Süper Lig: Galatasaray Liderliğini Sürdürdü

Süper Lig’in 26. hafta maçında Galatasaray ile Başakşehir, Ali Sami Yen Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Karşılaşmadan 3 – 0 galip ayrılan Galatasaray liderliğini sürdürdü.

Haber Merkezi / Hakem Batuhan Kolak’ın yönettiği karşılaşmada Galatasaray’ın gollerini 57. dakikada Victor Osimhen, 66. dakikada Barış Alper Yılmaz ve 87. dakikada Dries Mertens kaydetti.

Bu sonucun ardından Galatasaray puanını 64’e çıkardı. Başakşehir ise 42 puanda kaldı.

Galatasaray teknik direktörü Okan Buruk, karşılaşma sonrası yaptığı açıklamada, oyuncularının performansından ve zemine rağmen sergilenen oyundan memnun olduğunu belirtti. Okan Buruk, şampiyonluk yolunda kritik bir virajı kayıpsız geçtiklerini vurguladı.

Başakşehir Teknik Direktörü Çağdaş Atan, yedikleri erken golün ve kırmızı kartın oyun planlarını bozduğunu, Galatasaray’ın iç saha baskısına karşılık vermekte zorlandıklarını ifade etti.

Paylaşın

Özgür Özel: Barışı Ve Demokrasiyi Savunmak, Türkiye’nin Kritik Görevi

CHP Lideri Özgür Özel, Sosyalist Enternasyonal Prezidyum Toplantısı’nda, küresel krizler ve savaşlar karşısında barış, demokrasi ve Türkiye’nin rolünü vurguladı. Seçim hazırlıklarını da değerlendirdi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, çevrimiçi düzenlenen Sosyalist Enternasyonal Prezidyum Toplantısı’na CHP Genel Merkezi’nden katıldı. Toplantıyı, Pedro Sanchez yönetti. Özel’e Genel Başkan Yardımcısı Namık Tan ve Dış Politika Koordinatörü İlhan Uzgel eşlik etti.

Özel, konuşmasında bölgede ve dünyada yaşanan krizlere dikkat çekerek, “Büyük bir mücadele, büyük zorluklar yaşıyoruz. Son yerel seçimde bunun ateşini yaktık, genel seçime doğru ilerliyoruz” dedi.

Küresel sistemin yoğun saldırılarla karşı karşıya olduğunu belirten Özel, ekonomide ticaret savaşları, siyasette popülizm ve radikalleşme, güvenlikte ise Ukrayna-Rusya savaşı, göç ve siber tehditler gibi sorunları sıraladı. “Türkiye, sahip olduğu konum ve kapasitesiyle Avrupa’nın güvenliği ve demokrasi mücadelesine katkı sağlayabilir” ifadelerini kullandı.

Trump yönetimini sert sözlerle eleştiren Özel, “Kuralları, hukuku ve normları hiçe sayan bir yönetimle karşı karşıyayız. İran’a yönelik hukuksuz saldırılar ve bölgesel krizler dünya barışını tehdit ediyor. Barış yoluyla güç perspektifini savunmalıyız” dedi.

Özel, demokrasiyi güçlendirmenin hem barışı hem güvenliği sağlayacağını vurgulayarak, “Demokrasi, halkları otoriter ve demagogların saldırgan politikalarına karşı korur. Barışı savunmak, ekonomik refahı ve kırılgan grupları korumak demektir” ifadelerini kullandı.

Seçim sürecine de değinen Özel, “Partimiz, son yerel seçimlerden beri ağır bir baskı altında olmasına rağmen birinci parti konumunda. Bu baskı rejimi altında hem hayatta kalmaya hem de demokrasi mücadelemizi sürdürmeye devam ediyoruz” dedi.

Özel, sözlerini, “Hepimizi sevgiyle selamlıyorum. Genel seçime doğru ilerliyoruz, mücadelemiz sürecek” diyerek tamamladı.

Paylaşın

Fenerbahçe Başkanı Saran: Adil Rekabet İstiyoruz

Galatasarayın bazı konularda avantajlı olduğunu düşündüğünü dile getiren Sadettin Saran, “Biz sadece adil rekabet istiyoruz. Hakemleri suçlamak tarzım değil ama bazı haksızlıklar yaşandığını düşünüyorum.” dedi.

Fenerbahçe Başkanı Sadettin Saran, sarı-lacivertli kulübü takip eden basın mensuplarıyla bir araya gelerek gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Fenerbahçe Faruk Ilgaz Tesisleri’nde düzenlenen toplantıya yöneticiler Ali Gürbüz, Burçin Gözlüklü ve Gürhan Taşkaya da katıldı.

Toplantıda konuşan Saran, tüm odağının Fenerbahçe olduğunu vurgulayarak, “Şu anda Fenerbahçe dışında hiçbir şeyi düşünmüyorum. İşlerim ve şirketlerim birinci önceliğim değil. Önceliğim ailem, ardından Fenerbahçe geliyor. Takıma tamamen odaklandık. Bu nedenle seçim konusunu Mayıs ayında değerlendirmeyi düşünüyoruz.” dedi.

Geçtiğimiz günlerde Samandıra Can Bartu Tesisleri’nde futbolcularla bir araya geldiklerini hatırlatan Saran, görüşmenin oldukça samimi bir ortamda geçtiğini belirtti.

Hakem performanslarına da değinen başkan, son haftalarda yaşanan bazı kararların kabul edilemez olduğunu söyledi. Özellikle Lucas Torreira pozisyonuna dikkat çeken Saran, “Torreira’ya sarı kart çıkmaması kabul edilemez. Merkez Hakem Kurulu’nda ciddi sorunlar var. Puan kayıplarımızın bir kısmı bu hatalardan kaynaklandı ve buna tepki göstermemiz normal.” ifadelerini kullandı.

Kadıköy’de oynanan maçlarda genç oyuncuların yoğun baskı yaşadığını belirten Saran, kulüp olarak psikolojik destek aldıklarını söyledi. “Skor gelmeyince tribünlerden yükselen uğultu genç oyuncuların psikolojisini etkiliyor. 11 yılın birikmiş hayal kırıklığı var. Şampiyonluk hedefi baskıyı artırabiliyor.” dedi.

Transfer politikası hakkında da konuşan Saran, transferlerin para eksikliği nedeniyle gerçekleşmediği yönündeki iddiaları reddetti. Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı hakkında yöneltilen soruya ise “Kendisine güveniyorum. Yanlış bulduğum noktalar var ama samimi bir insan olduğunu düşünüyorum.” yanıtını verdi.

Haziran ayında transfer çalışmalarının süreceğini belirten Saran, kulübün projeleri hakkında da bilgi verdi. Samandıra başta olmak üzere yeni yatırımlar planladıklarını ifade eden başkan, Emlak Konut ile gelir getirici bir proje üzerinde çalıştıklarını açıkladı.

Şampiyonluk yarışına da değinen Saran, rakipleri Galatasaray’ın bazı konularda avantajlı olduğunu düşündüğünü dile getirdi. “Biz sadece adil rekabet istiyoruz. Hakemleri suçlamak tarzım değil ama bazı haksızlıklar yaşandığını düşünüyorum.” dedi.

Seçim sürecine ilişkin konuşmayı Mayıs ayına bıraktıklarını belirten Saran, kulüp yönetiminin her ihtimali göz önünde bulundurarak çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi. “Hayatım boyunca pes etmedim. Tünelin sonunda ışığı görmeye çalışırım. Geleceğe umutla bakıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

“Okula Aç Giden Çocuklar” Krizin Sessiz Kurbanı

Ekonomik kriz nedeniyle Türkiye’de her beş çocuktan biri okula aç gidiyor. Uluslararası Okul Yemeği Koalisyonu’na göre ücretsiz okul yemeği, çocukların gelişimi ve eğitimde fırsat eşitliği için evrensel bir hak.

Ekonomik krizin derinleşmesiyle Türkiye’de “okula giden çocuklar” sorunu büyüyor.

12 Mart Dünya Okul Yemeği Gününde açıklama yapan Uluslararası Okul Yemeği Koalisyonu (UOYK), ilkokul ve ortaokul öğrencilerinin yüzde 19,2’sinin haftada en az bir kez derse girdiğini, Türkiye’yi OECD ülkeleri arasında en kötü durumda gösterdiğini açıkladı. Koalisyon, bunun sadece bireysel yoksulluk değil, çocukların gelişimini doğrudan etkileyen yapısal bir kriz olduğunu vurguladı.

karnına sınıfa giren çocukların eğitim hakkı fiilen askıya alınmış oluyor. Koalisyon, Türkiye’nin bir yıllık kamu harcamasının sadece yüzde 1,5’iyle 15 milyon öğrenciye ücretsiz yemek sağlanabileceğini ve her 1 dolarlık yatırımın ekonomiye 35 dolarlık katkı sunduğunu belirtti.

Ücretsiz okul yemeği, bir lütuf değil, her çocuğun evrensel hakkı. Fransa, Finlandiya ve Brezilya gibi ülkelerde uzun yıllardır başarıyla uygulanan program, çocukların sağlıklı gelişimi ve eğitimde fırsat eşitliği için kritik öneme sahip. Koalisyon, Türkiye’de de tüm devlet okullarını kapsayacak evrensel bir sistem kurulmasını ve uygulamanın dönemsel sosyal yardım aracı olmaktan çıkarılmasını talep ediyor.

İstatistikler, her beş çocuktan birinin okula gittiğini gösteriyor. Ders başında kahvaltı yapmadan okula gelen çocuklar, öğrenmenin önündeki en sessiz ama en yıkıcı engeli temsil ediyor. Bu tablo, okul yemeğinin hem eğitim hem ekonomi hem de sosyal adalet açısından stratejik bir gereklilik olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

Paylaşın

Varoluşun Çarpıcı Portresi: İnsanlık Durumu

André Malraux’nun İnsanlık Durumu romanı, 20. yüzyılın çalkantılı döneminde insanın varoluşsal sorgulamasını ve ölüm, yalnızlık, özgür irade gibi temaları çarpıcı bir şekilde işliyor.

Haber Merkezi / 20. yüzyıl edebiyatının en etkili eserlerinden biri olan André Malraux’nun İnsanlık Durumu, yalnızca bir tarih romanı değil, insanın varoluşsal sorgulamasının edebi bir yansıması.

Roman, 1927 yılında Şanghay’da milliyetçi Kuomintang güçlerinin komünist direnişi bastırdığı dönemi ve bu dönemde bireylerin yaşadığı içsel mücadeleleri merkeze alıyor. Şiddet, entrika, ölüm ve dayanışma ağı iç içe geçerken, Malraux insan doğasının hem karanlık hem de umut dolu yanlarını ustalıkla gözler önüne seriyor.

Romanın temelinde ise “insanlık durumu” kavramı yatıyor: Anlam arayışı, yalnızlık, ölümle yüzleşme ve özgür irade ile kader arasındaki gerilimler. Kahramanlar, politik idealizm uğruna mücadele ederken yalnızca bir ideolojiyi savunmakla kalmıyor, aynı zamanda kendi varoluşlarının sınırlarıyla da yüzleşiyor. Bireysel sorumluluk ile kolektif eylem arasındaki çatışma, romanın dramatik eksenini oluşturuyor.

Eserde karakterler, devrimci amaç uğruna hareket ederken şiddet ve ölümle sürekli karşılaşıyor. Malraux’ya göre devrim, soyut bir ütopya değil, kanlı ve acı veren bir gerçeklik. Bu gerçeklik içinde insanlar yalnızlık, ihanet ve kardeşlik gibi çok katmanlı temalarla yüzleşiyor.

Ölümün kaçınılmazlığı, romanda bir son değil, insanın kendi varoluşunu ve özgürlüğünü yeniden tanımlamasına yol açan bir öğe olarak sunuluyor. Kahramanlar, ölümün ortasında bile anlam arayışını sürdürüyor ve bu arayış onları yalnız bir bireyden tarihsel ve kolektif bir bağa taşıyor.

İnsanlık Durumu, yalnızca tarihsel bir olayı aktarmakla kalmıyor; insanın içsel yalnızlığını, idealler ile gerçekler arasındaki mesafeyi ve varoluşsal sıkıntıyı ustalıkla okura yansıtıyor. Malraux’nun eseri, çağlar boyunca geçerliliğini koruyan evrensel bir ayna olarak, insanın kırılganlığını ve direnç kapasitesini sorgulamaya devam ediyor.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Yıl Sonu Dolar Tahmini 50,97 Lira

Merkez Bankası’nın Mart ayı Piyasa Katılımcıları Anketi, piyasanın yıl sonu dolar/TL beklentisinde sınırlı bir gerilemeye işaret etti. Katılımcılar 2026 sonunda kurun 50,97 TL seviyesinde olacağını öngördü.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 2026 yılı Mart ayı Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarına göre, piyasanın yıl sonu döviz kuru beklentisinde sınırlı bir gerileme yaşandı. Reel ve finansal sektör temsilcilerinden oluşan 67 katılımcının yanıtlarıyla hazırlanan ankette 2026 yıl sonu dolar/TL beklentisi 50,97 TL olarak gerçekleşti. Bir önceki anket döneminde bu beklenti 51,09 TL seviyesindeydi.

Buna karşılık 12 ay sonrası dolar/TL beklentisi yükseldi. Katılımcıların gelecek 12 aya ilişkin kur tahmini 52,39 TL’den 52,70 TL’ye çıktı.

Anket sonuçları büyüme beklentilerinde ise sınırlı bir değişime işaret etti. 2026 yılı büyüme beklentisi yüzde 3,9’dan yüzde 3,8’e gerilerken, 2027 yılı için büyüme tahmini yüzde 4,3 seviyesinde sabit kaldı.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Yıl Sonu Enflasyon Beklentisi Yüzde 25,38

Merkez Bankası’nın Mart ayı Piyasa Katılımcıları Anketi’ne göre piyasanın 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi yükseldi. Katılımcıların TÜFE tahmini yüzde 24,11’den yüzde 25,38’e çıkarken, orta vadeli enflasyon beklentilerinde de sınırlı artış görüldü.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 2026 yılı Mart ayı Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarına göre, piyasanın yıl sonu enflasyon beklentisi yükseldi. Reel sektör ve finansal sektör temsilcilerinden oluşan 67 katılımcının yanıtlarıyla hazırlanan ankette, 2026 yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi yüzde 25,38 olarak gerçekleşti. Bir önceki anket döneminde bu beklenti yüzde 24,11 seviyesindeydi.

Ankette orta vadeli enflasyon beklentilerinde de sınırlı artış dikkat çekti. 12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki ankette yüzde 22,10 iken, Mart anketinde yüzde 22,17 olarak ölçüldü. 24 ay sonrası enflasyon beklentisi ise yüzde 17,11’den yüzde 17,30’a yükseldi.

Büyüme beklentilerinde ise sınırlı bir revizyon görüldü. Katılımcıların 2026 yılı GSYH büyüme beklentisi yüzde 3,9’dan yüzde 3,8’e gerilerken, 2027 yılı büyüme beklentisi yüzde 4,3 seviyesinde sabit kaldı.

Paylaşın

Sanayi Sektöründe Çalışan Sayısı Yüzde 3,5 Azaldı

Ocak ayında ücretli çalışan sayısı yıllık olarak sanayi sektöründe yüzde 3,5 azalırken, inşaat sektöründe yüzde 0,3 ve ticaret-hizmet sektöründe yüzde 2,3 arttı.

Haber Merkezi / Bu tablo, istihdamın sanayiden hizmet sektörüne doğru kaymaya devam ettiğini ortaya koydu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Ücretli Çalışan İstatistikleri Ocak 2026 verilerini açıkladı. Verilere göre toplam ücretli çalışan sayısı, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 0,2 yükseldi.

2025 yılı Ocak ayında 15 milyon 410 bin 257 olan ücretli çalışan sayısı, 2026 yılı Ocak ayında 15 milyon 444 bin 683 kişiye ulaştı. Böylece toplam istihdamda sınırlı bir büyüme kaydedildi.

Sektörel dağılım incelendiğinde ise farklı eğilimler dikkat çekti. Sanayi sektöründe ücretli çalışan sayısı yıllık bazda yüzde 3,5 azaldı. Buna karşılık inşaat sektöründe yüzde 0,3, ticaret-hizmet sektöründe ise yüzde 2,3 artış gerçekleşti. Bu tablo, istihdamın sanayiden hizmet sektörüne doğru kaymaya devam ettiğini ortaya koydu.

Öte yandan veriler aylık bazda istihdamda gerilemeye işaret etti. Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında ücretli çalışan sayısı 2026 yılı Ocak ayında bir önceki aya göre yüzde 0,4 azaldı.

Aylık değişime sektörel olarak bakıldığında sanayi sektöründe yüzde 0,5, inşaat sektöründe yüzde 2,1 düşüş yaşanırken, ticaret-hizmet sektöründe yüzde 0,1 artış kaydedildi.

Ekonomistler, özellikle sanayideki istihdam kaybının üretim ve talep koşullarındaki zayıflamayla ilişkili olabileceğine dikkat çekerken, hizmet sektöründeki artışın ise ekonomideki yapısal dönüşümün devam ettiğine işaret ettiğini belirtiyor.

Paylaşın

Konut Satışlarının Yüzde 69,7’si İkinci El

Türkiye genelinde Şubat ayında konut satışlarında artış yaşanırken satışların büyük bölümünü ikinci el konutlar oluşturdu. Toplam satışların yüzde 69,7’si ikinci el konutlardan geldi.

Türkiye genelinde konut satışları Şubat ayında geçen yılın aynı dönemine göre artış gösterdi. Verilere göre ilk el konut satışları Şubat ayında yıllık bazda yüzde 5,9 artarak 37 bin 785 oldu. İkinci el konut satışları ise yüzde 6,0 yükselerek 86 bin 764 olarak kaydedildi. Böylece toplam konut satışları içinde ilk el konutların payı yüzde 30,3, ikinci el konutların payı ise yüzde 69,7 olarak gerçekleşti.

Konut finansmanında dikkat çeken bir diğer gelişme ise ipotekli satışlardaki güçlü artış oldu. İpotekli konut satışları Şubat ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 42,3 artarak 25 bin 35 seviyesine yükseldi. Buna karşılık diğer konut satışları aynı dönemde yüzde 0,5 azalarak 99 bin 514 olarak gerçekleşti. Toplam satışlar içinde ipotekli konutların payı yüzde 20,1, diğer satışların payı ise yüzde 79,9 oldu.

Arındırılmış veriler de benzer bir tablo ortaya koydu. Takvim etkilerinden arındırılmış serilere göre ilk el konut satışları yıllık bazda yüzde 5,8, ikinci el satışlar ise yüzde 5,9 arttı. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilere göre ise bir önceki aya kıyasla ilk el satışlar yüzde 0,2 gerilerken, ikinci el satışlar yüzde 2,9 artış gösterdi.

Yabancılara yapılan konut satışlarında ise düşüş dikkat çekti. Yabancılara konut satışları Şubat ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,9 azalarak 1.506 oldu. Bu satışların toplam konut satışları içindeki payı yüzde 1,2 olarak kaydedildi. Ocak-Şubat döneminde yabancılara yapılan konut satışları ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12,1 azalarak 2 bin 812 olarak gerçekleşti.

Şubat ayında yabancı alıcılar arasında en fazla konut alanlar 191 konutla Rusya Federasyonu vatandaşları oldu. Bu ülkeyi 131 konutla İran ve 106 konutla Irak vatandaşları izledi.

Öte yandan yeri satışlarında farklı bir tablo ortaya çıktı. İlk el yeri satışları Şubat ayında yıllık bazda yüzde 5,2 azalarak 3 bin 981 olurken, ikinci el yeri satışları yüzde 0,4 artarak 11 bin 88 olarak kaydedildi.

Finansman tarafında ise ipotekli satışlar belirgin şekilde yükseldi. İpotekli yeri satışları geçen yılın aynı ayına göre yüzde 62,8 artarak 692 olurken, diğer yeri satışları yüzde 3,0 azalarak 14 bin 377 olarak gerçekleşti.

Arındırılmış verilere göre ilk el yeri satışları yıllık bazda yüzde 5,2 gerilerken, ikinci el satışlar yüzde 0,4 arttı. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilere göre ise bir önceki aya kıyasla ilk el satışlar yüzde 0,4 azalırken, ikinci el satışlar yüzde 4,1 yükseldi.

Paylaşın

Hizmet Üretim Endeksi Ocak’ta Geriledi

Hizmet üretim endeksi ocak ayında yıllık bazda yüzde 0,4 gerilerken ulaştırma ve depolama sektöründeki düşüş dikkat çekti. Buna karşın bilgi-iletişim ile konaklama ve yiyecek hizmetlerindeki artış endeksteki gerilemeyi sınırladı.

Hizmet sektörünün genel performansını gösteren hizmet üretim endeksi, 2026 yılının Ocak ayında yıllık bazda düşüş kaydetti. Verilere göre hizmet üretim endeksi (2021=100), bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 0,4 azaldı.

Alt sektörler incelendiğinde farklı eğilimler dikkat çekti. Ulaştırma ve depolama hizmetleri yıllık bazda yüzde 4,7 azalırken, konaklama ve yiyecek hizmetleri yüzde 5,9, bilgi ve iletişim hizmetleri ise yüzde 7,5 artış gösterdi. Buna karşılık gayrimenkul hizmetleri yüzde 1,3, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetler yüzde 1,8 geriledi. İdari ve destek hizmetleri ise yüzde 0,1 ile sınırlı bir artış kaydetti.

Endeks aylık bazda da hafif bir düşüş gösterdi. 2026 yılı Ocak ayında hizmet üretim endeksi bir önceki aya göre yüzde 0,2 azaldı.

Aylık değişimde ulaştırma ve depolama hizmetleri yüzde 4,3 düşüş yaşarken, diğer birçok alt sektörde artış gözlendi. Konaklama ve yiyecek hizmetleri yüzde 0,6, bilgi ve iletişim hizmetleri yüzde 3,6, gayrimenkul hizmetleri yüzde 4,4, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetler yüzde 5,5 ve idari ve destek hizmetleri yüzde 1,7 artış gösterdi.

Veriler, hizmet sektöründe genel endeksin sınırlı gerilemesine rağmen bazı alt sektörlerde toparlanma eğiliminin sürdüğüne işaret etti.

Paylaşın