini açıkladı.

Bakanlık tarafından yapılan açıklamada şöyle denildi:

“Türkiye Brüt Dış Borç Stoku”, 31 Aralık 2022 tarihi itibarıyla 459 milyar ABD Doları olarak gerçekleşmiş olup stokun milli gelire oranı ise yüzde 50,7 olmuştur. Aynı tarihte, “Türkiye Net Dış Borç Stoku” ise 235,3 milyar ABD Doları olarak gerçekleşmiş olup stokun milli gelire oranı yüzde 26,0 olmuştur.

Hazine garantili dış borç stoku 31 Aralık 2022 tarihi itibarıyla 15,9 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiştir.

“AB Tanımlı Genel Yönetim Borç Stoku”, 31 Aralık 2022 tarihi itibarıyla 4.763 milyar TL olarak gerçekleşmiş olup stokun milli gelire oranı yüzde 31,7 olmuştur. Aynı tarihte, “Kamu Net Borç Stoku” ise 2.522 milyar TL olarak gerçekleşmiş olup stokun milli gelire oranı yüzde 16,8 olmuştur.

Paylaşın

HDP’den Parti Tarihinde Bir İlk: Askeri Anlaşmaya “Hayır” Demedi

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), Finlandiya’nın NATO’ya (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) katılımına onay verdi. TBMM görüşmelere katılmayan Halkların Demokratik Partisi (HDP), ilk kez bir askeri kararı reddetmemiş oldu.

HDP Dışişleri Komisyonu Sözcüsü Hişyar Özsoy, partisinin oylamaya katılmamasıyla ilgili konuştu.

Özsoy askeri anlaşmalara hiçbir zaman ‘evet’ oyu vermediklerini, daima ‘hayır’ oyu kullandıklarını belirterek “İlk defa askeri bir anlaşmada böyle yapıyoruz” dedi ve şunları söyledi:

“Şimdiye kadar hepsine ret oyu verdik. Ama bu defa Finlandiya’nın güvenlik kaygılarını meşru gördüğümüz için bu oylamaya katılmama kararı aldık, ‘Hayır’ da demek istemedik. HDP olarak hiçbir askeri ittifaka ‘Evet’ demeyiz, diyemeyiz, programımızda var.”

‘Kuzey Atlantik Antlaşmasına Finlandiya Cumhuriyetinin Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi’, dün TBMM Genel Kurulu’nda görüşüldü. Meclis’teki oylamada teklif kabul edildi.

Halkların Demokratik Partisi, Finlandiya’nın NATO’ya üyeliğine onay veren görüşmelere katılmadı ve ilk kez bir askeri anlaşmaya ‘hayır’ dememiş oldu. Meclis’teki tüm partiler teklife destek verirken, HDP’liler genel kurulda salonda bulunmalarına rağmen oy kullanmadı.

Finlandiya’nın önümüzdeki hafta Salı ve Çarşamba günü Brüksel’de yapılacak NATO Dışişleri Bakanları toplantısında büyük olasılıkla NATO’nun 31’inci üyesi olarak ilan edilmesi bekleniyor.

Finlandiya’nın NATO’ya kabulüne ilişkin henüz yerine getirilmeyen bazı formalitelerin önümüzdeki günlerde tamamlanabileceği ve Finlandiya’nın kabulüne karar verilebileceği belirtiliyor.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, kanun teklifinin TBMM Genel Kurulunda kabul edilmesini memnuniyetle karşıladığını bildirdi. Twitter’dan bir paylaşım yapan Stoltenberg, “Bu bütün NATO ailesini daha güçlü ve güvenli yapacak” dedi.

Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö ise, “Finlandiya, NATO’nun güvenliğine kendini adayan, güçlü bir müttefik olacak” ifadesini kullandı.

Finlandiya Başbakanı Sanna Marin de destek için tüm ülkelere teşekkür ederek, “Müttefikler olarak karşılıklı güvenlik sağlayacağız. Birbirimizi savunacağız” açıklamasında bulundu.

Türkiye’nin ABD’ye bildirmesi gerekiyor

NATO kaynaklarından edinilen bilgilere göre, tamamlanmayan formalitelerden biri de Türkiye’nin, Finlandiya’nın katılım protokolünün onaylandığını resmi olarak ABD Dışişleri Bakanlığı’na bildirmesi.

ABD Dışişleri Bakanlığı NATO’nun Kurucu Antlaşmasına göre ittifakla ilgili belgelerin kayıt altına alınmasından da sorumlu merci.

Ankara’nın Washington’u resmen bilgilendirmesinden sonra NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Finlandiya’yı Kuzey Atlantik Antlaşması’na katılmaya davet edebilecek. Finlandiya, katılımı onaylaması ve ilgili belgeleri ibraz etmesinin ardından resmi olarak üye kabul edilecek.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iki hafta önce Finlandiya’nın katılımına yönelik itirazdan vazgeçildiğini açıklamıştı.

Türkiye “terör örgütlerine destek verdikleri” gerekçesiyle İsveç ile birlikte Finlandiya’nın NATO üyelik başvurularına itiraz etmişti. Daha sonra Finlandiya’ya yeşil ışık yakan Ankara, İsveç’e onayın ise mevcut koşullarda henüz mümkün olmadığı sinyalini vermişti.

 

Paylaşın

Türkiye’de Neredeyse Herkes İcralık

İcra ve iflas dairelerindeki dosya sayıları ülkenin içinde bulunduğu ekonomik darboğaza ayna tuttu. İcra ve iflas dairelerinde 2020’de 30 milyon 384 bin 443 olan dosya sayısı, 2021 ve 2022 yılı itibarıyla sırasıyla 32 milyon 169 bin 150 ve 33 milyon 275 bin 632 olarak gerçekleşti.

Adalet Bakanlığı’nca yayımlanan istatistikler, ülkedeki suç oranlarında yaşanan artışı ortaya koydu. 2022’de bir önceki yıla oranla dolandırıcılık suçunda yüzde 41, çocuklara yönelik cinsel istismar suçunda yüzde 33, hırsızlık suçunda yüzde 30, uyuşturucu suçunda ise yüzde 25’lik artış yaşandı.

BirGün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre; Cumhuriyet başsavcılıklarında 2020’de 8 milyon 996 bin 173, 2021’de 9 milyon 857 bin 295 olan soruşturma dosyası sayısı, geçen yıl 10 milyon 598 bin 645’e yükseldi.

Başsavcılıklardaki 10 milyon 598 bin 645 dosyanın 5 milyon 40 bin 427’si karara bağlandı. Ceza mahkemelerindeki toplam dosya sayısının suç karar türlerine göre dağılımı da dikkat çekti.

2022’de ceza mahkemelerinde 2 milyon 9 bin 860 dosyanın 867 bin 397’sine yönelik mahkûmiyet kararı çıktı. Ağır ceza mahkemelerinde alınan mahkûmiyet karar sayısı ise kayıtlara 102 bin 92 olarak geçti.

Suça sürüklenen çocuk sayısında da ciddi artış yaşandı. 2021’de 50 bin 114 olan çocuk ceza mahkemelerindeki dosya sayısı, geçen yıl 52 bin 612’ye yükseldi. 2022’de çocuk ceza mahkemelerindeki dosyalara yönelik karar türleri şöyle:

Mahkûmiyet: 20 bin 800

Beraat: 9 bin 607

Diğer kararlar: 9 bin 324

Herkes icralık

İcra ve iflas dairelerindeki dosya sayıları da ülkenin içinde bulunduğu ekonomik darboğaza ayna tuttu. İcra ve iflas dairelerinde 2020’de 30 milyon 384 bin 443 olan dosya sayısı, 2021 ve 2022 yılı itibarıyla sırasıyla 32 milyon 169 bin 150 ve 33 milyon 275 bin 632 olarak gerçekleşti.

Cumhuriyet başsavcılıklarında geçen yıl açılan soruşturma evresine gelinen dosyalardaki şüpheli ve suç sayıları ise şöyle:

Malvarlığına karşı suçlar: 5 milyon 847 bin 538 dosya, 6 milyon 552 bin 641 şüpheli

Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar: 121 bin 242 dosya, 114 bin 78 şüpheli

Hürriyete karşı suçlar: 914 bin 175 dosya, 1 milyon 34 bin 167 şüpheli

Kamunun sağlığına karşı suçlar: 402 bin 126 dosya, 286 bin 296 şüpheli.

“İfade özgürlüğünün önündeki en büyük engellerden” olan ve “Cumhurbaşkanı’na hakaret suçu”nu da kapsayan TCK 299 ile 301’inci maddeleri uyarınca 2022’de açılan dosya sayısı da dikkat çekti. Bu kapsamda geçen yıl 25 bin 513 dosya açıldı. Bu dosyalardaki şüpheli sayısı 18 bin 737, suç sayısı ise 30 bin 505 oldu.

TCK 299 ile 301’inci maddeler kapsamında ceza mahkemelerinde geçen yıl toplam 17 bin 752 dosya görüldü. Bu kapsamda yargılananların 53’ünün 12-14 yaş aralığında, 249’unun ise 15-17 yaş aralığında olduğu kaydedildi.

2020: 8,9 milyon

2021: 9,8 milyon

2022: 10,5 milyon

Paylaşın