Enflasyon, Son 24 Yılın Zirvesinde: Yüzde 78,62

Haziran ayında enflasyon bir önceki aya göre (aylık enflasyon) yüzde 4,95 arttı. Bir önceki yılın aynı ayına göre (yıllık enflasyon) yüzde 78,62’e yükseldi. Aralık ayına göre de yüzde 42,35 olarak ölçüldü.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Haziran’a ilişkin enflasyon verilerini yayımladı. Buna göre Haziran’da enflasyon bir önceki aya göre (aylık enflasyon) yüzde 4,95 arttı.

Bir önceki yılın aynı ayına göre (yıllık enflasyon) yüzde 78,62’e yükseldi. Aralık ayına göre de yüzde 42,35 olarak ölçüldü. TÜİK, Mayıs enflasyonuyla birlikte yayınlamayı durdurduğu ürün madde sepetini bu ayda da yayınlamadı.

Hem yıllık hem de aylık bazda en fazla artış ulaştırmada

Yıllık bazda artışın en yüksek olduğu ana gruplar sırasıyla, yüzde 123,37 ile ulaştırma, yüzde 93,93 ile gıda ve alkolsüz içecekler, yüzde 81,14 ile ev eşyası şeklinde sıralandı.

Yıllık en düşük artış ise yüzde 23,74 ile haberleşme ana grubunda gerçekleşti. Onu sırasıyla yüzde 26,99 ile giyim ve ayakkabı, yüzde 27,76 ile eğitim ve yüzde 39,34 ile sağlık izledi.

Aylık bazda ise artışın yüksek olduğu ana gruplar yüzde 10,59 ile ulaştırma, yüzde 8,34 ile konut, yüzde 5,42 ile lokanta ve oteller oldu.

Haziran ayında en az artış gösteren ana gruplar da yüzde 0,18 ile giyim ve ayakkabı, yüzde 1,97 ile sağlık ve yüzde 2,02 ile eğlence ve kültür oldu.

Haziran 2022’de, endekste kapsanan 144 temel başlıktan, 12 temel başlığın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 3 temel başlığın endeksinde değişim olmadı. 129 temel başlığın endeksinde ise artış gerçekleşti.

ENAG’a göre enflasyon yüzde 175,55

Enflasyon Araştırma Grubu ise Haziran ayı enflasyonunu yıllık yüzde 175,55 olarak duyurdu. ENAG’a göre aylık bazda ise enflasyon yüzde 8,3 olarak gerçekleşti.

Enflasyon Araştırma Grubu, TÜİK alt grupları gösterge olarak alındığında en düşük aylık artışın yüzde 0,8, aylık en fazla yükselişin ise yüzde 16,51 ile konut kaleminde gerçekleştiğini belirtti.

Citigroup tarafından yapılan bir analize göre enflasyon Kasım ayına kadar yıllık yüzde 80 seviyelerinde takip edecek. Yıl sonunda baz etkisiyle yüzde 65’lere gerileyecek.

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, Mayıs ayı enflasyon rakamlarının açıklanmasının ardından Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Enflasyon düşüş eğilimine girmiştir” demişti. Mayıs ayında enflasyon oranı yüzde 73,5 olarak açıklanmıştı.

20 ekonomide en yüksek enflasyon Türkiye’de

Bloomberg HT’nin haberine göre Türkiye dünyanın en büyük 20 ekonomisinde açık ara en yüksek enflasyona sahip ülke. Türkiye’nin ardından ikinci sırada yüzde 51,27 ile uzun süre ekonomik kriz ile mücadele eden Arjantin geliyor.

Paylaşın

DİSK: TÜİK, Gerçekleri Açıkla, Ekmekle Oynama

DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu, TÜİK önünde yapılan basın açıklamasında, “Türkiye işçi sınıfı adına, emekçiler adına, emekliler adına buradan bir kez daha uyarıyor, bir kez daha söylüyoruz. TÜİK gerçekleri açıkla, ekmeğimizle oynama. İşçilerin, emekçilerin, emeklilerin ekmeğiyle oynamayın. Bizler, emeğimize, ekmeğimize sahip çıkacağız” dedi.

Haber Merkezi / Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), resmi enflasyon verilerinin açıklandığı saatte Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) önünde basın açıklaması yaptı. DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu’nun da katıldığı eylemde “TÜİK, elini cebimizden çek” ve “TÜİK gerçekleri açıkla, ekmeğimizle oynama”, “TÜİK doğruları açıkla”, “Ekmeğe uzanan eller kırılsın”, “Milyonlar işsiz, milyonlar aç” sloganları atıldı.

DİSK Başkanı Çerkezoğlu, burada yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı;

“Sevgili işçi arkadaşlarım, sevgili basın emekçileri,

Bugün 4 Temmuz 2022. İşçiler ve çalışanlar için son derece önemli bir gün!

Bugün TÜİK’in gerçekleri açıklaması için, milyonların ekmeğiyle oynamaması için buradayız!

Bugün buradayız çünkü bugün önemli bir gün! TÜİK az önce Haziran 2022 Tüketici Fiyatları Endeksini, enflasyonu açıkladı. TÜİK bunu her ay açıklıyor. Bu ay neden önemli? Bugün 6 aylık enflasyon belli oldu. Bu 6 aylık enflasyon oranı işçiler için, memurlar için, emekliler için büyük önem taşıyor.

Temmuz ayında ücretlere yapılacak zamlar, memur maaşları, emekli aylıkları bu enflasyon oranına göre belirleniyor. Türkiye İstatistik Kurumu milyonlarca işçinin, memurun, emeklinin ve onlarının ailelerinin kaderini belirliyor. Milyonların cebine girecek para, mutfağına girecek ekmek adeta TÜİK tarafından belirleniyor. TÜİK ülkemizde adeta en büyük patron gibi. Bütün emek gelirleri onun açıkladığı oranlara göre belirleniyor. O nedenle, enflasyonun eksik ölçülmesi, hatalı ölçülmesi emekçilerin hakkının gasp edilmesi demektir.

TÜİK enflasyonu düşük açıklayarak işçinin, memurun, emeklinin ekmeğiyle oynuyor. Onun için buradayız! Ekmeğinizi, emeğimizi savunmak için buradayız. Enflasyonun doğru ölçülmesi için buradayız. TÜİK’e görevini hatırlatmak için buradayız. TÜİK az önce enflasyonu açıkladı. Şaşırdık mı? Hayır! Değişen bir şey var mı? Hayır!

Halkın hissettiği enflasyon başka, işçinin enflasyonu başka, emeklinin enflasyonu başka. TÜİK’in enflasyonu ise çok çok başka! Emeklinin, dar gelirlinin enflasyonu TÜİK’in açıkladığından çok yüksek. Bunu biliyoruz. Ve bu durum asla kabul edilemez!

Sevgili işçi arkadaşlarım, sevgili basın emekçileri,

Kırk kere söyledik, bir daha söylüyoruz: TÜİK işini doğru yapmıyor! TÜİK kendini “enflasyonla mücadele kurumu” olarak görüyor. O yüzden enflasyonu bastırmak için, düşürmek için elinden geleni yapıyor! Oysa TÜİK, kamusal bir veri toplama kurumudur ve görevi enflasyonu doğru ölçmektir. Halka doğru bilgi vermektir. Bu kamusal bir sorumluluktur. Enflasyonla mücadele etmek hükümetin işidir, Merkez Bankası’nın işidir. Maliye Bakanı itiraf etti. İzlenen “milli” ekonomi politikası dar gelirli dışında herkese yarıyormuş! Buradan TÜİK yönetimine sesleniyorum. Enflasyonu doğru ölçün, işinizi doğru yapın. Şeffaf davranın, daha fazla detay açıklayın. Enflasyon hesaplamasını, detay verileri sendikaların, bilim dünyasının denetimine açın, kamuoyu ile paylaşın. Yüksek enflasyon döneminde sırtınızda büyük bir yükümlülük var. Enflasyonu düşük hesapladığınızda milyonların ekmeği ile oynuyorsunuz. Daha fazla şeffaflık, açıklık ve katılımcılıkla hareket edin. Enflasyon hesabından etkilenen kesimleri sürece dahil edin. Kapılarınız açık olsun, şeffaf olun.

Ancak biz “şeffaf olun” dedikçe TÜİK bilgi karartıyor. Bunun son örneği enflasyon esas madde fiyat listesinin açıklamaktan vazgeçilmesidir. TÜİK ve ondan önce farklı adlarla faaliyet yürüten istatistik kurumları 1933 yılından bu yana fiyat verisi açıklıyor. TÜİK 2003 yılından bu yana 232 aydır. 409 malın fiyatını düzenli yayınlıyordu. Haziran ayında madde fiyat listesinin açıklamasından vaz geçildi. Neden? Sorduk. Bilgi edinme hakkına dayanarak sorduk ve madde fiyat listesini istedik. TÜİK yönetimi gayri ciddi bir cevap verdi. Madde fiyat listesi yanlış anlaşılıyormuş! Demek istedikleri şu. Vatandaş madde fiyat listesine bakıyor. Sonra da kendi aldığı malın fiyatına bakıyor. Tutarsızlığı görüyor ve TÜİK’e güvenmiyor. İşte bu yüzden madde fiyat listesini kararttılar. Bugün buraya bunun için de geldik.

TÜİK yönetimine sorduk, yazdık bilgi vermediler. Bilgi istemeye geldik. Buradan TÜİK yönetimine sesleniyorum. Sizin enflasyon verilerinize, sizin işsizlik verilerinize güvenmiyoruz/güvenemiyoruz. Geçmişte işsizlik hesaplamanız da hatalıydı. 10 yıl boyunca geniş tanımlı işsizliği, âtıl işgücünü hesaplamadınız.  10 yıl boyunca DİSK Araştırma Merkezi geniş tanımlı işsizliği hesapladı ve açıkladı. Sonunda 10 yıl sonra Mart 2021’de geniş tanımlı işsizlik açıklamaya başladınız. Enflasyon hesaplaması konusunda da yanlış yapıyorsunuz. Gelin bu hatalı yoldan, yanlış yoldan dönün. İktidarların maşası olmayın, halkın, kamunun kurumu olun.

TÜİK ülkemizin büyük birikme sahip bir kurumudur. Yüzyıllık geçmişi ve birikimi olan bu kurumu ayaklar altına almayın. Bu kurumu daha da şaibeli hale getirmeyin. Enflasyonu doğru hesaplayın. Bir kamu kurumu gibi davranın. Bilimsel davranın, şeffaf davranın, açık davranın. Halkın, emekçinin cebine girecek parayı azaltmayın. Halkın yoksullaşmasına alet olmayın. Madde fiyat listesi dahil nereden ne fiyat derlediğinizi açıklayın. Emekli için, dar gelirli için, işçi için ayrı enflasyon hesaplayın. Hesaplama sürecine sendikaları, meslek örgütlerini, bilimsel kurumları katın. Bunlar mümkün. Yeterli bilimsel dürüstlükle, kamucu bir yaklaşımla bunlar mümkün. Kamusal verileri tahrif etmek, buna girişmek büyük sorumluluktur, suçtur.

Buradan uyarıyoruz, İktidara sesleniyoruz, TÜİK üzerindeki vesayete son verin. TÜİK’i rahat bırakın. TÜİK’in hesaplamalarına müdahale etmeyin. Rakamlarla mücadele ederek enflasyon düşmez. Mızrak çuvala sığmaz. Rakamlarla oynadığınızda enflasyon düşmüyor. Halkın alım gücü düşüyor. Rakamlarla oynadığımızda TÜİK’e olan güven düşüyor. Milyonlarca, işçi ve emekçi, gerçek enflasyonu her gün yaşayarak biliyor. Ve sizin açıkladığınız enflasyona inanmıyor.

Türkiye işçi sınıfı adına, emekçiler adına, emekliler adına buradan bir kez daha uyarıyor, bir kez daha söylüyoruz!

TÜİK gerçekleri açıkla, ekmeğimizle oynama!

İşçilerin, emekçilerin, emeklilerin ekmeğiyle oynamayın.

Bizler, emeğimize, ekmeğimize sahip çıkacağız!”

Paylaşın

TTB’den Kovid 19 Uyarısı: Maskeye Geri Dönülmeli

Kovid-19 vaka sayısında artış yaşanması üzerine açıklama yapan TTB, çocukları kapsayacak şekilde aşıların başlatılması, kapalı ortamda maskeye geri dönülmesi ve verilerin günlük olarak paylaşılması çağrısında bulundu.

Türk Tabipleri Birliği (TTB), Kovid-19 vaka sayılarında artış yaşanması üzerine hükümete çağrıda bulundu. TTB’den yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı;

“COVID-19 vaka sayılarında artış görülmektedir. Başta riskli yurttaşlar olmak üzere durma noktasına gelen aşılanma çocukları da kapsayacak şekilde başlatılmalı, kapalı ortamlarda maskeye geri dönülmeli, testler artırılmalı, veriler test sayılarıyla birlikte günlük paylaşılmalıdır.”

Vaka sayısında artış

Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre, 13-19 Haziran 2022’de 10 bin 954 olan haftalık vaka sayısı, 20-26 Haziran 2022’de 26 bin 635’e yükseldi.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca da vaka sayılarında bir süredir artış gözlemlendiğini belirterek, günlük binin altına inen vaka sayılarının şu anda 4 bine doğru ilerlediğini ifade etti. Türkiye genelinde 2. doz aşı yapılma oranı yüzde 85, 1. doz aşı yapılma oranı ise yüzde 93.

Paylaşın

ENAG: Haziran Ayında Enflasyon Yüzde 175,5

Bağımsız akademisyen ve ekonomistlerden oluşan Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) göre, Haziran ayı enflasyonunu yıllık yüzde 175,55 olarak açıkladı. Aylık bazda ise enflasyon yüzde 8,3 olarak gerçekleşti.

Haber Merkezi / ENAG’a göre TÜİK alt grupları gösterge olarak alındığında en düşük aylık artış yüzde 0,8 ile sağlık en fazla yükseliş ise yüzde 16,51 ile konut kaleminde gerçekleşti.

TÜİK’e göre ay bazında Haziran ayı enflasyonu ise yüzde 4,95 olarak gerçekleşti. Kurumun açıkladığı verilerde yıllık TÜFE’ye göre sekiz ana grubun daha düşük, dört ana grubun daha yüksek değişim gösterdiği görülüyor.

Buna göre, yıllık en düşük artış yüzde 23,74 ile haberleşme ana grubunda gerçekleşti. Bir önceki yılın aynı ayına göre artışın düşük olduğu diğer ana gruplar sırasıyla yüzde 26,99 ile giyim ve ayakkabı, yüzde 27,76 ile eğitim ve yüzde 39,34 ile sağlık oldu.

Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın yüksek olduğu ana gruplar ise sırasıyla yüzde 123,37 ile ulaştırma, yüzde 93,93 ile gıda ve alkolsüz içecekler, yüzde 81,14 ile ev eşyası oldu.

Bloomberg HT’nin haberine göre Türkiye dünyanın en büyük 20 ekonomisinde açık ara en yüksek enflasyona sahip ülke. Türkiye’nin ardından ikinci sırada yüzde 51,27 ile uzun süre ekonomik kriz ile mücadele eden Arjantin geliyor.

Citigroup tarafından yapılan bir analize göre enflasyon Kasım ayına kadar yıllık yüzde 80 seviyelerinde takip edecek. Yıl sonunda baz etkisiyle yüzde 65’lere gerileyecek.

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, Mayıs ayı enflasyon rakamlarının açıklanmasının ardından Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Enflasyon düşüş eğilimine girmiştir” demişti. Mayıs ayında enflasyon oranı yüzde 73,5 olarak açıklanmıştı.

Paylaşın

NASA, Dünya’ya Doğru İlerleyen Devasa Kuyrukluyıldızın Görüntüsünü Paylaştı

NASA, keşfedildiği dönemde en uzak aktif kuyrukluyıldız unvanını alan ve Güneş Sistemi’nin içlerine doğru ilerleyen gök cisminin bir astrofotoğrafçı tarafından çekilen portresini paylaştı.

Amatör gökbilimci Jose Chambo, 20 Haziran’da C/2017 K2 (PanSTARRS) kuyrukluyıldızının bir görüntüsünü yakaladı. Gök cisminin Dünya’ya uzaklığı şu anda 300 milyon kilometreden daha az. Ayrıca 14 Temmuz’da epey mesafe kat ederek gezegenimize en yakın konumuna, aralık ayında ise Güneş’e en yakın konumuna gelecek.

18 kilometre çapında bir çekirdeğe sahip devasa bir kuyrukluyıldız olan C/2017 K2 (PanSTARRS), ilk defa 2017’de 2,4 milyar kilometre uzaklıkta keşfedildiğinde halihazırda koma üretiyordu. Koma, Güneş’in kuyrukluyıldızı ısıttığı sırada açığa çıkan bir gaz bulutu. Parlayan komanın küçük bir teleskop yardımıyla gece gökyüzünde görülebilmesi gerekiyor. Kuyrukluyıldızın boyutuna rağmen komanın çıplak gözle yapılan gözlemler için fazla soluk kalması ise muhtemel.

C/2017 K2 (PanSTARRS), Oort bulutundan Güneş’e doğru tahminen 3 milyon yıl boyunca seyahat etti. Oort bulutu; Neptün’ün ve hatta Güneş Sistemi’nin kenarında, yıldızdan birkaç ışıkyılı kadar ileriye uzanan Kuiper kuşağının ötesinde yer alan bir buzlu gezegenimsizler diyarı.

Oort bulutunun tıpkı C/2017 K2 (PanSTARRS) kuyrukluyıldızı gibi hiperbolik yörüngeleri takip eden birçok kuyrukluyıldızın kaynağı olduğu düşünülüyor. Hubble Uzay Teleskobu’nun internet sitesinden alınan bir şemada kuyrukluyıldızın yörüngesinin Güneş sisteminin düzlemine neredeyse dik olduğu görülebilir.

Kuyrukluyıldız, eylüle kadar Kuzey Yarımküre’de teleskoplarla görülebilir durumda kalacak.

Paylaşın

Altı Muhalefet Partisinden Ortak Açıklama: Mücadele Kararlılığı Vurgusu

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’nden oluşan altılı masada İYİ Parti’nin ev sahipliğinde beşinci kez bir araya geldi. Toplantının ardından altı lider ortak bir açıklama yayınladı.

Haber Merkezi / Açıklamada “Genel Başkanlar olarak bizler, iktidarın ülkemizi geçen yüzyılda kalan, kapalı bir ekonomi-politik sisteme yöneltme çabalarına karşı mücadele etme kararlılığımızı bir kez daha teyit ediyoruz.” ifadeleri kullanıldı.

Altı parti tarafından yapılan açıklamanın tam metni şu şekilde:

“Ülkemize ve milletimize ağır ekonomik, sosyal ve psikolojik bedeller ödeten Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin açtığı yaraları sarabilmek, hukukun üstünlüğünü ve siyasi ahlakı yeniden tesis edebilmek için büyük bir kararlılıkla başlattığımız işbirliği sürecinin beşinci toplantısını bugün İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Meral Akşener’in ev sahipliğinde gerçekleştirdik.

İktidarın milletimizi kutuplaştırarak birbirine hasım ilan eden bu kutuplaşma üzerinden çıkar düzenini sürdürmeyi amaçlayan kirli siyasetinin karşısında huzurun hâkim olduğu “Yarının Türkiyesi’ni” inşa etmeye kararlıyız.

Bu vesileyle, bundan tam 29 yıl önce Madımak ve Başbağlar’da yitirdiğimiz vatandaşlarımızı bir kez daha saygı ve rahmetle anıyor, yaşananlardan ders çıkararak, nice acı tecrübeleri yaşamamıza sebep olmuş bu siyaset anlayışını ve bu nefret dilini reddettiğimizi ve memleketimizde toplumsal barışı mutlaka tesis edeceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz.

Bugünkü toplantımızda, işbirliğimizin geldiği aşamayı, milletimizin gündemindeki sıkıntıları ve o sıkıntıları çözmek üzere atılacak yeni adımları ele aldık.

Altı siyasi partinin Genel Başkanları olarak, “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakatımız” ile “Temel İlkeler ve Hedefler” metnimizi daha önce milletimizle paylaşmıştık. Ayrıca, görevlendirdiğimiz Seçim Güvenliği ve Kurumsal Reformlar Komisyonlarının çalışmaları da kamuoyunun takdirine sunulmuştur.

Anayasal ve Yasal Reformlar Komisyonu çalışmalarını düzenli bir şekilde sürdürmektedir.

İktidarın son dönemde devreye sokmaya çalıştığı politikaların dünyaya kapalı ve otoriter bir yapının kalıcı nitelik kazanması hedefine dönük olduğu açıktır. Bu çerçevede, BDDK’nın geçtiğimiz hafta içinde aldığı kararlar da açık bir şekilde serbest kambiyo sisteminden sermaye kontrol sistemine geçişin adımları olarak görülmektedir.

Siyasi iktidar tarafından Haziran ayında TBMM’ye sunulan ek bütçe ise ekonomi politikalarının iflasının itirafıdır. İktidar, tercihini bir kez daha enflasyonla ve işsizlikle mücadeleden, çiftçinin, memurun ve emeklilerin dertlerinden değil yandaş müteahhitlerinden ve faiz lobilerinden yana yaptığını açıkça göstermiştir.

Genel Başkanlar olarak bizler, iktidarın ülkemizi geçen yüzyılda kalan, kapalı bir ekonomi-politik sisteme yöneltme çabalarına karşı mücadele etme kararlılığımızı bir kez daha teyit ediyoruz.

Kurallı, verimli, rekabetçi, istihdamı önceleyen bir ekonominin güvencesi olarak, yüksek enflasyon ve işsizliği bitirmeye, çiftçimizi, emekçimizi, sanayicimizi, esnafımızı, memurumuzu ve emeklimizi refaha kavuşturmaya; milletimizin hiçbir ferdini açlık sınırının altında bir asgari ücrete mahkûm etmemeye kararlıyız.

Öte yandan, TBMM gündemindeki, özünde sansür niteliği taşıyan dezenformasyon yasa teklifi, siyasal ve toplumsal muhalefeti suçlu ilan ederek cezalandırmaya ve demokratik seçim ortamını zedelemeye odaklanmıştır. Dezenformasyon yasasının ertelenmesi bizi asla rehavete sürüklemeyecektir. Basın ve ifade özgürlüğünü savunma konusundaki kararlı tutumumuzu sürdüreceğiz.

Türk dış politikasında ise son yıllarda kişisel ve tepkisel tercihlere bağlı olarak yaşanan; savrulma, hedefsizlik ve vizyonsuzluğun son örneği, NATO’nun Madrid Zirvesi sürecinde görülmüştür. Türkiye’nin haklı taleplerini somut güvencelere bağlamayan üçlü mutabakat metni, bir iç siyaset malzemesi olarak kullanılması dışında herhangi bir değer taşımamaktadır.

Bu çerçevede dış politikayı şahsi menfaatlere göre değil, millî menfaatlere göre yöneteceğiz. Türkiye’yi itibarı sarsılan değil; sözü dinlenen, saygın ve bölgesinin en güçlü ülkesi yapacağız.

Bir kez daha altını çizmek isteriz ki;

Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ne geçtiğimiz 2018 yılından bu yana sadece siyasi iktidarın ve bir avuç azınlığın memnun olduğu, vatandaşlarımızın ise feryat ve isyan ettiği, adaletsiz, haksız ve keyfi uygulamalarla, çarpık ve gayri ahlaki kriterlerle karşı karşıyayız.

Ülkemizin yaşadığı, özellikle son dört yıldır katlanarak artan ve milletimize ağır bir yük hâline gelen tüm sorunların kaynağında, tek bir kişinin ve onun belirlediği dar bir zümrenin tahakkümünü esas alan Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi vardır.

Bu sorunları aşabilmenin yolu, siyasi iktidar ve ortaklarının tüm gündem değiştirme çabalarıyla yıpratmaya çalıştıkları Cumhuriyet değerlerimize ve demokratik hukuk devleti ilkelerine sımsıkı sarılarak millî egemenliğimizi esas alan “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi” yine milletimizin teveccühü ile hayata geçirmek üzere, seçim sandığının bir an evvel milletimizin önüne getirilmesidir.

İşte bu nedenle, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ile hedefimiz:

Mahkûm edildikleri işsizlik ve baskı altına alınmaya çalışılan özgürlükler de dahil olmak üzere, gençlerimizin önündeki tüm engelleri kaldırıp, hayallerine kavuşabilmelerini sağlamaktır.

İşletmelerimizin yurt dışı ile rekabet edebilmeleri ve hem ulusal hem de uluslararası piyasalarda marka değeri oluşturmalarına destek olmaktır.

Esnafımızın, üreticimizin, sanayicimizin ve çiftçimizin, tüketiciye, uygun fiyata kaliteli ürün sunabilmesi, ürettiğinden kazanabilmesidir.

Memurumuzun, işçimizin, emeklilerimizin hak ettiği yaşam kalitesine kavuşmasıdır.

Kapsayıcı politikalarla yoksulluğun, özellikle de kadın ve çocuk yoksulluğunun sonlandırılması, milletimizin her bir ferdinin refahtan adil pay almasını sağlamaktır.

Özetle, sadece yönetim sisteminin değil, topyekûn hayatlarımızın değişmesidir. Milletçe hak ettiğimiz, 21’inci yüzyıla yakışır, mutlu ve refah içinde bir Türkiye’ye kavuşmaktır.

Bilinmesini isteriz ki;

Altı siyasi partinin ortak akıl ve makulde buluşmak üzere oluşturduğu istişare mekanizmasını, adaylık tartışmasına indirgemeye çalışanlar, milletimizin ve ülkemizin geleceğine dair büyük bir kazanım olarak gördüğümüz çalışmalarımızı asla sekteye uğratamayacaktır.

Bir kez daha ilan ediyoruz ki;

Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı, Güçlendirilmiş Parlamenter sistemden yana olan, demokrasi âşıklarının adayı olacaktır.

Bu vesileyle, 9 Temmuz 2022’de idrak edeceğimiz Kurban Bayramının aziz milletimize ve tüm İslam alemine hayırlar getirmesini Yüce Allah’tan niyaz ediyoruz.”

Paylaşın

HDP’de Eş Genel Başkanlığa Pervin Buldan Ve Mithat Sancar Seçildi

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) 5’inci Olağan Büyük Kongresi Ankara Spor Salonu’nda, “Çözüm Biziz, Sözümüz Var” sloganıyla düzenledi. Üç farklı polis arama noktasından geçerek ulaşılabilen Ankara Arena’ya sabahın erken saatlerinden itibaren binlerce partili geldi.

Duvar’dan Serkan Alan’ın haberine göre, “Demokrasi İttifakı İle Üçüncü Yol”, “Eş Başkanlık Mor Çizgimizdir”, “İstanbul Sözleşmesi’nden Vazgeçmiyoruz”, “Kürt Sorununda Demokratik Çözüm”, “Tekçi Rejim Değil Demokratik Cumhuriyet”, “Savaş ve Tecrit Değil Barış ve Çözüm”, “Demokrasi İttifakı İle Mutlaka Kazanacağız”, “Özgür Basın Susturulamaz” pankartlarının asıldığı Ankara Arena’daki elektronik panoda ise “Çözüm Biz’de” sloganı yer aldı.

Buldan ve Sancar

HDP’nin 5’inci Olağan Kongresi’nde Divan’a Eş Başkanlık adaylarına ilişkin önerge sunuldu. HDP’nin mevcut Eş Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar yeniden aday gösterildi.

HDP’nin 5’inci Büyük Olağan Kongresi tamamlandı. Bin 50 delegenin 806’sı oy kullandı. 797 geçerli oyun olduğu seçimde HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar yeniden HDP Eş Genel Başkanlığı’na seçildi.

HDP Parti Meclisi adayları netleşti

HDP Kongresinde 1050 delegenin Eş Başkanların yanı sıra belirleyeceği 100 asıl, 50 yedek üyeden oluşan Parti Meclisi ve Merkez Disiplin Kurulu ile Uzlaşma Kurulu üyeleri de netleşti.

PM için asil ve yedek üye adayları şu şekilde sıralandı:

PM asil üyeler

Abdullah Zeydan, Ahmet Saymadi, Aleddin Erdoğan, Ali Kenanoğlu, Ali Özkan, Alişan Şahin, Aydın Çetinkaya, Aylin Onursev, Ayşe Elif Ela Hasanoğlu, Berkat Kar, Besriye Tekgür, Bülent Uyguner, Cemalettin Yüksel, Cengiz Topbaşlı, Cihan Aydın, Çiçek Arıç, Dersim Dağ, Doğan Erbaş, Ebrü Günay, Elif Bulut, Emine İnan, Emirali Türkmen, Eylem Arzu Kayaoğlu, Fatma Çelik, Feleknas Uca, Feray Mertoğlu, Fırat Keser, Fikret Melih Çolakoğulları, Gülistan Ataş, Gültekin Koçdemir, Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Hacay Yılmaz, Hacer Elçin, Hacı Bayram Kızartıcı, Hakkı Saruhan Oluç, Halime Bayram, Hanım Binici, Hasret Alp, Hatice Akdağ, Hatice Betül Çelebi, Hişyar Özsoy, Hividar Özdemir, Işık Arcan, İbrahim Sungur, İdil Uğurlu, Kemal Bülbül, Latife Demirci Kahya, Leman Kiraz, Leyla Atsak, Livan Orman, Mahfuz Güleryüz, Mediha Azra Güllüpınar, Mehmet Raci Bilici, Mehmet Ruştu Tiryaki, Mehmet Saltoğlu, Mehtap Sert, Menekşe Kızıldere, Metin Uğurtepe, Muhammed Ayten, Murat Çepni, Musa Piroğlu, Mustafa Güler, Naci Sönmez, Nazım Karakurt, Nazile Tursun, Nuray Özdoğan, Nuray Türkmen, Oya Ersoy, Ömer Öcalan, Özcan Ay, Özcan Teker, Özgül Saki, Özgür Zeydanoğlu, Özlem Gündüz, Perihan Ağaoğlu, Pero Dundar, Rıdvan Turan, Sait Taycı, Samet Mengüç, Sedat Şenoğlu, Semiha Şahin, Serhat Eren, Serpil Kemalbay Pekgözegü, Servin Karakoç, Seval Çadırcı, Sevda Çelik Özbingöl, Sevgi Kişin Sazan, Sidar Karaçelik, Songül Tunçdemir, Sultan Özcan, Şaziye Köse, Şerife Yıldırım, Tayip Temel, Tevfik Kaçar, Tulay Hatımoğulları Oruç, Tuncer Bakırhan, Turgut Öker, Turkut Çatar, Zeki Koç, Zeynep Nilgün Salmaner.

PM yedek üyeler

Adem Demirağaç, Ahmet Yıldız, Alican Çakır, Aylin Hacaloğlu, Bahattin Karaman, Bedriye Irmak, Bedriye Yorgun, Beybün Aslan, Bülent Aşa, Dalha Kaya, Emin Ay, Engin Güleser, Erhan Basut, Erkan Mete, Erol Tunç, Ferit Aktepe, Haydar Üstündağ, Hüseyin Gencer Uçar, İsmail Anci, Kendal Soysal, Leyla Aygün, Lezgin Bingöl, Mahmut Çavlı, Mehmed Ali Yavuz, Mehmet Sabri Gül, Metin Özbadem, Murat Kalmaz, Musa Alkan, Musa Aydın, Mustafa Çampınarı, Necati Pirinççioğlu, Ömer Filitoğlu, Ramazan Doğru, Reşat Aşan, Rohat Gövercin, Sariye İnci, Serkan Baysak, Seydoş Daniş, Seyitbattal Taşdemir, Sinan Kaya, Şerif Bora, Şerif Durmaz, Tarık Zafer Yazıgan, Turhan Yıldırım, Ünal Yusufoğlu, Vedat Yıldız, Veli Aydoğan, Veysi Eski, Yakup Çelik, Yunus Parım.

HDP’nin danışma kurulu belli oldu

HDP, parti dışından kanaat önderleri, yazar ve aydınların katılacağı bir Danışma Kurulu oluşturdu. Akademisyen, gazeteci ve siyasetçilerin de yer aldığı 43 kişilik Danışma Kurulu’nu oluşturacak isimler şu şekilde sıralandı:

“Ahmet Telli, Ahmet Türk, Akın Birdal, Ali Alfatlı, Ali Bayramoğlu, Ayşe Erzen, Ayşegül Devecioğlu, Bülent Küçük, Celil Kaya, Cihan Sincar, Erdoğan Aydın, Fatma Gök, Ferda Koç, Gençay Gürsoy, Halil Aksoy, Hamit Geylani, Hasan Cemal, Kenan Kalyon, Kerem Fırtına, Levent Köker, Mahmut Demiralp, Mehmet Altan, Meral Camcı, Mustafa Kemal Coşkun, Muzaffer Kaya, Naci Kutlay, Nizamettin Toğuç, Nurettin Sözmez, Nurten Ertuğrul, Onur Hamzaoğlu, Özgür Müftüoğlu, Rıza Türmen, Several Ballıkaya, Sevilay Çelenk, Seyfi Öngider, Sırrı Sakık, Sırrı Süreyya Önder, Süreyya Karacabey, Şebnem Oğuz, Tarık Ziya Ekinci, Veli Büyükşahin, Yavuz Önen, Zerrin Şahin Kurtoğlu.”

Kongreye katılan konuklar

Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanları Özlem Gümüştaş ve Şahin Tümüklü, Sosyalist Yeniden Kurtuluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanları Canan Yüce ve Cavit Uğur, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüleri Esengül Demir ve Cengiz Çiçek, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Saliha Aydeniz ve Keskin Bayındır, Demokratik Toplum Kongresi  (DTK) Eş Başkanı Berdan Öztürk, Yeşil Sol Eş Genel Başkanları Ayşe Erdem ve İbrahim Akın, Devrimci Parti Eş Genel Başkanları Elif Torun ve Ömer Öneren, CHP Genel Başkan Yardımcısı Onursal Adıgüzel, TİP İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil, Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM) Sözcüsü Çiçek Otlu, Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) Eş Başkanları Yaren Tuncer ve Okan Danacı, SODAP Sözcüsü Sevtap Ayhan Karahanlı, EHP Sözcüsü Özge Akman, Halkevleri Genel Başkanı Nebiye Merttürk, Sosyalist Meclisler Federasyonu Sözcüsü Erdal Ataş, TÖP Genel Sözcüler Kurulu Üyesi Perihan Koca ile DEVA, Gelecek Partisi, Tek Parti, Sol Parti, TKP, Kürdistani İttifak partileri temsilcileri. Ayrıca Avrupa ve Ortadoğu’dan çok sayıda siyasi parti temsilcisi, siyasetçi ve hak savunucusunun yer aldığı yüzü aşkın kişiden oluşan yabancı delegasyon.

Paylaşın

Ali Koç’tan Çarpıcı ‘3 Temmuz’ Açıklaması

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç, 3 Temmuz’daki “Futbolda Şike Kumpası”nın 11. yıl dönümünde Fenerbahçe TV’de yayımlanan “3 Temmuz Özel” programına konuk oldu. Koç, sürece ilişkin çapıcı açıklamalarda bulundu.

Ali Koç, “Bugün Fenerbahçe Kulübü hukuksuzluğa karşı, hukuki galibiyeti; zaferi elde etmiş; hukuk nezdinde masumiyeti kanıtlanmış şekilde dimdik ayaktadır.” dedi. Koç, bu 3 Temmuz’un kendileri için çok önemli olduğunu belirterek, “Zira 2011 yılından beri ilk kez bir 3 Temmuz’da ayağımızdaki FETÖ bağından kurtulmuş, söylediğimiz her sözün doğruluğu Yargıtay tarafından da kanıtlanmış olarak buradayız.” diye konuştu.

Bu 3 Temmuz’da yönetim olarak bir karar verdiklerini ve Fenerbahçeliler olarak 10 yıldır çok konuşup, haykırdıklarını da kaydeden Koç, şöyle devam etti:

“27 Aralık 2021’de Yargıtay bir karar verdi. Fenerbahçe’nin haklılığı resmen kanıtlanmış oldu. Devran döndü, kim haklı, kim çamur attı apaçık ortaya çıktı ve ‘biz susuyoruz’ dedik. Fenerbahçe, o günlerde yani bu örgütün en kuvvetli olduğu dönemde, kendilerini kimsenin sorgulamadığı, yaptıkları hukuksuz her türlü eyleme kimsenin karşı çıkmadığı hatta ciddi anlamda desteklendiği, devletin kılcal damarlarına kadar sızmış, kendi medyası, gazetesi, televizyonu, medyadaki maaşlı profesyonel çığırtkanlarıyla en güçlü olduğu dönemlerde başkanıyla, yönetimiyle, camiasıyla beraber bu yapıyla mücadele etti ve boyun eğmedi.”

Fenerbahçe’nin haklı duruşunda başta eski başkanları Aziz Yıldırım olmak üzere dönemin yöneticilerinin ve tüm camianın eşi benzeri görülmemiş bir duruş sergilediğini anlatan Koç, “Bugün ise Fenerbahçe Kulübü hukuksuzluğa karşı, hukuki galibiyeti, zaferi elde etmiş, hukuk nezdinde masumiyeti kanıtlanmış şekilde dimdik ayaktadır. Geldiğimiz nokta itibarıyla omuzlarındaki ağır yükten kurtulmuş, gururla haklılığını kanıtlamış, hafiflemiş, yorgun ancak onurlu ve şerefli bir camiadır. ‘Bugün, bu mücadelenin başladığı günün 11. yıl dönümünde haksızların, hukuksuzların, adaletsizce saldıranların hesap verişlerini izleyeceğiz’ demek istediğimiz için biz bu sefer susmayı tercih ettik. ‘Fenerbahçe’nin haklı ve vakur duruşunu susarak ve gözümüz üzerlerinde’ diyerek yansıtmak istedik.” ifadelerini kullandı.

Ali Koç, Yargıtay kararının ardından aslında Fenerbahçe’nin artık bir şey söylemesine gerek kalmadığını ve bu konunun tartışmaya kapandığını da vurgulayarak, “Şimdi esas konuşması, hesap vermesi gerekenler, kumpası kuranlar, tuzağın parçası olanlar ve bu kumpastan kendilerine fayda sağlamaya çalışanlardır.” şeklinde konuştu.

“Bizler yaşadık, bizler biliriz”

Fenerbahçe’ye 3 Temmuz’da yapılan saldırının FETÖ’nün bu ülkeye verdiği sayısız tahribatlardan biri olduğunu ve bu durumu hala kabul etmeyenlerin, kendileri için bu örgütün dümenine su taşıyanlar, bu ülkenin mücadelesini yok sayanlar olduğunu anlatan Koç, “O günlerin ne kadar acı olduğunu yaşayanlar bilir. Bizler yaşadık, bizler biliriz. Söz konusu Fenerbahçe olduğu zaman öyle söz konusu diğer hukuksuz davalar Ergenekon ve Balyoz gibi pek çok kumpas davası denilince başka türlü olmaz. Dolayısıyla ya devletin yanındasınız ya da terör örgütünün yanındasınız. Buna da birilerinin karar vermesi gerekecektir.” değerlendirmesinde bulundu.

Fenerbahçe’nin topyekün bir mücadele verdiğine ve her bir değerleriyle dimdik durduklarına işaret eden Koç, şunları söyledi:

“Haklılığımızla susuyoruz ve şimdi konuşması, hesap vermesi gerekenleri bekliyoruz. Şimdi adaletin yine yerini bulmasını istiyoruz. Şimdi Fenerbahçe için artık konuşma değil, bu profesyonel yapıdan hesap sorma vaktidir. Bundan sonraki hukuki mücadelemizde birlik ve beraberliğimizi koruyarak, bu mücadeleyi sonuna kadar vermemiz çok çok önemlidir. Fenerbahçe’nin ortaya koyduğu gururlu mücadelenin bir parçası olmuş her bir Fenerbahçeliye canı gönülden teşekkür ediyorum. Allah bir daha ne Fenerbahçe’mize ne de ülkemize böyle bir dönem, böyle bir süreç yaşatmasın diye dua ediyorum.”

Paylaşın

Ankara, Yabancı Çalışanlar İçin Dünyanın En Ucuz Kenti

Yabancı çalışanlar için dünyanın en pahalı şehirleri listesinde Hong Kong ilk sırada yer alırken, Ankara dünyanın en ucuz kenti oldu. İstanbul da en ucuz 10 kent arasına girdi. 

Mercer adlı uluslararası araştırma şirketinin son raporuna göre bu yılki listede İsviçre’den dört şehir, yabancı çalışanlar için dünyanın en pahalı ilk 10 kenti arasına girdi. Bu kentler Zürih, Cenevre, Basel ve Bern oldu.

En pahalı ilk 10 kent arasında Asya’dan Hong Kong’un yanı sıra Tokyo, Pekin, Singapur da yer aldı. Orta Doğu’dan ise sadece Tel Aviv ilk 10 sıralamasına girdi.

En ucuz kent son sırada yer alan Ankara oldu

Dünyanın yabancı çalışanlar için yaşam masrafları en düşük şehirleri ise Türkiye’nin başkenti Ankara oldu.

Ankara, 227 kentin incelendiği araştırmada son sırada yer aldı. 222. sırada yer alan İstanbul da en ucuz 10 kent arasına girdi.

En ucuz 10 arasında yer alan diğer kentler Cezayir, Almatı, Tunus, Taşkent, Karaçi, İslamabad ve Duşanbe oldu.

İstanbul ve Ankara son yıllarda geriledi

Mercer firmasının araştırmasında ev kiraları, enflasyon, ürün ve hizmetlerin ücretlerindeki değişime bakıldı. Batı Avrupa şehirlerinin sıralamada üstlerde çıktığı görülürken, yabancı çalışanlar için İstanbul ve Ankara ucuzladı.

Örneğin uluslararası işçiler için 2020 sıralamasında 153., 2021 sıralamasında ise 173. sırada yer alan İstanbul, 2022’de 224. sıraya geriledi. Ankara 2021 ve 2020 çalışmasında yer almadı.

2022 listesinde Türkiye’den sadece İstanbul ve Ankara girdi.

Mercer’in ‘Yaşam Maliyeti’ araştırması

Mercer’in dünya çapında yüzlerce şehri kapsayan kapsamlı çalışması, her yıl yayımladığı Yaşam Maliyeti veri araştırmasına dayanıyor.

Şirket, internet sitesinde bu araştırmayı yılda iki kez gerçekleştirdiğini ve çalışmanın, dünyanın dört bir yanındaki çok uluslu şirketlerin ve hükümetlerin yabancı çalışanları için ücret stratejileri belirlemelerine yardımcı olmak üzere tasarlandığını belirtiyor.

Yaşam Maliyeti endeksi nasıl hesaplanıyor?

Mercer’e göre Yaşam Maliyeti araştırmasında 200’den fazla mal ve hizmet analiz ediliyor.

Araştırmada uluslararası çalışanlar için maliyet belirlemede, bulundukları ülkenin para birimi dalgalanmalarının, enflasyonun ve konaklama fiyatlarındaki istikrarsızlık gibi temel faktörlere bakıldığı belirtiliyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

HDP’li Buldan: Tarih De, Rüzgar Da Bizden Yana

HDP Eş Genel Başkanı Buldan, partisinin 5. Olağan Büyük Kongresi’nde yaptığı konuşmada, “Kürt halkının demokratik siyasetteki kararlılığı ve Türkiye demokrasi güçleriyle omuz omuza yürüttüğü büyük demokrasi mücadelesi bu ülkenin ortak geleceğinde kesinlikle belirleyici olmaya devam edecektir. Tarih de, rüzgâr da bizden yanadır!” dedi.

Haber Merkezi / HDP Eş Genel Başkanı Sancar ise, kongrede yaptığı konuşmada, “İçinde ilke, ciddiyet ve demokratik çözüm yaklaşımı barındırmayan hiçbir söze ve hamleye başarı şansı bu ülkede yoktur. Halklara sözümüz var. Çözümsüzlüğün bu ülkeyi bir yüz yıl daha esir almasına izin vermeyeceğiz.” ifadelerini kulandı.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP), 5. Olağan Büyük Kongresi “Çözüm biziz, sözümüz var” şiarıyla Ankara’da gerçekleşiyor.

Kongre için Türkiye’nin dört bir yanından on binlerce yurttaş Ankara’ya geldi. Kongrede kadın, ekoloji, emek mücadeleleri vurgusunun yanı sıra demokrasi, özgürlük ve eşitlik taleplerinin de öne çıkması planlanıyor.

“Tarih de, rüzgâr da bizden yana”

Kongrenin açılış konuşmasını yapan HDP Eş Genel Başkanları’ndan Pervin Buldan:

“Kimsenin önünde diz çökmedik. Kimseye biat etmedik bundan sonra da kimseye diz çökmeyeceğimize, biat etmeyeceğimize sizlerin huzurunda söz veriyoruz.

Kürt halkının demokratik siyasetteki kararlılığı ve Türkiye demokrasi güçleriyle omuz omuza yürüttüğü büyük demokrasi mücadelesi bu ülkenin ortak geleceğinde kesinlikle belirleyici olmaya devam edecektir. Tarih de, rüzgâr da bizden yanadır!

Çözümün adımları eşit yurttaşlık, anadilinde eğitim, güçlü yerel demokrasi ve yargı sisteminin yarattığı tüm tahribatların giderilmesidir. Çözüm yeri diyalog ve siyasal mutabakat zemini olan parlamentodur. Ülkeyi bu çatışma ikliminden çıkaracak çözüm HDP’dedir.”

“Halklara sözümüz var”

Pervin Buldan’dan sonra konuşan Eş Genel Başkan Mithat Sancar:

“Tüm siyasi mahkumiyetler ve davalar sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılmalı ve kayyım rejimine son verilmelidir. Bunların müzakere edilip hayata geçirileceği yer meclis olmalıdır. Bunları topluma mal etmek için güçlü bir barış ve çözüm iradesi hayata geçirilmelidir.

İçinde ilke, ciddiyet ve demokratik çözüm yaklaşımı barındırmayan hiçbir söze ve hamleye başarı şansı bu ülkede yoktur. Halklara sözümüz var. Çözümsüzlüğün bu ülkeyi bir yüz yıl daha esir almasına izin vermeyeceğiz.

Cumhurbaşkanlığı seçimde tutumumuz nettir. Kamuoyu önünde şeffaf görüşmeler yapılması halinde müzakerelere ve ortak aday fikrine açığız. Bu olmazsa hakkımız olan adayımızla seçimlere girme seçeneği de güçlü bir seçenek olarak durmaktadır.”

Katılan partiler ve isimler

Kongreye HDP bileşen partilerinin yanı sıra HDK, DTK, 7’li ittifak, CHP, DEVA, Gelecek, Saadet, Tek Parti, Sol Parti, TKP, Kürdistan İttifak partilerinin temsilcileri; Cumartesi Anneleri, Barış Anneleri, Roboski, Sivas, Suruç ve Ankara, Konya, Gezi, Paris ve Cizre’de öldürülenlerin aileleri; Şenyaşar, Tahir Elçi, Medeni Yıldırım, Deniz Poyraz ve Garibe Gezer’in ailesi ile tutuklu siyasetçilerin aileleri; aydın, yazar ve sanatçıların da aralarında bulunduğu 400’ü aşkın kurum temsilcisi ve isim, kongreye konuk olarak katıldı.

Kongrede Avrupa ve Ortadoğu’dan çok sayıda siyasi parti temsilcisi, siyasetçi ve aktivistin de aralarında bulunduğu 100’ü aşkın yabancı delegasyon da yer aldı.

Paylaşın