İstanbul’da Kiralar 30 Bin Liraya Dayandı: Asgari Ücret 22 Bin Lira

25

Veriler, ağustos ayı itibarıyla İstanbul’da ortalama kiraların 32 bin 500 liraya yükseleceğini öngörüyor.

İstanbul’da yaşam maliyetleri artmaya devam ederken, barınma krizi de büyüyor. İstanbul Gayrimenkul Değerleme tarafından açıklanan son verilere göre, kent genelinde ortalama kira bedeli haziran ayı itibarıyla 30 bin TL’ye ulaştı.

Bu rakam, 22 bin TL olan asgari ücretin yaklaşık yüzde 36 fazlasına denk geliyor. Veriler, ağustos ayı itibarıyla ortalama kiraların 32 bin 500 TL’ye yükseleceğini öngörüyor.

İstanbul’da kira bedelleri ilçeden ilçeye büyük farklılık gösteriyor. Şehrin merkezi ve sahil kesimindeki ilçelerinde kira rakamları adeta uçuşa geçti. Kadıköy, Beşiktaş ve Sarıyer gibi ilçelerde ortalama kira 50 ila 55 bin TL’ye ulaşırken; Eyüpsultan, Üsküdar ve Bakırköy gibi ilçelerde de 40 bin TL’nin üzerinde seyrediyor.

İstanbul’da ortalama kiraların bazı ilçelerdeki dağılımı şöyle:

Kadıköy: 55.000 TL
Beşiktaş: 50.000 TL
Sarıyer: 55.000 TL
Üsküdar: 36.000 TL
Maltepe / Ataşehir / Şile / Beykoz / Başakşehir: 35.000 TL
Şişli: 31.000 TL
Beyoğlu: 32.000 TL

Bu ilçelerde bir asgari ücretli, maaşının iki hatta üç katı kadar kira ödemek zorunda kalırken, birçok kişi için bu bölgelerde yaşamak artık erişilmez hale geldi.

Asgari ücretle geçinmeye çalışanlar için tek seçenek, İstanbul’un daha düşük kira ortalamasına sahip bölgelerinde ev aramak oldu. Ancak bu bölgelerde dahi kiralar, maaşın tamamına yaklaştığı için faturalar, ulaşım ve temel ihtiyaçlara bütçe ayırmak neredeyse imkânsız hale geliyor.

Göreceli olarak daha uygun kira bedellerine sahip ilçeler şöyle:

Esenyurt: 17.000 TL
Bağcılar: 19.000 TL
Sultangazi / Arnavutköy: 20.000 TL
Fatih / Silivri / Sultanbeyli: 22.000 TL

Bu ilçelerde dahi ortalama kira asgari ücretin tamamını tüketiyor. Yani bir işçi, maaşının tamamını kiraya verse bile fatura, gıda ve ulaşım gibi zaruri ihtiyaçlarını karşılayamıyor.

Paylaşın

Türkiye’de 18,6 Milyon Kişi Yoksulluk Sınırı Altında Yaşıyor

Eurostat’ın verilerine göre, Türkiye’de yoksulluk riski altında bulunan nüfusun oranı yüzde 22,6. Bu oran, yaklaşık 18 milyon 675 bin kişinin yoksulluk sınırında ya da altında yaşadığını ortaya koyuyor.

Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat), 2024 yılına ilişkin Avrupa Birliği (AB) Gelir ve Yaşam Koşulları İstatistikleri’ni yayımladı. AB üyesi ve kapsam dahilindeki toplam 29 ülkenin yer aldığı çalışmada, ülkelerde yoksulluk riski altında yaşayan nüfus oranları karşılaştırıldı. Türkiye, açıklanan verilere göre en yüksek yoksulluk riski taşıyan ülkeler arasında ilk sırada yer aldı.

Eurostat’ın verilerine göre, Türkiye’de yoksulluk riski altında bulunan nüfusun oranı yüzde 22,6 olarak hesaplandı. Bu oran, yaklaşık 18 milyon 675 bin kişinin yoksulluk sınırında ya da altında yaşadığını ortaya koyuyor. Türkiye, bu oranla Avrupa ülkeleri arasında en yüksek yoksulluk riski taşıyan ülke konumuna geldi.

Eurostat verileri, AB genelinde yoksulluk riski altında bulunan nüfus oranının ortalama yüzde 16,2 olduğunu gösterirken, Euro Bölgesi özelinde bu oran yüzde 16,6 olarak açıklandı. Türkiye’nin ardından en yüksek yoksulluk riski taşıyan ülkeler sırasıyla Bulgaristan (%21,7) ve Letonya (%21,6) oldu.

Öte yandan en düşük yoksulluk oranlarına sahip ülkeler arasında ilk sırayı yüzde 9,5 ile Çekya aldı. Onu, Belçika (%11,5) ve Danimarka (%11,6) takip etti. Bu ülkelerde sosyal refah politikalarının güçlü olması ve gelir dağılımının daha dengeli olması, yoksulluk riskinin düşük olmasında etkili faktörler olarak öne çıkıyor.

Eurostat’ın verileri, Türkiye’de yoksulluk riski altındaki milyonlarca kişinin durumunu gözler önüne sererken, Türk-İş’in Mayıs 2025 tarihli “Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması” da yoksulluğun derinliğini bir kez daha ortaya koydu.

Buna göre, dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 25 bin 92 TL olurken, yoksulluk sınırı 81 bin 733 TL’ye ulaştı. Bu veriler, Türkiye’de yalnızca temel gıda ihtiyaçlarını karşılamak için bile bir ailenin aylık 25 bin TL’ye ihtiyaç duyduğunu, insanca yaşamak içinse 80 bin TL’nin üzerinde bir gelir gerektiğini ortaya koyuyor.

Eurostat verilerine göre Türkiye’de 15-24 yaş arası gençlerin yüzde 21,2’si yoksulluk riski altında bulunuyor. Bu oran, AB ortalaması olan yüzde 21,4 ve Euro Bölgesi ortalaması olan yüzde 21,7’nin biraz altında kalsa da dikkat çekici. Türkiye’de yoksulluk riski altındaki genç nüfus sayısı 2 milyon 870 bin olarak açıklanırken, bu grup toplam yoksul nüfusun yüzde 15,4’ünü oluşturuyor.

Paylaşın

Yatırımlar Durma Noktasında!

CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, yüksek faiz oranları, kur istikrarsızlığı, yargı bağımsızlığına yönelik müdahaleler ve enflasyon nedeniyle sanayi yatırımlarının ciddi şekilde gerilediğini belirtti.

Hükümetin, üretim yerine rant odaklı politikaları benimsediğini öne süren Karabat, bu tercihin krizi daha da derinleştirdiğini kaydetti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, Türkiye’nin ekonomik yapısının üretimden uzaklaştırılarak rant ve tüketime dayalı bir modele dönüştürüldüğünü belirterek Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e yönelik sert eleştirilerde bulundu. Karabat, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Türkiye’nin sıcak paraya bağımlı hale geldiğini ve sanayisizleşme sürecine girdiğini ifade etti.

Karabat, imalat sanayisinin gayri safi yurt içi hasıla (GSYH) içindeki payının yüzde 16’ya kadar gerilediğini, hizmet sektörünün payının ise yüzde 55’e çıktığını belirtti. Bu değişimin tesadüfi olmadığını dile getiren Karabat, yatırımcıların hukuki güvenceden yoksun ortam nedeniyle üretimlerini yurt dışına taşıdığını söyledi. “Sanayi üretimi yerine hizmet ve inşaat sektörünün teşvik edilmesi, ülkeyi yapısal kırılganlıklara açık hale getiriyor” dedi.

Gelişmekte olan ülkelerde hizmet sektörünün bu denli hızlı büyümesinin istikrarı tehdit ettiğini vurgulayan Karabat, Mehmet Şimşek’in bu tabloyu başarı gibi sunmasının gerçekleri yansıtmadığını savundu. Ekonomide inşaat ve tüketime dayalı politikaların ağır sonuçlar doğurduğunu ifade etti.

Karabat, yüksek faiz oranları, kur istikrarsızlığı, yargı bağımsızlığına yönelik müdahaleler ve enflasyon nedeniyle sanayi yatırımlarının ciddi şekilde gerilediğini belirtti. Hükümetin, üretim yerine rant odaklı politikaları benimsediğini öne süren Karabat, bu tercihin krizi daha da derinleştirdiğini kaydetti.

Otomotiv sektöründeki son duruma da değinen Karabat, mayıs ayı itibarıyla ithal araçların pazar payının yüzde 71’i aştığını aktardı. Hükümetin bu tabloya ÖTV zammı ile yanıt verdiğini belirten Karabat, bu artışların ithalatı kısmaktan çok vergi gelirlerini artırmaya yönelik olduğunu iddia etti.

Karabat, yerli üretimin yeterince desteklenmediğini ve ekonomi yönetiminin ithalat lobilerinin çıkarlarını gözettiğini öne sürdü. ÖTV zamlarının halka yeni bir mali yük getirdiğini vurguladı.

Rant ekonomisi halkı zorluyor

Plansız büyüyen hizmet sektörünün özellikle kira ve lokasyon rantlarını artırdığını belirten Karabat, AVM’ler, turizm bölgeleri ve kent merkezlerindeki fiyat artışlarının geniş halk kesimlerini olumsuz etkilediğini söyledi. “Bir avuç kesim zenginleşirken, halkın büyük bölümü geçim sıkıntısı yaşıyor” ifadelerini kullandı.

Karabat, Bakan Şimşek’in uyguladığı ekonomik politikaların sıcak para girişiyle servet transferini öncelediğini ileri sürdü. Kapanan fabrikalar, yurt dışına taşınan işletmeler ve iflas eden firmaların dikkate alınmadığını belirtti. Şimşek’in sık kullandığı “En kötüsü geride kaldı” ifadesine de atıfta bulunan Karabat, “Asıl en kötüsü, siz ve mevcut yönetim anlayışınız iktidardan gittiğinde geride kalacak” diyerek açıklamasını tamamladı.

Paylaşın

Türkiye’de Her 100 Kişiden 29’u Yardıma Muhtaç

DEM Parti Milletvekili Cengiz Çiçek, TÜİK’in açıkladığı 2024 Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri’ne değinerek, Türkiye’de her 100 kişiden 29’unun yardıma muhtaç olduğunu, 86 kişinin ise insanca yaşam standartlarından uzak koşullarda yaşadığını belirtti.

Cengiz Çiçek ayrıca, 3,6 milyon hanenin aşırı yoksulluk sınırında bulunduğunu, bu nedenle sosyal yardım harcamalarının 2024 yılında 491,7 milyar liraya ulaştığını ifade etti. Çiçek, nüfusun yaklaşık yüzde 13,7’sinin, yani 12 milyon kişinin, sürekli yoksulluk içinde yaşadığını da sözlerine ekledi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, asgari ücrete ara zam yapılması için Meclis’e çağrıda bulundu. Çiçek, asgari ücretin mevcut haliyle geçim sağlamadığını belirterek, “Zaman kaybedilmeden asgari ücrete ara zam yapılarak insan onuruna yaraşır bir seviyeye çıkarılması elzemdir” dedi.

İktidarın uzun süredir sürdürdüğü ekonomik politikaların ciddi krizlere yol açtığını ifade eden Çiçek, yaşanan bu durumun özellikle asgari ücretle geçinen vatandaşlar üzerinde yıkıcı etkiler yarattığını söyledi. Cengiz Çiçek, derinleşen ekonomik krizle birlikte yoksulluk, işsizlik, yüksek enflasyon ve TL’nin değer kaybı gibi sorunların olağanüstü boyutlara ulaştığını vurguladı.

TÜİK’in açıkladığı 2024 Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri’ne değinen Çiçek, Türkiye’de her 100 kişiden 29’unun yardıma muhtaç olduğunu, 86 kişinin ise insanca yaşam standartlarından uzak koşullarda yaşadığını belirtti. Cengiz Çiçek ayrıca, 3,6 milyon hanenin aşırı yoksulluk sınırında bulunduğunu, bu nedenle sosyal yardım harcamalarının 2024 yılında 491,7 milyar liraya ulaştığını ifade etti. Çiçek, nüfusun yaklaşık yüzde 13,7’sinin, yani 12 milyon kişinin, sürekli yoksulluk içinde yaşadığını da sözlerine ekledi.

Asgari ücretin artık temel ücret değil, yaygın ücret haline geldiğini belirten Çiçek, bu durumun büyük bir yoksulluk girdabını beraberinde getirdiğini dile getirdi. Çalışanların yaklaşık yüzde 50’sinin asgari ücretle geçinmeye çalıştığını hatırlatan Çiçek, 2025 yılı için yapılan yüzde 30’luk zammın yetersiz kaldığını vurguladı. Asgari ücretin 22 bin 104 TL’ye yükseltilmesine rağmen bu artışın günlük karşılığının sadece 170 TL olduğunu söyledi.

DİSK/Birleşik Metal-İş Sınıf Araştırmaları Merkezi’nin verilerine atıf yapan Çiçek, dört kişilik bir aile için açlık sınırının 23 bin 615 TL, yoksulluk sınırının ise 81 bin 686 TL olduğunu belirtti. Bu rakamlarla karşılaştırıldığında asgari ücretin açlık sınırının bile altında kaldığını ifade etti.

Cengiz Çiçek’ten bakana sorular

Cengiz Çiçek, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın yanıtlaması istemiyle şu soruları Meclis’e sundu:

İşçilerin insan onuruna yaraşır ücret almalarını sağlayacak bir ara zam yapmayı düşünüyor musunuz? Düşünüyorsanız ne zaman yapmayı planlıyorsunuz?
Asgari ücretle çalışan emekçilere yönelik bir ara zam için emek örgütleri ve sendikalarla ortak çalışma yürütmeyi düşünüyor musunuz?
Türkiye’de asgari ücretle çalışan yurttaşların sayısı kaçtır?
Asgari ücret ve altında maaş alan vatandaşların yaşam kalitesini artırmaya yönelik yürüttüğünüz herhangi bir çalışma var mı?
Asgari ücretin temel ücret olmaktan çıkarılması yönünde bir planınız bulunuyor mu?

Paylaşın

Vatandaş En Temel ihtiyaçlarını Bile Krediyle Karşılıyor

Giderek ağırlaşan ekonomik tabloya dikkat çeken CHP Milletvekili Gülcan Kış, “Vatandaş en temel ihtiyaçlarını bile krediyle karşılıyor. Emekli geçinemiyor, gençler borçla ayakta kalıyor, çalışan ise icralık oluyor” dedi.

Ekonomik krizle birlikte borç ve icra sarmalı da derinleşiyor. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Mersin Milletvekili Gülcan Kış, “Halk borca, ülke çöküşe mahkûm edildi” ifadeleriyle iktidarın ekonomi politiklarını eleştirdi.

Cumhuriyet’te yer alan habere göre; Gülcan Kış, Türkiye’de giderek ağırlaşan ekonomik tabloya dikkat çekti. “Vatandaş en temel ihtiyaçlarını bile krediyle karşılıyor. Emekli geçinemiyor, gençler borçla ayakta kalıyor, çalışan ise icralık oluyor” diyen Kış, iktidarın bu duruma sessiz kaldığını savundu.

Ekonomideki mevcut tabloyu “borç ve faiz düzeni” olarak nitelendiren Kış, “AKP’nin faizi yüksek, adaleti yok. Saray’daki yöneticilerin halkın yaşadığı ekonomik sıkıntılarla ilgilendiği yok” ifadelerini kullandı.

Bankalara ve finans kuruluşlarına olan toplam bireysel kredi ve kredi kartı borcu 4 trilyon 726 milyar liraya yükseldi. TOKİ ve varlık yönetim şirketlerine olan borçlarla birlikte toplam borç 4 trilyon 885 milyar liraya ulaştı. 2024 yılı başından bu yana borçlardaki artış 788 milyar lirayı buldu.

Gülcan Kış, “Ekonomiyi güya rasyonelleştireceğiz diye halkı borç girdabına soktular. Rasyonellik adı altında halk yoksulluğa, Saray ise lükse teslim edildi” dedi.

Bankaların icraya verdiği bireysel kredi ve kart borcu 177,3 milyar liraya çıktı. Yıl başından bu yana batık kredi oranı yüzde 58,7 arttı. 2025’in ilk altı ayında icra dairelerine 4 milyon 711 bin yeni dosya geldi. Toplam icra dosyası sayısı ise 23 milyon 817 bine ulaştı.

Gülcan Kış, “Her gün binlerce kişi icralık oluyor. Mersin sokaklarında halkın cebindeki borç kâğıdı Saray’daki şatafata akıyor” sözleriyle iktidarı sert şekilde eleştirdi.

“Vatandaş faize çalışıyor”

İhtiyaç kredisi faiz oranları yüzde 70,89’a, ticari kredi faizleri ise yüzde 63,95’e yükseldi. Hazine’nin iç borçlara ödediği faiz yükü 7 trilyon 166 milyar lirayı aştı.

CHP’li Kış, “Bu düzende vatandaş faize çalışıyor, üretici icrada, ülke borç kıskacında. Saray saltanatı sürsün diye herkes borçlandırılıyor” dedi.

Yüksek faiz oranları, konut sektöründe ciddi bir durgunluk yarattı. Alım talepleri ertelenirken, müteahhitler yeni yatırım yapmaktan çekiniyor. Yabancı yatırımcılar ise konut alımını büyük ölçüde durdurdu.

Gülcan Kış, “Mehmet Şimşek’in politikaları barınma hakkını lüks haline getirdi. Halkın ev sahibi olma ihtimali ortadan kalktı, faiz lobisi kazandı, Saray izlemekle yetiniyor” dedi.

Kış, faiz politikası üzerinden yaşanan tartışmaların, ekonomi yönetimi içinde klik çatışmasına dönüştüğünü belirtti. Mehmet Şimşek’in ekonomi modeli, Saray içindeki güç mücadelesinin merkezine oturdu.

“AKP merkezinde çarklar dönüyor, Mehmet Şimşek’in rasyonel sözleri inandırıcı değil. Halk borç yükü altında ezilirken, Saray’da iç hesaplaşmalar sürüyor” diyen Kış, ekonomi politikalarının halkı değil rantı öncelediğini söyledi.

CHP’li Kış, “Halkın sırtındaki borç kamburu büyürken, Saray’daki hesap savaşları ülkeyi iflasa sürüklüyor. Kriz, halkın yaşadıklarına değil, rantın kimde olacağına odaklanmış bir anlayışla çözülemez” diyerek hükümeti sert biçimde eleştirdi.

Paylaşın

Mehmet Şimşek: Faiz Enflasyon Oranında Düşecek

Enflasyonun 2026’da yüzde 20’lere ineceğini, 2027’de 15 ve altında olacağını söyleyen Mehmet  Şimşek, aynı dönemde faiz oranının da enflasyonun biraz üzerinde konumlanacağını ifade etti.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Ege, Akdeniz, İç Anadolu, Karadeniz ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin AK Partili vekilleriyle art arda bir araya geldi ve değerlendirme toplantıları yaptı.

Hürriyet’in haberine göre; Şimşek, AK Partili vekillere yaptığı sunumda enflasyonu tetikleyen üç sektör olduğunu söyledi. Bunları; konut, gıda-hizmet sektörü ve enerji sektörü olarak sıraladı. Bu üç sektörün enflasyonu artırdığını ifade eden Bakan Şimşek, söz konusu üç sektörde fiyatların düşürülmesi yönünde çalışma yaptıklarını açıkladı.

Mehmet Şimşek, enflasyonun düşmesiyle birlikte özellikle kira ve konut satış fiyatlarının düşeceğini de kaydederek, TOKİ’nin konut sayısını artırmasıyla da söz konusu sıkıntıların çözüleceği bilgisini verdi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, faizi enflasyon oranında düşüreceklerini belirtti. Enflasyonun 2026’da yüzde 20’lere ineceğini, 2027’de 15 ve altında olacağını söyleyen Şimşek, aynı dönemde faiz oranının da enflasyonun biraz üzerinde konumlanacağını ifade etti.

Paylaşın

Konut Fiyatları Yüzde 32,3 Arttı

Konut fiyatları mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 3,4 bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 32,3 oranında arttı. Üç büyük il incelendiğinde, İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 32,6, 41,4 ve 31,1 oranlarında arttı.

Haber Merkezi / Konut fiyatlarının en çok arttığı il yüzde 41,4 ile Ankara olurken Ankara’yı Afyonkarahisar, Kütahya, Manisa ve Uşak takip etti. Bu illerde konut fiyatları yüzde 40,5 oranında arttı.

Konut fiyatları, Erzurum, Erzincan, Bayburt, Ağrı, Ardahan, Kars ve Iğdır’da yüzde 39,3, Konya ve Karaman’da yüzde 25,3, Hatay, Kahramanmaraş ve Osmaniye’de yüzde 20,3, Antalya, Burdur ve Isparta’da yüzde yüzde 19,5 arttı.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) 2025 Mayıs  ayına ilişkin Konut Fiyat Endeksini (KFE) açıkladı.

Buna göre; Türkiye’deki konutların kalite etkisinden arındırılmış fiyat değişimlerini izlemek amacıyla hesaplanan Konut Fiyat Endeksi (KFE), Mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 3,4 oranında artarak 182,4 seviyesinde gerçekleşti.

Bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 32,3 oranında artan KFE, aynı dönemde reel olarak yüzde 2,3 oranında azaldı.

İstanbul, Ankara ve İzmir’in konut fiyat endekslerindeki gelişmeler değerlendirildiğinde, mayıs ayında bir önceki aya göre, sırasıyla yüzde 2,7, 3,8 ve 3,0 oranlarında arttı. Endeks değerleri bir önceki yılın aynı ayına göre, İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 32,6, 41,4 ve 31,1 oranlarında arttı.

Konut fiyatlarının en çok arttığı il yüzde 41,4 ile Ankara olurken Ankara’yı Afyonkarahisar, Kütahya, Manisa ve Uşak takip etti. Bu illerde konut fiyatları yüzde 40,5 oranında arttı.

Konut fiyatları, Erzurum, Erzincan, Bayburt, Ağrı, Ardahan, Kars ve Iğdır’da yüzde 39,3, Konya ve Karaman’da yüzde 25,3, Hatay, Kahramanmaraş ve Osmaniye’de yüzde 20,3, Antalya, Burdur ve Isparta’da yüzde yüzde 19,5 arttı.

Paylaşın

Tarımsal Girdi Fiyatları Yüzde 30,12 Arttı

Tarımsal girdi fiyatları, nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 2,03, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 12,56, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 30,12 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 34,54 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi (Tarım-ÜFE) Nisan 2025 verilerini açıkladı.

Buna göre; Tarımsal girdi fiyatları, nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 2,03, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 12,56, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 30,12 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 34,54 arttı.

Ana gruplarda bir önceki aya göre, tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 2,13, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 1,45 arttı. Bir önceki yılın aynı ayına göre tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 29,65, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 32,98 arttı.

Yıllık değişimin en yüksek olduğu alt grup yüzde 56,94 artış ile veteriner harcamaları, aylık değişimin en yüksek olduğu alt grup yüzde 3,61 artış ile hayvan yemi oldu.

Paylaşın

Yoksulluğu Gizlemek İçin 5 Ayda 148 Milyar Lira Harcandı

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, 2025 yılının ilk üç aylık döneminde, yoksulluğu gizlemek için 148,1 milyar lira harcadı. Yoksullukla mücadele için harcanan 148,1 milyar liranın, merkezi bütçeden pay ayrılan 68 programın 54’ünden fazla olması dikkat çekti.

Ekonomik krizin boyutunu gözler önüne seren “Yoksullukla Mücadele ve Sosyal Yardımlaşma” programı kapsamında yapılan harcama rekor seviyeye tırmandı. Türkiye’deki ekonomik krizin yarattığı derin yoksulluğu perdelemek için 2025 yılının ilk ayında 20 milyar 771 milyon 469 bin TL harcandı.

Merkezi bütçeden, “Yoksullukla Mücadele ve Sosyal Yardımlaşma Programı” adı altında yapılan harcama, şubat ve mart aylarında ise sırasıyla 47 milyar 404 milyon 894 bin TL ve 21 milyar 899 milyon 565 bin TL olarak gerçekleşti.

On milyonlarca yurttaşı yoksulluğa mahkum eden kriz derinleştikçe, yoksullukla mücadele harcamaları, nisan ve mayıs aylarında da hız kesmeden devam etti. Bu kapsamda yoksullukla mücadele için nisan ayında 24 milyar 626 milyon 505 bin TL, mayıs ayında ise 33 milyar 411 milyon 106 bin TL’lik kaynak kullanıldı.

İktidarın, “Yoksullukla Mücadele ve Sosyal Yardımlaşma Programı” için Ocak-Mayıs döneminde yaptığı harcamanın toplamı ise 148 milyar 113 milyon 539 bin TL oldu. Yoksullukla mücadele için harcanan 148,1 milyar TL’nin, merkezi bütçeden pay ayrılan 68 programın 54’ünden fazla olması dikkat çekti.

BirGün’den Mustafa Bildirci’nin haberine göre; 2025’in ilk beş ayında yoksullukla mücadeleden daha az kaynak kullanılan bazı programlar ve harcama tutarları şöyle sıralandı:

Sanayinin Geliştirilmesi, Üretim ve Yatırımların Desteklenmesi: 34 milyar 426 milyon TL
Gençlik: 4 milyar 9 milyon TL
Koruyucu Sağlık: 105 milyar 128 milyon TL
Yasama: 4 milyar 112 milyon TL
Sporun Geliştirilmesi ve Desteklenmesi: 12 milyar 220 milyon TL.

Paylaşın

Mehmet Şimşek İstifa İddialarını Yalanladı

Mehmet Şimşek, son dönemde sıkça gündeme getirilen istifa iddialarına ilişkin, “Net olarak ifade edeyim: İstifa gibi bir durum kesinlikle söz konusu değil” dedi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, İsrail-İran gerilimi nedeniyle Hürmüz Boğazı’nın kapatılma ihtimaline karşı ekonomi yönetiminin hazırlıklı olduğunu açıkladı. Dünya petrol ticaretinin yüzde 25’inin bu kritik su yolundan geçtiğini hatırlatan Şimşek, “Petrol fiyatları şu an tolere edilebilir seviyede. Ancak olası bir kriz durumunda gerekli tüm tedbirleri devreye alacağız” dedi.

Türkiye Gazetesi’nin haberine göre; AK Parti’nin doğu ve güneydoğu Anadolu milletvekilleri ile bir araya gelen Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek istifa edip etmeyeceği sorularına da yanıt verdi.

Son dönemde bazı çevrelerce sıkça gündeme getirilen istifa iddialarına kesin bir yanıt veren Bakan Şimşek, “Kusura bakmayın, bu iddialara gülüyorum. Göreve başladığımdan beri aynı dedikodular dönüp duruyor. Aslında bu soruya cevap vermeye bile gerek görmüyorum ama net olarak ifade edeyim: İstifa gibi bir durum kesinlikle söz konusu değil” şeklinde konuştu.

Toplantıda ekonomik tedbirlere ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Şimşek, yüksek kredi faizleriyle ilgili eleştirilere, “Çiftçinin faizinin yüzde 70’ini, ihracatçının ise yüzde 50’sini devlet olarak karşılıyoruz. Buna rağmen şikayetler devam ediyor” yanıtını verdi. Vergi politikalarına yönelik eleştirilere ise, “Zenginlerin vergi yükünü artırdık, dar gelirlilerin vergisini yüzde 15’e düşürdük” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in İBB’deki operasyonlarla ilgili MASAK raporuna dair eleştirilerine de yanıt veren Şimşek, “MASAK bağımsız bir kurumdur, gerekeni yapmıştır. Benim bu konuda bir dahlim söz konusu değil. Özel’in bu tür açıklamalarla ekonomiyi yıpratmaya çalışması üzücü” ifadelerini kullandı.

Son olarak TCMB’nin haziran ayı Piyasa Katılımcıları Anketi’ne değinen Şimşek, 12 aylık enflasyon beklentisinin yüzde 24,6’ya gerilediğini belirterek, “Enflasyondaki düşüş eğilimi devam ediyor. Bu, ekonomimiz için olumlu bir gelişme” değerlendirmesinde bulundu.

Paylaşın