MHP Lideri Bahçeli Depremzedeleri Azarladı

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 7,6 şiddetindeki depremin merkez üssü Kahramanmaraş Elbistan’da “Elbistan il olsun” sloganı atan depremzedeleri azarladı.

MHP Lideri Bahçeli, “Acımızın olduğu böyle bir günde, böyle sloganlarla sayın cumhurbaşkanımızın ve diğer yetkililerin burayı ziyaretini sabote etmeye hakkınız yok. Sessizlik olacak. Dağılın gitsin, indirin şunları” diye bağırarak ortamı terk etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte deprem bölgelerini ziyaret eden MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Elbistan’da AFAD’ın kurduğu konteyner kentte inceleme yaptı.

Sosyal medyada dolaşıma giren bir videoya göre konteynerin önündeki depremzedelerle görüşen MHP Lideri Bahçeli, ‘Elbistan il olsun’ sloganı atılınca sinirlendi.

Devlet Bahçeli, “Acımızın olduğu böyle bir günde, böyle sloganlarla sayın cumhurbaşkanımızın ve diğer yetkililerin burayı ziyaretini sabote etmeye hakkınız yok. Sessizlik olacak. Dağılın gitsin, indirin şunları” diye bağırarak ortamı terk etti.

Olayın yine sosyal medyada yayılan başka videosunda İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile AK Partili Mahir Ünal da Bahçeli’nin hemen arkasında görülüyor.

Bahçeli’nin azarlamasının hemen ardından bir depremzede “Sayın Devlet bey, biz 2009’da Cumhurbaşkanımıza yaptık yapacağımızı. Memleket bitti. Halk göçüyor, göçüyor. Biz onun için çabalıyoruz, yoksa memleketimizi seviyoruz” diyerek tepki gösteriyor.

Bahçeli ayrıldıktan sonra Soylu ile Ünal, depremzedeleri sakinleştirmeye çalışıyor. Ünal, “Yapmayın. Ya bakın ben sizin milletvekilinizim. Lütfen, Elbistan’a bunu yapmayın” diyor, ancak depremzedeler “Elbistan il olsun” sloganı atmayı sürdürüyor.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Açlık Sınırı 10 Bin, Yoksulluk Sınırı 30 Bin Lirayı Aştı

Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı yani açlık sınırı 9 bin 425,15 liraya yükselirken, yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı yani yoksulluk sınırı 30 bin 700,83 liraya yükseldi.

Haber Merkezi / Açlık sınırı geçtiğimiz ay 8 bin 864 liraya yükselmiş ve asgari ücret olan 8 bin 500 lirayı geride bırakmıştı.

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk İş) “Açlık ve Yoksulluk Sınırı Şubat 2023” araştırmasının sonuçlarını açıkladı.

Buna göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı yani açlık sınırı 9 bin 425,15 TL’ye yükseldi.

Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı yani yoksulluk sınırı da 30 bin 700,83 lira oldu. Bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ ise aylık 12 bin 265,88 TL’ye yükseldi.

Şubat ayı gıda enflasyonu

Aylık mutfak enflasyonu yüzde 6,32, yıllık mutfak enflasyonu ise yüzde 107 oldu. TÜRK-İŞ’in verilerine göre ‘mutfak enflasyonu’ndaki değişim Şubat 2023’te şöyle oldu:

Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin “gıda için” yapması gereken asgari harcama tutarındaki artış bir önceki aya göre yüzde 6,32 oranında gerçekleşti.

İki aylık değişim oranı yüzde 15,92 tespit edildi.

Son on iki ay itibariyle değişim oranı yüzde 107,02 oldu.

On iki aylık ortalamalara göre değişim oranı yüzde 112,87 olarak hesaplandı.

Gıda ürünlerinde değişim

TÜRK-İŞ hesaplamasında temel alınan ve doğrudan piyasadan derlenen fiyatlara göre, gıda ürünlerinde Şubat 2023 itibariyle gözlemlenen değişim harcama gruplarına göre şu şekilde oldu:

* Süt, yoğurt, peynir grubundaki tüm ürünlerin fiyatları yükseldi. Sütteki artış yüzde 6 ve peynirde yüzde 5 olarak hesaplandı. Yoğurttaki fiyat artışı daha düşük düzeyde gerçekleşti.

Et, tavuk, balık, yumurta, kuru baklagiller, yağlı tohum ürünlerinin bulunduğu grupta;

Bu gruptaki et ürünleri zamlandı. Bir ayda dana etinde yüzde 19, kuzu etinde yüzde 9, balıkta yüzde 5, tavukta yüzde 8 fiyat artışı yaşandı. Baklagillerden nohut yüzde 5, kuru fasulye yüzde 14, yeşil mercimek yüzde 4 zamlandı. Kırmızı mercimeğin fiyatı yüzde 4 geriledi. Yağlı tohumların ortalama fiyatı bu ay sabit kaldı.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a: Halkın Hayatına Kast Etmenin Helalliği Olmaz

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın,  “İlk birkaç gün Adıyaman’da arzu ettiğimiz etkinlikte çalışma yürütemedik. Bunun için sizden helallik istiyorum” sözlerine tepki gösterdi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, “Halkın hayatına kast etmenin helalliği olmaz. Hayata kast ediyorsunuz. TBMM’nin deprem raporları olmasaydı bilmiyordunuz diyecektim. Biliyordunuz, kast ettiniz, 50 bin yurttaşın ölümüne neden oldunuz. Büyük bir kısmı donarak öldü. İki gün geçecek ‘Ben sizden helallik istiyorum’ diyeceksin. Nasıl bir helallik anlayışı? Donarak ölen vatandaştan neyin helalliğini isteyeceksin?” dedi.

CHP lideri Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında, “Rahmetli Ecevit Marmara Depremi’nden sonra Ulusal Deprem Konseyi’ni kurdu. Başında da TÜBİTAK vardı. 2007’de bu kurulu kapattılar. Şimdi kurul açıyorlar. Devlette devamlılık esastır. Bunlar ‘Devlet benimle başladı’ diyor. Devleti bir felaketle karşı karşıya getirdi” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündemi değerlendirdi. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“Acı günler yaşıyoruz. Ciddi sorunlarla karşı karşıyayız, evet ama hiçbir vatandaşımın umutsuzluğa kapılmasına gerek yok. Güzel bir ülkeyiz. Güzel insanlarımız var. Bazen yanlış tercihler nedeniyle ülke krizlere girebiliyor. Bugün yaşadığımız gibi derin bunalımların içine milyonlar sürüklenebiliyor.

Ama kısa sürede toparlanmak hepimizin görevi. Millet olarak güçlüyüz. Birimizin burnu kanasa kimliğine, inancına, yaşam tarzına bakmadan hemen yanına koşuyoruz. Siyaset kurumun ayrıştırıcı yönü milletimizde yok. Bu CHP olarak bizim en büyük güvencemiz.

Her belediye başkanı elinden geleni yaptı. CHP’li olmayan belediyelere de teşekkür ettim ve ziyaret ettim. AFAD ve Kızılay çalışanlarına, yöneticilerine değil, çalışanlarına yürekten teşekkür ederim. Yerel yönetimlere, her belediye başkanı elinden gelen çabayı gösterdi.

CHP’li olmayan belediyelere de teşekkür ettim, ziyaret ettim. Bizim tarihimizde ayrımcılık yoktur. Güvenlik güçlerimiz, zamanında askeri indirmediler ve bu büyük felaketin sorumlusu oldular. Daha sonra gelen güvenlik güçlerimize teşekkür ederiz. En büyük teşekkürümüz tırnaklarıyla bir kişiyi nasıl kurtarırım diyen gönüllülere.

Belediye başkanlarımız depremin olduğu her noktada olağanüstü başarılara imza attılar. Bütün belediye başkanlarıma teşekkür etmek benim görevim. Onlar 27 Şubat itibariyle deprem bölgesinde 8 bin 163 araç gönderdiler, 23 bin çalışan deprem bölgesindeydi. 6 bin 500 kamyonumuz gitti. 142 mutfak oluşturuldu, 16 fırın yapıldı. Çadır ihtiyacı hala var.

Nasıl olur da Cumhuriyetle yaşıt olan kurum Kızılay çadır satar? Kızılay yetkililerine sesleniyorum; deponuzda kaç çadır varsa getirin hepsini alacağız ve deprem bölgesine götüreceğiz. Nasıl olur da Kızılay çadır ticareti yapar? Bir yardım kuruluşunun ticarethaneye dönüşmesi ne demektir?

Devlet dediğiniz kurum bütün risklere önceden hazırlık yapan kurumdur. Ordumuz niye vardır? Bir savaş çıkarsa ordu harekete geçecek. Savaş çıkmazsa hiçbir sorunumuz yok ama ordu savaş karşısında her an hazırdır. Devlet hastaneleri niye yapar? Bir hasta çıkınca baksın diye. Devlet bütün risklere karşı hazırlık yapmak zorundadır.

Bu iktidar yani enkazın altında kalan bu iktidar deprem konusunda efendim tahminleri yanlış olmuş. İstanbul’da bekliyorlarmış… Hayatımda bu kadar devlet geleneğinden uzak, devleti tanımayan bir iktidarı ilk kez görüyoruz. Deprem raporlarında her şey söylenmiş. Hangi önlemlerin alınması gerektiği konusunda her şeyin altı çizilmiş. Bilmeyenler kim? Devleti yönetenler. Devleti yönetenlerin bunlardan haberi bile yok. Bunlar bir kısmı. Üniversitelere gidin dünya kadar görürsünüz.

Liyakat dediğiniz kavramı tamamen yok ederseniz devlette, devletin kolonlarını kestiler. Bu iktidar, sağlıklı, saat gibi çalışan devletin en temel kolonlarını kesti. Devletin direği adalettir, çürüttüler. Devletin kolonlarını keserseniz böyle bir tabloya mahkum olursunuz. En yetkin insanları kapının önüne koydular. Devlette liyakati değil, sadakati esas aldılar. Aksi düşünceyi mahkum ettiler, farklı düşünceye kulaklarını kapattılar.

Devleti yönetenler nerede? Onlar için 5 bin, 10 bin kişi ölmüş hiç önemli değil. Para ile insanın iradesi satın alınır mı? İnsanlıktan çıkanlar ancak bunu yaparlar. Nasıl bir devlet yönetimi, nasıl bir çürümüşlüktür? Anlamakta zorlanıyorum.

“Donarak ölen vatandaştan neyin helalliğini isteyeceksin?”

Helallik istiyor. Halkına kastetmenin helalliği olmaz. Kastettiniz siz, bilerek yaptınız siz. AFAD’ın raporları olmasaydı, üniversite hocalarının raporları, bilimsel makaleleri olmasaydı ‘bilmiyordum’ diyeceksiniz. TBMM’nin defalarca yayınladığı deprem araştırma raporları olmasaydı ‘bilİyordum’ diyeceksiniz. Biliyordunuz! 50 bin yurttaşımızın ölümüne neden oldunuz.

Daha acı olanı, büyük bir kısmı donarak öldü! Güçlü silahlı kuvvetlerimiz var, bölgenin en önemli gücü. Düğmeye basıldığı anda en geç 6 saat içinde Türkiye coğrafyasında ulaşamayacakları hiçbir yer yoktu. Kutup çadırları soğuğa karşı, sahra hastaneleri, sahra mutfakları, her şeyi ilk 6 saat içinde tamamı yapılabilirdi. Yaptırmadılar? İnsanların ölümünü beklediler. Nasıl bir helallik anlayışı? Donarak ölen vatandaştan neyin helalliğini isteyeceksin?

Cumhurbaşkanlığı bünyesinde Deprem Kurulu oluşturulması kararı almışlar. Rahmetli Ecevit Marmara Depremi’nden sonra Ulusal Deprem Konseyi’ni kurdu. Başında da TÜBİTAK vardı. 2007’de bu kurulu kapattılar. Şimdi kurul açıyorlar. Devlette devamlılık esastır. Bunlar ‘Devlet benimle başladı’ diyor. Benden önce devlet yoktu diyor. Benden öncekileri tamamen sileceğim diyor. Devleti bir felaketle karşı karşıya getirdi.

Deprem olayı sadece siyasi iktidarların, partilerin, bürokrasinin gündeminde de değildi. Milli Güvenlik Kurulu’nun da gündemindeydi. Sen MGK Başkanısın, Kızılay’ın onursal başkanısın. Cumhuriyetin kurduğu tüm kurumların içini boşalttılar ve çürüttüler. Onların raporlarında da geçti. Sen Cumhuriyet’ten intikam mı almak istiyorsun, Cumhuriyet’in kurumlarını yok mu etmek istiyorsun? Açıkça söyleyeyim ne senin ne de senin dayandığın bütün varlıkların gücü buna yetmez.”

Paylaşın

İYİ Parti: Millet İttifakı Adayını 2 Mart’ta Belirleyecek

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayını 2 Mart’ta belirleyeceği açıklandı.

İYİ Parti genel merkezinde gündemi değerlendiren ve basın mensuplarının sorularını yanıtlayan parti sözcüsü Kürşad Zorlu, “2 Mart’ta Millet İttifakı 13’üncü cumhurbaşkanını belirleyecek. Bu iradeyi gösterecek ve en kısa zamanda da bu iradenin ortaklaşmasıyla bunu milletimizle paylaşacağız” dedi.

Zorlu, “Biz İYİ Parti olarak milletimizin neyi istediğini, neyi beklediğini biliyoruz. Bu sorumlulukla sayın Genel Başkanımız görüşmelerini gerçekleştiriyor” ifadelerini kullandı.

Kürşat Zorlu, açıklamasının devamında, “Biz istişareye çok önem veren bir siyasi partiyiz. Dün milletvekillerimiz ve başkanlık divanı üyelerimizle uzun bir toplantı gerçekleştirdi sayın Genel Başkanımız. Burada deprem konusundaki gelişmelerin yanı sıra elbette bu konular da konuşuldu” dedi ve ekledi:

“Tümüyle ilgili oy birliğiyle İYİ Parti TBMM Grubumuz, sayın Genel Başkanımız tam olarak yetkilendirmiştir 2 Mart’taki toplantı için… Yarın da grup toplantımızın ardından Genel İdare Kurulu toplantımız gerçekleşecek. Bu şekilde milletimizin istek ve iradesini masaya götürmek suretiyle nihai neticiye ulaşmanın gayreti içinde olacağız.”

İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, partisinin genel merkezinde gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu ve basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Zorlu, CHP, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’yle birlikte çalıştıkları Millet İttifakı’nın adayının 2 Mart’taki toplantıda belirleneceğini duyurdu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in dün gerçekleştirdiği görüşmeye ilişkin konuşan Zorlu, “Millet İttifakı’nın paydaşlarının zaman zaman yaptığı periyodik görüşmelerden biridir. Yaklaşık 1,5 saatlik bir görüşme gerçekleştirdiler. Sayın Kılıçdaroğlu’nun, Genel Başkanımızı ziyaretleri sonrası adım adım 2 Mart’taki toplantıya tüm paydaşlar hazırlanıyor” ifadelerini kullandı.

Zorlu, şöyle devam etti: “Dün görüşmeden sonra bazı yayınlarda aday üzerinde mutlak bir anlaşma olduğu ya da bize atfen kullanılan ve asla kabul etmeyeceğimiz ‘pazarlık’ gibi ifadeler, bunların hiçbirisi gerçeği yansıtmamaktadır.”

“2 Mart’ta Millet İttifakı 13’üncü cumhurbaşkanını belirleyecek”

Saadet Partisi ev sahipliğinde 2 Mart’ta düzenlenecek Millet İttifakı toplantısına ilişkin de konuşan Zorlu, “2 Mart’ta Millet İttifakı 13’üncü cumhurbaşkanını belirleyecek. Bu iradeyi gösterecek ve en kısa zamanda da bu iradenin ortaklaşmasıyla bunu milletimizle paylaşacağız. Biz İyi Parti olarak milletimizin neyi istediğini, neyi beklediğini biliyoruz. Bu sorumlulukla sayın Genel Başkanımız görüşmelerini gerçekleştiriyor” ifadelerini kullandı.

Zorlu, şunları kaydetti: “Biz istişareye çok önem veren bir siyasi partiyiz. Dün milletvekillerimiz ve başkanlık divanı üyelerimizle uzun bir toplantı gerçekleştirdi sayın Genel Başkanımız. Burada deprem konusundaki gelişmelerin yanı sıra elbette bu konular da konuşuldu.

Tümüyle ilgili oy birliğiyle İYİ Parti TBMM Grubumuz, sayın Genel Başkanımız tam olarak yetkilendirmiştir 2 Mart’taki toplantı için… Yarın da grup toplantımızın ardından Genel İdare Kurulu toplantımız gerçekleşecek. Bu şekilde milletimizin istek ve iradesini masaya götürmek suretiyle nihai neticiye ulaşmanın gayreti içinde olacağız.

Paylaşın

Buldan’dan “Helallik” İsteyen Erdoğan’a İstifa Çağrısı

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan HDP Eş Genel Başkanı Buldan, Kahramanmaraş merkezli depremlerden sonra vatandaştan “helallik” isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’a istifa çağrısında bulundu:

Haber Merkezi / “On binler enkaz altında çığlık atarak can verdi, AKP Genel başkanı helallik istiyor, bu halk size hakkını asla helal etmeyecek. Halk sizin yüzünüzden canını verdi daha ne versin!

Sizi bu siyasi enkazdan liyakatsiz AFAD’ınız bile kurtaramaz. İstifa edeceksiniz ve hesap vereceksiniz. Siz halktan bir şey isteme konumuna değilsiniz, halka hesap vermek zorundasınız hesap da vereceksiniz. Hükümet istifa seslerine kulaklarınızı tıkayamazsınız. Yapmanız gereken sorumluluğunuzu kabul ederek istifa etmenizdir.”

Buldan, MHP Lideri Bahçeli’nin “hükümet istifa” seslerinin yükseldiği tribünleri hedef alan açıklamalarına da tepki göstererek, “Hükümetin küçük ortağı da çıkmış maçlar seyircisiz yapılsın diyor. Tek bildikleri şey yasakçılık. Seyircisiz maç, muhalefetsiz siyaset, denetimsiz bina, seçmensiz seçim, öğrencisiz üniversite, ekransız medya. Biz de diyoruz ki AKP ve MHP’siz bir Türkiye.” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlenen grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Buldan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

“Öyle bir iki gün eksiklik yaşandı diye kendinizi temize çıkaramazsınız. Sorunlar 23 gündür devam ediyor. Şovlarla bağış topladılar algı çalışması yaptılar aradan kaç gün geçti bu bağışların deprem bölgesine ulaşmadığı hala ortadadır. Çünkü acil ihtiyaçlar günden güne büyümektedir. Toplanan paralar nerededir, neden deprem bölgesinde değildir?

Ölüye saygı ilkesi gözetilmeden paldır küldür yürütülen enkaz kaldırma çalışması derhal durdurulmalı, önce cenazelere ulaşılmalıdır. İktidarı buradan bir kez daha uyarıyoruz ortaya çıkarılmayan veya vücut bütünlüğü bozulan cenazelerden, kayıplardan birebir siz sorumlusunuz. Deprem kayıplarının faili meçhule dönüşmesinden siz sorumlu tutulacaksınız.

Kadınlar çocuklar yaşlılar ve engelliler için bu mağduriyet çok daha büyüktür. Bu depremin en büyük yıkımını kadınlar yaşadı. Kadın meclisimiz başta olmak üzere tüm kadın örgütleri ihtiyaçları karşılanması için mor dayanışmayı yürüttüler.

Bu dayanışmayı daha fazla büyütme çağrısı yapıyorum. Refakatsiz kalan çocuklarla ilgili çok ciddi bir endişe içerisinde kamuoyu. Çocuklar nerededir? Bu sorunun cevabını iktidar vermek zorundadır. İlgili kurumları özellikle uyarıyorum. Gözümüzün üzerlerindedir. Bu çocuklar sizin sorumluluğunuz altındadır.

Başlarına gelenler başta bakanlık olarak sorumludur. TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu bünyesinde kurulan Çocuk Hakları Alt Komisyonu’nun derhal toplanması için dilekçe verdik. Meclis derhal çocukların durumunu gündeme almalı ve sorumluluğun yerine getirmelidir.

Türkiye’nin kontrolündeki Afrin’den deprem sonrası sağlıklı bilgi alınamamaktadır. Yardımların talancı çeteler tarafından alıkoyulduğuna dair haberler kamuoyuna yansımaktadır. Bir çağrı yapıyoruz, Afrin kapıları derhal bağımsız, güvenilir yardım kuruluşlarına, basına ve izleme örgütlerine açılmalıdır.

Geleceğimizi enkaz altında bırakan depremler değil insan yaşamını hiçe sayan bu çürümüş talan düzenidir. AKP-MHP’nin ülkenin başına bela ettiği sistem yaşanan her felaketin sebebidir.

OHAL kapsamında çıkardıkları bir kararname ile çevre ve şehircilik bakanlığına ormanları,meraları inşaata açmaya yetki verdiler. Yeni bir doğa talanı yapması başlatacaklar. OHAL kapsamında çıkarttıkları bütün kararlar deprem fırsatçılığıdır.

Görevi arama kurtarma olan AFAD’ın liyakatsiz atamalarla amacı dışında kullanılan bir kuruma dönüştürüldüğünü bu depremde bir kez daha gördük. Kurumun bütçesinin afet harcamalarından çok başka amaçlar için kullanıldığı bir kez daha ortaya çıktı.

Afet harcaması 3 milyar lira, hizmet binası için harcanan para 2,5 milyar lira! Deprem cihazına ayrılması gereken kaynakları tanıtım faaliyetlerine çarçur eden bir kurum yarattılar. İşte bu yönetim zihniyetinin bir sonucu olarak AFAD’ın Hatay bata olmak üzere deprem bölgelerine 3. Ve 4. Günde dahil olabildiğini onu da eksik personelle gerçekleştirebildiğini gördük.

Bunun sorumlusu da bağlı olduğu bakanlık ve doğrudan cumhurbaşkanlığı hükümet sistemidir. Halkı enkaz altında bırakan ölüme soğu açlığa mahkûm eden bu iktidardır. Hızlı karar alınan bir sistem deyip allayıp pulladılar, hızları görüldü, deprem bölgesine 72 saat sonra girebildiler.

Ama ekranları karartmakta, tehditte, yasakçılıkta, sosyal medyayı engellemekte, dayanışmaya kayyum atamakta hiç geri kalmadılar. Yaşamların karartılmasında yoklar ama düşmanlıkta tam bir organize halde olduklarını hep birlikte gördük.

Buradan bir kez daha çağrı yapıyoruz üniversiteleri derhal çın öğrencilerin geleceğiyle oynamayın.

Çıkıp bir de hiçbir sorumlulukları yokmuş gibi pişkince konuştuklarına tanık olduk. Ufak tefek sorunlar yaşandı diye olayı geçiştirmeye çalıştıklarına tanık olduk. Bu depremde asrın yüzsüzlüğünü gördük. Bunların en son ne zaman utandığını hatırlayan yok. Çünkü bunlarda utanma yok.

On binler enkaz altında çığlık atarak can verdi, AKP Genel başkanı helallik istiyor, bu halk size hakkını asla helal etmeyecek. Halk sizin yüzünüzden canını verdi daha ne versin!

Sizi bu siyasi enkazdan liyakatsiz AFAD’ınız bile kurtaramaz. İstifa edeceksiniz ve hesap vereceksiniz. Siz halktan bir şey isteme konumuna değilsiniz, halka hesap vermek zorundasınız hesap da vereceksiniz. Hükümet istifa seslerine kulaklarınızı tıkayamazsınız. Yapmanız gereken sorumluluğunuzu kabul ederek istifa etmenizdir.

Devlet Bahçeli’ye tepki

Hükümetin küçük ortağı da çıkmış maçlar seyircisiz yapılsın diyor. Tek bildikleri şey yasakçılık. Seyircisiz maç, muhalefetsiz siyaset, denetimsiz bina, seçmensiz seçim, öğrencisiz üniversite, ekransız medya. Biz de diyoruz ki AKP ve MHP’siz bir Türkiye.

Kızılay’la ilgili görüşlerimi milletvekili arkadaşlarımla birlikte Kızılay’ın önüne giderek açıklamamızı orada yapacağız.”

Paylaşın

Bahçeli, “Hükümet İstifa” Diyen Tribünleri Hedef Aldı

Partisinin Meclis’teki grup toplantısında konuşan MHP Lideri Bahçeli, “Türkiye’nin depremin ağır sonuçlarıyla kıyasıya mücadele ettiği süreçte Türk futbolunu lekelemeye, kutuplaşma dalgasını sahaya yansıtmaya çalışanlar alçakça bir kurgunun içinde. Hükümeti istifaya davet etmek, bir avuç holigan gruba sipariş verilmiş iç ve dış zillet komplosudur” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Tribünler çürük sloganların atılacağı mekanlar olamaz. Tribünler çürük siyasi sloganların atılacağı mekanlar olamaz. Kalabalıkların arasına sızarak devlete ve hükümete meydan okuyanların önce tespiti ardından da tecziyesi mutlaka yapılmalıdır.”

Bahçeli, Beşiktaş üyeliğinden ayrıldığını hatırlattı ve şöyle dedi: “Beşiktaş Jimnastik Kulübü üyeliğinden ayrıldığımı bildiriyorum. Bundan böyle ben artık Karagümrüklüyüm.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlenen grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Bahçeli’nin konuşmasından satır başları şöyle:

“Tarih sürecini felaketlere göğüs gererek ayakta kalmayı başarmış toplum ya da milletlerin marifet ya da mükafatı olarak tarif etmek yanlış olmasa gerektir. Türk milletinin hem tarih yapan hem de tarih yazan bir millet olduğu hemen fark edilecektir.

Felaketler karşısında günübirlik tavır ve tepkiden daha kalıcı davranış güzelliği gelişmiş ve yerleşmiştir. 6 Şubat 2023 tarihindeki depremler yaygın bir kayba yol açmıştır. 7’den 70’e her vatandaşımızı hüzünle sarsmıştır.

20 Şubat 2023 tarihinde Defne’deki deprem ile dün meydana gelen deprem acılarımıza acı katmış, endişelerimizi artırmıştır. Depremde hayatını kaybeden vatandaşlara rahmet diliyor, yaralılarımıza şifa diliyorum.

Bölgeye günlük 10 binin üzerinde çadır sevk edilmektedir. Çarpıcı gerçekler ortadadır. Devleti ve hükümeti suçlayan güruh arızalıdır, art niyetlidir. 130 noktada konteyner kentler hayata geçirilmektedir. Depremlerde zarar gören insan sayımız çok fazladır.

Fitne fesat yumağına dönen bazı münafık siyasetçilerin çadır üzerinden sürdürdükleri iftira sağanağına rağmen çadırların kurulumu gerçekleştirilmiş, çalışmalar devam etmektedir. Şu ana kadar 287 çadır kent kurulmuştur.

İster istemez bazı eksikliklerin temininde aksaklıklar normaldir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti görevinin başındadır, mağdur vatandaşların yanındadır. Hiç kimse yalnız, kimsesiz değildir. Siyasi ve ekonomik rant devşirmeye heveslenenlerin arayışı bozgunculuktur.

Çok kırılgan ve nazik günlerde Türk sporunu siyasi kutuplaşmaya çekmek isteyenler, tribünleri ajan provokatörlere teslim edenler tarihi yanlışın tam ortasındadır.

Stadyumlarda ‘Hükümet istifa’ denilmesi depremzede kardeşlerimize saygısızlıktır. Türk futbolunu lekelemeye, sporu siyasileştirmeye çalışanlar alçakça bir kurgunun içindedir.

Hükümete istifaya davet etmek, tribünlerde kaosa heves etmek bir avuç fanatiğe sipariş verilmiş zillet komplosudur. Herkes yerini, yurdunu, haddini bilmelidir. Zilletin değirmenine su taşıyanlar ülkesine ve milletine sırt dönmüş odaklardır.

Devlete ve hükümete meydan okunmasını provoke edenlerin tespiti yapılmalı, Türk sporu karanlık dehlizden el birliği ile çıkarılmalıdır. Bu olana kadar Beşiktaş’tan ayrıldığımı tekraren ifade etmeyi milletime addediyorum. Bundan böyle ben artık Karagümrüklüyüm. Karagümrük’e gönül veren bir kişi olarak hayatımı devam ettireceğim.

Yaralar hızla sarılmakta, her insanımızın elinden tutulmakta, hiç kimse aç ve açıkta bırakılmamaktadır. Devlet çevik ve çelik iradesiyle alandadır, milletiyle iç içedir.

11 ilimizi kapsamına alan yeni yerleşim alanlarının haritası paylaşılmış, bölge insanı derin bir nefes almıştır. İlk etapta 199 bin 739 kalıcı konut ile 73 bin köy evi yapılması planlanmıştır. Yapılan binaların ilk teslimatının 7 ay sonra gerçekleşmesi beklenmektedir.

Yeis ve yılgınlığa hiç gerek yoktur. Cumhur İttifakı vatandaşların konutlarını yapacak, deprem travmasını telafi edecektir.

“Ne ara bu kadar devlet ve millet düşmanı türemiştir?”

Bazı köşe yazarları, tetikçi medya organları orman alanlarının da konut için kullanılacağını hangi bilgi ve belgeye dayanarak söylemektedir. Orman vasfını kaybetmiş alanlara konut yapmanın neresinde sakınca olacaktır?

Tefrikadan beslenen, tıyneti tartışmalı olan zevat ne iyi günümüzü paylaşacak ne kötü günümüzü kalbinde hissedecektir. Düşünüyorum da ne ara bu kadar devlet ve millet düşmanı türemiştir?

Sahne alan tahammülsüzlükler, seyrekleşen bağlılıklar, sertleşen acımasızlıklar, seviyesizlikler ne kadar fırsat düşkünü olduklarını açıkça teyit etmişlerdir.

Sayın Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı adayı olmak, Türk milletine muhabbetten daha mı önceliklidir? Cumhurbaşkanı seçimi konusunda CHP’den yetki almak neyi değiştirecektir?

Muhalefet olmak devleti ayağa düşürmek için çırpınmak değildir. Kentsel dönüşüme itiraz eden bu Kılıçdaroğlu değil miydi? İmar affıyla ilgili kanun teklifini veren bu CHP değil miydi? Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı, nasıl olacağı bir numaralı gündem konularıdır.

Zillet ittifakının Cumhurbaşkanı adayı belirleme süreci sarpa sarmıştır. Aday kim olursa olsun artık önemsiz ve değersizdir. Türkiye olağanüstü dönemden geçmektedir. Yeniden ayağa kaldırılacak 11 il vardır ve bu hedef gerçekleştirilecektir. Altılı masa enkazın altından kalkamaz, yıkımı kaldırmaz.

Paylaşın

2022 Yılında Türkiye Ekonomisi Yüzde 5,6 Büyüdü

Türkiye ekonomisi 2022 yılında bir önceki yıla göre yüzde 5,6 büyüdü. 2022 yılında kişi başına Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) cari fiyatlarla 176 bin 589 TL, dolar cinsinden 10 bin 655 olarak hesaplandı.

Haber Merkezi / GSYH’ı oluşturan sektörler bazında 2022 yılında tek daralan sektör inşaat oldu. Sektör yüzde 8,4 oranında küçüldü. 2022’de sanayi yüzde 3,3 ve tarım sektörü yüzde 0,6 büyüdü.

Sanayi tarafında 2022’de yıllık büyüme yüzde 3,3 oldu. Sanayide yılın son çeyreğinde yüzde 3’lük daralma gösterdi. Mal ve hizmet ihracatı ise 2022 yılında yüzde 9,1, ithalatı ise yüzde 7,9 arttı.

Yerleşik hanehalklarının nihai tüketim harcamaları, 2022 yılında bir önceki yıla göre yüzde 19,7 arttı. Hanehalkı tüketim harcamalarının GSYH içindeki payı yüzde 57,5 oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2022 yılı son çeyrek büyüme rakamlarını açıkladı. Buna göre, üretim yöntemine göre dört dönem toplamıyla elde edilen yıllık Gayri Safi Yurtiçi Hasıl (GSYH), 2022 yılında bir önceki yıla göre yüzde 5,6 arttı. GSYH, 2022 yılında bir önceki yıla göre yüzde 107 artarak 15 trilyon 6 milyar 574 milyon TL oldu.

2022 yılında kişi başına GSYH cari fiyatlarla 176 bin 589 TL, dolar cinsinden 10 bin 655 olarak hesaplandı.

GSYH’yi oluşturan faaliyetler incelendiğinde; 2022 yılında bir önceki yıla göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak; finans ve sigorta faaliyetleri toplam katma değeri yüzde 21,8, hizmet faaliyetleri yüzde 11,7, mesleki, idari ve destek hizmet faaliyetleri yüzde 9,9, bilgi ve iletişim faaliyetleri yüzde 8,7, diğer hizmet faaliyetleri yüzde 5,8, kamu yönetimi, eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri yüzde 4,8, gayrimenkul faaliyetleri yüzde 4,3, sanayi yüzde 3,3 ve tarım sektörü yüzde 0,6 arttı. İnşaat sektörü ise yüzde 8,4 azaldı.

GSYH 2022 yılı dördüncü çeyreğinde yüzde 3,5 arttı

GSYH dördüncü çeyrek ilk tahmini; zincirlenmiş hacim endeksi olarak, 2022 yılının dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 3,5 arttı. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,9 arttı.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,9 arttı. Takvim etkisinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, 2022 yılı dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 3,5 arttı.

Üretim yöntemiyle Gayrisafi Yurt İçi Hâsıla tahmini, 2022 yılının dördüncü çeyreğinde cari fiyatlarla bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 106,2 artarak 4 trilyon 800 milyar 717 milyon TL oldu. GSYH’nin dördüncü çeyrek değeri cari fiyatlarla ABD doları bazında 262 milyar 669 milyon olarak gerçekleşti.

Hanehalkı nihai tüketim harcamaları 2022 yılında yüzde 19,7 arttı. Yerleşik hanehalklarının nihai tüketim harcamaları, 2022 yılında bir önceki yıl zincirlenmiş hacim endeksine göre yüzde 19,7 arttı. Hanehalkı tüketim harcamalarının GSYH içindeki payı yüzde 57,5 oldu.

Hanehalkı nihai tüketim harcamaları 2022 yılı dördüncü çeyreğinde yüzde 16,1 arttı. Yerleşik hanehalklarının nihai tüketim harcamaları 2022 yılının dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 16,1 arttı. Devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 9,0, gayrisafi sabit sermaye oluşumu ise yüzde 2,6 arttı.

2022 yılında bir önceki yıl zincirlenmiş hacim endeksine göre mal ve hizmet ihracatı yüzde 9,1, ithalatı ise yüzde 7,9 arttı. Mal ve hizmet ihracatı, 2022 yılının dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 3,3 azalırken ithalatı yüzde 10,2 arttı.

İşgücü ödemeleri 2022 yılında bir önceki yıla göre yüzde 82,7 artarken, net işletme artığı/karma gelir yüzde 115,2 arttı. 2022 yılının dördüncü çeyreğinde ise işgücü ödemeleri bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 103,3 artarken, net işletme artığı/karma gelir yüzde 104,9 arttı.

2022 yılında işgücü ödemelerinin Gayrisafi Katma Değer içerisindeki payı yüzde 26,5 oldu. İşgücü ödemelerinin cari fiyatlarla Gayrisafi Katma Değer içerisindeki payı geçen yıl yüzde 30,1 iken bu oran 2022 yılında yüzde 26,5 oldu. Net işletme artığı/karma gelirin payı ise yüzde 52,5’ten yüzde 54,5’e yükseldi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Sert Mesajlar: Hepinizle Hesabımız Var

“Hükümet istifa” sloganı atan taraftarları tehdit eden organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı’ya tepki gösteren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Beşli Çeteler, mafyalar, çantacılar, rantçılar… İnanın hiç fark etmez, hiç! Hepinizle hesabımız var” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Şimdi oturun bana tehdit mektupları yazın. Herkes olması gerektiği yere gidecek, bu da benim sözüm olsun.”

Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından oynanan ilk Süper Lig karşılaşmalarında Fenerbahçe ve Beşiktaş tribünlerinde “hükümet istifa” sloganları atıldı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, sosyal medya hesabından “Türk futbolunu zillet ve rezalete mahkum etmek isteyenlere göz yummak, alttan almak, sessiz durmak geldiğimiz bu aşamada mümkün değildir” ifadelerini kullanarak taraftarları hedef gösterdi.

Devlet Bahçeli’nin girişimiyle çıkarılan infaz indirimi paketi kapsamında tahliye edilen organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı da muhalefeti ve hükümeti istifaya çağıran taraftarları sosyal medya hesabından tehdit etti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bugün yaptığı paylaşımda isim vermeden hedef gösterme ve tehditlere tepki gösterdi.

Alaattin Çakıcı’nın ‘tehdit mektubu’nu hatırlatan CHP Lideri Kılıçdaroğlu “Hepinizle hesabımız var” diyerek şunları kaydetti:

“Türk milletini, gençlerimizi hiçbir illegal oluşumun tehdit etmesine izin vermeyiz. Herkesin safı netleşsin. Depremde canla başla mücadele eden gençlerden mi yanasınız, yoksa sosyal medyadan tehdit mesajları yayınlayanlardan mı?

Beşli Çeteler, mafyalar, çantacılar, rantçılar… İnanın hiç fark etmez, hiç! Hepinizle hesabımız var. Şimdi oturun bana tehdit mektupları yazın. Herkes olması gerektiği yere gidecek, bu da benim sözüm olsun.”

Paylaşın

İran’da Yüzlerce Kız Çocuğu Okula Gitmesinler Diye Kasten Zehirlendi

İran’da yüzlerce kız çocuğunu mide bulantısı, kusma, baş ağrısı ve nefes alma güçlüğü gibi şikayetlerle hastaneye kaldırılırken, İran Eğitim Bakan Yardımcısı Panahi, bazı aşırılık yanlılarının okulların kapatılmasını istediği için öğrencileri kasten zehirlemiş olabileceğini söyledi.

Panahi’ye göre öğrenciler muhtemelen “kimyasal bileşikler” kullanılarak zehirlendi. Panahi, “Bazı kişilerin başta kız okulları olmak üzere tüm okulların kapatılmasını istediğini saptadık” dedi.

Vakalar Mahsa Amini’nin polis nezaretinde ölümü üzerine başlayan protestolar sırasında ortaya çıktı. Amini, başörtüsünü “uygunsuz” taktığı gerekçesiyle gözaltına alınmış ve şiddet görerek hayatını kaybetmişti.

Gizemli bir rahatsızlık dalgası son birkaç aydır İran’daki okullarda yüzlerce kız çocuğunu etkisi altına aldı.

Öğrencilerin birçoğu mide bulantısı, kusma, baş ağrısı ve nefes alma güçlüğü gibi şikayetlerle hastaneye kaldırılıyor.

Üst düzey bir yöneticiden gelen yeni açıklamada ise öğrencilerin kasten zehirlenmiş olabileceği öğrenildi.

İran Eğitim Bakan Yardımcısı Younes Panahi, dün (26 Şubat) yaptığı açıklamada, bazı aşırılık yanlılarının okulların kapatılmasını istediği için öğrencileri kasten zehirlemiş olabileceğini söyledi.

Zehirlenme vakalarına ilk olarak başkent Tahran’ın güneyindeki öğrenciler arasında rastlandı ve daha sonra komşu şehirlerde de görülmeye başlandı.

Panahi’ye göre öğrenciler muhtemelen “kimyasal bileşikler” kullanılarak zehirlendi.

Yerel basında çıkan haberler de bunun kızların okula gitmesini engellemek isteyen fanatiklerin işi olabileceğini gösteriyor.

Vakalar kasım ayı sonlarında, 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin polis nezaretinde ölümü üzerine başlayan protestolar sırasında ortaya çıktı.

Amini, başörtüsünü “uygunsuz” taktığı gerekçesiyle gözaltına alınmış ve şiddet görerek hayatını kaybetmişti.

Bunun ardında başlayan hükümet karşıtı protestolara genç kadınlar ve öğrenciler de katılmıştı.

AFP’nin haberine göre, vakaların büyük çoğunluğu, İran İslam Devrimi’nin temellerinin atıldığı ve başladığı yer olarak bilinen Kum’da görüldü.

Ülkenin din adamlarının ve liderlerinin çoğunun eğitim gördüğü ilahiyat okullarına ev sahipliği yapan Kum, son derece muhafazakar bir bölge olarak biliniyor.

Vakaların Tahran, Erdebil ve Boroujerd de dahil olmak üzere 4 şehirde en az 14 okulu etkilediği bildirildi.

En son olaylardan biri, 22 Şubat’ta Kum’da kayda geçmiş ve 15 kız öğrenci hastaneye kaldırılmıştı. Yerel basına göre, öğrencilerin durumu şu anda stabil

Luristan kendinin vali yardımcısı Majid Monemi de dün yaptığı açıklamada, İran’ın batısındaki Borujerd’de bir lisede okuyan 50 kız çocuğunun tekrar zehirlendiğini duyurdu.

Panahi, düzenlediği basın toplantısında, “Bazı kişilerin başta kız okulları olmak üzere tüm okulların kapatılmasını istediğini saptadık” diye konuştu:

Öğrencileri zehirlemek için kullanılan kimyasal bileşiklerin savaş kimyasalları olmadığı, zehirlenen öğrencilerin ileri tedaviye ihtiyaç duymadığı ve kullanılan maddelerin büyük bir yüzdesinin tedavi edilebilir olduğu tespit edildi.

Rahatsızlanan öğrencilerin ebeveynleri de eğitim görevlileri ve öğretmenlerle karşı karşıya gelmişti.

14 Şubat’ta Kum’daki ebeveynler, yetkililerden “açıklama talep etmek” için valilik önünde toplanmıştı.

Son günlerde de aileler, birçok kız çocuğunun dersleri kaçırmasından endişeli.

Reform yanlısı Shargh gazetesi, Kum’daki birçok okulun “gayri resmi olarak” kapatıldığını yazdı.

Bazı aileler derslerin çevrimiçi yapılmasını talep ediyor.

Paylaşın

Muhalefetten Helallik İsteyen Erdoğan’a İstifa Çağrısı

Adıyaman’da “Sarsıntıların yıkıcı etkisi, olumsuz hava nedeniyle ilk birkaç gün Adıyaman’da arzu ettiğimiz etkinlikte çalışma yürütemedik. Bunun için sizden helallik istiyorum” açıklamasında bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a muhalefet partilerinden tepki geldi.

Haber Merkezi / Ayrıca, sosyal medyada Cumhurbaşkanı ve üst düzey yetkililerin, depreme erken müdahale edilmediği yönündeki eleştirilere geçen günlerde verdikleri sert yanıtlar hatırlatıldı.

“Sorumluluktan kaçamazsınız”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da sosyal medya hesabından, “Sayın Erdoğan, helalliği kalanlardan değil ihmaliniz yüzünden vefat edenlerden istemeniz gerekiyor. Sadece helallik isteyip sorumluluktan da kaçamazsınız” ifadelerini kullandı ve “İlk 48 saatteki gecikmeler nedeniyle kaç kişi hayatını kaybetti?” sorusunu yöneltti.

İnce: Hesabını yargıda vereceksiniz!

Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce de, “Ben deprem bölgesinde ‘Ordu sahaya geç çıktı, ekipler müdahalede geç kaldı’ dediğimde hakaret eden Erdoğan, geç kalındığını itiraf edip helallik istiyor. Demokrasi helallik isteme değil hesap verme rejimidir. Erdoğan sen ve ekibin yapamadıklarınızın hesabını yargıda vereceksiniz!” ifadelerini kullandı.

CHP: Hakaret edenler siz değil miydiniz?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı, Ordu milletvekili Seyit Torun; Erdoğan’ın açıklamasının, görevini yapamadığının itirafı olduğunu belirterek “Sormak lazım: ‘Devlet nerede’ diyen vatandaşa hakaret edenler siz değil miydiniz? O zaman neden dert yanan vatandaşı tehdit ediyordunuz” sorusunu yöneltti.

Torun, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda da “Erdoğan, görevini yapamadığını itiraf edip helallik istemiş. Peki “birkaç gün” gecikme nedeniyle hayatını kaybedenlerin hesabını kim verecek? Bu itirafın gereği helallik istemek değil, istifa etmektir. Çünkü enkaz altında bıraktığınız bu milletten asla helallik alamayacaksınız!” dedi.

“Hakkımızı helal etmiyoruz”

Halkların Demokratik Partisi (HDP)’nin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda “Deprem vergilerini amacı dışında kullananlara, inşaat lobilerine milyonlar akıtanlara, binlerce insanın donarak ölmesine neden olanlara, AFAD ve Kızılay’ı arpalık olarak kullandıranlara, imar afları çıkaranlara hakkımızı helal etmiyoruz” denildi.

“Helalleşmeyeceğiz, hesaplaşacağız”

Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda da, “Helalleşmeyeceğiz, hesaplaşacağız” ifadeleri kullanıldı.

Paylaşın