AK Partili Kurtulmuş’tan Ümit Özdağ’ın Açıklamalarına Yalanlama

AK Parti Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş, Ümit Özdağ’ın “Numan Kurtulmuş’un anlattığı şey sığınmacıların vatanlarına dönmesini içermiyordu” şeklindeki sözlerinin “gerçek dışı” olduğunu belirtti ve ekledi:

Haber Merkezi / “Hem baş başa görüşmemizde hem de sonrasındaki ortak basın açıklamasında ifade ettiğimiz gibi hükümetimiz Suriyeli göçmenlerin güvenli ve gönüllü geri dönüşleriyle ilgili kapsamlı çalışmalarını hassasiyetle sürdürmektedir.”

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet ittifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na destekleyeceklerini açıklamıştı.

Ümit Özdağ, destek açıklamasını yaparken “Birinci turun sonunda gördük ki ortaya çıkan görünüm iki adayın 28’inde bir ikinci yarış için Türk halkının önüne gideceği çerçeveyi oluşturmuş ve Numan Bey bizi ziyaret etti. Kendilerine sorduk, ‘Sığınmacılar konusunda ne yapmak istiyorsunuz’ diye sorduk. Anlattıkları sığınmacıların vatandaşlarına dönmesini içermiyordu” ifadelerini kullanmıştı.

AK Parti Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın ‘Numan Kurtulmuş’un anlattığı şey sığınmacıların vatanlarına dönmesini içermiyordu’ şeklindeki sözlerinin “gerçek dışı” olduğunu belirtti.

Numan Kurtulmuş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Sayın Ümit Özdağ’ın bugün yaptığı açıklamasında ifade ettiği ‘Numan Kurtulmuş’un anlattığı şey sığınmacıların vatanlarına dönmesini içermiyordu’ şeklindeki sözleri tamamen gerçek dışıdır.

Hem baş başa görüşmemizde hem de sonrasındaki ortak basın açıklamasında ifade ettiğimiz gibi hükümetimiz Suriyeli göçmenlerin güvenli ve gönüllü geri dönüşleriyle ilgili kapsamlı çalışmalarını hassasiyetle sürdürmektedir” dedi.

Paylaşın

Zafer Partisi Lideri Özdağ’dan Kılıçdaroğlu’na Destek Açıklaması

Kemal Kılıçdaroğlu ile Ümit Özdağ, düzenledikleri ortak basın toplantısında Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turu öncesi anlaşmaya vardıklarını kamuoyuna duyurdu. Özdağ, parti olarak 28 Mayıs’ta Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini açıkladı.

Haber Merkezi / Ümit Özdağ, Kemal Kılıçdaroğlu ile sığınmacıların bir yıl içinde “insan haklarına ve uluslararası hukuka uygun şekilde ülkelerine geri gönderilmesi” konusunda mutabık kaldıklarını ve bu nedenle Kılıçdaroğlu’nu destekleme kararı aldıklarını söyledi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu ile Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Zafer Partisi Genel Merkezi’nde bir araya geldi. Ümit Özdağ, Kemal Kılıçdaroğlu’nu Genel Merkez önünde karşıladı.

Görüşmenin ardından Kılıçdaroğlu yaptığı açıklamada, “Verimli ve güzel bir toplantı gerçekleştirdik. Bir metin de hazırlandı, paylaşacağız. Türkiye’nin geleceği açısından her partiye, genel başkana sorumluluk düşüyor. Biz de bir araya geldik, oturduk, konuştuk. Güzel sonuçlar elde ettik. Genel başkan ve arkadaşlarına teşekkür ediyorum. Umarım Türkiye güzel günlere gebe, Türkiye’yi huzura kavuşturacak adımları atacağız. ‘Birleşe birleşe kazanacağız’ sloganı da fena değil” dedi.

Özdağ da, “Türkiye’nin en önemli sorunu 13 milyon sığınmacı ve kaçağın geri yollanmasıdır. 13 milyon vatanlarına geri yollanmadan, yenilerinin gelmesi engellenmeden Türkiye’nin ekonomik sorunlarını aşması mümkün değildir. 11 milyar dolar harcayarak fakirlikten kurtulamayız, kiraların yükselişini engelleyemeyiz, sokaklarda güvenliği sağlayamayız, çocuklarımıza iş bulamayız. Nasıl bir yüzücünün bacaklarına yirmişer kilo demir bağlarsanız ne kadar iyi bir yüzücü olursa olsun yüzemez ise, bir ülke de 13 milyon sığınmacı ile ekonomisini güvenliğini doğru bir çizgiye oturtamaz.

Bundan dolayı 14 Mayıs seçimlerine giderken Türk halkından Zafer Partisi olarak sığınmacıları vatanlarına geri yollamak için destek istedik. Ancak partimizin yeni kurulmuş olması, medyada uygulanan ambargo vatandaşımıza erişmemizi engelledi.

Birinci turun sonunda gördük ki ortaya çıkan siyasi görünüm iki adayın 28’inde bir ikinci yarış için Türk halkının önüne gideceği çerçeveyi oluşturmuş ve Numan Bey bizi ziyaret etti. Kendilerine sorduk, bizden destek istediler ‘Sığınmacılar konusunda ne yapmak istiyorsunuz?’ diye sorduk. Anlattıkları sığınmacıların vatanlarına dönmesini içermiyordu.

Kemal Bey çok net bir şekilde sığınmacıların vatanlarına dönmesi gerektiğini ve bu politikayı izleyeceğini söyledi. Bu politikanın detaylarını konuştuk. Ve Zafer Partisi’nin önermiş olduğu bir sene içerisinde uluslararası hukuka uygun dönen Suriyelilerin Suriye’de güvenliğini sağlayacak ama Türk ekonomisinin üzerindeki büyük yükü de kaldıracak, uyuşturucu çetelerini sokaklarımızdan çözecek bir model üzerinde kendisi ile fikir birliğine vardık.

Zafer Partisi olarak Sayın Kılıçdaroğlu’nu ikinci turda destekleme kararı verdik, hayırlı olsun. Eğer Türkiye’nin Türkiye olarak kalmasını istiyorsanız, göçmenistan olmasını istemiyorsanız, çocuklarınızı dışarıya güven içinde yollamak istiyorsanız 28 Mayıs’taki seçimlerde 13 milyon sığınmacıyı gönderecek politikalara, Kılıçdaroğlu’na destek verin” diye konuştu.

Paylaşın

Ahmet Türk: Demokratik Anlayışa Destek Vermemiz Gerekiyor

28 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimine ilişkin değerlendirme yapan Ahmet Türk, “Demokrasiden yana mı olacağız yoksa bugüne kadar ırkçı, milliyetçi, tekçi, Kürt halkının inkarı üzerinde kendini var eden, Kürt halkına baskı yapan bir anlayışa mı destek vereceğiz” dedi ve ekledi:

“Halkımız bir tehdit altında kalmayı mı seçecek yoksa nefes alacak bir demokratik ortama mı destek verecek. Demokrasiden yana olan herkes bu tehdidi ortadan kaldıracak bir davranış içinde olmazsa bizim için büyük bir eksiklik demektir. Seçimden sonra yaşanan kırıklığı, moralsizliği bir tarafa bırakarak, 14 Mayıs’tan daha güçlü, daha büyük bir inançla bu seçimi kazanacağımızı ifade ederek, sandık başına gitmemiz lazım.”

Ahmet Türk, açıklamasının devamında, “Bir oyun çok çok önemli olduğu bir dönemi yaşıyoruz. Bir referandum olarak görmeliyiz. Ya demokrasiden yana olacağız ya da antidemokratik uygulamaları ile bizlere acılar yaşatan bir anlayıştan yana olacağız. Halkımız bunun hesabını çok iyi yapmalı, sadece Kürtler ile ilgili değil. Türkiye halkları da bunun hesabını yapsın. Geleceğimizi güvence altına alacak bir demokratik anlayışa destek vermemiz gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

Ahmet Türk, 14 Mayıs seçimlerini ve ikinci tura kalan Cumhurbaşkanlığı seçimlerini değerlendirdi.

Mezopotamya Haber Ajansı’nda yer alan habere göre, 14 Mayıs seçimlerine giderken iktidar partisinin 16 bakanının istifa etmemesinin Anayasa’ya aykırı bir süreç olduğuna dikkat çeken Ahmet Türk, “Demokratik bir seçimden bahsetmek mümkün değil. Yapmış olduğumuz bütün araştırmalarda birçok yerde fazla oyların kullanıldığını ve oyların değiştirildiğini görüyoruz. Bir bütün olarak bizim eksiklerimiz vardı. Gerek sandık başındaki görevliler açısından gerekse de seçim sürecine giderken, bizden ve muhalefetten kaynaklanan eksiklikler olduğunu görüyoruz.

28 Mayıs’tan sonra elbette bunlara dair değerlendirmelerimiz olacak. Burada gerçekten sandıklara sahip çıkabilirsek ve sandıklarda oynamalar olmazsa 28 Mayıs’taki sonucun Kemal Kılıçdaroğlu lehine gelişeceğini düşünüyorum. 14 Mayıs’ta gerçekleştirilen seçimler için bir bütün olarak baktığımız da demokratik bir seçim süreci olmadığını görüyoruz. İnanıyorum ki, 28 Mayıs’ta sandıklara sahip çıkılabilirse çok farklı bir sonuç elde edilebilir” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 14 Mayıs gecesi gerçekleştirdiği balkon konuşmasında “çok endişeli” olduğuna dikkat çeken Türk, “Erdoğan seçimler bitinceye kadar çok endişeli duruyordu. Sonuçlar ortaya çıktığı zaman 14 Mayıs öncesindeki Erdoğan’dan başka bir Erdoğan ortaya çıktı. Şuna inanıyorum; 49 buçuk oyu alan 50’yi de tamamlayabilirdi. Bence devletin bütün imkanlarını devreye koyarak, Kılıçdaroğlu’na çok büyük bir fark atarak seçimleri tamamlamak istediklerini düşünüyorum.

Ama bu hesaplar çok farklı da sonuçlar ortaya çıkarabilir. Ama yine de bana göre; demokratik olmayan bir seçim sonucunda ikinci tura giderken, Kılıçdaroğlu’nun halen aday olması Erdoğan’ı meşrulaştırmanın ötesine geçmiyor. Bence Erdoğan’ı meşrulaştıran bu adımın atılmaması gerekiyordu. Şahsen ben olsam çekilirdim. Buyursun Erdoğan kendi başına seçime girseydi. Erdoğan, ikinci tura gitmenin kendisini meşrulaştıracağını düşünüyor ve bu düşünceyle ikinci tura gidiyor. İkinci turdan beklediği de bu meşruluğu kazanmaktan başka bir şey değildir. Bence Erdoğan çoktan meşruiyetini yitirmiştir” ifadelerini kullandı.

14 Mayıs öncesi yaşanan hukuksuzluklara dikkat çeken Türk, “Bu kadar adaletsizliğin, bu kadar hukuksuzluğun yapıldığı, Yüksek Seçim Kurulu’nun Anayasa’ya rağmen bakanların görevine devam etmesi yönünde karar vermesi, valilerin, kaymakamların, karakol komutanlarının köy köy AKP’ye oy vermeleri yönünde baskılar yapması… Bu nasıl demokrasi olur. Bugün bile kendi gözüm ile buna şahit oldum. Böyle bir seçim nasıl demokratik bir seçim olur. Yine de tüm bunlara rağmen inanıyorum ki, halk bütün bunları aşacaktır. Halk bu hukuksuzluğa karşı daha güçlü bir şekilde sesini duyuracak. Sandıkta gücünü gösterecek. Buna inanıyorum. Yeter ki, bütün bu olumsuzluklara rağmen, bütün bu hukuksuzluklara rağmen sandık başında olalım, sandıkları koruyalım” dedi.

“Geleceğimizi güvence altına alacak bir demokratik anlayışa destek vermemiz gerekiyor”

Sandığa gitmenin çok önemli olduğunu kaydeden Ahmet Türk, şunları söyledi: “Demokrasiden yana mı olacağız yoksa bugüne kadar ırkçı, milliyetçi, tekçi, Kürt halkının inkarı üzerinde kendini var eden, Kürt halkına baskı yapan bir anlayışa mı destek vereceğiz. Halkımız bir tehdit altında kalmayı mı seçecek yoksa nefes alacak bir demokratik ortama mı destek verecek. Demokrasiden yana olan herkes bu tehdidi ortadan kaldıracak bir davranış içinde olmazsa bizim için büyük bir eksiklik demektir.

Seçimden sonra yaşanan kırıklığı, moralsizliği bir tarafa bırakarak, 14 Mayıs’tan daha güçlü, daha büyük bir inançla bu seçimi kazanacağımızı ifade ederek, sandık başına gitmemiz lazım. Bir oyun çok çok önemli olduğu bir dönemi yaşıyoruz. Bir referandum olarak görmeliyiz. Ya demokrasiden yana olacağız ya da antidemokratik uygulamaları ile bizlere acılar yaşatan bir anlayıştan yana olacağız. Halkımız bunun hesabını çok iyi yapmalı, sadece Kürtler ile ilgili değil. Türkiye halkları da bunun hesabını yapsın. Geleceğimizi güvence altına alacak bir demokratik anlayışa destek vermemiz gerekiyor.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu İle Özdağ’ın İmzaladığı Yedi Maddelik Protokol

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu ile Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Zafer Partisi Genel Merkezi’nde bir araya geldi. Ümit Özdağ, Kemal Kılıçdaroğlu’nu Genel Merkez önünde karşıladı.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu ile Özdağ, düzenledikleri ortak basın toplantısında Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turu öncesi anlaşmaya vardıklarını kamuoyuna duyurdu. Özdağ, parti olarak 28 Mayıs’ta Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini açıkladı.

Kemal Kılıçdaroğlu ile Ümit Özdağ’ın anlaştığı 7 maddelik protokol metninde ise şu ifadeler yer aldı:

“Bu protokol, Zafer Partisi ile Millet İttifakı Bileşenleri arasında, Cumhurbaşkanlığı İkinci tur seçiminde ve sonraki süreçte yapılacak iş birliği esaslarını kapsamaktadır. Amaç: 21 yıllık AKP hükümetlerinin yarattığı sosyal yıkım, yolsuzluk, yoksulluk, devlet krizi, sığınmacı sorunu, rant-borç-talan ekonomisi ve neden olduğu ağır ekonomi sorunları ve toplumun siyasi kutuplara bölünmesine karşı devletin yeniden düzenlenmesi; millî birlik ve beraberliğin sağlanması, yoksulluk, yolsuzluk, yasaklar ve ağır ekonomi sorunlarının çözümü, Türkiye için ağır bir güvenlik ve demografi sorunu oluşturan sığınmacı ve kaçakların gönderilmesi için ortak çalışma ve iş birliği detaylarının tespit edilmesidir.”

Protokolde yer alan 7 maddelik temel ilkeler şöyle:

1 – Anayasamızın ilk 4 maddesi ve 66. madde de yer alan Türk Vatandaşlığı konusundaki tanımı ve içeriği korunacaktır.

2 – 1924 yılında kurulan milli-üniter-laik devletten asla taviz verilmeyecektir. Bu değerlere bağlı kalınacaktır.

3 – Başta Suriyeliler olmak üzere tüm sığınmacılar ve kaçaklar en geç 1 yıl içerisinde ülkelerine geri gönderilecektir.

4 – Devletin varlığı ve bütünlüğünü hedef alan başta FETÖ, PKK, IŞİD olmak üzere bütün terör örgütleri ile etkin ve kararlı mücadele edilecektir. Terörle mücadele çerçevesinde, terörle bağlantısı hukuki kanıtlarla sabit olan mahalli idare yöneticileri yerine devlet görevlileri ataması uygulamasına yargı kararı çerçevesinde devam edilecektir. Terörle müzakere değil, mücadele edilecektir. Türkiye’nin milli ve üniter devlet yapısını hedef alan hiçbir siyasi ve hukuki düzenlemeye izin verilmeyecektir.

5 – Devletin bütün birimlerinde yapılacak görevlendirmelerde sadakat değil, liyakatin esas alınması sağlanacaktır.

6 – Bütün yolsuzluklar ile hukuk çerçevesinde çok etkin bir şekilde mücadele edilecektir.

7 – Devletin vatandaşına karşı şeffaf olunması ve açık davranması konularında tam mutabakata varılmıştır.

Paylaşın

Tutuklu Ve Hükümlü Sayısında Rekor: En Yaygın Suç Hırsızlık

2020 yılında pandeminin de etkisiyle düşüş eğilimi gösterse de 2012-2022 döneminde hemen her yıl düzenli olarak arttı. 2022 sonunda 341 bin 294’e ulaşan cezaevindeki nüfus, 2012-2022 döneminin en yüksek sayısı olarak kayıtlara geçti.

Hükümlülerin yüzde 24’ünün hırsızlık, yüzde 8’inin konut dokunulmazlığının ihlali, yüzde 7’sinin kasten yaralama, yüzde 6,7’sinin ise uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan cezaevinde olduğu açıklandı.

Adalet Bakanlığı, 2022 yılına yönelik ceza infaz kurumu istatistiklerini yayımladı. Ekonomik krizin önlenemez boyutlara ulaştığı 2022 yılında cezaevi nüfusu da tarihi rekor kırdı. Hırsızlık suçundan hüküm giyenlerin çoğunlukta olduğu tutuklu ve hükümlülerin sayısı 341 bin 294’e ulaştı.

BirGün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre, verilere göre cezaevlerindeki kişi sayısı, 2020 yılında pandeminin de etkisiyle düşüş eğilimi gösterse de 2012-2022 döneminde hemen her yıl düzenli olarak arttı. 2022 sonunda 341 bin 294’e ulaşan cezaevindeki nüfus, 2012-2022 döneminin en yüksek sayısı olarak kayıtlara geçti.

Ceza infaz kurumlarındaki toplam nüfusun yüzde 87,6’sını hükümlüler, yüzde 12,4’ünü ise tutuklular oluşturdu. Nüfusun yüzde 95,9’unun erkeklerden, yüzde 4,1’inin ise kadınlardan oluştuğu bildirildi.

Türkiye’de 2021 yılında 352 ile ifade edilen yüz bin kişi başına düşen ceza infaz kurumlarındaki kişi sayısı, 2022 yılında 400 oldu. 2022 yılında 12 ve daha yukarı yaştaki her yüz bin kişiden 485’i ceza infaz kurumlarına girdi.

En yaygın suç hırsızlık

Hükümlülerin yüzde 24’ünün hırsızlık, yüzde 8’inin konut dokunulmazlığının ihlali, yüzde 7’sinin kasten yaralama, yüzde 6,7’sinin ise uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan cezaevinde olduğu açıklandı.

1 Ocak 2022 – 31 Aralık 2022 tarihleri arasında ceza infaz kurumlarına 301 bin 410 kişinin hükümlü statüsünde giriş yaptığı, aynı dönemde 264 bin 844 hükümlü statüsünde kişinin de çıkış yaptığı kaydedildi. Ceza infaz kurumlarına girdiği tarihte 12-17 yaş grubunda olan hükümlülerin sayısının ise bin 373 olduğu açıklandı.

Paylaşın

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Depremzedelere “Seçim” Mesajı

Sosyal medya hesabından depremzedelere yönelik mesajlar paylaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Siyasi görüşü ne olursa olsun, 6 Şubat’ta yaşadığı büyük afetin ardından sandığa giden, tercihini demokratik yollarla gösteren deprem bölgesindeki tüm kardeşlerime en kalbî şükranlarımı sunuyorum” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Sandıkta tecelli eden iradenizin başımız üzerinde yeri vardır. Bizim vazifemiz hiçbir ayrım gözetmeden sizlere aşkla hizmet etmektir, 21 yıldır biz de bunu yaptık. Sırf bekledikleri sonuç çıkmadı diye yüreği yaralı insanlarımıza yönelik belli çevrelerce yürütülen hınç ve nefret furyasını reddediyoruz. Hamdolsun, devlet-millet el ele vererek yaralarımızı süratle sarıyoruz.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medyadan depremzedelere yönelik mesajlar paylaştı.

“Siyasi görüşü ne olursa olsun, 6 Şubat’ta yaşadığı büyük afetin ardından sandığa giden, tercihini demokratik yollarla gösteren deprem bölgesindeki tüm kardeşlerime en kalbî şükranlarımı sunuyorum. Sandıkta tecelli eden iradenizin başımız üzerinde yeri vardır. Bizim vazifemiz hiçbir ayrım gözetmeden sizlere aşkla hizmet etmektir, 21 yıldır biz de bunu yaptık.

Sırf bekledikleri sonuç çıkmadı diye yüreği yaralı insanlarımıza yönelik belli çevrelerce yürütülen hınç ve nefret furyasını reddediyoruz. Hamdolsun, devlet-millet el ele vererek yaralarımızı süratle sarıyoruz. Deprem illerimizde 910 bini aşkın çadır ile 117 bin konteynerin kurulumunu tamamladık, 13 bine yakın iş yerimizi faaliyete aldık.

Bugüne kadar 175 bin bağımsız bölümün inşa sürecini başlattık. Muhalefetin, çarpıtılmış bir fotoğraf karesi üzerinden diline doladığı Hatay Defne Devlet Hastanemizi 57 gün içinde hizmetinize sunduk. Önümüzdeki Ekim-Kasım gibi de inşallah sizleri yeni yuvalarınıza kavuşturmaya başlayacağız. 319 bini ilk bir senede olmak üzere toplamda 650 bin afet konutu inşa edeceğiz.

Gönlünüzü ferah tutun, lütfen hüzünlenmeyin, hiçbir zaman karamsarlığa kapılmayın. Şehirlerinize sahip çıkmaya, hayata dört elle sarılmaya devam edin. Biz yanınızdayız. Allah’ın izniyle sizi asla yalnız bırakmayacak, muhannete muhtaç etmeyeceğiz.”

Paylaşın

Kalın’dan “Montaj Video” Yorumu: Bir Grup Kıvrak Zekalı Gencin…

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mitinglerinde gösterdiği montaj videoyu değerlendiren Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, “Bir grup kıvrak zekalı gencin kurguladığı video. Videoda bir araya getirilen unsurlar gerçek” dedi ve ekledi:

“Asıl mesele bu açıklamaları PKK kadroları yaptı mı, yapmadı mı? Sorulması gereken bu. 1,5 aydır PKK kadrolarının ardı ardına Sayın Kılıçdaroğlu’na destek açıklamalarını biliyoruz. Bir terör örgütü sizinle ilgili lehte açıklamalar yaptı.”

Kalın, açıklamasının devamında, “Doğal olarak rahatsız olursunuz. Doğal olarak ‘siz kimsiniz’ dersiniz. 1. turda bunlarla ilgili bir şey duyduk mu biz? Sayın Kılıçdaroğlu’nun bundan rahatsız duyduğunu düşünüyorum ama bu konuda sessiz kalındı. Bunu birinci turda ifade etmesi gerekirdi ama şimdi ediyor. O zaman HDP ile konuşsun bunu. Kamuoyunda böyle bir tablo var” ifadelerini kullandı.

Kalın, ayrıca, “Seçimin sonucu ne olursa olsun 28 Mayıs’tan sonra Türk siyaseti yeni bir fay hattı üzerinden şekillenecek. Terörle aranıza ne kadar mesafe koyduğunuz meselesi olacak” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Habertürk’e konuştu. Kalın’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

(Ümit Özdağ’ın Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili tutumu): Zafer Partisi Genel Başkanı Sayın Özdağ yarın (Çarşamba) açıklama yapacağını söyledi. Yarın göreceğiz. Anlaşabildilerse saygıyla karşılarız.

Seçimin sonucu ne olursa olsun 28 Mayıs’tan sonra Türk siyaseti yeni bir fay hattı üzerinden şekillenecek. Terörle aranıza ne kadar mesafe koyduğunuz meselesi olacak. Merkez sağ, muhafazakar-milliyetçi ayağı; sosyal demokrat, sol, liberal ayağı.”

(Milliyetçilik tartışması): Seçim sürecinde Sayın Kılıçdaroğlu’nun HDP ile yaptığı işbirliği neticesinde bence CHP’nin hassasiyetlerinin gerisine düştüğü, HDP yöneticilerini rahatsız etmemek adına kamuoyunun tatmin edici karar alamadığını düşünüyorum.

Kendisi de son 1 haftadır tavrını değiştirmeye başladı. Birinci turda niye bu vurgu yoktu. CHP son tahlilde devleti bilen parti. Devletin bekasını, varlığını, meşruiyetini hedef alan terör örgütü konusunda CHP’nin başka türlü tavır almasını tahayyül edemem.”

(Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mitinglerinde gösterdiği montaj video): Bir grup kıvrak zekalı gencin kurguladığı video. Videoda bir araya getirilen unsurlar gerçek. Asıl mesele bu açıklamaları PKK kadroları yaptı mı, yapmadı mı? Sorulması gereken bu. 1,5 aydır PKK kadrolarının ardı ardına Sayın Kılıçdaroğlu’na destek açıklamalarını biliyoruz. Bir terör örgütü sizinle ilgili lehte açıklamalar yaptı.

Doğal olarak rahatsız olursunuz. Doğal olarak ‘siz kimsiniz’ dersiniz. 1. turda bunlarla ilgili bir şey duyduk mu biz? Sayın Kılıçdaroğlu’nun bundan rahatsız duyduğunu düşünüyorum ama bu konuda sessiz kalındı. Bunu birinci turda ifade etmesi gerekirdi ama şimdi ediyor. O zaman HDP ile konuşsun bunu. Kamuoyunda böyle bir tablo var.”

Paylaşın

YSP Milletvekili Önder’den Kılıçdaroğlu’na Destek Açıklaması

Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Cumhurbaşkanı Seçimi’nin ikinci turunda da Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini belirtti.

Sırrı Süreyya Önder, Cumhurbaşkanı Seçimi’nin ikinci turuna ilişkin “Sandıklara gitmemek yapmayacağımız, tercih etmeyeceğimiz bir seçenektir” dedi.

Yeşil Sol Parti’den İstanbul milletvekili seçilen Sırrı Süreyya Önder, HDP İstanbul İl Örgütü’nün Youtube kanalında seçimlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Önder’in açıklamasından satırbaşları şöyle:

“Sandıklara gitmemek tabii ki bir seçenektir, bir tutumdur. Tarihte de yeri vardır. Boykot bizim kendi geleneğimizde de yapılmıştır ama şu anda bu lüks sayılacak bir tutum olur. Çünkü ne sonuç üreteceği baştan belli bir tavır takınmış oluruz.

Bu sonuçta bizim açımızdan hangi seçenek galip gelirse gelsin, bizim açımızdan olumlu hiçbir sonuç üretmeyecek bir seçenektir. Dolayısıyla belki de yapmayacağımız, tercih etmeyeceğimiz tek seçenek olarak bunu görmek zorundayız. Geleceğimize kayıtsız kalmak anlamını taşır.

Kendisinin taahhüt ettiği birtakım şeyler var. Yani örneğin bağımsız yargı bunu kendisi kamuoyu önünde defalarca deklere etti. Örneğin bizim arkadaşlarımızın cezaevinde boşuna yatıyor oluşunun ya da siyasi bir hınç alma duygusuyla yatıyor oluşunun altını kendisi çizdi.

Dolayısıyla ağır bir sorumluluk aldı üzerine. Bunları yerine getirmek zorunda zaten bu ülkede değişim talebi de tam bu noktalarda en başta adaletsizlikten şikayet alanında odaklanıyor.

Kılıçdaroğlu’nun bir hiyerarşik olarak önce şunu yapacağı, sonra bunu yapacağı ya da bunu yapmayacağı gibi bir şey ben öngöremem ama kesinlikle adalet bahsinden başlaması gerektiğini düşünüyorum. Birincisi bu.

İkincisi bu sistem artık aleni ve çok hoyratça bir yağma, talan düzenine dönüştü. Bu anlamda da bu halkın kaynaklarının öz kaynaklarının talanının önüne geçecek bir adım atmasını bekliyorum.

Ondan sonrası gülistanlık olmayacak yine kendi egemen blokun kendi içinde iç çekişmeleri, çatışmaları devam edecek. Biz burada ne kadar aktör olabilirsek, ne kadar gelişmelerde insiyatif ve irade koyabilirsek o şekilde şekillenecektir diye düşünüyorum.”

Paylaşın

Kemal Kılıçdaroğlu: Burası AK Parti Devleti Değil

Katıldığı bir televizyon programında gündemi değerlendiren Kemal Kılıçdaroğlu, “Burası parti devleti mi, Türkiye Cumhuriyeti devleti mi? Burası bir AK Parti devleti değil. Burası milli kurtuluş savaşı sonrası kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti devletidir. 85 milyon bu ülkenin onurlu vatandaşlarıdır” dedi.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turuna ilişkin Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ile ortak basın açıklaması yapacağını söyleyen Kılıçdaroğlu, “Yarın 11.00’de açıklayacağız. Onların ve bizim beklentilerimiz var. Türkiye’nin bu durumdan bir an önce çıkması lazım. Temel konu olarak sığınmacılar, terör, Anayasa’nın ilk 4 maddesi, 66. maddesi, yolsuzluklar var. Bütün bunlar konuşuluyor” dedi ve ekledi:

“Hangi konularda uzlaşma sağladığımızı zaten kamuoyu bilecek. Anlaşma hemen oturduk imzaladık değil. Görüşmeler devam ediyor. Ümit Bey’le üç kez yan yana geldim. Tamamen ülke çıkarları üzerine bir mutabakat sağlamaya dönük çalışma var. Onlar da biz de gidişattan rahatsızız, düzelmesini istiyoruz. Anlaşma olursa kamuoyuyla paylaşacağız.”

Kılıçdaroğlu, ilk turda yüzde 5,17 oy alan ATA İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Sinan Oğan’ın Cumhur İttifakı’na desteğini açıklaması konusunda da “Siyaseten bir kişi durduğu yeri bilmeli, bu her şeyden önce ahlaki bir şeydir. Siz cumhurbaşkanı adayı olmadan önce topluma neler vadettiniz? Şimdi ne oldu da birdenbire 180 derece görüş açısı değişti?” diye sordu ve Oğan’a oy verenler için de “Size daha önce destek verenler köleleriniz değil ki sizin peşinizden gelsin” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim kampanyası konusunda ise Kılıçdaroğlu, “Bir seçim kampanyasının iktidar partisi tarafından bu kadar kirli, yalana dayalı olmasını hiç aklımızdan geçirmedik” dedi ve ekledi: Sahte video üreten kişiye ne denir? Sahtekâr denir değil mi? Devletin Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturan bir kişi nasıl sahtekârlık yapabilir. Bu kadar iftira, düzeysizlik Cumhuriyet tarihinde hiç olmadı.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Habertürk yayınına katılarak gündemi değerlendirdi. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından satır başları şöyle:

Yarın 11.00’de açıklayacağız. Yorum yapmak istemem. Elbette ki doğal olarak partilerle bir araya geliyoruz. Onların ve bizim beklentilerimiz var. Türkiye’nin bu durumdan bir an önce çıkması lazım. Temel konu olarak sığınmacılar, terör, Anayasa’nın ilk 4 maddesi, 66 maddesi, yolsuzluklar var. Bütün bunlar konuşuluyor.

Hangi konularda uzlaşma sağladığımızı zaten kamuoyu bilecek. Anlaşma hemen oturduk imzaladık değil. Görüşmeler devam ediyor. Ümit Bey’le, sayın genel başkanla üç kez yan yana geldim. Tamamen ülke çıkarları üzerine bir mutabakat sağlamaya dönük çalışma var. Onlar da biz de gidişten rahatsızız. Dolayısıyla düzelmesini istiyoruz. Anlaşma olursa kamuoyuyla paylaşacağız.

Oylar kişiye gitmez; idealizme gider. Sizin hedefiniz ne? Hedefe gider. Beklenti kişiye özgü değil; beklenti nelerin nasıl yapılacağını yönelik. Bunu ifade eden kişi yarın vazgeçip de başka yerde konumlanıyorsa bütün taban oraya gidecek diye bir şey yok. Bugün yapacağım diyorsunuz destek alıyorsunuz, üç gün sonra vazgeçtim diyorsunuz. Size destek verenler köleleriniz değil ki.

Onlara ‘Anayasa’nın ilk 4 maddesini değiştirecek kişilerin yanında yer almayacağım, 66. maddeyi değiştirmeyeceğim’ dediniz. Böyle bir toplum yok, olamaz da zaten. Sayın Oğan Cumhur İttifakı’nı destekleme yolunda karar aldı. Siyasette bir kişi durduğu yeri bilmeli. Siz topluma neleri vaat ettiniz? Şimdi hangi gerekçeyle vazgeçtiniz. Sade bir vatandaş olarak, hele hele oy veren vatandaş olarak bilmek isterim.

Tüm maskeler düştü. Halka farklı görünüp, sarayda farklı görünen kişi iki maske takamaz. Maskesi düşer. Sayın İnce ile görüştüm yakın zamanda. Kendisini aradım, geçmiş olsun dileklerimi ilettim. Yıllar yılı bu partiye emek vermiş. Binlerce kişiye yol arkadaşlığı yapmış, grup başkan vekilliği yapmış, il başkanlığı yapmış. Partideki üyeliği benden çok eski olan arkadaşımızdır. Kendisine her zaman her yerde saygı duymak benim görevimdir. Geçmiş olsun dileklerimi ilettim, karşılıklı biraz sohbet ettik. Tedavi sonrası inşallah kısa sürede sağlığına kavuşur diye dileklerimi ifade ettim.

Doğrusunu isterseniz 1. turda sonuç alacağımızı düşünüyordum. İki taraf da beklenen sonucu alamadı. Şimdi iki lider var. Ve tek bir oy pusulasında iki kişi var. Seçimin ötesinde bu bir referandum. Siz Anayasa’nın ilk 4 maddesini değiştirmek isterseniz Erdoğan’a, buna karşı iseniz Kılıçdaroğlu’na vereceksiniz.

Kadın haklarının kısıtlanmasını istiyorsanız Erdoğan’a vereceksiniz. Yeni sığınmacılar da gelsin, sayıları 10 milyon yapacağım diyorsanız Erdoğan’a oy vereceksiniz. Hayır ben sığınmacıları en geç 2 yıl içinde göndereceğim diyorsanız Kılıçdaroğlu’na oy vereceksiniz. Ekonomide istikrarsızlık devam etsin, fakir fukara kitle olarak daha da büyüsün diyorsanız Erdoğan’a oy vereceksiniz. 2. tur seçim değil bir referandum haline gelmiştir.

(Meclis’teki çoğunluğun Millet İttifakı’nda olması) Tam tersine büyük bir yarar. Bakın ortak mutabakat metninde bütçe harcamalarının sağlıklı bir şekilde denetlenmesi için Kesin Hesap Komisyonu kuracağımızı, başkanlığını da ana muhalefet partisinden olmasını istedik. Yaptığımız bütün harcamaların hesabını parlamentoda muhalefete vereceğiz. Halkımız ‘çoğunluk burada olsun’ dedi. Eyvallah çoğunluk burada olsun. Mesele yok, her türlü denetime parlamento açık olacak. Yaptığımız açıklamalar, aldığımız kararlar. Parlamento bir denetim organı aynı zamanda.

Parlamentoyu ve AK Parti’yi rahatsız edecek kanunu niye götürelim ki? Bizim götüreceğimiz yasalar toplumun yararına olacak. Biz Türkiye’de siyaset anlayışını değiştireceğiz. Örneğin bütçe kanunu gelecek değil mi? Kaynakların nereye harcandığının hesabını parlamentoya vereceğiz. Sayıştay’ın bütün denetim raporları oraya gidecek. Sarayın bütün harcamaları gizli, kimse bilmiyor. Biz bütün bunları açacağız. Parlamentodaki 600 milletvekili bizim götüreceğimiz yasalara ‘evet, haklısınız’ diyecekler.

Anket sonuçlarına bir şey diyemem. Anketler yapılır, bizler bakar, saygı duyarız. Sonuçta benim yorum yapma şansım yok. Bir anketi alıp bütün ayrıntılarına girecek zamanım yok daha doğrusu. Emin olun eğer anketler geliyorsa kapağını bile açmadan sayın Fethi Açıkel hocaya gönderiyorum.

Toplumun en hassas ve duyarlı olduğu noktaları biliyorum. Sorunu yaşayan kitlelerle bir araya geliyor, o sorunun nasıl çözülmesi gerekeni anlatıyorum. Türkiye’de açık ve net söylüyorum, her sorunun çözümü konusunda iddialıyım. Devlette 27,5 yıl çalışmış, toplumun sorunlarını bilen, o sorunlara zamanı geldiğinde neşter atan bir kişiyim. Apartman görevlisini, sanayici, çiftçinin sorununun ayrıntılarını bilirim.

Biz hiçbir zaman seçim kampanyasını bu kadar kara ve lekeli olduğunu hiç düşünmedik. Şu aklınıza gelir miydi Allah aşkına! “Efendim sen teröristlerle berabersin.” Dün akşam TRT’de ne söyledi? Kandil’de ortak bir şeyler yapmışız. Görüntüler mi çıkmış, öyle bir şey söyledi. Sözde kampanya yapmışız. Ondan sonra gazeteci arkadaş ‘anlayamadım’ diyor. Sonra montajlı falan. Vicdanı, ahlakı, erdemi ve inancı olan herkese soruyorum; nasıl olur da beni Kandil’le… Gideceğim de ortak program, video, görseller…

“Niye iftira atıyorsun?”

Hayatımın bütün evresinde teröre karşı çıkan birisi için bu kadar ahlaksız, düzeysiz bir iş nasıl yapılabilir. Sahte video üreten kişiye ne denir? Sahtekâr denir değil mi? Devletin Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturan bir kişi nasıl sahtekârlık yapılabilir. Allah’a sığınıyorum. Bu kadar iftira, düzeysizlik Cumhuriyet tarihinde hiçbir zaman olmadı. Keşke karşıma gelse de ‘yemin et’ derim, ‘Allah’a inanıyorsun yemin et’ derim. Niye iftira atıyorsun? Kandil’in anahtarı senin cebinde. Telefonlar senin cebinde. Beni suçluyorsan karşıma çıkacaksın karşıma. Kendini erkek olarak görüyorsan er olarak karşıma çıkacaksın. Nedir bu rezalet. Biz bunu hiç düşünmedik.

Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan kişinin bu kadar alçalacağını hiç düşünmedik. Eleştirebilir, saygı gösteririm. Yalan, iftira, karalamalar üzerine aşağılık bir kampanyayı hiç düşünmedim. Gerçekten Allah büyüktür. Rahmetli babam ‘oğlum sen doğru dur eğri belasını bulur’. Allah aşkına, madem montajsa, sen Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturuyorsun. Bir montajı kalkıp da nasıl gösterirsin. İnsanda biraz ahlak, erdem olmaz mı? Böyle bir rezalete nasıl izin verirsin. Sen Cumhurbaşkanısın. Ben bu ülkenin cumhurbaşkanıyım, benim önüme bunu getirmeyin, dersin. Biz bunu hiç hesaplamadık.

6 okumuzdan birisi zaten milliyetçilik. Biz zaten milliyetçi partiyiz. Bir tanesi devletçilik. Milliyetçilik vatanseverlik değil midir? Milliyetçilik 6 milyon sığınmacıya Türkiye Cumhuriyeti kapılarını açmak mıdır? ‘Hudut namustur’ kavramından vazgeçip sınırları yol geçen hanına çevirmek midir? Üreten kişinin üretmemesi için çaba harcayıp, her şeyi dışarıda getirmek midir milliyetçilik? Milliyetçilik, yurtsever dediğiniz adam Süleyman Şah türbesini kaçırmaz. Var olan sorunları nasıl çözeceğimizi anlattık. Karşımıza devletin valisi, kaymakamı, cumhurbaşkanı, bakanları, bütün televizyon kanalları, havuz medyasının bütün kanallar neredeyse bizi terörist ilan edecekler.

Kuran’da da yazar ‘aklınızı kullanın’ diyor. Teröristlerin yaptığı konuşma kimin işine yarar? Ben boşuna mı söylüyorum; Kandil’in anahtarı Erdoğan’ın cebindedir diye. Gidip görüştüklerini bilmiyor muyum? Bütün dolaplarını biliyorum.

Ekonomik krizi bir yana bırakıp beka sorunu. Beka sorunu zaten sensin. Türkiye’yi dünyada yalnızlaştırdın. Biz ‘bu memleket elden gitmesin, herkes huzur içinde yaşasın’ diyoruz. Yarın öbür gün sığınmacı sayısı 10 milyondan 30 milyona çıkacak, Türkiye çok daha büyük sıkıntıya girecek. Reyhanlı kadar Reyhanlı’da Suriyeli var. Beka sorunu budur. Bütün bunları toplumun gözünden kaçır, biz teröristlerle yan yanaymışız. Yüreği yetiyorsa, namuslu bir insansa çıkar karşıma bunları anlatır.

“Burası bir AK Parti devleti değil”

Savunma sanayini söyleyeyim. Benim ağzımdan aleyhte bir cümle duydunuz mu? Milli mesele bu. Silah üretildi de karşı mı çıktık. İHA, SİHA üretildi de karşı mı çıktık? Tank Palet Fabrikasını Katar Ordusu’na niye sattın? Buna karşı çıktık. TSK Güçlendirme Vakfı, savunma sanayinin ana aktörü. Niye karşı çıkalım? Bunlar bir partinin değil ki. Bu devletin. Devletin ürettiği silaha ‘neden silah üretiyorsunuz’ niye diyelim.

Burası parti devleti mi, Türkiye Cumhuriyeti devleti mi? Burası bir AK Parti devleti değil. Burası milli kurtuluş savaşı sonrası kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti devletidir. 85 milyon bu ülkenin onurlu vatandaşlarıdır. Silah üreteceğiz, elbette ki savunma sanayimiz güçlenecek. Türkiye’nin savunma sanayinde güçlü olması lazım. Rahmetli Ecevit, rahmetli Erbakan, rahmetli Turgut Özal’a teşekkür etmemiz lazım. Kaynak ayıran onlardır. Sanki bunlar yapıyor, başka savunma sanayi yok, biz niye karşı olalım? Hiçbir zaman karşı olmadık.

Biz lider partisi değiliz. Biz akılla mantıkla kararları alırız. Diğer taraf biat eder. Bizde öyle bir şey yok. Şu anda bizim bakan belirleme gibi düşüncemiz yok. Ama bizim mükemmel kadrolarımız var. Ekonomi kadrolarımız Cumhur İttifakı’nda yok. Merkez Bankası, BDDK, Kamu İhale Kurumu’nun başına kimlerin gelmesi gerektiğini çalışıyoruz zaten. Buralara erdemli, ahlaklı, liyakatli kişileri getireceğiz.

“Biz bunları göndereceğiz”

Türkiye Cumhuriyeti devleti Erdoğan’ın devleti değil. Ben Avrupa’nın sığınmacı deposu değilim. Kusura bakmayın diyeceğiz. Biz bunları göndereceğiz. İnsani koşullarda kendi ülkelerine gitmeleri lazım. Oturup anlaşma yapacağız. Suriye hükümetiyle bunların can ve mal güvenliklerini sağlayacağız. AB parayı verecek. ‘Ben bunu vermek istemiyorum’ derse kusura bakmasın geri kabul anlaşmasının manası yok. Bunlar Türkiye’yi devlet olmaktan çıkardılar. Sen bu geri kabul anlaşmasını niye imzaladın? Koltuğunu korumak için.

Sadece Suriyeliler değil, her yerden gelen var. Uyuşturucu baronları geliyor. Türkiye’yi uyuşturucu cennetine çevirdiler. O uyuşturucu baronlarının kökünü kazıyacağım, herkes bilsin. Her tarafa paralar dağıtıyorlar. Seçim kampanyasında devletin bütün organlarını harekete geçirdiler. Valilerin, kaymakamların neler yaptığını çok iyi biliyorum. Namuslu, düzgün kaymakam ve valiler de var. Onları da biliyorum.

Sığınmacılar konusunda Millet İttifakı’nda farklı yaklaşımlar yok. Bizim zaten ortak mutabakat metninde bu var. Sığınmacılar ve kaçakçıların kendi ülkesine gitmesini istiyoruz. Bizim askerlerimiz Suriye’de her an çatışma ile karşı karşıya kalabilirler ve her an şehit olabilirler. Bizim askerimiz orada şehit olacak buraya gelip krallar gibi yaşayacaklar. Kilis’e gittim neredeyse orada bizim esnafımız kalmamış. Ortak mutabakat metninde bu var. Sadece zaman yok. Biz 2 yıl diyoruz. Belki çok daha erken bir sürede olacak bu.

Seçmen sandığa gitmeli, oyunu kullanmalı. Türkiye’nin içinde bulunduğu acı tablonun değişmesi lazım. Pazara çıktığı zaman hayat pahalılığını görüyorsa, kendilerine montajlı videolarla yalan söyleniyorsa vicdan sorgulaması yapması lazım. Bu düzeni, yapıyı, anlayışı değiştirmesi lazım. 22 yıldır terörü bitiremedi. Oysa rahmetli Ecevit bunlara biten bir terörü devretmişti.

“2,5 milyon çok büyük rakam değil”

Nasıl bir devlet yönetimidir bu? Bizim şu anda geçen dönem milletvekilliği yapan, bu dönem yeniden seçilen arkadaşlarımız şu anda Anadolu’da her tarafta çalışıyorlar. Sorunları aktarıyorlar. 2,5 milyon çok büyük rakam değil. Bu rakam rahatlıkla kapatılacak göreceksiniz. Vatanseverlerin ortak hareket etmesi lazım.

Sığınmacıdan, hayat pahalılığından, yolsuzluklardan, liyakatsizlikten şikayet ediyorsan 22 yıldır bunu beceremeyenlerin gitmesi lazım. Demokrasi budur. Devlet soyuldu. Bu zengin devlet resmen soyuldu. Paralar yurt dışına götürüldü. Bundan şikayetçi olmayanları biliyorum. 5’li çeteler, 4-5 yerden aylık alanlar, paralarını yurt dışında dünyalıklarını yapanlar. Bunlar hayatlarından memnun. Asıl geniş kitle hayatlarından memnun değil.

“Montajlı videolarla bir toplumu zehirliyorlar”

Devletin çürüyen kolonları var. Bunların yeniden inşa edilmesi lazım. Yasama, yargı, yürütmenin olması lazım. Medyada da ciddi çürüme var. Türkiye’nin bu kamplaşmadan çıkması lazım. Kendi aramızda görüş farklılıkları kavga nedeni olmamalı. Biz iyilikte yarışmak için yola çıkıyoruz, öbür taraftan montajlı videolarla bir toplumu zehirliyorlar. Allah büyüktür, çıkıp en son kendi itiraf etmek zorunda kaldı ‘bunlar montajdır’ diye. Hangi yüzle topluma çıkacaksınız. Çıkıp topluma ben dürüst adamım, doğru adamım diyemezsiniz.

200 bine yakın sandık var. Bazı sandıklarda görevlimiz yoktu. Orada İYİ Parti’nin sandık görevlisi vardı, bizim de müşahitlerimiz vardı. Bazı yerlerde İYİ Parti’nin yoktu bizim görevlimiz vardı. Müşahit sayısının yetersiz olduğunu gördük. Bütün veriler geldi. Sadece bizim değil AK Parti’nin itirazları oldu. O nedenle bilgilerin akmasında baştan tutanaklar geldi. Yüklenmede biraz zaman aldı.

Öbür taraftan Anadolu Ajansı yüzde 57 ile açtılar. Bize büyük kentlerden bilgi akıyordu. AA öteden beri düşüncesi; önce iktidar partisinden gelen oyları verir. Sandıklara polisin gidip bilgi almak istediğini biliyorum. İki kez İçişleri Bakanlığı kendi kurduğu yapıya bilgi aktarılmasını istedi. YSK iki kez reddetti. Buna rağmen polisler sandıklardan bilgi almaya kalktı. Bir müdahaleyi de gördük, bize de aktarıldı.

“Hedef ikinci turu almak”

Siz Almanya’da seçim sonuçlarını ‘burada hile yapıldı’ diye duydunuz mu? İktidara kimse güvenmiyor. Toplumun büyük kısmı ‘bunlar oy çalacak’ diyor. Devlete duyulan saygının kaybolduğunu hepimiz görüyoruz. Bütün bilgilerin şeffaf şekilde topluma aktarılması lazım. İstanbul seçimlerinde gördük. Torbaların değiştirilmek istendiğini gördük. 200 bin sandık var.

Müşahitlerle beraber 550 bin kişiyi göndermişiz. Bu kez 1 milyon hedefimiz var. 1 milyon müşahidin sandıkta olması lazım. Bir ilde müftü şunu söyledi ‘Ben müftüyüm doğru sayım yapmak istiyorum. Sizin müşahidiniz 2, karşı taraf kalabalık, lütfen müşahit sayısını artırın’ dedi. Doğu’da, Güneydoğu’da daha büyük olaylar var. Bazı soru işaretlerimiz var ve çalışıyoruz. 1. turda nerelerde bizim zayıflığımız var. Hedef ikinci turu almak, birinci turda oyu tartışmanın bir mantığı yok.

Onursal Adıgüzel Bey kendi isteğiyle istifa etti. Gecikmeler oldu. Bilgiyi yüklemekte gecikmeler oldu. O gecikmenin yüklediği sıkıntılar ortaya çıktı. Sistem tümüyle dışarı kapatıldı. Dışarıdan yapılacak müdahaleler konusunda son derece dikkatli davranıldı. 200 bin kişiye destek olmak için orada müşahitler var. İYİ Parti, DEVA, Gelecek Partisi, Saadet Partisi’nin de müşahitleri var. Sayının belli bölgelerde yetersizliğinden kaynaklanan şikayetler geldi.

Büyük kentlerde müşahit sayısında sıkıntı çekmiyoruz. Daha çok küçük yerlere mezralarda sıkıntımız var. Örneğin Ankara’dan bir grup genç oyunu kullandıktan sonra süratli şekilde Çankırı’ya gidip müşahit olacaklar. Buna benzer uygulamamız olacak. Zaman zaman eleştiri geliyor ‘7 tane yardımcı olur mu’ neden olmasın? Devleti bir kişiye teslim ederseniz bugünkü tablo. Biz bir aradayız, sorunumuz yok. Zaten bakanlar olacak, göreceksiniz çok nitelikli insanlardan oluşacak. Biz hangi kararları alacağımızı ve nasıl yöneteceğimizi ortak mutabakat metninde yazdık ve açıkladık. Cumhur İttifakı’nda var mı böyle bir şey? Kimse sormuyor bunu.

Babala TV’nin yaptığı programın benzerini Kars’ta, İstanbul’da gençlerle yaptım. Bu toplantılar medyaya kapalıydı. Kanaat önderleriyle yaptım. Onlar istedikleri soruyu soruyorlardı. Katılırsınız veya katılmazsınız benim düşüncelerimi bilmeniz lazım dedim. Babala TV’ye kendi isteğimle katıldım. Aklınıza gelen her soruyu rahatlıkla sorabilirsiniz dedim. Şundan emin olmanızı isterim; anlatacağım her şeyi büyük samimiyetle söyleyeceğim. Siz siyasetçiye güveneceksiniz, en azından bana, ben de size güveneceğim beraber yol yürüyeceğiz dedim. 7 saatlik program oldu. Programa katılmaktan memnunum. Gençlerin sorularından da memnunum.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Sahtekarlık Yapandan Cumhurbaşkanı Olmaz

Hatay’da konuşan Kemal Kılıçdaroğlu, “Siyaset ahlak işidir. Ahlaklı insanların siyaset yapması lazım. Rakibini eleştirebilirsin. Siyaset rakibine iftira atmak, kumpas kurmak değildir. Allah bizi kumpasçılardan, sahtekarlık yapanlardan korusun. Sahtekarlık yapandan cumhurbaşkanı olmaz.” dedi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında, “Daha düne kadar bizim terör örgütleriyle işbirliği yaptığımızı söylediler. Buna dair sahte videolar hazırladılar. Daha dün televizyonda montajlı görüntüler kullandıklarını itiraf ettiler.

Rakibimiz olabilir, eleştiriyi yaparız ama kumpas kurmayız. Olmayan olayları olmuş gibi gösterip böyle sunmayız. Biz ahlaklı ve erdemli insanlarız. Ahlaklı ve erdemli olmayanların en tepede olması kabul edilemez.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Hatay’da Millet Buluşmasında yaptığı konuştu.

Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye’deki sığınmacılarla ilgili olarak “En geç iki yıl içinde herkesi kendi ülkelerine göndereceğiz. Bu konuda Millet İttifakı olarak anlaştık, ortak mutabakat metnindeki ilkelere uyacağız ve bunları kendi ülkelerine iade edeceğiz” dedi.

Kılıçdaroğlu, “Geri kabul anlaşması yaptılar, Türkiye’yi sığınmacı deposu haline geldiler, Türkiye’yi buradan çıkaracağız… Türkiye, bölgede barışın, dostluğun güvencesi olacak” diye devam etti.

“Terör nereden gelirse gelsin, hepimizin ortak mücadele etmesi lazım” diyen Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mitinglerinde kullandığı “montajlı video” için de şu ifadeleri kullandı:

“Beni derinden üzen konu şu: Siyaset ahlak işidir. Ahlaklı insanların siyaset yapması lazım. Rakibini eleştirebilirsin. Siyaset rakibine iftira atmak, kumpas kurmak değildir. Allah bizi kumpasçılardan, sahtekarlık yapanlardan korusun. Sahtekarlık yapandan cumhurbaşkanı olmaz.”

Daha düne kadar bizim terör örgütleriyle işbirliği yaptığımızı söylediler. Buna dair sahte videolar hazırladılar. Daha dün televizyonda montajlı görüntüler kullandıklarını itiraf ettiler.”

Rakibimiz olabilir, eleştiriyi yaparız ama kumpas kurmayız. Olmayan olayları olmuş gibi gösterip böyle sunmayız. Biz ahlaklı ve erdemli insanlarız. Ahlaklı ve erdemli olmayanların en tepede olması kabul edilemez.”

Kemal Kılıçdaroğlu, Pazar günü yapılacak seçimlerde oy kullanma çağrısını yineledi ve “Vatanseverlik oy kullanmaktır, vatanseverlik adalet ve ahlak isteyenleri iktidara taşımaktır” dedi.

Kılıçdaroğlu: Bu bir referandumdur

Kılıçdaroğlu, sosyal medya paylaştığı bir videoda seçmenleri oy kullanmaya çağırdı.

Kılıçdaroğlu, “Sen beni sevsen de sevmesen de kabulüm. Ekonomi için karar ver. Bunlar gelirse dolar 30 liraya çıkacak. O oyu benim için değil kendin için vereceksin. Vatanını seven sandığa gelsin.” dedi.

Paylaşın