Türkiye Yine “Özgür Olmayan Ülke” Kategorisinde

Washington merkezli düşünce kuruluşu Freedom House’ın yıllık raporunda ilk kez 2018’de statüsü “Kısmen Özgür Ülke” kategorisinden “Özgür Olmayan Ülke” kategorisine düşürülen Türkiye, o yıldan bu yana olduğu gibi yine “Özgür Olmayan Ülke” olarak sınıflandırıldı.

Bu yılın ilk yarısında Türkiye’nin önemli bir seçime hazırlandığını not düşen rapor, geçen yıl seçim kanununda yapılan değişiklikler ile hükümetin seçim sonuçlarına gelen itirazları değerlendirecek hakimlerin belirlenmesini kontrol edeceğine dikkat çekiyor.

Ayrıca raporda, geçen yıl yürürlüğe giren dezenformasyon yasasıyla muhalefetin kampanyalarının ve bağımsız medyanın daha fazla baskıya uğrayabileceği değerlendirmesi yapılıyor. 2022’deki bu gelişmeler nedeniyle Türkiye, raporun sonlarındaki 2023’te özellikle incelenmesi gereken ülkeler listesinde yer aldı.

Washington’daki düşünce kuruluşu Freedom House bugün dünya genelindeki siyasi haklar ve sivil özgürlükler üzerine yıllık raporunu yayınladı.

VOA Türkçe’den Ezel Şahinkaya’nın aktardığına göre, “Demokrasi Mücadelesinde 50. Yıl” başlıklı raporun kapağında geçen sene İranlı Kürt Mahsa Amini’nin gözaltında ölümünü İzmir’de protesto eden İranlı kadınlar yer aldı.

Rapor, 2022 yılı boyunca 195 ülke ve 15 bölgedeki özgürlükleri değerlendiriyor. Raporun metodolojisine göre her ülke, 25 gösterge üzerinden 0 ve 4 arası puanlandırılıyor. Toplam 100 puan olan göstergelerin yüzde 40’ı siyasi haklar üzerineyken, yüzde 60’ı sivil özgürlükler kategorisinde gruplandırılıyor. Toplam puan üzerinden ülkeler, “Özgür”, “Kısmen Özgür” ve “Özgür Olmayan” ülke kategorilerinde sınıflandırılıyor.

Raporun temel bulgularına göre, son 17 yıldır dünya genelinde özgürlükler düşüşte. Raporda 195 ülkenin 84’ü “Özgür” kategorisinde yer alırken, 54 ülke “Kısmen Özgür” ve 57 ülke “Özgür Olmayan” ülke kategorisinde.

Rapor, 2022’de siyasi haklar ve sivil özgürlüklerdeki düşüşte savaşların, darbelerin ve iktidarı ele geçirme girişimlerinin payı olduğu tespitinde bulunuyor. Rusya’nın 2022 Şubat ayında Ukrayna’da başlattığı savaşı örnek veren rapor, demokratik kurumlara saldırıların yabancı ülkelerin ordularından gelebileceğini kayda geçiriyor.

Darbelerin demokraside gerilemeye neden olduğunu belirten rapor, 2022’de Ocak ve Ekim aylarında iki askeri darbe deneyimlemiş Burkina Faso’da liderlerin demokrasiye dönüş konusunda belirsiz sözler verdiğini not düşüyor. Burkina Faso bu seneki raporda “Kısmen Özgür” kategorisinden “Özgür Olmayan” ülke kategorisine geriledi.

Rapor ayrıca başarısızlıkla sonuçlanan darbe girişimlerinin de geçen yıl siyasi sisteme ve insan haklarına zarar verdiğini belirtiyor. Geçmişte otoriter rejim ile yönetilmiş ülkelerde darbe girişimlerinin demokrasiye zararının yüksek olduğunu dile getiren rapor, Peru’da eski cumhurbaşkanı Pedro Castillo’nun iktidarını kaybetmemek için geçen Aralık ayında Kongre’yi lağvetmesinden ve ülke geneli sokağa çıkma yasağı getirmesinden bahsediliyor. Her ne kadar Castillo görevinden alınsa ve tutuklansa da, raporda ülkede olağanüstü hal ilan edildiği ve çıkan protestolarda yirmiden fazla kişinin öldüğü belirtiliyor. Ülkedeki siyasi çalkantılar nedeniyle rapor Peru’nun statüsünü “Kısmen Özgür” kategorisine düşürdü.

Türkiye yine “Özgür Olmayan Ülke” kategorisinde

Türkiye’deki 2016 darbe girişimine de değinen rapor, bu olayın ülkedeki siyasi haklar ve sivil özgürlükleri uzunca bir süredir gölgelediğini söylüyor.

Raporda, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AKP olayı, kilit demokratik kontrol ve dengelerin kaldırılmasını ve siyasi rakiplerin tasfiye edilmesini haklı çıkarmak için kullandı” ifadeleri yer alıyor. Freedom House’ın yıllık raporunda ilk kez 2018’de statüsü “Kısmen Özgür Ülke” kategorisinden “Özgür Olmayan Ülke” kategorisine düşürülen Türkiye, o yıldan bu yana olduğu gibi yine “Özgür Olmayan Ülke” olarak sınıflandırıldı.

Bu yılın ilk yarısında Türkiye’nin önemli bir seçime hazırlandığını not düşen rapor, geçen yıl seçim kanununda yapılan değişiklikler ile hükümetin seçim sonuçlarına gelen itirazları değerlendirecek hakimlerin belirlenmesini kontrol edeceğine dikkat çekiyor. Ayrıca raporda, geçen yıl yürürlüğe giren dezenformasyon yasasıyla muhalefetin kampanyalarının ve bağımsız medyanın daha fazla baskıya uğrayabileceği değerlendirmesi yapılıyor. 2022’deki bu gelişmeler nedeniyle Türkiye, raporun sonlarındaki 2023’te özellikle incelenmesi gereken ülkeler listesinde yer aldı.

Rapor, geçmişte seçimle iktidara gelen bazı liderlerin 2022’de yerleşik demokratik süreçleri reddederek iktidarlarını sürdürebilmek için kuralları yeniden yazmayı denediklerini söylüyor. Brezilyalı lider Jair Bolsonaro’nun Ekim 2022’deki seçimi Lula Da Silva’ya kaybettiğini kabul etmemesi örneğini veren rapor, Ocak ayında Bolsonaro destekçilerinin Kongre’yi, Anayasa Mahkemesini ve cumhurbaşkanlığı sarayını bastığını hatırlatıyor.

Rapor ABD’de ise geçen yıl ara seçimlerin 6 Ocak 2021’deki Kongre Baskını gibi bir şiddet olayı gözlemlenmeden gerçekleştiğini belirtti.

Dönüm noktası

Her ne kadar son 17 senedir kesintisiz bir şekilde demokraside ve özgürlüklerde düşüş görülse de rapor, bu senenin küresel özgürlüklerde bir dönüm noktası olabileceği kanısında.

Dünya genelindeki 195 ülkeden 35’inde geçen sene düşüş yaşansa da 34 ülke demokrasi konusunda gelişme gösterdi. Rapora göre, son 17 yılda düşüş ve ilerleme gösteren ülkeler arasında ilk kez makas bu kadar daraldı.

2022’de iki ülkedeki seçimlerden sonra Lesotho ve Kolombiya, “Kısmen Özgür” kategorisinden “Özgür” ülke kategorisine yükseldi.

Rapora göre geçen sene otoriter güçler, şeffaflık ve hesap verilebilirlik mekanizmalarından kendilerini korumak için bölgesel ve uluslararası organizasyonları kullandı. Rapor, Çin’in Birleşmiş Milletler’in İnsan Hakları Konseyi’ne seçilerek kendi politikaları hakkında kararları engellediğini örnek verdi.

Öte yandan rapora göre, demokratik güçler de uluslararası organizasyonları insan hakları için bir araç olarak kullandı. Raporda, Nisan 2022’de Rusya’nın BM İnsan Hakları Konseyi üyeliğinden çıkarılması ve geçen Ekim ayında Venezuela’nın Konsey’e girmesinin engellenmesi örnekler arasında yer aldı.

Raporda otoriter liderlerin iktidarlarını sürdürebilmek için yolsuzluk ve güç kullanımının bir kombinasyonuna bel bağladıkları belirtilirken, Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’daki savaşta hedeflerini yerine getirememesinin bir sebebi ülkesindeki yolsuzluk olarak tanımlanıyor. Aynı şekilde raporda, Ekim 2022’de üçüncü dönem liderliğini kazanan Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in de ülkede sıfır COVID politikasıyla halkı kontrol etmeye çalıştığı notu düşülüyor.

İfade özgürlüğü

Rapora göre, 2005 yılından beri basın ve ifade özgürlüğü kesintisiz bir şekilde tehdit altında. Her ne kadar iletişim teknolojisindeki gelişmeler çoğu devletin medya tekelleşmesini yıkmış olsa da rapor, çoğu ülkede sanal dünyadaki yeni ifade araçlarının sert cezalandırmalara maruz kaldığını vurguluyor.

Raporda basın özgürlüğü konusunda son 17 senede 195 ülke arasında sıfır çeken ülke sayısı 14’ten 33’e yükselmiş durumda. İfade özgürlüğünde de bu sayı 6’dan 15’e yükseldi.

Raporda, Rusya’nın geçen yıl yabancı gazetecileri ülkeye almamasına ve yabancı ajan, aşırıcılık ve benzeri suçlamalarla bağımsız gazetecilerin ve medya kuruluşlarının yaftalandığına değiniliyor. Ayrıca raporda, Rus yetkililerin BBC, VOA ve Meduza gibi bağımsız medya kuruluşlarına erişim engeli getirdiği not düşülüyor

Rapora göre 2022 yılında, 157 ülkede özgür ve bağımsız medya, gazetecilerin yargılanması, gazetecilere yönelik şiddet, medya bağımsızlığını sınırlayacak yasalar, eleştirel kuruluşlara sansür ve erişim engeli gibi tehditlere maruz kaldı. 109 ülkede ise yetkililer, vatandaşların ifade özgürlüğünü sınırlamaya yönelik adımlar attı.

Çıkarılan dersler

Freedom House 1973’te ilk raporunu yayınladığında 148 ülkeden sadece 44’ü “Özgür” olarak tanımlanmıştı. Bu seneki raporda ise 195 ülke içinden “Özgür” kategorisindeki ülke sayısı 84’e yükseldi.

Rapor “Özgür” kategorisindeki ülkelerin yıllarca yerlerini koruduklarını belirtirken, “Özgür Olmayan” ve “Kısmen Özgür” ülkelerin kategoriler arası sıkça değişkenlik gösterdiklerini söylüyor.

Son 50 yılın verilerine bakan Freedom House, raporda demokratik kurumları güçlendirmenin ve korumanın Soğuk Savaş döneminin sonlarındaki demokratikleşme dalgasından daha zor hale geldiğini not düşüyor.

Uluslararası dayanışma ve desteğin önemini vurgulayan rapor, demokratik ülkelerin otoriter rejimlere baskı kurmasının gerekliliğini söylüyor.

Freedom House, raporun sonunda demokratik ülkelere politika tavsiyelerini şöyle sıraladı:

  • Ukrayna’nın kazanmasına yardım edin.
  • Otoriterlere fırsat vermeyi bırakın.
  • Demokrasinin erdemleri konusunda açık olun ve bundan taviz vermeyin. Demokrasiyi koruma ve savunmak için gereken çabalarda yorulmayın.
  • Basın özgürlüğünü ve ifade özgürlüğünü koruyun.
  • İnsan hakları savunucularına, kritik noktalardaki ülkelere ve bölgelere desteği önemli ölçüde artırın.
Paylaşın

Türkiye-Suriye Normalleşme Sürecinde İkinci Aşama: İran Da Katılıyor

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’in Ankara’yı ziyareti sırasında düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Suriye ile normalleşme sürecindeki görüşmelere bundan böyle İran’ın katılacağını da duyurdu.

Bakan Çavuşoğlu, “Yaklaşık 2 ay önce kardeşim Hüseyin (İran Dışişleri Bakanı Abdullahiyan), Ankara ziyaretinde kendilerinin de bu formata Astana’da olduğu gibi katılmak istediklerini bize söylediler. Türkiye olarak ‘İran’ın katılmasının hiçbir mahsuru yoktur’ dedik. Rusya’ya da ‘İran’ın katılmasında bir mahsur yok’ dedik, şimdi toplantı için çalışmalar devam ediyor. Bunu da dörtlü bir şekilde yapmayı planlıyoruz” diye konuştu.

“Rusya’dan olası dışişleri bakanları toplantısının hazırlığı için teknik düzeyde bir toplantı yapma teklifi geldi” diyen Çavuşoğlu, “Gelecek hafta için bakan yardımcımızı da Moskova’ya göndereceğiz ve bu toplantıya İran tarafı da katılacak. Daha sonra yani bu toplantıda dışişleri bakanları toplantısının hazırlıkları yapılacak yine hepimizin uygun gördüğü bir zamanda dışişleri bakanları düzeyinde de toplantı gerçekleştirilebilir” ifadelerini kullandı.

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan da, Suriye ve Türkiye’nin bölgenin iki önemli ülkesi olduğunu belirterek, İran’ın bu süreçte üzerine düşeni yapmaya hazır olduğunu kaydetti.

Türkiye ile Suriye arasında 11 yıl sonra ilk üst düzey temas Aralık ayında savunma bakanları arasındaki görüşmeyle  sağlanmıştı. Moskova’da gerçekleşen görüşmede Savunma Bakanı Hulusi Akar ile MİT Başkanı Hakan Fidan Suriyeli mevkidaşlarıyla bir araya gelmişti. Bu ilk görüşmeden sonra, Türkiye-Suriye diyaloğunun siyasi ilişkileri de ele alacak şekilde geliştirilmesi uzlaşısı ortaya çıkmıştı.

Ocak ayında yapılan temaslar sonucu Türkiye-Rusya-Suriye dışişleri bakanlarının üçlü formatta Şubat ayında bir araya gelmesi planı geliştirilmişti.  Ancak bu toplantı önce İran’ın da sürece katılmak istemesi ve bu yönde taraflara baskıda bulunması, ardından da Türkiye ve Suriye’yi vuran 6 Şubat depremleri nedeniyle belirsiz bir tarihe ertelenmişti.

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov’un çağrısı üzerine yapılması beklenen toplantıda Türkiye’yi göreve yeni atanan Dışişleri Bakan Yardımcısı Burak Akçapar’ın temsil etmesi öngörülüyor.

Normalleşmenin siyasi gündemi

Gelecek hafta yapılacak teknik çalışmanın öncelikli amacı, dört dışişleri bakanının olası buluşmasının gündeminin oluşturulması.

Aralık ayında yapılan savunma bakanları toplantısının ardından Şam’dan yapılan açıklamalar, Ankara ile normalleşme sürecinin Suriye topraklarındaki Türk askerlerinin çekilmesini de içerecek şekilde ciddi koşullara bağlı olduğunu gösterdi.

Türkiye ise “sınırlarına ve vatandaşlarına dönük terör tehdidi” nedeniyle böyle bir adımı hemen atmasının olanaklı olmadığını, iki ülke arasında terörle mücadele konusunda yapılacak işbirliğinin sonuçlarına göre Suriye’deki askeri varlığını sonlandırabileceğini kaydediyor.

Bu süreçte Türkiye’de bulunan Suriyeli göçmenlerin ülkelerine güvenli dönüşü konusunda Suriye yönetimiyle işbirliği gündemini öncelik olarak gören Türkiye, Suriye’deki iç gerilimin sona ermesi için BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı kapsamında adımlar atıldığını da görmek istediğini kaydediyor.

Bu karar, Suriye’de Esad yönetiminin muhalifler ve sivil toplum ile birlikte yeni bir anayasa hazırlamasını, adil ve özgür seçimlere gidilmesini içeriyor. İsviçre’nin Cenevre kentinde yıllardır süren görüşmelere rağmen Esad yönetiminin blokajı nedeniyle siyasi geçiş konusunda adım atılamıyor.

Deprem sonrası işbirliği

Türkiye ve Suriye arasında diyaloğun başlatılması için son birkaç senedir çaba yürüten Rusya, iki ülkeden binlerce insanın yaşamını yitirmesine neden olan 6 Şubat depremleri sonrasında Ankara-Şam hattında insani yardımlaşma açısından bir fırsat doğabileceği görüşünde.

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, iki ülke arasındaki normalleşme sürecinin hızlanması gerektiğini kaydederken, 6 Şubat depremleri ardından Ankara-Şam arasında pratik bir işbirliğinin kurulması gerektiğini Rus basınına ifade etti.

Moskova’da gelecek hafta yapılacak görüşmelerde, deprem sonrası insani yardımların özellikle Türkiye sınırından Suriye tarafına aktarılmasının da gündeme gelmesi, bu sürecin doğrudan ve etkin olması için Ankara-Şam işbirliğine vurgu yapılması da bekleniyor.

Deprem öncesi süreçte Türkiye’den Suriye’ye sadece Cilvegözü Sınır Kapısı’ndan Birleşmiş Milletler ve sivil toplum kuruluşu yardım gönderebiliyordu. Suriye’deki depremzedelere yardımın daha etkin geçmesi için Kilis’ten Suriye’ye açılan iki sınır kapısından da insani yardım geçişlerine izin verildi.

İran sürece hangi kaygılarla dahil oluyor?

İran, Türkiye-Suriye arasındaki sürece katılmak istediğini Ocak ayında İran Dışişleri Bakanı Abdullahiyan’ın önce Şam’a sonra Ankara’ya yaptığı ziyaretlerde dile getirmişti. Esad yönetiminin Rusya ile birlikte en önemli destekçisi olan İran, süreçten dışlanması durumunda bölgedeki nüfuzunun azalacağından kaygı duyuyor.

Abdullahiyan, basın toplantısında, “Türkiye ve Suriye bölgede iki önemli ülke,” diyerek Tahran yönetiminin bu iki ülke arasındaki ilişkilerin düzelmesi için çalışmaya ve toplantılara katılmaya hazır olduğunu söyledi.  İranlı bakan, daha önce yapılması planlanan ancak ertelenen İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin Türkiye ziyaretini ileriki dönemde gerçekleştirmeyi planladığını da kaydetti.

(Kaynak: DW Türkçe, BBC Türkçe)

Paylaşın

NATO: Türkiye İle İsveç’in Üyeliği Konusunda İlerleme Sağladık

İsveç Başbakanı Krsitersson ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, iki İskandinav ülkesinin NATO’ya giriş sürecinin tamamlanmasının “hem NATO’nun hem de kendisinin önceliği” olduğunu söyledi.

Bu konuda Ankara, Helsinki ve Stockholm arasında adeta mekik diplomasisi yürüten Stoltenberg, yarın NATO karargahında kendi başkanlığında yapılacak üçlü görüşmeye atıfta bulunarak, “İsveç’in Türkiye’ye verdiği taahhütleri yerine getirdiğini, artık NATO’ya üye olmasının zamanının geldiğini ve Tükiye ile bu konuda ilerleme sağladıklarını” dile getirdi.

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) Genel Sekreteri Jens Stoltenberg başkent Stockholm’den İsveç’e güvence vererek, “Konu İsveç’in NATO’ya girip girmeyeceği değil, ne zaman gireceğidir” dedi. Avrupa Birliği savunma bakanları, Stoltenberg’in de katılımıyla İsveç’te toplandı.

Ekim 2023’de görev süresi dolacak Stoltenberg, hem Türkiye hem de Finlandiya’da yaklaşan seçimler nedeniyle iki ülkenin NATO üyeliğinin gecikmesine engel olmak için, bu sorunun çözümü için şahsen mekik diplomasisi yürütüyor.

Deprem dolayısıyla önceki hafta Ankara’ya, geçtiğimiz hafta da Finlandiya parlamentosunun NATO üyeliğine ilişkin yasa tasarısını kabul ettiği gün Helsinki’ye giden Jens Stoltenberg, bu hafta da İsveç’in başkenti Stockholm’de.

Genel Sekreter, AB dönem başkanı İsveç’in ev sahipliğinde yapılacak AB Savunma Bakanları toplantısına katılmak üzere İsveç’e giderek, Başbakan Ulf Kristersson ile görüştü. Stoltenberg Stockholm’de Ukrayna’nın acil top mermisi ve mühimmat ihtiyacını görüşmek üzere biraraya gelen AB Savunma Bakanları toplantısına da katılacak.

Krsitersson ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında Stoltenberg, iki İskandinav ülkesinin NATO’ya giriş sürecinin tamamlanmasının “hem NATO’nun hem de kendisinin önceliği” olduğunu söyledi.

“Tükiye ile bu konuda ilerleme sağladık”

Bu konuda Ankara, Helsinki ve Stockholm arasında adeta mekik diplomasisi yürüten Stoltenberg, yarın NATO karargahında kendi başkanlığında yapılacak üçlü görüşmeye atıfta bulunarak, “İsveç’in Türkiye’ye verdiği taahhütleri yerine getirdiğini, artık NATO’ya üye olmasının zamanının geldiğini ve Tükiye ile bu konuda ilerleme sağladıklarını” dile getirdi.

Ocak ayında, İsveç’te İslam karşıtı bir aşırı sağcı kişinin Kuran yakması eyleminin ardından yaşanan diplomatik kriz, Stoltenberg’in deprem nedeniyle de gittiği Ankara’da aşıldı. Stoltenberg, İsveç’te düzenlediği basın toplantısında bu görüşmeyi gündeme getirerek, “Geçenlerde Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştüm ve İsveç ve Finlandiya ile üçlü görüşmeleri yeniden başlatmayı kabul etmesinden memnunum” dedi.

İsveç Başbakanı Kristersson da, tıpkı Finlandiya gibi İsveç parlamentosunun da, Macaristan ve Türkiye’nin vetosunu beklemeden, NATO üyeliğine ilişkin yasayı onaylayacağını açıkladı.

Macaristan kaygısı

İsveç ve Finlandiya’nın üyeliğini veto eden Macaristan’da da, geçtiğimiz hafta parlamentoda bir genel görüşme yapıldı.

Stoltenberg, onaylama vaadini sürekli ertelemesi nedeniyle endişelere yol açan Macaristan hakkında, parlamentonun onay müzakerelerine başlamasını memnuniyetle karşıladığını belirterek, “Sürecin hızla tamamlanmasını bekliyorum. Burada soru, İsveç’in ittifaka girip girmeyeceği değil, ne zaman gireceğidir” dedi.

Stoltenberg’in ziyaretiyle aynı gün, sabah erken saatlerde Macaristan’dan bir parlamenter heyeti Helsinki’nin ardından İsveç’e gelerek temaslarda bulundu.

Budapeşte yönetimi İsveç’in NATO üyeliğini destekliyor ancak, AB içerisinde bu ülkenin “Macaristan aleyhindeki hukuk devleti ve demokrasi uygulamalarına ilişkin yalan ve hakaretlerine son vermesini” istediklerini dile getiriyor.

AB savunma bakanları İsveç’te toplandı

AB üye ülkelerinin savunma bakanları, Ukrayna’ya acilen ihtiyaç duyulan topçu mühimmatının nasıl hızlı bir şekilde tedarik edileceğini görüşmek üzere İsveç’in başkenti Stockholm yakınlarında bir arayageldi.

Dün akşam yemeğinde biraraya gelen savunma bakanları, bugün yapılacak ilk oturumda Ukrayna’ya AB askeri yardımı konuşacak. Burada Ukrayna’nın acil ihtiyacı olan top mermileri ve sırhlı tank teslimatları, Ukrayna ordusunun eğitilmesi konuları ele alınacak, savaşta gelinen son durum değerlendirilecek.

Aylardır Ukrayna’ya “kendi stoklarını eritmeden nasıl silah ve mühimmat desteği” yapacağını tartışan AB devletleri; Ukrayna’nın, Bahmut kuşatmasıyla hızlanan acil mühimmat ihtiyacını karşılamak için bir mali plan izleyecek.

Uzmanların tahminlerine göre, Ukrayna’da Rusya her gün, “Avrupa’nın aylık üretimine eşdeğer” mühimmat ateşliyor. Ukrayna Savunma Bakanlığı, AB’li bakanlara özellikle Caesar toplarının ateşlediği 155 milimetrelik top mermisi ihtiyacı olduğunu bildirdi.

AB Savunma ve Dış İlişkiler Yüksek Komiseri Josep Borrell, bakanlara bu sabah, “Ukrayna’dan gelen acil taleplere hızlı bir şekilde yanıt vermek için hazırladıkları üç aşamalı bir eylem planını sunacak. Bu plana göre, önce, AB ülkelerinin ulusal stoklarda halen var olan mermilerin derhal teslim edilmesi. Ardından, ulusal sözleşmeler yerine Avrupa’nın Avrupalı üreticilerden toplu alım yapması. Bu toplu pazarlıkla, “hem Kiev’in ihtiyaçlarının karşılanması hem de aynı zamanda üye devletlerin stoklarını yenilenmesi”. Ve son olarak, top mermisi üretimini artırılması planını uygulamaya koymak.

Bunun için AB Komisyonu İç Pazardan sorumlu komiseri Therry Breton, Avrupa’daki silah kapasitelerinin bir haritasını çıkardı. Buna göre, “AB’ye üye 11 ülkede, 155 milimetre top mermisi üreten 15; Sovyet dönemi topçu sistemleri tarafından kullanılan 152 milimetrelik top mermisi üreten ise 3 şirket var.

“Avrupa savaş ekonomisine geçmeli”

Josep Borrell, yüksek yoğunluklu bir çatışmanın ihtiyaçlarını karşılamak için organize olmaktan hala çok uzak olan Avrupa savunmasını “savaş ekonomisi” aşamasına geçirmeyi amaçlayan, yani daha fazla ve daha hızlı üretime destek verilmesini hedefleyen önerilerini savunma bakanlarının tartışmasına açacak.

Borrell, Kiev’e 250 bin adet 155 milimetrelik top mermisinin teslimatını finanse etmek için, Avrupa Barış Aracı fonlarından 1 milyar Euro ayrılmasını öneriyor. Plan, AB’li banka ve özel fonların da Avrupa’nın savunma ve güvenlik çabalarına katkıda bulunması ve bunun için Avrupa Yatırım Bankası’nın harekete geçirilmesini de içeriyor.

Savunma Bakanları resmi olmayan toplantıda, Avrupa savunmasını ilgilendiren güncel konuları da görüşecek. Toplantı, BM ve NATO temsilcilerinin de katıldığı çalışma yemeğiyle son bulacak.

(Arzu Çakır / VOA Türkçe)

Paylaşın

Otomobil Piyasası: 400 Bin Liranın Altında Üç Adet Sıfır Araç Kaldı

Cardata Genel Müdürü Hüsamettin Yalçın, Türkiye’de şu anda 400 bin liranın altında üç adet, 400-500 bin liranın arasında ise 13 adet sıfır otomobil kaldığını söyledi.

Otomobil piyasası uzmanları 2022’yi 783 bin satışla kapatan otomobil pazarının 2023’te 1 milyonu zorlamasını beklerken, sıfır araçlardaki tedarik ve çip sorunu devam ediyor.

Türkiye’de şu anda 400 bin TL’nin altında sadece üç adet sıfır araç kaldığını söyleyen Cardata Genel Müdürü Hüsamettin Yalçın, “Zaten bu araçlar da baz model dediğimiz çıplak modeller. Arasanız da piyasada yok. Sıfır kilometrede 2023 yılında markaların elinde ne varsa satılacaktır. 1999 yılındaki Gölcük depreminden sonra satışlar 1 milyona kadar çıkmıştı. Bu sene de benzer bir satış adedi bekliyorum çünkü üreticiler de artık çip yoksa çipsiz, baz model araç üretiyorlar. Uzakdoğu’da çip fabrikası kurmayı planlayan otomobil üreticileri var ama tedarik hala sıkıntı” diye konuştu.

Otomobil piyasası uzmanları 2022’yi 783 bin satışla kapatan otomobil pazarının 2023’te 1 milyonu zorlamasını bekliyor. Sıfır araçlardaki tedarik ve çip sorunu devam ediyor.

Sektördeki durumu ekonomist.com.tr’ye değerlendiren Cardata Genel Müdürü Hüsamettin Yalçın “2023’de de tedarik sorunu devam edecek. Bekleme süresi 6 aya kadar çıkmış durumda. 2023 yılında da sıfır km açısında benzer bir durum olacak” diyor.

Yalçın’ın piyasadaki son durumu ilişkin olarak verdiği bilgiler şöyle:

400 bin TL’nin altında sadece 3 adet araç kaldı.
400-500 bin TL’nin arasında 13 adet kaldı. Ortalama fiyatı: 459 bin TL
500-600 bin TL’nin arasında 28 otomobil kaldı. Ortalama fiyatı: 544 bin TL
600-700 bin TL arasında 57 otomobil kaldı. Ortalama fiyatı: 653 bin TL

A segmentinde sadece 14 araç kaldı.
B segmenti fiyat ortalama fiyat: 838 bin TL
C segmenti fiyat ortalaması: 1086 bin TL

Paylaşın

NATO Üyeliği: Finlandiya Ve İsveç Üyeliğe Bir Adım Daha Yaklaştı

“Hala gitmemiz gereken bir miktar yol var ancak ilerleme kaydediyoruz” diyen NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, İsveç ve Finlandiya’nın NATO tarihindeki en hızlı katılım süreci içinde olduğunu ifade etti.

Stoltenberg, 30 üye ülkeden Türkiye ve Macaristan’ın henüz katılımlara onay vermediğini anımsatarak “Macaristan meclisi bu ay sonuna doğru onaylama planını duyurdu. İsveç’e giden Macaristan heyeti de olumlu mesaj verdi. İlerleme kaydediyoruz ve Macaristan’ın da onayına yaklaşıyoruz” diye konuştu.

Kuzey Atlantik Paktı (NATO) Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Arnavutluk Cumhurbaşkanı Bayram Begay ile NATO karargahında görüşmesinin ardından yaptığı basın toplantısında, İsveç ve Finlandiya’nın üyeliğine dair konuştu.

Stoltenberg, iki ülkenin NATO üyeliklerine Macaristan’ın onayıyla ilgili ilerleme kaydedildiğini söyledi, “Macaristan’ın onayına yaklaşıyoruz” dedi. İki ülkenin NATO üyeliğinin kendisi için öncelik olduğunu ekledi.

Görüşmeler yeniden başlayacak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile geçen ay Türkiye, İsveç ve Finlandiya arasındaki görüşmelerin yeniden başlatılması konusunda mutabık kaldıklarını hatırlatan Stoltenberg, bu hafta görüşmenin Brüksel’de yapılacağını, Temmuz ayında imzalanan üçlü muhtıranın uygulamasına yoğunlaşacaklarını aktardı.

Bugün de İsveç’i ziyaret edeceğini, Macaristan’dan bir heyetin kısa süre önce İsveç’e giderek bir rapor hazırladıklarını, bu raporda katılım protokollerine onay verilmesinin tavsiye edildiğini söyledi.

“En hızlı katılım süreci”

“Hala gitmemiz gereken bir miktar yol var ancak ilerleme kaydediyoruz” diyen Stoltenberg, İsveç ve Finlandiya’nın NATO tarihindeki en hızlı katılım süreci içinde olduğunu ifade etti.

Stoltenberg, 30 üye ülkeden Türkiye ve Macaristan’ın henüz katılımlara onay vermediğini anımsatarak “Macaristan meclisi bu ay sonuna doğru onaylama planını duyurdu. İsveç’e giden Macaristan heyeti de olumlu mesaj verdi. İlerleme kaydediyoruz ve Macaristan’ın da onayına yaklaşıyoruz” diye konuştu.

Ne olmuştu?

Rusya’nın 24 Şubat 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesiyle başlayan savaşın ardından Rusya ile 1300 kilometrenin üzerinde sınırı bulunan Finlandiya ve İsveç, NATO’ya üyelik başvurusu kararı aldı.

NATO’ya katılmak için Mayıs 2022’de birlikte resmi başvuruda bulunan iki ülke, üyeliklerine “teröre destek” ve güvenlik gerekçeleriyle itiraz eden Türkiye hükümeti ile üçlü görüşmeler gerçekleştirdi.

Üç ülkenin geçen Haziran ayında Madrid’deki NATO zirvesinde imzaladığı Üçlü Muhtıra kapsamında yapılan görüşmelerde İsveç ve Finlandiya verdikleri çeşitli taahhütlerle Ankara’nın çekincelerini gidermeye çalıştı.

Ancak Türkiye, Rasmus Paludan’ın İsveç’in başkenti Stockholm’deki Türkiye Büyükelçiliği önünde Kuran yakması üzerine üçlü görüşmeleri askıya aldı.

Bu eylemin ardından İsveç’in Türkiye’den NATO üyeliğine izin vermesini beklememesi gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Finlandiya konusundaysa farklı bir tutum sergileyebileceğinin sinyalini verdi.

Finlandiya Dışişleri Bakanı Pekka Haavisto da Finlandiya’nın kamu yayın organı YLE’ye yaptığı açıklamada, Finlandiya’nın NATO’ya İsveç olmadan katılması seçeneğini değerlendirmesi gerektiğini söyledi. “Şu an bu konuda bir duruş belirlemek için çok erken olduğunu” belirten Haavisto, ortak başvurunun ilk tercih olduğunu kaydetti.

Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya üyelik süreçlerinin tamamlanabilmesi için 30 NATO ülkesinin onayı gerekiyor. Türkiye ve Macaristan henüz bu başvuruları onaylamış değil.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

2022 Yılında 3,5 Milyon Vatandaş Karnını Gıda Yardımlarıyla Doyurdu

İktidar ekonomide pembe tablolar çizmeye çalışsa da açıklanan her veri iktidarın açıklamalarını yalanlıyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2022 yılı verilerini içeren raporları, Türkiye’deki yoksullaşmayı ve giderek derinleşen ekonomik bunalımı bir kez daha gözler önüne serdi.

Bakanlığın verilerine göre, ekonomik krizin altında ezilen 4 milyon 419 bin 286 hane 2022 yılında sosyal yardımlardan yararlandı. Öz ailesinin bakımını sağlayamadığı 157 bin 248 çocuğa ise sosyal ve ekonomik destek verildi.

BirGün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre; milyonlarca hanenin sosyal yardım ile ayakta kalmaya çalıştığı 2022 yılında devlet, 151 milyar 900 milyon TL’lik sosyal yardım harcaması yaptı.

2022 yılındaki sosyal yardım harcaması, 2021 yılına oranla yüzde 55 arttı. 2022 yılında gerçekleştirilen 151,9 milyar TL’lik sosyal yardım harcamasının gayri safi yurt içi hasıla (GSYH) içindeki payının yüzde 1,13 olduğu bildirildi. 2022’de 4 milyon 419 bin 286 haneye sosyal yardım yapıldı.

2022 yılında gerçekleştirilen tüm yardımların içinde nakdi yardımların oranı yüzde 93 oldu. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, sosyal yardımların türlerine göre dağılımını da paylaştı. Bakanlığın verilerine göre, 2022 yılında 3 milyon 472 bin 393 yurttaş karnını, gıda yardımı ile doyurabildi. Gıda yardımlarının maddi karşılığı ise 777,9 milyon TL ile ifade edildi.

Bakımsız evler

Oturulamayacak derecede eski, bakımsız ve sağlıksız hane sayısı da çarpıcı tabloyu ortaya koydu. Buna göre, 2022 yılında bakımsız ve sağlıksız olduğu belirlenen 26 bin 688 hanedeki yurttaş için 144,9 milyon TL’lik kaynak aktarıldı. Kaynağın, evlerin bakım ve onarımı için kullanıldığı belirtildi.

Sosyal yardım ile eğitim

2022 yılında 237 bin 428 öğrenci eğitim yaşamını, sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları tarafından sağlanan kırtasiye yardımı ile sürdürebildi. 2021 yılında 131 bin 707 olan kırtasiye yardımı alan çocuk sayısı neredeyse ikiye katlandı.

GSS borcunu ödeyemeyen milyonlar

İşsiz ve çalışmayan yurttaşların kabusu olan Genel Sağlık Sigortası (GSS) prim borcunu ödeyemeyen kişi sayısının 9,5 milyona yaklaştığı da Bakanlığın verileriyle ortaya konuldu. Ödeme gücü olmadığı için GSS primlerini ödeyemeyen ve sağlık hizmetlerinden yararlanamayan 9 milyon 488 bin 441 kişi için yapılan destek ödemesi faaliyet raporuna, 33,5 milyar TL olarak kaydedildi.

Fatura yükü

Yurttaşın elektrik, doğalgaz ve kömür gibi ihtiyaçlarını ancak sosyal yardımlar ile karşılayabildiğini gözler önüne seren diğer bazı veriler ise rapora şöyle yansıdı:

Elektrik tüketim desteği: 3 milyon 690 bin 582 hane – 4,7 milyar TL’lik kaynak
Doğalgaz tüketim desteği: 690 bin 30 hane – 9,8 milyon TL’lik kaynak
Yakacak yardımları: 2 milyon 29 bin 576 hane – 516,7 milyon TL’lik kaynak.

Paylaşın

“Depremlerin Yol Açtığı Maddi Hasar 100 Milyar Doları Aşacak” Tahmini

11 ilde büyük yıkıma ve on binlerce insanın hayatını kaybetmesine neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerin yol açtığı maddi hasarın 100 milyar doları aşacağı tahmininde bulunuldu.

Depremlerin yol açtığı maddi hasarın üstüne toparlanma maliyetlerinin de ekleneceği belirtildi.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) yetkilisi Louisa Vinton, Kahramanmaraş merkezli depremlerin Türkiye’de yol açtığı hasarın 100 milyar doları aşacağı yönündeki öngörüyü kamuoyuyla paylaştı.

Gaziantep’ten video konferans aracılığıyla gazetecilere açıklamada bulunan Vinton, “Yapılan hesaplamalardan hasarın 100 milyar doları aşacağı açık şekilde görülüyor” dedi. BM yetkilisi, bu meblağın üstüne toparlanma maliyetlerinin de ekleneceğini belirtti.

Vinton, Türkiye ve Suriye’deki depremzedeler için bağış toplanması amacıyla 16 Mart’ta Belçika’nın başkenti Brüksel’de düzenlenecek uluslararası konferans için de 100 milyar dolar olarak hesaplanan geçici verinin esas alındığını söyledi.

Türkiye’ye yurt dışından yapılan ayni yardımlar

Türkiye Dışişleri Bakanlığı ise 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerin ardından dış temsilcilikler eşgüdümüyle Türkiye’ye ulaştırılan ayni yardımlara ilişkin son verileri paylaştı.

Dışişleri Bakanlığının Twitter hesabından yapılan grafikli paylaşıma göre, deprem bölgelerinde 16 ülke 34 sahra hastanesi kurdu. Ayrıca şu ana kadar 179 bin 655 çadır, 2 bin 76 yaşam konteyneri ve 2 bin 75 mobil hijyen ünitesi Türkiye’ye getirildi.

Ayni yardımlar kapsamında 1 milyon 879 bin 145 battaniye, 269 bin 747 uyku tulumu, 96 bin 462 yatak, 33 bin 810 jeneratör, 7 bin 488 ton giyecek, 4 bin 109 ton hijyen tıbbi malzeme ve 6 bin 908 ton gıda da Türkiye’ye ulaştı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Hazine Piyasaya 17 Milyar 281,4 Milyon Lira Borçlandı

İktidar ekonomide pembe tablolar çizmeye çalışsa da gelişmeler iktidarın açıklamalarını yalanlıyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı, bugün piyasaya 17 milyar 281,4 milyon lira borçlandı.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, bugün 17 milyar 281,4 milyon lira borçlanmaya gitti.

Hazine ve Maliye Bakanlığı ilk ihalede, 9 ay (280 gün) vadeli, kuponsuz hazine bonosunun yeniden ihracını gerçekleştirdi.

İhalede basit faiz yüzde 9,81, bileşik faiz ise yüzde 9,91 oldu. Nominal teklifin 1 milyar 346 milyon lirayı bulduğu ihalede, nominal satış 936 milyon lira, net satış 870,4 milyon lira olarak kaydedildi.

Kamudan teklifin gelmediği ihalede, piyasa yapıcılarından 1 milyar 717 milyon liralık teklif alındı ve bu kesime 1,2 milyar liralık satış yapıldı.

İkinci ihalede ise 10 yıl (3507 gün) vadeli, 6 ayda bir yüzde 5,2 kupon ödemeli, sabit kuponlu devlet tahvilinin yeniden ihracı gerçekleştirildi. İhalede basit faiz yüzde 11,56, bileşik faiz ise 11,90 oldu.

Nominal teklifin 11 milyar 350 milyon lirayı bulduğu ihalede, nominal satış 8 milyar 970 milyon lira, net satış 8 milyar 711 milyon lira olarak kayıtlara geçti.

Kamudan teklifin gelmediği ihalede, piyasa yapıcılarından 9 milyar 202 milyon liralık teklif alındı ve bu kesime 6,5 milyar liralık satış yapıldı. Hazine böylelikle piyasaya 17 milyar 281,4 milyon lira borçlandı.

Paylaşın

2022 Yılında En Az 327 Kadın Öldürüldü

2022 yılında en az 327 kadın öldürüldü. Bu sayıya, geçmiş yıllarda işlenen ancak basına 2022 yılında yansıyan 14 cinayet de eklenirse sayı 341 oluyor. Bu 14 cinayetin bazıları, geçmiş yıllarda basına “faili meçhul” veya “şüpheli ölüm” olarak yansımıştı.

2022 yılında transların da olduğu en az 198 kadının ölümü basına “şüpheli” olarak yansıdı.

Bağımsız İletişim Ağı (Bianet) Erkek Şiddeti Çetelesi Raporu’na göre, 1 Ocak 2022 – 31 Aralık 2022 tarihleri arasında erkekler en az 327 kadını katletti.

Bianet, yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği erkekler tarafından kadınlara yönelik cinayetlerin ve şiddete ilişkin 2022 raporunu yayınladı.

Raporun detayları şöyle:

2022’de erkeklerin öldürdüğü kadın sayısı 327. Bu sayıya, geçmiş yıllarda işlenen ancak basına 2022’de yansıyan 14 cinayet de eklenirse sayı 341 oluyor.  Bu 14 cinayetin bazıları, geçmiş yıllarda basına “faili meçhul” veya “şüpheli ölüm” olarak yansımıştı.

Yine aynı dönemde basına yansıyan verilere göre (1 Ocak 2022 – 31 Aralık 2022) erkekler 39 çocuğu öldürdü, 32 kadına tecavüz etti, 442 kadını seks işçiliğine zorladı,156 kadını taciz etti, 238 çocuğu istismar etti. Erkekler 793 kadını yaraladı.

2022’de aralarında transların da olduğu en az 198 kadının ölümü basına “şüpheli” olarak yansıdı.

Erkekler, 2022’de, en az 12 kadını öldürmeye teşebbüs etti, 42 kadını öldürmekle veya şiddet uygulamakla tehdit etti.

Basına yansıyan bilgilere göre erkekler, en az 26 kadını, “koruma”, “uzaklaştırma” kararı ve “talebine” rağmen öldürdü.

2022’de en az dört kadın, kendisine şiddet uygulayan ve cinsel saldırıda bulunan erkeklerden korunmak için meşru müdafaa hakkını kullandı.

Cinayet

Erkekler, 2022’de en az 327 kadını öldürdü.  Ayrıca erkekler, cinayet sırasında kadınların yanında olan en az 37 erkeği öldürdü.

Erkeklerin öldürdüğü 23 kadın göçmendi. Erkekler, 2022’de Günay Özyıldız ve İpek Ağmaz isimli LGBTİ+’ları öldürürdü, en az 16 LGBTİ+’yı da yaraladı.

Çocuk cinayetleri

Bianet’in 1 Ocak 2022 – 31 Aralık 2022 döneminde Türkiye’deki yerel, ulusal ve internet basınına yansıyan haberlerden derlediği güncellenmiş verilere göre, erkekler 2022’de şiddet uyguladıkları kadınlara zarar vermek veya öç alma “bahanesiyle” en az 39 çocuğu öldürdü.

Öldürülen çocuklar arasında erken yaşta zorla evlendirilenler de vardı.

Cinsel saldırı – tecavüz

bianet’in 1 Ocak 2022 – 31 Aralık 2022 döneminde Türkiye’deki yerel, ulusal ve internet basınına yansıyan haberlerden derlediği güncellenmiş verilere göre erkekler, 32 kadına tecavüz etti.

Erkeklerin tecavüz ettiği dokuz kadın zihinsel engelliydi.

Taciz

Erkekler, 2022’de en az 156 kadını taciz etti. En az 16 taciz sistematik olarak gerçekleşti. Erkeklerin taciz ettiği kadınlar arasında göçmen kadınlar da vardı.

Çocuk istismarı

Bianet’in 1 Ocak 2022 – 31 Aralık 2022 döneminde Türkiye’deki yerel, ulusal ve internet basınına yansıyan haberlerden derlendiği güncel verilere göre, erkekler, 2022’de aralarında oğlan çocukların da olduğu 238 çocuğu istismar etti.

Şiddet yaralama

Erkekler 2022’de en az 793 kadına şiddet uyguladı. Erkekler, 72 kadını “ağır olarak” yaraladı.

Bir faile elektronik kelepçe takıldı. 22 fail intihar etti. 20 fail hakkında hiçbir işlem yapılmadı. Beş fail hakkında dava açıldı. 30 fail hakkında soruşturma açıldığı bilgisi basına yansırken en az 300 failin hukuki süreci basına yansımadı.

Fuhuşa zorlama

Erkekler, 2022’de en az 442 kadını fuhşa zorladı. Fuhşa zorlanan kadınlar arasında 18 yaşının altındaki çocuklar da vardı.

Fuhşa zorlanan 232 kadın Türkiye vatandaşı değildi.

Paylaşın

Deprem Bölgelerinin Yeniden İnşa Maliyeti 100 Milyar Doları Bulabilir

11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremler sonrası bölgenin yeniden inşasının 100 milyar dolar bulabileceği öne sürüldü.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, depremlerde yaşanan can kayıplarına ilişkin son resmi rakamları paylaştı. Soylu’nun açılamasına göre depremlerde can kaybı 45 bin 968’e yükseldi.

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Türkiye Direktörü Arvid Tuerkner, Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından yıkımın ekonomik boyutuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Deprem bölgelerinde işsizlik oranları ve gelir eşitsizliğinin yüksek olduğunu söyleyen Tuerkner, belediyeler ile çalışacaklarını söyledi.

Bloomberg HT yayınında konuşan Tuerkner, “Bölgede tekrar altyapıyı kurmak için belediyelerle ortak çalışacağız. Çalışmak için önceliğimiz deprem bölgesi olacak. Orada işleri yeniden hayata geçirebilmek için yardımcı olacağız, mentor desteği vereceğiz. 2 milyar dolar portföy o bölgeye aktarılmış durumda” dedi.

Yıkımın maliyeti

Bazı finans kurumları ile birkaç program yürüttüklerini söyleyen Tuerkner, deprem bölgelerindeki finans sektörünün de çok zor durumda olduğunu savundu.

Dünya Bankası’nın yıkımıın maliyetini 34 milyar dolar olarak açıklamasına ilişkin de konuşan Tuerkner, “Buraları yeniden inşa etmek çok daha maliyetli olacaktır. Yeniden inşanın 100 milyar dolara kadar yükselebileceği söyleniyor” ifadelerini kullandı.

Paylaşın