İYİ Parti’de Bir İstifa Daha: Ülkem İçin Mücadele Edeceğim

Partisinden istifa ettiğini duyuran İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ece Güner, “Bildiğiniz gibi, en azından İstanbul ve Ankara’da iş-birliği için mücadele ettim ve GİK toplantısında bu yönde güçlü şekilde söz almış, cesaretle mücadele etmiş, az sayıda kişiden biriyim” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Çıkan kararı savunamayacağımı düşünerek, yapabileceğim tek şey saygı duymak ve istifa etmektir. Yıllardır ‘tek adam sistemine’ karşı mücadele ediyorum. Bağımsız bir hukukçu olarak ilkelerim doğrultusunda ülkem için mücadeleme devam edeceğim.”

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere “hür ve müstakil” girme karar alan İYİ Parti’de istifalar devam ediyor. Son olarak, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ece Güner, sosyal medya hesabından yaptığı bir açıklama ile partisinden istifa ettiğini duyurdu.

Güner, istifa açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Bugün benim için çok zor bir gün Sebebini anlatmadan önce biraz İstanbul’dan bahsetmek istiyorum…. İstanbul’un kaybedilmesi bir memleket meselesi, bir Cumhuriyet meselesi, ve demokrasi meselesidir.

İstanbul kaybedilirse, güç zehirlenmesi tavan yapmış, hiçbir engel kalmamış, kopkoyu bir tek adam sistemi yerleşir. Cumhuriyet değerlerinden daha da uzaklaşırız. Ülkemizi orta doğulaşma projesi daha da güçlenir. Milletimiz daha da yoksullaşır ancak artık bu durumu değiştirme morali ve gücü kalmaz.

Milletimiz siyasetten kopar, hatta siyasetten nefret eder hale gelir. İşte o gün demokrasi tam olarak ölür. İstanbul sadece İstanbul değildir. İstanbul Türkiye’nin kalbidir, Türkiye’nin her köşesinden insanımızın buluştuğu, Türkiye’nin özetidir.

Abarttığımı düşünüyorsanız kendinize sadece şu soruyu sormanız yeterlidir: Neden Sayın Erdoğan’ın tek hedefi, tek hayali İstanbul’u tekrar kazanmaktır? Neden 28 Mayıs’ta koskoca Türkiye’yi kazanmışken, ilk konuşmasında “İstanbul’u tekrar kazanmalıyız demiştir? Mart 2019’da Sn. İmamoğlu “ilk” seçimi sadece 14.000 oy farkla kazanmıştı. Oyların 60,1’1 civan bir farkla… Binde biri…

Bu seçimde 1 oyun bile önemi olacaktır! İktidar tüm gücüyle İstanbul’u kazanmaya odaklanacaktır. Tüm orantısız gücüyle oyları bölersek, AK Parti’nin adayı kazanacaktır. Bu somut bir gerçektir. Bu yüzden, vicdanı kanaatim şöyledir; kazanabilecek tek aday (ve başarılı bir Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu için, hepimiz tek 1 oy bile fire vermeden Sayın Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul’u tekrar kazanmasını desteklemeliyiz.

Bu bir parti meselesi değil, bu bir memleket meselesidir. Bu bir cumhuriyet meselesidir. Şimdi neden bugün benim için zor bir gün ona geleyim. Yıllardır ülkemin iyiliği için, demokrasi için, Cumhuriyet değerlen ve Atatürk ilkeleri için mücadele veren bir hukukçuyum. Referandumun baskıcı (OHAL) döneminde cesaretle bu “tek adam sistemine karşı mücadele ettim, onlarca programda konuştum, 4 kitap yazdım. Her zaman ilkelerim doğrultusunda hareket ettim. Mayıs 2023 seçimlerinde Sn. Meral Akşener’in teveccüh ile hayatında ilk defa bir siyasi partiye (İYİ Parti’ye) üye oldum ve İstanbul’dan milletvekili adayı gösterildim.

Sıradan adaydım ve seçilemedim. (Milletvekili değilim). Milletvekili seçilemeyince, Sn. Meral Akşener beni Genel Başkan Yardımcısı olarak atadı. Ben de sandığım 4 Temmuz 2023 ten beri elimden geldikçe kendisine ve partimize faydalı çalışmalar yapmaya çalıştım İYİ Parti’de gerçekten harika insanlarla tanıştım, Toplumsal Politikalar Başkanı olarak, engelliler grubumuzda, derin yoksulluk grubumuzda, şehit ailelerimiz ve gazilerimiz grubumuzda, iyi niyetle, inançla çalışan harika insanlar tanıdım.

Ülkemizin birçok gerçeğine ilişkin kalp gözüm daha da fazla açıldı, 4 Temmuz öncesine göre sanırım daha da duyarlı bir insan oldum. Dostlarım; hepinizi seviyorum ve sizden öğrendiklerimi asla unutmayacağım. Sayın Meral Akşener’e bana bu fırsatı verdiği için müteşekkirim. Başta Sayın Meral Akşener olmak üzere, sık sık mesai yaptığım değerli divan üyeleri arkadaşlarım ve birlikte mesai yaptığım bazı Milletvekili arkadaşlarım, İYİ Parti’nin tüm çalışanları (sabah güler yüzle bana kapıyı açan güvenlik görevlilerinden, dizel kalem ekiplerine, asistan ve güvenlik ekiplerine) ve İYİ Parti’nin tüm gönüllülerine; hepinize çok teşekkür ediyorum.

Beni daima bir ‘ailede’ gibi hissettirdiniz. Üzüntüm insani boyuttadır: Bu yüzden, samimiyetle umarım ki dost kalırız. Hakkınızı lütfen helal edin, ben de tabii ki helal ediyorum. Asla benden Sayın Meral Akşener veya il Parti hakkında 1 tek olumsuz kelime duymayacaksınız, Ancak affımı rica ediyorum. Siyasete ünvan için girmedim; Türkiye’yi ve Türk milletini bu korkunç yoksullaşma ve otoriteleşmeden kurtarmak İçin girdim.

Ve şahsi görüşüm 4 Aralık tarihli GK kararının bu amaç yönünde doğru bir karar olmalıdır. Bildiğiniz gibi, en azından İstanbul ve Ankara’da işbirliği için mücadele ettim ve GK toplantısında bu yönde güçlü şekilde söz almış, cesaretle mücadele etmiş, az sayıda kişiden biriyim. Çıkan karan savunamayacağımı düşünerek, yapabileceğim tek şey saygı duymak ve istifa etmektir.”

Paylaşın

İYİ Parti’de CHP’yle İşbirliğini Savunanlar Görevden Alınıyor!

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere “hür ve müstakil” girme kararı alan İYİ Parti’de Cumhuriyet Halk Partisi’yle (CHP) işbirliğini savunan isimler görevden alınmaya devam ediyor.

Haber Merkezi / Son olarak, İYİ Parti Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Ahmet Zeki Üçok görevden alındı.

Ahmet Zeki Üçok’un görevden alınacağı öne sürülmüştü. Konuya ilişkin konuşan Üçok, “Görevden alındığım benim de kulağıma geldi ancak henüz resmiyet kazanmadı” ifadelerini kullanmıştı.

serbestiyet.com’dan Hilal Köylü’ye konuşan Ahmet Zeki Üçok, şunları söylemişti: “İYİ Parti’de divan üyelerini seçme yetkisi genel başkanda olduğu gibi, görevden alma yetkisi de genel başkandadır. Genel başkanın takdiridir her şey.”

Ahmet Zeki Üçok, İYİP Genel İdare Kurulu’nun (GİK) CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in işbirliği teklifini oylamak için yaptığı toplantıda işbirliğini savunan ekibin içinde yer almıştı.

İşbirliğinin partiye kazandıracağına dair haritalı bir sunum hazırlığı yapan ancak bu sunumu yapamayan Üçok, haritaları basına sızdırmak ve parti disiplinine uymamakla suçlanmıştı. Üçok, o haritalar, GİK’te yaşananlar ve sonrasında kendisine partiden gelen suçlamalarla ilgili de şöyle demişti:

“Partinin CHP’yle işbirliği yapması durumunda nasıl kazanacağına ilişkin haritalı sunumumu daha önce genel başkanımız Meral Akşener’e yaptım. Kendisi de bana bu sunumu GİK’te yapmamı söylemişti. Ancak GİK toplantısında sadece sözlü anlatım yapmamı ve haritalı sunumdan vazgeçmemi istedi.

CHP’yle işbirliğini savunuyorum ama GİK’te işbirliğinin reddine karar verildi. Bu karara da saygı duyuyorum. Ben bu haritalı çalışmaları üç gündür yapmıyorum. Çevremdeki arkadaşlarımla aylardır yapıyorum. Bu bilinmiyormuş gibi GİK sonrasında bana şık olmayan, yakışıksız eleştirilerle yaklaşıldı. Bu, böyle olmaz. Böyle olmamalıydı.”

İYİ Parti’de 14 Mayıs ve 28 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nin ardından başlayan kriz, 31 Mart 2024 yerel seçimleri yaklaşırken daha da büyüdü.

Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nin ardından partinin üst yönetiminde ‘kuruluş ayarları’na dönme fikri ağır bastı. Bu kapsamda muhalefete yönelik eleştiriler belirginleşirken, ittifak siyasetine karşı çıkıldı.

Genel Başkan Meral Akşener, 8 Kasım tarihli partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda “Bundan sonra kendimizden başka kimseye kefil olmayız. Siz isteseniz bile ben olmam. Kişisel ikbal siyasetini de, ittifak diye paketlenen menfaat ilişkilerini de tek tek yıkacağız” dedi.

Partinin 31 Mart 2024 yerel seçimlerine ilişkin aldığı karar da tartışma konusu oldu. İYİ Parti, yerel seçimlerde, 81 ilde kendi adayını çıkarma kararı aldı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, geçtiğimiz hafta İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’i ziyaret etti ve İYİ Parti Genel İdare Kurulu’nun yerel seçim kararının gözden geçirilip geçirilmeyeceğini sordu.

Özel’in ziyareti sonrası toplanan İYİ Parti Genel İdare Kurulu, CHP’nin yerel seçimlerde işbirliği teklifini reddetti. Genel İdare Kurulu’nda yapılan oylamada işbirliği teklifine 14’e karşılık 35 hayır oyu verildi.

Paylaşın

İYİ Parti’de “İBB Meclisi” Krizi: Bütün Üyeler Disipline Sevk Edildi

İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Yücel Coşkun, “İYİ Partimizin İBB Grup Başkanvekilinin istifası, dün bir araya geldiğimiz bir toplantının ardından bizzat şahsım tarafından istenmiş ve İbrahim Özkan da bu doğrultuda görevinden istifa etmiştir” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Buna rağmen bazı İYİ Parti İBB Meclis Üyelerinin, bilgim dışında ve teamüllere aykırı olarak kendisini yeniden Grup Başkanvekili seçmesi kabul edilemez. Bu doğrultuda, bu kararın altında imzası bulunan bütün İBB Meclis Üyelerinin “kesin ihraç” talebiyle disipline sevk edilmiştir.”

Meral Akşener’in talebi üzerine istifa eden İYİ Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Meclis Grup Başkanvekili İbrahim Özkan, İYİ Partili meclis üyelerinin oylarıyla yeniden Grup Başkanvekili seçildi.

İYİ Parti İBB Meclis üyelerinin, teamüllere aykırı şekilde İbrahim Özkan’ı yeniden Grup Başkanvekili olarak seçmelerinin ‘kabul edilemez’ olduğunu ifade eden İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Yücel Coşkun, bu kararın altında imzası olan meclis üyelerinin ihraç talebiyle disipline sevk edildiğini belirterek şu açıklamayı yaptı:

“İYİ Partimizin İBB Grup Başkanvekilinin istifası, dün bir araya geldiğimiz bir toplantının ardından bizzat şahsım tarafından istenmiş ve İbrahim Özkan da bu doğrultuda görevinden istifa etmiştir. Buna rağmen bazı İYİ Parti İBB Meclis Üyelerinin, bilgim dışında ve teamüllere aykırı olarak kendisini yeniden Grup Başkanvekili seçmesi kabul edilemez. Bu doğrultuda, bu kararın altında imzası bulunan bütün İBB Meclis Üyelerinin “kesin ihraç” talebiyle disipline sevk edilmiştir. ”

İbrahim Özkan, partisinin 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlerde ittifak yapmama kararını eleştirerek şu ifadeleri kullanmıştı:

“Teşkilatlara rağmen siyaset yapılmaz. Genel İdare Kurulu’nun vermiş olduğu bir karar var. Bu karar nasıl değiştirilebilir. Ayetleri tefsirciler tartışabiliyor. Genel İdare Kurulu, Genel Başkana yetki verdi. Şuan böyle bir yetki yok. Bence istişare kanallarının kapanması diye bir şey yok. 20 Şubat’a kadar bu süreç devam edebilir. Somut bir öneri getirilirse, Genel Başkan nezaketli bir insan. Genel kanaat işbirliği yapılması yönündedir.”

Salim Ensarioğlu’da disipline sevk edilmişti

Dün de İYİ Parti Milletvekili Mehmet Salim Ensarioğlu, sosyal medyadaki Şeyh Said paylaşımları nedeniyle disipline sevk edilmişti. İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, Ensarioğlu’nun “İYİ Parti’nin kuruluşundaki temel değerlerini ve bugüne kadar sürdürdüğü siyasi mücadele ve tutumunu yok sayan açıklamalarının asla kabul etmediklerini” dile getirmişti.

Zorlu, “Milli Mücadelenin ruhuna ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu iradesinin ortaya koyduğu tarihi ve milli gerçeklere aykırı paylaşımını reddediyoruz. Böyle bir anlayışın partimizle hiç bir ilişkisi yoktur ve bundan sonra da olamayacaktır. Söz konusu paylaşımla alakalı, genel başkanımızın talimatlarıyla, gereken disiplin süreci ivedilikle başlatılmıştır” demişti.

Ensarioğlu Şeyh Said’in isminin Diyarbakır’da bir bulvara verilmesine ilişkin başlayan tartışmalar hakkında şunları söylemişti: “Son günlerde Diyarbakır’da bir bulvara bölgemizin en önemli değerlerinden Şeyh Said efendinin isminin verilmesi üzerinden başlayan tartışmalarda bölgenin toplumsal ve dini değerlerinden birine dönüşen Şeyh Said’e yönelik ithamları şiddetle reddediyorum.

Bu tür ithamları ifade edenler toplumsal kutuplaşmayı derinleştirmek dışında herhangi bir amaca hizmet etmeyenlerdir. Biz toplumun tüm değerlerine saygı ve hürmeti bir hafıza barışı olarak görüyoruz. Bu minvalde daha önce de defalarca dile getirdiğim üzere Şeyh Said gibi büyük değerlere dönüşen Beddiüzzaman Said Nursi ve Seyid Rıza’nın da mezar yerlerinin açıklanması hafıza barışına hizmet edecektir.

Anılan değerlerin mezar yerleri aleni bir değer iken devlet sırrı diye ifadelendirilmesi akla ziyan olmakla beraber hafıza barışına hizmet etmemektedir. Ülkemizde öncelikli olarak bir hafıza barışından başlanıp huzur ikliminin kalıcı olarak sağlanmasının tüm kesimlerin dahli ile mümkün olabileceği inancının kırılmasına müsade etmeyeceğimizi ilgili taraflar bilmelidir. Ayrıca bu inancı taşıyan ilgili kamuoyunun taşıdığı bu inancını daha yüksek bir sesle dile getirmesini temenni ediyorum.”

Paylaşın

Avrupa Birliği’nden Türkiye’ye Sert Eleştiriler, Somut Talepler

14 – 15 Aralık’ta düzenlenecek Avrupa Birliği (AB) Liderler Zirvesi öncesi, Türkiye ile ilgili tutum belgesini yayımlayan AB, Türkiye’ye sert eleştiriler yöneltilirken somut taleplerde de bulundu.

Avrupa Birliği (AB) Konseyi, liderler zirvesinin gündemini hazırlarken, Türkiye konusunu tartışma gündeminden çıkardı. Liderler toplantıda, AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in hazırladığı, AB-Türkiye ilişkilerinin geleceğine ilişkin yeni öneriler içeren raporunu da ele alması bekleniyordu.

DW Türkçe’de yer alan habere göre; Avrupa Birliği (AB), Brüksel’de 14 – 15 Aralık tarihlerinde düzenlenecek liderler zirvesi öncesinde Türkiye dahil tüm aday ve potansiyel aday ülkelerle ilgili tutum belgesi açıklandı.

AB ülkelerinin Avrupa ilişkileri bakanlarından oluşan Genel İşler Konseyi’nin dün Brüksel’de yaptığı zirveye hazırlık toplantısında Türkiye, Karadağ, Bosna-Hersek, Sırbistan, Kuzey Makedonya, Arnavutluk, Kosova, Moldova, Ukrayna ve Gürcistan ile ilgili değerlendirme sonuçları yer aldı.

AB devleti ve hükümet başkanlarını temsil eden AB Konseyi’nin açıkladığı değerlendirme sonuç belgesinde, Türkiye’nin “bir günlük ülke ve ortak çıkarların bulunduğu çeşitli alanlarda kilit önem taşıyan bir ortak”; olduğu belirtildi ve “dünyanın en fazla mülteci nüfuslarından birini barındırmada devam eden çabalarından dolayı Türkiye övüldü.

Konsey’in değerlendirme sonuç belgesinde Türkiye’ye ayrılan bölüm, AB Komisyonu’nun 8 Kasım’da açıkladığı Türkiye raporu< a i=2> ile benzer ifadeler içerdi.

Belgede, Doğu Akdeniz’de bir araya gelerek güvenli bir atmosferin ve Türkiye ile karşılıklı fayda ve iş birliğine dayalı tanıtımların geliştirilmesinin AB açısından değerlendirilmesinin önem taşıdığı vurgulandı. AB’nin Türkiye ile “aşamalı, sürekli ve geriye doğru yolculuk edebilir”; bir şekilde çeşitli ortak çıkar alanları birlikte çalışmaya hazır olduğu belirtildi, samimi ve açık bir diyaloğun sürdürülmesinin kesilmesi, ortak çıkar alanları arasında göç, kamu sağlığı, iklim, terörle mücadele ve bölgesel konular sayıldı.

Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerde son dönemdeki iyileşmenin olumlu bir şekilde alınmadığı ifade edilirken bu iyileşmenin kalıcı olması halinde vurgu yapıldı. Doğu Akdeniz’de gerilimin düşmesinden kurtulmanın yanı sıra Türkiye’nin iyi komşuluk ilişkilerine ve gerekirse Uluslararası Adalet Divanı’na gittiğinizde, yolda barışçı çözümün taahhüdüne bağlı kalması dile getirildi.

Türkiye’nin AB üyesi Kıbrıs Cumhuriyeti ile uyumlu olması ve tüm AB ülkelerinin toprak bütünlüğü ile egemenlik hakları tanıması talebine yer verilen belgede AB’nin BM kararları çerçevesinde Kıbrıs özetinin özeti çözümü taahhüdüne bütünüyle bağlı olmaya de vurgulandı ve Türkiye’nin Bu arada barışçı çözüme bağlılığının bildirilmesi ve katkı sağlanmasının hayati önem taşıdığı kaydedildi.

Belgede ayrıca Kıbrıs’taki Kapalı Maraş’ın açıklamalarının önemine işaret edilerek Türkiye’nin BM Güvenlik Konseyi kararlarına aykırı olduğu, türdeki tek taraflı eylemlerin kınandığı belirtildi, bu tür eylemlerin geri toplanması istendi.

Konsey, Türkiye’nin demokrasi, hukuk refahı ve temel haklar alanında devam eden ve derin üzüntü yaratan gerilemeyle ilgili ciddi endişelerin olduğu nu yineledi, yargının bağımsızlığındaki sistem eksiklikleri ve büyük baskının yanı sıra medya özgürlüğü ve ifade özgürlüğündeki sorunlar da derin endişelerin yaratılmasıya devam ettiği kaydedildi .

Konsey belgesinde Türkiye ayrıca Avrupa Konseyi ile iş birliğini artırmaya, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının tüm kararlarını hayata geçirmeye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi dahil, taraf olduğu insan hakları alanındaki sözleşmeleri tam olarak uygulamaya çağrıldı.

Türkiye’nin AİHM kararlarını uygulamayı sürdürmesinin, hukukun üstünlüğü, temel haklara saygı ve Türkiye’nin uluslararası kurallara yönelik taahhütleri konusunda soru desteklerinin oluşturulduğu da ifade edildi.

Ekonomi alanında daha fazla istikrar odaklı makroekonomik politikalara geri dönüşün sürdürülmesi ve Türkiye’deki piyasa ekonomisinin uygun faaliyetlere yönelik devam eden endişelerin takip edilmesi istendi. AB ile Türkiye arasındaki Gümrük Birliğinin uygulanışıyla ilgili yükümlülüklerini yerine getirmesi ve tüm AB üyesinin performansının etkili bir şekilde finansal olarak sağlanmasını sağlamak istendi.

içeriğin hem askeri hem de sivil alanda temsil edildiği “çifte kullanımlı”; Ürünlerin bulunduğu, piyasaya sürülen serbest cihazların, AB’nin yaptırımlarını bozmaması de vurgulandı. AB üyeleri, Rusya yaptırımlarının Türkiye toprakları üzerinden delindiği konusunda daha önce de tam uyarılarda bulunmuştu.

Göç ve mülteci mutabakatı

Göç konusunda da Türkiye ile 2016’da imzalanan mülteci mutabakatının sonuçları devam ettirilen sağlıklıek Türkiye, anlaşmayı bütünüyle ve ayrımcılığa yer olmaması, AB üyesi Kıbrıs Cumhuriyeti’ni de sağlıklı şekilde çalıştırılmaya çağrıldı. Bu bağlamda geri kabul anlaşmasının da etkili bir şekilde iyileştirildiği ve tüm AB ülkeleri ile yargı ve içişleri alanında iş birliğinin büyük önem taşıdığı vurgulandı.

Türkiye’den AB’nin vize politikalarına uyum sağlanması da istenerek Türk dış politikasının AB’nin yaşamlarıyla çatışmasının derin endişelerinin uyandırıldığı kaydedildi. Belgede, Türkiye’nin AB ortak dış politikası ve güvenlik politikaları ile yaptırımlarına uyum sağlamayı yüksek profilli olarak ele alma yönünde “güçlü beklenti”; dile getirildi.

Konsey, Türkiye’nin Ukrayna’daki satışlarında oynadığı profesyonel rol takdiriyle birlikte Rusya’ya yönelik AB yaptırımlarına uymamasından büyük üzüntü duyduğunu bildirdi ve yaptırımların çalıştırılmasının engellenmesinin çok büyük önem taşıdığını vurguladı.

Türkiye ile ilgili bölümün son maddesinde, “Konsey, Türkiye’nin AB’nin daha da uzaklaşmasını üzüntüyle not etmek ve ‘Türkiye’nin AB’ye üyelik müzakerelerinin bu nedenle fiilen durakladığı ve bu bu nedenle yeni fasılların açılması ya da konuşmanın alınamayacağı’ bölgelerdeki geçmiş Konsey kararlarını hatırlatmaktadır” ifade yer aldı.

Paylaşın

CHP’den DEM Parti’ye Ziyaret: Diyalog Ve Müzakere Vurgusu

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile görüşen CHP Lideri Özgür Özel, “Biz bu diyaloğun, bu görüşmenin Türkiye demokrasisine çok önemli katkılar sağlayacağını düşünüyoruz. Ben bir kez daha kendilerine ve Dem Genel Merkezi’nde bizleri ağırlayan hem tüm siyasilere hem de emekçilere Cumhuriyet Halk Partisi adına teşekkür ediyorum” dedi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Bugün genel merkezimizde CHP genel başkanı sayın Özgür Özel ve heyetini karşıladık. Çok verimli bir görüşme oldu. Başta ekonomik kriz olmak üzere demokrasi, Kürt meselesi, kayyumlar ve çevre gibi Türkiye’nin yaşamış olduğu meseleleri konuştuk” ifadelerini kullanırken, Tülay Hatimoğulları ise, “Demokrasiye model olması gereken siyasi partilerin sorunlara dair konuşmasını, diyalog yolunun açık olmasını özlemiştik” dedi. Hatimoğulları, “Çözüm kanallarının açık olacağını ümit ediyoruz” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel ile Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile DEM Parti Genel Merkezi’nde bir araya geldi. CHP heyetini, DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcıları Özlem Gündüz ile Mehmet Rüştü Tiryaki karşıladı.

Toplantı sonrası genel başkanlar ortak açıklama yaptı. Mezopotamya Ajansı’nın aktardığına göre; İlk olarak söz alan DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan, Özel ile gerçekleştirilen görüşmede Türkiye’nin içerisinde bulunduğu ekonomik, siyasal ve toplumsal boyutları olan çoklu krizler ve bu krizlerin çözümü üzerine istişarelerde bulunduklarını söyledi.

Tuncer Bakırhan, “Siz de bilirsiniz partimizin sürekli dile getirdiği bir şey var: Muhalefet, siyasi partiler sorunları diyalogla, müzakereyle çözer. Bu kadar yoğun sorun yaşadığımız bu süreçte, muhalefet partilerinin daha fazla müzakere ve diyaloga ihtiyacı var. Umarım önümüzdeki günlerde de Türkiye’de bulunan siyasi partiler diyalog ve müzakere sürecini büyüterek devam ettirirler. Biz kendilerine hoş geldiniz diyoruz” dedi.

CHP Lideri Özgür Özel ise, “Dem Partisi’ni Genel merkezinde ziyaret ettik. Daha önce Meclis’te görev yaptığım her aşamada da şunu vurgulamıştım; siyasi partilerin arasındaki diyalog hem o ülkenin demokrasisi açısından hem o parlamentonun üretkenliği açısından hem de o ülkedeki toplumsal barış açısından en önemli temel taşlardan biridir. Bu olmazsa olmaz. Biz kurultayımızı yaptık. Kurultayımızı yaptıktan sonra Sayın Eş Genel Başkanlarım arayarak kutlamışlardı. Sonra takvime baktığımda onlar da bizden hemen önce kurultaylarını yapmışlardı.

Bizim kurultay yoğunluğumuz için de bir hayırlı olsun ziyareti gerçekleşmemişti. Ben bugün heyetimizle birlikte o ziyareti gerçekleştirdim.Tabi görevlerinde başarılar diledik, karşılıklı bu başarı dileklerini ifade ettik. Sayın Eş Genel Başkanın da ifade ettiği gibi bir araya gelmişken yapmamız gereken bir şeyi yaptık; Türkiye’yi değerlendirdik, dünyayı değerlendirdik ve önümüzdeki süreci değerlendirdik. Çok verimli, çok yapıcı bir görüşme gerçekleştirdiğimizi ifade etmek isterim” ifadelerini kullandı.

Görüşmelerin devam edeceğini söyleyen Özel, “Biz bu diyaloğun, bu görüşmenin Türkiye demokrasisine çok önemli katkılar sağlayacağını düşünüyoruz. Ben bir kez daha kendilerine ve Dem Genel Merkezi’nde bizleri ağırlayan hem tüm siyasilere hem de emekçilere Cumhuriyet Halk Partisi adına teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Özel’den sonra kısa bir açıklama da DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları yaptı. Tüşlay Hatimoğulları, şunları söyledi: “Gerçekten demokrasiye model olması gereken, Türkiye’deki bütün siyasi partilerin esasen Türkiye’nin sorunlarını görüşmek ve konuşmak üzere ve hep birlikte çözüm üretmek üzere diyalog yolunun açık olması özlediğimiz bir şeydir. Ne yazık ki Türkiye tarihine dönüp baktığımızda, bu konuda siyasi partilerin tarihi çok zengin deneyimlere sahip değil.  Ümit ediyoruz ki biz böylesi bir tabloyu hep birlikte Türkiye’deki bütün siyasi partiler ve Türkiye’deki demokrasi gücünün vicdanı olan yapılarla birlikte yol alırız.”

Paylaşın

İBB Başkanı İmamoğlu: İstanbul’u Mahvetmelerine İzin Vermeyeceğiz

Katıldığı bir etkinlikte konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “İstanbul öyle bir şehir ki, binlerce yıldır insanların taş üstüne taş koyarak, kendi kültürlerini birbirine karma hale getirerek bize öyle bir medeniyet bırakmışlar ki… Burada öyle kişisel beton hayalleriyle, kanal hayalleriyle İstanbul’u mahvetmeye hiç kimse izin vermedi, vermeyecek” dedi ve ekledi:

“Bu bakımdan biz, bu şehre dair çölün ortasında kurulmuş bazı şehirlerden ilham alarak, burada hayal kurmayı kendine vazife edinenlerle değil, bu şehirde binlerce yıllık kültürün, biriken insanlığın ortaya koyduğu eserlerle gurur duyan ve İstanbul’da hayallerini güçlendiren, İstanbul’la birlikte hayal kuran yeni bir akılla bu şehri yönettik ve yönetmeye devam edeceğiz. Bizim en derin aklımız, İstanbul’da bulunan 16 milyon kıymetli İstanbullunun aklıdır. Biz, o akla itibar ediyoruz.”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), turizmde yeni nesil iletişim stratejileri kapsamında “Visit İstanbul” web portalını hayata geçirdi. Visit İstanbul ile birlikte, “İstanbul Creators Club Platformu” ve dünyanın ilk yapay zeka rehberi uygulaması da İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun katılımıyla, özel bir otelde düzenlenen etkinlikle tanıtıldı.

Bilgilendirici video gösterimleriyle başlayan tanıtım toplantısında ilk olarak, Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kerem Rızvanoğlu ve Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Dr. Yeliz Yücel tarafından, “Kültürel Mirasa Engelsiz Erişim” konulu sunum gerçekleştirildi.

Birgün’ün aktardığına göre; Sunumun ardından konuşan İmamoğlu, “Bizler, İBB olarak, turizm vizyonumuzda 2029 yılına dek hedefimiz; kentimize gelecek turist sayısını artırırken her bir ziyaretçinin İstanbul’da geçirecekleri zamanı uzatmak, böylece şehrimizin ekonomisine de katkı sağlamak” dedi.

“Bu hedefe ulaşmak için turizm sektörü ile iletişimimizi güçlendirmemiz gerektiğini düşünerek, 2019 yılında İstanbul Turizm Platformu’nu kurduk” diyen İmamoğlu, şöyle devam etti: “Turizm Platformumuzun sektörle yaptığı birebir çalışmalar yanında, Turizm Müdürlüğümüz de belediye içinde güçlü bir mekanizma olarak plan ve programlarına devam ediyor.

Bu kapsamda yaptıkları çalışmalar ve ürettikleri projelerin detaylarını kamuoyu ile paylaşan İmamoğlu, “Bunun yanı sıra yerel ortaklıklara da önem veriyoruz. Bu doğrultuda 11 büyükşehir belediyesi olarak bir araya gelip, turizm konusunda çalıştaylar da düzenliyoruz. Bu çalıştaylar sonucunda eko-turizme ve kırsal turizme yatırım yapmamız gerektiğini gördük. İstanbul, kültür turizmi konusunda dünya ölçeğinde benzersiz bir konumda yer alıyor. İBB Miras tarafından şehre kazandırdığımız kültürel mirasımız hem İstanbullulara hem de yabancı ziyaretçilere zengin bir içerik sunuyor. İstanbul’un kültürüne ve sanatına yaptığımız yatırımlar artarak devam edecek, ancak alternatif turizm türlerini de geliştirmemiz gerektiğini görüyor ve bu konuda çalışmalar yürütüyoruz. Spor, sağlık, kongre ve eğitim turizmi konusundaki yatırım planları da çalışmalarımız arasında.

“Bugün tanıtımını yaptığımız Visit İstanbul, İstanbul’un dünyaya açılan kapısıdır” diyen İmamoğlu, “Bu platform ile birlikte, tarihin bu büyüleyici kentinin turizm ekosistemini sürdürülebilir, nitelikli ve ortak akılla inşa etmenin heyecanını paylaşıyor, tüm sektör paydaşlarımızla İstanbul’un hikâyesini en yaratıcı ve özgün biçimde anlatmayı hedefliyoruz. Visit İstanbul hesapları, ‘Creators Clup’, yapay zekâ uygulaması da tıpkı İBB Miras uygulaması gibi, ‘Bosforus’ gibi, ‘İstanbul Card’ gibi İstanbul’un turizmini yeniden canlandıracak nitelik çalışmalarımızdan olacak. İstanbul’un, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin turizm hedeflerini hayata geçirerek, kentimizi hak ettiği marka şehir değerine hep birlikte kavuşturacağımızdan eminim” ifadelerini kullandı.

“İstanbul’un her ilçesi bile, dünyaya iz bırakacak seviyede niteliğe ve kimliğe sahip” diyen İmamoğlu, şöyle devam etti: “Şişli Belediye Başkanımız burada. Şişli, Beşiktaş, Kadıköy, Üsküdar veya Fatih, Beyoğlu veya Eyüpsultan… Sayamayacağımız kadar her ilçesi, aslında dünya ölçeğinde özel bir yere sahip olabilecek kabiliyete ve kimliğe sahip. Yerelde çok güçlü politikalar üretmek ve yerelde birlikte düşünmek, birlikte karar almak… Kaldı ki turizm sektörünün her temsilcisini, her yöneticisini tanıdığımda, gerçekten bu şehirle bir kez daha gurur duyuyorum. Çünkü çok atılımcı, girişimci ve kendi alanında çok özenli başarılara imza atmış insanlardan oluşan muazzam bir sektöre sahibiz.

Her daim merkezden, yani Ankara’dan İstanbul turizmine şekil verecek kararların alınması veya bu yönde adımların atılmasının yerine, İstanbul’da daha özgün bir yapının kurulması, İstanbul’da daha güçlü bir kimliğin ortaya konulması, daha yerelden, valiliğinden ve bütün kurumlarından İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne, yerel yönetimlerinden, yani 39 ilçesinden sivil toplum kuruluşlarına, meslek örgütlerine varıncaya kadar muazzam bir iş birliğinin dünyada benzeri olmayan, inanın en özel başarılara imza atacak bir seviyeye İstanbul turizmine taşıyacağını ben yürekten biliyorum. Bu bağlamda bir yöntem eksikliği olduğunun da ve bu şekilde merkezden alınan kararlarla İstanbul’un tanıtımının da yapılamayacağını, İstanbul’da güçlü adımlar da atılamayacağını ve ne yazık ki yoğun bir biçimde güncel siyasetin bir parçası haline gelebileceğini görüyorum.”

“İstanbul’u mahvetmeye hiç kimse izin vermedi, vermeyecek”

“İstanbul’un bu yönüyle özel olarak ele alınması ve belki de bu pilot uygulamanın başka kabiliyetli şehirlere, örneğin Muğla gibi, örneğin Antalya gibi ve buna benzer şehirlere de taşınmasının Türkiye turizmi açısından vazgeçilmez bir öncü planlama olacağını hepinizin huzurunda duyurmak isterim” diyen İmamoğlu, şöyle konuştu:

“Gerçekten dünyada eşi benzeri olmayan, hiçbir zaman tüketilmeyecek de bir kaynak olduğunu bildiğim; yani doğaya zarar vermeyen, bir fosil yakıt gibi olmayan, petrol gibi olmayan ve karşılığının bedeli yüzyıllar, bin yıllar geçse bile ödenemeyecek bir zenginliğe sahip olan, tarihi ve kültürüyle, medeniyetiyle, insanıyla ve tarifi çok zor olan İstanbul gibi bir nimete sahibiz. Bazen çölün ortasında insanlar bir hayal kurabilir ve gözünde canlandırdığı bir şehri betonlarla, kanallarla var edebilirler. Bu da bir başarıdır. Ama İstanbul öyle bir şehir ki, binlerce yıldır insanların taş üstüne taş koyarak, kendi kültürlerini birbirine karma hale getirerek bize öyle bir medeniyet bırakmışlar ki…

Burada öyle kişisel beton hayalleriyle, kanal hayalleriyle İstanbul’u mahvetmeye hiç kimse izin vermedi, vermeyecek. Bu bakımdan biz, bu şehre dair çölün ortasında kurulmuş bazı şehirlerden ilham alarak, burada hayal kurmayı kendine vazife edinenlerle değil, bu şehirde binlerce yıllık kültürün, biriken insanlığın ortaya koyduğu eserlerle gurur duyan ve İstanbul’da hayallerini güçlendiren, İstanbul’la birlikte hayal kuran yeni bir akılla bu şehri yönettik ve yönetmeye devam edeceğiz. Bizim en derin aklımız, İstanbul’da bulunan 16 milyon kıymetli İstanbullunun aklıdır. Biz, o akla itibar ediyoruz. Turizm sektörü konusunda olsun, diğer alanlarda olsun, ortak aklın bizim en başarılı, en sihirli olduğunu belirtiyor, turizmi de bu anlamda ileriye taşıyacak o haritanın da onların aklıyla ortaya çıkmasını önemsiyoruz.”

Paylaşın

ABD’den Türkiye’ye Yeni Rusya Yaptırımı

ABD, Türkiye, Çin ve BAE merkezli 250’den fazla firma ve kişiyi Rusya yaptırımları listesine aldığını açıkladı. Yaptırımlar listesinde “Türkiye Merkezli Kuruluşlar” başlığı altında Bosfor Avrasya, Egetir Otomotiv, Globus Turkey, Kartal Exim, Konomar Gemi, Megasan Elektronik ve Özkaya Otomotiv sayıldı.

Adının açıklanmaması kaydıyla konuşan bir Türk yetkili, Türkiye’nin sadece Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından onaylanan yaptırımları uyguladığını ve tek taraflı önlemlere karşı çıktığını, Ankara’nın yaptırımların delinmesini en aza indirmek için önlemler aldığını söyledi.

VOA Türkçe’nin Reuters’tan aktardığına göre; Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Rusya’nın yaptırımlardan kaçınmasını, gelecekteki enerji kapasitesini, bankalarını ve metal ve madencilik sektörünü hedef alarak Çin, Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri merkezli olanlar dahil yüzlerce kişi ve kuruluşa yeni yaptırımlar açıkladı.

ABD Maliye ve Dışişleri Bakanlıkları, Washington’un, Rusya’nın Ukrayna’daki savaş nedeniyle ABD ve müttefikleri tarafından uygulanan yaptırımları delmesini engellemeye yönelik son yaptırımlarında, 250’den fazla kişi ve kuruluş yer aldığını bildirdi.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken yaptığı açıklamada “Rusya’nın Ukrayna’da işlediği suçların ve Rusya’nın savaş makinesini finanse eden ve destekleyenlerin hesap verebilirliğini teşvik etmek için elimizdeki araçları kullanmaya devam edeceğiz” dedi.

Maliye Bakanlığı, Çin, Rusya, Hong Kong ve Pakistan’da yerleşik dört kuruluş ve dokuz kişiden oluşan bir ağa, Çin’de üretilen silah ve teknolojilerin Rusya’ya tedarikini kolaylaştırma ve tedarik etme nedeniyle yaptırım uyguladığını açıkladı.

Şebekenin, ABD yaptırımlarını ve Çin’in askeri malzemelerin ihracatı üzerindeki kontrollerini aşmaya çalıştığı belirtildi. Ayrıca bilyalı veya makaralı rulmanlar, uçak parçaları ve X-ray sistemleri dahil teknoloji, ekipman ve girdilerin sevkiyatı konusunda Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri ve Çin merkezli şirketleri hedef aldı.

Maliye Bakanlığı’nın yaptırım listesinde “Türkiye Merkezli Kuruluşlar” başlığı altında Bosfor Avrasya, Egetir Otomotiv, Globus Turkey, Kartal Exim, Konomar Gemi, Megasan Elektronik ve Özkaya Otomotiv sayıldı.

Bosfor Avrasya, Egetir Otomotiv ve Özkaya Otomotiv, Rusya ekonomisinin imalat sektöründe faaliyet gösterdikleri için; Globus Turkey, Kartal Exim ve Konomar Gemi, Rusya ekonomisinin teknoloji sektöründe, Megasan Elektronik de elektronik sektöründe faaliyet gösterdikleri için yaptırım listesine alındı.

“Ankara, yaptırımların delinmesini en aza indirmek için önlemler alıyor”

Adının açıklanmaması kaydıyla Reuters haber ajansına konuşan bir Türk yetkili, Türkiye’nin sadece Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından onaylanan yaptırımları uyguladığını ve tek taraflı önlemlere karşı çıktığını, Ankara’nın yaptırımların delinmesini en aza indirmek için önlemler aldığını söyledi.

“Yaptırımların Türkiye üzerinden delinmesine yönelik çabaların sıkı bir şekilde izlenmesi ve önlenmesi, politikalarımızın ayrılmaz bir parçasıdır” diyen yetkili, Türk finans ve ticaret sektörünün ağırlıklı olarak Batı piyasalarıyla iş yaptığına da dikkat çekti.

Yaptırımlar konusunda eğitimsiz ya da umursamaz olan küçük ve önemsiz kuruluşların kaçınma girişimleri olmasının kaçınılmaz olduğunu kaydeden Türk yetkili, “Bu tür kuruluşlar elbette tek taraflı kısıtlayıcı tedbirlerin sonuçlarına maruz kalacaklardır” dedi. Yetkili, ihlaller Türkiye’nin politikasını ihlal eden bir düzen haline gelirse, hukuki tedbirler alacaklarını kaydetti.

Hedef alınan Çin merkezli firmalar arasında, Maliye Bakanlığı’nın Rus paralı asker firması Wagner’e yüksek çözünürlüklü gözlem görüntüleri sağladığını söylediği ticari uydu görüntü şirketleri de bulunuyor.

Dışişleri Bakanlığı ayrıca, kendisi de ABD yaptırımları altında olan Rus devlet holdingi Rostec’e mikroelektronik bileşenler tedarik ettiğini söylediği bir ağa yönelik bir yaptırımda, Çinli kuruluşları hedef aldı. Mikroelektroniklerin elektronik savaş sistemleri geliştirmek için kullanıldığı belirtildi. Şebekeye yönelik adımın bir parçası olarak Rusya, Türkiye ve Hong Kong’daki şirketler de hedef alındı.

Washington, Avrupa Birliği ve diğer Batılı ülkelerin Ukrayna’yı işgali nedeniyle Moskova’ya uyguladığı yaptırımların uygulanmasını sağlamak için, dünya genelinde ülkeler ve özel şirketler üzerindeki diplomatik baskıyı arttırdı. Rusya ve Çin’in Washington’daki büyükelçilikleri yorum taleplerine hemen yanıt vermedi. Rusya Batı’nın yaptırımlarını yasadışı olarak nitelendiriyor ve bunların ekonomisinin gelişmesini engellemeyeceğini söylüyor.

Washington, Rusya’nın gelecekteki enerji üretimine ve yakıt ihracat kapasitesine müdahale etmeye çalışıyor. ABD, Gazprom ve RusGazDobycha tarafından işletilecek olan Rusya’nın kuzeybatısındaki bir Baltık limanında yer alan Ust-Luga sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) terminalini geliştiren üç şirketi de hedef aldı.

Henüz inşa edilmemiş olan tesis, Gazprom’un odak noktasını işleme alanına kaydırma stratejisinin bir parçası. Rusya’nın en büyük gaz işleme tesisi, üretim hacmi açısından dünyanın en büyüklerinden biri olmaya hazırlanıyor.

Yaptırımlar Rusya merkezli Northern Technologies, Joint Stock Compressor Machinery Plant ve Gazprom Linde Engineering şirketlerine uygulandı. Bu hamle, Washington’un Sibirya’da bir başka LNG projesi olan Arctic-2 LNG’yi geliştiren bir kuruluşa yaptırım uygulamasından bir aydan biraz fazla bir süre sonra geldi.

Rusya’nın gelecekteki LNG ihracatının nasıl etkileneceği bilinmiyor; ancak ABD dünyanın en büyük LNG ihracatçısı konumunda. Alman şirketi Linde, Batı’nın yaptırımları nedeniyle 2022 yılında Ust-Luga’daki çalışmalarını durdurdu. Rusya bu yıl Çinli şirketleri tesisin inşasına dahil etmek için Pekin ile görüşüyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı ayrıca Rus işadamı Vladislav Sviblov’u ve onun sahibi olduğu ve kontrol ettiği, Rusya’nın yedinci büyük altın üreticisi olduğunu söylediği İngiltere’de kayıtlı Highland Gold Mining şirketini ve İngiltere’nin Kasım ayında aldığı önlemlerin ardından Sviblov ile bağlantılı diğer şirketleri yaptırım listesine dahil etti.

Bakanlık, Kuzey Kore ve Rusya arasında mühimmat transferinde kullanıldığını belirttiği üç nakliye şirketi ve üç Rus bandıralı ticari gemiye yaptırım uyguladı.

Washington ayrıca aralarında HSBC’nin Rusya’daki işletmelerini satın almak isteyen Expobank’ın da bulunduğu dört Rus finans kuruluşunu ve insansız hava araçları dahil savunma ve sanayi teknolojilerinin ithalatı, üretimi, modifikasyonu ve satışıyla ilgilenen onlarca Rusya merkezli kuruluşu hedef aldı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, eski telekom CEO’su Ivan Tavrin ve yönettiği şirketler ağını da yaptırım listesine aldı. Bakanlık, Tavrin’in “Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü yasadışı savaşın başlangıcından bu yana Moskova’nın en büyük harp dönemi tüccarlarından biri haline geldiğini” söyledi.

Paylaşın

Özel’den ‘İYİ Parti’ Açıklaması: Umudumu Kaybetmiş Değilim

“İş birliği” teklifini reddeden İYİ Parti’ye ilişkin konuşan CHP Lideri Özel, “Türkiye bizden fedakârlık, iş birliği bekliyor o açıdan ben bir umut bekledim hala daha da umudumu kaybetmiş değilim. İttifak o geniş kapsamda olmaz ama yerele yetki verebilirim” dedi.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve ABB Başkanı Mansur Yavaş’ın adaylığına ilişkin de konuşan Özgür Özel, “İmamoğlu ve Yavaş’ın aday olması yönünde benim bir iradem var. Resmileşmesi için prosedörü tamamlayacağız. Parti meclisine teklif edilecek, oylanacak” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Az Önce Konuştum programında Candaş Tolga Işık’ın sorularını yanıtladı. Özgür Özel’in açıklamalarından satır başları:

“Muharrem Başkan ile telefon mesajlaşması yaptık. Ekrem Başkandan randevu istemiş. Bizim Ekrem Başkanla ilişkimiz, birbirimizin bilmesi gereken ne varsa birbirimize söylüyoruz. Ekrem Başkan ‘İnce randevu istiyor’ deyince ‘Ben de siz kamu görevlisisiniz, mutlaka konuşacağı önemli şeyler vardır’ dedim.

İmamoğlu ve Yavaş’ın aday olması yönünde benim bir iradem var. Resmileşmesi için prosedörü tamamlayacağız. Parti meclisine teklif edilecek, oylanacak.

İzmir meselesini Ekrem Bey de söyledi. Ben bir partinin genel başkanına başka bir partinin genel başkanının belediye başkanlığı teklif etmesini saygısızlık olarak görürüm. Muharrem Bey’in de böyle bir talebi olduğu düşünmüyorum. Bu tartışma ne maksatla yapıldı, bilmiyorum.

Partinin partiye katılması başka bir prosedür. Bir siyasi parti ben varlığımı sonlandırıyorum, kendimi yakın hissettiğim partiye dönme iradem var derse ben bu niyet beyan edilir ve geri kalanlar konuşulur. Partinin kapıları ardına kadar açık. Geleceğim diyene seni istemeyiz demeyiz.

Kılıçdaroğlu, yerel seçimle ilgili 3 ismi açıklamıştı. Partinin üç değerinin sokakta karşılığı olduğunu görüyorum. Bu şerh ile söyledim. Seçilmemiş bir kurulun yetkilerini kullanmak istemem. Ben olumlu görüş bildirim. Ümit ediyorum ve kuvvetle görüyorum ki 3 isme karşı çıkan olmaz. Orada hiçbir şüphem yok.”

“Umudumu kaybetmiş değilim”

“İYİ Parti ile ittifak talebiniz reddedildi ne hissediyorsunuz” sorusuna Özel, “Gayet iyi hissediyorum, ben üstüme düşeni yaptım. Türkiye bizden fedakârlık, iş birliği bekliyor o açıdan ben bir umut bekledim hala daha da umudumu kaybetmiş değilim. İttifak o geniş kapsamda olmaz ama yerele yetki verebilirim” şeklinde cevap verdi.

Paylaşın

Türkiye’nin Avrupa Birliği Üyeliğine En Fazla Hangi Ülke Karşı?

Avrupa Birliği’ne üye altı ülkede yapılan bir ankete göre, katılımcıların yüzde 51’i Türkiye’nin üyeliğine karşı olduğunu açıklarken, Batı Balkandaki aday ülkelere karşı çıkanların oranın çok daha düşük olduğu görüldü.

Ankete göre, Avrupa Birliği (AB) vatandaşlarının yüzde 37’si Kosova’nın, yüzde 35’i Arnavutluk ve yine yüzde 35’i Sırbistan’ın üyeliğine karşı.

Ankete katılan AB üyesi ülke içinde en fazla genişlemeye karşı çıkanlar ise Avusturya vatandaşları oldu. Avusturya vatandaşlarının yüzde 53’ü hangi aday ülke olursa olsun yakın bir gelecekte AB genişlemesine karşı çıkarken, bu oranın Türkiye için yüzde 72’ye çıkması özellikle dikkat çekti.

Avusturyalı seçmenin yine yarısından fazlası Ukrayna ve Kosova’nın üyeliğine de karşı. Ankete göre Romanya ve Polonya’daki seçmenler AB genişlemesine en fazla destek veren üyeler arasında ilk sırada.

Euronews Türkç’de yer alan habere göre; Avrupa Birliği’ne üye altı ülkeyi kapsayan araştırma, Türkiye’nin AB’ye katılmına karşı güçlü bir muhalefet olduğunu ortaya koyuyor.

Altı ülkede yapılan ankete katılanların yüzde 51’i Türkiye’nin AB’ye katılımına karşı çıktı. Anket, AB içinde Türkiye’nin üyeliğini en fazla istemeyen ülkenin Avusturya olduğuna işaret ediyor. Polonya vatandaşları ise Ankara’nın üyeliğine en az karşı çıkanlar arasında ilk sırada.

Avrupa Dış İlişkiler Konseyi (ECFR) tarafından düzenlenen ankete göre AB vatandaşları, Ukrayna, Moldova ve Karadağ’ın üyeliklerine karşı açık fikirli olmalarına rağmen, yakın gelecekte birliğin genişlemesi konusunda açık bir destek vermekten kaçınıyor.

Anket sonuçlarına göre, yaş kategorileri ve birliğin yeni veya eski üyelerinin vatandaşları arasında da önemli farklılık görüldüğünü ortaya çıkardı.

Buna göre Avusturya, Almanya, Fransa ve Danimarka vatandaşları, AB’nin yeni bir alımına soğuk bakarken Polonya ve Romanya gibi ülkelerin vatandaşları bu genişleme konusunda daha istekli görünüyor. Anket sonuçları, AB ve Batı Balkan ülkeleri liderlerinin genişleme konusunda Brüksel’de tarihi bir karar verecekleri zirve öncesinde yayımlandı.

AB liderleri bu hafta sonu Ukrayna, Moldova ve Gürcistan ile tam üyelik müzakerelerine başlanıp başlanmaması konusunda karar verecek. Toplam 10 ülke (7’si Batı Balkanlarda bulunan), 27 üyeli AB’ye girmek için resmi veya “potansiyel” aday olarak Brüksel’in kapısında bekliyor.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından genelde karışık mevzuat yüzünden yavaş işleyen tam üyelik süreci son dönemde AB’nin doğu bölgesinde jeopolitik gücünü artırma adına hız kazandı.

AB Komisyonu, geçen ay Ukrayna ve Moldova ile tam üyelik müzakerelerinin başlamasını tavsiye etti. Bu konuda kesin kararı AB liderleri perşembe günü verecek. Macaristan Başbakanı Viktor Orbán, Kiev ile tam üyelik müzakerelerine başlanmasına karşı çıkarak, AB liderlerini veto hakkını kullanmakla tehdit ediyor.

Orban dışında Slovakya Başbakanı Robert Fico yine Kiev ile AB arasında müzakerelerin başlatılmasına sıcak bakmadığını ifade etmişti. AB vatandaşlarının sadece yüzde 37’si Ukrayna’nın üyeliğine destek veriyor. ECFR anketine göre, AB vatandaşlarının yüzde 37’si Kiev’in üyeliğini desteklerken, yüzde 33’ü karşı çıkıyor.

Ankete katılanların yüzde 51’i Türkiye’nin üyeliğine karşı olduğunu açıklarken, Batı Balkandaki aday ülkelere karşı çıkanların oranın çok daha düşük olduğu görüldü.

Buna göre AB vatandaşlarının Yüzde 37’si Kosova’nın, yüzde 35’i Arnavutluk ve yine yüzde 35’i Sırbistan’ın üyeliğine karşı. Ankete katılan 6 AB üyesi ülke içinde en fazla genişlemeye karşı çıkanlar ise Avusturya vatandaşları oldu.

Avusturya vatandaşlarının yüzde 53’ü hangi aday ülke olursa olsun yakın bir gelecekte AB genişlemesine karşı çıkarken, bu oranın Türkiye için yüzde 72’ye çıkması özellikle dikkat çekti.

Avusturyalı seçmenin yine yarısından fazlası Ukrayna ve Kosova’nın üyeliğine de karşı. Ankete göre Romanya ve Polonya’daki seçmenler AB genişlemesine en fazla destek veren üyeler arasında ilk sırada.

Türkiye’nin üyeliğine en az Polonya karşı çıkıyor

Romanya vatandaşlarının sadece yüzde 29’u Ukrayna’nın üyeliğine karşı çıkarken, Polonya vatandaşlarının ise sadece yüzde 26’sı Türkiye’nin AB üyeliğine karşı çıkıyor. Avusturya vatandaşlarının sadece yüzde 28’i Ukrayna’nın üyeliğine sıcak bakarken  Danimarka vatandaşlarında bu oran yüzde 50.

Ankete katılanların yüzde 45’ine göre, Ukrayna’nın katılımı “AB’nin güvenliği için tehdit oluşturma riski” içeriyor. Yine ankete katılanların yüzde 39’una göre Kiev’in tam üyeliği AB ekonomisi için tehlike oluşturabilir.

Paylaşın

İYİ Parti’de İstifalar Devam Ediyor: Hür Ve Müstakilim

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere “hür ve müstakil” gireceğini açıklayan İYİ Parti’de istifalar devam ediyor. Son olarak, İYİ Parti İBB Grup Başkanvekili İbrahim Özkan, partisinden istifa ettiğini duyurdu.

Haber Merkezi / İbrahim Özkan, istifasına ilişkin yaptığı açıklamada, “Genel Başkan Meral Akşenerin talebi doğrultusunda artık ‘Hür ve Müstakilim.’ İBB İYİ Parti Grup Başkan Vekilliği görevinden istifa ediyorum” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlerde İYİ Parti ile iş birliği talebinde bulunmuştu. İYİ Parti ise bu talebi reddetmişti. Karara tepki gösteren İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) İYİ Parti Grup Başkanvekili İbrahim Özkan, sosyal medya hesabından, “Teşkilatlara rağmen siyaset yapılmaz” ifadelerini kullanmıştı.

İbrahim Özkan kimdir?

1975 yılında Trabzon’un Köprübaşı İlçesi’nde dünyaya gelen İbrahim Özkan, Endüstri Mühendisliği alanında lisans eğitimini tamamladı. Yangın ve Afet Yönetimi alanında yurtiçi ve yurtdışında çalışmaları oldu.

Türkiye Yangınla Mücadele Vakfı, Trabzonlu İş İnsanları ve Bürokratları Derneği ile BNU Bizim Neslin Uşakları Derneği üyesidir. 2009 ve 2014 yıllarında yapılan mahalli idareler seçimlerinde MHP Sancaktepe Belediye Başkan adayı oldu.

2017 yılında İyi Parti Sancaktepe kurucu ilçe başkanı olarak görev yaptı. 2019 yerel seçimlerinde Sancaktepe ve İstanbul Büyükşehir Belediye meclis üyesi olup İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) İYİ Parti Grup Başkanvekili olarak görev yapmaktaydı.

İYİ Parti’de istifalar

Daha öncede, Ankara milletvekili Adnan Beker, Mesut Yılmaz, Sağlık Politikaları Başkan Yardımcısı Aylin Anıl Arslan, parti kurucularından Taylan Yıldız, eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Bahadır Erdem, İYİ Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, parti kurucularından Aydın Adnan Sezgin, eski Ankara İl Başkanı Faruk Köylüoğlu, İYİ Parti 27. Dönem Antalya Milletvekili Hasan Subaşı da istifa eden isimlerdendi.

Dün de Kocaeli’nin Körfez Belediye Meclisi’nin İYİ Partili meclis üyeleri Fevzi Canbaz, Ender Oğuz, Arif Ersoy, eski Antalya İl Başkanı Ahmet Aydın, İstanbul Milletvekili Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu ve İYİ Parti Niğde İl Başkanı İbrahim Uzun, partilerinden istifa ettiklerini duyurmuşlardı.

Paylaşın