İnşaat Maliyetleri Yüzde 49,32

İnşaat maliyetleri haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 4,43, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 49,32 arttı. Bina inşaatı maliyetleri haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 3,83, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 51,80 arttı.

Haber Merkezi / Bina dışı yapılar için inşaat maliyetleri ise haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 6,45, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 41,69 arttı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), İnşaat Maliyet Endeksi Haziran 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre; İnşaat maliyet endeksi, haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 4,43, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 49,32 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 5,81, işçilik endeksi yüzde 0,86 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 35,67, işçilik endeksi yüzde 105,11 arttı.

Bina inşaatı maliyet endeksi, bir önceki aya göre yüzde 3,83, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 51,80 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 5,04, işçilik endeksi yüzde 0,80 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 37,95, işçilik endeksi yüzde 105,53 arttı.

Bina dışı yapılar için inşaat maliyet endeksi, bir önceki aya göre yüzde 6,45, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 41,69 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 8,33, işçilik endeksi yüzde 1,05 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 28,91, işçilik endeksi yüzde 103,57 arttı.

Paylaşın

Bitcoin, 29 Bin 700 Doların Üzerinde; Shiba Inu Ve Solana Sert Yükseldi

Bitcoin (BTC) 29 bin 700 doların üzerine yükselirken, Ethereum (ETH) ise bin 850 dolar seviyesinin hemen üzerinde işlem görüyor. Shiba Inu ve Solana ise yatırımcısına yüksek oranda kazandıran kripto para birimleri arasında yer aldı.

Haber Merkezi / Haftanın ilk işlem gününe düşüş eğilimiyle başlayan kripto para birimleri, ABD enflasyon verileri öncesi yükselişe geçti.

Dünyanın en büyük kripto para birimi Bitcoin (BTC) yüzde 1,62 artışla 29 bin 727 dolara yükselirken, dünyanın en büyük ikinci kripto para birimi Ethereum (ETH) ise yüzde 1,27 artışla bin 856 dolardan işlem görüyor.

Bitcoin’in (BTC) hacmi, son 24 saatte yüzde 34,35 artarak yaklaşık 18,1 milyar dolar olurken, piyasa değeri ise 578 milyar dolar civarında. Bitcoin’in piyasa değeri dün 564 milyar dolar civarındaydı.

Küresel kripto para birimi piyasalarının değeri, son 24 saatte yüzde 1,49 artışla 1,18 trilyon dolar civarında işlem görüyor. Küresel kripto para birimi piyasalarının değeri dün 1,16 trilyon dolar civarındaydı.

Diğer önde gelen kripto paralardan, BNB , XRP, Dogecoin , Solana, Polygon ve Polkadot ise yatırımcısına yüksek oranda kazandıran kripto para birimleri arasında yer aldı.

Bazı kripto para birimlerinde son durum ise şöyle:

Bitcoin 29.727 dolar, değer kazancı yüzde 1,62
Ethereum 1.856 dolar, değer kazancı yüzde 1,27
Tether 0,9995 dolar, değer kazancı yüzde 0,06
BNB 244 dolar, değer kazancı yüzde 0,94
XRP 0,6448 dolar, değer kazancı yüzde 3,22

Cardano 0,2981 dolar, değer kazancı yüzde 1,99
Dogecoin 0,07498 dolar, değer kazancı yüzde 1,46
Solana 24,4 dolar, değer kazancı yüzde 5,03
Polygon 0,6911 dolar, değer kazancı yüzde 3,27

Litecoin 84,04 dolar, değer kazancı yüzde 1,64
Polkadot 5,05 dolar, değer kazancı yüzde 1,43
Tron 0,07659 dolar, değer kaybı yüzde 0,22
Shiba Inu 0,000009627 dolar, değer kazancı yüzde 7,07

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: Temmuz Ayında En Çok Borsa Kazandırdı

Temmuz ayında finansal yatırım araçları arasında en yüksek getiriyi borsa sağlarken, borsayı sırasıyla, euro, dolar ve altın izledi. Mevduat faiz ve DİBS ise yatırımcısına kaybettiren yatırım araçları oldu.

Haber Merkezi / Üç aylık dönem incelendiğinde ise en yüksek getiriyi euro sağlarken, DİBS ise yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı oldu. Altı aylık dönem incelendiğinde ise euro yine en çok getiri sağlayan yatırım aracı olurken, DİBS’te yine en çok kaybettiren yatırım aracı oldu.

Yıllık değerlendirmede ise yatırımcısına en çok borsa kazandırırken, borsayı sırasıyla, altın, euro ve dolar izledi. DİBS ve mevduat faizi ise yatırımcısına kaybettirdi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Finansal Yatırım Araçlarının Reel Getiri Oranları Temmuz 2023 verilerini açıkladı.

Açıklanan verilere göre, borsa, hazirandan sonra temmuzda da en yüksek reel getiriyi sundu. BIST 100 endeksi, yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) ile indirgendiğinde yüzde 10,50, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile indirgendiğinde ise yüzde 9,22 oranlarında yatırımcısına kazandırdı.

Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde; yatırım araçlarından euro yüzde 7,75, Amerikan doları yüzde 5,45 ve külçe altın yüzde 5,23 oranlarında yatırımcısına reel getiri sağlarken; mevduat faizi (brüt) yüzde 5,85 ve Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) yüzde 9,56 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi.

TÜFE ile indirgendiğinde; euro yüzde 6,51, Amerikan doları yüzde 4,24 ve külçe altın yüzde 4,02 oranlarında yatırımcısına reel getiri sağlarken; mevduat faizi (brüt) yüzde 6,93 ve DİBS yüzde 10,60 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi.

Euro, üç aylık değerlendirmede; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 19,18, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 21,47 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı oldu. Aynı dönemde DİBS, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 16,53, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 14,93 oranlarında yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı oldu.

Altı aylık değerlendirmeye göre euro; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 21,40, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 17,79 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı olurken, aynı dönemde DİBS, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 27,67, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 29,81 oranlarında yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı oldu.

Finansal yatırım araçları yıllık olarak değerlendirildiğinde BIST 100 endeksi; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 81,52, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 77,43 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı oldu.

Yıllık değerlendirmede, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde; yatırım araçlarından külçe altın yüzde 17,90, euro yüzde 13,58 ve Amerikan doları yüzde 4,89 oranlarında yatırımcısına reel getiri sağlarken; DİBS yüzde 18,71 ve mevduat faizi (brüt) yüzde 19,45 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi.

TÜFE ile indirgendiğinde külçe altın yüzde 15,25, euro yüzde 11,03 ve Amerikan doları yüzde 2,53 oranlarında yatırımcısına reel getiri sağlarken; DİBS yüzde 20,54 ve mevduat faizi (brüt) yüzde 21,27 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi.

Paylaşın

Kur Korumalı Mevduat Durdurulamıyor!

Bankacılık sektöründe toplam mevduat 28 Temmuz haftası itibariyle 12 trilyon 539 milyar 477 milyon liraya yükseldi. KKM dahil TL mevduat 7 trilyon 177 milyar 132 milyon lira olurken kur korumalı mevduat ise 3 trilyon 132 milyar 468 milyon liraya çıktı.

Yabancı para mevduatlar ise 5 trilyon 362 milyar 344 milyon lira oldu. Ekonomistler kur korumalı mevduatı, getirisinin dövize endeksli olması nedeniyle yabancı para mevduat ile birlikte değerlendiriyor. Verilere göre KKM hariç TL mevduatın toplam mevduat içindeki oranı yüzde 32,25 olarak hesaplanırken, kur korumalı mevduatın toplam mevduat içindeki oranı yüzde 24,98’e yükseldi.

Yabancı para mevduatın toplam mevduat içindeki oranı ise yüzde 42,76 oldu. Böylece ekonomistleri mevduatın dolarizasyon oranı olarak takip ettikleri kur korumalı mevduat ile yabancı para mevduatın toplam mevduat içindeki oranı da yüzde 67,74’e çıktı. Bu yılbaşına göre 5.5 puanlık bir artışa işaret ediyor.

Türkiye’de cumhurbaşkanlığı seçimleri ikinci turu sonrasında döviz kurlarında sert yukarı hareket son günlerde yatay bir seyre döndü. Buna rağmen büyük çoğunluğu ikinci tur seçimlerinin ardından olmak üzere bu yıl dolar, TL karşısında yüzde 44,13, Euro ise yüzde 48,21 yükseliş yaşadı.

Bankacılık sektöründe mevduatlarda ise dolarizasyon yılbaşından bu yana artışını sürdürüyor. Ekonomistlerin getirisi dövize endeksli değiştiği için kur korumalı mevduatı da mevduatta dolarizasyon oranı hesabına dahil ediyor. Buna göre bankacılık sektöründe mevduatta dolarizasyon yani kur korumalı mevduat ile yabancı para mevduatın toplam mevduata oranı yüzde 67,7’ye çıktı. Yılbaşında bu oran yüzde 62 seviyesinde bulunuyordu.

Ekonomim’den Şebnem Turhanlı’nın haberine göre, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) haftalık verilerine göre bankacılık sektöründe toplam mevduat 28 Temmuz haftası itibariyle 12 trilyon 539 milyar 477 milyon liraya yükseldi. KKM dahil TL mevduat 7 trilyon 177 milyar 132 milyon lira olurken kur korumalı mevduat ise 3 trilyon 132 milyar 468 milyon liraya çıktı.

Yabancı para mevduatlar ise 5 trilyon 362 milyar 344 milyon lira oldu. Ekonomistler kur korumalı mevduatı, getirisinin dövize endeksli olması nedeniyle yabancı para mevduat ile birlikte değerlendiriyor. Verilere göre KKM hariç TL mevduatın toplam mevduat içindeki oranı yüzde 32,25 olarak hesaplanırken, kur korumalı mevduatın toplam mevduat içindeki oranı yüzde 24,98’e yükseldi.

Yabancı para mevduatın toplam mevduat içindeki oranı ise yüzde 42,76 oldu. Böylece ekonomistleri mevduatın dolarizasyon oranı olarak takip ettikleri kur korumalı mevduat ile yabancı para mevduatın toplam mevduat içindeki oranı da yüzde 67,74’e çıktı. Bu yılbaşına göre 5.5 puanlık bir artışa işaret ediyor.

KKM hariç TL mevduatın toplam mevduat içindeki oranı yılbaşında yüzde 37,74 seviyesinde bulunuyordu. Mart ayının son haftalarında KKM hariç TL mevduatın payı yüzde 42’nin üzerine yükselmişti. Kur korumalı mevduatın ise toplam mevduat içindeki oranı yılbaşında yüzde 15 seviyelerindeyken hızla yükseliş gösterdi ve 28 Temmuz itibariyle yüzde 25’e kadar yükseldi.

Yabancı para mevduatın toplam mevduat içindeki oranı yılbaşında yüzde 46,8 iken 28 Temmuz itibariyle yüzde 42,8’e geriledi. Ancak KKM’deki artış nedeniyle mevduatta dolarizasyon oranı yılbaşına göre yükseliş gösterdi.

Analistlerin 2024 sonu dolar/TL tahmini 35 TL

Bu hafta daha yatay bir seyir izlese de döviz kurlarına yönelik yılsonu beklentileri de yükseliyor. Deutsche Bank, yıl sonu için dolar/ TL tahminlerini 27 TL’den 32 TL’ye yükseltti. Banka analistleri 2024 sonu dolar/TL tahminlerini ise 35 olarak açıkladı. Banka analistleri, gerçekleştirdikleri revizyonlarla ilgili fiyat artış trendine ve “politika yapıcıların enfl asyonu daha sürdürülebilir bir patikaya döndürmede karşılaştıkları zorluklara” atıfta bulundu. Analistler 2024 sonu dolar/TL tahminlerini ise 35 olarak açıkladı.

HSBC de daha önce 27 olan dolar/ TL tahminini 29’a yükseltmişti. Banka stratejistleri Murat Toprak ve Charlotte Ong yüksek enfl asyon beklentilerine atıfta bulunarak 2024 için 32 seviyesinde dolar/TL tahmini yaptı.

Sadece yabancı kurumlar değil yurtiçindeki kurumların da yılsonuna yönelik dolar/TL tahminleri yükseltiliyor. İş Yatırım son Para Politikası Kurulu toplantısı sonrasında piyasa tahminlerinin altında kalan faiz adımları nedeniyle 30,00 TL olan (haziranda 28 TL) 2023 sonu dolar kuru tahminini 32 TL’ye yükseltmişti.

TL mevduat faizleri ise Merkez Bankası’nın sadeleştirme adımları kapsamında gerilemesini sürdürüyor. Merkez Bankası verilerine göre ortalamada haziran ortasında yüzde 40’ın üzerine kadar yükselen 3 aya kadar vadeli TL mevduat oranı yüzde 30’un altına geriledi. Verilere göre 28 Temmuz itibariyle 3 aya kadar vadeli TL mevduat faizi ortalamada yüzde 29,32’ye indi. 6 aya kadar vadeli TL mevduat faizi ise 28 Temmuz haftasında bir önceki haftaya göre 2.6 puan artışla yüzde 26,76’ya çıktı.

Paylaşın

Bitcoin 29 Bin Doların Üzerinde; Shiba Inu Ve XRP Sert Düştü

Bitcoin (BTC) 29 bin dolar sınırına gerilerken, Ethereum (ETH) ise bin 800 dolar seviyesinin hemen üzerinde işlem görüyor. Shiba Inu ve XRP ise yatırımcısına kaybettiren kripto para birimleri arasında yer aldı.

Haber Merkezi / Kripto para piyasaları, haftanın ilk işlem gününe düşüş eğilimiyle başladı.

Dünyanın en büyük kripto para birimi Bitcoin (BTC) yüzde 0.06 düşüle 29 bin 006 dolara gerilerken, dünyanın en büyük ikinci kripto para birimi Ethereum (ETH) ise yüzde 0.11 düşüşle bin 829 dolardan işlem görüyor.

Bitcoin’in (BTC) hacmi, son 24 saatte yüzde 26,27 artışla yaklaşık 8,1 milyar dolar olurken, piyasa değeri ise 564 milyar dolar civarında. Bitcoin’in piyasa değeri cuma günü 567 milyar dolar civarındaydı.

Küresel kripto para birimi piyasalarının değeri, son 24 saatte yüzde 0,09 düşüşle 1,16 trilyon dolar civarında işlem görüyor. Küresel kripto para birimi piyasalarının değeri cuma günü 1,16 trilyon dolar civarındaydı.

Diğer en iyi kripto para birimlerinden Shiba Inu ve XRP ise yatırımcısına yüksek oranda kaybettiren kripto para birimleri arasında yer aldı.

Tüm stablecoinlerin hacmi şu anda 20.33 milyar dolar, bu, toplam kripto piyasasının 24 saatlik hacminin yüzde 91.99’u. Tüm stablecoinlerin hacmi şu anda 27.03 milyar dolar, bu, toplam kripto piyasasının 24 saatlik hacminin yüzde 93.14’üydü.

Bazı kripto para birimlerinde son durum ise şöyle:

Bitcoin 29,006 dolar, değer kaybı yüzde 0.06
Ethereum 1,829 dolar, değer kaybı yüzde 0.11
Tether 0.998 dolar, değer kaybı yüzde 0.08
BNB 242 dolar, değer kaybı yüzde 0.55
XRP 0.6162 dolar, değer kaybı yüzde 2.57

Cardano 0.2914 dolar, değer kaybı yüzde 1.02
Dogecoin 0.07447 dolar, değer kaybı yüzde 1.10
Solana 23.01 dolar, değer kazancı yüzde0.56
Polygon 0.6691 dolar, değer kaybı yüzde 0.40

Litecoin 82.31 dolar, değer kaybı yüzde 0.97
Polkadot 4.98 dolar, değer kaybı yüzde 0.48
Tron 0.07672 dolar, değer kaybı yüzde 0.76
Shiba Inu 0.000009256 dolar, değer kaybı yüzde 4.68

Paylaşın

Milyonlarca Yurttaş “Tatil Ve Dinlenme” Hakkını Kullanamıyor

Tüketicilerin tatil tercihlerine ilişkin yaptığı kamuoyu araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Tüketici Birliği Federasyonu Tüketicinin Nabzı Çalışma Grubu Başkanı Yunus Emre Bitmez, “Geçtiğimiz yıl tatile gidemeyenlerin sayısı, bu yıl daha da arttı” dedi.

Elde edilen verilerin ülke ekonomisindeki olumsuzluğun etkisini gösterdiğini söyleyen Bitmez, “Tüketiciler zorunlu gereksinimlerini karşılamak için çabalamakta, enflasyon ve kurdaki artış nedeniyle tatile çıkmak, çok sayıdaki tüketici için hayale dönüşmüş bulunmaktadır.

Oysaki tatil ve dinlenme, her çalışan için Anayasal bir haktır. Anayasa’nın 50. maddesinde, ‘dinlenmek, çalışanlar için haktır’ düzenlemesi ile buna işaret edilmektedir. Milyonlarca yurttaşın Anayasal hakkını kullanamıyor olması, yaygın bir hak ihlâli niteliğindedir.” ifadelerini kullandı.

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF), tüketicilerin tatil tercihlerine ilişkin yaptığı kamuoyu araştırmanın sonuçlarını açıkladı. Tüketici Birliği Federasyonu Tüketicinin Nabzı Çalışma Grubu tarafından yapılan “Gemliğe doğru” adlı araştırmaya göre, 2022 yılında tatile gidemeyecek durumda olan tüketicilerin oranı yüzde 60,90 iken, 2023 yılındaki araştırmada bu oran yüzde 61,18’e çıktı.

Tatil için yeterli bütçesi olmadığın belirten tüketicilerin oranı bu yıl yüzde 2 artarak yüzde 71,76’ya yükseldi. Bu oran 2022 yılında yüzde 69,70 olarak ölçülmüştü.

Bu yıl tatilini yurt dışında geçirmeyi planlayanların sayısı da azaldı. Geçen yıl yurt dışında tatil planlanlayanların oranı yüzde 41 iken, 2023 yılında bu oran yüzde 3,13’e geriledi.

“Tatile gidemeyenlerin sayısı, bu yıl daha da arttı”

Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Tüketici Birliği Federasyonu Tüketicinin Nabzı Çalışma Grubu Başkanı Yunus Emre Bitmez, “Geçtiğimiz yıl tatile gidemeyenlerin sayısı, bu yıl daha da arttı” dedi. Elde edilen verilerin ülke ekonomisindeki olumsuzluğun etkisini gösterdiğini söyleyen Bitmez şöyle konuştu:

“Tüketiciler zorunlu gereksinimlerini karşılamak için çabalamakta, enflasyon ve kurdaki artış nedeniyle tatile çıkmak, çok sayıdaki tüketici için hayale dönüşmüş bulunmaktadır. Oysaki tatil ve dinlenme, her çalışan için Anayasal bir haktır. Anayasa’nın 50. maddesinde, ‘dinlenmek, çalışanlar için haktır’ düzenlemesi ile buna işaret edilmektedir. Milyonlarca yurttaşın Anayasal hakkını kullanamıyor olması, yaygın bir hak ihlâli niteliğindedir.”

Tüketici Birliği Federasyonu geçen yıl da “Yaşasın tatil mi?” araştırmasıyla tüketicilerin tatil eğilimleriyle ilgili bir araştırma yapmıştı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Dünya Genelindeki Elektrikli Araçların Yarısı Çin Yapımı

Çin, elektrikli araçlar konusundaki yükselişini sürdürüyor. Ülkede trafiğe katılan elektrikli araç sayısı giderek artarken bugün dünya genelinde mevcut olan elektrikli araçların yaklaşık yarısı, Çin yapımı.

Çinli üreticilerin kendi ülkelerinde çekinebilecekleri tek rakip, merkezi ABD’de olan, Elon Musk’ın sahibi olduğu Tesla. Ancak özellikle de geliri yüksek olan Çinli tüketiciler, bir süredir ağırlıklı olarak yerli, yani Çinli markaları tercih ediyor. Bu alanda sektörün lideri olan marka, BYD. Çin kaynaklı resmi verilere göre, BYD yılın ilk yarısında, Tesla’ya göre yüzde 29 daha fazla yüzde yüz elektrikli araç sattı.

Ekonomik açıdan aydınlık bir dönem yaşamayan Almanya’da siparişler azalıyor, alım gücü düşüyor. İşlerin yolunda gitmediği bu ortamda, otomobil üreticileri de büyük zorluklarla karşı karşıya. Elektromobiliteye geçiş ve otonom sürüşün geliştirilmesi gibi planlar, devasa bir maliyeti beraberinde getiriyor.

Bu amaçlara ulaşılması için gereken mali kaynakların, siyaset tarafından giderek daha az arzulanan içten yanmalı motora sahip araçlar üzerinden sağlanmak zorunda olması da ayrı bir çelişki.

Aslında yılın ilk yarısı, Alman otomotiv üreticileri açısından iyi geçti. Mercedes-Benz, BMW ve Volkswagen (VW), satış ve kârlarını artırdıklarını duyurdu. Ancak yılın tamamını hesaba katan öngörüler, yatırımcı ve hissedarları hayal kırıklığına uğratan seviyede. Enflasyon ve faiz oranlarının arttığı ortamda, yeni araçlara olan ilgi de azalmış bulunuyor.

Alman Otomobil Endüstrisi Kurumu (VDA) Başkanı Hildegard Müller, “Üretimde bir artış görsek de bu endüstride rahatlama yaşandığı anlamına gelmiyor” uyarısında bulundu. Satışların, 2019’da pandemi krizi patlak vermeden önceki seviyenin yaklaşık beşte biri seviyesinde olması dikkat çekiyor. Almanya’da özellikle de yüzde yüz elektrikli araç siparişleri düşüşte. Bu segmentteki talep, şu anda, bir önceki yılın yalnızca yüzde 60’ı seviyesinde.

Almanya’da durum böyleyken, dünyanın en büyük ve en önemli otomobil pazarı olan Çin, elektrikli araçlar konusundaki yükselişini sürdürüyor. Ülkede trafiğe katılan elektrikli araç sayısı giderek artarken bugün dünya genelinde mevcut olan elektrikli araçların yaklaşık yarısı, Çin yapımı.

Çinli üreticilerin kendi ülkelerinde çekinebilecekleri tek rakip, merkezi ABD’de olan, Elon Musk’ın sahibi olduğu Tesla. Ancak özellikle de geliri yüksek olan Çinli tüketiciler, bir süredir ağırlıklı olarak yerli, yani Çinli markaları tercih ediyor. Bu alanda sektörün lideri olan marka, BYD. Çin kaynaklı resmi verilere göre, BYD yılın ilk yarısında, Tesla’ya göre yüzde 29 daha fazla yüzde yüz elektrikli araç sattı.

VW Çin Müdürü Ralf Brandstätter, konuya ilişkin olarak “Pazarda bir kırılma yaşanıyor” değerlendirmesini yaptı. Brandstätter, onlarca yıl boyunca sektör lideri olan VW’nin, ilk çeyrekte BYD tarafından geride bırakılışına tanıklık etmek zorunda kaldı. BYD, bu zaman diliminde VW’ye göre yirmi kat daha fazla elektrikli araç satmayı başardı.

Şimdi VW, bu trendi tersine çevirmeye çalışıyor. VW, bunu yaparken Çinli otomobil üreticisi Xpeng ile elektromobilite, yazılım ve otonom sürüş alanlarında işbirliğine gitti. Wolfsburg merkezli üretici, bir startup olan Xpeng’e 700 milyon dolarla katkı sağlıyor. İlk etapta VW’nin Çin pazarına 2026 yılında iki yeni elektrikli modelle girmesi planlanıyor.

Porsche ve Audi gibi lüks markaların da sahibi olan VW şirketinin yanı sıra Mercedes ve BMW de konumlarını kaybetmemek için büyük çaba sarf etmek zorunda. Otomotiv konusunda uzmanlaşan danışmanlık şirketi Berylls’in son araştırması, lüks araç sınıfında adeta bir “iktidar değişimi” yaşandığından bahsediyor. Buna göre, Çinliler, gelenekselleşmiş Alman üst sınıf araç üreticilerini “sürat şeridinde solluyor.”

Berylls Strategy Advisors’ın Çin bürosunun yöneticisi Willy Wang, “Alman üreticiler için durum endişe verici. Çünkü Çinli rakipleri, müşteri algısında pek çok noktada açık ara önde” diye konuştu. Eskiden lüks Alman araçlar, Çin’deki orta ve üst sınıf için ideal birer statü sembolü niteliği taşıyordu. Teknik açıdan geri kalmış ve kalitesiz olmakla suçlanan yerli markalarsa kötü bir itibara sahipti. Bugünse bu algı değişmiş durumda.

Markası mı ürünün kendisi mi?

Bugün gelinen noktada Çin üretimi araçlar, özellikle de sahip oldukları bilgi-eğlence ve sürücü destek sistemleri gibi dijital unsurlarla ön plana çıkıyor. Çinlilerin bu açıdan iyi olmasının nedeni, muhtemelen Çin’in metropollerindeki trafik durumunda bu sistemlere mutlak suretle ihtiyaç duyulması.

Berylls araştırmasına göre, Çinli üreticiler klasik faziletlerden sayılan konfor ve kalite konusunda da Almanları tüketici algısında yakalamış hatta geride bırakmış durumda. Bir bulgu da Çinli müşterilerin gözünde bir araç satın alma nedeni olarak teknolojinin geleneksel değerlerden daha önemli hâle gelmiş olması: Alman yapımı lüks araçların satın alınma nedeni, öncelikli olarak marka. Çin yapımı lüks araçların satın alınma nedeni ise, ürünün kendisi.

Dolayısıyla Çin’de bugün elektrikli araçların yüzde 80’inin yerli üretim olması şaşırtıcı değil. Ülkedeki en başarılı 10 elektrikli araç üreticisi arasında yer alan tek yabancı şirket, Tesla. Alman üreticiler ise ilk 10’da kendilerine yer dahi bulamıyor.

İçten yanmalı motorlu araçlar da dahil olmak üzere, Çin otomotiv pazarının tamamına bakıldığında, 2023 yılında Çinli üreticilerin, onlarca yıldır ilk kez, yabancı üreticileri geride bırakarak pazar payının yüzde 51’ine sahip olacağı öngörülüyor. Danışmanlık şirketi Alix Partners’ın Global Automotive Outlook 2023 araştırmasına göre, 2030 yılına kadar bu oranın yüzde 65’e çıkması bekleniyor.

Söz konusu çalışmanın verilerine göre, Avrupalı üreticiler giderek artan biçimde Çinli üreticilerin baskısı altına giriyor. Avrupa’da araç satışları, uzun vadede, pandemi öncesi döneminde yüzde 15 daha altında seyredecek. 023’ün ilk çeyreğinde, Çin, dünya ihracat şampiyonluğu sıfatını Japonya’nın elinden söküp aldı. Henüz üç yıl önce, 2020 yılında, Çin söz konusu listede altıncı sıradaydı.

AlixPartners’da otomotiv uzmanı olarak görev yapan Fabian Piontek, “Çin, otomobil super gücü olmak için en doğru yolda” dedi. Aynı esnada Avrupalı üreticilerin yerli pazarlarda savunma konumuna geçmek zorunda kaldığını aktaran Piontek, şu kritik değerlendirmeyi yaptı: Alman otomobil üreticilerinin rekor kazanç sağladığı dönem, sona yaklaştı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Gıda Fiyatları Dünya Genelinde Düşerken, Türkiye’de İse 34 Aydır Yükseliyor

Küresel gıda fiyatları son 15 ayda sadece Nisan 2023’te yükselirken diğer tüm aylarda düşüş gösterdi. Gıda fiyatları Türkiye ise Eylül 2020’den bu yana, yani 34 aydır artmaya devam ediyor.

Türkiye’de Aralık 2021’de yüzde 45 olan yıllık gıda enflasyonu Kasım 2022’de ise yüzde 100’ü aşarak yüzde 102 olmuştu.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) açıkladığı Küresel Gıda Fiyat Endeksi son 15 ayda sadece bir kez yükseldi. Türkiye’de resmi yıllık enflasyon mart ayında yüzde 38, gıda fiyatlarındaki yıllık artış ise yüzde 54 oldu.

Dünyada gıda fiyatları aynı dönemde yüzde 21 düşerken Avrupa Birliği genelinde yüzde 15 artış gösterdi. Türkiye’de ise gıda fiyatları 34 aydan bu yana aralıksız artıyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) açıkladığı Küresel Gıda Fiyat Endeksi son 15 ayda bir kez yükseldi.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı yıllık tüketici enflasyonu (TÜFE) Haziran 2023’te ayında yüzde 38 oldu. On iki aylık ortalamalara göre ise enflasyon yüzde 60 gerçekleşti.

TÜİK’e göre gıda fiyatları son bir yılda yüzde 54 artış gösterdi. FAO’nun Küresel Gıda Fiyat Endeksi ise aynı dönemde yüzde 21 düştü. AB’de ise yıllık gıda enflasyonu mayıs ayı itibarıyla yüzde 15.

Türkiye’de 34 aydır aralıksız yükseliyor

Küresel gıda fiyatları son 15 ayda sadece Nisan 2023’te yükselirken diğer tüm aylarda düşüş gösterdi. Gıda fiyatları Türkiye’de Eylül 2020’den bu yana 34 aydan bu yana artmaya devam ediyor.

FAO ve TÜİK’in açıkladığı gıda fiyat endeksleri arasındaki fark Türkiye’nin “yeni ekonomik modele” geçtiği Kasım 2022’den itibaren giderek büyüyen bir makasa dönüştü.

Kasım 2021’de küresel gıda fiyat endeksi 141; Türkiye’de ise 138. Türkiye’nin Kur Korumalı Mevduatı (KKM) ilan ettiği Aralık 2021’de ise radikal bir değişim başlıyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Milyonlarca Aile İhtiyaçlarını Sosyal Yardımlarla Karşılıyor

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2023 yılının ilk yarısına yönelik verileri milyonlarca hanenin yoksulluğa adeta hapsolduğunu ortaya koyuyor. Bakanlığın sosyal yardım verilerine göre bu yılın ilk 6 ayında, aşırı yoksulluk çeken hane sayısı 3 milyon 615 bine yükseldi.

Elektrik faturasını ancak sosyal yardım ile ödeyebilen hane sayısında da çarpıcı artış kaydedildi. 2019 yılında 1 milyon 343 bin 109 hanenin elektrik faturası sosyal yardım ile ödenirken 2021 yılında elektrik tüketim desteği alan hane sayısı 1 milyon 791 bin 200 ile ifade edildi. Bakanlığın elektrik tüketim desteği kapsamında yardım yaptığı hane sayısı 2022 yılında ise kayıtlara, 3 milyon 690 bin 582 olarak geçti.

Haziran 2023 itibarıyla ise ışığı ancak sosyal yardım ile yanan hane sayısının 4 milyon 141 bin 991 olduğu bildirildi. “Doğal Gaz Tüketim Desteği” kapsamında desteklenen hane sayısının ise Ocak-Haziran 2023 döneminde 157 bin 952 olduğu belirtildi.

BirGün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre, Türkiye’de iktidar eliyle yaratılan ekonomik kriz kaynaklı derin yoksulluk on milyonlarca yurttaşı etkiliyor. Sosyal yardımlara yönelik hemen her yeni veri, yoksulluğun ulaştığı çarpıcı boyutu bir kez daha gözler önüne seriyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2023 yılının ilk yarısına yönelik verileri milyonlarca hanenin yoksulluğa adeta hapsolduğunu ortaya koyuyor.

Bakanlığın verilerine göre, “Ailesinin yanında yaşamını en düşük seviyede dahi sürdürmekte güçlük çeken” ve Sosyal ve Ekonomik Destek (SED) programından yararlandırılan çocuk sayısı Haziran 2023 itibarıyla 168 bin 247’ye ulaştı. Ocak-Haziran 2023 döneminde SED Programı kapsamında destek sağlanan çocuklar için 3 milyar 340 milyon 867 bin TL para harcandı.

Aşırı yoksulluk sınırının altında kalan yurttaşların dâhil edildiği Türkiye Aile Destek Programı’na yönelik rapor da Türkiye’deki yoksulluğun boyutunu ortaya koyan bir başka veri oldu. Buna göre, 2022 yılında 2,5 milyon olan program kapsamına alınan hane sayısı, Haziran 2023 itibarıyla 3 milyon 615 bin 670’e fırladı.

Elektrik faturasını ancak sosyal yardım ile ödeyebilen hane sayısında da çarpıcı artış kaydedildi. 2019 yılında 1 milyon 343 bin 109 hanenin elektrik faturası sosyal yardım ile ödenirken 2021 yılında elektrik tüketim desteği alan hane sayısı 1 milyon 791 bin 200 ile ifade edildi.

Bakanlığın elektrik tüketim desteği kapsamında yardım yaptığı hane sayısı 2022 yılında ise kayıtlara, 3 milyon 690 bin 582 olarak geçti. Haziran 2023 itibarıyla ise ışığı ancak sosyal yardım ile yanan hane sayısının 4 milyon 141 bin 991 olduğu bildirildi. Doğal Gaz Tüketim Desteği kapsamında desteklenen hane sayısının ise Ocak-Haziran 2023 döneminde 157 bin 952 olduğu belirtildi.

Paylaşın

Morgan Stanley’den “Enflasyon” Yorumu: Mayıs 2024’te Zirve Yapacak

Morgan Stanley, Türkiye’de enflasyonun Mayıs 2024’te yüzde 67 ile zirve yapacağını açıkladı. Öte yandan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, JP Morgan’ın organize ettiği, Türkiye Ekonomik Forumu’na katıldı.

ABD merkezli yatırım bankası Morgan Stanley, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu’na yeni atamaların ardından Eylül sonrasında faiz artışı görülmesi olasılığının arttığını belirtti.

Aralarında Hande Küçük’ün de olduğu Morgan Stanley analistleri, TCMB’nin bu ay 150 baz puanlık artışla faizi yüzde 19’a çıkarmasını, Eylül’de ise 100 baz puanlık faiz artışı yapmasını bekliyor.

Bloomberght’te yer alan habere göre, raporda, analistler “Enflasyondaki yükselişe rağmen TCMB’nin faiz artırımlarına kademeli olarak devam etmesini bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

Analistler yılsonu TÜFE tahminini yüzde 62’ye yükseltirken enflasyonun Mayıs 2024’te yüzde 67 ile zirve yapmasını bekliyor.

Raporda “TCMB tarafından işaret edilen kademeli faiz artırım hızı göz önüne alındığında, kur ve vergi/yönetilen fiyatlardaki potansiyel ilave ayarlamalar enflasyon görünümü üzerinde yukarı yönlü riskler oluşturuyor” değerlendirmeleri yer aldı.

Öte yandan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, JP Morgan’ın organize ettiği, Türkiye Ekonomik Forumu’na katıldı.

Bakan Şimşek’in forumda Türk ekonomisine ilişkin bir sunum yaparak çeşitli uluslararası yatırımcı gruplarıyla görüştüğü öğrenildi. Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan’ın ise görüşmelere devam ettiği bildirildi.

Paylaşın