Hamas Ateşkesi Kabul Etti, İsrail’den Açıklama

Filistin – İsrail savaşının 213. günü geride kalırken, Hamas, Mısır ve Katar’ın ateşkes önerisini kabul ettiğini duyurdu. İsrailli bir yetkili ise Hamas’ın kabul ettiği ateşkes önerisini kabul etmediklerini bildirdi.

Haber Merkezi / İsrailli yetkili, Hamas’ın kabul ettiği teklifin, Mısır tarafından hazırlanan önerinin zayıflatılmış bir hali olduğunu ve bunun İsrail tarafından onaylanmasının mümkün olmadığını dile getirdi. İsrailli yetkili, “Bu, İsrail’i anlaşmayı reddeden taraf gibi göstermeyi amaçlayan bir hile gibi görünüyor” ifadesini kullandı.

İsrail ve Hamas’ın aynı koşullara sahip ateşkesi kabul etmesi, bölgedeki çatışmaların bir aydan fazla süreyle duraklamasına yol açabilir. Ateşkes aynı zamanda İsrail’in, bir milyondan fazla Filistinlinin sığındığı Refah’a olası kara saldırısını da geciktirebilir.

Hamas’ın resmi internet sitesinden yapılan açıklamada, örgütün siyasi lideri İsmail Haniye’nin, arabulucu ülkelere önerinin kabul edildiğini bildirdiği aktarıldı. Açıklamada ayrıca, Haniye’nin Katar Başbakanı Şeyh Temim Bin Hamed Al Sani ve Mısır İstihbarat Başkanı General Abbas Kamel ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiği belirtildi.

Kabine toplantısının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısından önce İsmail Haniye bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini aktararak, “Bizim telkinlerimizle Hamas’ın ateşkesi kabul ettiğini açıklamasından memnuniyet duyduk. Şimdi aynı adım İsrail tarafından da atılmalıdır. Tüm Batılı aktörleri İsrail yönetimine baskı yapmaya çağırıyorum” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 52 artarak 34 bin 735’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 90 artarak 78 bin 108’e yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından yayınlanan rapor göre, Gazze’de yerle bir olan konutların yeniden inşasının ortalama olarak 80 yıl sürebileceği belirtiliyor. Rapor, en iyi senaryoda bile inşaat malzemelerinin 2021’deki son krize göre 5 kat daha hızlı tedarik edilmesine rağmen yeniden inşanın 2040 yılına kadar sürmesinin beklendiğini ifade ediyor.

Gazze’nin nüfusundaki yoksulluk oranlarına da dikkat çekilen raporda, saldırıların 9 ay sürmesi durumunda, yoksulluk oranının ikiye katlanarak yüzde 38.8’den yüzde 60.7’ye yükselmesi bekleniyor. Bu durum, bölgedeki insanların yaşam koşullarının ne kadar ciddi şekilde etkilendiğini gösteriyor ve uluslararası toplumun acil yardım ve çözümler bulma konusundaki sorumluluğunu vurguluyor.

Ayrıca Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Gazze Şeridi’nde halihazırda eskiye oranla daha fazla gıda bulunmasına karşın kıtlığın tamamen ortadan kalkmadığını açıkladı. DSÖ’nün Filistin bölgesi temsilcisi Rik Peeperkorn Cuma günü yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’ndeki insani durumun hala kötü olduğunu belirtti ve bölgede kıtlığın henüz önlenemediğini söyledi.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Mart ayından bu yana beş yaşın altında 40’tan fazla aşırı şekilde yetersiz beslenen çocuk, ek sağlık sorunları ile hastanelere getirildi. Örgütten yapılan açıklamada, 2 yaşındaki bazı çocukların ağırlığının ise 10 ila 14 kilo olması gerekirken, 4 kilo civarında olduğuna işaret edildi.

Açıklamada, çatışmaların başladığı Ekim ayından önce Gazze Şeridi’nde çocuklar arasında yetersiz beslenmenin “yok denecek kadar az” olduğuna vurgu yapıldı. DSÖ temsilcisi Peeperkorn, yetersiz beslenmenin yol açtığı sorunların kısa vadede çözülmesinin beklenmemesi gerektiğini sözlerine ekledi. Uzman, “Sonuçlarını yıllarca hissedeceğiz” dedi.

Filistinli yetkililere göre son haftalarda yetersiz beslenen yaklaşık 25 çocuk hayatını kaybetti. Peeperkorn bu çocukların açlıktan ölmediğini, yetersiz beslenme sonucu oluşan komplikasyonlar nedeniyle yaşamlarını yitirdiklerini kaydetti. Filistinli yetkililer tarafından verilen bilgiler bağımsız kaynaklarca doğrulanmamakla birlikte BM yetkilileri, söz konusu bilgilerin geçmişte güvenilir olduğuna dikkat çekiyor.

Paylaşın

Fenerbahçe, Şampiyonluk Umutlarını Tüketti!

Süper Lig’in 35. hafta maçında Konyaspor ile Fenerbahçe, Konya Büyükşehir Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Bahattin Şimşek’in yönettiği karşılaşma 0-0 sona erdi.

Haber Merkezi / Bu sonucun ardından 90 puanlı Fenerbahçe’nin Galatasaray arasındaki puan farkı 6’ya yükseldi. Konyaspor ise puanını 37’ye yükseltti.

Karşılaşmadan dakikalar

3. dakikada Szymanski’nin rakip sahada kazandığı topu ceza sahası içerindeki Tadic’e aktardı. Tadic’in şutu kaleci Slowik’te kaldı. 5. dakikada Guilherme’nin sağ taraftan uzun tacında ceza alanı içerisinde topla buluşan Çikalleshi, topu altıpasta bekleyen Soner’e çıkardı. Soner’in şutu defansa çarparak uzaklaştı.

21. dakikada İrfan Can Kahveci’nin orta sahadan ceza alanı içerisine gönderdiği uzun topa hareketlenen Tadic, şutunu çekerken top az farkla dışarı çıktı. 27. dakikada Szymanski’nin ceza alanı dışından içeriye gönderdiği topa hareketlen Mert Hakan’ın şutu kaleci Slowik’te kaldı.

30. dakikada sol kanattan süratlenen Ferdi Kadıoğlu’nun ortasında Dzeko’nun kafa vuruşunda, kaleci Slowik meşin yuvarlağa sahip oldu. 44. dakikada sol kanattan süratle ceza sahasına giren Feri Kadıoğlu’nun sol çapraz köşeden şutunda kaleci Slowik tehlikeyi uzaklaştırdı. Dönen topu tamamlayan Mert Hakan Yandaş’ın kafa vuruşunda, meşin yuvarlak üstten dışları çıktı.

49. dakikada Tadic’in sol kanattan ceza alanı içerisine yaptığı ortada Dzeko, kafayı vururken top az farkla dışarı çıktı. 61. dakikada Ferdi Kadıoğlu’nun ortasında ceza alanı içinde Dzeko şutunu çekerken, kaleci Slowik gole izin vermedi. 63. dakikada Szymanski’nin ara pasına hareketlenen Dzeko, kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyondan yararlanamadı.

75. dakikada sağ kanattan Cengiz Ünder’in ortasında ceza alanı içerisinde Dzeko kafasıyla topu Batshuayi’ye aşırdı. Batshuayi’nin kafa vuruşu az farkla yandan auta çıktı. 89. dakikada Konyaspor’un atağında Boanteng ceza alanı önünde şutunu çekti. Kaleci Livakovic’ten dönen topu tamamlayan Ndao’nun şutunda top meşin yuvarlak ağlarla buluştu. VAR kontrolü sonrası gol ofsayt gerekçesi ile iptal edildi.

Stat: Konya Büyükşehir

Hakemler: Bahattin Şimşek, Süleyman Özay, Osman Gökhan Bilir

Konyaspor: Slowik, Ahmet Oğuz (Dk. 66 Cebrail Karayel), Uğurcan Yazğılı, Adil Demirbağ, Hadebe, Guilherme, Nzonzi, Soner Dikmen (Dk. 90+2 Damjanovic), Oğulcan Ülgün (Dk. 76 Prip), Ndao (Dk 90+2 Muhammet Demir), Cikalleshi (Dk. 76 Boateng)

Fenerbahçe: Livakovic, Osayi-Samuel (Dk. 51 Mert Müldür), Becao (Dk. 46 Çağlar Söyüncü), Djiku, Ferdi Kadıoğlu, Mert Hakan Yandaş (Dk. 46 Batshuayi), İrfan Can Kahveci (Dk. 53 Cengiz Ünder), Fred, Tadic (Dk. 80 Serdar Dursun), Szymanski, Dzeko

Paylaşın

SPK Harekete Geçti: Kripto Paralara İki Ayrı Vergi Geliyor

Prof. Dr. Murat Batı, kripto paralar için Gider Vergileri Kanunu’na bir tür işlem vergisinin ekleneceğini diğer yandan Gelir Vergisi Kanunu’nun 75.’inci maddesi uyarınca Menkul Sermaye İradı olarak değerlendirilen kripto paranın stopaj yani vergi kesintisi yoluyla vergilendirileceğini söyledi.

Vergi mevzuatı düzenlemesi için öncelikle Sermaye Piyasası Kurulu’nun sermaye piyasaları açısından yasal sınırları belirleyeceği düzenleme beklenecek. Gelir İdaresi Başkanlığı, kripto paraya birisi şu anda oranı yüzde 5 olan Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) gibi düşük oranlı bir işlem vergisi getirmeyi planlıyor.

Kripto paralara vergi konusu tüm dünyada tartışılıyor. Başta ABD olmak üzere büyük devletlerin vergi almaya başlaması başta dolar ve Euro olmak üzere rezerv paralar için tehdit oluşturan kripto varlıklardan vergi alınması için öncelikle tanımlanması gerekiyor.

ABD gibi ülkelerde yasadışı yolla bile olsa elde edilen kazancın vergisi kişisel olarak beyanname ile beyan edilip ödendiği için kripto paradan elde edilen gelir kısmi de olsa vergileniyor. Ancak Türkiye gibi kişisel beyanname ile vergisini ödemediği (çalışanların iş yeri bu işlemi yapıyor) ülkelerde bu alandan elde edilen gelir neredeyse hiç vergilenmiyor.

Türkiye’de kripto paralar Merkez Bankası tarafından yayımlanan yayımlanan Ödemelerde Kripto Varlıkların Kullanılmamasına dair Yönetmelik’te kripto varlık; itibari para, kaydi para, elektronik para, ödeme aracı, menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracı olarak nitelendirilmeyen gayri maddi varlık şeklinde tanımlandı.

Habertürk’ten Rahim Ak’ın haberine göre, konuyla ilgili Sermaye Piyasası Kurulu da bir çalışma yaparken kripto varlıkların yasalarla düzenlenmesinin diğer tarafı Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı da önemli bir çalışma yürütüyor.

Çalışmaya dair ilk haberi Ondokuzmayıs Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Batı sosyal medyadan duyurdu. Batı, kripto için Gider Vergileri Kanunu’na bir tür işlem vergisinin ekleneceğini diğer yandan Gelir Vergisi Kanunu’nun 75.’inci maddesi uyarınca Menkul Sermaye İradı olarak değerlendirilen kripto paranın stopaj yani vergi kesintisi yoluyla vergilendirileceğini yazdı.

Konunun ayrıntıları ile neyin nasıl olacağı ise merak ediliyor. Öncelikle vergi mevzuatı düzenlemesi için Sermaye Piyasası Kurulu’nun sermaye piyasaları açısından yasal sınırları belirleyeceği düzenleme beklenecek. Gelir İdaresi Başkanlığı, kripto paraya birisi şu anda oranı yüzde 5 olan Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) gibi düşük oranlı bir işlem vergisi getirmeyi planlıyor.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 34 Bin 735’e Yükseldi

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 52 artarak 34 bin 735’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 90 artarak 78 bin 108’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan İsrail, 1 milyondan fazla Filistinli sivilin sığındığı Refah’a saldırı düzenlediği duyuruldu. Refah’taki sivillere göre saldırı, İsrail ordusunun “sınırlı bir operasyon” için Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta sivillerden kenti boşaltmasını istemesinden birkaç saat sonra geldi.

İsrail basınına göre ordu, broşürler ve telefon mesajları ile sivilleri tahliye sürecine dair bilgilendirdi. Bölgedekiler, Han Yunus ve El Mevasi civarındaki çadır kentlere yönlendirilirken İsrail ordusu “genişletilmiş güvenli bölge” diye adlandırdığı bölgeyi gösteren haritalar da paylaştı.

İsrail ordusundan yapılan açıklamada Refah’a operasyonun kapsamının sınırlı olacağı vurgulandı. Ordu sözcüsü, Refah’ın doğusundan yaklaşık 100 bin sivilin tahliye edilmesinin planlandığını kaydetti.

Mısır sınırındaki Refah, Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun karadan müdahale etmediği son büyük yerleşim yeri konumundaydı. İsrail, Hamas militanlarının Refah’a saklandıklarını savunuyor.

Ayrıca Hamas, Mısır’ın başkenti Kahire’de yapılan ateşkes görüşmelerinin sona erdiğini ve heyetin istişare için Mısır’dan ayrılacağını söyledi. Heyetin Salı günü yeniden Mısır’a gitmesi bekleniyor. Şu aşamada anlaşma olasılığının düşük olduğu ifade edilirken, taraflar sürecin tıkanmasıyla ilgili birbirini suçluyor.

Filistinli yetkililere göre, Hamas görüşmelerde rehinelerin serbest kalması karşılığında savaşın sona ermesi yönündeki talebini yineledi.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ise bunu reddetti. Netanyahu, İsrail’in amacının Hamas’ı silahsızlandırmak ve bir daha geri gelmemek üzere ortadan kaldırmak olduğunu yineledi.

İsrail Başbakanı, Hamas’ın rehin tuttuğu kişilerin serbest kalması karşılığında Gazze’de çatışmalara ara vermeye hazır olduklarını; ancak Hamas’ın İsrail güçlerinin Gazze Şeridi’nden çekilmesi ve savaşın sonlandırılması gibi taleplerinden geri adım atmadığını ve İsrail’in bunu kabul edemeyeceğini belirtti.

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant ise Hamas’ın ateşkes anlaşmasına varılması konusunda ciddi olmadığını savundu; bu durumun “Refah kentine güçlü bir askeri operasyonun çok yakın gelecekte başlayacağı” anlamına geldiğini söyledi.

Gazze’de kıtlık uyarısı

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından yayınlanan rapor göre, Gazze’de yerle bir olan konutların yeniden inşasının ortalama olarak 80 yıl sürebileceği belirtiliyor. Rapor, en iyi senaryoda bile inşaat malzemelerinin 2021’deki son krize göre 5 kat daha hızlı tedarik edilmesine rağmen yeniden inşanın 2040 yılına kadar sürmesinin beklendiğini ifade ediyor.

Gazze’nin nüfusundaki yoksulluk oranlarına da dikkat çekilen raporda, saldırıların 9 ay sürmesi durumunda, yoksulluk oranının ikiye katlanarak yüzde 38.8’den yüzde 60.7’ye yükselmesi bekleniyor. Bu durum, bölgedeki insanların yaşam koşullarının ne kadar ciddi şekilde etkilendiğini gösteriyor ve uluslararası toplumun acil yardım ve çözümler bulma konusundaki sorumluluğunu vurguluyor.

Ayrıca Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Gazze Şeridi’nde halihazırda eskiye oranla daha fazla gıda bulunmasına karşın kıtlığın tamamen ortadan kalkmadığını açıkladı. DSÖ’nün Filistin bölgesi temsilcisi Rik Peeperkorn Cuma günü yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’ndeki insani durumun hala kötü olduğunu belirtti ve bölgede kıtlığın henüz önlenemediğini söyledi.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Mart ayından bu yana beş yaşın altında 40’tan fazla aşırı şekilde yetersiz beslenen çocuk, ek sağlık sorunları ile hastanelere getirildi. Örgütten yapılan açıklamada, 2 yaşındaki bazı çocukların ağırlığının ise 10 ila 14 kilo olması gerekirken, 4 kilo civarında olduğuna işaret edildi.

Açıklamada, çatışmaların başladığı Ekim ayından önce Gazze Şeridi’nde çocuklar arasında yetersiz beslenmenin “yok denecek kadar az” olduğuna vurgu yapıldı. DSÖ temsilcisi Peeperkorn, yetersiz beslenmenin yol açtığı sorunların kısa vadede çözülmesinin beklenmemesi gerektiğini sözlerine ekledi. Uzman, “Sonuçlarını yıllarca hissedeceğiz” dedi.

Filistinli yetkililere göre son haftalarda yetersiz beslenen yaklaşık 25 çocuk hayatını kaybetti. Peeperkorn bu çocukların açlıktan ölmediğini, yetersiz beslenme sonucu oluşan komplikasyonlar nedeniyle yaşamlarını yitirdiklerini kaydetti. Filistinli yetkililer tarafından verilen bilgiler bağımsız kaynaklarca doğrulanmamakla birlikte BM yetkilileri, söz konusu bilgilerin geçmişte güvenilir olduğuna dikkat çekiyor.

Paylaşın

Pemfigus Ve Pemfigoid Nedir? Bilinmesi Gereken Her Şey

Pemfigus ve pemfigoid deri ve/veya mukozanın nadir görülen otoimmün kabarcıklı hastalıklarıdır. Pemfigus derinin dış katmanını (epidermis) etkileyerek kolayca yırtılabilen lezyonlara ve kabarcıklara neden olur.

Haber Merkezi / Pemfigoid, epidermis ile dermis arasındaki derinin alt katmanını etkileyerek kolayca kırılmayan gergin kabarcıklar oluşturur. Bazen pemfigoid, kabarcıksız kurdeşen veya egzamaya benzeyebilir.

Pemfigus terimi, epidermisin bileşenlerini tanıyan ve hücreler arası bağlantıların bozulmasına, bütünlüğün bozulmasına ve kabarcık oluşumuna yol açan desmoglein 1 ve desmoglein 3 gibi otoantikorların neden olduğu kabarcıklanma bozukluklarını tanımlamak için çok spesifik bir şekilde kullanılır.

Pemfigoid, öncelikle cildi, özellikle de alt karın bölgesini, kasık ve ekstremitelerin fleksör yüzeylerini etkileyen bir grup subepidermal, kabarcıklı otoimmün hastalıktır. Burada otoantikorlar (anti-BPA-2 ve anti-BPA-1) epidermisin ve mukozanın bazal katmanına yöneliktir.

Hastanın bağışıklık sistemi virüslere ve zararlı bakterilere saldıran antikorlar üretir. Pemfigus ve pemfigoid bağlamında bağışıklık sistemi aşırı aktiftir ve antikorlar bunun yerine deri veya mukoza zarlarındaki sağlıklı hücrelere saldırır. Bunun sonucunda cilt hücreleri birbirinden ayrılır, cilt katmanları arasında sıvı birikir ve kabarcıklar oluşur ve cildin geniş bir alanını kaplayabilir.

Pemfigusun birkaç farklı türü vardır.

Pemfigus Vulgaris (PV): PV bu rahatsızlıkların en yaygın olanıdır. Kabarcıklar yumuşak ve kırılgandır ve önce ağızda oluşabilir, daha sonra cilde ve hatta cinsel organlara yayılabilir. Kabarcıklar sıklıkla ağrılıdır ancak kaşıntılı değildir ve ağızda çiğnemeyi ve yutmayı zorlaştırır. Ağrıyla ilişkili bir enfeksiyon olmadığı sürece PV kalıcı yara izine neden olmaz.

Pemfigus Foliaceus (PF): PF’nin daha az şiddetli bir türüdür. Kabarcıklar önce kafa derisinde ve yüzde oluşabilir, daha sonra göğse ve sırta yayılabilir. Ağızda kabarcıklar oluşmaz. Kabarcıklar genellikle ağrılı değildir, yüzeyseldir ve kabuklar oluşturur.

Pemfigus Vejetaryenler: Bu tip, esas olarak kasıklarda ve koltuk altlarında daha kalın yaralara neden olur.

IgA Pemfigus: Bu tip, IgA antikorunun epidermal hücre proteinlerine bağlanmasından kaynaklanır. Pemfigus foliaceus’a benzeyebilir veya küçük püstüller şeklinde görünebilir.

Paraneoplastik Pemfigus (PNP): PNP, belirli kanser türleriyle ilişkilidir. Kabarcıklar ağız içinde oluşur ve akciğerleri etkileyerek ölümcül sonuçlara yol açabilir. Ağız, dudak ve yemek borusunda yaralar neredeyse her zaman mevcuttur ve farklı türde cilt lezyonları meydana gelir. PNP akciğerleri etkileyebilir. Bazı hastalarda tanı, doktorları gizli bir tümörü aramaya sevk edecektir. Bazı hastalarda tümör iyi huylu olabilir ve tümörün cerrahi olarak çıkarılması durumunda hastalık iyileşir.

Mukoza Membran Pemfigoid (MMP): MMP gözleri, ağzı ve boğazı etkiler. Oküler sikatrisyel pemfigoid (OCP) olarak adlandırılan klinik bir form, gözleri etkiliyorsa körlüğe, boğazın daha derin kısımlarını etkiliyorsa solunum yetmezliğine neden olabilir.

Büllöz Pemfigoid (BP): BP sıklıkla ciltle sınırlıdır ve kabarcıklar ağırlıklı olarak karın, kasık, sırt, kollar ve bacaklarda görülür. Kabarcıklar kaşınabilir ve acı verebilir.

Gestasyonel Pemfigoid (GP): GP, genellikle hamileliğin ikinci veya üçüncü trimesterinde göbek çevresinde başlayan ve tüm vücuda yayılan kabarcıklı bir döküntü ile karakterizedir.

Epidermolizis Bülloza Acquisita (EBA): EBA, ciltte ve/veya mukozal yüzeylerde kabarcıklı bir döküntü içerir. Kabarcıklar genellikle pemfigoidden daha küçüktür.

Pemfigus ve pemfigoid kalıtsal değildir ancak hastalığın gelişmesine genetik yatkınlık olabilir. Genetik olarak bir bozukluğa yatkın olan bir kişi, hastalık için bir gen (veya genler) taşır, ancak belirli çevresel faktörler gibi belirli koşullar altında tetiklenmediği veya “aktive edilmediği” sürece bu durum ortaya çıkmayabilir. Bu hastalıklara kimlerin yakalanabileceğini tahmin etmek şu anda mümkün değil.

Pemfigus ve pemfigoid tanısı özel testler ve klinik sunumla konur. Test türleri şunları içerir: Lezyon biyopsisi: Biyopsi yoluyla bir deri örneği alınır ve mikroskop altında incelenir. Ayrıca hücreden hücreye ayrışmanın meydana geldiği deri tabakası da belirlenebilmektedir.

Doğrudan immünofloresan – cilt numunesi, ciltteki desmoglein otoantikorlarını tespit etmek için işleme tabi tutulur. Bu antikorların varlığı pemfigusu gösterir. Pemfigoid ve diğer bazal membran otoimmün büllü hastalıklarda diğer otoantikorlar da tespit edilebilir.

Dolaylı immünofloresan veya antikor titresi testi – bu, pemfigusta kan serumundaki desmoglein otoantikorlarını ölçer. Büllöz pemfigoidde BP180 ve BP230 antikorları serumda ölçülebilir. EBA’da anti-tip VII kollajen bulunur. Hastalığın seyrini daha iyi anlamak için kullanılabilir.

Şu anda pemfigus veya pemfigoidin tedavisi yoktur, ancak bu durumlar genellikle kontrol edilebilir. Belirti ve semptomların azalması veya kaybolması (remisyon) mümkündür. Pemfigus ve pemfigoidin tedavisi, hastalığın deri ve mukozal lezyonlarını baskılamaya ve tedavisiyle potansiyel olarak ilişkili komplikasyonları önlemeye yöneliktir.

Çoğu hasta sonunda tüm tedaviyi bıraktıkları ve hastalığa dair hiçbir kanıtın bulunmadığı tam bir remisyona girer. Genel olarak pemfigus ne kadar az yaygınsa, kontrol edilmesi de o kadar kolay olur. Hastalıkların gelişimi, şiddeti ve ilerlemesi aynı değildir ve tedavilere verilen yanıt bireyler arasında farklılık gösterebilir. Sonuç olarak, doktorlar bir bireyin tedavisini planlarken, bireyin özel ihtiyaçlarına ve durumuna göre uyarlanacak birçok farklı faktörü dikkate alacaklardır.

Tedavi genellikle aşamalara ayrılır: kontrol, konsolidasyon ve bakım. Kontrol aşamasında, mevcut lezyonların temizlenmesini başlatarak, yeni lezyon oluşumunu azaltarak veya baskılayarak ve kaşıntıyı hafifletme gibi diğer semptomları iyileştirerek bozukluğu kontrol altına almak için yüksek yoğunluklu tedavi kullanılır.

Konsolidasyon aşamasında lezyonların önemli bir kısmı iyileşene kadar tutarlı dozda ilaç kullanılır. İdame aşamasında, yeni lezyonların gelişmesini önlemede başarılı olacak minimum seviyeye ulaşılıncaya kadar ilaç dozu kademeli olarak azaltılır.

Tedavinin temel dayanağı, aynı zamanda bağışıklık sisteminin normal fonksiyonunu da baskılayan antiinflamatuar ilaçlar olan prednizon gibi kortikosteroidlerin kullanılmasıdır. Steroidler doğrudan etkilenen bölgelere (topik olarak) uygulanabilir veya ağızdan alınabilir veya enjeksiyonla verilebilir (sistemik steroidler).

Topikal tedavi genellikle ağrıyı azaltmak ve enfeksiyonu önlemek veya tedavi etmek için verilir. Çoğu kişi, pemfigusun kontrolünü sağlamak için sistemik steroidler alacaktır. Bozukluğun kontrolü sağlandıktan sonra kullanılan steroidlerin dozu azaltılabilir.

Rituksimab artık pemfigus için birinci basamak tedavi olarak kabul ediliyor ve yakın zamanda bu endikasyon için FDA tarafından onaylandı. Rituksimab yeni otoantikorların oluşmasını önleyebilir. Mevcut otoantikor seviyelerinin düşmesi 3-4 ay sürer ve bu süre zarfında bir miktar steroid kullanılması gerekebilir.

Pemfiguslu bireyleri tedavi etmek için kortikosteroidlerle kombinasyon halinde kullanılabilecek diğer ilaçlar arasında mikofenolat mofetil, azatioprin, metotreksat veya siklofosfamid gibi bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar (bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar); bağışıklık sistemini değiştiren veya düzenleyen ilaçlar (immünomodülatör ilaçlar) dapson; veya doksisiklin gibi antibiyotikler.

Bu ilaçlar doktorların genel steroid dozunu düşürmesine olanak sağlamak için kullanılabilir. Bazı kişiler terapiye hızla yanıt verir; diğerleri daha yavaş tepki veriyor ya da hiç tepki vermiyor. Ağır vakalarda veya bireylerin diğer tedavilere yanıt vermediği durumlarda, puls steroidler, plazmaferez veya intravenöz immünoglobulin tedavisi (IVIG) kullanılabilir.

Araştırmalar, IVIG tedavisinin, normal, sağlıklı antikorların düzeylerini düşürmeden, pemfigusla ilişkili anormal antikor düzeylerini belirgin şekilde azaltabildiğini göstermiştir. IVIG normalde steroidler ve bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar gibi diğer tedavilerle birlikte verilir, böylece tedavi azaltıldıkça hastalığın tekrarlaması önlenir.

Pulse steroid tedavisi, kısa bir süre için aşırı yüksek düzeyde steroid verilmesini ifade eder. Plazmaferez, istenmeyen maddelerin (örneğin otoantikorların) kandan uzaklaştırılmasına yönelik bir yöntemdir ve artan enfeksiyon riski nedeniyle artık pek kullanılmamaktadır.

Hastadan kan alınır ve kan hücreleri plazmadan ayrılır. Daha sonra hastanın plazması başka bir insan plazmasıyla değiştirilir ve kan hastaya nakledilir. Bu yaklaşımlar artık yalnızca rituksimabın tolere edilmemesi veya etkisiz olması durumunda en sık kullanılmaktadır.

Koşulların kendisi nadiren ölümcüldür ve ölümlerin çoğu, zarar görmüş dokuların enfeksiyonlarından kaynaklanır. Tedavi edilmezse bu hastalıklar ölümcül olabilir.

Paylaşın

Pendred Sendromu Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Teşhisi, Tedavisi

Pendred sendromu çocuklarda nadir görülen bir genetik hastalıktır. Hastalarda genellikle her iki kulakta da işitme kaybı (çoğunlukla doğumda) ve boyunda tiroid bezinin genişlemesi anlamına gelen guatr görülür. Guatr genellikle gençlik yıllarında büyür ancak daha erken veya daha geç ortaya çıkabilir.

Haber Merkezi / Pendred sendromu, böbrek, kulak ve tiroidde tuz seviyelerini dengede tutmak için önemli olan pendrin adı verilen bir proteinin eksikliğinden kaynaklanır. Yeterli pendrin olmadan iyon seviyeleri dengesiz hale gelir ve işitme ve denge sorunlarına, tiroid bezinin şişmesine ve daha az sıklıkla elektrolit dengesizliklerine neden olur. Spesifik bir tedavisi yoktur ancak semptomlar tiroid hormonu takviyeleri ve işitme cihazlarıyla kontrol altına alınabilir.

Pendred sendromunun en sık görülen semptomları şunlardır: İşitme kaybı veya sağırlık (genellikle doğumda ve ilerleyici), guatr (boyun tabanında şişmiş tiroid), genişlemiş vestibüler su kemeri (iç kulak malformasyonu), hipotiroidizm (tiroid bezinin az çalışması), konuşma bozukluğu, elektrolit / homeostaz dengesizliği, vertigo (baş dönmesi), böbrek fonksiyon bozukluğu.

Pendred sendromuna hastaların yaklaşık %50’sinde üç gendeki (SLC26A4, FOXI1 veya KCNJ10) değişiklikler (mutasyonlar) neden olur ve diğer yarısı bilinmeyen nedenlerden kaynaklanır. Pendrin proteinini kodlayan SLC26A4’teki (PDS olarak da bilinir) mutasyonlar, Pendred sendromunun en yaygın tanımlanabilir nedenleridir.

Pendrin, iç kulakta (işitme ve dengeden sorumludur), tiroid bezinde (boynun alt kısmında bulunan, metabolizmanın kontrolünden sorumlu olan kelebek şeklinde bir organ) ve böbreklerde (atıkların filtrelenmesinden ve tuz seviyelerinin kontrolünden sorumludur) bulunur. Pendrin, iç kulak, tiroid ve böbrekteki iyon dengesini korumak için klorür ve iyodürü pompalar. Bu genlerdeki mutasyonlar pendrin eksikliğine neden olur, dolayısıyla iyon seviyeleri dengesiz hale gelir ve işitme ve denge sorunlarına, tiroid bezinin şişmesine ve daha az sıklıkla elektrolit dengesizliklerine neden olur.

Pendred sendromu otozomal resesif genetik bir durumdur. Resesif genetik bozukluklar, bir bireyin her bir ebeveynden çalışmayan bir geni miras almasıyla ortaya çıkar. Bir kişiye hastalık için bir çalışan gen ve bir de çalışmayan gen verilirse, kişi hastalığın taşıyıcısı olacaktır, ancak genellikle semptom göstermeyecektir.

Taşıyıcı olan iki ebeveynin her ikisinin de çalışmayan geni geçirme ve dolayısıyla etkilenen bir çocuğa sahip olma riski her hamilelikte %25’tir. Ebeveynler gibi taşıyıcı olan bir çocuğa sahip olma riski her hamilelikte %50’dir. Bir çocuğun her iki ebeveynden de çalışan genleri alma şansı %25’tir. Risk erkekler ve kadınlar için aynıdır.

Doğumda veya çocukluk döneminde işitme kaybı genellikle bu hastalığın ilk belirtisidir. İç kulağın MRI taraması, genişlemiş bir vestibüler su kemeri veya anormal bir koklea gösterebilir. Pendrin geni için genetik test, Pendred sendromu tanısına yol açan en yaygın testtir.

Pendred sendromunun spesifik bir tedavisi yoktur ve destekleyici tedaviler tipik olarak işitme kaybını ve tiroid fonksiyon bozukluğunu düzeltmeyi amaçlar.

İşitme kaybının ve tiroid fonksiyon bozukluğunun derecesine bağlı olarak Pendred sendromlu hastaların işitme cihazlarına, tedaviye veya tiroid takviyelerine ihtiyacı olabilir. İç kulak ekstra hassas olduğundan ve bazı hastalarda hafif kafa travmasından sonra işitme bozukluğunun kötüleştiği veya vertigo görüldüğü için hastalar kafa yaralanmalarından kaçınmak için çok dikkatli olmalıdır.

Paylaşın

Penta X Sendromu Nedir? Belirtileri, Nedenleri, Teşhisi, Tedavisi

Penta X sendromu, kadınlarda fazladan üç X kromozomunun bulunduğu son derece nadir bir kromozomal bozukluktur. Tipik olarak dişilerde yalnızca iki X kromozomu bulunur ve bu da 46,XX karyotipiyle sonuçlanır.

Haber Merkezi / Ancak penta X sendromu olanlarda toplam beş X kromozomu vardır ve bu da 49,XXXXX karyotipiyle sonuçlanır. Bu durum tipik olarak orta ila şiddetli zihinsel engellilik, kısa boy, yukarıya doğru göz kapağı kıvrımları (palpebral çatlaklar), düz bir burun köprüsü, hatalı biçimlendirilmiş kulaklar ve düşük saç çizgisine sahip kısa bir boyun ile karakterize edilir.

Penta X sendromu ayrıca beşinci parmağın (serçe parmak) dördüncü parmağa (yüzük parmağı) doğru hafif açılanması (klinodaktili) veya beşinci parmakların kalıcı fleksiyonu (kamptodaktili), kalp ve/veya böbrek defektleri ve parmakların yetersiz gelişimi ile de karakterize edilebilir. Bozukluk, ebeveynlerden birinde üreme hücrelerinin bölünmesi sırasında meydana gelen rastgele hatalardan kaynaklanır. Bu bozukluğun kesin insidansı bilinmemekle birlikte, araştırmacılar bunun erkek eşdeğeriyle (49,XXXXY) karşılaştırılabilecek şekilde 85.000 canlı doğumda bire yakın meydana geldiğine inanmaktadır.

Penta X sendromu karakteristik olarak doğumdan önceki büyüme gecikmeleri (doğum öncesi büyüme eksikliği), doğumdan sonra beklenen oranda büyüyememe ve kilo alamama (gelişme başarısızlığı) ve boy kısalığı ile ilişkilidir. Ek olarak, penta X sendromlu bebekler ve çocuklar, zihinsel ve fiziksel aktivitelerin koordinasyonunu gerektiren becerilerin kazanılmasında tipik olarak gecikmeler yaşarlar (psikomotor eksiklikler) ve orta ila şiddetli zihinsel engellilikten etkilenirler.

Bu bozukluğun karakterize ettiği çeşitli fiziksel özellikler vardır; en yaygın olanları kısa boy, yüz farklılıkları ve klinodaktilidir. Penta X çok nadir olduğundan fenotip hakkında hala çok fazla bilinmeyen vardır ve ilişkili semptomlar değişiklik göstermektedir. Etkilenen bireylerin aşağıda tartışılan semptomların tümüne sahip olmayabileceğini unutmamak önemlidir.

49,XXXXX’e sahip kadınların tipik olarak kendine özgü yüz özellikleri vardır. Bunlar genellikle küçük bir kafa (mikrosefali), yuvarlak bir yüz, yukarıya doğru göz kapağı kıvrımları (palpebral çatlaklar), düz bir burun köprüsü, düşük konumlu, hatalı biçimlendirilmiş kulaklar ve/veya düşük saç çizgisine sahip kısa bir boyun içerir. Etkilenen bazı bireylerde ayrıca geniş aralıklı gözler (oküler hipertelorizm), gözlerin iç köşelerini kaplayabilen dikey deri kıvrımları (epikantal kıvrımlar), üst göz kapaklarında sarkma (ptozis) ve/veya veya gözlerin irislerinde veya renkli bölgelerinde kısmi doku yokluğu (iris kolobomları).

Penta X sendromuyla ilişkili olarak bildirilen ek kraniyofasiyal özellikler arasında dış kulakların önündeki anormal, gelişmemiş doku büyümeleri (preauriküler etiketler), küçük bir çene (mikrognati), kalın dudaklar ve/veya ağız tavanının tam olarak kapanmaması yer almaktadır.

49,XXXXX’li kadınlarda, üst çene dişlerinin alt çene dişleriyle anormal teması (maloklüzyon), geniş pulpa boşluklarına sahip olağandışı şekilli azı dişleri (taurodontizm) ve/veya emaye defektleri gibi diş anormallikleri rapor edilmiştir. Bazı “bebek” (süt veya süt) dişlerinin erken kaybı.

Penta X sendromlu dişilerde, ön kol kemiklerinin anormal füzyonu (radyoulnar sinostoz), dar omuzlar ve/veya anormal deviasyonla (klinodaktili) veya beşinci parmakların kalıcı fleksiyonu (kamptodaktili) ile alışılmadık derecede küçük eller gibi çeşitli kas-iskelet sistemi bozuklukları bulunabilir. Ek bulgular arasında, üst üste binen ayak parmakları, tabanın içe doğru döndüğü bir ayak deformitesi (metatarsus varus) ve/veya dizlerin alışılmadık derecede birbirine yakın olduğu ve ayak bilekleri arasındaki boşluğun arttığı bir anormallik yer alabilir.

Etkilenen bazı kadınlarda ayrıca parmaklar, bilekler, omuzlar, dirsekler ve/veya kalçalar da dahil olmak üzere birden fazla eklemde aşırı fleksiyon, bükülme (yani hiperfleksiyon) veya çıkıklar görülür. Ayrıca raporlar, etkilenen bazı bireylerin parmaklarında ve avuç içlerinde anormal cilt sırtı desenlerine (dermatoglifler) sahip olabileceğini göstermektedir.

Bazı durumlarda penta X sendromu, doğumda kalbin belirli yapısal malformasyonlarıyla (doğuştan kalp kusurları) ilişkili olabilir. Bu tür kusurlar, normalde kalbin iki alt odasını ayıran fibröz bölümdeki (septum) anormal bir açılmayı içerebilir. PDA’da fetal gelişim sırasında aort ile pulmoner arter arasında bulunan kanal doğumdan sonra kapanmaz, arterler arasında anormal bir açıklık kalır ve vücut dokularına oksijenli kan sağlanmasını etkiler.

Penta X sendromlu bazı kadınlarda, böbreklerin az gelişmesi (böbrek hipoplazisi) ve/veya iki böbreğin tabanda birleştiği konjenital bir anormallik (at nalı böbrek) gibi belirli böbrek (böbrek) anormallikleri de bulunabilir.

Daha az sıklıkla, etkilenen dişilerde alışılmadık derecede küçük bir rahim ve/veya yumurtalıkların yetersiz gelişimi olabilir. Gecikmiş ergenlik de rapor edilmiştir.

Penta X sendromu, kadınlarda fazladan üç X kromozomunun varlığıyla karakterize edilen bir kromozomal bozukluktur. Kromozomlar tüm vücut hücrelerinin çekirdeğinde bulunur ve her bireyin genetik özelliklerini taşır. 23 çift halinde düzenlenmiş 46 insan kromozomu vardır ve 23. çift bireyin cinsiyetini belirler. Normal kromozom yapısına (karyotip) sahip dişiler iki X kromozomuna (46,XX karyotip) sahiptir ve 23 çiftin her birinde bir kromozomu anneden ve bir kromozomu da babadan alır.

Ancak penta X sendromlu kadınlarda beşi X kromozomu (49,XXXXX karyotip) olmak üzere 49 kromozom bulunur. İlave üç X kromozomunun varlığı, ebeveynlerden birinde üreme hücrelerinin bölünmesi sırasında ara sıra meydana gelen rastgele hatalardan (mayoz sırasında ayrılmama) kaynaklanır. Araştırmalar, ekstra X kromozomlarının genellikle anneden alındığını ve bu tür hataların riskinin anne yaşının ilerlemesiyle artabileceğini ileri sürüyor.

Kapsamlı bir klinik muayene ve karakteristik fiziksel bulguların saptanması üzerine Penta X sendromundan şüphelenilebilir. Bununla birlikte, kan örnekleri üzerinde yapılan ve vücut hücrelerinde fazladan üç X kromozomunun varlığını ortaya çıkarabilen kromozomal analizle tanı doğrulanabilir.

Bazı durumlarda anormallik, fetüsü kromozomal bozukluklar açısından tarayan ve risk altında olanları belirleyen, invazif olmayan doğum öncesi testlere (NIPT) dayanarak doğumdan önce (doğum öncesi) tespit edilebilir. Amniyosentez veya koryon villus örneklemesi (CVS) gibi kromozomal analizler tanıyı doğrulayacaktır. Amniyosentez sırasında gelişmekte olan fetüsü çevreleyen sıvıdan bir örnek alınır ve analiz edilir; CVS ise plasentanın bir kısmından doku örneklerinin alınmasını içerir.

Fenotipik sonuçlardaki geniş değişkenlik nedeniyle penta X sendromunun tedavisi, her bireyde belirgin olan spesifik semptomlara yöneliktir. Bu tür bir tedavi, klinik genetikçiler, klinik psikologlar, pediatrik konuşma terapistleri, fizyoterapistler ve konuşma ve dil patologları gibi tıp uzmanlarından oluşan bir ekibin koordineli çabalarını gerektirebilir. Belirtilen başka anormallikler varsa, uygun pediatrik tıp uzmanlarına başvurulmalıdır.

Doğuştan kalp kusurları olan bazı etkilenen kişiler için belirli ilaçlarla tedavi, cerrahi müdahale ve/veya başka önlemler gerekli olabilir. Gerçekleştirilen spesifik cerrahi prosedürler, anatomik anormalliklerin ciddiyetine ve konumuna ve bunlarla ilişkili semptomlara bağlı olacaktır.

Penta X’li tüm kızların en iyi sonuca ulaşmasını sağlamak için erken müdahale önemlidir. Yararlı olabilecek özel hizmetler arasında özel eğitim, pediatrik fiziksel terapi, konuşma terapisi, mesleki ve gelişimsel terapi, danışmanlık ve/veya tıbbi, sosyal ve mesleki hizmetler yer almaktadır. Genetik danışmanlık aynı zamanda etkilenen bireyler ve aileleri için de faydalı olacaktır.

Paylaşın

Türkan Şoray Kimdir? Hayatı, Filmleri

28 Haziran 1945 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Türkan Şoray, Fatma Girik, Hülya Koçyiğit ve Filiz Akın ile birlikte Yeşilçam’ın dört yapraklı yoncası olarak tasvir edilir.

Türkiye sinemasında “Sultan” lakabıyla anılan Türkan Şoray, oynadığı 222 film ile, dünyanın ‘en çok film çeviren’ kadın oyuncusu unvanına sahiptir.

1960’larda sinema ile tanışan Türkan Şoray, ilk sinema ödülü 1964 Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Acı Hayat filmiyle en başarılı kadın oyuncu ödülünü aldı. Bunun yanı sıra Hülya Koçyiğit’in ardından Altın Portakal Film Festivali’nde “en iyi kadın oyuncu” ödülüne dört kez layık görüldü.

1991 yılında devlet sanatçısı seçilen Türkan Şoray, 12 Mart 2010 tarihinde UNICEF Türkiye iyi niyet elçisi seçildi: Sevgiyle yapılamayacak bir şey yoktur diye düşünüyorum. Gücü sevgiyle birleştirirsek birçok sorunun üstesinden gelebiliriz.

Türkan Şoray, sinema oyuncuları Hülya Koçyiğit, Filiz Akın ve Fatma Girik’le birlikte, Türkiye sinemasının bir dönemine damgasını vurmuş dört önemli kadın oyuncudan biri kabul edilir.

Bu dörtlü içerisinde, yönetmenlik yapan tek sinema oyuncusu olan Şoray, başrolünde kendisine eşlik eden Kadir İnanır ile oynadığı 1972 yapımlı Dönüş, 1973 yapımlı Azap, 1976 yapımlı Bodrum Hâkimi, 2015 yapımı Uzaklarda Arama’nın tek başına; 1981 yapımlı Yılanı Öldürseler filminin ise Şerif Gören ile birlikte yönetmenliğini yaptı.

Türkan Şoray, Haziran 2018’de verdiği bir röportajda “önüne iyi senaryolar gelmediği” gerekçesiyle oyunculuğu bıraktığını açıkladı.

Türkan Şoray’ın rol aldığı dizilerden bazıları: Bir Zamanlar Osmanlı Kıyam, Altın Kızlar, Vurgun, Aşk Yeniden, Cemile Cemile, Hayat, İkinci Bahar, Aynalar, Bir Aşk Uğruna, Tatlı Betüş, Gözlerinde Son Gece.

Türkan Şoray’ın rol aldığı filmlerden bazıları: Hatıraların Masumiyeti, Sinemada İstanbul: Kadrajdaki Şehir, Günay Belgeseli, Suna, Salih Tozan Belgeseli, Hicran Sokağı, Hayatımın Kadınısın, Sami Hazinses Belgeseli, Akad Sineması, Gönderilmemiş Mektuplar,

Nihavend Mucize, Yer Çekimli Aşklar, Şahmaran, Menekşe Koyu, Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu, Berdel, Ölü Bir Deniz, Ada, Rumuz Goncagül, On Kadın, Hayallerim, Aşkım ve Sen, Gramofon Avrat, Körebe, Bir Kadın Bir Hayat, Bir Sevgi İstiyorum, Seni Seviyorum, Metres, Seni Kalbime Gömdüm, Mine,

Yılanı Öldürseler, Küskün Çiçek, Hazal, Aşk ve Nefret, Tatlı Nigar, Sultan, Cevriyem, Bir Aşk Masalı, Selvi Boylum, Al Yazmalım, Dila Hanım, Baraj, Devlerin Aşkı, Deprem, Bodrum Hakimi, İnce Memed Vuruldu, Acele Koca Aranıyor, Çılgınlar, Yüreğimde Yare Var, Açlık, Sultan Gelin, Namus Borcu,

Mahpus, Güllü Geliyor Güllü, Dert Bende, Azap, Asiye Nasıl Kurtulur, Macera Kadını, Kızgın Delikanlı, Kader Kapıyı Çaldı, Gözleri Ömre Bedel, Gençlik Rüzgarı, Fıstık Gibi Maşallah, Bücür, Bomba Gibi Kız, Anasının Kuzusu, Adanalı Tayfur Kardeşler, Badem Şekeri.

Paylaşın

Ümit Yesin Kimdir? Hayatı, Filmleri

28 Ocak 1954 yılında Ankara’da dünyaya gelen Ümit Yesin, 19 Mart 2019 yılında İstanbul’da hayatını kaybetti. Ümit Yesin’in naaşı Ihlamurkuyu Mezarlığı’na defnedildi.

Müjdat Gezen Tiyatrosu, Tiyatrokare gibi topluluklarda çalışan Ümit Yesin, genellikle yardımcı oyuncu rollerinde oynadı. Çiçek Taksi dizisindeki Kazım karakteriyle geniş izleyici kitlesine ulaşan Ümit Yesin en son Yeni Gelin Dede Korkut karakterini canlandırdı.

Ümit Yesin’in rol aldığı film ve dizilerden bazıları: Yeni Gelin, Asla Vazgeçmem, Ağlatan Dans, Şefkat Tepe, Galip Derviş, Keşanlı Ali Destanı, Akasya Durağı, Yol Arkadaşım, Görgüsüzler, Beş Kollu Avize, Cennet Mahallesi, Yalanın Batsın, Cabbar, Sınır, Çiçek Taksi, Hastane, Ah Gardaşım, Kurt Kanunu,

Bir Milyara Bir Çocuk, Doyumsuz, Hanımın Çiftliği, Medcezir Manzaraları, Bakımsız Tarzan, Keşanlı Ali Destanı, Sevgili Bayan, Hüzün Çemberi, Sığıntı, Düş Yakamdan Osman, Yalnız Efe, Güneşe Köprü, Yıkılmışım Ben, Bir Günlük Aşk, Suçumuz İnsan Olmak, Sıcak Geceler, Kertenkele,

Namus Sözü, Amansız Yol, Melek Yüzlüm, Kızlar Sınıfı Yarışıyor, Körebe, 14 Numara, Şaban Pabucu Yarım, Kurbağalar.

Paylaşın

Ünal Gürel Kimdir? Hayatı, Filmleri

18 Ocak 1935 yılında Adapazarı’nda dünyaya gelen Ünal Gürel, 8 Nisan 2002 yılında İstanbul’da hayatını kaybetti. Ünal Gürel’in naaşı Feriköy Mezarlığı’na defnedildi.

1950’lerde Hacettepe Üniversitesi’nde Şan bölümüne giren Ünal Gürel, Ankara’da üniversite kazanınca ailesi İstanbul’a taşındı. Üniversitenin 2. sınıfında babasının vefat haberini aldı ve üniversiteyi yarıda bırakarak İstanbul’a geri döndü.

Ünal Gürel, sanat yaşamına tiyatro ile başladı, çeşitli topluluklarda görev yaptı. Yetenekleri sayesinde 1960 ve 1961 sezonunda Şehir Tiyatrosu’nda oyuncu olarak görev almaya başlayan Ünal Gürel, tiyatronun dışında; 1964 yılında kamera karşısına geçerek, sinema filmlerinde de rol alan sanatçı, aynı zamanda seslendirme çalışmaları da yaptı.

Özellikle Kemal Sunal ile birlikte rol aldığı Komedi ağırlıklı filmlerde yardımcı oyuncu olarak rol alan Ünal Gürel, 1974 yılında Boşver Arkadaş sinema filmi eserini kaleme alarak yazarlığını da ön plana çıkarttı. Ünal Gürel, 1975 yılında Minik Cadı isimli sinema filmini yazarken 1983 yılında Kemal Sunal ve Nevra Serezli’nin başrolünü paylaştığı Kılıbık sinema filmlerini Yeşilçam’a kazandırdı.

1992 yılında Mahallenin Muhtarları dizisinde Berber rolü alan Ünal Gürel, izleyiciler tarafından Yedi Bela Hüsnü filmindeki “Karamürselli Deli Hamdi”, Sakar Şakir filmindeki “Gardırop Fuat”, Tokatçı filmindeki “Karbonat Erol” rolleri ile bilinmektedir.

Ünal Gürel’in rol aldığı dizi ve filmlerden bazıları: Namus Uğruna, Affetmeyen Kadın, Cilalı İbo Kadın Avcısı, Acemi Çapkın, Anadolu Çocuğu, Ekmekçi Kadın, Elveda Sevgilim, Şeker Hafiye, Silahların Sesi, Kolsuz Kahraman, Meydan Köpeği, O Kadın, Yalancı Yarim, Hanzo, Üç Kağıtçılar, Anasının Kızı, Hınç, Sakar Şakir,

Avanak Apti, Minik Serçe, Dokunmayın Şabanıma, Tatlı Çarşamba, Boynu Bükük, İnsanlık Uğruna, Zaman Mekan Makinesi, Yedi Bela Hüsnü, Tokatçı, Çelik Pençe, Küçük Ağa, Atla Gel Şaban, İmparator, Sevdalandım, Katma Değer Şaban, Bomba, Japon İşi, Gülen Adam, Mahallenin Muhtarları, Komşular, Süper Baba, Gülşen Abi, Bizim Ev.

Paylaşın