Uluslararası Enerji Dairesi’nden Petrol Fiyatları Artabilir Uyarısı

Uluslararası Enerji Dairesi (IEA), küresel petrol talebinin haziran ayında rekor seviyelere ulaştığını, ağustos ayında ise küresel petrol talebinde yeni bir zirvenin görülebileceğini açıkladı.

IEA, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü ve müttefiklerinden oluşan OPEC+ ülkelerinin petrol arzındaki keskin düşüşün “fiyatları daha da yükseltme” riski taşıdığını vurguladı.

OPEC+ ülkelerinin petrol üretim kesintileri ve artan küresel talebin yönlendirdiği daha sıkı arz, petrol fiyatlarındaki yükselişi destekledi ve Brent ham petrol Ocak ayından bu yana en yüksek seviyesine çıkarak 88 doları aştı.

IEA, OPEC+ ülkelerinin hedeflerini koruması durumunda petrol stoklarında üçüncü çeyrekte günde 2,2 milyon varil, dördüncü çeyrekte ise günde 1,2 milyon varil azalma olabileceğini belirtti. Bunun da fiyatları daha da arttırma riskini beraberinde getirdiğini söyledi.

Merkezi Paris’te bulunan IEA, aylık petrol piyasası raporunda, “OPEC+ arz kesintilerinin artması iyiye giden makroekonomik hissiyat ve tüm zamanların en yüksek dünya petrol talebiyle çatıştı” açıklamasını yaptı.

OPEC+ ülkeleri piyasayı desteklemek için 2022’nin sonlarında arzlara sınır getirmeye başlamış, Haziran ayında bu arz kısıntılarını 2024’e kadar uzatacağını açıklamıştı.

IEA, Temmuz ayında küresel petrol arzının, Suudi Arabistan petrol üretimindeki keskin düşüşten de etkilenerek günde 910 bin varil azaldığını belirtti. Ancak Rus petrol ihracatının Temmuz ayında yaklaşık 7,3 milyon varilde sabit kaldığını söyledi.

IEA, makroekonomik koşullardaki durgunluk,etkisini kaybeden salgın sonrası toparlanma ve elektrikli araç kullanımındaki artış nedeniyle, gelecek yıl talep artışının keskin bir şekilde günde 1 milyon varile düşeceği tahmininde bulunuyor.

IEA, pandemi sonrası toparlanmanın büyük ölçüde tamamlandığına ve ters rüzgarların Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’nın (OECD) ekonomik görünümünü zorladığına dikkat çekti.

Geçen aya göre günde 150 bin varil azalan IEA’nın talep büyüme tahmini, petrol talebinin 2024’te günde 2,25 milyon varil artacağı tahminini yapan OPEC’inkiyle çelişiyor.

Artan faiz oranları ve daha sıkı banka kredilerinin küresel ekonomik görünümü zorladığını belirten IEA, bu durumun üretim ve ticaretteki durgunlukla mücadele eden işletmeleri zorladığını kaydetti.

2023 yılı için ise IEA ve OPEC birbirine daha yakın tahminlerde bulundu.

IEA, yazın hava yolculuğunun, enerji üretiminde petrol kullanımının ve Çin petrokimya faaliyetlerinin artmasıyla desteklenen talebin 2023’te günde 2,2 milyon varil artmasını bekliyor. OPEC de günde 2,44 milyon varil artış öngörüyor.

IEA bu yıl talebin ortalama 102,2 milyon varil olmasını beklediğini belirtti. Dünyanın en büyük petrol ithalatçısı Çin, ekonomik kaygılara rağmen talepteki artışın yüzde 70’inden fazlasını oluşturuyor.

(Kaynak: Reuters)

Paylaşın

İkinci El Otomobil Satışları Yüzde 18 Azaldı; Fiyatlar 2 Yıl Sonra Düşüşe Geçti

İkinci otomotiv sektörü temsilcilerinden Otomerkezi CEO’su Muhammed Karakaş, Eylül 2021’den bu yana ikinci el otomobil fi yatlarında ilk kez düşüş olduğunu belirterek, “İkinci el otomobil fiyatlarında ağustosta başlayan düşüşün 15 Eylül’e kadar süreceğini öngörüyoruz. Bu tarihten sonra ise yaz bitiyor, kur da duracak gibi değil. Kur 1-2 lira yukarı kıpırdar. Öyle olunca düşüş durağanlaşır” dedi.

Döviz ile ikinci el fiyatlarını kıyasladıkları endeksin, yılın ilk yarısına göre yüzde 140’lara kadar yükseldiğini belirten Carvak CEO’su Mehmet Çelikol, “Öngörümüz bunun yıl sonunda yüzde 120’lere düşmesi yönündeydi. Fiyatların döviz bazlı düşüşü bu beklentimizle paralel gerçekleşti. TL bazında önemli fiyat düşüşü görmüyoruz. Ancak sıfır araç arzının artması, ikinci el fi yatının sıfır araç fiyatını geçememesi yönündeki yasal düzenleme ve sezonsallık etkisi ile yaşanan talep düşüşü sebepli Ağustos ayında bazı segmentlerde küçük düşüş görüyoruz” ifadelerini kullandı.

Hızlı yükselen fiyatlar ve krediye erişimde yaşanan zorlukların yanı sıra tedarik sorununun azalmasıyla otomotiv piyasasında gözlenen yavaşlama, rakamlara da yansıdı. Ağustos ayı başından bu yana ikinci el otomobil fiyatları ortalama yüzde 3 düştü.

Ekonomi gazetesinden Aysel Yücel’in haberine göre; böylece, pandemi koşullarının etkili olduğu Eylül 2021’den bu yana ikinci elde fiyatlar ilk kez düşüş kaydetti. Fiyatlardaki geri çekilmede, sıfır kilometre araçların ikinci elde spekülatif fiyatlarla satışına yönelik caydırıcı önlemlerin de etkili olduğu belirtiliyor.

Otomotiv veri ve analiz şirketi Cardata’nın verilerine göre, ikinci el otomobil fiyatları ağustos ayı itibarıyla düşüşe geçti. Cardata CEO’su Hüsamettin Yalçın, fiyatlardaki düşüşün nedenlerini şöyle özetledi: “Seçimden bu yana ikinci el satışlarında bir düşüş vardı. Düşüş devam ediyor. Satışlardaki daralma temmuz sonu itibarıyla fiyatlara yansımaya başladı. Bunda birkaç majör neden var. Birincisi; sıfır kilometre araçlarda pandemiden bu yana önemli bir sıkıntı olan bulunurluk sorunu önemli ölçüde azaldı. Sıfır kilometre araç bulamayan ikinci el araca yöneliyor bu da fiyatları artırıyordu. Şimdi insanlar sıfır km araç bulabildikleri için ikinci ele talep biraz düşüyor. Alım gücünün düşmesi de fiyatları aşağı çekiyor.”

EBS Danışmanlık’ın verilerine göre, ikinci otomobil satışları bu yıl ilk kez haziran ayında düştü. Haziran ayında satışlar geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 18 düşerek, 710 bin adette kaldı. EBS Danışmanlık Genel Müdürü Erol Şahin, ikinci el araç satışlarındaki düşüşe yönelik şu açıklamayı yaptı: “Piyasa sıkıştı. Sıkışıklık halen devam ediyor. Baz etkisiyle temmuz ayı satışlarında artış olsa da rakamlar haziran ayı altında olacak. artan fiyatlar vatandaşın alım gücünü aşıyor” şeklinde konuştu.

Ekonominin nabzının ikinci elde olduğunu vurgulayan Şahin, “Sıfırı alan yüzde 10’luk belli bir kitle. Alışların yüzde 60’ını 10 yaş üzeri otomobiller oluşturuyor. Türkiye’de ilk 6 ayda satılan sıfır otomobil sayısı 430 bin 372 iken satılan 30 yaş ve üstü otomobil sayısı yaklaşık 448 bin. Türkiye gerçeği bu” diye konuştu.

İkinci otomotiv sektörü temsilcilerinden Otomerkezi CEO’su Muhammed Karakaş, Eylül 2021’den bu yana ikinci el otomobil fiyatlarında ilk kez düşüş olduğunu belirterek, “İkinci el otomobil fiyatlarında ağustosta başlayan düşüşün 15 Eylül’e kadar süreceğini öngörüyoruz. Bu tarihten sonra ise yaz bitiyor, kur da duracak gibi değil. Kur 1-2 lira yukarı kıpırdar. Öyle olunca düşüş durağanlaşır” açıklamasını yaptı.

Döviz ile ikinci el fiyatlarını kıyasladıkları endeksin, yılın ilk yarısına göre yüzde 140’lara kadar yükseldiğini belirten Carvak CEO’su Mehmet Çelikol, “Öngörümüz bunun yıl sonunda yüzde 120’lere düşmesi yönündeydi. Fiyatların döviz bazlı düşüşü bu beklentimizle paralel gerçekleşti. TL bazında önemli fiyat düşüşü görmüyoruz. Ancak sıfır araç arzının artması, ikinci el fi yatının sıfır araç fiyatını geçememesi yönündeki yasal düzenleme ve sezonsallık etkisi ile yaşanan talep düşüşü sebepli Ağustos ayında bazı segmentlerde küçük düşüş görüyoruz” diye konuştu.

Haziran ayında hem bayram öncesi olması hem de fi yat artışı beklentisi sebebiyle ciddi talep artışı gözlendiğini hatırlatan Çelikol, şöyle devam etti: “Temmuz ile birlikte talep düşüşü görmeye başladık ve bu trend Ağustos’ta da devam ediyor. Ancak bu beklediğimiz bir düşüştü, bunu hem yaz ayları hem de bayram sonrasının sezonsallık etkisi olarak değerlendirmek lazım. Eylül ile birlikte geçen yıllarda gördüğümüz gibi tekrar talep artışı gözlemeyi bekliyoruz.”

İkinci el araç piyasasındaki daralmaya karşın, sıfır kilometre araçlarda henüz satışlarda düşüş söz konusu değil. Ancak talepte yavaşlama var. Yüksek enflasyon ve krediye erişimdeki zorluklar nedeniyle sıfır araç pazarında iptaller başlamıştı. Tedarik sorunu nedeniyle pandemiden bu yana birikmiş talep olduğu için sipariş iptalleri henüz satış rakamlarına yansımıyor.

Temmuz ayında yıllık bazda yüzde 115,4’lük rekor artışla 112 bin adeti aşmıştı. Ağustos ayında da biriken talep nedeniyle satışlarda daralma beklenmese de temmuz ayına göre ivmenin hız kesmesi bekleniyor. Talepteki yavaşlamanın satışlara etkisinin son çeyrekte ise daha net görüleceği öngörülüyor.

Paylaşın

Bitcoin 29 Bin 400 Doların Altında; Shiba Inu Ve Solana Sert Yükseldi

ABD enflasyon verileri sonrası Bitcoin (BTC) 29 bin 400 doların altına gerilerken, Ethereum (ETH) ise bin 850 dolar seviyesinin hemen altında işlem görüyor. Solana ve Shiba Inu ise yatırımcısına yüksek oranda kazandıran kripto para birimleri arasında yer aldı.

Haber Merkezi / Kripto para birimleri, ABD enflasyon verileri sonrası yatay bir seyir izliyor…

Dünyanın en büyük kripto para birimi Bitcoin (BTC) yüzde 0,50 düşüşle 29 bin 392 dolara gerilerken, dünyanın en büyük ikinci kripto para birimi Ethereum (ETH) ise yüzde 0.26 düşüşle bin 847 dolardan işlem görüyor.

Bitcoin’in (BTC) hacmi, son 24 saatte yüzde 27,1 düşerek yaklaşık 11,57 milyar dolar olurken, piyasa değeri ise 571 milyar dolar civarında. Diğer önde gelen kripto paralardan, Solana ve Shiba Inu ise yatırımcısına yüksek oranda kazandıran kripto para birimleri arasında yer aldı.

Küresel kripto para birimi piyasalarının değeri, son 24 saatte yüzde 0,25 düşerek 1,17 trilyon dolar civarında işlem görüyor.

Bazı kripto para birimlerinde son durum ise şöyle:

Bitcoin 29,392 dolar, değer kaybı yüzde 0.50
Ethereum 1,847 dolar, değer kaybı yüzde 0.26
Tether 0.9985 dolar, değer kaybı yüzde 0.06
BNB 240 dolar, değer kaybı yüzde 0.69
XRP 0.6329 dolar, değer kazancı yüzde 0.65

Cardano 0.2964 dolar, değer kaybı yüzde 0.47
Dogecoin 0.07563 dolar, değer kaybı yüzde 0.08
Solana 24.52 dolar, değer kazancı yüzde 0.80
Polygon 0.6857 dolar, değer kaybı yüzde 0.04

Litecoin 83.07 dolar, değer kaybı yüzde 1.01
Polkadot 5 dolar, değer kaybı yüzde 0.45
Tron 0.07715 dolar, değer kazancı yüzde 0.47
Shiba Inu 0.00001008 dolar, değer kazancı yüzde 2.94

Paylaşın

Merkez Bankası Açıkladı: Cari Denge 20 Ay Sonra Fazla Verdi

Haziran ayında cari işlemler 674 milyon dolar, çekirdek denge olarak bilinen altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı ise 5,6 milyar dolar fazla verdi. Cari denge en son 2021 Ekim ayında 4,1 milyar dolar olarak fazla vermişti.

Haber Merkezi / Haziran ayında ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 3.697 milyon dolar olarak gerçekleşti. Hizmetler dengesi kaynaklı girişler 5,19 milyar dolar, bu kalem altında seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler 4,2 milyar dolar oldu.

Birincil gelir dengesi kalemi 799 milyon dolar net çıkış, ikincil gelir dengesi kalemi de 151 milyon dolar net giriş kaydetti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) haziran ayına ilişkin ödemeler dengesi istatistiklerini yayımladı. Buna göre; Haziran ayında cari işlemler hesabı 674 milyon dolar fazla kaydetti. Altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı ise 5.584 milyon dolar fazla verdi. Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 3.697 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Hizmetler dengesi kaynaklı girişler 5.019 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu kalem altında seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler 4.203 milyon dolar oldu. Birincil gelir dengesi kalemi 799 milyon dolar net çıkış, ikincil gelir dengesi kalemi de 151 milyon dolar net giriş kaydetti.

Doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net girişler 135 milyon dolar olarak kaydedildi. Portföy yatırımları 1.797 milyon dolar tutarında net giriş kaydetti. Alt kalemler itibarıyla incelendiğinde, yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi ve devlet iç borçlanma senetleri piyasalarında sırasıyla 1.089 milyon dolar ve 46 milyon dolar net alış yaptığı görüldü.

Yurt dışındaki tahvil ihraçlarıyla ilgili olarak, bankalar ve diğer sektörler sırasıyla 72 milyon dolar ve 3 milyon dolar net borçlanma gerçekleşti. Diğer yatırımlar altında, yurt içi bankaların yurt dışı muhabirlerindeki efektif ve mevduat varlıkları 686 milyon dolar net artış kaydetti.

Yurt dışı bankaların yurt içindeki mevduatları, yabancı para cinsinden 1.653 milyon dolar net artış, Türk lirası cinsinden 757 milyon dolar net artış olmak üzere toplam 2.410 milyon dolar net artış kaydetti.

Yurt dışından sağlanan kredilerle ilgili olarak diğer sektörler 17 milyon dolar net kullanım gerçekleştirirken, Genel Hükümet ve bankalar sırasıyla 97 milyon dolar ve 458 milyon dolar net geri ödeme gerçekleştirdi. Resmi rezervlerde bu ay 11.200 milyon dolar net artış oldu.

Paylaşın

Kur Artışı Ve Enflasyon Kartlı Harcamalarda Yeni Rekor Getirdi

Yüksek enflasyon ve döviz kurlarında yaşanan artış kartı harcamalarda yeni rekor getirdi. Merkez Bankası verilerine göre, 4 Ağustos haftasında banka kartı ve kredi kartı işlemler tutarı yüzde 2,1 artışla 181,6 milyar TL seviyesine yükseldi.

Kartlı harcamalarda tüketim kategorileri incelendiğinde artışlar genele yayıldığı, bunun yanında en belirgin haftalık artışların hizmet sektörleri, çeşitli gıda ve eğitim-kırtasiye harcamalarında yaşandığı görüldü. Harcamaları azalan az sayıda alt gruplar arasında ise elektrik-elektronik ve mobilya öne çıktı.

Sanayi üretiminde ikinci çeyrekte yıllık bazda gerileme dikkat çekerken, iç tüketime ilişkin göstergelerde yukarı yönlü ivmenin devam ettiği izleniyor.

Bloomberg HT’de yer alan habere göre Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, 4 Ağustos haftasında banka kartı ve kredi kartı işlemler tutarı yüzde 2,1 artışla 181,6 milyar TL seviyesine yükseldi. Böylelikle kartlı harcamalarda yeni rekor görüldü.

Ekonomist Bürümcekçi’nin değerlendirmesine göre bu artışa vergi ve BES ödemelerinin 0,7 milyar TL artış ile sınırlı yukarı yönlü etkide bulunduğu izlendi.

Kartlı harcamalarda tüketim kategorileri incelendiğinde artışlar genele yayıldığı, bunun yanında en belirgin haftalık artışların hizmet sektörleri, çeşitli gıda ve eğitim-kırtasiye harcamalarında yaşandığı görüldü. Harcamaları azalan az sayıda alt gruplar arasında ise elektrik-elektronik ve mobilya öne çıktı.

Bu işlemlerden ayrı olarak açıklanan internet üzerinden yapılan alışverişlerde ise haftalık 2,1 milyar TL azalış ile 57,3 milyar TL’ye düşüş kaydedildi.

Kartlı harcamalarda internet dahil, vergi ve BES ödemeleri hariç toplam alışverişin son 4 haftalık ortalamasının yıllık değişimi de yüzde 152 artış ile hızlanma kaydetti.

Paylaşın

Türkiye’nin Dünya Ticaretindeki Payı Yüzde 1,04

Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) verilerine göre, Türkiye 2023 yılının ilk çeyreği itibariyle dünya ticaretinden yüzde 1,04 pay alıyor. AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılından 2022 yılı sonuna kadar, dünya ticareti yüzde 276,5 büyüme göstererek 24 trilyon doları aştı.

Bu 20 yıl içerisinde Türkiye’nin ihracatı 6,5 milyar dolardan 255 milyar dolara çıkmış olsa da, küresel ticaretten aldığı pay ise sadece 1 kat arttı ve yüzde 0,55’ten yüzde 1,04’e yükseldi.

Dış borcunun milli gelire oranı yüzde 50’ye ulaşan Türkiye için ihracat, döviz ihtiyacının karşılanması için hayati önem taşıyor. Ancak pandemi sonrasında yükselişe geçen enflasyon ve başta en büyük pazar olan Almanya olmak üzere Avrupa Birliği (AB) ekonomilerindeki durgunluk, Türkiye’nin ihracat gelirlerini giderek daha fazla olumsuz etkiliyor.

DW Türkçe’den Aram Ekin Duran‘a konuşan iş dünyası temsilcileri, Türkiye’nin dünya pazarlarında pay kaybetmeye başladığına işaret ediyorlar. Uzmanlara göre, hükümetin vaat ettiği destek paketlerine rağmen ihracatta kan kaybının sürme olasılığı yüksek.

Türkiye’nin ihracatı, pandemi sonrasında açılan küresel ticaret ağlarının canlanması ile birlikte, 2022 yılında bir önceki yıla göre yüzde 13 artışla 254 milyar dolar olmuştu. 2023 yılının ilk 7 ayında ise, önceki yılın aynı dönemine göre ihracat yüzde 0,6 düşüş kaydetmiş durumda. Yılsonu için konulan ihracat hedefi ise 265 milyar dolar. Yani 2022’ye göre hükümetin ihracat hedefinde yalnızca yüzde 4,3’lük artış öngörülüyor. Son 7 ayda dış ticaret açığı ise 73,6 milyar dolara ulaştı.

Son 1 yılda dolar kurunda yüzde 52 artış yaşanırken, üretim ve ihracat maliyetlerindeki artış ise yüzde 100’ü aştı. Bununla birlikte pandemi döneminde başta Çin olmak üzere Uzak Asya ülkelerinin AB’ye ihracatı kesintiye uğrayınca öne çıkan Türkiye, bu avantajını da giderek kaybediyor. Türkiye’de işçilik ve hammadde maliyetlerinin artması ile Asya ülkeleri yeniden fiyat avantajı yakalayarak pazar paylarını geri almaya başladı.

12 ihracatçı birliğinden oluşan ve Türkiye’nin toplam ihracatının yaklaşık yüzde 15’ini gerçekleştiren Ege İhracatçı Birlikleri’nin Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, yaptığı açıklamada, Türkiye’de yaşanan kur artışının enflasyonun çok gerisinde kalması nedeniyle ihracata olumlu bir katkısı olmuyor.

İhracatı artırmak için asıl önemli olanın ekonomideki istikrar olduğunu vurgulayan Eskinazi, “Eğer kurlar enflasyonun altında artıyorsa, orada istikrar yoktur. Şu anda hala böyle bir istikrar tesis edilemediği için bu kur artışlarının bize bir faydası yok” diyor.

Yüksek enflasyon nedeniyle ihracat gelirlerinin düştüğünü ifade eden Jak Eskinazi, “Şu anda ihracatçılar olarak yurtdışındaki müşterilerimize fiyat veremiyoruz. Fiyat veremediğimiz için de pazar kaybı yaşıyoruz. Mesela şu an tekstil sektöründe, rekabet ettiğimiz ülkelerden yüzde 30-40 daha pahalı durumdayız” diye konuşuyor.

Bununla birlikte demir-çelik ihracatçılarının da yüksek enerji maliyetleri nedeniyle yeni sipariş almakta zorlandığını kaydeden Eskinazi, şu değerlendirmelerde bulunuyor:

“Eskiden demir-çelik sektöründe enerji maliyetleri yüzde 7-10 düzeyindeyken, şimdi bu oran yüzde 25’lere geldi. Dünyada enerji fiyatları eskiye döndü ama bizde bir türlü dönemedi. Maalesef şu anda ihracat yapan firmaların para kazanıp, yeni yatırıp yapmaya yönelme şansı yok.”

İstanbul Sanayi Odası (İSO) verilerine göre, Türkiye’de ihracat yapma koşulları son 3 aydır sürekli bozuluyor.

Türkiye imalat sektörünün ana ihracat pazarlarındaki faaliyet koşullarını ölçen İSO Türkiye İmalat Sektörü İhracat İklimi Endeksi, temmuzda 50,3 olarak gerçekleşti. Endekste eşik değer olan 50,0’nin üzerinde ölçülen tüm rakamlar ihracat ikliminde iyileşmeye, 50’nin altındaki değerler ise bozulmaya işaret ediyor.

Hükümetten destek adımları

Son dönemde ihracattaki yavaşlamaya karşı, hükümet önlem almaya çalışıyor. Ekonomi yönetimi geçtiğimiz haftalarda, ihracat kredilerinin sınırlandırıcı tedbirlerin dışında tutulması, reeskont kredilerinde günlük limitin 1,5 milyar TL’ye yükseltilerek KOBİ payının artırılması gibi yenilikler getirdi.

Temmuz ayının son günlerinde ise Ticaret Bakanlığı’ndan ihracatçılara yeni bir destek paketi açıklaması geldi.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat tarafından yapılan açıklamada, e-ihracatın genel ihracat içindeki payının yüzde 10’a çıkarılması hedefi ile hazırlanan e-ihracat destek paketinin tüm e-ihracat ekosistemini kapsayacak şekilde Türk ürünlerinin ve markalarının dünyaya tanıtılmasında gerekli destekleri sağlayacağı belirtildi.

Bakan Bolat, 8 Ağustos’ta İstanbul’da katıldığı bir fuar açılışında ise 2024 bütçesinde ihracat desteklerinin artırılması için çalışma başlattıklarını açıkladı.

Bünyesindeki 60 bini aşkın şirketle Türkiye dış ticaretinin yüzde 83’ünü gerçekleştiren Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Başkanı Süleyman Sönmez, yaptığı açıklamada, Türkiye’nin döviz ihtiyacını karşılayabilmek için ihracatta yüksek katma değerli ürünlerin payının artırılması gerektiğini söylüyor.

“İhracatımızda düşük teknolojili tüketim malları ve ham madde mallarının yoğunluğu dikkatlerden kaçmıyor” diyen Süleyman Sönmez, “Yüksek teknoloji ihracatımız yüzde 3 seviyesinde ve bu oranın OECD ülkeleri ortalamasının yüzde 17-18 bandında seyrettiğini biliyoruz. Türkiye yüksek teknoloji endüstrilerine ve yeşil dönüşüme dolayısıyla yeşil sanayileşmeye öncelik veren stratejik bir sanayi politikasına ihtiyaç duyuyor” diye konuşuyor.

Sönmez’e göre ihracatçılara yönelik özel teşvik ve destekler ile birlikte uzun vadede Türkiye için yeni bir üretim modeli gerekiyor. Sönmez, “Verimlilik temelli bir üretim ekonomisini, yüksek katma değer yaratacak, yüksek teknoloji kullanan ve yüksek katma değerli ihracata yönlendirecek bir rotanın belirlenmesi gerekli” diyor.

Türkiye ihracatının yarıdan fazlasının gerçekleştirildiği Euro Bölgesi’nde ekonomik performansta yaşanan durgunluk da Türkiye’nin ihracatı konusunda endişeleri artırıyor.

Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat), Avrupa Birliği (AB) ve Euro Bölgesi’nin 2023 yılı ikinci çeyrek büyüme oranlarına ilişkin öncü verilerine göre, 20 üyeli Euro Bölgesi’nde mevsimsellikten arındırılmış Gayrisafi Yurt içi Hasıla (GSYH), 2023’ün ikinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 0,3 artarken, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 0,6 yükseldi. Euro Bölgesi’nin ilk çeyrek büyüme öncü verilerinde yüzde 0,1 küçüldüğü bildirilmişti.

Geçen yılın son çeyreğinde de yüzde 0,1 daralan Euro Bölgesi ekonomisi teknik resesyona girmişti. Daha sonra Eurostat, Euro Bölgesi’nin ilk çeyrek büyüme oranını yukarı yönlü revize etmiş, öncü verilerdeki yüzde 0,1 küçülmeyi 0 (sıfır) olarak güncellemişti.

“Almanya’da küçülme tehlikesi var”

Altınbaş Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, özellikle Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı Alman ekonomisine ilişkin yüzde 0,9’luk küçülme beklentisinin yakın gelecekte ihracat için olumsuz bir gelişme olduğunu söylüyor. Türkiye, Almanya geçen yıl 21,1 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirmişti.

Döviz kurunun seçim öncesi baskı altında tutulmasının ihracatın cazibesini azalttığına da işaret eden Prof. Kozanoğlu, son günlerde dolar kurunun 27 TL’yi geçmesinin ihracatı bir miktar canlandırabileceğini söylüyor. Kozanoğlu, “Yeni fiyatlara göre siparişlerin alınması ve üretimin yapılması ise biraz zaman alacaktır” diyor.

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: Perakende Satışlar Fren Yaptı

Perakende satışlar haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 0,1 azaldı. Aynı ayda gıda, içecek ve tütün satışları yüzde 2,3 arttı, gıda dışı satışlar (otomotiv yakıtı hariç) yüzde 1,3, otomotiv yakıtı satışları ise yüzde 0,1 azaldı.

Haber Merkezi / Öte yandan perakende satışlar haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 28,5 arttı. Aynı ayda gıda, içecek ve tütün satışları yüzde 26,6, gıda dışı satışlar (otomotiv yakıtı hariç) yüzde 32,0, otomotiv yakıtı satışları ise yüzde 19,4 arttı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)  Perakende Satış Endeksleri Haziran 2023 verilerini açıkladı.

Açıklanan verilere göre, sabit fiyatlarla perakende satış hacmi 2023 yılı Haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 28,5 arttı. Aynı ayda gıda, içecek ve tütün satışları yüzde 26,6, gıda dışı satışlar (otomotiv yakıtı hariç) yüzde 32, otomotiv yakıtı satışları ise yüzde 19,4 arttı.

Sabit fiyatlarla perakende satış hacmi haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 0,1 azaldı. Aynı ayda gıda, içecek ve tütün satışları yüzde 2,3 arttı, gıda dışı satışlar (otomotiv yakıtı hariç) yüzde 1,3, otomotiv yakıtı satışları ise yüzde 0,1 azaldı.

Cari fiyatlarla perakende ciro haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 73 arttı. Aynı ayda gıda, içecek ve tütün satışları yüzde 89,3, gıda dışı satışlar (otomotiv yakıtı hariç) yüzde 96,2, otomotiv yakıtı satışları ise yüzde 3,2 arttı.

Paylaşın

Yurt İçi Döviz Mevduatı 1.1 Milyar Dolar Azaldı

Bir önceki hafta 171 milyar 543,4 milyon dolar olan yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatı 4 Ağustos ile sona eren haftada 170 milyar 408,3 milyon dolara geriledi. Yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatı bir haftada 1 milyar 63,1 milyon dolar düşüş gösterdi.

Öte yandan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, son iki ayda rezervlerde 17,1 milyar dolara varan artışlar yaşandığını belirterek, “Rezerv artışlarının, kur korumalı mevduat dönüşlerinin rekor seviyede olduğu ağustos ayında devam etmesi oldukça anlamlı. Piyasa koşulları elverdiği ölçüde rezerv biriktirmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası(TCMB) tarafından açıklanan verilere göre, bir önceki hafta 171 milyar 543,4 milyon dolar olan yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatı 4 Ağustos ile sona eren haftada 170 milyar 408,3 milyon dolara geldi.

Ekonomim.com‘un aktardığına göre gerçek kişilerin döviz mevduatları bir önceki haftaya göre 2 milyar 422,8 milyon dolar azalarak 102 milyar 121,0 milyon dolar olurken, tüzel kişilerin döviz mevduatı 1 milyar 287,8milyon dolar artarak 68 milyar 287,3 milyon dolara ulaştı.

Yurt içi yerleşiklerin parite etkisinden arındırılmış toplam yabancı para mevduatı 804 milyon dolar azaldı. Parite etkisinden arındırıldığında gerçek kişilerin döviz mevduatları 2 milyar 157 milyon dolar azalırken, tüzel kişilerin döviz mevduatları 1 milyar 352 milyon dolar artış gösterdi.

Şimşek: Rezervler 17,1 milyar dolar arttı

Öte yandan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, son iki ayda rezervlerde 17,1 milyar dolara varan artışlar yaşandığını belirterek, “Rezerv artışlarının, kur korumalı mevduat dönüşlerinin rekor seviyede olduğu ağustos ayında devam etmesi oldukça anlamlı. Piyasa koşulları elverdiği ölçüde rezerv biriktirmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Şimşek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile Merkez Bankası’nın rezerv artışını değerlendirdi. Merkez Bankası verilerine göre, 2023 mayıs sonu itibarıyla 98,5 milyar dolar seviyesinde olan brüt rezervlerin 4 Ağustos haftası itibarıyla 115,6 milyar dolar seviyesine yükseldiğini ifade eden Şimşek, şunları kaydetti:

“Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre, 2023 Mayıs sonu itibarıyla 98.5 milyar ABD Doları seviyesinde olan brüt rezervler 4 Ağustos haftası itibarıyla 115.6 milyar ABD Doları seviyesine yükseldi. Böylece son iki ayda rezervlerde 17.1 milyar ABD Dolarına varan artış kaydedildi.

Bu dönemde net rezervler ise 20.1 milyar ABD doları yükselişle 15.7 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşti. Rezerv artışlarının, kur korumalı mevduat dönüşlerinin rekor seviyede olduğu ağustos ayında devam etmesi oldukça anlamlı. Piyasa koşulları elverdiği ölçüde rezerv biriktirmeye devam edeceğiz.”

Paylaşın

Ekonomistlerden “Enflasyon” Tahmini: Ağustosta Sert Yükselecek

Enflasyon temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 9,49, bir önceki yılın ayına göre yüzde 47,83 artarken, Reuters’ın görüşlerine başvurduğu toplam beş ekonomist enflasyonun ağustosta ayında yüzde 5.5 ila yüzde 8.5 arasında artacağını öngördü.

Geçen ay açıklanan enflasyon raporu toplantısında Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan, enflasyon tahminini yıl sonu için yüzde 22.3’ten yüzde 58’e yükseltirken öngörülen patikaya göre 2024 yılında enflasyonun yüzde 33 seviyesine gerileyeceğini açıklamıştı.

Temmuz ayındaki vergi ve fiyat artışlarının ay ortasında gerçekleşmesi nedeniyle ağustosa sarkan etki TÜFE’deki yüksek seyir beklentisinde öne çıkan en önemli unsur.

TL’deki değer kaybının birikimli etkileri ve akaryakıt zamlarının doğrudan ve dolaylı etkileri ile asgari ücret artışı da öne çıkan diğer unsurlar. Ekonomistler gıda fiyatlarında akaryakıtın da etkisiyle bu ay belirgin artış öngörüyor. Gıda geçmiş yıllara bakıldığında yaz aylarında fiyat artışlarının en az olduğu kalemlerden.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bugün gazetede yer alan açıklamalarında amaçlarının geçiş dönemi sonrası enflasyonu kalıcı olarak aşağı çekmek olduğunu belirterek, yapılan vergi düzenlemelerinin enflasyonist olduğunu ancak bunun tekrarlanmayacağını söyledi.

Ekonomistler ayın ilk günlerinde, içinde bulundukları aya ilişkin enflasyon tahmini yapabiliyor. Ancak ay içindeki gelişmeler bu tahminleri her iki yönde değiştirebiliyor. Bu ay yaşanan etkinin büyük bölümünün geçen aydan sarkan etki olması nedeniyle tahminler ayın ilk günlerinden itibaren daha gerçekçi.

Örnek olarak TÜİK akaryakıt fiyatlarını ay içinde birden fazla kez topluyor. Fiyat artışının ay ortasında gerçekleştiği durumda etkinin bir kısmı değişimin olduğu aya kalan kısmı ise takip eden ilk aya yansıyor.

Akaryakıttan alınan özel tüketim vergisinin (ÖTV) Temmuz ortasında keskin şekilde artırılmasıdan bugüne benzinin litre fiyatı 25 TL’den 36 TL’ye yükseldi. Bu akaryakıt fiyatlarının bir aya yakın sürede yüzde 45 artığı anlamına geliyor.

Öte yandan ekonomistler kısmen haziran ve daha belirgin şekilde Temmuz ayında TÜİK’in vergi artışlarının TÜFE’ye yansımasına ilişikin “ölçümde belirgin bir kalite artışı” gördüklerine de dikkat çekiyorlar.

Konunun hassasiyeti nedeniyle ismini vermek istemeyen bir ekonomist, “Temmuz için TÜFE’de yüzde 9.5 ölçümü bence vergi ve akaryakıt kaynaklı değişimin tamamını ölçmeyi başarmış. Yılbaşı ile Haziran ve Temmuz ölçüm kalitesi arasında belirgin bir fark var. Hala giyim gibi kalemlerdeki ölçümler iyi değil ancak kalite artışının devamı gelirse bu pozitif olur. Doğru veri doğru politikalar için çok gerekli” dedi.

TÜİK, enflasyon başta olmak üzere açıkladığı verilerin sokaktaki gerçekleşmeleri tam yansıtamadığı gerekçesiyle 2018 yılından beri eleştiriliyor. Bu eleştirilerin ardından işsizlik verilerinde yapılan değişikliklerle bu veri özelinde belirgin iyileştirmeler yapılmıştı. Benzer bir adım TÜFE için başlatılsa da yarım kalmıştı.

Geçen ay açıklanan enflasyon raporu toplantısında Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan, enflasyon tahminini yıl sonu için yüzde 22.3’ten yüzde 58’e yükseltirken öngörülen patikaya göre 2024 yılında enflasyonun yüzde 33 seviyesine gerileyeceğini açıkladı.

Yılsonu için piyasa beklentisi de yüzde 60’a yakın bir yerde, dolayısıyla TCMB bu toplantıyla uzun bir aradan sonra ilk kez piyasa tahminlerine paralel bir yol haritası çizmiş oldu.

Ekonomistler doğalgaz faturalarının tahsil edilmediği Mayıs 2023’ün baz oluşturacağı Mayıs 2024’te TÜFE’nin yüzde 70 seviyesine yakın bir yerde zirve yapacağını bekliyor. TCMB de zirvenin benzer tarihte yüzde 60 üzerinde olacağını söylüyor.

Mayıs 2024 zirvesinin ardından ise enflasyonda belirgin düşüş bekleniyor. Piyasa enflasyon tahminleri ise 2024 sonu için genel olarak yüzde 40-%45 civarında.

Göreve geldiğinde kademeli sıkı para politikası uygulayacağını açıklayan ve enflasyondaki düşüşü yeniden ana odağı haline getiren Erkan başkanlığında TCMB politika faizini iki ayda 900 baz puan artırdı. Enflasyonla mücadele için faiz politikasının yanı sıra krediler de belirgin kullanılıyor.

“Gelecek yıl itibarıyla düşüşü net olarak göreceğiz”

Reuters’a bilgi veren bir yetkili, “Temmuz ayı enflasyonu oldukça yüksek geldi, Ağustos da yüksek gelecek. Birkaç ay daha, enflasyonda alınan vergi kararlarının etkileri olacak. Ancak yılın yüzde 59-60 civarında biteceği görülüyor… Gelecek yıl itibarıyla düşüşü net olarak göreceğiz” dedi ve ekledi:

“Gelecek yıl sonunda enflasyon yüzde 30’un hemen üzerine kadar düşecek. Bu konuda hem Hazine’nin hem TCMB’nin veri odaklı çok ciddi çalışmaları var. Ekonomi yönetimine yönelik ‘eli serbest değil’ gibi yorumlar yapılıyor ama ortadaki politika değişikliğine bakılınca bu eleştiri fazla ağır.”

Seçim öncesi yüksek enflasyona rağmen faizler düşük tutulurken, TL’nin değerinin daha da düşmesini engellemek için TCMB rezervlerden satış yapıyordu. Öte yandan bankacılık sistemi üzerinden uygulamaya alınan regülasyonlar da TL’nin değersizleşmesini engelleme amacı güdüyordu. Bu yapı ekonomistler ve toplumun geniş kesimleri için “sürdürülemez” olduğu gerekçesiyle eleştiriliyordu.

Seçim sonrasında ise TCMB beklentilerin altında kalan faiz artışları ile birlikte, ihracat hariç kredi büyümesini sınırlayacak adımlarla sıkılaştırma kararlarını destekledi. Ekonomi yönetimi enflasyondaki düşüşün öncelik olduğunu belirtirken sürecin zaman alacağını ancak kararlı olduklarını belirtiyor.

(Kaynak: Reuters)

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Sanayi Üretimi Yıllık Yüzde 0,6 Arttı

Sanayi üretimi haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 0,6 artarken, nisan ayına göre ise yüzde 1,6 arttı. Haziran ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 11,6 azaldı.

Haber Merkezi / İmalat sanayi sektörü endeksi yüzde 2,1 arttı ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 3,4 azaldı.

Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, haziran ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki aya göre yüzde 4,2 azaldı, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 2,3 arttı ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 2,1 azaldı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Sanayi Üretim Endeksi, Haziran 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre; Haziran ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 11,6 azaldı, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 2,1 arttı ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 3,4 azaldı.

Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, haziran ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki aya göre yüzde 4,2 azaldı, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 2,3 arttı ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 2,1 azaldı.

Sanayi üretim endeksi nedir?

Sanayi Üretim Endeksi, sanayi sektöründe yer alan kuruluşların üretimlerindeki değişimi gösteren bir endekstir. TÜİK tarafından 2005 yılı üretimi 100 olarak alınmak suretiyle, her ay 4850 işyerinden Aylık Sanayi Üretim Anketiyle derlenen verilere dayanılarak hesaplanmaktadır.

Sanayi üretimi ne demek?

Sanayi, endüstri veya işleyim devamlı veya belli zamanlarda, makine ve benzeri araçlar kullanarak bir madde veya gücün niteliğini veya biçimini değiştirerek toplu üretimde bulunan faaliyet dalı ve ekonominin ana sektörlerinden birisidir.

Sanayi grupları nelerdir?

Günümüzde sanayi faaliyetleri birincil, ikincil ve üçüncül sanayi olarak sınıflandırılmıştır. Bu kategorileri biraz daha açacak olursak tabii, sınai ve hizmet sanayisi şeklinde sınıflandırmaya tabi tutulduğu belirtilebilir.

Paylaşın