Türkiye Kupası’nda İlk Finalist Belli Oldu: Beşiktaş

Türkiye Kupası yarı final rövanş karşılaşmasında Beşiktaş ile MKE Ankaragücü, İnönü’de karşı karşıya geldi. Hakem Zorbay Küçük’ün yönettiği karşılaşmadan Beşiktaş, 1-0 galip ayrılarak kupada adını finale yazdırdı.

Haber Merkezi / Beşiktaş’ı Türkiye Kupası’nda 17. kez finale götüren gol 70. dakikada Muçi’den geldi.

Fatih Karagümrük ile Trabzonspor, yarı finalin diğer ayağında rövanş maçında karşılaşacak. İlk maçta Trabzonspor sahasında 3-2 kazanmıştı.

Eşleşmenin kazananı finalde Beşiktaş ile mücadele edecek. Türkiye Kupası final karşılaşması 23 Mayıs günü oynanacak.

Karşılaşmadan dakikalar

21. dakikada Rashica’nın savunma arkasına attığı pasta topla buluşan Semih Kılıçsoy’un ceza sahası içi sağ çaprazdan sert şutunda meşin yuvarlak yan ağlarda kaldı. 29. dakikada Rashica’nın sağ çaprazdan ortasında uzak kale direğinde iyi yükselen Muçi’nin kafa vuruşu sonrası meşin yuvarlak kaleci Ertaç’ta kaldı.

31. dakikada Muçi’nin ceza sahası dışı sağ çaprazdan sert vuruşunda top sol kale direğinin dibinden auta gitti. 40. dakikada Bassogog’un pasında topla buluşan Flips’in sağ çaprazdan vuruşunda top yakın kale direğinin yanından auta gitti.

44. dakikada paslaşarak kullanılan sert vuruşta Muçi’nin sol çaprazdan sert şutunda kaleci Ertaç’ın sektirdiği top Rashica’nın önünde kaldı. Bu oyuncunun sağ taraftan ortasında savunmadan seken topa Semih’in vuruşunda kaleci Ertaç tekrar topu uzaklaştırdı.

50. dakikada hızlı gelişen MKE Ankaragücü atağında Efkan Bekiroğlu’nun ara pasıyla ceza sahası içi sol çaprazda topla buluşan Chatzigiovanis’in plase şutunda top kaleci Mert’te kaldı.

55. dakikada ön alanda presle topu kapan MKE Ankaragücü’nde Efkan Bekiroğlu’nun pasında ceza sahasında kaleciyle karşı karşıya kalan Bassogog’un şutunda, Mert Günok topu oyun alanına çeldi. Atağın devamında savunma topu kornere uzaklaştırdı.

70. dakikada savunmadan paslaşarak çıkma düşüncesinde olan MKE Ankaragücü’nde Tolga Ciğerci, ayağı kayması sonucu pasında hedefine ulaşamadı. Hata sonucunda ceza sahası dışında topu kontrol eden Muçi’nin ceza sahasına girerken şutunda top filelere gitti: 1-0.

82. dakikada Muçi’nin ara pasında ceza sahası sol çaprazda topla buluşan Cenk Tosun’un sert şutunda, kalecinin müdahale ettiği top üst direğe çarparak kornere çıktı.

Stat: İnönü

Hakemler: Zorbay Küçük, Erdem Bayık, Murat Tuğberk Curbay

Beşiktaş: Mert Günok, Svensson, Necip Uysal (Tayyip Talha Sanuç dk. 90+3), Colley, Masuaku, Al Musrati (Gedson dk. 46), Salih Uçan (Cenk Tosun dk. 78), Ghezzal (Chamberlain dk. 63), Muçi, Rashica, Semih Kılıçsoy (Muleka dk. 46)

MKE Ankaragücü: Ertaç Özbir, Kitsiou, Radakovic, Mert Çetin (Atakan Çankaya dk. 46), Mujakic, Tolga Ciğerci (Moreira dk. 72), Bassogog, Flips (Macheda dk. 85), Efkan Bekiroğlu, Chatzigiovanis (Rodrigues dk. 82), Bajic (Sowe dk. 46)

Gol: Ernest Muçi (dk. 70) (Beşiktaş)

Paylaşın

Merkez Bankası Başkanı: Enflasyon Tahminleri Beklentilerle Uyumlu

Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, 2025 yıl sonu için belirlenen enflasyon tahmininin ve belirsizlik aralığının mevcut beklentilerle uyumlu olduğunu vurguladı.

Fatih Karahan, her enflasyon raporu öncesi güncel veriler ışığında tahminlerini değerlendirdiklerini söyledi. “Şu anki değerlendirmelere göre ciddi bir bozulma olmadığını düşünüyoruz” diyen Karahan, tahminlerinde herhangi bir güncelleme yapılmadığını belirtti.

Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda milletvekillerinin sorularını yanıtladı. CHP’li milletvekilleri, geçtiğimiz bir buçuk ay içerisinde yaklaşık 57 milyar dolarlık bir rezerv kaybı yaşandığını ifade etmişti.

Ancak Karahan, bu eleştirilerle ilgili olarak yalnızca düşüşe odaklanmanın doğru olmayacağını belirterek futbol maçı örneği verdi. “5-2 biten bir maçta size ‘Maç nasıl geçti?’ denildiğinde, ‘2 gol yedik’ demezsiniz; ‘5 gol attık, 2 gol yedik, net olarak 3 farkla kazandık’ dersiniz” ifadelerini kullandı.

Ekonomim’in haberine göre Karahan, rezervlerin durumunu değerlendirirken, mevcut seviyelerin yeterli olmadığını ve önümüzdeki dönemde piyasa koşulları uygun oldukça rezerv biriktirmeleri gerektiğini vurguladı. “Rezerv yeterliliği konusunda açıkçası tam anlamıyla yeterli değiliz. Dolayısıyla, önümüzdeki dönemde piyasa koşullarına göre rezerv biriktirmeye devam etmemiz gerektiğini düşünüyoruz” dedi.

Muhalefet milletvekillerinin, Merkez Bankası’nın altın satışı yaptığına dair soruları üzerine Karahan, 2024 yılında ne yurt içi ne de yurt dışında altın satışı yapılmadığını belirtti. 2024 yılı faaliyet raporlarında da bu durumun açıkça yer alacağını ifade eden Karahan, Merkez Bankası sahipliğindeki altın miktarının 50 ton arttığını söyledi.

Karahan, daha önce yaptıkları swap işlemleri nedeniyle altın miktarındaki bazı değişikliklerin görüldüğünü belirterek, “Geçen sene swap işlemlerini kapattık, bu nedenle emanet tuttuğumuz altın 65 ton azaldı. Ancak, sahipliğimizdeki altın 50 ton arttı” dedi. Böylece, Merkez Bankası’nın sahip olduğu altın miktarının şu anda 508,9 ton olduğunu belirten Karahan, geçen yıl ile kıyaslandığında bu miktarın 50 ton arttığını açıkladı.

“Enflasyon tahminleri beklentilerle uyumlu”

Karahan, milletvekillerinin enflasyon tahminlerinin güncellenmesi ile ilgili sorularına da yanıt verdi. 2025 yıl sonu için belirlenen enflasyon tahmininin ve belirsizlik aralığının mevcut beklentilerle uyumlu olduğunu vurgulayan Karahan, her enflasyon raporu öncesi güncel veriler ışığında tahminlerini değerlendirdiklerini söyledi. “Şu anki değerlendirmelere göre ciddi bir bozulma olmadığını düşünüyoruz” diyen Karahan, tahminlerinde herhangi bir güncelleme yapılmadığını belirtti.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler’den Refah İçin “Felaket” Uyarısı

Filistin – İsrail savaşının 214. günü geride kalırken, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, İsrail’i Refah’a kapsamlı bir operasyon düzenlemekten kaçınmaya çağırdı.

“Kapsamlı bir operasyon insani felakete yol açar” diyen Guterres, Refah’a böyle bir saldırının “stratejik bir hata” ve “insani açıdan felaket” olacağını söyledi. İsrail ve Hamas’ı ateşkes anlaşması yapmaya çağıran BM Genel Sekreteri, bir anlaşma olmadan İsrailli rehinelerin evlerine dönemeyeceğini kaydetti.

Tüm bölgenin kaderini etkileyecek bir “karar anında” olunduğunu da ifade eden Guterres, yüz binlerce Filistinli sivil için gidecek güvenli bölge olmadığına dikkat çekerek, bölgeye insani yardım geçişi için Refah ve Karem Şalom kapılarının derhal açılması gerektiğini vurguladı.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 54 artarak 34 bin 789’a yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 96 artarak 78 bin 204’e yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Hamas’ın, Mısır ve Katar tarafından sunulan ateşkes önerisini kabul ettiğini duyurmasına rağmen, Refah’a kara saldırısı başlattığını ilan eden İsrail, Gazze Şeridi’nin Mısır’a açılan sınır kapısının Filistin kısmını ele geçirdiğini duyurdu.

İsrail, Hamas’ın kabul ettiği ateşkes şartlarının ‘taleplerini karşılamadığını’ öne sürerek, Refah’a kara harekatı başlatma kararı almıştı. İsrail, Refah’taki ‘sınırlı’ operasyonun amacının silahlı Filistinlileri öldürmek ve kuşatma altındaki Filistin topraklarını yöneten Hamas tarafından kullanılan altyapıyı dağıtmak olduğunu iddia ediyor.

Refah, İsrail ordusunun ayak basmadığı son büyük yerleşim yeriydi. Han Yunus ve Gazze gibi daha kuzeydeki şehirlere yönelik saldırılar sonucu evlerinden olan yaklaşık 1.5 milyon Filistinli Refah’a sığındı. Şehrin savaş öncesi nüfusu da düşünüldüğünde bölgede sıkışıp kalanların sayısı 2 milyona yaklaşıyor.

Bu haliyle Gazze Şeridi’nin en yoğun nüfuslu yerleşimi konumunda. Üstelik nüfusun 600 binini çocukların oluşturduğu değerlendiriliyor. Burada yaşam derme çatma çadırlarda sürdürülüyor.

İsrail ordusu haftalar süren hazırlığın ardından Pazartesi günü Refah’a yönelik beklenen operasyonunu başlattı. Ordu bu kapsamda on binlerce kişinin “geçici” tahliyesini istedi. Bölgedekiler, Han Yunus ve El Mevasi civarındaki çadır kentlere yönlendirilirken İsrail ordusu yaklaşık 20 kilometre uzaklıktaki toplanma noktalarını “genişletilmiş güvenli bölge” olarak adlandırıyor.

BM Filistin Mültecilerine Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) en az 100 bin kişinin söz konusu tahliyeden etkileneceğini öngörüyor. Filistin Kızılayı ise tahliye emri verilen bölgede yaşayan sivillerin sayısının 250 bin olduğunu açıkladı.

Refah’ta sıkışıp kalan yüzbinlerce Filistinli ile Mısır arasında yüksek bir duvar ve dikenli teller uzanıyor. Az sayıda yaralının kontrollü geçişi dışında Mısır yönetimi, savaş mağduru Gazzelilere kapıyı kapalı tutuyor. Bunun askeri, siyasi ve ekonomik gerekçeleri var:

İlk olarak Mısır, Filistinlilerin kalıcı olarak yerlerinden edilmesinden endişe ediyor. İsrail’in bu operasyonu bahane ederek Gazze’nin demografik yapısını değiştirmesine karşı çıkıyor.

Geçen 7 ayda çok sayıda İsrailli siyasetçi Arap nüfusun Sina Çölü’ne sürülmesi ve bölgenin İsraillilerin yerleşimine açılması yönünde açıklamalarda bulundu. Netanyahu da, ABD’nin itirazlarına rağmen, savaşın ardından ordunun Gazze’den çıkmayacağını, gelecekte bölgede güvenliği kendilerinin sağlayacağını ısrarla söylemişti.

Paylaşın

KDV Oranları Artırılacak Mı? Mehmet Şimşek’ten Açıklama

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından, KDV oranlarının artırılacağı iddialarına ilişkin yaptığı açıklamada, “Yayınladığımız KDV tebliği KDV artışı olarak yorumlanmış” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Vergi kayıp ve kaçağına neden olan hatalı uygulamaların önüne geçmek için tebliğ ile sadece açıklama yapılmış olup KDV oranı artırılmamıştır.”

Öte yandan Hazine ve Maliye Bakanlığı, KDV oranlarının artırılacağı iddialarına ilişkin basın açıklaması yayımladı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Son günlerde KDV ile ilgili yaptığımız Tebliğ düzenlemesinden hareketle KDV oran artışı yapıldığı, mal ve hizmetler itibarıyla KDV oranlarının belirlendiği listeler arasında kaydırmalarla oran artışları yapılacağı yönünde haberler  görülmektedir. Vatandaşlarımızın doğru bilgilendirilmesi açısından aşağıdaki açıklama gerekli görülmüştür.

KDV Kanununun verdiği yetki çerçevesinde KDV oranları günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre Cumhurbaşkanı tarafından belirlenmektedir. Mal ve hizmetler itibarıyla halihazırda 3 farklı oran uygulanmaktadır.

Temel gıda maddelerinin yer aldığı 1 sayılı Listedeki mallar için oran %1’dir. Yeme-içme, sağlık, eğitim, tekstil, konaklama gibi bazı mal ve hizmetlerin yer aldığı 2 sayılı Listedeki mallar için oran %10’dur. Bu iki listede yer almayan mal ve hizmetler ise genel oran olan %20 oranına tabiidir.

Yeme içme sektöründe bulunan bazı lokanta ve kafeler ile ilaç dışında çeşitli ürünleri satan eczanelerin, oran farklılığını istismar ettiği ve rekabet eşitliğini bozduğu tespit edildi.

Fiyatları KDV dahil olarak belirlenen ve ilan edilen lokanta veya kafelerde, yeme içme hizmeti karşılığında %10 KDV hesaplaması gerekirken, bu hizmet yerine tıpkı bir market gibi et, su, meyve suyu ve benzeri ürünleri tek tek satmış gibi göstererek %1 oranında KDV hesaplandığı, vatandaştan aldığı %10 oranındaki KDV tutarını fiş veya faturada %1 olarak gösterdikleri görüldü.

Aynı şekilde KDV oranı %10 olan ilaç ve benzeri tıbbi ürünlerin yanında KDV oranı %1 olan gida takviyesi içeren ürünleri satan eczanelerin, KDV dahil belirlenmiş fiyatlar üzerinden satış yaptıkları halde tüm satışlarını gıda takviyesi içeren ürün gibi göstermek suretiyle yine vatandaştan aldığı %10 KDV’yi Devlete vermedikleri görüldü. Bu örneklerin sürekli arttığı dikkate alınarak istismarın önüne geçmek ve bu konudaki tereddütleri gidermek maksadıyla konuya açıklık getiren Tebliğ hazırlandı.

KDV oranlarını artırma konusunda Cumhurbaşkanı yetkilidir. Tebliğ ile KDV oran artışı yapılması mümkün değildir. Dolayısıyla Tebliğ ile herhangi bir oran artışı yapılmamıştır. Yeme içme hizmeti sunan işletmeler, gıda maddelerini olduğu gibi satmamakta, bu ürünlerden hazırlanmış bir yemeği veya içeceği hizmet şeklinde müşterilerine sunmaktadır. Bu hizmetle beraber sunulan tuzun, karabiberin, peçetenin, ıslak mendilin veya ikram edilen çay ya da kahvenin ayrı fiyatlandırması söz konusu değildir. Tüm bunlar yeme içme hizmetinin bir parçasıdır ve bu nedenle hizmet bedeli tüm maliyetler dikkate alınarak belirlenir ve KDV oranı da %10’dur.

Müşteriye sundukları menülerde KDV dahil fiyatlar yer alır ve müşterilerinden menüde yer alan tutarın içindeki %10 KDV’yi tahsil ederler.

Düzenledikleri fiş veya faturada doğru KDV oranı belirtildiği takdirde vatandaşın ödediği vergi Hazine’ye intikal eder. Aksi halde ise işletmenin kasasında kalır. Yukarıda da belirtildiği gibi KDV oranlarında suistimalin önüne geçilmesi amacıyla yayınlanan Tebliğ ile;

Yeme içme hizmeti sunan lokanta, kafe, pastane gibi işletmelerin, kendilerinin hazırlayıp sundukları yiyecek ve içecekler ile dışarıdan temin ederek buralarda sattıkları ürünler için %10 oranında KDV hesaplayacakları hususu açıkça belirtilmiştir.”

Paylaşın

SWP’den Dikkat Çeken Rapor: Finans Ve İş Dünyası CHP’ye Yönelebilir

Bilim ve Politika Vakfı’nın (SWP) raporunda, CHP’li belediyelerin nüfusun yüzde 62’sine ev sahipliği yaptığına, bu bölgelerde gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 73,4’ünün üretildiğine ve tüm tasarruf mevduatlarının yüzde 84,5’inin de yine bu illerde tutulduğuna dikkat çekildi.

Raporda, “Bu iller Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 79,6’sından sorumludur ve burada kişi başına düşen milli gelir 9 bin 588 dolar ile AKP’li belediyelerin kişi başına düşen gelirini aşmaktadırlar” bilgisine yer verildi.

CHP’nin yoksullukla kararlılıkla mücadele ve kamu yararı vurgularıyla hükümetin neoliberal politikalarına sıkı sıkıya bağlı olmadığını göstermekte olduğuna işaret edilirken, “Demokratik dönüşüm, yolsuzlukla mücadele ve kamu ihalelerinde şeffaflık vaatleri, Türk iş ve finans dünyasının bu partiye yönelmesi fırsatını yaratıyor” görüşü aktarıldı.

Almanya’nın saygın düşünce kuruluşu Bilim ve Politika Vakfı’nın (SWP), Türkiye’deki siyasi güç dengelerinde 31 Mart yerel seçimleri ile yaşanan değişimin mercek altına alındığı raporunda, Almanya ile Türkiye ilişkilerinin CHP’li belediyeler ile yoğunlaştırılacak, derinleştirilecek iş birliği ile canlandırılabileceğine dikkat çekilidi.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; SWP bünyesindeki Uygulamalı Türkiye Araştırmaları Merkezi (CATS) Müdürü Dr. Hürcan Aslı Aksoy ile uzman Dr. Yaşar Aydın tarafından kaleme alınan raporda önce yerel seçim sonuçlarına ilişkin dikkat çekici gözlem ve değerlendirmelere yer verildi.

CHP’nin yerel seçimlerdeki başarısı “Tarihi galibiyet” sözleriyle tanımlanırken, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ise seçmen tarafından, “Sadece ekonomik sefalet nedeniyle değil, aynı zamanda artan yolsuzluk ve kayırmacılık nedeniyle cezalandırıldığına,” seçmenin izlediği istikrarsız para politikasının faturasını Erdoğan’a yerel seçimlerde kestiğine işaret edildi.

Seçim yenilgisi nedeniyle Erdoğan’ın “karizmasının zedelendiğine” dikkat çekilen raporda, “Muhtemelen bu seçimden çıkan en önemli mesaj, 2028 cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinde bir iktidar değişikliğinin ilkesel olarak mümkün olduğudur” ifadelerine yer verildi.

SWP raporunda ayrıca, “Kimlik siyasetinin reddi, Erdoğan’a bir ders” alt başlığı altında, yerel seçim sonuçlarının artık Türkiye siyasetindeki bir değişime işaret ettiği, laik-dindar, Alevi-Sünni, Türk-Kürt gibi kültürel ve etnik kimlikler üzerinden yapılan siyasetin öneminin azalmakta olduğu kaydedildi.

“Erdoğan döneminin sonunun başlangıcı mı?” sorusuna yanıt aranan raporda, cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin yerel seçimlerden farklı sosyo-politik dinamiklere tabi olduğuna vurgu yapılıyor, ayrıca Erdoğan’ın partisinden daha popüler olduğu hatırlatıldı.

Bununla birlikte uzmanlar, “Erdoğan’ın görev süresinin kalan dört yılı çok sayıda sınamayı beraberinde getirecektir. Bunları popülaritesini kaybetmeden atlatması çok zor olacaktır” öngörüsüne yer verdi.

Erdoğan’ın bir sonraki seçimlere kadar popülaritesini yeniden artırmasını zora sokacak muhtemel zorluklar ise özetle şöyle sıralanıyor: Erdoğan’ın sağ cenahtaki mevcut ve potansiyel müttefikleri de büyük miktarda oy kaybetti. Yeniden Refah Partisi ile Erdoğan’ın yeni bir rakibi var. Ayrıca büyükşehirlerin muhalefete kaptırılması, iktidar elitlerinin kamu kaynaklarına erişimini daha da kısıtlayacak ve bu da daha fazla seçmeni AKP’den uzaklaştıracak.

Seçim yenilgisiyle birlikte Erdoğan’ın Anayasayı değiştirerek iktidarda kalma planlarının da “ağır bir darbe almış” olduğu kaydedilirken, “Eğer Erdoğan Anayasa değişikliği için referandum çağrısı yaparsa, bundan sonuç alabilmek için bir kez daha ekonomik popülizme ve seçim hediyelerine güvenmek zorunda kalacak. Bu da Türk ekonomisinin toparlanmasını engelleyecek ve dolayısıyla siyasi olarak da sürdürülemez olacaktır. Dolayısıyla otokrasiye doğru daha fazla kayma tehlikesinin şimdilik önlendiği sonucuna varılabilir” tespiti aktarıldı.

“Türk finans ve iş dünyası CHP’ye yönelebilir”

Raporda, otokratik yönetim sisteminin konsolidasyonunu önlemeye çalışan ve Erdoğan sonrası döneme hazırlanan CHP için yerel seçimlerden ilk parti çıkmanın ise iyi bir başlangıç noktası olduğu vurgulandı.

Bu galibiyetle birlikte CHP’nin “yeni bir güç” olarak ortaya çıktığına işaret ediliyor, beş yıl boyunca yöneteceği yerel yönetimlerle birlikte ülkedeki siyasi ve ekonomik ağırlığının da daha artacağına dikkat çekildi.

CHP’li belediyelerin nüfusun yüzde 62’sine ev sahipliği yaptığına, bu bölgelerde gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 73,4’ünün üretildiğine ve tüm tasarruf mevduatlarının yüzde 84,5’inin de yine bu illerde tutulduğuna dikkat çekilen raporda, “Bu iller Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 79,6’sından sorumludur ve burada kişi başına düşen milli gelir 9 bin 588 dolar ile AKP’li belediyelerin kişi başına düşen gelirini aşmaktadırlar” bilgisine yer verildi.

CHP’nin yoksullukla kararlılıkla mücadele ve kamu yararı vurgularıyla hükümetin neoliberal politikalarına sıkı sıkıya bağlı olmadığını göstermekte olduğuna işaret edilirken, “Demokratik dönüşüm, yolsuzlukla mücadele ve kamu ihalelerinde şeffaflık vaatleri, Türk iş ve finans dünyasının bu partiye yönelmesi fırsatını yaratıyor” görüşü aktarıldı.

Raporda yerel seçimlerde ikinci kez seçilen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu için de ilginç değerlendirmelere yer verildi. İmamoğlu’nun şimdiden Türk ve yabancı medyada diğer Türk muhalif siyasetçilerden daha fazla ilgi gördüğüne dikkat çekilirken, “İmamoğlu’nun zaferi hiç şüphesiz önümüzdeki yıllarda Erdoğan’ın en güçlü rakibi ve bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde umut vaat eden bir aday olarak konumunu sağlamlaştırdı” ifadeleri kaydedildi.

İmamoğlu’nun siyasi yasak ve üç yıldan yedi yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı davaya işaret edilen raporda, “Bu yargılamanın siyasi amaçlı olduğu açıktır. Seçimin galibi İmamoğlu’nun mahkûm edilmesi, kendisi ve partisi CHP ile dayanışmaya yol açacaktır. Bu da onu siyasi olarak güçlendirecektir” görüşü aktarıldı.

SWP raporunda Almanya ile Türkiye ya da Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye arasındaki ilişkilerde bir ilerleme kaydedilebilmesinin ancak Türkiye’deki merkezi hükümetin mevcut otoriter çizgisinden uzaklaşması ve Kıbrıs konusunda daha yapıcı adımlar atmasıyla mümkün olabileceğini vurgu yapılırken, “Almanya ve Türkiye arasındaki ilişkilerin canlandırılması artık öncelikle ekonomik bağlar ve belediyeler düzeyinde iş birliği yoluyla mümkün görünmektedir” ifadeleri yer aldı.

CHP’nin artık daha fazla belediyeyi yönettiği bu sayede de Alman ve Türk şehirleri ve belediyeleri arasında yeni iş birliği imkanları için alan açıldığı vurgulanırken, “Halihazırda 80’in üzerinde Türk-Alman kardeş şehir programı bulunmaktadır. Kardeş şehir uygulaması sadece toplumlar arasındaki bağları güçlendirmekle kalmıyor; aynı zamanda çevre koruma, sürdürülebilir kentsel gelişim, dijitalleşme, marjinalleşmiş grupların ve mültecilerin korunması ve gençlerin katılımı gibi konularda belediyeler arası iş birliği ve deneyim alışverişi için de alan yaratıyor” denildi.

Erdoğan’ın yerel seçimlerden önce seçmenlere “Oy yoksa hizmet yok” sözleriyle muhalefetin kazandığı belediyelere merkezi hükümetin destek sağlamayacağı mesajının anımsatıldığı SWP raporunda, şu dikkat çekici ifadelere yer aldı:

“Bu yolla CHP yönetimindeki İstanbul belediyesinin iç borçlanmasını imkânsız hale getirmişti. Bu nedenle örneğin raylı ulaşım ağı daha fazla genişletilemedi. İşte bu noktada Almanya, raylı ulaşımın genişletilmesi ve dijitalleşme gibi altyapı ve iklim projeleri için belediyelere mali destek sağlayarak devreye girebilir.”

Paylaşın

Özel’den Mehmet Şimşek’e IMF Göndermesi

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Mehmet Şimşek yüksek enflasyonla maaşları kemirterek, alım gücünü düşürterek harcamaları kısıp tüketimi düşürüp enflasyonu düşürecek bir yöntem arıyor, krize tuhaf yöntemlerle çare arıyor” dedi ve ekledi:

“Bir zamanlar IFM’yi bitirdik diyenler şimdi, görünmez IMF programı! IMF’ni yap dediklerini hepsini vatandaşa kendi kendilerine yağıyorlar. Güya IMF yok ama hayaleti var. Program Mehmet Şimşek’in gulyabani programıdır. Ey Mehmet Şimşek IMF’nin hayaleti hep emekçinin penceresinde dolanıyor, hep işçinin kapısına dayanıyor, şu gulyabaniyi biraz da zenginlere götür be kardeşim.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özel, konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Taksim 1 Mayıs’ta emekçilere kapatıldı. Oradaydık, orada AYM kararına rağmen örülen utanç duvarını gördük. Türkiye Cumhuriyeti’nin en kıymetli tarihi hazinelerinden biri olan surların önüne İstanbul’a yıllar önce su taşıyan tarihi kemerlerin önüne aralara TOMA’ları dizerek önüne polisimize dizerek orayı bir utanç duvarı haline getirdiler. Bu utanç duvarı maalesef tarihe geçti.

O utanç duvarı bu iktidar gidip bu ülkeye özgürlükler geldiğinde Türkiye demokrasisinin o kara günü anılırken hep hatırlanacak. O gün birileri Anayasa’ya uymadılar. Anayasaya uymadıkları için emekçileri içeriye almadılar. Girmek isteyenler karşılarında kendileri de birer emekçi olan polisimiz kanunsuz bir emirle karşı karşıya getirildi. Gösterilen anlayış kıymetliydi ama ardından 49 yurttaşımız 1 Mayıs günü orada yaşananlar üzerine tutuklandı.

Suçluların mağdur, mağdurların suçlu ilan edildiği bir süreçteyiz. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı anayasal bir haktır, onu engelliyorsun. Sonra da kanuna uymuyor diye onu tutukluyorsun. Bir an önce tutuklama tedbirinin kaldırılmasını, gençlerin serbest bırakılmasını, milletten kanuna uymasını isteyenlerin önce Anayasa’ya uyması gerektiğini hatırlatıyorum.

Ekonomide yüzde 18’den 8’e inen şu an yüzde 10 olan mobilyadaki eğitim harcamalarındaki konaklamadaki ve daha Mehmet Şimşek’in aklındaki pek çok başlıkta liste oyunuyla KDV 10’dan 20’ye çıkarılıyor. Bu seçim öncesi ‘KDV artışı planlamıyoruz’ lafının laf oyunu olduğunu, liste hileleriyle KDV artışının gündemde olduğunu ve doğrudan vatandaşın cebine Mehmet Şimşek’in el atmak üzere olduğunu ifade etmek istiyorum.

Bu memlekette verdilerin yüzde 76’sı yani 4 lira verginin 3 lirası dolaylı vergilerden alınıyor. Yani fabrikatörle işçisi aynı vergiyi ödüyor aynı ürünü alınca. Vergilerin yüzde 75’i dolaylı vergiyle alınıyorken doğrudan vergilik yüzde 25’in de yüzde 15’lik kısmı çalışanların maaşından doğrudan kesilerek alınıyor. Geriye sadece 10 liralık verginin 1 lirasını gerçekten kazançtan verilen vergiler oluşturuyor. Bu kadar holding  toplam verginin onda birini verirken bu kadar işçi bu kadar memur bu kadar yoksul yüzde 90’ını veriyor. Bu adaletsiz düzene isyan ediyoruz, isyan ediyoruz, isyan ediyoruz.

CHP olarak bütün emeklileri ve onlara destek vermek isteyen herkesi 26 Mayıs Pazar günü Ankara’daki büyük emekli mitingine davet ediyorum. Söz verdik onlar yıllarca bu memlekete hizmet ettiler, alın teri döktüler, nasırlı elleriyle hizmet ettiler şimdi onları unutamayız, herkes bir gün emekli olacak, emeklinin hakkını Cumhuriyet Halk Partisi alacak.

“Mehmet Şimşek krize tuhaf yöntemlerle çare arıyor”

Bu arada Mehmet Şimşek yüksek enflasyonla maaşları kemirterek, alım gücünü düşürterek harcamaları kısıp tüketimi düşürüp enflasyonu düşürecek bir yöntem arıyor, krize tuhaf yöntemlerle çare arıyor. Bir zamanlar IFM’yi bitirdik diyenler şimdi, görünmez IMF programı! IMF’ni yap dediklerini hepsini vatandaşa kendi kendilerine yağıyorlar. Güya IMF yok ama hayaleti var. Program Mehmet Şimşek’in gulyabani programıdır. Ey Mehmet Şimşek IMF’nin hayaleti hep emekçinin penceresinde dolanıyor, hep işçinin kapısına dayanıyor, şu gulyabaniyi biraz da zenginlere götür be kardeşim.

Ayşe Ateş bundan sonra her anlamda görünür desteğimizden memnun olacağını söyledi. Biz de kendisine hakikate ulaşılana kadar kendisine onun yüreği soğuyana kadar evlatlarının babasının kanı yerde kalmayana kadar arkasında olduğumuzu söyledik. Bir kez daha bunu ifade ediyoruz.”

Paylaşın

MHP Lideri Bahçeli: Kutuplaşmak Yerine Kucaklaşmak Lazım

Partisinin Meclis’teki grup toplantısında konuşan MHP Lideri Devlet Bahçeli, “Siyasette bahar olmasından memnunuz. Kutuplaşmak yerine kucaklaşmak lazımdır” dedi ve ekledi:

“Kapımıza değil de kalbimize vuranı buyur ederiz. Ülkenin temel meselelerine kafa yormak bizim de arzu ve amacımızdır. Siyasette köprü kurmak yerine duvar inşa edersek yanlışa düşeceğimizi bilmek de yarar vardır. Siyaset kavga arenası değildir. Siyaset konuşma ve düğümleri çözme yeridir.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Meclis’teki grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli’nin konuşmasının satırbaşları şöyle:

“Gülün dikeni var diye üzülmek yerine dikenin gülü var diye sevinmeyi tercih edeceğiz. Önce yanlışı bilenler doğruya erişemez. 55 yıllık siyasi tecrübeyle diyorum ki suyun üstünde yürüsek bile yüzme bilmiyor diye eleştirenler olacak.

Bu nedenle önümüze bakacağız. Mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Elinizi vicdanlarınıza koyun desek vicdanlarını bulamayanların bizi anlamasını beklemiyoruz.

Hayatlarında tek bir fabrikaya girmeyenlerin dahi vicdanı tutsaktır. 1 Mayıs’ta sadece görevini yapan Türk polisine düşmanca saldırdılar. Polise saldıranlar Haçlı kalıntısıdır. Emek ve Dayanışma Günü ülkenin her yerinde kutlanabilir. Peki Taksim ısrarı niyedir? Polislerimiz asıl emekçidir. Bunu görmeyenler zalimdir zillettir.

Türkiye’nin İsrail’in Gazze’de işlediği soykırım ile ilgili açılan davaya müdahil olması önemli bir adımdır. 35 bin masumun dökülen kanı Netanyahu’yu inşallah boğacaktır. Netanyahu için hesap günü yakındır. İsrail ile ticaretin durdurulması da yerinde bir karardır.

Batının insanlık değerlerine cephe aldığı da gerçektir. İşlerine gelince insan hakları bilirkişiliği yapan ülkelerin işlerine gelmediği zaman hak ve hukuk tanımamaları ikiyüzlülüktür. Bizim bu çifte standartçı ahlaksızlığa karnımız toktur.

Kahire’deki ateşkes görüşmesinin çıkmaza girmesi çok tehlikelidir. Netanyahu’nun ateşkese yanaşmaması da bir insanlık sorunudur. Netanyahu müzakere sürecini dinamitliyor.

“Kutuplaşmak yerine kucaklaşmak lazım”

Siyasette bahar olmasından memnunuz. Kutuplaşmak yerine kucaklaşmak lazımdır. Kapımıza değil de kalbimize vuranı buyur ederiz. Ülkenin temel meselelerine kafa yormak bizim de arzu ve amacımızdır. Siyasette köprü kurmak yerine duvar inşa edersek yanlışa düşeceğimizi bilmek de yarar vardır. Siyaset kavga arenası değildir. Siyaset konuşma ve düğümleri çözme yeridir.

Kimse mahkemeye talimat veremez. Yargı yetkisini kullanan bağımsız mahkemelerdir. Mahkeme kararları değiştirilemez. Gezi Park davasında hüküm alan Osman Kavala ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırılmıştır ve diğer sanıklar da ceza almıştır.

Kavala için sipariş veriliyor. Ceza kararlarını veren bağımsız ve tarafsız mahkemelerdir. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Özgür Özel de batının kara propagandasına kulak asmasın.

İddianame hazırlandı içi boş dediler. Kimin elinde hangi belge varsa mahkeme ile paylaşmalı. Televizyon ekranlarında mahkeme kurulamaz. Hukuki süreç Ankara’da mı bitecek Pensilvanya’ya mı dayanacak? Beklentimiz iddianamenin kabul edilip yargılamanın başlamasıdır.”

Paylaşın

Yadigar Ejder Kimdir? Hayatı, Filmleri

5 Ekim 1951 yılında Sivas’ta dünyaya gelen Yadigar Ejder, 4 Mart 1991 yılında İstanbul’da hayatını kaybetti. Asıl adı Adnan Ayberk olan Yadigar Ejder’in naaşı Kulaksız Mezarlığı’na defnedildi.

1967’de Yeşilçam’a adım atan Yadigar Ejder, birçok filmde yardımcı oyuncu olarak rol aldı. Yadigar Ejder, özellikle Kemal Sunal filmlerinde oynadı.

Yadigar Ejder’in rol aldığı filmlerden bazıları: Ayşecik Bahar Çiçeği, Estergon Kalesi, Tarkan: Altın Madalyon, Zambaklar Açarken, Almanyalı Yarim, Zindan, Babacan, Cemil, Ben Bir Garip Keloğlanım, Deli Şahin, Kara Murat Şeyh Gaffar’a Karşı, Korkusuz Cengaver, Nereye Bakıyor Bu Adamlar, Sahte Kabadayı, Su Perisi Elması, Tek Başına, Yarınsız Adam,

Baba Ocağı, Baskın, Çarli’nin Kelekleri, İnsanları Seveceksin, Kara Murat Devler Savaşıyor, Kılıç Bey, Ölüm Görevi, Taşı Toprağı Altın Şehir, Benim Yaşantım, İki Cambaz, İnsan Sevince, Kanun Gücü, Korkusuz Korkak, Gerzek Şaban, Kartal Murat, Rüzgâr, Öğretmen Kemal, Sarışın Tehlike, Üç Kağıtçı, Adile Teyze, Baş Belası,

Doktor Civanım, Dünyayı Kurtaran Adam, Gırgır Ali, Yor, Gırgıriyede Cümbüş Var, Kılıbık, Şaban Pabucu Yarım, Balta, Bela, İnfilak, Kıratlı Süleyman, Ninja Gece Savaşçısı, Size Selam Getirmişem, Tarzan Rıfkı, Tokatçılar, Vahşiler, Beyoğlu’nun Arka Yakası, Bombacı, Sen Benimsin, Acı Şarkı, Canımdan Can İste, Doktorlar, Tecelli, Ula Ula Niyazi, Dalgacılar.

Paylaşın

Yalçın Gülhan Kimdir? Hayatı, Filmleri

27 Aralık 1944 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Yalçın Gülhan, 27 Temmuz 2019 yılında İstanbul’da hayatını kaybetti. Yalçın Gülhan’ın naaşı Karacaahmet Mezarlığı’na defnedildi.

Oyunculuğa ilk defa yönetmenliğini Yavuz Yalınkılınç’ın yaptığı 1964 yapımı Dağlar Aslanı adlı sinema filmiyle başlayan Yalçın Gülhan, 1970’li yılların başlarından itibaren Ulvi Uraz Tiyatrosu ve Devekuşu Kabare Tiyatrosu’na girerek çeşitli oyunlarda sahne aldı.

Yalçın Gülhan, 1970’lerin ikinci yarısından sonra ve 1980’li yıllar boyunca yer aldığı sinema filmlerinde yan karakter rollerinde göründü. Yalçın Gülhan Türk dizi tarihine geçen, 1992-2002 yılları arasında yayınlanan Mahallenin Muhtarları’ndaki “Şoför Ali” rolüyle geniş kitlelerce tanındı.

Yalçın Gülhan’ın rol aldığı dizi ve filmlerden bazıları: İki Tatlı Serseri, İşte Kapı İşte Sapı, Kaygısızlar, Kokla Ama Koparma, Kral Benim, Sevişerek Ölenler, Tadına Bakarım, Cıbıl, Dar Geçit, Fiyakanı Bozarım, Hayırsız Evlat, Kader Bu, Krallar Eğleniyor, Parola Kartal, Yalan, Akdeniz Kartalı, Avrupa Macerası, Cemil Dönüyor,

Günah Köprüsü, Son Gülen Tam Güler, Bir Garip Yabancı, Dost Bildiklerim, Kadınlar Koğuşu, Nefret, Yüz Karası, Divane, Doktor, Kaldırım Kuşları, Durdurun Dünyayı, Nankör, Vazgeç Gönlüm, Bağrımdaki Ateş, İtirazım Var, Kürtaj, Bir Pazar Günü, Islak Mendil, Sen de mi Leyla, Bedel, Kurban, Yaktı Beni, Yıkılan Gurur, Acı, Bu İkiliye Dikkat, Kara Para, Acıların Kadını, Ana, Ana Gibi Yar Olmaz,

Hesap Günü, Kıskaç, Kısrak, Çocuklar Ölmesin, Umut Zamanı, Yolun Sonundaki Karanlık, Hayat Oyunu, Gece, Gizli Oyun, Bir Avuç Sevgi, Beyaz Umutlar, Ödeşme Ödeşme, Sevdaların Ölümü, Yaşamak İnsan Gibi, Ölümüne Sevda, Abuzer Kadayıf.

Paylaşın

Yıldırım Gencer Kimdir? Hayatı, Filmleri

25 Kasım 1936 yılında Sakarya’da dünyaya gelen Yıldırım Gencer, 17 Ocak 2005 yılında Sakarya’da hayatını kaybetti. Asıl adı Gencer Yıldırımgeç olan Yıldırım Gencer’in naaşı Kuzuluk Mezarlığı’na defnedildi.

Sinemaya 1963’te “Elalem Ne Der” filmiyle başlayan Yıldırım Gencer, çok sayıda filmde başrol ve ikinci derece rollerde oynadı. Türk sinemasında “kötü adam karakteri” rollerinde tanınan Yıldırım Gencer; alçak gönüllülüğü, kendine özgü gösterişli yürüyüşüyle ve duruşuyla tanınırdı.

Sinema ve dizi filmlerde rol alan Yıldırım Gencer, Yeşilçamın ilk fantastik filmi karakteri olan Kilink’i canlandıran kişi oldu. Yıldırım Gencer, 1979’da TRT için çekilen Yorgun Savaşçı dizisinde Çerkes Ethem’i canlandırdı. Dizi 12 Eylül Darbesi’nde yakıldı. 10 yıl sonra dizinin saklanılmış bir negatifi bulundu. Ardından dizi Halit Refiğ tarafından yeniden düzenlenip yayınlandı.

Yıldırım Gencer’in rol aldığı filmlerden bazıları: Elalem Ne Der, Çapkın Efe, Kocatepe’nin Üç Süvarisi, Affedilmeyen Günah, Kanlı Kale, Sırtımdaki Bıçak, Kovboy Ali, Garibim Çalıkuşu, Hedef Ankara, İntikam Yemini, Kahramanlar Köyü, Korkusuz Adam, Kumsalda Üç Kadın, Yumrukların Kanunu, Benim Adım Kerim, Çirkin Kral Affetmez,

Caniler Kralı Killing, Çelik Bilek, Hayat Acıları, Hırsız Prenses, Killing Canilere Karşı, Namus Belası, Şark Yıldızı, Son Kurban, Soy Ve Öldür, Yarın Çok Geç Olacak, Casus Kıran, Belalı Beşler, Beş Asi Adam, Kaçak, Kader, Kafkas Kartalı, Kara Pençe, Kızgın Adam, Kızıl Maske, Kral Kim, Maskeli Beşler, Maskeli Beşlerin Dönüşü, Ölümsüz Adam,

Kral Affetmez, Sert Adam, Silah Arkadaşları, Ağlıyorsam Yaşıyorum, Ayrılık Hasreti, Biraz Neşe Biraz Keder, Değişim, Gün Doğmadan, Yedi Bela, Kafesteki Kadın, Kız Sen İstanbul’un Neresindensin, Seviyorum, Süreyya, Arap Bilo, Yarın Artık Bugündür, Bomba, Hazreti Ayşe, Jaguar, Sürgündeki Adam, Vur Hançerini Kadınım, Bombacı, Arka Evin İnsanları,

Canım, Nazlı ile Emir, Sevgili Bayan, Eski Silah, İnsanlar Yaşadıkça, Kavgamız, Kan Çiçeği, Tatar Ramazan, Fedai, Kabadayılar Kralı, Ah Gardaşım, Deniz Gurbetçileri, Tatar Ramazan Sürgünde, Ben Anayım, Zirvedekiler, Çok Özel İlişkiler, Gülpembe, İnsanca Sevmek, Kurtlar Sofrası, Sarhoş, Yarasa, Yahya Kaptan,

Ben Topraktan Bir Canım, Perişanım, Sevgi Dünyası, Antepli, Kan Bağı, Mecnun, Milcan, Günaha Girme, Islak Mendil, Yakılacak Kadın, Yaşamak Seninle Güzel, Bedel, Dostlar Sağolsun, Ölüme Son Adım, Yıldızlar da Kayar, Bir Zamanlar Kardeştiler.

Paylaşın