Erdoğan “Oyun Platformlarını” Hedef Aldı: Gençleri Zehirliyor

Eğitim Öğretim Yılı Açılışı, Eğitim Teknolojileri AR-GE ve Kalite Zirvesi’nde konuşan Erdoğan, “Sosyal medyanın bir takım oyun platformlarının gençlerimizi nasıl zehirlediğine şahit oluyoruz” dedi ve ekledi:

“Sapkın akınların özendirilmesine de aracılık ediyor. Sinsice yerleştirilmiş LGBT propagandasına maruz kalıyor. Irkçılık da körükleniyor. Türkiye’yi ekonomik, sosyal ve güvenlik noktasında zafiyete uğramaya çalışanların merkez üssü sanal alemdir.”

Erdoğan, konuşmasının devamında, “Çocuklarımızın ruh ve beden sağlığı her şeyin üzerindedir. Kontrollü kullanımı yaygınlaştırmalıyız” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Lütfi Kırdar Kongre Salonu’ndaki Eğitim Öğretim Yılı Açılışı, Eğitim Teknolojileri AR-GE ve Kalite Zirvesi’nde konuştu.

“Eğitim yılının öğrencilerimiz ve öğretmenlerimiz için hayırlı olmasını diliyorum. 3 aylık yaz tatilinin ardından tüm yavrularımızı sevgi ile kucaklıyor hepsine başarılar diliyorum” diyen Erdoğan özetle şunları söyledi:

“Türkiye’yi yüceltme ve payidar kılma mücadelesinde canlarımızı ortaya koyanların bir kısmı da öğretmenlerimizdir. Necmettin Yılmaz ve Aybüke Yalçın gibi eğitim neferlerimizi rahmetle yad ediyoruz. 6 Şubat’ta hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimizi unutmayacağımızı ifade ediyorum.

Eğitime yaptığımız her yatırımla, her proje ile Türkiye Yüzyılı hedefimize yaklaşıyoruz. 22 yılda ülkemizin eksiklerini giderme noktasında objektif bakanların hayranlık duyduğu adımlar attık.

28 Şubat döneminde uygulamaya konan uygulamaları kaldırdık. Adaletsizliğe yol açan katsayı zulmüne ve başörtüsü yasağına son verdik. Sınıflarımızı en yeni teknolojik imkanlarla donattık. Mesleki ve teknik eğitimde yeni açılımı devreye alıyoruz.

Depremin yaralarını sarmakla kalmayacak, bölgenin eğitim altyapısını çok daha güçlü hale getirene kadar durmayacağız.

Sosyal medyanın bir takım oyun platformlarının gençlerimizi nasıl zehirlediğine şahit oluyoruz. Sapkın akınların özendirilmesine de aracılık ediyor. Sinsice yerleştirilmiş LGBT propagandasına maruz kalıyor. Irkçılık da körükleniyor.

Türkiye’yi ekonomik, sosyal ve güvenlik noktasında zafiyete uğramaya çalışanların merkez üssü sanal alemdir. Batılı devletlerin kendi çıkarlarını korumak amacıyla aldığı sert önlemlerde kimse özgürlükten, demokrasiden, serbest piyasa ekonomisinden bahsetmiyor. Yasakçı olmakla suçlanıyoruz.

Ülkemizdeki bazı çevreler çocuklarımızın hakkını savunmak yerine uluslararası şirketlerin avukatlığını yapıyor… Çocuklarımızın ruh ve beden sağlığı her şeyin üzerindedir. Kontrollü kullanımı yaygınlaştırmalıyız.”

Paylaşın

Küresel Gıda Enflasyonu: Türkiye Yine Dünyadan Ayrıştı

Türkiye yıllık gıda enflasyonunda yine tüm dünyayı geride bıraktı. Küresel gıda fiyatları ağustos ayında yüzde 1,1 azalırken, Türkiye’de ise yüzde 44,88 arttı.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), gıda ürünlerinin uluslararası fiyatlarındaki aylık değişimin izlendiği Küresel Gıda Fiyat Endeksi’nin Ağustos ayı sonuçlarını açıkladı.

BloombergHT’nin aktardığına göre, endeks Ağustosta önceki ayın revize edilmiş seviyesine göre 0,3 puan azalarak 120,7 puan değerine geriledi.

Küresel gıda fiyatları yıllık bazda ise yüzde 1,1 düşerken, endeksin Ağustos’ta sınırlı düşüş kaydetmesinde şeker, et ve tahıl ürünlerine yönelik düşen talebin, bitkisel yağ ve süt ürünlerine yönelik talep artışına ağır basması etkili oldu.

Tahıl Fiyat Endeksi, başta ABD ve Arjantin olmak üzere ana ihracatçı ülkelerdeki iyi hasat beklentileriyle ağustosta önceki aya göre yüzde 0,5 azaldı.

Bitkisel Yağ Fiyat Endeksi ise soya ve ayçiçeği yağlarındaki düşüşüne rağmen palmiye yağındaki artış nedeniyle yükseldi. Buna göre, Bitkisel Yağ Fiyat Endeksi ağustosta önceki aya kıyasla yüzde 0,8 arttı.

Şeker Fiyat Endeksi, Hindistan ve Tayland’daki yüksek üretim ve uluslararası petrol fiyatlarındaki düşüş sayesinde yüzde 4,7 geriledi.

Aynı dönemde FAO Süt Ürünleri Fiyat Endeksi, süt tozu, peynir fiyatlarındaki ve tereyağı talebindeki artışlarla ağustosta yüzde 2,2 artış gösterdi.

Et Fiyat Endeksi ise kümes hayvanları, büyükbaş ve küçükbaş ve domuz fiyatlarında yaşanan düşüşle birlikte yüzde 0,7 gerileme kaydetti.

Türk-İş verilerine göre, ağustosta mutfak enflasyonu aylık yüzde 0,19, 12 aylık yüzde 57,99, yıllık ortalama yüzde 77,66 olarak hesaplandı. Sekiz aylık değişim oranı yüzde 33,53 oldu.

TÜİK verilerine göre ise ağustos ayında aylık gıda fiyatları Türkiye’de yüzde 1,1 geriledi. Yıllık gıda enflasyonu ise yüzde 44,88 oldu.

Paylaşın

Türkiye’de “Metamfetamin” Tehdidi Büyüyor

Türkiye’de 2023 yılında 16 ton 210 kilogram metamfetamin yakalanırken, 2024 yılında ise bu miktar yüzde 35,5 artışla 21 ton 912 kilograma yükseldi. Dünyada ise 2023 yılında, 367 ton metamfetamin ele geçirildi.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı, 2024 Türkiye Uyuşturucu Raporu’nu yayımladı. Türkiye’deki uyuşturucu kaçakçılığı ve kullanımındaki eğilimlere mercek tutan raporda özellikle metamfetamin yakalamalarındaki ciddi artış dikkat çekildi.

Türkiye’nin stratejik coğrafi konumunun uyuşturucu kaçakçılığı açısından önemine vurgu yapılan raporda son yıllarda sentetik uyuşturucuların yarattığı tehdidin artmaya devam ettiği belirtildi.

Rapora göre, 2023’de 16 ton 210 kilogram metamfetamin yakalanırken, 2024’te ise bu miktar yüzde 35,5 artışla 21 ton 912 kilograma yükseldi. Dünyada ise 2022 yılına göre yüzde 7 azalışla 367 ton metamfetamin ele geçirildi.

Raporda, Türkiye’de metamfetamin yakalamalarındaki artışa ilişkin şu ifadeler yer aldı: 2019 yılında ülkemizde metamfetamin yakalamalarında başlayan keskin artış, takip eden 2020, 2021 ve 2022 yıllarında da devam etmiş, 2023 yılında ülke tarihindeki en yüksek metamfetamin yakalama miktarına ulaşılmıştır.

Raporda, Taliban’ın en üst düzey lideri Haybatullah Akunzade, ülkede afyon ekiminin kesinlikle yasak olduğu fetvasına paralel biçimde, Türkiye’de yakalanan eroin miktarları da keskin biçimde düşüş yaşandığı belirtildi.

Raporda, eroin yakalamalarına ilişkin şu ifadeler yer aldı: 2021’de 22 bin 202 kilogram eroin yakalanırken bu miktar 2022’de 7 bin 972 kilograma düşerken, 2023 yılında da düşüş eğilimi devam etti ve Türkiye’de toplamda 3 bin 314 kilogram eroin ele geçirildi.

Dünyada ve Türkiye’de en çok kullanılan uyuşturucu maddelerden biri olan esrarda yakalamalar 2023 yılında yaklaşık yüzde 23 oranında artışla 77.9 ton oldu. Öte yandan 2023 yılında kök kenevir yakalama miktarı, bir önceki yıla göre yüzde 43,6 oranında arttı.

Raporda ayrıca, yeni psikoaktif maddelere (NPS) dair de endişeler dile getirildi. 2023 yılında yakalanan sentetik kannabinoid miktarı, bir önceki yıla göre neredeyse iki katına çıkmış durumda. 2022’de bin 56 kilogram sentetik kannabinoid yakalanırken 2023’te bin 994 kilograma yükseldi.

Uyuşturucuya bağlı ölümlerde çarpıcı veriler

Madde bağlantılı ölümlere (MBÖ) ilişkin verilerinde yer aldığı raporda, madde bağlantılı ölümlere ve bunlar içinde metamfetaminin payına ilişkin şu dikkat çekici veriler yer aldı:

2013 yılında 232 olan doğrudan MBÖ 2017 yılında yüzde 306 artışla 941 oldu. 2018 yılından itibaren madde bağlantılı ölümler düşüşe geçmiş ve düşüş trendi 2022 yılına kadar devam etmiştir. 2023 yılı ise bir önceki yıla göre yüzde 22 artışla 300 oldu. 2017 yılından 2023 yılına kadar yüzde 68’lik bir düşüş kaydedildi.

Uyuşturucu bağlantılı ölüm vakalarının 2023 yılında yüzde 61,6’sının sebebi çoklu madde kullanımından kaynaklandı. Ölümlerin yaş ortalaması 35’tir. 30 yaş altı ölümler yüzde 34,3 (2022 yılında yüzde 35,4), 30 – 39 yaş arası ölümler yüzde 35,0, 40 yaş üzeri ölümler ise yüzde 30,3 oranındadır.

Metamfetamin ölümlerine ayrı bir başlık açılan raporda, bu konu hakkında şu bilgiler verildi: Son yıllarda toplumumuzu yüksek derecede tehdit eden metamfetamin maddesi kaynaklı ölümleri ayrı bir başlık altında ele almakta yarar görülmektedir.

Bu kapsamda doğrudan madde bağlantılı 300 ölümün 148’inde metamfetamine rastlandığı bilinmektedir. 2023 yılında 185 çoklu madde kullanımından kaynaklı ölümün yüzde 53,5’inde metamfetamin görüldü. Diğer yandan tekil madde kullanımından kaynaklı 49 ölüm içerisinde ise yüzde 42,6’sı metamfetamin kaynaklıdır.

Aşırı doz ölümlerin en yüksek görüldüğü 2017 yılında meydana gelen ölümlerde metamfetamin görülme oranı yüzde 7,7 iken, 2023 yılında bu oran yüzde 46,3 oldu. Tek başına metamfetamin kaynaklı ölümler 2017 yılında yüzde 0,3 iken, 2023 yılında yüzde 42,6’ya çıktı. 2016 yılın yüzde yüzde 3,5 olan metamfetamin tedavisine başvuru oranı, 2023’te yüzde 37,1 oldu.

(Kaynak: Birgün)

Paylaşın

AK Parti’de Erdoğanlı Ve Erdoğansız Hesaplar

31 Mart’a yapılan seçimlerde CHP’nın ardından ikinci parti konumuna gerileyen AK Parti’de yeni kongre süreci ve takvimi, şimdiye kadar yapılanlar arasında en önemlisi olacak.

Kongrede oluşacak kadrolar, sonraki yıllarda Erdoğanlı-Erdoğansız partinin geleceğini belirleyecek. Yeni yol haritası mı? Yeni yüzler mi? Partiye bambaşka bir yol mu çizilecek? Yıllar boyunca yapılan hataların tekrarı mı? Sonun başlangıcı mı?

Gazete Pencere’den Nuray Babacan, kongre sürecine giren AK Parti’ye ilişkin dikkat çeken bir yazı kaleme aldı. Babacan, “Erdoğanlı – Erdoğansız hesaplar! AKP’nin kader kongresi” başlıklı yazısında şu ifadeleri kullandı:

“Yoğun gündem arasında çok dikkat çekmese de AKP’nin yeni kongre süreci ve takvimi, şimdiye kadar yapılanlar arasında en önemlisi. İlçelerden illere kadar yenilenecek tüm delege ve kadrolar, partinin 2028 seçimlerine dönük kaderini belirleyecek. Bırakın yeni dönem milletvekili adaylarını belirlemeyi, belki de genel başkan değişimi yapacak kadro, bu kongrede oluşacak.

Hemen akla, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın partisinde onun isteği dışında bir gelişme yaşanmayacağı gelebilir. Ama siyasette 24 saat bile uzundur derler. En geç 2028’de yapılacak genel seçimler öncesinde partide yaşanacak her gelişme çok önemli. Partilerin her an olağanüstü kongre toplama imkanı olsa da, aynı kadro, bu konuda da söz sahibi olacak. O yüzden bu kongre, partinin yaptığı diğer hiçbir kongreye benzemeyecek.

6 ay sonra yapılacak kongrede oluşacak kadrolar, sonraki yıllarda Erdoğanlı-Erdoğansız partinin geleceğini belirleyecek. Yeni yol haritası mı? Yeni yüzler mi? Partiye bambaşka bir yol mu çizilecek? Yıllar boyunca yapılan hataların tekrarı mı? Sonun başlangıcı mı? Bütün bunlar önümüzdeki yılki kongrenin psikolojisini etkileyecek. Sonraki üç yılın siyasi tarihinde önemli bir kavşak olacak.

Bu analizlerin nedeni, AKP yönetiminin kongre takvimini resmen açıklaması. 21 Eylül 2024’de beldelerden başlayacak süreç, ilçe ve il kongrelerine doğru ilerleyecek. 28 Aralık 2024 tarihinde il kongreleri başlayacak. Oldu- bitti derken, tüm çalışmalar Mart 2025 tarihinde tamamlanacak. Ardından parti yönetimi büyük kongre tarihini açıklayacak.

Parti sözcüsü Ömer Çelik’in son açıklamasındaki en önemli mesaj, “Bu sadece mekanik bir kongre süreci olarak değerlendirilmemeli. Yeni dönemin, yeni ihtiyaçların siyasi ritmine göre neler yapılması gerektiği de bu sürecin içinde olacak” sözleriydi. Dolayısıyla AKP içinde uzun süre siyaset yapan herkes, bu kongrenin taşıdığı tarihsel anlamı çok iyi biliyor.

Partideki tartışmalar

Geçmişi biraz hatırlarsak, yerel seçimlerden sonra değişim ve normalleşme bekleyen çok isim, büyük kongrenin bu yıl içinde yapılmasını istemiş, partinin mevcut yönetimi, kongreyi 2025’e erteletmişti. Başarısız seçim sonuçlarından sorumlu tutulan parti yönetiminin değişimi ertelemesi birçok kişiyi kızdırmıştı. Genel merkez yönetiminin, partinin bundan sonraki yeni yapısının oluşturulmasında söz sahibi olmak için manevra yaptığı iddia edilmişti.

Saptamalar haksız değil. Daha önce de kaleme aldığımız gibi, AKP’nin yeni kongresinde oluşacak kadrolar, olası bir erken seçimde söz sahibi olacak, listeleri belirleyecek, kabine ve belediye başkanlarıyla ilişkilerde etkili olacak. Çünkü bu süreç, Erdoğan sonrası güç dengelerinin nasıl oluşacağını da gösterecek. Delegeler her zamankinden daha önemli olacak.

Parti yönetiminin eleştirilere yanıtı var. Daha önce de aktardığımız gibi onlar, “Bu yıl kongre yapılsaydı, 2028 yılına kadar yeni bir kongre sürecine girmemiz gerekirdi. Seçim öncesinde kongre tartışmaları bizi olumsuz etkiler. Bu nedenle, kongreyi 2025 yılında yaparsak, yeni vitrin ve yeni kadro AK Parti’yi 2028 seçimine götürür. Zaten seçimlerin öne alınması ihtimali de yüksek. Bu nedenle iç tartışmalar, kongre tartışmalarını 2025 yılında bitirip, önümüze bakmalıyız” yorumu yapıyorlar.

Yukarıda sıraladığımız gibi bu süreç, AKP’nin siyasi tarihi açısından çok önemli. Dolayısıyla, ülkenin geleceği açısından da kavşak sayılır. Seçilecek kadrolar, çok şeyin mesajını verecek. AKP eski tas eski hamam mı gidecek? Yoksa ciddi bir yol ayrımına mı gelecek? Herkes görecek…”

Paylaşın

200 Binden Fazla Öğrenci Üniversiteye Kayıt Yaptırmadı

ÖSYM’nin verilerine göre, ilk tercihler sonucunda 5 bin 545 olan önlisanstaki boş kontenjan sayısı 138 bin 359’a, 29 bin 53 olan lisanstaki boş kontenjan sayısı ise 63 bin 899’a yükseldi. Böylece toplam boş kontenjan sayısı ise 34 bin 598’den 202 bin 258’e yükseldi.

Tablonun yerleştirme sistemi açısından tam bir fiyasko olduğunu söyleyen rehberlik uzmanı Salim Ünsal, “Barajın kalkmasının ardından üniversiteyi kazanmak kolaylaştı ama bu tablo ortaya çıktı. Öğrenciler tercih ettikleri, yazdıkları bölüme kayıt yaptırmıyorlar. 2 yıllıklarda çok ciddi açık var. Bunun sebebi de kent merkezlerine uzak yerlere açılan yüksekokulları. Vakıf üniversitelerindeki açıkların sebebi de elbette ekonomik” dedi.

Birgün’den Mustafa Kömüş‘ün haberine göre; Üniversiteyi kazanan öğrencilerin önemli bir kısmı kazandıkları bölüme kayıt yaptırmadı. Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi’nin (ÖSYM) paylaştığı verilere göre toplam boş kontenjan 200 bini aştı. 160 bini aşkın öğrenci yerleşme hakkı olmasına rağmen kayıt yaptırmadı.

ÖSYM ek tercihlere ilişkin duyuru yaptı. Buna göre ek tercihler bugün itibarıyla başlayacak ve 11 Eylül’e kadar sürecek. Bununla beraber ek yerleştirme kılavuzu da yayımlayan ÖSYM’nin verilerine göre tam bir skandal yaşandı.

Buna göre ilk tercihler sonucunda 5 bin 545 olan önlisanstaki boş kontenjan sayısı 138 bin 359’a, 29 bin 53 olan lisanstaki boş kontenjan sayısı ise 63 bin 899’a yükseldi. Böylece toplam boş kontenjan sayısı ise 34 bin 598’den 202 bin 258’e yükseldi. Özellikle vakıf üniversitelerindeki boşluklar dikkat çekti. Böylece toplam 1 milyon 21 bin 986 kişilik kontenjanın yaklaşık 5’te 1’i baraj olmamasına rağmen dolmadı.

“Tam bir fiyasko”

Rehberlik Uzmanı Salim Ünsal tablonun yerleştirme sistemi açısından tam bir fiyasko olduğunu söyledi. Ünsal şunları ifade etti: “Barajın kalkmasının ardından üniversiteyi kazanmak kolaylaştı ama bu tablo ortaya çıktı. Öğrenciler tercih ettikleri, yazdıkları bölüme kayıt yaptırmıyorlar. 2 yıllıklarda çok ciddi açık var. Bunun sebebi de kent merkezlerine uzak yerlere açılan yüksekokulları. Vakıf üniversitelerindeki açıkların sebebi de elbette ekonomik.”

200 bin kontenjanın 20 sene önce üniversiteye giren toplam öğrenci sayısına denk geldiğini ifade eden Ünsal şöyle konuştu: “Bu kontenjanın doldurulması zor. En fazla 80 bini dolabilir. Kontenjanlar mutlaka azaltılmalı. Kent merkezlerine uzak bölgelere yüksekokul açılmasından vazgeçilmeli. Sistem artık alarm veriyor”

Paylaşın

Erdoğan’dan “OVP” Mesajı: Enflasyonla Mücadele Vurgusu

OVP’ye ilişkin açıklama yapan Erdoğan, “Bir yandan enflasyonla kararlı bir şekilde mücadele ederken, diğer yandan yatırımı, üretimi, istihdamı, ihracatı ve büyümeyi önceleyen; tarımı, sanayiyi, yüksek teknolojiyi, turizmi ve birçok farklı sektörü güçlendirecek olan OVP’ye güvenimiz ve desteğimiz tamdır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Hükümet olarak OVP kapsamında belirlediğimiz hedeflere ulaşmak, vatandaşımızın refahını artırırken sağlam temellere dayalı ekonomimizin gelecek nesillerimiz için de sürdürülebilirliğini temin etmek amacıyla durmaksızın çalışmaya devam edeceğiz.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya hesabı üzerinden, Orta Vadeli Program’a (OVP) ilişkin bir mesaj yayınladı. Erdoğan mesajında şu ifadeleri kullandı:

“Bugün açıkladığımız ve Türkiye ekonomisi için büyük önem arz eden 2025-2027 Orta Vadeli Program’ın (OVP) ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.

Bir yandan enflasyonla kararlı bir şekilde mücadele ederken, diğer yandan yatırımı, üretimi, istihdamı, ihracatı ve büyümeyi önceleyen; tarımı, sanayiyi, yüksek teknolojiyi, turizmi ve birçok farklı sektörü güçlendirecek olan OVP’ye güvenimiz ve desteğimiz tamdır.

Hükümet olarak OVP kapsamında belirlediğimiz hedeflere ulaşmak, vatandaşımızın refahını artırırken sağlam temellere dayalı ekonomimizin gelecek nesillerimiz için de sürdürülebilirliğini temin etmek amacıyla durmaksızın çalışmaya devam edeceğiz.”

Orta Vadeli Program (OVP)

Ekonominin 2025 – 2027 dönemine dair 3 yıllık yol haritasını sunan Orta Vadeli Program (OVP) Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklandı. Yılmaz, yeni OVP’yi anlattığı sunumda “Programımızın temel amacı enflasyonun kademeli olarak tek haneli seviyelere düşürülmesi” dedi.

Yılmaz, 2024 için yıllık enflasyon hedefinin yüzde 41,5 olarak revize edildiğini açıkladı. Önceki OVP’de bu oran yüzde 33’tü. Önceki OVP’de yüzde 15,2 olarak belirlenen 2025 enflasyon hedefi de yüzde 17,5’e yükseltildi. 2026 için ise yüzde 8,5 olan hedef, yüzde 9,7’ye çıkarıldı.

2024 büyüme oranı hedefi ise yüzde 4’ten 3,5’e çekildi. 2025 büyüme oranı hedefi de önceki plana göre 0,5 puan aşağı çekilerek yüzde 4 oldu. Büyüme oranı hedefi 2006 için yüzde 4,5; 2027 için ise yüzde 5 olarak hedeflendi. Yeni OVP’de cari açığın gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYH) oranı için belirlenen hedef 2024 yılı için yüzde eksi 3,1’den yüzde 1,7’e çekildi.

Cari Açık/GSYH oranı hedefi, 2025 için yüzde eksi 2,6’dan 2’ye düşürüldü. Aynı hedef, 2026 için yüzde eksi 1,6; 2027 için ise yüzde eksi 1,3 olarak belirlendi. İşsizlik oranı hedefi ise 2025 için yüzde 9,6’ya, 2026 için 9,2’ye ve 2027 için yüzde 8,8’e indirildi. Bu tahminler önceki OVP’de 2025 için 9,9, 2026 için ise 9,3’tü.

Paylaşın

Ucuz Emeğin Yeni Adı: İşgücü Uyum Programı

Türkiye İş Kurumu (İŞKUR), öncelikle uzun süreli işsizler, kadınlar, engelliler ve eski hükümlüler gibi dezavantajlı gruplara yönelik olarak tasarlan İşgücü Uyum Programı’nı (İUP) başlattı.

Kurtuluş Aladağ / Program kapsamında işe başlayacak kişilere günlük 566 lira cep harçlığı verilecek. Bu, haftalık 1.698 liraya, aylık 7 bin 924 liraya denk gelmekte, asgari ücretin yarısı bile değil. Çalışma koşullarına yol ve yemek ücreti de dahil değil.

Büyük şehirler düşünüldüğünde ulaşım ve yemek giderleri program kapsamında işe başlayacakların kazanacakları ücretten daha fazla tutabilir. Daha sade bir ifadeyle, program kapsamında çalışacak kişi ay sonunda borçlu çıkabilir.

Binlerce kişi, programın ilk dört haftası 5 gün ve 37,5 saat, devam eden haftalarda 3 gün ve 22,5 saat, toplamda 10 ay boyunca karın tokluğuna çalıştırılacak. Bunun adı da İşgücü Uyum Programı (İUP) olacak.

Program, son bir kaç 10 yıldır ağızlardan düşürülmeyen ve uygulanması için uygun koşullar aranan “esnek çalışma” modelinin de bir taslağı gibi.

Program kapsamında, devlet kurumları, 3 gün (çalışma süresi esnekliği), harçlık (ücret esnekliği), 10 aylık sözleşme (istihdam esnekliği) ve ne iş verilirse yapma (fonksiyonel esneklik) modeli ile esnek çalışmanın farklı boyutlarını bizzat uygulayacak.

Devlet eliyle uygulanacak programa, önümüzdeki dönemde, emek sınıfının kazanılmış haklarını işlevsiz hale getirme potansiyeliyle hacminden çok daha tehlikeli bir düzenleme olarak karşımızda duruyor.

Katılımcılara hangi ödemeler yapılmakta?: Katılımcılara katılım sağladıkları günler için olarak Yönetim Kurulu tarafından 2024 yılı için belirlen 566,73 TL cep harçlığı ödenecek.

Katılımcılar için ödenecek sosyal güvenlik primleri neler?: Katılımcıların programa katılım sağladıkları günler için 5510 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında ortaya çıkacak yüzde 5,5 oranında sosyal güvenlik prim giderleri ödenecek.

Hangi kurumlarla İUP uygulanabilir?: Tüm kamu kurum ve kuruluşları ile iş birliği yöntemiyle program uygulanabilecek.

İUP uygulama süresi kaç aydır?: Program süresi en fazla 10 ay olacak.

İUP’de haftalık yararlanma süresi ne kadardır?: Programın ilk dört haftası 5 gün ve 37,5 saat, devam eden haftalarda 3 gün ve 22,5 saat olarak uygulanacak.

Bir katılımcı İUP’den en fazla ne kadar süreyle yararlanabilir?: Bir katılımcı, İşgücü Uyum Programından toplamda en fazla 140 fiili gün yararlanabilecek.

Programın faaliyet alanları ne olacak?: Kamu kurumlarıyla yapılan iş birliği sayesinde programın çeşitli alanlarda faaliyet göstereceği belirtiliyor.

Bunların arasında engelli, yaşlı ve hasta bakımı, çocuk bakımı, tarımsal üretim ve hayvancılık faaliyetleri, geri dönüşüm ve atık imha projeleri, kamusal alanların temizliği ve bakımı yer alıyor.

Ayrıca, biyolojik çeşitliliğin korunması, doğal yaşam alanlarının restorasyonu, spor ve kültürel etkinliklerin desteklenmesi gibi alanlar da program kapsamında yer alıyor.

Katılımcılara hangi eğitimler verilecek?: Eğitim programları arasında iş sağlığı ve güvenliği, bağımlılıkla mücadele, iş arama becerisinin geliştirilmesi, iş ahlakı, motivasyon ve stres yönetimi ve finansal okuryazarlık gibi konular yer alıyor.

İş hayatına dair eğitimlerin yanı sıra kişisel gelişim odaklı ‘etkili iletişim ve kişiler arası ilişkiler’ gibi eğitimler de program kapsamında.

Paylaşın

Yeniden Refahlı Suat Kılıç, Erken Seçim İçin Tarih Verdi

Gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, “Bu şartlar altında Türkiye’nin uzun süre devam etmesi mümkün değil. Görünen köy kılavuz istemez. Türkiye’nin erken seçime doğru ilerlediğini görüyoruz” dedi ve ekledi:

“2025 yılının sonbaharı olabilir, 2026 yılının ilkbaharı olabilir. Bu erken seçim kapıya dayanacaktır. Teşkilatlarımızı bu erken seçime hazırlıklı olmak için çağırıyoruz.”

Suat Kılıç, açıklamasının devamında, “2025 yılında 23 Kasım Pazar günü erken seçim için makul bir tarih olacaktır. 24 Kasım pazar günü öğretmenler günü. Seçimde okullar kullanıldığı için ve öğretmenler de resmi görevli olduğu için bu şekilde bir seçim planlaması Türkiye’nin gündemine gelebilir” ifadelerini kullandı.

Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, partisinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) sonrası gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Birgün’ün aktardığına göre; Kılıç’ın açıklamasında öne çıkan başlıklar şöyle:

“Bir erken seçim olabilir Türkiye’de. Rakamları paylaştım sizinle. Bu şartlar altında Türkiye’nin uzun süre devam etmesi mümkün değil. Görünen köy kılavuz istemez. Türkiye’nin erken seçime doğru ilerlediğini görüyoruz.

2025 yılının sonbaharı olabilir, 2026 yılının ilkbaharı olabilir. Bu erken seçim kapıya dayanacaktır. Teşkilatlarımızı bu erken seçime hazırlıklı olmak için çağırıyoruz.

2025 yılında 23 Kasım Pazar günü erken seçim için makul bir tarih olacaktır. 24 Kasım pazar günü öğretmenler günü. Seçimde okullar kullanıldığı için ve öğretmenler de resmi görevli olduğu için bu şekilde bir seçim planlaması Türkiye’nin gündemine gelebilir.”

Şanlıurfa Belediye Başkanı Kasım Gülpınar’ın YRP’den istifa etmesine ilişkin konuşan Kılıç, “Para alamamak, projeyi onaylatamamak, Ankara’nın hibelerinden yararlanamamak, seçilmiş belediye başkanının yer değiştirmesi için haklı bir gerekçe olamaz” diyerek sert tepki gösterdi.

Kılıç, şunları söyledi: “Ayrılmasının haklı gerekçeleri olsaydı ayrıldığı gibi başka bir partiye geçebilirdi. Aldığı oyun 200 bini YRP’nin oylarıdır, belki de bir 50 bini kendisinin getirdiği oylardır. Genel Başkanımızla vedalaşmadan, gelirken selamla geldi, giderken selamsız gitti. Hiç kimse yeri doldurulamaz değil. Para alamamak, projeyi onaylatamamak, Ankara’nın hibelerinden yararlanamamak, seçilmiş belediye başkanının yer değiştirmesi için haklı bir gerekçe olamaz.”

Paylaşın

Sermaye Sınıfından “Orta Vadeli Program”a Tam Destek

TOBB, İTO, TİM, İSO gibi sermaye sınıfının önde gelen örgütlerinden, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan “Orta Vadeli Program”a (OVP) tam destek açıklamaları geldi.

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Orta Vadeli Program’ın (OVP) uygulanma sürecinde, finansmana erişimin kolaylaştırılması başta olmak üzere, reel sektörün sesine daha fazla kulak verilmesini ve kamu özel sektör istişaresinin artırılmasını önemli gördüklerini belirtti.

TİM Başkanı Mustafa Gültepe, yeni Orta Vadeli Program’ın (OVP) yine ihracat ekseninde şekillendiğini belirterek, bu alanlarda atılacak yeni adımları heyecanla beklediklerini bildirdi.

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, “Yeni OVP dönemi boyunca ekonomik büyüme, istihdam, finansal istikrar ve fiyat istikrarı hedeflerine ulaşmak için kapsamlı ve çok boyutlu bir yaklaşımın benimsenmiş olduğunu görüyoruz” ifadelerini kullanırken, İTO Başkanı Şekib Avdagiç ise, programın üreteceği sonuçların reel sektörün yapısal gücüne halel getirmemesini vazgeçilmez gördüklerini söyledi.

Sermaye sınıfının önde gelen örgütleri Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan Orta Vadeli Program’a ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, revize edilen OVP’nin dezenflasyonu temel öncelik olarak ilan ederken, programın üreteceği sonuçların reel sektörün yapısal gücüne halel getirmemesini vazgeçilmez gördüklerini söyledi. Türkiye’nin kapsamlı bir ekonomik program yürüttüğü bu dönemde, OVP’nin güncellenmesinin proaktif bir yaklaşım olduğunu belirten Avdagiç, “Bununla birlikte OVP’nin ‘dengelenme programı’ olarak ilerlemesini ve terazinin iş dünyası kefesini ihmal etmemesini istiyoruz.

Farkındayız: Ekonomik programın uygulama sürecinde sıra zor kazanımları elde etmeye geldi. Kalıcı düşük enflasyona ivedi şekilde ulaşılması önemli. Zorlu hedeflere, iş dünyasının üretim ve istihdam hedeflerinden ödün vermeden ulaşmak daha da önemli. Görüyoruz ki yeni OVP’de hem enflasyon tarafında hem büyüme tarafında revizyonlar oldu. Böylece ekonominin gerçekleriyle uyumlu, yeni gelişmeler karşısında anında refleks gösterebilen bir yönetim anlayışı ortaya kondu.” değerlendirmesinde bulundu.

Avdagiç, OVP hedeflerinin yakalanmasının bir ayağı topyekûn kararlılık ise diğerinin de bugünkü programda sıkça vurgulandığı gibi yatırım ortamının süratle iyileştirilmesi olduğunu kaydetti.

İTO Başkanı Avdagiç, şunları kaydetti: “Yeni Türkiye ekonomisi hikayesinin temelleri, mutlaka reel sektörün eliyle atılacaktır. Bu nedenle özellikle KOBİ’lerin, ayakta kalmak için finansman imkanlarının artmasına, üretimlerini güçlendirecek şekilde yatırım koşullarının revize edilmesine ihtiyacı var. Bir kere daha ifade etmeliyiz ki; enflasyonla mücadele ederken üretim, ihracat, istihdam ekosistemini korumayı ihmal edemeyiz.

Özel sektörün nefesi güçlü olmalı ki hedeflerimizi gerçekleştirebilelim. OVP hedeflerinin yakalanmasının önemli ayaklarından biri, kur politikasının gerçekçi olmasıdır. 2025 sonrası kur ve enflasyon arasında bir korelasyon öngörülmüş olmakla beraber, 2024 için öngörülen kur, ihracatçıyı ve ihracata çalışan sektörleri ciddi şekilde zorlamaya devam edecektir. Bu durumun ithalatı artırarak cari dengede bir risk oluşturmaması için gerekli tedbirlerin alınacağının beklentisi içindeyiz.”

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Orta Vadeli Program hakkında şu değerlendirmede bulundu: “Yeni OVP dönemi boyunca ekonomik büyüme, istihdam, finansal istikrar ve fiyat istikrarı hedeflerine ulaşmak için kapsamlı ve çok boyutlu bir yaklaşımın benimsenmiş olduğunu görüyoruz. Özellikle enflasyonla mücadeleyi iş ve ekonomi dünyamızın en büyük hedefi olarak gördüğümüzden dolayı; yeni OVP’de bu konunun temel felsefe olarak ele alınması noktasındaki kararlı duruşunu çok önemli ve değerli buluyoruz.

Ancak toplumun bu mücadeleye olan inancının oluşması için yapılması gereken fedakarlıklar noktasında bir uyumun olması da kaçınılmaz. Bu bağlamda yine OVP yılları için konulan büyüme oranlarını bu enflasyon hedeflerine ulaşılmasında biraz iyimser bulduğumuzun bilinmesini isteriz. Çünkü OVP’de 2025-2027 arası enflasyon tahminleri ile büyüme tahminleri arasında bir tutarsızlık bulunmaktadır. Enflasyonla mücadeleye halkın güvenmesi çok büyük önem taşırken bu tür tutarsızlıklardan kaçınılması gerektiğini, sağlıksız bir yüksek büyüme yerine; ekonominin gerçekleriyle uyumlu, sürdürülebilir nitelikli bir büyümenin hedeflenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Sanayinin üretiminde uzun vadeli katma değer ve nitelik artışı için konulan hedefler de önemli. Fakat dezenflasyonist süreçten kaçınılmaz olarak etkilenecek olan reel sektörümüzün, başta finansmana erişim olmak üzere bu sürece adapte olmasına dönük, güçlü, proaktif tedbir ve önlemlere de ihtiyaç olduğunun altını çizmek durumundayız.

Her zaman belirttiğimiz istihdam odaklı hedeflerin ve politikaların yeni OVP’de bulunmasını da çok olumlu buluyoruz. Ama unutmamalıyız ki nitelikli istihdam yaratabilmenin yolu uzun vadeli eğitim politikalarından geçmektedir. Bu nedenle Türkiye’nin uzun vadeli istihdam ihtiyaçlarını gözeten eğitim politikalarının da artık OVP’lerde yön belirleyici bir şekilde bulunması gerektiğinin altın çizmek isteriz.

Kabul etmek gerekirse geçtiğimiz yıl açıklanan OVP, hedeflerini önemli ölçüde tutturması açısından toplumsal bir referans olmuştur. Umuyoruz ki bu OVP de kararlılıkla uygulanacak. Böylece geçen yıldan gelen olumlu motivasyonla, kredisini güçlü bir şekilde koruyacak bir OVP dönemi daha yaşayacağız.”

“Yeni adımları heyevanla bekliyoruz”

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, yeni Orta Vadeli Program’ın (OVP) yine ihracat ekseninde şekillendiğini belirterek, bu alanlarda atılacak yeni adımları heyecanla beklediklerini bildirdi. Gültepe, yazılı açıklamasında, 2025 ihracat hedefinin 279,6 milyar dolar, 2026 hedefinin 296,1 milyar dolar, 2027 hedefinin ise 319,6 milyar dolar şeklinde belirlendiğine işaret ederek, şunları kaydetti:

“İhracatçılarımızın yaşadığı sorunları her platformda dile getiriyoruz. Bir önceki OVP’ye göre 3 yıllık periyodun toplamında 13 milyar dolarlık bir hedef düşüşü var. Bu arzu ettiğimiz bir tablo değil. İhracat ailemizin yaşadığı sorunların net bir göstergesi olan bu rakamları iyi okumamız gerektiğine inanıyorum. Diğer yandan dış ticaret açığı noktasında programda önemli bir iyileşme öngörülüyor. Özellikle ithalatta beklenen düşüş bir önceki OVP’ye göre 71 milyar doları aşıyor. Toplam dış ticaret hacmi de bu eksende negatif yönde revize edilmiş durumda.

Büyüme hedefimiz kısmen gerilerken, enflasyon beklentisi ise yükseldi. İşsizlik oranlarında da bir iyileşme mevcut. Makroekonomik göstergeler ve politika araçlarında ürün ve pazar çeşitlendirmesi, etkin ticaret diplomasisi, ticaretin kolaylaştırılması, ihracatın finansmanı, ithalat bağımlılığının azaltılması, hizmet ihracatının geliştirilmesi, ihracatta yeşil ve dijital dönüşüme vurgu yapılmış olması son derece önemli. Yeni OVP yine ihracat ekseninde şekilleniyor. Bu alanlarda atılacak yeni adımları heyecanla bekliyor, açıklanan programın ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyoruz.”

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Orta Vadeli Program’ın (OVP) uygulanma sürecinde, finansmana erişimin kolaylaştırılması başta olmak üzere, reel sektörün sesine daha fazla kulak verilmesini ve kamu özel sektör istişaresinin artırılmasını önemli gördüklerini belirtti.

Hisarcıklıoğlu, yazılı açıklamasında, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından kamuoyuyla paylaşılan ve 2025-2027 dönemini kapsayan OVP’ye ilişkin değerlendirmede bulundu. OVP’nin ülke ve millete hayırlı olmasını dileyen Hisarcıklıoğlu, iş dünyası olarak temel beklentilerinin finansal istikrar, öngörülebilirliğin artması, enflasyonun tek haneye düşürülmesi, sürdürülebilir büyüme ve yapısal reformlara öncelik verilmesi olduğunu vurguladı.

Hisarcıklıoğlu, programdaki yapısal reformlar konusunda atılacak güçlü adımların ülkenin küresel rekabet gücünü artıracağına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Bugün açıklanan OVP, enflasyonla mücadele, öngörülebilirlik ve sürdürülebilir büyüme için önemli bir yol haritası sunmaktadır. Özellikle bir hususu vurgulamak isterim. Programın uygulanma sürecinde, finansmana erişimin kolaylaştırılması başta olmak üzere, reel sektörün sesine daha fazla kulak verilmesini ve kamu özel sektör istişaresinin artırılmasını önemli görüyoruz. Bizler de, iş dünyası olarak, ülkemizin hedefleri doğrultusunda tüm gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.”

(Kaynak: BloombergHT)

Paylaşın

Dervişoğlu’ndan Dikkat Çeken “Erken Seçim” Yorumu

İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, “Kim aday olursa olsun Anayasamıza göre Cumhurbaşkanı 2 defa seçiliyor, Tayyip Bey üçüncü defa seçildi. Önümüzdeki dönem 4 oluyor” dedi ve ekledi:

“Erken seçim meclisle alınırsa, aday oluyor; başımızın üstüne. YSK, Tayyip Bey’in adaylığına müsamaha gösterdi. Bu seçimde de olamaması gerekirdi. Recep Tayyip Erdoğan, bir seçim mağlubiyeti yaşayarak gitmelidir.”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Halk TV canlı yayınında İsmail Küçükkaya’nın sorularını yanıtladı.

Erken seçim tartışmalarını değerlendiren Müsavat Dervişoğlu, “Erken seçim telaffuz ederseniz, hemen seçim talebinde bulunacaksınız. Bu ülkeyi yönetemiyorsa iktidar, artık yeni bir iktidara ihtiyaç vardır sonucu çıkar bu tabloda. Bu vadeye yayılan bir şey olamaz. Bugün erken seçim talep edeyim, Sayın Özgür Özel ifadelerimden sakın alınmasın, Tayyip Erdoğan’ın takvimini belirleyeceği seçimi erken seçim olarak göremem” diye konuştu.

“Seçim adına Cumhurbaşkanı tekrar aday olacak diye endişe taşımıyorum” diyen Dervişoğlu, İYİ Parti’nin seçime her zaman hazır olduğunu söyledi.

Dervişoğlu, “Bunu sadece ben birinci partiyim ya da bir diğeri ben iktidarım diye takvimi tanzim etmeye yönelik yol haritası şayet ederlerse spekülatif buluruz. En başında beri erken seçim çağrılarını spekülatif buluyorum. Bu seçime davet değil, düelloya davet” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın aday olamayacağını belirten Müsavat Dervişoğlu, “Kim aday olursa olsun Anayasamıza göre Cumhurbaşkanı 2 defa seçiliyor, Tayyip Bey üçüncü defa seçildi. Önümüzdeki dönem 4 oluyor. Erken seçim meclisle alınırsa, aday oluyor; başımızın üstüne. YSK, Tayyip Bey’in adaylığına müsamaha gösterdi. Bu seçimde de olamaması gerekirdi. Recep Tayyip Erdoğan, bir seçim mağlubiyeti yaşayarak gitmelidir” ifadelerini kullandı.

Paylaşın