Türkiye, 14 Mayıs’ta Sandık Başına Gidiyor

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, seçimlerin 14 Mayıs’ta yapılmasına ilişkin kararı canlı yayında imzaladı. Karar, Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlandı.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anayasanın 116. Maddesinin kendisine verdiği yetkiye göre 18 Haziran’da yapılması gereken seçimlerin 14 Mayıs’ta yenilenmesi kararı aldığını açıkladı.

Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda düzenlenen basın toplantısında konuşan Erdoğan, Cumhur İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı olduğunu da ilan etti.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Seçimi ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’ne ilişkin açıklamalarda bulundu.

Açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Anayasamızın 116’ncı maddesinin verdiği yetkiyle, 18 Haziran 2023’te yapılması gereken seçimlerin 14 Mayıs’ta yenilenmesi kararını imzalamış bulunuyorum. Yarınki Resmi Gazete’de yayımlanacak bu kararın ardından, YSK iki aylık seçim takvimini başlatacaktır. Milletimiz 14 Mayıs’ta cumhurbaşkanı ve mİlletvekillerini seçmek üzere sandık başına gidecektir.

Kararı yılbaşından önce paylaşmıştık. Bizi seçim tarihini öne çekme kararını alma sebeplerinden bazıları şunlardır; 18 Haziran üniversite sınav takvimiyle çakışan bir tarihti. Bu tarih yurtiçinde ve yurtdışında yüzbinlerce vatandaşımızın Hac farizasını ifa etmek için mübarek topraklara gittiği bir döneme denk geliyordu.

İlk ve orta dereceli okullar tatile girmesi sebebiyle milyonlarca vatandaşımız tatile ve memleketlerine gitmek için yola çıkacaktı. Alternatif olarak da 14 Mayıs’ı teklif ettik. Demokrasi geçmişimiz bakımından anlamlı bir yıldönümüne tekabül eden bir tarihin hüsnü kabul gördüğünü biliyoruz.

Ama 6 Şubat’taki deprem seçim tarihini gündemimizden çıkarmıştı. Yıkım alanının büyüklüğü işlerimizi hayli güçleştirmiş olsa da insanlarımızın yardımına koştuk. Geniş bir çevrede hissedilen depremde 47 binin üzerinde insanımız vefat etti. 115 binden fazla insanımız da yaralı olarak kurtarıldı. Amacımız bir yıl içinde 244 bin konut ve 75 bin köy evinden oluşan 319 bin haneyi tamamlayarak, hemen hak sahiplerine teslim etmektir.

Deprem konutlarını etap etap tamamlayarak 3,5 milyon insanımıza yeni, güvenli, huzurlu hayat alanları oluşturana kadar çalışmakta kararlıyız. Deprem etkilerinin üstesinden gelerek, bölgeyi, ülkemizi normalleştirmenin yolu, güçlü siyasi iradece alınacak kararların dirayetle uygulanmasından geçiyor.

Biz tüm gayretimizi depremin yaralarını sarmaya vermişken seçim takvimi de işlemeyi sürdürüyordu. Dünyada eşi benzeri görülmemiş bir yıkımın yaralarını saracak bir program uygulamamız gerekiyor. Siyasi gerilim ve belirsizlikler deprem yaralarının sarılmasına yönelik çalışmaların aksamasına yol açıyor.

Son bir haftada yaşananlar bu tehdidin ne kadar büyük olduğunu göstermeye yeter.  Ülkenin bir bölümü can kayıplarıyla feryat ederken bir kesimin siyasi hesapları uğruna sergilediği aymazlığın faturasını milletin sırtına yükleyemeyiz. Türkiye’nin vakit kaybına ve dikkat dağınıklığına tahammülü yok. Türkiye, 6 Şubat depremlerinin yol açtığı yıkıntıları kaldırmadan, ekonomik, sosyal ve psikolojik kayıplarını telafi etmeden geleceğine güvenle bakamaz.

“Seçim gündemi geride bırakılmalı”

Üretimi ve istihdamı yükseltmek için ülkemizin seçim gündemini geride bırakması şarttır. Bu nedenle 14 Mayıs’ta seçimlerin yenilenmesi kararımızı uygulamaya geçiriyoruz. Biraz önce imzaladığımız kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla YSK seçim takvimini hazırlayıp ilan edecek.

Olayın ne kadar hızla devam ettiğini özellikle hatırlatmak istiyorum. Bİzim gündemimiz yne depremzede vatandaşlarımızın yaralarının sarılmasından oluşacak. Ana muhalefetin bazı temsilcilerinin garip garip konuşmalarını dinliyorum. Bizim bölgeye ne zaman gittiğimizden haberleri yok.

İkinci gün deprem bölgesine ulaştım. Bir turu böyle tamamladıktan sonra ardından Devlet Bey ile buraları dolaşmaya başladık. Sayın Destici ile de dolaştık. Biz yaralıyız, dertliyiz; hanımefendi konuşuyor. Hatay milletvekiliymiş… Biz Cumhurbaşkanı olarak 11 ilde aynı hassasiyetle çalışmalarımızı sürdürdük.

Depremzede bir vatandaşla görüştüğümde telefonda şöyle söyledi: ‘Cumhurbaşkanım bizim hiçbir sıkıntımız yok. Her şey yok. Ben çadırda kalıyorum. Çadırda kalmama rağmen halimden memnunum. Konteyner gelirse daha iyi olurum. Ama şikayetçi değilim.’ İşte bu da milletin evladı. Bir ona bakıyorum bir de Meclis’e milletvekili olarak gelmiş hanıma bakıyorum. Biz dertliyiz, bizim derdimiz var. Ama bunların yok. Bugün İskenderun’da enkazlar olduğu gibi Hatay’ın diğer ilçelerinde hele hele Antakya’da enkazın en büyüğü var. Belki bundan da haberi yok. Çünkü gittiği yerler belledir.

Yeni kararı duyurdu

AK Parti’den milletvekili adayı olmak isteyenlerle ilgili aldığımız bir kararı paylaşmak istiyorum. Partimize adaylık başvurusu yapacak herkes önce, ilgili birimimizce belirlenecek asgari tutarı AFAD’ın deprem yardım hesaplarına bağış olarak yatıracaktır. Katkıda bulunacak her arkadaşa şimdiden teşekkür ediyorum. Diğer partilere de örnek olmasını bekliyorum.  Cumhur İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı olarak bizimle yarışacak ve TBMM’de temsil için mücadele edecek herkesten bu samimi çağrımıza destek bekliyoruz.

Cumhur İttifakı olarak hazırladığımız bütün müzikleri yasaklıyoruz. Müziksiz bir kampanya olacak. Yüz yüze görüşmelerle ne yaptığımızı ve ne yapacağımızı vatandaşlarımıza anlatacağız.”

Paylaşın

CHP Grup Başkanvekili Özel: Kılıçdaroğlu’na Suikast Duyumları Alıyoruz

CHP Genel Başkanı ve Millet İttifakı adayı Kılıçdaroğlu hakkında “suikast” duyumları aldıklarını söyleyen CHP Grup Başkanvekili Özel, “Güvenlik güçlerinin de bilgisi var. Bize gelen istihbaratların onlarda olmaması zaten mümkün değil” dedi ve ekledi:

“Bize de genel başkana da bu duyumlar geliyor. Şu an koruma sayısında bir artış yok. Cumhurbaşkanlığı adaylığı kesinleşmeye başlayınca bu durumda bir değişiklik olur mu bilmiyoruz.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Özgür Özel, Halk TV ekranlarında dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

CHP Genel Başkanı ve Millet İttifakı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında “suikast” duyumları aldıklarını söyleyen Özel, “Güvenlik güçlerinin de bilgisi var. Bize gelen istihbaratların onlarda olmaması zaten mümkün değil” dedi.

Özel, “Bize de genel başkana da bu duyumlar geliyor. Şu an koruma sayısında bir artış yok. Cumhurbaşkanlığı adaylığı kesinleşmeye başlayınca bu durumda bir değişiklik olur mu bilmiyoruz” diye konuştu.

Bu tür duyumların seçimlere korku iklimi altında girilmesine yönelik olduğunu ifade eden Özgür Özel, “Bir ara bir bakanın zırhlı aracını da yolladılar genel başkanımız kabul etmedi. Kendisi normal makam aracını kullanıyor. Bu tehditler, seçimi bir korkutma iklimini dönüştürmeye yönelik” ifadelerini kullandı.

Özel şunları kaydetti: “Ama bunlar boş mu çıkar… Genel başkana tehdit iddiaları konuşulduktan üç ay sonra Artvin Şavşat’ta konvoyumuza ateş açılmış ve askerimiz hayatını kaybetmişti. Bir korumamız da gözünü kaybetmişti.

1,5 kilometre kala durdurulan minibüste belki de 500 kişiyi öldürecek kadar patlayıcı çıkmıştı.

Azmettiricileri Süleyman Soylu olan ve yapanlara ‘Mesajınızı aldık, mesaj verdiniz’ diyen Milli Savunma Bakanının katıldığı cenaze töreninde Ankara Çubuk’ta genel başkanımız linç edilerek çıplak ellerle öldürmek istediler. İçine girdiği evi, ‘Yakın bu evi’ diye söyleyenler oldu. Bunların bir tanesi bile cezaevine girmedi. Böyle bir ülkede yaşıyoruz.”

Paylaşın

HDP’ye Bakanlık Verilecek Mi? HDP Eş Genel Başkanı Sancar Açıkladı

“HDP’ye bakanlık verilecek” tartışmalarına dair değerlendirmelerde bulunan HDP Eş Genel Başkanı Sancar, “Böyle bir beklentimiz yok, bu tartışmanın içine çekilmeyi bile geçersiz manevra olarak görüyoruz” dedi.

Sancar, partisine yönelik kapatma davasının seçim sonrasına bırakılması için başvuru yapacaklarını söyledi. Sancar, “Böyle bir belirsizliğin seçmenlere yaşatılması kabul edilebilir değil, YSK seçim takvimini açıkladıktan sonra hukukçularımızla değerlendireceğiz süreci uzatmadan başvurumuzu yapacağız” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Fox TV’de Çalar Saat programında İlker Karagöz’ün sorularını yanıtladı. Sancar, “HDP’ye bakanlık” tartışmalarına dair, “Böyle bir beklentimiz yok, bu tartışmanın içine çekilmeyi bile geçersiz manevra olarak görüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Kapatma davasıyla ilgili kararın seçim sonrasına bırakılması için yeniden başvuru yapacaklarını ifade eden Sancar, HDP’ye açılan kapatma davası seçim sürecinde görüşülmemesi gerektiğini söyledi.  Sancar, “Böyle bir belirsizliğin seçmenlere yaşatılması kabul edilebilir değil, YSK seçim takvimini açıkladıktan sonra hukukçularımızla değerlendireceğiz süreci uzatmadan başvurumuzu yapacağız” ifadelerini kullandı.

Millet İttifakı adayı Kılıçdaroğlu ile ne zaman görüşülecek?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından henüz HDP’ye dönük bir randevu talebi olmadığını ifade eden Sancar, “Kılıçdaroğlu geldiğinde somut yol haritası üzerinde konuşacağız sonrasında da aday çıkarıp çıkarılmaması yönündeki kararı yetkili organlarımız ve ittifakımızla değerlendireceğiz” diye konuştu.

Kapatma davasında ne olmuştu?

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 17 Mart 2021’de, HDP’nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesinde dava açmış, iddianame, eksiklikler nedeniyle 31 Mart 2021’de Anayasa Mahkemesince oy birliğiyle reddedilmişti.

Başsavcılık, 7 Haziran 2021’de tekrar dava açtı. Anayasa Mahkemesi de 21 Haziran 2021’de yeni iddianameyi oy birliğiyle kabul etmişti. İşleyen süreçte, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ek deliller sundu, HDP de bu ek delillere karşı ek savunma süreleri istedi.

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin’in, partinin Hazine yardımı bulunan hesaplarına bloke konulması talebini 5 Ocak’ta kabul etti.

Ardından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, 10 Ocak’ta Anayasa Mahkemesi heyetine sözlü açıklamalarını yaptı. Şahin, Anayasa Mahkemesi heyetine, kapatma davası talepli hazırladıkları iddianameyi, esasa ilişkin görüşlerini ve partinin Hazine yardımı bulunan hesaplarına bloke konulması yazılı talepleriyle ilgili konuları tekrar ettiğini bildirdi.

Bu sırada HDP’nin, kapatma davasının, 2023 Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimi sonrasına bırakılması için yaptığı başvuru Anayasa Mahkemesi heyeti tarafından reddedildi.

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 2023 yılında partiye ödenen veya ödenecek devlet yardımının bulunduğu banka hesabına ‘tedbiren’ bloke konulmasına ilişkin kararın kaldırılması talebini dün (9 Mart) görüştü ve bloke kararını kaldırdı. Ayrıca dün kapatma davasında sözlü savunmanın tarihini de partinin talebi üzerine 11 Nisan’a erteledi. Daha önce bu tarih 14 Mart olarak belirlenmişti.

HDP hakkındaki kapatma davasını, 15 kişiden oluşan Anayasa Mahkemesi heyeti karara bağlayacak.

Anayasa’nın 69. maddesinde sayılan hallerden ötürü partinin kapatılmasına veya dava konusu fiillerin ağırlığına göre devlet yardımından kısmen ya da tamamen yoksun bırakılmasına, toplantıya katılan üyelerin 3’te 2 oy çokluğuyla, yani 15 üyenin 10’unun oyuyla karar verilebilecek.

Paylaşın

Cebimizden Beş Kuruş Çıkmayacaktı; Şehir Hastanelerine 25,6 Milyar TL Aktarıldı

CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, ‘Kamu Özel İş Birliği Modeli ile Yapılan Sağlık Tesislerine Yönelik Faaliyetler’ kalemi için 2022 yılının başında 21 milyar 564 milyon 904 TL ödenek ayrıldı. Ödenek, yıl içerisinde 25 milyar 661 milyon 900 bin TL’ye çıkarıldı” dedi ve ekledi:

“Şehir hastaneleri için 2022 yılının sonunda yapılan açıklama ise toplam 25 milyar 658 milyon 933 TL olarak hesaplandı. Harcamanın büyüklüğüne dikkati çeken CHP’li Emir, “Şehir hastaneleri için ‘Devletin kasasından beş kuruş çıkmayacak’ derken kastettikleri buydu herhalde. Beş kuruş değil 25.6 milyar TL çıkmış.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara Milletvekili Murat Emir, Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) modeliyle yapılan şehir hastanelerine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Sağlık Bakanlığının 2022 yılına yönelik mali raporlarını inceleyen CHP’li Murat Emir, şehir hastanelerinin Sağlık Bakanlığı bütçesinde kara delik haline geldiğine dikkat çekti.

Emir’in açıkladığı bilgilere göre, ‘Kamu Özel İş Birliği Modeli ile Yapılan Sağlık Tesislerine Yönelik Faaliyetler’ kalemi için 2022 yılının başında 21 milyar 564 milyon 904 TL ödenek ayrıldı. Ödenek, yıl içerisinde 25 milyar 661 milyon 900 bin TL’ye çıkarıldı.

Şehir hastaneleri için 2022 yılının sonunda yapılan açıklama ise toplam 25 milyar 658 milyon 933 TL olarak hesaplandı. Harcamanın büyüklüğüne dikkati çeken CHP’li Emir, “Şehir hastaneleri için ‘Devletin kasasından beş kuruş çıkmayacak’ derken kastettikleri buydu herhalde. Beş kuruş değil 25.6 milyar TL çıkmış” dedi.

‘Çağ atlayan müteahhitler oldu!’

Emir, şehir hastaneleri için Sağlık Bakanlığı bütçesinden 2021’de de 13 milyar 415 milyon 370 bin TL’lik harcama gerçekleştirildiğinin altını çizerek, şunları söyledi:

“Türkiye’ye sağlıkta çağ atlattığını iddia eden iktidar, anlaşılan o ki müteahhitlere çağ atlatıyor. Sağlık Bakanlığının raporlarına bakarken ilk dikkatimizi çeken şey şehir hastaneleri için yapılan harcamalar oluyor. İktidarın, ‘Cebimizden beş kuruş çıkmayacak’ iddiasını herkes hatırlıyor.

Raporlar ise bunun doğru olmadığını ortaya koyuyor. Daha önce, ödenek yetersizliği nedeniyle tamamlanamayan ya da yapımına başlanamayan devlet hastanelerini gündeme getirmiştik. Kamunun kaynakları üç beş müteahhit ve şirket için heba ediliyor. AKP’nin, ‘otel konforunda’ diyerek adeta pazarladığı şehir hastaneleri, vatandaşın vergilerini bir kara delik gibi içine çekiyor.”

Paylaşın

İstanbul’da Çalışmalar Hızlandı: İBB’den Riskli Binalar İçin Yeni Yönetmelik

“İstanbul Yapı Güçlendirme Yönetmeliği ile riskli olduğu tespit edilen ve güçlendirilmesi mümkün olan yapılar için talep edilmesi durumunda kısmi ve tam güçlendirme izni verilecek. Güçlendirme hesap ve projeleri Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği’ne uygun olarak hazırlanacak.

Güçlendirme izni alan yapılar çıkartılacak İstanbul Bina Kontrol ve Muayene Esasları doğrultusunda ilgili idare tarafından 2 yılda bir kontrol edilecek.”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Genel Sekreter Yardımcısı Buğra Gökçe, İstanbul Yapı Güçlendirme Yönetmeliği ile belirli risk grubundaki binaların inşaat türüne göre daha kısa sürede ve daha düşük maliyetlerde depreme dirençli hale getirilebileceğini belirtti.

İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gökçe, kontrol edilen binaların sertifika alacağını, güçlendirilmesi gereken binaların da sarı etiket ile işaretleneceğini bildirdi.

Gökçe, İstanbul Yapı Güçlendirme Yönetmeliği ve İstanbul Bina Muayene ve Kontrol Esasları Çalışması hakkında bilgi verdi.  Gökçe, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu bilgileri paylaştı:

“Güçlendirme, bir afet anında vatandaşlarımızın can ve mal kaybına uğramasını engelliyor.

İstanbul Yapı Güçlendirme Yönetmeliği ile riskli olduğu tespit edilen ve güçlendirilmesi mümkün olan yapılar için talep edilmesi durumunda kısmi ve tam güçlendirme izni verilecek. Güçlendirme hesap ve projeleri Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği’ne uygun olarak hazırlanacak.

Güçlendirme izni alan yapılar çıkartılacak İstanbul Bina Kontrol ve Muayene Esasları doğrultusunda ilgili idare tarafından 2 yılda bir kontrol edilecek.

İstanbul Bina Muayene ve Kontrol Esasları Çalışması ile daha önce atılmamış bir adım atıyoruz. İstanbul’daki tüm yapıların 5 yılda bir kontrol edilmesini sağlayacağız. Kontrol edilen binalar sertifika alırken, güçlendirilmesi gereken binalar da sarı etiket ile işaretlenecek.

Yapılarımızı güçlendirirken denetimlerimizin sıklık ve yoğunluğunu da arttırarak İstanbulumuzu afetlere daha dayanıklı, daha güçlü ve hazırlıklı bir hale getireceğiz.”

Paylaşın

HDP Kendi Adayını Çıkaracak Mı? HDP’li Saruhan Oluç Açıkladı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Demokrat Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi,  Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve İYİ Parti’den oluşan Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu olduğu açıklanmasının ardından gözler HDP’ye çevrildi.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kendi adayını çıkartıp çıkartmayacağının henüz kesinleşmediğini söyleyen HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, bu konunun halen değerlendirme altında olduğunu belirtti.

Oluç, bu değerlendirmenin bir sebebinin de 6 Şubat depremleri olduğunu söyleyerek “İktidarın çok büyük yanlışlarının olduğunu gördük ve bir kere daha düşündük ki bu iktidarın demokratik bir değişimle değiştirilmesi gerekiyor. Çünkü 22 yıldır iktidarda olup da depreme bu kadar hazırlıksız yakalanmak affedilir bir şey değil” dedi.

“Bu konuyu oturup hem biz HDP olarak hem de ittifak olarak değerlendireceğiz ve bir sonuca varacağız” diyen Oluç, ilerleyen günlerdeki toplantılarda bu konuların konuşularak karara varılacağını kaydetti.

Millet İttifakı’nda cumhurbaşkanı adaylığı ile ilgili krizin aşılmasının ardından HDP’nin ve dahil olduğu Emek ve Özgürlük İttifakı’nın nasıl tutum izleyeceği de merak edilirken Oluç, herhangi bir pazarlık içinde olmadıklarını ve aday çıkartıp çıkartmama ile ilgili önümüzdeki günlerde karar alınacağını belirtti.

Millet İttifakı’nın adayının Kılıçdaroğlu olarak ilan edilmesinin ardından TİP destek sözü vermiş, HDP de Emek ve Özgürlük İttifakı olarak kendi adaylarını çıkarma konusunu yeniden değerlendireceklerini söylemişti.

TBMM’de aralarında DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in de bulunduğu bir grup gazetecinin sorularını yanıtlayan HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Millet İttifakı üyesi olmadığı halde HDP’ye bakanlık verilip verilmeyeceği tartışmalarını, kendi adaylarını çıkarma ve HDP’yle ilgili kapatma davası süreci gibi konuları değerlendirdi.

Kılıçdaroğlu ile ne konuşacaklar?

Kılıçdaroğlu’nun önümüzdeki günler ya da haftalarda HDP’yi Meclis’te ya da genel merkezde ziyareti söz konusu, ancak henüz kesin bir tarih ve yer belirlenmedi.

Kılıçdaroğlu, beklenen ziyareti ile gazeteci Fikret Bila’ya açıklamasında HDP’yi ziyaret etmesi kadar doğal bir şey olamayacağını belirterek “Ben zaten toplumun bütün kesimlerine ulaşmaya çalışan bir anlayışa sahibim, bunu da uygulamaya çalıştım. Bu yönde çalışmalarım devam edecek” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu ile 2021’de açıklanan HDP Tutum Belgesi’ndeki ilkeleri konuşabileceklerini söyleyen Oluç, “Demokratik bir değişim yaşandığı zaman geçiş döneminde Türkiye’de hangi konularda adımlar atılması gerekir, onları konuşabiliriz” dedi. Oluç sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz güçlü demokrasi diyoruz, altılı masa ‘güçlendirilmiş parlamenter sistem’ ya da ‘iyileştirilmiş parlamenter sistem’ diyor. Biz güçlü bir yerel demokrasi üzerinde yükselen bir güçlü demokrasiden söz ediyoruz. Kuvvetler ayrılığının yeniden tesis edilmesi, hukukun üstünlüğünün sağlanması, evrensel hukuk ilkelerinin, demokratik hak ve özgürlüklerin kullanılması gibi konular.”

HDP’nin Eylül 2021’de açıkladığı 11 maddelik tutum belgesinde Kürt sorununa yönelik “Çözüm adresi; Meclis” vurgusu yapılmış, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin değiştirilmesi için “ilkesel buluşmanın” önemine dikkat çekilmişti.

HDP’nin Tutum Belgesi ile altılı masanın şimdiye kadar hazırladığı belgelerde birçok alanda büyük örtüşme olduğunu söyleyen Oluç, “Bu zaten normaldir. Çünkü bugün Türkiye’de demokrasi, hukuk, adalet gibi konuları tartışan ve adımlar atılmasını isteyen herkes üç aşağı beş yukarı benzer şeyleri söylemekte ve benzer şeylere işaret etmektedir” ifadelerini kullandı.

Millet İttifakı’nın çıkardığı metinlerdeki tek eksiğin “Kürt sorununun demokratik barışçı çözümü” olduğunu belirten Oluç, masadaki tek tek bazı partilerin çeşitli yaklaşımları bulunduğunu ancak bunun İttifak metinlerine çok yansımamış olduğunu söyleyerek şunları kaydetti:

“Biz Kürt sorununda demokratik barışçıl çözümü önemsiyoruz. Ama tabii şunun da farkındayız: ‘Türkiye’de bir demokratik değişim gerçekleşecek ve hemen Kürt sorunu çözülecek’ diye bir beklentimiz elbette ki yok. Ama en azından bu sorunun çözümü için Ankara’da mecliste hangi adımlar atılabilir, neler konuşulabilir, yasal ve anayasal ne tür düzenlemeler yapılabilir? Bunları elbette ki konuşmak istiyoruz.”

Kürt sorununun çözülmesinin yerinin “Ankara ve Meclis” olduğunu da söyleyen Oluç, bu dediklerinin “Millet İttifakı adayını desteklemek için sundukları şartlar mı” olduğu sorusunu şöyle yanıtladı:

“Bir şart değil, pazarlık içinde de değiliz. Ama bizim önemsediğimiz ve bütün Türkiye’deki herkesin de önemsemesi gerektiğini düşündüğümüz bir konu bu. Dolayısıyla bunu elbette ki konuşmak tartışmak isteriz. Bu konu tartışılamaz, yeni bir konu da değil.”

HDP kendi adayını çıkaracak mı?

Kılıçdaroğlu’nun adaylığının kesinleşmesinin ardından HDP’nin kendi adayını çıkartıp çıkartmayacağının henüz kesinleşmediğini de söyleyen Oluç, bu konunun halen değerlendirme altında olduğunu belirtti.

Oluç, bu değerlendirmenin bir sebebinin de 6 Şubat depremleri olduğunu söyleyerek “İktidarın çok büyük yanlışlarının olduğunu gördük ve bir kere daha düşündük ki bu iktidarın demokratik bir değişimle değiştirilmesi gerekiyor. Çünkü 22 yıldır iktidarda olup da depreme bu kadar hazırlıksız yakalanmak affedilir bir şey değil” dedi.

“Bu konuyu oturup hem biz HDP olarak hem de ittifak olarak değerlendireceğiz ve bir sonuca varacağız” diyen Oluç, ilerleyen günlerdeki toplantılarda bu konuların konuşularak karara varılacağını kaydetti.

“HDP’nin ayrılma, parçalama politikası hiç olmadı”

Millet İttifakı üyeleri ve seçmenleri arasında HDP ile ilgili bazı yargılar ve korkular bulunabileceğini söyleyen Oluç, Cumhur İttifakı’nın özellikle bu korkulara oynadığının işaret edilmesine karşılık şu yanıtı verdi:

“Doğrudur. Çünkü geleneksel olarak bu tür şehir efsaneleri üzerinden politika kuruyorlar Türkiye’de. Ama biz HDP olarak bunu defalarca söyledik. Ayrıca HDP’nin kendi belgeleri var. HDP’nin, Türkiye’nin bölünmesi, parçalanması gibi bir politikası bugüne kadar olmadı.”

HDP’nin 2018 seçim bildirgesinde “Kürt sorununun demokratik barışçı çözüm başlığı altında ve üniter yapı çerçevesinde çözülmesi gerektiğinin” çok açık ifade edildiğini söyleyen Oluç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“O yüzden bu bir şehir efsanesi ve bu şehir efsanesinin bir karşılığı yok. Biz bunu hep söylüyoruz, söylemeye de devam ederiz. Ama maalesef herkese ulaşıp bunu anlatma şansını bulamıyoruz. HDP’nin Kürt sorununun demokratik çözümü açısından yaklaşımı bellidir: Eşit koşullarda bir arada yaşama talebidir ve Kürt halkının kendi kimlik, kültür, ana dil taleplerine cevap verilmesidir. Kesinlikle bir ayrılma, ayrı devlet kurma, ülkeyi bölme, parçalama filan gibi politikalarla bizim hiçbir alakamız yok, olmadı da bugüne kadar.”

İmralı cezaevindeki Abdullah Öcalan’dan yerel seçim öncesindekine benzer yeni bir mektubu bekleyip beklemediklerinin sorulması üzerine de Oluç, buna çok ihtimal vermediğini belirterek “Ben Öcalan’ın yerel seçimlerde yaşanmış olandan sonra o tür bir adım atacağı kanaatinde değilim” yanıtını verdi.

AKP ile temas olabilir mi?

AKP’nin Kürt seçmenleri yanına çekmek için HDP ile temas kurmak isteyip istemeyeceğine yönelik soruya karşılık böyle bir işaret görmediğini söyleyen Oluç, şöyle konuştu:

“Ben böyle bir adım olabileceğine dair en ufak bir işaret görmüyorum. En azından Meclis’te bunun işaretlerini görürüz değil mi? Ama en ufak bir işaret yok. Dolayısıyla öyle bir beklentimiz de yok. Bu iktidar daha çok HDP’yi demokratik siyaset alanından tasfiye etmek için uğraşan bir iktidar.”

Kapatma davası ile HDP’nin kadrolarının tasfiye edilmek istendiğini söyleyen Oluç, “Şimdi bütün bunları yapmak isteyen iktidar bunların olmayacağına dair en ufak bir işaretin olmadığı bir zamanda ve zeminde birdenbire kafasına taş düşüp gelin bir konuşalım der mi? Bizce demez. Eğer diyecek olsa bu konularda başka sonuçların ortaya çıkıyor olması gerekirdi” dedi.

HDP’nin B, C, D planları neler?

Partinin kapatılması durumunda HDP’nin B, C ve D planlarının hazır olduğunu belirten Oluç, nasıl bir yol izleyeceklerine dair şöyle konuştu:

“Davaya ilişkin süreci ve Yüksek Seçim Kurulu’nun takvimini görmek istiyoruz. Ona göre karar vereceğiz. Şu anda bizim hem bileşenlerimiz hem ittifak güçlerimiz arasında seçime girme hakkına sahip olan partiler var. Dolayısıyla oturup konuşulacak, zaten ön görüşmeler yapıldı, birlikte bir karar vereceğiz.”

Kulislerde ise HDP’nin kapatılması durumunda ya da belki kapatılmadan önce Sol Parti, Yeşiller, TİP ya da EMEP listelerinden seçime girebileceği konuşuluyor.

Paylaşın

Almanya’da Kiliseye Saldırı: 7 Ölü 8 Yaralı

Almanya’nın Hamburg kenti Grossborstel semtinde yer alan Yehova Şahitlerine ait bir kilisede gerçekleşen silahlı saldırıda ilk belirlemelere göre 7 kişi öldü, 8 kişi de yaralandı.

Saldırıyı gerçekleştiren kişinin ölenlerin arasında bulunabileceği kaydedilirken, saldırının motivasyonuna ilişkin soruşturma devam ediyor.

Associated Press (AP) haber ajansına konuşan polis sözcüsü Holger Vehren, ölü ve yaralı sayısını açıklamazken saldırganın kaçtığına dair bir işaret olmadığını, saldırganın ya da saldırganların binada ya da ölenler arasında olabileceğini kaydetti.

Vehren polisin yerel saatle 9.15 sularında saldırıdan haberi olduğunu ve hızla olay yerine gittiğini akatradı. Polis memurlarının olay yerine varınca üst kattan silah sesi duyduklarını, burada bir kişiyi bulduklarını ve bu kişinin saldırgan olabileceğini belirtti. Vehren polisin olay sırasında silah kullanmak zorunda olmadığını aktardı.

Polisin saldırı sırasında binada yapılan etkinliğin ne olduğuna dair bilgisi olmadığı belirtildi.

AP’ye göre Hamburg polisi Twitter’da paylaştığı iletide Hamburg’un Gross Borstel’in yakınındaki Alsterdorf bölgesinde büyük bir operasyon yürüttüğünü belirtti. Polisi Twitter’da yaptığı açıklamada ciddi yaralananlar ve hayati tehlikesi olanların olduğunu bildirdi.

NDR kanalına göre Hamburg polis sözcüsü bir ya da daha çok kişinin yerel saatle 21.00 sıralarında kilisede bulunanlara ateş açtığını söyledi. Sözcü hayatını kaybedenlerin hepsinde kurşun yaraları olduğunu bildirdi.

DPA haber ajansı bölge sakinlerinin telefonlarına uyarı mesajı gittiğini ve sokaklardan uzak durmalarının istendiğini belirtti. DW de bölge sakinlerinden evlerinde kalmalarınının istendiğini belirtti ancak polisin failin kaçtığına dair bir işaret olmadığını söylediğini aktardı.

Hamburg Belediye Başkanı Peter Tschentscher, Twitter’da haberlerin “şok edici” olduğunu söyleyerek kurbanların yakınlarına başsağlığı diledi. Tschentscher, “Güvenlik güçleri tüm hızlarıyla failleri yakalamak ve olayın perde arkasını aydınlatmak için çalışıyor” dedi.

Yehova Şahitleri, 19. yüzyılda ABD’de kurulan ve merkezi New York’un Warwick kasabasında olan uluslararası bir kilisenin parçası. Almanya’da yaklaşık 170 bin olmak üzere dünya çapında yaklaşık 8 milyon 700 bin üyesi olduğunu sanılıyor.

Üyeler, kapı kapı dolaşmak ve halka açık meydanlarda yayın dağıtmak gibi faaliyetleriyle biliniyor. Mezhebin kendine özgü uygulamaları arasında silah taşımayı, kan naklini, bir bayrağı selamlamayı veya laik hükümete katılmayı reddetmek yer alıyor.

Yehova Şahitleri kimdir?

Yehova Şahitleri, 19. yüzyılda Amerika Birleşik Devletleri’nde kurulan ve merkezi New York’ta bulunan uluslararası bir kilisenin parçasıdır. 170 bini Almanya’da olmak üzere dünya çapında yaklaşık 8,7 milyon üyeye sahip olduğu tahmin ediliyor.

Batı ülkelerinde ‘kapı çalarak’ sıradan halka ulaşmaya çalışan üyeleri, ayrıca kitap dağıtımı gibi misyonerlik faaliyetleriyle biliniyor. Mezhebin kendine özgü uygulamaları arasında kan bağışı ya da laikliği kabul etmeme gibi özellikleriyle de tanınıyor.

Yehova’nın Şahitleri inançları ve bazı uygulamalarından ötürü Rusya gibi kimi ülkelerde ‘aşırılık’ gerekçesiyle yerel otoriteler tarafından yasaklandı.

Paylaşın

Türkiye, İsveç Ve Finlandiya Arasında Görüşmelere Devam Kararı

Türkiye, İsveç ve Finlandiya arasındaki Daimi Ortak Mekanizma toplantısının üçüncüsü Brüksel’deki NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) karargahında gerçekleştirildi. Üç ülkeden müzakerecilerin katıldığı toplantıda NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de hazır bulundu.

Görüşmelerden sonra konuşan İsveçli Başmüzakereci Oscar Stenstrom, Türkiye’nin, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılım başvuruları konusunda Ankara’nın endişelerini gidermek için somut adımlar attığını kabul ettiğini belirterek, “Türkiye’nin hem İsveç hem de Finlandiya’nın bu anlaşma çerçevesinde somut adımlar attığını kabul ettiğini görüyoruz, bu da iyi bir işaret” dedi.

Türkiye, İsveç ve Finlandiya tarafından iki İskandinav ülkesinin NATO üyeliği başvurusu kapsamında “Üçlü Muhtıra” çerçevesinde kurulan ancak Türk hükümetince Ocak ayında askıya alınan “Daimi Ortak Mekanizma” toplantısına yaklaşık iki aylık bir aranın ardından bugün Brüksel’deki NATO karargahında devam edildi. Böylece Türkiye, İsveç ve Finlandiya arasındaki Daimi Ortak Mekanizma toplantısının üçüncüsü gerçekleştirilmiş oldu. Üç ülkeden müzakerecilerin katıldığı toplantıda NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de hazır bulundu.

Görüşmelerden sonra NATO karargahında düzenlenen basın toplantısında konuşan İsveçli Başmüzakereci Oscar Stenstrom, Türkiye’nin, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılım başvuruları konusunda Ankara’nın endişelerini gidermek için somut adımlar attığını kabul ettiğini belirterek, “Türkiye’nin hem İsveç hem de Finlandiya’nın bu anlaşma çerçevesinde somut adımlar attığını kabul ettiğini görüyoruz, bu da iyi bir işaret” dedi.

“İleriye doğru küçük bir adım atıldı” diye konuşan Stenstrom, üçlü görüşmelere devam edileceğini ancak bir sonraki görüşme için henüz tarih belirlenmediğini de sözlerini ekledi.

Stoltenberg’den Temmuz öncesi onay çağrısı

NATO tarafından yapılan basın açıklamasında ise görüşmelerin açılışını gerçekleştiren NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in Temmuz ayındaki NATO zirvesinden önce İsveç ve Finlandiya’nın katılımının tüm ittifak ülkelerince onaylanması çağrısını yinelediği belirtilerek, Finlandiya ve İsveç’in bu yönde attığı adımlardan övgüyle söz ettiği belirtildi. Açıklamada Stoltenbeng’in, “Finlandiya ve İsveç Türkiye’nin meşru güvenlik kaygılarını gidermek için benzeri görülmemiş adımlar attılar” şeklindeki ifadelerine de yer verildi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da Türkiye-İsveç-Finlandiya Daimi Ortak Mekanizma Toplantısının genel olarak olumlu bir havada geçtiğini ancak iki ülkede atılan adımların Türkiye’nin söz konusu ülkelerin NATO üyeliğini onaylaması için yeterli olmadığını belirterek, “Türkiye’nin güvenlik endişelerini ve beklentilerini bir kez daha vurguladık” dedi. Kalın, “Bu ülkelerin alacağı tedbirler konunun gidişatını ve hızını belirleyecektir” ifadelerini kullandı.

İsveç terör yasasını sertleştiriyor

İsveç hükümeti, Türkiye ile NATO müzakerelerinin yeniden başlaması öncesi parlamentoya terör yasalarını daha da sertleştirecek bir teklif sundu. Teklife göre gelecekte bir terör organizasyonuna iştirak etmek ya da bu tür bir katılımı finanse etmek suç kapsamına alınacak.

Perşembe günü yayınlanan yasa taslağına göre, söz konusu yasayı ihlal edenler uzun yılları bulacak hapis cezalarına çarptırılabilecek. İsveç makamları böylece yasadaki bir boşluğun da kapatılacağını kaydetti.

Tasarının parlamento onaylanması halinde ilgili değişiklikler 1 Haziran’dan itibaren yürürlüğe girecek. İsveç’te ilgili yasanın sertleştirilmesi uzun yıllardır gündemde olmasına karşın taslağın parlamentoya yeni sunulması Türkiye ile NATO üyeliği konusunda yaşanan krizin aşılması çabalarıyla ilişkilendiriliyor.

Rusya’nın geçen yılın Şubat ayında Ukrayna’yı işgalinin ardından İsveç ve Finlandiya NATO’ya katılmak için geçen yıl Mayıs ayında başvuruda bulundu. Ancak Türkiye iki ülkenin üyeliğine itiraz ediyor. Türkiye, İsveç’i terör örgütlerine karşı yeterince önlem almamakla suçluyor. NATO üyeliği için ittifaka bağlı 30 ülkenin onayı gerekiyor. Türkiye’nin dışında Macaristan da iki ülkenin üyeliğini onaylamadı.

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, terör yasasını sertleştirmeyi İsveç ve Finlandiya’nın Haziran sonunda Türkiye ile yaptığı anlaşmada verdiği taahhütleri yerine getirmede çok önemli bir adım olarak nitelendirmişti. Nitekim o dönemde ilgili yasa değişikliği ile iki ülkenin NATO üyeliğinin önündeki Türkiye engelinin aşılacağı öngörülüyordu. Ancak Türkiye, Stockholm’de Kuran-ı Kerim’in yakıldığı protesto gösterisine izin verilmesinin ardından Ocak ayında müzakereleri askıya almıştı. Görüşmeler bugün Brüksel’de yeniden başladı.

Paylaşın

DSP Lideri Aksakal, Cumhur İttifakı’na Yeşil Işık Yaktı

DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, “Bugüne kadar Cumhur İttifakı’ndan bir teklif şu ana kadar ulaşmadı. Bu, şu an gazeteci arkadaşlarımızın kendi yorumlarıdır. Teklif gelirse bunu tabii ki değerlendiririz. Yarın başkanlık divanımız toplanıyor. Bu konular görüşülür, bir karar oluşturulacak. O karar çevresinde değerlendirmeye alınacaktır” dedi.

İktidara yakınlığıyla bilinen Sabah gazetesi yazarı Mahmut Övür, Anavatan Partisi ve DSP’nin de Cumhur İttifakı’na katılacağını yazmıştı.

Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkanı Önder Aksakal, dün Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olarak belirlenen Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklemeyeceklerine yönelik açıklamasının ardından yeni bir açıklama geldi.

Cumhur İttifakı’na yeşil ışık yakan DSP Lideri Aksakal A Haber yayınında, “Teklif gelirse değerlendiririz” dedi.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre, DSP’nin de Cumhur İttifakı’na katılacağının gündeme taşınmasına yönelik haberlerin sorulduğu Aksakal, şu ifadeleri kullandı:

“Bu devletin parçalanmasına yönelik hiçbir hareketin kenarında bile olamayacağımızı söyledik. DSP, Bülent Ecevit’in kurduğu, milliyetçi, vatansever, sol bir partidir. Siyasi tartışmalarda ekonomik konularda elbette farklı düşünebiliriz, ama Türkiye Devleti’nin bölünmez bütünlüğü üzerine kurgulanan hiçbir argümanın yanında DSP olamaz.

Seçim sistemi içinde bugün AK Parti dahil ittifaklarla devleti yönetme noktasında. Millet İttifakı da 6 parti masanın etrafında. Bugüne kadar Cumhur İttifakı’ndan bir teklif şu ana kadar ulaşmadı. Bu, şu an gazeteci arkadaşlarımızın kendi yorumlarıdır. Teklif gelirse bunu tabii ki değerlendiririz. Yarın başkanlık divanımız toplanıyor. Bu konular görüşülür, bir karar oluşturulacak. O karar çevresinde değerlendirmeye alınacaktır.”

Gündeme taşınmıştı

İktidara yakınlığıyla bilinen Sabah gazetesi yazarı Mahmut Övür, Anavatan Partisi ve DSP’nin de Cumhur İttifakı’na katılacağını yazmış ve yazısında şunları kaydetmişti:

“Şu sıralarda Cumhur İttifakı’nda da bir hareketlilik var. Yeni siyasi aktörlerden, yakın tarihte iz bırakmış partilerden söz ediliyor. Ama ayrıntılarını önümüzdeki günlerde öğreneceğimiz şu iki gelişme dikkat çekici: Rahmetli Özal’ın kurduğu Anavatan Partisi ile solun efsanevi lideri Ecevit’in DSP’si de Cumhur İttifakı’na katılıyor.”

Paylaşın

Depremlerin Sigorta Şirketlerine Maliyeti 4 Milyar Dolar

11 ilde büyük yıkıma ve 45 binin üzerinde can kaybına neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerin depremlerin sigorta şirketlerine maliyeti 3,5 ila 4 milyar doları bulacak.

DW Türkçe’de yer alan habere göre, Talanx Sigorta Grubu’ndan yapılan açıklamada Türkiye ve Suriye’de meydana gelen depremlerin holdinge 250 milyon euroluk ek maliyet getirmesinin hesaplandığı belirtildi.

Dünyanın en büyük üçüncü reasürans şirketi, Talanx iştiraki Hannover Rück’ün Yönetim Kurulu Üyesi Michael Pickel Perşembe günü Hannover’de şirketin yıllık bilançosunu sunarken yaptığı açıklamada söz konusu meblağın yaklaşık 200 milyon euroluk kısmını kendilerinin karşılayacağını belirtti.

Reasürans terimi, sigorta şirketleri tarafından teminat altına alınarak sigortalanmış bir riskin tekrar sigortalanarak başka sigorta şirketlerine devredilmesini ifade ediyor.

Ana şirketin, HDI sigorta iştiraki tarafından gerçekleştirilen birincil sigortalardan kaynaklanan zararları da üsteleneceği kaydedildi. Bir şirket sözcüsünün tahminine göre söz konusu zarar 50 milyon euro civarında hesaplanıyor.

Bu meblağlara iki şirketin diğer reasürans şirketlerine devrettiği ya da sermaye piyasasındaki yatırımcılara aktardığı zararlar ise dahil değil.

Sigorta sektörüne maliyeti 3,5 – 4 milyar euro

Hannover Rück’ün tahminlerine göre, depremin yol açtığı yıkımın sigorta sektörüne yaklaşık 3,5 ila 4 milyar dolara mal olması muhtemel. Ancak makroekonomik kayıpların bundan çok daha büyük olması da ihtimal dahilinde görülüyor.

BM Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye temsilcisi Louisa Vinton ise Salı günü yaptığı açıklamada sadece Türkiye’deki hasarın 100 milyar ABD dolarının (yaklaşık 95 milyar euro) üzerinde olduğununun tehmin edildiğini belirtmişti.

Dünya Bankası da kısa bir süre önce Türkiye’deki maddi hasarı 34 milyar dolar, Suriye’deki hasarı ise 5 milyar dolar olarak tahmin etmişti.

Münih merkezli reasürans şirketi Munich Re’nin tahminine göre ise depremin şirketlerine getireceği ek yük üç haneli milyon euro aralığında olacak.

Öte yandan Hannover Rück geçen yılı rekor bir kâr ile kapatmıştı. Perşembe günü verilen bilgiye göre, geçen yıl elde edilen kâr nedeniyle temettü hisseleri 5.75 eurodan 6 euroya yükselecek.

Hannover Rück’ün, 2022 yılında Almanya’da etkili olan İan Kasırgası, Ukrayna savaşı ve korona salgını gibi olumsuzlukların yükünü, yatırımlardan elde ettiği yüksek kâr ile hayat ve sağlık reasüransındaki kâr artışı ile dengelemişti. Grup, bir önceki yıla göre yüzde 14 artışla 2022 yılında 1,4 milyar Euro kazanç elde etmişti.

Paylaşın