ABD’den Türkiye Merkezli Şirkete “Husiler” Yaptırımı

ABD Maliye Bakanlığı, Yemen’deki Husiler’e İran’ın mali yardımının iletilmesinde rol oynadığı gerekçesiyle Türkiye merkezli Al Aman Kargo İthalat İhracat ve Nakliyat Limited Şirketi’ni yaptırım listesine aldı.

Yemen’de İran’ın desteklediği belirtilen Husiler, Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırısının ardından Gazze’ye İsrail’in harekat başlatmasından sonraki süreçte saldırıları arttırdı.

Husiler, Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nde uluslararası taşımacılık yapan gemileri insansız hava araçları ve füzelerle hedef alıyor. Husiler’in artan saldırıları sebebiyle bazı taşımacılık şirketleri ya faaliyetlerini askıya aldı ya da bazı gemiler Afrika’daki Ümit Burnu gibi daha uzun rotaları kullanmak zorunda kaldı.

ABD Maliye Bakanlığı’na bağlı Yabancı Varlıkların Kontrolü Dairesi (OFAC) Yemen’deki Husiler’e İran’ın mali yardımının iletilmesini kolaylaştırdığı gerekçesiyle bir kişi ve üç şirkete yaptırım getirdi.

VOA Türkçe’nin aktardığına göre; Yaptırım getirilenler arasında Türkiye’de bulunan bir şirket de var. ABD Maliye Bakanlığı’nın açıklamasına göre, yaptırım listesine alınanlar arasında ikisi Yemen’de biri Türkiye’de olmak üzere üç döviz merkezi bulunuyor.

Açıklamada, bu kişilerin İran Devrim Muhafızları ile bağlantılı olduğu belirtilen ve 2021’den bu yana ABD’nin yaptırım listesinde bulunan Said El Cemal adlı bir kişinin talimatıyla Husiler’e milyonlarca doların aktarılmasını sağladığı kaydediliyor.

OFAC’ın açıklamasında, “Said El Cemal şebekesinin Ortadoğu genelinde bulunan merkezler üzerinden İran fonlarının Yemen’de Husiler’le bağlantılı mali firmalara aktarılmasını kolaylaştırdığı” belirtiliyor.

“Türkiye’deki Al Aman Kargo Şirketi aracı”

Açıklamada, merkezi Türkiye’de bulunan Al Aman Kargo İthalat İhracat ve Nakliyat Limited Şirketi’nin de Husiler’in İranlı finansörleri tarafından gönderilen para için aracı konumunda olduğu ifade ediliyor.

Bu şirketin ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Yemen’deki Al Alamiyah Express adlı bir şirketle Türkiye’den fonların Husiler ve Said El Cemal şebekesi adına aktarılması için çalıştığı belirtiliyor. ABD’nin yaptırım listesine aldığı isimlerden biri de Nabil Ali Ahmed Al Hadha.

Bu kişinin Türkiye’deki hesapları üzerinden milyonlarca doların Yemen’deki Husi bağlantılı hesaplara aktarıldığı; bu fonların Yemen merkezli ve Husiler’in kontrolünde bulunan Al Rawda şirketi tarafından Yemen riyaline çevrildiği ifade ediliyor.

Al Rawda şirketinin, İran’ın sağladığı milyonlarca doları Türkiye üzerinden Said El Cemal şebekesi adına Yemen’e aktardığı ve bu fonların da daha sonra Husi bağlantılı şirketlere iletildiği belirtiliyor.

Bu şirketin, fonların Husiler’in kontrolündeki savunma bakanlığından cephedeki Husi savaşçılarına transfer edilmesi için aracı olarak da görev gördüğü açıklamada yer alan bilgiler arasında.

Yaptırım kararı kapsamında bu kişi ve şirketlerin ABD’de bulunan mal varlıkları da donduruldu. Yaptırım listesine alınan kişi ve şirketlerden bir açıklama henüz gelmedi.

Paylaşın

Nostradamus’un 2024 İçin Yaptığı 4 Kehanet

16. yüzyılda yaşayan Fransız astrolog Nostradamus’un (Michel de Nostredame) 1555 yılında yayınlanan Les Propheties eserindeki kehanetleri dünyanın ilgisini çekmeye devam ediyor.

Haber Merkezi / Nostradamus’un kehanetlerinin doğruluğuna ilişkin yorumlar çoğu zaman zorlayıcı olsa da yüzyıllar boyunca tartışmalara yol açmış ve okuyucuların ilgisini çekmiştir.

Nostradamus’un 2023 yılı kehanetlerine ilişkin yorumlar farklılık gösterse de, kehanetler, yaklaşmakta olan bir savaşa, kötüleşen iklim krizine ve büyüyen toplumsal huzursuzluklar gibi sorunları önceden haber vermiş görünüyor.

Nostradamus’un 2024 yılı için kehanetleri ise, çevresel felaketler de dahil olmak üzere potansiyel felaketlere işaret ediyor. İşte Nostradamus’un 2024 yılına ilişki bazı kehanetleri:

İklim felaketleri: Nostradamus, günümüzde yaşanan ve 2024 yılında da yaşanması olası şiddetli hava anormalliklerine işaret ediyor. Nostradamus’un “kurak toprak” ve “büyük sellere” gönderme yapan cümleleri, potansiyel olarak aşırı iklim olaylarına işaret ediyor.

Papalık değişikliği: Nostradamus, önümüzdeki yıl için yeni bir Papa olasılığına değiniyor. Papa Franciscus’un yaşı ve sağlık sorunları Vatikan’da olası bir Papa değişikliği olası görünüyor. Ancak Nostradamus’un kehaneti, yeni Papa’nın “zayıf görüşlü” olacağı yönünde de bir uyarı taşıyor

Birleşik Krallık’ta taht değişikliği: Nostradamus’un bir başka kehaneti Birleşik Krallık’ta kraliyet çevrelerinde yaşanabilecek olası huzursuzluklara işaret ediyor. Kehanete ilişkin yorumlar farklılık gösterse de, “Adaların Kralı” olarak bilinen bir şahsın tartışmalara maruz kalacağı ve sonunda görevden alınacağı yönünde.

Kehanet, Kral III. Charles’ın tahttan çekileceği ve Prens William’ın yerine Prens Harry’in kral olacağı şeklinde yorumlanıyor.

Artan jeopolitik çatışmalar: Nostradamus’un 2024 yılına ilişkin kehanetleri küresel siyaset alanına da uzanarak potansiyel jeopolitik gerilimlere işaret ediyor. Kehanete ilişkin yorumlar, Çin’in artan etkisi ve onun modern ‘Soğuk Savaş’a benzer yeni bir gerilim çağını tetikleme potansiyeli etrafında dönüyor.

Kehanette ‘Kızıl düşman’a yapılan atıfla birlikte ‘deniz savaşı’ndan söz edilmesi, Çin ve ABD’yi kapsayan potansiyel bir çatışmaya ilişkin varsayımları gündeme getiriyor.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 21 Bin 320’ye Yükseldi

Hamas’ın Aksa Tufanı operasyonuyla başlayan Filistin – İsrail savaşının 83. günü geride kalırken, Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail’in son 24 saatte gerçekleştirdiği saldırılarda 210 kişinin yaşamını yitirdiğini açıkladı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, Gazze’de İsrail saldırılarında 7 Ekim’den bu yana 21 bin 320 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu. Bakanlık, saldırılarda yaralı sayısının ise 55 bin 603’e yükseldiğini aktardı.

İsrail ordusunda ise Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 167’si karadan olmak üzere 501 askerin öldürüldüğü duyuruldu.

Birleşmiş Milletlere (BM) göre, İsrail saldırılarında Gazze’deki 2,3 milyonluk nüfusun yaklaşık yüzde 85’i evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Birleşmiş Milletler (BM) Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nın (UNRWA), Gazze Şeridi nüfusunun yüzde 40’ının açlık tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu bildirdi.

Gazze’de her gün yiyecek ve su bulmak için hayatta kalma mücadelesi verildiğini belirten White, şunları kaydetti: Gazze Şeridi felaket boyutunda açlık sorunu yaşıyor; nüfusun yüzde 40’ı şu anda açlık tehlikesiyle karşı karşıya. Gerçek şu ki Gazze halkı için daha fazla yardıma ihtiyacımız var ve geriye kalan tek umut insani ateşkestir.

İsrail, Gazze Şeridi’ndeki şehirleri, köyleri ve mülteci kamplarını bombalamayı perşembe günü de sürdürdü. Gazze Sağlık Bakanlığı kuzeydeki Beyt Lahiye, güneydeki Han Yunus ve merkezde yer alan Magazi mülteci kampına düzenlenen saldırılarda en az 50 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Filistin Kızılayı da Han Yunus’taki El Emel Hastanesi yakınlarına düzenlenen bir saldırıda 10 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. 7 Ekim’den bu yana 20 binden fazla Filistinli öldürüldü ve Gazze’deki 2,3 milyonluk nüfusun yaklaşık yüzde 85’i evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Kuzey Gazze’nin büyük bir kısmı yerle bir edildi, nüfus büyük ölçüde azaldı ve haftalarca bölgenin geri kalanından izole edildi. Bölgenin güneyinin de ilerleyen günlerde benzer bir kaderi yaşamasından endişe ediliyor.

İsrail’in Beyt Lahiye kasabasındaki bir eve düzenlediği hava saldırısında, bir aile üyesinin söylediğine göre aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu en az 21 kişi hayatını kaybetti.

Hastane kayıtlarına göre, yakınlardaki Deir al-Balah kasabasındaki bir hastaneye, beşi çocuk ve yedisi kadın da dahil olmak üzere bir gecede öldürülen 25 kişinin cenazeleri alındı.

Nuseyrat kampında yaşayan Saeed Mustafa çarşamba günkü hava saldırısı sonucu yıkılan bir evin yıkıntıları arasındaki insanların seslerinin hala geldiğini söyledi. Mustafa “Onları dışarı çıkaramıyoruz. Çığlıklarını duyuyoruz ama ekipmanımız yok,” ifadelerini kullandı.

Birleşmiş Milletler (BM), İsrail’in işgali altında Batı Şeria’da insan haklarının hızla hızla ilerleme uyarısında bulunarak İsrail’deki Filistin halkına yönelik “hukuksuz öldürmeleri” durdurmaya çağrıldı.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği tarafından Perşembe günü yayımlanan ve 7 Ekim’den bu yana işgal altında Batı Şeria ve ilhak edilen Doğu’nun Kudüs’teki insan hakları ihlallerine ilişkin raporda, bu şekilde 27 Aralık’a kadar bölgede 300 Filistinlinin öldürüldüğü doğrulandığı kaydedildi.

Bu 300 kişinin en az 291’in İsrail güvenlik güçleri tarafından öldürüldüğü, 8’inin Yahudi yerleşimcileri ve bir Filistinlinin de ya da güvenlik güçlerinin öldürüldüğü belirtildi. Ölenlerin 79’unun çocukluğunu kaydeden BM, 7 Ekim öncesinde de çözülemeyen oldukça kötüleştiğine dikkat edilerek, 2023’te bu tarihe kadar 200 Filistinlinin öldürüldüğü belirtildi.

Raporda, İsrail güvenlik güçlerinin 4 bin 700’den fazla Filistinliyi de kayıt altına alınmış ek, “Bazıları çırılçıplak soyuldu ve uzun saatler boyunca elleri kelepçeli ve ayaklara bağlı biçimde gözaltında kaldılar. Bu esnada İsrail askerlerinin kafalarına ve sırtlarına bastı, üzerlerine tükenmeleri, duvarlara vuruldular, tehdit Aşağılandılar ve bazı vakalarda cinsel ve cinsiyete dayalı şiddete maruz bırakıldılar” ifadelerine yer verildi.

Filistinlilere yönelik şiddet vakalarında artış

Hamas’ın İsrail’e saldırdığı 7 Ekim’den 20 Kasım’a kadar hava saldırılarında, mülteci kampı ve bolluğunda yoğun olduğu diğer bölgelerdeki saldırılarda keskin bir artış olduğu belgelenen raporda; Bu saldırıların ölüm, yaralanma ve sivil yapılanmalara geniş çapta zarara neden olduğu belirtildi.

Sürekli olarak bu yana silahla ateş açılması, evlerin ve arabaların yıkılması, ağaçların sökülmesi de dahil olmak üzere Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında da belirgin bir artış, kayıtlara geçiş ifade edildi.

BM’nin raporunda kolluk kuvvetlerinin operasyonlarında silah ve askeri savaşların kullanımı son olarak, Filistinlilere yönelik keyfi gözaltı ve kötü muamelenin bitirilmesi ve ayrımcı kıstlamaların yaralanması talep edildi.

BM İnsan Hakları Komiseri Volker Türk, “Kolluk kuvvetlerinin askeri taktikleri ve silahların kullanılması, gereksiz ya da orantısız güç kullanımı ve Filistinlileri geniş, anahtar ve ayrımcı hareket kısıtlamaları son derece bilgi vericidir” den faydalandı. Türk, bölgesel şiddet ve baskının boyutlarının yıllar boyu görülmemiş boyutlara yayıldığını vurguladı.

Türk, “İsrail’i Filistin halkına yönelik yerleşimci dağılımını bitirmeye, yerleşimciler ve İsrail Güvenlik Güçleri tarafından uygulanan tüm şiddet vakalarının souşturulması ve Filistinli grupların etkili biçimde korunmasının sürdürülmesine yönelik hızlı, kesin ve etkili adımlar atmaya çağırıyorum” dedi.

Paylaşın

Kim Jong Un’dan Orduya Savaş Hazırlıklarını Hızlandırma Emri

Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (Kuzey Kore) Devlet Başkanı Kim Jong Un, orduya ve nükleer silah üretimiyle ilgilenenler de dahil olmak üzere askeri sanayi kuruluşlarına savaş hazırlıklarını hızlandırma emri verdi.

İşçi Partisi 8’inci merkez komitesinin 9’uncu genel kurul toplantısında konuşan Kim Jong Un, Pyongyang’ın “anti-emperyalist bağımsız” ülkelerle stratejik işbirliğini genişleteceğini söyledi.

Washington, Pyongyang’ı Ukrayna ile savaşında kullanılmak üzere Moskova’ya askeri teçhizat sağlamakla suçlarken, Kuzey Kore ise Rusya ile ilişkilerini genişletiyor; Rusya da Kuzey Kore’nin askeri altyapısını geliştirmesine yardımcı olmak için teknik destek sağlıyor.

Kuzey Kore olarak bilinen lideri Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Kim Jong Un orduya, savunma sanayine ve nükleer silah sektörüne, ABD’nin benzeri görülmemiş çatışmacı hamlelerine karşı savaş hazırlıklarını hızlandırma emrini verdi.

Euronews Türkçe’nin KCNA ajansından aktardığına göre, ülkenin iktidar partisinin çarşamba günü yaptığı toplantıda yeni yıl için politika öncelikleri hakkında konuşan Kim, Pyongyang’ın “anti-emperyalist bağımsız” ülkelerle stratejik işbirliğini genişleteceğini de söyledi.

Washington, Kuzey Kore’yi Ukrayna işgalinde kullanılmak üzere Moskova’ya askeri teçhizat sağlamakla suçlarken, Pyongyang yönetimi Rusya ile bağlarını güçlendiriyor ve askeri kabiliyetlerini geliştirmesine yardımcı olmak için teknik destek alıyor.

KCNA, parti genel kurulu sırasında Kim’in yeni yıl için ekonomik hedeflerini de ortaya koyduğunu ve bunun ülkenin beş yıllık kalkınma planını gerçekleştirmek için “belirleyici bir yıl” olduğunu söyledi. Kim’in ayrıca tarımsal üretimin de “üst düzeyde istikrara” kavuşturulması talimatı verdiğini aktardı.

Kuzey, son yıllarda ciddi gıda kıtlığı yaşadı. Uluslararası uzmanlar, Covid-19 salgını sırasında sınırların kapatılmasının gıda güvenliğini kötüleştirdiğini belirtiyor.

Kuzey Kore’nin mahsul üretiminin, olumlu hava koşulları nedeniyle 2023’te yıllık bazda artacağı tahmin ediliyor. Ancak Seul’den bir yetkili, miktarın hâlâ ülkenin kronik gıda kıtlığını gidermek için gereken miktarın çok altında olduğunu söyledi.

Parti ve hükümet yetkililerinin günlerce süren toplantıları son yıllarda önemli politika duyurularını yapmak için kullanıldı. Daha önce devlet medyası Kim’in yılbaşındaki konuşmasını yayınlamıştı.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 21 Bin 110’a Yükseldi

Hamas’ın Aksa Tufanı operasyonuyla başlayan Filistin – İsrail savaşının 82. günü geride kalırken, Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, Gazze’de İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısının 21 bin 110’a çıktığını açıkladı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el-Kudra, Gazze’deki İsrail saldırılarında yaralı sayısının da 55 bin 243’e çıktığını kaydetti.

İsrail ise Gazze’den düzenlenen saldırılarda 498’i asker en az 1200 kişinin öldürüldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını duyurdu.

ABD ve Katar’ın arabuluculuğuyla 24 Kasım’da sağlanan ve bir hafta süren ateşkeste, 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakılmıştı. Hamas ve İsrail yetkilileri, Mısır’da yeni bir ateşkes için de müzakereleri sürdürüyor.

İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi, düzenlediği basın toplantısında, savaşın daha aylar süreceğini söyledi. Korgeneral Halevi, “Terörist bir örgütü ortadan kaldırmanın kestirme yolu yok. Kararlı ve inatçı olmak dışında bir yol, bir sihirli formül bulunmuyor” dedi.

Halevi ayrıca İsrail ordusunun Gazze’nin kuzeyindeki Hamas taburlarını dağıtma hedefini gerçekleştirmeye yakın olduğunu da söyledi.

İsrail ordusu ayrıca Gazze’nin diğer bölgelerine de saldırılarını artırdı. Filistin Sağlık Bakanlığı, günün erken saatlerinde Batı Şeria’nın kuzeyindeki Nur Şems Mülteci Kampı’na düzenlenen operasyonda altı kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de yaralandığını duyurdu.

Filistin Yönetimi tarafından yapılan sayıma göre, İsrail ile Hamas arasında Gazze Şeridi’nde 7 Ekim’de başlayan savaştan bu yana işgal altındaki Batı Şeria’da 300’den fazla Filistinli askerler ve bazı durumlarda da İsrailli yerleşimciler tarafından öldürüldü.

Filistin resmi ajansı WAFA’nın haberine göre ayrıca İsrail savaş uçakları Gazze’nin güneyindeki Refah kentinde bir evi bombaladı. En az 2 kişi öldü, çok sayıda kişi de yaralandı.

Nüfusun yüzde 85’inin yerinden edildiği Gazze’ye “geniş çaplı” insani yardım ulaştırılmasını talep eden Güvenlik Konseyi kararının kabul edilmesinden dört gün sonra Birleşmiş Milletler, bu misyonu koordine etmek üzere görevden ayrılan Hollandalı Bakan Sigrid Kaag’ı atadı.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres tarafından yapılan duyuru, Güvenlik Konseyi’nin Cuma günü Gazze için süratle üst düzey bir insani yardım ve yeniden inşa koordinatörü atamasını talep eden bir kararı kabul etmesinin ardından geldi. Gazze’de 2 milyondan fazla sivil gıda, su ve ilaca muhtaç durumda.

Guterres, akıcı bir şekilde Arapça ve beş farklı dil konuşabilen Kaag’ın yeni görevine “diplomasi alanında olduğu kadar siyasi, insani yardım ve kalkınma konularında da zengin bir deneyim getirdiğini” söyledi. Kaag’ın 8 Ocak’ta göreve başlaması bekleniyor.

“Gazze’nin kontrolü Filistinlilere verilmeli”

İsrailli yetkililer Gazze’nin geleceğiyle ilgili net bir açıklama yapmazken, ABD kararın Filistinlilere ait olduğunda ısrar ediyor.

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan kısa süre önce İsrail’e yaptığı bir ziyaret sırasında “Gazze’yi uzun vadede yeniden işgal etmenin mantıklı ya da doğru olduğuna inanmıyoruz. Sonunda Gazze’nin kontrolü, yönetimi ve güvenliği Filistinlilere geçmelidir” demişti.

İşgal altındaki Filistin toprakları üzerindeki tüm yerleşimler, İsrail tarafından onaylanıp onaylanmadıklarına bakılmaksızın uluslararası hukuka göre yasadışı kabul ediliyor.

Putin, Gazze için özel temsilci atadı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Gazze savaşındaki rehine takası sürecinde görev yapması için özel temsilci atadığı bildirildi. İsrail’in önde gelen gazetelerinden Haaretz, Putin’in göreve Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov’u atadığını yazdı.

Haberde, İsrail’deki Dürzilerin ruhani lideri Şeyh Muvaffak Tarif’in dün Moskova’ya düzenlediği ziyarette, Bogdanov’la görüşerek rehinelerin serbest bırakılması için devreye girmesini talep ettiği aktarıldı.

Kimliğinin paylaşılmasını istemeyen Rus yetkililer, Putin’in sürece dahil olması için Rusya’nın Ortadoğu ve Afrika Ülkeleri Özel Temsilcisi olarak da görev yapan Bogdanov’u atadığını belirtti. Kremlin’in Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev’in de katıldığı görüşmenin detaylarına ilişkin bilgi paylaşılmadı.

Paylaşın

İsrail Genelkurmay Başkanı’ndan Gazze Açıklaması: Savaş Aylarca Sürebilir

Hamas’ın Aksa Tufanı operasyonuyla başlayan Filistin – İsrail savaşının 82. günü geride kalırken, İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi, gazetecilere yaptığı açıklamada savaşın “aylarca” süreceğini söyledi.

Gazze’de İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 20 bin 915’e yükselirken, 55 bine yakın kişinin de yaralandığı duyuruldu. Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail’in saldırılarında son 24 saatte en az 241 kişinin hayatını kaybettiğini, 382 kişinin de yaralandığını açıkladı.

VOA Türkçe’nin aktardığına göre; İsrail Genelkurmay Başkanı Halevi, “Sihirli çözümler yok, bir terör örgütünü dağıtmanın kestirme yolları yok, sadece kararlı ve ısrarlı bir mücadele var. Bir hafta da sürse, aylar da sürse Hamas’ın liderliğine de ulaşacağız” dedi.

İsrail’in operasyonları son günlerde, özellikle Gazze Şeridi’ni ikiye bölen su yolunun hemen güneyindeki merkezi bir bölgede yoğunlaştı. İsrail ordusu sivillerden bölgeyi terk etmelerini istedi ancak birçoğu gidecek güvenli bir yer kalmadığını söylüyor.

BM İnsan Hakları Ofisi Sözcüsü Seif Magango Salı günü yaptığı açıklamada, “İsrail güçlerinin Gazze’nin orta kesimlerine yönelik sürdürdüğü ve Noel arifesinden bu yana 100’den fazla Filistinlinin hayatına mal olan bombardımandan ciddi endişe duyuyoruz” dedi.

Çatışmaların yayılma tehdidi büyüyor

Yemen’deki İran destekli Husi milisleri, Salı günü Kızıldeniz’de bir konteyner gemisine düzenlenen füze saldırısını ve İsrail’e insansız hava araçlarıyla saldırı girişimini üstlendi.

Husiler, dünyanın en işlek nakliye yollarından biri olan Kızıldeniz’in girişinde İsrail’le bağlantısı olduğunu söyledikleri gemilere saldırıyor ve saldırıların İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına karşılık yapıldığını söylüyor.

İsrail ise Salı günü Lübnan sınırında, Hizbullah’ın bir kiliseye tanksavar füzesi fırlatarak dokuz İsrail askeri ve bir sivili yaraladığını, ardından roket atışıyla misilleme hava saldırıları düzenlediğini açıkladı. Bölgede bunlar olurken Hindistan’ın Yeni Delhi’deki İsrail Büyükelçiliği yakınlarında bir patlama meydana geldi. Yetkililer hiçbir personelin yaralanmadığını açıkladı.

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant Salı günü milletvekillerine yaptığı açıklamada, “Çok cepheli bir savaşın içindeyiz ve yedi cepheden saldırıya uğruyoruz” dedi. İran destekli militanların aktif olduğu bu yerleri “Gazze, Lübnan, Suriye, Judea ve Samaria (Batı Şeria), Irak, Yemen ve İran” olarak sıralayan, Gallant “Bu alanların altısına çoktan karşılık verdik ve harekete geçtik” dedi.

Beyaz Saray, İsrail Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer’in Salı günü Washington’da ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve ulusal güvenlik danışmanı Jake Sullivan ile biraraya gelerek savaş ve rehinelerin iadesi konularında görüşmelerde bulunduğunu açıkladı.

ABD son haftalarda İsrail’e savaşın dozunu azaltması ve Hamas liderlerine yönelik daha hedefli baskınlar düzenlemesi için açıkça baskı yapıyor.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 20 Bin 915’e Yükseldi

Hamas’ın Aksa Tufanı operasyonuyla başlayan Filistin – İsrail savaşının 82. gününde, Gazze’de İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 20 bin 915’e yükselirken, 55 bine yakın kişinin de yaralandığı duyuruldu.

Haber Merkezi / Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail’in saldırılarında son 24 saatte en az 241 kişinin hayatını kaybettiğini, 382 kişinin de yaralandığını açıkladı.

İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi, düzenlediği basın toplantısında, savaşın daha aylar süreceğini söyledi. Korgeneral Halevi, “Terörist bir örgütü ortadan kaldırmanın kestirme yolu yok. Kararlı ve inatçı olmak dışında bir yol, bir sihirli formül bulunmuyor” dedi.

Halevi ayrıca İsrail ordusunun Gazze’nin kuzeyindeki Hamas taburlarını dağıtma hedefini gerçekleştirmeye yakın olduğunu da söyledi.

İsrail ordusu ayrıca Gazze’nin diğer bölgelerine de saldırılarını artırdı. Filistin Sağlık Bakanlığı, günün erken saatlerinde Batı Şeria’nın kuzeyindeki Nur Şems Mülteci Kampı’na düzenlenen operasyonda altı kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de yaralandığını duyurdu.

Filistin Yönetimi tarafından yapılan sayıma göre, İsrail ile Hamas arasında Gazze Şeridi’nde 7 Ekim’de başlayan savaştan bu yana işgal altındaki Batı Şeria’da 300’den fazla Filistinli askerler ve bazı durumlarda da İsrailli yerleşimciler tarafından öldürüldü.

Filistin resmi ajansı WAFA’nın haberine göre ayrıca İsrail savaş uçakları Gazze’nin güneyindeki Refah kentinde bir evi bombaladı. En az 2 kişi öldü, çok sayıda kişi de yaralandı.

Nüfusun yüzde 85’inin yerinden edildiği Gazze’ye “geniş çaplı” insani yardım ulaştırılmasını talep eden Güvenlik Konseyi kararının kabul edilmesinden dört gün sonra Birleşmiş Milletler, bu misyonu koordine etmek üzere görevden ayrılan Hollandalı Bakan Sigrid Kaag’ı atadı.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres tarafından yapılan duyuru, Güvenlik Konseyi’nin Cuma günü Gazze için süratle üst düzey bir insani yardım ve yeniden inşa koordinatörü atamasını talep eden bir kararı kabul etmesinin ardından geldi. Gazze’de 2 milyondan fazla sivil gıda, su ve ilaca muhtaç durumda.

Guterres, akıcı bir şekilde Arapça ve beş farklı dil konuşabilen Kaag’ın yeni görevine “diplomasi alanında olduğu kadar siyasi, insani yardım ve kalkınma konularında da zengin bir deneyim getirdiğini” söyledi. Kaag’ın 8 Ocak’ta göreve başlaması bekleniyor.

Paylaşın

İsrail’den Gazze’de Barış İçin Üç Ön Koşul

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hamas’a karşı saldırıları arttırma niyetini vurguladı ve “Gazze’deki Filistinli komşularla” barışa ulaşmak için üç şart gerektiğini belirtti: Hamas yok edilmeli, Gazze Şeridi askerden arındırılmalı ve Filistin toplumu radikalizmden arındırılmalı.

BBC Türkçe’nin aktardığına göre; İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Amerikan Wall Street Journal gazetesinde 25 Aralık’ta yayımlanan makalesinde İsrail’in barış için üç ön koşulu olduğunu yazdı.

Netanyahu, koşullardan ilkini, İran’ın “yakın vekili” olarak tanımladığı Hamas’ın yok edilmesi olarak sıralıyor:

“ABD, İngiltere, Fransa, Almanya ve daha birçok ülke İsrail’in terör örgütünü yok etme niyetini destekliyor. Bu amaca ulaşmak için askeri yeteneklerinin ortadan kaldırılması ve Gazze üzerindeki siyasi egemenliğinin sona ermesi gerekiyor” diyor.

Netanyahu uluslararası hukuka “tam uyumlu hareket etmeye devam edeceklerini” söylüyor ve “broşürler atarak, kısa mesajlar göndererek ve Gazzelileri tehlikeden uzak durmaları konusunda uyarmak için başka yöntemler kullanarak sivil kayıplarını en aza indirmek için” İsrail’in elinden geleni yaptığını savunuyor.

İsrail Başbakanı ikinci ön koşullarının Gazze’nin “silahtan arındırılması” olduğunu söylüyor ve şu ifadeleri kullanıyor:

“İsrail, bölgenin bir daha asla kendisine saldırmak için üs olarak kullanılmamasını sağlamalıdır. Bu, başka önlemlerin yanı sıra, Gazze çevresinde geçici bir tampon bölgesi kurulmasını ve Gazze ile Mısır arasındaki sınırda İsrail’in güvenlik ihtiyaçlarını karşılayan ve bölgeye silah kaçakçılığını önleyen bir denetim mekanizması kurulmasını gerektirecektir.

Filistin Yönetimi’nin Gazze’yi silahsızlandıracağı beklentisi boş bir hayal. Şu anda Yahudiye ve Samiriye’deki terörizmi finanse ediyor ve yüceltiyor ve Filistinli çocukları İsrail’i yok etmeye yönelik eğitiyorlar.

Gazze’yi silahtan arındırma konusunda ne kapasite ne de irade göstermemesi şaşırtıcı değil. Hamas 2007’de kendisini bölgeden çıkarmadan önce bunu başaramadı ve bugün de kontrolü altındaki topraklarda bunu başaramadı. Öngörülebilir gelecekte İsrail, Gazze üzerindeki güvenlik sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalacak.”

Netanyahu yazısında üçüncü ön koşulun Gazze’nin radikalleşmesinin önlenmesi olduğunu belirtiyor ve bunu şöyle anlatıyor: “Okullar çocuklara ölümden ziyade yaşama değer vermeyi öğretmeli ve imamlar Yahudilerin öldürülmesi için vaaz vermeyi bırakmalıdır.

Filistin sivil toplumunun, halkının terörü finanse etmek yerine terörle mücadeleyi desteklemesini sağlayacak şekilde dönüştürülmesi gerekiyor. Bu muhtemelen cesur ve ahlaki liderlik gerektirecektir. Filistin Yönetimi lideri Mahmud Abbas, 7 Ekim zulmünü kınamaya bile cesaret edemiyor.

Bakanlarından bazıları cinayetlerin ve tecavüzlerin gerçekleştiğini inkar ediyor veya İsrail’i kendi halkına karşı bu korkunç suçları işlemekle suçluyor.”

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu tüm bunlar gerçekleştikten sonra, Gazze’nin yeniden inşa edilebileceğini ve Orta Doğu’da daha geniş bir barış ihtimalinin gerçeğe dönüşeceğini belirtiyor.

İsrail’in Gazze’yi işgalinde 7 Ekim sonrası

Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme” gerekçesiyle İsrail’e 7 Ekim’de kapsamlı saldırı düzenledi. İsrail, 7 Ekim’deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.

İsrail’in Gazze Şeridi’ne saldırılarında en az 8 bin 200’ü çocuk, 6 bin 200’ü kadın olmak üzere, 20 bin 915 Filistinli öldürüldü, 54 bin 918 kişi de yaralandı. Enkaz altında binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı tahrip ediliyor.

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 159’u karadan işgal sürecinde olmak üzere 492 askerinin öldürüldüğünü duyurdu. Çatışmalara 24 Kasım’da 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan “insani arada” 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti.

İşgal altındaki Batı Şeria ve Kudüs’te de İsrail güçleri ve yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında 303 Filistinli hayatını kaybetti. İsrail ordusu ile Hizbullah arasında 8 Ekim’den bu yana sınırda devam eden çatışmalarda 26 Lübnanlı sivil, 126 Hizbullah mensubu ile 5 İsrailli sivil ve 9 İsrail askeri öldü.

Paylaşın

Nijerya’da Silahlı Saldırganlar Köyleri Hedef Aldı: En Az 113 Ölü

Nijerya’nın orta kesimlerinde yer alan Plateau eyaletindeki köylere, cumartesi akşamı başlayan ve pazartesi gününe kadar devam silahlı saldırılarda en az 113 kişi hayatını kaybetti.

Bokkos Hükümet Konseyi Başkanı Monday Kasa, saldırılarda çok sayıda kişinin yaralandığı ve çok sayıda kişinin de kaçırıldığı bilgisini paylaştı. Kasa, saldırılar sırasında yaralanan 300’den fazla kişinin Bokkos, Jos ve Barkin Ladi’deki hastanelere nakledildiğini aktardı.

Bölge halkı arasında “haydutlar” olarak bilinen silahlı gruplara mensup kişilerin cumartesi akşamı ile pazartesi sabahı arası en az 20 köye saldırdığını aktaran Kasa, bu “saldırıların oldukça iyi koordine edildiğini” dile getirdi.

Kaçırılanları bulmak için bölgeye güvenlik güçleri sevk edildiğini aktaran Kasa, saldırılarda çok sayıda evin kundaklandığını ve silahlı kişilerin köylerde ele geçirdikleri gıda ürünlerini de yanlarında götürdüklerini söyledi.

Euronews Türkçe’nin aktardığına göre; Plateau Eyaleti Valisi Caleb Mutfwang da, eylemi “barbarca, acımasız ve gayrimeşru” diye nitelendirdi. Kanlı saldırıları kınayan Vali Mutfwang, güvenlik birimlerine sorumluları derhal yakalamaları talimatını verdi.

Valilik Sözcüsü Gyang Bere, “Masum vatandaşlara karşı devam eden saldırıları engellemek için hükümet tarafından sert önleyici tedbirler alınacak.” açıklamasında bulundu.

Afrika ülkesi Nijerya’nın kuzeybatı ve orta kesimleri, uzun süredir ormanlık alanlardaki üslerde gizlenen ve köyleri yağmalayıp sakinlerini de fidye için kaçıran ‘haydut milisler’ tarafından terörize ediliyor.

Ayrıca Nijerya’nın Plateau eyaletinde zaman zaman Müslümanlar ile Hristiyanlar arasında şiddet olayları yaşanıyor. Vali Mutfwang, ağustosta yaptığı açıklamada, son 3 ayda yaşanan din temelli çatışmalarda 300’den fazla kişinin yaşamını yitirdiğini açıklamıştı.

Paylaşın

İran Devrim Muhafızları Komutanı, İsrail Saldırısında Öldü

İsrail tarafından Suriye’nin başkenti Şam yakınlarında düzenlenen bir hava saldırısında, İran Devrim Muhafızları Ordusu’ndan Tuğgeneral Razi Musavi, hayatını kaybetti.

Haber Merkezi / Tuğgeneral Razi Musavi’nin, ABD tarafından 2020’de öldürülen Devrim Muhafızları Komutanı Kasım Süleymani’nin yardımcısı olduğu belirtiliyor. İran, geçtiğimiz gülerde de Suriye’deki Devrim Muhafızları üyelerinin ikisinin ölümünden İsrail’i sorumlu tutmuştu.

İran’ın Şam Büyükelçisi Hüseyin Ekber, İran devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, Musavi’nin Büyükelçilik’te diplomat olarak görev yaptığını ve işten eve döndükten sonra İsrail füzeleriyle vurulduğunu söyledi.

Musavi’nin öldürülmesi, İran devlet destekli ajanslar tarafından kamuoyuna ‘son dakika gelişmesi’ olarak duyuruldu.

İran resmi devlet ajansı İRNA haberinde, “Devrim Muhafızları’nın Suriye’deki en deneyimli danışmanlarından biri olan General Razi Musavi, birkaç saat önce Siyonist rejimin Şam’ın güneyindeki Seyyide Zeynep bölgesine düzenlediği saldırıda öldürüldü” ifadelerine yer verdi.

İran devlet televizyonu da normal haber yayınını keserek Razi Musavi’nin öldürüldüğünü duyurdu ve Musavi’yi Devrim Muhafızları’nın Suriye’deki en eski danışmanlarından biri olarak tanımladı.

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Musavi’nin suikast sonucu öldürülmesinin İsrail’in zayıflığının bir göstergesi olduğunu söyledi. İran medyası, Reisi’nin “Bu saldırı, Siyonist rejimin bölgedeki umutsuzluğu ve zayıflığının göstergesi; bunun bedelini mutlaka ödeyecekler” dediğini bildirdi.

İran Devrim Muhafızları’nın açıklamasında da, İsrail’in tuğgeneral rütbesi sahibi Musavi’yi öldürmenin bedelini ödeyeceği kaydedildi. Devrim Muhafızları, devlet televizyonunda okunan açıklamada, “Hiç şüphesiz, gaspçı ve acımasız Siyonist rejim bu suçun bedelini ödeyecek” ifadesini kullandı.

Axios haber sitesi, İsrailli bir yetkiliye dayandırdığı haberinde, İsrail ordusunun, Tahran’ın saldırıya vereceği olası bir cevaba hazırlandığını duyurdu. Ancak İsrail, Suriye ve Lübnan gibi ülkelerde gerçekleştirdiği İran’la bağlantılı saldırılara ilişkin herhangi bir değerlendirme yapmıyor.

İran, Suriye’de hükümeti desteklemek amacıyla Irak, Afganistan ve Pakistan’da binlerce Şii milisi eğitmeleri ve örgütlemeleri için yüzlerce Devrim Muhafızı’nı “danışman” gönderiyor. Lübnan Hizbullahı da Suriye’deki İranlı ordu komutanlarıyla yakın işbirliği yapıyor.

Paylaşın