SP Lideri Karamollaoğlu’ndan ‘Yola Devam’ Mesajı

İYİ Parti Lideri Akşener’in çıkışının ardından SP Lideri Karamollaoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “6 Mart Pazartesi günü Saadet Partimizin ev sahipliğinde bir araya geleceğiz. Halkımız müsterih olsun! Bizler, milletimize verdiğimiz sözün arkasındayız! Aynı inanç, azim ve kararlılıkla yolumuza devam ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in aday çıkışının ardından sosyal medya hesabından bir açıklama yayınladı. Karamollaoğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Aziz milletimizin problemlerine çözüm olmak adına, yine aziz milletimizin teşviki ve desteği ile çıktığımız bu kutlu yolculuğu bugüne dek büyük bir kararlılıkla sürdürdük. Millet ittifakı olarak, özellikle son bir buçuk yıldır her konuda beraberce çalışıp, ortak akıl ve istişare ile birçok konuda uzlaşıya vardık.

Dün gerçekleştirdiğimiz son toplantımızda, genel başkanların her birinin altına imza atmasının ardından kamuoyu ile paylaşılan ortak metnimizden de anlaşılacağı üzere; 28. Dönem TBMM ve 13. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ortak Cumhurbaşkanı adayımız ve geçiş süreci yol haritası konusunda ortak bir anlayışa ulaştık.

Bu minvalde; toplantımızda sözleştiğimiz gibi 6 Mart Pazartesi günü Saadet Partimizin ev sahipliğinde bir araya geleceğiz. Halkımız müsterih olsun! Bizler, milletimize verdiğimiz sözün arkasındayız! Aynı inanç, azim ve kararlılıkla yolumuza devam ediyoruz.”

“Millet İttifakı olarak çalışmalarımıza devam ediyoruz”

Öte yandan Millet İttifakı’nın bileşenlerinden Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, “Ülkemizde her bir vatandaşımız için huzuru, refahı, adalet ve demokrasiyi üretme kararlılığı ve başarmak inancı ile Millet İttifakı olarak çalışmalarımıza devam edeceğimizi bir kez daha Aziz Türk Milletimize beyan ve taahhüt ediyoruz. Hep birlikte başaracağız! Yeter! Söz Milletindir” açıklaması yaptı.

“Var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz”

Millet İttifakı’nın bileşenlerinden DEVA Partisi, İYİ Parti lideri Meral Akşener’in açıklamalarına yönelik, “Biz, milletimizin hak ettiği tam demokratik bir yönetim anlayışını hâkim kılmak için ortaya koyduğumuz çalışmaların arkasındayız. Bu tarihi süreçte, hepimize büyük bir sorumluluk düşmektedir. Türkiye’yi içine düştüğü bu karanlık tablodan çıkartmak ve otoriter anlayıştan kurtarmak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Davutoğlu: Dayatma değil istişare var

İYİ Parti Lideri Akşener’in Millet İttifakı’na yönelik açıklamalarının ardından yazılı açıklama yapan GP Lideri Davutoğlu, “Bütün partilerin fedakâr katkıları ve emekleriyle ortaya koyduğumuz tarihi nitelikteki ortak mutabakat metinleri siyasi yöntem olarak tek aklın değil ortak aklın, dayatmanın değil istişarenin, rekabeti değil uzlaşmanın eseri olmuştur” dedi.

Paylaşın

DP Lideri Uysal: İnandığımız Ve Doğru Bildiğimiz Yolda Yürüyoruz

İYİ Parti Lideri Akşener’in Millet İttifakı’na yönelik açıklamalarının ardından yazılı açıklama yapan DP Lideri Uysal, “Aziz Milletimize bildiriyoruz. Demokrat Parti’nin 1946 yılında başladığı Demokrasi, Adalet ve Hakkaniyet mücadelesinin 77. yılında, merkez sağ siyasetin ve umudun sesi olarak aynı kararlılıkla, aynı inançla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İnandığımız ve doğru bildiğimiz yolda, dün olduğu gibi bugün de yürüyoruz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Ülkemizde her bir vatandaşımız için huzuru, refahı, adalet ve demokrasiyi üretme kararlılığı ve başarmak inancı ile Millet İttifakı olarak çalışmalarımıza devam edeceğimizi bir kez daha Aziz Türk Milletimize beyan ve taahhüt ediyoruz. Hiçbir vatandaşımızın endişesi olmasın. Hep birlikte başaracağız! Yeter! Söz Milletindir!”

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Millet İttifakı’na yönelik açıklamalarının ardından yazılı bir açıklama yaptı. Uysal’ın açıklaması şöyle:

“21 yıllık AKP yönetiminde süren sistematik çöküşün, on binlerce cana, milyonlarca insanımızın evinden yurdundan olmasına sebep bir neticeyi ortaya çıkardığını deprem vesilesiyle acı bir biçimde bir kez daha gördük. Maliyetini her bir vatandaşımızın ödediği toplumsal, siyasal, ekonomik sorunlar ve ülkemizin karşı karşıya kaldığı meydan okumalar, sorumluluk duygusuyla ortak bir irade koyma ihtiyacını ortaya çıkarmıştı.

Millet İttifakı olarak geçtiğimiz 18 ayı aşkın sürede yaptığımız, ülkemize derinden nefes aldıracak ortak çalışmaların ürünü açıklama ve taahhütlerimizin bugün de aynı kararlılıkla arkasında olduğumuzu Aziz Milletimize bildiriyoruz.

Demokrat Parti’nin 1946 yılında başladığı Demokrasi, Adalet ve Hakkaniyet mücadelesinin 77. yılında, merkez sağ siyasetin ve umudun sesi olarak aynı kararlılıkla, aynı inançla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İnandığımız ve doğru bildiğimiz yolda, dün olduğu gibi bugün de yürüyoruz.

Ülkemizde her bir vatandaşımız için huzuru, refahı, adalet ve demokrasiyi üretme kararlılığı ve başarmak inancı ile Millet İttifakı olarak çalışmalarımıza devam edeceğimizi bir kez daha Aziz Türk Milletimize beyan ve taahhüt ediyoruz. Hiçbir vatandaşımızın endişesi olmasın. Hep birlikte başaracağız! Yeter! Söz Milletindir!”

Karamollaoğlu’ndan ‘yola devam’ mesajı

Öte yandan Millet İttifakı’nın bileşenlerinden Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “6 Mart Pazartesi günü Saadet Partimizin ev sahipliğinde bir araya geleceğiz. Halkımız müsterih olsun! Bizler, milletimize verdiğimiz sözün arkasındayız! Aynı inanç, azim ve kararlılıkla yolumuza devam ediyoruz” açıklaması yaptı.

“Var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz”

Millet İttifakı’nın bileşenlerinden DEVA Partisi, İYİ Parti lideri Meral Akşener’in açıklamalarına yönelik, “Biz, milletimizin hak ettiği tam demokratik bir yönetim anlayışını hâkim kılmak için ortaya koyduğumuz çalışmaların arkasındayız. Bu tarihi süreçte, hepimize büyük bir sorumluluk düşmektedir. Türkiye’yi içine düştüğü bu karanlık tablodan çıkartmak ve otoriter anlayıştan kurtarmak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Davutoğlu: Dayatma değil istişare var

İYİ Parti Lideri Akşener’in Millet İttifakı’na yönelik açıklamalarının ardından yazılı açıklama yapan GP Lideri Davutoğlu, “Bütün partilerin fedakâr katkıları ve emekleriyle ortaya koyduğumuz tarihi nitelikteki ortak mutabakat metinleri siyasi yöntem olarak tek aklın değil ortak aklın, dayatmanın değil istişarenin, rekabeti değil uzlaşmanın eseri olmuştur” dedi.

Paylaşın

Kemal Kılıçdaroğlu: Yolumuza Devam Ediyoruz

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Lideri Akşener’in açıklamalarına ilişkin değerlendirmede bulundu. Kılıçdaroğlu, “Bundan sonrası için düşünceleriniz nedir?” sorusuna, “Yolumuza devam ediyoruz arkadaşlar” şeklinde cevap verdi.

Haber Merkezi / Millet İttifakı’nın toplantısının ardından cumhurbaşkanı adayı konusunda partisiyle istişare etmek üzere partisinin Genel İdare Kurulu ile bir araya gelen İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığına ret oyu verdiklerini açıkladı.

İYİ Parti Lideri Akşener, anketlerde ismi öne çıkan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu önerdiklerini ancak Millet İttifakı’nda bu önerinin kabul edilmediğini söyledi, iki belediye başkanına çağrıda bulundu.

Akşener’in sözlerinin ardından ilk yorum CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan geldi. Kılıçdaroğlu, “Hiç merak etmeyin taşlar yerine oturacak” ifadelerini kullandı. Kılıçdaroğlu’na “Bundan sonrası için düşünceleriniz nedir?” diye soruldu. Kılıçdaroğlu, “Yolumuza devam ediyoruz arkadaşlar” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in açıklamasının ardından CHP MYK’yı olağanüstü toplantıya çağırdı. Toplantıda Akşener’in Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karşı net tutumu ve İstanbul-Ankara Belediye Başkanlarına yaptığı çağrı değerlendirilecek.

Kılıçdaroğlu’ndan SOL Parti TİP’e ziyaret

Öte yandan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bugün saat 13.30’da SOL Parti’yi ziyaret etti.

Genel merkezde yapılan görüşmede CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke ile CHP Genel Başkan Yardımcıları Muharrem Erkek ve Oğuz Kaan Salıcı da yer aldı. CHP heyetini SOL Parti Başkanlar Kurulu Üyesi Önder İşleyen karşıladı.

Kılıçdaroğlu, ayrıca, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş ile de Meclis’te bir görüşme gerçekleştirdi.

Kılıçdaroğlu’na, genel başkan yardımcıları Oğuz Kaan Salıcı ve Muharrem Erkek, CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke ile CHP Grup Başkanvekili Engin Altay eşlik etti.

TİP Genel Başkanı Erkan Baş’ın heyetinde ise TİP Genel Başkan Yardımcısı Doğan Ergün ile TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık yer aldı. Basına kapalı gerçekleşen görüşme yaklaşık 40 dakika sürdü.

Paylaşın

İYİ Parti Millet İttifakı’ndan Ayrıldı: İmamoğlu Ve Yavaş’a Çağrı

Genel İdare Kurulu (GİK) toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan İYİ Parti Lideri Akşener, “Geldiğimiz noktada, İYİ Parti bir kıskaca alınmış, bir dayatmaya mecbur bırakılmış; tıpkı yıllardır Türk Milleti’ne yapıldığı gibi, ölüm ve sıtma arasında bir tercihe zorlanmıştır. Ve elbette buna boyun eğmeyecektir” dedi.

Haber Merkezi / Açıklamasına, “Dünkü toplantıda nihayet ortak cumhurbaşkanı adayının kim olacağını tartıştık. Beş parti Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı konusunu dile getirdi” sözleriyle devam eden Akşener, “Biz ise yapılan tüm kamuoyu araştırmalarında da uzun süredir Sayın Erdoğan’a karşı açık ara kazandığını gördüğümüz iki ismin adaylığı konusunda görüşümüzü beyan ettik. Bu iki isim Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Mansur Yavaş ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu’ydu.” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Lideri Akşener, açıklamasının devamında, “Ortak cumhurbaşkanı adayının veriye dayalı, rasyonel bir usulle belirlenmesi önerisini dile getirdik. Ama bu öneri diğerleri tarafından maalesef reddedildi… Bu vesileyle anlamış olduk ki şahsi hırslar Türkiye’ye tercih edilmiştir.” ifadelerine yer verdi ve ekledi:

“Üzülerek söylüyorum ki geldiğimiz son noktada, dün itibariyle Altılı Masa artık millet iradesini yansıtma kabiliyetini kaybetmiştir… Dün itibariyle Altılı Masa artık bir ortak akıl platformu olmaktan çıkmış, tek bir adayın tasdiki için çalışan bir noter masasına dönüşmüştür.”

Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’na seslenen Akşener, “Milletimiz gayretlerinizi gördü, yanınızda durdu. Milletimiz sizleri sevdi, bağrına bastı. Ve bugün de çok kritik bir kırılmanın eşiğinde sizi göreve çağırıyor” dedi ve ekledi:

“Bu vazife sadece bir dayatmayı değil, topyekun bir dayatmacılığı yıkma vazifesidir. Bu vazife sadece bir kişiyi değil, kendini milletten büyük gören çirkin bir zihniyeti yenme vazifesidir. Bu vazife milletin sesini duyma vazifesidir.”

Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanlığı gündemiyle yaptığı 12’inci toplantının ardından gözler liderlerin kurmaylarıyla yapacağı toplantıya çevrildi.

Ankara’da dün gece milletvekilleri ve Başkanlık Divanı üyeleriyle bir araya gelen İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener bugün de partisinin Genel İdare Kurulu ile toplantı gerçekleştirdi. Bir buçuk saat süren toplantının ardından Akşener, şu açıklamalarda bulundu:

“Geldiğimiz noktada İYİ Parti bir kıskaca alınmış, bir tercihe zorlanmıştır. Elbette buna boyun etmeyecektir. Ben ve arkadaşlarım ülkemizin 20 yılını harap eden ucube zihniyete karşı aynı kararlılıkla durmaya devam edeceğiz. Nasıl ki 2022 yılında millete karşı plan yapanlara karşı duruyorsak bugün de aynı yerdeyiz. Nasıl ki 2015 yılında milletin canına kıyanların karşısında durduk bugün de aynı yerde duruyoruz. Nasıl ki 2018 yılında milletimizi 2 yumruk arasında sıkıştırmaya çalışanlara karşı durduk, bugün de aynı yerde dimdik duruyoruz.

2023 yılında yanı cumhuriyetin 100’üncü yılında tarumar edilen demokrasimiz için büyük bir mücadele verirken “Ceketimizi assak seçiliriz” diyenlere karşı dimdik duruyoruz. Bizim mücadelemiz dün de aynıydı, yine aynı. Çünkü biz milletimize bir söz verdik. Milletin taleplerini hiçe sayanlardan değil o talepleri gerçekleştireceğimize söz verdik. Bu bizim temel ilkemizdir.

Biz bugünlere kirli pazarlıklara son vererek geldik. Siyasetin merkezine milletimizi alıp il il,i ilçe ilçe karış karış gezdik. Milletimizin muhalefetten beklentilerini dinledik. Nasıl ki milletimizin sesini iktidara duyurduysak muhalefetten beklentilerini karşılamak için de çalıştık. Her daim ortak aklın ışığında sorunları konuşarak çözmeyi uygun gördük. Milletimizin ihtiyaçları için 5 siyasi parti ortak bir adım attık. Güçlendirilmiş parlamenter sistem ve ortak politikalar metni gibi belgeler çıkardık.

Dün 5 siyasi parti tek bir isim dile getirerek Sayın Kılıçdaroğlu’nun ismini dile getirdiler. Biz de milletin teveccühüne şahit olduğumuz, anketlerde sayın Erdoğan’a karşı açık ara kazanabileceğini gördüğümüz 2 ismi dile getirdik. Bu isimler Sayın Yavaş ve İmamoğlu idi. Ayrıca masaya adayın rasyonel bir şekilde belirlenmesini önerdik. Ancak bu önerimiz masadakiler tarafından reddedildi.

6’lı masanın son toplantısında bir tırnak içi anlayışa varıldı. Anlamış olduk ki kişisel hırslar milletin isteklerine tercih edildi. Aziz milletim biz İYİ Parti’yi bunun için kurmadık. “Önce millet, önce memleket” demekten asla vazgeçmedik. Yeri geldi parti çıkarlarımızı hiçe sayıp milletimizi gözettik. Hakarete uğradık, dişimizi sıktık. Bıkmadan, usanmadan konuştuk, anlattık, dinledik. Üzülerek söylüyorum ki geldiğimiz noktada 6’lı masa milletin iradesini yansıtma kabiliyetini kaybetti. 6’lı masa ortak bir akıl platformundan çıkıp tek bir adayı konuşan bir noter masasına dönüştü. 85 milyonun kaderini göz göre hiç etmeyeceğiz.

Biz ne olursa olsun imzamızın ve milletimize verdiğimiz sözlerin arkasındayız. Biz ne bir kumar masasında ne de bir noter masasında olmayacağız. 85 milyonun kaderini göz göre hiç etmeyeceğiz. Cumhuriyetimizin yeni asrını hiç etmeyeceğiz. Türk milletinin varlığını bir kişinin iki dudağına bırakmayacağız. İlk günden bu yana daima biz demeye devam edeceğiz.

Yavaş ve İmamoğlu’na çağrı

Buradan sizin aracılığınızla sayın Mansur Yavaş’a ve sayın Ekrem İmamoğlu’na çağrıda bulunuyorum. Görevinizi en iyi şekilde yaptınız. Milletimiz sizi başının üzerinde taşıdı. Bugün de çok kritik bir dağılmanın eşiğinde sizi göreve çağırıyor. Kurumlarımızın yapısının içi boşaltılırken, saray hükümeti üzerine düşen sorumluluğu yerine getiremezken milletimiz sizin aziz bir görevi yerine getirmeye görevli kılmıştır. Bu vazife çirkin bir zihniyeti yerine getirme vazifesidir. Bu vazife milletin sesini duyma vazifesidir. Bu vazife milletin hakkını millete verme vazifesidir. Bu vazife reddedilemez, görmezden gelinemez bir vazifedir. Bu karar milletindir. Bu saatten sonra bize kalan bir seçim yapmaktır. Ya tarih yazacağız, ya tarih olacağız.”

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu Yüzünü Sola Döndü

Sol Parti genel merkezinde Başkanlar Kurulu Üyesi Önder İşleyen ile görüşen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, daha sonra TİP Genel Başkanı Erkan Baş ile Meclis’te bir görüşme gerçekleştirdi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bugün saat 13.30’da SOL Parti’yi ziyaret etti.

Genel merkezde yapılan görüşmede CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke ile CHP Genel Başkan Yardımcıları Muharrem Erkek ve Oğuz Kaan Salıcı da yer aldı.

CHP heyetini SOL Parti Başkanlar Kurulu Üyesi Önder İşleyen karşıladı. Görüşmede İşleyen’in yanı sıra SOL Parti MYK Üyeleri Mehmet Soğancı, Dilara Kurtuluş ve Göksu Cengiz yer aldı.

Öte yandan Kılıçdaroğlu ile SOL Parti Başkanlar Kurulu Üyesi Önder İşleyen, heyetlerarası görüşmenin ardından ayaküstü birebir sohbet etti.

Birgün’den Hüseyin Şimşek’in aktardığına göre, Önder İşleyen, ziyaretin ardından yaptığı açıklamada, depremler sonrasında büyük bir dayanışma seferberliği yaşandığını, görüşmede toplumun yaralarını sarmaya nasıl devam edeceklerini konuştuklarını söyledi.

Görüşmenin aynı zamanda Mersin ve İstanbul’daki protestolarda gözaltına alınan partililer için bir ‘geçmiş’ olsun ziyareti niteliği taşıdığını belirten İşleyen, “Bizim için bu dayanışma ziyareti çok anlamlıydı” ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu’nun olası adaylığı sorulan İşleyen, “Adaylık konusunu ele almadık. Sorumluluğumuzun farkındayız, SOL Parti üzerine düşen sorumluluğu yerine getirecek” ifadelerini kullandı.

Önder İşleyen, şunları söyledi: “Halkın yararına hiçbir şey yapmayıp sadece bütün halka parmak sallayan, öfkeyle küfreden, tehdit eden bir iktidarla karşı karşıyayız. Önümüzdeki süreçte bu kötülük iktidarına son verme mücadelesinde SOL Parti son derece nettir, sorumluluğumuzu bugüne kadar olduğu gibi yerine getireceğiz.

Bu süreçte muhalefetin bir ortak adayının olmasını, bir ortak politikanın gelişmesini çok önemli buluyoruz. Biz bu sorumlulukla davranacağız. Eğer ülkede faşizm varsa yapılması gereken bellidir; bu iktidarı yenmektir. SOL Parti de üzerine düşen sorumluluğu yerine getirecek.”

Kemal Kılıçdaroğlu ve Erkan Baş görüştü

Öte yandan Kılıçdaroğlu, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş ile de Meclis’te bir görüşme gerçekleştirdi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’na, genel başkan yardımcıları Oğuz Kaan Salıcı ve Muharrem Erkek, CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke ile CHP Grup Başkanvekili Engin Altay eşlik etti.

TİP Genel Başkanı Erkan Baş’ın heyetinde ise TİP Genel Başkan Yardımcısı Doğan Ergün ile TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık yer aldı.

Basına kapalı gerçekleşen görüşme yaklaşık 40 dakika sürdü. Kılıçdaroğlu, görüşmenin ardından TBMM’deki makamına geçti.

Paylaşın

ABD’den Rusya’ya Uygulanan Yaptırımlar Deliniyor Uyarısı: Türkiye Detayı

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Adalet, Ticaret ve Maliye Bakanlıkları, Rusya’ya yönelik yaptırım ve kısıtlamaların aşılması için kullanılan taktikler karşısında dikkatli olma çağrısı yaptı. Açıklamada, yaptırımların delinmesine çalışıldığını gösteren olası ipuçları arasında, paravan şirket kullanımı, takma isimler ve gizlenmiş nakliye bilgileri gibi işaretler olduğu belirtildi.

Haber Merkezi / Bakanlıklar tarafından yapılan açıklamada satışı yasaklı ürünlerin “yasa dışı olarak” Rusya ve Belarus’a yönlendirilmesinde Türkiye, Çin, Ermenistan ve Özbekistan gibi ülkelerin “aktarma noktası” olarak kullanıldığı belirtildi. “Tüm işletmelerin sorumlu şekilde davranıp kontrollere titiz biçimde uymaları gerektiği” ifade edildi.

Ortak açıklamada, “aktörler, Rusya bağlantılı yaptırımlar ve ihracat kontrollerinden kaçınmaya çalışmaya devam ediyor” denildi. Bakanlıklar, söz konusu kişilerin bu amaç doğrultusunda üçüncü tarafların aracı olarak kullanılması gibi yöntemlere başvurduğunu belirtti.

Olası taktikler ve tehlike işaretleri

Açıklamada Rusya yaptırımlarının delinmesine çalışıldığını gösteren bazı olası işaretler şu şekilde sıralandı:

– Müşterinin bir ürünün nihai kullanımı konusunda bilgi vermemesi

– Uluslararası para transferlerinde paravan şirket kullanımı

– Satın alınan malın kurulumu, bakımı gibi hizmetlerin geri çevrilmesi

– IP adresinin müşterinin bildirdiği lokasyon verisiyle örtüşmemesi

– Nakliye talimatlarında son dakika değişiklik yapılması

– Ödemenin daha önce bildirilmeyen üçüncü bir ülke veya şirket üzerinden yapılması

– Şirket ve kurumsal e-mail adresleri yerine şahsi e-mail hesaplarının kullanılması

– İnternette hiç varlık göstermeyen kurumlar üzerinden işlem yapılması

– İşlem belgelerinde değişiklik yapılması

– İç yazışmalardan bilgi çıkarılması

– Yabancı ülkelerdeki paravan şirketlerden ABD banka hesaplarına para transferi ve kaynağını gizlemek amacıyla paranın dağıtımının hızla yapılması.

Rusya-Ukrayna savaşının 24 Şubat 2022 tarihinde başlamasının ardından ABD ve çoğu Avrupa ülkesi koordinasyon içinde Ukrayna’ya askeri destek sağlamaya ve Rusya’ya yönelik çok sayıda yaptırım uygulamaya başladı. Fakat aralarında Türkiye, Hindistan, Brezilya ve Güney Afrika’nın da olduğu ülkeler bu yaptırımlara katılmadı.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalini kınayan Türkiye, Kiev’e silahlı İHA tedarik ederek destek verdi. Ancak Ankara aynı zamanda Batı’nın Rusya’ya yönelik yaptırımlarına da karşı çıkıyor. Buna karşın Türk hükümeti, uluslararası yaptırımların Türkiye’de etrafından dolaşılmayacağına dair söz verdi.

ABD bir süredir bu ülkeler üzerinden yaptırımların delinmesine göz yummayacaklarına yönelik açıklamalar yapıyor. Özellikle çip ve askeri sanayide kullanılabilecek ürünlerin ticareti takip ediliyor. ABD Ticaret Bakanlığı kısa süre önce aralarında Rusya ve Çin’deki şirketlerin de bulunduğu 90 tüzel kişiliğe yaptırım uygulamıştı.

Uyarı ziyareti

ABD Hazine Bakanlığı Terörizm ve Mali İstihbarattan Sorumlu Hazine Müsteşarı Brian Nelson, geçen ay Ankara ve İstanbul’da gerçekleştirdiği temaslarda, “Türk işletmeleri ve bankaları, yaptırım uygulanan Rus kuruluşlarıyla iş yaparak yaptırım riski ve G7 pazarlarına erişimlerini kaybetme riski ile karşı karşıya kalabilir” uyarısında bulunmuştu.

Nelson, Türk işletmeleri ve bankalarının “Rus askeri-endüstriyel kompleksi tarafından kullanılabilecek potansiyel ikili kullanıma sahip teknoloji aktarımları ile ilgili işlemlerden uzak durmak için ilave önlem almaları” gerektiğini dile getirmişti.

Nelson, Türkiye Bankalar Birliği’ndeki konuşmasında, “Yaptırım risklerini azaltmak için, finansal kurumlar olarak hepinize, özellikle istismara müsait sektörler de dâhil olmak üzere, Rus kurum ve şahısları ile yapılan işlemlerde daha fazla denetim yapma çağrısında bulunuyorum” demişti.

Paylaşın

Naci Görür’den İki Bölge İçin 7.4 büyüklüğünde Deprem Uyarısı

İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümünde öğretim üyesi Prof. Dr. Naci Görür, “Çorum tam Kuzey Anadolu fay hattının üzerinde. Bu kuşağın tamamı, Türkiye’nin tamamı, hatta dünyanın en aktif büyük depremler oluşturabilen kuşağı içerisinde. Bu kuşak aşağı yukarı Bingöl-Karlıova’dan çok büyük ölçüde Marmara Denizi’ne kadar enerjisini tüketti. Büyük deprem üretme enerjisini boşalttı.” dedi ve ekledi:

“Şimdi Marmara’yı bekliyoruz. Bir de Erzincan ile Karlıova arasındaki bu kesimi bekliyoruz. Burada Pülümür’ün olduğu yer aşağı yukarı 7.4 büyüklüğünde belki deprem olabilir. Yedisu fayı üzerinde. Bunu zaten hep söylüyoruz.”

Naci Görür, açıklamasının devamında, “Tunceli-Pülümür 7.4 büyüklüğünde deprem olabilir. Burada en son deprem 1794’te. Dolayısıyla epey zaman geçti. Erzincan depremi buraya muhtemelen enerji de transfer etmiş olabilir. Bu Doğu Anadolu fayındaki hareketler de belli ölçüde burayı biraz etkilemiş olabilir. Endişe ettiğimiz yerlerden biri bu.” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Naci Görür, FOX TV’de yaptığı açıklamada ‘Endişe ettiğimiz yerler var’ diyerek, deprem uyarısı yaptı. Görür’ün açıklamaları şöyle:

Çorum tam Kuzey Anadolu fay hattının üzerinde. Bu kuşağın tamamı, Türkiye’nin tamamı, hatta dünyanın en aktif büyük depremler oluşturabilen kuşağı içerisinde. Bu kuşak aşağı yukarı Bingöl-Karlıova’dan çok büyük ölçüde Marmara Denizi’ne kadar enerjisini tüketti. Büyük deprem üretme enerjisini boşalttı.

Şimdi Marmara’yı bekliyoruz. Bir de Erzincan ile Karlıova arasındaki bu kesimi bekliyoruz. Burada Pülümür’ün olduğu yer aşağı yukarı 7.4 büyüklüğünde belki deprem olabilir. Yedisu fayı üzerinde. Bunu zaten hep söylüyoruz.

Tunceli-Pülümür 7.4 büyüklüğünde deprem olabilir. Burada en son deprem 1794’te. Dolayısıyla epey zaman geçti. Erzincan depremi buraya muhtemelen enerji de transfer etmiş olabilir. Bu Doğu Anadolu fayındaki hareketler de belli ölçüde burayı biraz etkilemiş olabilir. Endişe ettiğimiz yerlerden biri bu.

‘Umarım 6 Şubat bir milat olur’

Hatalı kentler inşa etmenin en güzel örneği bizim bu deprem bölgeleri. Bunu bütün dünya ders kitabı gibi okuyabilir. Bunların hiçbiri kader değil. Bunları her biri burada bu inşayı, bu yapıyı yaparsanız günün birinde deprem sizi vurabilir. Bunu her yer bilimci burayı gezenler bunu her an söyleyebilirlerdi.

Umarım 6 Şubat gerçek bir milat olur. Bu gerçek bir beka sorunudur. Bu milattır. Eğer olmazsa samimi söylüyorum Türkiye Cumhuriyeti özgür ve bağımsız olarak geleceği olmayan bir devlet durumuna düşer. Eğer durduramazsan bitersin, özgürlüğünü de bağımsızlığını da kaybedersin.

Naci Görür, Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli’nin ilk toplantısına davet edildiğini de belirterek, şunları söyledi:

“Evvelsi gün gece 00.20’de, dün de öğleden sonra Cumhurbaşkanlığı Özel Kalemi’nden arandık. Davet edildiğimiz söylenildi. Bizim icap edip etmeyeceğimiz soruldu. Biz devlet başkanımızdan milletimizin can güvenliğini ilgilendiren bir konuda eğer karınca kararınca yapacağımız en ufak katkı varsa emre amade olduğumuzu, depremin siyaset üstü bir konu olduğunu, parti üstü bir konu olduğunu ifade ederek zevkle, halkımız için yapabileceğimiz, önerebileceğimiz bir şey varsa koşa koşa geleceğimiz arz ettik.”

Paylaşın

Millet İttifakı Adayını Belirledi: 6 Mart’ta Açıklanacak

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Gelecek Partisi, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi’nden oluşan Millet İttifakı, Saadet Lideri Temel Karamollaoğlu ev sahipliğinde bir araya geldi.

Haber Merkezi / Millet İttifakı, toplantı sonrası 14 Mayıs’ta yapılması beklenen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde çıkarılacak aday konusunda “ortak bir anlayışa vardıklarını” açıkladı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, bugün saat 14.00’de Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaloğlu’nun ev sahipliğinde, cumhurbaşkanı adayını belirlemek için bir araya geldi.

Toplantı sonrasında, liderlerin ortak aday konusunda anlaştığı ve nihai açıklamanın 6 Mart’ta yapılacağı kaydedildi. Toplantı sonrası yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Millet İttifakını oluşturan siyasi partilerin genel başkanları olarak 28. Dönem TBMM ve 13. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ortak Cumhurbaşkanı adayımız ve geçiş süreci yol haritası konusunda ortak bir anlayışa ulaşmış bulunuyoruz. Genel başkanların partilerinin yetkili kurullarını bilgilendirmeleri sonrası nihai açıklamayı 6 Mart 2023 tarihinde kamuoyu ile paylaşmak üzere Saadet Partisi’nin ev sahipliğinde tekrar bir araya geleceğiz. Kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.”

Masaya sadece Kılıçdaroğlu geldi

Kulislere yansıyan ilk bilgilere göre ev sahibi konumundaki Karamollaoğlu, masaya aday olarak Kılıçdaroğlu’nun adını gündeme getirdi. Toplantıda Kılıçdaroğlu üzerinde uzlaşma olduğu belirtilirken, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, aday önerisini partisinin Genel İdare Kurulu’na götüreceğini bildirdi. Masadaki diğer liderler de aday ismine ilişkin partinin yetkili kurullarına bilgi verme kararı aldı.

Akşener, Genel İdare Kurulu’nu Cumartesi toplayarak, masada varılan uzlaşma konusunda bilgi verecek. Liderler Pazartesi günü yine Saadet Partisi Genel Merkezi’nde buluşacak ve aday da bu buluşmada açıklanacak.

Paylaşın

HDP: Maraş Depremi AKP İktidarının Yarattığı Yalan Perdesini Yırtmıştır

Partisinin genel merkezinde açıklamalarda bulunan HDP Sözcüsü Ebru Günay, “Hukukun askıya alındığı, demokrasiye savaş açıldığı, kolluk kuvvetlerinin şiddet kustuğu, rantın bir politika haline geldiği, hırsızlık, yolsuzluk, mafya-bürokrasi ilişkilerinin ayyuka çıktığı bir Türkiye’nin gölgesinde depremi yaşadık” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Aslında adı konulmamış depremler içindeydik zaten. Maraş depremi AKP iktidarının yarattığı yalan perdesini yırtmıştır. Ortaya torpilin, liyakatsizliğin, denetim yetkileri elinden alınmış kurumların, kayyım zihniyetinin çürümüşlüğü yayılmıştır. Her şey çok daha net ortaya çıkmıştır.”

Günay, açıklamasının devamında, “Unutmayalım; bu iktidar 6 Şubat günü yaşanan deprem öncesinde defalarca uyarıldı. Doğa defalarca uyardı, sel felaketleri, orman yangınları, çığ felaketleri yaşandı. Dere yatağına yapılan evler, imar afları ile ruhsat verilen binalar, çürümüş bir halde hangarlarda bekleyen yangın söndürme uçakları, çığ felaketine kurtarma amacıyla gidip çığ altında kalan kurtarma ekipleri Türkiye’nin hiçbir felakete hazır olmadığını göstermişti. Fakat tek bir ders alınmadı, tek bir şey öğrenilmedi, tek bir önlem alınmadı! Tek bir istifa olmadı. Sözler verildi, yalanlar söylendi, zaman istendi. Yaralar hala sarılmadı.” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Sözcüsü Ebru Günay, parti genel merkezinde düzenlediği haftalık basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Günay, şunları söyledi:

“Bugün 2 Mart. 2 Mart 1994 DEP’li milletvekillerin dokunulmazlıklarının kaldırıldığı darbenin yıl dönümü. 1994’ten bu yana ne değişti? Aslında hiçbir şey değişmedi. AKP iktidarı hala darbeler yapmakta, demokratik siyasete yönelik zor, baskı ve darbelerini devam ettirmekte.

Elbette iktidarların baskı, zoru ve darbeci mantıkları değişmedi, ama bizim de buna karşı direniş hattımız büyüdü, sınırları aşarak daha büyük bir noktaya geldi. Bugün hala iktidarın bütün darbeci politikalarına karşı direnmeye devam eden demokratik siyaset geleneğini yarattı DEP’liler. Bu demokratik siyaset geleneği bu darbeci iktidara mutlaka kaybettirecektir.

Darbeci iktidar hala iş başında. Hala sokaklarda demokratik siyaset ile kendini ifade etmeye çalışan, sokağa çıkıp halkın sesini yükseltmeye çalışan siyasi partilere karşı baskı, gözaltı, şiddet ve işkencesini devam ettirmeye çalışıyor.

Son bir kaç günde başta partimiz olmak üzere TİP ve Sol Parti gibi sahaya çıkan, iktidarın politikalarına karşı sesini yükseltmek isteyenlere karşı gözaltı operasyonları gerçekleşti. İşkencenin sokağa taşma halini bir kez daha gördük. Bir kere daha söyleyelim, biz her koşulda demokratik siyasetin gelişmesi için mücadele edeceğiz, bu topraklarda demokrasi mutlaka kazanacak, darbeci iktidarlar mutlaka kaybedecek.

“Maraş Depremi AKP iktidarının yarattığı yalan perdesini yırtmıştır”

6 Şubat’ta Maraş Pazarcık merkezli meydana gelen ve 10 ili derinden etkileyen depremde yaşamını yitirenleri buradan bir kez daha saygı ve minnetle anıyoruz. Yakınlarına başsağlığı ve yaralılara da acil şifalar diliyoruz. Gaziantep’te bir yurttaş AKP Genel Başkanı’na şu soruyu sordu depremden hemen sonra: “Burası bir sanayi şehri, depreme neden hazırlıksız yakalandık?” Bu soru cevaplanmadı. Üstüne üstlük sansürlendi ve sorunun sahibi oradan uzaklaştırıldı, görmezden gelindi. Türkiye’nin 20 yıllık AKP iktidarının özeti o soru sorulduktan sonraki 5 saniyenin içerisine sıkışmış durumdadır.

Hukukun askıya alındığı, demokrasiye savaş açıldığı, kolluk kuvvetlerinin şiddet kustuğu, rantın bir politika haline geldiği, hırsızlık, yolsuzluk, mafya-bürokrasi ilişkilerinin ayyuka çıktığı bir Türkiye’nin gölgesinde depremi yaşadık. Aslında adı konulmamış depremler içindeydik zaten. Maraş depremi AKP iktidarının yarattığı yalan perdesini yırtmıştır. Ortaya torpilin, liyakatsizliğin, denetim yetkileri elinden alınmış kurumların, kayyım zihniyetinin çürümüşlüğü yayılmıştır. Her şey çok daha net ortaya çıkmıştır.

Unutmayalım; bu iktidar 6 Şubat günü yaşanan deprem öncesinde defalarca uyarıldı. Doğa defalarca uyardı, sel felaketleri, orman yangınları, çığ felaketleri yaşandı. Dere yatağına yapılan evler, imar afları ile ruhsat verilen binalar, çürümüş bir halde hangarlarda bekleyen yangın söndürme uçakları, çığ felaketine kurtarma amacıyla gidip çığ altında kalan kurtarma ekipleri Türkiye’nin hiçbir felakete hazır olmadığını göstermişti. Fakat tek bir ders alınmadı, tek bir şey öğrenilmedi, tek bir önlem alınmadı! Tek bir istifa olmadı. Sözler verildi, yalanlar söylendi, zaman istendi. Yaralar hala sarılmadı.

99 Marmara Depremi büyük bir uyarıydı, yine 2003 Bingöl, 2011 Van, 2020 Elazığ, 2021 İzmir depremleri birer uyarıydı. Her bir depremde eksik, yanlış, hukuksuz ne yapılmışsa bugün daha fazlasının devam ettiğini gördük. İmar afları çıkarıldı, yönetmelikler değiştirildi. Denetimler azaltıldı. Her felaketten sonra AKP iktidarı ölümü kutsadı, yaşamı kuralsızlıklara mahkûm etti. 20 yıllık AKP iktidarı felaketten ders almanın değil, felaketten siyasi ve ticari fırsat çıkarmanın kendileri için önemli olduğunu göstermiştir.

Yani daha büyük bir cinayetin ortamı adım adım hazırlandı. On binlerce yurttaş hayatını kaybetti. Türkiye bu deprem felaketine AKP’nin öngörüsüz, tedbirsiz, ihmalkar, plansız, hukuksuz, sansür tehditleri, rant ve talan politikaları altında yakalanmıştır. Maalesef deprem sürecinde de aynı hukuksuzluk, kuralsızlık, vicdansızlık devam etmiştir.

Türkiye tarihinin en büyük deprem felaketinin acısını bizler yüreğimizde yaşamaya devam ediyoruz. Acımız çok büyük, öfkemiz de çok büyük. Deprem sonrası yaşanan insani krizi yönetemeyen ama bir o kadar da küstah ve edepsiz bir dille halka saldıran bu iktidar, halkın sırtında bir kambura dönüşmüş durumdadır. AKP Genel Başkanı Erdoğan ve hükümeti helallik isteyeceğine bir an önce istifa etmesi gerekirken, koruma ordusuyla pişkince deprem bölgesine gidiyor, çocuklara para dağıtıyor, tehdit üstüne tehdit yağdırıp, sıcak ve konforlu Saray’ına geri dönüyor.

Evet, İlk günden itibaren deprem sahasında olan biri olarak bunları çok net olarak söyleyebilirim. Devlet yoktu. Hükümet yoktu. AFAD yoktu, Kızılay yoktu. Kızılay belki de sattığı çadırların parasını saymak ile meşguldü. Ama halk vardı, dayanışma vardı. Ele ele verme, omuz omuza durma vardı. Ve bizler, gönüllülerle beraber hep oradaydık.

Depremin ilk gününden itibaren Emek ve Özgürlük İttifakı bileşenleri olarak da her yerdeydik. Engellemelere rağmen her köye gittik, her bir yurttaşa dayanışma elimizi uzattık. HDP olarak, depremin olduğu ilk andan itibaren merkezi düzeyde ve yerellerde kurduğumuz koordinasyon merkezlerimiz ile birlikte 24 saat aralıksız çalıştık, çalışmaya devam ediyoruz.

Bize ulaşıp ses vermek isteyen yurttaşlarımızın sesi olmaya çalıştık, tüm enerjimizle buna devam ediyoruz. Deprem bölgelerinde kim nerede bir yardıma ihtiyaç duyuyorsa, onlara ulaşmaya çalışıyoruz. Elbistan, Pazarcık, Adıyaman, Malatya ve Hatay’da kurduğumuz 5 konteynırda il ve ilçe örgütlerimiz aktif bir şekilde çalışıyor. Barınma ve sağlık sorunlarını, hukuki sorunları çözmeye çalışıyor.

Şimdiye kadar deprem bölgelerine bini aşkın TIR, kamyon ve kamyonet yardım malzemesi yolladık. 1500’e yakın ailenin barınmasını sağladık. Afet bölgelerinde çadır ve konteynırlarda konaklama sağlamaya yönelik çalışmalarımız sürüyor. Şimdiye kadar yerel koordinasyonlarımız ve Genel Merkez Kriz Masamız aracılığı ile 896 adet büyük çadır, 353 konteyner, 14 adet aşevi ve mobil mutfak, 3 bin 122 adet (elektrikli, katalitik ve odun) soba, 1827 ton odun ve kömür, 186 adet jeneratör deprem bölgelerine ulaştırıldı.

Şu an sahada 6 bine yakın gönüllümüzle 24 saat çalışıyoruz. Deprem bölgesindeki tüm muhtarlarımızı aradık, dertlerini dinledik, ihtiyaçlarını temin etmeye çalıştık. “Aileleri Buluşturuyoruz” kampanyasıyla deprem sonrası maddi zorluk çekecek olan ailelerle dayanışmak isteyen yurttaşları bir araya getirmeyi amaçladık. Bu kampanyamız halkın dayanışma coşkusuyla, halkın dayanışma ruhuyla da sürüyor. Gençlik Meclisimiz “Yaşam Zinciri” kampanyasıyla tüm alanlarda depremzedelerle dayanışmaya devam ediyor. Kadın Meclisimiz de 8 Mart haftasında mor TIR’larla “Yalnız değil, birlikteyiz!” diyerek yollara çıkmaya hazırlanıyor.

Değerli basın emekçileri, dayanışma büyürken, tam da bu dayanışmanın karşısına bir felaket iktidarı var. Herkes iyice anladı ki bu iktidar toplumdan yana değil, zorda kalanlardan yana değil, acıları paylaşma ve dayanışmadan yana değil. Toplumun birbiriyle dayanışmasına, yardımlaşmasına, omuz vermesine engel. Bir avuç insanın bekası için herkesi gözden çıkarmaya ve her şeyini yitirmiş insanlara fırça atmaya, hakaret etmeye var.

Depremin yarattığı yıkım, insanların yaşadığı tarifsiz acı ortadayken, kimin aklına gelir köylere yardım götüren bir köy evine kayyım atamak! İşte bu iktidarın aklına geliyor. Çalışan gönüllüleri engellemek, insanlar üşürken sobaları bekletmek, enkaz altında iken arama kurtarma ekiplerini bekletmek kimin aklına gelir? Bir zulüm makinesine dönüşmüş iktidarın aklına geliyor işte. Saf kötülük ve katıksız faşizmdir bu.

Felaket zamanında haklı çıkmak sevineceğimiz bir konu değil, ama hatırlatmakta fayda var. Biz hep yerinden yönetim dedik. Yerelin gücüne inanılması ve inisiyatif verilmesi gerekir dedik. Yerel, her zaman tüm afetlere en doğru yöntem ve en hızlı şekilde müdahale edecek birimdir. Küçücük bir aşevi bile bir şehrin beslenme ihtiyacını karşılayacak yerdedir.

Açıkça ifade edelim: HDP belediyelerine kayyım atanmasaydı, depreme müdahale etmemiz çok daha kolay olacaktı. Kayyım sadece bir belediye gaspı değil; kayyım aynı zamanda dayanışmaya ve örgütlenmeye karşı bir saldırıdır. Türkiye’de kayyım rejimi ile bitirilmeye çalışılan yerinden yönetim anlayışının önemi bir kez daha görüldü. Yerelin gücüne güvenmenin ve inanmanın ölüm kalım meselesi olduğunu herkesin artık görmesi lazım. Toplumu savunmak istiyorsak yerelden başlayacağız.

“Bu iktidar yaşama düşmandır”

Biz HDP olarak, Saray’dan emir gelmediği için bir vinç, bir kürek bile kıpırdatmayan bir sistem, bir valilik veya bir belediye anlayışı, bir kayyım rejimi istemiyoruz. Merkezin soğuk, bürokratik, insan dışı davranışlarını reddediyoruz. Tek adam rejimi, tekçi sistem asrın ihmalini doğurmuştur. Biz topluma dayalı bir belediyecilik diyoruz. Biz kendi mahallesinde, kendi şehrinde kendisine hızlıca koşabilecek, örgütlenmeler istiyoruz. Bu yaşamla ilgili bir meseledir. Bu iktidar yaşama düşmandır. Çünkü depremle ilgilenmediği gibi, deprem boyunca da savaş siyasetini sürdürdü.

Bu zorlu süreçte depremzedelerin “devlet nerede?” ve “asker nerede?” soruları enkaz başlarında yankılanıyordu. Biz söyleyelim nerede olduklarını: İktidarın savaş politikalarına göre bomba atmakla, sınır dışında savaş siyasetini sürdürmekle meşgullerdi. Savunma Bakanı Hulusi Akar depremin ilk günlerinde çok sınırlı sayıda TSK personelinin bulunduğunu itiraf etmişti.

Savunma Bakanı’nın son mazereti ise aslında bir itiraftır. Askerin hayat kurtarmak yerine savaşa ve işgale odaklanmasını isteyen bir iktidarla karşı karşıyayız. Asker, depremden hemen sonraki gün depremzedeleri enkazdan kurtarmak yerine, Suriye’de ve Irak’ta sınır ötesi operasyonlarına devam etmekteydi, bombardımanlarını sürdürmekteydi.

Suriyeli Kürtler ve Şengal’deki Êzidî’ler depremzedelerle dayanışma duygularını paylaşırken, buna karşılık olarak Saray SİHA’ları ile bombardımanı sürdürdü. Saray’ın böylesi bir dönemde bile operasyonlara öncelik vermesi her açıdan sorgulanmaya muhtaçtır. Savaş da bir felakettir. İnsani, ekonomik ve siyasi istikrarsızlığın temelidir.

Savaş döneminde her türlü yolsuzluk, usulsüzlük ve yasadışı girişimler bayrakla, vatan-millet edebiyatıyla perdelenmektedir. Ve ne yazık ki, önceki örneklerden de tecrübe edildiği üzere herhangi bir afet karşısında bu hükümetin hayat kurtarma becerisi kalmamıştır. Ancak konu savaş olduğunda bir gece ansızın Atina’da, Şam’da veya Erivan’da olunabileceği tehditleri kolayca sıralanabilmektedir. Halbuki, depremden 48 saat sonra hiçbir devlet yetkilisi Antakya’ya veya Adıyaman’a ulaşamadı. Tüm bunları bizler HDP olarak not ediyoruz.

“AKP-MHP ittifakına verilen en doğru cevaptır”

Bu toz duman arasında, halklar devletten hiçbir şey beklemeden kendi kendini örgütlemeyi başarmıştır. Hem deprem alanındaki gönüllüler hem de ülkenin dört bir yanından deprem bölgesine malzeme yetiştirmeye çalışanlar, bir kez daha bizim bu topraklara, üzerinde yaşayan halklara olan inancımızı pekiştirmiş, umudumuzu tazelemiştir. Halkın bu iradesi ve kendi kendini örgütleme gücü AKP-MHP ittifakına verilen en doğru cevaptır. Evleri yıkılan halka harçlık dağıtan, depremzedeleri azarlayan bu iktidara düşen tek şey kaldı, o da pılını pırtını toplayıp gitmek, acilen tüm görevlerinden istifa etmek.

Bizler bu toplu cinayetin hesabını sormadan kaçmalarına asla izin vermeyeceğiz. Kaçamazlar, bu insanlık suçundan asla kurtulamazlar. Oraya AFAD ekiplerini zamanında göndermeyenlerden, insanlar enkaz altındayken internet erişimini kesenlerden, halklarımız “çadır ” diye bas bas bağırırken çadır satanlardan tek tek hesap soracağız, kimsenin bundan şüphesi olmasın. Sonuçları çok ağır olsa da bu depremden öğrendiğimiz en önemli şey, AKP – MHP ittifakından kurtulmadan halkların nefes almasının mümkün olmadığıdır.

Bu ülkenin kendi temelleri üzerinde yeniden inşa edilebilmesi için önce başındaki bu beladan kurtulması gerekli. Bütün bu yıkıntı ve umutsuzluğu dağıtacağız, bizi bu karanlıktan çıkaracak güç, halkların dostça, yoldaşça, yan yana ve can cana dayanışmasıdır! Gücümüze inanalım. HDP olarak çözüm ve inşa gücümüz, irademiz nettir. Yasımızı öfkeye, öfkemizi mücadeleye, mücadelemizi örgütlülüğe, örgütlülüğümüzü ise yeni yaşamı inşaya dönüştürelim.”

Paylaşın

“600 bin Suriyeli İstanbul’a Götürüldü” İddialarına Yalanlama

İçişleri Bakanlığı’na bağlı Göç İdaresi Başkanlığı, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ bir kanalda katıldığı programda, “600 bin Suriyeli’nin İstanbul’a götürüldü” iddialarını yalanladı.

Göç İdaresi Başkanlığı’ndan iddiaya ilişkin yapılan açıklamada, “bir televizyon programında 600 bin Suriyeli’nin İstanbul’a götürüldüğüne ve bilet paralarının Göç İdaresi Başkanlığı tarafından karşılandığına” ilişkin iddiaların gerçek dışı olduğu bildirildi.

Açıklamada ayrıca “deprem bölgesinde yaşayan yabancıların farklı illere çıkışlarının kayıtlı ve izinli olarak sağlandığı” kaydedildi. Türkiye’de geçici koruma altındaki Suriyeliler’in bir ilden diğerine seyahat etmek istediklerinde hem şehirden ayrılırken “yol izni” almaları, hem de vardıkları şehirlerde Göç İdaresi Müdürlüğü’ne kayıt yaptırmaları gerekiyor.

Kahramanmaraş merkezli depremler sonrasında çok sayıda Suriyeli’nin sınırdan Türkiye’ye giriş yaptığı, Türkiye’de yaşayan ve depremden etkilenen çok sayıda Suriyeli’nin de İstanbul gibi büyük şehirlere götürüldüğü gibi iddialar gündeme getirildi. Ancak Göç İdaresi Başkanlığı bu iddiaları yalanladı.

Mülteciler Derneği depremin hemen ardından yaptığı bilgilendirmede, etkilenen 10 ilde ikamet eden geçici koruma altındaki Suriyeliler’den bölgeden ayrılırken yol izin belgesi istenmeyeceğini kaydetti.

Dernek, geçici koruma altındaki Suriyeliler’in deprem bölgesinden ayrıldıktan sonra İstanbul dışında yakınlarının bulunduğu bir ile gitmeleri durumunda, gitmiş oldukları şehirdeki göç idaresine müracaat ederek 90 gün süreli yol izin belgesi almaları gerektiğini de belirtti.

Özdağ’ın iddiasına yalanlama

Ancak Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ bir kanalda katıldığı programda, “600 bin Suriyeli’nin İstanbul’a götürüldüğünü” iddia etti.

Göç İdaresi Başkanlığı’ndan iddiaya ilişkin dün akşam yapılan açıklamada, “bir televizyon programında 600 bin Suriyeli’nin İstanbul’a götürüldüğüne ve bilet paralarının Göç İdaresi Başkanlığı tarafından karşılandığına” ilişkin iddiaların gerçek dışı olduğu bildirildi.

Açıklamada ayrıca “deprem bölgesinde yaşayan yabancıların farklı illere çıkışlarının kayıtlı ve izinli olarak sağlandığı” kaydedildi. Türkiye’de geçici koruma altındaki Suriyeliler’in bir ilden diğerine seyahat etmek istediklerinde hem şehirden ayrılırken “yol izni” almaları, hem de vardıkları şehirlerde Göç İdaresi Müdürlüğü’ne kayıt yaptırmaları gerekiyor.

“42 bin Suriyeli gönüllü olarak ülkesine geri döndü”

Diğer yandan depremlerden bu yana Suriye’den Türkiye’ye “göç akını yaşandığı” iddiaları bulunuyor. Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, “sınırlarımız açık, Suriyeliler gelmeye devam ediyor” açıklamasında bulunurken, bu iddiayı Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar önceki gün yaptığı açıklamayla yalanladı.

Akar, “Hiçbir şekilde, Suriye tarafından Türkiye’ye doğru herhangi bir göç ve intikal olmamıştır. Böyle birtakım rivayetler çıktı. Bunlar gerçeği yansıtmıyor. Türkiye’de yerleşik, evini, yakınını, çocuğunu kaybeden ve ülkesine dönmek isteyen yaklaşık 42 bin Suriyeli, gönüllü olarak ülkesine geri döndü” diye konuştu.

Göç İdaresi Başkanlığı verilerine göre Türkiye’de Şubat 2023 itibariyle 3 milyon 500 bin 964 geçici koruma kapsamında Suriyeli bulunuyor.

Özellikle depremin vurduğu Hatay ve Gaziantep gibi şehirlerde yoğun bir Suriyeli nüfusu bulunuyor. Göç İdaresi Başkanlığı’nın deprem öncesi Şubat 2023 verilerine göre Gaziantep’te 460 bin, Hatay’da ise 354 bin Suriyeli yaşıyordu.

Paylaşın