Ünsal Emre Kimdir? Hayatı, Filmleri

21 Eylül 1945 yılında Bursa’da dünyaya gelen Ünsal Emre, 24 Ocak 2012 yılında İstanbul’da hayatını kaybetti. Ünsal Emre’nin naaşı Kulaksız Mezarlığı’na defnedildi.

İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nden mezun olan Ünsal Emre, 1971’de Ses Dergisi’nin açtığı yarışmada Tarık Akan’ın ardından ikinci seçilerek sinema oyunculuğuna başladı. 70’li yılların ortasında Yeşilçam erotik filmler furyasına kapılan Ünsal Emre, oyunculuk kariyeri 1990’ların ortasında TV dizileriyle devam etti.

2000’li yılların başında dini içerikli televizyon filmlerinde oynayan Ünsal Emre, Yeşilçam’da yaklaşık 450 yapımda rol aldı.

Ünsal Emre’nin rol aldığı dizi ve filmlerden bazıları: Lekeli Melek, Hazreti Ömer’in Adaleti, Civciv Çıkacak Kuş Çıkacak, Hırsız Milyoner, Korkusuzlar, Cümbüş Palas, Kasımpaşalı Emmanuel, Yapışık Kardeşler, Hanımın Çiftliği, Danimarkalı Gelin.

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’ın “Siyasette Yumuşama” Mesajına Çarpıcı Yanıt

Erdoğan’ın “siyasette yumuşama” mesajına yanıt veren Özel, “En çok ben istiyorum normalleşelim, en çok ben istiyorum yumuşayalım. Benim görevim anayasal kayıpları teker teker geri almak” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Taksim, Anayasa Mahkemesi kararına rağmen yasaksa, ODTÜ Stadyumu yasaksa bundan sonra kimse normalleşip de sonu anayasaya varır mı diye düşünmesin. Bugün Anayasa çağrısı yapan ve yeni anayasa isteyen herkese diyoruz ki mevcut anayasaya harfiyen uymadan Türkiye’de anayasaya aykırı yapılan işleri yapmaya devam ederek, anayasa da olmaz, yumuşama tartışmaları sonuç da vermez.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, 6 Mayıs 1972 tarihinde idam edilen “68 Kuşağı” önderlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın ölüm yıl dönümlerinde Karşıyaka Mezarlığı’ndaki anmaya katıldı. Gezmiş, Aslan ve İnan’ın mezarlarına karanfil bırakan Özel, burada yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:

“Şimdi birileri Türkiye’de bir başka tartışma başlatmak istiyor ve yumuşama söylemlerinden bahsediyor. Bu işin sonu anayasaya varsın istiyor. Buradan sesleniyoruz. ODTÜ öğrencileri, 25 yaşındaki günahsız çocukların yazdıkları yazının olduğu stadyumda geleneksel tören yapmak isteyince onun karşısına polis, jandarma çıkaranlar neyin yumuşamasından bahsediyorlar? Hadi görelim. Yarın yumuşayalım. Deniz’in, Yusuf’un, Hüseyin’in hatırasına saygı, ODTÜ’deki kardeşlerimize saygı gösterin. İzni verin. Bir görelim nasıl oluyor bu yumuşama.

Taksim yasak, yumuşayalım. Devrim Stadı yasak, normalleşelim. En çok ben istiyorum normalleşelim. En çok ben istiyorum yumuşayalım. Benim görevim anayasal kayıpları teker teker geri almak. Taksim Anayasa Mahkemesi kararına karşı yasaksa, Anayasa Mahkemesi herkes çıkabilir demişken yasaksa, ODTÜ Stadyumu yasaksa bundan sonra kimse normalleşip de sonu Anayasa’ya varır mı diye düşünmesin.

Anayasa Mahkemesi kararına rağmen arkadaşlarımız Gezi’den içeride yatıyorlarsa ve kimse normalleşmeden bahsetmesin. Ama şunu söyleyelim. Denizleri asanlar, mahkeme kararına anayasal düzeni ortadan kaldırmaya çalışmak yazdılar. Kardeşlerimizi, evlatlarımızı bu bahaneyle astılar. Oysa Deniz anayasal düzeni, anayasayı savunuyordu. Anayasanın özgürlüklerini savunuyordu. Anayasaya sahip çıkmayı savunuyordu. Karşısındakiler yasakladılar. Karşısındakiler onları illegal bir çizgiye itmek için her şeyi denediler.

Bugün anayasa çağrısı yapan ve yeni bir anayasa isteyen herkese diyoruz ki mevcut anayasaya harfiyen uymayan, Türkiye’de anayasaya aykırı yapılan işleri yapmaya devam ederek, kayyum da atasan anayasaya aykırıdır. Öbür taraftan gidip serbestçe anayasal gösteri hakkını kullanmak isteyen işçiye, ODTÜ’lü öğrenciye izin vermeyince de anayasayı siz çiğniyorsunuz. Harfiyen anayasaya uyulmadan, anayasa da olmaz. Yumuşama tartışmaları sonuç da vermez.

Bizim yüreğimiz yanıyor. Burada Filistin atkısı var. Deniz Gezmiş’in davası aynı zamanda Filistin davasıdır. Deniz Gezmiş Filistin’de El Fetih Kamplarında İsrail zulmü ve işgaline karşı direnmiştir. Şimdi bir emaneti sizlerle paylaşmak isterim. Deniz’in Filistin’de, El Fetih Kampındaki en yakın arkadaşı İsa. Deniz Gezmiş’e Filistin şiiri okur. Kitap Arapça’dır. Deniz Gezmiş bir yandan Arapça sökmeye, bir yandan şiiri ezberlemeye çalışırken bu kitabın Türkçeye çevrilmesi lazım der. Bu kitap Türkçeye çevrilir. Ama o kitap Deniz Gezmiş’in eline hiç ulaşamaz. 1976’da İsa Türkiye’ye gelir. O kitabın Türkçe basımını alır. Deniz Gezmiş’in mezarını ziyaret eder. Bu kitapla birlikte Filistin’e döner. İki sene önce ölürken evladına bu kitabı verir.

Deniz Gezmiş’in izinden geçen birine verin bunu Türkiye’de der. İsa’nın oğlu bu kitabı Türkiye’deki Filistinli öğrencilerin dernek başkanı eliyle geçen hafta bana ulaştırdı. Filistin ile dayanışan sözlerimiz, bizim mücadelemiz, Yaser Arafat ile Bülent Ecevit’in mücadelesidir. Bizim mücadelemiz Deniz Gezmiş’in mücadelesidir. Denizlerin, İsaların mücadelesidir dediğim gün oğlu bu kitabı bana yollamaya karar vermiş. Bu kitabı alıp kişisel kütüphaneme koymayacağım. Bu kitabı CHP’nin müzesine koyacağız. Devir teslimlerde CHP Genel Başkanları bu kitabı bir sonraki genel başkana verecekler. Ben benden sonraki genel başkana vermek üzere CHP’nin müzesine bu kitabı koyup, devir teslimde böyle bir kitabın varlığını benden sonraki Sayın Genel Başkana arz edeceğim.

Çünkü Deniz Gezmiş’in yolundan giden tek başına Özgür Özel değildir. Bütün CHP’liler, Deniz Gezmiş’tir, Deniz Gezmiş’in yolundan yürümektedirler. Hepinize buraya geldiğiniz için teşekkür ediyorum. Hatıraları önünde saygı ile eğiliyorum. Bora ağabeyinin şahsında Deniz Gezmiş’in kan bağı olan bütün akrabalarına baş sağlığı diliyorum. Hüseyin İnan, Yusuf Aslan’ın ailelerine bir kez daha başsağlığı diliyorum. Şunu buradan bir kez daha ifade ediyoruz ki hepimiz Deniz’iz, Yusuf’uz, Hüseyin’iz. Onların mücadelesi durmadı. Sönmedi. Mücadele sürüyor. Mücadeleyi sürdürüyoruz.”

“Dikkatle takip edeceğiz”

Özel, anma sonrası gazetecilerin sorularını yanıtladı. Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmeye ilişkin olarak şunları söyledi: “İki genel başkan bir görüşme yaptıktan sonra ya ortak açıklama yapılır ya da herkes görüşmeyle ilgili kendine ait kısımlar hakkında bilgi verebilir. Diğeri son derece müzakere tekniğine aykırı bir iştir. Ben şöyle dedim, bana böyle dediler dediğinizde görüşmenin belli seyrini, bundan sonra olabilecek olumlu görüşmeleri engellemiş olursunuz.

Ben gazetecilik merakına sonuna kadar saygılıyım ancak konunun, sorunun cevabına bu kısmı için, bu cevap için muhatap ben değilim. Benin söylemem doğru olmaz. Ben sadece kendimin ne yaptığını söyleyebilirim” dedi. Detaylı bir dosya hazırladıklarını vurgulayan Özel, “O dosyayı Cumhurbaşkanı ile yaptığımız görüşmede gündemimize aldık. Üzerinde konuştuk. Ben bu konuda önümüzdeki günlerde olumlu gelişmeler olacağını ümit ediyorum. Bu ümidimi koruyorum. O zaman da söylemiştim. Dikkatle takip edeceğiz. Belki Sayın Erdoğan bu konuda bir açıklama yaparsa, ondan sonra o günle ilgili diğer detaylar aleniyet kazanabilir ama benim aksini yapmam müzakere tekniğine uygun davranış olmaz.

Öncelikle bunu söylemek isterim. Ama herkesin içi rahat olsun. Gezi davasında da 28 Şubat davasında da yaşanan hukuksuzluklar, bu toplumdaki tüm beklentiler, yani önceden bir gündem hazırladığımızı söylemiştim. O gündem içindeki herhangi bir madde konuşulmadan o toplantıdan ayrılınmadı. O gün de söylemiştim. Daha önce söylediğimiz her şey, daha fazlası toplantıda konuşuldu. Büyük bir nezaketle karşılıklı müzakere edildi, görüş alışverişi yapıldı. Bizim tarafımızdan belli talepler net şekilde dillendirildi. Ben bu marj içinde kalmak durumundayım.”

Özel, Erdoğan’ın Cumhuriyet Halk Partisi’ni ziyaretine ilişkin soruya ise şu şekilde yanıt verdi: “Bize henüz böyle bir başvuru yapılmadı. Böyle bir talepte bulunulacağını biliyoruz. Netleşen bir tarih olduğunda açıklanır” yanıtını verdi. Özel, Erdoğan görüşmesinin ardından “CHP’nin içi karıştırılmaya çalışılıyor” yorumlarına ilişkin soruya, “Bu tip yorumları duyuyorum.

Bunlar eski zamanlarda, 47 yıl seçim kazanamamanın verdiği özgüvensizliği atamamış bazı arkadaşlarımızın değerlendirmeleri. Türkiye’nin birinci partisini, yüzde 38 oy almış bir partiyi, gelecek seçimlerde Türkiye’nin iktidar partisi olmak için can ve başla çalışan, buna yürekten inanmış kadroların partisini kim karıştırmak isteyebilir? Kim komplo teorileri ile bizleri meşgul etmek isteyebilir? Bunlar özgüvensiz dönemden kalan meseleler. Kendimize güvenimiz tam. Kayıt dışı siyasete karşıyız.

Her şeyi gözlerinizin önünde yapıyoruz, açıklıyoruz, çalışıyoruz, gayret ediyoruz. Hiç kimse korkmasın. Bu CHP’yi tankı, topu, tüfeğiyle darbeciler karıştıramadı. Biz her seferinde bazen düştük, hep beraber düştüğümüz yerden kalktık. Şimdi yerdeyken kalkacağına inanan bir parti. Tarihinin en önemli çıkışlarından birinde böyle özgüvensiz sorularla, özgüvensiz tartışmalarla kimse kimseyi meşgul etmesin. İşimiz var daha iktidar olacağız.”

“Deniz Gezmiş’in yolu bütün CHP’lilerin yoludur”

Özel, ayrıca Filistin ziyaretine ilişkin soruya şu yanıtı verdi: “Atkı Deniz Gezmiş’in Filistin davasındaki duruşunu hatırlatmak üzere taktığımız ve o duruşu devam ettirdiğimize yöneliktir. Biraz önce Deniz Gezmiş’in arkadaşları, Filistin’deki arkadaşı İsa’nın Deniz Gezmiş’in istediği Filistin şiiri kitabının Türkçeye çevrilmesinden sonra, o kitabı alıp Deniz Gezmiş’in vefatından sonra hayatının sonuna kadar saklamış. Ölüm döşeğindeyken 2 sene önce oğluna emanet etmiş.

Türkiye’de Deniz Gezmiş’in yolundan giden birini bul, bu kitabı ver diye. Geçen hafta bana Filistinli öğrencilerin başkanı geldi. İsa’nın oğlu bu kitabı size vermemi istedi dedi açıklamamdan dolayı. Biz o kitabı aldık ve benden sonraki CHP’nin Genel Başkanına teslim etmek üzere, partimizde ve hatta müzemizde yıpranmaması, kaybolmaması için müzemizin kaydına alacağız. Müzemizde sergileyeceğiz. Benden sonraki Genel Başkana devir teslim sırasında arz edeceğim. Çünkü Deniz Gezmiş’in yolu bütün CHP’lilerin yoludur.”

Özel, Ankara’da öldürülen eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş suikastına ilişkin olarak, “Sinan Ateş iddianamesi ile ilgili kapsamlı bir çalışma ve kapsamlı bir açıklama yapacağız. Ancak iddianame hem aileyi son derece rahatsız etmiştir. Hem Türkiye’deki gerçekten adalet isteyen herkesi rahatsız etmiştir. İddianameyi hazırlayan savcının görevi şudur. Delilleri toplamak. Şahitleri dinlemek.

Soruşturmayı genişletmek ve en geniş şekilde yargılanma safhası gelmeden önce iddianameyi hazırlamak. Kamuoyunun kapsamı savcıdan geniş arkadaşlar. Sizler savcıdan daha çok şey biliyorsunuz. İddianamenin özelliği şudur, iddianameyi okuduğunuzda haber yaparsınız. İddianame ile ilgili yapılan haberler, iddianamede bir şey olmadığına yönelik. Normalde ne beklersiniz, iddianame ile birlikte gizli yürütülen önemli bir soruşturmada yeni bilgiler öğrenmek istersiniz. İddianamede yeni bilgiler yok.

Sizlerin her birisi burada takip eden değerli basın emekçilerinden bir tanesi eline kalemi alsa daha güçlü bir iddianame yazar. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Bu arada Sayın Ayşe Ateş. Sinan Ateş’in eşi bizden bir randevu talebi olmuştu. Kendisiyle bugün görüşeceğiz. Ondan sonra da kendisinin tabi bu konuyla ilgili topluma mal olan tepkisini hep birlikte biz de sizlerden takip ettik. Onun dışında kendisiyle de görüştükten sonra daha fazla ve net bir şeyler söyleme imkanı buluruz” dedi.

Paylaşın

İYİ Parti’nin Yeni Grup Başkanvekilleri Belli Oldu: Buğra Kavuncu Ve Turhan Çömez

Kurultay’da genel başkanlığa Müsavat Dervişoğlu’nun seçildiği İYİ Parti’de yeni grup başkanvekilleri oy birliği ile Mehmet Satuk Buğra Kavuncu ve Turhan Çömez oldu.

Haber Merkezi / İYİ Parti’nin yeni genel başkanı Müsavat Dervişoğlu, başkanlık divanından sonra bu kez grup başkanvekillerini belirledi. İYİ Parti Milletvekili Hakan Şeref Olgun, İYİ Parti TBMM Grup Yönetimi için seçim yapıldığını bildirdi.

Olgun, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu başkanlığında yapılan toplantıda, Turhan Çömez ve Mehmet Satuk Buğra Kavuncu’nun oy birliğiyle İYİ Parti TBMM Grup Başkanvekilliklerine seçildiğini kaydetti.

Mehmet Satuk Buğra Kavuncu kimdir?

1973 yılında Ankara’da dünyaya gelen Kavuncu, Edmenton İlkokulunda başladığı eğitim hayatına Ankara Çizmeci İlkokulu ve Ankara Atatürk Lisesini tamamlayarak devam etti. Buğra Kavuncu, 1997 yılında Ankara Üniversitesi Tarım Ekonomisi Bölümünden mezun olurken, profesyonel kariyerine büyük potansiyel gördüğü Kazakistan Almatı’da yapı kimyasalları alanında başladı.

Satış, pazarlama ve yatırım konularında kazandığı bilgi ve deneyimi sayesinde kısa süre içerisinde başarıya ulaşan Buğra Kavuncu, 1997 yılında USTA LLP’yi kuran isim, yapı kimyasallarına yaptığı yatırımlarla şirketinin Orta Asya’daki büyümesinde önemli bir rol oynadı.

2008 yılında şirketini başarılı bir şekilde sattıktan sonra, kurumsal dünyada BASF Yapı Kimyasalları Central Asia LLP’nin Genel Müdürü ve ardından 2010 yılına kadar BASF Orta Asya’nın Genel Müdürü olarak önemli görevler üstlenen Kavuncu, Orta Asya’da bulunduğu süre boyunca Rusça, İngilizce ve Kazakça dillerinde akıcı hâle geldi.

Buğra Kavuncu, 2010 yılında BASF Yapı Kimyasalları’nda BDT Ülkeleri Pazar Direktörü olarak İsviçre’ye, 2012-2016 yılları arasında ise BDT Ülkeleri & Türkiye Pazar Direktörü olarak Türkiye’ye yerleşen isim, Ocak 2016’dan 30 Mart 2018’e kadar BASF Türk Kimya’da CEO ünvanıyla yürüttüğü kariyerine devam etti. Kavuncu, buradaki kurumsal kariyerinin ardından 5 Nisan 2018 tarihinde İYİ Parti’deki siyasi hayatına başladı.

2018 yılında İyi Parti Genel Kurulu Üyeliğine seçilen Buğra Kavuncu, İstanbul İl Başkanlığı ve Parti Sözcüsü görevlerini üstlendi. 2022’de İyi Parti’deki İstanbul İl Başkanlığı görevinden ayrılan isim, 2023’te Seçim Kampanyasından Sorumlu Genel Başkan Başdanışmanı olarak göreve getirildi. Kavuncu, 31 Mart 2024 Türkiye Yerel Seçimlerinde İYİ Parti İstanbul Belediye Başkan adayı oldu.

Turhan Çömez kimdir?

1965 yılında Balıkesir’in Bandırma İlçesi’nde dünyaya gelen Turhan Çömez, Bandırma İmam Hatip Lisesi’ni 1983 yılında, İstanbul Tıp Fakültesi’ni 1989 yılında bitirdi. Erzurum ve Bandırma’da pratisyen hekimlik yapan Turhan Çömez, İstanbul Vakıf Gureba Hastanesinde Genel Cerrahi Uzmanı oldu.

Aynı hastanede uzman hekim ve başhekim yardımcısı olarak çalışan Turhan Çömez, vatani görevini Elazığ Askeri Hastanesi’nde tamamladı. 3 Kasım 2002 seçimlerinde Balıkesir Milletvekili seçilen Turhan Çömez, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Üyeliği yaptı.

Siyasete atıldıktan sonra bazı gazete ve dergilerde makaleler yazan Turhan Çömez, sivil toplum örgütleri ve üniversitelerde aydınlanma konferansları verdi. Yurt içi ve yurt dışı siyasi deneyimlerini bir kitap halinde yayınladı. Çömez, savaş ve deprem bölgelerinde sivil toplum örgütleri ile yaptığı yardım faaliyetleri nedeni ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tarafından Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterildi.

22 Temmuz 2007 genel seçimlerinde aday olmayarak siyasete ara veren Turhan Çömez, 2008 yılında dil öğrenmek için İngiltere’ye gitti. Turhan Çömez, ardından açılan Ergenekon Kumpas Davası’nda ömür boyu ağır hapis ve ek olarak 15 yıl ağır hapis istemi ile yargılandı. Çömez, 12 yıl sürgünde yaşadı.

İngiltere’de tüm sınavları başarı ile geçerek yeniden hekimlik diploması alan Çömez, Basildon Üniversite Hastanesi’nde Genel Cerrahi Uzmanı olarak çalıştı. Londra’nın ilk özel Türk Sağlık Merkezi’ni kuran Turhan Çömez, bu ülkede yaptığı başarılı çalışmalar nedeni ile Birleşik Krallık Lordlar Kamarası’nda özel ödüle layık görüldü.

Ergenekon Kumpas Davasının beraatle sonuçlanmasının ardından, Türkiye’ye geldi ve siyasi yolculuğuna yeniden başlayan Turhan Çömez, İYİ Parti’de, Genel Başkan Sayın Meral Akşener’in Başdanışmanı olarak göreve başladı. Çömez, 14 Mayıs 2023 Genel Seçimlerinde Balıkesir Milletvekili olarak seçildi. Turhan Çömez, T.B.M.M. Uluslararası Komisyonu’nda NATO Parlamenter Asamblesi (NATO PA) Üyesi oldu.

Turhan Çömez, 31 Mart 2024 Yerel Yönetim Seçimleri’nde Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan adayı oldu.

Paylaşın

Erdoğan: Kamu Malına El Uzatmak İhanete Eşdeğerdi

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde katıldığı bir etkinlikte konuşan Erdoğan, “Siyasetçiler, kamu görevlileri ülkeye ve millete karşı vazifelerini yerine getirme noktasında hiçbir bahanesi olamaz” dedi ve ekledi:

“Milletin derdiyle dertlenmedikten, sorunlarına çözüm bulup hayır duasını almadıktan sonra hangi vazife olursa olsun insan için yüktür. Son dönemde artan serzenişlerin farkındayız. Tespit ettiğimiz tüm eksiklerin, hataların, varsa ihanetlerin bundan sonra daha kararlı bir şekilde gideceğiz.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Külliyesi’ndeki ‘Vakıf Haftası 100. Yıla Özel 201 Eser Toplu Açılış Töreni’nde açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın konuşmasının satırbaşları şöyle:

“Dünya üzerinde nerede atalarımıza ait eser varsa onlara ulaşıyor ve gün yüzüne çıkarıyoruz. Sadece Türkiye’de değil dünya üzerinde ata mirasına sahip çıktık. Ecdadın emanetine en güzel bir şekilde sahip çıkan Vakıflar Genel Müdürlüğü’nü tebrik ediyorum. Depremde yıkılan ve hasar gören vakıf eserlerimize ayağa kaldırmak için her türlü çabayı da takdirle karşılıyoruz. Toplam 50 bin ihtiyaç sahibi evladımız da vakıflarımızdan burs alıyor.

“Soykırım davasına müdahil olmayı kararlaştırdık”

8’inci iyilik gemimizi de Gazze’ye ulaştırdık. Türkiye 50 bin tonla dünyada Gazze’ye en fazla yardım gönderen ülke konumuna ulaştı. Geçen haftadan itibaren İsrail ile ithalat ve ihracatı tüm ürünleri dahil edecek şekilde durdurduk. İsrail’e soykırım davasına müdahil olmayı kararlaştırdık.

15 bini çocuk 35 bine yakın kardeşimizin hayatına kastedenlerin hukuk önünde hesap vermesi için Türkiye olarak tüm imkanlarımızı kullanacağız. Kimi işgüzarlar bunu görmese de devletiyle vatandaşıyla Türkiye Gazze sınavını en başarılı veren ülkelerden biridir. İsrail’e baskının dozunu yükseltiyoruz.

“Kamu malı milletin emanetidir”

İslam’a göre insan alemin özüdür. Vakıflarımız sadece insana hizmetle kendilerini sınırlandırmamıştır. Tarihimizde aç kuşlar için ağaçlar için kurulan vakıflar görüyoruz. Bir vakfiyede tüm insanların, tabiatın, gelecek kuşakların hakkı hukuku vardır. Vakıf eserleri nasıl bize vakıf sahibinin ecdadın emanetiyse kamu malı da milletin emanetidir.

Millete hizmet yolunda rehavete üşengeçliğe ‘bugün git yarın gel’ kaprislerine asla ve asla yer yoktur. Bugünkü konumumuzu aziz milletimize borçluyuz. Millete büyüklenmek kesinlikle kabul edilemez. Milletin derdiyle dertlenmedikçe hangi vazife olursa olsun insan için yüktür.”

Paylaşın

Zelenski’nin ‘Tanrı Bizimle’ Sözlerine Rusya’dan Yanıt: Tanrı’yı Orduya Alamazsın

“Tanrı bizim yanımızda” diyen Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski’ye Rusya’dan yanıt: Efendimiz, Kiev’de yaşamıyor. Zelenski onu seferberlik kapsamında orduya alıp cepheye gönderemez. Zelenski’nin söylediklerini dikkate almaya gerek yok.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle başlayan savaş 2 yıl 2 ayı geride kalırken, savaşın yakın zamanda sona ereceğini öngörmek zor görünüyor. Öyle ki ne Ukrayna ne de Rusya, barış anlaşması için uygun bir zemin oluşturmuş durumda değil.

Zira, Kiev yönetimi sınırlarını koruma konusunda kararlı adımlar atarken, Moskova yönetimi, hedeflerine ulaşana kadar savaşın devam edeceğini söylüyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin “Tanrı bizim yanımızda” sözlerine Rusya’dan yanıt gecikmedi.

Volodimir Zelenski, Paskalya yortusu için pazar günü Kiev’deki Ayasofya Katedrali’nden yayımladığı mesajda “Tanrı, Ukrayna’nın tarafında. Arma olarak bizim bayrağımızı kullanıyor. Böyle bir müttefikle yaşam, ölüme karşı zafer kazanacaktır” dedi.

“Biz işgalcilerin ve istilacıların önünde değil sadece dua ederken diz çökeriz” ifadelerini de kullanan Zelenski, Rusya’nın savaşta Hıristiyanlığın tüm temel ilkelerini çiğnediğini iddia etti.

Independent Türkçe’nin aktardığına göre; Rus Ortodoks Kilisesi ise Zelenski’nin mesajına şu yanıtı verdi: Efendimiz, Kiev’de yaşamıyor. Zelenski onu seferberlik kapsamında orduya alıp cepheye gönderemez. Zelenski’nin söylediklerini dikkate almaya gerek yok.

Kilisenin halkla ilişkiler direktörü Vahtang Kipsidze, Zelenski’nin Tanrı’yla ilgili açıklamalarının “kafirce” olduğunu savundu.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova da Ukrayna liderine çıkışarak, bu açıklamaları ancak “uyuşturucudan kafayı bulmuş birinin yapacağını” söyledi. Zaharova, Zelenski’nin açıklamalarının hiçbir şekilde gerçeği yansıtmadığını öne sürdü.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 24 Şubat 2022’de verdiği emirle başlayan savaşın ardından Ukrayna Ortodoks Kilisesi, Moskova Patrikhanesi’yle bağlarını kopardığını açıklamıştı.

Ukrayna istihbaratı, kilisedeki bazı din görevlilerinin Rus ajanı olarak çalıştığını ileri sürmüştü.

Ukrayna Parlamentosu’nda ekimde yapılan oylamada, Rusya’yla bağlantılı faaliyet gösteren din görevlilerinin vatan haini olarak yargılanmasının önünü açan bir yasa onaylanmıştı. Moskova’ya bağlı haber ajansı TASS’ın aktardığına göre bunun ardından en az 19 Ukraynalı piskopos yurttaşlıktan çıkarılmıştı.

Paylaşın

Davutoğlu’ndan Erdoğan’ın “Siyasette Yumuşama” Mesajına Tam Destek

Erdoğan’ın ‘siyasi yumuşama’ mesajını değerlendiren Davutoğlu, “Sayın Cumhurbaşkanı’nın ‘Millete küsmek olmaz. Oturup değerlendireceğiz’ sözünü ciddiye almıştık. Son attığı adımları, özellikle son cuma namazı çıkışı ‘Siyasi yumuşama dönemi başlamıştır’ ifadesini tarihi bir açıklama olarak görüyor ve destekliyoruz” dedi ve ekledi:

“Ancak içinin doldurulması lazım. Sayın Erdoğan’ın siyasi hayatının önemli bir kısmında yanında en yakın çalışma arkadaşı olarak bulunmuş, bir kısmında da yapılan yanlışlar karşısında hiç çekinmeden konuşmuş bir siyasetçi olarak şu soruyu sormak isterim kendisine: Bu siyasi yumuşama bir taktik manevra mı, Türkiye’nin geleceğini belirleyecek stratejik bir dönüşüm kararı mı?”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu partisini ‘Genişletilmiş İstişare Kampı’nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gazete Duvar’ın aktardığına göre, Davutoğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Sayın Cumhurbaşkanı’nın ‘Millete küsmek olmaz. Oturup değerlendireceğiz’ sözünü ciddiye almıştık. Son attığı adımları, özellikle son cuma namazı çıkışı ‘Siyasi yumuşama dönemi başlamıştır’ ifadesini tarihi bir açıklama olarak görüyor ve destekliyoruz. Ancak içinin doldurulması lazım.

Sayın Erdoğan’ın siyasi hayatının önemli bir kısmında yanında en yakın çalışma arkadaşı olarak bulunmuş, bir kısmında da yapılan yanlışlar karşısında hiç çekinmeden konuşmuş bir siyasetçi olarak şu soruyu sormak isterim kendisine: Bu siyasi yumuşama bir taktik manevra mı, Türkiye’nin geleceğini belirleyecek stratejik bir dönüşüm kararı mı?

Hepimiz biliyoruz, Sayın Erdoğan bir siyasi taktik dehasıdır. Ama stratejik hedefler konusunda bir uçtan diğer uca gidecek esnekliğe de sahiptir. AK Parti içindeki arkadaşlarıma seslenerek ifade ediyorum: Onların taktik olarak gücü koruma sorusuna verdiği cevaplar, Türkiye’nin stratejik hedeflerini bir uçtan bir uca savrulur hale dönüştürmüştür.

2002’de, ekonomik kriz sonrası yolsuzluklarla, hortumlamalarla, siyasi ahlak açısından yaşanan büyük zaaflarla, yasaklarla boğuşan bir Türkiye’den AK Parti kurulurken bunu alıp özgürlüklere, demokrasiye, insan haklarına dayalı yeni bir siyasal düzen, yoksullaşmayı durduracak sosyal adalet anlayışı, ve temiz siyaset anlayışıyla Türkiye’yi bir yere taşımayı hedeflemiştik. Sayın Erdoğan’ın ve iktidardakilerin taktik güçlerini koruma düşüncesi o stratejik hedefi yok etti.

İktidara ve Sayın Erdoğan’a seslenmek istiyorum: Siyasi yumuşama kararınız ve ifadeniz çok doğrudur, içini stratejik olarak doldurmak şartıyla. Ama amacınız, ‘İkinci parti konumuna düştüm. Bir müddet tartışmaları benim alanımdan çıkarıp muhalefetin içine taşımak için muhalefetin bir liderini öne çıkarıp diğerlerini göz ardı edeyim ve içeride böylece bir tartışma çıkartayım gibi bir taktik manevraysa Türkiye bir yerden diğer yere yine savrulur.

Çok doğru bir tavır, eleştirmek için söylemiyorum; Sayın Erdoğan CHP Genel Merkez’e gidecekse bizden bir küçük özür borcu var. Eğer 2016 darbesinden sonra Yenikapı ruhu korunmuş olsaydı Türkiye’de ‘tek millet’ çağrısını her alanda söylemek gibi bir ihtiyaç hissetmeden milleti tek bir ruhta birleştirmek mümkün olmaz mıydı? Üslubumuzu bunda sonra değiştireceğiz, siyasi yumuşamaysa biz de aynısını yapacağız ama samimiyet görmek istiyoruz.

Arkasından atılması gereken adımların şunlar olduğunu düşünüyorum: Siyasi yumuşamanın bütün kesimlere aynı ölçüde yansıması. Eğer siyasi yumuşamaysa Sayın Erdoğan’ın Gazze konusunda bir özür dileme ihtiyacı var. bayramlarda bile bizimle bayramlaşmaktan kaçan AK Parti, neyin yumuşamasını yapmış olur?

AK Partili kardeşlerime sesleniyorum: Dönün, Sayın Erdoğan’a sorun; daha geçen sene terörle işbirliğiyle suçladığınız CHP, Erdoğan görüşmesinden bir gün sonra DEM ile de görüşme yapıp Erdoğan da şimdi orayı ziyaret edecek -ki bunların hepsi doğru- bir sene önce, ‘Masanın altında HDP var’ deyip terörle işbirliği yapmakla suçladığınız CHP ile görüşüyorsunuz -ve doğru da- niye en yakın arkadaşlarınızla görüşmüyorsunuz? Anayasa tartışmalarına siyasi yumuşamanın yansıması lazım.

Siyasi yumuşama, dikte ettirilmiş anayasa değişikliği veya oyalama taktikleriyle olmaz. Numan Kurtulmuş, anayasa görüşmesinde grubumuzu ziyaret ettiğinde, ‘Usul için geldik, detaya girmeyeceğiz’ demiş. Siyasi yumuşama varsa anayasa tartışmalarına limit konmamalı. Türkiye gerçek anlamda sivil bir anayasaya kavuşmalı.

Altılı Masa’da bütün bu çabamızı sürdürdüğümüz için ve onun için bedeller ödediğimizi göre göre bize dönüp ‘Bizden şu kadar milletvekili aldınız’ diye hesaba çekenlere soruyorum şimdi: Eğer o masanın oluşturduğu yumuşama olmasaydı siz yüzde 37’ye çıkabilecek miydiniz? Oranlar değişir ama değişmeyecek olan tek şey ilkeleriyle davranan siyasetçilerin gün gelip halkın vicdanında hak ettiği yeri alacakları gerçeğidir.

“Yeni bir yönetime ihtiyacımız var”

Alanda bize büyük bir teveccüh vardı ama niye oya dönmedi? Bu önemli bir sorudur. İktidara yönelik öfkenin en büyük alternatife yönelmesi önemli bir sebeptir. Bunun bize uygulanan medya ambargolarıyla da ilgili sebepleri vardır. Yeni bir yönetime ihtiyacımız var. İstikametimiz doğrudur. Siz, Gelecek Partisi’nin milletvekillerini satılık mal, şahsiyetsiz insanlar mı zannettiniz?

İşte buradan bu fitneyi çıkaran tilkilere, çakallara söylüyorum: Gelecek Partisi’nin neferleri, milletvekilleri, il başkanları, kurucuları aslanlar gibi burada. Bu yeni üslup içerisinde en zayıf tarafımızın iletişim olduğunu biliyoruz. Biz bu milletin yürekten yüreğe iletişimine talibiz.

İlkesel olarak aldığımız kararı paylaşıyorum: Bütün partilere kapımız açıktır, bütün partilerle görüşürüz, milletten oy almış hiçbir partiyi dışlamayız. Bugün AK Parti ile CHP’nin böyle görüşüyor olması, bazı ipotekleri siyasetin üzerinden kaldırmıştır. Bizim AK Parti ile görüşmemiz halinde, -görüşme peşinde değiliz- hiçbir CHP’linin ‘AK Parti ile iş mi tutuyorsunuz’ deme hakkı yoktur.”

Paylaşın

İsrail, 1 Milyondan Fazla Sivilin Sığındığı Refah’ı Vurdu

Filistin – İsrail savaşının 213. günü geride kalırken, savaştan kaçan 1 milyondan fazla Filistinli sivilin sığındığı Refah’a saldırılar düzenledi. İsrail, ‘sınırlı kapsamlı’ bir operasyon için Refah sakinlerinden kenti boşaltmasını istemişti.

Haber Merkezi / Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 52 artarak 34 bin 735’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 90 artarak 78 bin 108’e yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Refah’a kara operasyonu düzenlemek isteyen Tel Aviv, Hamas militanlarının bir kısmının Refah’ta bulunduğunu ve bu şehre kara operasyonu yapılmadan savaşı kazanmanın mümkün olmadığını savunuyor. Refah kenti yakınlarında Hamas’ın silahlı kanadının üstlendiği roket saldırısında üç İsrail askeri öldü.

Tahliye kararı sonrası Hamas, “Refah operasyonu İsrail askeri için bir piknik olmayacak” açıklamasıyla, İsrail’in operasyonuna karşılık verme tehdidinde bulundu.

Batılı ülkeler ve komşu Mısır, İsrail’e, çok fazla can kaybına yol açabilecek bir kara operasyonundan kaçınması çağrısında bulunuyor.

Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, İsrail’in Refah’ta kara harekatından vazgeçmesi gerektiğini belirterek, AB ve uluslararası toplumun böyle bir senaryoyu önlemek için ‘harekete geçebileceğini ve geçmesi gerektiğini’ söyledi.

Borrell, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “İsrail’in Refah’taki sivillere yönelik tahliye emirleri en kötüsüne işaret ediyor: daha fazla savaş ve kıtlık” dedi.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Martin Griffiths, İsrail’in Refah’a yapacağı bir kara harekatının “kelimelerle ifade edilemeyecek bir trajediden başka bir şey olmayacağı” uyarısında bulundu.

İsrail’in güneydeki Refah kentinde operasyon başlatmasının ardından Mısır, Gazze şeridiyle sınırı olan Kuzey Sina’da ordusunun hazırlık seviyesini yükseltti.

Ateşkes görüşmeleri

Mısır’ın başkenti Kahire’deki ateşkes müzakerelerinde ilk etapta ilerleme kaydediliği fakat daha sonra sürecin, özellikle İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Refah’a kara operasyonu ısrarıyla yeniden tıkandığı aktarıldı.

Kimliğinin paylaşılmasını istemeyen İsrailli yetkililer, New York Times’a “Tarafların anlaşmaya yaklaştığına dair işaretler vardı fakat görüşmeler durdu, Hamas heyeti pazar günü Kahire’yi terk etti” dedi. Adlarının açıklanmasını istemeyen Hamas yetkilileri, Netanyahu’nun anlaşma yapılsın yapılmasın Refah’a kara harekatı düzenleme ısrarının süreci tıkadığını savundu.

Hamas yetkilisi Musa Ebu Marzuk, “Anlaşmayı tamamlamaya çok yaklaşmıştık fakat Netanyahu’nun dar görüşlü tavrı süreci engelledi” dedi. Diğer yandan kimliklerinin paylaşılmasını istemeyen iki ABD’li yetkili, görüşmelerin tıkanmadığını, tarafların teklifleri değerlendirmeyi sürdürdüğünü iddia etti.

Başka bir Hamas yetkilisi, Kahire’de yaşanan durumu tekrar gözden geçirmek için Katar’ın başkenti Doha’da bugün toplantı düzenleyeceklerini söyledi. Yetkili, örgütün sürece yapıcı şekilde yaklaşmaya özen gösterdiğini savundu.

Paylaşın

Merkez Bankası’ndan “Enflasyon” Açıklaması: Bayram Etkisi

Nisan ayı fiyat gelişmeleri raporunu yayımlayan Merkez Bankası, raporunda, “Son dönemde öne çıkan alt gruplara ek olarak, güçlü artış kaydeden ulaştırma hizmetleri aylık enflasyonunda bayram etkisi hissedilmiştir” ifadelerine yer verdi.

Haber Merkezi / Raporun devamında, “Temel mal grubunda mevsimsel etkilerden arındırılmış aylık fiyat artışı yavaşlamıştır. Bu gelişmede, otomobil fiyatlarındaki ılımlı fiyat artışı kaynaklı olarak dayanıklı mal grubu etkili olmuştur. Gıda grubunda, aylık fiyat artışını işlenmemiş gıda alt grubu sürüklemeye devam etmiş, işlenmiş gıda enflasyonundaki ılımlı seyir korunmuştur” denildi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Nisan Ayı Fiyat Gelişmeleri Raporu yayımlandı. Raporda şu ifadelere yer verildi:

“Nisan ayında tüketici fiyatları yüzde 3,18 oranında yükselmiş ve yıllık enflasyon 1,30 puan artarak yüzde 69,80 oldu. B ve C endekslerinin yıllık değişim oranları sırasıyla 0,83 ve 0,60 puan artarak yüzde 72,72 ve yüzde 75,81 olarak gerçekleşti. Bu dönemde doğal gazın aylık tüketici enflasyonuna mekanik etkisi -0,14 puan oldu.

Yıllık tüketici enflasyonuna katkılar incelendiğinde, bir önceki aya göre alkol-tütün-altın, temel mallar, enerji, hizmet gruplarının katkıları sırasıyla 0,47; 0,39; 0,38; 0,36 puan artarken gıda grubunun katkısı 0,30 puan azaldı.

Mevsimsellikten arındırılmış verilerle incelendiğinde, B ve C endekslerinin aylık artışları bir önceki aya kıyasla bir miktar zayıfladı. Fiyat artışları B endeksini oluşturan gruplardan işlenmiş gıdada ılımlı seyrini sürdürürken, temel mal ve hizmet gruplarında yavaşlama kaydedildi.

Hizmet fiyatları nisan ayında yüzde 4,16 oranında artmış, grup yıllık enflasyonu 0,51 puan yükselişle yüzde 96,99 oldu. Aylık bazda fiyat artışları alt gruplar geneline yayılırken ulaştırma hizmetleri belirgin fiyat artışı ile öne çıkan alt grup oldu. Yıllık enflasyon haberleşme alt grubunda gerilerken diğer hizmetlerde görece yatay seyretmiş, ulaştırma başta olmak üzere diğer alt gruplarda ise yükseldi.

Ulaştırma hizmetleri fiyatlarında gözlenen yüksek aylık artışta Ramazan Bayramı kaynaklı olarak karayolu ile şehirlerarası yolcu taşımacılığı (yüzde 34,24) ve havayolu ile yolcu taşımacılığı (yüzde 17,69) belirleyici oldu. Başta et olmak üzere gıda fiyatlarının etkilediği lokanta-otel alt grubunda aylık enflasyon yüzde 4,69 ile önceki aya kıyasla güçlendi.

Kiralar aylık bazda yüzde 4,61 artış oranıyla yavaşlama eğilimini devam ettirmiş, bu alt grupta yıllık enflasyon 0,52 puan artışla yüzde 124,47’ye ulaştı. Bu dönemde, haberleşme hizmetlerinin aylık fiyat artışı yüzde 4,45 ile yüksek seyrini sürdürdü. Diğer hizmetler alt grubunda aylık fiyat artışları bir önceki aya kıyasla yavaşladı. Bu alt gruptaki fiyat artışında, sigorta ve eğlence-kültür kalemleri öne çıktı.

Temel mal grubu yıllık enflasyonu 0,68 puan artışla yüzde 57,14 oldu. Nisan ayında yıllık enflasyon dayanıklı mallarda gerilerken diğer alt gruplarda yükseldi. Dayanıklı mal (altın hariç) fiyatları yüzde 2,28 oranında artarken, alt grup yıllık enflasyonu 1,21 puan düşüşle yüzde 59,90 olarak gerçekleşti. Otomobil fiyatlarındaki ılımlı artış (yüzde 1,20) alt grup aylık enflasyonunu sınırlarken, mobilya (yüzde 6,37) ve beyaz eşya (yüzde 2,67) kalemlerinde fiyat artışları gücünü korudu.

Diğer temel mallar alt grubunda fiyatlar yüzde 3,01 oranında yükselmiş, yıllık enflasyon 2,94 puan artışla yüzde 58,19 seviyesine ulaştı. Alt grup aylık enflasyonunda ev ile ilgili temizlik malzemeleri, kişisel bakım ürünleri ile konutun bakım ve onarımı kalemleri belirleyici oldu. İndirim sezonundan çıkılması sonucu mevsimsel etkilerle giyim ve ayakkabı fiyatları nisan ayında yüzde 4,60 oranında yükselmiş, alt grup yıllık enflasyonu 1,15 puan artarak yüzde 50,27 olarak gerçekleşti.

Enerji fiyatları nisan ayında yatay seyretmiş, grup yıllık enflasyonu düşük bazın etkisiyle 5,51 puan artarak yüzde 42,83 oldu. Türk lirası cinsi petrol fiyatlarındaki gelişmelerle akaryakıt fiyatları yüzde 2,82 oranında arttı. Tüp gazda fiyat artışları yüzde 1,72 ile önceki aya kıyasla zayıflarken, doğal gaz fiyatları tüketimdeki düşüşe bağlı olarak mevsimsel geçiş etkisiyle yüzde 5,75 oranında geriledi.

Gıda ve alkolsüz içecekler grubu fiyatları nisan ayında yüzde 2,78 oranında artmış, yıllık enflasyon 1,91 puan düşerek yüzde 68,50 seviyesine geriledi. Yıllık enflasyon işlenmemiş gıdada 6,29 puan düşerek yüzde 77,85 oranında gerçekleşirken, işlenmiş gıdada 1,22 puan artışla yüzde 60,19 oldu. Mevsimsellikten arındırılmış verilerle, sebze fiyatlarındaki düşüş kaynaklı olarak taze meyve sebze fiyatları bu ay yataya yakın seyretti.

Diğer işlenmemiş gıda grubunda kırmızı ve beyaz et fiyatlarındaki artış güçlü seyrini nisan ayında da korumuş, grupta izlenen yüksek aylık enflasyonda (yüzde 5,83) belirleyici oldu. Böylelikle, işlenmemiş gıda aylık enflasyonu yüzde 3,85 oranında gerçekleşti. İşlenmiş gıda grubu aylık enflasyonu ise yüzde 1,75 ile ılımlı görünümünü korurken, şekerleme ve çikolatalar ile konserve sebze ürünlerinde görece belirgin fiyat artışları kaydedildi.

Tütün ürünleri fiyatları üretici firma kaynaklı gelişmelere istinaden nisan ayında yüzde 10,53 oranında artmış, bu grupta yıllık enflasyon 17,19 puan artışla yüzde 80,47 oldu. Yurt içi üretici fiyatları nisan ayında yüzde 3,60 oranında artmış, yıllık enflasyon 4,19 puan yükselerek yüzde 55,66 oldu.

Ana sanayi gruplarına göre incelendiğinde, enerji, dayanıksız tüketim ve dayanıklı tüketim kalemlerinde aylık fiyat artış oranları sırasıyla yüzde 5,08, yüzde 4,77 ve yüzde 3,63 olarak gerçekleşti. Aylık fiyat gelişmeleri sektörler bazında incelendiğinde, fiyat artışlarının genele yayıldığı izlenirken, tütün ürünleri, metal cevherleri, elektrik-gaz, ham petrol ve doğal gaz, diğer metalik olmayan mineral ürünler, giyim eşyası ve gıda ürünleri öne çıkan alt gruplar oldu.”

Paylaşın

‘Üç Fidan’ın İdam Edilmelerinin 52. Yıl Dönümü

’68 Kuşağı’nın en önemli isimleri arasında yer alan ve Türkiye solunun sembolleri haline gelen Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idam edilmelerinin 52. yılı. Gezmiş, Aslan ve İnan, idam edildikleri gün her yıl etkinliklerle anılıyor.

Haber Merkezi / O dönem 25 yaşında olan Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan ile 23 yaşındaki Hüseyin İnan, 6 Mayıs 1972 tarihinde sabaha karşı idam edildi.

1970 yılında Deniz Gezmiş, Sinan Cemgil ve Hüseyin İnan ile birlikte Ankara’da Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu’nu (THKO) kurdu. Gezmiş ve Aslan, 12 Mart 1971’deki muhtıradan 4 gün sonra Sivas’ın Gemerek ilçesinde yakalanırken, bundan bir hafta sonra da İnan, Kayseri’de yakalandı.

Gezmiş, Aslan ve İnan; Ankara 1 No.’lu Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi tarafından yargılandı. Yapılan yargılama sonucunda, eski haliyle Türkiye Cumhuriyeti “teşkilatı esasiye kanununun tamamını veya bir kısmını” ortadan kaldırma suçuna idam cezası öngören Türk Ceza Kanunu’nun 146’ncı maddesi uyarınca suçlu bulundular ve idam cezasına çarptırıldılar.

Daha sonra idam kararı Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından da onaylandı. O günkü meclis tutanaklarında 450 üyeli Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) oylamaya 323 milletvekilinin katıldığı ve 273 ‘evet’e karşı 48 ‘hayır’ oyu ile idam cezasının onaylandığı belirtiliyor. CHP’den 30 ‘evet’, 47 ‘hayır’, 2 ‘çekimser oy çıkarken 52 CHP’li de oylamaya katılmadı.

Bu şartlarda tüm CHP’liler katılmış ve red oyu vermiş olsaydı da idamı durdurmak mümkün olmayacaktı ancak oylamanın CHP adına bu rakamlarla gerçekleşmiş olması bugün tartışma konusu olmaya devam ediyor.

Süleyman Demirel, İsmet Sezgin, Alparslan Türkeş, Hüseyin Balan, Yusuf Ulusoy gibi isimler idama ‘Evet’ oyu verirken, Necmettin Erbakan, Osman Bölükbaşı ve Seyfi Günbeştan gibi isimler oylamaya katılmadı.

Deniz Gezmiş kimdir?

Deniz Gezmiş, Ankara’nın Ayaş ilçesinde 27 Şubat 1947’de doğdu. Öğretmen bir ailenin çocuğu olarak çeşitli kentlerde ilk ve orta öğrenimini gördü. Liseyi İstanbul’da bitirdi.

1966’da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne giren Gezmiş, lise yıllarında sol düşünceyle tanıştı ve 1965’te Türkiye İşçi Partisi’nin Üsküdar İlçesine üye oldu. 30 Ocak 1968’de Hukuk Fakültesi’nde Devrimci Hukukçular Örgütünü kuran Gezmiş, 12 Haziran 1968’de İstanbul Üniversitesi’nin işgal edilmesine önderlik etti.

İstanbul’a gelen 6. Filo’yu protesto eylemlerinde yer alan Gezmiş, 30 Temmuz’da bu eylemlerden dolayı tutuklandı ve 20 Eylül’de serbest bırakıldı. 1 Kasım 1968’de Samsun’dan İstanbul’a Mustafa Kemal Yürüyüşü’nü düzenledi.

1969 Haziran’ında Filistin’e giderek Eylül’e kadar Filistin gerilla kamplarında kalan Gezmiş, 20 Aralık 1969’da yakalandı ve Cihan Alptekin’le birlikte 18 Eylül 1970’e kadar tutuklu kaldı.

Daha sonra Sinan Cemgil ve Hüseyin İnan’la birlikte Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu’nu (THKO) kurdu. 4 Mart 1971’de dört ABD’li erin kaçırılması eyleminde bulunan Gezmiş, erlerin serbest bırakılmasından sonra Sivas’ın Şarkışla ilçesinin Gemerek nahiyesinde Yusuf Aslan’la birlikte yakalandı.

9 Ekim 1971’de idam cezasına çarptırılan Gezmiş, 6 Mayıs 1972’de idam edildi.

Hüseyin İnan kimdir?

Hüseyin İnan, 1949’da Kayseri’nin Sarız ilçesine bağlı Bozhöyük köyünde doğdu. İlk ve orta okulu Sarız’da, liseyi Kayseri’de okudu.

1966’da ODTÜ İdari Bilimler Bölümü’ne kayıt oldu. 1968’de TİP ve daha sonra Milli Demokratik Devrim (MDD) içindeki ayrılıklarda, giderek belirginleşen illegal ve dar örgütçülük fikri etrafında çekirdek bir grup oluşturup, kır gerillası yoluyla anti-emperyalist mücadele verme fikrini geliştirmeye çalıştı. Özellikle ODTÜ kökenli olan ve temelini İnan’ın attığı bu grup daha sonra, THKO’nun çekirdek kadrosunu oluşturacaktı.

14 Ekim 1969’da Filistin Kurtuluş Örgütü’nün El Fetih kamplarına gitti ve orada İsrail’e karşı savaştı. 1 Ocak 1971’de Türkiye İş Bankası Emek Şubesi soygunu, Amerikan askeri tesislerinin basılarak bir Amerikalının kaçırılması ve daha sonra dört Amerikalının kaçırılması eylemlerinde yer aldı. 24 Mart 1971’de Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde yakalanarak, 9 Kasım 1971’de Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan’la birlikte idama mahkum edildi. 6 Mayıs 1972’de idam edildi.

Yusuf Aslan kimdir?

Yusuf, 1947’de Yozgat’ın bir köyünde doğdu. Ortaöğrenimini dindar ve anti-komünist eğilimlerle, gelenekçi önyargıların güçlü olduğu bir çevrede tamamladı.

1966’da ODTÜ’ye girdi. Bir yıla kalmadan ODTÜ Sosyalist Fikir Kulübü’nün üyesi oldu, Dev-Genç içinde çalışmaya başladı. Bu dönemden itibaren önce hazırlık okulunda, sonra da mühendislik fakültesinde patlak veren boykotların ve hemen ardından ODTÜ işgalinin önde gelen örgütçülerinden oldu. İlk yargılandığı eylem, CIA ajanı, Amerikan Büyükelçisi Commer’in arabasının yakılmasıydı.

1969’da arkadaşlarıyla birlikte Filistin’e gitti. Burada helikopter ve uçak pilotluğunu öğrendi. Traktörden helikoptere kadar her türlü aracı büyük bir ustalıkla kullanıyordu.

1970 yılında kurulan THKO’nun kurucusu ve önderlerinden olan Yusuf Aslan, Deniz Gezmiş’le birlikte Nurhak’a dağdaki gerilla grubuna katılmaya giderken, Sivas Şarkışla’da yaralı olarak yakalandı. Sıkıyönetim mahkemelerinde yargılandı. 6 Mayıs 1972’de Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan’la birlikte idam edildi.

Paylaşın

Pediatrik Crohn Hastalığı Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Teşhisi, Tedavisi

Pediatrik Crohn hastalığı, bağırsak duvarının veya gastrointestinal sistemin herhangi bir kısmının ciddi, kronik inflamasyonu ile karakterize, nadir görülen, inflamatuar bir bağırsak hastalığıdır. Gastrointestinal sistem, ağızdan anüse kadar uzanan tüplerle birbirine bağlanan bir grup organdır.

Haber Merkezi / Gastrointestinal sistemi oluşturan organlar yemek borusu, mide, ince bağırsak, kalın bağırsak ve anüstür. Yemek borusu, boğazın arkasından mideye kadar uzanan kaslı bir tüptür. İnce bağırsak, mideden kalın bağırsağa kadar uzanan uzun, dar ve katlanmış bir tüptür.

Besinlerin sindiriminin ve emiliminin çoğunun vücutta gerçekleştiği alandır. İnce bağırsak hasar gördüğünde veya kaybolduğunda (örneğin ameliyat nedeniyle), etkilenen bireyler yiyeceklerden yeterli miktarda su, vitamin ve diğer besin maddelerini absorbe etme yeteneğini kaybedebilir.

Kolon olarak da bilinen kalın bağırsak, ince bağırsağı anüse bağlayan uzun, dar, katlanmış bir tüptür. Kalın bağırsak suyu ve mineralleri emer ve katı atıkların (dışkı) oluşumunun ve geçici olarak depolanmasının gerçekleştiği yerdir. Anüs, bağırsakların sonunda katı atıkların vücuttan çıktığı küçük bir açıklıktır. Kalın bağırsağın anüse bağlanan son bölümüne rektum denir. Pediatrik Crohn hastalığı gastrointestinal sistemin herhangi bir bölgesini etkileyebilir.

En sık etkilenen iki bölge ileum ve kalın bağırsaktır. İleum ince bağırsağın son bölümüdür ve kalın bağırsağa bağlanır. Yaygın semptomlar genellikle ishal (bazen kanlı), karın ağrısı, ateş ve kilo kaybını içerir. Çocuklarda zayıf doğrusal büyüme ve yeterli kilo alımının olmaması sıklıkla mevcut endişeler olabilir; bu durumlarda doğru tanı sıklıkla gecikir. Semptomlar gelip gidebilir (tekrarlayan ve düzelen).

Crohn hastalığı daha yaygın olarak yetişkinlerde teşhis edilir, ancak hastaların yaklaşık %25’ine çocuk ve ergenlik çağında (pediyatrik popülasyon) teşhis konur. Çocuklarda ve ergenlerde ince bağırsakla sınırlı hastalığa yakalanma olasılığı yetişkinlere göre daha azdır. Pediatrik Crohn hastalığının kesin nedeni tam olarak anlaşılamamıştır ancak bunun genetik, immünolojik ve çevresel tetikleyiciler de dahil olmak üzere birçok farklı faktörün bir arada ortaya çıkması nedeniyle geliştiği düşünülmektedir.

Belirtiler ve semptomlar kişiden kişiye değişebilir. Belirtiler aniden ortaya çıkabileceği gibi zamanla yavaş yavaş da gelişebilir. Semptomlar travma, hastalık veya stres nedeniyle tetiklenebilir. Bazen semptomlar tanımlanabilir bir tetikleyici olay olmaksızın ortaya çıkar.

Pediatrik Crohn hastalığının yaygın semptomları kramp, karın ağrısı ve kronik sulu ishal ataklarıdır; İshalde zaman zaman kan da görülebilir. Bazen etkilenen bireyler acil olarak tuvalete gitme ve bağırsaklarını temizleme ihtiyacı duyabilirler. Etkilenen bazı kişiler kendilerini çok yorgun hissedebilir ve ateş, mide bulantısı veya iştah kaybı yaşayabilir.

İştahsızlık, bazı çocukların yaş ve cinsiyetlerine göre beklendiği gibi kilo alamamasına ve büyümemesine neden olabilir. Etkilenen bireyler, kalori alımının azalması nedeniyle yetersiz beslenme sergileyebilir ve bazıları bağırsaklarda besin maddelerinin emilmesinde zorluk yaşayabilir (malabsorbsiyon). Sonuç olarak büyümede akranlarının gerisinde kalabilirler. Bazı çocuklar ergenliğe ulaşmada gecikme yaşayabilir.

Etkilenen bazı çocuklarda gastrointestinal sistem içinde kanama gelişebilir. Bu kanama çıplak gözle görülmeyebilir. Bazen anemi gelişebilir. Anemi, dolaşımdaki kırmızı kan hücrelerinin düşük düzeyde olduğu bir durumdur. Kırmızı kan hücreleri vücuda oksijen dağıtır. Anemi, yorgunluk, soluk cilt rengi (solukluk), baş dönmesi ve diğer semptomlarla ilişkilidir.

Çocuk ve ergenlerin yaklaşık %30’unda anüs çevresindeki alanı etkileyen perianal hastalık gelişir. Bu durum çocukların tuvalete gitmesini acı verici hale getirebilir. Etkilenen bireylerde perianal bölgede çatlaklar veya yırtıklar, apseler veya fistül gelişebilir. Fistül, cildi anüsün iç kısmına bağlayan küçük, anormal bir geçittir. Fistül apselerle ilişkilendirilebilir. Bazı bireylerde anüsün dışında kabarık alanlar veya çıkıntılar olan deri etiketleri gelişir.

Etkilenen bazı çocuklarda gastrointestinal sistemin etkilenen bölgesinde daralma gelişir. Zamanla daralmanın etrafında skar dokusu oluşabilir ve bu da daralmaya neden olur. Bu, gıdanın kalın veya ince bağırsaktan geçişini engelleyebilir veya bloke edebilir ve tıkanmaya neden olabilir. Bağırsak tıkanıklığı kramp, kusma ve kabızlığa neden olabilir.

Etkilenen bazı bireylerde gastrointestinal sistem dışında belirti ve semptomlar gelişir. Bu belirti ve semptomlara ekstraintestinal semptomlar denilebilir. Çocukların veya ergenlerin yaklaşık %40’ında, ağzın içini kaplayan mukoza zarında ve diş etlerinde lezyonlar (mukogingivitis), ağızda kanser yaraları (aftöz ülserler) veya şişlik dahil olmak üzere, sonunda ağız üzerinde veya içinde lezyonlar gelişir.

Nadir durumlarda, pediatrik Crohn hastalığı olan çocuklarda ağız ve perianal bölgede lezyonlar gelişir, ancak bağırsak hastalığı sınırlı veya hafiftir.

Pediatrik Crohn hastalığı olan bazı çocuk ve ergenlerde, deride küçük, kabarık, kırmızımsı şişliklerin geliştiği eritema nodozum adı verilen inflamatuar bir cilt rahatsızlığı da dahil olmak üzere bazı ek semptomlar ortaya çıkabilir. Bu şişlikler genellikle ağrılıdır ve en sık kaval kemiğinde meydana gelir. Etkilenen bazı bireylerin gözlerinde yanma veya kaşıntıya neden olan iltihaplanma görülebilir. Etkilenen bazı bireylerde eklem ağrısı (artralji) veya eklem iltihabı (artrit) gelişir.

Pediatrik Crohn hastalığının kesin nedeni tam olarak anlaşılamamıştır. Büyük olasılıkla, pediatrik Crohn hastalığı çok faktörlü bir hastalıktır; bu, bozukluğun gelişmesi için birden fazla faktörün bir arada ortaya çıkması gerektiği anlamına gelir. Bu faktörler genetik, immünolojik ve çevresel faktörleri içerebilir.

Pediatrik Crohn hastalığının kısmen vücudun bağışıklık sisteminin arızalanması nedeniyle gelişmesi muhtemeldir. Bağışıklık sistemi, vücudun yabancı veya istilacı organizmalara veya maddelere karşı doğal savunma sistemidir. Bağışıklık sistemi, vücudu sağlıklı tutmak için birlikte çalışan hücreler, dokular, organlar ve proteinlerden oluşan karmaşık bir ağdır. Pediatrik Crohn hastalığında bağışıklık sistemi bir uyarıya veya ‘tetikleyiciye’, çoğunlukla da bir enfeksiyona yanıt verir, ancak yanıt anormaldir.

Bağışıklık sistemi olması gerektiği gibi kapanmaz ve yanlışlıkla mide-bağırsak sistemini, özellikle de kalın ve ince bağırsakları hedef alır. Bu sürekli ve anormal bağışıklık sistemi aktivitesi, gastrointestinal sistem dokularında kronik inflamasyona ve tahrişe neden olarak pediatrik Crohn hastalığının belirti ve semptomlarına neden olur. Araştırmacılar, pediatrik Crohn hastalığında bağışıklık sisteminin neden arızalandığından veya gastrointestinal sistemin neden etkilendiğinden emin değiller.

Pediatrik Crohn hastalığı olan bazı kişilerde genetik faktörler rol oynar. Bir aile üyesinde Crohn hastalığı varsa, çocuğun akrabalarının bu bozukluğa yakalanma olasılığı genel popülasyondaki insanlara göre daha yüksektir. Pediatrik Crohn hastalığı, etkilenen bireylerin yaklaşık %15’inde ailede görülür. Birisinde bir bozukluk için genetik bir faktör varsa buna genetik yatkınlık denir. Genetik yatkınlık, bir kişinin belirli bir bozuklukla ilişkili bir gen veya genlere sahip olması, ancak çevresel veya immünolojik faktörler gibi başka faktörler de mevcut olmadığı sürece bu bozukluğu geliştirmemesidir.

NOD2, ATG16L1, IL23R ve IRGM genleri dahil olmak üzere pediatrik Crohn hastalığı olan çocuklarda ve ergenlerde birkaç farklı gende değişiklikler (varyantlar) daha sık bulunmuştur . Genler, vücudun birçok fonksiyonunda kritik rol oynayan proteinlerin oluşturulması için talimatlar sağlar. Bir gen değiştirildiğinde protein ürünü hatalı, verimsiz, eksik veya aşırı üretilebilir. Pediatrik Crohn hastalığıyla ilgili genlerin tümü bağışıklık sisteminin işleviyle ilgilidir.

Araştırmacılar, Crohn hastalığı ve başka bir inflamatuar bağırsak hastalığı türü olan ülseratif kolit ile ilişkilendirilebilecek 200’den fazla farklı genin bulunduğunu belirlediler. Bazen bir bozukluğa dahil olan spesifik gen veya genler, spesifik belirti veya semptomları etkiler. Buna genotip-fenotip korelasyonu denir. Araştırmacılar hâlâ pediatrik Crohn hastalığında herhangi bir spesifik genotip-fenotip korelasyonunun olup olmadığını belirlemeye çalışıyor. Spesifik korelasyonlar yapılabilirse bu, doktorların hastalığın seyrini tahmin etmesine ve en etkili tedavileri belirlemesine yardımcı olabilir.

Araştırmacılar, interlökin 10 sinyal yolağına dahil olan genlerin, genellikle doğumda veya doğumdan kısa bir süre sonra ortaya çıkan ciddi bir Crohn hastalığı formuna neden olabileceğini belirlediler. İnterlökin bir sitokin türüdür. Sitokinler, belirli bağışıklık sistemi hücrelerinden salgılanan ve diğer bağışıklık sistemi hücrelerinin işlevini uyaran veya inhibe eden özel proteinlerdir. İnterlökin 10 vücuttaki iltihabı bloke eden (anti-inflamatuar) bir sitokindir. Bu yoldaki genler değiştirildiğinde, gastrointestinal sistemde görülen düzensiz inflamasyona katkıda bulunabilir.

Çevresel faktörler bakteriyel veya viral enfeksiyonları içerebilir. Çevresel faktörler gastrointestinal sisteme doğrudan zarar verebilir veya bağışıklık sisteminin harekete geçmesini tetikleyebilir ve bu da yanlışlıkla gastrointestinal sisteme zarar verebilir. Crohn hastalığına yakalanma riskinin artmasıyla ilişkili olabilecek diğer risk faktörleri arasında sık antibiyotik kullanımı, daha Batılılaşmış bir diyet tüketimi ve sigara içme öyküsü yer alır.

Bağırsaklar ve mide, bağırsak mikrobiyotasına katkıda bulunan bakterileri içerir. Araştırmacılar bu bakterilerden bazılarının vücuda faydalı olduğuna ve bağışıklık sisteminin vücudu korumasına yardımcı olduğuna inanıyor. Bağırsak mikrobiyotası dengesiz olduğunda (çok az yararlı bakteri veya çok fazla yararlı bakteri), pediatrik Crohn hastalığı gibi inflamatuar bağırsak hastalığı riskini artırabilir. Bağırsak mikrobiyotasındaki bu değişimlerin neden meydana geldiği ve bunların özellikle pediatrik Crohn hastalığının gelişimine nasıl katkıda bulundukları tam olarak anlaşılamamıştır.

Pediatrik Crohn hastalığının tanısı, karakteristik semptomların tanımlanmasına, ayrıntılı hasta ve aile öyküsüne, kapsamlı bir klinik değerlendirmeye ve çeşitli özel testlere dayanır. Kronik karın ağrısı, ishal, kilo kaybı ve anemisi olan çocuk veya ergenlerde pediatrik Crohn hastalığından şüphelenilebilir.

Tedavi, uzmanlardan oluşan bir ekibin koordineli çalışmasını gerektirebilir. Pediatrik Crohn hastalığının tedavisi, her bireyde görülen spesifik semptomlara yöneliktir. Çocuk doktorları, çocuklarda gastrointestinal bozuklukların teşhis ve tedavisinde uzmanlaşmış doktorlar (pediatrik gastroenterologlar), pediatrik cerrahlar, psikologlar, diyetisyenler, beslenme uzmanları ve diğer sağlık profesyonellerinin, etkilenen bir çocuğun tedavisini sistematik ve kapsamlı bir şekilde planlaması gerekebilir.

Tüm aile için psikososyal destek de önemlidir. Kaynaklar bölümünde listelenen kuruluşların birçoğu, Crohn hastalığı gibi inflamatuar bağırsak hastalıkları hakkında destek ve bilgi sağlamaktadır. Crohn hastalığının tedavisi yoktur, ancak uygun tedavi ve destekle hastalık etkili bir şekilde yönetilebilir ve uzun süre remisyona girebilir. Etkilenen çocuklar normal hayatlar sürdürebilirler.

Spesifik terapötik prosedürler ve müdahaleler, hastalığın şiddeti de dahil olmak üzere birçok faktöre bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Çocuklar terapiye farklı tepkiler verecektir ve bir çocuk için en iyi terapi, başka bir çocuk için aynı olmayabilir. İlaç rejimlerinin ve/veya diğer tedavilerin kullanımına ilişkin kararlar, hekimler ve sağlık ekibinin diğer üyeleri tarafından, hastanın durumunun özelliklerine göre hasta (ve ebeveynleri) ile dikkatli bir şekilde istişarede bulunularak alınmalıdır; olası yan etkiler ve uzun vadeli etkiler de dahil olmak üzere potansiyel faydalar ve risklerin kapsamlı bir şekilde tartışılması; Hasta tercihi ve diğer uygun faktörler.

Pediatrik Crohn hastalığının tedavi seçenekleri ilaçları, beslenme ve diyet terapisini ve ameliyatı içerebilir. Bu tedaviler sıklıkla kombinasyon halinde kullanılır; diğer tedaviler işe yaramadığında ameliyat önerilir. Terapinin hedefleri semptomları hafifletmek ve inflamasyonu azaltmak, büyümeyi ve refahı iyileştirmek ve optimize etmek ve gelecekteki komplikasyonları önlemeye yardımcı olmak için bir remisyonu teşvik etmektir.

Hafif veya orta şiddette hastalığı olan bazı çocuklara 5-aminosalisilik asit (5-ASA) adı verilen bir ilaç verilecektir. Orta veya şiddetli hastalığı olan çocuklarda, doktorlar, aktif hastalığın tedavisinde ve remisyonun sağlanmasında etkili olan, kortikosteroid adı verilen daha güçlü antiinflamatuar ilaçları deneyebilir.

Bazı doktorlar bağırsakta bulunan ve Crohn hastalığının gelişimine katkıda bulunan bir faktör olabilecek bakterileri tedavi etmek için antibiyotik önerebilir. Antibiyotikler genellikle hafif veya orta şiddetteki hastalıkların yanı sıra perianal hastalık, fistül ve apselerle ilişkili enfeksiyonların tedavisinde de kullanılır.

İmmünomodülatörler adı verilen bağışıklık sisteminin tepkisini değiştiren ilaçlar, remisyonları indüklemek veya uzatmak için kullanılabilir. Crohn hastalığının tedavisinde en çok kullanılan immünomodülatör ilaçlar arasında 6-merkaptopurin ve azatiyoprinin yanı sıra metotreksat bulunur.

Biyolojik olarak bilinen ilaçlar, pediatrik Crohn hastalığını tedavi etmek için de kullanılabilir. Biyolojik maddeler genellikle canlı organizmaları içeren veya canlı organizmalardan üretilen karmaşık moleküllerdir. Pediatrik Crohn hastalığına yönelik biyolojik ilaçlar aşağıdakileri içerir:

2006 yılında FDA, diğer tedavilerin etkili olmadığı 6-17 yaş arası çocuklarda orta ila şiddetli aktif Crohn hastalığının tedavisi için infliksimabı (Remicade) onayladı. Infliximab belirti ve semptomları azaltabilir ve remisyonun sağlanmasına ve sürdürülmesine yardımcı olabilir.

2014 yılında FDA, diğer bazı tedavilerin etkili olmadığı 6 yaş ve üzeri çocuklarda orta ila şiddetli Crohn hastalığının tedavisi için adalimumab’ı (Humira) onayladı. Adalimumab, pediatrik Crohn hastalığının belirti ve semptomlarını azaltır ve remisyonun sağlanmasına ve sürdürülmesine yardımcı olur.

Vedolizumab (Entyvio), ustekinumab (Stelara) ve (Skyrizi) adı verilen diğer üç ilaç, yetişkin Crohn hastalığının tedavisi için FDA tarafından onaylandı. Bu ilaçlar bazen pediatrik Crohn hastalığının tedavisinde endikasyon dışı kullanılır.

Diyet ve Beslenme: Diyet değişiklikleri ve beslenme, pediatrik Crohn hastalığının tedavisinin önemli unsurlarıdır. Belirli bir diyetin en etkili olduğu kanıtlanmış olmasa da, sindirimi zor olduğundan ve bağırsağın daralmış bölümünde tıkanmaya yol açabileceğinden doktorların kaçınmayı önerebileceği yiyecekler vardır. Bu yiyecekler arasında patlamış mısır, pişmemiş sebzeler ve kuruyemişler bulunur. Ayrıca süt, bazı baharatlar veya baharatlı yiyecekler gibi bazı yiyecekler belirli bireylerde semptomları kötüleştirebilir.

Pediatrik Crohn hastalığını karakterize eden gastrointestinal sistem iltihabı, vücudun besin maddelerini emmesini zorlaştırabilir. Etkilenen çocuklar daha sonra kilo alamayabilir veya düzgün bir şekilde büyüyemeyebilir. Bazen özel enteral beslenme (EEN) önerilebilir. Bu, düzenli bir diyet yerine tüm kalorilerin özel bir formülden alınmasını içerir. Çoğu zaman bu, formülün nazogastrik bir tüp yoluyla doğrudan mideye verilmesini gerektirir.

Nazogastrik tüp, burun deliklerine yerleştirilen ve boğazdan mideye kadar uzanan ince bir tüptür. Çocukların özel enteral beslenmeye ihtiyaç duyacağı süre, spesifik semptomlara ve hastalığın ciddiyetine bağlı olarak değişir. Bu, beslenme durumunu iyileştirmeye yardımcı olsa da, EEN aynı zamanda aktif hastalığın gerilemesine de yol açabilir.

Cerrahi: İlaç tedavisi, diyet ve beslenme gibi daha önceki tıbbi tedavilerin başarısız olduğu çocuklarda cerrahi gerekli olabilir. Ameliyat genellikle hastalıklı dokunun çıkarılmasını içerir, ancak hastalık sıklıkla yakındaki dokuda tekrarlanır ve ameliyat edilen çocukların %50 kadarı hayatlarının bir noktasında ikinci bir ameliyata ihtiyaç duyar.

Bazı çocuklarda tedaviye dirençli ciddi hastalık, bağırsakların daha büyük bir bölümünün çıkarılmasını gerektirebilir. Bu kısa bağırsak sendromuna neden olabilir. Kısa bağırsak sendromu, ince ve/veya kalın bağırsağın bir kısmının fiziksel kaybı veya fonksiyon kaybı nedeniyle ortaya çıkan karmaşık bir hastalıktır. NORD’un kısa bağırsak sendromu hakkında ayrı bir raporu var.

Bağırsakların şiddetli daralması veya tıkanması, başka yollarla durdurulamayan kanama (inatçı kanama), bağırsak fistülü ve bağırsak duvarında bir delik oluştuğunda meydana gelen perforasyon için de ameliyat endike olabilir. Apseyi boşaltmak için cerrahi de kullanılabilir.

Paylaşın