Bir Aylık Dış Ticaret Açığı 8,5 Milyar Dolar

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanan Nisan 2026 dış ticaret verileri, ihracatta güçlü bir artışa işaret etse de dış ticaret dengesindeki yapısal sorunların devam ettiğini ortaya koydu.

Nisan ayında ihracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 22,3 artarak 25 milyar 408 milyon dolara ulaşırken, ithalat yüzde 3,1 yükselerek 33 milyar 909 milyon dolar oldu. Buna rağmen Türkiye, yalnızca bir ayda 8 milyar 500 milyon dolarlık dış ticaret açığı verdi.

Resmî verilere göre dış ticaret açığı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 29,8 azalmış görünse de ekonomistler, tek aylık performansın genel tabloyu değiştirmediğine dikkat çekiyor. Çünkü yılın ilk dört ayında dış ticaret açığı yüzde 7,3 artarak 37 milyar 137 milyon dolara yükseldi.

Nisan ayında ihracattaki sert yükseliş ilk bakışta olumlu görünürken, Ocak-Nisan dönemine ilişkin rakamlar dış ticaretteki kırılganlığın sürdüğünü gösteriyor. Yılın ilk dört ayında ihracat yalnızca yüzde 3 artışla 88 milyar 665 milyon dolara yükselirken, ithalat yüzde 4,3 artarak 125 milyar 803 milyar dolara çıktı.

Sonuç olarak Türkiye’nin dış ticaret açığı dört ayda 37 milyar doları aşarken, ihracatın ithalatı karşılama oranı da yüzde 71,3’ten yüzde 70,5’e geriledi. Bu durum, ihracattaki artışın ithalat bağımlılığını azaltmakta yetersiz kaldığı yorumlarına neden oldu.

Verilerin en dikkat çekici noktalarından biri ithalatın yapısı oldu. Nisan ayında toplam ithalatın yüzde 71,1’ini ara malları oluşturdu. Bu durum, Türkiye’de üretimin hâlâ büyük ölçüde dışarıdan temin edilen hammadde ve yarı mamullere bağımlı olduğunu gösteriyor.

Ekonomistler, ihracat rakamlarındaki yükselişin önemli bölümünün ithal girdilerle gerçekleştirilen üretime dayanması nedeniyle dış ticaret açığının kalıcı biçimde azaltılamadığını belirtiyor. İhracat artsa bile üretimde kullanılan birçok girdinin yurt dışından alınması, elde edilen döviz gelirinin önemli kısmının yeniden ithalat için harcanmasına yol açıyor.

Nisan ayında ihracatın yüzde 94,2’si imalat sanayinden geldi. Bu oran sanayinin ihracattaki ağırlığını ortaya koyarken, uzmanlar yüksek teknoloji ürünlerinin toplam ihracat içindeki payının hâlâ sınırlı olduğuna dikkat çekiyor.

Türkiye uzun yıllardır yüksek katma değerli üretime geçiş hedefini dile getirse de ihracatın önemli bölümünü orta ve düşük teknoloji yoğunluklu ürünler oluşturuyor. Bu nedenle ihracat hacmi büyüse bile elde edilen gelir artışının gelişmiş ülkelerle rekabet edecek seviyeye ulaşamadığı ifade ediliyor.

Çin ve Rusya Bağımlılığı Devam Ediyor

Nisan ayında en fazla ithalat yapılan ülke 4 milyar 476 milyon dolarla Çin olurken, Rusya Federasyonu 4 milyar 425 milyon dolarla ikinci sırada yer aldı.

İlk beş ülkeden yapılan ithalat toplam ithalatın yüzde 42,6’sını oluşturdu. Uzmanlara göre bu tablo, Türkiye’nin enerji, teknoloji ve sanayi girdilerinde dış kaynak bağımlılığının sürdüğünü gösteriyor.

Özellikle Çin kaynaklı ithalatın sürekli yükselmesi, yerli üreticilerin rekabet gücü açısından da tartışma konusu olmaya devam ediyor.

İhracatta Almanya yine ilk sırada yer aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 2 milyar 113 milyon dolar olurken, ABD, Birleşik Krallık, İtalya ve İspanya ilk beşi tamamladı.

Ancak ihracatın yaklaşık üçte birinin yalnızca beş ülkeye yapılması, Türkiye’nin belirli pazarlara yüksek bağımlılığını da gözler önüne seriyor. Küresel ekonomide yaşanabilecek daralma veya Avrupa pazarındaki olası bir yavaşlama, Türk ihracatçıları açısından önemli riskler barındırıyor.

Hükümetin sıklıkla vurguladığı enerji ve altın hariç dış ticaret göstergeleri ise daha olumlu bir tablo çiziyor. Bu kalemde ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 90,5 seviyesine ulaştı.

Ancak bazı ekonomistler, enerji ve altının dış ticaret denkleminden çıkarılmasının gerçek tabloyu tam olarak yansıtmadığı görüşünde. Çünkü enerji ithalatı Türkiye ekonomisinin kaçınılmaz ve kalıcı gider kalemlerinden biri olmaya devam ediyor. Bu nedenle enerji hariç göstergelerdeki iyileşmenin vatandaşın hissettiği ekonomik gerçekliği bütünüyle açıklamadığı savunuluyor.

Nisan ayında dış ticaret açığındaki yüzde 29,8’lik düşüş dikkat çekici olsa da uzmanlar bunun kalıcı bir dönüşüm olarak değerlendirilmesi için erken olduğu görüşünde. Yılın ilk dört ayında açığın büyümeye devam etmesi, üretimde ithal girdiye bağımlılığın sürmesi ve yüksek katma değerli ihracatın istenen seviyeye ulaşamaması temel sorunlar olarak öne çıkıyor.

Veriler, ihracatta kısa vadeli bir ivmelenme yaşandığını gösterirken; dış ticaret açığının kalıcı biçimde azaltılması için üretim yapısının dönüştürülmesi, enerji bağımlılığının azaltılması ve yüksek teknoloji yatırımlarının artırılması gerektiği yönündeki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

Türkiye ekonomisinin önündeki temel soru ise değişmedi: İhracattaki artış, dışa bağımlı üretim modelini değiştirmeden ne kadar sürdürülebilir olacak?