AFAD Açıkladı: Depremlerde Can Kaybı 45 Bin 89’a Yükseldi

11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremler ve ardından yaşanan artçı sarsıntılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 45 bin 89’a yükseldiği açıklandı.

Haber Merkezi / 358 bin çadırın kurulduğu, 11 ilde 332 noktada çadır kentler oluşturulduğu, 10 il ve 162 noktada ise konteyner kent kurulumunun devam ettiği duyuruldu.

Depremlerden etkilenen illerden kendi imkanlarıyla ayrılan veya devlet tarafından tahliye edildikten sonra gittikleri illerde kayıt yaptıranların sayısının ise 1 milyon 971 bin olduğu bildirildi.

İçişleri Bakanlığı’na bağlı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Kahramanmaraş merkezli depremler ve ardından gerçekleşen artçı sarsıntılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 45 bin 89’a yükseldiğini açıkladı.

Depremden etkilenen illerden kendi imkanlarıyla ayrılan veya devlet tarafından tahliye edildikten sonra gittikleri illerde kayıt yaptıranların sayısı ise 1 milyon 971 bin oldu.

AFAD bugüne kadar 358 bin çadırın kurulduğunu, 11 ilde 332 noktada çadır kentler oluşturulduğunu, 10 il ve 162 noktada ise konteyner kent kurulumunun devam ettiğini duyurdu.

Çadır, konteyner, otel, yurt ve kamu misafirhaneleri gibi yerlerde barındırılan kişilerin sayısı ise 1 milyon 915 bin olarak açıklandı.

Paylaşın

MHP Lideri Bahçeli Depremzedeleri Azarladı

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 7,6 şiddetindeki depremin merkez üssü Kahramanmaraş Elbistan’da “Elbistan il olsun” sloganı atan depremzedeleri azarladı.

MHP Lideri Bahçeli, “Acımızın olduğu böyle bir günde, böyle sloganlarla sayın cumhurbaşkanımızın ve diğer yetkililerin burayı ziyaretini sabote etmeye hakkınız yok. Sessizlik olacak. Dağılın gitsin, indirin şunları” diye bağırarak ortamı terk etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte deprem bölgelerini ziyaret eden MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Elbistan’da AFAD’ın kurduğu konteyner kentte inceleme yaptı.

Sosyal medyada dolaşıma giren bir videoya göre konteynerin önündeki depremzedelerle görüşen MHP Lideri Bahçeli, ‘Elbistan il olsun’ sloganı atılınca sinirlendi.

Devlet Bahçeli, “Acımızın olduğu böyle bir günde, böyle sloganlarla sayın cumhurbaşkanımızın ve diğer yetkililerin burayı ziyaretini sabote etmeye hakkınız yok. Sessizlik olacak. Dağılın gitsin, indirin şunları” diye bağırarak ortamı terk etti.

Olayın yine sosyal medyada yayılan başka videosunda İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile AK Partili Mahir Ünal da Bahçeli’nin hemen arkasında görülüyor.

Bahçeli’nin azarlamasının hemen ardından bir depremzede “Sayın Devlet bey, biz 2009’da Cumhurbaşkanımıza yaptık yapacağımızı. Memleket bitti. Halk göçüyor, göçüyor. Biz onun için çabalıyoruz, yoksa memleketimizi seviyoruz” diyerek tepki gösteriyor.

Bahçeli ayrıldıktan sonra Soylu ile Ünal, depremzedeleri sakinleştirmeye çalışıyor. Ünal, “Yapmayın. Ya bakın ben sizin milletvekilinizim. Lütfen, Elbistan’a bunu yapmayın” diyor, ancak depremzedeler “Elbistan il olsun” sloganı atmayı sürdürüyor.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

“Depremlerden Etkilenen 2,5 Milyon Çocuğun Yardıma İhtiyacı Var”

11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerden etkilenen 2,5 milyon çocuğun acil insani yardıma ihtiyacı olduğu bildirildi.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) Türkiye’de depremlerin ardından yaklaşık 2,5 milyon çocuğun acil insani yardıma ihtiyaç duyduğunu belirtti.

UNICEF İcra Direktörü Catherine Russell, 2 gün süren Türkiye ziyareti sırasında depremden etkilenen aileler ve çocuklarla biraraya geldi.

Gaziantep’te UNICEF’in desteklediği; çocuklar ve ailelerin psikolojik destek ve danışmanlık hizmeti aldıkları bir merkezi ziyaret eden Russell, sosyal hizmetler, su ve hijyen hizmetleri ve çocuklara yönelik psikolojik desteğin öneminin altını çizdi.

Kahramanmaraş’ta da Suriyeli mülteci aileler dahil depremden etkilenen ailelerle biraraya gelen Russell üçte biri çocuk olmak üzere 17 bin kişinin kaldığı geçici barınma merkezini ziyaret etti.

“Yarım kalan genç hayatların kalıntıları”

UNICEF’ten ziyarete ilişkin yapılan yazılı açıklamaya göre İcra Direktörü Catherine Russell, “Depremler çocuklar için büyük sarsıntıya yol açan bir olay. Etrafta dolaşırken sanki zaman donmuş gibi ailelerin günlük hayatlarının parçalarına tanık oluyorsunuz.

Hayal edilemez bir yıkımın içinde bir battaniye, oyuncak ya da çocuk kitabı görüyorsunuz. Yarım kalan ya da sekteye uğrayan genç hayatların kalıntılarını görüyorsunuz’’ ifadelerini kullandı.

Açıklamada UNICEF’in Türk hükümeti ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı AFAD ile yakın çalışarak depremden etkilenen ailelere ve çocuklara psikolojik destek sağladığı; geçici öğrenme mekanları oluşturduğu; ailesinden ayrı düşmüş ya da annesi-babası olmayan çocukların tespit edilmesi ve bu çocukların aileleriyle biraraya getirilmesi için çalıştığı belirtildi.

UNICEF’in şimdiye kadar 163 bin çocuk dahil 277 bin kişiye hijyen kitleri, kışlık giysi, elektrikli ısıtıcı ve battaniye tedarik ettiği kaydedildi. UNICEF’in ortakları aracılığıyla da 198 bin kişiye psikolojik ilk yardım sağladığı ifade edildi.

“Çocukların en kısa zamanda okula dönmeleri için çalışıyoruz”

UNICEF depremden etkilenen çocukların mümkün olan en kısa zamanda okula dönmeleri için de çalışıyor.

Yapılan yazılı açıklamada bu kapsamda okul binalarında hasarın değerlendirildiği, acil onarım ve geçici öğrenme alanlarının oluşturulması için hazırlıkların yapıldığı belirtildi.

Türkiye’de UNICEF’in yarısı çocuk 3 milyon kişiye yardım malzemesi iletmek, sağlık ve beslenme hizmetinin yanısıra eğitim desteği sağlamak üzere 196 milyon dolar talep ettiği ifade edildi.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

40 Bin Suriyeli Depremler Sonrası Ülkesine Döndü

Türkiye’nin güneyinde yer alan 11 ilde ve Suriye’nin kuzeyinde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlerin ardından Türkiye’de yaşayan yaklaşık 40 bin Suriyeli’nin ülkesinde döndüğü bildirildi.

Türkiye, yaklaşık 3,5 milyon Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapıyor.

Milli Savunma Bakanlığı’ndan bir yetkili de, yaklaşık 40 bin Suriyeli’nin ülkelerine döndüğünü doğrulayarak, sayının giderek arttığını kaydetti.

Kahramanmaraş depremlerinden sonra Türkiye’nin deprem bölgesinde ikamet eden Suriyelilerin ülkelerine geçişini kolaylaştırmasının ardından son 2 haftada yaklaşık 40 bin Suriyeli’nin Suriye’nin kuzeybatısında muhalif güçlerin kontrolündeki bölgelere döndüğü bildirildi.

Bab El-Hava sınır kapısında basın sorumlusu olan Mazen Alloush Reuters’e yaptığı açıklamada, Suriyelilerin, Devlet Başkanı Beşar Esad’a muhalif silahlı grupların kontrolündeki dört sınır kapısından geçiş yaptığını söyledi.

Mazen Alloush Pazartesi günü itibarıyla dört sınır kapısı olan Bab el-Hava’dan (Cilvegözü) 13 bin 500, Cerablus’tan 10 bin, Bab El-Selam’dan (Öncüpınar) 7 bin ve Tel Abyad’dan (Akçakale) 7 bin kişinin geçtiğini söyledi.

Milli Savunma Bakanlığı’ndan bir yetkili de, yaklaşık 40 bin Suriyeli’nin ülkelerine döndüğünü doğrulayarak, sayının giderek arttığını kaydetti.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’da, Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından yaklaşık 42 bin Suriyelinin gönüllü olarak ülkesine döndüğünü bildirdi.

Deprem sonrası sınır kapıları açılmıştı

Türkiye geçen yıl Nisan ayında Ramazan Bayramı öncesinde geçici izinle Türkiye’de bulunan Suriyeliler’in sınırı geçmesini kısıtlamıştı. Ancak Türk yetkililer depremler sonrasında bu bölgede yaşayan Suriyeliler’in geri dönme haklarını kaybetmeden altı aya kadar ülkelerine gitmesine izin verdi.

6 Şubat’ta Kahramanmaraş merkezli iki şiddetli deprem Türkiye’de 11 ilde büyük can kayıplarına ve tahribata yol açarken Suriye’de de etkili oldu. İç savaşın yaşandığı ve muhaliflerin kontrolündeki bölgelerde binlerce can kaybı meydana gelirken milyonlarca insan evlerini ve yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kaldı. Suriye sınırında sadece bir kapının açık olması nedeniyle de ülkeye uluslararası yardımlar son derece sınırlı olarak ulaşabiliyordu.

Birleşmiş Milletler (BM) Suriye’deki deprem mağdurlarına yardım ulaştırabilmek için Şam yönetimi ile varılan anlaşma kapsamında Türkiye sınırındaki Bab El-Selam (Öncüpınar) ve Er-Rae (Ceylanpınar) sınır kapıları da açıldı. Deprem öncesinde bölgeye insani yardım tek açık sınır kapısı olan Bab el-Hava (Cilvegözü) üzerinden yapılabiliyordu.

Kahramanmaraş depremlerinden sonra BM’ye göre Türkiye ve Suriye’de toplam 50 bine yakın kişi hayatını kaybetti. Suriye’nin kuzeyinde toplam 4 milyon kişinin yaşadığını belirten BM’ye göre depremlerden önce de bu bölgede yaşayanların iç savaş nedeniyle insani yardıma ihtiyacı bulunuyordu.

Paylaşın

AYM, Pandemide Alınan Sokağa Çıkma Yasaklarını Kanuna Aykırı Buldu

İçişleri Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid 19) salgını sürecinde tedbir olarak bir çok kez Türkiye genelinde sokağa çıkma yasağı kararı almıştı. Anayasa Mahkemesi (AYM), salgın sürecinde alınan sokağa çıkma yasaklarının kanunen dayanağının olmadığına karar verdi.

DW Türkçe’den Alican Uludağ’ın haberine göre, Anayasa Mahkemesi (AYM), 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun bulaşıcı hastalıklara karşı alınacak tedbirler arasında “sokağa çıkma yasağı” tedbirinin olmadığını kaydetti.

Kararda, Kanun’da il ve ilçe umumi hıfzıssıhha meclisleri tarafından alınan tedbirlere uygun davranmanın bireyler açısından mecburi olduğuna ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığına da dikkat çekildi. Mahkeme, bu kapsamda bir vatandaşa verilen cezanın kanunu dayanağının olmadığını belirterek hak ihlali kararına imza attı.

İçişleri Bakanlığı, koronavirüs sürecinde tedbir olarak bir çok kez Türkiye genelinde sokağa çıkma yasağı kararı almıştı. Bu kapsamda Mustafa Karakuş adlı vatandaş, 10 Mayıs 2020 tarihinde kullandığı araç ile İstanbul’un Çamlıca Gişeler mevkiinde polisler tarafından durduruldu.

Karakuş’a 3 bin 180 TL idari para cezası uygulanırken kararda Karakuş’un 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 282’inci maddesine aykırı davrandığı ve Cumhurbaşkanlığı genelgeleri kapsamında alınan sokağa çıkma yasağını ihlal ettiği belirtildi. Cezaya karşı yapılan itirazlar da suç ceza hâkimliği tarafından reddedildi. Bunun üzerine Karakuş, AYM’ye başvurdu.

AYM: Suçta ve cezada kanunilik ilkesi ihlal edildi

Üç yıl sonra başvuruyu görüşen AYM, suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine karar verdi. Mahkeme, cezanın kaldırılması için kararın örneğini İstanbul Anadolu 10. Sulh Ceza Hâkimliği’ne gönderdi.

Kararın gerekçesinde, başvurucunun ihlal ettiği ileri sürülen sokağa çıkma yasağının İstanbul İl Umumi Hıfzıssıhha Meclisi tarafından Covid-19 salgı ile mücadele kapsamında alınan tedbirler olduğu belirtildi.

Ancak 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’da öngörülen tedbirler arasında sokağa çıkmanın kısıtlanmasının söz konusu olmadığı vurgulanan kararda, “Bulaşıcı ve salgın hastalıklardan birinin ortaya çıkışı halinde alınabilecek tedbirler Kanun’un 72’inci maddesinde düzenlenmiştir. Kanun koyucunun alınabilecek tedbirlerin uygulanmasına yardım etmekle görevlendirdiği il ve ilçe umumi hıfzıssıhha meclislerinin Kanun’un ilgili hükmünde sınırlı sayıda sayılan tedbirler arasında yer almayan sokağa çıkma yasağı tedbirini alma yetkisine sahip olduğunun kabulü mümkün görünmemektedir” denildi.

Kararda, olağan dönemlerde Kanun’un 26’ıncı maddesi gereğince her ay düzenli olarak toplanan umumi hıfzıssıhha meclislerinin, kamu sağlığının korunmasına yarayan ancak temel hak ve özgürlüklere müdahale mahiyetindeki tedbirlerin alınmasını gerektirebilecek bulaşıcı ve salgın hastalık dönemlerinde ancak Kanun’da yazılı tedbirlerin uygulanmasına yardımcı olabileceği vurgulandı.

Kanun uyarınca Covid-19 kapsamında kişilerin tecrit edilmesi ve gözetim alınması kararı verilebileceği anımsatılan kararda, bu tedbirlerin tüm vatandaşlar yönünden uygulanan ve genel nitelikte bir önleyici tedbir olan sokağa çıkma kısıtlamasından kapsam ve mahiyetleri itibarıyla farklı olduğu, dolayısıyla Kanun’un 72’inci maddesinin de sokağa çıkma yasağı tedbirini kapsamadığı vurgulandı.

“Tedbirlere uymak mecburi değil”

Kararda, 1593 sayılı Kanun’da il ve ilçe umumi hıfzıssıhha meclisleri tarafından alınan tedbirlere uygun davranmanın bireyler açısından mecburi olduğuna ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığına dikkat çekildi. AYM, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Somut olayda başvurucunun İstanbul İl Umumi Hıfzıssıhha Meclisi kararında öngörülen bir zorunluğa uymadığı hususunda tartışma bulunmamaktadır. Ancak söz konusu kuralda işaret edilen zorunluluk, 1593 sayılı Kanun’da yazılı zorunluluktur.

Kuraldaki açık ifade karşısında Kanun’un verdiği yetkiye dayanılarak kamu otoritelerince ihdas edilen zorunluluklara uymama şeklinde eylemlerin 282’inci madde kapsamında değerlendirilerek faillerin cezalandırılması mümkün değildir.

Aksinin kabulü, kapsamı kanun koyucu tarafından bilinçli olarak dar tutulan ceza hükmünün kamu otoritelerinin düzenleyici işlemleri ile sınırları öngörülmeyecek ve keyif cezalandırmaya imkân tanıyacak şekilde genişletilmesine neden olacaktır.”

Kararda, idari para cezası tutanağında da başvurucunun ihlal ettiği yasağın veya uymadığı zorunluluğun 1593 sayılı kanunun hangi maddesinde yazılı olduğuna ilişkin bir açıklama yer almadığına dikkat çekildi.

Karara, AYM üyesi eski İçişleri Bakan Yardımcısı Muhterem İnce muhalefet etti.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a: Halkın Hayatına Kast Etmenin Helalliği Olmaz

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın,  “İlk birkaç gün Adıyaman’da arzu ettiğimiz etkinlikte çalışma yürütemedik. Bunun için sizden helallik istiyorum” sözlerine tepki gösterdi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, “Halkın hayatına kast etmenin helalliği olmaz. Hayata kast ediyorsunuz. TBMM’nin deprem raporları olmasaydı bilmiyordunuz diyecektim. Biliyordunuz, kast ettiniz, 50 bin yurttaşın ölümüne neden oldunuz. Büyük bir kısmı donarak öldü. İki gün geçecek ‘Ben sizden helallik istiyorum’ diyeceksin. Nasıl bir helallik anlayışı? Donarak ölen vatandaştan neyin helalliğini isteyeceksin?” dedi.

CHP lideri Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında, “Rahmetli Ecevit Marmara Depremi’nden sonra Ulusal Deprem Konseyi’ni kurdu. Başında da TÜBİTAK vardı. 2007’de bu kurulu kapattılar. Şimdi kurul açıyorlar. Devlette devamlılık esastır. Bunlar ‘Devlet benimle başladı’ diyor. Devleti bir felaketle karşı karşıya getirdi” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündemi değerlendirdi. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“Acı günler yaşıyoruz. Ciddi sorunlarla karşı karşıyayız, evet ama hiçbir vatandaşımın umutsuzluğa kapılmasına gerek yok. Güzel bir ülkeyiz. Güzel insanlarımız var. Bazen yanlış tercihler nedeniyle ülke krizlere girebiliyor. Bugün yaşadığımız gibi derin bunalımların içine milyonlar sürüklenebiliyor.

Ama kısa sürede toparlanmak hepimizin görevi. Millet olarak güçlüyüz. Birimizin burnu kanasa kimliğine, inancına, yaşam tarzına bakmadan hemen yanına koşuyoruz. Siyaset kurumun ayrıştırıcı yönü milletimizde yok. Bu CHP olarak bizim en büyük güvencemiz.

Her belediye başkanı elinden geleni yaptı. CHP’li olmayan belediyelere de teşekkür ettim ve ziyaret ettim. AFAD ve Kızılay çalışanlarına, yöneticilerine değil, çalışanlarına yürekten teşekkür ederim. Yerel yönetimlere, her belediye başkanı elinden gelen çabayı gösterdi.

CHP’li olmayan belediyelere de teşekkür ettim, ziyaret ettim. Bizim tarihimizde ayrımcılık yoktur. Güvenlik güçlerimiz, zamanında askeri indirmediler ve bu büyük felaketin sorumlusu oldular. Daha sonra gelen güvenlik güçlerimize teşekkür ederiz. En büyük teşekkürümüz tırnaklarıyla bir kişiyi nasıl kurtarırım diyen gönüllülere.

Belediye başkanlarımız depremin olduğu her noktada olağanüstü başarılara imza attılar. Bütün belediye başkanlarıma teşekkür etmek benim görevim. Onlar 27 Şubat itibariyle deprem bölgesinde 8 bin 163 araç gönderdiler, 23 bin çalışan deprem bölgesindeydi. 6 bin 500 kamyonumuz gitti. 142 mutfak oluşturuldu, 16 fırın yapıldı. Çadır ihtiyacı hala var.

Nasıl olur da Cumhuriyetle yaşıt olan kurum Kızılay çadır satar? Kızılay yetkililerine sesleniyorum; deponuzda kaç çadır varsa getirin hepsini alacağız ve deprem bölgesine götüreceğiz. Nasıl olur da Kızılay çadır ticareti yapar? Bir yardım kuruluşunun ticarethaneye dönüşmesi ne demektir?

Devlet dediğiniz kurum bütün risklere önceden hazırlık yapan kurumdur. Ordumuz niye vardır? Bir savaş çıkarsa ordu harekete geçecek. Savaş çıkmazsa hiçbir sorunumuz yok ama ordu savaş karşısında her an hazırdır. Devlet hastaneleri niye yapar? Bir hasta çıkınca baksın diye. Devlet bütün risklere karşı hazırlık yapmak zorundadır.

Bu iktidar yani enkazın altında kalan bu iktidar deprem konusunda efendim tahminleri yanlış olmuş. İstanbul’da bekliyorlarmış… Hayatımda bu kadar devlet geleneğinden uzak, devleti tanımayan bir iktidarı ilk kez görüyoruz. Deprem raporlarında her şey söylenmiş. Hangi önlemlerin alınması gerektiği konusunda her şeyin altı çizilmiş. Bilmeyenler kim? Devleti yönetenler. Devleti yönetenlerin bunlardan haberi bile yok. Bunlar bir kısmı. Üniversitelere gidin dünya kadar görürsünüz.

Liyakat dediğiniz kavramı tamamen yok ederseniz devlette, devletin kolonlarını kestiler. Bu iktidar, sağlıklı, saat gibi çalışan devletin en temel kolonlarını kesti. Devletin direği adalettir, çürüttüler. Devletin kolonlarını keserseniz böyle bir tabloya mahkum olursunuz. En yetkin insanları kapının önüne koydular. Devlette liyakati değil, sadakati esas aldılar. Aksi düşünceyi mahkum ettiler, farklı düşünceye kulaklarını kapattılar.

Devleti yönetenler nerede? Onlar için 5 bin, 10 bin kişi ölmüş hiç önemli değil. Para ile insanın iradesi satın alınır mı? İnsanlıktan çıkanlar ancak bunu yaparlar. Nasıl bir devlet yönetimi, nasıl bir çürümüşlüktür? Anlamakta zorlanıyorum.

“Donarak ölen vatandaştan neyin helalliğini isteyeceksin?”

Helallik istiyor. Halkına kastetmenin helalliği olmaz. Kastettiniz siz, bilerek yaptınız siz. AFAD’ın raporları olmasaydı, üniversite hocalarının raporları, bilimsel makaleleri olmasaydı ‘bilmiyordum’ diyeceksiniz. TBMM’nin defalarca yayınladığı deprem araştırma raporları olmasaydı ‘bilİyordum’ diyeceksiniz. Biliyordunuz! 50 bin yurttaşımızın ölümüne neden oldunuz.

Daha acı olanı, büyük bir kısmı donarak öldü! Güçlü silahlı kuvvetlerimiz var, bölgenin en önemli gücü. Düğmeye basıldığı anda en geç 6 saat içinde Türkiye coğrafyasında ulaşamayacakları hiçbir yer yoktu. Kutup çadırları soğuğa karşı, sahra hastaneleri, sahra mutfakları, her şeyi ilk 6 saat içinde tamamı yapılabilirdi. Yaptırmadılar? İnsanların ölümünü beklediler. Nasıl bir helallik anlayışı? Donarak ölen vatandaştan neyin helalliğini isteyeceksin?

Cumhurbaşkanlığı bünyesinde Deprem Kurulu oluşturulması kararı almışlar. Rahmetli Ecevit Marmara Depremi’nden sonra Ulusal Deprem Konseyi’ni kurdu. Başında da TÜBİTAK vardı. 2007’de bu kurulu kapattılar. Şimdi kurul açıyorlar. Devlette devamlılık esastır. Bunlar ‘Devlet benimle başladı’ diyor. Benden önce devlet yoktu diyor. Benden öncekileri tamamen sileceğim diyor. Devleti bir felaketle karşı karşıya getirdi.

Deprem olayı sadece siyasi iktidarların, partilerin, bürokrasinin gündeminde de değildi. Milli Güvenlik Kurulu’nun da gündemindeydi. Sen MGK Başkanısın, Kızılay’ın onursal başkanısın. Cumhuriyetin kurduğu tüm kurumların içini boşalttılar ve çürüttüler. Onların raporlarında da geçti. Sen Cumhuriyet’ten intikam mı almak istiyorsun, Cumhuriyet’in kurumlarını yok mu etmek istiyorsun? Açıkça söyleyeyim ne senin ne de senin dayandığın bütün varlıkların gücü buna yetmez.”

Paylaşın

Sabih Kanadoğlu Hayatını Kaybetti; Kanadoğlu Kimdir?

20 Mayıs 1938 yılında İzmir’in Menemen ilçesinde dünyaya gelen Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu 28 Şubat 2022 yılında 84 yaşında hayatını kaybetti.

Haber Merkezi / Sabih Kanadoğlu, lise eğitimini Kabataş Erkek Lisesi’nde, lisans eğitimini ise 1959’da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde tamamladı.

Burhaniye hakim adayı olarak mesleğe başlayan Kanadoğlu; sırasıyla Orhaneli ve Erzurum Cumhuriyet Savcılığı, Bingöl Sulh Hakimliği, Tokat ve Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı, İzmir Ceza Hakimliği ve Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi ile Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanlıkları görevlerinde bulundu.

19 Temmuz 1984 tarihinde Yargıtay Üyeliğine seçilen Sabih Kanadoğlu, Yargıtay Büyük Genel Kurulunca 26 Aralık 1994 tarihinde ilk kez, 28 Aralık 1998 tarihinde ikinci kez Yargıtay Onbirinci Ceza Dairesi Başkanlığına seçildi.

Yargıtay Büyük Genel Kurulunca gösterilen adaylar arasından 21 Ocak 2001 tarihinde Cumhurbaşkanınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına seçildi. 20 Mayıs 2003 tarihinde yaş sınırı nedeniyle emekliye ayrıldı.

2006 yılında YARSAV’ın kurucuları arasında yer aldı. 26 Mayıs 2012 tarihinde Türk Hukuk Kurumu Başkanlığı’na seçildi.

Sabih Kanadoğlu, evli ve üç çocuk babasıydı.

Paylaşın

İYİ Parti: Millet İttifakı Adayını 2 Mart’ta Belirleyecek

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayını 2 Mart’ta belirleyeceği açıklandı.

İYİ Parti genel merkezinde gündemi değerlendiren ve basın mensuplarının sorularını yanıtlayan parti sözcüsü Kürşad Zorlu, “2 Mart’ta Millet İttifakı 13’üncü cumhurbaşkanını belirleyecek. Bu iradeyi gösterecek ve en kısa zamanda da bu iradenin ortaklaşmasıyla bunu milletimizle paylaşacağız” dedi.

Zorlu, “Biz İYİ Parti olarak milletimizin neyi istediğini, neyi beklediğini biliyoruz. Bu sorumlulukla sayın Genel Başkanımız görüşmelerini gerçekleştiriyor” ifadelerini kullandı.

Kürşat Zorlu, açıklamasının devamında, “Biz istişareye çok önem veren bir siyasi partiyiz. Dün milletvekillerimiz ve başkanlık divanı üyelerimizle uzun bir toplantı gerçekleştirdi sayın Genel Başkanımız. Burada deprem konusundaki gelişmelerin yanı sıra elbette bu konular da konuşuldu” dedi ve ekledi:

“Tümüyle ilgili oy birliğiyle İYİ Parti TBMM Grubumuz, sayın Genel Başkanımız tam olarak yetkilendirmiştir 2 Mart’taki toplantı için… Yarın da grup toplantımızın ardından Genel İdare Kurulu toplantımız gerçekleşecek. Bu şekilde milletimizin istek ve iradesini masaya götürmek suretiyle nihai neticiye ulaşmanın gayreti içinde olacağız.”

İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, partisinin genel merkezinde gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu ve basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Zorlu, CHP, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’yle birlikte çalıştıkları Millet İttifakı’nın adayının 2 Mart’taki toplantıda belirleneceğini duyurdu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in dün gerçekleştirdiği görüşmeye ilişkin konuşan Zorlu, “Millet İttifakı’nın paydaşlarının zaman zaman yaptığı periyodik görüşmelerden biridir. Yaklaşık 1,5 saatlik bir görüşme gerçekleştirdiler. Sayın Kılıçdaroğlu’nun, Genel Başkanımızı ziyaretleri sonrası adım adım 2 Mart’taki toplantıya tüm paydaşlar hazırlanıyor” ifadelerini kullandı.

Zorlu, şöyle devam etti: “Dün görüşmeden sonra bazı yayınlarda aday üzerinde mutlak bir anlaşma olduğu ya da bize atfen kullanılan ve asla kabul etmeyeceğimiz ‘pazarlık’ gibi ifadeler, bunların hiçbirisi gerçeği yansıtmamaktadır.”

“2 Mart’ta Millet İttifakı 13’üncü cumhurbaşkanını belirleyecek”

Saadet Partisi ev sahipliğinde 2 Mart’ta düzenlenecek Millet İttifakı toplantısına ilişkin de konuşan Zorlu, “2 Mart’ta Millet İttifakı 13’üncü cumhurbaşkanını belirleyecek. Bu iradeyi gösterecek ve en kısa zamanda da bu iradenin ortaklaşmasıyla bunu milletimizle paylaşacağız. Biz İyi Parti olarak milletimizin neyi istediğini, neyi beklediğini biliyoruz. Bu sorumlulukla sayın Genel Başkanımız görüşmelerini gerçekleştiriyor” ifadelerini kullandı.

Zorlu, şunları kaydetti: “Biz istişareye çok önem veren bir siyasi partiyiz. Dün milletvekillerimiz ve başkanlık divanı üyelerimizle uzun bir toplantı gerçekleştirdi sayın Genel Başkanımız. Burada deprem konusundaki gelişmelerin yanı sıra elbette bu konular da konuşuldu.

Tümüyle ilgili oy birliğiyle İYİ Parti TBMM Grubumuz, sayın Genel Başkanımız tam olarak yetkilendirmiştir 2 Mart’taki toplantı için… Yarın da grup toplantımızın ardından Genel İdare Kurulu toplantımız gerçekleşecek. Bu şekilde milletimizin istek ve iradesini masaya götürmek suretiyle nihai neticiye ulaşmanın gayreti içinde olacağız.

Paylaşın

Buldan’dan “Helallik” İsteyen Erdoğan’a İstifa Çağrısı

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan HDP Eş Genel Başkanı Buldan, Kahramanmaraş merkezli depremlerden sonra vatandaştan “helallik” isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’a istifa çağrısında bulundu:

Haber Merkezi / “On binler enkaz altında çığlık atarak can verdi, AKP Genel başkanı helallik istiyor, bu halk size hakkını asla helal etmeyecek. Halk sizin yüzünüzden canını verdi daha ne versin!

Sizi bu siyasi enkazdan liyakatsiz AFAD’ınız bile kurtaramaz. İstifa edeceksiniz ve hesap vereceksiniz. Siz halktan bir şey isteme konumuna değilsiniz, halka hesap vermek zorundasınız hesap da vereceksiniz. Hükümet istifa seslerine kulaklarınızı tıkayamazsınız. Yapmanız gereken sorumluluğunuzu kabul ederek istifa etmenizdir.”

Buldan, MHP Lideri Bahçeli’nin “hükümet istifa” seslerinin yükseldiği tribünleri hedef alan açıklamalarına da tepki göstererek, “Hükümetin küçük ortağı da çıkmış maçlar seyircisiz yapılsın diyor. Tek bildikleri şey yasakçılık. Seyircisiz maç, muhalefetsiz siyaset, denetimsiz bina, seçmensiz seçim, öğrencisiz üniversite, ekransız medya. Biz de diyoruz ki AKP ve MHP’siz bir Türkiye.” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlenen grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Buldan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

“Öyle bir iki gün eksiklik yaşandı diye kendinizi temize çıkaramazsınız. Sorunlar 23 gündür devam ediyor. Şovlarla bağış topladılar algı çalışması yaptılar aradan kaç gün geçti bu bağışların deprem bölgesine ulaşmadığı hala ortadadır. Çünkü acil ihtiyaçlar günden güne büyümektedir. Toplanan paralar nerededir, neden deprem bölgesinde değildir?

Ölüye saygı ilkesi gözetilmeden paldır küldür yürütülen enkaz kaldırma çalışması derhal durdurulmalı, önce cenazelere ulaşılmalıdır. İktidarı buradan bir kez daha uyarıyoruz ortaya çıkarılmayan veya vücut bütünlüğü bozulan cenazelerden, kayıplardan birebir siz sorumlusunuz. Deprem kayıplarının faili meçhule dönüşmesinden siz sorumlu tutulacaksınız.

Kadınlar çocuklar yaşlılar ve engelliler için bu mağduriyet çok daha büyüktür. Bu depremin en büyük yıkımını kadınlar yaşadı. Kadın meclisimiz başta olmak üzere tüm kadın örgütleri ihtiyaçları karşılanması için mor dayanışmayı yürüttüler.

Bu dayanışmayı daha fazla büyütme çağrısı yapıyorum. Refakatsiz kalan çocuklarla ilgili çok ciddi bir endişe içerisinde kamuoyu. Çocuklar nerededir? Bu sorunun cevabını iktidar vermek zorundadır. İlgili kurumları özellikle uyarıyorum. Gözümüzün üzerlerindedir. Bu çocuklar sizin sorumluluğunuz altındadır.

Başlarına gelenler başta bakanlık olarak sorumludur. TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu bünyesinde kurulan Çocuk Hakları Alt Komisyonu’nun derhal toplanması için dilekçe verdik. Meclis derhal çocukların durumunu gündeme almalı ve sorumluluğun yerine getirmelidir.

Türkiye’nin kontrolündeki Afrin’den deprem sonrası sağlıklı bilgi alınamamaktadır. Yardımların talancı çeteler tarafından alıkoyulduğuna dair haberler kamuoyuna yansımaktadır. Bir çağrı yapıyoruz, Afrin kapıları derhal bağımsız, güvenilir yardım kuruluşlarına, basına ve izleme örgütlerine açılmalıdır.

Geleceğimizi enkaz altında bırakan depremler değil insan yaşamını hiçe sayan bu çürümüş talan düzenidir. AKP-MHP’nin ülkenin başına bela ettiği sistem yaşanan her felaketin sebebidir.

OHAL kapsamında çıkardıkları bir kararname ile çevre ve şehircilik bakanlığına ormanları,meraları inşaata açmaya yetki verdiler. Yeni bir doğa talanı yapması başlatacaklar. OHAL kapsamında çıkarttıkları bütün kararlar deprem fırsatçılığıdır.

Görevi arama kurtarma olan AFAD’ın liyakatsiz atamalarla amacı dışında kullanılan bir kuruma dönüştürüldüğünü bu depremde bir kez daha gördük. Kurumun bütçesinin afet harcamalarından çok başka amaçlar için kullanıldığı bir kez daha ortaya çıktı.

Afet harcaması 3 milyar lira, hizmet binası için harcanan para 2,5 milyar lira! Deprem cihazına ayrılması gereken kaynakları tanıtım faaliyetlerine çarçur eden bir kurum yarattılar. İşte bu yönetim zihniyetinin bir sonucu olarak AFAD’ın Hatay bata olmak üzere deprem bölgelerine 3. Ve 4. Günde dahil olabildiğini onu da eksik personelle gerçekleştirebildiğini gördük.

Bunun sorumlusu da bağlı olduğu bakanlık ve doğrudan cumhurbaşkanlığı hükümet sistemidir. Halkı enkaz altında bırakan ölüme soğu açlığa mahkûm eden bu iktidardır. Hızlı karar alınan bir sistem deyip allayıp pulladılar, hızları görüldü, deprem bölgesine 72 saat sonra girebildiler.

Ama ekranları karartmakta, tehditte, yasakçılıkta, sosyal medyayı engellemekte, dayanışmaya kayyum atamakta hiç geri kalmadılar. Yaşamların karartılmasında yoklar ama düşmanlıkta tam bir organize halde olduklarını hep birlikte gördük.

Buradan bir kez daha çağrı yapıyoruz üniversiteleri derhal çın öğrencilerin geleceğiyle oynamayın.

Çıkıp bir de hiçbir sorumlulukları yokmuş gibi pişkince konuştuklarına tanık olduk. Ufak tefek sorunlar yaşandı diye olayı geçiştirmeye çalıştıklarına tanık olduk. Bu depremde asrın yüzsüzlüğünü gördük. Bunların en son ne zaman utandığını hatırlayan yok. Çünkü bunlarda utanma yok.

On binler enkaz altında çığlık atarak can verdi, AKP Genel başkanı helallik istiyor, bu halk size hakkını asla helal etmeyecek. Halk sizin yüzünüzden canını verdi daha ne versin!

Sizi bu siyasi enkazdan liyakatsiz AFAD’ınız bile kurtaramaz. İstifa edeceksiniz ve hesap vereceksiniz. Siz halktan bir şey isteme konumuna değilsiniz, halka hesap vermek zorundasınız hesap da vereceksiniz. Hükümet istifa seslerine kulaklarınızı tıkayamazsınız. Yapmanız gereken sorumluluğunuzu kabul ederek istifa etmenizdir.

Devlet Bahçeli’ye tepki

Hükümetin küçük ortağı da çıkmış maçlar seyircisiz yapılsın diyor. Tek bildikleri şey yasakçılık. Seyircisiz maç, muhalefetsiz siyaset, denetimsiz bina, seçmensiz seçim, öğrencisiz üniversite, ekransız medya. Biz de diyoruz ki AKP ve MHP’siz bir Türkiye.

Kızılay’la ilgili görüşlerimi milletvekili arkadaşlarımla birlikte Kızılay’ın önüne giderek açıklamamızı orada yapacağız.”

Paylaşın

Bahçeli, “Hükümet İstifa” Diyen Tribünleri Hedef Aldı

Partisinin Meclis’teki grup toplantısında konuşan MHP Lideri Bahçeli, “Türkiye’nin depremin ağır sonuçlarıyla kıyasıya mücadele ettiği süreçte Türk futbolunu lekelemeye, kutuplaşma dalgasını sahaya yansıtmaya çalışanlar alçakça bir kurgunun içinde. Hükümeti istifaya davet etmek, bir avuç holigan gruba sipariş verilmiş iç ve dış zillet komplosudur” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Tribünler çürük sloganların atılacağı mekanlar olamaz. Tribünler çürük siyasi sloganların atılacağı mekanlar olamaz. Kalabalıkların arasına sızarak devlete ve hükümete meydan okuyanların önce tespiti ardından da tecziyesi mutlaka yapılmalıdır.”

Bahçeli, Beşiktaş üyeliğinden ayrıldığını hatırlattı ve şöyle dedi: “Beşiktaş Jimnastik Kulübü üyeliğinden ayrıldığımı bildiriyorum. Bundan böyle ben artık Karagümrüklüyüm.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlenen grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Bahçeli’nin konuşmasından satır başları şöyle:

“Tarih sürecini felaketlere göğüs gererek ayakta kalmayı başarmış toplum ya da milletlerin marifet ya da mükafatı olarak tarif etmek yanlış olmasa gerektir. Türk milletinin hem tarih yapan hem de tarih yazan bir millet olduğu hemen fark edilecektir.

Felaketler karşısında günübirlik tavır ve tepkiden daha kalıcı davranış güzelliği gelişmiş ve yerleşmiştir. 6 Şubat 2023 tarihindeki depremler yaygın bir kayba yol açmıştır. 7’den 70’e her vatandaşımızı hüzünle sarsmıştır.

20 Şubat 2023 tarihinde Defne’deki deprem ile dün meydana gelen deprem acılarımıza acı katmış, endişelerimizi artırmıştır. Depremde hayatını kaybeden vatandaşlara rahmet diliyor, yaralılarımıza şifa diliyorum.

Bölgeye günlük 10 binin üzerinde çadır sevk edilmektedir. Çarpıcı gerçekler ortadadır. Devleti ve hükümeti suçlayan güruh arızalıdır, art niyetlidir. 130 noktada konteyner kentler hayata geçirilmektedir. Depremlerde zarar gören insan sayımız çok fazladır.

Fitne fesat yumağına dönen bazı münafık siyasetçilerin çadır üzerinden sürdürdükleri iftira sağanağına rağmen çadırların kurulumu gerçekleştirilmiş, çalışmalar devam etmektedir. Şu ana kadar 287 çadır kent kurulmuştur.

İster istemez bazı eksikliklerin temininde aksaklıklar normaldir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti görevinin başındadır, mağdur vatandaşların yanındadır. Hiç kimse yalnız, kimsesiz değildir. Siyasi ve ekonomik rant devşirmeye heveslenenlerin arayışı bozgunculuktur.

Çok kırılgan ve nazik günlerde Türk sporunu siyasi kutuplaşmaya çekmek isteyenler, tribünleri ajan provokatörlere teslim edenler tarihi yanlışın tam ortasındadır.

Stadyumlarda ‘Hükümet istifa’ denilmesi depremzede kardeşlerimize saygısızlıktır. Türk futbolunu lekelemeye, sporu siyasileştirmeye çalışanlar alçakça bir kurgunun içindedir.

Hükümete istifaya davet etmek, tribünlerde kaosa heves etmek bir avuç fanatiğe sipariş verilmiş zillet komplosudur. Herkes yerini, yurdunu, haddini bilmelidir. Zilletin değirmenine su taşıyanlar ülkesine ve milletine sırt dönmüş odaklardır.

Devlete ve hükümete meydan okunmasını provoke edenlerin tespiti yapılmalı, Türk sporu karanlık dehlizden el birliği ile çıkarılmalıdır. Bu olana kadar Beşiktaş’tan ayrıldığımı tekraren ifade etmeyi milletime addediyorum. Bundan böyle ben artık Karagümrüklüyüm. Karagümrük’e gönül veren bir kişi olarak hayatımı devam ettireceğim.

Yaralar hızla sarılmakta, her insanımızın elinden tutulmakta, hiç kimse aç ve açıkta bırakılmamaktadır. Devlet çevik ve çelik iradesiyle alandadır, milletiyle iç içedir.

11 ilimizi kapsamına alan yeni yerleşim alanlarının haritası paylaşılmış, bölge insanı derin bir nefes almıştır. İlk etapta 199 bin 739 kalıcı konut ile 73 bin köy evi yapılması planlanmıştır. Yapılan binaların ilk teslimatının 7 ay sonra gerçekleşmesi beklenmektedir.

Yeis ve yılgınlığa hiç gerek yoktur. Cumhur İttifakı vatandaşların konutlarını yapacak, deprem travmasını telafi edecektir.

“Ne ara bu kadar devlet ve millet düşmanı türemiştir?”

Bazı köşe yazarları, tetikçi medya organları orman alanlarının da konut için kullanılacağını hangi bilgi ve belgeye dayanarak söylemektedir. Orman vasfını kaybetmiş alanlara konut yapmanın neresinde sakınca olacaktır?

Tefrikadan beslenen, tıyneti tartışmalı olan zevat ne iyi günümüzü paylaşacak ne kötü günümüzü kalbinde hissedecektir. Düşünüyorum da ne ara bu kadar devlet ve millet düşmanı türemiştir?

Sahne alan tahammülsüzlükler, seyrekleşen bağlılıklar, sertleşen acımasızlıklar, seviyesizlikler ne kadar fırsat düşkünü olduklarını açıkça teyit etmişlerdir.

Sayın Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı adayı olmak, Türk milletine muhabbetten daha mı önceliklidir? Cumhurbaşkanı seçimi konusunda CHP’den yetki almak neyi değiştirecektir?

Muhalefet olmak devleti ayağa düşürmek için çırpınmak değildir. Kentsel dönüşüme itiraz eden bu Kılıçdaroğlu değil miydi? İmar affıyla ilgili kanun teklifini veren bu CHP değil miydi? Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı, nasıl olacağı bir numaralı gündem konularıdır.

Zillet ittifakının Cumhurbaşkanı adayı belirleme süreci sarpa sarmıştır. Aday kim olursa olsun artık önemsiz ve değersizdir. Türkiye olağanüstü dönemden geçmektedir. Yeniden ayağa kaldırılacak 11 il vardır ve bu hedef gerçekleştirilecektir. Altılı masa enkazın altından kalkamaz, yıkımı kaldırmaz.

Paylaşın