İkinci El Otomobil Piyasasında Durgunluk!

İMAS Başkanı Hayrettin Ertemel, “Ticaret Bakanlığı’mızın aldığı kararların hemen akabinde spekülatif fiyat taleplerinin önüne geçildi. Birebir irtibat noktasında zaman zaman fazladan ücretler talep edilse de Bakanlığımızın denetimleri, piyasadaki talep düşüklüğü ve vatandaşlarımızın bu tür taleplere karşılık vermemesi neticesinde bir süre sonra bu tür uygulamalar da ortadan kalkacaktır” dedi ve ekledi:

“Şu an için spekülatif fiyatlamalar da geri çekilme görüyoruz. Otomobilin fiyat baremine göre ilanlarda 100-150 bin TL’ye kadar indirimler gözlemlenebiliyor, yani fiyatlar olması gerektiği seviyeye geri geliyor.”

Hem sıfır, hem ikinci el piyasasında C Segment sedan araçların çok tercih edildiğini söyleyen Ertemel, “Bu araçların bazılarının ülkemizde üretilmesinden dolayı sağladığı fiyat avantajı ve sahip olduğu konfor sebebiyle vatandaşlarımızın en çok tercih ettiği otomobiller arasında ilk sırada” diye konuştu.

2023 yılının ilk 6 ayında stokların tükendiği 2. el araç piyasasında durağanlık yaşanıyor. Bayilerin stokları tüketememesi nedeniyle fiyatlarda 150 bin TL’ye indirimler gözlemleniyor.

Milliyet‘in haberine göre, konu hakkında açıklamalarda bulunan İstanbul Motorlu Araç Satıcıları Derneği (İMAS) Başkanı Hayrettin Ertemel, şu ifadeleri kullandı: “Oldukça yüksek satış adetlerine ulaşan ve hatta tarihi rekorlar kıran bir ocak-haziran dönemini geride bıraktık. İkinci elde haziran ayı itibarıyla başlayan düşüş, temmuz ayında da artarak devam etti. İçinde bulunduğumuz ağustos ayı içerisinde de mevcut durağanlık halen devam etmektedir.”

Piyasadaki bu durumun sebeplerine değinen Ertemel, “Bu durumun birden fazla temel sebebi var. Bunlardan bir tanesi krediye erişimde yaşanan zorluklar. Son bir yıldır krediye erişimde bazı güçlükler yaşansa da talepler önemli ölçüde karşılanabiliyordu. Alınan yeni kararlar sonrasında bankalar kredi taleplerine büyük oradan karşılık vermediğinden, bu sebeple talepte azalma söz konusu. Elbette bu piyasanın daha sağlıklı ilerlemesi için alınan kararlar dahilinde geçici bir durum. Bir süre sonra krediye ulaşımın kolaylaşacağı ve satış adetlerine olan etkisinin azalacağı kanaatindeyiz.

Bir diğer etken ise temmuz ayında kapsamı genişleterek uzatılan 6+6 yönetmeliğinin yarattığı etki. Son yıllarda otomobil bir yatırım, bir kayıt dışı ticaret alanı olarak görülüyordu. Bu konunun yarattığı olumsuz etkiler sebebiyle Ticaret Bakanlığımız bir dizi etkili önlem aldı. Önlemlerin neticesinde spekülatif fiyat talepleri durduruldu ve ticaret maksatlı araç alan pek çok kişi için otomobil cazibesini kaybederek bu anlamda da talepler azalmış oldu.

İhtiyaç maksatlı otomobil alacak vatandaşlarımız ise spekülatif fiyatların geri çekilmeye başlaması ve kararların etkisini gözlemlemek maksadıyla planlarını bir müddet ertelemiş durumda. Diğer yandan otomobil fiyatlarının genel olarak yüksek olması da etkenler arasında” diye konuştu.

Fiyatlardaki dalgalanmaya değinen Ertemel, “Ticaret Bakanlığı’mızın aldığı kararların hemen akabinde spekülatif fiyat taleplerinin önüne geçildi. Birebir irtibat noktasında zaman zaman fazladan ücretler talep edilse de Bakanlığımızın denetimleri, piyasadaki talep düşüklüğü ve vatandaşlarımızın bu tür taleplere karşılık vermemesi neticesinde bir süre sonra bu tür uygulamalar da ortadan kalkacaktır. Şu an için spekülatif fiyatlamalar da geri çekilme görüyoruz. Otomobilin fiyat baremine göre ilanlarda 100-150 bin TL’ye kadar indirimler gözlemlenebiliyor, yani fiyatlar olması gerektiği seviyeye geri geliyor” dedi.

Hem sıfır, hem ikinci el piyasasında C Segment sedan araçların çok tercih edildiğini söyleyen Ertemel, “Bu araçların bazılarının ülkemizde üretilmesinden dolayı sağladığı fiyat avantajı ve sahip olduğu konfor sebebiyle vatandaşlarımızın en çok tercih ettiği otomobiller arasında ilk sırada” diye konuştu.

Ertemel sözlerini, “İkinci el otomobil fiyatları, sıfır otomobil fiyatlarından doğrudan etkileniyor. Döviz ve ÖTV gibi otomobil fiyatlarını direkt etkileyen faktörlerde değişiklik olmadığı ve sıfır araçta fiyat artışları yaşanmadığı takdirde ikinci el piyasasında sağlanan mevcut ortam devam edecek ve fiyatlarda kayda değer artışlar olmayacaktır. Hatta düşük talebin de etkisiyle daha da düşüşler görebiliriz. Ancak döviz gibi ana faktörlerde değişim yaşandığı takdirde otomobil fiyatları da buna paralel olarak değişecektir” diyerek noktaladı.

Paylaşın

Bitcoin 29 Bin 200 Doların Altında; Polygon Ve Solana Sert Düştü

Polygon Ve Solana yatırımcısına yüksek oranda kaybettiren kripto para birimleri arasında yer alırken, Bitcoin (BTC) 29 bin 200 doların altına geriledi. Ethereum (ETH) ise bin 850 dolar seviyesinin hemen altında işlem görüyor.

Haber Merkezi / Kripto para piyasaları, haftanın üçüncü işlem günü sert düşüşlere sahne oldu.

Dünyanın en büyük kripto para birimi Bitcoin (BTC) yüzde 0.70 düşüşle 29 bin 132 dolara gerilerken, dünyanın en büyük ikinci kripto para birimi Ethereum (ETH) ise yüzde 1.06 düşüşle bin 821 dolardan işlem görüyor.

Bitcoin’in (BTC) hacmi, son 24 saatte yüzde 8,9 artarak yaklaşık 13,2 milyar dolar olurken, piyasa değeri ise 566 milyar dolar civarında. Diğer önde gelen kripto paralardan, Polygon Ve Solana yatırımcısına yüksek oranda kaybettiren kripto para birimleri arasında yer aldı.

Küresel kripto para birimi piyasalarının değeri, son 24 saatte yüzde 1,43 düşerek 1,15 trilyon dolar civarında işlem görüyor.

Bazı kripto para birimlerinde son durum ise şöyle:

Bitcoin 29,132 dolar, değer kaybı yüzde 0.70
Ethereum 1,821 dolar, değer kaybı yüzde 1.06
Tether 0.9987 dolar, değer kaybı yüzde 0.01
BNB 234 dolar, değer kaybı yüzde 1.84

XRP 0.6023 dolar, değer kaybı yüzde 4.12
Cardano 0.2796 dolar, değer kazancı yüzde 3.31
Dogecoin 0.07069 dolar, değer kaybı yüzde 4.92
Solana 23.45 dolar, değer kaybı yüzde 6.09

Polygon 0.63 dolar, değer kaybı yüzde 6.58
Litecoin 78.4 dolar, değer kaybı yüzde 3.91
Polkadot 4.8 dolar, değer kaybı yüzde 3.36
Tron 0.07643 dolar, değer kaybı yüzde 1.03

Paylaşın

Moody’s’den Dikkat Çeken “Türk Bankaları” Kararı

ABD merkezli kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, Türk bankacılık sisteminin görünümünü durağan olarak değiştirdi. Öte yandan Moody’s hükümetin Mayıs 2023’teki seçimlerin ardından ortodoks politikalara dönme yönündeki ilk adımlarının, Türk bankaları için faaliyet koşullarını desteklediğini ifade etti.

Moody’s değerlendirmesinde ayrıca, bankaların dış fonlama pozisyonu ve dolarizasyon seviyelerinin iyileştiğini ve özellikle yabancı para olmak üzere likiditenin yeterli kalmasını beklediklerini ifade etti.

Geçen hafta Türkiye’nin ortodoks politikalara dönmesi durumunda not artışı olabileceği mesajını veren Moody’s şimdi de Türk bankalarının görünümünü değiştirdi. Kuruluştan yapılan açıklamada Türk bankacılık sistemi için görünümün durağan olarak değiştirildiği belirtildi.

Bloomberg HT’nin aktardığına göre değerlendirmede Türk bankaları için faaliyet ortamının, ekonomik büyümede beklenen yavaşlama ve devam eden yüksek enflasyon nedeniyle zorlu ve dalgalı olmaya devam ettiğini belirten Moody’s hükümetin Mayıs 2023’teki seçimlerin ardından ortodoks politikalara dönme yönündeki ilk adımlarının, Türk bankaları için faaliyet koşullarını desteklediğini ifade etti.

Moody’s’in değerlendirmesine göre çok yüksek enflasyon, daha yüksek vergiler ve liranın değerinde daha fazla bozulma, tüketici harcamaları üzerinde baskı oluşturacak ve borçluların geri ödeme kapasitesini zayıflatarak bankaların varlık kalitesini baskı altına alacak.

TL’deki değer kaybı ve kredi hacmindeki genişlemenin, 2022’ye kıyasla daha yavaş olsa da, görünüm döneminde sektörün sermaye yeterliliğini zorlayacağını ifade eden Moody’s kârlılığın 2022’de kaydedilen zirvelere göre normalleşeceğini ama yine de güçlü kalmaya devam edeceğini belirtti.

Moody’s değerlendirmesinde bankaların dış fonlama pozisyonu ve dolarizasyon seviyelerinin iyileştiğini ve özellikle yabancı para olmak üzere likiditenin yeterli kalmasını beklediklerini ifade etti.

Paylaşın

Yedi Aylık Bütçe Açığı 434,7 Milyar Lira!

2023 yılı Ocak-Temmuz döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri 2 trilyon 819,4 milyar lira, bütçe gelirleri 2 trilyon 384,8 milyar lira ve bütçe açığı 434,7 milyar lira olarak gerçekleşti. Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 2 trilyon 506,5 milyar lira ve faiz dışı açık ise 121,7 milyar lira oldu.

Haber Merkezi / Öte yandan temmuz ayında merkezi yönetim bütçe giderleri 455,8 milyar lira, bütçe gelirleri 504,4 milyar lira ve bütçe fazlası 48,6 milyar lira olarak gerçekleşti. Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 418,1 milyar lira ve faiz dışı fazla ise 86,3 milyar lira oldu.

Hazine ve Maliye Bakanlığı temmuz ayına ilişkin merkezi yönetim bütçe dengesi sonuçlarını açıkladı. Buna göre; 2023 yılı Temmuz ayında merkezi yönetim bütçe giderleri 455,8 milyar TL, bütçe gelirleri 504,4 milyar TL ve bütçe fazlası 48,6 milyar TL olarak gerçekleşti. Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 418,1 milyar TL ve faiz dışı fazla ise 86,3 milyar TL oldu.

Merkezi yönetim bütçesi 2022 yılı Temmuz ayında 64 milyar 19 milyon TL açık vermiş iken 2023 yılı Temmuz ayında 48 milyar 574 milyon TL fazla verdi. 2022 yılı Temmuz ayında 47 milyar 325 milyon TL faiz dışı açık verilmiş iken 2023 yılı Temmuz ayında 86 milyar 281 milyon TL faiz dışı fazla verdi.

Merkezi yönetim bütçe giderleri Temmuz ayı itibarıyla 455 milyar 840 milyon TL olarak gerçekleşti. Faiz harcamaları 37 milyar 707 milyon TL, faiz hariç harcamalar ise 418 milyar 132 milyon TL olarak gerçekleşti.

2023 yılında merkezi yönetim bütçe giderleri için öngörülen 5 trilyon 589 milyar 85 milyon TL ödenekten Temmuz ayında 455 milyar 840 milyon TL gider gerçekleşti. Geçen yılın aynı ayında ise 260 milyar 999 milyon TL harcama yapıldı.

Temmuz ayı bütçe giderleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 74,7 oranında artarken, giderlerin bütçe ödeneklerine göre gerçekleşme oranı ise 2022 yılında yüzde 9,2 iken 2023 yılında yüzde 8,2 oldu.

Faiz hariç bütçe giderleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 71,2 oranında artarak 418 milyar 132 milyon TL olarak gerçekleşti. Faiz hariç giderlerin bütçe ödeneklerine göre gerçekleşme oranı ise 2022 yılında yüzde 9,8 iken 2023 yılında yüzde 8,5 oldu.

Merkezi yönetim bütçe gelirleri Temmuz ayı itibarıyla 504 milyar 413 milyon TL olarak gerçekleşirken, vergi gelirleri 450 milyar 316 milyon TL, genel bütçe vergi dışı gelirleri ise 47 milyar 335 milyon TL oldu.

2022 yılı Temmuz ayında bütçe gelirleri 196 milyar 980 milyon TL iken 2023 yılının aynı ayında yüzde 156,1 oranında artarak 504 milyar 413 milyon TL olarak gerçekleşti. Bütçe tahminine göre bütçe gelirlerinin Temmuz ayı gerçekleşme oranı 2022 yılında yüzde 7,7 iken 2023 yılında yüzde 10,2 oldu.

2023 yılı Temmuz ayı vergi gelirleri tahsilatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 166,7 oranında artarak 450 milyar 316 milyon TL olurken, vergi gelirlerinin bütçe tahminine göre gerçekleşme oranı ise 2022 yılında yüzde 7,7 iken 2023 yılında yüzde 10,5 olarak kayıtlara geçti.

2023 yılı Ocak-Temmuz döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri 2 trilyon 819,4 milyar TL, bütçe
gelirleri 2 trilyon 384,8 milyar TL ve bütçe açığı 434,7 milyar TL olarak gerçekleşti. Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 2 trilyon 506,5 milyar TL ve faiz dışı açık ise 121,7 milyar TL oldu.

Merkezi yönetim bütçesi 2022 yılı Ocak-Temmuz döneminde 29 milyar 541 milyon TL fazla vermiş iken 2023 yılı Ocak-Temmuz döneminde 434 milyar 654 milyon TL açık verdi. 2022 yılı Ocak-Temmuz döneminde 180 milyar 888 milyon TL faiz dışı fazla verilmiş iken 2023 yılı Ocak-Temmuz döneminde 121 milyar 703 milyon TL faiz dışı açık verildi.

Merkezi yönetim bütçe giderleri Ocak-Temmuz dönemi itibarıyla 2 trilyon 819 milyar 416 milyon TL olarak gerçekleşti. Faiz harcamaları 312 milyar 951 milyon TL, faiz hariç harcamalar ise 2 trilyon 506 milyar 466 milyon TL oldu.

2023 yılı Ocak-Temmuz döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 96,8 oranında artarak 2 trilyon 819 milyar 416 milyon TL olarak gerçekleşti. Faiz hariç bütçe giderleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 95,6 oranında artarak 2 trilyon 506 milyar 466 milyon TL oldu.

Merkezi yönetim bütçe gelirleri Ocak-Temmuz dönemi itibarıyla 2 trilyon 384 milyar 763 milyon TL olarak gerçekleşti. Vergi gelirleri 2 trilyon 52 milyar 628 milyon TL, genel bütçe vergi dışı gelirleri ise 273 milyar 47 milyon TL oldu.

2022 yılı Ocak-Temmuz döneminde bütçe gelirleri 1 trilyon 462 milyar 390 milyon TL iken 2023 yılının aynı döneminde yüzde 63,1 oranında artarak 2 trilyon 384 milyar 763 milyon TL olarak gerçekleşti. 2023 yılı Ocak-Temmuz dönemi vergi gelirleri tahsilatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 70,7 oranında artarak 2 trilyon 52 milyar 628 milyon TL oldu.

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: Tarım Üretici Enflasyonu Yüzde 62,48

Tarım üretici enflasyonu temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 8,03 artış, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 35,14 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 62,48 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 102,10 artış gerçekleşti.

Haber Merkezi / Temmuz tarım üretici enflasyonu endeksinde kapsanan 87 maddeden, 21 maddenin ortalama fiyatında azalış, 59 maddenin ortalama fiyatında ise artış gerçekleşti.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi Temmuz 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre; Tarım üretici enflasyonu temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 8,03 artış, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 35,14 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 62,48 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 102,10 artış gerçekleşti.

Sektörlerde bir önceki aya göre, ormancılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 6,84 artış, tarım ve avcılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 8,01 artış ve balık ve diğer balıkçılık ürünlerinde yüzde 10,16 artış gerçekleşti. Ana gruplarda bir önceki aya göre canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 3,00 artış, tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 8,04 artış ve çok yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 16,63 artış gerçekleşti.

Yıllık artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 11,33 ile lifli bitkiler ve yüzde 17,99 ile tahıllar (pirinç hariç), baklagiller ve yağlı tohumlar oldu. Buna karşılık, yıllık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 108,92 ile sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular ve yüzde 90,79 ile canlı kümes hayvanları ve yumurtalar oldu.

Aylık artışın yüksek olduğu alt gruplar yüzde 12,62 ile yumuşak çekirdekli meyveler ve sert çekirdekli meyveler ve yüzde 12,51 ile sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular oldu. Bir önceki aya göre azalış gösteren tek alt grup ise yüzde 0,45 ile çeltik oldu.

Temmuz 2023’te, endekste kapsanan 87 maddeden, 21 maddenin ortalama fiyatında azalış, 59 maddenin ortalama fiyatında ise artış gerçekleşti.

Paylaşın

2023 Yılında Konut Satışları Yüzde 17,7 Azaldı

Konut satışları 2023 yılının ilk yedi ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 17,7 azalışla 675 bin 327 oldu. Öte yandan konut satışları temmuz ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 16,7 artarak 109 bin 548 oldu.

Haber Merkezi / Yabancılara yapılan konut satışları temmuz ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 28,9 azalarak 2 bin 801 oldu. Ülke uyruklarına göre en çok konut satışı Rusya Federasyonu vatandaşlarına yapıldı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Konut Satış İstatistikleri Temmuz 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre; Türkiye genelinde konut satışları temmuz ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 16,7 artarak 109 bin 548 oldu. Konut satışlarında İstanbul 15 bin 724 konut satışı ve yüzde 14,4 ile en yüksek paya sahip oldu.

Satış sayılarına göre İstanbul’u 9 bin 688 konut satışı ve yüzde 8,8 pay ile Ankara, 5 bin 203 konut satışı ve yüzde 4,7 pay ile İzmir izledi. Konut satış sayısının en az olduğu iller sırasıyla 27 konut ile Ardahan, 40 konut ile Hakkâri, 91 konut ile Tunceli oldu.

Konut satışları Ocak – Temmuz döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 17,7 azalışla 675 bin 327 olarak gerçekleşti.

Türkiye genelinde ipotekli konut satışları Temmuz ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 24,1 azalış göstererek 14 bin 533 oldu. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı yüzde 13,3 olarak gerçekleşti. Ocak-Temmuz döneminde gerçekleşen ipotekli konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 28,2 azalışla 136 bin 63 oldu.

Temmuz ayındaki ipotekli satışların 3 bin 633’ü; Ocak-Temmuz dönemindeki ipotekli satışların ise 43 bin 132’si ilk el satış olarak gerçekleşti.

Türkiye genelinde diğer konut satışları Temmuz ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 27,1 artarak 95 bin 15 oldu. Toplam konut satışları içinde diğer satışların payı yüzde 86,7 olarak gerçekleşti. Ocak-Temmuz döneminde gerçekleşen diğer konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 14,5 azalışla 539 bin 264 oldu.

Türkiye genelinde ilk el konut satış sayısı, Temmuz ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %10,3 artarak 31 bin 641 oldu. Toplam konut satışları içinde ilk el konut satışının payı yüzde 28,9 oldu. İlk el konut satışları Ocak-Temmuz döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 14,5 azalışla 202 bin 799 olarak gerçekleşti.

Türkiye genelinde ikinci el konut satışları Temmuz ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 19,5 artış göstererek 77 bin 907 oldu. Toplam konut satışları içinde ikinci el konut satışının payı yüzde 71,1 oldu. İkinci el konut satışları Ocak-Temmuz döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 19,0 azalışla 472 bin 528 olarak gerçekleşti.

Yabancılara yapılan konut satışları Temmuz ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 28,9 azalarak 2 bin 801 oldu. Temmuz ayında toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı yüzde 2,6 oldu. Yabancılara yapılan konut satışlarında ilk sırayı 996 konut satışı ile Antalya aldı. Antalya’yı sırasıyla 832 konut satışı ile İstanbul ve 263 konut satışı ile Mersin izledi.

Yabancılara yapılan konut satışları Ocak-Temmuz döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 43,9 azalarak 22 bin 76 oldu. Temmuz ayında Rusya Federasyonu vatandaşları Türkiye’den 772 konut satın aldı. Rusya Federasyonu vatandaşlarını sırasıyla 272 konut ile İran, 204 konut ile Irak ve 146 konut ile Ukrayna vatandaşları izledi.

Paylaşın

Altına İlgi Hız Kesmiyor: Mevduatı Yüzde 55,3 Arttı

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre Türkiye’de bankalarda, yılın altı aylık döneminde biriken altın mevduatı, yüzde 55,3 arttı. 699 milyar 980 milyon lira seviyesine yükseldi.

Altın mevduatında lider il İstanbul. Megakent, 224 milyar 309 milyon lira ile Türkiye’deki altın mevduatlarının yüzde 32’sini elinde tutuyor. Bu da toplam mevduatın yaklaşık 3’te 1’ine işaret ediyor.

Altın mevduatında ikinci sırada 77 milyar 252 milyon lira ile Ankara geliyor. Ankara’yı 42 milyar 927 milyon lira ile İzmir, 24 milyar lirayla Bursa, 22 milyar 282 milyon lira ile de Antalya izliyor.

Küresel büyümenin hız kestiği son dönemde altının cazibesi daha da arttı.

Ukrayna-Rusya Savaşı ile birlikte tüm dünyada en fazla tercih edilen yatırım aracı oldu. Bu dönemde Türkiye’de de altına olan talep yüzde 30 yükseldi. Yurt içinde 190 lira seviyelerinde olan gram altın, 1670 liraya kadar çıktı.

TRT Haber‘de yer alan haberde, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre Türkiye’de bankalarda, yılın altı aylık döneminde biriken altın mevduatı, yüzde 55,3 arttı. 699 milyar 980 milyon lira seviyesine yükseldi.

Altın mevduatında lider il İstanbul. Megakent, 224 milyar 309 milyon lira ile Türkiye’deki altın mevduatlarının yüzde 32’sini elinde tutuyor. Bu da toplam mevduatın yaklaşık 3’te 1’ine işaret ediyor.

Altın mevduatında ikinci sırada 77 milyar 252 milyon lira ile Ankara geliyor. Ankara’yı 42 milyar 927 milyon lira ile İzmir, 24 milyar lirayla Bursa, 22 milyar 282 milyon lira ile de Antalya izliyor.

Altın mevduatının en düşük olduğu iller ise 301 milyon lira Ardahan, 370 milyon lira ile Bayburt, 375 milyon lira ile Kilis oldu.

Paylaşın

Son Üç Ayda Motorine Yüzde 106.2, Benzine Yüzde 82.4 Zam

Seçimin ilk turu öncesinde 9 Mayıs tarihinde 19.81 TL olan benzin fiyatı 13 Ağustos itibarıyla yüzde 82.4’lük artış ile 36.14 TL’yi görürken, yine aynı tarihte litresi 18.59 TL’yi bulan motorin ise yüzde 106.2’lik artışla 38.30 TL’den satılmaya başlandı.

Bu artışlar başta nakliye giderleri, tarımsal üretim olmak üzere tüm alanlarda fahiş fiyat artışlarının da kapısını açmış oldu. Akaryakıtta temmuz ayında devreye alınan 5 TL’lik ÖTV artışının zincirleme etkisi ile temmuz ayı enflasyonu aylık bazda yüzde 9.49 artmış ve tarihin en yüksek temmuz enflasyonu yaşanmıştı.

Sözcü’den Saime Başçı‘nın haberine göre; Seçim öncesi verilen büyük vaatlerin bedeli yüksek vergi ve fiyat artışları ile halkın sırtına yüklenirken, 3 ayda yüzde 106’ya varan zamları gören akaryakıtta çıkış durdurulamıyor. Son olarak hafta içi devreye giren 1.80 TL’lik zam ile motorin fiyatları tarihi seviyeye ulaştı.

Seçimin ilk turu öncesinde 9 Mayıs tarihinde 19.81 TL olan benzin fiyatı 13 Ağustos itibarıyla yüzde 82.4’lük artış ile 36.14 TL’yi görürken, yine aynı tarihte litresi 18.59 TL’yi bulan motorin ise yüzde 106.2’lik artışla 38.30 TL’den satılmaya başlandı. Kur dışında temmuz ayı içinde verilen Özel Tüketim Vergisi artışı kararı ile litre fiyatlarına 5 TL’lik bir vergi zammı gelmiş, fiyatlarda tek seferde büyük artışlar görülmüştü.

Sözcü’deki habere göre alınan karar doğrultusunda kurşunsuz benzinin litre fiyatı üzerinden alınan ÖTV tutarı 2.52 liradan 7.52 liraya, motorinin litre fiyatı üzerinden alınan ÖTV tutarı ise 2.05 liradan 7.05 liraya yükseldi. Bu artışların ardından 15 Temmuz’da 28.02 TL olan benzin fiyatı 16 Temmuz’da yüzde 21.4’lük artış ile 34.02 TL’ye, 26.32 TL’den satılan motorin ise yüzde 22’lik artış ile 32.32 TL’ye çıkarıldı. Dün itibarıyla en pahalı benzin 37.43 TL’lik litre fiyatı ile Hakkari’de satılırken, motorin de yine 39.19 TL’lik litre fiyatı ile aynı ilde satılıyor.

Bu artışlar başta nakliye giderleri, tarımsal üretim olmak üzere tüm alanlarda fahiş fiyat artışlarının da kapısını açmış oldu. Akaryakıtta temmuz ayında devreye alınan 5 TL’lik ÖTV artışının zincirleme etkisi ile temmuz ayı enflasyonu aylık bazda yüzde 9.49 artmış ve tarihin en yüksek temmuz enflasyonu yaşanmıştı. Sadece temmuzda akaryakıt fiyatı yüzde 29.04’lük artış kaydederek, zam şampiyonu oldu.

Paylaşın

Türkiye’de Konut Fiyatları Bir Yılda Yüzde 132,8 Arttı

Emlak danışmanlık firması Knight Frank’ın 2023 yılına ait Global Konut Fiyat Endeksi’ne göre, Türkiye’de konut fiyatları son bir yılda yüzde 132,8 artarken, 2023 yılının ilk çeyreğinde ise yüzde 22,2 arttı.

Ankara, İzmir ve İstanbul, dünyada konut fiyatlarının en hızlı yükseldiği iller olarak kayıtlara geçti. Yılın ilk çeyreğinde konut fiyatları Ankara’da yüzde 135,3, İzmir’de yüzde 133 ve İstanbul’da yüzde 127,3 oranında arttı.

Konut fiyatlarının artış hızında yılbaşından bu yana yavaşlama görülüyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) yayımladığı konut fiyat endeksine göre, aylık bazda konut fiyatlarındaki artış, Mayıs ayında son iki yılın en düşük seviyesine ulaştı.

Mayıs’ta konut fiyatları bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 103,6 oranında artarken, bir önceki aya göre artışsa yüzde 3,6 ile sınırlı kaldı.

Merkezi İngiltere’de bulunan emlak danışmanlık firması Knight Frank 2023 yılına ait Global Konut Fiyat Endeksi’ni yayınladı. Küresel konut fiyatlarının 2015’ten bu yana en yavaş yükselişini yaşadığı 2023 ilk çeyreğinde Türkiye, en yüksek artışın yaşandığı ülke oldu. Türkiye’de konut fiyatlarının 12 aylık yükselişi yüzde 132,8 olarak kayıtlara geçerken, bu yılın ilk çeyreğindeki artış yüzde 22,2 oldu.

Konut fiyatlarında ikinci sırada en yüksek yıllık artışın yaşandığı ülke, yüzde 18 ile Makedonya. Türkiye ile ikinci sırada gelen ülke arasındaki uçurum çarpıcı nitelikte. Araştırmada yılın ilk çeyreğinde 56 piyasadan 23’ünde fiyatların düştüğü belirtilirken bunların 8’inde yüzde 5’ten fazla düşüş olduğu da aktarıldı.

150 şehri kapsayan konut fiyatları araştırmasında da Ankara, İzmir ve İstanbul, dünyada konut fiyatlarının en hızlı yükseldiği iller olarak kayıtlara geçti. Yılın ilk çeyreğinde konut fiyatları Ankara’da yüzde 135,3, İzmir’de yüzde 133 ve İstanbul’da yüzde 127,3 oranında arttı.

Peki dünyada konut fiyatları gerilerken neden Türkiye’de artış hızı, diğer ülkelerden çok yüksek oranda ayrışarak yükseldi? Uzmanlar bunun temel nedenini, konut arzının kısıtlı olmasına rağmen talebin giderek artmasına bağlıyor. Ekonomist Güldem Atabay, talebin özellikle son dönemde Türk Lirası’ndaki değer kaybı ve enflasyonun giderek yükselmesi sonucunda yatırım amaçlı konut alımıyla hız kazandığı görüşünde.

VOA Türkçe’ye değerlendirmede bulunan Atabay, “Enflasyonun sıçradığı, TL’nin değer kaybettiği bir dönemde reel faizi eksi yüzde 60’lara kadar çektik. Bu dönemde özellikle seçimlere doğru gevşek bir kredi politikası izlendi. Dolayısıyla insanlar ellerindeki parayı gidip de banka mevduatına koymadılar. Kimi gitti altın aldı, kimi konut aldı, kimi araç aldı. Çünkü elindeki TL’nin değerini korumaya çalıştı. Siz yatırım araçlarını sadece borsa dışında hepsini getiri sağlayamaz hale getirdiğiniz zaman insanlar da gittiler ikinci, üçüncü konutlarını aldılar. Arz sınırlı; dolayısıyla fiyatlar fahiş şekilde aşırı yükseliyor. İnsanlar enflasyona karşı kendilerini konut alımlarıyla korumaya çalıştılar” dedi.

Türkiye’nin diğer ülkelerle arasındaki konut fiyatlarındaki uçurumu da yorumlayan Atabay, “Dünyayla çok ayrıştık. Dünyadaki enflasyon probleminin çözülmesi için büyük merkez bankaları, başta FED olmak üzere faiz arttırırken ilk başta mortgage piyasası olumsuz etkilenmeye başladı. Oradaki faizler yükselince konut fiyatlarına doğrudan etki yaptı ve dünyada konut piyasası durulmaya başladı. Bizde bu, çok geç oldu” diye konuştu. Atabay yeni ekonomi yönetiminin iç talebi daraltmaya yönelik hamleleri sonucu, konut fiyatlarının da bundan sonra durulacağını kaydetti.

Konut fiyatlarının artış hızında yılbaşından bu yana yavaşlama görülüyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) yayımladığı konut fiyat endeksine göre, aylık bazda konut fiyatlarındaki artış, Mayıs ayında son iki yılın en düşük seviyesine ulaştı. Mayıs’ta konut fiyatları bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 103,6 oranında artarken, bir önceki aya göre artışsa yüzde 3,6 ile sınırlı kaldı.

Ancak bugüne kadar konut fiyatlarını arttıran sadece yatırım amaçlı talebin yüksek olması değil. Ekonomist Güldem Atabay, giderek artan barınma ihtiyacının da arz-talep dengesizliğini beraberinde getirdiğini ve konut fiyatlarını yukarı taşıdığını söyledi.

Atabay, “Tartışılması gereken konu 2010’dan bu yana büyümenin lokomotifi olan ve pandemi sonrası dönemde artık yatırım aracı haline gelen lüks ve pahalılaşan konutlar mı inşa edeceğiz yoksa şu anda zaten alınan ekonomik önlemlerle baskı altında kalan, ezilen, dar ve sabit gelirliye yönelik konutlar mı inşa edeceğiz? Burada bir tercih yapılması gerekiyor. Aşırı kira ve konut fiyatı sorununun aşılması için, 2010-2021 arası uygulanan konut politikasında değişiklik yapılması gerekiyor, başka bir sınıfa doğru hitap edilmeye çalışılması gerekiyor” dedi.

Türkiye’de konut sektöründe arz-talep dengesizliği, iktidarın inşaat sektörünü ekonomik büyümenin motoru haline getirdiği geçmiş dönemlere dayanıyor. 2010’dan itibaren iktidarın desteğiyle talebi aşan üretim, sonunda stok patlamasına yol açtı. Aşırı stokların aşağı çektiği fiyatlarla satılan konutların yerineyse yeni konutlar yapılmadı.
Gelinen aşamada üretimin önündeki en büyük engellerden birisi inşaat maliyetleri. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2022 yılının Kasım ayından beri düşüşünü sürdüren inşaat maliyet endeksi Haziran’da yıllık olarak yüzde 49,32, aylık olaraksa yüzde 4,43 artarak yeniden yükselişe geçmiş durumda.

“Talep çok yüksek fakat üretim yok”

Müteahhitler Federasyonu Başkanı İsmail Kahraman, konut fiyatlarının kalıcı olarak düşmesinin yolunun, daha ucuza üretim yapılmasından geçtiğini söyledi. Kahraman, “TÜİK verilerini açıkladı; üretimde yüzde 30 düşüş var. Yani talep çok yüksek fakat üretim yok. Üretim neden yok? Bu sektörde faaliyet gösteren arkadaşlarımız üretmekten endişe ediyor, çünkü maliyetini tutturamıyor” dedi.

Kahraman, özellikle büyükşehirlerde inşaat yapılacak arsa bulunamamasının da üretime engel olduğunu söyleyerek, “Bir müteahhidin kat karşılığı olarak anlaştığı bir arsada, rakamları tamamıyla örnek olarak veriyorum, 1 milyon liraya mal ettiğiniz bir konutu kat karşılığı oranıyla birlikte aslında 2 milyona mal ediyorsunuz. Yani yüzde 50 bir arsa payı var. Dolayısıyla burada iki parametre çok önemli. Bir girdi maliyetleri, yani malzeme fiyatları. Girdi maliyetinin yüzde 50 kadar kısmı olan arsa payı. Bizim arsa üretmemiz gerekiyor kamu eliyle. Bunu da yapmak elbette mümkün. Gerek Hazine’ye ait gerek bakanlıklara ait son derece fazla arazimiz var. Bu gelişmeyi yapma adına imkanlarımız mümkün” dedi.

Devlet desteğiyle konut fiyatlarının düşmesinin sağlanabileceğini kaydeden Kahraman, “İnşaat malzemesi, girdi maliyetlerinde yerinde denetim ve gerektiğinde kamu eliyle inşaatın temel girdi ürünleri olan çimento, beton, demir gibi fabrikaların kurulmasıyla en azından piyasa kontrol ve sübvanse edilebilirse ve arsa üretimi gerçekleşirse fiyatlar elbette düşer” dedi.

Kahraman, alım gücünün düşmesi ve satın alma maliyetlerinin yükselmesinin de özellikle alt ve orta segment konut üretimini durma noktasına getirdiğini söyledi.

Kahraman, “Asgari ücretle bir vatandaşın ev alma gücünün ve imkanının artık nerelerde olduğunu hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla alt ölçekli projelere çok önemli katkılar ve destekler lazım. Alt ve orta segmentte maalesef üretim neredeyse durma aşamasında. Belki lüks konutta herhangi bir sorun yaşamıyoruz diyebiliriz. En azından alıcısı açısından bir sorun yok ama alt segmentte maalesef alım gücü düştüğü için, üretici olan bizler de o tip projeleri yaparken biraz tereddütte kalıyoruz maalesef” diye konuştu.

Türkiye’deki konutların en az yüzde 60’ını depreme dayanıksız, riskli yapıların oluşturduğuna da değinen Kahraman, “Bizim bu yüzde 60’ı da dönüştürmemiz, piyasadaki fiyatların oturması açısından önemli bir etken” dedi.

Yılmaz: Konut edinimini arttırmak durumundayız

Devletten de hem konut üreticilerine hem de vatandaşlara yönelik destek sinyali geldi. İş dünyası temsilcileriyle yaptığı toplantının ardından açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Konut arzını arttırmak, konut maliyetlerini düşürmek ve konut edinimini arttırmak durumundayız” dedi.

İlk konutunu alacaklara yönelik destekte bulunacaklarını belirten Yılmaz, “Geçmişte Devlet Planlama Teşkilatı ve Dünya Bankası ortak bir çalışma yapmıştı. Rakamsal olarak şu tespit edilmişti, ilk konut edinimi hem sosyal refahı hem de makro düzeyde istikrarı destekleyici bir hadise. Tasarruf oranlarını arttırıyor ve sosyal refahı arttırıyor. Kamu olarak biz ilk konut edinimini destekleyici bir çerçeve içinde hareket edeceğiz” dedi.

Paylaşın

En Düşük İki Emekli Maaşı İstanbul’da Bir Daire Kirasına Yetmiyor

İPA’nın Türkiye’de emeklilerin yaşam krizi incelemesi, en düşük iki emekli maaşının İstanbul’da ortalama bir dairenin kirasına yetmediğini ortaya koydu. İPA’ya göre, İstanbul’da dört kişilik bir ailenin ortalama yaşam maliyeti 38 bin 828 lira.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) bağlı İstanbul Planlama Ajansı (İPA), Türkiye’de emeklilerin yaşam krizi incelemesini paylaştı. İncelemeye göre emekli maaşları keskin bir düşüş yaşadı.

İPA’nın Temmuz 2023 araştırmasına göre İstanbul’da yaşamanın maliyeti 38 bin 828 lira olarak hesaplanmıştı. İncelemeye göre dört kişilik bir haneye iki adet en düşük emekli aylığı girse bile, bu maaş aylık geçim maliyetini karşılamıyor.

İPA’nın yaptığı açıklamada, “Günümüz Türk emeklilik sisteminde, en düşük emekli maaşı asgari ücret eşiğinin bir hayli gerisinde kaldı. Videolu incelememiz somut bir gerçeği ortaya koyuyor: Dört kişilik bir haneye iki adet en düşük emekli aylığı girse bile, İstanbul’da Yaşam Maliyeti raporumuzda hesaplanan 38 bin 828 liralık aylık geçim maliyetini karşılamakta yetersiz kalıyor” denildi.

Emekli maaşlarının İstanbul’da konut kiralarını karşılama oranının da her yıl azaldığının belirtildiği incelemede şöyle denildi:

“Temmuz 2023 itibariyle iki en düşük emekli maaşı kazanan bir ailenin bile İstanbul’da ortalama bir daire kirasını karşılayamadığı görülüyor. 2010’dan günümüze en düşük emekli maaşının dolar karşısında önemli bir düşüş yaşadığı gözleniyor. Buna ek olarak doların yaşadığı 13 yıllık enflasyon da hesaba katılırsa en düşük emekli maaşının alım gücünün düşüşündeki ciddiyet daha iyi anlaşılacaktır.”

İPA’nın hazırladığı “İstanbul’da Yaşam Maliyeti” araştırmasına göre kentte yaşamanın maliyeti, geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 73,74 arttı. İstanbul’da dört kişilik bir ailenin ortalama yaşam maliyeti 38 bin 828 lira olarak hesaplandı.

(Kaynak: Sol Haber)

Paylaşın