Erkekler, Haziran Ayında 31 Kadını Katletti

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, haziran ayında katledilen kadınlara ilişkin hazırladığı raporu açıkladı. Platform tarafından hazırlanan rapora göre haziran ayında 31 kadın cinayeti işlenirken, 22 kadın da şüpheli bir şekilde ölü bulundu. Haziran ayında en çok kadın cinayeti ise İstanbul’da işlendi.

Haber Merkezi / Rakamlara göre İstanbul’da dört, Zonguldak’ta üç, Ankara, İzmir, Antalya ve Balıkesir’de iki, Adana, Bursa, Isparta, Malatya, Denizli, Manisa, Van, Edirne, Muş, Erzurum, Kayseri, Batman, Giresun, Kütahya ve Tekirdağ’da bir kadın katledildi.

Haziran ayında katledilen 31 kadından 10’u evli olduğu erkek, ikisi eskiden birlikte olduğu erkek, yedisi birlikte olduğu erkek, biri eskiden evli olduğu erkek, biri oğlu, dördü babası, biri akrabası ve üçü de tanıdığı bir erkek tarafından öldürüldü. İki kadının ise faille yakınlığı tespit edilemedi. Kadın cinayetlerinin büyük bölümü evlerde işlenirken, kadınların 23’ü evinde öldürüldü. İki kadın sokak ortasında katledilirken, bir kadın yol kenarında ve biri de rüzgar türbini arazisinde öldürüldü. 4 kadının ise nerede öldürüldüğü tespit edilemedi.

Rapora göre öldürülen 31 kadından 11’i boşanmak istediği, barışmayı reddettiği, evlenmeyi reddettiği, ilişkiyi reddettiği gerekçesiyle katledildi. İki kadın ise ekonomik bahanelerle öldürülürken, 18 kadının katledilme nedeni tespit edilemedi.

İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasından bu yana 259 cinayet

1 Temmuz 2021 tarihinde İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlükten kaldırılmasının üzerinden geçen son bir yılda ise 259 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 239 kadın ise şüpheli bir şekilde ölü bulundu. Haziran ayında gerçekleşen 5 kadın cinayetinde kadınlar, çocuklarıyla birlikte öldürüldüğüne de dikkat çekilen raporda, “Korunmaya çalışan, kutsal sayılan “aile yapısı” kadınları ve çocukları korumazken, İstanbul Sözleşmesi koruyor. İstanbul Sözleşmesi’ne göre eğer bir çocuk şiddete tanık oluyorsa, şiddet mağdurudur. Bu ülkede çocuklar sadece şiddete tanık olmuyor; anneleriyle birlikte öldürülüyorlar. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 6. maddesi çocuğun temel yaşam hakkını tanımlamaktadır ve devletler çocukları korumakla yükümlüdür. Daha fazla çocuğun öldürülmesine izin vermeyeceğiz! İstanbul Sözleşmesini, Çocuk Hakları Sözleşmesini ve Lanzorate Sözleşmesini etkin uygulayın” denildi.

İzmir’de iki kadın katledildi

Öte yandan İzmir’de ise haziran ayında iki kadın cinayeti işlendi. İzmir’de evli olduğu Gülşah Alpay ile tayin meselesi yüzünden tartışan Murat Alpay beylik silahı ile kızları 14 yaşındaki Selin Alpay ve 10 yaşındaki Duru Sıla Alpay’ı öldürdü. Ardından intihar etti. Çeşme ilçesinde yaşayan ve kendisinden üç gündür haber alınamayan Nahide Yoğurt ise şüpheli şekilde ölü bulundu.

Paylaşın

Davutoğlu’ndan Erdoğan’a: Sizin Ekonomistliğiniz Bu Kadar

TÜİK’in açıkladığı haziran ayı enflasyon rakamlarına tepki gösteren GP Lideri Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı eleştirerek, “TÜİK verileri ile bile %78.6. İşte sizin ekonomistliğiniz bu kadar” dedi.

Haber Merkezi / Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, sosyal medya hesabından TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarına tepki gösterdi. Davutoğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı;

“Cumhurbaşkanının “Bundan böyle enflasyonun daha yukarı çıkması mümkün değil zira faiz oranlarında düşüşe geçiyoruz” demesinin üstünden tam 11 ay geçti. O gün enflasyon %18.9 idi. Şimdi TÜİK verileri ile bile %78.6. İşte sizin ekonomistliğiniz bu kadar.”

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Haziran’a ilişkin enflasyon verilerini yayımladı. Buna göre Haziran’da enflasyon bir önceki aya göre (aylık enflasyon) yüzde 4,95 arttı.

Bir önceki yılın aynı ayına göre (yıllık enflasyon) yüzde 78,62’e yükseldi. Aralık ayına göre de yüzde 42,35 olarak ölçüldü. TÜİK, Mayıs enflasyonuyla birlikte yayınlamayı durdurduğu ürün madde sepetini bu ayda da yayınlamadı.

ENAG’a göre enflasyon yüzde 175,55

Enflasyon Araştırma Grubu ise Haziran ayı enflasyonunu yıllık yüzde 175,55 olarak duyurdu. ENAG’a göre aylık bazda ise enflasyon yüzde 8,3 olarak gerçekleşti.

Enflasyon Araştırma Grubu, TÜİK alt grupları gösterge olarak alındığında en düşük aylık artışın yüzde 0,8, aylık en fazla yükselişin ise yüzde 16,51 ile konut kaleminde gerçekleştiğini belirtti.

Citigroup tarafından yapılan bir analize göre enflasyon Kasım ayına kadar yıllık yüzde 80 seviyelerinde takip edecek. Yıl sonunda baz etkisiyle yüzde 65’lere gerileyecek.

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, Mayıs ayı enflasyon rakamlarının açıklanmasının ardından Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Enflasyon düşüş eğilimine girmiştir” demişti. Mayıs ayında enflasyon oranı yüzde 73,5 olarak açıklanmıştı.

20 ekonomide en yüksek enflasyon Türkiye’de

Bloomberg HT’nin haberine göre Türkiye dünyanın en büyük 20 ekonomisinde açık ara en yüksek enflasyona sahip ülke. Türkiye’nin ardından ikinci sırada yüzde 51,27 ile uzun süre ekonomik kriz ile mücadele eden Arjantin geliyor.

Paylaşın

Üretici Enflasyonu Haziran Ayında Rekor Kırdı

TÜİK’e göre, Haziran ayında Yurtiçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) bir önceki aya göre yüzde 6,77, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 61,68, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 138,31 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 88,77 artış gösterdi. 

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) haziran ayına ilişkin üretici enflasyonu verilerini açıkladı. Buna göre 2022 Haziran’da Yurtiçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) bir önceki aya göre yüzde 6,77, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 61,68, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 138,31 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 88,77 artış gösterdi.

Geçen ay yüzde 132 ile endeks tarihinin rekorunu kıran olan üretici enflasyonu, bu ay da yüzde 138’i aşarak rekorunu yineledi.

Sanayinin 4 sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taşocakçılığında yüzde 142,68, imalatta yüzde 120,47, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 369,20 ve su temininde yüzde 81,47 artış olarak gerçekleşti.

Enerjide artış yüzde 317’yi aştı

Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara malında yüzde 126,06, dayanıklı tüketim malında yüzde 85,98, dayanıksız tüketim malında yüzde 111,81, enerjide yüzde 317,87 ve sermaye malında yüzde 85,65 artış olarak gerçekleşti.

Sanayinin 4 sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taşocakçılığında yüzde 6,97, imalatta yüzde 6,33, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 9,53 ve su temininde yüzde 6,94 artış olarak gerçekleşti.

Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara malında yüzde 6,07, dayanıklı tüketim malında yüzde 4, dayanıksız tüketim malında yüzde 5,05, enerjide yüzde 12,02 ve sermaye malında yüzde 6,27 artış olarak gerçekleşti.

En yüksek artış elektrik ve gazda

Yıllık Yİ-ÜFE’ye göre 24 alt sektör daha düşük, 5 alt sektör daha yüksek değişim gösterdi. Yıllık en düşük artış; yüzde 45,19 ile temel eczacılık ürünleri ve müstahzarları, yüzde 49,59 ile giyim eşyası, yüzde 61,76 ile diğer ulaşım araçları alt sektörlerinde gerçekleşti.

Buna karşılık elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme yüzde 369,20, kok ve rafine petrol ürünleri yüzde 297,28, ham petrol ve doğal gaz yüzde 264,60 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

Tek azalış tütünde

Aylık Yİ-ÜFE’ye göre 19 alt sektör daha düşük, 10 alt sektör daha yüksek değişim gösterdi. Aylık azalış gösteren tek alt sektör yüzde 0,82 ile tütün ürünleri oldu.

Buna karşılık kok ve rafine petrol ürünleri yüzde 24,94, ham petrol ve doğal gaz yüzde 11,29, basım ve kayıt hizmetleri yüzde 9,82 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener: Bay Kriz’in Öngörüsüzlüğü Tam Gaz Devam Ediyor

TÜİK’in açıkladığı haziran ayı enflasyon rakamlarına tepki gösteren İYİ Parti Lideri Akşener, TÜİK’in açıkladığı rakamlarla bile enflasyon yüzde 78.6’ya tırmandı. Yani Bay Kriz’in öngörüsüzlüğü tam gaz devam ediyor…” dedi.

Haber Merkezi / İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, sosyal medya hesabından TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarına tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı; Akşener, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Geçtiğimiz hafta, 2022 yılı Bütçe Kanunu’nda yüzde 9.8 olarak öngörülen enflasyonun, yüzde 73.5’e ulaşmasındaki rezaleti dile getirmiştik. Bugün ise TÜİK’in açıkladığı rakamlarla bile enflasyon yüzde 78.6’ya tırmandı. Yani Bay Kriz’in öngörüsüzlüğü tam gaz devam ediyor…”

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Haziran’a ilişkin enflasyon verilerini yayımladı. Buna göre Haziran’da enflasyon bir önceki aya göre (aylık enflasyon) yüzde 4,95 arttı.

Bir önceki yılın aynı ayına göre (yıllık enflasyon) yüzde 78,62’e yükseldi. Aralık ayına göre de yüzde 42,35 olarak ölçüldü. TÜİK, Mayıs enflasyonuyla birlikte yayınlamayı durdurduğu ürün madde sepetini bu ayda da yayınlamadı.

ENAG’a göre enflasyon yüzde 175,55

Enflasyon Araştırma Grubu ise Haziran ayı enflasyonunu yıllık yüzde 175,55 olarak duyurdu. ENAG’a göre aylık bazda ise enflasyon yüzde 8,3 olarak gerçekleşti.

Enflasyon Araştırma Grubu, TÜİK alt grupları gösterge olarak alındığında en düşük aylık artışın yüzde 0,8, aylık en fazla yükselişin ise yüzde 16,51 ile konut kaleminde gerçekleştiğini belirtti.

Citigroup tarafından yapılan bir analize göre enflasyon Kasım ayına kadar yıllık yüzde 80 seviyelerinde takip edecek. Yıl sonunda baz etkisiyle yüzde 65’lere gerileyecek.

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, Mayıs ayı enflasyon rakamlarının açıklanmasının ardından Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Enflasyon düşüş eğilimine girmiştir” demişti. Mayıs ayında enflasyon oranı yüzde 73,5 olarak açıklanmıştı.

20 ekonomide en yüksek enflasyon Türkiye’de

Bloomberg HT’nin haberine göre Türkiye dünyanın en büyük 20 ekonomisinde açık ara en yüksek enflasyona sahip ülke. Türkiye’nin ardından ikinci sırada yüzde 51,27 ile uzun süre ekonomik kriz ile mücadele eden Arjantin geliyor.

Paylaşın

Türkiye’de 750 Bin ‘Vatansız’ Yenidoğan Var

Suriyelilerin ülkelerindeki iç savaş nedeniyle Türkiye’ye sığınmaya başlamalarının üzerinden 11 yıl geçti. Türkiye’de dünyaya gelen mültecilerin çocukları “vatansız” statüsünde. Türkiye’de dünyaya gelen kayıtlı/kayıtsız vatansız mülteci çocukların sayısına ilişkin resmi bir bilgiye ulaşmak da mümkün değil.

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Mülkiye Göç Araştırmaları Merkezi Direktörü Prof. M. Murat Erdoğan, saha çalışmalarından edindikleri bilgiler ışığında Mart 2022 itibariyle Türkiye’de 750 bin Suriyeli yenidoğan bulunduğunun bilgisini verdi. Erdoğan, Türkiye’de bulunan, anne ve babasını çeşitli nedenlerle kaybettiği için “refakatsiz” olarak nitelenen çocukların sayına ilişkin de net bir verinin bulunmadığını söyledi.

Vatansız nedir?

Türk vatandaşlığını kazanmanın usul ve esaslarını belirleyen 5901 Sayılı Kanunun 8’inci Maddesi‘ne göre Türkiye, ‘toprak esasına’ dayalı vatandaşlığı kabul etmiyor. Türkiye topraklarında doğan bir bebeğin vatandaş kabul edilmesi için bebeğin anne ya da babasından en az birisinin Türkiye vatandaşı olması şartı aranıyor. Vatandaşlık Kanunu’ndaki bu engel nedeniyle Türkiye’de doğan mülteci bebekler “vatansız” kabul ediliyor. Hastanede ya da evde dünyaya gelen “vatansız” statüsündeki mülteci bebeğin doğum kaydının hızla yaptırılması, böylelikle “geçici koruma” altına alınmasının sağlanması, yenidoğanın sağlık hizmetine erişmesi için kritik bir adım. Suriyeli mülteci ebeveynlerin ekonomik ya da dil gibi engeller nedeniyle bebeğin kayıt altına alınmasını geciktirmesi sıkça karşılaşılan ihmallerden.

Ne Suriyeli ne Türkiyeli

Doğumun gerçekleştiği hastanenin yetkilileri ile İl Göç İdareleri ve Sağlık Bakanlığı’na bağlı Göçmen Sağlık Merkezleri uzmanlarının mülteci kadınları hamileliklerinden itibaren takip etmeleri, ihmallerin önüne geçilmesi için önem taşıyor. Ancak, uygulamada İl Göç İdareleri, yaklaşık üç yıldır kayıt almıyor. Başta Suriye olmak üzere Türkiye’de kayıtsız olarak bulunan çok sayıda Afganistanlı ve Iraklı mültecilerin bebeklerine de “kimlik kartı çıkartılmasında” ciddi sorunlar yaşanıyor. Bu durum da vatansızlığın yanı sıra yenidoğanların sağlık hizmetinden yararlanamaması gibi bir hak ihlaline sebep oluyor.

Pasaport alamıyorlar

Vatansız çocukların karşılaştığı en büyük problemlerden biri, Türkiye’den ayrılmak istediklerinde yasal yollardan ikinci bir ülkeye gitme olanaklarının olmaması. Vatansız statüsündeki çocuklar ne Türkiye ne Suriye vatandaşı sayıldıkları için pasaport alamıyor, dolayısıyla yasal yollardan seyahat hakkını kullanamıyor. Aileleri tarafından doğum sonrası “geçici koruma kartı” alınabilse dahi “vatansız” statüsünde oldukları için uygulamadaki birtakım yasal engeller nedeniyle sağlık hizmetlerine erişimde sorun yaşıyorlar. Son üç yıldır İl Göç İdareleri’nden “kimlik çıkartılma” imkânı olsa da genel bir uygulama olarak SGK’larının aktif edilmemesi nedeniyle sağlık hizmetlerinden de yararlanamıyor.

Güncel veri yok

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Mülkiye Göç Araştırmaları Merkezi Direktörü Prof. M. Murat Erdoğan’ın koordinatörlüğünde hazırlanan “Suriyeliler Barometresi 2020” isimli rapor, Suriyeli mültecilere ilişkin en güncel verileri ortaya koyuyor. Son verilere ilişkin konuştuğumuz Erdoğan, Türkiye’de veri toplama sürecinde ciddi sıkıntılar yaşandığına dikkat çekti.

Erdoğan, “Türkiye’deki Suriyelilerle ilgili özel olarak şöyle bir durum var: Hep geçicilik üzerine inşa edildiği için Türkiye İstatistik Kurumu’nun özel olarak Suriyelilerin hane bazlı verilerine erişmesi çok fazla tercih edilmedi. Bu daha çok İçişleri Bakanlığı’nın elinde kalan bir veri işi oldu. Devletin genel olarak iki alanda sıkıntısı var: Biri veri toplamak ve veri üretmek, diğeri ise veri paylaşmak. Yani Türkiye’de hem az veri toplanılıyor ve üretiliyor hem de veri paylaşmada sıkıntılar yaşanıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Prof. M. Murat Erdoğan Mart 2022 itibariyle Türkiye’de doğan Suriyeli 750 bin yenidoğan olduğu bilgisini verdi. Türkiye’de doğan Suriyeli çocukların Suriye vatandaşlığı alamadıklarına işaret eden Erdoğan, “Vatandaşlık Kanunu’na göre Türkiye’den de vatandaşlık alamadıkları için bu vatansızlık durumunu ‘de facto vatansızlık’ olarak tanımlıyorum. Fakat Türk yetkililer de bu çocukların Suriye vatandaşı olduğunu düşünüyor” ifadelerini kullandı.

Kayıtsız mültecilerin de çocukları vatansız

Göç İdaresi Başkanlığı’nın 23 Haziran 2022 tarihli son verilerine göre Türkiye’de “geçici koruma” kapsamında toplam 3 milyon 684 bin 488 Suriyeli bulunuyor. Göç İdaresi Başkanlığı’nın internet sitesinde Türkiye’de “uluslararası koruma” statüsündeki Afganistan, Irak, İran ve Filistinlinin de bulunduğu mültecilerin sayısına ilişkin son veriler 2021 Aralık tarihine ait.

Türkiye’de son rakamlara göre 21 bin 926 Afganistanlı, 4 bin 961 Iraklı, bin 32 İranlı mülteci bulunuyor. Fakat özellikle Türkiye’de bulunan kayıtsız Afganistanlıların sayısına ilişkin resmi ve gayri resmi net bir bilgiye ulaşmak mümkün değil. Taliban’ın geçen Ağustos’da yönetimi ele geçirmesinin ardından da binlerce Afganistanlı İran sınırı üzerinden Türkiye’ye geçtiğine dair görüntüler hafızalarda.

Türkiye’de sadece Suriyeliler değil, Afganistan, İran ve Iraklı mültecilerin Türkiye’de dünyaya gelen bebekleri de vatansız sayılıyor. Türkiye’nin Suriyelilere yönelik açık kapı politikasını sonlandırdığı 2015’ten bu yana Türkiye’ye giren ve kayıtları bulunmayan mülteciler ve dünyaya gelen bebek sayısı konusunda da net bir veriye ulaşmak mümkün değil.

“Veri eksikliği hak ihlallerine neden oluyor”

Öte yandan verilerdeki dikkat çeken ayrıntılardan biri, Türkiye’de uluslararası ve geçici koruma statüleri ile yaşamlarını sürdüren Suriye ve Afganistanlı 0-18 yaş aralığındaki çocuk sayısının en son Aralık 2021’de paylaşılmış olması. Aralık 2021 tarihli veriye göre Türkiye’de 0-18 yaş aralığında 1 milyon 771 bin 353 mülteci çocuk bulunuyor.

Refakatsiz çocuklara dair net veri de çözüm de yok

Hak ihlalleriyle karşı karşıya olan diğer bir mülteci grubu ise “refakatsiz çocuklar”. UNICEF refakatsiz çocukları, “Refakatsiz ve Ailesinden Ayrı Düşmüş Çocuklara İlişkin Kurumlar Arası Rehber İlkeler” yönergesinde “savaş, çatışma, kıtlık gibi herhangi bir nedenden ötürü ailesinden ya da yasayla ona bakmakla sorumlu olan kişilerden ayrılmış 18 yaşından küçük çocuklar olarak” tanımlıyor.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, internet sitesinde 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında Göç İdaresi ile refakatsiz çocuklara koruyucu ve destekleyici hizmetler verildiğini aktarıyor. Ancak, Göç İdaresi ve Bakanlık yetkilileri yazılı ya da sözlü refakatsiz çocuklara ilişkin resmi bir veri yayımlamak konusunda imtina ediyor.

İstismar ve çocuk ticareti

Prof. M. Murat Erdoğan refakatsiz çocuk konusunun üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir konu olduğunu belirtirken, çocukları bekleyen tehlikelere dikkat çekiyor:

“Suriyeli çocuklar savaştan kaçıyorlardı, büyük bölümü akrabalarına ve arkadaşlarına teslim edilmişlerdi ya da ebeveynleri hayatını kaybetmişti. Türkiye’de birtakım sivil toplum örgütleri ile devlet işbirliği yaparak çocukları yetimhanelere yerleştirdi, ancak bu konu da çocuk istismarı ve çocuk ticaretine alan yarattı.”

Göçmen ve mülteci hakları üzerine çalışmalar yürüten sivil toplum kuruluşlarından Uluslararası Af Örgütü ve Mültecilerle Dayanışma Derneği yetkilileri de Türkiye’de vatansız ve refakatsiz çocukların sayısına ilişkin ellerinde veri olmadığını ifade etti.

“Çocuk koruma haklarından yararlanamıyor”

Mültecilerle Dayanışma Derneği Genel Koordinatörü Pırıl Erçoban, Türkiye’de mülteci çocukların sayısının tespitindeki sorunların çocuk hakları ihlallerine de sebep olduğuna işaret ederken şu bilgileri aktardı: “Çocuk, sınırda ya da ilgili resmi kurumlarda yetkililere 18 yaşından küçüğüm dese de maalesef ‘çocuk olarak değil de yetişkin kaydı’ alınıyor. Dolayısıyla çocuk koruma haklarından yararlanmaları mümkün olmuyor. Çocuğun tam yaşının hesaplanması için kemik yaşı tespiti gibi tıbbi birtakım tespitlerin gerekliliği nedeniyle resmi makamlar böyle bir yönteme gidiyor.”

Erçoban, aynı zamanda Türkiye’de doğan ancak Türkiye vatandaşı kabul edilmeyen, Suriye vatandaşı da olmayan vatansız çocukların verilerinin İçişleri Bakanlığı’na bağlı Göç İdaresi tarafından hiç açıklanmadığının altını çizdi: “Göç İdaresi bunları hiç açıklamadığı için ve muhtemelen de tutmadığı için Türkiye’de doğan çocuklar üzerinden en fazla bir tahmin yürütülebilir. Bunlar Suriye tarafından vatandaşlık verilmiş çocuklar değil, Türkiye tarafından da vatandaşlıkları yok. Dolayısıyla vatansızlık riskiyle karşı karşıyalar.”

Türkiye’de veri şeffaflığı ile ilgili ciddi bir sorunun varlığına değinen Erçoban, “Suriyeli refakatsiz çocuklar birlikte hareket ettiği grup içinden bir yakınının üzerinden kayıt altına alınabiliyor ve böylece refakatsiz sayılmıyor.”

“Veri eksikliği çözümsüzlüğe götürüyor”

Erçoban, Göç İdaresi tarafından refakatsiz çocukların geri gönderme merkezlerinden sınır dışı edilmediği söylense de sürecin sağlıklı yürümediğini de ifade etti: “Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ‘Önce sağlık kontrolünü yapın, yaş tespitini yapın, ondan sonra bize yollayın’ diyor. O bir süreç alıyor ve o süreçte Göç İdaresi’nin o çocukların barınmasını sağlayabileceği bir imkânı, tesisi yok. Özel ihtiyaç sahiplerinin başında gelen refakatsiz çocuklar bu sebeple barınma, eğitim gibi temel haklarının sağlanmasında ciddi sıkıntılar yaşayabiliyor.”

Türkiye’de refakatsiz çocuklara erişim sorunu olduğunu belirten Erçoban, nerede olduklarını ve hangi koşullarda yaşadıklarını bilmeden çözüm odaklı bir projenin hem sivil toplum kuruluşları hem de devlet tarafından hayata geçirilemeyeceğini de söyledi.

Uluslararası Af Örgütü Türkiye Medya Koordinatörü Fatma Yörür de refakatsiz ve vatansız mülteci çocuklarla ilgili çalışma yürütmek istediklerini ancak resmi rakamlar olmayınca herhangi bir projeyi uygulamaya geçiremediklerini aktardı.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’ndan TÜİK’e ‘Enflasyon’ Tepkisi

TÜİK’in açıkladığı haziran ayı enflasyon rakamlarına tepki gösteren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Pazar, market ortada. TÜİK’in bu yalanı, emeklinin, memurun cebinden çalmak demektir” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarına tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı;

“ENAG yıllık %176 enflasyon açıkladı, TÜİK %79. Pazar, market ortada. TÜİK’in bu yalanı, emeklinin, memurun cebinden çalmak demektir. Erdogan için suç işlemeyi bırakın, sorumlusu siz olacaksınız!”

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Haziran’a ilişkin enflasyon verilerini yayımladı. Buna göre Haziran’da enflasyon bir önceki aya göre (aylık enflasyon) yüzde 4,95 arttı.

Bir önceki yılın aynı ayına göre (yıllık enflasyon) yüzde 78,62’e yükseldi. Aralık ayına göre de yüzde 42,35 olarak ölçüldü. TÜİK, Mayıs enflasyonuyla birlikte yayınlamayı durdurduğu ürün madde sepetini bu ayda da yayınlamadı.

ENAG’a göre enflasyon yüzde 175,55

Enflasyon Araştırma Grubu ise Haziran ayı enflasyonunu yıllık yüzde 175,55 olarak duyurdu. ENAG’a göre aylık bazda ise enflasyon yüzde 8,3 olarak gerçekleşti.

Enflasyon Araştırma Grubu, TÜİK alt grupları gösterge olarak alındığında en düşük aylık artışın yüzde 0,8, aylık en fazla yükselişin ise yüzde 16,51 ile konut kaleminde gerçekleştiğini belirtti.

Citigroup tarafından yapılan bir analize göre enflasyon Kasım ayına kadar yıllık yüzde 80 seviyelerinde takip edecek. Yıl sonunda baz etkisiyle yüzde 65’lere gerileyecek.

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, Mayıs ayı enflasyon rakamlarının açıklanmasının ardından Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Enflasyon düşüş eğilimine girmiştir” demişti. Mayıs ayında enflasyon oranı yüzde 73,5 olarak açıklanmıştı.

20 ekonomide en yüksek enflasyon Türkiye’de

Bloomberg HT’nin haberine göre Türkiye dünyanın en büyük 20 ekonomisinde açık ara en yüksek enflasyona sahip ülke. Türkiye’nin ardından ikinci sırada yüzde 51,27 ile uzun süre ekonomik kriz ile mücadele eden Arjantin geliyor.

Paylaşın

Baskın Seçim Mi Geliyor?

Gazeteci Fehmi Koru, Türkiye’de yaşanan son gelişmeleri değerlendirdiği köşe yazısında “Baskın seçim mi geliyor?” diye sordu. Koru, kişisel blogunda kaleme aldığı köşe yazısında Çankırı’nın Dodurga ilçesinde yapılan seçimi, asgari ücrete yapılan zammı ve İspanya’daki NATO zirvesini hatırlattı.

AK Parti’nin Dodurga’daki seçimi yüzde 87’lik oy oranı ile kazandığını anımsatan Koru, “Acaba Dodurga seçim sonucu bir gösterge olarak değerlendirilir ve AK Parti bu adımlardan aldığı cesaretle bir yıl sonra yapılacak seçimin tarihini erkene çekmeyi düşünür mü? Yoksa zamanında seçim ısrarında devam eder mi iktidar cephesi?” sorusunu gündeme getirdi.

Koru, yazısının devamında şunları kaydetti:

Zamanında seçimin iktidar cephesi açısından ciddi mahzurları var. Günlük hayatta yaşanan sıkıntılar ekonomi yönetiminin yanlışlarının sonucu. Altı ay önce yeni yıla asgari ücrete beklenmeyen oranda zamla girilmiş, ancak ardından gemi azıya alan enflasyon ve kurdaki durdurulamaz yükseliş sebebiyle paramız pula dönüşünce, yapılan zammın hiçbir anlamı kalmamıştı. O yüzden asgari ücrete, hem de adet olmadığı halde, yeniden kallavi bir zam gerekti.

Seçimin zamanında yapılması, asgari ücrete ara zam ile ücret ve maaşlara enflasyon oranı göz önünde tutularak getirilebilecek takviyelerin etkisinin buharlaşmasına yol açabilir. Ekonomiyi emir ve talimatlarla istenilen sınırlar içerisinde tutmanın mümkün olmadığını yaşayarak öğrendik. Yanlış kararların siyasi sorumluları önümüzdeki bir yılda aynı konumlarında kalacaklarına göre yanlışlar devam edecek ve sıkıntılar sürecek demektir.

Benzer bir durum ‘zafer’ olarak takdim edilen Madrid’teki NATO zirvesinde elde edilen görüntü için de söz konusu olabilir. Kamuoyunun beklentileri önümüzdeki bir yıl içerisinde karşılığını bulmayabilir. ‘‘Zafer kazandık’’ diyerek seçime gitmek varken, ‘‘Bizi aldattılar’’ demek zorunda kalınarak gidilecek bir seçim istenilen sonucu getirmeyebilir.

Tayyip Erdoğan’ın yeniden aday gösterilmesinin önündeki anayasal engeli ve o engeli aşmak için sarf edilmesi gerekecek çabaların yıpratıcılığını bu hesaba katmıyorum bile. O gün yaklaştığında, iktidarın küçük ortağı MHP, büyük ortak AK Parti ile İYİ Parti arasında bölüşüldüğü için azalmakta olan oylarına bakarak, kendisinin desteğiyle Meclis’ten geçen yeni seçim yasasında ittifak içerisinde bulunmanın yararı ortadan kaldırıldığı için, %7’lik baraja takılma ihtimalinden rahatsızlık duyabilir.

Lafı uzatmayayım: Bir yıl sonrasının şartları, Dodurga’da alınan %90’a yakın oyla elde edilmiş ‘seçim başarısını’ AK Parti’ye yaşatmış Dodurgalıları bile dünkü kararlarından vazgeçirebilir. İktidar için doğru olan, kendi içlerinde tartıştıklarını da sandığım, fazla gecikmeden seçime gidilmesidir. Hazır muhalefet de seçim tarihinin erkene alınmasını istemekteyken… Gelişmelere bakıp ben bu hesabı yapıyorum ama iktidarın, daha doğrusu AK Parti genel başkanı da olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın hesabı ne acaba? Sorunun cevabını bir tek kendisi biliyor.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Şirketlerin Yüzde 83’ü Ara Zam Hazırlığında

Yapılan bir araştırmaya göre, 2022 yılı için, yılbaşından bu yana bir kez ara zam yapmış veya yıl içinde ara zam yapmayı planlayan şirketlerin oranı yüzde 83 olurken, araştırmaya katılan şirketlerin yüzde 17’si ara zam yapmayı düşünmüyor.

Enflasyon yaz aylarına rağmen artmaya devam ederken, şirketler de ücret politikasını yeniden belirlemeye başladı. Kariyer.net, iş dünyasında ara dönem ek ücret artışı trendini ortaya koyan Ara Zam Araştırması’nın sonuçlarını yayınladı.

Ek zam oranı yüzde 20-29 arasında

2 bin 231 şirket yöneticisinin ara zam konusunda görüşlerini paylaştığı araştırmanın sonuçlarına göre, 2022 yılı için, yılbaşından bu yana bir kez ara zam yapmış veya yıl içinde ara zam yapmayı planlayan şirketlerin oranı yüzde 83 olurken, araştırmaya katılan şirketlerin yüzde 17’si ara zam yapmayı düşünmüyor.

Araştırmaya en çok katılım gösteren 10 sektörde planlanan ara zam oranı ise çoğunlukla yüzde 20-29 arasında değişiyor.

Araştırmaya katılan şirketlerin yüzde 64’ü yıl boyunca toplamda bir kez ara zam yapmayı planlarken, yüzde 19’u iki ve üzeri ara zam yapmayı planladığını belirtiyor. Şirketler ara zam yaparken en çok enflasyon oranını neden olarak gösteriyor.

Aynı sektörde bulunan rakip firmaların zam oranları da bir diğer önemli etken olarak öne çıkıyor. Teknoloji, internet ve otomotiv sektörleri yüzde 40’a ulaşan oranlarda yaptıkları ara zamla bu noktada ön plana çıkıyor.

Paylaşın

İBB Başkanı İmamoğlu: Görevden Alınabilirim

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İngiliz Financial Times gazetesine verdiği röportajda cumhurbaşkanlığı seçimleri ve ekonomik krize yönelik açıklamalarda bulundu.

İBB Başkanı İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir kez daha seçilmesi durumunda İBB Başkanlığı görevinden alınabileceğini söyledi.

İş dünyasının, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ekonomi politikalarına karşı sesini yükseltmediğini söyleyerek patronlara “cesur davranma” çağrısı yapan İmamoğlu, “İş dünyasının hala cesaret gösteremediğini üzüntüyle izliyorum. Maalesef iş dünyasının da ekonomik durumda kabahati var. Hesaplarının soruşturulmasından, hukuka aykırı yargılanmaktan veya başka bir müdahaleyle karşı karşıya kalmaktan korkuyorlar” dedi.

‘Her şey yapabilirler’

Erdoğan’ın bir kez daha cumhurbaşkanı seçilmesi halinde görevden alınabileceğini söyleyen İmamoğlu, 2019’da iptal edilen İBB seçimlerini de hatırlatarak, “Aklımıza gelmeyecek, inanmayacağımız, asla olmaz diyeceğimiz pek çok şeyi yaptılar. Seçimi iptal edebilecek zihniyete sahip bir sistem her şeyi yapabilir” diye konuştu.

Muhalefetin cumhurbaşkanlığı seçimlerinde doğru adayı belirlemesinin “çok, çok önemli” olduğunu söyleyen İmamoğlu, Erdoğan’ın halk desteğinin tüm zamanların en düşük seviyesinde olduğunu belirterek “Şu anda hükümet kazanamaz” dedi. İmamoğlu, Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı seçimlerini kaybetmesi ve seçimi yeniletmesi halinde “devasa bir yenilgi” alacağını ifade etti.

Röportajın tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Babacan’dan TÜİK’e ‘Enflasyon’ Tepkisi: Yine Maşallah Çok Hassas Tartmışlar

TÜİK’in açıkladığı haziran ayı enflasyon rakamlarına tepki gösteren DEVA Lideri Babacan, “Enflasyon %78,62 imiş. Bizler markete, pazara, çarşıya çıkıp alışveriş yapıyoruz. Ve neredeyse %200’e varan gerçek enflasyonu çoook çok iyi biliyoruz.” dedi.

Haber Merkezi / DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, sosyal medya hesabından TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarına tepki gösterdi. Babacan, açıklamasında şu ifadeleri kullandı;

“Yine maşallah çok hassas tartmışlar. Enflasyon %78,62 imiş. Bizler markete, pazara, çarşıya çıkıp alışveriş yapıyoruz. Ve neredeyse %200’e varan gerçek enflasyonu çoook çok iyi biliyoruz.”

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Haziran’a ilişkin enflasyon verilerini yayımladı. Buna göre Haziran’da enflasyon bir önceki aya göre (aylık enflasyon) yüzde 4,95 arttı.

Bir önceki yılın aynı ayına göre (yıllık enflasyon) yüzde 78,62’e yükseldi. Aralık ayına göre de yüzde 42,35 olarak ölçüldü. TÜİK, Mayıs enflasyonuyla birlikte yayınlamayı durdurduğu ürün madde sepetini bu ayda da yayınlamadı.

ENAG’a göre enflasyon yüzde 175,55

Enflasyon Araştırma Grubu ise Haziran ayı enflasyonunu yıllık yüzde 175,55 olarak duyurdu. ENAG’a göre aylık bazda ise enflasyon yüzde 8,3 olarak gerçekleşti.

Enflasyon Araştırma Grubu, TÜİK alt grupları gösterge olarak alındığında en düşük aylık artışın yüzde 0,8, aylık en fazla yükselişin ise yüzde 16,51 ile konut kaleminde gerçekleştiğini belirtti.

Citigroup tarafından yapılan bir analize göre enflasyon Kasım ayına kadar yıllık yüzde 80 seviyelerinde takip edecek. Yıl sonunda baz etkisiyle yüzde 65’lere gerileyecek.

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, Mayıs ayı enflasyon rakamlarının açıklanmasının ardından Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Enflasyon düşüş eğilimine girmiştir” demişti. Mayıs ayında enflasyon oranı yüzde 73,5 olarak açıklanmıştı.

20 ekonomide en yüksek enflasyon Türkiye’de

Bloomberg HT’nin haberine göre Türkiye dünyanın en büyük 20 ekonomisinde açık ara en yüksek enflasyona sahip ülke. Türkiye’nin ardından ikinci sırada yüzde 51,27 ile uzun süre ekonomik kriz ile mücadele eden Arjantin geliyor.

Paylaşın