Erdoğan Duyurdu: Depremlerde Can Kaybı 46 Bin 104’e Yükseldi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlerde can kaybının 46 bin 104’e yükseldiğini söyledi.

Haber Merkezi / Ağır hasarlı bina sayısının 230 bin olduğunu açıklayan Erdoğan, konteyner sayısının artırılabileceğini bildirdi. Erdoğan, ağır hasar yerlerde esnaf ve sanatkarlara 250 bin liraya kadar 60 ay vadeli, yarısını da Hazine’nin ödeyeceği yüzde 7,5 faizli kredi verileceğini duyurdu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı ardından açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Cumhuriyet tarihinin en çok can kaybına, yıkıma, acıya yol açan 6 Şubat depremleri ve sonrasındaki artçı sarsıntılar sebebiyle milletimize bir kez daha geçmiş olsun dileklerimizi sunuyorum. 46 bin 104 vatandaşımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyoruz.

6 Şubat saat 04.17’de yaşadığımız ilk deprem anından itibaren devlet ve millet olarak tüm imkanlarımızı seferber ettik. Bakanlık, kurum ve kuruluşlarımızın tamamı arama kurtarma, yardım, destek kapasitelerini bölgeye yönlendirdik.

Yaklaşık 9 saat sonra ikinci deprem felaketin sonuçlarını daha da ağırlaştırdı. 11 ilimizdeki 62 ilçe ve 10 bin 190 köyümüzde yıkıma yol açtı. Depremin ülkemizde ve bölgede ağır kış şartlarında yaşanması işleri daha da güçleştirildi.

Şehirlerdeki kamu personeli ile acil müdahale ekipleri süratle toparlanarak milletimizin yardımına koştular. AFAD’ın koordinasyonunda 81 vilayetin tamamındaki kamu gücünü saatler içinde harekete geçirdik.

Bakanlarımız sabah 09.00’dan itibaren deprem sahasında koordinasyonu üstlendiler. Her şehrimize en az 1 bakanımızı daimi olarak görevlendirdik. Tüm bakanlarımız kendi sorumluluk alanlarıyla ilgili eksiklikleri tespit edip, milletimizin acılarını paylaştılar.

Tüm birimlerimizi ülkemizin dört bir yanından görevlendirdiğimiz mülki idare personeli ile t akviye ettik. Milletvekillerimizi deprem bölgesi illerinde görevlendirerek depremzedelerimizin yanında olmalarını sağladık. Askerimiz depremden dakikalar sonra harekete geçerek üzerine düşen görevi bihakkın yerine getirdi, getirmeye devam ediyor.

Polisimiz ve jandarmamız arama kurtarmaya destekleri, hayati rolleriyle adeta destan yazdılar. Sağlık personelimiz kimi yerlerdeki zarar gören hastanelerimize rağmen yaralı olarak kurtarılan insanlarımıza şifa için insanüstü gayretle çalıştı, çabaladık.

Belediyelerimiz, personeli, araç gereçleriyle deprem şehirlerine koştu. Madencilerimiz, ormancılarımızı, DSİ ekiplerimizi, Karayolları ekiplerimizi arama kurtarma çalışmalarına katılmak için hemen bölgeye gönderdik.

Gerekli eğitime ve donanıma sahip tüm sivil arama kurtarma potansiyelimizi değerlendirdik. Uluslararası yardım çağrımıza cevap veren NATO ve AB dahil profesyonel arama kurtarma ekiplerini hızla sahaya dağıttık. 35 bin kişiyle dünyada eşi benzeri görülmemiş arama kurtarma gücünü bir araya getirdik.

Yıkım öylesine çok, yıkım alanı öylesine büyük, iklim ve saha şartları öylesine zorluydu ki yine de çalışmanın ilk anlarında arzu ettiğimiz hıza ve etkinliğe ulaşamadık. Kapanan yolları süratle açarak, altyapıyı kullanılabilir hale getirerek, kamu ve özel sektördeki tüm araç ve insan gücünü devreye alarak kısa sürede düzeni sağladık.

İdeal bir arama kurtarma ekibinin 80 kişiden en az da 20 kişiden oluşması gerekiyor. Asgari personel sayısı ile bile 1750 binaya aynı anda müdahale imkanı vardı. Arama kurtarma yapılması gereken bina sayısı ise bırakın ekip sayısını, toplam arama kurtarma personeli sayısı kadardı.

Ekiplerimiz yıkıntılar altındaki son canlı insanımızı çıkarabilmek için günlerce durup dinlenmeden çalıştı, çabaladı. Sonuçta dünyada örneği olmayan şekilde neredeyse depremin 10. gününde arama kurtarma çalışmalarının çoğunu tamamlamayı başardık.

Yıkıntıların altından çıkan her canlı insanımızla 85 milyon sevinç gözyaşlarına boğulduk. Hayatını kaybeden her bir insanımızla yüreklerimiz dağlandı. Bugün depremin 4. haftasını geride bırakırken, yaşadığımız afetin büyüklüğünü daha iyi görüyor, kayıplarımızın acısını daha derinden hissediyoruz.

Depremin yol açtığı geniş yıkım, geride kalan insanlarımızın hayatını da fevkalade zorlaştırdı. 11 ilimizde yıkık, acil yıkılacak, ağır hasarlı yani kullanılamaz hale gelmiş bina sayısı 230 bini, bağımsız bölüm sayısı 645 bini buluyor.

Evi hasarsız, az hasarlı olan vatandaşlarımızın bir kısmı da artçı sarsıntılar sebebiyle yaşadıkları kaygıyla evlerine giremiyor. 3 milyon 320 bin insanımız tahliye edilerek diğer illerimize gitti. 800 bin insanımız ise şehirlerden ayrılarak köylerine sığındı.

1,5 milyon aşkın insanımız çadırlarda, 53 bin insanımız konteynerlerde, 153 bin insanımız Milli Eğitim kurumları başta olmak üzere kamu tesislerinde hayatını sürdürüyor.

Otellerde 137 bine yakın depremzedeyi misafir ediyoruz. Kamu ve sivil yardım kuruluşlarımız 5 milyon 800 bin insanımıza her gün hizmet veriyor. Diğer şehirlere giden insanlarımızın bir an önce evlerine geri dönmek istediklerini bildiğimiz için konteyner şehirlerin kurulmasına hız verdik.

Bu da biraz vakit alıyor. Amacımız 2 ayda 100 bin konteyner kurarak yarım milyon depremzedeyi bu alanlara taşımaktır. Gerekirse sayıyı daha da artırabiliriz. Üretimi ve yurt dışından gelen hibeleri bu doğrultuda seferber ettik.

Barınma sorunu yanında şehirlerimizin günlük hayatlarının ayrılmaz parçası olan ticari faaliyetlerin ayağa kaldırılmasına önem veriyoruz Fabrikalarımız üretime başladı. Kullanılamaz hale gelen iş yerleri için mobil çözümler geliştiriyoruz. 6 bin geçici ticarethaneyi esnafımızın hizmetine verdik.

3 bin konteynerde oluşan çarşılar kuruyoruz. Bölgenin ayağa kaldırılmasında sanayi tesisleri, fabrikalar, işletmeler için gereken tüm destekleri sağlayacağız. Şehirlerimizi inşa ve ihya çalışmalarımızı, sanayi siteleri, ticaret merkezleri ile planlıyoruz.

Deprem bölgesindeki işletmelerin KOSGEB’e olan 2023 borçlarını, felakette hayatını kaybeden işletmecilerimizin ise tüm borçlarını siliyoruz.

Kalkınma ajanslarımızın tüm kaynaklarını afet bölgesi şehirlerine aktararak projelerin finansmanındaki devlet katkısını en üst seviyeye çıkartıyoruz. Bireysel ve KOBİ kredilerindeki ertelemelerin yanında 250 milyar liralık kredi paketine 100 milyar lira daha ilave ettik.

Depremde ağır hasar olan yerlerde esnaf ve sanatkarlarımıza 250 bin liraya kadar 60 ay vadeli, yarısını da Hazine’nin ödeyeceği yüzde 7,5 faizli kredi veriyoruz.

Bölgeye sağladığımız istihdamı, ihtiyaç sahibi ailelere öncelik vererek 50 bin kişiye çıkartıyoruz. Çocuklarımızın eğitiminin aksamaması için de gayret gösteriyoruz. Çadır ve konteynerlerde kurduğumuz eğitim yuvalarında evlatlarımızı yeniden okula hazırlıyoruz.

İllerin ve okul binaların durumlarına göre ilk ve orta dereceli eğitim kurumlarımızı açtık. 3 ilimizde 1 Mart’ta başlayan eğitim öğretim 3 ilimizde 13 Mart’ta, 4 ilimizde 27 Mart’ta devreye girecek.

8 bin personelimiz psiko-sosyal destek için sahada görev yapıyor. Mobil sağlık merkezlerinde eksiksiz hizmet sunmanın gayreti içerisindeyiz.

Çiftçilerimize destek ödemeleri, yem ve gübre katkısına kadar her türlü kolaylığı gösteriyoruz. İnsanlarımızın diğer ihtiyaçlarını da ihmal etmiyoruz. 1 milyon 61 binden fazla depremzedeye hane başına 10 bin lira acil yardım ödemesi yaptık.

Evleri kullanılamaz hale gelenlere hane başı 10 biner lira taşınma yardımı ödemesine başladık. Kiraya çıkan depremzedelere 3-5 bin lira arasında destek veriyoruz.

Yakınları vefat eden depremzedelerimize 100’er bin lira ödüyoruz. Bu insanlarımızın barınmadan gıda ve giyime kadar tüm ihtiyaçlarının elbirliği ile karşılandığı dünyaya örnek olacak bir dayanışma görüyoruz.

“488 bin yeni hane yaparak vatandaşlarımıza teslim edeceğiz”

Devletimizin gücü ve milletimizin alicenaplığı öylesine büyüktü ki kötü emsaller birer teferruat olarak kaldı. Barınma ve gıda sorunlarını çözdüğümüz, enkaz kaldırma çalışmalarına hızla devam ettiğimiz bir yere geldik.

Hızla enkazını kaldırmamız gereken 50 bin bina var. Bir yandan da insanlarımızı yeni evlerine taşımak istiyoruz. En önemli gündemimiz insanlarımızı bir an evvel güven ve huzurla yaşayacakları yeni evlerine kavuşturmaktır. Önümüzdeki iki ay içinde 244 bin konutun inşasına başlamaktır.

Bunlardan 22 binin inşasına geçilmiştir. 405 bini konut ve 83 bini köy evi olmak üzere toplamda 488 bin yeni hane yaparak vatandaşlarımıza teslim edeceğiz.

Bu sayıya yaklaşık 40 bin binada 164 bin orta hasarlı bağımsız bölümü ekleyecek çalışmayı da başlatıyoruz. Kamu binalarını öncelik sırasına göre TOKİ eliyle yapacağız.

Yeni yerleşim yerlerini 3 veya 4 katı geçmeyecek şekilde yerel mimariyle altyapısı, okul ve sağlık merkezi, canmi, çarşısıyla, parkıyla başlı başına yaşam alanı olarak tasarlıyoruz.

Hak sahiplerine konutlarını 1 yıl içinde teslim etmeyi planlıyoruz. Bugüne kadar 1 milyon 180 bin insanımızı ev sahibi yapan TOKİ teknik yeterliliği, uygulama kabiliyeti ile depremden alnının akıyla çıktı.

Depremde yıkılan şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırma sürecini TOKİ vasıtasıyla yaparak en iyi şekilde değerlendireceğiz. Hayatını kaybeden vatandaşlarımızı geri getiremeyiz. Ama bunun dışındaki tüm yıkımları, zararları, kayıpları, telafi etme kararlılığına sahibiz.

Deprem bölgesindeki şehirlerimizde hayat normale dönmeden bize durmak, dinlenmek haramdır.

Hükümet olarak bugüne kadar ülkemizi depreme ve diğer afetlere hazırlamak için kapsamlı çalışmalar yaptık. Sel, yangın, heyelan, kuraklık gibi tabiat olayları ile çevremizdeki siyasi ve sosyal krizlerin ülkemizde muhtemel etkilerine karşı alacağımız tedbirleri detaylıca planlıyoruz.

“Afete hazırlık planlarıyla ülkemizin tamamını kuşatan yeni hazırlıklar içindeydik”

Van, Elazığ Malatya, İzmir depremleri, Antalya, Muğla yangınları, Kastamonu, Giresin, Bartın sel afetlerinde hükümetimiz başarılı sınavlar verdi.

Afete hazırlık planlarıyla ülkemizin tamamını kuşatan yeni hazırlıklar içindeydik. Kentsel dönüşüm projeleri de biriydi. 6 Şubat’ta bir kez gördük ki felaketler bizim hazırlıklarımızı beklemiyor.

Tek başına kentsel dönüşüm projelerinde yaşadığımız sıkıntılar bile afetlerle mücadelede yeni anlayışı ve yöntemi hayata geçirmemizin şart olduğunu gösteriyor.

Kentsel dönüşüm projelerinin bir an önce tamamlanması için adeta yalvardık. Bu konunun siyasetin malzemesi olamayacak kadar hayati öneme sahip olduğunu, kaybedilen her anın göz göre göre gelen yıkımlara biraz daha yaklaştırdığını söyledik.

Türkiye’nin kontrolsüz köyden kente göç akımı, sağlıksız yapılaşmaya yol açmaya kalmamış, şehirlerimizin merkezlerini de felç etmiştir. Kalitesiz yapı stoğumuz en büyük baş ağrımıza dönmüştür.

Kentsel dönüşüm projeleriyle bu güne kadar yenilediğimiz 3,3 milyon konut elbette önemlidir. 15 yıldır kentsel dönüşüm dedik, başta ana muhalefet olmak üzere yavru muhalefet ‘Biz kentsel dönüşüme karşıyız’ dediler. Bununla ilgili çeşitli mitingler yaptılar. Vatandaşı topladılar. Şimdi de o vatandaş önümüzü kesiyor ‘Ne olur bizim de binalarımızı yıkın’ diyor.

Eğer o zaman bizim bu talebimize uysaydınız bugün binalar bitmiş olacaktı. Benim oturduğum yer, Üsküdar Burhaniye. Yalvardım ama kabul ettiremedim. Şimdi o çeverede dört dörtlük binalar yapıldı. Zemin artı üç, adeta caddeleri, ağaçlandırılması, yeşil peyzajıyla farklı bir görüntü ortaya koydu.

Bu hafta Vahdettin Köşkü’ne giderken vatandaş önümüzü kesti; ne olur başlayın diye. Bak sonra vaz geçmeyin! Arkadaşlarımıza talimatı verdik, tamam dediler. İnşallah buraya da başlayacağız. Yani zaman su gibi akıp gidiyor.

Öbür tarafta Bay Bay Kemal gidiyor, mitingler yapıyor ‘Sakın ha, buradan denize nazır evler yapılacakmış’ diyor. Tabii ki denize nazır evler de yapılacak, kendimize yapmıyoruz ki, burada oturan vatandaşımıza yapacağız.

Ne olur imara aykırı olan evlerden kurtulun, size yakışan evleri bir an önce yapalım diyoruz. Şu anda halen 81 ilimizde 250 bin konutun yenilenmesi, ayrıca TOKİ’ni sosyal projelerinde ilave 250 bin sosyal konutun inşası sürüyor.

Yıllarca önümüzü kestiler. Fikirtepe, bir kısmı Kadıköy bir kısmı Üsküdar’da. Şimdi yapılıyor. Önümüz kesilmemiş olsaydı oralar da bitmiş olacaktı. Son depremlerde yıkılan binaların yüzde 98’inin 2000 yılı öncesi inşaatlar olması, son yıllarda özel sektörün bu alanda mesafe kat ettiğine işaret ediyor.

Kimi muhalefet partilerin kimi belediye ve sivil toplum kuruluşu görünümlü ideolojik yapıların, kimi tahrikleri kapılan vatandaşımızın kurbanı kentsel dönüşümdeki kayıplar bizi büyük tehditle karşı karşıya bıraktı.

Süreci geliştirmenin vebali ağırdır. Bir kez daha vatandaşlarıma 6 Şubat acılarını bir daha yaşamak için eski ve eksikli binalarını bir kez daha kentsel dönüşüme sunmalarını rica ediyorum.

İzmir’in Karabağlar semti. Karabağlar’ın süratle kentsel dönüşüm ve değişime ihtiyacı var. Hadi bakalım İzmir’in belediyesi zatı şahanelerinde. Karabağları değiştirin, dönüştürün, bir adım atın.

Oranın aynı zamanda milletvekilisin. Şu anda ana muhalefet olarak baştasın. Hadi bakalım büyükşehir belediye başkanına söyle, ne yaparsa yapsın görelim, biz de alkışlayalım. Yapamazsınız, sizin öyle bir derdiniz yok. Aşkınız yok. Aynı şey Ankara için geçerli. Hadi atın adımları. İstanbul’da KİPTAŞ’ın kurucusu benim. Şimdi KİPTAŞ onlarda, yapın bir şey yahu, yok yapamazlar. Eğer derdiniz yoksa hiçbir şey yapamazsınız.

Kentsel dönüşüm projelerini hızlandırmak için subvansiyonlu finans yöntemini de önümüzdeki günlerde hayata geçiriyoruz. İstanbul’da Dolmabahçe’de 110 bilim insanımız ve uzmanımızla yaptığımız toplantıda bu hususları enine boyuna değerlendirdik.

Tüm ilim adamlarıyla bunu değerlendirdik. Yaptığımız görüşmeleri hepsini kayda aldık. Bu vesile ile Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli toplantısına katkı veren tüm bilim insanlarımıza ve uzmanlarımıza şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum.

Dolmabahçe’deki Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli toplantısında her tespiti ve teklifi dikkatle ele alarak çalışmalarımızı devam edeceğiz. Afet yönetimin kurumsal yapısının güçlendirilmesine kadar şimdiden hazırlıklara başladık.

Sadece şehirlerimizi değil toplumumuzu da dirençli hale getirmek istiyoruz. Ülkemizde topyekün anlayış birliği, denetleme kararlılığı sağlamamızla mümkündür. Yeni dönemde bunu mutlaka başaracağız.

Deprem bölgelerimizin yeniden inşa ve ihyasını planlarken maddi telafi ile birlikte ruhlarımızda açılan yaralarımızın telafisini, manevi gücümüzü tamir etmeye önem veriyoruz.

Şimdi elhamdülillah kişi başına milli gelirde 10 bin doları aştık. Nereden nereye? Bu istikrar ve güvenle oldu. Bu yeter mi hayır? Bu da yetmez. Bizim bunu 15-20 buralara çıkarmamız gerekiyor.

Bunu istikrar ve güven ikliminden aldığımız güçle yapacağız. 20 yılda asırlık eksiklerini tamamladığımız sağlam altyapı, bölgesel ve küresel düzeyde pek çok avantaja sahibiz.

Böyle bir Türkiye depremin yol açtığı sıkıntıları kısa sürede aşmakla kalmayacaktır. Daha büyük bir atılımın vesilesi haline getirebiliriz. Şehirlerimizi yeniden kurarken sadece beton ve demir yığınlarından oluşan binalar yapmayacak, maziden atiye köprülerle onlara ruh verecek, anlam katacak kimlikler de kazandıracağız.

“Ara dönem artık geride kaldı”

Bazı hastanelerimizde sismik izolatörler var. Bunu kamu binalarımızda özellikle hastanelerimizde, okullarımızda yaygınlaştırmamız lazım. Bizlere bu toprakları vatan olarak bırakan ecdadın, deprem yıkıntıları altında hayatını kaybeden insanlarımızın emanetine ancak bu şekilde sahip çıkacağımıza inanıyorum.

Küllerinden ayağa kalkan bir milletiz. Son 70 yılda siyasi, ekonomik, sosyal şartların getirdiği bir fetret dönemi yaşadık. Ara dönem artık geride kaldı. Depremde yıkılanla birlikte tüm şehirlerimizi maddi unsur ve altyapısıyla değil medeniyet ve kültür değerleriyle bir bütün olarak ayağa kaldırmak boynumuzun borcudur.

İşte Hatay, Antakya. Orası tamamen kültürler coğrafyası. Müslüman, Musevi, Hristiyan var. Hepsi bir arada. İbadethaneleri bir arada. Bu zenginliği yeni yerleşim yerlerimizde de yaşatacağız.

İnsanımızın kimliğini biçimlendiren hiçbir maddi ve manevi kültür varlığımızı ihmal etmeyeceğiz. Yeni yerleşim yerlerini kültür merkezi, müze, camileriyle tüm donanımlarıyla medeniyet tasarruvumuzu hayatın her alanında kuracağız.

Fay hatlarına, dere yataklarına, heyelan bölgelerine bina yapıldığı dönem artık bitmiştir. Bu sorumluluğu yerine getirmeyen kurumlardan hesap soracağız.

Türkiye’nin ‘asrın felaketi’ olarak tanımlanan bu afetin yaralarını sarması için güçlü bir yönetime ve siyasi iradeye ihtiyacı vardır. Dünyada eşi benzeri görülmemiş bir felaketin üstesinden gelmek, devletimizle birlikte vatandaşımızın bekasını güvence altına almak, şehirlerimizi ve toplumumuzu afetlere karşı dirençli hale getirmek siyasi istikrarla mümkündür.

Tek gündemimiz depremdir, deprem yaralalarını sarmaktır. Seçim süreci beraberinde getirdiği yıpratıcı siyasi gerilimler ve gündemi kilitlemesi sebebiyle ister istemez bu çabaları gölgeleme riski taşıyor.

Bunun için de gündem sapmasına yol açacak seçim sürecinin bir an önce geride bırakılması, ülkenin seçim gerilimi ve tartışmalarından hızla çıkması şarttır. Seçimlerin 14 Mayıs tarihinde yapılmasının bize bu imkanı vereceğine inanıyoruz. Bizim seçim sürecindeki gündemimiz yine deprem olacaktır. Maddi ve manevi kayıpların telafisi olacaktır.

Siyasi çekişme, polemiklerle, kavgalarla örülü seçim kampanyası yapmayı içimize sindiremeyiz. Depremin ilk gününden itibaren asla siyasi tartışmaya girmedik. Söylenenleri not etmekle belirtmekle yetindik. Yalan ve iftiralarla çalışmaları tehlikeye atanlarla, rahat koltuklarında ahkam kesenleri, insanımız can derdinde iken mal bölüşümü derdine düşenleri, kısacası gördüğümüz duyduğumuz her şeyi not ettik.

Depremzedelerin yaralarını sarıp, yüzlerini güldürene kadar bu notları tutmayı sürdüreceğiz. Normal günlere dönünce herkese hak ettiği cevabı verecek, hak ettiği muameleye tabi tutacağız. Başka bir gündemle, başka bir tartışmayla meşgul olmayacağız. Türkiye’nin böyle bir vakit kaybına, enerji israfına tahammülü yoktur.

Türkiye için hemen şimdi diyoruz. Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman, Malatya, Gaziantep, Osmaniye, Kilis için hemen şimdi diyoruz. Adana için, Şanlıurfa için hemen şimdi diyoruz. Diyarbakır, Elazığ için hemen şimdi diyoruz.

“10 Mart’ta seçim kararı alacağız”

İnşallah 10 Mart cuma günü anayasanın bize verdiği yetkiye dayanarak alacağımız seçim kararının ertesi gün Resmi Gazete’de yayınlanmasıyla süreci başlatıyoruz. 11 Mart itibariyle seçim takvimi ile hususlar YSK’nın yetki alanına girmektedir.

Bu süreçte başka ile taşınan, yurt ve misafirhanede konaklayan, çocuğun kaydını başka ile alan, sağlık nedeni ile başka ile giden, seçmen kütüğünü yaşadığı yere nakleden hangi sebeple olursa olsun 6 Şubat felaketinden sonra ikametgahını, seçmen kaydını değiştiren depremzedelerimziin kendilerine sağlayan hak ve imkanlarından mahrum kalmamalarını sağlayacak Cumhurbaşkanlığı Kararnamesini yayınlıyoruz.

Milletimizin ve tüm İslam aleminin bu gece idrak edeceğimiz Ramazan-ı Şerif’in müjdecisi Leyle-i Berat’ını tebrik ediyorum. Mubarek gecenin ülkemize, milletimize tüm insanlığa hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum, kalın sağlıcakla.”

Paylaşın

Deprem Bölgeleri İçin Bir Asbest Uyarısı Da Greenpeace’ten

11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremler on binlerle ifade edilen can kaybına neden olurken, 200 binden fazla bina da hasar gördü.

Hasar gören binalar oturulamayacak hale geldiği için yıkılmak zorunda. Kanserojen bir madde olduğu bilinen aspest, Türkiye’de 31 Aralık 2010’da yürürlüğe giren yönetmelikle yasaklanana kadar binaların izolasyonunda kullanılıyordu.

Depremin birinci ayında Alman Haber Ajansı dpa’ya konuyla ilgili bir açıklama yapan Greenpeace Türkiye’nin bir sözcüsü, “Ortaya çıkan inşaat ve yıkıntı enkazındaki bazı malzemeler doğaya ve insan sağlığına zarar verebilecek maddeler içeriyor. Bunlardan biri de asbest” diye konuştu.

“104 milyon ton inşaat ve yıkıntı atığı”

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) üyesi de olan Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO), 6 Şubat depremleri sonrasında bölgede 104 milyon tondan fazla inşaat ve yıkıntı atığı oluştuğunun tahmin edildiğini açıkladı. Atıkların kaynağından ayrı ayrı toplanmasını da tavsiye eden ÇMO, ayrı toplanan atık türlerinin de özelliklerine göre geri kazanım veya bertaraf proseslerine dâhil edilmesi gerektiğini vurguladı.

Depremlerin yaşandığı bölgede kişi başına 8-16 ton inşaat ve yıkıntı atığı (İYA) oluştuğunu da belirten ÇMO, depremin hemen ardından arabalarda, çadırlarda, ateş başında, sokakta konaklamak zorunda kalan ve akabinde çadır kentlerin oluşmaya başlamasıyla yavaş yavaş buralara taşınan insanların oluşturduğu evsel nitelikli katı atıkların da düzenli biçimde toplanmadığına dikkat çekerek, onların da insan ve çevre sağlığını tehdit eder boyuta ulaştığını aktardı.

Bunlara, kurulan mobil revirlerde gerçekleştirilen tedavi ve atık hijyenik ped sonucu oluşan tıbbi atıkların da eklendiğini, onların da ayrı toplanarak bertaraf edilmesi gerektiğini tavsiye etmişti.

ÇMO, yıkılan binalarda bulunan asbestli malzemelerin de diğer atıklardan ayrı toplanarak bertaraf edilmesi gerektiğinin altını çizmişti. Oda, asbest, kurşun veya zararlı diğer olası maddelerin miktarının ise bilinmediğini haber veriyor.

Greenpeace Türkiye de asbestli yapıların dağılmasının güvenlik için büyük önem taşıdığını bildiriyor. Örgüt, kontrolsüz şekilde yayılması halinde asbestin bölgedeki insanların, kurtarma ve enkaz kaldırma ekiplerinin kansere yakalanma riskini artıracağını savunuyor. Ayrıca enkaz kaldırma nedeniyle oluşan yoğun tozun da bilhassa akciğer kanseri, bronşit ve astım hastaları için zaten var olan riski daha da artırdığı kaydediliyor.

Pek çok madde yakılıyor

Greenpeace, halen bölgede olan insanların da ısınmak amacıyla bulduğu pek çok maddeyi yaktığına, bunun da havadaki zararlı madde oranını artırabileceğine işaret ederek hükümetin vatandaşın ısınma ihtiyacını elektrikli cihazlarla karşılamasını talep ediyor.

Örgüt, zehirli madde içeren atıkların iklim ve çevreye uygun şekilde enkazdan çıkarılmasını, bu yolla olası yeni felaketlerin de engellenmesi gerektiğini belirtiyor. Enkaz kaldırmayla meydana gelecek olası zararlı madde yayılımının insan sağlığı, tarım ve yeraltı su kaynakları başta olmak üzere büyük zarar neden olacağını kaydediyor.

Paylaşın

Rekabet Kurulu’ndan Elon Musk’a Para Cezası

Dünyanın en zenginleri listesinde üst sıralarda bulunan SpaceX ve Twitter’ın sahibi Elon Musk, Twitter’ı devralırken Rekabet Kurulu’ndan izin almadığı gerekçesiyle idari para cezasına çarptırıldı.

Rekabet Kurulu’nun 2 Mart’taki toplantısında oy birliğiyle aldığı karara göre, Musk Twitter’ın 2022 yılında Türkiye’de elde ettiği gayrisafi gelirin binde biri oranında idari para cezası ödeyecek.

Rekabet Kurulu, söz konusu karara, Twitter şirketinin devralınmasına yönelik işlemin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 11’inci maddesi uyarınca resen incelenmesi sonucunda varıldığını duyurdu.

“İşlemin 4054 sayılı Kanun’un 7’nci maddesi ve bu maddeye dayanılarak çıkarılan 2010/4 sayılı Rekabet Kurulu’ndan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ kapsamında izne tabi olduğuna” karar veren Rekabet Kurulu, Twitter’ın Musk tarafından devralınması sonucunda “etkin rekabetin önemli ölçüde azaltılmasının söz konusu olmaması nedeniyle” işleme izin verildiği belirtildi.

Ancak bu işlemin “Rekabet Kurulu’nun izni olmaksızın gerçekleştirilmesi” nedeniyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 16’ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Musk’a “2022 yılına ait Türkiye’de elde edilen gayrisafi gelirinin binde biri oranında” idari para cezası uygulanmasına karar verildi.

Rekabet Kurulu, verilen cezaya, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemelerinde itiraz edilebileceğini belirtti.

Rekabet Kurulu, Türkiye’de de faaliyeti ya da iştiraki bulunan uluslararası şirketlerin satış veya birleşme gibi işlemlerine de onay veriyor. Twitter’in Musk tarafından satın alınması da bu çerçevede Rekabet Kurulu’nun inceleme kapsamına giriyor.

Paylaşın

“Millet İttifakı” Liderleri Yeniden Bir Araya Geldi

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Demokrat Parti, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Saadet Partisi, Gelecek Partisi ve İYİ Parti liderleri, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ev sahipliğinde bir araya geldi. Saat 14.00’deki görüşme 2 saat gecikmeli olarak 16.00’da başladı.

İlk olarak DEVA partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Millet İttifakı toplantısına katılmak üzere Saadet Partisi Genel Merkezi’ne geldi. Babacan’ı genel merkez girişinde Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu karşıladı. Babacan’ın girişi sırasında genel merkez önünde bekleyenler “Birleşe birleşe kazanacağız” sloganları attı.

DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan’ın ardından Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu da Saadet Partisi Genel Merkezi’ne geldi. Davutoğlu’nun girişi sırasında da “Birleşe birleşe kazanmağız” sloganı atıldı.

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal da Saadet Partisi Genel Merkezi’ne geldi. Uysal’ı da Karamollaoğlu karşıladı.

Uysal’ın ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da Saadet Partisi’ne geldi. Karamollaoğlu tarafından karşılanan Kılıçdaroğlu’nun girişi sırasında “Halkın gururu Kılıçdaroğlu” sloganı atıldı. Saadet Partisi Genel Merkezi’ne son olarak İYİ Parti Lideri Meral Akşener geldi.

Toplantının ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığının ilan edilmesi bekleniyor.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in cuma günü yaptığı açıklama ile Altılı Masa’dan kalktıklarını ilan etmesinin ardından bugün 5 liderin bir araya gelmesi bekleniyordu.

Ancak İYİ Parti Genel Merkezi’nde İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve ABB Başkanı Mansur Yavaş ile görüşen Akşener’in iki ismin yetkili cumhurbaşkanı yardımcısı olmasını teklif ettiği kaydedildi.

Teklifin ardından 2 genel başkan ve 2 belediye başkanı toplandı. Toplantının ardından Akşener’in de toplantıya katılacağı kaydedildi.

Ne olmuştu?

Bir yılı aşkın süredir seçimlerde birlikte hareket etmek amacıyla bir araya gelen Altılı Masa cumhurbaşkanı adaylığında yaşanan anlaşmazlık nedeniyle dağıldı.

3 Mart 2023 Cuma günü, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Altılı Masa” ile Cumurbaşkanlığı adaylığı konusunda hem fikir olmadıklarını açıkladı.

Açıklamasında “Geldiğimiz noktada, İYİ Parti bir kıskaca alınmış; bir dayatmaya, mecbur bırakılmış; tıpkı yıllardır, Türk Milleti’ne yapıldığı gibi, ölüm ve sıtma arasında, bir tercihe zorlanmıştır. Ve elbette, buna boyun eğmeyecektir ifadesini kullanan Akşener CHP’li belediye başkanları Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş2a aday olma çağrısında bulunarak “Milletimiz sizi göreve çağırıyor” dedi.

Paylaşın

Prof. Dr. Boratav: 5’li Masanın Daha Sol Seçeneklere Açılması Lazım

“Neoliberal politikalara dönüş halkın krizini daha da ağırlaştıracak” yorumunda bulunan Prof. Dr. Korkut Boratav, “5’li masanın artık daha sol seçeneklere açılması lazım. Hele ki deprem sonrasında devletin üretken, yatırımcı ve inşacı işlevlerinin canlanması gerekiyorken… Bu işlevler çökmüştür. ” dedi ve ekledi:

“Mutabakat metni daha da çökertmeyi öneriyor. ‘Mali kural’ getiriyor. Bu kamu harcamalarını frenleyen yasal kuraldır. Uygulanırsa ekonominin bugünkü kargaşadan durgunlaşmaya sürüklenmesi ve halkın krizinin, toplumsal bunalımın daha da ağırlaşması anlamına gelir.”

Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır’a açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Korkut, “Mevcut ‘anarşik’ politikaların sürmesi mümkün değil. Hükümetin neoliberal normları fazlasıyla bozarak yani “makro ihtiyati tedbirler” adı altında arka kapıdan, ön kapıdan müdahale yoluyla döviz kurlarını, kredi faizlerini baskı altında tutmasının artık sürdürülebilmesi mümkün değil” dedi.

‘Aynı durum muhalefet için de söz konusu…’

Seçim sonrasında standart neoliberal politikalara dönüşün gündeme geleceğini ifade eden Boratavü “İktidar veya muhalefet (5’li masa diyelim artık) için de aynı durum söz konusu. Çünkü muhalefetin mutabakat metni klasik neoliberal politikalara dönüş öneriyor. Hükümet de IMF lafı etmeden, bunu meşrulaştırarak aynı yola gidecek. Bunun problemi şu: Milli gelir ve büyüme göstergeleri açısından ekonomik kriz yok. Türkiye’deki kriz halkın krizidir, bölüşüm krizidir. Genç kuşağın iş bulamama krizidir. Yetersiz büyüme ile istikrarsızlık fırtınasının birleşmesinin yarattığı krizdir” değerlendirmesini yaptı.

“Neoliberal politikalara dönüş halkın krizini daha da ağırlaştıracak” yorumunda bulunan Boratav şöyle konuştu:

“5’li masanın artık daha sol seçeneklere açılması lazım. Hele ki deprem sonrasında devletin üretken, yatırımcı ve inşacı işlevlerinin canlanması gerekiyorken… Bu işlevler çökmüştür. Mutabakat metni daha da çökertmeyi öneriyor. “Mali kural” getiriyor. Bu kamu harcamalarını frenleyen yasal kuraldır. Uygulanırsa ekonominin bugünkü kargaşadan durgunlaşmaya sürüklenmesi ve halkın krizinin, toplumsal bunalımın daha da ağırlaşması anlamına gelir.”

‘Mutabakat metni ‘neoliberal istikrar’ öneriyor’

“Mutabakat metni “neoliberal istikrar” öneriyor. Bu “istikrar” finansal daralma, ilaveten kamu maliyesinde daralma getirecek. Neoliberal politika cenderesinin yırtılması lazım. Bugünkü “anarşik” politikalarla değil yepyeni, tutarlılığı olan planlama, yatırım, yeniden inşa programı içinde olmalı.”

‘Türkiye’de geniş bir sol çevre var’

“Türkiye’de geniş bir sol çevre var. Örneğin DİSK’in deprem sonrası politikalara yönelik kısa öneriler listesi yayımlandı. Oradan başlanabilir. Deprem sonrasında sol iktisatçılar neler yapılması gerektiğini yazıyorlar. Sola bakmak demek solun yayınlarına bakmak, sol iktisat camiası ile iletişim kurmak demek. Mutabakat metnindeki iktisat programının baştan aşağı değişmesi lazım.”

‘Özellikle kamu sektörünün dövizle borçlanması arttı’

Önümüzdeki dönemde ülkenin ihtiyaçları için büyük boyutta dış finansal kaynak gerekeceğine dikkat çeken Boratav, “Çünkü özellikle kamu sektörünün dövizle borçlanması arttı. Yani herhangi bir kamu tahvilinin faizinin vadesi geldiğinde ödeme sıkıntısı çekilmesi halinde temerrüt ilan edilir. Birden bire bir borç krizi gündeme gelir” dedi ve şu noktalara özellikle vurgu yaptı:

“Belli bir dış finansman gereksinimi olacak. Bunun en sağlıklı yolu dış borçlarla ilgili yeni pazarlama yapmak, yapılandırma yapmaktır. Bunu IMF’ye başvurmadan yapmak sağlıklıdır. Çünkü IMF muhakkak diyecek ki: ‘Bütçe fazlası yaratarak dış borcun finansmanını üstleneceksiniz.’ Kahramanmaraş merkezli büyük depremler sonrası ortaya çıkan büyük inşa, yeniden inşa, adeta yeni bir Türkiye yaratmak gibi bir şey kamu maliyesini frenleyerek yapılamaz. Dış finansmanı, dış borçları yeniden yapılandırmak, müzakere ile yumuşak bir şekilde sağlamak lazım. Zor bir iş. Bunu düşünmek lazım. Gündem ağır.”

Paylaşın

Deprem Bölgelerinin Yeniden İnşa Maliyeti 100 Milyar Doları Bulabilir

11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremler sonrası bölgenin yeniden inşasının 100 milyar dolar bulabileceği öne sürüldü.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, depremlerde yaşanan can kayıplarına ilişkin son resmi rakamları paylaştı. Soylu’nun açılamasına göre depremlerde can kaybı 45 bin 968’e yükseldi.

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Türkiye Direktörü Arvid Tuerkner, Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından yıkımın ekonomik boyutuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Deprem bölgelerinde işsizlik oranları ve gelir eşitsizliğinin yüksek olduğunu söyleyen Tuerkner, belediyeler ile çalışacaklarını söyledi.

Bloomberg HT yayınında konuşan Tuerkner, “Bölgede tekrar altyapıyı kurmak için belediyelerle ortak çalışacağız. Çalışmak için önceliğimiz deprem bölgesi olacak. Orada işleri yeniden hayata geçirebilmek için yardımcı olacağız, mentor desteği vereceğiz. 2 milyar dolar portföy o bölgeye aktarılmış durumda” dedi.

Yıkımın maliyeti

Bazı finans kurumları ile birkaç program yürüttüklerini söyleyen Tuerkner, deprem bölgelerindeki finans sektörünün de çok zor durumda olduğunu savundu.

Dünya Bankası’nın yıkımıın maliyetini 34 milyar dolar olarak açıklamasına ilişkin de konuşan Tuerkner, “Buraları yeniden inşa etmek çok daha maliyetli olacaktır. Yeniden inşanın 100 milyar dolara kadar yükselebileceği söyleniyor” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

İYİ Parti Milletvekili Ayhan Altıntaş İstifasını Geri Çekti

Partisinden istifa ettiğini duyuran İYİ Parti Ankara Milletvekili Ayhan Altıntaş, birkaç saat sonra sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla istifasını geri aldı.

Haber Merkezi / İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile görüştüğünü söyleyen Altıntaş, “Cumhurbaşkanlığı aday belirleme sürecinin daha kapsayıcı ve kucaklayıcı bir şekilde yürütüleceğine dair inancım artmış bulunmaktadır” dedi.

Altıntaş, Meral Akşener’in CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığına karşı çıkmasından sonra İYİ Parti’den istifa ettiğini açıklamıştı.

Ayhan Altıntaş kimdir?

Ayhan Altıntaş, 29 Mart 1958’de Yozgat’ta doğdu. Orta Doğu Teknik Üniversitesinden Elektrik ve Elektronik Mühendisi derecesini 1979 yılında ve Yüksek Mühendis derecesini de 1981 yılında aldı. Doktorasını Ohio State University’de 1986 yılında tamamladı.

Avustralya Milli Üniversitesinde çalıştıktan sonra 1988 yılında Yardımcı Doç. Dr.olarak İD Bilkent Üniversitesinde akademisyenliğe başladı. 1990 yılında doçent, 1996 yılında ise profesör oldu. Japonya Tokyo Teknoloji Enstitüsünde, Almanya Münih Teknik Üniversitesinde, Kanada Concordia Üniversitesinde profesör olarak bulundu.

Bilkent Üniversitesinde 6 yıl Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanlığı, 3 yıl Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Dekanlığı yaptı. Bilkent bünyesinde kurulan İletişim ve Spektrum Yönetimi Araştırma Merkezinin Direktörü olarak görev aldı.

IEEE Kıdemli Üyesi, URSI (Uluslararası Radyo Bilimcileri Birliği) Fellow,Ulusal Nanoteknoloji Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi, Mühendislik Eğitim Kurumları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (MÜDEK) ve Türk Zeka Vakfı Üyesidir.

Ayhan Altıntaş, evli ve iki çocuk babasıdır.

Ödülleri: Ohio State University ElectrorScience Laboratory 1986 yılı En İyi Doktora Tezi Ödülü, 1991 IEEE(Institute of Electrical and Electronics Engineers) En İyi Danışman Ödülü, IEEE Üçüncü Milenyum Madalyası, ODTÜ Parlar Vakfı Araştırma Ödülü, 1996 TÜBİTAK Araştırma Teşvik Ödülü.

Paylaşın

“Millet İttifakı Liderleri”nden Dikkat Çeken Mesajlar

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti liderleri, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ev sahipliğinde bir araya geldi.

Haber Merkezi / Toplantı sonrası siyasi partilerin liderleri teşekkür mesajları paylaştı. Kılıçdaroğlu, mesajında, “Aynı inanç ve kararlılıkla yürüyüşümüz sürüyor” ifadelerine yer verirken, Karamollaoğlu, mesajında, “İlk günkü ilke ve hedefler doğrultusunda” ifadelerini kullandı.

Davutoğlu, mesajında, “Hedefimiz kaybedeni olmayan bir zafer” ifadelerine yer verirken, Uysal, mesajında, “Adalet ve demokratik sistemi kuracak iradeyi taşımaya devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Liderlerin teşekkür mesajları şöyle:

Kılıçdaroğlu: Aynı inanç ve kararlılıkla yürüyüşümüz sürüyor

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından “Türkiye’mizin bütün renklerini birleştirerek gerçek anlamda demokrasi, adalet ve huzuru getirmek için bir araya geldiğimiz toplantıya ev sahipliği yapan başta Sayın @T_Karamollaoglu olmak üzere, tüm genel başkanlara teşekkür ederim. Aynı inanç ve kararlılıkla yürüyüşümüz sürüyor” paylaşımı yaptı.

Karamollaoğlu: İlk günkü ilke ve hedefler doğrultusunda

Toplantıya ev sahipliği yapan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, mesajında, “İlk günkü ilke ve hedeflerimiz doğrultusunda çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürdüğümüz değerli genel başkanların her birine teşekkür ediyorum” dedi.

Davutoğlu: Hedefimiz kaybedeni olmayan bir zafer

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu da ise “Hedefimiz; kaybedeni olmayan bir zaferdir. Başta ev sahibi Sayın Temel Karamollaoğlu olmak üzere genel başkanlara teşekkür ediyorum” dedi.

Uysal: Adalet ve demokratik sistemi kuracak iradeyi taşımaya devam ediyoruz

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın açıklaması ise şöyle: “Türkiye Cumhuriyeti için ‘fetret devri’ olarak anacağımız, omurgasını “sınırsız yetki-sıfır denetim” anlayışının oluşturduğu bu keyfi düzene karşı, Milletimizin refahını ve huzurunu tesis edecek, işleyen bir adalet ve demokratik sistemi kuracak iradeyi taşımaya devam ediyoruz.

21 yıllık AKP yönetiminde süren sistematik çöküşün, on binlerce cana, milyonlarca insanımızın evinden yurdundan olmasına sebep bir neticeyi ortaya çıkardığını deprem vesilesiyle acı bir biçimde bir kez daha gördük.

Vesilesiyle bir kez daha hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Güveni ve huzuru birlikle inşa edecek, yaralarımızı birlikte saracağız. Ev sahipliği dolayısıyla Saadet Partisi Genel Başkanı Sayın Temel Karamollaoğlu’na ve Kıymetli Genel Başkanlara bir kez daha teşekkür ediyorum.”

Paylaşın

İYİ Parti’siz Millet İttifakı: Hedefimiz Kaybedeni Olmayan Zafer

İYİ Parti Lideri Akşener’in olmadığı Millet İttifakı liderleri toplantısı sonrası yapılan açıklamada, “Bizler, yola çıktığımız ilk günden beri ortak akıl, istişare ve uzlaşı ile bir süreç yürütüyoruz. Yeni bir dönemin şafağında olduğumuzun bilinciyle; bu topraklarda umudu yeniden yeşertecek ve güzel ülkemizde insan onuruna yaraşır hayat şartlarını hep birlikte tesis edeceğiz” denildi.

Haber Merkezi / Açıklamanın devamında, “Hedefimiz; kaybedeni olmayan bir zaferdir! Bu çerçevede; bir önceki toplantımızda karara vardığımız gibi, 6 Mart Pazartesi günü tekrar Saadet Partisi’nin ev sahipliğinde bir araya geleceğiz. Ortak bir anlayışa ulaştığımız 28. Dönem TBMM ve 13. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ortak Cumhurbaşkanı adayımız ve geçiş süreci yol haritası konusunda nihai açıklamayı kamuoyu ile paylaşacağız” ifadelerine yer verildi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığına karşı çıkmasının ardından Millet İttifakı liderleri Saadet Partisi Genel Merkezi’nde bir araya geldi. Saat 17.30’da başlayan toplantı yaklaşık 4 saat sürdü.

Millet İttifakı’nın 5 liderinden toplantı sonrası bir basın açıklaması yapıldı. Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Millet İttifakı olarak, bugün Saadet Partisi’nin ev sahipliğinde bir araya geldik. Ülkemizin tüm toplum kesimlerinin en geniş yelpazede temsil edildiği ve bizatihi milletimizin kurduğu masamız ilk gün hangi ilke ve hedefler doğrultusunda kurulduysa, bugün de yine aynı istikamette çalışmalarına devam etme kararlılığındadır.

Hiçbir gelişme milletimizin deprem felaketi dolayısıyla yaşamakta olduğu acıların ve bu acılara sebep olan yönetim zafiyetinin üstünü örtemez. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet diliyor, bütün bu yönetim zafiyetlerine son vereceğimizi ve ayrıca tüm vatandaşlarımızı güvenli şehirlerde ve güvenli konutlarda yaşatmak için gerekli tedbirleri alacağımızı taahhüt ediyoruz. Millet İttifakının belediye başkanları da şimdiden bu taahhütlerin gereğini yerine getirmek için çalışmalarını sürdürmektedir.

Bizler, yola çıktığımız ilk günden beri ortak akıl, istişare ve uzlaşı ile bir süreç yürütüyoruz. Yeni bir dönemin şafağında olduğumuzun bilinciyle; bu topraklarda umudu yeniden yeşertecek ve güzel ülkemizde insan onuruna yaraşır hayat şartlarını hep birlikte tesis edeceğiz.

Düne ve bugüne sıkışmadan, “Yarının Türkiye”sini inşa ve ihya etmekte kararlıyız! Bizler, 85 milyon insanımızın hiçbir ferdini dışarda bırakmadan, hiç kimsenin kalbini kırmadan, güvenini boşa çıkarmadan yolumuza devam edeceğiz.

Hedefimiz; kaybedeni olmayan bir zaferdir!

Bu çerçevede; bir önceki toplantımızda karara vardığımız gibi, 6 Mart Pazartesi günü tekrar Saadet Partisi’nin ev sahipliğinde bir araya geleceğiz. Ortak bir anlayışa ulaştığımız 28. Dönem TBMM ve 13. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ortak Cumhurbaşkanı adayımız ve geçiş süreci yol haritası konusunda nihai açıklamayı kamuoyu ile paylaşacağız.

Saygılarımızla…”

Paylaşın

Bakan Soylu Açıkladı: Depremlerde Can Kaybı 45 Bin 968’e Yükseldi

11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerde can kaybı 45 bin 968’e yükseldi. Depremlerde yaşamını yitirenlerden 4 bin 267’si Suriye vatandaşı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Hatay AFAD İl Koordinasyon Merkezi’nde açıklamalarda bulundu. Bakan Soylu’nun açıklamalarından satır başları şöyle:

“Sahaya giden, eksiklikleri buraya gönderen tüm saha eksikliklerini, WC’den duşa, çamaşırdan herhangi sürecin eksikliğine kadar tüm eksikliklerimizi paylaşan birçok arkadaşımız var. Alt birimler de aynı şekilde Sağlık Bakan Yardımcımız, İçişleri Bakan Yardımcımız, Valimiz tüm sürecin tamamını takip edip, kurumları bir araya getiren anlayışı sürdürmektedir.

Sadece Hatay’da 233 sivil toplum kuruluşu görev yapıyor. Bunun 23’ü uluslararası STK. Buradan muradım şu; yerkürenin en büyük depremlerinden 400 kilometrelik bir yırtıktan bahsediyoruz. Bizim açımızdan önemli bir sonuç doğurdu. Bir sözü ifade etmem gerekir; büyük acılar ve büyük zaferler milletleri birleştirir.

Milletimiz bu acı karşısında büyük bir birliktelik gerçekleştirdi. Allah razı olsun. Bu acının onarılması için herkes seferber oldu. Şu ana kadar 13 bin 72 artçı sarsıntı meydana geldi. Bu çok olağan bir şey. Depremin art arda gelmesi kadar olağan bir süreç. Toplam 26 bin 32 enkazda arama kurtarma yapıldı. 28 in 300 enkaz var. Hatay’da 6 in 832 acil yıkılacak bina var.

Acil yıkılacak binalarda vatandaşımızı çağırıyoruz. Süreç itinalı şekilde devam etmektedir. Tüm deprem bölgesinden 332 çadır kent alanı oluşturuldu. Hatay’da ise 80. 370 binin üzerinde sadece bizim kurdurduğumuz çadırlar. 370 bin 482. 101 bin 168 çadır da sadece Hatay’ta kuruldu.

Toplam 1,5 milyon afetzede çadırda konaklanmaktadır. Toplam 209, 10 ilde konteyner alanı oluşturuldu. Hatay’da 21 bin 895 konteyner planlandı. Orta hasarlı, ağır hasarlı, evi yıkık, acil yıkılacak olan ev sahipliği ve kiracılara yerleşebilecekler, ayrıca kira ve taşınma paraları da yatırılmaktadır. Hatay’da 2 bin 482 tuvalet, 1281 duş konteyner, 400’e yakın çamaşır makinası çadır kentlere kurulmuştur.

Bir taraftan barınma ihtiyacını gideriyoruz, bir taraftan da halk sağlığıyla ilgili en ince tedbirlerini almaya devam ediyor arkadaşlarımız. Özellikle 10 bini aşkın bütün bölgede tuvalet, ki bunların temizliğine teker teker dikkat edilmektedir. Hijyen ve temizlik bizim en temel önceliğimizdir.

“Ne rakam varsa burada paylaşıyoruz”

Bugüne kadar gerek enkazlarda gerek hastanelerde hayatını kaybeden vatandaşlarımızın sayısı ise 45 bin 968. Allah rahmet eylesin. 4 bin 267 Suriyeli kardeşlerimiz var bunların içerisinde. Bunların 44 bin 235’i şu anda nüfus artı göçe tescil edildi. Yani Suriyeli kardeşimizin tescilini göç yapıyor, diğerlerini nüfus yapıyor.

Burada hayatını kaybeden her bir vatandaşımızın tek tek, defin, kimliklendirme dahil, aynı zamanda savcılık raporları, eğer kırsalda hayatını kaybedip defnedilmişse muhtarlık, jandarma ile kayıtları gerçekleştirmektedir. Ne rakam varsa burada paylaşıyoruz.

Burada her biri kendisi hukukun parçasıdır. Onun için burada tek tek bunların üzerinde bütün arkadaşlarımız gerek nüfus, gerek savcılıktan, kriminalden ek görevlendirilmeler yapıldı. Bazen birkaç kez fethi kabir yapılmaktadır.”

Paylaşın