Yılmaz Kurt Kimdir? Hayatı, Filmleri

1 Ocak 1927 yılında Makedonya’nın Üsküp kentinde dünyaya gelen Yılmaz Kurt, 24 Şubat 2009 yılında İzmir’de hayatını kaybetti. Yılmaz Kurt’un asıl adı Bilal Maksutoğlu’dur.

Yılmaz Kurt’un rol aldığı filmlerden bazıları: Sayın Bayan, Kahreden Kurşun, Bomba Ahmet, Yavrum, Zagor, Altın Mı Aşk Mı, Azrail Peşimizde, Baba, Beş Hergele, Bilardo Kazım, İbiş Gangsterlere Karşı, İki Belalı Adam, Kadırgalı Ali, Keloğlan Ve Yedi Cüceler, Krallar Kralı Hüdaverdi, Kurşun Memed,

Newyorklu Kız, Öldüren Yumruk, Şehzade Sinbad Kaf Dağında, Korku Çemberi, Kozalı Gelin, Murat İle Nazlı, Ölüm Nöbet Bekliyor, Para, Parçala Behçet, Sahtekar, Sevgili Hocam, Suçlu, Süper Kadın Dehşet Saçıyor, Tophaneli Murat, Ustura Behçet, Vahşi Arzu, Vur Gardaş Vur,

Zorbanın Aşkı, Affedilmeyenler, Anadolu Ekspresi, Battal Gazi Geliyor, Bedmen Yarasa Adam, Bayram Benim Neyime, Belalı Serseri, Bir Yabancı, Boşver Arkadaş, Dadaş Rıfat, Damgalı Adam, Dayı, Deli Ferhat, Erkeksen Kaçma, Gün Akşam Oldu, Her Gece Bir Bardayım, Kahramanlar, Kanlı Deniz, Karateciler İstanbul’da, Killing Kolsuz Kahramana Karşı, Kin,

Kirvenin Kızı, Önce Hayaller Ölür, Sevdalım, Toprağın Teri, Tövbe, Üç Kağıtçı, Unutulmayanlar, Uyanık Aptallar, Yaşamak Bu Değil, Altın Kafes, Baş Belası, Buyurun Cümbüşe, Çayda Çıra, Dünyamı Yıkmasaydın, Göl, Hasret Sancısı, Hülyam, Islak Mendil, Kelepçe, Kırmızı Kelebek, Leyla İle Mecnun, Ölümsüz, Soğukoluk, Son Akın, Yakılacak Kadın,

Yürek Yarası, Zahidem, Aşk Adası, Aşk Salıncağı, Bataklıkta Bir Gül, Bedel, Bir Zamanlar Kardeştiler, Çelik Mezar, Çile Dünyası, Çoban Yıldızı, Çöl, Dönme Dolap, En Büyük Yumruk, Erkekçe, Gecenin Sonu, Günahkar, Hasret Yorgunu, İdamlık, İllet, Kaderimiz, Kahreden Kurşun, Öldürme Beni, Toprağın Kanı, Vahşi Kan, Yıkılan Gurur, Aç Kartallar, Bahtı Karalı, Beş Kafadar, Bırakın Yaşasınlar, Çaresizim.

Paylaşın

Erdoğan, Talimat Verdi: Trol Hesaplar Yakın Takibe Alındı

AK Parti’nin kimliğine zarar veren trol hesaplar tespit edilerek yakın takibe alınırken Erdoğan’ın “Bizim görevlendirmediğimiz hiç kimse bizim adımıza konuşamaz, itibar suikastı yapamaz” dediği öğrenildi.

AK Parti kaynakları, onlarca hesabın para karşılığı, partinin kurumsal kimliğine ve kurmaylarına yönelik itibar suikastı gerçekleştirildiğini tespit ettiklerini kaydetti.

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerinde 22 yıl sonra ikinci parti konumuna düşen AK Parti’de önümüzdeki dönemin yol haritası için çalışmalar sürüyor.

Sosyal medya trollerinin konuşulduğu ve partiye zarar verdiği AK Parti MYK’da, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimat vermesi üzerine söz konusu hesaplar tespit edilerek yakın takibe alındı.

Erdoğan’ın talimat verdiği biliniyordu, “Bizim görevlendirmediğimiz hiç kimse bizim adımıza konuşamaz, itibar suikastı yapamaz. Partinin kurumsal kimliğine ve kurmaylarına itibar suikastına geçit vermeyin. Böyle durumlara maruz kalan arkadaşlarımıza arka çıkın, linçe fırsat vermeyin” dediği öğrenildi.

Türkiye gazetesinden Emrah Özcan’ın aktardığına göre, AK Parti kaynakları özellikle “X” üzerinden, onlarca hesabın para karşılığı, partinin kurumsal kimliğine ve kurmaylarına yönelik itibar suikastı gerçekleştirildiğini tespit ettiklerini kaydetti.

Parti kurmayları, “Kim yapıyor, hangi metotla yapıyor, hangi trolleri kullanıyor, kimin adına yapıyor, teknik incelemelerde bunlar ortaya çıkıyor. Planlı, programlı, para harcanarak ve bazı insanlar hedef alınarak yapılıyor. Bunları takip ediyoruz, edeceğiz de. Bu parti trollerin şekil verdiği bir parti değildir. AK Parti kurumsal ve köklü bir partidir. Herkes ne yaptığını bilmelidir. Konuyu çok ciddi takip ediyoruz” değerlendirmesini yaptı.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 34 Bin 789’a Çıktı

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 54 artarak 34 bin 789’a yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 96 artarak 78 bin 204’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Hamas’ın, Mısır ve Katar tarafından sunulan ateşkes önerisini kabul ettiğini duyurmasına rağmen, Refah’a kara saldırısı başlattığını ilan eden İsrail, Gazze Şeridi’nin Mısır’a açılan sınır kapısının Filistin kısmını ele geçirdiğini duyurdu.

İsrail, Hamas’ın kabul ettiği ateşkes şartlarının ‘taleplerini karşılamadığını’ öne sürerek, Refah’a kara harekatı başlatma kararı almıştı. İsrail, Refah’taki ‘sınırlı’ operasyonun amacının silahlı Filistinlileri öldürmek ve kuşatma altındaki Filistin topraklarını yöneten Hamas tarafından kullanılan altyapıyı dağıtmak olduğunu iddia ediyor.

Refah, İsrail ordusunun ayak basmadığı son büyük yerleşim yeriydi. Han Yunus ve Gazze gibi daha kuzeydeki şehirlere yönelik saldırılar sonucu evlerinden olan yaklaşık 1.5 milyon Filistinli Refah’a sığındı. Şehrin savaş öncesi nüfusu da düşünüldüğünde bölgede sıkışıp kalanların sayısı 2 milyona yaklaşıyor.

Bu haliyle Gazze Şeridi’nin en yoğun nüfuslu yerleşimi konumunda. Üstelik nüfusun 600 binini çocukların oluşturduğu değerlendiriliyor. Burada yaşam derme çatma çadırlarda sürdürülüyor.

İsrail ordusu haftalar süren hazırlığın ardından Pazartesi günü Refah’a yönelik beklenen operasyonunu başlattı. Ordu bu kapsamda on binlerce kişinin “geçici” tahliyesini istedi. Bölgedekiler, Han Yunus ve El Mevasi civarındaki çadır kentlere yönlendirilirken İsrail ordusu yaklaşık 20 kilometre uzaklıktaki toplanma noktalarını “genişletilmiş güvenli bölge” olarak adlandırıyor.

BM Filistin Mültecilerine Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) en az 100 bin kişinin söz konusu tahliyeden etkileneceğini öngörüyor. Filistin Kızılayı ise tahliye emri verilen bölgede yaşayan sivillerin sayısının 250 bin olduğunu açıkladı.

Refah’ta sıkışıp kalan yüzbinlerce Filistinli ile Mısır arasında yüksek bir duvar ve dikenli teller uzanıyor. Az sayıda yaralının kontrollü geçişi dışında Mısır yönetimi, savaş mağduru Gazzelilere kapıyı kapalı tutuyor. Bunun askeri, siyasi ve ekonomik gerekçeleri var:

İlk olarak Mısır, Filistinlilerin kalıcı olarak yerlerinden edilmesinden endişe ediyor. İsrail’in bu operasyonu bahane ederek Gazze’nin demografik yapısını değiştirmesine karşı çıkıyor.

Geçen 7 ayda çok sayıda İsrailli siyasetçi Arap nüfusun Sina Çölü’ne sürülmesi ve bölgenin İsraillilerin yerleşimine açılması yönünde açıklamalarda bulundu. Netanyahu da, ABD’nin itirazlarına rağmen, savaşın ardından ordunun Gazze’den çıkmayacağını, gelecekte bölgede güvenliği kendilerinin sağlayacağını ısrarla söylemişti.

Hamas’ın kabul ettiği ateşkes anlaşması neyi içeriyordu?

Hamas, pazartesi günü yaptığı açıklamada ateşkes ve rehinelere karşılık esir takası için üç aşamalı bir anlaşmayı kabul ettiğini bildirdi. İsrailli bir yetkili ise anlaşmanın İsrail için kabul edilebilir olmadığını çünkü şartların “yumuşatıldığını” iddia etti.

Hamas yetkilileri tarafından şu ana kadar açıklanan ayrıntılara, önerinin bir kopyasına ve görüşmeler hakkında bilgi veren yetkililere göre, Hamas’ın kabul ettiğini belirttiği anlaşma, birinci aşamada şu maddeleri içeriyor:

42 günlük ateşkes Hamas’ın 33 İsrailli rehineyi (hayatta ya da ölü) serbest bırakacak, buna karşılık İsrail’in serbest bırakılan her İsrailli rehine için 30 çocuk ve kadını serbest bırakacak,

Ateşkesin ilk gününden itibaren Gazze’ye yeterli miktarda insani yardım, yardım malzemesi ve yakıt girişi olacak Hamas, anlaşmanın üçüncü gününde üç İsrailli rehineyi serbest bırakacak ve ardından her yedi günde bir üç rehine daha serbest bırakacak,

Altıncı haftada Hamas bu aşama kapsamında kalan tüm sivil rehineleri serbest bırakacak, buna karşılık İsrail de İsrail hapishanelerindeki mutabık kalınan sayıda Filistinli mahkûmu serbest bırakacak.

İsrail askerlerini Gazze’den kısmen çekecek ve Filistinlilerin Gazze’nin güneyinden kuzeyine serbest dolaşımına izin verecek, Gazze Şeridi üzerindeki askeri uçuşlar günde 10 saat, rehinelerin ve mahkumların serbest bırakıldığı gün ise 12 saat süreyle durdurulacak.

İlk Filistinli tutsakların serbest bırakılmasının üçüncü gününde İsrail güçleri Gazze’nin kuzeyindeki El Raşid Caddesi’nden tamamen çekilecek ve tüm askeri tesisler dağıtılacak, ilk aşamanın 22. gününde İsrail güçleri, Selahaddin Caddesi’nin doğusundaki Gazze’nin merkezinden İsrail sınırına yakın bir bölgeye çekilecek.

Gazze’de kıtlık uyarısı

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından yayınlanan rapor göre, Gazze’de yerle bir olan konutların yeniden inşasının ortalama olarak 80 yıl sürebileceği belirtiliyor. Rapor, en iyi senaryoda bile inşaat malzemelerinin 2021’deki son krize göre 5 kat daha hızlı tedarik edilmesine rağmen yeniden inşanın 2040 yılına kadar sürmesinin beklendiğini ifade ediyor.

Gazze’nin nüfusundaki yoksulluk oranlarına da dikkat çekilen raporda, saldırıların 9 ay sürmesi durumunda, yoksulluk oranının ikiye katlanarak yüzde 38.8’den yüzde 60.7’ye yükselmesi bekleniyor. Bu durum, bölgedeki insanların yaşam koşullarının ne kadar ciddi şekilde etkilendiğini gösteriyor ve uluslararası toplumun acil yardım ve çözümler bulma konusundaki sorumluluğunu vurguluyor.

Ayrıca Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Gazze Şeridi’nde halihazırda eskiye oranla daha fazla gıda bulunmasına karşın kıtlığın tamamen ortadan kalkmadığını açıkladı. DSÖ’nün Filistin bölgesi temsilcisi Rik Peeperkorn Cuma günü yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’ndeki insani durumun hala kötü olduğunu belirtti ve bölgede kıtlığın henüz önlenemediğini söyledi.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Mart ayından bu yana beş yaşın altında 40’tan fazla aşırı şekilde yetersiz beslenen çocuk, ek sağlık sorunları ile hastanelere getirildi. Örgütten yapılan açıklamada, 2 yaşındaki bazı çocukların ağırlığının ise 10 ila 14 kilo olması gerekirken, 4 kilo civarında olduğuna işaret edildi.

Açıklamada, çatışmaların başladığı Ekim ayından önce Gazze Şeridi’nde çocuklar arasında yetersiz beslenmenin “yok denecek kadar az” olduğuna vurgu yapıldı. DSÖ temsilcisi Peeperkorn, yetersiz beslenmenin yol açtığı sorunların kısa vadede çözülmesinin beklenmemesi gerektiğini sözlerine ekledi. Uzman, “Sonuçlarını yıllarca hissedeceğiz” dedi.

Filistinli yetkililere göre son haftalarda yetersiz beslenen yaklaşık 25 çocuk hayatını kaybetti. Peeperkorn bu çocukların açlıktan ölmediğini, yetersiz beslenme sonucu oluşan komplikasyonlar nedeniyle yaşamlarını yitirdiklerini kaydetti. Filistinli yetkililer tarafından verilen bilgiler bağımsız kaynaklarca doğrulanmamakla birlikte BM yetkilileri, söz konusu bilgilerin geçmişte güvenilir olduğuna dikkat çekiyor.

Paylaşın

Cantrell Pentalojisi Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Teşhisi, Tedavisi

Cantrell pentalojisi doğumda mevcut olan (konjenital) nadir bir hastalıktır. Cantrell Pentalojisi doğum kusurlarının bir kombinasyonu ile karakterize edilir. Bu doğum kusurları potansiyel olarak göğüs kemiğini (sternum), göğüs boşluğunu karından ayıran ve nefes almaya yardımcı olan kası (diyafram), kalbi kaplayan ince zarı (perikard), karın duvarını ve kalbi içerebilir.

Haber Merkezi / Cantrell pentalojisi değişen derecelerde şiddette ortaya çıkar ve potansiyel olarak ciddi, yaşamı tehdit eden komplikasyonlara neden olur. Çoğu bebek, eksik Cantrell pentalojisi olarak adlandırılabilecek potansiyel kusurların tümünü geliştirmez. Beş kusurun tümü mevcut olduğunda buna Cantrell’in tam pentalojisi denir. Bozukluğun bir kişiden diğerine değişkenliği önemli olabilir. Cantrell pentalojisinin kesin nedeni bilinmemektedir. Çoğu vakanın sporadik olarak meydana geldiğine inanılmaktadır.

Cantrell pentalojisinin spesifik semptomları ve ciddiyeti kişiden kişiye önemli ölçüde değişebilir. Bazı bebeklerde bozukluğun tam olarak ifade edilemediği hafif kusurlar bulunabilir. Diğer bebeklerde ciddi, yaşamı tehdit eden komplikasyonlar olabilir. Etkilenen bireylerin aşağıda tartışılan semptomların tümüne sahip olmayabileceğini unutmamak önemlidir. Bu rahatsızlığa sahip bireylerin bakıcılarının ebeveynleri, doktorları ve sağlık ekibiyle bu vakaya özel vaka, ilgili semptomlar ve genel prognoz hakkında konuşmalıdır.

Cantrell pentalojisinin en şiddetli ifadesi doğumda ektopia kordis ve omfalosel ile ortaya çıkar. Ektopia kordis, kalbin tamamen veya kısmen göğüs boşluğunun dışına yerleştiği ve bu nedenle göğüs duvarı tarafından korunmadığı ciddi bir durumdur. Ectopia cordis sıklıkla Cantrell pentalojisi ile ilişkilendirilir, ancak her zaman bu durum geçerli değildir.

Omfalosel, bebeğin bağırsaklarının ve karın organlarının bir kısmının göbek deliğinden dışarı çıktığı veya dışarı çıktığı bir karın duvarı defektidir. Bağırsaklar ve organlar ince bir zar veya kese ile kaplıdır. Bir omfalosel, bağırsakların dışarı çıktığı küçük veya hem bağırsakların hem de karın organlarının dışarı çıktığı büyük olabilir.

Bazı durumlarda omfalosel mevcut olmayabilir. Cantrell pentalojisinde ortaya çıkabilecek diğer karın duvarı kusurları arasında belirli karın kaslarının geniş ayrılması (diyastaz) veya daha az sıklıkla bağırsakların göbek kordonunun her iki tarafındaki bir kusurdan dışarı çıkması (gastroşizis) yer alır.

Göğüs kemiğini etkileyen anormallikler, göğüs kemiğinin ucundaki kıkırdak çıkıntısının tamamen yokluğundan (ksifoit) göğüs kemiğinin tamamen yokluğuna kadar değişebilir. Bazı durumlarda göğüs kemiği yarık veya anormal derecede kısa olabilir.

Cantrell pentalojisinde, özellikle diyaframla birleştiği alt kısımda, kalbi (perikard) kaplayan ince membranöz, sıvı dolu kesenin kusurları ortaya çıkabilir. Etkilenen bebeklerde ayrıca diyaframda, karın içeriğinin göğse doğru çıkmasına izin veren bir delik bulunabilir (konjenital diyafragma fıtığı).

Cantrell pentalojisi olan bebeklerde, kalbin iki alt odacığı (ventrikül) arasında bir “kalpte delik” (ventriküler septal defektler), iki üst odacık arasında bir “kalpte delik” dahil olmak üzere çok çeşitli konjenital kalp kusurları bulunabilir. kalbin odacıkları (atriyum) (atriyal septal defektler), kalbin göğsün sol yerine sağ tarafında anormal konumu (dekstrokardi) ve kalpteki dört anatomik kusurun bir arada meydana geldiği bir durum olan Fallot tetralojisi. Diğer karmaşık konjenital kalp anormallikleri de tanımlanabilir. Konjenital kalp kusurlarının türü ve ciddiyeti bir bebekten diğerine değişebilir.

Potansiyel olarak Cantrell pentalojisiyle ilişkili çeşitli kusurlar, akciğerlerin az gelişmesi, nefes alma (solunum) güçlükleri, emboli (tıkalı kan damarı) ve kalbin işlev bozukluğu gibi çok çeşitli ciddi sorunlara neden olabilir. Cantrell pentalojisi olan bebekler, karın boşluğunda yaygın iç enfeksiyon gelişme riski altındadır.

Cantrell pentalojisi olan bazı bebeklerde ek anomaliler rapor edilmiştir. Bu tür anomaliler arasında yarık dudak, yarık damak, böbrek malformasyonu (displazi), baş veya boyun bölgesinde sıvı dolu bir kitle veya kese (kistik higroma), uzuv kusurları (çarpık ayaklar, kollarda veya bacaklarda kemik eksikliği) ve Beyin ve omuriliğin doğum kusurları (nöral tüp defektleri).

Cantrell pentalojisinin kesin nedeni bilinmemektedir. Vakaların çoğu görünürde bir neden olmaksızın rastgele (ara sıra) meydana gelir. Bir teori, Cantrell pentalojisinin semptomlarının, gebe kaldıktan on dört ila on sekiz gün sonra orta hat embriyonik dokusunun gelişimindeki bir anormallik nedeniyle ortaya çıktığını öne sürüyor. Çeşitli ailesel vakalar rapor edilmiştir ve bazı araştırmacılar, bozukluğun gelişiminde genetik faktörlerin rol oynayabileceğini öne sürmektedir. Cantrell pentalojisinin altında yatan kesin nedeni/nedenleri belirlemek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

Cantrell pentalojisinin tanısı genellikle doğumdan önce (doğum öncesi) bazen fetal ultrason kullanılarak yapılabilir. Ultrason, gelişmekte olan fetüsün görüntüsünü oluşturmak için yüksek frekanslı ses dalgalarını kullanan bir muayenedir. Fetal ultrason, Cantrell pentalojisiyle ilişkili bazı kusurları tespit edebilir. Kalbin tutulumunun boyutunu değerlendirmek için genellikle ekokardiyografi yapılır. Ekokardiyografi, kalbin görüntülerini üretmek için ses dalgalarını kullanan bir muayenedir.

Karın duvarı ve perikardiyal defektler gibi belirli anomalilerin derecesini değerlendirmek için manyetik rezonans görüntüleme (MRI) de yapılabilir. MRI, belirli organların ve vücut dokularının kesit görüntülerini üretmek için manyetik alan ve radyo dalgalarını kullanır.

Cantrell pentalojisinin tedavisi, her bireyde görülen spesifik semptomlara yöneliktir. Kalp, diyafragma ve diğer ilişkili defektlere yönelik cerrahi müdahale gereklidir. Etkilenen bebekler karmaşık tıbbi bakıma ihtiyaç duyacaktır ve cerrahi müdahale gerektirebilir. Çoğu durumda Cantrell pentalojisi cerrahi müdahale olmaksızın ölümcüldür. Ancak bazı durumlarda kusurlar o kadar ciddidir ki, uygulanan tıbbi veya cerrahi müdahaleye bakılmaksızın kişi ölür.

Spesifik tedavi stratejisi, karın duvarı defektinin boyutu ve tipi, mevcut spesifik kalp anomalileri ve ektopia kordis’in özel tipi dahil olmak üzere çeşitli faktörlere bağlı olarak bir bebekten diğerine değişecektir. Doğumdan kısa bir süre sonra gerekli olabilecek cerrahi prosedürler arasında omfalosel onarımı da yer alır. Bu sırada doktorlar göğüs kemiği, diyafram ve perikard kusurları da dahil olmak üzere diğer bazı kusurları da onarmaya çalışabilirler.

Ağır vakalarda bazı doktorlar Cantrell pentalojisine bağlı defektlerin aşamalı olarak onarılmasını savunurlar. Doğumdan hemen sonra yapılan ilk operasyon peritoneal ve perikardiyal boşlukların ayrılmasını, orta hat defektinin kapatılmasını ve omfaloselin onarılmasını sağlar. Göğüs boşluğu ve akciğerlerin uygun şekilde büyümesinin ardından ikinci aşama, kalp kusurlarının onarılması ve kalbin göğse geri dönmesinden oluşur. Sonunda, genellikle 2 veya 3 yaşına gelindiğinde, alt sternum veya epigastriumun yeniden yapılandırılması gerekli olabilir.

Cantrell pentalojisinin diğer tedavisi semptomatik ve destekleyicidir.

Paylaşın

PEPCK Eksikliği Nedir? Belirtileri, Nedenleri, Teşhisi, Tedavisi

PEPCK eksikliği, düşük kan şekeri (hipoglisemi) ataklarıyla karakterize, oldukça nadir görülen bir hastalıktır. Fosfoenolpiruvat karboksikinaz veya PEPCK adı verilen enzimdeki bir eksikliğin neden olduğu bir karbonhidrat metabolizması bozukluğudur.

Haber Merkezi / Bu enzim normalde açlık zamanlarında glukoneojenez adı verilen bir süreçte proteinleri ve yağları glikoza dönüştürür. Glikoz vücut tarafından enerji kaynağı olarak kullanılır. PEPCK eksikliği otozomal resesif bir şekilde kalıtsaldır.

Bu bozukluğun tedavisi, egzersiz, hastalık veya vücudun ek enerji kaynaklarına ihtiyaç duyduğu diğer dönemlerde oruç tutmaktan kaçınmak ve ekstra karbonhidrat tüketiminden kaçınmaktır.

PEPCK eksikliğinin iki formu vardır: PEPCK1 eksikliği (sitosolik) ve PEPCK2 eksikliği (mitokondriyal). Her iki form da PEPCK enzimlerinin kalıtsal bir eksikliğini temsil eder. Bu enzimler, esas olarak karaciğerde meydana gelen, proteinleri ve yağları glikoza (glukoneogenez) dönüştürme sürecinin bir parçasıdır. Bu süreç, açlık gibi diyetle glikoz alımının yetersiz olduğu durumlarda veya yoğun egzersiz dönemleri gibi ekstra enerjiye ihtiyaç duyulduğunda etkinleştirilir. Glikoz vücudun enerji kaynağı olması ve başta beyin olmak üzere vücuttaki birçok organ ve sistemin çalışması için gereklidir.

Bu bozukluğun ana semptomu, yetersiz glikoz alımı sırasında kan şekeri seviyesinin anormal derecede düşük olmasıdır (hipoglisemi). Hipoglisemi uyuşukluk, konfüzyon veya bilinç kaybıyla ortaya çıkabilir. Şiddetli vakalarda kas tonusu kaybı (hipotoni) görülebilir; Karaciğerin anormal büyümesi (hepatomegali), uygun kilo alamama ve normal şekilde büyüyememe (gelişme geriliği), küçük kafa büyüklüğü ve gelişimsel gecikme.

İştahsızlık, kusma, nöbetler ve koma da ortaya çıkabilir. Hipoglisemi tedavi edilmezse hastalık çoklu organ sistemi hasarına veya akut karaciğer yetmezliğine ilerleyebilir. Bazen dolaşımdaki kanda aşırı asit varlığı (laktik asidemi) fark edilir.

Doğumda PEPCK eksikliği olan bebekler hipoglisemiyle ortaya çıkabilir, karaciğer büyümesi ve apne görülebilir. Ancak çoğu bebek herhangi bir belirti göstermez. Tipik olarak, PEPCK eksikliği erken çocukluk döneminde enfeksiyonlar sırasında veya şiddetli egzersiz sonrasında, özellikle glukoneojenezin normalde aktive olacağı bir gece açlığı döneminden sonra görülen semptomlarla ortaya çıkar. Bu kişiler açlık hipoglisemisi (düşük kan şekeri) ile ortaya çıkma eğilimindedir ve titreme, sinirlilik ve hatta uyuşukluk gösterebilir.

Karaciğer yetmezliği meydana gelebilir ve kanda anormal karaciğer enzimi seviyelerine neden olabilir. Kan veya idrardaki diğer metabolitlerin anormal miktarları tanısal bir ipucu verebilir (glutamin veya fumarat ve trikarboksilik asit döngüsünün diğer metabolitleri). PEPCK eksikliğinin semptomları hastalar arasında farklılık gösterir ve herkes her semptomu göstermeyebilir. Çoğu çocuk hipoglisemi ataklarına rağmen normal şekilde gelişir. Ancak hipoglisemi tedavi edilmezse bu bozukluğun seyri çok hızlı olabilir.

PCK1 genindeki değişiklikler (varyantlar veya mutasyonlar), PEPCK eksikliğinin sitozolik (çözünür) formuna (PEPCK1) neden olur ve PCK2 genindeki varyantlar, PEPCK eksikliğinin mitokondriyal formuna (PEPCK2) neden olur. Bu genlerdeki varyantlar PEPCK enziminin miktarının azalmasına veya yokluğuna neden olur. Araştırmacılar, hastalığın şiddetinin kalan enzim aktivitesinin miktarına bağlı olduğunu düşünüyor.

Her iki biçimde de PEPCK eksiklikleri, otozomal resesif bir şekilde kalıtsal olan çok nadir görülen bozukluklardır; hastalığın gelişmesi için hastalığa neden olan gen varyantının iki kopyasının mevcut olması gerekir. Resesif genetik bozukluklar, bir bireyin her bir ebeveynden hastalığa neden olan bir gen varyantını miras almasıyla ortaya çıkar.

Bir kişi bir normal gen ve bir gen varyantı alırsa, kişi hastalığın taşıyıcısı olacaktır ancak genellikle semptom göstermeyecektir. Taşıyıcı olan iki ebeveynin her ikisinin de gen varyantını geçirme ve dolayısıyla etkilenmiş bir çocuğa sahip olma riski her hamilelikte %25’tir. Anne-baba gibi taşıyıcı olan bir çocuğa sahip olma riski her gebelikte %50’dir. Çocuğun her iki ebeveynden de normal gen alma şansı %25’tir. Risk erkekler ve kadınlar için aynıdır.

Tüm bireyler hastalığa neden olan birkaç gen varyantı taşır. Yakın akraba (akraba) olan ebeveynlerin, akraba olmayan ebeveynlere göre her ikisinin de aynı durum için hastalığa neden olan gen varyantlarını taşıma şansı daha yüksektir, bu da resesif genetik bozukluğu olan çocuk sahibi olma riskini artırır.

PEPCK eksikliği tanısı doğumdan kısa bir süre sonra aşağıdaki sonuçlara dayanarak konulabilir:

1. Semptomların klinik görünümü. 2. Kan ve idrar analizini içeren laboratuvar testleri. 3. PCK1 veya PCK2 genlerinin
varyantlarını doğrulamak için moleküler genetik testler 4. Fibroblast hücrelerinin biyokimyasal analizi (deri biyopsisi)

Laboratuvar testleri, düşük kan şekeri seviyelerini (hipoglisemi) belirlemek için bir kan testi içerebilir ve idrar tahlili, idrarla atılan TCA (trikarboksilik asit döngüsü) metabolitlerinin, özellikle de fumaratın varlığını tespit edebilir. İşlevsiz PEPCK enzimi, glukoneojeneze yol açan metabolik yolu bozar ve bu ara maddelerin birikmesine neden olur ve bunlar daha sonra idrarla atılır.

PEPCK eksikliği tedavisinin temel dayanağı oruçtan kaçınmaktır. Bu bozukluğa sahip kişiler semptomların ortaya çıkmasını azaltmak için mısır nişastası gibi ekstra karbonhidrat tüketebilirler. Bu özellikle gece orucundan önceki akşamlarda önemlidir.

Ağır egzersiz, hastalık veya diğer oruç zamanlarında bireylere glikoz polimerleri (yüksek karbonhidratlı oral replasman) reçete edilebilir. Glikoz içeren solüsyonlar, açlık veya hastalık zamanlarında intravenöz olarak da uygulanabilir. Bir diyetisyenle düzenli temasta bulunulması tavsiye edilir. Diyetisyen hastaya, hastalık zamanlarında ne kadar ekstra karbonhidrat gerektiğini söyleyen, hasta günü rejimi adı verilen bir rejim için talimatlar verebilir. PEPCK eksikliğinin diğer tedavileri sunulan semptomlara dayanmaktadır.

Paylaşın

DEM Parti’den Devlet Bahçeli’ye Karl Marx’ın Sözü İle Yanıt

Partisinin grup toplantısında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 1 Mayıs’a ilişkin yaptığı açıklamalara ilişkin, “1 Mayıs’ı gündemlerinden düşürmüyorlar. 1 Mayıs’ın altında plan ve projeler aramaktalar. Marx’a da dil uzatmış bugün. Marx’ın sözüyle onlara yanıt vermek isterim” dedi ve ekledi:

“‘İnsanca yaşamanın tek yolu insana düşman olan her şeyle savaşmaktır.’ Bu zamma, zulme, insanlık dışı yaşama bizler mecbur değiliz. Üreten siz, yaratan siz, aç kalan siz. Böyle bir adaletsiz denklem olmaz, olamaz. Halkın adaleti sizlerden bunun hesabını soracaktır. Değerli arkadaşlar, değerli canlar, ekranları başında bizleri izleyen değerli halkımız, inanın tek çare birlikte mücadele etmek, daha çok örgütlenmek, daha çok kolları sıvamak, daha çok elimizi taşın altına sokmak.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin haftalık grup toplantısında gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi.

Tülat Hatimoğulları, idam edilmeleri üzerinde 52 yıl geçen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı bir kez daha andığını ve onları hiçbir zaman unutmadıklarını söyledi. Hatimoğulları, ayrıca Dersim Katliamı’nın yıl dönümüne ilişkin ise, “Dersim başta olmak üzere insanlığa karşı gerçekleştirilmiş tüm katliamlarla yüzleşilmelidir. Bu çatı altında hakikatleri araştırma, yüzleşme komisyonları oluşturulmalıdır. Dersim halkından özür dilenmelidir” dedi.

Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz ile Düzgün Baba Cemevi Başkanı Sinan Kırmızıçiçek’e cezaların yağdırıldığını hatırlatan Hatimoğulları, şunları söyledi: “İktidarın Alevi inancı üzerindeki tekçi anlayışına, dayatmacı anlayışına hayır diyenler, asimilasyon politikasına her fırsatta karşı koyanlar, Alevilere dönük biz devletin Alevisi değiliz, kendi Alevilik inancımızı özgürce bu topraklarda yaşamak istiyoruz diyenlere ne yazık ki böyle cezalarla karşılık verilmektedir. Ceza politikaları Alevilere diz çöktürmedi, şimdiden sonra da diz çöktürmeyecektir. Bizler DEM Parti olarak Alevi canlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Dün olduğu gibi bugün de Alevi canlarımızla yan yana, iç içe ortak mücadele içinde olacağımızı bir kez daha buradan belirtiyorum.

Söze başlarken gündemlerimiz yoğun demiştim. Hıdırellez kutlamaları da gerçekleşti. Önceki gün Hıdırellez’di. Doğanın uyanışı, baharın gelişi, darda kalanın dilek dilediği, umudunun suda, ağaçta yeşerdiği gündü. Yeni başlangıçların umudu Hıdrellez’in bütün halklara barışı, kardeşliği, eşitliği ve özgürlüğü getirmesini diliyorum. Hızır hepimizin bu zor koşullarda yar ve yardımcısı olsun. Yine geçen gün Paskalya bayramıydı. Eş Başkanımız Sayın Bakırhan ile bizler Mardin’deydik. Kadim şehir farklılıkların inançların bir arada yaşadığı kent olan Mardin’deydik.

Mardin’de Kırklar Süryani Ortodoks Kilisesi’ni ziyaret ederek bayramlarını kutladık. Bir kez daha buradan Hristiyan aleminin geçmiş paskalya bayramlarını kutluyorum. Bütün bayramların barışa kardeşliğe ve adalete vesile olmasını diliyorum. Bir kutlama daha var o da Amedspor’a. Engebeli yollardan geçerek birinci lige çıkarak finali yapan sevgili Amedspor’u hep beraber kutluyoruz. Bizler ne güzel bir coğrafyada yaşıyoruz. Bu kısacık zaman diliminde kaç halkın kaç inancın bayramını kutladık. Bizler böyle rengarenk bir coğrafyayız. Bizler 72 milletten insanlar olarak bu coğrafyada barış huzur ve kardeşlik için içinde eşit yurttaşlık temelinde yaşamlarımızı sürdürmek istiyoruz.”

İnançların özgür biçimde yaşandığı bir coğrafya için mücadele ettiklerini dile getiren Hatimoğulları, “Bir an şu son 10 günü düşünerek gözlerimizi kapatıp şu hayali kurabiliriz. Ezanın, çanın, hazanın ve buhur tütsüsünün birbirine karıştığı bir coğrafyada bizler huzur içinde her birimiz kendi rengiyle ötekinin ötekine karışmadığı, insanların birbirlerini inançlarından ve dillerinden dolayı yargılamadığı ve bunun sorun olmadığını bilerek bu hayali yaşamak güzel değil midir? İşte bu hayali gerçekleştirmek zor değil diyoruz DEM Parti olarak” dedi.

İşçi ve emekçilerin ekonomik krizden derin bir biçimde etkilendiğini aktaran Hatimoğulları, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunlar Harun diye yola çıktılar ama Karun oldular. İşçinin emekçinin emeklinin yoksulun boğazından çalarak sermayedarın yandaşın cebine koydukları her kuruş para onlara haram olsun zehir zıkkım olsun.

Bizler bu güzellikleri hayal etmekten vazgeçmeyelim ama Türkiye’nin gerçek tablosunu da görmezden gelemeyiz. Şimdi tabi ağır ve sorunlu tablolara bakacağız. Türkiye ekonomik, siyasal ve toplumsal olarak çok ciddi bir çöküş yaşıyor. Ekonomik çöküşün diğer adı dışa bağımlılıktır. Bir zamanlar etin, sütün, samanın merkezi olarak bilinen Türkiye AKP’nin politikaları nedeniyle ithalata bağımlı bir ülke haline gelmiştir. Amaç yerli üreticiyi tasfiye etmektir. Bunlar her seferinde kendine yerli ve milli diyor ya, bakın Türkiye geçmiş dönemde tarım ürünlerinde, sebze, meyve ihracatında dünyada ilk 9’da yer alırken şimdi ise domatesi, buğdayı ithal eden bir ülke pozisyonuna düştük.

Şimdi enflasyon aldı başını gidiyor. Ekonomik çöküşten en çok yoksullar ve asgari ücretle çalışanlar olumsuz olarak etkileniyor. Enflasyon dizginlememektedir. Sadece son 4 ayda 17 bin lira olan asgari ücretin alımı 2 bin 700 lira düşerek 14 bin 300 liraya inmiş durumdadır. Bakın 2 ay sonra biz burada bu kürsüden konuşurken bu rakamların bin lira, iki bin lira daha düşeceğini tahmin ediyoruz. Çünkü enflasyon almış başını gidiyor.

‘Asgari ücrete bu dönem zam yapmayacağız’ diyorlar Temmuz ayı için ve asgari ücrete zaten zam yapsalar da hayat o kadar hızlı pahalanıyor, tükettiğimiz her şey gıdalar o kadar hızlı pahalanıyor ki asgari ücret bunun karşısında pula dönüşmüş oluyor. Ortada gerçek bir asgari ücret falan yok. Apaçık bir kölelik ücreti, bir sefalet ücreti söz konusu. Hep birlikte yokluğa karşı direnecek mücadele edeceğiz ülke kaynaklarının soyulmasına hep birlikte dur diyeceğiz. Ekmek kavgası bizim kavgamızdır, değerli emekçilerle birlikte ekmek kavgasını vereceğiz.

Saray bahçe malzemelerine 85 milyon 329 bin öderken, bu parayla asgari ücret ödemeye kalksa 4 bin 266 kişinin asgari ücretini ödeyebilir. Onlar işçiye emekçiye değil, saraya lükse şatafata yatırım yapmaya devam ediyorlar. Bakın kamuda tasarruftan bahsediyor. ‘Müsrifi Allah sevmez’ fetvası veren Diyanet İşleri Başkanlığı, iktidarın elitleri başta olmak üzere lüks ve şatafat içinde yaşamaya devam ediyor. Bunun maliyetini de kimin cebinden karşılıyorlar. İşçinin emekçinin yoksulun ödediği vergilerle karşılıyorlar. Bunlar Harun diye yola çıktılar ama Karun oldular. İşçinin emekçinin emeklinin yoksulun boğazından çalarak sermayedarın yandaşın cebine koydukları her kuruş para onlara haram olsun zehir zıkkım olsun.

Bahçeli’ye Marx’ın sözüyle yanıt

1 Mayıs’ı da geride bıraktık. 1 Mayıs AYM kararına göre Taksim miting alanı olarak kullanılabilecekti. Fakat Taksim işçilere emekçilere emek örgütlerine yasaklandı. Yasaklamakla yetinmediler. Orantısız bir şiddet uyguladılar ki bu orantı meselesi zaten işin hikayesi. ‘ABD’de akademisyenlere ters kelepçe uygulanmış öyle şey olur mu? Biz bunu kabul etmeyiz’ diyor. Sen aynısını 1 Mayıs’ta yaptın işçiye emekçiye yaptın. Biz ABD’de yapılana da karşıyız buradaki polis şiddetine de karşıyız. Dün Cumhurbaşkanı bugün de küçük ortağı grup toplantısında 1 Mayıs’ı gündemlerinden düşürmüyorlar. 1 Mayıs’ın altında plan ve projeler aramaktalar. Marx’a da dil uzatmış bugün. Marx’ın sözüyle onlara yanıt vermek isterim. ‘İnsanca yaşamanın tek yolu insana düşman olan her şeyle savaşmaktır.’

Bu zamma, zulme, insanlık dışı yaşama bizler mecbur değiliz. Üreten siz, yaratan siz, aç kalan siz. Böyle bir adaletsiz denklem olmaz, olamaz. Halkın adaleti sizlerden bunun hesabını soracaktır. Değerli arkadaşlar, değerli canlar, ekranları başında bizleri izleyen değerli halkımız, inanın tek çare birlikte mücadele etmek, daha çok örgütlenmek, daha çok kolları sıvamak, daha çok elimizi taşın altına sokmak.

Can Atalay cezaevinde değil burada olmalı. Bakın yargı iktidarın arka bahçesine dönüşmüş. Türkiye’de hak hukuk adalet de çökertilmiştir. Yargı yargıya darbe yapıyor. AİHM kararlarına göre Gezi Davası tutukluları Osman Kavala ve arkadaşları serbest bırakılmalıdır. Önceki dava içinde şimdi söyleyeceğim şey geçerlidir. Türkiye’nin kendi anayasası gerçek anlamda uygulanıyor olsaydı şu anda Kobanê kumpas davasından tutuklu bulunan bütün arkadaşlarımız serbest bırakılmalıydı. 16 Mayıs’a bırakıldı. Kobanê kumpas davasının karar duruşması. Kobanê kumpas davası adı üstünde bir kumpas davasıdır. HDP’nin attığı bir twit üzerinden onlarca arkadaşımız başta Eş Başkanlarımız yöneticilerimiz seçilmişlerimiz olmak üzere onlarca arkadaşımız haksız ve hukuksuz bir şekilde halen tutukludur.

Sevgili Gültan Kışanak en çarpıcı ve bariz örnek. Tutuk süresi bittiği halde üzerinden neredeyse bir yıl geçmiş olmasına rağmen hala tutuklu. Bu da yargının keyfiyetini ve taraf tuttuğunu bir kez daha bizlere göstermektedir. Bizler buradan 16 Mayıs’ta Sincan’da görülecek olan karar duruşmasına tüm kesimleri davet ediyoruz. Bu bir tarihi karar olacaktır. Bu tarihi karara hep birlikte tanıklık etmek istiyoruz. Gezi ve Kobanê davası yargının turnusol kâğıdı olacaktır.

Meclis Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş parlamentoda grubu bulunan bütün siyasi partilere ziyaretler gerçekleştirdi. Elbette biz DEM Parti olarak şunun gayet net farkındayız. Türkiye’nin demokratik bir anayasaya ihtiyacı var. 12 Eylül’den kalma askeri cunta anayasasının bu topraklara cevap olamayacağını, böyle bir otoriter ve baskıcı rejimin ürünü olan anayasanın ülkeyi demokratikleştirmeyeceğini hepimiz gayet net biliyoruz.

Fakat şunun altını çizmek isteriz; Türkiye’nin çok acil gündemleri var. Özellikle açlık yoksulluk işsizlik, özgürlük… Bu kadar özgürlük düşmanı bir atmosfer var. Böyle bir atmosferde anayasa tartışmanın bütün bu sorunların üzerini örtmemesi gerekiyor. Bizler DEM Parti olarak bugüne kadar müzakere ve diyalog partisi olarak çağrılarımızın sorunların çözülmesi gerekiyor. Biraz önce sorunlarımızı saydım biraz daha ekleyeyim. Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmesi dahil bahsini ettiğimiz bütün bu sorunların elbette bir demokratik anayasa yapım sürecinde çözüme kavuşturulabileceğini gayet iyi biliyoruz.

Biz demokratik anayasa yapım süreciyle ilgi DEM Parti olarak kendi komisyonlarımızı kurduk ve kendi çalışmalarımızı başlattık. Bu çalışmaları yaparken özellikle anayasanın en geniş toplumsal mutabakat metni olduğu için Türkiye’de bulunan bütün demokrasi güçleriyle emek ve meslek örgütleriyle kadın hareketleri gençlik hareketiyle doğa ve ekoloji hareketleriyle Kürt özgürlük hareketiyle ve alevi hareketiyle aynı bu ülkede yaşayan bütün farklı inançlardan ve kimliklerden kesimlerle böyle bir geniş yelpazede tabana yayılmış bir demokratik anayasa tartışmasına ihtiyaç vardır. Biz DEM Parti olarak çalışmalarımızı bu çerçevede devam ettireceğiz.

Anayasa tartışmasının olduğu yerde kayyım tartışması yapılır mı? Yapıyorlar ama yapılmaz. İnanın şimdi DEM Partinin kazandığı belediyelerde belediye eşbaşkanlarımızın yönetimle birlikte ortaya çıkardığı bilançolar korkunç. Kayyımlar belediyeleri çalıp çırpmış, belediyeleri borç batağında bırakmış. Zaten hizmet de sağlamamışlar. Ne yol yapmışlar ne kaldırım, ne su sorununu çözmüşler. Üstüne üstelik belediyelerimizi borç batağına sürüklemişler.

Kalemini iktidarın mürekkebiyle doldurmuş bir görevli aynı zamanda bir algı operasyonu şöyle bir yazı yazmış. 27 Belediyemize kayyım atanacağından bahsetmiş. Yani diyor ki yurttaşın seçme ve seçilme hakkını elinden alacağız. Bir tek o mu yazdı; tabii ki bir tek o yazmadı. Ama günlerdir iktidar yandaş medya saray medyası bir algı yaratmaya çalışıyor. DEM Parti’nin sanki bayrakla sorunu varmış gibi bir algı yaratıyorlar. Emin olun yaptıkları bütün haberler yalan DEM Parti belediyelerinin hiçbirinde bayrak sorunu olmamıştır. Bazı provokatif girişimlerin dışındaki biri zihinsel engelli olduğu ortaya çıktı onun dışında böylesi bir haberi yapacak bir durum söz konusu değildir. Biz iki eş başkan olarak her fırsatta şunu dile getirdik. Bizim bayrakla sembollerle hiçbir sorunumuz yoktur.

Bu haberlerin boşu boşuna yapılmadığını düşünüyoruz. Hem Anayasa yapacağım diyeceksin hem de halkın en önemli hakkı ve kazanımı olan ve Türkiye’nin erken dönemde elde etmiş olduğu seçme ve seçilme hakkını elinden alamazsın. DEM Parti yerel yönetimlerde ortaya bir seçim başarısı koymuştur. Kayyım olan bütün yerlerden kayyımdan geri almıştır belediyeleri, üzerine yeni belediye eklemiştir. Ben buradan bu çalışmaları yürüten değerli halklarımıza, parti emektarlarımıza bir kez daha teşekkürlerimi sunuyorum. Şunu bilsinler ki Van’da nasıl irademizi gasp etmelerine izin vermediysek bundan sonra da irademizi hiçbir yerde gasp etmelerine izin vermeyeceğiz.

Bugün AKP 31 Mart seçimlerinden sonra belediye sayılarında önemli bir düşüş oldu. Aynı zamanda bizim belediyelerimizin üzerinde DEM Parti belediyelerinin üzerinde tırnak içinde söylüyorum ‘bayrak politikası’ güderek belediyelerimizin esasen varlıklarına ve kaynaklarına konmak istediklerini ifade etmek istiyorum.

Onlar belediyelerde belediyeleri kaybettikçe yerellerde kendi yandaşlarına belediyelerin kaynaklarını eskisi gibi peşkeş çekemeyeceklerinin farkındalar. O nedenle kendilerine yerelde aynı zamanda böylesi bir maddi kaynak yaratmak üzere de bayrağı bahane ederek ve bayrak üzerinden siyaset yaparak Türkiye kamuoyunu bayrak üzerinden bizlere karşı kışkırtarak, adım atacaklarını sanıyorlarsa yanılıyorlar. DEM Parti buradadır, alnımız açıktır, belediyelerimizi sonuna kadar koruyacağız sonuna kadar.

Ülkeyi bu çöküşten kurtarmanın mümkün olduğunu hepimiz biliyoruz. Biz DEM Parti olarak bu çöküşten kurtulmak için aday olduğumuzu, bu konuda hazır olduğumuzun altını çiziyorum. Demokratik bir cumhuriyeti hep birlikte inşa edebiliriz. Bizler bu ülkede yaşayan farklı halklar ve inançlardan insanlarla, işçilerle, emekçilerle, köylülerle, kadınlarla, gençlerle, engellilerle, ezilenlerle ve sömürülenlerle siyasi ve toplumsal bütün güçlerle elbette bu çöküşten çıkabiliriz.

Bu çöküşten çıkış ortak mücadeleyle mümkündür. 3’üncü yol siyaseti ile mümkündür. 3’üncü yol siyasetini en geniş yelpazede bahsini ettiğim bütün siyasal ve toplumsal dinamiklerle birlikte örmek mümkündür. Toplumu bir radikal demokrasi paradigmasıyla inşa edebiliriz. Demokratik Cumhuriyeti hep birlikte inşa edebiliriz. Ve şundan emin olalım ki bu çöküşten çıkışın yolu budur.”

(Kaynak: MA)

Paylaşın

Perivasküler Epiteloid Hücreli Neoplazma Nedir? Bilinmesi Gerekenler

Perivasküler epiteloid hücreli neoplazmalar (PEComalar) nadir görülen yumuşak doku tümörleridir. Genellikle akciğerler, gastrointestinal sistem, böbrekler, karaciğer ve rahim gibi vücudun çeşitli kısımlarındaki küçük kan damarlarının (perivasküler boşluklar) çevresinde oluşurlar.

Haber Merkezi / PEComalar epiteloid (küboidal) şekilli hücrelerden oluşur ve melanositler ve düz kas hücreleriyle ortak bazı özelliklere sahiptir. Melanositler normalde ciltte bulunan ve cilde rengini veren melanin üreten hücrelerdir. PEComa, pigment oluşturmak için kullanılan proteinlerin bazılarını üretebilir. PEComa ayrıca iç organlarımızı ve sindirim sistemimizi oluşturan kaslar gibi bilinçli kontrolümüz altında olmayan kasları oluşturan düz kas hücrelerinde bulunan proteinlerin bazılarını da üretir.

PEComalar bu karakteristik özellikleri paylaşan bir tümör grubu olarak kabul edilir. Ancak bu grupta kendine özgü özelliklere sahip olan ve vücudun belirli kısımlarında oluşma olasılığı daha yüksek olan spesifik tümörler vardır. Bu spesifik tümörler arasında anjiyomiyolipomlar (AML’ler), şeffaf hücreli şeker tümörleri, primer ekstrapulmoner şeker tümörü (PEST), lenfanjiyoleiomyomatoz (LAM), falsiform ligaman/ligamentum teres’in şeffaf hücreli miyomelanositik tümörü (CCMT), primer kutanöz PEComa (CCCMT-kütanöz) yer alır. berrak hücreli miyomelanositik tümör) ve PEKoma (aksi belirtilmedikçe) (NOS).

PEComalar çoğu iyi huyludur ancak bazıları vücudun diğer bölgelerine yayılma potansiyeli olan kötü huylu olabilir. PEComalar aynı zamanda genetik durum olan tüberoz skleroz kompleksi (TSC) ile de ilişkilendirilebilir. Bu durumda vücutta birden fazla tümör oluşur. Zihinsel engellilik ve nöbetler de mevcut olabilir.

PEComaların belirti ve semptomları hastalar arasında oldukça farklılık gösterir ve tümörün konumuna bağlıdır. Bazı PEComalar hiçbir belirtiye neden olmaz ve hastalar başka nedenlerle görüntülemeye tabi tutulduğunda tespit edilirler.

Semptomları olan hastalarda PEComalar gözle görülür ağrılı veya ağrısız bir kitle oluşturabilir. Üreme sisteminde PEComalı kadınlarda bu tümörler vajinal kanama ile ortaya çıkabilir. Gastrointestinal sistemdeki PEKomalar karın ağrısı, kanlı dışkı, kabızlık/bağırsak tıkanıklığı, kilo kaybı ve anemi ile ortaya çıkabilir. Her PEComa tipinin benzersiz fiziksel özellikleri ve bununla ilişkili potansiyel belirti ve semptomları vardır.

Sporadik PEComa vakalarının nedeni bilinmemektedir. PEComas, otozomal dominant bir genetik bozukluk olan genetik durum tüberoz skleroz kompleksi (TSC) ile ilişkili olabilir.

Baskın genetik bozukluklar, belirli bir hastalığa neden olmak için çalışmayan bir genin yalnızca tek bir kopyasının gerekli olduğu durumlarda ortaya çıkar. Çalışmayan gen, ebeveynlerden herhangi birinden miras alınabilir veya etkilenen bireydeki değiştirilmiş (mutasyona uğramış) bir genin sonucu olabilir. Çalışmayan genin etkilenen ebeveynden çocuğuna geçme riski her hamilelik için %50’dir. Risk erkekler ve kadınlar için aynıdır.

TSC, TSC1 veya TSC2 genlerindeki değişikliklerden (mutasyonlardan) kaynaklanır . Bu genler sırasıyla hamartin ve tuberin proteinlerini kodlar. Normalde bu proteinler rapamisin (mTOR) yolunu inhibe ederek tümör oluşumunu baskılar. TSC1 veya TSC2 genlerindeki mutasyonlar mTOR yolunun aşırı aktivasyonuna yol açar ve bu da hücre büyümesinin, kan damarı oluşumunun ve protein sentezinin artmasına neden olur.

Bu nedenle TSC’li hastaların vücudunda birden fazla tümör oluşur. TSC, AML, LAM ve CCTL ile daha güçlü bir şekilde ilişkilidir. Aşırı aktif bir mTOR yolunun sporadik AML ve diğer PEKoma vakalarında da rol oynadığı düşünülmektedir.

PEComalar X-ışını, CT taraması veya MRI ile görüntülenerek tespit edilebilir. Bir tümör tespit edildiğinde hücresel yapıyı incelemek ve onu diğer tümör türlerinden ayırmak için biyopsi yapılması gerekir. Biyopsilerden alınan doku örnekleri, tümörleri PEKoma olarak tanımlamak ve onları diğer potansiyel tümörlerden ayırmak için mikroskop altında karakteristik bir görünüme sahip olacaktır.

PEComalar tipik olarak kan damarlarının çevresinde çoğunlukla epiteloid hücrelere sahiptir. Ayrıca melanositlere (melanin üreten hücreler) ve düz kas hücrelerine benzer protein belirteçleri de içerirler. Malign PEComalar biyopsiyle de tespit edilebilir. Boyutları daha büyük olan, çevre dokulara doğru büyümeye başlayan ve aktif olarak büyüyen hücrelerin yüzdesi daha yüksek olan PEComalarda malignite olasılığı daha yüksektir.

PEComa geliştirme riski yüksek olan TSC’li hastaları belirlemek için genetik testler mevcuttur. LAM hastalarında, artan vasküler endotelyal büyüme faktörü D (VEGF-D) seviyelerini tespit etmeye yönelik bir kan testi, bu PEComa alt tipinin teşhisine yardımcı olabilir. VEGF-D yeni kan damarlarının büyümesini uyarır ve yüksek düzeyler tümörün yayılmasında rol oynayabilir.

Yayılmayan lokalize bir PEComa’nın cerrahi olarak çıkarılması şu anda önerilen tedavi şeklidir. İyi huylu PEComalı hastalar için cerrahi tedavi edici olabilir, ancak tümör yeniden büyümesi meydana gelebilir. Yeniden büyüme meydana gelirse, yeniden büyümeyi gidermek için tekrar ameliyat önerilir. Vücudun diğer bölgelerine yayılmış (metastaz yapmış) tümörlerin çıkarılması için genellikle ameliyat önerilmez. Bunun yerine genellikle tıbbi tedavi önerilir.

Cerrahinin mümkün olmadığı veya tümörlerin malignite potansiyeli taşıdığı bazı hastalarda, görüntüleme tetkikleri ile tümörlerin düzenli olarak izlenmesi önerilebilir. LAM hastalarına solunum yollarının gevşemesine ve açılmasına yardımcı olan bronkodilatörler reçete edilebilir. Bir noktada oksijen tedavisine de ihtiyaç duyulabilir. Daha ileri LAM için akciğer nakli önerilebilir.

Bazı PEComalara TSC1 veya TSC2 gen mutasyonları neden olur . Bu durumlarda hastalar, bu genetik mutasyonlar mevcut olduğunda tümör oluşumuna yol açtığı düşünülen bu aşırı aktif yolu bloke eden bir mTOR inhibitörü olan everolimustan yararlanabilirler. Everolimus, TSC’li hastalarda ortaya çıkan AML’leri tedavi etmek için ağızdan alınan ve ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından onaylanan bir ilaçtır.

Sirolimus, ağız yoluyla alınan ve organ reddini önlemek amacıyla organ nakli hastalarına yönelik bağışıklık baskılayıcı bir ilaç olarak geliştirilen başka bir mTOR inhibitörüdür. Sirolimus, LAM’ı tedavi etmek için FDA tarafından onaylandı. Sirolimus proteinine bağlı (önceden nab-sirolimus), yayılmış veya cerrahi olarak çıkarılamayan malign PEComa’yı tedavi etmek için intravenöz olarak verilen ve FDA tarafından onaylanan farklı bir sirolimus formülasyonudur.

Paylaşın

Özel’den Bahçeli’ye Ziyaret: Açıklama Yapılmadı

CHP Lideri Özgür Özel, MHP Lideri Devlet Bahçeli’yi Meclis’te ziyaret etti. Ziyaret 45 dakika sürerken, görüşmeye ilişkin açıklama yapılmadı. İlk açıklamanın Özgür Özel tarafından yapılacağı öğrenildi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Devlet Bahçeli’yi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) makamında ziyaret etti.

45 dakika sürerken görüşme sonrası Özgür Özel ve Devlet Bahçeli tarafından ortak bir açıklama yapılmazken, görüşmeye ilişkin ilk açıklamanın Özel tarafından yapılacağı öğrenildi.

Özel’e Bahçeli’nin makam odasının kapısına kadar CHP Meclis İdare Amiri Uğur Bayraktutan, CHP Grup Başkanvekilleri Gökhan Günaydın, Ali Mahir Başarır ile bazı CHP milletvekilleri eşlik etti. Bahçeli, Özel’i karşılarken yanında Meclis Başkanvekili Celal Adan, Meclis İdare Amiri Sermet Atay ve Grup Başkanvekili Erkan Akçay vardı.

Özel’in, MHP’nin gerçekleştirdiği son kongrenin ardından Bahçeli’yi tebrik edeceği açıklanmıştı. Özel geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a AK Parti Genel Merkezi’nde ziyarette bulunmuştu.

CHP ve MHP en son, 2017 yılında Anayasa değişikliği için Meclis’te görüşmüştü.

Öte yandan Özgür Özel, Devlet Bahçeli’ye Oltu taşından tespih ve Mesir macunu hediye ederken Bahçeli ise Özel’e bir tabak armağan etti.

Paylaşın

İsrail, Filistinlilerin Sığındığı Refah’a Saldırdı

Filistin – İsrail savaşının 214. günü geride kalırken, İsrail, Gazze Şeridi’nde yerinden edilmiş 1,5 milyondan fazla Filistinlinin sığındığı Refah’a saldırılara devam kararı aldı.

Haber Merkezi / İsrail, hava saldırıları düzenlediği Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah şehrine bir süredir kara operasyonu başlatmak istiyordu. İsrail, dün gece boyunca Refah’ı havadan vurmuştu.

İsrail, “binlerce Hamas üyesini ve onlarca rehineyi barındırdığını” söylediği Refah kentine büyük bir saldırı düzenlemek istediğini belirtiyordu. İsrail ayrıca, “Refah’ı almadan Gazze’de zafer kazanmanın mümkün olmadığını” savunuyordu.

İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 14 bin 944’ü çocuk, 9 bin 849’u kadın olmak üzere 34 bin 735 Filistinli öldürüldü, 78 bin 108 kişi yaralandı.

Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.

Hamas dün, yedi aydır süren savaşta Mısır’ın arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerde ortaya konan ateşkes anlaşmasını kabul ettiğini açıklamıştı.

Ancak İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada, teklifin İsrail’in asıl taleplerinden uzak olduğu, yine de ateşkes anlaşmasına ilişkin görüşmelere devam etmek üzere müzakerecilerin Mısır’a gönderileceği belirtildi.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Hamas’ın ateşkesi kabul etmesiyle ilgili, “Bu kaçırılmaması gereken bir fırsat” dedi.

Daha önce yaptığı yazılı açıklamada İsrail ve Hamas’a anlaşma sağlanması için çağrıda bulunduğunu anımsatan Guterres, ” Refah’a kara saldırısı kabul edilemez” diye konuştu. Guterres, Refah’a kara saldırısının korkunç insani sonuçları olacağını ve bölgeyi istikrarsızlaştıracağını ifade etti.

Birleşmiş Milletler 78. Genel Kurul Başkanı Dennis Francis, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajda, İsrail’in Refah’ın doğusuna yönelik olası kara saldırısından derin endişe duyduğunu ifade etti.

Francis, buraya çok zor koşullarda 1 milyondan fazla yerinden edilmiş Filistinlinin sığındığına dikkati çekti. Dennis Francis, şu anda kalıcı ateşkese yönelik belirleyici adım atma ve esirleri koşulsuz serbest bırakma zamanı olduğunu kaydetti.

Acıyı artık sonlandırmak gerektiğinin altını çizen Francis, ” Daha fazla insani faciaya yol açacak Refah’a yönelik düşüncesizce bir saldırıyı hiçbir şey meşru kılamaz” dedi.

Paylaşın

CHP’de ‘Yeni Anayasa’ Yorumu: İktidarla Yan Yana Gelemeyiz

İktidarın ‘Yeni Anayasa’ hazırlığı genel başkan Özgür Özel başkanlığında toplanan CHP Merkez Yürütme Kurulu’nda (MYK) gündemin önemli maddeleri arasında sıralandı.

İktidarın, “Cumhurbaşkanı’na özel hazırlanan” mevcut Anayasa’ya dahi uymadığının altını çizen CHP’li yetkililer, “AYM ve AİHM kararlarını uygulamayan, her adımda ülke demokrasinin altına dinamit koyan iktidar ile Anayasa değişikliği konusunda yan yana gelmemiz mümkün değil” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin genel merkezinde kurmayları ile bir araya geldi. MYK toplantısında Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile gerçekleştirdiği görüşmenin yanı sıra Kemal Kılıçdaroğlu ve DEM Parti heyetiyle gerçekleştirdiği görüşmeyle ilgili de kurmaylarına bilgi verdi.

BirGün’den Mustafa Bildirci’nin aktardığına göre, CHP kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Özel, “Yerelde iktidar olmanın sorumluluğuyla hareket edeceğiz” mesajını verdi. 31 Mart’ta elde edilen seçim başarısının geride kaldığını değerlendiren CHP kurmayları, “Türkiye’nin yakıcı sorunlarını gündemde tutacağız” dedi.

MYK Toplantısı’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan ile CHP Lideri Özel arasında gerçekleştirilen zirve de konuşuldu. Kamuoyunda yaratılan algının aksine, görüşmenin olumlu yankıları olduğunu kaydeden parti kurmayları, “Ekonomik krizin altında ezilen gençlerin, emekçilerin ve emeklilerinin sorununun çözümüne katkı sunacak her hamleyi değerlendiriyoruz” ifadesini kullandı. CHP Lideri Özel’in de çözümü noktasında Erdoğan’ın kritik rolü bulunan konuların takipçisi olacağını kaydettiği bildirildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile gerçekleştirilen zirvenin yanı sıra eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile gerçekleştirilen görüşme de MYK’nin konu başlıkları arasında yer aldı. Kılıçdaroğlu’nun, “Saray ile müzakere edilmez, mücadele edilir” ifadesinin yarattığı tartışmanın, “Suni bir tartışma” olduğunu savunan CHP yetkilileri, “Türkiye’nin şu an en önemli sorunu, 10 bin TL ile geçinmeye çalışan emeklilerdir” diye konuştu.

İktidarın Anayasa değişikliği hazırlığı da MYK’nin önemli gündem maddeleri arasında sıralandı. İktidarın, “Cumhurbaşkanı’na özel hazırlanan” mevcut Anayasa’ya dahi uymadığının altını çizen CHP’li yetkililer, “AYM ve AİHM kararlarını uygulamayan, her adımda ülke demokrasinin altına dinamit koyan iktidar ile Anayasa değişikliği konusunda yan yana gelmemiz mümkün değil” değerlendirmesinde bulundu.

‘Eğitim sistemine darbe’

Kamuoyunun gündeminde infial yaratan müfredat değişikliği de MYK’de tartışıldı. CHP Milli Eğitim Bakanlığı’ndan sorumlu gölge bakan Suat Özçağdaş, müfredat değişikliğiyle ilgili sunum yaptı. CHP’nin, “AKP’nin parti programı” olarak değerlendirilen müfredat değişikliğine itirazlarını sürdüreceği kaydedildi. CHP yetkilileri, iktidarın, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” olarak duyurduğu yeni müfredatı, “Laik Cumhuriyet ve Eğitim sistemine karşı darbe” olarak değerlendirdi.

CHP kaynakları, CHP Lideri Özgür Özel ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli arasındaki görüşmenin, “CHP’nin siyasette yeniden diyalog zemini oluşturma misyonu” kapsamında gerçekleştirileceğini söyledi. Türkiye’deki kutuplaşmanın giderek arttığını kaydeden kurmaylar, “Ülke çok gerildi. Toplumun, beraberliği görmeye ihtiyacı var. CHP’de bu anlamda bir görev misyon edindi kendine” ifadesini kullandı.

CHP yönetimin, tüm siyasi partiler ile diyalog yolunu açık tutacağı, bu kapsamda yeni ziyaretlerin gerçekleştireceği belirtildi. CHP’nin TBMM’de grubu bulunan muhalefet partileri ile daha fazla diyalog kuracağı kaydedildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, CHP Genel Merkezi’ne gerçekleştireceği ziyarete yönelik de bilgi veren CHP kurmayları, “Sayın Erdoğan, ‘En kısa sürede’ dedi. Zamanı henüz belli değil ancak bu hafta bir ziyaret gerçekleşmesini beklemiyoruz” dedi.

Edinilen bilgiye göre CHP Genel Başkanı Özel, 9 ve 10 mayıs tarihlerinde Afyon ve Eskişehir’de olacak. Özel, 31 Mart’ta kazanılan Afyon ve Eskişehir belediyelerine bir ziyaret gerçekleştirecek.

Paylaşın