Tayvan Tatbikata Başladı, Çin ‘Geniş Özerklik’ Teklifini Geri Çekti

Tayvan dışişleri bakanlığından yapılan açıklamada, Pekin’in “bir ülke, iki sistem” modeli teklifinin reddedildiği duyuruldu. Bakanlık sözcüsü Joanne Ou, başkent Taipei’de düzenlediği basın toplantısında, yalnızca Tayvan halkının ülkenin geleceğine karar verebileceğini söyledi.

Ou, Çin’in ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin Taipei ziyaretini “Tayvan halkının gözünü korkutmak için yeni bir normallik yaratma bahanesi” olarak kullandığını da sözlerine ekledi.

Çin ise adanın kontrolünü ele geçirmesi halinde Tayvan’a asker veya yönetici göndermeme sözünü geri çekti, Başkan Xi Jinping’in daha önce teklif edilenden daha az özerklik verileceğine işaret etti.

Daha önce geniş özerklik vaat edilmişti

Çin, 1993 ve 2000 yıllarında da Tayvan ile ilgili, “yeniden birleşme” olduğunda “Tayvan’a asker veya idari personel gönderilmeyeceği” söylenmişti.

Tayvan’ın Çin’in özel bir idari bölgesi haline geldikten sonra özerkliğe sahip olacağını garanti eden bu politika, yayınlanan ve ‘beyaz kitap’ adı verilen son belgede yer almadı.

Tayvan da kendi tatbikatlarına devam ediyor

Çin’in günlerdir benzeri görülmemiş askeri tatbikatları devam ederken Tayvan da kendi tatbikatlarını düzenliyor.

Tayvan da bir Çin işgaline karşı savunmayı simüle eden askeri tatbikatlar düzenliyor ve yıllık tatbikatlarının bir parçası olarak temmuz ayında “ortak müdahale operasyonu” adı verilen en büyük tatbikatı düzenlemişti. Bu şekilde denizden gelen saldırıları püskürtme egzersizleri yapıldı.

Tayvan Sekizinci Kolordusu sözcüsü Lou Woei-jye, perşembe sabahı savunma tatbikatının bir parçası olarak güçlerinin hedef fişekleri ve çok sayıda obüs ateşlediğini söyledi ve ekledi:

“Tayvan’ın en güneyindeki Pingtung ilçesinde tatbikat yerel saatle 08:30’da başladı ve yaklaşık bir saat sürdü. Kıyıdan içeri sokulan topçular yan yana sıralandı ve birliklerdeki silahlı askerler obüsleri birbiri ardına denize ateşledi.”

Lou tatbikatların önceden planlandığını ve Çin’in savaş oyunlarına yanıt verme amaçlı olmadığını söyledi. Yıllık tatbikatlara atıfta bulunan Lou, “Tatbikatlar için iki hedefimiz var, birincisi topçuların uygun durumunu ve bakım durumlarını belgelemek. İkincisi de geçen yılın verilerinden daha iyi sonuçlar elde etmek.” dedi.

Çin ordusu ise kendi tatbikatları sona erse bile Tayvan Boğazı’nda devriye gezmeye devam edeceğini duyurdu. Yapılan açıklamada “askeri eğitim vermeye ve savaşa hazırlanmaya devam edileceği” de ifade edildi.

Çin’in Tayvan İşleri Ofis’nden yayınlanan ayrı bir raporda da, “güç kullanımından vazgeçilmeyeceği” ve “gerekli tüm önlemleri alma seçeneğinin” saklı tutulacağı belirtildi. Raporda “Barışçıl yeniden birleşme için geniş bir alan yaratmaya hazırız, ancak hiçbir şekilde ayrılıkçı faaliyetlere yer bırakmayacağız” denildi.

Hong Kong modeli teklifi edilmişti

Çin’in iktidardaki Komünist Partisi, eski İngiliz kolonisi Hong Kong’un 1997’de Çin yönetimine geri döndüğü formüle benzer şekilde, Tayvan’ın “tek ülke, iki sistem” modeli altında yönetimine dönebileceğini öne sürmüştü.

Bu, demokratik olarak yönetilen Tayvan’a sosyal ve politik sistemlerini kısmen korumak için bir miktar özerklik sunacak gibi görünecekti ancak Hong Kong’un başına gelenler nedeniyle Pekin’in bu türden vaatlerini inandırıcı ve güvenilir bulan kimse kalmadı.

Tüm ana akım Tayvanlı siyasi partiler “bir ülke, iki sistem” önerisini reddediyor ve kamuoyu yoklamalarına göre bu formül 23 milyon nüfuslu ülkede neredeyse hiç halk desteğine sahip değil.

2000 tarihli beyaz kitapta, Tayvan tek bir Çin olduğunu kabul ettiği ve bağımsızlık aramadığı sürece “her şey müzakere edilebilir” diyen bir satır da en son yayınlanan beyaz kitapta eksik.

Tayvan’ın Anakara İşleri Konseyi, beyaz kitabın “yalanlarla dolu olduğunu ve gerçekleri göz ardı ettiğini” belirtti.

Tayvan, Mao Zedong’un Komünist Partisi’nin iç savaşı kazanmasının ardından mağlup Çin Cumhuriyeti hükümetinin adaya kaçtığı 1949’dan beri Çin işgali tehdidi altında yaşıyor.

(Kaynak: Euronews Türkiye)

Paylaşın

Çin, Tayvan Çevresindeki Tatbikatlarını Sonlandırdı

Çin Halk Kurtuluş Ordusu (PLA), Tayvan adası çevresinde başlattığı askeri tatbikatların sona erdiğini duyurdu. PLA Doğu Cephesi Komutanlığı Sözcülüğünden yapılan açıklamada, Çin’in Tayvan çevresindeki sularda ve hava sahasında yürütülen tatbikatlardaki “görevlerin başarıyla tamamlandığı” ifade edildi.

Tatbikatlarla ilgili bilgi paylaşan PLA, “ordunun müşterek muharebe kabiliyetinin etkin şekilde test edildiğini” aktardı. Tayvan Boğazı’ndaki durumu izleyeceklerini de kaydeden PLA, “muharebeye hazırlık tatbikatlarını düzenli olarak icra edeceklerini” açıkladı.

Çin ve bir asırdan uzun bir süredir “bağımsızlık” ihtilafı yaşadığı Tayvan arasındaki gerilim Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin Çin’in karşı çıkmasına rağmen 2 Ağustos 2022’de Tayvan’ı ziyareti ile yeniden yükselmişti.

Bu ziyaret sonrasında 4-7 Ağustos tarihleri arasında Tayvan çevresinde askeri tatbikatlar düzenleyen Çin, bu tarihten sonra da tatbikatlara devam etti. Bunun üzerine Tayvan da 9 ve 11 Ağustos tarihlerinde ülkenin güneyinde gerçek cephane ve mühimmatın kullanılacağı topçu tatbikatları yapacağını ve tatbikatın “savunma amaçlı olduğunu” açıkladı.

Çin’den Tayvan hakkında politika belgesi

Çin’in tatbikatları tamamladığı açıklaması ise bugün sabah saatlerinde Tayvan konusunda bir politika belgesi yayınlamasının ardından geldi.

Belgede Çin ve Tayvan arasında ideolojik ve sosyal farklılıkların tanınması temelinde “barışçı yeniden birleşme” hedefi vurgulanıyordu.

Çin Komünist Partisinin (ÇKP) Tayvan sorunun çözümünü ve Çin’in yeniden birleşmesini “tarihi görev” kabul ettiğinin belirtildiği politika belgesinde, “Barışçı yeniden birleşmeyi sağlamak için tüm samimiyetimizle ve elimizden gelen her çabayı göstereceğiz” ifadesi kullanıldı.

Ne olmuştu?

Çin, bir asırdan uzun süredir “bağımsızlık” anlaşmazlığı yaşadığı Tayvan’a ABD Kongresi’nin alt kanadı olan Temsilciler Meclisi’nin başkanı Nancy Pelosi tarafından yapılacak resmi bir ziyarete karşı çıkıyordu.

Pelosi’nin Nisan ayında COVID-19’a yakalanması sonucu iptal ettiği ve Çin’in tepkisini çeken Tayvan ziyaretini gerçekleştirip gerçekleştirmeyeceği merak ediliyordu. Bu ihtimalin konuşulduğu günlerde, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, ABD Başkanı Joe Biden ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirmiş ve “Ateşle oynayan kendisini yakar” uyarısını yapmıştı.

Fakat Nancy Pelosi, 2 Ağustos 2022’de yerel saatle 22:20 sularında Tayvan’a geldi ve ertesi gün ülkede bir dizi resmi temasta bulundu.

Tayvan lideri Tsai Ing-wen, 3 Ağustos’taki görüşmelerinde Pelosi’ye Tayvan’daki hükümetin devamı olduğu söylenen Çin Cumhuriyeti’nin “Uğurlu Bulutlar Düzeni” isimli şeref madalyası ve özel şeridini takdim etti.

Çin, Pelosi’nin ziyaretini “ciddi bir provokasyon” olarak değerlendirerek ada çevresinde dört gün sürecek askeri bir tatbikata başladı. Tayvan, tatbikatın başladığı 4 Ağustos’ta bir açıklama yaparak Çin’in tatbikat kapsamında ateşlediği füzelerden 11’inin karasularına düştüğünü duyurdu. Ülke ayrıca “savunma sistemlerinin etkin duruma geçirdiğini” açıkladı.

Tayvan da Çin’in ardından 9-11 Ağustos’ta askeri tatbikat kararı alırken Çin Dışişleri Bakanlığı Nancy Pelosi ve yakın aile üyelerine yaptırım uygulanacağını ve Washington yönetimiyle bazı ikili diyalog ve işbirliği mekanizmalarının durdurulduğunu duyurdu.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Çin, Tayvan’a Ne Zaman Ve Nasıl Saldırabilir?

Amerika Birleşik Devletleri Temsilciler (ABD) Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin geçen hafta Tayvan’ı ziyaretinin ardından Çin, adaya yönelik askeri tatbikatlarına hız verdi. Tayvan, Pekin’in bu tatbikatları adayı işgale hazırlanmak ve Asya-Pasifik bölgesindeki statükoyu değiştirmek için kullandığı endişesi taşıdığını belirtti.

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping,Tayvan’ın anakara ile birleşimini “Çin ulusunun 2050’deki yeniden canlanma stratejisinin” bir parçası olarak görüyor. Pekin’in önümüzdeki 10 yıl içinde silahlı bir birleşim için hazırlıklarını sürdürdüğü tahmin ediliyor.

Ancak bazı Batılı hükümetler, Çin lideri Şi’nin, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalindeki başarısızlıklarından ders çıkardığını ve bu nedenle Tayvan’ın işgalinin beklenenden daha erken bir tarihe alınabileceğini düşünüyor.

Çin ne zaman saldırabilir?

Diplomatlar ve uluslararası ilişkiler uzmanlarına göre Pekin, Tayvan’ın işgalinde Moskova’nın Ukrayna’yı işgal girişiminden çıkardığı derslere göre hareket edebilir.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 24 Şubat’ta başlattığı işgal girişimine Batılı ülkelerin tepki verme süresinin yaklaşık iki günü bulduğunu belirten kaynaklar, Pekin’in bu süreyi dikkate alacağı düşüncesinde.

Moskova’nın 48 saat içinde Kiev’i ele geçirerek Ukrayna Cumhurbaşkanı Vladimir Zelenskiy’i devirememesinin Batılı ülkelerin desteğine kapı açtığını belirten uzmanlar Şi’nin bu hatayı terkarlamak istemeyeceğini ve 48 saatlik süre içinde “yıldırım hızıyla” bir saldırı planlayacağını düşünüyor.

Savunma ve güvenik alanında uzmanlaşan Londra merkezli düşünce kuruluşu RUSI uzmanları, İngiliz The Daily Telegraph gazetesine verdikleri görüşte, bu saldırının en erken 2023’te gerçekleşebileceğini öngörüyor.

Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nun “halen evrimleşen bir güç” olduğunu belirten uzmanlar, işgalin başarısız olması halinde Şi’nin, Çin Komünist Partisi liderliğinde üçüncü dönemi kazanmasının zora girme riskini göze almayacağı görüşünde. Liderin seçileceği parti kongresi bu yılın ikinci yarısında yapılacak.

Çin Tayvan’ı nasıl işgal edebilir?

Çin’in Pelosi’nin ziyaretinin ardından bölgede yürüttüğü kapsamlı askeri tatbikatları yakından takip eden uzmanlar Çin’in Tayvan’ı işgali için hangi yolları kullanacağına dair ipuçları arıyor.

Çin’in daha önce görülmemiş “savaş oyunları” donanma ablukasından savaş jetlerinin sortilerine ve Tayvan plajlarına amfibi çıkarmaya kadar birçok yöntemi tatbik ediyor. Uzmanlar Çin’in bütün bu yöntemleri bir arada kullanarak Tayvan’ı topyekün işgal edebileceğini belirtiyor.

Ancak Pekin’in tam tersine aşama aşama gücünü arttırarak Tayvan’ı “bir yılan gibi yavaş yavaş boğmayı” ve Batı’dan topyekün savaş tepkisini çekmeye bir adım kala durmayı tercih edebileceği de olası seçenekler arasında.

Çin’in işgali için kullanabileceği dört seçeneğin avantajları ve dezavantajları?

1 – Çin Tayvan’ı abluka altına alabilir

Çin, dünyanın en büyük mikroçip üreticisi Tayvan’ı finansal, ekonomik ve işlevsel olarak yıpratmayı deneyebilir, Tayvan silahlı güçlerini uzun soluklu ve sürekli yüksek hazırlık seviyesinde tutarak yorabilir.

Çin, Tayvan adasının çevresindeki yedi bölgeye odaklanan tatbikatlarında Tayvan’ın dış dünyayla bağlantısını kesecek gümrük ve uçuşa kapalı bölgeyi hızla oluşturabileceğini gösterdi.

Uluslararası nakliye rotasını etkileyecek bu yöntem itiraza neden olsa da, dirençli bir uluslararası tepki yaratmayabilir.

2- Çin, Matsu ve Kinmen adalarını işgal edebilir

Çin, uzun süredir kendi toprağı olarak gördüğü ve bazıları anakaradan yalnızca 10 kilometre uzaklıktaki bu adaları işgal ederek bölgede kontolü ele geçirebilir.

Tayvan’ın kuzeybatısındaki Matsu adaları ile Tayvan’ın batısındaki Büyük Kinmen Adası’nın işgali Çin’e yalnızca 20 bin asker gibi asgari bir maliyetle Batı’nın tepkisini ölçme fırsatı da verebilir.

Bu adaların işgaline verilecek tepkinin zayıf kalması, tıpkı Rusya’nın 2014 yılında Kırım’ı ilhakı gibi, Çin’e bu adaları ilhak etmek için cesaret verebilir. Bu adaların çok küçük olması sebebiyle birçok ülke tepki verme riskine girmek istemeyebilir. Ancak Amerika Birleşik Devletleri’nin Tayvan’la yaptığı ilişkiler anlaşması, bu adaları Tayvan’ın bir parçası olarak tanıyan Washington’u müdahaleye zorlayabilir.

Öte yandan, bu adaların işgali Çin’e “sınırlı bir ödül” karşılığında yüksek risk getirebilir.

3 – Çin Tayvan’a havadan ve anakaradan füze atışlarıyla saldırabilir

Çin’in elindeki bir diğer seçenek, Tayvan’ı hava saldırıları ve füze atışlarıyla zayıflatmak ve cezalandırmak olabilir. Çin ilk etapta Tayvan’ın kıyı savunmasını, radar ve havaalanlarını hedef alabilir, ancak müzakere masasında elini güçlü tutmak ve Tayvan halkının birlik içinde savunmaya teşvik etmemek için yoğun nüfuslu kentleri hedef almaktan kaçınabilir.

Bu seçenek her ne kadar askeri gerilimi tırmandırsa da, hedeflerin sınırlı olması uluslararası toplumu büyük bir tepki için kışkırtmayabilir.

Bu senaryoda ABD’nin bölgedeki, özellkle de Japonya’daki güçlerinin hazırlık düzeyini arttırması beklenebilir. Tokyo da ordusunu harekete geçirerek Çin’in balistik füze kapasitesini hedef almaya hazır konuma getirebilir.

RUSI uzmanı Sidharth Kaushal’a göre bu seçenek, her ne kadar Tayvan’da hasar yaratacak ve Batı’nın dikkatini bölgeye yönlendirecek olsa da, Tayvan’ı müzakere masasına zorlayacak bir yöntem değil, dolayısıyla da statükoyu değiştirmeye yetmeyecek.

Bu durumda Çin gerektiğinde tam kapasite tepki vermeye ve topyekün işgale hazırlık yapabilir.

4 – Çin Tayvan Adası’nı tamamen işgal edebilir

Topyekün işgale karar vermesi halinde Çin bu girişimi yaklaşık 110 kilometrelik Tayvan Boğazı boyunca füze ve savaş uçaklarının bombardımanı eşliğinde birliklerini stratejik noktalardan karaya çıkararak başlatabilir.

Çinli savaş gemileri ve denizaltıları, stratejik noktalara mayın döşenmesini önlemek amacıyla Tayvan donanmasını yok etmeye odaklanabilir.

Çin bir yandan Tayvan’ın savunma gücünü hızla alt ederek direncini kırmayı hedeflerken, diğer yandan siber saldırılarla Tayvan’ın iletişim kaynaklarını keserek halkı paniğe sürükleyebilir.

Uzmanlar ve diplomatik kaynaklar, Çin’in, Ukrayna’nın işgalindeki gibi Batı’nın tam teşekküllü tepki vermesine fırsat kalmadan 48 saat içinde işgali başarıya ulaştırmaya çalışacağı görüşünde.

Tam işgal durumunda Tayvan ne yapabilir?

Tayvan ise, ülkenin Çin tarafından işgale uğraması durumunda kentlerde, ormanlarda ve dağlarda gizli ekipmanla kendini savunmaya odaklanabilir.

Sivil güçleri, kıyı gözetleme, tanksavar ve füze savar savunma sistemlerini harekete geçirebilir ve gerilla savaşına yönelebilir.

Keşif uçakları, insansız hava araçları ve mobil radar platformlarıyla kıyıdaki hedefleri tespit ve yok edebilir.

Tam işgal halinde uluslararası tepki ne olur?

Tayvan’ın tam işgali, uluslararası toplumu harekete geçirebilir. ABD, Japonya ve muhtemelen Avustralya bu tepkiye liderlik edebilir.

Hindistan gibi diğer bölgesel güçlerin Çin’e karşı oluşan siyasi, ekonomik ve söylemsel tepkiye destek verebilir, ancak özellikle Hindistan’ın askeri müdahaleye dahil olması beklenmiyor.

RUSI uzmanı Kaushal’a göre “Çin’in ayağına basmaktan çekinen” birçok ülke Çin ile ABD arasında bir konum almaya çalışacak.

(Kaynak: Euronew Türkçe)

Paylaşın

Tayvan Dışişleri Bakanı Vu: Çin, Tayvan’ı İşgale Hazırlanıyor

Tayvan Dışişleri Bakanı Joseph Vu, Çin’in 4 Ağustos’tan bu yana devam eden tatbikatları ile ilgili açıklama yaparak endişelerini dile getirdi. Bakan Vu, bugün (9 Ağustos) erken saatlerde başkent Taipei’de düzenlediği basın toplantısında, Çin’in “kendi toprağı” olarak gördüğü Tayvan adası etrafında sürdürdüğü askeri tatbikatlara ilişkin konuştu.

Bakan, “Çin’in asıl hedefi Tayvan Boğazı’nda ve Asya-Pasifik Bölgesi’nde statükoyu değiştirmek” diyerek Çin’in “Tayvan halkının moralini bozmak için büyük tatbikatlar düzenlediğini, füzeler denediğini, siber saldırılar düzenlediğini, dezenformasyon kampanyası yürüttüğünü” söyledi.

Çin’in “son tatbikatları ile birlikte Tayvan’ı işgale hazırlandığını” da sözlerine ekleyen Bakan Joseph Vu, “Batılı müttefiklerine Çin’in karşısında durdukları için” teşekkür ederek “Bu tavırla dünyaya net bir mesaj veriliyor: Demokrasi, otoriterliğe boyun eğmeyecektir” dedi.

Ada çevresinde 39 savaş uçağı, 13 savaş gemisi

Çin ve bir asırdan uzun bir süredir “bağımsızlık” ihtilafı yaşadığı Tayvan arasındaki gerilim Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin Çin’in karşı çıkmasına rağmen 2 Ağustos’ta Tayvan’ı ziyareti ile yeniden yükselmişti.

Bu ziyaret sonrasında 4-7 Ağustos tarihleri arasında Tayvan adası çevresinde askeri tatbikatlar düzenleyen Çin, bu tarihten sonra da tatbikatlara devam etti. Bunun üzerine Tayvan da 9 ve11 Ağustos tarihlerinde ülkenin güneyinde gerçek cephane ve mühimmatın kullanılacağı topçu tatbikatları yapacağını ve tatbikatın “savunma amaçlı olduğunu” açıkladı.

Bu bağlamda bir açıklama yapan Tayvan Savunma Bakanlığı, Çin ordusunun askeri tatbikatlarının beşinci gününde (8 Ağustos) Tayvan çevresinde 39 savaş uçağı ve 13 savaş gemisinin görüldüğünü duyurdu.

Bakanlık ayrıca Çin hava ve deniz araçlarını elektronik takip araçları, devriye uçakları, gemiler ve füze sistemleriyle izlediklerini söyledi.

Ne olmuştu?

Çin, bir asırdan uzun süredir “bağımsızlık” anlaşmazlığı yaşadığı Tayvan’a ABD Kongresi’nin alt kanadı olan Temsilciler Meclisi’nin başkanı Nancy Pelosi tarafından yapılacak resmi bir ziyarete karşı çıkıyordu.

Pelosi’nin Nisan ayında COVID-19’a yakalanması sonucu iptal ettiği ve Çin’in tepkisini çeken Tayvan ziyaretini gerçekleştirip gerçekleştirmeyeceği merak ediliyordu. Bu ihtimalin konuşulduğu günlerde, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, ABD Başkanı Joe Biden ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirmiş ve “Ateşle oynayan kendisini yakar” uyarısını yapmıştı.

Fakat Nancy Pelosi, 2 Ağustos 2022’de yerel saatle 22:20 sularında Tayvan’a geldi ve ertesi gün ülkede bir dizi resmi temasta bulundu.

Tayvan lideri Tsai Ing-wen, 3 Ağustos’taki görüşmelerinde Pelosi’ye Tayvan’daki hükümetin devamı olduğu söylenen Çin Cumhuriyeti’nin “Uğurlu Bulutlar Düzeni” isimli şeref madalyası ve özel şeridini takdim etti.

Çin, Pelosi’nin ziyaretini “ciddi bir provokasyon” olarak değerlendirerek ada çevresinde dört gün sürecek askeri bir tatbikata başladı. Tayvan, tatbikatın başladığı 4 Ağustos’ta bir açıklama yaparak Çin’in tatbikat kapsamında ateşlediği füzelerden 11’inin karasularına düştüğünü duyurdu. Ülke ayrıca “savunma sistemlerinin etkin duruma geçirdiğini” açıkladı.

Tayvan da Çin’in ardından askeri tatbikat kararı alırken Çin Dışişleri Bakanlığı Nancy Pelosi ve yakın aile üyelerine yaptırım uygulanacağını ve Washington yönetimiyle bazı ikili diyalog ve işbirliği mekanizmalarının durdurulduğunu duyurdu.

Paylaşın

Politico: Çin, ABD’nin Telefonlarına Çıkmıyor

ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin Tayvan ziyaretinin ardından Pekin ve Washington arasında tansiyon yükseldi. Çıkan krizin ardından Çinli üst düzey askeri yetkililerin, ABD’li meslektaşlarının çağrılarına yanıt vermediği ileri sürüldü.

ABD’nin ünlü Politico dergisinin konu hakkında bilgisi olan üç kişiye dayandırdığı haberde, çok sayıda çağrının cevapsız kaldığı iddia edildi. Telefonları açılmayan yetkililer arasında ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin ve ABD Genelkurmay Başkanı Mark Milley’in olduğu yazıldı.

ABD Savunma Bakanlığı’na (Pentagon) göre Milley’nin, Çinli mevkidaşı Li Zuocheng’le yaptığı son görüşmenin tarihi 7 Temmuz.

Austin ise Çin Savunma Bakanı Wei Fenghe’yle haziranda görüşmüştü.

Pelosi ziyaretine cevap vermek isteyen Pekin, ABD’li üst düzey komutanlarla yapılacak diyalogları askıya almıştı. Cuma yapılan açıklamaya göre iklim değişikliği ve deniz güvenliği gibi alanlarda da işbirliği durduruldu.

Pentagon Sözcü Vekili Todd Breasseale, Bakan Austin’in herhangi bir yanlışlığa karşı Çinli yetkililerle iletişimin açık kalmasına önem verdiğini vurguladı.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Direktörü John Kirby ise Çin’in işbirliğini durdurma açıklamasının, üst düzey askeri yetkililerin diyalog fırsatını tamamen ortadan kaldırmadığını savundu. Ancak Kirby, bu kararın kaza riskini artırdığını söyledi.

Çin-Tayvan gerginliği

II. Dünya Savaşı sonrasında Çin’de Milliyetçi Parti ve Komünist Parti arasındaki iç savaş Komünist Parti’nin zaferiyle sonuçlanmıştı. Mağlubiyetin ardından Milliyetçi Parti liderleri Tayvan’a sığınmıştı.

Soğuk Savaş nedeniyle Batı’yla ilişkilerini koparan Çin’i 1970’lerin başına kadar Birleşmiş Milletler’de (BM) Tayvan ya da resmi adıyla Çin Cumhuriyeti temsil ediyordu.

BM’nin 1971’de aldığı Çin Halk Cumhuriyeti’ni tanıma kararı gerginliği yeni bir boyuta taşımıştı. Kararın ardından Tayvan, BM’den çıkarılmıştı.

Pekin yönetimi, “tek Çin” ilkesini benimseyerek Tayvan’ın kendi topraklarının parçası olduğunu savunuyor. Buna göre Çin, boğaz ve çevresindeki askeri varlığının yanı sıra Tayvan’ın ülkelerle diplomatik ilişkiler kurmasına, BM’de ve diğer uluslararası kuruluşlarda temsil edilmesine karşı çıkıyor.

Tayvan ise o günden bu yana bağımsızlık arayışını farklı biçimlerde sürdürüyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Çin, Gizli Bir Uzay Aracı Fırlattı

Çin yörüngeye gizli bir yeniden kullanılabilen uzay aracı gönderdi. Çince yayın yapan devlete bağlı medya kuruluşu Şinhua’da yer alan habere göre, dün Jiuquan Uydu Fırlatma Merkezi’nden fırlatılan Uzun Yürüyüş 2F roketi, alçak Dünya yörüngesine “yeniden kullanılabilir bir test uzay aracı” gönderiyor.

Haberde uzay aracının testinin “uzayın barışçıl kullanımı için teknik destek sağlaması planlanan yeniden kullanılabilir ve yörüngedeki hizmetlerin teknik doğrulamasını” içerdiği belirtiliyor.

Fırlatmaya ilişkin herhangi bir fotoğraf veya ilgili bir işlem yayımlanmadı fakat test edilen aracın bir uzay uçağı olduğu tahmin ediliyor. Uzun Yürüyüş 2F roketi alçak Dünya yörüngesine yaklaşık 8 metrik ton taşıyabilir; bu da uzay uçağının ABD Hava Kuvvetleri’nin X-37B uzay uçağına benzer boyutta olduğuna işaret edebilir.

Başka bir gizli Çin uzay aracı Eylül 2020’de fırlatılmış ve Çin’e inmeden önce iki gün boyunca yörüngede kalmıştı. Bu yeni aracın o zamanki araçla aynı olup olmadığı bilinmiyor.

Çin, yeniden kullanılabilir uzay aracı kabiliyetlerini geliştirmek için hamleler yapıyor gibi görünüyor. Çin Devlet Konseyi Enformasyon Bürosu tarafından bu yıl ocakta yayımlanan uzay “resmi raporunda” ülkenin “yeniden kullanılabilir uzay taşımacılığı sistemleri için kritik teknolojiler üzerine araştırmaları güçlendirmeye ve buna uygun uçuş denemeleri yapmaya devam edeceği” belirtildi.

Raporda şöyle devam edildi:

Düzenli fırlatmalara yönelik artan ihtiyaca karşılık olarak Çin, uzaya çıkış ve uzaydan dönüş kapasitesini geliştirmek ve uzaya giriş ve uzaydan çıkışı daha verimli hale getirmek için yeni roket motorları, kombine döngü tahriki ve üst aşama teknolojileri geliştirecek.

Çin, devlete ait Çin Hava-Uzay Bilimleri ve Endüstri Şirketi (CASIC) aracılığıyla Tengyun adlı kendi uzay uçağını da geliştiriyor.

CASIC’ten Zhang Hongwen, 2018’de Çin Merkez Televizyonu’na, “SpaceX tarafından benimsenen roket geri dönüşümünün aksine, uzay uçağı sıradan bir havalimanından havalanarak uzay araçlarını yörüngeye taşıyabilir. Bu, gelecekteki uzay taşımacılığında devrim yapacak” demişti.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Çin’in Nüfusu 2025 Yılından İtibaren Azalmaya Başlayacak

Dünyanın en kalabalık ülkesi Çin’de nüfusun, yaşlanma ve düşük doğum oranı nedeniyle 2025’ten itibaren azalmaya başlayacağı açıklandı. Birleşmiiş Milletler tahminlerine göre, küresel nüfusun Kasım 2022’de sekiz milyara ulaşması ve Hindistan’ın 2023’te dünyanın en kalabalık ülkesi olarak Çin’i geçmesi bekleniyor.

Çinli yetkililer, 2016’da ülkenin katı “tek çocuk politikasını” gevşetmesine ve geçen yıl çiftlerin üç çocuk sahibi olmasına izin vermesine rağmen doğum oranının yine de rekor düşük seviyeye ulaştığını belirtti.

Çin Ulusal Sağlık Komisyonu (NHC), 2021 ile 2025 arasındaki döneme atıfta bulunarak “Toplam nüfusun büyüme hızı önemli ölçüde yavaşladı ve ’14. Beş Yıllık Plan’ döneminde bir negatif büyüme aşamasına girecek” dedi.

NHC’nin son raporunda, “Şu anda ülkemizin doğum desteğine yönelik politikaları mükemmel değil ve nüfus gelişimi ile insanların beklentileri arasında büyük bir boşluk var” ifadeleri kullanıldı.

Toplam doğurganlık hızının son yıllarda 1,3’ün altına düştüğü belirtilirken, 2035 civarında ülke nüfusunun yüzde 30’undan fazlasının 60 yaşın üzerinde olacağı ciddi bir yaşlanma aşamasına gireceği ifade edildi.

Ülkedeki bu duruma neden olarak ise imkanların ve zenginliğin adil dağılmamasını gören toplumun çocuk yapmak konusunda hevesli görünmemesi gösteriliyor. Düşük bebek sayısının arkasındaki diğer nedenlerin ise yüksek yaşam maliyetleri ve insanların daha küçük ailelere alışarak kültürel bir değişim geçirmesi olduğu düşünülüyor.

Yeni politikalar için çağrı yapıldı

Sağlık komisyonu, ailelerin küçülmesiyle emekli ve çocuk bakımı işlevlerinin de “zayıfladığını” kaydetti.

Çocuk yetiştirme desteğinin iyileştirilmesi ve aileler üzerindeki yüklerin azaltılmasına yardımcı olmak için yeni barınma, eğitim ve vergilendirme politikaları konusunda çağrıda bulunuldu.

Çin’in bazı bölgelerindeki yetkililer, yavaşlayan doğum oranıyla mücadele etmek amacıyla şimdiden aile dostu politikalar uygulamaya başladı.

Örneğin, Doğudaki Hangzhou eyaletinde artık üç çocuklu aileler ilk kez konut fonu kredisine başvururken azami limit olan yüzde 20 üzerinde borç alabilecekler.

Tek çocuk politikası neydi?

“Tek çocuk politikası”, 1980 yılında üst düzey lider Deng Xiaoping tarafından, kırsal kesimdeki aileler ve etnik azınlıklar için yapılan bazı istisnalar dışında, nüfus artışını engellemek ve ekonomik kalkınmayı teşvik etmek için uygulamaya sokulmuştu.

Birden fazla çocuk sahibi olan aileler vergilendiriliyor ve farklı cezalara maruz kalabiliyorlardı. Bu totaliter toplum mühendisliği yönteminin öngörülemeyen bir başka sonucu da ülkedeki kadın sayısında yaşanan düşüş oldu. Erkek çocuk isteyen aileler kız çocuklarının doğmasına engel oldu ve ciddi bir cinsiyet dengesizliği ortaya çıktı.(

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Çinli Elektrikli Araba Üreticisi BYD, Tesla’yı Tahtından İndirdi

Warren Buffett destekli BYD, Elon Musk’ın onları rakip olarak görmediğini söylemesinden 10 yıl sonra 2022’de elektrikli araç satışlarında yüzde 300 artış gördü. Çinli BYD’nin küresel satış listesinde zirveye çıkmasıyla Tesla, artık dünyanın en popüler elektrikli araba şirketi değil.

Independent Türkçe’de yer alan habere göre, Warren Buffett’ın Berkshire Hathaway yatırım grubu tarafından desteklenen Shenzhen merkezli araba üreticisi, 2022’nin ilk yarısında 641 bin elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araç sattı.

Çin’de Kovid kısıtlamalarından kaynaklı tedarik zinciri ve üretim sorunlarıyla mücadele eden Tesla, aynı dönemde 564 bin elektrikli araba sattı.

BYD’nin satışları 2021’in ilk 6 ayına kıyasla yüzde 300’lük artış gösterdi. Bu, Çin’in önde gelen elektrikli araç üreticisi olarak yükselişiyle aynı döneme denk geliyor.

Asya ülkesi 2021’de, 2020’deki rakamın iki katına ulaşarak yarım milyondan fazla elektrikli araç ihraç etti. Bu sayılar giderek artan şekilde Çinli markalardan veya Volvo ve MG Motor gibi Çin sermayeli Avrupa markalarından oluşuyor.

BYD’nin yükseliş sürecinde, hisse fiyatlarında yıl başından bu yana yüzde 24’ten fazla, son 5 yıldaysa yüzde 500’den fazla artış görüldü.

Bu hafta yayımlanan şirket dökümanları, fosil yakıtla çalışan araç üretiminin Haziran 2022’de sıfıra indiğini de ortaya koydu. Bu sayı geçen yılın aynı ayında 17 binden fazlaydı.

Firma ayrıca, sadece Contemporary Amperex Technology’nin (CATL) arkasında kalarak Güney Koreli LG’yi geride bırakıp dünyanın en büyük ikinci elektrikli araç bataryası üreticisi oldu.

Tesla’nın patronu Elon Musk daha önce BYD’nin elektrikli araç hedeflerini ciddiye almamış, 2011’de Bloomberg’e verdiği röportajda gülmüş ve onları rakip olarak görmediğini söylemişti:

Arabalarını gördünüz mü? 

Harika bir ürünlerinin olduğunu düşünmüyorum. Özellikle çekici olduğunu sanmıyorum, teknoloji çok güçlü değil… Bence haklı olarak odaklandıkları nokta, Çin pazarında hayatta kaldıklarından emin olmak.

Paylaşın

Buzullarda Hapsolmuş 1000’e Yakın Yeni Mikrop Bulundu

Bilim insanları ‘potansiyel olarak tehlikeli bakterilerin’ serbest kalmasının Çin ve Hindistan’ı etkileyebileceğini söylüyor. Tibet buzullarından alınan kar ve buz örneklerinde yaklaşık 1000 yeni bakteri türünün bulunduğunu belirten bilim insanları, küresel ısınma yüzünden buzulların erimesiyle hastalıkların yayılacağı endişelerine yol açtı.

Independent Türkçe’nin Nature Biotechnology adlı bilimsel dergiden aktardığı yeni çalışmaya göre, araştırmacılar Tibet buzullarında hapsolmuş bakteri türlerinin kar ve buz eridikçe diğer bölgelere ulaşıp ulaşamayacağını değerlendirdi.

Çin Bilimler Akademisi mensuplarının da aralarında bulunduğu araştırmacılar, 2010 ila 2016’da Tibet’teki 21 buzuldan numuneler topladı ve buz örneklerini eriterek geriye ne kaldığını analiz etti.

Bilim için yüzde 98’i yeni olan 968 benzersiz bakteri türü buldular.

Yeni bulgular, bilim insanlarının Tibet platosunda bazıları 15 bin yıldan yaşlı olan, buzula sıkışmış antik virüsleri bulmasından yaklaşık bir yıl sonra geldi.

Buz örtüleri ve buzullar Dünya’nın yüzey örtüsünün neredeyse onda birini oluşturuyor ve gün geçtikçe sayısı artan araştırmalar iklim krizi nedeniyle eridiklerini gösteriyor.

Bilim insanları hapsolmuş bu bakterilerden bazılarının, özellikle bu eski mikroplara karşı bağışıklığı olmayan modern bitkiler, hayvanlar ve insanlar için bulaşıcılığından şüpheleniyor.

Araştırmada bilim insanları, “Bu mikroorganizmalar bitkileri, hayvanları ve insanları savunmasız hale getiren yeni virülans faktörlerine sahip olabilir” diye yazdı.

Araştırmacılar, buzullarda hapsolmuş bu tür antik ve modern patojenik mikropların ‘yerel salgınlara ve hatta pandemiye yol açabileceği’ konusunda uyarıyor.

Mevcut çalışmadaki yeni keşfedilen bakteriler de dünyanın özel öneme sahip bir bölgesinden geliyor: Burada eriyen kar ve buz, Çin ve Hindistan genelinde yoğun nüfuslu bölgelere akan birkaç nehri besliyor.

Araştırmacılar, “Asya’nın su kulesi olarak bilinen Tibet Platosu, Yangtze, Sarı Irmak, Ganj Nehri ve Yarlung Tsangpo Nehri (Brahmaputra Nehri) de dahil olmak üzere dünyanın en büyük nehirlerinden birkaçının kaynağıdır” diye yazdı:

“Potansiyel olarak tehlikeli bakterilerin serbest kalması dünyanın en kalabalık iki ülkesi Çin ve Hindistan’ı etkileyebilir.”

Gelecekte yapılacak çalışmalarda bilim insanları, buzulların erimesiyle açığa çıkan mikropların dünyanın dört bir yanındaki nehirlere karışmasının, nehir yatağı boyunca yaşayan bitkiler ve hayvanlar için bir tehdit oluşturup oluşturmadığını değerlendirmeyi umuyor.

Paylaşın

Uzaydan Dünya’ya Güneş Enerjisi Aktarımı: Çin’den Başarılı Test

Çin’de araştırmacılar, iklim ve enerji krizine çözüm olabilecek uzay tabanlı güneş enerjisi sistemine yönelik başarılı bir test yaptı. Çin’in Xidian Üniversitesi’nden bilim insanlarına göre, Çin’de uzay tabanlı güneş enerjisi kullanımının yolunu açabilecek yeni bir kule üzerinde çalışmalar tamamlandı. 

Üniversiteden yapılan açıklamada, 5 Haziran’da “dünyanın ilk tam bağlantılı ve tam sistemli güneş enerjisi santrali” üzerinde başarılı bir test yapıldığı belirtildi.

Uzay tabanlı güneş enerjisinin gelişimini desteklemek için tasarlanmış beş farklı sistemle donatılan ve çelikten üretilen 75 metre yüksekliğindeki yapı, üniversitenin kampüsüne yerleştirildi.

Uzaydan güneş enerjisi elde edilmesine ilişkin çalışmalar yalnızca Çin’in gündeminde değil. Mart ayında İngiltere’nin uzayda güneş enerjisi santrali kurmak için 18,72 milyar euroluk bir teklifi değerlendirdiği bildirilmişti. Amerika Birleşik Devletleri, kendi uzay tabanlı güneş enerjisi sistemine gelişmiş teknoloji sağlamak için 100 milyon dolarlık ortaklık anlaşması yaptı.

Bilim kurgu mu gerçeklik mi?

Uzay tabanlı güneş enerjisi sisteminde, uyduların enerjiyi güneşten sürekli olarak fotonlar toplayarak enerjiyi fotovoltaik hücrelere dönüştürmesi ve bu elektriği kablosuz olarak ışınla ve mikrodalgalar halinde Dünya’daki alıcılara göndermesi hedefleniyor.

Portsmouth Üniversitesi Makine ve Tasarım Mühendislik Okulu Başkanı Jovana Radulovic, bu bilim kurgu romanından çıkma gibi görünen fikrin yeni olmadığını söylüyor.

Raduloviç, mühendislerin ve bilim insanlarının bu teoriyi geçtiğimiz yüzyılda gündeme getirdiğini belirtiyor.

Teori, ilk kez 1960’larda bilim insanı ve uzay mühendisi olan Peter Glaser tarafından önerildi. Ona göre, uzay tabanlı bir güneş enerjisi santrali, 24 saat güneş ışığı görmesi ve sürekli elektrik üretimine izin vermesi nedeniyle Dünya’ya yerleştirilen bir santrale göre daha verimli olabilirdi.

Küresel enerji tüketiminin 2050 yılına kadar yüzde 50 oranında artmasının beklendiği bir dönemde, bu metodun artan enerji ihtiyacını karşılamada ve iklim krizine çözüm üretmede yardımcı olabileceği belirtiliyor.

Uzay tabanlı güneş enerjisinin önündeki engeller neler?

Teknoloji ilk bakışta umut vadeden bir görüntü sergilese de birçok zorluğu da beraberinde getiriyor. Uzay tabanlı güneş enerjisinin uygulanmasını zorlaştıran ana etken yüksek maliyeti.

Sistemin büyük ölçüde modüler olduğu biliniyor. Buna göre, Güneş modülleri yörüngede robotlar tarafından monte edilmeli. Bu montajın yapılabilmesi için tüm unsurların uzaya taşınması gerekir ki bu da zor ve maliyetli bir işlem olduğu anlamına gelir. Üstelik bu tür bir faaliyet çevre için de zararlı olabilir.

Öte yandan üretilen enerji ve elektriğin Dünya’ya mikrodalgalar halinde gönderilmesi öngörülüyor. Radulovic’e göre bu denli uzaktan gelen bu dalgalar için devasa alıcılara ihtiyaç duyulacak.

İletilen mikrodalgaların yoğunluğunu artırarak daha küçük antenler de kullanmak düşünülebilir. Böylelikle maliyet de düşürülebilir. Ne var ki bu senaryoda yoğun sinyallere maruz kalan canlılar için felaket söz konusu olabilir.

Enerjinin dönüştürülme süreçlerinde yüzde 10 oranında kayıp yaşanabileceği dikkate alındığında sistemin verimlilik açısından çok da avantajlı olmayacağı görülebilir.

Diğer bir zorluk da güneş panellerinin uzayda uzun süre ayakta kalabilmesini sağlamak. Uzay şartlarına karşı sürekli bakıma ihtiyaç duyacak olan bu panellerin radyasyona karşı sağlamlaştırılmaları gerekir.

Gelecek için değerli bir yatırım mı?

Tüm bu zorluklar projelerin maliyetini önemli ölçüde artırırken sistemin buna değip değmeyeceği soru işareti olarak kalmaya devam ediyor.

Radulovic, bu nedenle Elon Musk’ın şirketi Space X’in çalışmalarını yakından izlediklerini söylüyor ve “Aynı roketi kullanarak malzemeleri uzaya göndermek ve bunu tekrar tekrar yapmak maliyet açısından avantajlı gözüküyor. Ancak uzaya güneş enerjisi santrali kurmak için bütün unsurların maliyeti düşürülmedikçe bu düşündüğümüz kadar hızlı olamayacak. Üzerine yoğunlaşmamız gereken bir şey bu.” şeklinde konuşuyor.

Yine de bu bilim kurgu romanlarını andıran yöntem gelecekte önemli bir yatırım haline gelebilir. Radulovic, teknolojinin er ya da geç daha uygun maliyetle üretilebileceğini çünkü üzerinde daha fazla araştırma yapılacağını söylüyor.

Enerji ve iklim kriziyle mücadele etmek ve gelecek nesilleri korumak için sert önlemlerin alınması gerektiği aşikar. Uzay tabanlı Güneş enerjisinin kısa vadede önünde engeller olsa da uzun vadede faydaları umut verici.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın