Devlet Bahçeli: Erdoğan 13. Cumhurbaşkanı Olmalıdır

Malatya’da konuşan MHP Lideri Bahçeli, “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi tekrar hayata geçmeli ve Recep Tayyip Erdoğan 13. Cumhurbaşkanı olmalıdır. Bunu yapmak mecburiyetindeyiz. Bunu yaparken milletçe birlik ve beraberlik içinde bulunmalıyız” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “14 Mayıs’ta elde edilmiş başarıyı yarıda bırakmamak için yapılanları yarıda bırakmama kararlılığını bir kez daha göstermek için hep beraber 28 Mayıs’ta sandığa gitmeliyiz. Sandıkta sorumluluklar üstlenmeliyiz. 14 Mayıs’tan sonraki dönemde aynen sandığa gitme kararlılığımız mutlaka gösterilmeli.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 28 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçim çalışmaları kapsamında Malatya’da konuştu. Bahçeli’nin açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Kahramanmaraş depremlerinden sonra tedbirler alındı. Bunu görmemezlikten gelemeyiz. Alınan tedbirleri siyaseten istismar edemeyiz. Çünkü 104 gün içerisinde süren deprem felaketi sırasında öncelikle 50 bini aşkın şehidimizi toprağa verdik. 110 bini aşkın vatandaşımızı hastaneye sevk ettik.

Diğer tedbirlerin de alınması gerekmekteydi. Bunların başında güvenlik gelmekteydi. Cumhurbaşkanımız Erdoğan bütün bakanlarıyla devletin kamu gücüyle, kamudaki vatan evlatlarıyla, valisi, polisi, Mehmetçikleriyle 11 ilimizde her türlü önlemi almasıyla, beslenme, güvenlik önlemleri alındı.. Böylece Türkiye üzerindeki oyunlar bozularak istismar kaldırıldı.

İttifaklar yoluyla Türkiye üzerinde hesabı olanlar, dış birlikçileri olanlar büyük bir çaba göstermiştir. 14 Mayıs’ta Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yanında olanlar yüksek bir başarı elde etti. Kamuoyu araştırmalarındaki saptırmalara rağmen yüzde 49.5 ile millet dedi ki, ‘Recep Ağa yola devam.’ Böyle bir dönemde yapılmış olan Cumhurbaşkanlığı seçimi hedefler doğrultusunda oldukça başarı sağlanmıştır.

Konutlar köyden şehre kadar ne gerekiyorsa yapılma çevresine girilmiş. Yeni bir Türkiye, yeni bir hayat, yeni bir yüzyılın adımlarının atılma kararlılığı ortaya çıkmış. Bu kararlılığın durmaması, yarıda kalmaması lazım. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi tekrar hayata geçmeli ve Recep Tayyip Erdoğan 13. Cumhurbaşkanı olmalıdır. Bunu yapmak mecburiyetindeyiz.

Bunu yaparken milletçe birlik ve beraberlik içinde bulunmalıyız. 14 Mayıs’ta elde edilmiş başarıyı yarıda bırakmamak için yapılanları yarıda bırakmama kararlılığını bir kez daha göstermek için hep beraber 28 Mayıs’ta sandığa gitmeliyiz. Sandıkta sorumluluklar üstlenmeliyiz. 14 Mayıs’tan sonraki dönemde aynen sandığa gitme kararlılığımız mutlaka gösterilmeli.

Oy pusulasını ele aldığınızda o pusulaya öyle bir bakın ki, televizyonlardaki yalana, dolana değil, soğana, patatese değil, milletin geleceğine, deprem felaketinin kaldırılmasına bir resim var ki o resim Recep Tayyip Erdoğan’dır. Bu sonuç ABD’nin kovboyları değil, Avrupa’nın uşakları değil Anadolu’nun evlatları Anadolu’nun yiğidine sahip çıkmalı.

Oy pusulasında iki resim var, bir de mühür var. Biraz düşünmenizi istiyorum. Koalisyonlarla hükümetler kurulması hali Türkiye’nin temel sonuçlarının çözülmesine yetmiyor, yetemiyor. Türkiye’yi bataklığa, kaosa sürüklüyor. İşte bunları aşmak lazım. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişin önemi çok daha iyi anlaşılmalı.”

Paylaşın

HÜDA-PAR’ın Suç Duyurusuna Akşener’den Yanıt: Şeref Madalyası

Parti programında yer alan “Kadınların sahiplendirilmesi” ifadesi nedeniyle tepki gösterdiği HÜDA-PAR’ın hakkında suç duyurusunda bulunduğu İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Benim için şeref madalyasıdır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın montaj açıklamasını da değerlendiren Akşener, “Cumhurbaşkanı’na yakışmayacak bir tutum. Çok acı. Gerçekten çok ayıp. Oy versin vermesin, her birimizin can güvenliğinden sorumlu bir kişinin, bizleri PKK ile suçlaması ve sonra ‘Montaj olur şu olur bu olur’ demesine uygun kelime bulamıyorum” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimleri kapsamında çalışmalarına ve ev ziyaretlerine ve temaslarına devam ediyor.

Bu kapsamda, İstanbul Çekmeköy’de emekçilerle bir araya geleceği toplantı öncesi açıklamalarda bulunan Akşener, ikinci tur görüşmeleri kapsamında Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu ile Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ arasındaki mutabakat metniyle ilgili kendisine henüz metnin gelmediğini belirtti.

İki lider arasında uzlaşma sağlanacağını düşündüğünü belirten Akşener, “Her ikisi o mutabakat metni üzerinde fikirlerini muhtemelen birleştirdikten sonra diğer genel başkanlara da iletilecektir. Dolayısıyla benim bir bilgim yok, geldiği zaman fikrimi söylerim. Özdağ’ın sığınmacılar konusunda, Anayasa’nın değiştirilemez 4 maddesi konusunda, 66. madde konusunda Millet İttifakı bileşenlerin bir itirazı yok. Zaten bizim parlamenter sisteme geçiş konusundaki mutabakat metnimizde de böyle bir durum yok. Uzlaşacaklarına eminim” dedi.

Erdoğan’ın montaj video açıklaması

İYİ Parti Lideri Akşener, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın montaj video açıklaması ile ilgili de şunları kaydetti:

“Bir Cumhurbaşkanı’na yakışmayacak bir tutum bu. Ha montaj, şu montaj, bu montaj… Bu gerçekten, bu ülkenin hala seçilmiş Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, çok acı, gerçekten çok ayıp. Her birimizin ona oy versin vermesin, bizim can güvenliğimizden, emniyetimizden sorumlu bir kişinin, yani bir başka vatandaşın, bir siyasetçi olabilir ama neticede bir vatandaş Sayın Kılıçdarğlu ve ben ve diğer arkadaşlar… Bizleri PKK’lıkla suçlamak, aklınıza gelebilecek her türlü çirkinlikle suçlamak, sonra da ne var canım bunda montaj olur, şu olur, bu olur demek… Ben buna uygun kelime bulamıyorum, sadece çok üzüldüğümü, acı bulduğumu, bir cumhurbaşkanının böyle bir duruma düşmesinin gerçekten ayıp olduğuna inanıyorum.”

Erdoğan, dün TRT’de katıldığı canlı yayında, mitinglerde izlettiği sahte videolar için “Kılıçdaroğlu’nun, Kandil’dekilerle video çekimleri var. Bunları yayınladılar. ‘Haydi, haydi, haydi’. Anladınız mı? Kandil’dekilerle bu şekilde ama montaj, ama şu, ama bu… Video çekimlerini yaptılar. PKK’lılar videolarla bunlara destek verdi” demişti.

Akşener’in ev ziyaretlerine ilişkin açıklamaları ise şöyle:

“Ben biliyorsunuz uzunca bir zamandır esnaf ziyaretleri yaptım. Onun yanına 2 yıla yakın süredir yoksul ailelere ev ziyaretleri yapıyorum. Sonra da bugün burada ziyaret edeceğim gibi, emekçilerle toplantılar yapıyorum. Bunları öncelikle onları dinlemek amaçlıydı, bugün ise Sayın Kılıçdaroğlu’na oy istemek amaçlı, ikinci turda referanduma dönen bu seçimi kazanmak için yapılan çalışmalar.

Bugün gezdiğimiz evlerde gördüklerimin yaşattığı dehşet, bu seçimin mutlaka alınması gerektiğini söylüyor bize. Genç bağımlılık artmış. Dün gezdiğim evlerde ortaokul ve liselere giren, silah, içki, hap ve şiddetten bahsetmişti çocuklar. Bugün gezdiğim sokaklardaki evlerde, hem eğitimdeki bozukluk, yani devlet okullarındaki meseleler… Parası olan çocuğunu okutabildiği bir Türkiye ama buna karşı bağımlılığın arttığı, dar sokaklarda çok daha fazla uyuşturucunun satıldığı, bağımlılığa alıştırıldıktan sonra satıcıya çevrildikleri bir İstanbul ara sokakları gördüm.

Bütün bunların neticesinde kaynamayan tencerelerin yanında şiddet gören kadınlar, 15’i doldurduktan sonra obezleşen çocuklar, ortaokul liseye gidip üniversiteyi hiç aklından geçirmeyen tamirhanede bir taraftan okuyup bir taraftan çalışan çocuklar, bodrumdan bozma evlerin 2 bin 500 liraya oturmayı harika diyen aileler…  Onlara 6 binin üstünde kira isteyen ev sahipleri ile karşı karşıyayız. Nolursunuz Meral Hanım şu kira meselesini halledin diyen insanlar…

Yardımlar kesilmiş. Çocuklarına, eşlerine iş isteyen kadınlar, nerede olursa olsun iş olsun diyen kadınlar gösteriyor ki bize bu ucube sistem Türkiye’yi uçurumun eşiğine getirmiş. Bu seçimi kazanmak durumundayız. Ben o evlerden, o kadınlardan, o gençlerden Sayın Kılıçdaroğlu’na oy istemek üzere dolaştım, dolaşmaya devam ediyorum. Aynı şekilde şimdi emekçi kadınlar ve emekçilerle bir görüşmem olacak. Benzer konuları konuşacağız.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu İle Özdağ İkinci Tur İçin Anlaştı

Zafer Partisi, Genel Başkan Ümit Özdağ, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada,  “Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile akşam saatlerinde bir araya gelerek, mutabakat metni üzerinde çalıştık” dedi.

Haber Merkezi / Özdağ, Kılıçdaroğlu ile yarın saat 11.00’de partisinin genel merkezinde Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turuna ilişkin ortak basın açıklaması yapacağını da duyurdu.

Ortak açıklama yapılacak olması iki liderin Kılıçdaroğlu’nun adaylığını desteklemek konusunda protokolde anlaştığı şeklinde yorumlandı.

Öte yandan Sözcü TV’den İsmail Saymaz, sosyal medya hesabından Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ve Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Zafer Partisi’nin seçimin ikinci turunda Kılıçdaroğlu’nu desteklemesi konusunda anlaştığını öne sürdü.

Ümit Özdağ’ın koşulları

Ümit Özdağ, Salı günü düzenlediği basın toplantısında, “Oldukça ciddi bir mesafe kaydetmekle birlikte henüz sonuçlanmadığı için bugün akşam CHP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’yla Hatay dönüşü bir toplantı daha yapacağız” demişti.

Salı öğlen düzenlediği basın toplantısında habercilerin Kılıçdaroğlu ile henüz mutabakata ulaştırmadığı konulara ilişkin habercilerin soruları ve Özdağ’ın yanıtları şöyle olmuştu:

Mültecilerin geri gönderilmesine ilişkin Kılıçdaroğlu’nun “İki yıl içinde göndereceğiz” sözlerine göndermede bulunan habercilere Özdağ, mültecilerin “Gönüllü değil, gerekirse zorla bir sene içerisinde, uluslararası hukuka uygun olarak,” ülkelerine tehcir edileceklerini söylemişti.

Kılıçdaroğlu’nun kayyım uygulamasına son verileceğine ilşkin vaatleri konusunda da Özdağ “Türkiye’nin güvenliği açısından, terörle mücadelede Türk devletinin hukukunun içerisinde terörle ilintili yerel yöneticilerin yerine devlet görevlilerinin kayyum olarak atanması imkânının her zaman olması gerektiğini düşünüyoruz.” demişti.

Özdağ konuşmasını bitiriken de “Başka detaylar da var, üzerlerinde konuşuyoruz. Türk halkına şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Zafer Partisi’nin olduğu yerde terörle mücadele ve Türkiye’nin güvenliği güven altındadır, bundan emin olabilirsiniz.” demişti.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun vaatleri

Kılıçdaroğlu Ümit Özdağ’ın direttiği kayyım uygulaması konusunda en son HDP eş genel başkanlarıyla TBMM’de yaptığı görüşmenin ardından “Kayy[ı]m uygulamasını doğru bulmadığımızı ifade ettik. Halkın iradesini ipotek altına alırsanız bu doğru bir uygulama değildir.” demişti.

Kılıçdaroğlu daha yakın tarihlerdeki değinmelerinin yanı sıra geçtiğimiz yıl açıkladığı Suriyeliler’in ülkelerine dönüşü planı kapsamında “Suriyeliler’in kendi ülkelerine dönmeleri için can ve mal güvenliklerini sağlaması ile ilgili oturacağız, bir sözleşme yapacağız. Bu sözleşme Suriye ve Türkiye arasında değil, aynı zamanda Birleşmiş Milletler’in de devreye girmesini isteyeceğiz.” demiş, devamında şunları dile getirmişti:

“[…] Can ve mal güvenliği için de bizim oturup bir protokol yapmamız lazım […] Suriye yönetimiyle […] Bunlar kendi ülkelerine geldiğinde, evlerine yerleştiklerinde bunlara herhangi bir siyasal müdahale ve baskı olmayacak, bu güvenliğini de alacağız.”

Paylaşın

Ümit Özdağ: Biz Cehennemin Kapılarını Kapatmaya Hala Çalışıyoruz

Recep Tayyip Erdoğan’ı destekleme kararı alan Sinan Oğan’a ilişkin değerlendirmede bulunan Ümit Özdağ, “Sinan Bey’in kendi takdiridir, Zafer Partisi’ni bağlamamaktadır. Bu konuda Sinan Bey’le farklı düşünüyoruz” dedi ve ekledi:

“Kamuoyunun değerlendirmesine bırakıyoruz. Üzerinde durmuyoruz. Hayat devam ediyor. Biz, Sinan Bey’le yola çıkarken cehennemin kapılarını kapatmak için yola çıktık, biz cehennemin kapılarını kapatmaya hâlâ çalışıyoruz.”

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi.

28 Mayıs’ta yapılacak olan ikinci tur cumhurbaşkanlığı seçiminde partisinin tavrını açıklamayan Özdağ, “Yürüyen bir süreç var. Oldukça ciddi bir mesafe kaydetmekle birlikte henüz sonuçlanmadığı için bugün akşam CHP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’yla Hatay dönüşü bir toplantı daha yapacağız” dedi.

Özdağ sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu toplantıda halen üzerinde görüşmekte olduğumuz ve Türkiye’nin güvenliğini sağlayacak, 13 milyon sığınmacı ve kaçağın bir sene içinde vatanlarına dönmesini güvence altına alacak.

Böylece Türkiye’nin üzerinde yıllık 11 milyar dolara ulaşan sığınmacıların ekonomik maliyetinin artık Türk halkının sırtından atılmasını temin edeceğiz.

Aynı zamanda Cumhuriyetimizin kuruluş esaslarını, Anayasa’nın ilk dört maddesini, 66. maddeyi güvence altına alacak ve PKK, FETÖ, IŞİD gibi terör örgütleriyle de stratejik ve uzun vadeli, sıfır tolerans ilkesine dayalı bir mücadeleyi öngören protokol görüşmelerini büyük ölçüde ilerletmiş bulunuyoruz. Ama nihayetlenmedi.

Bunun için yüz yüze bazı görüşmeler yapılması gerekiyor. Bu görüşmeleri bu gece gerçekleştireceğiz inşallah. Burada da şu ana kadar olumlu gelişen süreci, bu son aşamada da olumlu gerçekleştireceğimizi umuyoruz.

Bunu başarabilirsek eğer yarın (24 Mayıs) saat 11.00’de Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile burada bir açıklama yapmayı planlıyoruz.”

Özdağ açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Mültecilerin geri gönderilmesine ilişkin Kılıçdaroğlu’nun “İki yıl içinde göndereceğiz” sözlerinin hatırlatılması üzerine Özdağ şunları kaydetti:

“Gönüllü değil, gerekirse zorla bir sene içerisinde, uluslararası hukuka uygun olarak.

Keza Türkiye’nin güvenliği açısından, terörle mücadelede Türk devletinin hukukunun içerisinde terörle ilintili yerel yöneticilerin yerine devlet görevlilerinin kayyum olarak atanması imkânının her zaman olması gerektiğini düşünüyoruz.

Başka detaylar da var, üzerlerinde konuşuyoruz. Türk halkına şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Zafer Partisi’nin olduğu yerde terörle mücadele ve Türkiye’nin güvenliği güven altındadır, bundan emin olabilirsiniz.”

“Sinan Bey’le farklı düşünüyoruz”

Özdağ, Cumhur İttifakı’nın adayı Recep Tayyip Erdoğan’ı destekleme kararı alan Sinan Oğan’a ilişkin de şunları söyledi:

“Sinan Bey’in kendi takdiridir, Zafer Partisi’ni bağlamamaktadır. Bu konuda Sinan Bey’le farklı düşünüyoruz. Kamuoyunun değerlendirmesine bırakıyoruz. Üzerinde durmuyoruz. Hayat devam ediyor.

Biz, Sinan Bey’le yola çıkarken cehennemin kapılarını kapatmak için yola çıktık, biz cehennemin kapılarını kapatmaya hâlâ çalışıyoruz.”

Paylaşın

28 Mayıs Seçimi: Seçmenler İkinci Turda Da Aynı Adreste Oy Kullanılacak

28 Mayıs’ta yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci turuna, güncellenmiş kütüklerle gidilecek, seçmen kaydı ile ilgili adres değişikliği yapılamayacak. Seçmenler, Cumhurbaşkanı Seçimi’nin ikinci oylamasında da aynı sandık alanlarında oy kullanacak.

Öte yandan Yüksek Seçim Kurulu (YSK), “bazı seçmenlerin seçmen bilgi kağıtlarını kaybettiği, lazım olmaz düşüncesiyle attığı” ve “seçmen bilgi kağıdı olmayanların oy kullanamayacağı” söylemleri nedeniyle seçmen bilgi kağıtlarının yeniden dağıtılması yönündeki başvuru üzerine, ikinci tur oylama için seçmen bilgi kağıtlarının basımının yapılarak yeniden dağıtılmasını kararlaştırdı.

Cumhurbaşkanı Seçimi’nin ikinci turu 28 Mayıs’ta yapılacak, pusulada ilk oylamada en çok oy alan Cumhurbaşkanı, AK Parti Genel Başkanı, Cumhur İttifakı’nın adayı Recep Tayyip Erdoğan ile Millet İttifakı’nın adayı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu yer alacak.

Bu turda geçerli oyların çoğunluğunu alan aday cumhurbaşkanı seçilecek.

Yeni 47 bin 523 seçmen

İkinci tura, güncellenmiş kütüklerle gidilecek, seçmen kaydı ile ilgili adres değişikliği yapılamayacak, Cumhurbaşkanı Seçimi’nin ikinci oylamasında da aynı sandık alanlarında oy kullanılacak.

Yurt içi ve yurt dışında toplam kayıtlı 64 milyondan fazla seçmene, ilk turun ardından yurt içinde 18 yaşını dolduran ve seçmen olmaya hak kazanan 47 bin 523 kişi daha eklenecek.

Yurt dışı oyları

Yurt dışındaki seçmenler de bir önceki seçimde olduğu gibi aynı yerlerde oy kullanacak.

Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlılar için 20 Mayıs’ta 73 ülkede kurulan sandıklardaki oy verme işlemleri devam ediyor. Bu seçmenler 24 Mayıs’a kadar temsilciliklerde oy verebilecek. Gümrük kapılarında ise oy kullanma işlemi 20-28 Mayıs’ta yapılacak.

Seçmen bilgi kağıtları

Yüksek Seçim Kurulu (YSK), “bazı seçmenlerin seçmen bilgi kağıtlarını kaybettiği, lazım olmaz düşüncesiyle attığı” ve “seçmen bilgi kağıdı olmayanların oy kullanamayacağı” söylemleri nedeniyle seçmen bilgi kağıtlarının yeniden dağıtılması yönündeki başvuru üzerine, ikinci tur oylama için seçmen bilgi kağıtlarının basımının yapılarak yeniden dağıtılmasını kararlaştırdı.

Kesin sonuçlar

Seçim sonuçlarına yapılacak itiraz süreçlerinin tamamlanmasının ardından YSK, Cumhurbaşkanı Seçimi’nin ikinci oylamasının kesin sonuçlarını açıklayacak.

Kesin sonuçlar, YSK tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ile Cumhurbaşkanlığı makamına bildirilecek, kamuoyuna ilan edilecek, Resmi Gazete’de yayımlanacak.

Yemin töreni

Seçilen cumhurbaşkanı adına, YSK tarafından cumhurbaşkanı seçildiğine dair tutanak, yani mazbata düzenlenecek ve seçilen cumhurbaşkanına verilmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulacak.

Bu mazbata, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı tarafından verilecek ve aynı birleşimde ant içme töreni yapılacak.

Ant içme töreninin, seçim sonucunun kesinleşmesini takip eden üç gün içinde yapılması öngörülüyor.

Yurt dışında kullanılan oy sayısı 1,5 milyonu aştı

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) aktardığına göre, yurt dışı temsilcilikler ve gümrüklerde oy kullananların toplam sayısı, Pazartesi gecesi itibarıyla 1,5 milyon 26 kişi olarak açıklandı.

YSK tarafından yine Türkiye’nin 73 ülkedeki 151 temsilciliğinde 167 noktada sandık kuruldu.

Dış temsilciliklerde oy verme işlemi, o temsilcilik için ilan edilen tarih aralığında hafta içi ve hafta sonu yerel saatle 09.00 ile 21.00 arasında, başkonsolosluklara bağlı şehirlerde ise yerel saatle 09.00 ile 18.00 arasında yapılabilecek.

Paylaşın

HÜDA-PAR’dan İYİ Parti Lideri Akşener Hakkında Suç Duyurusu

Hizbullah’ın siyasi kanadı olduğu sık sık öne sürülen Hür Dava Partisi (HÜDA PAR), ‘hakaret ettiği’ gerekçesiyle İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener hakkında suç duyurusunda bulundu.

HÜDA PAR İnsan Hakları ve Hukuk İşleri Başkanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan duyuruda şöyle denildi:

“Partimize yönelik sarfettiği çirkin, ahlak sınırlarını aşan, siyasi olgunluğa yakışmayan ve bir siyasetçinin sahip olması gereken asgari nezaketi ihlal eden hakaretleri sebebiyle Meral Akşener hakkında suç duyurusunda bulunacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.”

Paylaşımda, hangi ifadelerinden ötürü Akşener hakkında suç duyurusunda bulunulduğu dile getirilmedi.

Akşener ne demişti?

İYİ Parti Lideri Akşener, Habertürk canlı yayınında, HÜDA PAR’ın programında yer alan, “kadın sahiplendirilmesi” ifadesine tepki göstermiş, “Kadını sahiplendirmek ne demek? Dangalak! Seni sahiplendirelim” demişti.

HÜDA-PAR’ın parti programında ‘kadınların sahiplendirilmesiyle’ ilgili şöyle bir madde bulunuyor:

“Varisleri olmayan veya bulunamayan kişilerin bıraktığı miras, devlet hazinesine değil fakirlere bırakılmalı veya sadece fakir gençlerin evlendirilmesi, yalnız yaşayan kadınların sahiplenilmesi ve yetimlerin bakımı gibi alanlarda kullanılmak üzere oluşturulacak bir fona devredilmelidir.”

Hizbullah bağlantısı iddiaları

HÜDA PAR, kuruluşundan itibaren Hizbullah ile ilişkilendirilmiştir. Hizbullah’ı hedef alan Beykoz Operasyonu sonucu tutuklananlar ve ailelerine destek olmak amacıyla 2004 yılında Mustazaflarla Dayanışma Derneği (Mustazaf-Der) kuruldu. Dernek, 2012 yılında Hizbullah’ın devamı olduğu gerekçesiyle kapatıldı.

Derneğin kapatılması üzerine propaganda imkanı ve siyasi partilerin kapatılmasının derneklere göre daha zor olması nedeniyle 2013 yılında Hür Dava Partisi adıyla partileşti.

Zekeriya Yapıcıoğlu, “Hizbullah bana göre bir terör örgütü değil.” demiştir. HÜDA PAR genel başkan yardımcısı Yılmaz, Yargıtay’ın 2012’de Hizbullah bağlantısı sebebiyle kapattığı Mustazaf-Der’in genel başkanlığını yapmıştır.

HÜDA PAR genel başkan vekili İshak Sağlam ile Diyarbakır il başkanı Faruk Dinç’in daha önce Hizbullah davasında hapis cezalarına çarptırıldığı ortaya çıktı. HÜDA PAR Merkez İstişare Kurulu üyesi Nasuh Sevinik’in Hizbullah’ta yöneticilik yaptığı iddia edildi.

2023 Türkiye genel seçimleri öncesinde Cumhur İttifakı ile müzakereler sırasında ve sonrasında HÜDA PAR’ın Hizbullah ile bağlantısı olduğu iddialarının yer aldığı 47 haber sayfasına erişim engeli kararları uygulamaya kondu.

HÜDA PAR lideri Zekeriya Yapıcıoğlu, 2012’de Hizbullah bağlantısı gerekçesiyle kapatılan Mustazaf-Der davasıyla ilgili AİHM tarafından “hak ihlali” kararı verilmesi üzerine yeniden görülen davada “FETÖ kumpası” eski kararın kaldırılarak Mustazaf-Der’in beraat ettiğini ve yeniden faaliyetlerine devam ettiğini belirterek partilerinin Hizbullah ile bağı olduğu iddiasının doğru olmadığını söyledi ve “biz şiddetin her türlüsünü reddediyoruz” dedi.

Zekeriya Yapıcıoğlu yaptığı açıklamada; “Onlarca defa söyledim. Biz Hizbullah’ın devamı falan değiliz, biz onun mirasçısı değiliz, biz başka bir örgütün de devamı ya da siyasi kolu değiliz” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Suriyelilerin Geri Gönderilmesi Ne Kadar Mümkün?

Suriyelilerin büyük bir kısmının geri dönmek bir yana kalıcı olmaya çaba gösterdiklerini belirten Prof. Dr. Murat Erdoğan, bu noktada Suriyelilerin gönüllü mü yoksa zorla gibi gönderilecekleri gibi iki temel soru olduğunu ifade ediyor.

Uluslararası hukuka göre Suriyelilerin zorla gönderilmesinin mümkün olmadığını belirten Erdoğan, gönüllü dönüş koşullarının oluşmasının ise zaman alacağını vurguluyor. “Gönüllü geri dönüşün koşullarının oluşturulması öyle bir senede, iki senede de olabilecek bir şey değil” diye de devam ediyor.

Göç hukuku uzmanı Prof. Dr. Nuray Ekşi, bu kişilere vatandaşlık verilmesinin hukuki zemini olmadığını belirterek, “Türk vatandaşlarına aldığınız kişinin kendi ülkesindeki güvenlik soruşturması hakkında da bilginizin olması lazım. Ancak Suriye ile diplomatik ilişkimiz 2013 yılından beri yok. Dolayısıyla bu veriyi alamayız.

İkincisi de zaten bizim vatandaşlık mevzuatımızda iltica statüsü ile Türkiye’de bulunanlara vatandaşlık verilmeyeceği açıkça yazıyor. Buna rağmen öyle vatandaşlık verme yolunu tercih edebiliyorlar, seçim yatırımı mı başka bir amaç mı var arkasında, o konuda hani spekülatif konuşmak istemiyorum. Sadece hukuki açıdan durumu açıklamaya çalışıyorum.” İfadelerini kullanıyor.

Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turu için ittifakların başlattığı seçim kampanyasına Suriye’de iç savaşın başladığı 2011 yılından bu yana Türkiye’ye kaçan ve sayıları milyonlarla ifade edilen Suriyeli göçmenler damga vuruyor. Milliyetçi ATA İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan’ın ikinci turda destekleyeceği aday için sunduğu şartlar arasında Suriyelilerin geri gönderilmesini ilk sıralara koyması, siyasette ekonomik kriz ve diğer tartışmaları da arka plana itti.

Oğan’la yapılan pazarlıklar sonrasında Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, iki gün önce göçmenlerin geri gönderilmesi için bir yol haritası hazırladıklarını duyurdu. “Siyasi sürecin canlandırılması, Suriye’nin terörden temizlenmesi ve göçmenlerin güvenli şekilde geri gönderilmesini” hedeflediklerini söyleyen Çavuşoğlu, bu konuda Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’la da işbirliği yapılacağına dikkat çekti.

Çavuşoğlu, bu konuda Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği’nin de desteği gerektiğini ve bu kurumlarla birlikte bir yol haritası oluşturulacağını ifade etti. Millet İttifakı’nın adayı Kemal Kılıçdaroğlu da ikinci tur seçim kampanyasına “Sen beni sevsen de sevmesen de kabulüm. Ama vatanını seviyorsan karar ver. 10 milyon Suriyeli yetmedi, 10 milyon daha mı gelsin? Unutma o oyu kendin için vereceksin. Vatanını seven sandığa gelsin” açıklamasıyla başladı.

Türkiye Göç İdaresi’nin Ağustos 2022 tarihli verilerine göre Türkiye’de şu anda 3,5 milyondan fazla geçici koruma statüsünde kayıtlı Suriyeli bulunuyor. Ayrıca yakın zamanda toplam rakamı açıklanmamış ve Türkiye’de ikamet izni alarak yaşayan Suriyeliler de var. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Nisan 2023’teki açıklamasına göre 230 bin 998 bin Suriyeli Türk vatandaşlığına sahip. Kayıt dışı Suriyeli göçmenlerin sayısı ise bilinmiyor. Uzmanlar bu konuda tahmin yürütmekten kaçınıyor. Ancak uzmanlar, siyasilerin vadettiği gibi bu kişilerin geri gönderilmelerinin kolay ve kısa bir süreç olmayacağını söylüyor.

Suriyelilerin hukuki durumu nedir?

Türkiye, uluslararası mülteci hukukunu düzenleyen Cenevre Sözleşmesi’ne bir coğrafi çekince ile taraf. Türkiye, aynı zamanda sözleşmeye bu şekilde taraf alan tek Avrupa Konseyi ülkesi. Buna göre Türkiye, yalnızca Avrupa ülkelerinden gelen sığınmacıları mülteci olarak kabul ediyor, diğer ülkelerden gelenlere mülteci statüsü tanımıyor. Dolayısıyla Türkiye’de kayıtlı olarak yaşayan Suriyeliler “mülteci” statüsüne sahip değil.

Bu nedenle iç savaştan kaçıp gelen Suriyeliler 22 Ekim 2014’te çıkarılan bir yönetmelikle “geçici koruma” altına alındı ve Suriyeliler bu şekilde sosyal hizmetlerden faydalanma ve çalışma olanağına sahip oldu. Geçici Koruma Yönetmeliği ikamet iznine eşdeğer değil. Geçici koruma altındaki Suriyelilerin ikamet izni almak için de ayrıca başvuru yapması gerekiyor. Yılllar içinde Suriyelilerin bir kısmı gerekli belgeleri tamamlayarak ikamet izni aldı, kimisi de Türk vatandaşlığına geçti.

Ancak göç hukuku uzmanı Özyeğin Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuray Ekşi, bu kişilere vatandaşlık verilmesinin hukuki zemini olmadığını belirtiyor. Ekşi, DW Türkçe’den Hülya Schenk’e yaptığı değerlendirmede bunun nedenlerini şöyle anlatıyor:

“Türk vatandaşlarına aldığınız kişinin kendi ülkesindeki güvenlik soruşturması hakkında da bilginizin olması lazım. Ancak Suriye ile diplomatik ilişkimiz 2013 yılından beri yok. Dolayısıyla bu veriyi alamayız. İkincisi de zaten bizim vatandaşlık mevzuatımızda iltica statüsü ile Türkiye’de bulunanlara vatandaşlık verilmeyeceği açıkça yazıyor. Buna rağmen öyle vatandaşlık verme yolunu tercih edebiliyorlar, seçim yatırımı mı başka bir amaç mı var arkasında, o konuda hani spekülatif konuşmak istemiyorum. Sadece hukuki açıdan durumu açıklamaya çalışıyorum.”

Türkiye’nin Suriyelileri geri göndermesi mümkün mü?

Hükümet aslında bir süredir uluslararası hukuk açısından da tartışmalı olan yöntemlerle Suriyelilerin geri gönderilmesi konusunda çalışmalar yürütüyor. İçişleri Bakanlığı geçen yıl yabancıların mekânsal yoğunlaşmasını önlemek için “seyreltme” uygulaması başlatacağını açıklamıştı. Buna göre yabancıların mahalle nüfusunun yüzde 25’ini aştığı yerlerde yabancılara kayıt başvuruları kapatılmıştı.

Bakanlık, kayıt kapama dışında yoğunluğun bulunduğu yerleşim yerlerindeki Suriyelileri gönüllük esasıyla farklı ilçe ve illere yerleştireceğini de duyurmuştu. Suriyelilerin bir kısmı da Türkiye’nin operasyon düzenlediği ve daha sonra konutlar inşa ettiği Suriye’nin kuzeyine yerleştirildi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Ekim 2022’de yaptığı açıklamaya göre bu şekilde geri gönderilen Suriyelilerin sayısı 529 bin.

Suriyelilerin büyük bir kısmının geri dönmek bir yana kalıcı olmaya çaba gösterdiklerini belirten Türk Alman Üniversitesi’nden göç uzmanı Prof. Dr. Murat Erdoğan, bu noktada Suriyelilerin gönüllü mü yoksa zorla gibi gönderilecekleri gibi iki temel soru olduğunu ifade ediyor.

Uluslararası hukuka göre Suriyelilerin zorla gönderilmesinin mümkün olmadığını belirten Erdoğan, gönüllü dönüş koşullarının oluşmasının ise zaman alacağını vurguluyor. “Gönüllü geri dönüşün koşullarının oluşturulması öyle bir senede, iki senede de olabilecek bir şey değil” diye de devam ediyor.

Nuray Ekşi de Suriyelilerin geri gönderilmesinin doğru bir planlama en azından 5 yıllık bir süreyi gerektirdiğine işaret ediyor. Uluslararası hukuk açısından öncelikle Suriyelilerin geri gönderileceği yerlerde çatışma ortamı olmaması gerektiğini belirten Ekşi, Esad yönetiminin Suriyelilerin geri kabulü için Türk askerlerinin Suriye’nin kuzeyinden çekilmesini şart koştuğunu hatırlatıyor.

Suriye’nin kuzeyindeki durumun belirsiz olduğuna, bölgede Rusya ve İran’ın Şam’ın davetiyle bulunduğuna dikkat çeken Ekşi, Türkiye’nin ise bölgede muhaliflere destek verdiğini, bunun da Türkiye’nin en büyük hatası olduğunu ifade ediyor. Ekşi, “Türkiye’nin sadece insani boyutta destek vermesi gerekiyordu” diyor ve muhaliflere desteğin Suriyelilerin geri dönmesini zorlaştırdığını vurguluyor.

Şam yönetimi geri giden Suriyelileri istiyor mu?

Türkiye, Suriye’de iç savaşın başladığı 2011’den beri bu ülkeye dört kara harekatı gerçekleştirdi. Fırat Kalkânı Harekâtı’nı 24 Ağustos 2016’da IŞİD’e karşı başlatan Türkiye, daha sonra PKK’nın Suriye uzantısı olarak görülen YPG ve farklı grupların Suriye’nin kuzeyindeki faaliyetlerine karşı sırasıyla Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekâtlarını düzenledi. 5 Mart 2020’de başlayan dördüncü operasyonu Bahar Kalkanı da doğrudan rejim güçlerini hedef aldı.

Türkiye şimdi ise Şam yönetimi ile yeni diplomatik kanallar açmaya ve ilişkilerini normalleştirmeye çalışıyor. Suriyelilerin geri gönderilmesi ile ilgili planların en önemli parçasının Esad’la anlaşılması olduğunu ifade eden Murat Erdoğan, Esad’la anlaşmanın da birkaç handikapı olduğunu düşünüyor. Türkiye’nin kısa sürede Suriye’nin kuzeyinden çıkmasının zor olduğunu söyleyen Erdoğan, ülkesinden kaçan ve Esad’ı diktatör olarak niteleyen Suriyelilerin de 10 yıl sonra tekrar geri dönmek isteyeceğine şüpheyle bakıyor.

Suriye ekonomisinin de çok kötü olduğunu belirten Erdoğan, Esad’ın içinde bulunduğu durumu “Suriyeliler için Suriye’ye gönüllü biçimde geri dönmek bu anlamda çok zor bir şey. Esad’ın da birdenbire 5 milyon civarında insana eğitim verecek, hastane verecek, ekonomik katkı verecek bir durumu yok kısa vadede” şeklinde anlatıyor. Erdoğan ayrıca Türkiye’ye kaçan muhaliflerin geri dönmesini Esad’ın kendisi için bir risk olarak görebileceğini ifade ediyor.

Erdoğan sözlerini “Yani nereden bakarsanız bakın kolay bir süreç değil, yani Türkiye’de siyasetçiler bu işi biraz fazla basit bir matematiğe dönüştürüyorlar. Bunun çok sıkıntılı bir süreç olacağını kimse konuşmak istemiyor” şeklinde sürdürüyor.

Paylaşın

YSK Açıkladı: Yurt Dışında Kullanılan Oy Sayısı 1,5 Milyonu Geçti

Yurt dışı temsilcilik ve gümrüklerdeki oy verme işlemleri sürüyor. YSK’ya göre, 22 Mayıs saat 23.37 itibarıyla yurt dışı temsilcilik ve gümrüklerde oy kullanan seçmen sayısı toplam 1 milyon 500 bin 26 oldu.

Haber Merkezi / Yurt dışı temsilciliklerde oy verme işlemleri 24 Mayıs’ta sona erecek, gümrüklerde ise 28 Mayıs saat 17.00’ye kadar devam edecek.

Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı seçmenlerin yurt dışı temsilcilik ve gümrüklerdeki oy verme işlemleri sürüyor.

Yüksek Seçim Kurulu’ndan (YSK) edinilen bilgiye göre, saat 23.37 itibarıyla yurt dışı temsilcilik ve gümrüklerde oy kullanan seçmen sayısı 1 milyon 500 bin 26 oldu.

Yurt dışında oy verme süreci 20 Mayıs’ta başlamıştı. Bazı ülkelerde oy verme süreci sona erdi. Ancak birçok ülkede yurt dışı temsilciliklerdeki oy verme işlemleri 24 Mayıs Çarşamba akşamına kadar sürecek. Gümrük kapılarındaki oy verme işlemi ise 28 Mayıs Pazar günü saat 17.00’ye kadar devam edecek.

Katılımın ilk turu geçmesi bekleniyor

Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunda yurt dışı temsilciliklerdeki oy verme süresi 12 günden beş güne indi. Ancak buna rağmen şu ana kadarki katılım oranı, ikinci turda kullanılan oy sayısının ilk turun da üzerine çıkabileceğine işaret ediyor.

Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunda, toplamda 3,4 milyon seçmenin bulunduğu yurt dışında kullanılan oy sayısı 1,8 milyonu geçmişti. Katılım oranı yüzde 53’ün üzerinde olmuştu.

Cumhur İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Recep Tayyip Erdoğan yurt dışındaki oyların yüzde 57,47’sini alırken Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu yüzde 39,57’sini almıştı.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a Sert Tepki: Montajcı Sahtekar

Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın TRT yayınında kendisiyle ilgili söylediği “Kılıçdaroğlu’nun Kandil’dekilerle video çekimleri var. Bunları yayınladılar. ‘Haydi, haydi’ türü. Ama montaj ama şu ama bu…” sözlerini paylaşıp “Montajcı sahtekar” yorumu yaptı.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın TRT yayınında kendisiyle ilgili söylediği “Kılıçdaroğlu’nun Kandil’dekilerle video çekimleri var. Bunları yayınladılar. ‘Haydi, haydi’ türü. Ama montaj ama şu ama bu…” sözlerini paylaşıp “Montajcı sahtekar” dedi.

Kılıçdaroğlu, açıklamasının devamında, “Ben iftiraya uğramaktan yoruldum, bu bana iftira atmaktan yorulmadı. Sen kimin temiz olduğunu, kimin kirli olduğunu herkese göster ya Rabbi. Amin!” ifadelerini kullandı.

İkinci turda Erdoğan’ı destekleyeceğini açıklayan Sinan Oğan’ın ilk tur öncesi sarf ettiği “Cehennemin kapısını kapatmak” ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu, konuya ilişkin ise şunları söyledi:

“İkinci turda kimseyi manipüle edemeyecekler. Tüm maskeler düştü, her şey gün gibi ortada. Gençler, kendilerini sahte muhalifle manipüle eden Erdoğan’ın hesabını kesecek. Cehennemin kapılarını kimin kapayacağı da artık netleşmiştir. Seçim sıfırdan başlamıştır. Haydi Sandığa!”

Erdoğan ne demişti?

CHP Genel Başkanı sırtını PKK terör örgütüne dayamıştır. Kılıçdaroğlu’nun Kandil’dekilerle video çekimleri var. Bunları yayınladılar. ‘Haydi, haydi’ türü. Ama montaj ama şu ama bu. PKK’lılar videolarla bunlara destek verdi.

Paylaşın

Akşener: Kaybedersek, Bu Ucube Sistemi Tartışamayacağız

Katıldığı bir televizyon programında “28 Mayıs” seçimine ilişkin değerlendirme yapan İYİ Parti Lideri Akşener, “Sayın Kılıçdaroğlu’nu seçtireceğimize inanıyorum. Yasama ve yürütmede denge ve denetleme olur. O zaman sağduyu Türkiye’ye hakim olur. Hep beraber Meclis’te referanduma gerek kalmadan, bütün partilerin ‘evet’i ile parlamenter sisteme geçiş daha kolay, uzlaşı ile olur diye düşünüyorum” dedi ve ekledi:

Benim derdim şu; biz bu ucube sistemin, burada özne sayın Erdoğan sayın Kılıçdaroğlu değil. Sayın Erdoğan kazanırsa, göreceksiniz en fazla 2 sene sonra özellikle kadınlar ‘Meral hanım haklıymış’ diyecekler. Özellikle kadınlar nefes alamayacak. Bu dile sahip bir partiyle el sıkışma durumunda bıraktı. Bunu kaybedersek, bu ucube sistemi bir tartışamayacağız. Sayın Erdoğan’ın son seçimi. Bunu bir kenara koyun. Burada çok büyük haksızlık var.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Habertürk yayınında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Akşener’in açıklamalarından satır başları şöyle:

“Ben olumlu veya olumsuz değerlendirmeye dair kendimi hak sahibi görmüyorum. Bu değerlendirmeyi yapacak olan sayın Oğan’a 5.3 oy vermiş seçmendir. Bu seçmenler sayın Erdoğan’ı desteklemeye mi gideceklerdir; yoksa bir denge unsuru olarak tutum mu alacaklardır, onu bilmiyoruz.

Sayın Oğan’ın kişisel kararını elbette saygıyla karşılıyorum. Uzun zamandır Türkiye’de siyasi partilere, şahıslara oy veren seçmenin iradesi sıfır, o partinin marabası gibi tarif edilen seçmen var. Seçmen velinimettir. Sayın Erdoğan’a koştura koştura desteklemeye gideceğini düşünmüyorum.

Millet İttifakı’nı da Cumhur İttifakı’nı da eleştirdiği alanlar vardı. Sayın Kılıçdaroğlu bizatihi sayın Oğan’ı ziyaret ederek cevap verdi. Soru işaretlerine açık ve net cevaplar verdi sayın Kılıçdaroğlu. Sayın İnce özellikle üzerinde durduğum kişidir. Sayın İnce, sayın Özdağ, sayın Oğan dahil olmak üzere onlarla konuşmaya yetkili kıldık biz.

Sayın Kılıçdaroğlu’nun konuşması gerekiyor muhatap olarak. Buna karşılık sayın Erdoğan davet etti ve sayın Oğan’ın itiraz ettiği her şey yerinde duruyor. Şaşırdığımı söylemem. Görüşmelerden sonra gidişata göre şaşırmadım. Bu 5.2’lik alan sayın Oğan’ın hareketiyle koştur koştur gidip sayın Erdoğan’ı destekleyecek diye kavram da yok.

Organik mitinglerde sayın Kılıçdaroğlu’na oy istediğimde oluşan alkışı görüyorsunuz. Kalabalık olmuş, az olmuş gibi iddiamız yoktu. Güzel ve coşkulu mitingler oldu. Erzurum’dan sonra ben sayın Kılıçdaroğlu’nun 1. turda seçimi alacağına inandım ve bunu da belirttim. Böyle gördüğünüz de Meclis’in de alabileceğini denk düşürüyorsunuz. Bir bahane uydurmuyorum.

Cumhur İttifakı’nda AK Parti 2002’deki oyuna düştü, ilk defa, 21 yılda. Sayın Erdoğan ikinci tura kaldı. Buna karşılık Meclis’i aldılar. Bu Türkiye açısından büyük fayda da getirebilir. Sayın Kılıçdaroğlu’nu seçtireceğimize inanıyorum. Yasama ve yürütmede denge ve denetleme olur. O zaman sağduyu Türkiye’ye hakim olur. Hep beraber Meclis’te referanduma gerek kalmadan, bütün partilerin ‘evet’i ile parlamenter sisteme geçiş daha kolay, uzlaşı ile olur diye düşünüyorum.

Benim derdim şu; biz bu ucube sistemin, burada özne sayın Erdoğan sayın Kılıçdaroğlu değil. Sayın Erdoğan kazanırsa, göreceksiniz en fazla 2 sene sonra özellikle kadınlar ‘Meral hanım haklıymış’ diyecekler. Özellikle kadınlar nefes alamayacak. Bu dile sahip bir partiyle el sıkışma durumunda bıraktı. Bunu kaybedersek, bu ucube sistemi bir tartışamayacağız. Sayın Erdoğan’ın son seçimi. Bunu bir kenara koyun. Burada çok büyük haksızlık var.

Mesela bana PKK’lı dendi. Diyarbakır’a gittiğim zaman faili meçhulcü dendi. Dürüst bir şekilde söylüyorum; bu işle alay etmeyi tercih ettim. Dünya kadar televizyon kanalı, sosyal medyada inanılmaz kampanya olmuş. HDP’nin masada olduğunu düşünmemiştim, bu tutmuş. Sayın Kılıçdaroğlu’nun Öcalan’ı çıkaracağına dair iftiralar tutmuş.

“Benim PKK ile ilişkim varsa gereğinin yapılması lazım”

Duran Kalkan uzun uzun kesildi verildi. İkinci bölümü yayınlandı. Dendi ki, en fazla bizimle görüşen Tayyip Erdoğan’dır. O kadar çok şey söyleyebilirim ki. Şurada oturup, Tayyip Erdoğan’ı PKK’lı ilan ederim. Habur rezaletini sorarım. Mansur Bey’le gittiğimiz mitinglerde PKK mevzusunu konuştuk. Benim PKK ile ilişkim varsa gereğinin yapılması lazım. Sizin karşınızda konuşamıyor olmam lazımdı.

Anketlerde sayın Kılıçdaroğlu birinci çıktığında borsa yükselmişti. Dolayısıyla ekonomi onu satın almıştı. Perşembe günü ne kararlar alındı, bu da başka durum. Anketler doğru mu eğri mi onu bilemem. Anket şirketi sahiplerin temel sorunu, istisnalar kaideyi bozmaz, çalıştıkları siyasi partilerin yöneticilerini siyasi iletişim açısından tanzim etmeye çalışıyorlar. Orada bilim kayboluyor. Bir anket şirketinin üst düzey yöneticisi Bilge Yılmaz hocayı arayıp ‘istifa et bu partiden’ demiştir. Bu bilime, ahlaka yansıyor.

1 milyonun üstünde geçersiz oy var. Katılma oranı yüzde 87. Sayın Kılıçdaroğlu 24 milyon 595 bin oy. Sayın Erdoğan 27 milyon 133 bin 849 oy. Aradaki fark 2,5 milyon civarında. Oy kullanan 55 milyon 833. Böyle baktığınız zaman potansiyel seçmen 12 milyon oy vermemiş. Bu seçime iki taraf da sıfırdan başlıyor. Cumhur İttifakı’nda da BBP, MHP, Yeniden Refah gibi partiler ayrı girdiler.

Bizim Millet İttifakı’nda CHP ve biz ayrı ayrı girdik. Çeşitli kafa karışıklıkları her tarafta olabilir. Bugün sadece iki kişi için oy istenecek. Şimdi konu daha sadeleşti, basitleşti. Arada 2,5 milyon rakam olduğu için mikro seviyede bire bir, şahıs olarak temasla bu işi sağlamak. Mitingler yaptık. O tamam. Şimdi bireye dokunma zamanı. Şimdi 50 bin genç yeni oy kullanacakmış. Mami diyorlar bana. ‘Mami ne söylüyorsun, sayın Kılıçdaroğlu’na oy vermek için ikna et beni’ diyorlar.”

Paylaşın