Türkiye’de 3.8 Milyon Hane Sosyal Yardımlarla Ayakta Duruyor

Yoksulluğun artarak devam ettiğini ve geniş kesimlerin temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı Türkiye’de 2024 yılının ilk sekiz ayında yaklaşık 3.8 milyon hanenin sosyal yardım aldığı kayıtlara geçti.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın Ocak – Temmuz 2024 dönemi için paylaştığı verilere göre, düzenli sosyal yardıma muhtaç hane sayısı 3 milyon 792 bin 340 olarak kaydedildi. Bu yardımlar, TÜİK verilerine göre toplamda 15 milyonu aşkın kişiyi kapsıyor.

Aile Destek Programı’ndan yararlanan hane sayısı da dikkat çekici bir artış gösterdi; 2022’de 3 milyon 99 bin olan hane sayısı 2024’te 3 milyon 233 bine yükseldi. Sosyal ve Ekonomik Destek Programı (SED) kapsamındaki çocuk sayısı ise 167 bine ulaştı.

Sosyal yardımlar sadece nakit desteklerle sınırlı kalmıyor. 2024 Temmuz itibarıyla elektrik tüketim desteğinden yararlanan hane sayısı da 3 milyon 658 bine ulaştı. 2019’da 2 milyon 420 bin olan bu rakam, 2024’e kadar ciddi bir artış gösterdi. Bu, birçok hanenin elektriğini ancak sosyal yardımlarla karşılayabildiğini gözler önüne seriyor.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, sosyal yardımlarla ilgili yeni düzenlemeler yapmaya hazırlanıyor. Özellikle boşanmış kadınların aldığı yardımların gözden geçirileceği, boşandığı kişiyle birlikte yaşamaya devam eden kadınların yardımlarının kesilebileceği belirtiliyor.

Ayrıca çalışabilecek durumda olup çalışmayan kişiler üzerinde yapılacak yeni incelemeler de gündemde. Ancak bu düzenlemelerin ne zaman ve nasıl uygulanacağına dair resmi bir açıklama yapılmadı.

(Kaynak: Gazete Pencere)

Paylaşın

Kemer Sıkmaya Devam: Çaya Yüzde 18 Zam

ÇAYKUR, çay fiyatlarına ortalama yüzde 18 oranında zam yaptı. ÇAYKUR’un önümüzdeki dönemde kuru çay fiyatlarına kademeli olarak yeniden zam yapabileceği ifade ediyor.

Haber Merkezi / Yüksek enflasyon verileri gıda fiyatlarını etkilemeye devam ederken, bir zam haberi de ÇAYKUR’dan (Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü) geldi.

TBYD Başkanı Erol Dündar, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, “7 Eylül 2024 tarihi itibariyle ÇAYKUR çay grubuna yüzde 18 zam geldi” ifadelerini kullandı.

ÇAYKUR’un en çok tüketilen üç çay markası Tiryaki, Rize Turist ve Filiz olarak biliniyor. Zamdan sonra, 1 kilogram tiryaki çayının tavsiye edilen satış fiyatı 262 TL’ye çıktı. Turist çayının kiloluk paketi 268 TL olurken filiz çayının kilogramlık paketi 282 TL’ye çıktı.

Sektör paydaşları, yaş çay alım fiyatını destek primi dahil yüzde 18 artıran ÇAYKUR’un önümüzdeki dönemde kuru çay fiyatlarına kademeli olarak yeniden zam yapabileceğini ifade ediyor.

Çaykur bu yıl mayıs ve temmuz aylarında çay fiyatlarına zam yapmıştı. Mayıs ayı başında yaş çay alım fiyatına destekleme bedeli dahil yüzde 68 zam yapılmasının ardından temmuz ayında yüzde 24 zam gelmişti.

Paylaşın

ABD, 2026 Yılı Sonuna Kadar Irak’tan Çekiliyor

ABD öncülüğündeki askeri koalisyon birliklerinin, 2026 yılı sonuna kadar Irak’tan çekileceği açıklandı. 80’den fazla ülkeden oluşan koalisyonun bir parçası olan ABD’nin, Irak’ta yaklaşık 2 bin 500 askeri bulunuyor.

Haber Merkezi / ABD öncülüğündeki askeri koalisyon, 2014 yılında Irak ve Suriye’de Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) ile mücadele etmek amacıyla kurulmuştu.

ABD ve Irak’ın, ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin, Irak’tan çekilmesi konusunda anlaşmaya vardığı bildirildi. Anlaşmaya göre, askerinin bir bölümü Eylül 2025’e, geri kalanının ise 2026 yılı sonuna kadar çekilecek. Anlaşmanın, bu ay açıklanabileceği ifade edilirken, ABD ile Irak’ın bazı ABD askerlerinin Irak’ta kalmasını sağlayabilecek yeni bir danışma ilişkisi kurmayı da hedeflediği duyuruldu.

Irak Başbakanı’nın Dış İlişkiler Danışmanı Ferhad Alaaddin, koalisyon güçlerinin azaltılmasına ilişkin Washington ile yapılan teknik görüşmelerin tamamlandığını söyledi. Alaaddin, “Irak ile uluslararası koalisyon üyeleri arasındaki ilişkiyi, askeri, güvenlik, ekonomik ve kültürel alanlardaki ikili ilişkilere odaklanarak yeni bir düzeye taşımanın eşiğindeyiz” dedi.

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, daha önce verdiği bir demeçte radikal gruplarla mücadele için ABD liderliğindeki koalisyonun Irak’ta bulunmasına artık gerek kalmadığını belirterek koalisyon güçlerinin ayrılmasının Irak’ın askeri kabiliyetlerini zayıflatacağından endişe duymadığını dile getirmişti.

ABD’li bir yetkili, iki yıllık sürenin Washington’a, olası bölgesel gelişmelere göre asker azaltma stratejisini ayarlaması için “nefes alma fırsatı” sağladığını belirtti.

80’den fazla ülkeden oluşan koalisyonun bir parçası olan ABD’nin, Irak’ta yaklaşık 2 bin 500 askeri bulunuyor. Bu koalisyon, 2014 yılında Irak ve Suriye’de Irak ve Suriye’de Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) ile mücadele etmek amacıyla kurulmuştu.

2023 yılı ekim ayında İsrail – Filistin savaşının başlamasının ardından Suriye ve Irak’ta bulunan ABD güçlerine İran destekli milislerin saldırıların artmasının ardından, Washington ve Bağdat, ocak ayında koalisyonun geleceği hakkında görüşmeler yapmaya başlamıştı.

Paylaşın

TBMM Başkanı Kurtulmuş, CHP’nin Can Atalay Başvurusunu Reddetti

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un “Meclis Genel Kurulu’nun aynı konuda ikinci kez olağanüstü toplantıya çağrılmayacağı” gerekçesiyle CHP’nin Can Atalay başvurusunu reddettiği açıklandı.

Haber Merkezi / Gezi Parkı davası kapsamında tutuklanan Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay’ın Anayasa Mahkemesi (AYM) kararına rağmen tahliye edilmemesine tepkiler gelmeye devam ederken, CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un toplantı çağrısını reddettiğini açıkladı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Can Atalay için Meclis’i 10 Eylül Salı günü saat 14.00’te tekrar olağanüstü toplantıya çağırmıştı.

Ali Mahir Başarır, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Anayasa Mahkemesi’nin Hatay Milletvekili Can Atalay kararı üzerine yapmış olduğumuz olağanüstü toplantı çağrımızı reddetti. Bu; Meclis’in itibarına da, milletvekili haklarına da, ülkemiz ve Meclis’imizin tarihine de bir hakarettir! Bu kararı kabul etmiyoruz!” ifadelerini kullandı.

Kurtulmuş’un reddetme gerekçesinin ise Meclis Genel Kurulu’nun aynı konuda ikinci kez olağanüstü toplantıya çağrılması olduğu belirtildi.

Numan Kurtulmuş, Can Atalay’ın milletvekilliğini düşürülmesine yönelik tutumuna ilişkin eleştirilere, “Bizim prosedürlerimiz içerisinde Anayasa Mahkemesi’nin bize yazdığı bir metin yok. Dolayısıyla biz Anayasa Mahkemesinin hangi kararını okutacağız?

Bana birisi ‘TBMM Başkanı yazı yazmış ve falanca mahkemenin verdiği yargı kararını ortadan kaldırmış’ diye bir yol söylesin. TBMM olarak her şeyi yapabiliriz. İsterse yüksek yargı kurumlarının fonksiyonlarını bile değiştirebilir, Anayasa değişikliği yapar, yasamanın böyle bir gücü var ama yasamanın bir mahkeme kararını değiştirme gücü yok” şeklinde yanıt vermişti.

Paylaşın

CHP Lideri Özel’den “Sürdürülebilir Kalkınma” Vurgusu

Sosyalist Enternasyonal komite toplantısında konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Biz herkes için bir sürdürülebilir kalkınma ve herkes için belli bir ekonomik düzeyi erişme ile sağlık hakkının hep birlikte tartışmalıyız. Dünyada ülkeden ülkeye yayılan tek virüs kovid değil. Maalesef aşırı sağcılık, faşizm ve 80 yıl öncesinde bıraktığımız sapkın düşünceler adeta bir virüs gibi ve belki de kovidden daha hızlı bütün dünyaya yayılmaya başladı” dedi ve ekledi:

“Aşırı sağ gibi tehditler sadece kendi başlarına riskler oluşturmakla kalmıyor aynı zamanda birbirini besleyerek dünya çapında, bağlantılı ve karmaşık bir risk ortamı yaratıyor. Bu zorlukları aşabilmek için artık küresel bir dayanışmaya ve ortak çözüm arayışlarına her zamankinden çok ihtiyaç var. Hastalık, virüs en sağda olduğuna göre buna çarenin ve antitezin soldan üretilmesi kadar doğal bir şey yok”

Özel, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ama bunu yaparken eğer biz kendi tanımlamamızı doğru konumlamazsak, yeterince tartışmazsak, önerilerimizle, dilimizle bir başka kutup yaratmaya kalkarsak bu sefer merkezdekilerin daha sağa gitmesi ya da aşırı sağcıların merkeze yerleşmesi gibi çok daha büyük sekonder bir tehlikeyi, sekonder bir riski kendi başımıza dert etmiş duruma geliriz. Onun için ezbere söylemlerle değil enine boyuna düşünerek, taşınarak, tartışarak ve en doğrusunu hep birlikte uygulayarak dünyayı bir kez daha bu sıkıntılardan sosyal demokratların, solcuların, sosyalistlerin kurtaracağına yürekten inanıyorum.”

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara ATO Congresium’da düzenlenen CHP İkinci Yüzyıl Değişim Kurultayı’nda, ‘Küresel ve Yerel Sorunlara İlerici Çözümler’ başlıklı Sosyalist Enternasyonal komite toplantısına başkanlık etti.

Özel, burada yaptığı konuşmada, “Hepiniz Ankara’ya hoş geldiniz, Türkiye’nin başkentine hoş geldiniz. Sizleri burada ağırlamak hem benim adıma hem de Cumhuriyet Halk Partisi adına büyük bir onur. Türkiye’nin başkentindesiniz. Dün ve bugünkü programınızdan haberdarım, mutlaka tarihi geçmişi hakkında da bilginiz var. Kurtuluş Savaşı sırasında bir köylü, partimizin kurucusu ve bu toprakların görmüş olduğu en büyük devrimci Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İstanbul gibi 4 büyük imparatorluğa başkentlik etmiş,

bütün dünyanın tanıdığı, ortasından deniz geçen, 2 kıtayı birleştiren bir başkent yerine Ankara’yı başkent seçti çünkü hem buranın stratejik olarak askeri stratejisi açısından ele geçirilmesi daha güç bir konum olduğunu biliyordu ama daha sonra yaptığı kendi değerlendirmelerinde bu fikrin sadece toplamda beşte birine denk geldiğini, esas olarak kendisinin Ankara gibi bir yeri başkent seçmenin kalkınmayı, bürokrasiyi ve ülkenin kalbini ülkenin ortasına taşıyarak buradan bir kalkınmayı Anadolu’ya yaymayı hedeflediğini söyledi ki tahmin ediyorum gezdiğiniz Ankara, Atatürk’ün ne doğru bir karar verdiğini sizlere gösteriyor” dedi.

Özgür Özel şunları söyledi: “Biz herkes için bir sürdürülebilir kalkınma ve herkes için belli bir ekonomik düzeyi erişme ile sağlık hakkının hep birlikte tartışmalıyız. Dünyada ülkeden ülkeye yayılan tek virüs kovid değil. Maalesef aşırı sağcılık, faşizm ve 80 yıl öncesinde bıraktığımız sapkın düşünceler adeta bir virüs gibi ve belki de kovidden daha hızlı bütün dünyaya yayılmaya başladı. Aşırı sağ gibi tehditler sadece kendi başlarına riskler oluşturmakla kalmıyor aynı zamanda birbirini besleyerek dünya çapında, bağlantılı ve karmaşık bir risk ortamı yaratıyor. Bu zorlukları aşabilmek için artık küresel bir dayanışmaya ve ortak çözüm arayışlarına her zamankinden çok ihtiyaç var.

Hastalık, virüs en sağda olduğuna göre buna çarenin ve antitezin soldan üretilmesi kadar doğal bir şey yok. Ama bunu yaparken eğer biz kendi tanımlamamızı doğru konumlamazsak, yeterince tartışmazsak, önerilerimizle, dilimizle bir başka kutup yaratmaya kalkarsak bu sefer merkezdekilerin daha sağa gitmesi ya da aşırı sağcıların merkeze yerleşmesi gibi çok daha büyük sekonder bir tehlikeyi, sekonder bir riski kendi başımıza dert etmiş duruma geliriz. Onun için ezbere söylemlerle değil enine boyuna düşünerek, taşınarak, tartışarak ve en doğrusunu hep birlikte uygulayarak dünyayı bir kez daha bu sıkıntılardan sosyal demokratların, solcuların, sosyalistlerin kurtaracağına yürekten inanıyorum.

Birbirinden bağımsız gibi görünse de aslında tam da bu noktadan Gazze’de neredeyse bir yıldır devam eden katliamın durması, öncelikli olarak oradaki sivillerin gördüğü zulmün sona ermesi, çocuk ve kadın katliamının durdurulmasıyla ilgili hepimizin savunduğumuz ortak değerler üzerinden aynı doğruları savunması ve hepimizin üzerine düşeni bir an önce yapması gerekiyor. Gazze’deki olaylar, Lübnan, Yemen, Irak, İran, Suriye gibi ülkeleri de kapsayacak şekilde gerilimi tırmandırma potansiyeline sahiptir.

“Çalışanlar, işsizler, özellikle gençler gelecekleri konusunda endişeli”

Bu hem yurtta barış dünyada barış diyen partimin yurt içindeki, Türkiye’deki en büyük kaygısıdır hem de sınırsız ve sınıfsız bir dünyayı hep birlikte savunan ve barışı bütün küre için savunan bizler için çok önemli bir ödevdir. Yükselen jeopolitik gerilimler ve sıcak çatışmalar yanında küreselleşme sürecinin kaybedenleri olarak göreceğimiz artan gelir dağılımı bozukluğundan muzdarip geleceğe dair umudunu kaybetmiş kitlelerin sayısı da artmaktadır. Dünyanın her yerinde çalışanlar, işsizler, özellikle gençler gelecekleri konusunda endişelidirler.

Eşitsizlik hem gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında hem de bütün dünyada gelişmiş ülkeler dahil ülke içinde azalmamakta maalesef artmaktadır. Konut krizinden genç işsizliğine, bazen yangın, bazen sel olarak kendini gösteren iklim temelli sorunların göç krizine dek dünyadaki pek çok sorunu tetiklediğini görmek durumundayız. Bu durumun göçmen karşıtı, milliyetçi ve bazen nefret söylemiyle beslenen yeni bir aşırı sağ ideolojinin dünyanın pek çok bölgesinde güç kazanmasına zemin hazırladığının bir kez daha altını çizmek isterim. Yükselen İslamofobi, kutuplaşma ve dezenformasyon, topluluklar arası çatışma riskini uzun zamandır hiç görmediğimiz düzeyde arttırıyor ve aşırı sağ akımları güçlendiriyor.

Değerli dostlar, sevgili yoldaşlar, yükselen aşırı sağ akımlarla otoriter eğilimler tarihin sayfalarına gömüldüğünü düşündüğümüz zararlı ideolojileri yeniden canlandırıyor. Bu nedenle demokratik siyaseti güçlendirmeli, aşırı sağın dezenformasyon ve sahte tezleriyle mücadele etmeli, yükselen otoriterliği ve aşırı sağ ideolojileri bir çözüm olarak gören ve kendini çaresiz hisseden insanlara daha iyi bir seçeneğin var olduğunu anlatmalıyız. Bunların farkında olan bir parti olarak Cumhuriyet Halk Partisi, iktidara geldiği zaman bu küresel sorunların çözümü için hareket edecek ve içeride seçmenle yeni bir alternatif sunarken dışarıda da çok taraflı diplomasi ve işbirliğiyle karşılıklı kazan – kazan politikaları geliştirerek karşısına çıkan küresel sorunlarla mücadele etmenin yöntemlerini arayacaktır.”

(Kaynak: chp.org.tr)

Paylaşın

“Yeni Emeklilik Sistemi”nin Ayrıntıları Belli Oldu

Emeklilerin ekonomik durumu her geçen gün daha da kötüye giderken, iktidar, emeklilerin gelirini artırmak amacıyla harekete geçti. İktidar, 2025’in dördüncü çeyreğinde Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’ni (TES) uygulamaya koyacak.

Ekonomide üç yıllık dönemi kapsayan yeni Orta Vadeli Programı’na (OVP) göre, Otomatik Katılım Sistemi’nin ikinci basamak emeklilik sistemine dönüşeceği Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) kurulacak.

İktidara yakınlığıyla bilinen Sabah gazetesinden Önder Yılmaz’ın haberine göre, yeni kıdem tazminatı sistemi olan TES, emeklilikteki gelir kaybını telafi etme üzerine kurulu bir yapı olacak. 2025 yılının 4. çeyreğinde yasal düzenlemeler hayata geçirilecek.

Habere göre, çalışma dönemindeki yaşam standartlarını koruyacak, ek emeklilik geliri oluşturacak ve hane halkının daha fazla tasarruf yapabilmesine fırsat verecek bir çalışma olarak kurgulanan TES ile hem sosyal güvenlik sisteminden hem de tamamlayıcı emeklilik sisteminden emeklilik maaşı alınabilecek.

TES ile birlikte çalışan, işveren ve devlet tarafından çalışanın bireysel hesabına nakdi katkılar yapılacak. Çalışanın brüt maaşından yapılan kesintiye ek olarak işverenin de belli bir oranda çalışanın sözleşmesine katkı sağlamasının planda olması bekleniyor.

Ayrıca işverene, yapacağı katkı için devlet tarafından bir destek verilmesi öngörülüyor. Bu açıdan bir ikinci basamak emeklilik sistemi olarak tanımlanıyor.

Bir hesaplama örneğine göre, çalışanın maaşından 500 TL kesildiği takdirde işverenden de 500 TL destek yatırılacak. Buna ek olarak devlet de katkı sağlayacak ve toplam tutar işçinin sözleşmesine aktarılacak.

TES taslağında, işverenler her ay çalışanlara maaşlarının yüzde 8.33’ünü tazminat olarak ödeyecek. Bu tutar, çalışanın kişisel hesabında toplanacak ve emeklilikte kullanılacak.

Yeni sistem kimleri kapsayacak?

TES’in, 4/A’lı işçi statüsünde çalışanlarla, 4/C memur statüsünde çalışanları kapsaması planlanıyor. 4/B statüsünü (Bağ- Kur) ise kapsamayacağı öngörülüyor. Tamamlayıcı emeklilik sisteminde çıkışlar bazı şartlara bağlanacak.

Sadece yalnızca emeklilik için gerekli şart ve koşulları yerine getirenlerin sistemden çıkabileceği yönünde düzenleme yapılacağı ifade ediliyor.

TES ile beraber kıdem tazminatı, işten ayrılma durumunda alınamayacak. Çalışanlar, Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi içerisinde kıdem tazminatlarını emeklilik döneminde alabilecekler.

TES’te yer alacak katılımcılar, 60 yaşına kadar işten ayrılma durumunda bir defaya mahsus olmak üzere kıdem tazminatının belirli bir oranını alabilecek. Kıdem tazminatının kalan kısmını ise 60 yaşına geldiği ve emeklilik şartlarını yerine getirdiği zaman alabilecek.

Tasarruf bilincinin ve finansal araç yetkinliğinin artırılması amacıyla bireysel emeklilik ve otomatik katılım sistemini geliştirici düzenlemeler hayata geçirilecek. Otomatik Katılım Sistemi’nin işverenlerin de katkısı ile ikinci basamak emeklilik sistemine dönüşeceği tamamlayıcı emeklilik sistemi kurulacak.

Bireysel Emeklilik Sistemi’ndeki standart emeklilik yatırım fonları, katılımcıların birikimleri için daha fazla katma değer üretecek şekilde yeniden tasarlanacak.

OKS katılımcılarına BES’te yer alan emeklilik fonlarına erişim imkânı tanınacak, kesintilerin sadeleştirilmesini sağlayacak düzenlemeler yapılacak ve bu kapsamda sistemin cazibesi artırılarak fon tutarı ve katılımcı sayısında artış sağlanacak.

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Erdoğan’a “Sisi” Hatırlatması

İmamoğlu, Erdoğan’ın Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah es-Sisi ile arasının düzelmesine de göndermede bulunarak, “2019’da bana ne demişlerdi? Sisi. Sisi katildi değil mi, benim adım da Sisi idi. Şimdi ne oldu? ‘Kardeşim’. Bana da kardeşim demesini beklerim herhalde değil mi” dedi.

Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı (TBB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Bilecik Belediyesi’ni ziyaret etti.

Bilecik’te Bozüyük Kurtuluş Savaşı Anı Evi Seyir Terası açılışında konuşan Ekrem İmamoğlu, “2019’da bana ne demişlerdi? Sisi katildi değil mi, benim de adım Sisi idi. Şimdi ne oldu? Kardeşim. Bana da kardeşim demesini beklerim herhalde değil mi” diyerek Erdoğan’a gönderme yaptı. İmamoğlu, Erdoğan’ın teğmenleri hedef alan açıklamalarına da tepki gösterdi.

ANKA’nın aktardığına göre, belediye ziyaretinin Atatürk Parkı’nda açıklamalarda bulunan İmamoğlu, “Çok önemli bir dönemde görev yapıyoruz. Bizim gibi seçilmiş arkadaşlar aynı zamanda bu ülkemizi geren, milletimizi sıkıntıya düşüren, çocukları, gençleri geleceğiyle ilgili, eğitimiyle ilgili, emeklilerimizi ekonomik sıkıntılarıyla ilgili milletimizin itibarlı, huzurlu ve güvende hissetmesiyle ilgili bir çok konu var… Bu konuların aşılması bu dönemde bu yeni yüzyılda çok özel bir dönemi hep beraber yaşamak ve yaşatmakla yükümlü yöneticileriz. Bu konuda gece gündüz çalışacağız” dedi.

İmamoğlu’nu Bilecik Belediyesi önünde Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı, CHP Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım ve CHP’liler karşıladı. CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın da İmamoğlu’nun ziyaretine eşlik etti.

İmamoğlu’nun açıklamalarından başlıklar şöyle: “Depremle çok yoğun mücadelemiz söz konusu. Bilecik sağlam bir zemine sahip. Çok yoğun depremle mücadelemiz söz konusu. Bilecik hem sağlam bir zemine sahip hem de depremden çok çok az etkilenmesi muhtemel güvenli illerimizden bir tanesidir. Bu bağlamda çok tedbir almamız lazım. Bölgemiz büyük bir deprem yaşadığında bir kısım ihtiyaçlarımızı sağlamakla ilgili Bilecik hassas bir stratejik öneme sahip olduğunu biliyoruz. Bu yönde çalışıyoruz.

“Çok önemli bir dönemde görev yapıyoruz”

Bütün Türkiye’nin her yeri önemli. Çok önemli bir dönemde görev yapıyoruz. Bizim gibi seçilmiş arkadaşlar aynı zamanda bu ülkemizi geren, milletimizi sıkıntıya düşüren, çocukları, gençleri geleceğiyle ilgili, eğitimiyle ilgili, emeklilerimizi ekonomik sıkıntılarıyla ilgili milletimizin itibarlı, huzurlu ve güvende hissetmesiyle ilgili birçok konu var. Bu konuların aşılması bu dönemde bu yeni yüzyılda çok özel bir dönemi hep beraber yaşamak ve yaşatmakla yükümlü yöneticileriz. Bu konuda gece gündüz çalışacağız.

Amasız, fakatsız 86 milyon insanımızı eşit görerek Türkiyemize güçlü dönemi sağlamak adına milletimizin bütün evlatlarıyla birlikte çalışarak, siyasi ayrım yapmadan, insanlarımızı ayrıştırmadan, insanlarımızı birleştirerek, bu cennet vatanın bireyi olduklarını ve onlara değerli olduklarını hissettirerek yeni bir döneme hazırlamanın sorumlu insanlarıyız biz. Çünkü millet bize yetki verdi. Dedi ki ‘siz sorumlusunuz, çok çalışın ve bizim geleceğimizi teminat altına alın.’ Bu konuda çok hassas çalışacağız.”

“Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganıyla yaptıkları yeminle gündemde olan teğmenlere ilişkin konuşan İBB Başkanı “Kendi partilerinde dahi uzlaşamadıkları bir konuda bu kadar sert bu kadar toleranssız bir tavır takınılmasını anlamak mümkün değil” dedi.

İmamoğlu, “Mustafa Kemal Atatürk’e saygısını dile getirmenin bunun altından iş aramanın çabası ne? Bilmeyene söyleyelim 86 milyonun ortak değeridir Mustafa Kemal Atatürk” ifadelerinin kullandı.

İmamoğlu, Erdoğan’ın Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah es-Sisi ile arasının düzelmesine de göndermede bulunarak şunları söyledi: “Bu millet sizin yargılarınızın kararlarınızın ne kadar sık değiştiğini de biliyor. 2019’da bana ne demişlerdi? Sisi. Sisi katildi değil mi, benim adım da Sisi idi. Şimdi ne oldu? ‘Kardeşim’. Bana da kardeşim demesini beklerim herhalde değil mi.”

Paylaşın

Fitch Ratings, Türkiye’nin Kredi Notunu “BB-“ye Yükseltti

ABD merkezli uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Türkiye’nin kredi notunu bir kademe artırarak BB-‘ye yükseltti, görünümü ise pozitiften durağana çekti.

Fitch Ratings, mart ayında Türkiye’nin kredi notunu “B”den “B+”ya yükseltirken, not görünümünü de “durağan”dan “pozitif”e çıkarmıştı.

Fitch Ratings, Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmesini açıkladı. BloomberHT’nin aktardığına göre; Fitch, Türkiye’nin kredi notunu bir kademe artırarak BB-‘ye yükseltti, görünümü pozitiften durağana çekti.

Azalan dolarizasyon ve Döviz talebi, sermaye girişleri gibi etkilerle rezervlerin 149 milyar dolara, net rezervlerin de 41 milyar dolara yükseldiği ifade edilen raporda rezerv kompozisyonunun güçlendiği belirtildi.

Pozitif reel faiz oranları, düşük cari açık ve kur korumalı mevduatlardaki düzenli ve kademeli düşüşün dış tamponlardaki iyileşmeyi destekleyeceği belirtildi. Rezervlerin bu yıl sonunda 158 milyar dolara, 2025 sonunda 165 milyar dolara çıkacağı öngörüldü.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) politika faizini yüzde 50’ye yükselttiği hatırlatılarak parasal sıkılaşmanın TL’de reel değerlenmeye neden olduğu, bunun da hükümetin dezenflasyon stratejisi için önemli olduğu vurgulandı.

Notta “Fitch sıkı bir parasal politika duruşunun öngörülen mali konsolidasyon ve ihtiyatlı asgari ücret ayarlamalarıyla birleştirilmesinin enflasyonda önemli bir düşüşü destekleyeceğine ve iyileştirilmiş dış likidite tamponlarının, düşük cari açıkların ve azaltılmış dolarizasyonun sürdürülmesine yardımcı olacağına dair daha fazla güven duyuyor” değerlendirmesini yaptı. Kurum ilk faiz indirimini 2025’in başında bekliyor.

Kurum enflasyonun yıl sonunda yüzde 43 olacağı tahminini paylaştı. 2025’te enflasyonun ortalama yüzde 31’e düşeceği, yıl sonu tahmininin yüzde 21 olduğu belirtildi. Büyüme beklentisi bu yıl için yüzde 3,5, 2025 için yüzde 2,8 oldu.

Cari açığın bu yıl Gayrisafi Yurt İçi Hasılanın (GSYH) yüzde 1,9’una gerilemesinin ve 2025-2026’da ortalama yüzde 1,7 olmasının tahmin edildiği kaydedildi. Erken faiz indiriminin veya ortodoks politikadan dönüşün enflasyonist baskıları artıracağı ve not üzerinde olumsuz etkisi olacağı ifade edildi.

ABD ve AB ile ilişkilerin iyileştiği ancak Gazze ve Ukrayna risklerinden kaynaklanan jeopolitik zorlukların volatil ortama yol açtığı ancak bu durumun kredi notunu etkilemeyeceği belirtildi.

Fitch, en son 8 Mart 2024’te Türkiye’nin kredi notunu “B”den “B+”ya, görünümü ise “durağan”dan “pozitif”e yükseltmişti.

Diğer bir derecelendirme kuruluşu Moody’s, Temmuz’da Türkiye’nin kredi notunu 2 kademe yükselterek “B3″ten “B1″e çekmiş, kredi notu görünümünü “pozitif” olarak korumuştu. Derecelendirme kuruluşu S&P ise Mayıs yerel seçimlerinin ardından Türkiye’nin kredi notunu B’den B+’ya yükseltmişti.

Paylaşın

CHP Tüzük Kurultayı: Değişiklikler Oy Çokluğuyla Kabul Edildi

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) “İkinci Yüzyılda Değişim Kurultayı” başlıklı 20’nci Olağanüstü Tüzük Kurultayı’nda Genel Merkez’in getirdiği tüzük metni 900’ün üzerinde evet oyu ile kabul edildi.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) tüzük kurultayı Ankara ATO Congresium Kongre Merkezi’nde başladı. İzleyicilere kapalı olan kurultaya CHP kurultay delegeleri katıldı. Kurultayın divan başkanlığına CHP Yerel Yönetimler ve Dirençli Kentlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek oybirliği ile seçildi.

Özgür Özel’in konuşmasından önce CHP yönetiminin göreve geldiği 10 ayda yaptıklarını anlatan bir sinevizyon gösterildi. Sinevizyon gösterisinin ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel kürsüye çıktı. Partililerini, emeklileri, gençleri, çiftçileri, işçileri selamlayan ve ‘merhaba’ diyen Özel, ‘Atatürk’ün askerlerine merhaba’ diyerek selamlamasını bitirdi.

“CHP kurultayları, liderlerden talimat alan kurultaylar değildir. Bizim kurultaylarımız liderlere talimat verir” diyen Özel, kadın-erkek eşitliğine vurgu yaparak, “Sayın Erdoğan’ın kabinesi 18 kişiden oluşmaktadır. Her birine karşı görevlendirmesini yaptık. Sayın Erdoğan’ın 18 kişilik kabinesinde sadece 1 kadın bakan vardır, o da aileden sorumludur. CHP bugünkü gölge kabinesinde olduğu gibi yarın kurulacak Türkiye’yi yöneteceği kabinesinde eşit temsile yer verecektir, bundan kimsenin şüphesi olmasın” diye konuştu.

Özel sözlerini şöyle sürdürdü: 2024 seçimlerini ittifaksız kazanamayacağımıza inananlar çoktu. İttifakı reddeden bir parti olmadığımız gibi sırf ittifak yapmak için olmayacak tavizler vermedik. Bu örgütün hakkını kimseye yedirmedik. İttifakın partilerle yapılmayacağını milletin kendisiyle yapılacağını gördük. Önümüzde iki risk vardı. İktidarın CHP’yle tartışma, kavga etme, kutuplaşma siyasetini bir taktik ve strateji olarak sürdüğünü gördük. Bunlara karşı kulak asmadık. Sizinle kavga etmeyeceğiz. Kavga edeceksek emekli için, öğrenci için, esnaf için kavga edeceğiz ama sizin suni gündeminiz peşine takılmayacak, bu seçimin yerel seçim olmaktan çıkarmayacağız dedik ve böyle yaptık.

İkinci tehlike ise eski dostlarımızın benzer yaklaşımları olmuştu. Özellikle Türkiye İttifakı’nın temellerini bombalamaya yönelikti. Bu parti, 2018-2019 ve 2023 seçimlerine ittifakla girdi. Yerel seçimde de ittifaksız olmayacağını söylüyorlardı. İttifakı reddeden bir parti olmadığımız gibi ittifak arayışları için üzerimize düşeni yaptık. Ama sırf ittifak yapmak için olmayacak teklifler yapmadık. Biz ittifakın partilerle değil milletin kendisiyle yapılması gerektiğini gördük. Partilerle yapılamayacağını gördük.

Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’nin birinci partisidir. Millet 31 Mart’ta Türkiye’de yeni bir siyasi iklim yarattı. Bizlere ağır bir sorumluluk yükledi, ağır bir kredi açtı. Bu kredi, bir yatırım kredisidir. Seçmen, Türkiye’nin geleceğine ve CHP’nin geleceğine yatırım yapmıştır. 412 belediye başkanımızın, başta büyükşehir belediye başkanlarımızın ellerindeki anahtar, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında partimizi iktidar yapacak olan anahtardır.

Partiyi 100. yılında, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılındaki ilk seçiminde Türkiye’nin bütün demokratları sahiplenmişken kişisel hırslarından dolayı bu partinin karşısında adaylaşanlar, adaylaştıkları yerde kalsınlar. O dönem o hatalar yapılmayacak, bir daha onlar bu partide görev almayacaklardır.

“47 yıl sonra partimizi birinci parti yaptık” diyen Özel, şunları söyledi:  Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’nin birinci partisidir. Millet 31 Mart’ta Türkiye’de yeni bir siyasi iklim yarattı. Bizlere ağır bir sorumluluk yükledi, ağır bir kredi açtı. Bu kredi, bir yatırım kredisidir. Seçmen, Türkiye’nin geleceğine ve CHP’nin geleceğine yatırım yapmıştır. 412 belediye başkanımızın, başta büyükşehir belediye başkanlarımız ellerindeki anahtar, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında partimizi iktidar yapacak olan anahtardır.

Özel “normalleşme” söylemine ilişkin de şu ifadeleri kaydetti: Ramazan Bayramı’nda Türkiye’nin birinci partisi olmanın sorumluluğuyla tüm siyasi partilerin liderlerini teker teker aradım bayramlaştım. Anıtkabir’de siyasi liderlerin her biriyle, tüm bakanlarla ve sayın Erdoğan’la tokalaştım. Sayın Erdoğan’ı ziyaret ettim ve partimizde kabul ettim. Yaptığım her görüşmede, kurduğum her temasta sadece halkın beklentilerini dile getirdim. Normalleşme dediğimiz sürece önce birileri yumuşama dediler. Ancak bir süre sonra onlar da normalleşmeyi kullandılar. Halkın bu sürece teveccühü tüm araştırmalarda ortaya çıktı ve çıkmaya devam ediyor.

Bu süre içinde iktidar tarafında ilk başlarda birkaç olumlu atılmaya çalışılsa da normalleşme sürecinde kendisine yer olmadığını düşünenlerin saldırıları süreci belli noktalarda aksaklığa uğratmıştır. Yaptığımız görüşme ne AK Parti’yle ittifak görüşmesi, ne Cumhur İttifakı’na iltihak görüşmesidir. Yapılan görüşme milletin derdini tasasını ifade etmek, çözüm önerilerini sunmak, bu müzakerelerden sonuç alınamazsa mücadele etme ve millete bunu açıkça gösterme sürecidir. Bunun dışında bir sürecin ne biz içinde oluruz, ne de siyasi rakiplerimizin böyle bir isteği olduğunu düşünmüyorum.

Özgür Özel, liderlerle ve Cumhurbaşkanıyla temaslarını da anlatarak Emine Şenyaşar ve Ayşe Ateş’e dikkat çekti: Anıtkabir’de siyasi liderlerin her biriyle, tüm bakanlarla ve Cumhurbaşkanı ile tokalaştım. Erdoğan’ı partisinde ziyaret ettim, kendisini genel merkezimizde ağırladım. Tüm liderlerle tamamlayabildiğimiz oranda görüşmeler gerçekleştirdim, görüşmeler de devam ediyor. Kurduğum her temas, her cümlede sadece halkın sorunlarını ve beklentilerini dile getirdim. ‘Millet size son seçimde iktidar olma sorumluluğu verdi, o zaman emeklinin derdinin çözüm adresi budur.

Asgari ücrete dört kez zam yapılabilir diyordunuz, enflasyon bu noktada temmuz zammını artık verin’ dedim. ‘Çiftçilerin alın terinin karşılığını verin ve ortaya koyacağınız her çözümde biz size Meclis’te destek olmaya hazırız’ dedim. ‘Esnafın faizlerini artırmayın, pandemiden beri gelen kredilere faiz yükseltmek nedir, esnafa bu zulüm nedir, bu işten vazgeçin’ dedim. ‘Enflasyon muhasebesinde inat etmeyin, boşu boşuna kazanılmamış paradan vergi almaya çalışmayın’ dedim. ‘Hasta hükümlü paşaları adli tıp raporlarına rağmen içeride tutmayın, onları tahliye edin’ dedim.

Gezi tutuklularının uğradıkları haksızlıkları birer birer anlattım. Tayfun Kahraman’ın yaptığı görüşmeden çıkışta darbe çağrısı değil, ‘ağaçları kesmeyecekler, topçu kışlasını dikmeyecekler, AKM’yi yıkıp AVM yapmayacaklar, mahkeme kararını bekleyecekler, o kötü bile gelse referandum yapacaklar, artık Gezi Parkı’nı boşaltmayı takdirlerinize sunuyorum’ ifadelerinden darbe çıkmayacağını söyledim. Emine Şenyaşar’a randevu verilmesini, o ananın yüreğindeki yangının hafifletilmesi gerektiğini söyledim.

Ayşe Ateş’i, ‘Bir siyasi parti Ankara’nın ortasında Sinan Ateş’in cenazesini yerde bırakmış olabilir ama eşi var, iki küçük kızı var, onlara randevu verin, adalet duygusunu zedelemeyin, bu millet Ayşe Ateş’i kardeşi bildi, siz de randevu verin’ dedim. Vatandaşın hizmet beklediği belediyelerimizin elini kolunu bağlamaya çalışmanın bu milletten döneceğini söyledim. Tüm bu süreçleri şeffaflıkla halkımızla paylaştım. Yanımda hazır bulunan büyükelçimizin tuttuğu notları partinin kasasına, partinin kurumsal hafızasında yer almak üzere genel sekreterimize teslim ettim.

Erdoğan’ın anayasa çağrısına ret

Özgür Özel, yeni anayasa tartışmalarına ilişkin de şu ifadeleri kullandı: Bu süreçte iktidar tarafından ilk başlarda olumlu birtakım adımlar atmaya çalışsa da iktidar tarafında da muhalefet tarafında da normalleşmiş bir Türkiye’de kendisine yer olmayacağını düşünenlerin bazı adımları süreci akamete uğratmıştır. Yapılan görüşmeler ne AKP ile ittifak görüşmesi ne de Cumhur ittifakına iltisak görüşmesidir. Böyle bir tutum içinde ne biz oluruz, ne de siyasi rakiplerimizin böyle bir isteği olduğunu da düşünmüyorum.

Çeşitli toplantılarda, bu ülkenin yeni bir anayasaya ihtiyacı var diyenlere; evet var ama mevcut anayasaya uyarsanız, yeni anayasayı konuşabilirseniz. Ama bundan daha 6 yıl önce, her doğana yapılması gerekirken Erdoğan’a yapılan anayasaya bugün Erdoğan bile uymuyorsa, o yeni anayasayı yapacak yeni bir meclis, ona güçlü irade koyan, kuvvetler ayrılığına inanan güçlü bir yönetici iradeye ihtiyaç var. Onun da zamanı CHP iktidarıdır. Yarın bir sihirli değnek bu iktidarın başına değerse, yarın sabahtan itibaren bütün AİHM kararlarına, AYM kararlarına uyarlarsa, kuvvetler ayrılığını, başta yürütmenin meclis üzerindeki ve yargı üzerindeki tahakkümünü ortadan kaldırırlarsa, bu konuda geçmişteki hatalarını telafi eder, yeni yanlışlar yapmazlarsa, o zaman CHP yeni bir anayasa söylemine bir kez daha kulak kabartabilir.

“Tüzük yapmak anayasa yapmak gibidir”

Tüzük değişikliklerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, “Tüzük yapmak anayasa yapmak gibidir. Yapıyorsanız kendinize uyduramazsınız. Bu, Erdoğan’a anayasa yapmaktan farklı olmaz. Tüzük ortak mutabakat, örgütsel mutabakat işidir” dedi.

Tüzük Kurultayı hazırlık sürecini anlatan Özel, tüzüğün Özgür Özel’in tüzüğü olmadığını söyledi. Hem kendisinin hem Kemal Kılıçdaroğlu’nun tm taahhütlerinin tüzük taslağına işlendiğini belirten Özel, “Sayın Genel Başkanımızla (Kemal Kılıçdaroğlu) tüzük konusunda bir araya geldik, taslağı dün akşam kendisine mail olarak ilettik. Kendisi de bir önerisi olursa ileteceğini ifade etti” dedi. Özel, “Bu tüzük ne benimdir ne Kemal Bey’indir ne önceki genel başkanlarındır ne Zeynel Emre’nin ne Gül Hanım’ındır” ifadelerini kullandı.

Tüzük hazırlıklarıyla ilgili birçok karalama, korku yayma süreciyle karşılaştıklarını söyleyen Özel, “Korkulacak değil, övünülecek bir taslak ortaya çıktı ve komisyona oybirliği ile kabul edildi” dedi ve şöyle devam etti: “Bu tüzük geçince kimse kaybetmez, bu örgüt kazanır. Bu tüzüğün bu örgüt tarafından sahiplenilmemesini kaygı verici bulurum.”

CHP’li seçilmişlere 3 dönem sınırı getirilmesiyle ilgili tüzük değişiklik maddesine değinen Özel, Tüzük Komisyonu’nda ‘Dönem sınırında genel başkan muafiyeti olsun’ önerisi getirildiğini söyledi. Bu öneriyi kabul etmediğini söyleyen Özel, “Genel Başkan dahil hepimiz ön seçime gireceğiz” dedi.

Genel Başkanların yüzde 5 imza ile yeniden genel başkanlığa aday olmasına ilişkin düzenlemenin delege üzerinde baskıya sebep olduğunu belirten Özel, ‘Mevcut genel başkan aday olmak isterse imza toplamasına gerek olmaz, talebi halinde adaydır’ maddesinin tüzüğe işlendiğini söyledi.

Ekrem İmamoğlu’na destek

Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında devam eden yargı süreçlerini ve İmamoğlu’nun devam eden yargılaması için kullandığı “İstinaf ceza verirse iktidar Yargıtay kararının gününü göremez” ifadelerini hatırlatan Özel şöyle konuştu: “Biz iktidara yürürken kararlılığımızı görüyorlar ve yargı eliyle siyaseti dizayn etmeye çalışıyorlar. Geçtiğimiz haftalarda Sayın Ekrem İmamoğlu’nun uzun süredir bekletilen dosyaları üzerinden maksatlı biçimde sızdırıldı. Sayın İmamoğlu bu çabalara karşı kendi duruşunu en kararlı, en net bir biçimde ifade etti. Partinin genel başkanı olarak herkesin huzurunda ifade ediyorum ki Sayın İmamoğlu’nun tutumu partimizin tutumudur.”

Özel sözlerine şu cümleyi de ekledi: “CHP Ekrem İmamoğlu’nın yanındadır. İstanbul’un sevgilisi, partimizin gözdesini kimsenin kem gözlerine bırakmayız.”

CHP geleceğin güvencesi

‘İkinci Yüzyıl Değişim Kurultayı’ ismiyle düzenlenen kurultay salonunda ‘Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye’nin Birinci Partisi’, ‘Her derdin var bir çaresi, Cumhuriyet Halk Partisi’ sloganları yer aldı. Salondaki dijital ekranlarda da CHP’nin yerel seçim başarısını anlatan videolar, miting görüntüleri yayınlandı.

Kurultay için ‘Cumhuriyet Halk Partisi demokrasinin kalesi, geleceğin güvencesi’ sözlerinin yer aldığı yeni bir şarkı da hazırlandı. Şarkı delegeler salona yerleşirken dinletildi. Kurultay salonundaki hazırlıkları CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke ve Medya ile İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut koordine etti.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Mansur Yavaş, salonda en çok ilgi gören isimlerdi. Delegeler sık sık iki isimle fotoğraf çektirdi.

Kurultaya CHP’nin önceki dönem genel başkanları Hikmet Çetin, Altan Öymen ve Murat Karayalçın katılırken, önceki dönem genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kurultaya katılmasının beklenmediği ifade edildi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, kurultay salonuna önceki dönem genel başkanları Öymen, Karayalçın ve Çetin’le birlikte girdi.

Daha sonra tüzük teklifinin oylamasına geçildi. Aday belirleme yöntemini düzenleyen 52. maddesinin görüşmelerinde, “hakim denetiminde ön seçim”in tek yöntem olmasını isteyen bazı partililer madde aleyhinde söz aldı.

Konuşmacı Denizli İl Başkanı Ali Osman Horzum kürsüdeyken salondan “Kılıçdaroğlu nerede?” Sesi duyuldu. Bunun üzerine Ankara Milletvekili Deniz Demir cevap verince salonda tansiyon kısa süreli yükseldi.

Kurultayda aday belirleme yöntemini düzenleyen 52’nci madde taslaktaki haliyle, oy çokluğuyla kabul edildi. 52’nci maddeye itiraz eden CHP’liler aday belirlemede tek yöntemin “hakim denetiminde ön seçim” olması için önerge verdi. Ancak önergeler oy çokluğuyla reddedildi.

CHP tüzüğünün 28 maddesinde değişiklik öngören taslak kurultay delegelerinin oy çokluğuyla kabul edildi.

CHP’nin tüzük kurultayı programı, yeni parti programı hazırlıkları çerçevesinde düzenlenecek Program Çalıştayı ile devam edecek. Çalıştay kapsamında 2 gün boyunca 20 yuvarlak masada program güncelleme çalışmaları yürütülecek.

Merkez ve yerel yönetim konularının da gündeme geleceği çalıştayda, küresel gelişmeler de ele alınacak. Çalıştaya, Sosyalist Enternasyonal’in fikir tartışmalarını ve politika çalışmalarını yürüten komitesi de katılacak. Sosyalist Enternasyonal Komitesi’nin hazırlayacağı Ankara Deklarasyonu, kurultay delegeleri tarafından kurultayın kapanışında oylanacak.

CHP’nin kuruluş yıl dönümü olan 9 Eylül Pazartesi günü ise Anıtkabir ziyareti yapılacak. Aynı gün Devlet Mezarlığı, Karşıyaka Mezarlığı ve Cebeci Mezarlığı ziyaret edilecek. Pembe Köşk’te “CHP Tarihi Sergisi”nin açılışı yapılacak. Kuruluş yıl dönümü kutlamaları kapsamında, CHP Genel Merkezi önünde Şevval Sam konser verecek.

Paylaşın

Türkiye’nin BRICS Üyelik Başvurusu: Rusya’dan Ukrayna Şartı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov Türkiye’nin BRICS üyelik başvurusuyla ilgili koşulları sıralarken Ukrayna vurgusu yaptı. Türkiye’nin üyeliğinin 22 – 24 Ekim’de Rusya’nın Kazan şehrinde yapılacak zirvede ele alınacağı belirtiliyor.

BRICS, Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika ekonomilerini kastetmek için kullanılır. 2011 yılında Güney Afrika Cumhuriyeti’nin birliğe katılmasına kadar orijinal dört üye BRIC (ya da İngilizce “the BRICs”) olarak adlandırılmıştı.

Aynı yıl Çin’in Sanya kentinde düzenlenen zirveye Güney Afrika Cumhurbaşkanı Jacob Zuma’nın da katılımı ile BRIC grubu adını BRICS olarak değiştirdi. BRICS ülkeleri, bulundukları bölgelerin bölgesel ilişkileri üzerindeki önemli nüfuz potansiyeliyle tanınırlar ve beş ülkenin hepsi G20 üyesidir.

BRICS, 2001’de dönemin Goldman Sachs’ın baş ekonomisti Jim O’Neill tarafından kaleme alınan ve Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin’in büyüme potansiyellerini değerlendiren bir araştırma makalesinden ilham alarak kuruldu.

İlk etapta Güney Afrika’nın üye olmadığı grup, 2009’da Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Batılı müttefiklerin dünya düzeni hegemonyasına karşı bir platform oluşturmak amacıyla, Rusya’nın girişimiyle kuruldu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov Türkiye’nin BRICS üyelik başvurusuyla ilgili koşulları sıralarken Ukrayna vurgusu yaptı. Lavrov 9’uncu Doğu Ekonomik Forumu’na katılmak üzere geldiği Rusya’nın Vladivostok şehrinde Rus medya grubu RBC’ye mülakat verdi.

Türkiye’nin NATO üyeliği ve uzun süredir askıda bulunan Avrupa Birliği (AB) adaylık süreine işaret eden Lavrov, bunun katılım önünde engel olmadığı mesajını verdi, “BRICS’te belirli örgütlere üye olanlarla ilişki kurulmasını yasaklayan bir kural yok” dedi.

Ancak Rus Bakan üyelik için “Avrupa Birliğinin Ukrayna’da öne sürdüğü değerleri değil, üyelerin ortak değerlerini paylaşmanın temel olduğunu” ifade etti.

“AB, Ukrayna’nın Avrupa değerlerini savunduğunu ve bu nedenle söz konusu ‘Avrupa değerleri’nin arkasında durmakla yükümlü olduklarını söylüyor” diyen Lavrov, Ukrayna’nın ise ifade özgürlüğü, ulusal diller, kültür ve gelenekleri yasaklayarak, yerel kiliseleri kapatarak “Nazi uygulamalarına başvurduğunu” öne sürdü.

BRICS üyelerinin AB’nin bu tutumu yerine Birleşmiş Milletler Antlaşmasının hükümlerini benimsemesi gerektiğini kaydeden Lavrov, antlaşmanın başka ülkelerin egemenliği ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeyi şart koştuğunu hatırlattı. Ancak Lavrov, Kiev rejiminin meşru olmadığını ve topraklarındaki halkların tümünü temsil etmediğini de iddia etti.

NATO üyesi Türkiye, Rusya ile yakın ilişkileri olsa da Ukrayna işgali karşısında Kiev’e açık destek vermişti. BM Genel Kurulunda yapılan oylamalarda Rusya’nın işgalini kınayan Türkiye, Kiev ordusuna insansız hava araçları temin etti. Türkiye savaşa rağmen Ukrayna donanması için gemi inşaatını da sürdürdü.

Lavrov, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da katılması beklenen 22-24 Ekim tarihlerinde Rusya’nın Kazan şehrinde yapılacak zirvede Türkiye ile üyelik imzasının atılıp atılmayacağı sorusuna, bunun için diğer “tüm üyelerin konsensüsunun gerektiği” yanıtını verdi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in danışmanlarından Yuri Uşakov hafta ortasında yaptığı açıklamada “Türkiye tam üyelik başvurusunda bulundu, değerlendireceğiz” demişti. Hafta içinde AKP Sözcüsü Ömer Çelik’den de “Üye olmak istediğimizi Sayın Cumhurbaşkanımız çeşitli defalar ifade etti. Bu konudaki talebi açıktır. Süreç işlemektedir. Ancak somut bir gelişme yoktur” açıklaması gelmişti.

Üyeleri arasında ekonomik işbirliğini güçlendirmeyi önceleyen BRICS bir gümrük birliği anlaşmasına veya ortak paraya sahip değil. Bu yıl başında dört ülkenin katılımıyla genişleyen örgütün Çin, Rusya ve Hindistan’ın güdümünde olduğuna dikkat çeken ekonomistler, üye ekonomiler arasındaki eşitsizliklerin gümrük birliği ve ortak para adımlarını zorlaştırdığını söylüyor.

BRICS ile G20 rekabet iddiaları ve kıyaslamalara konu olsa da Hindistan, Rusya, Güney Afrika ve Çin halihazırda her iki topluluğa üyeler. Örgüt mevcut haliyle üyelerine somut hedefler doğrultusunda hukuki bağlayıcılığı bulunan ödevler vermiyor, daha çok istişare ve diyalog ortamı sunuyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın