Almanya’da Kiliseye Saldırı: 7 Ölü 8 Yaralı

Almanya’nın Hamburg kenti Grossborstel semtinde yer alan Yehova Şahitlerine ait bir kilisede gerçekleşen silahlı saldırıda ilk belirlemelere göre 7 kişi öldü, 8 kişi de yaralandı.

Saldırıyı gerçekleştiren kişinin ölenlerin arasında bulunabileceği kaydedilirken, saldırının motivasyonuna ilişkin soruşturma devam ediyor.

Associated Press (AP) haber ajansına konuşan polis sözcüsü Holger Vehren, ölü ve yaralı sayısını açıklamazken saldırganın kaçtığına dair bir işaret olmadığını, saldırganın ya da saldırganların binada ya da ölenler arasında olabileceğini kaydetti.

Vehren polisin yerel saatle 9.15 sularında saldırıdan haberi olduğunu ve hızla olay yerine gittiğini akatradı. Polis memurlarının olay yerine varınca üst kattan silah sesi duyduklarını, burada bir kişiyi bulduklarını ve bu kişinin saldırgan olabileceğini belirtti. Vehren polisin olay sırasında silah kullanmak zorunda olmadığını aktardı.

Polisin saldırı sırasında binada yapılan etkinliğin ne olduğuna dair bilgisi olmadığı belirtildi.

AP’ye göre Hamburg polisi Twitter’da paylaştığı iletide Hamburg’un Gross Borstel’in yakınındaki Alsterdorf bölgesinde büyük bir operasyon yürüttüğünü belirtti. Polisi Twitter’da yaptığı açıklamada ciddi yaralananlar ve hayati tehlikesi olanların olduğunu bildirdi.

NDR kanalına göre Hamburg polis sözcüsü bir ya da daha çok kişinin yerel saatle 21.00 sıralarında kilisede bulunanlara ateş açtığını söyledi. Sözcü hayatını kaybedenlerin hepsinde kurşun yaraları olduğunu bildirdi.

DPA haber ajansı bölge sakinlerinin telefonlarına uyarı mesajı gittiğini ve sokaklardan uzak durmalarının istendiğini belirtti. DW de bölge sakinlerinden evlerinde kalmalarınının istendiğini belirtti ancak polisin failin kaçtığına dair bir işaret olmadığını söylediğini aktardı.

Hamburg Belediye Başkanı Peter Tschentscher, Twitter’da haberlerin “şok edici” olduğunu söyleyerek kurbanların yakınlarına başsağlığı diledi. Tschentscher, “Güvenlik güçleri tüm hızlarıyla failleri yakalamak ve olayın perde arkasını aydınlatmak için çalışıyor” dedi.

Yehova Şahitleri, 19. yüzyılda ABD’de kurulan ve merkezi New York’un Warwick kasabasında olan uluslararası bir kilisenin parçası. Almanya’da yaklaşık 170 bin olmak üzere dünya çapında yaklaşık 8 milyon 700 bin üyesi olduğunu sanılıyor.

Üyeler, kapı kapı dolaşmak ve halka açık meydanlarda yayın dağıtmak gibi faaliyetleriyle biliniyor. Mezhebin kendine özgü uygulamaları arasında silah taşımayı, kan naklini, bir bayrağı selamlamayı veya laik hükümete katılmayı reddetmek yer alıyor.

Yehova Şahitleri kimdir?

Yehova Şahitleri, 19. yüzyılda Amerika Birleşik Devletleri’nde kurulan ve merkezi New York’ta bulunan uluslararası bir kilisenin parçasıdır. 170 bini Almanya’da olmak üzere dünya çapında yaklaşık 8,7 milyon üyeye sahip olduğu tahmin ediliyor.

Batı ülkelerinde ‘kapı çalarak’ sıradan halka ulaşmaya çalışan üyeleri, ayrıca kitap dağıtımı gibi misyonerlik faaliyetleriyle biliniyor. Mezhebin kendine özgü uygulamaları arasında kan bağışı ya da laikliği kabul etmeme gibi özellikleriyle de tanınıyor.

Yehova’nın Şahitleri inançları ve bazı uygulamalarından ötürü Rusya gibi kimi ülkelerde ‘aşırılık’ gerekçesiyle yerel otoriteler tarafından yasaklandı.

Paylaşın

Türkiye, İsveç Ve Finlandiya Arasında Görüşmelere Devam Kararı

Türkiye, İsveç ve Finlandiya arasındaki Daimi Ortak Mekanizma toplantısının üçüncüsü Brüksel’deki NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) karargahında gerçekleştirildi. Üç ülkeden müzakerecilerin katıldığı toplantıda NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de hazır bulundu.

Görüşmelerden sonra konuşan İsveçli Başmüzakereci Oscar Stenstrom, Türkiye’nin, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılım başvuruları konusunda Ankara’nın endişelerini gidermek için somut adımlar attığını kabul ettiğini belirterek, “Türkiye’nin hem İsveç hem de Finlandiya’nın bu anlaşma çerçevesinde somut adımlar attığını kabul ettiğini görüyoruz, bu da iyi bir işaret” dedi.

Türkiye, İsveç ve Finlandiya tarafından iki İskandinav ülkesinin NATO üyeliği başvurusu kapsamında “Üçlü Muhtıra” çerçevesinde kurulan ancak Türk hükümetince Ocak ayında askıya alınan “Daimi Ortak Mekanizma” toplantısına yaklaşık iki aylık bir aranın ardından bugün Brüksel’deki NATO karargahında devam edildi. Böylece Türkiye, İsveç ve Finlandiya arasındaki Daimi Ortak Mekanizma toplantısının üçüncüsü gerçekleştirilmiş oldu. Üç ülkeden müzakerecilerin katıldığı toplantıda NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de hazır bulundu.

Görüşmelerden sonra NATO karargahında düzenlenen basın toplantısında konuşan İsveçli Başmüzakereci Oscar Stenstrom, Türkiye’nin, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılım başvuruları konusunda Ankara’nın endişelerini gidermek için somut adımlar attığını kabul ettiğini belirterek, “Türkiye’nin hem İsveç hem de Finlandiya’nın bu anlaşma çerçevesinde somut adımlar attığını kabul ettiğini görüyoruz, bu da iyi bir işaret” dedi.

“İleriye doğru küçük bir adım atıldı” diye konuşan Stenstrom, üçlü görüşmelere devam edileceğini ancak bir sonraki görüşme için henüz tarih belirlenmediğini de sözlerini ekledi.

Stoltenberg’den Temmuz öncesi onay çağrısı

NATO tarafından yapılan basın açıklamasında ise görüşmelerin açılışını gerçekleştiren NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in Temmuz ayındaki NATO zirvesinden önce İsveç ve Finlandiya’nın katılımının tüm ittifak ülkelerince onaylanması çağrısını yinelediği belirtilerek, Finlandiya ve İsveç’in bu yönde attığı adımlardan övgüyle söz ettiği belirtildi. Açıklamada Stoltenbeng’in, “Finlandiya ve İsveç Türkiye’nin meşru güvenlik kaygılarını gidermek için benzeri görülmemiş adımlar attılar” şeklindeki ifadelerine de yer verildi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da Türkiye-İsveç-Finlandiya Daimi Ortak Mekanizma Toplantısının genel olarak olumlu bir havada geçtiğini ancak iki ülkede atılan adımların Türkiye’nin söz konusu ülkelerin NATO üyeliğini onaylaması için yeterli olmadığını belirterek, “Türkiye’nin güvenlik endişelerini ve beklentilerini bir kez daha vurguladık” dedi. Kalın, “Bu ülkelerin alacağı tedbirler konunun gidişatını ve hızını belirleyecektir” ifadelerini kullandı.

İsveç terör yasasını sertleştiriyor

İsveç hükümeti, Türkiye ile NATO müzakerelerinin yeniden başlaması öncesi parlamentoya terör yasalarını daha da sertleştirecek bir teklif sundu. Teklife göre gelecekte bir terör organizasyonuna iştirak etmek ya da bu tür bir katılımı finanse etmek suç kapsamına alınacak.

Perşembe günü yayınlanan yasa taslağına göre, söz konusu yasayı ihlal edenler uzun yılları bulacak hapis cezalarına çarptırılabilecek. İsveç makamları böylece yasadaki bir boşluğun da kapatılacağını kaydetti.

Tasarının parlamento onaylanması halinde ilgili değişiklikler 1 Haziran’dan itibaren yürürlüğe girecek. İsveç’te ilgili yasanın sertleştirilmesi uzun yıllardır gündemde olmasına karşın taslağın parlamentoya yeni sunulması Türkiye ile NATO üyeliği konusunda yaşanan krizin aşılması çabalarıyla ilişkilendiriliyor.

Rusya’nın geçen yılın Şubat ayında Ukrayna’yı işgalinin ardından İsveç ve Finlandiya NATO’ya katılmak için geçen yıl Mayıs ayında başvuruda bulundu. Ancak Türkiye iki ülkenin üyeliğine itiraz ediyor. Türkiye, İsveç’i terör örgütlerine karşı yeterince önlem almamakla suçluyor. NATO üyeliği için ittifaka bağlı 30 ülkenin onayı gerekiyor. Türkiye’nin dışında Macaristan da iki ülkenin üyeliğini onaylamadı.

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, terör yasasını sertleştirmeyi İsveç ve Finlandiya’nın Haziran sonunda Türkiye ile yaptığı anlaşmada verdiği taahhütleri yerine getirmede çok önemli bir adım olarak nitelendirmişti. Nitekim o dönemde ilgili yasa değişikliği ile iki ülkenin NATO üyeliğinin önündeki Türkiye engelinin aşılacağı öngörülüyordu. Ancak Türkiye, Stockholm’de Kuran-ı Kerim’in yakıldığı protesto gösterisine izin verilmesinin ardından Ocak ayında müzakereleri askıya almıştı. Görüşmeler bugün Brüksel’de yeniden başladı.

Paylaşın

DSP Lideri Aksakal, Cumhur İttifakı’na Yeşil Işık Yaktı

DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, “Bugüne kadar Cumhur İttifakı’ndan bir teklif şu ana kadar ulaşmadı. Bu, şu an gazeteci arkadaşlarımızın kendi yorumlarıdır. Teklif gelirse bunu tabii ki değerlendiririz. Yarın başkanlık divanımız toplanıyor. Bu konular görüşülür, bir karar oluşturulacak. O karar çevresinde değerlendirmeye alınacaktır” dedi.

İktidara yakınlığıyla bilinen Sabah gazetesi yazarı Mahmut Övür, Anavatan Partisi ve DSP’nin de Cumhur İttifakı’na katılacağını yazmıştı.

Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkanı Önder Aksakal, dün Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olarak belirlenen Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklemeyeceklerine yönelik açıklamasının ardından yeni bir açıklama geldi.

Cumhur İttifakı’na yeşil ışık yakan DSP Lideri Aksakal A Haber yayınında, “Teklif gelirse değerlendiririz” dedi.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre, DSP’nin de Cumhur İttifakı’na katılacağının gündeme taşınmasına yönelik haberlerin sorulduğu Aksakal, şu ifadeleri kullandı:

“Bu devletin parçalanmasına yönelik hiçbir hareketin kenarında bile olamayacağımızı söyledik. DSP, Bülent Ecevit’in kurduğu, milliyetçi, vatansever, sol bir partidir. Siyasi tartışmalarda ekonomik konularda elbette farklı düşünebiliriz, ama Türkiye Devleti’nin bölünmez bütünlüğü üzerine kurgulanan hiçbir argümanın yanında DSP olamaz.

Seçim sistemi içinde bugün AK Parti dahil ittifaklarla devleti yönetme noktasında. Millet İttifakı da 6 parti masanın etrafında. Bugüne kadar Cumhur İttifakı’ndan bir teklif şu ana kadar ulaşmadı. Bu, şu an gazeteci arkadaşlarımızın kendi yorumlarıdır. Teklif gelirse bunu tabii ki değerlendiririz. Yarın başkanlık divanımız toplanıyor. Bu konular görüşülür, bir karar oluşturulacak. O karar çevresinde değerlendirmeye alınacaktır.”

Gündeme taşınmıştı

İktidara yakınlığıyla bilinen Sabah gazetesi yazarı Mahmut Övür, Anavatan Partisi ve DSP’nin de Cumhur İttifakı’na katılacağını yazmış ve yazısında şunları kaydetmişti:

“Şu sıralarda Cumhur İttifakı’nda da bir hareketlilik var. Yeni siyasi aktörlerden, yakın tarihte iz bırakmış partilerden söz ediliyor. Ama ayrıntılarını önümüzdeki günlerde öğreneceğimiz şu iki gelişme dikkat çekici: Rahmetli Özal’ın kurduğu Anavatan Partisi ile solun efsanevi lideri Ecevit’in DSP’si de Cumhur İttifakı’na katılıyor.”

Paylaşın

Depremlerin Sigorta Şirketlerine Maliyeti 4 Milyar Dolar

11 ilde büyük yıkıma ve 45 binin üzerinde can kaybına neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerin depremlerin sigorta şirketlerine maliyeti 3,5 ila 4 milyar doları bulacak.

DW Türkçe’de yer alan habere göre, Talanx Sigorta Grubu’ndan yapılan açıklamada Türkiye ve Suriye’de meydana gelen depremlerin holdinge 250 milyon euroluk ek maliyet getirmesinin hesaplandığı belirtildi.

Dünyanın en büyük üçüncü reasürans şirketi, Talanx iştiraki Hannover Rück’ün Yönetim Kurulu Üyesi Michael Pickel Perşembe günü Hannover’de şirketin yıllık bilançosunu sunarken yaptığı açıklamada söz konusu meblağın yaklaşık 200 milyon euroluk kısmını kendilerinin karşılayacağını belirtti.

Reasürans terimi, sigorta şirketleri tarafından teminat altına alınarak sigortalanmış bir riskin tekrar sigortalanarak başka sigorta şirketlerine devredilmesini ifade ediyor.

Ana şirketin, HDI sigorta iştiraki tarafından gerçekleştirilen birincil sigortalardan kaynaklanan zararları da üsteleneceği kaydedildi. Bir şirket sözcüsünün tahminine göre söz konusu zarar 50 milyon euro civarında hesaplanıyor.

Bu meblağlara iki şirketin diğer reasürans şirketlerine devrettiği ya da sermaye piyasasındaki yatırımcılara aktardığı zararlar ise dahil değil.

Sigorta sektörüne maliyeti 3,5 – 4 milyar euro

Hannover Rück’ün tahminlerine göre, depremin yol açtığı yıkımın sigorta sektörüne yaklaşık 3,5 ila 4 milyar dolara mal olması muhtemel. Ancak makroekonomik kayıpların bundan çok daha büyük olması da ihtimal dahilinde görülüyor.

BM Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye temsilcisi Louisa Vinton ise Salı günü yaptığı açıklamada sadece Türkiye’deki hasarın 100 milyar ABD dolarının (yaklaşık 95 milyar euro) üzerinde olduğununun tehmin edildiğini belirtmişti.

Dünya Bankası da kısa bir süre önce Türkiye’deki maddi hasarı 34 milyar dolar, Suriye’deki hasarı ise 5 milyar dolar olarak tahmin etmişti.

Münih merkezli reasürans şirketi Munich Re’nin tahminine göre ise depremin şirketlerine getireceği ek yük üç haneli milyon euro aralığında olacak.

Öte yandan Hannover Rück geçen yılı rekor bir kâr ile kapatmıştı. Perşembe günü verilen bilgiye göre, geçen yıl elde edilen kâr nedeniyle temettü hisseleri 5.75 eurodan 6 euroya yükselecek.

Hannover Rück’ün, 2022 yılında Almanya’da etkili olan İan Kasırgası, Ukrayna savaşı ve korona salgını gibi olumsuzlukların yükünü, yatırımlardan elde ettiği yüksek kâr ile hayat ve sağlık reasüransındaki kâr artışı ile dengelemişti. Grup, bir önceki yıla göre yüzde 14 artışla 2022 yılında 1,4 milyar Euro kazanç elde etmişti.

Paylaşın

Anayasa Mahkemesi, HDP’nin Hazine Yardımı Blokajını Kaldırdı

5 Ocak’ta Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) yapılacak Hazine yardımına geçici olarak bloke konulması kararı veren Anayasa Mahkemesi (AYM), bugün, partinin Hazine yardımı hesabına tedbiren bloke konulması kararını kaldırdı.

Haber Merkezi / Geçici bloke kararı nedeniyle Halkların Demokratik Partisi (HDP), 10 Ocak’ta siyasi partilere yapılan Hazine yardımından payına düşen yaklaşık 180 milyon lirayı alamamıştı.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, HDP’nin kapatılması istemli davada, “terör örgütü ile organik bağının devam ettiği, Hazine kaynaklarının terör örgütüne aktarıldığı” gerekçesiyle partinin Hazine yardımı bulunan hesaplarına bloke konulmasını istedi. Partinin Hazine yardımı bulunan hesaplarına bloke konulmasına karar verilmişti.

Öte yandan AYM, HDP’nin kapatılması talebine dair savunmasının 14 Mart yerine 11 Nisan’da alınmasına karar verdi. Erteleme kararının HDP’nin talebi üzerine alındığı belirtildi.

“Seçimlere kadar her şeyi yapabilirim”

AYM’nin son kararını değerlendiren HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, kararın henüz kendilerine ulaşmadığını belirterek “Ancak ilk değerlendirmem, AYM demiş oluyor ki: ‘Ben seçimlere kadar her şeyi yapabilirim’. Mesaj bu” dedi.

Süreç nasıl devam edecek?

Savunmanın ardından davaya ilişkin bilgi ve belgeleri toplayacak raportör, esas hakkındaki raporunu hazırlayacak. Raporun Yüksek Mahkeme üyelerine dağıtılmasının ardından Başkan Zühtü Arslan toplantı için bir gün belirleyecek.

Anayasa Mahkemesi üyeleri belirlenen günde bir araya gelerek kapatma istemini esastan görüşmeye başlayacak. Heyetin, karar verene kadar müzakerelerini aralıksız sürdürmesi bekleniyor.

HDP hakkındaki kapatma davasını 15 kişiden oluşan Anayasa Mahkemesi heyeti karara bağlayacak. Anayasa’nın 69. maddesinde sayılan hallerden ötürü partinin kapatılmasına veya dava konusu fiillerin ağırlığına göre devlet yardımından kısmen ya da tamamen yoksun bırakılmasına, toplantıya katılan üyelerin 3’te 2 oy çokluğuyla, yani 15 üyenin 10’unun oyuyla karar verilebilecek.

Siyasi parti kapatma davası sonucunda verilen karar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ile ilgili siyasi partiye tebliğ edilecek ve Resmi Gazete’de yayımlanacak.

Anayasa Mahkemesinin, siyasi yasak istenen partililerin beyan ve eylemleriyle partinin kapatılmasına neden olduğunu belirlemesi halinde bu kişiler, kesin kararın Resmi Gazete’de gerekçeli olarak yayımlanmasından başlayarak 5 yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve deneticisi olamayacak.

Paylaşın

Eski CHP Genel Başkanı Öymen: Mutlu Sona HDP’yi Yok Sayarak Ulaşılamaz

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Demokrat Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi,  Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve İYİ Parti’den oluşan Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu oldu.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun HDP’yi ziyaret edip etmeyeceği merak edilirken, Eski CHP Genel Başkanı Altan Öymen’den dikkat çeken açıklamalar geldi.

Öymen, “Mutlu sona HDP’yi yok sayarak ulaşılamaz. Aklın yolu, HDP’nin bir siyasi parti olarak varlığının unutulmaması ve bunun gereğinin yapılmasıdır. Sayın Kılıçdaroğlu, elbette bu gerçeğin de bilincindedir” dedi.

T24 yazarı Hasan Cemal, bugünkü köşe yazısında Altan Öymen’in Türkiye siyasetindeki son gelişmelerle ilgili yorumlarına yer verdi. Buna göre Öymen’in ifadeleri özetle şöyle:

Sayın Kılıçdaroğlu’nda birleştirme ve uzlaşma yeteneğinin varlığı apacık ortada. Kaç kere sergiledi bu becerisini. Büyük Adalet Yürüyüşü’nde kimseyi ayırt etmeden herkes için hak, hukuk, adalet diyerek kitlelerle birlikte Ankara’dan İstanbul’a günlerce yürüdü. Belediye seçimlerinde büyük şehirleri İstanbul’u, Ankara’yı, Adana’yı, Mersin’i Erdoğan’ın elinden alan uzlaşmaları, perde arkasında kuyumcu titizliğiyle ören de Kılıçdaroğlu’ydu.

O gece Ankara’da, Saadet Partisi’nin, Halk Partisi’nin önünde toplanan kalabalıklar heyecanla dalgalanıyordu. Gözler yaşlıydı, ağlayanlar vardı. Çünkü, Meral Hanım’ın çıkışının Erdoğan-Bahçeli ikilisinin işine yarayacağının farkındaydılar. Unutulmasın: Kılıçdaroğlu’nu cumhurbaşkanı adayı ilan eden Millet İttifakı’nın mimarı da yine CHP lideridir.

Şimdilik her şey iyi gidiyor. Ancak şunu iyi bilelim: Mutlu sona HDP’yi yok sayarak ulaşılamaz. Aklın yolu, HDP’nin bir siyasi parti olarak varlığının unutulmaması ve bunun gereğinin yapılmasıdır. Sayın Kılıçdaroğlu, elbette, bu gerçeğin de bilincindedir.

Kılıçdaroğlu: Elbette HDP’ye gideceğim

Öte yandan Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, HDP’ye ziyaret edeceğini açıkladı ve “HDP’yi ziyaret etmem kadar doğal bir şey olamaz” dedi ve ekledi:

“Cumhurbaşkanı adayı olarak, tüm Türkiye’nin, 85 milyonun cumhurbaşkanı olacağım iddiasında biri olarak tüm partileri ziyaret etmem zaten demokrasinin gereğidir. HDP’yi ziyaret etmemde ne sakınca olabilir? Meclis’te HDP’li Başkan Vekili’nin yönetimi altında çalışıyoruz.

Komisyonlarda HDP’li vekillerle birlikte çalışıyoruz. HDP’yi ziyaret etmem kadar doğal bir şey olamaz. Ben zaten toplumun bütün kesimlerine ulaşmaya çalışan bir anlayışa sahibim, bunu da uygulamaya çalıştım. Bu yönde çalışmalarım devam edecek.”

Paylaşın

HDP’li Sancar: İYİ Parti Çevrelerinin İfade Ettiği Şey Gerçeği Yansıtmıyor

HDP Eş Genel Başkanı Sancar, İYİ Parti Lideri Akşener’in CHP’nin parti olarak HDP ile görüşebileceğini ama taleplerini masaya getirmesinin ne şimdi ne de seçimlerden sonra mümkün olmayacağı sözlerine ilişkin, “Bizim yapacağımız görüşme CHP ile bir görüşme olmayacaktır” dedi ve ekledi:

“Bizim görüşmemiz Millet İttifakı’nın ortak cumhurbaşkanı adayı sayın Kılıçdaroğlu ve ekibiyle olacaktır. Bu görüşme CHP-HDP diyaloğu değildir. İyi Parti çevrelerinin ifade ettiği şey gerçeği yansıtmıyor. Hiç kimsenin bu iktidarın devamlılığına yol açacak tutumlara ve sözlere yanaşmaması gerekiyor.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, video içerik platformu Gain’de yayınlanan Mirgün Cabas Canlı programına katılarak Cabas’ın sorularını yanıtladı.

Mirgün Cabas,  Mithat Sancar’a “Görüşmenin yapılacağına dair haberler çıkıyor. CHP tarafından sizden bir randevu talep edildi mi?” diye sordu. Sancar ise o soruya şu yanıtı verdi:

Hayır CHP’den bize bir randevu talebi gelmedi. Esasen artık kelimeleri biraz da seçerek kullanmakta fayda var. Bizim yapacağımız görüşme CHP ile bir görüşme olmayacaktır. Bizim görüşmemiz Millet İttifakı’nın ortak cumhurbaşkanı adayı sayın Kılıçdaroğlu ve ekibiyle olacaktır. Dolayısıyla ortada HDP-CHP görüşmesi gibi başlıklar atılması doğru değil.

6 Mart’tan itibaren Kılıçdaroğlu Millet İttifakı’nın ortak cumhurbaşkanı adayıdır. Bize geldiğinde de CHP Genel Başkanı olarak değil Millet İttifakı’nın ortak cumhurbaşkanı olarak Millet İttifakı’nı temsilen gelecektir. CHP HDP görüşmesi şeklindeki kavramsallaştırma yanlış anlaşılmalara yol açabilecek bir formül.

“İYİ Parti çevrelerinin ifade ettikleri gerçeği yansıtmıyor”

Konuşulacak konuların belli olduğunu söyleyen Sancar şunları söyledi: Altılı Masa’daki kriz döneminde Kılıçdaroğlu bir toplantısında “iktidar değişikliği yetmez, zihniyet değişikliği gerekir” demişti. En başından beri bizim de söylediğimiz şey. İktidarın bugün HDP’ye, Kürtlere ve Kürt sorununa dair zihniyetini ve dilini kullanmak bu iktidara destek olmaktan başka bir anlama gelmez…

İktidardan kurtulduğumuzda da yeni yönetimin demokrasiye giden yolu açacak bir perspektife sahip olması gerektiğini belirtiyoruz. Bu görüşme CHP-HDP diyaloğu değildir. İyi Parti çevrelerinin ifade ettiği şey gerçeği yansıtmıyor.

“Millet İttifakı içindeki çekişmeler kendi iç meseleleridir”

Tek tek partilerle ilgili değerlendirme yapmaya gerek yok. Bizim İyi Parti dışındaki bütün partilerle geçmişten beri heyetler düzeyinde görüşmemiz oluyordu. Bundan sonra tek tek partilerle çeşitli temaslar olur fakat bundan sonra bizim muhatabımız Millet İttifakı’nın ortak cumhurbaşkanı adayıdır.

İttifak içindeki çekişmeler de bizim konumuz olmaktan çıkar, kendi iç meseleleridir. Çözemedikleri takdirde Türkiye’de nasıl bir sarsıntı yaşanabileceğini son bir haftada gördük. Hiç kimsenin bu iktidarın devamlılığına yol açacak tutumlara ve sözlere yanaşmaması gerekiyor. Burada sorunlar çıkarsa öncelikle Millet İttifakı kendi içinde bu sorunları çözmek zorunda. Bizimle muhataplık ise sayın Kılıçdaroğlu üzerinden olacaktır.

Paylaşın

Gelecek Partili Selçuk Özdağ: Erdoğan’ın Hiç Şansı Yok

Sosyal medya hesabından gündeme ilişkin değerlendirmede bulunan Gelecek Partili Selçuk Özdağ, “Millet ittifakı seçimin kesin favorisidir. AK Parti ve Erdoğan’ın (Cumhur Partisi/ittifakı)hiç bir şansı yok.Kavga siyasetinin nasıl hezimete dönüştüğünü herkes seçim sabahı görecek” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “15 Mayıs’ta yeni bir Türkiye’ye uyanacağız. Rüşvetin, iltimasın, irtikabın, torpilin, olmadığı, yargının iktidarın değnekçiliğini yapmadığı, bağımsız, objektif, tarafsız olduğu bir Türkiye’ye uyanacağız.”

Selçuk Özdağ, Altılı Masa’da yaşanan adaylık krizine ilişkin, “Sanılanın aksine Sn. Meral Akşener’in çıkışı masayı zayıflatmamış, tam aksine güçlendirmiş, Türkiye’nin Millet İttifakı’na, liderler birbirine ne kadar ihtiyaç duyduklarını görmüşlerdir” ifadelerini kullandı.

Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarda Millet İttifakı’na ve adaylık krizinin çözülmesinin ardından oluşan siyasi atmosfere ilişkin olarak değerlendirmede bulundu.

Özdağ’ın açıklamaları şöyle:

“Milli baskı sonuç getirdi altılı masanın (Millet İttifakı) ayrışmasını isteyenlerin beklentileri gerçekleşmedi.

Çok büyük sürpriz olmadığı takdirde 14 Mayıs’ta seçime gideceğiz. Bazıları aksini söylese de masada değişen bir şey olmadı. Tüm liderler tabanın ne kadar kararlı olduğunu gördü. Kılıçdaroğlu ile ilgili tereddütler izale oldu.

Dahası beş Genel Başkan CB yardımcısı olacağı için parlamenter sisteme geçinceye kadar bir denge ve denetleme sistemi kuruldu.

Olmaz ya Sn.Kılıçdaroğlu istese bile yeni bir tek adam olamayacak. Çünkü bir değil tam beş ayrı denetleyici bulunacak.

Kolay seçim yoktur, bu seçimde kolay olmayacak. Başarmak için her imkan var. Erdoğan iktidarı son 5 yılda Türkiye’yi felaketin eşiğine getirdi. Bütün sistemi kendi mutluluğu ve ihtirasları için dizayn etti.

Akıl ve bilim bir tarafa bırakıldı. Din, adeta siyasi başarısızlığın örtüsü olarak kullanıldı.

Hele şu depremde yapılan yanlışlar, plansızlıklar, ihmaller işin tuzu biberi oldu. Depremin üzerinden bir ay geçti hala vatandaşın çadır, konteyner, gibi ihtiyaçları bile giderilemedi.

Felaket anlarında kullanılmak üzere saklanan çadırları satan bir Kızılay’la karşı karşıya kaldık. Yoğun bakımda unutulup ölüme terk edilen ve bir kaç gün önce tespit edilen onlarca insan, felaketin büyüklüğünden ziyade kurtarma hizmetlerinin ne kadar yetersiz olduğunu gösterdi.

Bir kurum, bir hükümet bu kadar mı plansız, öngörüsüz olur? Deprem boyunca her gün her dakika devletin ne hale getirildiğine tanık olduk.

Ülkeyi bu hale getirmiş bir iktidarın yüzde bir oy alması bile bu millet için bir utançtır. Ekonomi iyi değil, yargı dökülüyor, rüşvet ve yolsuzluk Harend’in bir kitabına isim olan “kötülüğün sıradanlığı” haline geldi.

Yağmanın, talanın sıradan hale geldiği bir ülkede iktidarın hiçbir şansının olmaması gerekir.

İktidarın tek şansı devlet gücünü kullanması, ulufe dağıtması ve medyayı yalan haber için kullanması, hak ve hakikati tersyüz etmesidir. Muhalefet büyüdükçe, bugün iktidarın süngüsünü taşıyan medyanın nasıl çark ettiğine hep beraber tanık olacağız.

Seçimden sonra nasıl bir kanalizasyonun patladığına hep beraber şahit olacağız. Putlaştırılanların(!)kirleri birçok kişinin hayallerini alt üst edecek. O kadar kirlendiler ki bu kiri temizlemek için yıllar gerekecek.

Millet ittifakı seçimin kesin favorisidir. AK Parti ve Erdoğan’ın (Cumhur Partisi/ittifakı)hiçbir şansı yok. Kavga siyasetinin nasıl hezimete dönüştüğünü herkes seçim sabahı görecek.

15 Mayıs’ta yeni bir Türkiye’ye uyanacağız. Rüşvetin, iltimasın, irtikabın, torpilin, olmadığı, yargının iktidarın değnekçiliğini yapmadığı, bağımsız, objektif, tarafsız olduğu bir Türkiye’ye uyanacağız.

Sanılanın aksine Sn. Meral Akşener’in çıkışı masayı zayıflatmamış, tam aksine güçlendirmiş, Türkiye’nin millet ittifakına, liderler birbirine ne kadar ihtiyaç duyduklarını görmüşlerdir.

Bu bir adalet, demokrasi ve ahlaka dönüş yolculuğudur. Bu ittifakı zafere taşımak ülkesini, milletini, çocuklarının geleceğini düşünen her vatandaşımız için milli bir görevdir. Başarmak zorundayız, başaracağız…”

Paylaşın

Millet İttifakı’nın Adayı Kılıçdaroğlu: Elbette HDP’ye Gideceğim

Gelecek Partisi,  Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Demokrat Parti, Saadet Partisi ve İYİ Parti’den oluşan Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, HDP’ye ziyaret edeceğini açıkladı ve “HDP’yi ziyaret etmem kadar doğal bir şey olamaz” dedi ve ekledi:

“Cumhurbaşkanı adayı olarak, tüm Türkiye’nin, 85 milyonun cumhurbaşkanı olacağım iddiasında biri olarak tüm partileri ziyaret etmem zaten demokrasinin gereğidir. HDP’yi ziyaret etmemde ne sakınca olabilir? Meclis’te HDP’li Başkan Vekili’nin yönetimi altında çalışıyoruz.

Komisyonlarda HDP’li vekillerle birlikte çalışıyoruz. HDP’yi ziyaret etmem kadar doğal bir şey olamaz. Ben zaten toplumun bütün kesimlerine ulaşmaya çalışan bir anlayışa sahibim, bunu da uygulamaya çalıştım. Bu yönde çalışmalarım devam edecek.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Halk TV yazarı Fikret Bila’ya konuştu. Kılıçdaroğlu, HDP konusunda şunları söyledi:

Elbette HDP’yi de ziyaret edeceğim. Cumhurbaşkanı adayı olarak, tüm Türkiye’nin, 85 milyonun cumhurbaşkanı olacağım iddiasında biri olarak tüm partileri ziyaret etmem zaten demokrasinin gereğidir. HDP’yi ziyaret etmemde ne sakınca olabilir? Meclis’te HDP’li Başkan Vekili’nin yönetimi altında çalışıyoruz.

Komisyonlarda HDP’li vekillerle birlikte çalışıyoruz. HDP’yi ziyaret etmem kadar doğal bir şey olamaz. Ben zaten toplumun bütün kesimlerine ulaşmaya çalışan bir anlayışa sahibim, bunu da uygulamaya çalıştım. Bu yönde çalışmalarım devam edecek.

Ortak adaylık çalışmaları nedeniyle deprem bölgesinde yaşanan felaketi unutmadıklarını da vurgulayan Kılıçdaroğlu bölgeye gideceğini söylerek ekledi:

Bizim önceliğimiz deprem felaketidir. Önümüzdeki Salı günü deprem bölgesiyle ilgili olarak yaraları nasıl saracağımıza, depremzedelerin sorunlarını nasıl çözeceğimize ilişkin projemizi kamuoyuna açıklayacağız. Zaten belediyelerimiz, milletvekillerimiz hep deprem bölgesindeler. Vatandaşlarımızın sorunlarını çözmek için büyük çaba harcıyorlar. Bu çalışmalara da ara vermeden devam edeceğiz.

İmamoğlu ve Yavaş

Kılıçdaroğlu İstanbul Büyük şehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın cumhurbaşkanı yardımcısı olarak atanması konusundaki soruyu da şöyle yanıtladı:

Sayın İmamoğlu da Sayın Yavaş da çok değerli iki arkadaşımız. Çok başarılı iki belediye başkanımız. Sadece belediye başkanı oldukları illerde değil Türkiye’nin neresinde bir sorun olsa hemen o sorunu da çözmek üzere yardıma koşan iki belediye başkanımız. Seçimden sonra cumhurbaşkanı yardımcısı olarak atanacakları tarihe kadar belediye başkanlıklarından ayrılmaları gerekmiyor. Böyle bir hukuki zorunluluk yok. Bu nedenle seçime kadar kampanya boyunca da birlikte çalışacağız. Hiçbir sorun yok.

HDP gündemi

Kılıçdaroğlu’nun ittifakın ortak adayı olarak açıklamasının ardından HDP Eş Başkanı Mithat Sancar, “Kılıçdaroğlu’nun bizi ziyaret etmesini de bekliyoruz” açıklaması yaptı.

Bu konu İYİ Parti Lideri Meral Akşener’e de soruldu. Akşener de Kılıçdaroğlu için “Tabii HDP’ye ziyaret edebilir ama masaya getiremez” yanıtını verdi.

HDP’nin eski Eş Başkanı Selahattin Demirtaş cezaevinden Akşener’e mektup yazarak, “Bizim oyumuzu istiyor musunuz istemiyor musunuz, bizi nasıl ikna etmeyi düşünüyorsunuz, sizin parti olarak diğer partilerle müzakere hakkınız var da HDP’nin yok mu” gibi bir dizi soru yöneltti.

Paylaşın

Kapatma Davası: HDP’nin Sözlü Savunması 11 Nisan’a Ertelendi

Anayasa Mahkemesi (AYM), Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kapatılması talebine dair savunmasının 14 Mart yerine 11 Nisan’da alınmasına karar verdi. Erteleme kararının HDP’nin talebi üzerine alındığı belirtildi.

Haber Merkezi / AYM’nin son kararını değerlendiren HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, kararın henüz kendilerine ulaşmadığını belirterek “Ancak ilk değerlendirmem, AYM demiş oluyor ki: ‘Ben seçimlere kadar her şeyi yapabilirim’. Mesaj bu” dedi.

Oluç, “Yılbaşından bugüne kadar şunu vurguladık: Seçim ortamına girildi Türkiye’de ve dolayısıyla kapatma davasının sürüyor olması demek seçimlerden önce doğrudan doğruya seçimlere müdahale edilmesi anlamına gelir” ifadelerini kullandı.

Oluç, kapatma davasının seçimlerden sonraya bırakılması için dilekçe de verdiklerini hatırlatan Oluç, “Geçen hafta bir kez daha dilekçe verdik, deprem nedeniyle erteleme için. AYM ise 11 Nisan’a tarih verdi. Oysa biz üç ay erteleme istemiştik. Yani AYM bize demiş oluyor ki: ‘Ben seçimlere kadar her şeyi yapabilirim’. Yani Demokles’in kılıcı olarak kapatma davası ve siyasi yasaklar bizim tepemizde durmaya devam edecek, bu anlama geliyor” diye ekledi.

Süreç nasıl devam edecek?

Savunmanın ardından davaya ilişkin bilgi ve belgeleri toplayacak raportör, esas hakkındaki raporunu hazırlayacak. Raporun Yüksek Mahkeme üyelerine dağıtılmasının ardından Başkan Zühtü Arslan toplantı için bir gün belirleyecek. Anayasa Mahkemesi üyeleri belirlenen günde bir araya gelerek kapatma istemini esastan görüşmeye başlayacak. Heyetin, karar verene kadar müzakerelerini aralıksız sürdürmesi bekleniyor.

Hesaplara bloke kararı görüşülecek

HDP hakkındaki kapatma davasını 15 kişiden oluşan Anayasa Mahkemesi heyeti karara bağlayacak. Anayasa’nın 69. maddesinde sayılan hallerden ötürü partinin kapatılmasına veya dava konusu fiillerin ağırlığına göre devlet yardımından kısmen ya da tamamen yoksun bırakılmasına, toplantıya katılan üyelerin 3’te 2 oy çokluğuyla, yani 15 üyenin 10’unun oyuyla karar verilebilecek.

Siyasi parti kapatma davası sonucunda verilen karar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ile ilgili siyasi partiye tebliğ edilecek ve Resmi Gazete’de yayımlanacak.

Anayasa Mahkemesinin, siyasi yasak istenen partililerin beyan ve eylemleriyle partinin kapatılmasına neden olduğunu belirlemesi halinde bu kişiler, kesin kararın Resmi Gazete’de gerekçeli olarak yayımlanmasından başlayarak 5 yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve deneticisi olamayacak.

Öte yandan Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 2023 yılında partiye ödenen veya ödenecek devlet yardımının bulunduğu banka hesabına tedbiren bloke konulmasına ilişkin kararın kaldırılması talebini bugün görüşecek.

Paylaşın