HDP Ve YSP’den Kemal Kılıçdaroğlu’na Destek Kararı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Yeşil Sol Parti (YSP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na cumhurbaşkanı seçiminin ikinci turunda da destek verme kararı aldı.

Haber Merkezi / HDP ve YSP, 28 Mayıs’ta gerçekleştirilecek Cumhurbaşkanlığı Seçiminin ikinci turu ile ilgili görüş ve tavırlarını Ankara’da düzenledikleri ortak basın toplantısında açıkladı. Basın toplantısında HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar ile Yeşil Sol Parti Eş Sözcüleri Çiğdem Kılıçgün ve İbrahim Akın açıklamalarda bulundu.

Seçimin, “sisteme yönelik demokratik değişimden yana olanlar” ile “tek adam rejimini sürdürmek isteyenler” arasında bir referandum olduğunu kaydeden Buldan, şunları söyledi:

“Toplumdaki demokratik değişim direncini kıran, sömüren, sönümlendiren veya onaylayan hiçbir siyasi anlayışı doğru bulmayız. Bu tür yaklaşımlara karşı da demokratik mücadelemizi sonuna kadar sürdürürüz. Dün Zafer Partisi ve CHP arasında imzalanan protokolü de bu minvalde değerlendirdik ve eleştirilerimizi de kamuoyuyla paylaştık. Mücadelemizin ve üçüncü yol politikamızın temel hedefi, devletin ve toplumun imkanlarını düzenleyen evrensel standarda kavuşturmaktır. Bizi, tavizsiz ve baş eğmez kıldıran tek şey ezilen, mazlum halklarımızın bu talebi ve ihtiyacıdır.”

“Kürtlerin politik iradesine kayyumlar yoluyla ipotek koyanlar, aynı zamanda bütün Türkiye halklarının haklarına ve özgürlüklerine de ipotek koyanlardır” diyen Buldan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kürt sorununun çözümsüzlüğü toplumun çıkarına değildir. Bu çözümsüzlük oyunu bozulmadan cumhuriyet, demokrasiyle bütünleşemeyecektir. Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına girerken bizler, her ne koşulda olursak olalım halkın iradesini, tüm iradelerin üstünde tutacağız. Ortak ve eşit bir demokratik gelecek için mücadelemizi sürdüreceğiz.”

28 Mayıs seçiminde ‘ucube rejimin devam edip etmeyeceğinin’ oylanacağını belirten Buldan, “Erdoğan bizler açısından asla bir seçenek değildir. Ve tek seçenek, onu ve temsil ettiği iktidarı değiştirmektir” dedi.

“Sandığa eksiksiz gideceğiz”

28 Mayıs’ta herkese sandığa gitme çağrısı yapan Buldan, “Bizler inanıyoruz, sizler de inanın. Sandığa eksiksiz gideceğiz ve hep birlikte tek adam rejimini değiştireceğiz. Kendi gücümüz ve milyonların değişim arzusu en büyük ilham kaynağımızdır. Israrla ve inatla mücadelemizi sürdüreceğiz, asla ve asla pes etmeyeceğiz. Mutlaka ama mutlaka bizler kazanacağız” diyerek sözlerini sonlandırdı.

“Bu rejimi değiştirmeye karalıyız”

Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın ise değişim taleplerinin engellenemeyeceğini belirterek “14 Mayıs’ta yarım bıraktığımız işi 28 Mayıs’ta tamamlayacağız. 14 Mayıs’ta durdurduk, 28 Mayıs’ta değiştireceğiz” dedi.

“Bütün halklarımıza bir kez daha sesleniyoruz” diyen Akın, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz buradayız ve değiştirme konusunda kararlıyız. Siyaseten ortaya koyduğumuz tutumumuzda herhangi bir değişiklik söz konusu değildir. 14 Mayıs’ta yaptığımız çalışma açısından bakıldığında toplumda daha güçlü bir motivasyon ve istek vardır ve Saray rejimi hiçbir zaman bu durumu engelleyemeyecektir.

Bu gücümüzü, bu enerjimizi 28 Mayıs’ta daha güçlü sandığa giderek koruyalım ve etkili bir şekilde sandıktan sonuç alalım. Türkiye’nin tarihsel ve kader seçimi olan bu seçim bir kişi seçimi değildir, bir rejim tercihidir. Bu rejimi değiştirmeye karalıyız ve hep birlikte başaracağız.”

“Bu siyaseti şoven ve milliyetçi dilden arındıracağız”

Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar da konuşmasında yeniden başlayan kayyum tartışmalarına değinerek, “Kayyum üzerinden siyaset yürütenlere dün de cevap olduk bugün de cevap olacağız. Bu siyaseti şoven ve milliyetçi dilden arındıracağız” dedi.

Kılıçgün Uçar, “Kutuplaştırıcı, düşmanlaştırıcı dil ile siyasetin mertebesini düşürenleri, iktidarda kalabilmek için her türlü yolu mübah görenleri uzun süredir birlikte takip ediyoruz. Partimiz ilk tur seçimlerinde aldığı kararla bir değişimi, dönüşümü ve demokrasiyi esas aldığını, kullandığı oyun da bu yönlü olacağını ifade etmişti. Bunu yaparken protokollere ve pazarlıklara ihtiyaç duymayan en ilkeli tutumunu en başından koyan ve bunu savunan tavrını sürdürdü” ifadelerini kullandı.

“Sandığa gidelim, sandığı koruyalım ve bu saray rejimini değiştirelim”

Son olarak konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sancar ise 28 Mayıs seçiminin bir referandum niteliğinde olduğunu belirterek, “Bu referandum bir yanında rant, sömürü, talan, savaş ve yalan rejiminin yer aldığı, diğer yanında halkların demokratik dönüşüm, özlem ve arzusunun yükseldiği bir seçim olacaktır. Bizler tercihimizi Türkiye toplumunun demokratik dönüşüm, barış ve refah umudu ve iradesi yönünde kullanıyoruz” dedi.

Ortaya çıkan bazı gelişmeler karşısında tutumlarını bir kez daha paylaşma ihtiyacı doğduğunu belirten Sancar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu gelişmelerin bir kısmının ortamı bulandırmak ve halkların sandığa gitme isteğini kösteklemek amacına dönük olduğunun farkındayız. Tuzaklar kuruluyor, bunları da görüyoruz ama bizler demokratik dönüşüm, adalet, refah ve özgürlük hedefimizden vazgeçmiyoruz. O nedenle bizler tercihimizi Saray rejimini değiştirme yönünde ortaya koymuştuk, aynı kararlılıkla bu tercih ve politikamızı sürdürüyoruz.

Halklarımıza da özellikle birinci turda sandığa gitmeyen yurttaşlarımıza da açık çağrımızdır: Sandığa gidelim, sandıkları koruyalım, irademizle bu Saray rejimi değiştirelim, irademize de sandıklarımıza da sahip çıkalım. Buna inanalım ve hep birlikte değiştirelim.”

Ne olmuştu?

Dün CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ, ikinci tur cumhurbaşkanlığı seçimi için bir protokol imzalamıştı.

Yedi maddelik protokolde belediyelere kayyum atanmasına dair dördüncü madde, HDP’nin tepkisini çekmişti.

Protokolde şu ifadeler yer alıyor: Terörle mücadele çerçevesinde, terörle bağlantısı hukuki kanıtlarla sabit olan mahalli idare yöneticileri yerine devlet görevlileri ataması uygulamasına yargı kararı çerçevesinde devam edilecektir.

Millet İttifakı’nın Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni’nde ise görevden uzaklaştırılan belediye başkanlarının yerine yeni belediye başkanının belediye meclisi tarafından seçileceği yazıyordu.

Kılıçdaroğlu-Özdağ protokolünü eleştiren HDP’den dün yapılan açıklamada, “Sayın Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı protokoldeki ilgili belirlemeler evrensel demokratik ilkelere aykırıdır. Kayyım uygulamaları sadece Diyarbakır’ın değil İstanbul’un ve bir bütün olarak hepimizin sorunudur” denilmişti.

Paylaşın

CHP’den “Seçim Güvenliği” Açıklaması: Gerekli Tedbirleri Aldık

Seçim güvenliğine dair açıklama yapan CHP’li Çelik, “Veri güvenliğini ve veri hızını arttırmaya yönelik yeni nesil teknolojilerle sistem mimarimizi güncelledik. Ayrıca sandık sonuçlarının anlık analizleri için yapay zeka teknolojilerini sistemimize entegre ederek sandık sonuç takip sistemimizi güncelledik” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Güncellediğimiz teknolojik altyapımız, şu anda alanında uzman kişileri tarafından test ediliyor. Sistem güvenliği açısında tüm teknik detayları şu anda açıklamayı uygun bulmuyoruz. Seçim sistem değil, ıslak imzalı tutanaktır. Seçim güvenliğiyle ilgili gerekli tedbirleri aldık. Siz oyunuzu kullanın, gerisini Millet İttifakına bırakın.”

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) Bilgi ve İletişim Teknolojilerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı görevine getirilen Parti Meclisi üyesi Devrim Barış Çelik bugün seçim güvenliğine dair basın açıklaması yaptı.

Çelik, seçim güvenliğini üç aşamada planladıklarını anlattı:

“Seçim öncesinde, sandık kurulu üyelerinin ve müşahitlerinin belirlenmesi ve görevlendirilmesi, sonrasında bu kişilerin Parti Okulumuz tarafından yapılan eğitimleri. Okul Bilişim Sorumlularının atanması ve eğitilmesi buna örnek olarak verilebilir.

“Seçim öncesi, seçim günü ve seçim sonrası yapılan düzenlemeler planlandı. Seçim gününde oy verme işleminin güvenle gerçekleşmesi için ıslak imzalı tutanakların alınması, sonrasında sonuçların aktarılması, ıslak imzalı tutanakların teslimi ve varsa farklılıkların tespit edilip hukuki sürecin başlatılması…”

Devrim Barış Çelik, 14 Mayıs’taki ilk turda ıslak imzalı tutanaklarla SEÇSİS’e girilenler arasında farklılıklar tespit edildiğini söyledi, “YSK sistemine yanlış girilenlerin olduğu tespit edildi, seçim sistemimiz bizi bu konuda uyardı. 2 bin 645 sandıkta aleyhimize ortaya çıkan farklılıklar düzeltildi. Diğer sandıklarda ise ilçe seçim kurulu üyelerimiz aleyhimize farklılıkları giderdi” dedi.

“Siyasi partilerin önceliği sandık güvenliği”

Çelik, “Hem geleneksel medyada hem sosyal medyada CHP’nin bir haber ajansı ya da medya kuruluşu gibi seçim takip ekranı yayınlanacağı beklentisi oluştu. Bizim seçim ekranımız parti sözcülerinin halkı bilgilendirmekte kullandığı bir ekrandır. Siyasi partilerin önceliği sandık güvenliğidir. Siyasi partiler, seçim takip ekranı şimdiye kadar yayınlamadıkları gibi bu seçimde de yayınlamamışlardır. Siyasi partiler sandık güvenliğini önceledikleri için halkın oy kullandığı sandıktaki sonuçları kontrol etmesini için ekranlar açabilirler” açıklamasını yaptı.

Seçim günü kullanacakları sisteme dair de şu bilgileri verdi: “Veri güvenliğini ve veri hızını arttırmaya yönelik yeni nesil teknolojilerle sistem mimarimizi güncelledik. Ayrıca sandık sonuçlarının anlık analizleri için yapay zeka teknolojilerini sistemimize entegre ederek sandık sonuç takip sistemimizi güncelledik.

Güncellediğimiz teknolojik altyapımız, şu anda alanında uzman kişileri tarafından test ediliyor. Sistem güvenliği açısında tüm teknik detayları şu anda açıklamayı uygun bulmuyoruz. Seçim sistem değil, ıslak imzalı tutanaktır. Seçim güvenliğiyle ilgili gerekli tedbirleri aldık. Siz oyunuzu kullanın, gerisini Millet İttifakına bırakın.”

Paylaşın

AK Parti’de “Ekonomi Politikaları” Çatlağı

Reuters’a konuşan üst düzey bir yetkili “Yeni bir ekonomik model üzerinde çalışıyorlar. Çünkü mevcut model sürdürülemez. Temel olarak, faiz oranını kademeli olarak yükseltecek ve çoklu oran kullanma yapısını sona erdirecekler” dedi. İsmini vermek istemeyen yetkili, grubun planını henüz Erdoğan’a sunmadığını da sözlerine ekledi.

AK Parti yetkilisi bir başka kaynak ise, “Parti içinde iki farklı görüş var” diyerek, herhangi bir kararın bir sonraki kritik seçim sınavı olan gelecek yıl Mart ayında yapılacak belediye seçimlerine kadar ekonomik istikrarı korumaya yönelik olacağını kaydetti.

Pazar günü yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunda iktidarını üçüncü on yıla taşımayı hedefleyen Erdoğan, seçim kampanyası boyunca iktidarda olduğu sürece faiz oranlarının düşeceğini ve enflasyonun kontrol altına alınacağını söyledi.

Birleşik Krallık merkezli Reuters haber ajansı, AK Parti’de seçimden sonra uygulanması planlanan ekonomi politikasıyla ilgili görüş ayrılıkları olduğunu bildirdi.

Ajans Ankara mahreçli haberinde hükümet yetkilileri ve konu hakkında doğrudan bilgi sahibi olan 9 kaynakla görüşmeler yaptığını aktardı. AK Parti’den bir grubun kademeli faiz artışları ve hedefli bir kredi programından oluşan yeni ekonomi politikasının nasıl benimsenebileceğini tartışmak üzere geçtiğimiz haftalarda biraraya geldiği kaydedildi.

Yönetim dışında olan ancak geçmişte üst düzey görevlerde bulunmuş bazı AK Parti üyelerinin de dahil olduğu görüşmelere, Erdoğan’ın doğrudan katılmadığı belirtildi.

Ancak Reuters bu grubun aksine parti içinde faiz indirimlerine devam edilmesi ve mevcut ekonomi politikasına bağlı kalınmasını savunan AK Partili yetkililerin de yer aldığına dikkat çekti.

“Yeni bir ekonomik model üzerinde çalışıyorlar”

Ekonomistlerin, döviz rezervleri hızla eriyen Türkiye’de mevcut ekonomi politikasının devam ettirilmesi halinde daha büyük ekonomik sıkıntıların yaşanabileceği konusunda uyardığını belirten Reuters, üst düzey bir yetkilinin “Yeni bir ekonomik model üzerinde çalışıyorlar. Çünkü mevcut model sürdürülemez. Temel olarak, faiz oranını kademeli olarak yükseltecek ve çoklu oran kullanma yapısını sona erdirecekler” sözlerine yer verdi.

İsmini vermek istemeyen yetkili, grubun planını henüz Erdoğan’a sunmadığını da sözlerine ekledi.

AK Parti yetkilisi bir başka kaynak ise, “Parti içinde iki farklı görüş var” diyerek, herhangi bir kararın bir sonraki kritik seçim sınavı olan gelecek yıl Mart ayında yapılacak belediye seçimlerine kadar ekonomik istikrarı korumaya yönelik olacağını kaydetti.

Dört kaynak ise yeni bir plan üzerinde çalışan gayrı resmi grubun agresif bir parasal sıkılaştırma yerine, borç verme piyasalarında politika faizini yeniden vurgulayan daha kademeli bir yol izlemeyi düşündüğünü söyledi. Bir başka seçeneğin de seçici kredi sağlamak için bir kamu kurumu ve devlet sübvansiyonlarını kullanmak olduğunu eklediler.

Pazar günü yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunda iktidarını üçüncü on yıla taşımayı hedefleyen Erdoğan, seçim kampanyası boyunca iktidarda olduğu sürece faiz oranlarının düşeceğini ve enflasyonun kontrol altına alınacağını söyledi.

Paylaşın

Erdoğan’dan “Diktatörlük” İddialarına Yanıt: Safsatadan İbaret

Sosyal medya hesabından açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin içinde bulunduğu seçim süreci sayısız hakikatin anlaşılmasına vesile oldu. 14 Mayıs’ta sandıkta Türk demokrasisinin gücünü görmekle kalmadık, aynı zamanda ‘algı balonlarının’ sönmesine de şahitlik ettik. Peki, neydi bunlar?” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Türkiye’ye atılan ‘diktatörlük’ iftiralarıydı. Kendi ülkelerinde seçmenin yarısını bile sandığa götüremeyenler tarafından yürütülen karalama kampanyalarıydı. Bizlerle ilgili uluslararası basında yapılan sinsi psikolojik harekâtlardı. Muhalefetin meydan meydan tekrarladığı yalanlar ve bühtanlardı. CHP Genel Başkanı ve şürekâsının körüklediği korku siyasetiydi.”

Erdoğan, açıklamasının devamında, “İşte 14 Mayıs gecesi sandıkta tecelli eden iradeyle tüm bunları boşa çıkardık. Diktatörlük iddialarının tamamen safsatadan ibaret olduğunu gösterdik” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamaları şöyle:

“Ülkemizin içinde bulunduğu seçim süreci sayısız hakikatin anlaşılmasına vesile oldu. 14 Mayıs’ta sandıkta Türk demokrasisinin gücünü görmekle kalmadık, aynı zamanda ‘algı balonlarının’ sönmesine de şahitlik ettik. Peki, neydi bunlar?

Türkiye’ye atılan ‘diktatörlük’ iftiralarıydı. Kendi ülkelerinde seçmenin yarısını bile sandığa götüremeyenler tarafından yürütülen karalama kampanyalarıydı. Bizlerle ilgili uluslararası basında yapılan sinsi psikolojik harekâtlardı. Muhalefetin meydan meydan tekrarladığı yalanlar ve bühtanlardı. CHP Genel Başkanı ve şürekâsının körüklediği korku siyasetiydi.

İşte 14 Mayıs gecesi sandıkta tecelli eden iradeyle tüm bunları boşa çıkardık. Diktatörlük iddialarının tamamen safsatadan ibaret olduğunu gösterdik. Milletimize dergi kapaklarından ayar verilemeyeceğini gösterdik. Türk Milletinin iradesine zincir vurulamayacağını gösterdik. Yalan, iftira ve korku siyasetiyle seçim kazanılamayacağını gösterdik. Nefret söylemleriyle milletin gönlüne girilemeyeceğini gösterdik. Siyasi ikbal uğruna bölücüler ve FETÖ’cülerle yol yürünemeyeceğini gösterdik.

Daha pek çok gerçeğin yanı sıra demokrasimizin son 21 yılda ulaştığı olgunluk seviyesini ve milletimizin ferasetini tüm dünyaya bir kez daha gösterdik. Bunu da hangi siyasi partiye oy verirse versin 85 milyon hep beraber başardık. İnşallah 28 Mayıs’tan sonra ülkemizin tüm bu kazanımlarını el birliğiyle çok daha ileriye taşıyacağız.”

Paylaşın

Sığınmacılar Sorunu: Kılıçdaroğlu: Geri Kabul Anlaşması’nı Feshedeceğiz

Kemal Kılıçdaroğlu, “Eğer Avrupalılar Suriyelilerin haklarını korumazlarsa onların evlerini, yollarını, hastanelerini yapmak için para vermezlerse Geri Kabul Anlaşması’nı feshedeceğiz, beyler gitsinler Avrupa’ya burada ne işi var?” dedi.

Kılıçdaroğlu, açıklamasının devamında, “Avrupalı rahat etsin diye biz bunların bütün sıkıntılarına katlanıyoruz. Düzelteceğiz, göreceksiniz” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Youtube’da yayınlanan Babala TV’de Oğuzhan Uğur’un konuğu oldu. Kılıçdaroğlu, programa katılan yurttaşların sorularını yanıtladı.

Kılıçdaroğlu, mültecilerle ilgili bir soru üzerine, “Biz herkesi göndereceğiz derken bunun belli kuralları olacak. Devlet dediğiniz gibi kurum, benim dediğim gibi hemen yakasına yapışıp gönderelim diye öyle bir kural yok. Onun alt yapısını oluşturacaksınız. Can ve mal güvenliğini sağlayacaksınız ve ondan sonra göndereceksiniz, parayı da AB’den alacaksınız ve bunları yapacaksınız. Çünkü burada asıl sorunu yaşayan AB, bize geri kabul anlaşmasını dayattılar, imzaladık. Biz şimdi bakıyoruz. İsterlerse veriyor, istemezlerse vermiyorlar. Biz sığınmacı deposu değiliz. Mülteci ayrı, sığınmacı ayrı ikisini birbirinden ayırmak lazım” diye konuştu.

“Eğer Avrupalılar Suriyelilerin haklarını korumazlarsa onların evlerini, yollarını, hastanelerini yapmak için para vermezlerse Geri Kabul Anlaşması’nı feshedeceğiz, beyler gitsinler Avrupa’ya burada ne işi var?” diye Kılıçdaroğlu, “Avrupalı rahat etsin diye biz bunların bütün sıkıntılarına katlanıyoruz. Düzelteceğiz, göreceksiniz” ifadelerini kullandı.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ dün ikinci tur için Kemal Kılıçdaroğlu’na desteğini açıklamıştı. Millet İttifakı ile Zafer Partisi arasında imzalanan protokolde, Türkiye’deki sığınmacıların “bir yıl içinde” geri gönderilmesi taahhüt edilmişti.

“Benim itiraz ettiğim Türkiye’nin Rusya’ya bağımlı hale gelmesi

Kemal Kılıçdaroğlu, Rusya ile ilişkilerle ilgili soruya da yanıt verdi. Rusya ile Türkiye’nin iyi ilişkileri olmasına bir itirazı olmayacağını belirten Kılıçdaroğlu, “Ama benim itiraz ettiğim enerji konusunda Rusya’ya Türkiye’nin bağımlı hale gelmesi. Bu bağımlılık son derece tehlikelidir ve Türkiye’nin ileride başına büyük sorunlar açabilir. Siz hala diyorsunuz ki ‘Moskova ile anlaşma yaptık burada bir gaz merkezi kuracak.’ Zaten güle oynaya gelip gaz merkezi kuracak yüzde 30-40’lık bağlantı yüzde 90’a çıkacak. Sizi teslim almış olacak” değerlendirmesinde bulundu.

Demirtaş ve Kavala açıklaması

Kılıçdaroğlu, haklarında AİHM kararı bulunan tutuklu Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala ile ilgili olarak ise şunları söyledi: “Eğer AİHM kararı var ve bu karar uygulanmıyorsa, eğer AYM kararı var ve bu karar uygulanmıyorsa ve kararlar uygulanmadı diye ben sessiz kalıyorsam, o zaman ben niye siyaset yapıyorum?” Kılıçdaroğlu, “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” diye konuştu.

“YÖK denen belayı kaldırmak lazım”

Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, eğitimle ilgili sorulara da yanıt verdi. “İmam hatipte okuyan çocuğumuz da çok nitelikli bir eğitim almalı, fen lisesinde okuyan çocuğumuz da çok nitelikli bir eğitim almalı” diyen Kılıçdaroğlu, “Eğitim alan çocuğun, eğitimi belli bir yılından itibaren, örneğin 2’nci yıldan itibaren organize sanayi bölgesinde aldığı eğitime paralel kurs görmesi lazım, staj görmesi lazım. O süre içerisinde sosyal güvenlik primlerini, devlet tarafından ödenmesi lazım. Mezun olduğunda ise işi hazır olacak” dedi.

“YÖK denen belayı kaldırmak lazım” diyen Kılıçdaroğlu, “Üniversitelerde bilgiyi, bilimi egemen kılmak lazım. Farklı düşüncede olan hocaları, ‘sen farklı düşüncedesin’ diye üniversiteden atmamak lazım” şeklinde konuştu.

Kemal Kılıçdaroğlu, programın kapanışında, “Buradaki temel mesele şu, birbirimizi daha iyi anlamalıyız yani görüşlerimiz farklı olabilir, elbette olabilir. Niye farklı olmasın? Görüşlerimiz farklı olabilir ama birbirimize saygılı olmalıyız. Kutuplaşmadan çekinmeliyiz, kutuplaşmamalıyız” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Yurt Dışındaki Seçmenlerin Yüzde 57,48’i Oy Kullandı

Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı 3 milyon 286 bin 786 Türkiye Cumhuriyeti yurttaşından 1 milyon 889 bin 398’i oy kullandı. Seçime katılım sayısı gibi yüzde 57,48’e ulaşan katılım oranı da 2018 seçimlerini ve 14 Mayıs’taki birinci turu geride bırakarak rekor kırdı.

Ülkeler temelinde de Avrupa’da en yüksek oy miktar ve oranlarına Almanya’da ulaşıldı. İkinci turda bu ülkede seçime katılanların sayısı 760 bin 795’i buldu. Birinci turda Almanya’da 1 milyon 504 bin 967 seçmenin yüzde 48,7’sini oluşturan 732 bin 831 kişi sandıklara giderek oy kullanmıştı.

Cumhurbaşkanı Seçimi’nin ikinci turu için yurt dışı temsilciliklerde 20 Mayıs’ta başlayan oy verme işlemleri sona erdi.

Yüksek Seçim Kurulu tarafından açıklanan verilere göre, temsilciliklerde oy kullanan seçmen sayısı 1 milyon 889 bin 398’i oy kullandı. Bu sayı, yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı 3 milyon 286 bin 786 seçmenin yüzde 57,48’e tekabül ediyor.

Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı vatandaşlar, gümrüklerde 28 Mayıs Pazar TSİ 17.00’ye kadar oy kullanmaya devam edebilecek.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunda yurt dışı temsilciliklerinde yaklaşık iki hafta olan oy verme süresi, ikinci turda beş güne inmişti.

27 Nisan-9 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen ilk tur seçimlerde gümrükler hariç dış temsilciliklerde 1 milyon 691 bin 287 oy kullanılmıştı.

İlk turda yurt dışı temsilcilik ve gümrüklerde oy kullanan toplam seçmen sayısı 1 milyon 839 bin 470’ti. Yaklaşık 3,4 milyon seçmenin bulunduğu yurt dışındaki katılım oranı yüzde 53’ün üzerinde olmuştu.

Cumhur İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Recep Tayyip Erdoğan yurt dışındaki oyların yüzde 57,47’sini alırken Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu yüzde 39,57’sini almıştı.

En çok oy Almanya’da kullanıldı

Türkiye dışında en fazla seçmenin bulunduğu Almanya’da 20-24 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilen oy verme işlemi sırasında rekor düzeyde oy kullanıldı. İlk tur seçimlerde 732 bin 831 oyun kullanıldığı Almanya’da ikinci turda 760 bin 795 seçmen sandık başına gitti.

Almanya’da 17 merkezde kurulan sandıklara ilgi en fazla Essen Konsolosluk bölgesinde gösterildi. Burada 90 bin 662 kişi oy verdi. Stuttgart bölgesinde 84 bin 223, Düsseldorf’ta ise 76 bin 203 oy kullanıldı.

Diğer ülkelerde kaç kişi sandığa gitti?

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) de ilk tura kıyasla katılım arttı. İlk turda 51 bin 597 oyun kullanıldığı ABD’de ikinci turda bu sayı 55 binin üzerine çıktı.

Avustralya’da ikinci turda 21 bin 183, Avusturya’da 67 bin 720, Belçika’da 91 bin 763, Büyük Britanya ve İrlanda’da 67 bin 867, Çin’de 955, Danimarka’da 16 bin 604, Finlandiya’da 3 bin 220, Fransa’da 207 bin 255,

Hollanda’da 160 bin 799, İrlanda’da 4 bin 739, İsveç’te 14 bin 219, İsviçre’de 66 bin 186, İtalya’da 10 bin 512, Japonya’da 3 bin 21, Kanada’da 22 bin 241, Lüksemburg’da 16 bin 300, Rusya’da 4 bin 767 seçmen oy kullandı.

Paylaşın

YSP-HDP: Oynanan Oyunların Ve Kurulan Tuzakların Farkındayız

Kemal Kılıçdaroğlu ile Ümit Özdağ’ın açıkladıkları ortak deklarasyon sonrası toplanan YSP ve HDP tarafından, toplantı sonrası yapılan açıklamada, “Ülke için bir referanduma dönüşmüş 28 Mayıs seçimleri ve sonrası için oynanan oyunların ve kurulan tuzakların farkındayız” denildi.

Haber Merkezi / Açıklamanın devamında, “”Bugün başlattığımız değerlendirmelerimize partilerimizin bileşenleri ve kurulları ile devam ediyoruz. Değerlendirmelerimiz sonucu nihai kararımızı, seçimlerdeki tutumumuzla ilgili açıklamamızı yarın (25 Mayıs 2023) halklarımızla paylaşacağız” ifadelerine yer verildi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Yeşil Sol Parti (YSP) Merkez Yürütme Kurulları (MYK) Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu ile Zafer Partisi (ZP) Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın açıkladıkları ortak deklarasyonun Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimlerinde partilerinin tutumuna ve seçmene yönelik çağrılarına olası etkilerini değerlendirmek üzere bir araya geldi.

Toplantı sonrasında varılan sonuçlar bir bildiriyle açıklandı. Dört maddede özetlenen ortak sonuçlar şöyle ifade edildi:

Ülkemizde yaşanan sorunların temelinde demokrasi ve hukuk açısından evrensel ilkelere uymayan uygulamalar bulunduğunu uzun zamandan bu yana ifade ettik, etmeye de devam ediyoruz. Özellikle seçim hukuku ve halk iradesini, yerel demokrasiyi yerle bir eden kayyım politikaları bu uygulamaların başında gelmektedir. Halkın iradesini gasp eden kayyım atamaları demokrasi ve hukuk açısından kabul edilemez ve bu konudaki yaklaşımımız değişmezdir.

Sayın Kılıçdaroğlu’nun bugün açıkladığı protokoldeki bu konuyla ilgili belirlemeler evrensel demokratik ilkelere aykırıdır. Tutumumuz ve eleştirimiz net ve açıktır. Kayyım uygulamaları sadece Diyarbakır’ın değil İstanbul’un ve bir bütün olarak hepimizin sorunudur.

Demokrasi ve hukukun evrensel ilkelerine sahip çıkmak ve bu konuda ilkesiz duruşlara taviz vermemek hepimizin görevidir. Bunu bir kez daha hatırlatıyoruz. Bizler demokrasi, hukuk ve adalet mücadelesinin kararlı öznesi olmayı sürdüreceğiz.

Ülke için bir referanduma dönüşmüş 28 Mayıs seçimleri ve sonrası için oynanan oyunların ve kurulan tuzakların farkındayız. Bugün başlattığımız değerlendirmelerimize partilerimizin bileşenleri ve kurulları ile devam ediyoruz. Değerlendirmelerimiz sonucu nihai kararımızı, seçimlerdeki tutumumuzla ilgili açıklamamızı yarın (25 Mayıs 2023) halklarımızla paylaşacağız.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a 1 Milyon TL’lik Manevi Tazminat Davası

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında, seçim mitinglerinde izlettiği ve montaj olduğunu kabul ettiği video nedeniyle 1 milyon liralık manevi tazminat davası açtı.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik, konuya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Genel Başkanımız ve 13. Cumhurbaşkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun talimatı gereğince; Türk tarih ve kültürü ile özdeşleşmiş ‘Mertçe Mücadele’ etik değerinden bihaber olan, müfteriliği ise değer olarak benimseyip içselleştirmiş bulunan, montajcıbaşından yani Erdoğan’dan; montaj video sahtekârlıklarının hesabını sormak üzere davamızı açtık!

Ancak bu kez Erdoğan’ın ederini gözetmedik! Kişiliğine biçilen değeri aşarak, 1 Milyon TL miktarlı olarak dava açma yoluna gittik: Şehitlerimizin çocuklarına eğitim bursu olarak dağıtılmak üzere…”

Dilekçede ise şu ifadelere yer verildi:

“13. Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybedeceği düşüncesinden hareketle, düştüğü acziyet içerisinde, Türk Halkını yanıltmak üzere hareket eden davalı Recep Tayyip Erdoğan; Genel Başkanımız ve 13. Cumhurbaşkanı adayımız Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili montaj videolar hazırlatıp dolaşıma sokturmuş, daha ötesi bu görüntüleri bizzat 07.05.2023 tarihli İstanbul mitinginde yayınlatmıştır.

1. Ekte sunulu video görüntüleri incelendiğinde görüleceği üzere; seçim aşamasında kullanılmak üzere 13. Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu özelinde hazırlanmış videoları davalı montajlatıp, tamamıyla yalan ve iftira kapsamlı kurgularla değiştirmiş, PKK’lıların da videoya eklenmesini sağlayarak Genel Başkanımızın terör örgütleri tarafından desteklendiği, terör örgütü ile işbirliği yapıldığı haksız algısı verilmeye çalışılmıştır.

Davalı, hazırlatmış olduğu bu suç kapsamlı montaj videolarının sosyal medyada yayınlanmasını sağlamış, daha ötesi 07.05.2023 tarihinde düzenlemiş olduğu İstanbul Mitinginde bizzat yayınlatarak zarar vermiştir.”

Ne olmuştu?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim öncesi mitinglerinde ve gençlerle buluştuğu programlarda gösterdiği, Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun montajlı videosu 22 Mayıs’ta tekrar gündeme geldi.

TRT ortak yayınında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Abdülkadir Selvi tarafından kendisine sorulan soru üzerine, “Kılıçdaroğlu’nun Kandil’dekilerle video çekimleri var. Ama montaj ama şu ama bu” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bahsettiği görüntünün orijinali, Millet İttifakı’nın 14 Mayıs seçimleri için yayımladığı kampanya filminden. Montajlı videoda ise Kılıçdaroğlu’nun arkasına aralarında Murat Karayılan’ın da olduğu PKK’lılar yerleştirildi.

Paylaşın

Özdağ’ın Kılıçdaroğlu Desteğine Akşener’den İlk Yorum

İlk tur seçimin ardından Kılıçdaroğlu’na, İnce, Özdağ ve Oğan ile ilişki kurmak, görüşme yapmak, iletişim kurmak ve onların talepleriyle ilgili tutum alma konusunda yetki verdiklerini belirten Akşener, “Dolayısıyla o yetki çerçevesi içinde yaptığı görüşmelerin sonunda bir noktaya gelindi” dedi ve ekledi:

“Bugün Zafer Partisi Genel Başkanı Sayın Özdağ, Millet İttifakı’nın içinde yer aldığını ve destekleyeceğini söyledi. 7 maddelik, CHP Genel Başkanı sıfatıyla Sayın Kılıçdaroğlu’nun imzasının olduğu, Zafer Partisi Genel Başkanı sıfatıyla da Sayın Özdağ’ın imzasının olduğu bir mutabakat metni yayınlandı. Dolayısıyla o metinde bizleri rahatsız edecek bir şey yok.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İstanbul Zeytinburnu ziyareti sırasında basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

İlk tur seçimin ardından Kılıçdaroğlu’na, İnce, Özdağ ve Oğan ile ilişki kurmak, görüşme yapmak, iletişim kurmak ve onların talepleriyle ilgili tutum alma konusunda yetki verdiklerini belirten Akşener, “Dolayısıyla o yetki çerçevesi içinde yaptığı görüşmelerin sonunda bir noktaya gelindi. Bugün Zafer Partisi Genel Başkanı Sayın Özdağ, Millet İttifakı’nın içinde yer aldığını ve destekleyeceğini söyledi. 7 maddelik, CHP Genel Başkanı sıfatıyla Sayın Kılıçdaroğlu’nun imzasının olduğu, Zafer Partisi Genel Başkanı sıfatıyla da Sayın Özdağ’ın imzasının olduğu bir mutabakat metni yayınlandı. Dolayısıyla o metinde bizleri rahatsız edecek bir şey yok” dedi.

Metnin iki siyasi partinin genel başkanları olarak yayımlandığını kaydeden Akşener, şöyle devam etti: Millet İttifakı’nın ortaya koyduğu çeşitli mutabakat metinleri var. Onlarla ters düşen de bir madde yok içinde. Dolayısıyla böyle bir yetkisi vardı Sayın Kılıçdaroğlu’nun. O yetkiyi yerine getirdi. Hayırlı uğurlu olsun.

“Seçimden sonra bir araya gelecek ve bu konuda görevlendirmeler yapılacak”

Akşener, Özdağ’ın “İçişleri Bakanı olarak sığınmacıları göndereceğim” şeklindeki paylaşımı üzerine gelen soruya ise şu yanıtı verdi:

Benim herhangi bir yorumum yok. Çünkü şöyle; biz henüz bakanlıklar konusunu hiçbir şekilde Millet İttifakı’nın bileşenleri olarak gelip bir araya konuşmadık. Ama bildiğim bir şey var, iki siyasi parti olarak biz ayrı ayrı girdik.

Dolayısıyla alınan oy ve çıkarılan milletvekili sayısına göre öncelikle Cumhuriyet Halk Partisi ve İYİ Parti, seçimden sonra bir araya gelecek ve bu konuda görevlendirmeler yapılacak. Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi’nin görevlendirmeleri aldığı bakanlıkları, hangi siyasi partiye, ‘siz burada görev alın’ diyeceği İYİ Parti’yi ve onun genel başkanını bizleri ilgilendiren bir durum değildir.

Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanının ve parti kurullarının vereceği bir karardır. Ona da saygı duyuyorum. Dolayısıyla İçişleri Bakanlığı üzerinden Sayın Özdağ böyle bir görevlendirme Sayın Kılıçdaroğlu başından itibaren yapmışsa dediğim gibi Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olarak verdiği bir karardır. Ben ona saygı duyuyorum.

Paylaşın

Babacan’dan “Montaj Video” Açıklaması: Siyaset Yapmak İçin İnsanlıktan Çıkılmaz

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mitinglerinde gösterdiği montaj videoya ilişin açıklama yapan DEVA Lideri Babacan, “Montajlanmış görüntüler eşliğinde iftiralar atarak kafanızı karıştırmak istiyorlar. Hiç utanmadan. Teröristlerin videolarını kesip yapıştırarak gerçek olmayan görüntüleri, miting alanında millete izletiyorlar. Hayret ediyorum” dedi ve ekledi:

“Sabah-akşam kutsal dinimizi siyasetlerine alet edenler nasıl oluyor da hiç Allah’tan korkmadan böyle açıkça iftira atıp yalan konuşuyorlar? Bizim siyaset anlayışımızda yalan olmaz. İftira olmaz, olamaz. Siyaset yapmak için insanlıktan çıkılmaz.”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, sosyal medya hesabından Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nu, montajla PKK’lılarla birlikte gösteren video ile ilgili açıklama yaptı.

“Kutsal dinimizi siyasetlerine alet edenler nasıl oluyor da hiç Allahtan korkmadan böyle açıkça iftira atıp yalan konuşuyorlar?” diyen Babacan, şöyle dedi:

“Montajlanmış görüntüler eşliğinde iftiralar atarak kafanızı karıştırmak istiyorlar. Hiç utanmadan. Teröristlerin videolarını kesip yapıştırarak gerçek olmayan görüntüleri, miting alanında millete izletiyorlar. Hayret ediyorum.

“Sabah-akşam kutsal dinimizi siyasetlerine alet edenler nasıl oluyor da hiç Allah’tan korkmadan böyle açıkça iftira atıp yalan konuşuyorlar? Bizim siyaset anlayışımızda yalan olmaz. İftira olmaz, olamaz. Siyaset yapmak için insanlıktan çıkılmaz.”

Ne olmuştu?

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim öncesi mitinglerinde ve gençlerle buluştuğu programlarda gösterdiği, Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “montajlı” videosu 22 Mayıs’ta tekrar gündeme geldi.

TRT ortak yayınında konuşan Erdoğan, Abdülkadir Selvi tarafından kendisine sorulan soru üzerine, “Kılıçdaroğlu’nun Kandil’dekilerle video çekimleri var. Ama montaj, ama şu, ama bu,” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bahsettiği görüntünün orijinali, Millet İttifakı’nın 2023 Türkiye Genel Seçimleri için yayınladığı kampanya filminden. Montajlı videoda ise Kılıçdaroğlu’nun arkasına aralarında Murat Karayılan’ın da olduğu PKK’liler yerleştirildi.

CHP Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın yanıtını “itiraf” olarak değerlendirerek “Montajcı sahtekâr,” dedi.

Paylaşın