Lameze yöntemi nedir? Detaylar

Lamaze yöntemi, 1950’lerin başında Fransız kadın doğum uzmanı Ferdinand Lamaze tarafından geliştirilmiştir ve günümüzün en yaygın doğum programlarından biridir. Bu yöntemi bir dizi ders alarak öğrenebilirsiniz. Bu derslerin amacı, doğuma hazırlanmanıza yardımcı olmak ve hamilelik ve doğum süreci hakkındaki olumsuz önyargıları olumlu duygularla değiştirmektir.

Bu dersler ayrıca doğumla başa çıkma ve ağrı yönetimi becerilerini öğrenmenize yardımcı olacaktır. Katılımcılara ve onların partnerlerine doğum ve doğumdan kaynaklanan rahatsızlığı hafifletmek için gevşeme teknikleri ve nefes alma modelleri öğretilir. Bu beceriler altı ila sekiz hafta boyunca sınıflarda öğretilir. Hamile kadınlar seçtikleri partneri ile katılabilirler.

Birinci sınıf: Üçüncü üç aylık dönem

İlk Lamaze dersiniz, hamileliğin bir parçası olan anatomik, fizyolojik ve duygusal değişikliklere genel bir bakış sağlayacaktır. Üçüncü üç aylık dönemdeki değişikliklere odaklanılacaktır. Birinci sınıftaki ortak konular ve etkinlikler şunları içerir:

Beklentileriniz; Siz ve partneriniz düşüncelerinizi, korkularınızı ve duygularınızı paylaşmanız için teşvik edilirsiniz. Birbirinize güvenmeniz ve birlikte çalışmanız öğretiliyor.

Hamileliğin normal rahatsızlıkları; Size ve eşinize, sırtınızın alt kısmını sürekli iterek bel ağrıları ve ağrıları için karşı baskı sağlamanız öğretiliyor. İkiniz de yaşadığınız herhangi bir rahatsızlığı tartışmanız için teşvik ediliyorsunuz. Eğitmeniniz size farklı çözümler öğretecek.

Emzirmenin faydaları; Emzirmek, doğumdan sonra rahminizin kasılmasına yardımcı olur. Bu kasılmalar ayrıca doğumdan sonra kan kaybını da azaltır. Anne sütü, bebeği çocukluk hastalıklarından korur. Emzirme deneyimi anne-bebek bağını güçlendirir.

Beslenme ihtiyaçları; Sağlıklı bir bebek için ek besleyici kalorilere ihtiyacınız devam ediyor. Beyin hücresi gelişimi, son üç aylık dönemde ve doğumdan sonraki 18 aya kadar gerçekleşir ve bu süre zarfında doğru beslenme çok önemlidir.

Üçüncü üç aylık dönemdeki değişiklikler; Vücudunuz büyüyen bebeğe uyum sağlamak için büyüdükçe, aşağıdaki değişiklikleri yaşamaya başlayabilirsiniz:

  • Enerji eksikliği veya yorgunluk hissedebilirsiniz
  • Kolayca gülebilir veya ağlayabilirsiniz
  • Kan hacminde bir artış olacak
  • Genel bir şişlik fark edebilirsiniz
  • Sık sık idrara çıkmanız gerekebilir

Faaliyetler; Birinci sınıf için aktivite seansı, aşamalı gevşeme, olumlu onaylamalar ve olumlu imgeler içerebilir. Siz ve eşiniz aşamalı gevşeme çalışması yapabilirsiniz. Kademeli gevşeme sırasında, önce ayaklarınızdan başlayarak her vücut parçanızı kasılır ve sonra gevşetirsiniz. Bu süreç, vücudunuzun rahat ve gergin olmadığında nasıl hissettiğini anlamanıza yardımcı olur. Doğum sırasında, rahatsanız rahim ağzınız daha kolay açılır.

Ayrıca, olumsuz düşünceleri olumlu imgelerle değiştirerek olumlu onaylamalar yapacaksınız. Bir örnek, ağrının başladığını hissederken kasılmayı memnuniyetle karşılamaktır. Pozitif imgeler kullanarak kasılma işini de görselleştirebilirsiniz.

İkinci sınıf: Özel yer görüntüleri

İkinci sınıfta şunları tartışacaksınız:

  • Fetal büyüme
  • Fetüs gelişimi
  • Fetal hareket sayımı
  • Bebeklerin uyanma ve uyku döngüleri

Birinci sınıfta keşfettiğiniz doğum ve doğum hakkındaki duyguların tartışacaksınız. Ayrıca doğum sırasında  anatomik ve fizyolojik değişiklikleri de gözden geçireceksiniz. Bazı eğitmenler, katılımcılara doğum filmlerini gösterme zamanı olarak ikinci sınıfı seçerler.

Özel yer görüntüleri; Sınıfın aktivite bölümünde ikinci bir gevşeme dizisi öğretilir. Özel yer görüntülerini kullanmak, kendinizi hoş bir yerde hayal etmeyi ve özel yerin manzaralarına, seslerine ve kokularına odaklanmayı içerir. Bu teknik, kendinizi acıdan uzaklaştırmanıza ve olumlu duygulara odaklanmanıza yardımcı olur.

Üçüncü sınıf: Lamaze teorisi

Muhtemelen üçüncü sınıfta fetal gelişim ve bazı nefes alma teknikleri hakkında daha fazla şey öğreneceksiniz.

Lamaze teorisi; Eğitmeniniz ağrı algısını sunacak ve tartışacaktır. Doğumla ilgili olarak size söylenen veya inandıklarınız şeyleri paylaşmanız teşvik edilebilirsiniz. Doğum sırasında neler olduğu hakkında ayrıntılı bir tartışma, doğum sürecini aydınlatmaya yardımcı olabilir.

Doğumun doğasını daha çok anladıkça, onu normal bir olay olarak görmeye başlayabilirsiniz. Doğuma hazırlık, sizin ve eşinizin bebeğinizin doğumunu olumlu bir şekilde deneyimleme becerisine vücudunuzun daha fazla güvenmesine yardımcı olabilir. Aynı zamanda sizin ve eşinizin bu deneyime daha tam olarak katılmanıza yardımcı olabilir.

Fetüs gelişimi; Üçüncü sınıfın bir diğer odak noktası ise gelişen fetüs ve yeni doğmuş bir bebeğe geçişidir.

  • Gelişmekte olan bebeğiniz nasıl nefes alıyor?
  • Bebeğiniz kaslarını nasıl güçlendiriyor ve çalıştırıyor
  • Bebeğinizin ses duymaya başlaması
  • Bebeğinizin görme yetisini geliştirmeye başlaması

Ayrıca yeni doğmuş bir bebeğin hayatının ilk 30 dakikasında ne kadar uyanık ve reaktif olacağını ve bebek aktifken emzirmeye başlamanın en iyisi olduğunu da tartışacaksınız.

Solunum teknikleri; Ağızdan nefes alma teknikleri, hissettiğiniz ağrıyı azaltmak için nefesinizi modellemenizi öğretir. Her kasılma başladığında, derin veya arındırıcı bir nefes alırsınız. Bu derin nefesi, burundan içeri ve büzülmüş dudaklardan yavaş, derin nefes alma takip eder. Dikkatli nefes almaya odaklanmak dikkatinizi dağıtır ve rahatsızlık duyduğunuzu azaltır.

Başka bir nefes alma rejimi de “hee, hee, hee” seslerini tekrar ederken yavaşça nefes almaktır. Partneriniz size yardımcı olacak, sizinle birlikte nefes alacak ve sizi cesaretlendirecektir. Serviksiniz tamamen açılmadan önce itme dürtüsü hissederseniz, daha hızlı, kısa nefesler vermeniz gerekebilir. Doğum sırasında en yararlı bulduklarınızı bularak, bu nefes alma tekniklerini önceden öğrenmeye ve uygulamaya teşvik edilirsiniz.

Dördüncü sınıf: Aktif emek

Dördüncü sınıfın odak noktası, serviks yaklaşık 4 santimetre (cm) genişlediğinde başlayan aktif doğumdur. Partneriniz, aktif doğum sırasında size destek olacak teknikleri öğrenecek. Ayrıca doğum sırasında kaslarınızı gevşetmeye yardımcı olacak bir strateji olan dokunarak gevşeme hakkında bilgi edineceksiniz.

Aktif emek; Rahim tekrar tekrar kasıldıkça rahim ağzı giderek genişler. Erken doğum sırasında kasılmalar kısadır ve her 20-30 dakikada bir ortaya çıkar. Erken doğum genellikle yavaş ilerler. Serviks yaklaşık 6 cm açıldığında aktif doğum başlar. Kasılmalar birbirine daha yakın ve daha yoğun bir şekilde gerçekleşecektir. Doğum genellikle daha hızlı ilerler. Odaklanmak ve ağrıyla başa çıkmak için yardıma ihtiyacınız olabilir.

Rahim ağzı 6 ila 8 cm genişlediğinden doğum yoğunlaşır. Bu genişleme seviyesine bazen geçiş aşaması denir. Bu süre zarfında siz ve eşiniz doğum sancısı ile başa çıkmak için çok çalışacaksınız. Bir jetli küvet, sallanan sandalye veya doğum topu daha rahat etmenize yardımcı olabilir.

Serviksiniz tamamen açıldığında doğum eyleminin ilk aşaması tamamlanmış olur. Doğumun ikinci aşamasında, bebek doğum kanalına inerken genellikle itme dürtüsü hissedersiniz. Her kasılmada bir nefes almaya ve bebeği aşağı ve kasık kemiğinizin altına itmeye teşvik edilirsiniz. Bebeğin başı vajinal açıklığı esnetip görünür hale geldikçe, odaklanmanıza yardımcı olması için uzanıp bebeğin başına dokunabilirsiniz.

Partnerinizin şunları yapması önerilir:

  • Seninle nefes alması
  • Sana harika bir iş çıkardığını hatırlatması
  • Sırtınıza, uyluklarınıza veya karnınızın alt kısmına mesaj yapması
  • Sana içmen için sıvılar verilmesi
  • Yanında olduğunu hatırlatması

Dokunma rahatlaması; Dokunarak gevşetme, doğum sancılarıyla başa çıkmanıza yardımcı olmak için öğretilecek bir tekniktir. Partneriniz dokundukça her kas grubunu gevşetmek için kendinizi şartlandırmayı öğrenirsiniz. Partneriniz gergin olduğunuzda nasıl göründüğünüzü belirlemeyi ve kasları gevşetmenize yardımcı olmak için gergin bölgeye dokunmayı öğrenir.

Beşinci sınıf: İtme teknikleri

Beşinci sınıfta, doğum sırasında sırt ağrısını hafifletmek için itme teknikleri ve stratejileri öğreneceksiniz. Ayrıca doğum yaptıktan sonraki ilk birkaç haftaya nasıl hazırlanacağınızı da tartışacaksınız.

İtme teknikleri; Bebeğiniz doğum kanalından aşağı doğru ilerlerken, kendinizi istemeden iterken bulabilirsiniz. Bu doğal dürtüye yardımcı olacak çeşitli teknikler vardır. Kasılmanın başlangıcında bir nefes alabilir ve iterken havayı yavaşça serbest bırakabilirsiniz. Bu, açık glottis yöntemi olarak bilinir. Ayrıca derin bir nefes alabilir, nefesi tutabilir ve toplayabildiğiniz tüm güçle aşağı inebilirsiniz.

Geri emek; Bazı kadınlar doğum sancılarının çoğunu sırtlarında hissederler. Elleriniz ve dizleriniz üzerinde pelvik sallanma veya çömelme bu rahatsızlığı hafifletebilir. Sırtın alt kısmında sıcak paket veya buz torbası da yardımcı olabilir. Partnerinizin belinize uyguladığı sert karşı baskı da biraz rahatlık sağlayabilir.

Doğum sonrası başa çıkma; Siz ve eşiniz, kendinizi ve evinizi yeni bir bebeğin gelişine hazırlamanız teşvik edilir. Bu süre zarfında düzeltilmesi kolay, besleyici yiyecekler yardımcı olur. Arkadaşlarınızdan ve ailenizden yardım almayı öğrenmelisiniz. Yeni bir bebeğe ebeveynlik yapma becerilerini öğrenirken mizah anlayışınızı geliştirmeye teşvik edilirsiniz.

Altıncı ve son sınıf, program boyunca kapsanan materyallerin bir incelemesinden oluşacaktır. Son sınıfın önemli bir amacı, doğum sürecinin normal bir süreç olduğunu anlamanıza yardımcı olmaktır.

Lamaze yöntemi, doğuma hazırlanmanıza yardımcı olabilecek sadece bir programdır. Birçok kişi öğrettiği strateji ve teknikleri büyük gün ve sonrasında faydalı buluyor. Küçük bir hazırlık, doğum eylemine olumlu ve ne olacağından emin hissetmenize yardımcı olabilir.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır.

Kordon dolanması nedir? Detaylar

Kordon dolanması, bebek kayıplarının yaşanabileceği ciddi bir problemdir. Rahimde alan darlığı yüzünden göbek kordonunun bebeğin boynuna dolanması durumuna kordon dolanması denir. Bebeklerin bir kısmı göbek kordonları boyunlarına dolanmış şekilde dünyaya gelirler. Kordon dolanması şeklinde adlandırılan bu durum halk arasında yaygın olarak bilinmektedir. 

Göbek kordonu rahimdeki bir bebek için bir yaşam çizgisidir. Bebeğin karnından plasentaya doğru giden göbek kordonu genellikle üç kan damarı içerir ve yaklaşık 55-75 cm arasında değişir. Gelişmekte olan fetüse oksijen, kan ve besin sağlar. Bebeğin kordonunun boynuna dolanmasıyla, bebeğe besin ve oksijen gitmemesi durumunda bebek kayıplarının yaşanabileceği ciddi bir problemdir. Genellikle rahimde alan dar olduğunda bebek için hayati önem taşıyan göbek kordonu bebeğin boynuna dolanabilir.

Bebeğin boynunun etrafında kordon dolanmış olması genellikle ciddi sorun yaratmaz. Kordonun özel yapısı içindeki damarların ve kordonun sıkışmasını engeller. Bu nedenle bebekler bu durumu kolaylıkla tolere edebilirler. Bazı durumlarda doğum kasılmaları sırasında bebek aşağıya doğru ilerledikçe, kordon boyun etrafında sıkışabilir. Bu sırada bebeğe giden kan ve oksijen miktarı azalır.

Çoğu bebek bu durumu kolaylıkla tolere edebilirken bazı bebekler edemez. Bebeğin kalp atım hızında bir yavaşlama ortaya çıkar. Doğumdan önce, kan akışı tamamen kesilirse, ölü doğum meydana gelebilir. Anne adayının sol yanına çevrilip oksijen verilmesi ile kalp atım hızı genellikle normale döner. Daha nadir durumlarda ise bebeğin kalp atımları düzelmez ve acil sezaryen gerekli olabilir.

Kordon dolanması önlenebilir mi?

Kordon dolanması sorunu gebeliğin erken evrelerinde görülen bir sorun olmadığında çoğu uzmana göre bebeklere bir zararı olmadan müdahale edilebilir. Rahimdeki bebeğin boynuna kordon dolanmasını annenin önleyebilmesi mümkün değildir.

Ancak bunun olumsuz sonuçlarını önleyebilmek adına yapılacak en önemli şey özellikle gebeliğin son aylarında bebeğin hareketlerini takip etmektir. Bebeğin günde 10 defadan fazla hareket etmesi normal olarak kabul edilir. Ancak, bu hareketlerin 10’un altına düşmesi ya da her gün 15 kez hareket eden bebeğin hareket sayısının 5’e düşmesi durumunda risklerin değerlendilirilmesi amacıyla mutlaka doktora başvurulması önerilir.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

 

İleri yaş gebeliği nedir, riskleri nelerdir?

Anne olmak için 20 ile 35 yaşlar arası en uygun dönem gibi görünmektedir. Gebeliğinde 35 yaş ve üstünde olan anne adayları, ileri anne yaşı grubuna girmektedirler. Yaş ilerledikçe risklerin arttığı da bilinen bir gerçek. 

Zaten riskli gebelik dendiğinde ilk akla gelen risk faktörlerinden birisi ileri yaş. Bu hamileliklerde Down Sendromu (Mongolizm) başta olmak üzere bazı kromozomal bozuklukların görülme sıklığında önemli artışlar gözleniyor. Öte yandan artan yaş ile birlikte anne adayında hipertansiyon, şeker hastalıkları gibi sistemik hastalıkların görülme sıklığında da bir artış var. İşte bu nedenlerden dolayı ileri yaş gebelikleri yüksek riskli gebelikler olarak kabul ediliyor.

Riskler;

Anne için;

Bilim alanında yaşanan gelişmeler sonucu yardımcı üreme teknikleri ile hamile kalan kadın sayısında büyük bir artış var. Yıllarca hamile kalamamış pek çok kadın bu yolla hamile kalmanın mutluluğunu yaşıyor. Bunun doğal sonucu olarak ileri yaş gebelikleri daha çok görülüyor. Öte yandan kadınların sosyal ve iş yaşantısında giderek artan rollerinin evlenme ve anne olma yaşını ilerilere çektiği bir gerçek. İşte bu açıdan her geçen yıl bir öncesine oranla daha fazla sayıda ileri yaş gebeliği yaşanıyor. İleri anne yaşı olan gebelerde gebeliğe bağlı hipertansiyon, şeker hastalığı, peripartum kardiyomyopati (doğum öncesi ve sonrası dönemde gelişebilen kalp yetmezliği ), doğum sonrası kanamalar , plasental anormallikler, erken doğum, ölü doğum ve artmış sezaryen oranı dikkati çeken başlıca problemler arasındadır. Anne yaşının artmasıyla gebelikte diğer sistemik hastalıklar olma şansı da artmaktadır. Ancak ileri yaşta olmasına rağmen, genel sağlık durumu normal olan hastalarda bu risk minimale indirilebilir.

Bebek için;

İleri yaşta anne olmak sadece hamileler açısından değil bebekler açısından da riskler taşıyor. 35 yaşın üzerinde oluşan gebeliklerde ortaya çıkan önemi sorunlardan biri de artmış kromozom anormalliği olasılığıdır. Bunlar arasında Down sendromu (mongolizm) önemli bir yer tutar. Annede oluşan gebeliğe bağlı hastalıklar, gebeliğe bağlı hipertansiyon ,şeker hastalığı ve plasental anormallikler nedeniyle bebeğin erken doğurtulduğu durumlarda bebek erken doğumdan kaynaklanan risklere maruz kalmaktadır.

Alınması gereken önlemler;

Her ne kadar ileri gebelikler daha çok risk taşısa da bu konuda alınabilecek tedbirler mevcut. İleri anne yaşında bebekte oluşabilecek kromozom anormalliklerini tespit etmek amacıyla prenatal tanı yöntemlerinden olan, amniyosentez ve koryon villus biyopsisi (CVS) etkin olarak kullanılıyor. Bu hastalar ileri yaş gebeliklerinde oluşabilecek problemler veya gebelik öncesi var olan hastalıklar yönünden yakından izlenmelidirler.

Bebek neden ağlar, ne yapmalıyız?

Bebek ağladığında zaman resmen durur, çok yavaş akar. Size bebeğiniz devamlı ağlıyormuş gibi gelir ancak durum tabii ki böyle değildir. Bebeğin en önemli iletişim ve derdini anlatma aracı ağlamaktır. Doğduğu andan itibaren kendini daha iyi ifade etmeyi öğrenene kadar anne-babasına rahatsızlıklarını ve ihtiyaçlarını belli etmek için ağlayacaktır.

Geçmiş araştırmalar, ağlayan bebeklerin anında ve olumlu ilgi ile yaklaşılırsa, kendi haline bırakılanlara oranla, büyüdüklerinde ağlamaya daha az eğilimli olduklarını göstermiştir . Bebeğiniz ağladığında göstereceğiniz yakınlık ile, onunla güven ve ilgiye dayalı, sevgi dolu bir bağın temellerini atarsınız. Hem siz hem de bebeğiniz bu zorlu ağlama dönemini atlatmaya çalışırken arada kurulan derin bağdan yarar göreceksiniz. Bebeğin her ağlayışı aynı değildir, anne-babalar zamanla bebeğin ağlama tarzından neye ihtiyacı olduğunu ve ne istediğini anlamaya başlar.

Bebekler ne kadar ağlar?

Çalışmalar küçük bebeklerin üç aylık olana kadar günde ortalama iki saat kadar ağladığını veya huzursuz olduğunu, 3-6 aylık dönemde ise bu sürenin 1 saat civarına indiğini göstermiştir. Ancak size bebeğiniz devamlı ağlıyormuş gibi gelir.

Tüm bebekler kendilerine özgü bir kişilikle ve farklı huylarla doğarlar. Bu da bebeğinizin nasıl ağladığına etki eder. Bazı bebekler oldukça kısık bir sesle ağlarken bazıları tüm enerjisini ses repertuvarını geliştirmekte kullanır ve doğal olarak biraz ekstradan anne enerjisi gerektirir. Yine de bebeğinizin çığlık atması, onun ihtiyaçlarını anlamanıza yardımcı olacaktır. Bu inatçılık hayatının sonraki kısımlarında ona yardımcı olacak bir özelliktir.

Bebekler şımarır mı?

Etrafınızda itiraz edenler, kucağa alışır diyenler olsa bile eğer istiyorsanız bebeğinizi kucaklayın. Bu bebeğinizi şımartmaz. Kendi içgüdülerinizi takip edin ve aldığınız tüm tavsiyelerden en akıllıca olanını seçin. Unutmayın, bebeğinizin dilinden doğal olarak yalnızca siz anlarsınız ve onun için en iyisini siz bilirsiniz.

Ağlama nedenleri;

Uyku;

Bebekler uykusu geldiği zaman ne yapması gerektiğini henüz bilmediğinden, uykuya dalmakta zorlanır. Sözel olarak kendilerini ifade edemedikleri için de ağlayarak tepki verirler. Bebeklerde ağlayarak uyanma sorunu için yapılabilecek tek şey, onun kolay bir şekilde uykuya dalmasına yardımcı olmaktır. Huzurlu ve kesintisiz bir uyku demek aynı zamanda pişiksiz olmayı da gerektirir. Bebeğinizin özellikle geceleri uykuda huzurla uzun saatler geçirebilmesi için, pişiğe karşı önleminizi önceden almalısınız.

Kirlenmiş bebek bezi;

Bebeğiniz, uykusunu almasına ve karnını doyurmasına rağmen sürekli ağlama devam ediyorsa altını kontrol etmelisiniz. Çünkü bebeğinizin bezi uzun süre kirli kaldığında cildi tahriş olur ve pişik sorunu başlar. Yeni doğan bebekler çok sık beslendiği için, bezlerini de sık sık kirletirler. Bu sebeple pişik olma olasılığı da artar. Siz bebeğinizin hassas cildini her bez öncesi nemlendirerek, yardımcı olabilirsiniz. Özellikle ilk aylarda yeni doğan bebekler çok sık beslenip altını kirlettiği için, her beslenme öncesi ya da sonrasında bebeğinizin altını kuru ve temiz tutmaya özen göstermelisiniz.

Gaz sancısı;

Ah o gaz sancıları! Eğer bebeğiniz ağlarken bacaklarını karnına doğru çekiyorsa, gaz sancısı çekiyor olabilir. Kolik olarak adlandırılan bu gaza bağlı ağlama krizleri, bebeğin emerken hava yutmasından ya da sizin gaz yapan yiyecekler tüketmenizden de kaynaklanabilir.

Kaka yapamama;

Bebeğiniz normal süresinde kakasını yapamadıysa şişlik hisseder ve bu şişlik ona ağrı verir. Bu durumda bacaklarını hafifçe dizlerden kırarak, ileri – geri jimnastiği yaptırabilirsiniz. Bunun haricinde karnına dairesel hareketlerle hafifçe masaj uygulayabilirsiniz. Böyle bir durumla karşılaştığınızda çok geçmeden hekiminize başvurunuz.

Kucağa gelme isteği;

Bebekler doğduktan sonra da anne karnındaki güvenli ve sıkışık yaşamı ister. Ayrıca yüzünüzü ve sıcaklığınızı hissetmek, kalp atışlarınıza yakın olmak ona güven duygusu verir. Birçok kişi bebeği kucaklamanın “kucağa alıştırmak” olduğunu ileri sürse de anneye ve babaya ihtiyaç duyan bir bebeğin kucakta olmayı istemesi çok doğaldır. O nedenle kucağa almak bebeğe kendini güvende hissettirir.

Ortam sıcaklığı;

Özellikle yeni doğan bebekler sıkıca sarmalanmaktan hoşlanır ama ortam çok sıcaksa, bazen bu sıcaklık onları bunaltabilir. Uzmanlara göre anneler ortam sıcaklığına karşı nasıl bir duyarlılığa sahiplerse, bebekleri için de aynı sıcaklığın yeterli olacağını bilmeliler.

Dış faktörler;

Bebeğinizin dış dünyaya uyum sağlaması tahmin ettiğinizden daha zordur. Fazla ışık, gürültülü ortam, kucaktan kucağa dolaşmak, karanlık, ağır kokular bebeğinizi rahatsız eder. İlgi çekme isteği Kimi bebekler yalnızlıktan pek hoşlanmaz ve çareyi ağlamakta bulur. Böyle durumlarda bebeğinizi hayatınıza daha fazla dahil etmeye çalışabilirsiniz.

Diş çıkarma;

Bebeklerde ağlama sorunu diş çıkarma dönemlerinde de baş gösterir. Bebeğinizin diş çıkardığını anlamak için diş etlerinde şişlik ya da beyazlık görmeniz yeterlidir. Diş etlerini rahatlatacak dişlikler ve dondurulmuş kalın sebzeler ile bu acısını dindirmeye yardımcı olabilirsiniz. Ayrıca bu süreçte salya akıntısı artacağından dudak ve çevresinde kuruma, tahriş görülebilir. Bu durumda bebeklere özel dudak kremlerinden kullanabilirsiniz.

Kolik;

Akşam yemeği saati ve bebeğiniz aniden ağlamaya başladı. Tanıdığınız bir ağlama değil, amansız bir çığlık ve hiçbir şekilde onu susturamıyorsunuz. Ağlaması o kadar güçlü ve ısrarlı ki yüzü kızarıyor, vücudu bir top şeklini alıyor. Bu ağlama nöbetleri günün düzenli parçaları haline geliyorsa, muhtemelen bebeğinizin kolik şikayeti vardır . Bebeğin 20 günlük ile 3 aylık görülen kolik sancılarına neyin sebep olduğu ve kesin tedavisi bilinmemektedir. Üç ayın sonunda kendiliğinden geçecek bu sancı süresince sakin ve sabırlı olmaya çalışın.

Küçük bebekleri yatıştırmak için birkaç basit öneri:

  • Emzik ve biberon işe yarar, ancak bebeğinizin onu saatlerce emmesine izin vermeyin. Emzik ve biberonun tatlıya batırılması ve tatlı içeceklerle kullanılması diş çürüklerine neden olabilir .
  • Şarkı söyleyin ve onunla dans etmeyi deneyin. Radyo veya teypten gelen dinlendirici bir müzik işe yarayabilir .Tabi o çıngırak gibi gürültü çıkarabileceği bir oyuncağı da tercih edebilir. Seyredebileceği renkli ve hareketli birşeyler hoşuna gidecektir .
  • Kanguruda sizinle temas edebilecek şekilde tutun. Onunla yürüyüş yapın veya dans edin. Onu kollarınızda veya ayaklarınızda hafifçe sallayarak uyutmayı deneyin.
  • Onu arabanızla veya kendi bebek arabasıyla dışarı gezmeye çıkarın. Özellikle geceleri çok etkili bir yöntemdir. Bebeğinizin sık ağlaması sizin için büyük bir endişe kaynağı olabilir . Tüm gün boyunca ve her fırsatta ağlaması sinirlerinizi yıpratabilir.

Ne zaman endişelenmeliyiz?

Bebeğinizin sık ağlaması sizin için büyük bir endişe kaynağı olabilir. Tüm gün boyunca ve her fırsatta ağlayan bir çocukla uğraşmaktan sinirleriniz yıpranabilir . Bebeğinin ağlamasından, her anne baba farklı şekillerde etkilenirler .Bazı anne babalar endişelenip, çocuklarının ağlamasından kendilerini sorumlu tutarlar.Diğerleri bu gürültüden ve bölünen gecelerden rahatsız olurlar. Kendilerini kaybetme noktasına gelenler, eğer susmazsa çocuğu fiziksel olarak cezalandırmakla tehdit ederler. Böyle bir davranış, bebek tarafindan kolayca algılanır ve çok daha fazla ağlamasına neden olur.

Eğer çocuğunuzun ağlaması sizi çok kötü etkiliyor ve onu hırpalayabileceğinizi hissediyorsanız, bunu bir yakınınızla veya doktorunuzla tartışın. Yeni anne baba olmak zordur, bu nedenle sıkıntınızı tartışmak sizi rahatlatacaktır. Kendinize de bir miktar zaman ayırmayı unutmayın ve arada sırada bebeğiniz yanınızda olmadan da dışarı çıkmayı deneyin.

Bebek bakımı nedir? Emzirme ve Temizlik

Yeni doğan bebeğin bakımına ve ilk banyo gibi dikkat edilmesi gereken pek çok konu anne babaların endişeleri arasında.

Yenidoğan bebek bakımında tecrübeli aile yakınlarının desteği yeni anne-babayı oldukça rahatlatsa da bebek bakımı ile ilgili detayları kendilerinin önceden okumaları ve bilgi sahibi olmaları, destek ile birlikte tecrübe ettiklerinde öğrenmelerini ve alışmalarını kolaylaştırır.

Ev düzeninin bebeğe göre ayarlanması ve bebek odasının doğru düzenlenmesi yeni doğan bebek bakımının ilk basamağıdır. Doğumdan önce evin ve bebek odasının hazırlanması gerekir. Evdeki prizlere kapak takılması, mobilyaların bebeğe zarar vermeyecek şekilde düzenlenmesi, pencerelere emniyet takılması, yerlerin çok kaygan olmayan malzemelerle temizlenmesi ve yerlerde bebeğin yutabileceği nesnelerin bırakılmaması gerekir.

Bunlar her ne kadar bebek hareketlenmeye başladığında daha çok önem kazanacak önlemler olsa da en baştan uygulamaya koymak kaza risklerini azaltır. Bebeğin odasının güvenli ve konforlu olması gerekir. Odanın su bazlı boyalar ile boyanması ve yer döşemelerinin ahşap veya mantar döşemelerden seçilmesi daha uygundur. Bebeğin yatağı çok yumuşak olmamalı ve yatakta yastık bulunmamalıdır.

Emzirme düzeni;

İlk haftalarda emzirme düzensizdir ve bebek her istediğinde emzirilmelidir. Her iki göğsü de eşit sürelerde emzirtmek idealdir. Ancak bu her zaman gerçekleşmez. Bebek bir seferde tek göğsü emerse bir sonraki sefer diğer taraftan emzirmek gerekir. İlk 10 dakikadan sonra gelen süt daha yağlıdır; bebekte doygunluk hissi uyandırır. Bir göğsü emmesi bu nedenle yeterli olabilir. Günde yaklaşık 10-12 kere emmesi ve ilk 4-6 ay gece beslenmesi normaldir. Emzirilen bebeğe su vermek gerekmez. Meyve püresi ve pirinçli mama benzeri ek besinler 6 aydan sonra verilmelidir.

Anne sütünün sağılması ve saklanması

Bebeğinizden uzak kaldığınız durumlarda da bebeğinizi anne sütü ile besleyebilirsiniz. Bunun için önceden göğsünüzü sağıp, gerekli olduğunda bebeğe sağılmış sütünüzü verebilirsiniz. Göğsünüzü elinizle veya pompayla sağabilirsiniz. Pompalar elle, pille veya elektrikle çalışabilir.

  • Uygun sağma teknikleri; Elle sağma: Bebeğiniz zamanında doğmuş ve sizi iyi emiyorsa, sütünüzün fazlasını almak için veya göğüs ucunu yumuşatmak için elle sağmak uygundur.
  • Elektrikli pompa: Bebeğiniz prematüre doğmuş ve uzun süre sizi ememeyecekse, hastane tipi elektrikli pompa kiralamalısınız.
  • Pilli Pompa: Arada sağım yapacaksanız pilli pompa alabilirsiniz.

Hazırlanma ve temizlik;

  • Göğüslerinizi sağmadan önce mutlaka ellerinizi yıkayınız.
  • Göğüslerinizi temiz tutmak için günde bir kez banyo veya duş almak yeterlidir. Her kullanımdan önce pompanın setlerini sıcak sabunlu su ile yıkayınız.
  • Hastaysanız ve bir ilaç almanız gerekiyorsa doktorunuza danışınız.

Sütün elle sağılması;

  • Ellerinizi ılık su ve sabun ile yıkayınız.
  • Göğsünüzün ucunu kaynamış, ılıtılmış su ve pamukla siliniz.
  • Baş parmağınızı göğsün üzerinde saat 12:00 konumunda, orta ve işaret parmaklarınızı göğsün altına kahverengi kısmın gerisine saat, 6:00 konumunda yerleştiriniz. Bu şekilde süt torbacıkları sağılacaktır.
  • Önce geriye daha sonra da parmaklarınızı ileriye doğru yuvarlayarak göğsünüzün ucunu sıkmayacak şekilde göğüs duvarından destek alarak öne doğru sağma işlemini bitiriniz.
  • Elinizin “C” şeklini koruyarak her saat kadranını sağmak üzere göğsünüzde parmaklarınızı dolaştırınız.

Sütün toplanması;

Sağdığınız sütü temiz bir plastik veya cam şişede veya süt saklama poşetlerinde saklayabilirsiniz. Şişeleri tamamen doldurmadan, emziksiz bir şekilde kapak ile sıkıca kapatınız. Poşetler ise lastik bir bant ile kapatılabilir. Sağdığınız ve poşetlediğiniz her sütün üzerine bebeğinizin ismini ve tarihi yazmayı unutmayın.

Sütün ısıtılması;

Soğuk süt akan ılık su altında veya bir biberon ısıtıcısında ısıtılabilir. Sütü fazla ısıtmayın. Bu, sütün kesilmesine ve bazı proteinlerin hasar görmesine neden olabilir. Sütü eritmek veya ısıtmak için mikrodalga fırınların kullanılması kesinlikle önerilmemektedir.

Donmuş sütü eritme;

Buzdolabında, yavaş olarak eritiniz. ( 100 cc. sütün erimesi birkaç saat sürebilir). Sıcak suyun altında bir kap içinde daha hızlı olarak eritmede yapılabilir.

Diğer önerilerimiz;

  • Sütü bir saatten fazla oda ısısında bırakmayın.
  • İkinci kullanımdan sonra kalan sütü atmalısınız.
  • Eritilmiş sütü tekrar dondurmayın.
  • Sütü buzdolabının kapağına koymayın.
  • Sütler bir termos içinde, buz ile birlikte taşınmalıdır.

Anne sütünün saklanma süreleri;

  • Sağdığınız sütü dondurmadan 72 saat ve dondurulmuş sütü erittikten sonra 24 saat buzdolabında (+ 1 ile +4 °C arasında) saklayabilirsiniz.
  • Süt, tek kapılı buzdolabının buzluğunda (-7 ile -2°C arasında) 3 haftaya kadar, iki kapılı buzdolaplarının buzluğunda 3 ay saklanabilir.
  • Sütünüzü derin dondurucuda (-18 °C’nin altında) 6 aya kadar saklayabilirsiniz.

Bebeğin günlük temizliği nasıl yapılmalı;

Bebeğin günlük fiziksel bakımı dediğimizde ellerini, yüzünü boynunu ve altını temizlemeniz anlaşılır. Günlük temizliği sabahları ya da gece yatmadan önce bütün vücudunu yıkamak yerine uygulayabilirsiniz. Özellikle banyo yapması önerilmeyen ilk altı hafta boyunca bebeğinizin günlük temizliğini aksatmamalısınız. Temizlik sırasında odanın sıcak olmasına dikkat edin. Suyu kaynatıp ılıması için bekletin. Yeni doğan bebeğin günlük bakımı için ellerinizi yıkayın. Bebeği temiz ve düz bir yere yatırıp fanilasına dek soyun.

Bebeğin günlük fiziksel bakımı için gerekenler;

  • Bebeğin yüzünü yıkamak için kaynatılıp ılıtılmış küçük bir kap su
  • Bir kap ılık su
  • Pamuk parçaları
  • Temiz bezler
  • Sıcak havlu
  • Bebeğin altını değiştirirken kullandığınız malzemeler
  • Bebek için temiz giysiler

Bebeğin günlük fiziksel bakımı için gereken malzemeleri hazırladıktan sonra kaynamış suya batırılmış pamuk parçasıyla bebeğinizin gözlerini burnundan dışa doğru silin. Her silişte ayrı pamuk kullanın. Sonra temiz ince bir bezle hafifçe kurulayın. Gözlerini ayrı ayrı pamuk parçalarıyla silin.

Islatılmış bir parça pamukla kulaklarını silin. Kulakların içini değil, yalnızca dışını ve kenarlarını silin. Her silişinizde ayrı pamuk kullanın sonra havluyla kurulayın. Bebeğinizin kulağının içine asla pamuk sarılı çubuk sokmayın.

Bebeğin ağız ve burun çevresindeki süt kalıntılarını iyice temizleyin. Yanaklarını ve alnını da silin. Daha sonra havluyla kurulayın. Ağzını çevresindeki süt kalıntılarını silin.

Çenesinin altını ve boynunu nemli pamukla silin. Buradaki ter bebeklerin cildini tahriş edebilir. Boynundaki kıvrımları dikkatlice silin.

Kollarını hafifçe kaldırarak koltuk altlarını nemli pamukla güzelce silin. İyice kurulayın. Ellerini ve parmaklarının arasını yıkayıp kurulayabilmek için yumulu olan parmaklarını yavaşça açın. Kız bebeklerin poposunu her zaman önden arkaya doğru silerek temizleyin.

Şimdi fanilasını yukarı sıyırıp altını her zamanki gibi temizledikten sonra bebek losyonuyla ya da ılık suyla ıslatılmış pamukla bebeği silin. Bebeğinizin cildi sağlıklıysa, altını bekletmeden değiştiriyorsanız koruyucu krem kullanmaya gerek yoktur. Koruyucu kremler bezin emiciliğini azaltarak sorunlara yol açabilir. Erkek bebeklerin sünnet derisini kesinlikle geriye çekmeyin.

Bebek bakımında dikkat edilmesi gerekenler;

Dışkı ve idrar sıklığı; Bebeğinizin ilk ayında dışkı sayısı fazladır (günde 6-8 kez). Anne sütüyle beslenen bebeklerin dışkıları cıvık olur. Dışkı ilk günler yeşilimsi, daha sonra altın sarısı renk alır. Mama ile beslenen bebeklerin dışkıları daha kıvamlı ve sıklığı daha azdır. Bu bebeklerde kabızlık da olabilir. Bebeğin günde en az 6-8 kez idrar yapması gerekir. Bu beslenmenin yeterli olduğunu gösterir. Bir iki ay sonra bebek 2-3 günde bir de dışkılayabilir, buda normaldir.

Alt değiştirme; Bebeğinizin altını sık değiştirin. Beslenme öncesi altı kirli ise veya bebek huzursuz ise bebeğinizin altını değiştirin. Beslenme ile barsak hareketleri artacaktır; bu nedenle beslenme sonrasında bebeğinizin altını değiştirmeniz gerekebilir. Bebeğin altını ıslak pamukla silebilir, çok kirli ise yıkayabilirsiniz. Hazır silme bezleri, yolculuklarınızda pratik olacaktır. Bebeğin cildi çok hassastır. Islak veya kirli bez uzun süre ( 3-4 saat ) kalırsa pişik olur. Bu durumda bebek cildine uygun pişik kremi uygulayabilirsiniz. Kız bebeklerin altları önden arkaya doğru temizlemek gerekir.

Göbek bakımı; Göbeğin ve çevresinin temiz ve kuru kalması gerekir. Göbek bağı kullanmayın. Günde 1-2 kere göbek kordonunu dibinden, alkollü pamuk ile silin. Göbeği bezin dışında bırakmaya dikkat edin. Göbek 7-14 gün içinde düşer. Düştükten sonra yerinde hafif bir kanama olması normaldir. Bu durumda alkol ile silebilirsiniz.

Bebek banyosu; Göbek düştükten 1 gün sonra banyo yaptırabilirsiniz. Göbek düşene kadar yumuşak bir bezle bebek cildini uygun bir sabunla silin ve daha sonra durulayın. Gün aşırı banyo yeterli olacaktır. Ancak ağzını, çenesini ve genital bölgesini sık sık ıslak, sabunsuz, yumuşak bir bezle silmeniz gerekir. Banyolarında içme suyu kullanmanız gerekmez.

Ancak cildinde yara varsa veya ameliyat geçirdiyse kaynamış ve ılıtılmış su kullanmanız gerekebilir. Bu konuda doktorunuzun tavsiyelerini almalısınız. Suyun ısısını, kolunuzun iç kısmını suya daldırarak test etmelisiniz. Banyo sonrasında cildi durulamak son derece önemlidir. Sabun bebek cildini tahriş edebilir.

Cilt bakımı; Her banyo sonrası krem veya yağ sürmek gerekmez. Bebek cildi çok hassastır. Krem ve yağlar sürerek cildin terlemesi önlenirse, ufak sivilceler ve isilik tarzında döküntüler ortaya çıkabilir. Eğer cildi kurur ve çatlaklar gelişirse, bir bebek losyonu veya nemlendiricisini günde 2 kere sürebilirsiniz. Bebeğin cildi kuru ise çok banyo yaptırmayın. Banyonun suyuna bebe yağı eklemek de işe yarayabilir.

Tırnak bakımı; Bebeğin tırnağını, ona özel bir bebek tırnak makası ile kesebilirsiniz. Uzamış tırnaklarıyla bebek, yüzünü ve gözünün kornea tabakasını çizebilir. Bebek tırnak makasıyla tırnağın keskin ve sivri köşeleri de ince bir törpüyle yumuşatın. Bu işlemi yaparken yanınıza bir yardımcı almalısınız.

Hapşırık ve hıçkırıklar; Hapşırık, genze kaçan damlacıkları temizlemek üzere bir reaksiyon, hıçkırık ise solunum kası olan diyaframın uyarılması sonucu ortaya çıkan bir reflekstir. Hıçkıran bebek kısa süre ile emzirilirse bu refleks yavaşça kaybolur.

Yatma pozisyonu; Bebeğinizi sırtüstü yatırın. Son yıllardaki araştırmaların sonuçlarına göre sırtüstü yatış en güvenli yatma şeklidir. Bebeğin başını uyurken her iki yana çevirebilirsiniz. Bebek uyanıkken yüzükoyun yatırarak kollarının kuvvetlenmesine yardımcı olabilirsiniz. Yastık ve kuş tüyü yorgan kullanmayın. Yorganını göğüs hizasına kadar örtün, başına çekmeyin. Bebeği fazlaca ısıtmayın. Yatağında yumuşak oyuncaklar bırakmayın. Bu önlemler SIDS denilen nedensiz beşik ölümlerini önlemek amacıyla tüm dünya bebeklerine önerilmektedir.

Oda ısısı; Sizin rahat ettiğiniz oda ısısında bebeğiniz de rahat edecektir. Zamanında doğan bebekler için 21-24 C derece uygundur. Eğer klima kullanıyorsanız, bebeğin üzerine üflememek koşuluyla bebeği odada tutabilirsiniz. Unutmayın, bebek, kapı veya pencerenin aralanmasıyla, çok soğuk olmayan bir ortamda hemen üşümez. Üşüse de hasta olmaz. Aşırı ısıtma, beslenmeye isteksizlik ve uyku haline neden olur. Bebeğin elleri ve burnu soğuksa, ortam ısısı yetersiz demektir. Bu durumda vücut ısısına da bakılabilir. Üzerine bir battaniye örtülerek bebek ısıtılmalıdır. Devamlı soğuk olan bebekler iyi büyüyemezler.

Araba koltuğu; Hastaneden evinize giderken ve bundan sonraki yolculuklarınızda yeni doğan bebekler için olan araba koltuğu kullanın.

Ziyaretler; ilk haftalarda yorucu ziyaretlerden kaçının. Bebek bakımı zor da olsa en kolay biçimde evde yapılır. Bebeği kalabalık gurupların içerisine sokmayın. Unutmayın, özellikle kış aylarında, kapalı ortamlarda, virüslerin neden olduğu üst solunum yolu enfeksiyonlarına çok sık rastlanır. Bebeğin hastalanmaması için öptürmeyin, kalabalıklara sokmayın, ufak çocuklardan uzak tutun. Annenin de lohusa döneminde kendini iyi koruması gerekir.

Yenidoğan bebeklerde görülebilen hastalıklar nelerdir?

Sarılık, konak ve pamukçuk yeni doğan bebeklerde sıklıkla görülen rahatsızlıklardır ve doğru bakım ile zaman içinde geçerler. Sarılık doğumdan 24 saat sonra görülür ve bebeğin göz ve yüzünde sararma olarak kendini gösterir ve doktor kontrolünde birkaç hafta içinde geçer.

Pamukçuk bebeğin ağzında ve dilinde beyaz lezyonlardır. Bu hastalık bebeğin iştahının azalmasına ve huysuzlaşmasına neden olur, tedavisi için doktora başvurulmalıdır. Konak ise bebeğin başının ön tarafında ve bıngıldak bölgesinde oluşan sarı renkli kabuklardır ve temizlenmesi gerekir. Bu sık görülen rahatsızlıklar endişelenilmemesi gereken çoğu bebekte görülen rahatsızlıklardır.

Bunların yanında anne babanın 6-7 saat uyanmama, bebeğin hareketlerinde azalma, vücuda yayılan veya üçüncü haftadan sonra devam eden sarılık, 37,5 derece üzerindeki ateş, göbekte akıntı veya kanama, günde 3-4 kez bezin dışına çıkan sıvı dışkı gibi durumlarda hemen doktora başvurması gerekir.

Çocuklarda ateşli havale nedir, neden olur?

Ateş nedeniyle oluşan havale, 6 ay – 6 yaş arası çocuklarda kasılmalarla görülen bir nöbet durumudur; herhangi bir ateşli hastalık sonucu vücut sıcaklığının 38 derecenin üstüne çıkmasıyla meydana gelir.

Özellikle ateşi çıkmaya duyarlı ve ailesel yatkınlığı olan çocuklarda meydana gelir. Anne babalar için ateşli havale endişe verici bir sorundur ancak her zaman tehlikeli değildir. 0-3 aylık bebeklerde yüksek ateşte mutlaka doktora görünülmesi gerekir.

Ateşli havale neden olur?

Ateşe genellikle çocuğun geçirdiği viral ya da bakteriyel enfeksiyonlar neden olur. Bademcik ve orta kulak iltihapları, bağırsak ve idrar yolu enfeksiyonları, tüberküloz, menenjit, zatürre de ateşe yol açar. Ayrıca lösemi, lenfoma ve bağışıklık sistemi hastalıkları da ateşin sorgulanması gereken durumlardır.

Çocuklarda ateşi havale belirtileri;

  • Yüksek ateş
  • Bilinç kaybı
  • Vücudun kilitlenmesi
  • Kasılmalar
  • Göz kayması
  • Solgunluk
  • Nöbet sonrası baygınlık hali

Ateşli havale nasıl tedavi edilir?

Ateşli havalede önemli olan, ateşe yol açan nedeni bulmak ve hastalığın tedavi edilmesidir. Havale nöbetini durduracak ilaçlar da kullanılabilir.

Ateşli havale kalıcı sorunlara neden olur mu?

Korkulanın aksine ateşli havale kalıcı hasar yaratmaz. Tekrarlanabilir ve havale geçirme oranı yaş ilerledikçe düşer.

Anne sütü nedir, faydaları nelerdir?

Anne Sütü, doğumdan sonraki ilk 4 ayda bebeğin hızla büyümesi için gerekli olan enerji ve besin ögelerini yeterince sağlayan bir besindir.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından bebeklerin ilk 6 ay boyunca yalnızca anne sütü ile beslenmesi önerilmektedir. Altı aydan sonra da ek gıdalarla desteklenerek, bebek en az 2 yaşa kadar devam etmelidir.

Anne Sütü’nün bebeğe yararları;

  • Bebeğin ruh ve vücut sağlığı için en uygun besindir.
  • Her zaman hazır, temiz, uygun ısıdadır, ekonomiktir.
  • Sindirimi en kolay besin maddesidir.
  • Her annenin sütü kendi bebeği için en uygun özelliktedir. Prematüre bebeği olan annenin sütü prematüre bebeğe,1 aylık bebeği olan annenin sütü 1 aylık bebeğe,3 aylık bebeği olan annenin sütü 3 aylık bebeğe göredir.
  • Organ ve sistemlerin gelişmesini düzenleyen büyüme faktörlerini içerdiğinden bebeğin büyümesini ve gelişmesini hızlandırır.
  • Anne sütü bebeğin ilk 6 ayda ihtiyacı olan protein, yağ vb. her türlü besin değerine sahiptir. Bu nedenle D vitamini ve flor dışında hiçbir ek besine, ek sıvıya, vitamine gereksinim duymaz.
  • Aşırı şişmanlama (obesite) riski daha azdır.
  • Annenin ilk gelen sütü (ağız sütü) bebek için çok önemlidir, bebeğin ilk aşısıdır.
  • İçerdiği akyuvarlar ve koruyucu maddeler sayesinde bebeğinizi enfeksiyonlara karşı korur.
  • Anne sütü, ishale yol açan mikroorganizmaların oluşmasını engeller
  • Anne sütü ile beslenen bebeklerde kansızlık daha az olur.
  • İleri yaşlarda gelişebilecek hastalıkların olasılığını da azaltır. Örneğin; alerjik hastalıklar, şeker hastalığı, astım, kanser, damar sertliği, diş çürükleri vb. İçerdiği A vitamini ile göz hastalıklarına karşı korur.
  • Anne sütü alan bebeklerde pişik, karın ağrısı ve kabızlık daha az görülür.
  • Ani bebek ölümü riskini ( beşik ölümü ) azaltır.
  • Bebeğiniz için doğal bir sakinleştiricidir.
  • Anne sütüyle beslenen bebekler daha az ağlarlar, daha iyi uyurlar.
  • Emzirmeyle anne ile bebek arasında var olan duygusal bağ gelişir
  • Bebeğinizin zekâ gelişiminin daha iyi olmasını sağlar.

Emzirmenin anneye yararları;

  • Erken emzirmeyle doğum sonu kanamalar çabuk kesilir, memelerde şişme iltihaplanma olmaz, anne loğusalık dönemini daha rahat / sorunsuz geçirir.
  • Rahmin daha kısa süre de normale dönmesini sağlar.
  • Emmeyle anneden salgılanan hormonlar sayesinde kısa süre de dinlenme ihtiyacını karşılar, huzurlu olur.
  • Emziren annelerde meme, rahim kanserine yakalanma riski daha düşüktür
  • Doğum sonrasında kemiklerin yeniden mineral kazanmasını sağladığı için, menopoz sonrası kalça kemiği kırığı riskini azaltır.

Anne Sütü almayan bebeklerde görülen sorunlar;

  • Sindirim sistemi, enfeksiyonlar için koruyucu maddeler içerdiğinden anne sütü almayan bebekler sık sık enfeksiyonlara yakalanır.
  • Orta kulak iltihabı riskini anne sütü alan bebeklere göre daha fazladır.
  • Bazı kronik hastalıkların oluşma riski anne sütü almayan bebeklerde daha fazladır.(Tip 1 Diyabet, Çölyak hastalığı, Obezite, Koroner Kalp Hastalıkları gibi)
  • Bebeğin ruhsal, bedensel ve zihinsel gelişimine yardımcı olan anne sütü alınmadığında, dikkat azlığı sendromu, ilgisizlik gibi sorunlar ile karşılaşılabilir.
  • Anne sütü almayan bebekler daha sık ağlarlar.

Anne Sütü almayan çocukların beslenmesi;

Anne sütü verilemeyen çocuklara mümkünse formül (hazır) mama, değilse hayvan sütleri verilebilir. Anne sütü almayan bebekler normalde aldıkları süt ya da mamalara devam edilmelidirler. Kusma ve ishalle kaybedilen sıvı ve mineraller, ağızdan alınan sıvılar, bağırsak florasını düzenleyen probiotikiçeren tozlar kullanılarak giderilebilir.

Beslenmenin yeterli olduğu, çocuğun ayına uygun gereken kiloyu almasıyla anlaşılır. Bu nedenle çocuğunuzu düzenli aralıklarla sağlık kontrollerine getiriniz. Sağlık ocaklarımızda büyüme takipleri persentil (büyüme) grafikleriyle yapılmaktadır.

Anne sütü oluşumunu arttırmak için ne yapılmalı?

Bebekler düzenli olarak emzirilmeli, emziren anneler kendi beslenmesine dikkat etmeli, dengeli beslenmeli, dinlenmeli ve stresten ve endişeden uzak kalmalıdır.

Yeterli miktarda su içmek önemlidir. Günlük içilen su miktarı 3 – 3.5 litre olmalıdır. Emzirme döneminde yeterli ve çeşitli beslenen annenin sütü besleyici, bebeğinin gelişimi için ideal olur.

Anne sütünün bebeğe ve anneye olan faydaları açısından doğar doğmaz anne sütüyle tanışan bebeklerin uygun olduğunda tamamlayıcı beslenme ile desteklenmesi( genellikle 6. Ayda ) ve 2 yaşına kadar anne sütüne devam edilmesi önemlidir. Unutmayınız ki; ilk 1000 günde yeterli ve dengeli beslenme sizin bebeğinize tüm hayatı için yapabileceğiniz en büyük iyiliktir.

İstanbul: Bebek Camii

Bebek Camii; İstanbul’un Beşiktaş İlçesi, Bebek Semti’ndeki Bebek İskelesi’nin yanındadır.

1912 yılında Mimar Kemalettin yaptırmıştır. Neo-klasik akımın içinde değerlendirilen yapı, 8 köşeli kasnağa oturan büyük kubbe ile örtülüdür.
Kubbe yanlarda 4 yarım kubbeyle desteklenmiştir. Tuğla yapının son cemaat yeri, 4 kalın sütuna oturan 3 kubbeyle örtülüdür. Mihrap yazısı, Hattat Hüseyin Macit Ayral’a aittir.

İstanbul: Aşiyan Müzesi

Aşiyan Müzesi; İstanbul’un Beşiktaş İlçesi, Bebek Semti, Aşiyan Yokuşu’ndadır.

Ünlü Türk Şairi Tevfik Fikret`in 1906-1915 yılları arasında yaşadığı ev olan Aşiyan; 1940 yılında eşi Nazime Hanım`dan İstanbul Belediyesi tarafından satın alınıp, 1945 yılında Edebiyat-ı Cedide Müzesi olarak açılmıştır.

Daha önceleri Eyüp mezarlığında bulunan naaşı, 1961 yılında doğal görünümü ile çok beğendiği bu bahçeye nakledilmiş ve bu tarihten sonra müze “Aşiyan Müzesi” adını almıştır.

Tevfik Fikret, evinin projelerini kendisi çizmiş, Farsça “Yuva” anlamına gelen Aşiyan kelimesini de buraya isim olarak koymuştur. Bahçe içerisinde ahşap 3 katlı olan Aşiyan Müzesinin zemin katı bugün idari işler için kullanılmaktadır.

Birinci katta Edebiyat-ı Cedideciler`in fotoğraf, kitap ve özel eşyalarının sergilendiği Edebiyat-ı Cedide Odası, Abdülhak Hamit`e ait kişisel eşyalar, tablolar, fotoğraflar, çalışma masası ve koltukların bulunduğu Abdülhak Hamit Salonu, kadın şairlerimizden Nigar Hanım`a ait kitaplar, fotoğraf, resimler, şahsi arşiv ve eşyalarının sergilendiği Şair Nigar Hanım Odası bulunmaktadır.

Tevfik Fikret`e ayrılmış olan ikinci katta; şairin yatak odası ve çalışma odası yer almaktadır. Şairin yaşadığı yıllarda yatak odası olarak kullandığı odada; şahsi eşyaları, vefat ettiği yatak ve Mihri Hanım tarafından şairin yüzünden alınan maskın kopyası gibi objeler sergilenmektedir.

Çalışma odası olarak kullandığı odada ise; çalışma masası ve koltuğu, kendisi tarafından yapılan resim çalışmaları, tablolar bulunmaktadır. Şehzade Abdülmecit Efendinin, Tevfik Fikret`in “Sis” şiirinden esinlenerek yaptığı ünlü “Sis”tablosu da buradadır.