Demirtaş: DEM Partiyi Dikkate Almayan Kaybeder

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “DEM Parti’nin beklenti ve taleplerini dikkate almayan kaybeder” dediği öğrenildi.

Medyascope muhabiri Ferit Aslanın haberine göre, eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, yerel seçimlerde bütün tarafların niyetini, yaklaşımını görmeden bir karar vermemek gerektiği görüşünde.

31 Mayıs’ta aktif siyaseti bıraktığını açıklayan Demirtaş’ın “DEM Parti’ye ve bize nasıl yaklaşıldığını görmek istiyoruz” dediği aktarıldı.

Seçimlerde cezaevinde olmaları halinde tutumlarının belli olacağını söyleyen Demirtaş, partisinin tavrının da buna göre şekilleneceğini öngörüyor. Demirtaş, partisinden bağımsız hareket etmeyecek.

DEM Parti’nin yerel seçimler için kararını netleştirmeden önce cezaevlerinde tutuklu bulunan tüm partililerin görüşünü alacağını belirten Demirtaş, şimdilik sadece gelişmeleri takip ediyor. Demirtaş, halkın ve DEM Parti’nin ihtiyaç duyması halinde devreye girecek.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener, Yarın “Özü Başımıza” İçin De Pişmanlık Duyar Mı?

İYİ Parti Lideri Meral Akşener’in “Şimdiki aklım olsa masaya dönmezdim. Benim asıl özeleştirim o. Bu yüzden özü başımıza gidiyoruz” şeklindeki pişmanlık ifadeleri parti içinde eleştiri konusu oldu.

Bir siyasetçinin bu şekilde konuşmasının doğru olmadığını söyleyen İYİ Partili bir siyasetçi, “Siyasetçi aldığı kararları değerlendirir ama bunu yaparken ‘pişmanlık’ ifadesini kullanamaz. Bu güvensizliği büyütür. Yarın ‘özü başına’ kararından pişmanlık duymayacağını kim garanti edecek? Nasıl güvenecek insanlar?” diye sordu.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener geçtiğimiz hafta Trabzon ziyaretinde Altılı Masa ile ilgili çok konuşulacak bir açıklama yaptı. “Şimdiki aklım olsa masaya dönmezdim. Benim asıl özeleştirim o. Bu yüzden özü başımıza gidiyoruz” diyen Akşener bir de özür diledi.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Akşener’in pişmanlık ifadeleri parti içinde eleştiri konusu oldu. Bir siyasetçinin bu şekilde konuşmasının doğru olmadığını söyleyen İYİ Partili bir siyasetçi, “Siyasetçi aldığı kararları değerlendirir ama bunu yaparken ‘pişmanlık’ ifadesini kullanamaz. Bu güvensizliği büyütür. Yarın ‘özü başına’ kararından pişmanlık duymayacağını kim garanti edecek? Nasıl güvenecek insanlar?” diye sordu.

Öte yandan İYİ Parti’nin yerel seçimlere “hür ve müstakil” girme kararının tartışması sürüyor. CHP’li yetkililer kamuoyu önünde yumuşak mesajlar verse de kulislerde karara dönük tepkisi sert.

İYİ Parti’nin iş birliğini reddetmesinin rasyonel bir karar olmadığını söyleyenler, “Akşener görevini yapıyor, CHP’ye kaybettirmeye dönük bir devlet aklı çalışıyor” iddiasında. Bu iddiada bulunanlara göre İYİ Parti kararının arkasındaki asıl hedef 2028 Cumhurbaşkanlığı seçimi. Gelecek seçimde İmamoğlu’nun olası adaylığının ilk yenilgisi yaşatılarak sakatlanmaya çalışıldığı ileri sürülüyor.

Paylaşın

DEM Parti’den Yerel Seçimler Açıklaması: İş Birliğine Yeşil Işık

Halkların Eşitlik ve Demokratik Partisi (DEM Parti), 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlerde diğer partilerle işbirliğine kapıları açık tutma kararı aldı: Yerel demokrasi, demokratik uzlaşı, özgür siyaset, evrensel insan hakları ve kadın özgürlükçü politikaları esas alan herkesle müzakere etmeye hazırız.

Haber Merkezi / DEM Parti, Parti Meclisi (PM), seçimlere ilişkin müzakereler dahil, seçim sürecinin yürütülmesi için Merkez Yürütme Kurulu’na (MYK) yetki verdi. Daha önce partinin birinci ve ikinci sırada olduğu yerlerde, kendi adaylarıyla yarışacağını açıklayan DEM Parti’nin özellikle CHP’li belediye başkanları tarafından yönetilen, İstanbul Mersin, Adana gibi illerde seçim işbirliğine gidip gitmeyeceği merak konusuydu.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), 15-16 Aralık’ta gerçekleştirdiği Parti Meclisi (PM) toplantısının sonuç bildirgesini kamuoyuna duyurdu. Bu bağlamda, DEM Parti’nin önümüzdeki süreç için belirlediği tutumlar şöyle:

“2024 yılı yerel yönetim seçimleri sonuçları itibariyle bölgede ve Türkiye’de ciddi siyasi etkiler ortaya çıkaracaktır. Bu seçimlerin belirleyici partisi olarak sorumluluğumuzun bilincindeyiz.

Türkiye’nin sorunları ancak müzakere yöntemleriyle çözülür. Bu nedenle siyasi partiler arasında diyalog ve müzakerelere kıymet biçiyoruz. Yerel demokrasi, demokratik uzlaşı, özgür siyaset, evrensel insan hakları ve kadın özgürlükçü politikaları esas alan herkesle müzakere etmeye hazırız.

İdeolojik-politik duruşumuz ve siyaset dilimizle ne statükocu ne de restorasyoncu çizgiye benziyoruz. Demokrasi, barış, özgürlük ve adalet değerlerini örecek 3. Yol temel stratejik hattımızdır. DEM Parti kendisini mücadele ve müzakere partisi olarak görmektedir. Bu yol, sadece seçimde kazanım elde etme yolu değildir. Bu yol, aynı zamanda Kürt sorununun demokratik çözümü, kayyım gasplarına karşı halk iradesine sahip çıkma, yolsuzluğa ve çürümüşlüğe karşı halkın işine, aşına, yaşamına ve özgürlüğüne sahip çıkma yoludur.

İzleyeceğimiz stratejiyle 2024 yılı yerel seçimlerinde kayyım atanan belediyelerimizi, yeniden halk iradesiyle yönetmek üzere geri alacağız. Bunun yanı sıra daha önce yönetiminde bulunmadığımız birçok il, ilçe, belde belediyesinin seçimlerini kazanacak ve halkı yolsuzluktan, rant şebekelerinden ve kimliğimizi inkar edenlerden kurtaracağız. Bu hedefimize ulaşmak için parti adımızla çeşitli iş birlikleri ve güç birlikleri kurarak ilerleyeceğiz.

Türkiye’nin batısında ise kenti var eden, yaşatan sosyal ve siyasal dinamikleri geniş ölçekte kapsayan tüm kurum, kuruluş, işçi, emekçi, ekolojist, kadın, gençlik, halklar ve inanç örgütleri, siyasi partiler, emek ve meslek örgütleri, demokrat ve vicdan sahibi yurttaşlar, tüm toplumsal taraflar ve siyasi aktörlerle görüşmek, müzakere etmek, birlikte yürümek, ortak mücadeleyi örecek Kent Uzlaşısı zeminini oluşturmayı öncelikli görev olarak görüyoruz.

Başta Emek ve Özgürlük İttifakının tüm bileşenleri olmak üzere yerel yönetimleri bir rant dağıtma merkezi haline getiren anlayışın karşısında halkçı, ekolojik, kadın özgürlükçü çizginin biçim verdiği bir yerel yönetim anlayışını ve bu çizgiyi benimseyen tüm toplumsal, siyasal dinamiklerle güçlendirecek, ortak- kolektif bir alternatif anlayışın büyütülmesi için rolümüzü oynayacağız.

Her bağımsız siyasi partinin yapacağı gibi yerel yönetim seçimlerinde kendi adaylarımız ve listelerimizle kent yönetimlerinde yer alma eğilimimiz PM toplantımızdaki tartışmalarla daha fazla güçlenmiştir. Parti Meclisimiz partimizin tüm kurullarıyla kapsayıcı, katılımcı, şeffaf ve demokratik aday olma süreçlerinin; yerel seçimlerin hazırlık çalışmalarında önemli bir aşama olduğunu vurgulamış ve sürecin bir demokrasi şölenine dönüşecek şekilde devam ettirilmesinin önemini vurgulamıştır.

Kimsenin şüphesi ve kuşkusu olmasın ki halkımızın çıkarına olmayan tek bir denklemin bile kurulmasına izin vermeyeceğiz. Bilakis vereceğimiz kararlar ve kuracağımız stratejik denklemlerle bütün Türkiye halklarına kazandıracağız!

Yerel yönetim seçimlerinde PM toplantımızın ortaya koyduğu genel eğilime uygun olarak gereğini yapmak üzere yetki, Merkez Yürütme Kurulu ve Eş Genel Başkanlara verilmektedir.

Parti Meclisimizde ortaya çıkan irade, önümüzdeki yerel seçimlerde sadece bir başarıyı değil; büyük bir zaferi getirecek. Biz kazanınca bu ülkenin ezilenleri, emekçileri, dışlananları, yok sayılanları kazanacak, kentler kazanacak. Bu duygu ve düşüncelerle Türkiye halklarını selamlıyor, mutlaka kazanacağımız inancını bir kez daha dile getiriyoruz.”

Paylaşın

CHP Lideri Özel’den ‘Gezi’ Paylaşımı: Savunmaya Devam Edeceğiz

Gezi davasında 600 gündür tutuklu olan Çiğdem Mater, Mine Özerden, Tayfun Kahraman ve Can Atalay için özgürlük çağrısında bulun CHP Lideri Özgür Özel, “Gezi’yi savunmaya devam edeceğiz” dedi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel,  sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla Gezi davasında 600 gündür tutuklu olan Çiğdem Mater, Mine Özerden, Tayfun Kahraman ve Can Atalay için özgürlük çağrısında bulundu.

CHP Lideri Özgür Özel, paylaşımında şu ifadeleri kullandı: Çigdem Mater, Mine Özerden, Tayfun Kahraman ve Can Atalay’ın tutuklanmalarının üzerinden 600 gün geçti. 600 gündür Gezi’nin suçsuzluğunu, Can’ın, Tayfun’un, Mine’nin ve Çiğdem’in masum olduklarını anlatıyoruz. Adalet yerini bulana kadar Gezi’yi savunmaya devam edeceğiz.

Ne olmuştu?

İstanbul Taksim’de başlayıp ülke geneline yayılan Gezi Parkı eylemlerine yönelik ilk dava 2014 yılında açıldı. Sanıkların 2015 yılında beraat etmesinin ardından 2019 yılında ikinci bir dava daha başlatıldı.

Bir yıl sonra sonuçlanan bu davada “cebir ve şiddet kullanarak hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs”, “mala zarar verme”, “kasten yaralama” ve “ağırlaştırılmış yaralama” suçlarından yargılanan sanıklar, suçlamalara ilişkin somut ve kesin delil bulunmadığı gerekçesiyle bir kez daha beraat etti. Fakat savcılığın itirazı üzerine davanın yeniden görülmesine karar verildi.

Yeniden görülen Gezi Parkı Davası’nda Osman Kavala’ya hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüsten ağırlaştırılmış müebbet, Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Ali Ekmekçi’ye ise bu suça yardımdan 18 yıl hapis cezası verildi.

Paylaşın

Erdoğan: Tek Parti Faşizmi Milleti Ezdi

İlim Yayma Cemiyeti’nin düzenlediği törende açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tek parti faşizmi döneminde yasakların ve baskıların altında ezilen milletimiz Demokrat Parti iktidarıyla adeta yeniden kendini bulmuştur” dedi ve ekledi:

“İlim Yayma Cemiyetimiz bu uyanışın meyvelerinden biridir. Bu kardeşiniz de bir İlim Yayma meyvesidir” Her ne kadar darbe dönemlerinin ardından cemiyetin çalışmaları bir süre engellenmiş olsa da şartlar düzeldiğinde faaliyetler yeniden hızlanmıştır. Nitelikli insan gücünü yetiştirmek üzere kurulan cemiyetimizin 72. yıldönümünü geride bıraktık. Ülkemizin en önemli manevi kaynaklarından imam hatip okullarının kuruluşunda ve yaşatılmasında cemiyetimizin hayati katkıları olmuştur.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İlim Yayma Cemiyeti ve Vakfı’nın Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlediği “İlim Yayma Ödülleri” törenine katıldı.

Törende konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Vefat haberini derin bir teessürle öğrendiğimiz aziz kardeşim Kuveyt Emiri Şeyh Nevvaf’a Allah’tan rahmet ve mağfiret diliyorum. Dost ve kardeş Kuveyt halkına milletim adına taziyelerimi sunuyorum. Merhum Şeyh Nevvaf, Türkiye’nin samimi ve güvenilir bir dostu olarak her zaman hayırla yad edilecektir. Yeni Kuveyt Emiri kardeşim Şeyh Meşal’e de Rabbimden muvaffakiyetler niyaz ediyorum” ifadelerini kullandı.

İlim Yayma Cemiyeti’nin 1951’de kurulduğunu hatırlatan Erdoğan, bu dönemi Prof. Dr. Sabahattin Zaim’in şu şekilde anlattığını aktardı: “1951 Türkiye’sinin manzarası şuydu. Bütün müminler, inançlılar, bir tek cümleyle cahil ve fakirdiler. Ne ilim adamımız vardı, ne iktisadi gücümüz ne şirketimiz ne radyomuz ne özel okulumuz ne bilim adamımız ne tüccarımız ne derneğimiz ne vakfımız vardı.

Tamamen teşkilatsız bir toplumduk. Bütün gayrimüslimlerin vakıfları, teşkilatları vardı. Niçin? Çünkü Osmanlı Devleti’nde millet sırtını devlete dayamıştı. İçtimai meseleler bilaistisna devlet tarafından organize edilirdi. Devlet arkasından çekilince millet adeta çırılçıplak ortada kaldı. 1950 sonrasında kurumlaşmak, cemiyetleşmek başladı. İlk cemiyetimiz de İlim Yayma Cemiyeti’ydi.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “tek parti faşizmi döneminde yasakların ve baskıların altında ezilen milletin, Demokrat Parti iktidarıyla adeta yeniden kendini bulduğunu” savundu.

Darbe dönemlerinin ardından cemiyetin çalışmalarının bir süre engellendiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şartlar düzeldiğinde faaliyetler yeniden hızlanmıştır. Ülkemizin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan gücünü hem maddi hem manevi alanda yetiştirmek üzere kurulan Cemiyetimizin kuruluşunun 72’nci, Vakfımızın kuruluşunun 50’nci yıl dönümünü geride bıraktık” dedi.

İsrail’in Filistin’in Gazze Şeridi’ne saldırıları ve katliamlarına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: Biz, siyasi, askeri ve ekonomik olarak güçlendikçe umutlarını bize bağlamış olan dost ve kardeşlerimizin özgüvenleri de arttı. Artık hem İslam aleminde hem Türk dünyasında geçmişe göre çok daha farklı, çok daha olumlu, çok daha cesur bir hava vardır. Karabağ’ın işgalden kurtuluşu bu havayı daha da güçlendirmiştir.

Zalim İsrail devletin, Batı devletlerinden desteği ile sürdürdüğü Gazze’deki katliamın önüne geçeceğimiz günler de endişe etmeyin, Allah’ın izniyle, yakındır. Yakaladığımız bu ivmeyi sürdürebilmek için çocuklarımızı medeniyetimize, tarihimize ve kültürümüze uygun şekilde yetiştirme meselesini önceliklerimizin en başına koyma mecburiyetiyle karşı karşıyayız. Bunun yolu da eğitim vasıtasıyla çocuklarımızın maddi ve manevi beslenme kaynaklarını millileştirmekten geçiyor. Devletin görevi bu sürecin önünü açmak ve kolaylaştırmak işinde rol oynamaktır.

Paylaşın

Doktorlar SABİM Üzerinden Tehdit Ediliyor

Hekim Birliği Sendikası Genel Başkanı Yakup Gökhan Doğramacı, “Sağlıkta Şiddete Sıfır Tolerans” çalıştayında yaptığı konuşmada Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi (SABİM) üzerinden doktorların sıklıkla tehdit edildiğini söyledi ve ekledi:

“Buradan da hekimlere hakaret ve tehdit mesajları gönderiliyor. ‘Doktoru öldüreceğim, bıçaklayacağım’ diyorlar. SABİM de hekimi arıyor. Hatanızdan böyle bir tehdit var, tedbirinizi alın diye uyarıyor. Burada tedbiri biz mi almalıyız? Hekimler kendi başına bırakılıyor. SABİM’in ismini duyduğumuzda hepimiz korkuyor, çekiniyoruz.”

Hekim Birliği Sendikası Sendikası, “Sağlıkta Şiddete Sıfır Tolerans” çalıştayı düzenledi. Sağlık sektöründe yaşanan tüm şiddet problemlerinin ele alındığı çalıştayda, çözümler sunulmaya çalışıldı.

Sol Haber’in aktardığına göre; Yasal düzenlemeler ve cezai yaptırımların oldukça önemli olduğuna değinen Hekim Birliği Sendikası Genel Başkanı Yakup Gökhan Doğramacı, “Ama bunlar yetersiz. Uygulanan şiddet, sadece bunlarla da çözülemez. Çünkü bunların uygulanması da bir o kadar önemlidir. Yaralayanlar doğrudan nöbetçi mahkemeye çıkarılıp serbest bırakılıyor” açıklamasını yaptı.

“Hekimlerin yüzde 62’si şiddeti bildirmiyor”

Mecliste tekrar bir şiddet araştırma komisyonu kurulması gerektiğini belirten Doğramacı, “Sağlık Bakanlığı içerisinde de şiddetle mücadele intiharları önleme kurulunun kurulmasını istiyoruz. Oralarda da aktif görev rol almak istiyoruz. Yapılan araştırmaya göre hekimlerin yüzde 62’si uğradığı şiddeti bildirmiyor. Çünkü artık bir yılgınlık, tükenmişlik var” şeklinde konuştu.

Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi (SABİM) üzerinden doktorların sıklıkla tehdit edildiğini vurgulayan Doğramacı sözlerine şunları ekledi: Buradan da hekimlere hakaret ve tehdit mesajları gönderiliyor. ‘Doktoru öldüreceğim, bıçaklayacağım’ diyorlar. SABİM de hekimi arıyor. Hatanızdan böyle bir tehdit var, tedbirinizi alın diye uyarıyor. Burada tedbiri biz mi almalıyız? Hekimler kendi başına bırakılıyor. SABİM’in ismini duyduğumuzda hepimiz korkuyor, çekiniyoruz.

Hekim Birliği Sendikası Basın ve Sosyal Medyadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Dr. Özgür Cengiz ise “Türkiye’de, kamuda şiddete uğrayan meslek grupları içerisinde birinci sırada kadın hekimler yer alıyor. Yani çok yüksek oranda kadın hekimler, şiddete maruz kalıyor. Bugünkü çalıştayda, uzmanlar kendi alanlarındaki görüşlerini beyan edecek. Bu ülkede öldürülen hekimler var. Çok değerli hekimler, sadece hastalarına şifa verdikleri için öldürüldüler. Birkaç gün öncesinde hakeme bir saldırı oldu. Gündem oldu. Bu çok doğru bir şeydir. Kamuda çalışan, topluma hizmet eden kim varsa şiddete maruz kalmamalı” dedi.

Paylaşın

Bahçeli’den Yerel Seçimler Mesajı: Büyük Resme Kafa Yoruyoruz

Yerel seçimlere ilişkin açıklamada bulunan MHP Lideri Devlet Bahçeli, “Allah’ın izni ile 31 Mart eşiği sağ salim kazasız bir şekilde aşılacaktır. AKP ile yaptığımız görüşmelerde Türk ve Türkiye’ye odaklandığımızı karşılık gözetmeksizin hedeflerimiz için çalıştığımızı söylemek istiyorum” dedi ve ekledi:

“Mesele hangi belediye başkanlıklarının partimizde olmasından daha çok cumhur ittifakı olarak neyi ne kadar başarabilirizin sorusuna cevap aramaktayız. Her şey değişip ters yüz olsa da Türk milleti kıyamete kadar yaşayacak.”

Devlet Bahçeli, açıklamasının devamında, “Bulanık suda balık avlayacak merakımız yok. Önce ülkem ve milletim diyorsak bunu seve seve yapmalıyız. Biz neysek oyuz ne dediysek yaparız. Ayırmadan Türkiye için çalışacağız. Herkes için herkese göre belediye diyeceğiz. İstikrar ve hizmet için çalışacağız.

Kimse fıtrat değişir sanmamalı bu kan yine o kandır. Büyük resme kafa yoruyoruz. Siyasi kulislere kapalıyız. Cumhur İttifakı kararını vermiş mutabakata vermiş yola koyulmuştur. AK Parti ile çözemeyeceğimiz bir mesele yoktur” ifadelerini kullandı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ankara’da partisinin İl Başkanları Toplantısı’nda konuştu. Bahçeli’nin konuşmasında yerel seçimlere ilişkin şu ifadeleri kullandı:

Allah’ın izni ile 31 Mart eşiği sağ salim kazasız bir şekilde aşılacaktır. AKP ile yaptığımız görüşmelerde Türk ve Türkiye’ye odaklandığımızı karşılık gözetmeksizin hedeflerimiz için çalıştığımızı söylemek istiyorum

Mesele hangi belediye başkanlıklarının partimizde olmasından daha çok cumhur ittifakı olarak neyi ne kadar başarabilirizin sorusuna cevap aramaktayız. Her şey değişip ters yüz olsa da Türk milleti kıyamete kadar yaşayacak.

Bulanık suda balık avlayacak merakımız yok. Önce ülkem ve milletim diyorsak bunu seve seve yapmalıyız. Biz neysek oyuz ne dediysek yaparız. Ayırmadan Türkiye için çalışacağız. Herkes için herkese göre belediye diyeceğiz. İstikrar ve hizmet için çalışacağız. Kimse fıtrat değişir sanmamalı bu kan yine o kandır.

Büyük resme kafa yoruyoruz. Siyasi kulislere kapalıyız. Cumhur İttifakı kararını vermiş mutabakata vermiş yola koyulmuştur. AK Parti ile çözemeyeceğimiz bir mesele yoktur.”

“CHP güvenlik sorunu, DEM Parti güvenlik tehdididir”

2023 yılını değerlendirirken depreme ait sorunları Cumhur İttifakı’nın çözeceğini ifade eden Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti:

“CHP, İP ve DEM zillet ile hezimet arasında sarkaç gibi sallanmaktadır. Bu partiler hem demokrasiye hem de Türkiye’ye zarar veriyorlar. Muhalefet bir hastalığın pençesinde. Birbirlerine demediğini bırakmayanların Türk siyasetinde varlığı demokratik utançtır. Bizim için asıl tehlike siyasete yuva yapmış siyasilerdir. CHP güvenlik sorundur. Sözde bölücü parti DEM Parti güvenlik tehdididir.

İnsanlarımızı provoke eden sosyal medya görüntüleri, merdiven altı cemaat ve tarikatların şımarıklıkları tahammül sınırlarını aşmaktadır. Vatandaşlarımız alın teri ile mücadele ediyorken aklını kaçırmış gibi para harcayıp kahvesini altın tozu ile içenler sistemi sorgulatmaktadır. BU kapsamdaki hedef sosyal anarşi üretmektir.

Türk futbolunda illegal fonlarla yüksek faiz beklentisi ile para yatırması ve bir bankanın çalışanı vasıtasıyla yapılması bir ahlak sorunudur. Bu skandal Türk sporunu tartışmaya açmıştır. Somali Cumhurbaşkanı oğlunun birisine çarpıp ülkesine gitmesi de bu duruma hizmet etmektedir.

Ankaragücü maçında hakeme yumruklu saldırısı sonrasında TFF’nin süreci yürütememiştir. Hakemimize yapılan saldırıyı lanetliyoruz ancak bu güç gösterisini bir kaşık su da fırtına koparanları maksatlı olarak kabul ediyoruz. Türkiye karşıtı çevrelerin eline koz vermektir. Oyunu görüyoruz kumpası görüyoruz.

TBMM’de Kürtçe konuşulması kabul edilemez. Ülkenin dili Türkçedir. TBMM’de Türkçe dışında konuşma yapmak ve buna göz yummak kötülüktür. Kürt kökenliler Kürtçe konuşması bizi rahatsız etmez ancak bunun merkezileşmesine izin vermeyiz. Türkçemiz şerefimiz.

Öte yandan açıkça söylemek istiyorum. Hınıslı Said bir vatan hainidir. Katilidir ve canidir. Bu soysuza kim övgü ile bahsediyorsa o da aynısıdır. 2014 yılında Şeyh Said’in ismi Diyarbakır’da bir bulvara verilmesi ilk o kentteki insanlarımıza hakarettir. Özgür Özel’in Şey Said açıklamasını neresini düzeltelim. Hainlere acıyan çürümüşlerdir. CHP Genel Başkanı şehitlerin acısını ne yapacak.”

Paylaşın

İYİ Parti Diyarbakır İl Ve İlçe Teşkilatlarında İstifa Depremi

Yerel seçimlere “hür ve müstakil” girme kararı alan İYİ Parti’de Diyarbakır İl Başkanı Vejdin Ensarioğlu, “Siyaset ve bölge büyüğümüz, kıymetlimiz Sayın Salim Ensarioğlu’nun olmadığı bir yerde bizim varlığımız söz konusu olamaz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu vesileyle Diyarbakır il ve ilçe teşkilatlarımızla birlikte ve ayrıca 12 bin 750 üyeyle İYİ Parti’den istifa ettiğimizi kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz.”

Vejdin Ensarioğlu, açıklamasında ayrıca, “21. yüzyılda yeni bir hikaye yazmak ve milletimize üçüncü bir yol göstermek üzere hür ve müstakil olarak yoluna devam etmek isteyen, ne yazık ki gönül verdiğimiz İYİ Parti, hür ve müstakil görüşlere tahammül edememiştir. Sayın bakanımızın talebine dönük başlayan linç kampanyasının karşısında olduğumuzu tüm kamuoyunun bilmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti İstanbul Milletvekili Salim Ensarioğlu’nun partisinden istifa etmesinin ardından, partinin Diyarbakır İl Başkanı Vejdin Ensarioğlu da istifasını açıkladı.

Vejdin Ensarioğlu sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “İl ve İlçe teşkilatlarımla ve 12.750 üyemle birlikte 2018 yılından beri onurla mücadele verdiğimiz İyi Parti Yerel Yönetimler 8.Bölge Koordinatörlüğünden, Diyarbakır İl Başkanlığından ve İYİ Parti’den istifa ediyoruz” dedi.

Ensarioğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “21. yüzyılda yeni bir hikaye yazmak ve milletimize üçüncü bir yol göstermek üzere hür ve müstakil olarak yoluna devam etmek isteyen, ne yazık ki gönül verdiğimiz İYİ Parti, hür ve müstakil görüşlere tahammül edememiştir.

Sayın bakanımızın talebine dönük başlayan linç kampanyasının karşısında olduğumuzu tüm kamuoyunun bilmesini istiyoruz. Bununla birlikte naaşlara bile saygısı ve tahammülü olmayanlara hatırlatmak isteriz, 21. yüzyıldayız. Siyaset ve bölge büyüğümüz, kıymetlimiz sayın Salim Ensarioğlu’nun olmadığı bir yerde bizim varlığımız söz konusu olamaz.”

İYİ Parti İstanbul Milletvekili Salim Ensarioğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “…bölgenin önemli şahsiyetlerinden Şeyh Said’e dönük hadsiz çevrelerin hakaretlerine karşı verdiğim cevapta, İskilipli Atıf Hoca da olduğu gibi naaşlarının ailelerine teslim edilmesini belirttiğim makul ve insani taleplerden sonra kendi partidaşlarım başta olmak faşizan odaklar tarafından sosyal medyada lince uğradım.

Bu çevrelerin linç kampanyasına karşı partinin yetkilileri; şahsıma bırakın destek vermeyi, linç odaklarından daha fevri bir şekilde beni disiplin kuruluna sevk etmişlerdir. Bu konuda da iyi bilinmelidir ki Şeyh Said, Bediüzzaman Said Nursi ve Seyid Rıza bölgemin önemli değerlerindendir” ifadelerini kullanmış ve “İYİ Parti ile kendini bir araya getiren siyasal gerekçelerin ortadan kalktığını” belirterek istifasını duyurmuştu.

Mayıs ayındaki milletvekili seçimlerinden Ensarioğlu ailesinden 3 isim yarıştı. Dün istifa eden Salim Ensarioğlu İYİ Parti’den İstanbul’da, oğlu Vejdin Ensarioğlu İYİ Partiden Diyarbakır’da, yeğeni Galip Ensarioğlu ise AK Parti’den Diyarbakır’da aday oldu. Salim Ensarioğlu ve Yeğen Ensarioğlu seçilirken, Vejdin Ensarioğlu seçilememişti.

Paylaşın

CHP Milletvekili Ali Fazıl Kasap Geçici Olarak Saadet Partisi’ne Geçti

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap, geçici olarak Saadet Partisi’ne katıldı. Saadet Partisi, Ali Fazıl Kasap’ın katılımıyla, TBMM’de yeniden grup oluşturma çoğunluğunu elde etti.

Saadet ve Gelecek Partisi’nin sandalye sayısı, Kocaeli Milletvekili Hasan Bitmez’in vefatıyla 19’a düşmüş ve Meclis’te grup kurmak için gerekli olan en az 20 milletvekiline sahip olma kriterini kaybetmişti.

Konuya ilişkin açıklama yapan CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, yarından itibaren Saadet Partisi Grubu’nun TBMM’de temsil edileceğini söyleyerek, “Muhalefetin söz hakkının kısıtlanmaması amacıyla bu tavrı almış bulunuyoruz. Tüm siyasal partilerden de bu tavra destek bekliyoruz” ifadesini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap Saadet Partisi’ne katıldı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Kocaeli Milletvekili Hasan Bitmez’in ölümü ile meclis grubu düşen Saadet Partisi’nin bütçe görüşmelerinde söz sahibi olabilmesi için, Kasap’ın geçici olarak bu partiye geçeceğini bildirdi.

CHP Gençlik Kolları’nın Manisa’da düzenlediği organizasyona katılan Özel, burada yaptığı açıklamada, “Hasan Bitmez hayatını kaybedince İçtüzük gereğince 20 olması gereken grup üye sayısı 19’a düştü ve Saadet grubunun düşmesi söz konusu. Bugün de bütçe görüşmeleri devam ediyor. (…) Eğer Saadet Partisi sözünü söyleyemez hale gelirse, bu demokrasi açısından da çok ayıp, hele hele Hasan Bitmez’in son nefesine kadar kürsüde sözünü söylemeye çalışan gayreti göz önüne getirilince, kendisinin hatırasına da saygısızlık olur. Biz bu grubun düşmemesi gerektiğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

Partisinin Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap’ın, CHP grubu adına fedakarlıkta bulunup bütçe görüşmeleri boyunca Saadet Partisi’nde yer alacağını duyuran Özel, Saadet Partisi genel Başkanı Temel Kararmollaoğlu ile Cuma günü yaptıkları görüşmede, Karamollaoğlu’nun, gruplarının düştüğünü “nezaketle hatırlattığını” ve bunun üzerine kendilerinin, “üzerlerine düşeni yapacaklarını söylediklerini” aktardı.

“CHP kürsü hakkını savunur, muhalefet hakkını, söz hakkını savunur. Bütçe görüşmeleri sırasında Saadet Partisi’ne çeşitli katılımlar olabilecektir. Diğer partilerle iş birliği yaparak grup kuracak sayıyı tuttururlar” diyen Özel, “O sağlanana kadar söz haklarını kaybetmemeleri için bir milletvekilimizi Saadet Partisi grubunda görev yapmak üzere talimatlandırmış durumdayım” ifadelerini kullandı.

Özgür Özel’in bu açıklamasının ardından, CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, TBMM Genel Kurulu’nda söz alarak, Hasan Bitmez’in hayatını kaybetmesinin ardından, Saadet Partisi TBMM Grubu’nun içtüzüğün grup olma şartını kaybetmesi üzerine CHP Grubu’nun aldığı kararı açıkladı.

Günaydın açıklamasında, “TBMM’de muhalefetin söz hakkının kısıtlanmaması, halkın yaşadığı gerçeklerin tüm açıklığıyla ve etkinlikle TBMM kürsüsünden ifade edilmesine olanak tanınması ve bu çerçevede bütçe görüşmeleri süresi ile kısıtlı olmak kaydıyla, Kütahya Milletvekilimiz Sayın Doktor Ali Fazıl Kasap, CHP’den istifa ederek bu amaçla Saadet Partisi Grubu’na geçmiş bulunuyor. Yarından itibaren Saadet Partisi Grubu burada temsil edilecek. CHP olarak muhalefetin söz hakkının kısıtlanmaması amacıyla bu tavrımızı almış bulunuyoruz. Diğer tüm siyasi partilerden de bu tavra destek bekliyoruz” dedi.

Hasan Bitmez’in ölümü

Saadet Partisi Kocaeli Milletvekili 53 yaşındaki Hasan Bitmez, 12 Aralık’ta Meclis kürsüsünde yaptığı konuşma sırasında kalp krizi geçirerek hastaneye kaldırılmıştı. Yapılan tedaviye yanıt vermeyen Bitmez 14 Aralık’ta hayatını kaybetti.

Paylaşın

DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan: Kimsenin İlk Yardım Çantası Değiliz

Partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenle DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, yerel seçimlere ilişkin yaptığı açıklamada, Türkiye’nin batısında halkların, emekçilerin kazanacağı ve yerel yönetimlerde bulundukları her yerde temsil edilecekleri bir modeli esas alacaklarını ifade etti ve ekledi:

“Yine tekrar ediyoruz. Yakın zamanda bizim dahil olmadığımız bir çok tartışmada partimiz adına bir çok yorum yapılıyor, tartışma yapılıyor. Partimizin nasıl bir politik tutum takınacağı dışımızda tartışılıyor, yazılıyor, çiziliyor. Şunu belirtmek istiyoruz. Biz kimsenin ilk yardım çantası değiliz. Her sandıkta başı gözü yarılanlara, her daim pansuman için yetişecek yedek güç olmadığımızı belirtmek istiyoruz.

Bizim için toplumu yok sayanlar, sermayeyle kol gezenler meşru değildir, partisinin bir önemi yoktur. Bizim için yolsuzluk yapan hırsızdır, partisinin bir önemi yoktur. İster ampul, ister ok olsun. Her kim ki demokrasiden kaçıyorsa, Kürt sorunun demokratik çözümünden kaçıyorsa, en temel belediyecilik hizmetlerini bile yapamıyorsa biz bunun karşısındayız. Bu yerellerde de demokratik yerel yönetimler anlayışımızın kazanması için var gücümüzle kazanacağımızı bu kentleri yönetmeye talip olduğumuzu da belirtmek istiyorum”

Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre, DEM Parti Eş Genel Başkan Tuncer Bakırhan, Parti Meclisi toplantısının ardından partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi.

Yerel seçimlere ilişkin “Kimsenin ilk yardım çantası değiliz. Hem oyun kurarız hem de yeri geldiğinde oyun bozarız” diyen Bakırhan şunları söyledi: “Herkesin gözü partimizin vereceği bu kararlarda olacaktır. Bu seçim sadece Türkiye halkları değil, partimiz açısından da önemli sonuçlar doğuracaktır. Bu seçim başta Kürt halkının iradesine ipotek koyarak atanan kayyımlarla hesaplaşacağımız bir seçim olacaktır.”

“Kayyım, Kürt halkının temel sorunudur” diyen Bakırhan şöyle devam etti:  “Bu sebeple sadece kayyım atanan kentleri değil, aynı zamanda bölgede, Kürdistan coğrafyasında kötü yönetilen belediyeleri de demokratik yerel yönetimler anlayışımızla buluşturacağız. İrademizin yok sayılmasına bu sefer kesinlikle halklarımızla birlikte geçit vermeyeceğiz.

Sadece yerel yönetimleri almayacağız aynı zamanda halkımızla birlikte bu iradeyi kayyım atanamaması için var gücümüzle elimizden gelen bütün çabaları ortaya koyarak, belediyelerimizi kentlerimizi savunacağımızı belirtmek istiyorum.

Kayyımlar pek çok sorunu da beraberinde büyüterek üreterek varlıklarına devam ediyorlar. Yolsuzluklar aleni bir şekilde ortada, hizmet desen hizmet yok. Ciddi bir hizmet eksikliği yaşanıyor. Ayrımcılık kadına, Kürt’e, ötekiye hat safhada. Kayırmacılık desen kayyım biraz da kayırmacılıktır. O kentten olmayan insanların o kentin olanaklarını çarçur ettiklerini hep birlikte izliyoruz. Bu problemler büyümüştür.

Başta Kürtler olmak üzere kayyımların bu tutumlarının yaratmış oldukları olumsuzluklardan bıktılar ve yıldılar. Önümüzdeki seçimlerde kayyımları kentlerimizden göndereceğiz. Bu seçim; irade ve özgürlük yürüyüşümüzde önemli bir duraktır. 14 Mayıs’ta bize siyasi etkisi yok diyenlere, bu seçimde nasıl bir etkimiz olduğunu, nasıl belirleyici ve stratejik bir noktada bulunduğumuzu hep birlikte hatırlatacağız, ‘Buradayız, Em li virin’ demeye devam edeceğiz.”

“Halk kimi istiyorsa, onlar bizim adaylarımız”

Partinin seçim stratejisine dair konuşan Bakırhan, yerel yönetimlerde bulundukları her yerde temsil edilecekleri bir modeli esas alacaklarını ifade etti:

“Yine tekrar ediyoruz. Yakın zamanda bizim dahil olmadığımız bir çok tartışmada partimiz adına bir çok yorum yapılıyor, tartışma yapılıyor. Partimizin nasıl bir politik tutum takınacağı dışımızda tartışılıyor, yazılıyor, çiziliyor. Şunu belirtmek istiyoruz. Biz kimsenin ilk yardım çantası değiliz. Her sandıkta başı gözü yarılanlara, her daim pansuman için yetişecek yedek güç olmadığımızı belirtmek istiyoruz. Bizim için toplumu yok sayanlar, sermayeyle kol gezenler meşru değildir, partisinin bir önemi yoktur.

Bizim için yolsuzluk yapan hırsızdır, partisinin bir önemi yoktur. İster ampul, ister ok olsun. Her kim ki demokrasiden kaçıyorsa, Kürt sorunun demokratik çözümünden kaçıyorsa, en temel belediyecilik hizmetlerini bile yapamıyorsa biz bunun karşısındayız. Bu yerellerde de demokratik yerel yönetimler anlayışımızın kazanması için var gücümüzle kazanacağımızı bu kentleri yönetmeye talip olduğumuzu da belirtmek istiyorum.”

Bakırhan ayrıca, “Bölgede halk kimi istiyorsa, onlar bizim adaylarımız olacaktır. Bunun için ön seçimler büyük bir demokrasi şöleni şeklinde yapılacak. Bu çerçevede siz değerli PM üyesi arkadaşlardan da il ve ilçe örgütlerimizden milletvekillerimizden de bir talebimiz var. Bu ön seçimlerde biz taraf olmayacağız. Aday adayı olan bütün arkadaşlarımız bizim yoldaşlarımızdır, arkadaşlarımızdır. Birinin diğerinden bizim için bir farkı yoktur. O sandık sonuçlarından çıkan ve seçilen arkadaşlarımız bizim adaylarımız olacaktır” dedi.

Paylaşın