Bakan Şimşek, Kredi İçin Haftaya Yeniden Yollarda

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası’nın gelecek hafta Fas’ın Marakeş kentinde başlayacak yıllık toplantılarına Türkiye’yi temsilen katılacak.

Bakan Şimşek’in, burada da çeşitli ülke mevkidaşları, fon yöneticileri, yatırım bankalarının temsilcileriyle ikili görüşmeler yapması planlanıyor. Mehmet Şimşek’e bu toplantılarda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Hafize Gaye Erkan da eşlik edecek.

BloomberHT’de yer alan habere göre; Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Körfez ülkeleriyle başladığı “road show” yatırımcı görüşmelerine, Birleşmiş Milletler (BM) 78. Genel Kuruluna katılmak üzere ABD’ye giden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde New York’ta devam etti. Ardından finansın önemli duraklarından Londra’ya hareket eden Şimşek, 4-6 Ekim’de uluslararası yatırımcılarla yoğun temaslarda bulundu.

Ziyaret kapsamında, toplam varlık büyüklüğü 75 trilyon doları aşan uluslararası varlık yönetim şirketleri, yatırım fonları, çok uluslu bankalar ve altyapı fonları yöneticileriyle bir araya gelen Şimşek, aralarında derecelendirme kuruluşlarının da bulunduğu yaklaşık 85 ayrı kurumdan 100’ün üzerinde üst düzey yöneticiyle görüşmeler gerçekleştirdi.

Görüşmelerinde uluslararası yatırımcılara ve kredi derecelendirme kuruluşlarının temsilcilerine Türkiye’nin yeni ekonomi politikaları ve Orta Vadeli Program’daki hedef ve reform hazırlıklarını anlatan Şimşek, yatırımcıları Türkiye’deki fırsatları değerlendirmeye davet etti.

Söz konusu ziyaretlerin ardından Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankasının gelecek hafta Marakeş’te başlayacak yıllık toplantılarına da Türkiye’yi temsilen katılacak olan Şimşek’in, burada da çeşitli ülke mevkidaşları, fon yöneticileri, yatırım bankalarının temsilcileriyle ikili görüşmeler yapması planlanıyor. Şimşek’e bu toplantılarda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Hafize Gaye Erkan da eşlik edecek.

Paylaşın

Bloomberg: Dünya Bankası, Türkiye’nin Kredi Limitini Artıracak

Dünya Bankası, Türkiye ekonomisinin istikrara kavuşmasına yardımcı olmak amacıyla ülkeye verdiği desteği potansiyel olarak iki katına çıkarmak için görüşmeler yürütüyor. Dünya Bankası’nın halihazırda yürürlükte olan 17 milyar dolarlık programa ek olarak, önümüzdeki üç yıl için 18 milyar dolara kadar taahhütte bulunmasını içeriyor.

Yapılacak anlaşmanın Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan’dan oluşan yeni ekonomi yönetimine güvenoyu anlamına geleceği düşünülüyor.

Kaynaklar, Dünya Bankası’nın 18 milyar dolarlık finansmanının üçte ikisinin doğrudan yatırımlar ve garantilerle özel sektöre aktarılmasını, geri kalan kısmının ise hükümete doğrudan borç vermede kullanılmasını bekliyor.

Konuyla ilgili doğrudan bilgi sahibi kaynaklara göre Dünya Bankası, Türkiye ekonomisinin istikrara kavuşmasına yardımcı olmak amacıyla ülkeye verdiği desteği potansiyel olarak iki katına çıkarmak için görüşmeler yürütüyor.

Bloomberg’de Kerim Karakaya ve Onur Ant imzasıyla yer alan habere göre görüşmeler, Dünya Bankası’nın halihazırda yürürlükte olan 17 milyar dolarlık programa ek olarak, önümüzdeki üç yıl için 18 milyar dolara kadar taahhütte bulunmasını içeriyor.

Söz konusu finansmanın hükümete doğrudan kredi verilmesinin yanı sıra özel sektöre yönelik desteği de kapsayacağı belirtildi. Ancak Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Dünya Bankası konuya ilişkin yorum yapmadı.

Yapılacak anlaşmanın Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan’dan oluşan yeni ekonomi yönetimine güvenoyu anlamına geleceği düşünülüyor.

Öte yandan Dünya Bankası ile Türkiye arasında gerçekleşebilecek anlaşma Erdoğan’ın Körfez ziyaretinden beri en yüksek finansman kaynağı olabilir.

Bloomberg’e bilgi veren kaynaklar, Dünya Bankası’nın 18 milyar dolarlık finansmanının üçte ikisinin doğrudan yatırımlar ve garantilerle özel sektöre aktarılmasını, geri kalan kısmının ise hükümete doğrudan borç vermede kullanılmasını bekliyor.

Ayrıca yeni aktarılan fonların bir kısmının 6 Şubat depremlerinden etkilenen bölgelerin yeniden inşasında kullanılması bekleniyor. Dünya Bankası ilk etapta deprem sonrası hasar maliyetinin 34 milyar dolar olarak ölçmüş, yeniden inşaat maliyetinin ise bu rakamın çok üstünde olabileceğine dikkat çekmişti.

Morgan Stanley ve Bank of America

Öte yandan, ABD merkezli yatırım bankası Morgan Stanley ve ile ABD’nin önde gelen bankalarından Bank of America, Türkiye için yıl sonu enflasyon tahminini yukarı yönlü revize etti.

Morgan Stanley ekonomistleri Hande Küçük ve Alina Slyusarchuk yayımladıkları notta “İki ay üst üste çok güçlü gelen TÜFE verileriyle karşı karşıya kalan yeni PPK enflasyon beklentilerinde daha fazla bozulmanın önüne geçmek ve kredibilitesini daha da artırmak için yukarı yönlü sürprizlere devam etmeyi tercih edebilir. Böylece TCMB’nin yüzde 30 politika faizine bizim öngördüğümüzden daha erken ulaşabileceğini görebiliriz” dedi.

Ekonomistler yıl sonu TÜFE tahminini yüzde 62’den yüzde 66’ya revize etti. Daha öncesinde enflasyonun tepe noktasını ise Mayıs 2024’te yüzde 68 olarak öngören ekonomistler bu tahminini yüzde 72’ye yükseltti.

Açıklamada “Manşet enflasyonu tahminimize göre yüzde 42’ye indirebilecek sıkılaştırma adımları ve 2024’ün ikinci yarısından itibaren olumlu baz etkisi devreye girene kadar özellikle hizmet fiyatlarındaki yapışkanlık, kurda potansiyel düzeltmeler ve yönetilen-yönlendirilen fiyatlar enflasyonda yukarı yönlü baskı yaratacak” ifadesi yer aldı.

BofA Securities ekonomisti Zümrüt İmamoğlu imzasıyla paylaşılan bir raporda Türkiye’de ağustos enflasyonunun tahminleri aşması nedeniyle daha fazla faiz artışına ihtiyaç olduğu belirtildi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) ağustos ayında sürpriz biçimde 750 baz puanlık faiz artışı yaptığı belirtilen raporda “Önceki 2 ay beklentinin altında kalan faiz artırımları sonrası bu adım olumlu bir sürpriz oldu. Ancak enflasyon beklentilerinin daha da artması nedeniyle daha fazla faiz artırımına ihtiyaç var ve asıl soru Mart ayındaki yerel seçimlerden önce bu tür bir artışın yapılıp yapılmayacağı..” değerlendirmesi yapıldı.

Enflasyonun ağustos ayında yüzde 59’a ulaştığını hatırlatan kurum, yıl sonu enflasyon beklentisini yüzde 58’den yüzde 70’e yükseltti. 2024 beklentisi de yüzde 38’den yüzde 40’a çıktı.

Öte yandan enflasyonun gelecek yıl mayıs ayında yüzde 78 ile zirve yapacağı öngörüldü. Önceki beklenti ise yüzde 65 seviyesindeydi. Kurum ayrıca TCMB’nin faiz artışlarına devam edeceği ancak yerel seçim öncesi kış aylarında duraklayacağını belirtirken, yıl sonuna ilişkin politika faizi tahminini yüzde 30’a çıkardı.

Seçimden sonra, 2024’ün 2. çeyreğinde ise politika faizinin yüzde 45’e çıkmasının beklendiği bildirildi. Raporda TCMB’nin mart ayına kadar finansal koşulları seçici olarak sıkılaştırmak için daha fazla niceliksel önlem alabileceği tahminine de yer verildi.

Paylaşın

Gıda Enflasyonu: Türkiye, Dünyada 10. Sırada

Türkiye, gıda enflasyonunda dünya genelinde 10. sırada yer aldı. İlk 10’u oluşturan diğer ülkeler Venezuela, Lübnan, Zimbabve, Arjantin, İran, Surinam, Mısır, Lao ve Sierra Leone oldu.

Türkiye’de tarımsal girdi enflasyonu nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 0,63, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 9,74, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 40,20 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 97,43 artmıştı.

Aynı dönemde tarım üretici enflasyonu bir önceki aya göre yüzde 2,14 artış, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 20,24 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 50,79 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 120,64 olmuştu.

Dünya Bankası’nın en son 20 Haziran tarihinde güncellenen “Gıda Güvenliği” raporuna göre en yüksek gıda enflasyonu yıllık bazda yüzde 471 artış ile Venezuela’da gerçekleşti.

Mayıs ayında en yüksek ikinci gıda enflasyonu yüzde 350 ile Lübnan’da görülürken, Zimbabve yüzde 117 ile üçüncü sırada yer aldı.

T24’ün aktardığına göre TÜİK verilerine göre mayıs ayında gıda fiyatlarının bir önceki yıla göre yüzde 52 arttığı Türkiye ise kendine 10. sırada yer buldu. İlk 10’u oluşturan diğer ülkeler Arjantin, İran, Surinam, Mısır, Lao ve Sierra Leone oldu.

Endeksler yükseldi

Rapora göre son 2 haftada; tarım ve tahıl endeksi yüzde 4, buğday endeksi yüzde 7, mısır endeksi yüzde 3, pirinç endeksi ise yüzde 2 yükseldi.

Yıllık bazda bakıldığında ise mısır endeksi yüzde 20, buğday endeksi yüzde 3 geriledi. Ancak, son 1 yılda pirinç endeksi yüzde 10 yükseldi.

Dünya Bankası’na göre 5 Haziran itibarıyla 20 ülke 27 gıda ürününün ihracatı yasaklayan kararlar alırken, 10 ülke ise 14 ürünün ihracatını kısıtlayan kararları uygulamaya koydu.

Paylaşın

Dünya Bankası, Türkiye’nin 2023 Yılı Büyüme Tahminini Yükseltti

Dünya Bankası (The World Bank), Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 3,2, gelecek yıl yüzde 4,3 ve 2025’te yüzde 4,1 büyümesinin beklendiğini bildirdi. Ocak ayı tahminlerinde Dünya Bankası bu yıl yüzde 2,7; 2024’te ise yüzde 4 büyüme öngörmüştü.

Türkiye’nin Şubat ayının başında 2 büyük depremle sarsıldığı hatırlatılan Dünya Bankası, depremlerin doğrudan kaybının 2021 gayri safi milli hasılasının yüzde 4’üne denk geldiğinin tahmin edildiğini belirtti. Ancak yeniden yapılanma ve toparlanma çalışmalarının tam maliyetinin bunun iki katı olabileceği kaydedildi.

Dünya Bankası, Merkez Bankası tarafından daha fazla faiz indirimiyle yönetilmeye çalışılan yüksek enflasyon ve Mayıs ayındaki seçimlerin makroekonomik politikaların geleceğini belirsiz hale getirdiğini ifade etti. Dünya Bankası, bu politikaların seçimden sonra değişebileceği ihtimaline dikkat çekti.

Dünya Bankası Küresel Ekonomik Beklentiler Raporu’nun Haziran sayısında Türk ekonomisinin bu yılki büyüme tahminlerini Ocak ayındaki tahminlere göre arttırdı. Türkiye’de ekonomik büyümenin dirençli olduğu belirtildi. Raporda Türk ekonomisinde bu yıl yüzde 3,2; 2024’te yüzde 4,3 ve 2025’te yüzde 4,1 büyüme tahmini yapıldı.

Ocak ayı tahminlerinde Dünya Bankası bu yıl yüzde 2,7; 2024’te ise yüzde 4 büyüme öngörmüştü.

Türkiye’nin Şubat ayının başında 2 büyük depremle sarsıldığı hatırlatılan raporda, depremlerin doğrudan kaybının 2021 gayri safi milli hasılasının yüzde 4’üne denk geldiğinin tahmin edildiği belirtildi. Ancak yeniden yapılanma ve toparlanma çalışmalarının tam maliyetinin bunun iki katı olabileceği kaydedildi.

Raporda Merkez Bankası tarafından daha fazla faiz indirimiyle yönetilmeye çalışılan yüksek enflasyon ve Mayıs ayındaki seçimlerin makroekonomik politikaların geleceğini belirsiz hale getirdiği ifade edildi. Raporda bu politikaların seçimden sonra değişebileceği ihtimaline dikkat çekildi.

Türk Lirası’nın değer kaybı, yüksek cari açık ve düşük net döviz rezervlerinin Türk ekonomisinin karşı karşıya olduğu diğer zorluklar arasında olduğu belirtilen raporda, yine de ülkenin Avrupa – Orta Asya bölgesinin ekonomik büyümesinde ve 2023’ün ilk yarısındaki dayanıklılığında önemli rol oynadığı kaydedildi.

Enflasyonun Avrupa – Orta Asya bölgesinde özellikle de Türkiye’de yüksek seyrettiğine dikkat çekildi.

Depremlerin yol açtığı tahribata rağmen 2023’ün başlarında, her iki yıl için öngörülen büyümenin önceden tahmin edilenden biraz daha yüksek olduğu belirtilen raporda, bunun kısmen 2022’nin sonlarındaki güçlü büyümenin olumlu ivmesi ve hane halklarına ek devlet desteği sayesinde olduğunun sanıldığı belirtildi. Raporda imar çalışmalarının artmasının da yatırımı desteklemesinin beklendiği kaydedildi.

Raporda ayrıca aşırı hava olaylarının Türkiye’nin de dahil olduğu Orta Asya ülkelerinde ekonomik faaliyetlere sekte vurabileceği belirtildi. İklim değişikliğine uyum sağlayacak politikaların benimsenmemesi durumunda Orta Asya’da kuraklık ve sel gibi felaketlerin ekonomik maliyetinin bölgenin geçen yılki gayrı safi hasılasının yüzde 1,3’üne mal olabileceği belirtildi.

Paylaşın

Dünya Bankası: Depremlerin Türkiye’ye Doğrudan Maliyeti 34,2 Milyar Dolar

Dünya Bankası, 11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlerin 34,2 milyar dolarlık fiziksel tahribata neden olduğunu; yeniden inşa ve toparlanma maliyetlerinin ise iki kat daha yüksek olabileceğini açıkladı.

Dünya Bankası, 9 Şubat tarihinde enkaz kaldırma çalışmaları ve yardımlar için ilk etapta 1 milyar 780 milyon dolarlık bir paket açıklamıştı.

Dünya Bankası’nın Türkiye’deki depremlerle ilgili Afet Sonrası Genel Acil Hasar Tahmin Raporunda (GRADE), bu miktarın 2021 GSYİH’sının yüzde 4’üne denk geldiği belirtilerek doğrudan hasarın yanı sıra enkaz kaldırma ve yeniden imar maliyetinin bu miktarın iki katını bulabileceği tahminine yer verildi.

Raporda, depremin ekonomiye olumsuz etkileri nedeniyle GSYİH’da yaşanacak kaybın ve süren artçı depremlerin de maliyeti artıran etki yaratabileceği uyarısı yapıldı.

Dünya Bankası Grubu ve partner kuruluşların acil destek çalışmalarının koordinasyonu ve Türk hükümetinin yeniden imar planlamalarına destek amacıyla hazırlanan acil değerlendirme raporunda, depremden en ağır etkilenen 11 ilin en yoksul bölgeler arasında olduğuna ve 1,7 milyon Suriyeli sığınmacıya ev sahipliği yaptığına da işaret edildi.

“1,25 milyon kişi evsiz kaldı”

Türkiye’deki depremlerin yol açtığı doğrudan maddi hasara odaklanan GRADE raporunda, ayrıca 1 milyon 250 bin kişinin evlerinin yıkılması, ağır ya da orta derece hasar alması sonucu evsiz kaldığı, tahmin edilen hasarın yüzde 81’lik bölümünün Hatay, Kahramanmaraş, Gaziantep, Malatya ve Adıyaman’da meydana geldiği kaydedildi. Raporda, bu illerde 6 milyon 450 bin kişinin, yani Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 7,4’ünün yaşadığına işaret edildi.

GRADE raporunda hasarın yüzde 53’ünü oluşturan 18 milyar dolarlık bölümünün özel konutları, 9,7 milyar dolar tutarındaki yüzde 28’lik bölümünün ise sağlık kuruluşları, okullar, hükümet binaları ve özel sektöre ait binalar gibi mesken vasfına haiz olmayan yapılarda meydana geldiği kaydedildi. Hasarın 6,4 milyar dolar tutarındaki yüzde 19’luk bölümünün ise yol, enerji, su şebekeleri gibi altyapıda oluştuğu bildirildi.

“Türkiye’nin depreme dayanıklı altyapıya ihtiyacı var”

Raporda, söz konusu doğrudan hasarın ötesinde, depremin ekonomiye daha geniş kapsamlı etkilerinin çok daha yüksek olacağı ve bu zararı hesaplamak için daha derinlemesine değerlendirmelere ihtiyaç olduğu kaydedildi.

Dünya Bankası Grubunun Avrupa ve Orta Asya’dan sorumlu Başkan Yardımcısı Anna Bjerde, “Bu afette yaşanan büyük kayıp ve acı karşısında kalplerimiz Türkiye ve Suriye halklarıyla birliktedir. Kitlesel yardım ve kurtarma çalışmalarına yardım için uluslararası toplumun nasıl harekete geçtiğini görmek cesaret verici. Dünya Bankası Türkiye’deki çalışmalara destek için teknik uzmanlık ve finansmanını derhal devreye sokmuştur” açıklaması yaptı.

Dünya Bankası’nın Türkiye Ülke Direktörü Humberto Lopez de, bu afetin Türkiye’nin depremlere karşı yüksek risk altında olduğunu ve altyapının sağlamlaştırılması gerekliliğini bir kez daha hatırlattığını belirtti.

Lopez, “Afet risk yönetiminde dünyada öncü rol oynayan Dünya Bankası, afete dayanıklı bir ekonomik toparlanma sürecindeki çabalarında Türkiye’ye eşlik etme taahhüdüne bağlıdır” açıklaması yaptı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Dünya Bankası’ndan Türkiye’ye Deprem Desteği: 1,78 Milyar Dolar

Dünya Bankası, Türkiye’ye 1 milyar 780 milyon dolarlık deprem desteği vereceğini duyurdu. Bankadan yapılan açıklamada, felaketin büyüklüğünün tahmin edilmesi, kurtarma ve yeniden inşa desteği için öncelikli alanların belirlenmesine yönelik hızlı bir hasar değerlendirmesinin başlatıldığı bildirildi.

Bankanın açıklamasında, depremlerden etkilenen insanları desteklemek için 1 milyar dolarlık kaynağın da hazırlandığı aktarıldı.

Dünya Bankası, Türkiye’de ağır can kaybı, yaralanma ve güneydoğu illerinde çok ciddi hasara yol açan deprem ve artçı sarsıntılar sonrasında toparlanma çabalarına destek olmak amacıyla 1 milyar 780 milyon dolar sağlanacağı bildirildi.

Yapılan açıklamada, Dünya Bankası’nın ayrıca deprem felaketinin yol açtığı hasarın boyutlarını belirlemek için hızlı bir değerlendirme başlattığı kaydedildi. Buna göre değerlendirme kapsamında Dünya Bankası’nın dünya genelinde afet riski yönetimi konusundaki kapsamlı deneyimlerinden yola çıkarak toparlanma ve yeniden yapılanma desteği verilecek bölgelerin öncelik sırasının tanımlanması yer alacak.

Dünya Bankası Başkanı David Malpass, ”Dünya Bankası Grubu adına, Türkiye ve Suriye halklarına, yıkıcı depremler sonucu verdikleri ağır kayıplar nedeniyle en derin taziyelerimizi ifade ediyoruz. Sahadaki büyük ve acil ihtiyaçları hızlıca değerlendirmek için hazırlık yapıyoruz ve acilen yardım sağlıyoruz. Bu değerlendirme, ihtiyaçları gidermek için hazırlandığımız bu sırada, ülkedeki toparlanma ve yeniden yapılandırma çalışmaları için önceliklik bölgeleri belirleyecek” dedi.

Dünya Bankası, Türkiye’deki mevcut iki proje olan Türkiye Deprem, Sel ve Orman Yangını Acil Durum Yeniden İnşa Projesi (TEFWER) ve İklim ve Afet Dayanıklı Kentler Projesi’nden Şarta Bağlı Acil Müdahale Bileşeni (CERC) aracılığıyla 780 milyon dolarlık acil yardım sunulduğunu kaydetti. Şarta Bağlı Acil Müdahale Bileşeni (CERC), yardım alan ülkelere, acil durum müdahaleleri için proje fonlarına hızlı erişim sağlıyor. Bu yardımın belediye bazında temel altyapı inşasında kullanılacağı kaydediliyor.

Dünya Bankası, buna ilave olarak 1 milyar dolarlık yardımın depremden etkilenenleri desteklemek için hazırlandığını bildirdi. Dünya Bankası Türkiye Direktörü Humberto Lopez, ”Türkiye’nin acil ve gelecekteki ihtiyaçları çok büyük. Bu ihtiyaçlar, acil yardımdan yeniden yapılanmaya kadar geniş bir kapsamı içeriyor” dedi.

Dünya Bankası’nın Türkiye faaliyetleri

Dünya Bankası’nın Türkiye’yle ortaklığı 1950’li yıllara uzanıyor. Dünya Bankası, son yıllarda afet riski yönetimi, kentsel kalkınma ve enerji verimliliği alanlarında Türkiye’deki öncü ortaklardan biri haline geldi.

İstanbul Sismik Riskin Azaltılması ve Acil Durum Hazırlık Projesi, Güvenli Okullar Projesi ve Okullarda Afet Riski Yönetimi Projesi, Dünya Bankası’nın Türkiye’de son yıllarda başlattığı çalışmalardan bazıları. Dünya Bankası Türkiye Programı şu anda 9 milyar dolar değerinde 30 faal operasyona katkı sağlıyor.

Paylaşın

Türkiye, Gıda Enflasyonunda Dünya Beşincisi

Dünya genelinde gıda fiyatları düşerken, en yüksek gıda enflasyonu yüzde 285 ile Zimbabve’de görüldü. Afrika ülkesini yüzde 158 gıda enflasyonu ile Venezuela ve yüzde 143 ile Lübnan takip etti.

Gıda enflasyonun yüzde 95 seviyesine ulaştığı Arjantin, dördüncü sırada yer alırken yüzde 77 gıda enflasyonuyla Türkiye ilk beşi tamamladı. İlk 10’da yer alan diğer ülkeler sırasıyla Gana, Sri Lanka, Ruanda, Surinam ve Haiti oldu.

Dünya Bankası, “Gıda Güvenliği” raporunu blog sitesinden yayımladı. 30 Ocak’ göre en yüksek gıda enflasyonu yüzde 285 ile Zimbabve’de görüldü.

Afrika ülkesini yüzde 158 gıda enflasyonu ile Venezuela ve yüzde 143 ile Lübnan takip etti.

T24’ün aktardığına göre; gıda enflasyonun yüzde 95 seviyesine ulaştığı Arjantin, dördüncü sırada yer alırken yüzde 77 gıda enflasyonuyla Türkiye ilk beşi tamamladı. İlk 10’da yer alan diğer ülkeler sırasıyla Gana, Sri Lanka, Ruanda, Surinam ve Haiti oldu.

Gıda krizi daha da kötüleşecek

Raporda, Birleşmiş Milletler Küresel Gıda Fiyatları Endeksi ve gübre fiyatlarındaki düşüşün devam ettiği de bildirildi. Ancak gübre fiyatlarının hâlâ normal seviyelerin üzerinde olduğu uyarısı yapıldı.

Dünya Bankası raporunda, gıda krizinin bazı ülkelerin uygulamaya koyduğu ticareti kısıtlayan kararlarla daha da kötüleştiği vurgusu yapıldı. Aralık ayı itibarıyla 19 ülkenin 23 gıdanın ihracatına engel getirdiği; 8 ülkenin ise ihracatı kısıtlayan 12 önlem karar aldığı belirtildi.

DİSK-AR: Dar gelirlinin gıda enflasyonu yüzde 104,8

Öte yandan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR), dar gelirli vatandaşların maruz kaldığı gıda enflasyonunu açıklamıştı.

Açıklamada, TÜİK’in gıda enflasyonu ocak ayında yüzde 71 iken emeklilerin gıda enflasyonunu yüzde 90,5 olarak hesaplanmıştı.

Üçüncü yüzde 20’lik gelir grubunun gıda enflasyonu yüzde 77,1; düşük gelirli ikinci yüzde 20’lik grubun gıda enflasyonu yüzde 91,5 olurken, en yoksul yüzde 20’lik gelir grubunun gıda enflasyonu ise yüzde 104,8 olarak gerçekleşmişti.

DİSK-AR’dan yapılan açıklamada, “Böylece, en yoksul gelir grubu yüzde 114,9 oranında gıda enflasyonu hissederken, en yüksek gelir grubu ise yüzde 57,3 oranında gıda enflasyonu hissetmiş oldu. Bu durum enflasyonun gelir gruplarına göre önemli ölçüde farklı hissedildiğini ortaya koyuyor” denilmişti.

Aralık 2002’de yüzde 29,7 olan enflasyon oranının Ocak 2023’te yüzde 57,68 olduğunun anımsatıldığı raporda, şu ifadelere yer verilmişti:

“Böylece AKP hükümeti enflasyonu 28 puan artırdı.

2005’te 114 olan TÜFE, 2023’te 1.203’e yükseldi. 2005’te 112 olan gıda fiyatları endeksi ise 2023’te 1.628’e çıktı.

Böylece 2005’ten bu yana TÜFE 1.089 puan, gıda fiyatları endeksi 1.546 puan arttı. 2005’te yüzde 9,2 olan enflasyon oranı 2023’te yüzde 57,7 oldu. 2005’te yüzde 6,8 olan gıda enflasyonu ise 2023’te yüzde 71’e yükseldi.”

Paylaşın

Dünya Bankası Ve IMF’den ‘Küresel Resesyon’ Uyarısı

Dünya Bankası Başkanı David Malpass, bazı sanayileşmiş ülkelerde ekonomik büyümenin yavaşladığına dikkat çekerken, IMF Başkanı Kristalina Georgieva da, “Dünyanın en önemli üç ekonomisinde bir yavaşlama görüyoruz” dedi. 

Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası, dünya çapında bir resesyon yaşanabileceği uyarısında bulundu.

IMF ve Dünya Bankası, Pazartesi günü ABD’nin başkenti Washington’da yıllık toplantılarını gerçekleştirmek üzere bir araya geldi. Bu vesileyle Pazartesi günü açıklamalarda bulunan Dünya Bankası Başkanı David Malpass, bazı sanayileşmiş ülkelerde ekonomik büyümenin yavaşladığına dikkat çekti. Para devalüasyonunun düşük gelirli ülkeler için bir sorun olduğunu ve bu ülkelerde borçlanmanın artış eğiliminde olduğunu ifade eden Malpass, “Faiz oranlarının artması, bu ülkelerin omzunda ekstra yük oluşturuyor. Enflasyon da önceden olduğu gibi başta yoksullar olmak üzere herkes için büyük bir sorun” diye konuştu.

IMF Başkanı Kristalina Georgieva da Malpass’a paralel olarak, “Dünyanın en önemli üç ekonomisinde bir yavaşlama görüyoruz” dedi. Euro Bölgesi’nde özellikle de yükselişte olan enerji fiyatlarının sorun teşkil ettiğini belirten Georgieva, Çin’de ise koronavirüs pandemisinin hâlâ tedarik zincirleri üzerinde olumsuz etkide bulunduğunu ve bunun da ekonomik büyümeyi frenlediğini ifade etti. ABD’de her şeye rağmen güçlü bir iş pazarının olduğunu ifade eden IMF Başkanı, ABD Merkez Bankası Fed’in sert faiz politikası nedeniyle iş pazarının da ivme kaybettiğine dikkat çekti.

IMF, gelecek Salı günü, küresel konjonktürün gidişatına ilişkin öngörülerini kamuoyuyla paylaşacak. Büyüme tahminlerinin yeniden düşeceğini açıklayan Georgieva, “Son üç yılda önemli sonuçları beraberinde getiren, tahayyül edilemez olaylara tanıklık ettik. Coronavirüs hâlâ bizimle, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali her yerde çok önemli sonuçlara yol açtı” dedi.

IMF-Dünya Bankası yıllık görüşmeleri, 2019 yılından beri ilk kez yüz yüze düzenleniyor. Söz konusu toplantıda, maliye bakanları, finans dünyasından temsilciler, merkez bankası temsilcileri ve kalkınma işbirliği alanında çalışan temsilciler bir araya geliyor.

Paylaşın

Dünya Bankası’ndan Resesyon Uyarısı: Küresel Durgunluk Kaçınılmaz Olabilir

ABD Ticaret Odası’nın düzenlediği bir etkinliğe katılan Dünya Bankası Başkanı David Malpass, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin gıda, enerji ve gübre fiyatlarını artırdığını, bu nedenle küresel durgunluğun kaçınılmaz olabileceği uyarısında bulundu.

Almanya ekonomisinin, enerji fiyatlarındaki artış nedeniyle belirgin şekilde yavaşladığını söyleyen Malpass, Almanya’nın dünyanın en büyük dördüncü ekonomisi olduğuna dikkat çekti.

Avrupa’nın hala büyük ölçüde Rus gazına ve petrolüne bağımlı olduğunu söyleyen Malpass, gelişmekte olan ekonomilerin gıda ve enerji fiyatları ve gübre sıkıntısından etkilendiğini vurguladı.

Malpass, “Küresel Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH)’ya baktığımızda, resesyonun olmadığı bir tahminde bulunmak şu anda zor” ifadelerini kullandı ve ekledi: Enerji fiyatlarının ikiye katlanması fikri bile tek başına resesyonu tetiklemek için yeterli.

Çin kaygısı

Dünya Bankası geçen ay, bu yıl için küresel ekonomik büyüme tahminini neredeyse 1 puan indirerek yüzde 3,2’ye düşürmüştü.

Çin’deki kapanma önlemlerinin yavaşlama konusundaki endişeleri artırdığını belirten Dünya Bankası Başkanı David Malpass, “Çin’in gayrimenkul sektöründe halihazırda bir resesyon yaşıyordu, bu nedenle Rusya’nın işgalinden önce bile Çin’in 2022 için zaten agresif bir büyüme tahmini yoktu” ifadelerini kullandı.

Çin Başbakanı Li Keçiang, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, son karantinaların dünyanın en büyük ikinci ekonomisine pandeminin başlangıcında etkilediğinden daha fazla zarar verdiğini söylemişti: Bazı kentlerde, işletmelerin yalnızca yüzde 30’u yeniden açıldı. Bu oran kısa üre içinde yüzde 80’e çıkarılmalı.

Resesyon nedir?

Günümüzde, bir ülkenin ekonomisinin sürekli büyümesi normal olarak kabul ediliyor.

Ülkelerin ürettiği mal ve hizmetlerin değeri – Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) – arttıkça, vatandaşlarının ortalama olarak daha da zenginleştiği düşünülüyor.

Ancak GSYİH bazen artmaz ve bu, eğer arka arkaya iki çeyrek sürerse buna resesyon deniyor. Türkiye ekonomisi son olarak 2018’in ikinci yarısında resesyona girmişti.

GSYİH nedir?

GSYİH, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın kısaltması ve günümüzde ekonomik büymenin ölçüsü olarak kullanılıyor. Merkez bankaları ve ekonomistlerin yakından takip ettiği bu veri, ekonomilerin nasıl performans gösterdiğini anlamada ana ölçülerden biri olarak kullanılıyor.

İşletmelerin işe alım yapma ya da yatırımlarını kesme gibi kararlarında GSYİH belirleyici olabiliyor. Hükümetler GSYİH’ı vergi ve kamu harcamaları kararlarında rehber olarak kullanıyor. Merkez bankalarının faiz kararlarında enflasyonla birlikte GSYİH’ı da yönlendirici olabiliyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Buğday Fiyatları Yüzde 40’tan Fazla Artacak

Dünya Bankası, Emtia Piyasaları Görünüm Raporu’nun Nisan 2022 sayısını dün (26 Nisan) yayınladı. “Ukrayna Savaşı’nın Emtia Piyasalarına Etkisi” alt başlığı ile yayınlanan rapor “savaş kaynaklı gıda ve enerji fiyat şoklarının yıllarca sürebileceği” uyarısında bulundu.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ile başlayan savaşın emtia piyasalarında büyük bir şok yarattığını hatırlatan rapor, bu durumun küresel ticaret, üretim ve tüketim kalıplarını ve fiyatları 2024’ün sonuna kadar tarihsel olarak yüksek seviyelerde tutacak şekilde değiştirdiğini ifade etti.

Rapora ilişkin konuşan Dünya Bankası Adil Büyüme, Finans ve Kurumlardan Sorumlu Başkan Yardımcısı Indermit Gill de bunun “1970’lerden bu yana yaşanan en büyük emtia şoku” olduğunu söyledi:

“O zamanlarda da olduğu gibi, bu şok gıda, yakıt ve gübre ticaretinde kısıtlamaların artmasıyla daha da ağırlaşıyor.

“Bu gelişmeler, stagflasyon tehlikesini artırmaya başladı. Politika yapıcılar, ülke içinde ekonomik büyümeyi artırmak için her fırsatı değerlendirmeli ve küresel ekonomiye zarar verecek eylemlerden kaçınmalı.”

Savaşın da etkisiyle özellikle gıda ve enerji fiyatlarında beklenen artışların ele alındığı rapordan öne çıkanlar özetle şu şekilde…

Ham petrol fiyatları

Son 2 yılda enerji fiyatlarında yaşanan yükselişin “1973’teki petrol krizinden bu yana görülen en büyük artış” olduğunu vurgulayan rapora göre, petrol, doğalgaz ve kömürden oluşan enerji emtia fiyat endeksinin 2022 yılında bir önceki yıl ile kıyaslandığında yüzde 50,5 oranında artması, gelecek yıl ise yüzde 12,4’lük bir düşüş yaşaması bekleniyor.

Brent türü ham petrolün varil fiyatının bu yıl geçen yıla kıyasla yüzde 42 artış göstererek ortalama 100 dolar seviyesinde gerçekleşeceğini öngören Dünya Bankası raporu, bu rakamın 2013’ten bu yana Brent petrol fiyatının ulaştığı en yüksek seviyeyi teşkil edeceğinin altını çiziyor.

Aynı rapora göre, Brent petrolün varil fiyatının 2023 yılında yüzde 8 düşüşle ortalama 92 dolara gerilemesi bekleniyor.

Avrupa ve ABD özelinde de veriler paylaşan Dünya Bankası, bu yıl doğalgaz fiyatlarının Avrupa’da geçen yılın iki katı seviyesine çıkacağını, ABD’deki artışın ise yüzde 35 bandında seyredeceğini öngörüyor.

Buğday fiyatları

Birleşmiş Milletler’in (BM) 16 Nisan’da paylaştığı verilere göre, Ukrayna 24 Şubat’taki işgalden bu yana savaşta olduğu komşusu Rusya ile birlikte dünyanın buğday ve arpa ihtiyacının yüzde 30’unu, mısır ihtiyacının beşte birini, ayçiçek yağının ise yarısından fazlasını karşılıyordu.

Fakat işgalin pek çok şeyi olduğu gibi tarımsal üretimi de sekteye uğratması sebebiyle bu durumun gıda krizine yol açmasından korkuluyordu.

Dünya Bankası’nın bu bağlamda son yayınladığı raporda da, “buğday fiyatlarının yüzde 40’tan fazla artarak bu yıl nominal olarak tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşmasının beklendiği” ifade edildi.

Tarımsal ürünlerin fiyat endeksinin bu yıl yüzde 17,6 artmasının beklendiğine işaret eden Dünya Bankası, 2023’te yüzde 7,7’lik bir düşüş öngörüyor.

Rusya ve Ukrayna’nın büyük üreticilerinden olduğu gıda ürünleri ile üretim girdisi olarak doğalgaza bağlı gübre fiyatlarında da 2008’den bu yana en büyük artışın yaşandığını belirten Dünya Bankası raporu, çoğu emtia fiyatının 2022’de 2021’e kıyasla önemli ölçüde yüksek seyretmesinin ve orta vadede de yüksek kalmasının beklendiğini ifade ediyor.

Rapor ayrıca emtia fiyatlarının son 5 yıllık ortalamanın oldukça üzerinde kalacağının tahmin edildiğini, savaşın daha uzun sürmesi veya Rusya’ya ek yaptırımlar gelmesi halinde ise fiyatların öngörülenden daha yüksek seyredebileceğini ve daha değişken olabileceğini belirtiyor.

Afrika’daki fiyat artışları

Öte yandan, Afrika Kalkınma Bankası Başkanı Akinwumi Adesina da, Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında Afrika kıtasındaki buğday fiyatlarının yüzde 60 oranında artış gösterdiğini açıkladı. Adesina, krizin gıda üretimini yüzde 20 azaltabileceğini ve 11 milyar dolar değerindeki gıda üretimi kaybının yaşanabileceğini dile getirdi.

Afrika kıtasındaki 25 ülke, ithal ettiği buğdayın üçte birinden fazlasını Rusya ve Ukrayna’dan karşılarken bazı ülkelerde bağımlılık oranı yüzde 90’ın üzerine çıkıyor. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansının (UNCTAD) yayınladığı rapora göre, kıtada Rusya ve Ukrayna buğdayına bağımlı olan çok sayıda ülke gıda kriziyle karşı karşıya.

Paylaşın