BM Genel Sekreteri Guterres: Türkiye’den Gönderilen İnsani Yardımı Sıkı İzliyoruz

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Türkiye’nin Cilvegözü ile Suriye’nin Bab El Hava sınır kapısından BM ve ortakları tarafından yapılan insani yardım teslimatının sıkı bir şekilde izlendiğini, bunun “en kritik insani yardım operasyonu” olarak değerlendirildiğini söyledi.

Amerika’nın Sesi’nde yer alan habere göre; Çoğunluğu Suriye’nin İdlib vilayetindeki muhaliflere ulaşan insani yardımın uzatılması konusunda, geçen Temmuz ayında BM Güvenlik Konseyi’nin veto hakkı bulunan iki daimi üyesi Rusya ve Çin’in itirazları yüzünden konseyde uzun süren tartışmalar yaşanmıştı.

BM Güvenlik Konseyi üyelerinin çoğunluğu, Suriye’ye insani yardımın dört ayrı kapıdan yapılması için ısrarcı olsa da yardımın teröristlere gittiğini iddia eden Rusya, uzun süre Türkiye’nin Cilvegözü sınır kapısından Suriyeli muhaliflere yapılacak insani yardıma karşı çıktı.

Suriye’ye insani yardımın ulaştırılması için Rusya, uygulamayla ilgili konsey kararının süresinin dolmasına kısa süre kala ikna edilmiş ve yardımın süresi şartlı olarak bir yıl daha uzatılmıştı. BM Genel Sekreteri’nin yardım süreciyle ilgili altı ay sonra bir rapor yayınlaması ve otomatik olarak yardım sürecinin bir yılda tamamlanmasına karar verilmişti.

Amerikan haber ajansı AP, Guterres’in Türkiye’den Suriye’ye yapılan insani yardımla ilgili hazırladığı rapora ulaştı. BM’de ilgili kişilere dağıtılan rapordan AP’nin elde ettiği belgelere göre, Genel Sekreter Guterres yaşanan tüm güçlüklere rağmen Suriye geneline ilkeli ve şeffaf bir şekilde insani yardım ulaştırıldığını ve hizmetler sunulduğunu belirtti.

Guterres’in raporunda, sınır kapısından gönderilerin insani yardımın kontrol ve takibinin nasıl yapıldığını detaylandırdığını, bölgedeki insani yardım operasyonunu dünyanın en yakından izlenen operasyonlarından biri olarak nitelendirdiği belirtildi. Genel Sekreter Guterres’in, çatışma bölgesinden ulaştırılan yardımın sevk ve teslimatında açık bir ilerleme kaydedildiğini ifade ettiği ancak BM’nin altı aylık planı tam olarak uygulayabilse bile yapılan insani yardımın ihtiyaçları tamamen karşılamadığını ifade ettiği kaydedildi.

Paylaşın

Her 11 Dakikada 1 Kadın Katledildi

Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre her 11 dakikada bir kadın veya kız çocuğu en yakın çevresinden gördüğü şiddet sonucu hayatını kaybetti. Konuya ilişkin yapılan değerlendirmede, kadına yönelik şiddette bir azalma gözlemlenmediği vurgulandı.

Merkezi Viyana’da bulunan Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suçlarla Mücadele Örgütü (UNODC), kadınlar ve kız çocukları için en tehlikeli yerin kendi evleri olduğu yönündeki tespitini tekrarladı. Kadına yönelik şiddetle mücadele günü vesilesiyle yapılan açıklamada, geçen yıl öldürülen tahminen 81 bin kadından 47 binin partneri veya akrabası tarafından katledildiği bildirildi. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre her 11 dakikada bir kadın veya kız çocuğu en yakın çevresinden gördüğü şiddet sonucu hayatını kaybetti.

BM Uyuşturucu ve Suçlarla Mücadele Örgütü’nün (UNODC) Başkanı Ghada Waly, geçen senelerde şiddette azalma kaydedilen alanlar olduğunu ancak kadına yönelik şiddette bir azalma gözlemlemediklerini de vurguladı. BM’nin yaptığı araştırmalara dayanan verilere göre, dünya çapında şiddet sonucu hayatını kaybedenlerin geneline bakıldığında yüzde 80’inin erkek olduğu, ilişkide veya aile içinde yaşanan şiddette hayatını kaybedenlerin ise yüzde 60’ının kadın olduğunu vurgulandı.

En tehlikeli yer Afrika

Aile veya partnerin uyguladığı şiddet sonucu ölüm tehlikesinin en yüksek olduğu yerin Afrika ülkeleri olduğu belirtilirken, en düşük riskin Avrupa ve Asya’da olduğu haber verildi. UNODC, istatistiki verilerini 95 ülkeden alınan sayıların analizine dayandırıyor.

Kurum, henüz korona pandemisinin etkisinin tamemen analiz edilemediğini, Batı ülkelerinde geçen yıl öldürülen kadın ve kız çocuklarının sayısında hafif bir artış tepit edildiyse de bundaki değişimin bölgesel olarak farklılık göstermesinin yanı sıra benzer dalgalanmaların önceki senelerde de görüldüğünü belirterek, kesin ve net tespitin henüz yapılamadığına işaret edildi.

Uzmanlar, kadın ve kız çocuklarına yönelik istatistiklere yansıyan şiddetin mutlak rakamlar anlamına gelmeyeceğini, ihbar ve suç duyurusu yapılan ülkelerde diğerlerine göre daha çok şiddet yaşandığı sonucuna varılmayacağını belirtiyor. Nitekim kadınların ve kız çocuklarının ihbar ve suç duyurusu için, bulunduğu ülkede nasıl bir koruma sağlandığına dair hukuki düzenlemelerin, sosyal çevresi ve refah seviyesinin ve başka faktörlerin de belirleyici olabildiği vurgulanıyor.

Avrupa Birliği Eşitlik Komiseri Helena Dalli de, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele günü vesilesiyle yaptığı açıklamada, hem Avrupa Birliği’ne (AB) hem de henüz İstanbul Sözleşmesi’ni onaylamamış olan Birlik üyelerine çağrıda bulundu ve sözleşmenin Avrupa Birliği Komisyonu’nun önceliklerinden olduğunu vurguladı.

İstanbul Sözleşmesi’nin ilk imzacılarından olan Türkiye, 20 Mart 2021’de Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile sözleşmeden çekilmiş, 1 Temmuz’da da söz konusu adım yürürlüğe girmişti.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

UNESCO Duyurdu: Beş Yılda 400 Gazeteci Cinayete Kurban Gitti

Birleşmiş Milletler (BM) Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) açıkladığı rapora göre, 2016’dan 2020 yılları arasında dünya genelinde yaklaşık 400 gazeteci cinayete kurban gitti. Açıklanan raporda, dünya genelinde basın özgürlüğünün tehlikede olduğuna dikkat çekilirken, internet ve sosyal medya platformlarının artan rolüne de vurgu yapıldı.

DW Türkçe’de yer alan habere göre; UNESCO dünya genelinde ifade özgürlüğü ve medyanın durumuna ilişkin yeni raporunu Paris’te kamuoyuyla paylaştı. “İfade Özgürlüğü ve Medya Gelişiminde Dünya Trendleri” başlığını taşıyan raporda dünya genelinde basın özgürlüğünün tehlikede olduğu kaydedildi.

UNESCO raporuna göre dünya nüfusunun yüzde 85’i son 5 yılda yaşadığı ülkede basın özgürlüğüne yönelik kısıtlamalar olduğunu deneyimledi. Basın mensuplarına yönelik öldürme, kaçırma, zorla kaybetme, keyfi tutuklama, işkence gibi tehditler arttı. Raporda2016’dan 2020 yılı sonuna kadar yaklaşık 400 gazetecinin cinayete kurban gittiği kaydedildi.

Çoğu Asya ve Güney Amerika ülkelerinde işlenen bu cinayetlerden sadece yüzde 13’ü aydınlatılabildi. Rapora göre sadece 2020 yılında tutuklanan gazetecilerin sayısı 274 olarak kaydedildi. Bu sayının da son 30 yıldır hiç bu kadar yüksek olmadığı kaydedildi.

UNESCO raporunda internet ve sosyal medya platformlarının artan rolüne de dikkat çekildi. Geçmişe göre daha fazla insanın enformasyona erişime sahip olduğu, ancak dezenformasyon ve nefret söylemlerinin yayılmasındaki artışın ve medyaya olan güvenin azalmasının endişe verici olduğu kaydedildi.

Medya ekonomik olarak da zorda

Medyanın ekonomik durumunun da raporda dijital şirketlerin rekabeti nedeniyle zorlaştığı kaydedildi. Geçen beş yılda dünya genelinde günlük gazetelerin reklam gelirlerinin yarıya düştüğü ifade edildi.

UNESCO Genel Direktörü Audrey Azoulay raporun önsözünde, “Beş dijital platformun tüm reklam gelirlerinin yarısından fazlasını aldığı bir zamanda medyanın hayatta kalmak için yeni ekonomi modelleri bulması gerekiyor” dedi. Azoulay, Covid-19 pandemisiyle beraber oluşan ekonomik resesyonların da medyayı etkilediğini söyledi.

UNESCO 2011 yılından bu yana dünya genelinde basın özgürlüğü ve gazetecilerin güvenliğini izliyor. 2014 ve 2018 yılından sonra bu rapor UNESCO’nun yayınladığı üçüncü rapor oldu. Bugün özeti yayınlanan raporun tam metni daha sonra kamuoyuyla paylaşılacak.

Paylaşın

2020’de 62 Gazeteci Görevi Başında Öldürüldü

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), 2020’de 62 gazetecinin, 2006 ile 2020 arasında ise 1.200’den fazla gazetecinin sırf işlerini yaptıkları için öldürüldüğünü açıkladı. Açıklamada, on davadan dokuzunda katillerin cezasız kaldığı belirtildi.

UNESCO, 2 Kasım Gazetecilere Karşı Suçlarda Cezasızlıkla Uluslararası Mücadele Günü nedeniyle, “Tehdit altındaki gazeteciler = sansürlü toplumlar” başlıklı açıklama yaptı.

UNESCO’nun öldürülen gazeteciler gözlemevine göre, 2020’de 62 gazetecinin, 2006 ile 2020 arasında ise 1.200’den fazla gazeteci sırf işlerini yaptıkları için öldürüldü. Bu cinayetlerde, on vakadan dokuzu yargısal olarak çözülmedi ve katiller cezasız kaldı.

Gazetecilere karşı işlenen suçların cezasız kalmasına son verilmesinin, tüm insanların ifade özgürlüğünü ve bilgiye erişimini güvence altına almak için en acil konulardan biri olduğunun altını çizen UNESCO, “Cezasızlık, daha fazla ölüme yol açar, genellikle çatışmanın kötüleşmesinin, hukuk ve yargı sistemlerinin çökmesinin bir belirtisidir” diyor.

BM Genel Sekreteri Guterres’ten açıklama

BM Genel Sekreteri António Guterres de gün nedeniyle yaptığı açıklamada, “Üye devletleri ve uluslararası toplumu bugün ve her gün dünyanın dört bir yanındaki gazetecilerle dayanışma içinde olmaya, gazetecilere ve medya çalışanlarına karşı işlenen suçları kanunun tüm gücüyle soruşturmak ve kovuşturmak için gereken siyasi iradeyi göstermeye çağırıyorum” dedi.

UNESCO, cinayetlerin yanı sıra gazetecilerin kaçırılma, işkence ve diğer fiziksel saldırılardan tacize kadar sayısız tehdide maruz kaldıklarını ve bu saldırıların medya çalışanları için bir korku iklimi yarattığına dikkat çekti.

Kadın gazetecilerin, özellikle çevrimiçi yapılanlar olmak üzere tehdit ve saldırılardan özellikle etkilendiğine dikkat çeken UNESCO’nun yakın tarihli “The Chilling: Kadın gazetecilere yönelik çevrimiçi şiddette küresel eğilimler” araştırmasına göre, ankete katılan kadın gazetecilerin yüzde 73’ü, işleriyle bağlantılı olarak çevrimiçi ortamda tehdit edildiklerini ve hakarete uğradıklarını söylüyor.

Çoğu durumda, gazetecilere yönelik şiddet, tehdit ve saldırıların gerektiği gibi soruşturulmadığını belirten UNESCO, cezasızlığın, ciddi insan hakları ihlallerini, yolsuzlukları ve suçları örtbas ederek tüm toplumlara zarar vermesinden endişe duyduğunu paylaştı.

Savcılık hizmetlerinin yalnızca cinayetleri değil, aynı zamanda gazetecilere yönelik şiddet ve tehditleri soruşturma ve kovuşturmadaki rolüne vurgu yapan UNESCO, bu yılki kampanyanın, tehdit mağduru gazetecilerin yaşadığı psikolojik travmaya dikkat çekmeyi, medya çalışanlarına saldıranların cezasız kalmasına son vermek için bu tehditlerin soruşturulması ve kovuşturulmasının önemi konusunda farkındalık yaratmayı hedeflediğini ifade etti.

Gün hakkında

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 18 Aralık 2013’te aldığı kararla 2 Kasım’ı Gazetecilere Karşı Suçlarda Cezasızlıkla Uluslararası Mücadele Günü ilan etti. Tarih, 2 Kasım 2013’te Mali’de Radio France Internationale (RFI) radyosunun iki muhabiri Ghislaine Dupont ve Claude Verlon’un öldürülmesinin anısına seçildi.

BM aldığı kararda, üye devletleri, gazetecilere ve medya çalışanlarına yönelik şiddeti önlemek, hesap verebilirliği sağlamak, gazetecilere ve medya çalışanlarına karşı işlenen suçların faillerini adalete teslim etmek ve mağdurların uygun çözümlere erişimini sağlamak için ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çağırıyor.

(Kaynak: bianet.org)

Paylaşın

BM’de Olağanüstü Bir Tanık: Dinazor

Birleşmiş Milletler, fosil yakıtları yakmanın tehlikeleri ve küresel ısınma hakkında tanıklık etmesi için ‘olağanüstü bir tanık’ çağırdı, bu tanık bir ‘dinozor’du.

Haber Merkezi / Birleşmiş Milletler (BM) İklim Zirvesi (COP-26) öncesi sosyal medyada ilginç bir video yayınlandı. Videoda, dinozor, New York’taki ünlü BM Genel Kurul Salonu’nu bastığı ve oradaki üst düzey diplomatlara ‘yok oluşun kötü bir şey olduğunu’ söyledi.

Dinazor, konuşmasının devamında, “Bir iklim felaketine doğru gidiyorsunuz. Yine de hükümetler, fosil yakıtları sübvanse etmek için her yıl yüz milyarlarca kamu parası harcıyor. Bu milyarları her yıl dev meteorları sübvanse etmek için harcadığımızı hayal edin” dedi.

Video, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) inandırıcı olmasına dair ciddi bir mesaj taşıyor. UNDP tarafından yayınlanan bir raporda, dünya genelinde her yıl yaklaşık 423 milyar doların, fosil yakıtları sübvanse etmek için harcadığı belirtildi.

Bu rakam, fosil yakıt emisyonlarının çevreye ve insan sağlığına verdiği zarar gibi, petrol, kömür ve gaz yakmanın dolaylı maliyetlerini içermemektedir. BM Genel Sekreteri António Guterres, artan fiyatların “toplumsal huzursuzluğa” yol açabileceği nedeniyle fosil yakıt sübvansiyonlarına son verilmesi çağrısında bulundu.

Paylaşın