DEM Parti’den “Çerçeve Yasa” Açıklaması: Önemli Bir İlk Adım

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında Meclis’ten geçen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” ile yeni döneme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Doğan, yasanın eksiklikleri bulunduğunu ancak Türkiye’nin demokratikleşmesi ve toplumsal barış açısından tarihsel bir adım olduğunu savundu.

Yasa hazırlık sürecinde katkı sunan siyasi partilere ve tüm kesimlere teşekkür eden Doğan, düzenlemenin Meclis’te 467 evet oyuyla kabul edildiğini belirtti. Farklı siyasi partilerin farklı gerekçelerle oy verdiğini ifade eden Doğan, ortak amacın toplumsal barış ve bütünleşmeyi güçlendirmek olması gerektiğini söyledi.

Doğan, düzenlemenin tüm sorunları çözen nihai bir sonuç olmadığını ancak yeni siyasi ve hukuki imkanlar yarattığını belirterek, “Kapsamlı bir çözümün ilk adımı, ilk aşaması olarak tarihsel önem taşıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Yasanın eksiklerini eleştirmenin düzenlemenin değerini azaltmayacağını ifade eden Doğan, “Ne yasa çıktı, Kürt sorunu ve demokrasiye dair sorunlar çözüldü yaklaşımı doğru olur ne de her talebi karşılamıyor, o halde hiçbir değeri yok yaklaşımı doğru olur” dedi.

“Güven, Güvencelerle Oluşur”

Barışın yalnızca ulaşılacak bir sonuç değil, hukuki ve siyasi adımlarla ilerleyen bir süreç olduğunu belirten Doğan, yeni düzenlemenin yeni bir dönemin kapısını araladığını söyledi.

“Güven, güvencelerle oluşur ve bunun yolu yasadır, yasanın uygulanmasıdır, takvimin belirlenmesidir” diyen Doğan, bundan sonraki süreçte yasanın nasıl uygulanacağının ve öngörülen mekanizmaların nasıl çalışacağının yakından takip edilmesi gerektiğini ifade etti.

Sürece yönelik “devleti zayıflatır”, “al-ver süreci” ve “gizli ajandalar var” şeklindeki eleştirilere de yanıt veren Doğan, bunun gizli gündemleri olan bir süreç olmadığını savundu.

Doğan, “Bu, 86 milyonun geleceğini ilgilendiren ve önümüzdeki yüzyılı birlikte kazanmamızı sağlayacak bir süreç” ifadelerini kullandı.

Uzun yıllardır devam eden çatışmanın Türkiye’yi güçlendirmediğini söyleyen Doğan, kalıcı barışın ancak güçlü ve demokratik bir ülke inşa edilmesiyle mümkün olacağını belirtti. Çatışmanın Türkiye’ye ekonomik, hukuki ve toplumsal açıdan ağır maliyetler yüklediğini ifade eden Doğan, bu maliyetlerin ortadan kaldırılmasının ülkeyi güçlendireceğini söyledi.

Doğan, sürecin yalnızca güvenlikçi yöntemlerle yürütülmesine yönelik çağrılara da karşı çıktı. Silahlı çatışmanın sona erdirilmesi için hukuk, siyaset, diyalog ve müzakerenin önemine dikkat çekti.

Türkiye’de geçmişte başarısızlıkla sonuçlanan süreçler yaşandığını kabul eden Doğan, tüm tarafların bu deneyimlerden ders çıkarması gerektiğini söyledi. Yeni sürecin özellikle hukukla güvence altına alınması gerektiğini vurgulayan Doğan, yasanın uygulanması ve uygulama takviminin belirlenmesinin önem taşıdığını ifade etti.

Düzenlemenin DEM Parti’nin tüm beklentilerini karşılamadığını açıkça dile getiren Doğan, buna rağmen yasanın değersizleştirilmemesi gerektiğini söyledi.

Doğan, yasanın binlerce insanın hayatını ve özgürlüğünü etkileyebilecek sonuçlar doğurabileceğini, tahliye ve dönüş yolları açabileceğini belirtti. Ayrıca düzenlemenin düşünce ve ifade özgürlüğü ile örgütlenme özgürlüğünü güçlendirebilecek bir demokratik siyaset zemini oluşturma potansiyeli taşıdığını savundu.

Temel haklara ilişkin bazı konuların mevcut düzenlemenin kapsamında bulunmadığını kabul eden Doğan, bunların sonraki hukuki adımlarla ele alınabileceğini söyledi.

“Barış Artık Bir İhtimalden Çok Daha Fazlası”

Doğan, yasanın eksikliklerine rağmen barış açısından önemli bir fırsat oluşturduğunu belirterek, “Barış artık yalnızca bir ihtimal değil. Bir ihtimalden çok daha fazlası” ifadelerini kullandı.

Silahlı çatışmanın kalıcı olarak sona ermesi halinde Türkiye’nin yapısal sorunlarının daha geniş bir demokratik siyaset alanında tartışılabileceğini söyleyen Doğan, yasanın açtığı alanın genişletilmesi gerektiğini ifade etti.

Uygulama sürecinde bir teyit-tespit mekanizması ile çeşitli kurulların oluşturulmasının öngörüldüğünü belirten Doğan, bu yapıların nasıl çalışacağının önümüzdeki günlerde netleşeceğini söyledi.

Doğan, basın toplantısında DEM Parti’nin olağan kongresinin tarihinin de öne çekildiğini açıkladı. Daha önce 20 Eylül olarak duyurulan kongrenin, yeniden yapılanma döneminin başlangıcı olarak 6 Eylül’de Ankara’daki Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde gerçekleştirileceğini belirtti.

Kongre hazırlıkları kapsamında çeşitli komisyonların çalışmalarını sürdürdüğünü aktaran Doğan, il ve bölge konferanslarının da gerçekleştirildiğini söyledi.

Partisinin yeni dönemde halk buluşmalarını artıracağını belirten Doğan, yasanın gereklerini, uygulanma sürecini ve ortaya çıkabilecek riskleri halkla birlikte değerlendireceklerini söyledi.

Kadınların ve gençlerin sürece katılımını özellikle önemsediklerini belirten Doğan, Meclis’te kurulacak mekanizmalarda kadınların temsiliyetinin de önemli olduğunu ifade etti. DEM Parti’nin Türkiye’nin farklı bölgelerinde geniş katılımlı buluşmalar düzenlemek için hazırlık yaptığı belirtildi.

Basın toplantısının soru-cevap bölümünde yasanın uygulanmasına ilişkin henüz kesinleşmiş bir takvim bulunmadığını belirten Doğan, bazı kurulların oluşturulması gerektiğini söyledi.

İmralı Heyeti’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile gerçekleştireceği görüşmenin de gündemde olduğunu belirten Doğan, uygulamanın geciktirilmemesi gerektiğini savundu. “Zamana yayıldıkça riskler artabiliyor” diyen Doğan, sürecin sağlıklı ilerlemesi için gerekli adımların zamanında atılması gerektiğini ifade etti.

“Demirtaş ve Yüksekdağ Çoktan Tahliye Olmalıydı”

Doğan, toplantının son bölümünde Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın durumuna ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

Demirtaş ve Yüksekdağ’ın tutukluluklarının devamını gerektirecek hukuki bir neden olmadığını savunan Doğan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarına işaret etti.

Doğan, hakkında bu yönde karar bulunan kişiler için yeni bir yasal düzenlemeye gerek olmadığını belirterek, mevcut yargı kararlarının uygulanması gerektiğini söyledi. Demirtaş ve Yüksekdağ’ın “çoktan özgürlüklerine kavuşmuş olması gerektiğini” ifade eden Doğan, siyasi nedenlerle tutuklu bulunduğunu savunduğu kişilerin de bir an önce özgür bırakılmasını istedi.