Zam Furyası Başladı: Akaryakıt, Sigara Ve Alkol

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) enflasyon açıklaması sonrası akaryakıt, alkol ve sigara ürünlerinin Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) maktu tutarlarına yaklaşık yüzde 15,71 oranında otomatik zam geldi.

Haber Merkezi / AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, erteleme yetkisini kullanmaması halinde, akaryakıt, alkol ve sigara ürünlerine otomatik zam bu gece yürürlüğe girecek.

Enflasyon, ENAG’a göre yüzde 68,68, TÜİK’e göre yüzde 35,05

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), haziran ayı enflasyon verilerini açıkladı. Verilere göre haziran ayında yıllık enflasyon yüzde 35,05, aylık enflasyon yüzde 1,37 olarak hesaplandı. Bağımsız akademisyenlerin oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ise aylık enflasyonu yüzde 3,05, yıllık enflasyonu yüzde 68,68 olarak hesaplamıştı.

AA Finans enflasyon beklenti anketine göre ekonomistler, haziran ayında tüketici fiyat endeksinin (TÜFE) yüzde 1,53 artacağını tahmin ediyordu. 24 ekonomistin katılımıyla sonuçlanan ankette haziran ayı enflasyon beklentilerinin ortalamasına göre (yüzde 1,53), bir önceki ay yüzde 35,41 olan yıllık enflasyonun yüzde 35,26’ya ineceği öngörülmüştü.

TÜİK verilerinin yayımlanmasıyla birlikte milyonlarca memur ve memur emeklisi enflasyonun altında zamma mahkum edildi. Enflasyon farkı dahil zam oranı yüzde 15,57 olarak gerçekleşti. Buna göre 4,5 milyon memur ile 3,5 milyon memur emeklisi enflasyon altında zam alacak. Kök emekli aylığı 14 bin 469 TL’ye ulaşamayan kişilerse hiç zam almamış olacak.

TÜİK, mayıs enflasyonunu aylık yüzde 1,53, yıllıksa yüzde 35,41 olarak açıklamıştı.

Paylaşın

Üretici Enflasyonu Yüzde 24,45’e Geriledi

Yurt içi üretici enflasyonu, haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 2,46, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 15,71, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 24,45 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 28,34 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi (YD-ÜFE) Kasım 2024 verilerini açıkladı.

Buna göre; Yurt içi üretici enflasyonu, haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 2,46, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 15,71, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 24,45 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 28,34 arttı.

Sanayinin dört sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 25,66, imalatta yüzde 23,79, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 28,25 ve su temininde yüzde 61,04 arttı.

Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında yüzde 21,77, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 29,92, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 26,45, enerjide yüzde 24,15 artış ve sermaye mallarında yüzde 27,40 arttı.

Sanayinin dört sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 0,71, imalatta yüzde 1,84, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 9,94 ve su temininde yüzde 6,50 arttı.

Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara mallarında yüzde 1,77, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 2,12, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 1,12, enerjide yüzde 8,42 artış ve sermaye mallarında yüzde 2,26 arttı.

Paylaşın

Tütün, Alkol Ve Şekerli İçeceklere Yüzde 50 Zam Çağrısı

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), kronik hastalıkları azaltmak için 2035 yılına kadar şekerli içecekler, tütün ve alkole yüzde 50 oranında vergi artışı çağrısında bulundu.

DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, konferansta yaptığı konuşmada, bu vergilerin hükümetlerin “yeni gerçekliğe uyum sağlamasına” ve elde edilen gelirle sağlık sistemlerini güçlendirmelerine yardımcı olabileceğini söyledi.

Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), gelecek 10 yıl içinde şekerli içecekler, alkol ve tütün ürünlerinin fiyatlarının vergilendirme yoluyla yüzde 50 oranında artırılması için ülkelere çağrıda bulundu.

Söz konusu adım, DSÖ’nün kronik halk sağlığı sorunlarıyla mücadele etmek ve hükümetlerin sağlık bütçelerini güçlendirmek amacıyla uygulanan “günah vergilerine” şimdiye kadar verdiği en güçlü destek olma özelliğini taşıyor.

Uzun süredir tütün ürünlerine yönelik vergileri ve fiyat artışlarını destekleyen DSÖ, son yıllarda ise alkol ve şekerli içecekler konusunda da benzer çağrılarda bulunuyordu. Ancak kuruluş, üç ürün için birden fiyat artış hedefini ilk kez önerdi.

DSÖ, söz konusu adımın, diyabet ve bazı kanser türleri gibi hastalıklara neden olan ürünlerin tüketimini azaltmanın yanı sıra gelişmekte olan ülkelerde azalan kalkınma yardımları ile artan kamu borçları karşısında sağlık bütçelerini güçlendirmeye yardımcı olacağını belirtti.

DSÖ’nün Sağlığı Geliştirme ve Hastalıkların Önlenmesinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Jeremy Farrar, “Sağlık vergileri elimizdeki en etkili araçlardan biri. Artık harekete geçme zamanı” diye konuştu.

Kuruluşun “35’e kadar 3” sloganını yakıştırdığı girişim, 2035 yılına kadar 3 üründe fiyat artışlarını öngörüyor. Söz konusu girişim, İspanya’nın Sevilla kentinde düzenlenen BM Kalkınma için Finansman Konferansı’nda başlatıldı. Kolombiya ve Güney Afrika gibi ülkelerdeki sağlık vergileri örneklerine atıfta bulunan DSÖ, bu vergi girişiminin 2035’e kadar 1 trilyon dolar gelir sağlayabileceği görüşünde.

DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, konferansta yaptığı konuşmada, bu vergilerin hükümetlerin “yeni gerçekliğe uyum sağlamasına” ve elde edilen gelirle sağlık sistemlerini güçlendirmelerine yardımcı olabileceğini söyledi.

DSÖ’de ekonomist olarak görev yapan Guillermo Sandoval, orta gelirli bir ülkede hükümetin vergileri artırarak bir ürünün fiyatını 2035’e kadar 4 dolardan 10 dolara çıkarabileceğini söyledi. DSÖ’nün önümüzdeki aylarda ultra işlenmiş gıdaların tanımını netleştirdikten sonra bu ürünlere yönelik daha kapsamlı vergilendirme önerilerini de değerlendireceklerini kaydeden Sandoval, bu konuda ilgili sektörlerden ciddi bir direnç beklediklerini de sözlerine ekledi.

DSÖ yetkilileri ayrıca, 2012 ila 2022 yılları arasında 140’a yakın ülkede tütün fiyatlarının ortalama yüzde 50’den fazla arttığını belirtti.

DSÖ’nün söz konusu girişimi, Dünya Bankası ve Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından da destekleniyor. Program, bu alanda adım atmak isteyen ülkelere destek sağlamayı amaçlıyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

KİT’lerin Toplam Borcu 1 Trilyon Lirayı Aştı

Aralarında ÇAYKUR, BOTAŞ, EÜAŞ ve TMO gibi kuruluşların yer aldığı Kamu İktisadi Teşebbüslerinin (KİT) borçları ilk çeyrekte 1 trilyon 85,8 milyar lira olarak hesaplandı.

BirGün’den Havva Gümüşkaya‘nın aktardığı KİT’lere ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın raporuna göre, 2024 yılının son çeyreğinde 932 milyar 675 milyon lira olan borçları, yılın ilk çeyreğinde 1 trilyon 85,8 milyar lira olarak hesaplandı.

Özellikle 2020 sonrasında hızla artan borçlanma, sistematik kamu zararı yarattı. 2020’de 124,8 milyar lira olan borç, yaklaşık 9 kat artışla bugünkü seviyeye ulaştı. Kuruluşların 844,8 milyar liralık iç borçlarının 338,8 milyar lirasını resmi dairelere olan, 268,9 milyar lirasını ticari bankalara, 69,7 milyar lirasını ise kamu işletmelerine olan borçlar oluşturdu.

KİT’lerin 2020’de 32 milyar 657 milyon lira olan dış borçları ise 241 milyar 85,6 milyon liraya çıktı. Bu dış borçların 125 milyar 926,8 milyon lirası Hazine garantili borçlardan kaynaklandı.

Bakanlığın raporu, enflasyonu gölgeleme görevlerinden kaynaklanan görev zararının faturasını da  ortaya koydu. Görev zararı ilk çeyrekte 402 milyar 305,1 milyon liraya ulaştı. İlk çeyrekte TMO 318,8 milyon lira, TKİ 203,3 milyon lira, EÜAŞ ise 52,7 milyar liralık görev zararı tahakkuk etti.

İktidarın politikalarıyla mali dengeleri bozulan kuruluşlar arasında bir sonraki döneme devreden en büyük görevlendirme gideri, 345,6 milyar lira ile BOTAŞ’ın oldu.

Paylaşın

Doğalgaza Çift Haneli Zam!

2 Temmuz’dan itibaren geçerli olmak üzere, konutlarda kullanılan doğalgaza yüzde 24,6, sanayide kullanılan doğalgaza ise yüzde 7,86 oranında zam yapıldığı açıklandı.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), doğalgaz tarifelerinde yeni bir fiyat güncellemesine gitti. Yapılan açıklamaya göre, konut ve sanayi abonelerini kapsayan zamlı tarife belli oldu.

Konutlarda kullanılan doğalgaz yüzde 24,6 oranında zamlandı. Sanayide kullanılan doğalgaz ise yüzde 7,86 oranında zamlandı. Zamlı tarife yarından itibaren geçerli olacak.

EPDK’dan konuya ilişkin yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Doğal gaz toptan satış fiyatlarında bütçe hedefleri doğrultusunda değişikliğe gidilmiştir.

BOTAŞ’ın internet sitesinde ilan ettiği BOTAŞ doğal gaz toptan satış fiyatları ışığında, nihai doğal gaz satış fiyatlarında sanayi tüketicileri için ortalama yüzde 7,86 konut tüketicileri için ise ortalama yüzde 24,6 oranında artış söz konusudur.”

Paylaşın

Türkiye’de İkinci El Araçlar Avrupa’dan 2,5 Kat Daha Pahalı

Türkiye’de sıfır kilometre araç fiyatları, Avrupa’ya kıyasla ortalama yüzde 70 daha yüksek. Bu fark, 0 – 5 yaş arası ikinci el otomobillerde 2,5 kata, 20 yaş ve üzerindeki araçlarda ise 5 kata kadar çıkıyor.

Almanya’da 2 bin Euro’ya satılan 20 yaşındaki bir Opel Astra, Türkiye’de 10 bin Euro’ya alıcı buluyor. Bu farkın temel nedeni, vergi yükünün her satışta araca yeniden eklenmesi.

Yüksek vergi yükü, Türkiye’de otomotiv pazarının büyüme hızını yavaşlatırken, ÖTV (Özel Tüketim Vergisi) ile ilgili olası düzenlemeler tekrar gündeme geldi. Neredeyse her ay ‘sıfır araç satışları rekor kırdı’ haberleri görülse de LenaCars’ın yaptığı kapsamlı araştırma, Türkiye’nin nüfusa kıyasla araç sahipliğinde OECD ülkeleri arasında geride kaldığını ortaya koyuyor.

2024 yılı itibarıyla Türkiye’de her bin kişiye 354 motorlu araç düşerken, Avrupa Birliği ülkelerinde bu oran ortalama 570’e ulaşıyor. Araştırmaya göre, Türkiye’de sıfır kilometre araç fiyatları, Avrupa’ya kıyasla ortalama yüzde 70 daha yüksek. Bu fark, 0-5 yaş arası ikinci el otomobillerde 2,5 kata, 20 yaş ve üzerindeki araçlarda ise 5 kata kadar çıkıyor.

Karar’dan Cihat Ceylan’ın aktardığına göre; Aradaki farkın vergilendirme sistemi nedeniyle ortaya çıktığına dikkat çeken LenaCars Genel Müdürü Selçuk Nazik, mevcut vergilendirme sisteminin hem güncelliğini yitirdiğini hem de sürdürülebilir olmadığını savunuyor.

Nazik, “Vergi politikamız gerçek piyasa koşullarına ve çevresel standartlara göre yeniden yapılandırılmalı. Bu, yalnızca tüketici için değil, yerli üretici ve yatırımcılar için de olumlu bir sinyal olur. Aynı zamanda Türkiye’nin araç sahipliği oranını OECD ortalamasına yaklaştırır. Sıfır kilometre araç fiyatlarının Avrupa’ya kıyasla bu denli yüksek olması; vergi politikalarının gözden geçirilmesi, dengeli, sürdürülebilir bir vergi politikasının ortaya konması ve tüketicinin vergi yükü altında ezilmemesi gerektiğini ortaya koyuyor” dedi.

Nazik, Türkiye’deki yüksek vergi yükünün sadece sıfır araçları değil, ikinci el piyasasını da etkilediğini vurguladı. Her 4 araçtan birinin 21 yaş ve üzeri olduğunu aktaran Nazik “Almanya’da 2 bin Euro’ya satılan 20 yaşındaki bir Opel Astra, Türkiye’de 10 bin Euro’ya alıcı buluyor. Bu farkın temel nedeni, vergi yükünün her satışta araca yeniden eklenmesi” ifadelerini kullandı.

Avrupa ülkelerinde Türkiye’deki gibi ÖTV benzeri bir ek vergi bulunmazken, vergilendirme genellikle aracın çevreye yaydığı emisyona göre yapılıyor. Türkiye’de ise sistem, alım gücüne ve vergi matrahına dayalı olarak işliyor. Bu durum, özellikle eski araçlara olan talebi artırıyor.

Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’ndan geçen yeni ekonomi paketiyle otomobillerde uygulanan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) oranlarında değişikliğe gidildi. Yeni düzenlemeye göre, 1600 cc motor hacmine sahip ve vergisiz fiyatı 280 bin TL’nin altında olan araçlar için geçerli olan yüzde 45, yüzde 50 ve yüzde 70’lik ÖTV oranları kaldırıldı. Artık bu araçlarda en düşük ÖTV oranı yüzden 80’den başlayacak.

“Piyasada vergi bazlı sürekli dalgalanmalar görmeye devam edeceğiz”

Yeni kanun teklifinde bazı üst segment hibritlerde ÖTV oranlarının yeniden artabileceği gündemdeyken, teşvik dengesine dikkat çeken Nazik, şu ifadeleri kullandı:

“Yüzde 10’luk dilim, orta segmente alım teşviki sunarken, üst dilimler hâlâ yüksek vergi altında. Matrah ve dilim aralıklarının güncellenmesi, gerçek piyasa koşullarına ve çevre düzenlemelerine uyarlanması otomotiv sektörünün ve tüketici güveninin önünü açacaktır. Enflasyonist ortamda matrah bazlı vergi sisteminin terk edilmesi, daha stabil, dengeli bir vergi reformu yapılması ihtiyaç. Aksi durumda piyasada vergi bazlı sürekli dalgalanmalar görmeye devam edeceğiz.”

Paylaşın

2025 Yılı Dış Ticaret Açığı 41 Milyar Doları Aştı

2025 yılının ilk beş aylık döneminde, ihracat bir önceki yılın aynı dönemine göre, yüzde 3,4 artarak 110 milyar 904 milyon dolar, ithalat ise yüzde 5,8 artarak 152 milyar 160 milyon dolar oldu.

Haber Merkezi / Başka bir ifadeyle, 2025 yılının ilk beş aylık döneminde dış ticaret açığı 41 milyar 256 milyon dolar oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Dış Ticaret İstatistikleri Mayıs ve Ocak – Mayıs 2025 verilerini açıkladı. Buna göre; İhracat, mayıs ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2,6 artarak 24 milyar 817 milyon dolar, ithalat yüzde 2,7 artarak 31 milyar 462 milyon dolar oldu.

İhracat 2025 yılının ilk beş aylık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3,4 artarak 110 milyar 904 milyon dolar, ithalat yüzde 5,8 artarak 152 milyar 160 milyon dolar oldu.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ihracat, mayıs ayında yüzde 5,0 artarak 22 milyar 87 milyon dolardan, 23 milyar 197 milyon dolara yükseldi. Mayıs ayında enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ithalat yüzde 4,3 artarak 24 milyar 51 milyon dolardan, 25 milyar 90 milyon dolara yükseldi.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç dış ticaret açığı mayıs ayında 1 milyar 893 milyon dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret hacmi yüzde 4,7 artarak 48 milyar 287 milyon dolar olarak gerçekleşti. Söz konusu ayda enerji ve altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 92,5 oldu.

Mayıs ayında dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2,7 artarak 6 milyar 468 milyon dolardan, 6 milyar 645 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı geçen yılın mayıs ayında yüzde 78,9 iken, mayıs ayında yüzde 78,9 oldu.

2025 yılının ilk beş aylık döneminde dış ticaret açığı yüzde 12,7 artarak 36 milyar 615 milyon dolardan, 41 milyar 257 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı geçen yılın ilk beş aylık döneminde yüzde 74,5 iken, bu yılının aynı döneminde yüzde 72,9’a geriledi.

Ekonomik faaliyetlere göre ihracatta, mayıs ayında imalat sanayinin payı yüzde 95,0, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,0, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,4 oldu. 2025 yılının ilk beş aylık döneminde ekonomik faaliyetlere göre ihracatta imalat sanayinin payı yüzde 94,1, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,7, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,6 oldu.

Geniş ekonomik gruplar sınıflamasına göre ithalatta, mayıs ayında ara mallarının payı yüzde 67,6, sermaye mallarının payı yüzde 14,6 ve tüketim mallarının payı yüzde 17,7 oldu. İthalatta, 2025 yılının ilk beş aylık döneminde ara mallarının payı yüzde 70,0, sermaye mallarının payı yüzde 13,7 ve tüketim mallarının payı yüzde 16,0 oldu.

İthalatta Çin ihracatta Almanya ilk sırayı aldı

Mayıs ayında ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 2 milyar 96 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 1 milyar 523 milyon dolar ile Birleşik Krallık, 1 milyar 511 milyon dolar ile ABD, 1 milyar 221 milyon dolar ile İtalya, 1 milyar 119 milyon dolar ile Irak takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 30,1’ini oluşturdu.

2025 yılının ilk beş aylık döneminde ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 9 milyar 188 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 6 milyar 899 milyon dolar ile Birleşik Krallık, 6 milyar 641 milyon dolar ile ABD, 5 milyar 591 milyon dolar ile İtalya ve 4 milyar 874 milyon dolar ile Irak takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 29,9’unu oluşturdu.

İthalatta Çin ilk sırayı aldı. Mayıs ayında Çin’den yapılan ithalat 4 milyar 315 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 3 milyar 261 milyon dolar ile Rusya Federasyonu, 2 milyar 687 milyon dolar ile Almanya, 1 milyar 670 milyon dolar ile İtalya, 1 milyar 517 milyon dolar ile İsviçre izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 42,8’ini oluşturdu.

2025 yılının ilk beş aylık döneminde ithalatta ilk sırayı Çin aldı. Çin’den yapılan ithalat 20 milyar 126 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 18 milyar 391 milyon dolar ile Rusya Federasyonu, 11 milyar 944 milyon dolar ile Almanya, 6 milyar 886 milyon dolar ile İtalya, 6 milyar 792 milyon dolar ile ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 42,2’sini oluşturdu.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre; Mayıs ayında bir önceki aya göre ihracat yüzde 10,3 artarken, ithalat yüzde 5,0 azaldı. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise; Mayıs ayında bir önceki yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 5,3, ithalat yüzde 9,2 arttı.

Teknoloji yoğunluğuna göre dış ticaret verileri, ISIC Rev.4 sınıflaması içinde yer alan imalat sanayi ürünlerini kapsamaktadır. Mayıs ayında ISIC Rev.4’e göre imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 95,0’dır. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 4,0’dır. 2025 yılının ilk beş aylık döneminde ISIC Rev.4’e göre imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 94,1’dir. 2025 yılının ilk beş aylık döneminde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 3,6’dır.

Mayıs ayında imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 84,2’dir. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 10,0’dır. 2025 yılının ilk beş aylık döneminde imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 79,9’dur. 2025 yılının ilk beş aylık döneminde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 11,0’dır.

Özel ticaret sistemine göre, mayıs ayında, ihracat bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 3,0 artarak 22 milyar 658 milyon dolar, ithalat yüzde 1,3 artarak 29 milyar 320 milyon dolar olarak gerçekleşti. Mayıs ayında dış ticaret açığı yüzde 4,1 azalarak 6 milyar 947 milyon dolardan, 6 milyar 662 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2024 Mayıs ayında yüzde 76,0 iken, 2025 Mayıs ayında yüzde 77,3’e yükseldi.

Özel ticaret sistemine göre ihracat, 2025 yılının ilk beş aylık döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 4,0 artarak 100 milyar 965 milyon dolar, ithalat yüzde 5,9 artarak 142 milyar 660 milyon dolar olarak gerçekleşti.

2025 yılının ilk beş aylık döneminde dış ticaret açığı yüzde 10,9 artarak 37 milyar 608 milyon dolardan, 41 milyar 695 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı aynı döneminde yüzde 72,1 iken, bu yılın aynı döneminde yüzde 70,8’e geriledi.

Paylaşın

Türkiye Genelinde Kiralar 10 Yılda 13,5 Kat Arttı

Dar ve orta gelirli vatandaşlar için sıfırdan bir ev alabilmenin neredeyse hayal olduğu Türkiye’de kira fiyatları son 10 yılda yüzde 1.352,3 oranında (13,5 kat) arttı.

Konut ve kira fiyatlarındaki artışlar, Türkiye’yi OECD ülkeleri arasında zirveye taşıdı. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün (OECD) yayımladığı son konut fiyat endeksine göre, Türkiye 2015-2025 döneminde hem nominal hem de reel fiyat artışında tüm ülkeleri geride bıraktı. Özellikle son üç yılda ivmelenen fiyat artışları, Türkiye’yi konut piyasasında küresel ölçekte istisnai bir ülke konumuna getirdi.

Dünya Gazetesi’nin haberine göre, OECD’nin konut fiyat endeksinde, Türkiye’de 2015’te 100 birim kabul edilen konut fiyatları 2025’in ilk çeyreğinde 2.075,7 birime ulaştı. Bu, yüzde 1.975,7 oranında (yaklaşık 20 kat) bir artış anlamına geliyor. Aynı dönemde OECD ortalamasında ise artış yalnızca yüzde 90,2 ile sınırlı kaldı. Konut fiyatlarındaki bu artış oranı, Türkiye’yi yüzde 160,9 ile ikinci sırada yer alan İzlanda’nın da çok önüne taşıdı.

Örneklemek gerekirse, 2015’te 500 bin TL’ye satılan bir konutun ortalama değeri 2025 itibarıyla 10,4 milyon TL’ye, 1 milyon TL’lik konutun değeri ise 20,8 milyon TL’ye yükseldi.

OECD’nin enflasyondan arındırılmış reel fiyat analizine göre de Türkiye ilk sırada. Türkiye’de son on yılda konut fiyatlarının reel artışı yüzde 78,4 olarak gerçekleşirken, OECD ortalaması yüzde 33,4’te kaldı. Bu alanda Türkiye’yi İzlanda, Litvanya, ABD ve Yunanistan izledi.

Konut kiralarında da tablo benzer. Türkiye’nin kira endeksi 2015’te 100 iken, 2025’in ikinci çeyreğinde 1.452,3 seviyesine çıktı. Bu, yüzde 1.352,3 oranında (13,5 kat) bir artış anlamına geliyor. Aynı dönemde OECD ortalaması yalnızca yüzde 47,7 oranında artış gösterdi. Kiralarda Türkiye’yi yüzde 104,5’le Macaristan izlerken, bazı ülkelerde artış yüzde 10’un altında kaldı.

2015’te 2.500 TL olan ortalama konut kirası, 2025’te yaklaşık 36.300 TL’ye yükseldi. Aynı şekilde, 5.000 TL’lik bir konutun kirası ortalama 72.600 TL seviyesine çıktı. 2022 başından itibaren artan iç göç, inşaat maliyetleri, sığınmacı etkisi ve yüksek enflasyon beklentileriyle birlikte konut ve kira fiyatlarında adeta geometrik bir artış yaşandı. 2022-2025 arasında konut fiyatları yüzde 608, kiralar ise yüzde 705 arttı.

Kira artışlarında 2022-2024 arasında uygulanan yüzde 25’lik tavan sınırlaması, emsal ve bedel tespit davaları yoluyla aşılmaya çalışılırken, enflasyona endeksli sisteme geçilmesi sonrası kira artışları yeniden hız kazandı. TÜFE bazlı yıllık enflasyon yüzde 35,4’e gerilese de, kira artış oranları haziran itibarıyla yüzde 45,8’e ulaştı.

Türkiye, gerek nominal gerek reel bazda gerekse kira artış oranında açık ara OECD ülkeleri arasında lider konumda bulunuyor. Uzmanlar, bu durumun sadece ekonomik değil, toplumsal ve demografik etkilerinin de derinleştiğine dikkat çekiyor.

Paylaşın

Elektrik Fiyatları Son Bir Yılda Yüzde 87,7 Arttı

Türkiye’de elektrik fiyatları son bir yılda yüzde 87,7 arttı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, elektrikte faturaların yarısını, doğalgazda ise yüzde 70’ini devletin karşıladığını ifade etmişti.

Eurostat’ın Mayıs 2025 verilerine göre, Türkiye’de elektrik fiyatları son bir yılda yüzde 87,7 artarak Avrupa ülkeleri arasında açık ara ilk sırada yer aldı. Türkiye’yi yüzde 36,6 artışla Avusturya, yüzde 24,3 ile Lüksemburg izledi. Avrupa Birliği genelinde ortalama artış ise yalnızca yüzde 2,2 oldu.

Almanya, Slovenya, Danimarka, Finlandiya ve Fransa gibi birçok ülkede elektrik fiyatları yıllık bazda düşerken, Fransa’da bu oran yüzde 14’e ulaştı. Türkiye ile Avrupa ortalaması arasındaki fark dikkat çekerken, birçok ülke enerji fiyatlarındaki istikrarı sürdürebildi.

Verileri paylaşan Ekonomist İnan Mutlu, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Sübvanse ettiklerini söyledikleri elektrik fiyatları son bir yılda yüzde 87,7 arttı.”

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, geçtiğimiz ay yaptığı açıklamada, “1,2 milyon haneyi destek dışı bıraktık, bu toplam abonelerin yüzde 3’ü. Geriye kalan yüzde 97’lik kesimi desteklemeye devam ediyoruz” demişti. Bayraktar, elektrikte faturaların yarısını, doğalgazda ise yüzde 70’ini devletin karşıladığını ifade etmişti.

Paylaşın

Türkiye’de İflaslar Yüzde 23 Arttı

Türkiye’de şirket iflasları, 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 23 oranında yükseldi. Uzmanlar, şirket iflaslarında artış eğiliminin önümüzdeki dönemde de sürebileceği uyarısında bulunuyor.

Türkiye’de CRIF Grubu bünyesinde faaliyet gösteren Dun & Bradstreet,  “2024 Küresel İflas Raporu”nu yayınladı. Karar’ın aktardığına göre; Rapor, pandemi sonrası dönemde sona eren devlet destekleri, yüksek faiz oranları ve küresel ekonomik yavaşlamanın şirketler üzerinde baskı yarattığını gösterdi. 2024 yılı boyunca tedarik zincirindeki aksaklıklar, jeopolitik belirsizlikler ve borçlanma maliyetlerinin artması da küresel ölçekte iflasların tırmanmasında etkili oldu.

Rapora göre, savaşın gölgesindeki Ukrayna, şirket iflaslarında yüzde 126’lık oranla başı çekerken, Singapur yüzde 40, Belarus ise yüzde 39 ile takip etti. Avrupa’nın önde gelen ekonomilerinde de ciddi artışlar kaydedildi; Almanya’da yüzde 22, İtalya’da yüzde 20, İspanya’da yüzde 26 oranında artış yaşandı. ABD’de 2023’te yüzde 79 olan iflas artışı, 2024’te yüzde 6’ya gerilese de ivmenin sürdüğü görüldü.

Türkiye’de ise Ticaret Sicil Gazetesi ve resmi sicil verileri üzerinden CRIF İzleme Servisi tarafından yapılan analizde, 2024 yılı boyunca iflas eden şirket sayısının 465 olduğu belirtildi. Bu rakam, bir önceki yıla göre yüzde 23’lük bir artışa işaret ediyor.

Dun & Bradstreet’in değerlendirmesine göre, incelenen 47 ülkeden sadece 12’sinde şirket iflaslarında azalma yaşandı. Küresel çapta ticari faaliyetin baskılandığı, finansmana erişimin zorlaştığı bir dönemde bu ülkelerin çoğunda da düşüş oranları oldukça sınırlı kaldı.

Uzmanlar, küresel ölçekte sıkı para politikalarının devam etmesi ve makroekonomik kırılganlıkların sürmesi halinde, şirket iflaslarında artış eğiliminin önümüzdeki dönemde de sürebileceği uyarısında bulunuyor. Raporda, özellikle KOBİ’lerin ekonomik dalgalanmalara karşı daha kırılgan olduğuna dikkat çekildi.

Paylaşın