Yerel Seçimler: DEM Parti, Batı’da Aday Göstereceği Yerleri Açıkladı

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça, partilerinde çalışmaları hız kazandı. DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin batıda aday göstereceği ilerin bir bölümünü açıkladı.

Adana (Ceyhan, Seyhan, Yüreyir), Antalya (Kepez), Mersin (Akdeniz, Toroslar ve Tarsus), İstanbul (Esenyurt, Sancaktepe, Adalar, Sultanbeyli), Aydın (Didim, Efeler, Germencik ve Söke), Konya (Cihanbeyli, Kulu), Kocaeli (Diloavası), İzmir (Torbalı, Bayraklı, Menemen), Manisa (Gölmarmara, Turgutlu, Yunus Emre), Çanakkale (Gökçeada), Tekirdağ (Çorlu ve Çerkezköy).

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü ve Şırnak Milletvekili Ayşegül Doğan, bugün partisinin genel merkezinde yaptığı basın açıklamasında, DEM Parti’nin 2024 Yerel Seçimlerine dair tutumunu açıkladı.

Maraş Katliamı’nda öldürülenleri anarak konuşmasına başlayan DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, katliamın sorumlularını ortaya çıkarmanın devletin sorumluluğunda olduğunu söyledi.

Doğan, ardından 19 Aralık 2000 Katliamı’nda (“Hayata Dönüş Operasyonu”) öldürülenleri ve 9 Aralık 2015’te komşusundan dönerken panzerden açılan ateş sonucu öldürülen Taybet İnan’ı andı.

Böyle bir bellekle yerel seçimlere hazırlandıkları söyleyen Doğan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Önümüzdeki dönem için önemli etkiler yaratacak bir seçime hazırlanıyoruz. Türkiye’nin her yerinde aday çıkarmaya dair Parti Meclisimizde kapsamlı değerlendirmeler yapıldı. DEM Parti’nin kendi adaylarıyla seçime girme görüşü baskın çıktı.

“Bizden zorla alınanı geri alacağız. Kayyım rejimini sandıklara gömeceğiz. Kayyım atanan bütün belediyelerimizi yeniden halk idaresiyle buluşturacağız ve yeni kazanımlar elde edeceğiz. Çeşitli müzakereler yürüterek ve güç birlikleri kurarak ilerleyeceğiz. Kentin bütün dinamiklerini ortaklaştırmaya çalışıyoruz. Ekolojik, demokratik kentleri birlikte kurmak ve yönetmek için yola çıkıyoruz.

“Bu kapsamda, ilk etapta Türkiye’nin Batısında aday göstereceğimiz bazı yerleri belirledik.

“Batıda aday göstereceğimiz iller: Adana (Ceyhan, Seyhan, Yüreyir), Antalya (Kepez), Mersin (Akdeniz, Toroslar ve Tarsus), İstanbul (Esenyurt, Sancaktepe, Adalar, Sultanbeyli), Aydın (Didim, Efeler, Germencik ve Söke), Konya (Cihanbeyli, Kulu), Kocaeli (Diloavası), İzmir (Torbalı, Bayraklı, Menemen), Manisa (Gölmarmara, Turgutlu, Yunus Emre), Çanakkale (Gökçeada), Tekirdağ (Çorlu ve Çerkezköy).

“Kurullarımızda çalışmalarımız sürüyor. Kent Uzlaşısı çağrımız var, hem toplumsal dokulara gelin kentlerimizi birlikte iyileştirelim, onaralım diyoruz. Kentin banliyölerinde, varoşlarında kaldığını düşünen herkesi kenti birlikte yönetmeye davet ediyoruz.”

Doğan, yerel seçimler için DEM Parti aday adaylığı başvuru süresinin de beş gün uzatıldığını açıkladı. Böylece son başvuru tarihi 25 Aralık’a kadar uzatılmış oldu.

Paylaşın

Erbakan, İstanbul, Ankara Ve İzmir Dışında İttifaka Kapıları Kapattı

YRP Lideri Fatih Erbakan, katıldığı bir televizyon programında, “Biz bugüne kadar 150 belediye başkan adayımızı ilan ettik bu açıkladığımız adaylardan da geri dönüş olması mümkün değil. Başından beri de söylediğimiz gibi bir ittifak söz konusu olursa sadece İstanbul, Ankara ve İzmir Büyükşehir bazında olabilir” dedi ve ekledi:

“Diğer il ve ilçelerde biz kendi adaylarımızla seçime katılacağız. Teşkilatlarımız da yerel seçimlerin Cumhurbaşkanlığı seçimi kadar kritik olmadığı görüşündeler. Yetkili kurullarımızla istişare ederek kararımızı önümüzdeki günlerde vereceğiz.”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Dem Partisi’ni ziyaret etmesine de tepki gösteren Erbakan, “Biz de mecliste şahit oluyoruz bu olaylara. Söz konusu partinin milletvekilleri ‘Sayın Öcalan’ diyerek konuşma yapıyorlar meclis kürsüsünde. Bu tabi son derece üzücüdür” dedi.

Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı Fatih Erbakan, katıldığı televizyon programında büyükşehir belediye ve belediye şirketlerinde yönetim hakkı istedikleri iddiasına ilişkin açıklamalarda bulundu. Erbakan, konuya ilişkin şunları söyledi:

“Sayın Cumhurbaşkanımızla 45-50 dakikalık bir görüşmede Gazze ve ülke gündemi ile birlikte yerel seçime yönelik iş birliğini de konuştuk. Ancak bizim bu görüşmede Malatya, Bursa Büyükşehirlerini istediğimiz hatta İstanbul Büyükşehir’in bazı iştiraklerini istediğimiz iddialarını açık bir şekilde net bir şekilde reddediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızla İstanbul Gaz ve Doğalgaz Dağıtım A.Ş (İGDAŞ), belediyenin işlettiği lokantaları masaya yatırıp da bir pazarlık yapmamız söz konusu olamaz. Hiçbir yetkilimiz de AK Partili yetkililerle ittifaka yönelik hiçbir temasta bulunmadı.

Dolayısıyla kamuoyunda ortaya atılan iddialar tümüyle gerçek dışıdır. Biz bugüne kadar 150 belediye başkan adayımızı ilan ettik bu açıkladığımız adaylardan da geri dönüş olması mümkün değil. Başından beri de söylediğimiz gibi bir ittifak söz konusu olursa sadece İstanbul, Ankara ve İzmir Büyükşehir bazında olabilir. Diğer il ve ilçelerde biz kendi adaylarımızla seçime katılacağız. Teşkilatlarımız da yerel seçimlerin Cumhurbaşkanlığı seçimi kadar kritik olmadığı görüşündeler. Yetkili kurullarımızla istişare ederek kararımızı önümüzdeki günlerde vereceğiz.”

CHP Lideri Özel’in DEM Parti ziyaretine tepki

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Dem Partisi’ni ziyaret etmesine tepki gösteren Erbakan, şu ifadeleri kullandı: Biz de mecliste şahit oluyoruz bu olaylara. Söz konusu partinin milletvekilleri ‘Sayın Öcalan’ diyerek konuşma yapıyorlar meclis kürsüsünde. Bu tabi son derece üzücüdür. Biz bu partiyi ve ideolojisini, siyasi düşüncesini siyaseten mağlup etmemiz gerektiğini söyledik.

Bunların partilerini kapattığımız zaman yenisini açıyorlar. Hatta kapanmadan yenisi zaten hazır oluyor. Ve bunlar daha çok taraftar toplamalarına da neden oluyor çünkü mağduriyet durumu ortaya çıkıyor. O halde bizim Doğu’ya ve Güney Doğu’ya yönelerek onları bizim siyaseten mağlup etmemiz lazım. Orası Hz. Ömer döneminde İslam ile müşerref olmuş ve Anadolu’nun diğer bölgelerinden dört asır önce Müslüman olmuş ve gerçekten çok kıymetli İslam ile yoğrulmuş hocaların yetiştiği bir bölge. Ama orada bir dejenerasyona ve bozulmaya yol açtılar.

Orada özellikle gençler üzerinde bu ideolojilerin etkisinde kalmaması için mutlaka mücadele edilmesi lazım. Hem STK’la ile hem eğitim ile hem de siyasi olarak bizim üzerimize çok büyük görev düşüyor. Milletin teveccühüne ulaşamamalarını ve oradan oy alamamalarını sağlayacak çalışmaları yapmamız lazım. Yoksa tabi kınıyoruz, ayıplıyoruz, şaşırıyoruz ama asıl olarak bu bataklığın kurtarılması lazım. O yüzden bizlere çok büyük görevler düşüyor. Bunlara malzeme olabilecek şekilde bir neslin yetiştirilmemesi için mücadele vermek gerekiyor.

Paylaşın

İYİ Parti Sözcüsü Zorlu’dan İstifalarla İlgili Açıklama: Planlı Saldırı

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere “hür ve müstakil” girme kararı alan İYİ Parti’de parti sözcüsü Kürşad Zorlu, istifalara ilişkin yaptığı açıklamada, “Partimize yönelik planlı bir saldırının olduğunu ifade etmek istiyorum” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Öte yandan partisinden art arda istifa eden isimleri hedef alan İYİ Parti Genel İdare Kurulu (GİK) üyesi Raşit Emir Süer, “Tüm baskı, psikolojik şiddet, kuşatma ve tacizlere rağmen mevzu vatanda hepimiz ölelim. Mevzu makamsa hepiniz ölün” dedi.

İYİ Partide yaşanan istifalara ilişkin parti yetkililerinden açıklamalar gelmeye devam ediyor. İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu ve partinin Genel İdare Kurulu (GİK) üyesi Raşit Emir Süer, açıklamalarda bulundu.

“Partimize yönelik planlı bir saldırının olduğunu ifade etmek istiyorum” diyen Kürşat Zorlu, “Bize yeni üye katılımlar da oldu. Kayda değer bir kaybımızın olmadığını ifade etmek isterim. Spekülasyonlara izin verilmemesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Partisinden istifa eden isimleri hedef ala Raşit Emir Süer ise şu ifadeleri kullandı: “Şeyh Said söylemi sebebiyle, Genel Başkanımız Ensarioğlu’nu ihraç talebiyle Merkez Disiplin Kuruluna gönderdi. Ayrılan Diyarbakır teşkilatı da Şeyh Said taraftarıydı ki, istifa ettiler.

Genel Başkanımız, sürecin başından beri hiç bir tehdide boyun eğmedi. Giden kimsenin de arkasından konuşmadı. Konuşanların tamamı davalarını, yol arkadaşlarını sattıklarının farkında, kendi ahlaksızlarını bastırmak adına konuyu değiştirme çabasındalar.

Karalayanların amaçlarının neye hizmet ettiği de gün yüzü gibi ortada. AKP’nin elinden İstanbul ve Ankara’yı aldık. Dedik ki; İstanbul ve Ankara’yı alan, ülkeyi alır. Öyle olmadı. İstanbul’u ve Ankara’yı alan CHP’de, küçük AKP oldu.

CHP’nin elinde ki güce esir olan siyasetçiler, davalarını terk ettiler. Biz durmamız gereken yerde duruyoruz hem de aslanlar gibi. Tüm baskı, psikolojik şiddet, kuşatma ve tacizlere rağmen mevzu vatanda hepimiz ölelim. Mevzu makamsa hepiniz ölün.”

İYİ Parti’de son günlerde yaşanan istifalara Diyarbakır’da 12 bin 750 kişinin daha eklenmesine partinin GİK üyesi Raşit Emir Süer, sert tepki gösterdi.  İYİ Parti İBB Grup Başkanvekili İbrahim Özkan’ın istifa ettiği İstanbul’u ve Ankara’yı da konu eden Süer, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Mevzu vatansa hepimiz ölelim. Mevzu makamsa hepiniz ölün” dedi.

“İmamoğlu” ve “Şeyh Said” tartışmaları İYİ Parti’de istifaları da beraberinde getirdi. Son günlerde partinin üst düzey isimleri ve il kurullarından peş peşe ayrılık haberleri gelirken, Diyarbakır’da 12 bin 750 kişinin istifasının ardından İYİ Parti İBB Grup Başkanvekili İbrahim Özkan ile 5 meclis üyesi daha partiden ayrıldı.

Üst üste istifalar ile sarsılan partideki ilk istifa, Eskişehir Milletvekili İdris Nebi Hatipoğlu’ndan geldi. Partisinin AKP ile ittifak yapması gerektiğini belirten Hatipoğlu, ardından İYİ Parti’den istifa ederek AKP’ye katıldı.

Hatipoğlu’nun ardından Ankara Milletvekili Adnan Beker ve İstanbul Milletvekili Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu İYİ Parti’den ayrıldı.

Çözülmenin sürdüğü partide Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır ise ihraç edildi. Son olarak İstanbul Milletvekili Salim Ensarioğlu’nun da istifa etmesiyle İYİ Parti’nin Meclis’teki milletvekili sayısı 39’a düşmüş oldu.

Paylaşın

8 Yılda 4 Bin 334 DEM Partili Tutuklandı

DEM Partili Öztürk Türkdoğan, 2015 yılından bu yana partilerine dönük operasyonlarda en az 22 bin 818 partilinin gözaltına alındığını, içlerinde eş genel başkanların da olduğu en az 4 bin 334 kişinin tutuklandığını aktardı.

Öztürk Türkdoğan, “Ocak 2015-10 Aralık 2023 tarihleri arasında 104 il eş başkanımız, 201 ilçe eşbaşkanımız ve bir belde eşbaşkanımız tutuklanmıştır. Bunlar oldukça yüksek sayılar. 2015 yılında bu yana partimiz eş genel başkanlarıyla 24 milletvekilimiz ve 30 MYK üyemiz tutuklanmıştır” dedi.

Türkdoğan, “2023 ilk 11 ayında 72’si çocuk 60 il ve ilçe yöneticimizin aralarında bulunduğu 2 bin 906 kişi gözaltına alındı. Bunlardan 4’ü çocuk, 319 kişi tutuklandı. En son İzmir’de eşbaşkanlarımız tutuklanmıştı. Partimize yönelik fiziki saldırılar korkunç boyutta” ifadelerini kullandı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Eş Sözcüleri Nuray Özdoğan ve Öztürk Türkdoğan, 2015 yılından bu yana partililerine yönelik saldırı ve hak ihlallerine dair hazırlanan raporu açıkladı. Parti binasında yapılan açıklamada, hazırlanan raporu Türkdoğan okudu.

Türkdoğan, partilerine dönük saldırılara dair  raporda belirttiklerinden daha fazla ihlal olduğuna işaret ederek, “Ama bütün bunlara rağmen partimizin barış, özgürlük mücadelesi, eşitlik ve demokrasi mücadelesi ısrarla ve kararlı bir şekilde devam ediyor” dedi.

Türkdoğan, 2015 yılından bu yana partilerine dönük operasyonlarda en az 22 bin 818 partilinin gözaltına alındığını, içlerinde eş genel başkanların da olduğu en az 4 bin 334 kişinin tutuklandığını aktardı. Türkdoğan, “Ocak 2015-10 Aralık 2023 tarihleri arasında 104 il eş başkanımız, 201 ilçe eşbaşkanımız ve bir belde eşbaşkanımız tutuklanmıştır. Bunlar oldukça yüksek sayılar. 2015 yılında bu yana partimiz eş genel başkanlarıyla 24 milletvekilimiz ve 30 MYK üyemiz tutuklanmıştır” dedi.

Türkdoğan, 7 milletvekillerinin ve 14 MYK üyelerinin hala tutsak olduğunu, 15 milletvekillerinin vekilliğinin düşürüldüğünü söyledi. Türkdoğan, “Sürekli halk iradesinden bahsedenler, Kürtlerin ve dostlarının iradesi söz konusu olduğunda bunu tanımıyorlar. 30 Mart 2014 tarihinde seçilen 93 belediye başkanımız tutuklanmış, 95 belediyemize kayyım atanmıştır. 10 Aralık 2023 tarihi itibariyle DBP’ye mensup 27 belediye eşbaşkanı halen hapistedir. 2016’dan bu tarafa halen hapiste olan belediye eşbaşkanı arkadaşlarımız var. 31 Mart 2019’da gerçekleşen yerel seçimlerde ise özellikle Kürdistan’da halkın iradesini yok sayan AKP tarafından kayyım operasyonu yeniden devreye konuldu. 19 Ağustos 2019’da bu operasyonlar yeniden başladı bu süre içerisinde 43 eşbaşkan tutuklandı, 48 belediyeye kayyım atandı. Hali hazırda 17 belediye eşbaşkanımız tutuklu bulunmaktadır” bilgilerini paylaştı.

Türkdoğan, şöyle devam etti: “Şu anda 44 belediye eşbaşkanımızın rehineliği devam etmektedir. Bu yıla ilişkin bir rakam söyleyeyim; sadece 2023 ilk 11 ayında 72’si çocuk 60 il ve ilçe yöneticimizin aralarında bulunduğu 2 bin 906 kişi gözaltına alındı. Bunlardan 4’ü çocuk, 319 kişi tutuklandı. En son İzmir’de eşbaşkanlarımız tutuklanmıştı. Partimize yönelik fiziki saldırılar korkunç boyutta.

2015-2023 yılları arasında partimize tespit edebildiğimiz kadarıyla toplam 336 fiziki saldırı gerçekleşti. Bu saldırılarda parti üyemiz iki kişi yaşamını yitirmiş ve HDP’li 76 kişi yaralanmıştır. Ayrıca partimize yönelik bombalı saldırılarda gerçekleşmiştir. Bu saldırılarda 142 kişi yaşamını yitirmiş, bine yakın arkadaşımız yaralanmıştır. Raporumuzda yıl yıl çeşitli ihlal tespitleri var. Ama 2015 yılı itibariyle hafızalardan silinmeyecek olanlar çözüm sürecinin sona ermesi 24 Temmuz 2015 itibariyle yeni bir çatışma ve savaş süreci başlamış ki bu halen kesintisiz bir şekilde devam etmektedir.

16 Ağustos 2015 tarihi sokağa çıkma yasaklarının başladığı tarihtir. Sokağa çıkma yasakları şu anda valilere tanınan 15 günlük yasaklama kararlarıyla halen devam etmektedir. 2015 yılındaki bombalı saldırılar ki Ankara Gar Katliamı hafızamızdan hiçbir zaman silinmeyecektir, Suruç Katliamı hafızamızdan silinmeyecektir.

2016 aynı zamanda Eş Genel Başkanlarımız Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın vekil arkadaşlarımızın, belediye eş başkanlarımızın, siyasi operasyonla gözaltına alınıp tutuklandığı yıl. 2016’daki sivillere yönelik saldırılar da devam etmiştir. Partimize yönelik saldırılara da devam etmiştir. 2017 yılında hafızalarda silinmeyen bir olay yaşandı. Sevgili Aysel Tuğluk’un annesi merhum Hatun Tuğluk’un cenazesine yapılan ırkçı nefret saldırısıdır. Kürt halkının hafızasından hiçbir zaman silinmeyecektir. Bunu yapanlar utanmalıdır.”

Türkdoğan, “2021 yılı, partimize yönelik kapatma davasının açıldığı bir yıl oldu. Çok paralel değil mi? Bir yandan kumpas davası bir yandan kapatma davası açılıyor. Yasama, yürütme, yargı adeta birlik ilkesine uygun bir şekilde hareket ediyor. Bu yeni anayasanın zaten esprisi de olur. Kuvvetler ayrılığı değil, kuvvetler birliği ilkesidir” diye belirtti.

Türkdoğan, deprem bölgesinde yaşananlara işaret ederek, “Nasıl kardeş aile kampanyamıza müdahale edildiyse deprem yardımlarına da müdahale edildi. Bu ülke Maraş depremlerini yaşadı, 50 binden fazla insanımızı kaybettik. Sosyal yardımları devlet yapması gerekirken dayanışma kampanyalarımıza müdahale edildi, çadırlarımız söküldü” dedi.

“Türkiye’nin bütün bu sorunları demokratik zeminde çözmeye ihtiyacı var”

“Bu iktidar Kürt sorununda yeni bir barış sürecine girmeden demokratikleşemez ve bu baskı politikasından kurtulamaz. Bu ülke kayyımlardan vazgeçmelidir” diyen Türkdoğan, şöyle devam etti: “Halkın iradesi esastır. Kürt halkının iradesine saygı göstereceksiniz ve bir daha asla kayyım uygulamalarına başvurmayacaksınız. Yargı baskısıyla sürekli bize müdahale ediliyor, bundan vazgeçilmelidir. Seçim kanunlarıyla bu kadar çok oynanmamalı, Türkiye’nin demokratik bir seçim kanuna ve siyasi partiler kanununa ihtiyacı var. Türkiye’nin ifade özgürlüğüne ve hukuk güvenliğine ihtiyacı var. Hukuku belirlilik hakkına ihtiyacı var. Elbette Türkiye’nin bütün bu sorunları demokratik zeminde çözmeye ihtiyacı var.”

Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre; Eş Sözcü Nuray Özdoğan ise, “Ne partimizi ne dostlarımızı ne de bizimle beraber hareket edenleri bu baskılarla caydıramazlar” dedi. Yerel seçimlere demokratik ve eşit koşullarda girmek istediklerini vurgulayan Özdoğan, “Açıkladığımız ihlaller sadece partimize yönelik, partimizin yürüttüğü siyasetin bu topraklarda gelişmemesi için yapılan baskılardır” dedi.

Demokratik kesimlere “yan yana durma” çağrısı yapan Özdoğan, “Bu Salı günü geçmiş dönem Eş Genel Başkanımız Figen Yüksekdağ beyanlarda bulunacak. Aslında savunma değil, siyasi beyanlarda bulunuyorlar. Mahkeme acele ediyor. Bildiğiniz üzere genel seçimler öncesi mütalaa açıklanmıştı. Şimdi de yerel seçim öncesi bir karar açıklama çabası içerisindeler. Bunu yapan mahkeme heyeti değil, mahkeme heyetini bir araç olarak kullanan siyasi iradedir. Biz bunu da görüyoruz. Ama tüm anlatılan tabloda partimizin mücadelesi, halklarımızın mücadelesi hiçbir şekilde kesintiye uğramayacak ve durmayacaktır” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

“Hamas Liderleri Türkiye’de Gizli Toplantı Yaptı” İddiası

Hamas’ın Aksa Tufanı operasyonuyla başlattığı Filistin – İsrail savaşında 10. hafta geride kalırken, İsrail basını, Hamas liderlerinin geçen hafta Türkiye’de gizli bir toplantı yaptığını iddia etti.

The Jerusalem Post gazetesinin İsrail kamu yayıncısı KAN’dan aktardığına göre, Hamas yetkililerinin ‘gizli toplantısı için Türkiye özellikle seçilmişti çünkü liderlerin burada bir araya gelmesinin yeterince güvenli olduğu düşünülmüştü.’

İsrail basınının iddiasına göre, toplantının liderliğini, Beyrut’tan katılan Hamas Siyasi Büro Başkan Yardımcısı Salih El Aruri ve Katar’ın başkenti Doha’da yaşayan eski Hamas lideri Halid Meşal yapmış, toplantıya pek çok Hamas yetkilisi de katılmıştı.

The Jerusalem Post gazetesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İsrail’i savaş suçları işlemekle suçladığını hatırlatarak, “Türkiye, toplantı yeri olarak özellikle seçildi, çünkü liderlerin orada toplanması yeterince güvenli addedildi” yorumunda bulundu.

İddiaya göre, geçen hafta yapılan toplantının amacı ‘Hamas’ın İsrail ile devam eden çatışmasında bir sonraki adımlarını koordine etmekti’. Hamas liderlerinin savaştaki bir sonraki adımlarını ve Lübnan Hizbullahı’nın rolünü henüz belirlemediği ifade edilirken, KAN, başka bir rehine takası anlaşmasının masada olabileceğini aktardı.

Mısırlı yetkililer de 17 Aralık Pazar gecesi yaptıkları açıklamada, İsrail ve Hamas’ın yeni bir geçici ateşkes ve rehine takası anlaşmasına açık olduğunu bildirmiş, fakat bu anlaşmanın nasıl uygulanacağıyla ilgili anlaşmazlıkların sürdüğü ifade edilmişti.

İsrail basınına göre, Hamas liderleri ‘gizli toplantılarını’ üçüncü bir ülkede yapmayı ve toplantı için video konferans gibi teknolojik araçları kullanmamayı seçmişti çünkü İsrail istihbaratının sızmasının mümkün olmadığı ‘güvenli bir ortamda’ görüşmek istemişlerdi.

İsrail iç istihbarat örgütü Şin Bet Başkanı Ronen Ba, aralık ayının başında yaptığı bir açıklamada, Hamas liderlerini dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar ortadan kaldıracaklarını söylemiş, Türkiye’den İsrail’e ‘Ciddi sonuçları olur’ uyarısı yapılmıştı.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

İYİ Parti’de İstifa Edenlere Tepki: Hepiniz Ölün

Partisinden art arda istifa eden isimleri hedef alan İYİ Parti Genel İdare Kurulu (GİK) üyesi Raşit Emir Süer, “Tüm baskı, psikolojik şiddet, kuşatma ve tacizlere rağmen mevzu vatanda hepimiz ölelim. Mevzu makamsa hepiniz ölün” dedi.

Haber Merkezi / Öte yandan İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu da partisinde yaşanan istifalara ilişkin yaptığı açıklamada, “Partimize yönelik planlı bir saldırının olduğunu ifade etmek istiyorum” ifadelerini kullandı.

İYİ Partide yaşanan istifalara ilişkin parti yetkililerinden açıklamalar gelmeye devam ediyor. İYİ Parti Genel İdare Kurulu (GİK) üyesi Raşit Emir Süer ve parti sözcüsü Kürşad Zorlu, açıklamalarda bulundu.

“Partimize yönelik planlı bir saldırının olduğunu ifade etmek istiyorum” diyen Kürşat Zorlu, “Bize yeni üye katılımlar da oldu. Kayda değer bir kaybımızın olmadığını ifade etmek isterim. Spekülasyonlara izin verilmemesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Partisinden istifa eden isimleri hedef ala Raşit Emir Süer ise şu ifadeleri kullandı: “Şeyh Said söylemi sebebiyle, Genel Başkanımız Ensarioğlu’nu ihraç talebiyle Merkez Disiplin Kuruluna gönderdi. Ayrılan Diyarbakır teşkilatı da Şeyh Said taraftarıydı ki, istifa ettiler.

Genel Başkanımız, sürecin başından beri hiç bir tehdide boyun eğmedi. Giden kimsenin de arkasından konuşmadı. Konuşanların tamamı davalarını, yol arkadaşlarını sattıklarının farkında, kendi ahlaksızlarını bastırmak adına konuyu değiştirme çabasındalar.

Karalayanların amaçlarının neye hizmet ettiği de gün yüzü gibi ortada. AKP’nin elinden İstanbul ve Ankara’yı aldık. Dedik ki; İstanbul ve Ankara’yı alan, ülkeyi alır. Öyle olmadı. İstanbul’u ve Ankara’yı alan CHP’de, küçük AKP oldu.

CHP’nin elinde ki güce esir olan siyasetçiler, davalarını terk ettiler. Biz durmamız gereken yerde duruyoruz hem de aslanlar gibi. Tüm baskı, psikolojik şiddet, kuşatma ve tacizlere rağmen mevzu vatanda hepimiz ölelim. Mevzu makamsa hepiniz ölün.”

Seçimlere “hür ve müstakil” girme kararının ardından çok sayıda isim İYİ Parti’den ayrılma kararı almıştı. Son olarak İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi İyi Parti Grup Başkan Vekili İbrahim Özkan ve 5 meclis üyesi, partilerinden istifa ettiklerini açıklamıştı.

Paylaşın

Anayasa Mahkemesi’nden Tartışmalı “Gar Katliamı” Kararı

Anayasa Mahkemesi (AYM), IŞİD üyesi iki canlı bombanın saldırısı sonrası 103 kişinin hayatını kaybettiği, en az 500 kişinin yaralandığı “Gar Katliamı” davasına ilişkin dikkat çeken bir karar verdi.

Anayasa Mahkemesi (AYM), kamu görevlilerinin ihmali olduğuna ilişkin şikâyetin takipsizlikle sonuçlanması üzerine yapılan bireysel başvuruyu reddetti. 10 Ekim Davası avukatlarından Senem Doğanoğlu, AYM’nin henüz gerekçeli kararını açıklamadığını anımsatarak, “Anlıyoruz ki 10 Ekim katliamının aydınlatılmasının önüne Türkiye’deki tüm idari ve yargı makamları duvar örmekte ısrarcı.” dedi.

DW Türkçe’den Alican Uludağ’ın haberine göre; Anayasa Mahkemesi (AYM), 8 yıl önce 103 kişinin öldüğü Ankara Tren Garı katliamında ihmali bulunan kamu görevlilerinin ihmaline ilişkin soruşturmanın takipsizlikle kapatılması üzerine yapılan bireysel başvuruyu “kabul edilemez” buldu.

Böylece, Gar katliamında kamu görevlilerinin ihmaline ilişkin iç hukuk yolu tamamlanmış oldu. 10 Ekim Davası avukatlarından Senem Doğanoğlu, AYM’nin henüz gerekçeli kararını açıklamadığını belirterek, “Anlıyoruz ki 10 Ekim katliamının aydınlatılmasının önüne Türkiye’deki tüm idari ve yargı makamları duvar örmekte ısrarcı” dedi.

10 Ekim 2015 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük katliamlarından biri yaşandı. IŞİD üyesi iki canlı bomba, Emek, Barış ve Demokrasi mitingi için Ankara Tren Garı önünde toplanan binlerce kişinin arasında kendisini patlattı. Saldırı sonucunda 103 kişi hayatını kaybederken 500’ün üzerinde kişi yaralandı. Saldırıda rol alan IŞİD üyelerine dava açılırken, katliamda ihmali bulunan kamu görevlilerine ilişkin etkili bir soruşturma açılamadı.

O ihmaller neydi?

Katliamı gerçekleştiren canlı bombaları taşıyan araç, IŞİD’in Gaziantep emiri Yunus Durmaz’ın yardımcısı Halil İbrahim Durgun tarafından 9 Ekim akşamı yola çıkarıldı. Ankara dışından gelen araçların durdurulması ve arama konusunda mahkemeden karar alınmasına karşın Ankara Emniyet Müdürlüğü saat 00.00-9.00 arasında başkent girişlerinde arama uygulamasına ara verdi.

Canlı bombaları taşıyan araç, yol kontrolü olmamasının rahatlığıyla Ankara’ya ulaştı. Ayrıca miting için 2 bin 44 polis görevlendirilmişken, toplanma alanı olan Gar çevresinde yalnızca 129 polis vardı. Gar Meydanı’ndaki toplanma alanına gelenler de aranmadı.

Canlı bombaları taşıyan araca eskortluk yapan IŞİD üyesi Yakup Şahin’in Gaziantep’in Nizip ilçesinde bir gübre bayisinden amonyum nitrat almaya çalışması, polise saldırıdan 11 gün önce ihbar edildi. Nizip Emniyeti, Şahin’in kimliğini tespit etti. 2 Ekim 2015’te bu durumu Gaziantep Emniyet Müdürlüğü’ne bildiren Nizip Emniyeti, gerekli araştırmaların yapılmasını istedi. Ancak Şahin hakkında yakalama kararı çıkarılmadı.

10 Ekim katliamına gidilirken IŞİD’teki hareketlilik Emniyet Genel Müdürlüğü ve MİT tarafından tespit edildi. O dönem Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat ve Terörle Mücadele Daire Başkanlığı tarafından, IŞİD’in canlı bomba saldırısı düzenleyeceğine yönelik istihbarat alındı. İstihbaratta, “DEAŞ’ın (IŞİD) yapmaya karar verdiği büyük bir eylem için seçtiği grubu Suriye’deki bir kampta özel eğitime aldığı, eylemin uçak-gemi kaçırma ya da miting-kalabalık yerde çok sayıda canlı bomba patlatma şeklinde olabileceği” uyarısı yapıldı. Ancak yeterli tedbirler alınmadı.

İçişleri Bakanlığı’nın katliamdaki ihmallere ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında Emniyet ve MİT’in eline, IŞİD’in terör saldırısı düzenleyeceğine ilişkin 62 ayrı istihbarat notu geçtiği tespit edildi. Son gelen ihbar ise katliamdan bir gün önce Ankara Emniyeti’ne ulaştı. Ancak Ankara Emniyeti Terör ve İstihbarat Şube Müdürlükleri, istihbarat notunu “önemsiz bularak” gerekli birimleri uyarmadı.

Emniyet’in canlı bomba listesinde yer alan ve “terör nitelikli kayıp şahıs” olarak aranan Yunus Emre Alagöz’ün yapılan telefon dinlemelerinde ailesiyle vedalaştığı dahi belirlendi. Üstelik Alagöz’ün kardeşi Şeyh Abdurrahman Alagöz, 20 Temmuz 2015’te Suruç katliamını yapan saldırgandı. Bu istihbaratlara rağmen Ankara Valiliği’nde 14 Eylül 2015’te yapılan güvenlik toplantısında miting iptal edilmedi. Miting öncesinde ise Emniyet yalnızca kendi personelini “canlı bomba saldırılarına karşı duyarlı olunması” yönünde uyarırken mitingi düzenleyenlere haber verilmedi.

Ankara Tren Garı katliamının ardından ihmali olan kamu görevlileri yönünden hem idari hem de adli soruşturma yürütüldü. İçişleri Bakanlığı müfettişleri, hazırladığı 25 Şubat 2016 tarihli raporda dönemin Ankara Emniyet Müdürü, İstihbarat Şube Müdür Vekili, TEM Şube Müdürü, Eski Güvenlik Şube Müdür Vekili ve TEM Şubesi C Büro amirinin ihmalini tespit etti. Raporda, bu isimler hakkında soruşturma izni istendi. Ancak Ankara Valiliği soruşturma izni vermedi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ise soruşturma izni verilmemesine ilişkin karara itiraz etmeyince dosya dava açılamadan kapandı.

10 Ekim katliamı mağdurları, bunun üzerine 2016 yılında Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu. Başvuruda, katliamda ihmali bulunan kamu görevlilerinin yanı sıra, patlamadan sonra yaralı ve ölülerin olduğu yerde göz yaşartıcı gaz sıkan polislerin yargılanmaması, acil sağlık hizmetinin sunulmasında ihmaller yaşanması ve bunlara karşı etkili soruşturma yapılmaması da başvuru nedenleri arasında sıralandı.

Bu kapsamda yaşam hakkı, kötü muamele yasağı, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ayrımcılık yasağının ihlal edildiği iddiaları mahkemeye taşındı.

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, 2016’da yapılan başvuruyu ancak yedi yıl sonra, 14 Aralık 2023 tarihinde gündemine aldı. Gar katliamı dosyasını AYM Genel Kurulu’na sevk etme gereği duymayan İkinci Bölüm, başvurunun “kabul edilemez olduğuna” karar verdi. Böylece Gar katliamında ihmali bulunan kamu görevlilerine ilişkin şikâyette iç hukuk yolu tükenmiş oldu. Bu karardan sonra avukatların AİHM’e başvurları bekleniyor.

“10 Ekim katliamı önüne duvar örülüyor”

10 Ekim Davası avukatlarından Senem Doğanoğlu, AYM’nin henüz gerekçeli kararını açıklamadığını anımsatarak, “Anlıyoruz ki 10 Ekim katliamının aydınlatılmasının önüne Türkiye’deki tüm idari ve yargı makamları duvar örmekte ısrarcı. Açıkça, ‘kamu görevlileri sorumludur’ diyen müfettiş raporu bugün hâlâ kamudan gizleniyorken, AYM de bu koruma zırhını güçlendirdi. Türkiye yakın tarihinin en büyük katliamındaki devlet sorumluluğuna sonuç olarak Genel Kurulun bile karar vermediğini de görüyoruz. Bizim yargıya karşı mücadelemiz sürmeye devam edecek” değerlendirmesinde bulundu.

Paylaşın

DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan: Güç Birliğine Açığız

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin açıklamalarda bulunan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Kadın özgürlükçü, çevreyi ranta açmayan, evrensel insan haklarına inanan, hukuk düzenini uyan bütün toplumsal kesimlerle güç birliğine açığız” dedi ve ekledi:

“Nerede bir ezilen varsa, iradesi yönetim kademelerine yansıyacaktır. İktidar bizim siyasi etkimizin olmadığını söylüyor. Ama biz son iki seçimde nasıl bir etkimiz olduğunu gösterdik. Öyle bir etkimiz var ki domuz bağçılarla (HÜDA-PAR) ittifak kuracak kadar korktular. Bu seçimlerde de siyasi etkimizin ne kadar yüksek olduğunu göstereceğiz. Emin olun güçlüyüz ve kazanabiliriz. Biz bu ülkenin büyük çoğunluğuyuz. Seçimlerde bir zafer tablosu ortaya çıkacaktır.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İzmir İl Örgütü, 3’üncü Olağanüstü Kongresi’nin gerçekleştirdi. Kültürpark Celal Atık Kongre Merkezi’nde yapılan kongrede konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan “Kürt sorunu bir inkar sorunudur. Kürtlerin dilleri ve kültürü vardır. Kürt sorunu çözülmediği sürece yoksulluk ve işsizlik de çözüm bulmayacaktır. Bugüne kadar Kürtler anadilini konuşmasın, kimliklerine kavuşmasın diye bu ülke 800 milyar dolara yakın para harcadı” dedi.

Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre, “Biz bu toprakların kurucu unsuru olan Kürtlerin statülerinin tanınmasını istiyoruz” diyen Bakırhan, “Bu sorun çözülürse 7 bin 500 liraya mahkum olan emekliler daha fazla ücret alır, asgari ücrette çalışan işçiler insanca yaşayacak bir ücret alır, doğayı talan eden bu iktidar doğayı talan edemez, bu ülkeyi çeteler değil hukuk ve demokrasi yönetir” dedi.

Kürtlerin kültür ve dillerine dönük baskıların sürdüğünü ifade eden Bakırhan, “Geçen yıllarda üniversitelerde kuş dili bölümü bile açan iktidar, Kürt dilini yok sayıyor ve inkar ediyor. Yine son yıllarda Yılmaz Güney, Ahmet Kaya ve en son Şeyh Said üzerinden bir tartışma yürüttüler. Küçük ortak (MHP), Kürtlerin bu ülkede güvenlik tehdidi olduğunu söylüyor. Ancak bu ülkenin asli unsuru olan Kürtler hiçbir zaman tehdit olmamıştır. Asıl demokrasiyi hiçe sayanlar, tekçi bir yapıyı ortaya koyanlar bu ülkeye bir tehdittir. Artık Kürtlerin statüsünü tanımaz zorundalar. Biz bu topraklarda bin yıllardır varız, vardık, var olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Alevilerin yaşadığı sorunlara da değinen Bakırhan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) cemevlerinin ibadethane statüsünde sayılması kararını hatırlattı. Bakırhan, Kürtlere yaklaşımların aynısının Alevilere de uygulandığını söyledi. Kürtlere atanan kayyımların aynısının Kültür ve Turizm Bakanlığı eliyle Alevilere atanmak istendiğini kaydeden Bakırhan, Aleviler özgür oluncaya ve inançları güvenceye alınıncaya kadar mücadele edeceklerini vurguladı.

Bakırhan, konuşmasında İzmir’deki ekolojik tahribat üzerinde de durdu. Bakırhan, “Yaşam alanlarını bilerek talan ediyorlar. Bu topraklardaki halkları karşı karşıya getirmeye çalışıyorlar. İzmir bu iktidar döneminde tıpkı Amed gibi bir yatırım almadı ve üvey evlat muamelesi gördü. Bunun için İzmirli emekçileri Siirt’le, Mardin’le dayanışmaya çağırıyoruz. İktidarın sizlere uyguladığı politikalar Amed’te, Mardin’de de uygulanıyor.

Yakın zamanda İzmir’de yağmur yağdı ve sel oluştu. Ama altyapı için hükümet desteği yok. İmar Başkanlığı aracığıyla Ege kıyılarının tamamı yandaşlara peşkeş çekildi. Biz Amed kayyımına sessiz kaldığımız sürece Ege’nin de kıyıları yandaşlara verilecektir. Dolayısıyla buna karşı birlikte mücadele etmek zorundayız. Yerel seçimlerde bu zülüm politikalarına karşı hepbirlikte karşı durarak boşa çıkaracağız” ifadelerini kullandı.

“Biz bu ülkenin büyük çoğunluğuyuz”

Tarihi bir yerel seçimlere yaklaşıldığını kaydeden Bakırhan, seçimlerde ilk hedeflerinin kayyımları göndermek olduğunu söyledi. Bakırhan, “Kürdistan’da AKP’nin elinde olan ve yolsuzluklarla bilinen belediyeleri alacağız. Batıda da emekçilerin, halkların, yoksulların, Alevilerin, yöre derneklerinin, emek-meslek örgütlerinin katıldığı kent uzlaşısıyla adaylarımızı belirleyeceğiz. Sadece bir kaç parti ile değil, İzmir’in tüm dinamikleriyle bir araya gelerek, adaylarımızı belirleyeceğiz.

Kadın özgürlükçü, çevreyi ranta açmayan, evrensel insan haklarına inanan, hukuk düzenini uyan bütün toplumsal kesimlerle güç birliğine açığız. Nerede bir ezilen varsa, iradesi yönetim kademelerine yansıyacaktır. İktidar bizim siyasi etkimizin olmadığını söylüyor. Ama biz son iki seçimde nasıl bir etkimiz olduğunu gösterdik. Öyle bir etkimiz var ki domuz bağçılarla (HÜDA-PAR) ittifak kuracak kadar korktular. Bu seçimlerde de siyasi etkimizin ne kadar yüksek olduğunu göstereceğiz. Emin olun güçlüyüz ve kazanabiliriz. Biz bu ülkenin büyük çoğunluğuyuz. Seçimlerde bir zafer tablosu ortaya çıkacaktır” diye konuştu.

Paylaşın

Türkiye’den ABD’ye “Gazze” Çağrısı: İsrail Üzerindeki Nüfuzunu Kullan

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD’yi, Gazze Şeridi’ne ve Batı Şeria’daki saldırıların durması için İsrail üzerindeki nüfuzunu kullanmaya çağırdı. Ayrıca, Fransa, İngiltere ve Almanya’dan da ateşkes çağrıları geldi.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında ölü sayısının 19 bine ulaştığı bildirilirken, İsrail üzerindeki ateşkes baskıları da giderek artıyor.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile İsrail – Filistin gerilimiyle ilişkili bir görüşme gerçekleştirdi. Reuters’ın diplomatik kaynaklardan edindiğine göre, görüşmede Bakan Fidan, Washington yönetimini, Gazze Şeridi’ne ve Batı Şeria’daki saldırıların durması için İsrail üzerindeki nüfuzunu kullanmaya çağırdı.

İsrail’de temaslarda bulunan Fransa Dışişleri Bakanı Catherine Colonna, daha fazla rehinenin serbest bırakılması, Gazze’de daha büyük miktarda yardımın ulaştırılması ve “siyasi bir çözümün başlangıcı” yönünde hareket edilmesi için “derhal ateşkes” çağrısı yaptı.

Fransa Dışişleri Bakanlığı daha önce yaptığı açıklamada da, çalışanlarından birinin, Refah’taki bir eve İsrail saldırısı sonucu öldüğünü açıkladı. Çok sayıda sivilin öldüğünü belirttiği saldırıyı kınayan Bakanlık, İsrail yetkililerden izahat beklediğini kaydetti.

İngiltere ve Almanya’nın dışişleri bakanları da, “çok sayıda sivilin yaşamını yitirdiğine” dikkat çekerek, “sürdürülebilir” ateşkes için çağrıda bulundu.

İngiltere Dışişleri Bakanı David Cameron ve Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock İngiliz Sunday Times gazetesine yazdıkları makalede, “İsrail, operasyonları Filistinliler’le barışçı biçimde birlikte yaşama beklentisini yok ettiği takdirde bu savaşa kazanmış olmayacak” ifadesini kullandı.

İngiltere daha önce çatışmalara “insani ara verilmesi” çağrısında bulunmuş ancak derhal ateşkes çağrısı yapmaktan kaçınmıştı. Geçen hafta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda ezici bir çoğunlukla ateşkes yönünde oy kullanıldığında da çekimser kalmıştı.

Fransa ve Almanya BM’deki ateşkes çağrısını destekledi, ancak Almanya Başbakanı Olaf Scholz, “İsrail’in kendini savunma hakkını sorgulamak değil, mümkün kılmak gerekir” diyerek ateşkes için bastırmanın zamanı olmadığını vurguladı.

İsrail’e tam dayanışma içinde olduklarını vurgulayan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise kasım ayı başında İsrail’in masum insanları öldürerek terörle mücadele edemeyeceğini söyledi.

İsrail – Filistin savaşında son durum

Hava ve kara savaşı kuzey Gazze’nin büyük bir bölümünü dümdüz etti ve nüfusun çoğunu kuşatma altındaki bölgenin güney kesimine, kalabalık barınaklara ve çadır kamplarına sürükledi.

Hamas tarafından yönetilen bölgedeki Sağlık Bakanlığı’na göre saldırılar 19 binden fazla Filistinlinin ölümüne neden oldu. Bakanlık ölü sayısını bildirirken sivil ve asker ayrımı yapmıyor.

İsrail ise Gazze’nin tüm bölgelerinde Hamas militanlarına ait olduğunu söylediği hedefleri vurmaya devam ediyor.

Militanların 7 Ekim’de İsrail’in güneyine düzenlediği ve çoğu sivil bin 200 kişinin ölümüne neden olan saldırıyla savaşı tetikleyen Hamas’ı ortadan kaldırana kadar operasyonlara devam edeceğini açıklayan İsrail ayrıca halen Gazze’de tutulan 129 rehineyi geri getireceklerinin sözünü veriyor.

Hamas ise savaş sona erene kadar artık başka rehinenin serbest bırakılmayacağını, bunun için karşılık olarak yüksek profilli militanlar dahil büyük miktarda Filistinli tutuklunun serbest bırakılmasını isteyeceğini belirtti.

Lübnan Hizbullah’ı yaptığı açıklamada sınır bölgesinde İsrail’e bir dizi saldırı düzenlediğini açıkladı. Lübnan sınırına yakın bölgede bulunan Hanita kibbutzuna yakın bölgede İsrail birliklerini hedeflediğini aktaran Hizbullah “teyit edilmiş kayıplar” bulunduğunu duyurdu.

Hizbullah ayrıca ikinci bir saldırıda sınırdaki İsrail birliklerini hedef aldığını ve kayıplar olduğunu açıkladı. Hizbullah yanlısı El Manar televizyonu grubun dört İsrail askerini kuzeydeki bir tesise girerken hedef aldığını duyurdu.

İsrail ordusu ise Pazar günü Lübnan’dan İsrail’e atış yapıldığını ancak İsrail’in topçu atışıyla hedefleri vurduğunu belirtti. İsrail ordusunun Gazze’de verdiği kayıplar 2014 yılındaki Hamas ile savaşında verdiği kayıpların neredeyse iki katına ulaştı.

İsrail ordusu Gazze’ye 27 Ekim tarihinde başlatılan kara operasyonunda Pazar günü itibarıyla 121 İsrail askerinin hayatını kaybettiğini duyurdu. 2014 yılında İsrail’in Gazze’ye düzenlediği “Koruyucu Hat Operasyonu” sırasında 66 İsrail askeri hayatını kaybetmişti.

Paylaşın

İYİ Parti’de İstifalar Durmuyor: Başka Yol Bırakmadılar

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere “hür ve müstakil” girme kararı alan İYİ Parti’de İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Grup Başkanvekili İbrahim Özkan ve 6 İBB Meclis üyesi İYİ Parti’den istifa etti:

Haber Merkezi / “Ülkemiz menfaatleri için, Türkiye’nin kalbi İstanbulumuz için ortak bir karar imza atıyor, ‘hür ve müstakil’ olarak İYİ Parti’den istifa ediyoruz. Bize istifa etmekten başka bir yol bırakmayan bu süreci noktaladığımızı ve İBB Meclisinde yolumuza bundan sonra bağımsız olarak devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.”

İYİ Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Grup Başkanvekili İbrahim Özkan ve İBB Grubu üyesi Bora Kılıç, Oğuz Sarul, Sinan Gümüş, Uluer Kaya ile Yakup Fındık İYİ Parti’den ayrıldıklarını açıkladı.

İbrahim Özkan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda istifa gerekçelerini duyurdu. Özkan’ın paylaşımında şu ifadeler yer aldı: “4 Aralık 2023 tarihinde toplanan İYİ Parti Genel İdare Kurulu, 2024 yerel seçimlerine kendi adaylarıyla girme kararı aldı. ‘Hür ve müstakil’ kararına gerekçe olarak da bir üçüncü seçeneğe ihtiyaç olması gösterildi.

Biz bu karara saygı duymakla beraber, İstanbul ve Ankara’da işbirliğinin devam etmesi yönünde görüş bildirdik. Çünkü 2019 yılı yerel seçimlerinde, 25 yılın üzerine İstanbul ve Ankara alınmıştı. Bu hem muhalefet için hem de oy veren halkımız için önemli bir motivasyon olmuştu.   İlkeli siyaset, özü sözü bir, olmayı samimi ve açık fikirli olmayı gerektirir. Söylem ve eylemleriniz güven vermiyorsa orada ilkeli siyasetten bahsedemeyiz.

1 yıl öncesine kadar Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterdiğimiz kişiler için bugün “belediyeleri yönetemezler” demek, ilkeli siyasete yakışmamakta, millete güven vermemektedir.   Biz daima ülkemizin ve milletimizin menfaatlerinin yanında olduk.

Ülkemizi tek adama mahkum etmek isteyen sistemin karşısında durduk. Demokrasinin sağlıklı işlemediği, sosyal medya paylaşımlarının bile topluca yapılmaya itildiği bir yerde durmak, kayıpları anayasa değişikliğine kadar gidebilecek bu sürece daha fazla katkı sunmak istemiyoruz.

Ülkemiz menfaatleri için, Türkiye’nin kalbi İstanbulumuz için ortak bir karar imza atıyor, ‘hür ve müstakil’ olarak İYİ Parti’den istifa ediyoruz.   Bize istifa etmekten başka bir yol bırakmayan bu süreci noktaladığımızı ve İBB Meclisinde yolumuza bundan sonra bağımsız olarak devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.”

Ne olmuştu?

İYİ Parti Grup Başkanvekili İbrahim Özkan, Meral Akşener’in isteğiyle İBB Belediye Meclisi  görevinden istifa etmişti. Özkan, “Genel Başkan Meral Akşener’in talebi doğrultusunda artık ‘Hür ve Müstakilim’ İBB İYİ Parti Grup Başkan Vekilliği görevinden istifa ediyorum” demişti.

İbrahim Özkan’ın istifası sonrasında İBB Meclisi’ndeki İYİ Parti grubu yeni grup başkanvekili seçmek üzere toplandı. 9 meclis üyesi bulunan İYİ Parti grubunun toplantısına, İBB Başkanı aday adayı olan İYİ Parti Grup Sözcüsü Suat Sarı katılmadı.

Toplantıda 8 meclis üyesinden 7’sinin oyları ile İbrahim Özkan yeniden grup başkanvekilliğine aday olarak gösterildi ve seçildi. Toplantıda alınan karar ile grup sözcüsü Suat Sarı’nın yerine de Çekmeköy’den meclis üyesi olan Bora Kılıç seçildi.

İbrahim Özkan, partisinin yerel seçimlerde ittifak yapmama kararını eleştirerek “Teşkilatlara rağmen siyaset yapılmaz. Genel İdare Kurulu’nun vermiş olduğu bir karar var. Bu karar nasıl değiştirilebilir. Ayetleri tefsirciler tartışabiliyor. Genel İdare Kurulu, Genel Başkana yetki verdi. Şuan böyle bir yetki yok. Bence istişare kanallarının kapanması diye bir şey yok. 20 Şubat’a kadar bu süreç devam edebilir. Somut bir öneri getirilirse, Genel Başkan nezaketli bir insan. Genel kanaat işbirliği yapılması yönündedir” ifadelerini kullanmıştı.

Son yaptığı basın toplantısında ise Özkan, bir “arka kapı diplomasisi” yaparak İmamoğlu’na gittiğini ve daha somut öneriler getirmelerini önerdiğini söyledi. İmamoğlu’nun ise ortada İYİ Parti GİK kararı varken bunun nezaketsizlik olacağını aktardığını ifade eden Özkan, ardından yeniden yapılan GİK toplantısında iş birliğini savunanların sayısının 10 kişi daha arttığını hatırlattı.

Bu artışı da dikkate alarak, teşkilatların motivasyonu açısından bu diplomasinin devam ettirilmesi gerektiğini düşündüğünü dile getiren Özkan, tüm bu görüşmeleri konusunda da partisinin İstanbul İl Başkanı’nı bilgilendirdiğini anlattı.

Paylaşın