Özgür Özel: Bir Devir Kapanmalı, Bir Devir Açılmalı

“Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinginde konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “AKP’nin kara düzenine karşı yeniden adaletli, hakkaniyetli, sosyal bir hukuk devletini ayağa kaldırmak için mücadele ediyoruz. Bu müesses nizam bitmeli, bir devir kapanmalı, bir devir açılmalıdır” dedi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Eyüpsultan’da düzenlenen “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinginde konuştu. Özgür Özel, Nazım Hikmet’in “Kerem Gibi” şiirinden dizelerle konuşmasına başladı. Özel, “Tüm haksızlıklara direnmeye geldin bu meydana, hoş geldin İstanbul” diyerek halkı selamladı.

“Size bakınca görüyorum, karanlık hiçbir zaman kazanamayacak. Korkaklar değil, direnen cesaretli insanlar kazanacak. Biz kazanacağız.” diyen Özel, 35 yılın ardından kazanılan Eyüpsultan Belediyesi’ndeki icraatları sıraladı.

“Saraçhane’de 7 gece üst üste süren eylemlerden sonra adımımızı Maltepe’ye, Anadolu’ya atmıştık” diyen Özel, “İstanbul’un 39 ilçesine gittik, ‘Orada güçlüyüz, Kadıköy’e gidelim’ demedik. AKP’nin kalesi dedikleri yere gittik, kale siyasetini bitirdik. Tüm İstanbul, Tüm Anadolu, Tüm Trakya milletin kalesidir” ifadelerini kullandı.

“Toplamda 14 belediye başkanımız tutuklu” diyen Özel, tutuklu belediye başkanlarına selam gönderdi. Özel, şöyle devam etti:

“İddianameyi bekliyoruz. Yargılanmak için değil, yargılamak için iddianame bekliyoruz. İçeride olan arkadaşlarımızdan istenen cezayı alsalar yatarı olmayanlar tutuklu. İstenen cezayı zaten yatmış olanlar tutuklu. Bir yandan hakkında hiçbir iddia olmayan, iddianame bekleyenler tutuklu. Tarihin bu en haksız ve acımasız sistemini AKP’nin kara düzenini şikayet ediyoruz. Bu zulme direneceğiz, teslim olmayacağız ama eninde sonunda biz kazanacağız.”

İmamoğlu’na yönetilen suçlamaları hatırlatan Özel, “Bir insan hem hırsız hem terörist hem casus olabilir mi? Ben ömrümde rakibinden bu kadar korkan birini görmedim. Bütün Mesele Erdoğan’ın İmamoğlu korkusudur” ifadelerini kullandı. Özel, “Biz ilk gün durduğumuz yerdeyiz. Bu haksızlığa karşı tutuksuz yargılamayı savunuyoruz. Bu iftiralara karşı televizyonlardan canlı yayın istiyoruz” dedi.

Özel, canlı yayın için kanun teklifinin AKP oylarıyla reddedildiğini belirterek “Duruşmayı canlı yayınlayamazlar, çünkü attıkları yalanın altında kaldılar” dedi.

Özel, Gaziosmanpaşa Belediyesi’nde olduğu iddia edilen para kasasıyla ilgili TRT’nin stok görüntü kullandığını hatırlatarak “Sadece mühür çıktı, pırıl pırıl insanlara dünyanın en büyük iftiralarını attılar” ifadelerini kullandı. “Siz bu kumpaslara inanmadınız, kumpaslar, yalanlar çöktü, siz haklısınız” diyen Özel, halka teşekkür etti.

Ekonominin durumuna değinen Özel, “Her geçen gün ekonomi kan kaybetmektedir. Bu şartlar altında emeklilere beklenenin çok altında bir sefalet maaşı verilmektir. Bugün yoksulluk sınırı 104 bin liradır. Açlık sınırı 32 bin liradır. Ama en düşük emekli maaşı 20 bin liradır. Yani 5 emekli bir araya gelse yoksulluktan kurtulamamaktadır” ifadelerini kullandı.

Emekli aylığı ve ikramiyelerine tepki gösteren Özel, “7 yıl önce 24 kilo et alan bayram ikramiyesi 4 kilo ete düşmüştür. Emekliler dünyanın en büyük vefasızlığıyla, sefalet ücretiyle karşı karşıyalar. Çünkü Erdoğan kendinden sonraki Cumhurbaşkanına engel olmak için yaptığı darbe ülkeyi bu hale getirmiştir” dedi.

Köprülerin özelleştirilmesine yönelik tartışmalara da değinen Özel, “AKP altın yumurtlayan tavuğu satmaya niyetlenmiştir. Bu konuyu ilk gündeme getirdiğimizde toplumun yüzde 15’i biliyordu. Örgütlerimizin sayesinde sizlerin sayesinde toplumun yarısı bundan haberdar oldu” dedi. “Toplumun büyük çoğunluğu bu ihanete karşı çıkmaktadır. Köprülerin satılmaması, Kanal İstanbul’un yapılmaması, emeklilerin ezilmemesi, asgari ücretli için, öğrencilerin boş beslenme çantasıyla okula gitmemesi için tek çare seçimdir. Bu ülkede geçim yoktur. Geçim yoksa seçim vardır” diyen Özel, erken seçim talebini yineledi.

“Kahrolsun Amerikan emperyalizmi!”

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ilişkin de konuşan Özel, “İran’a demokrasi gelmesini beklesek de bu işi yapacak olan İranlıların kendisidir. Ellerin Iraklıların kanı olanlar, Netanyahu gibiler İran’a demokrasi getiremez. Buna sessiz kalan herkes bu suçun ortağıdır. 160 tane civciv ölse üzülürsün, sebebini ararsın. 160 tane kız çocuğu ABD-İsrail bombalarıyla öldürüldü, Batı sessiz. Biz Erdoğan’dan farklı olarak gücümüzü ABD’den almadığımız, okyanus ötesinde meşruiyet aramadığımız için Amerika’nın da İsrail’in de karşısında duruyoruz. Kahrolsun Amerikan emperyalizmi! Kahrolsun İsrail’in soykırımı. Yazıklar olsun buna sessiz kalanlara” ifadelerini kullandı.

“Özel, sözlerine şöyle devam etti: “Gözü dönmüş İsrail, dizginlenemez Trump bunları yapınca herkes Türkiye’nin güvenliğini konuşmaya başladı. İç cephe kuvvetli olsun dendi. Biz her zaman Türkiye’nin birliğini, uluslararası meseleleri siyaset üstünde ele alınmasını savunduk. Ama ABD-İsrail, İran’a saldırdığı saatlerde, AKP Bolu’ya saldırdı.

Tanju Başkan’ı aldılar, mahkemeye çıkardılar, sorulan soru ‘Sen bunlara zorla bağış yaptırdın mı’. Gören de Tanju’nun cebine bir şey girdi sanır. Olayın gerçeği şu, Bolu’da bir vakıf kuruluyor. Görevi yoksul öğrenciye burs vermek. AKP’li de MHP’li de var.

Bolu’da Tanju’nun bir derdi var, 3 harfli marketler. Bu marketler geliyorlar, her sokağa açılıp esnafı batırıyorlar. Sonra vergiyi başka yerde veriyorlar, Bolu’ya hiçbir faydaları yok. Bunlara diyorlar ki siz bu vakfa yardım yapacaksınız, karşılığında reklam panolarına isminiz yazılacak. Başka bir şey yok. Tanju’nun suçu, yoksul çocuk okutmak için 3 harflileri bağış yapmaya yönlendirmek.

Kartalkaya yangınından AKP’lileri aklamak ve başkalarını suçlamak isteyen Başsavcı buradan husumetle hiçbir şey bulamamış, vakıf üzerinden suç bulup Tanju’yu suçlamış.”

Tanju Özcan’ı dün ziyaret ettiğini söyleyen Özel, Özcan’a “Senin suçun buysa bütün CHP’liler seninle gurur duyuyoruz” dediğini söyledi. Özel, Erdoğan’a seslenerek şöyle devam etti:

“Bu işlerin patenti sende. Bütün vakıfların yönetimi ailende. TÜRGEV’e, Okçuluk Vakfı’na, TÜGVA’ya paraları milletten yatırtmayı bırak, belediyelerden aktaran sensin. O vakıflar sadece burs vermiyor, her türlü imtiyazı veriyor, bunun için yasa çıkaran sensin. Vakfa zorla bağış deyince bu işin patenti Erdoğan’da. Her vakfın başında ya evladı, ya eşi, ya gelini, ya damadı. Utanmadan Tanju gibi sadece yoksulu düşünen insanlara hesap sormaya kalkıyor.”

“Geçen hafta dünyanın en gerçek fıkrasını anlatmıştım, duydunuz mu” diyen Özel, şunları kaydetti: “Diplomasız Erdoğan demişim, dava açmış. Hakim soruyor, ‘Davayı neden açtınız’, diyorlar ki ‘Davalı Özgür Özel, otobüsün üzerinden müvekkilimiz Erdoğan’ın diplomasının olmadığını iddia ederek slogan attırdı.’ ‘Var mı’ diyor benim avukat, ‘var’ diyorlar.

Benim avukat ‘Göster, sun dosyaya’ diyor, ‘sunamam’ diyor. Hakim kızıyor, diyor ‘Dava açmaya gelmişsin, diplomasız dedi diye kızıyorsun, göster diyor göstermiyorsun. Sun dosyaya’. Bu da itiraz ediyor hemen, reddi hakim dilekçesi yazıyor: ‘Hakim müvekkilim Erdoğan’ın diplomasına özel bir merak duyduğundan, diplomayı sunduğundan tarafsız görünmüyor, Erdoğan’a karşıdır, hakimin reddine.’

Erdoğan’a anlattım, ne yapıyormuş, avukatlarına kızıyormuş. Kızma kimseye, çıkar diplomayı. Hala dosyaya diploma sunulmuş değil. Erdoğan’ın diplomasını gören yok, üniversite arkadaşı yok. Ekrem İmamoğlu’nun davasına tüm arkadaşları diplomalarıyla geldi.”

“Türkiye’de yıllardır kurgulanan bir düzen var. Kimi Büyük Ortadoğu Projesi, kimi başka bir şey diyor ama bu düzen müesses nizamdır” diyen Özel şöyle devam etti: “Bugün nasıl Erdoğan Irak işgali sırasında işgalci Amerika’ya destek verdiyse, 1 Mart tezkeresinin geçirmek için uğraştıysa bugün de yapılanlara sessiz kalmaktadır. Müslüman bir ülkeye yapılan saldırılara karşı durmak yerine bu ayıbın ortağı olmaktadır.

Sayın Erdoğan’ın kendine ait, Türkiye’ye ait bir planı yoktur. Trump’ın planının bir parçası olmuştur. Tek hesabı Trump’tan alacağı destekle bir kez daha Türkiye’de seçim kazanmaktır. Ancak bu millet meşruiyeti Trump’tan alana, Netanyahu’yla kayıkçı kavgası yapıp sonra Filistin’in olmadığı sözde barış komisyonu masasına Netanyahu ile oturana bu yalanların hesabını sorar. Biz kendisine ait planı olmayıp başkasının planının parçası olanlarına karşı Türkiye’nin birliğini, bütünlüğünü onurlu duruşunu savunuyoruz. Bizim Erdoğan gibi Trump’tan meşruiyet almaya ihtiyacımız yok.”

“Bir yanda daha 20 gün önce ‘Irak”ta bir savaş beklemiyorum’ diyen Hakan Fidan. O Hakan Fidan ki sadece kendisine imaj çalışması yapmakla meşgul” diyen Özel, Fidan’ın yaşanan gelişmeleri başka ülkelerin perspektifiyle takip ederek değerlendirdiğini ifade etti.

Sağlıklı bilgi alabilmek için büyükelçilere ihtiyaç olduğunu söyleyen Özel, bölgedeki Türkiye büyükelçilerinin hiçbirinin diplomat kökenli olmadığını, tamamının AKP’nin siyasetinin beslendiği SETA, TÜGVA gibi oluşumlardan geldiğini ya da eski AKP milletvekilleri olduğunu belirtti. Özel, dünyanın en zor bölgelerinden birinde diplomasi gibi bir işi yapanların liyakat ile değil Erdoğan’a sadakatle belirlendiğini söyleyerek Erdoğan’a tepki gösterdi.

Özel, bölgedeki gelişmelere ve Türkiye’nin durumuna dair şöyle devam etti: “AKP iktidarında son 14 yıldır bir tek savaş uçağı hava kuvvetlerine kazandırılmamıştır. Hava savunma sistemimiz yoktur, İHA’lar vardır. Ama bu durumlarda, dışarıdan gelen saldırılarda savaş uçaklarına, deniz kuvvetlerinin fırkateynlerine ihtiyaç vardır. Bugün Hatay’a yönelen füze, NATO tarafından düşürülmese büyük bir facia ortaya çıkacaktır. Erdoğan hükümeti bunu ihmal etmiştir.

F35’leri Erdoğan’ın dostu Trump ihmal etmektedir. F-16’ları hükümet modernize edememiş. Amerikan korkusuna, S-400’leri hangarda tutmuş, bugün Hatay’a Kahramanmaraş’a konuşlandıramamaktadır. Sanki bütün dünya ABD’ye teslim olmuş zannetmeyin, dostum, kardeşim İspanya Başkanı Sanchez, ABD’ye üslerini kullandırtmamaktadır. Trump ona efelenmektedir. Bugün Sanchez’e mektubumuzda İspanya’yı kutladığımızı ifade ettik.”

“Bu gündemin içinde içeride de büyük acılar yaşıyoruz” diyen Özel, “Önce Fatma öğretmenimizi bir öğrencinin bıçaklı saldırısında kaybettik” diyerek okullardaki güvenlik ve hijyen sorunlarına değindi. Özel, belediye başkanı tutuklu bulunan Beyoğlu Belediyesi’nin okullarda İnan Güney öncülüğündeki icraatlarına değindi.

Özel, “7 yıl çalışıp ordudan ayrılacaksınız, başka bir kurumda devlet memuru olarak çalışacaksınız sözü verilen uzman çavuşları okullarımızda güvenlik görevlisi yapacağız. Bunun çaresi budur, okullarımızı bu halde bırakanlara yazıklar olsun” dedi.

“Ümraniye ne yazık ki bir başka Fatma’nın da cenazesine tanıklık etti” diyen Özel, “Bu iktidarın anneyi ve kızını korumayan düzeninde bir büyük acıyı yaşadık” ifadelerini kullanarak şüpheli bir şekilde yaşamını yitiren Fatmanur Çelik ve kızı Hifa İkra için ölümünün aydınlatılması için tüm kamu görevlilerine seslendi.

Özel, Erdoğan’a ve yandaş basın dahil olmak üzere basına seslenerek sorumluluk almaya davet etti. Özel, “Haberleri yapan özgür gazetecilere ve Fatmanur’un yasını tutan herkese teşekkür ediyorum” diyerek “Kötülük karşısında iyilik kazanacak, siz kazanacaksınız” ifadelerini kullandı.

“Bu müesses nizam bitmeli”

Özel, sözlerini bitirirken şunları kaydetti: “Biz bu meydanlarda sadece haksızlığa, adaletsizliğe uğrayan arkadaşlarımız için toplanmıyoruz. Biz kadın cinayeti kurbanları için, istismara uğrayan evlatlarımızın yarınları için toplanıyoruz. Bu meydanlarda emeklinin sesini duyurmaya, emekçilerin uğradığı haksızlıklara karşı büyük bir mücadeleyi hep birlikte örgütlüyoruz. Yokluğa, yoksulluğa karşı hep birlikte çalışıp kazanmayı, hakça, adil bir şekilde bölüşmeyi istiyoruz.

AKP’nin kara düzenine karşı yeniden adaletli, hakkaniyetli, sosyal bir hukuk devletini ayağa kaldırmak için mücadele ediyoruz. Bu müesses nizam bitmeli, bir devir kapanmalı, bir devir açılmalıdır.”

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a: Vatan Hainliğini İkiye Katlıyor

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Erdoğan 2012 yılında bu köprüleri satmaya kalktığında vatandaş ayağa kalkmıştı. ‘Bakıyoruz’ demişti. 5,7 milyar teklif gelmişti, 5,7 milyar dolar. Erdoğan demişti ki: ‘7 milyardan aşağıya satmak vatan hainliği olur.’ Şu anda aynı köprüleri 3,5 milyar dolara satıyor. Vatan hainliğini ikiye katlıyor beyefendi” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Özgür Özel’in açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Geçen hafta deprem bölgesindeydik. Antakya İlçe Başkanımızın bütün ailesi göçük altında kalmıştı, yakınlarını kaybetmişti, eşi yoğun bakımdaydı. “İlçe çöktü sadece Atatürk’ümüzün resmini çıkarabildik” dedi. “İlçede ayağa kalkacak, eşin de iyileşecek. Geleceğim Atatürk’ün portresini ben asacağım” dedim. Gittik, ilçenin önündeki yol kapanmış. Bir portakal kasasının üstüne çıktık. Orada dedim ki “Bir partinin iktidar olacağı, on milyonluk sahneyi kurdurup devlet memurlarını, teşkilatları toplayıp promterden konuşuyorsanız iktidar olacağınız anlaşılmaz. İlçe binasının önü trafiğe kapandıysa bir portakal kasası üzerinde konuşuyorsanız parti iktidara gidiyor demektir.

Parti tarihinin en ağır saldırısı altında… Partinin iktidara gelişine engel olmak için, partinin siyasetçileri tarihin en büyük iftira kampanyasıyla muhatap… Partinin cumhurbaşkanı adayı, 16 belediye başkanı zindanlarda… Partiyi ayakta tutan kim varsa saldırı altında… Devlet bütün imkanlarıyla bir partiye hizmet eder halde… Bin türlü kumpas, yalan, iftira , şantaj, tehdit orada… Ana muhalefet partisinin grup toplantısına bak… Hepiniz şeref verdiniz.

Depremin 3. yıldönümünde vatandaşlarımızla deprem bölgesinde bir aradaydık. Yazın serin kışın sıcak salonlardan ayrılmayanlar için siyaset yapmak kolay. Gerçekle yüzleşmek sokağa inmekle olur. Osmaniye’ye 10 milyonluk sahne kurup atıp tutmakla siyaset olmaz. Konteyner kente gitmeden, ayakları çamurlu çocukları görmeyen, evim verildi geçemiyorum diyenlerle konuşmadan, garibanları dinlemeden brandayla afişle siyaset olmuyor. Brandayla siyaset dönemi AK Parti’nin çöküş dönemidir. CHP’nin samimi siyasetin yeni bir iktidarın kuruluşunun göstergesidir.

Biz deprem bölgesindeydik sayın Erdoğan da daha önce ‘eli kanlı katil dediği’ sonra Amerika’nın işaret edip de doların ucunu görünce kardeşine sarılır gibi sarıldığı Suudi Arabistan prensinin yanındaydı. Darbeci dediği Sisi ile kucaklaşmaya, ona selam verirsem namerdim dediği Sisi’ye iltifatlar etmeye gitmişti. Deprem bölgesinde acılar hala taze. 270 bin kişi konteynerlerde yaşıyor. Sisi’den koptu geldi ‘Bunlar deprem turisti’ dedi. ‘Depremden sonra bir daha buraya uğramadılar’ dedi. Bölgeye 34 kez gitmiş, biz 55. ziyaretimizi tamamladık da geldik. ‘Deprem bölgesinde yoktular’ dedi. Şehirlerimizi afetlere hazırlamak merkezi yönetimin işi. Milletten devasa vergiler alınıyor. Dönüyor dolaşıyor video izletiyor.

Deprem bölgesine yapılan yardımlar AFAD’ın gözetiminde olacak dediler. Bakın elinde AFAD, bir haftadır teker teker okuyorum. Burada gördünüz. AFAD’ın kayıtlarına bildirerek 9 bin 638 araç, 28 bin 521 personelle deprem bölgesindeydik. 7 bin 200 TIR’la, 4 uçak, 6 gemiyle gıdadan sağlık malzemesine çadırdan sobaya her şeyi götürdük. 155 mobil mutfak kurduk, AFAD nereye kur dediyse. 163 ikram aracı koyduk, AFAD nerede dursun dediyse. 18 mobil fırın kurduk, sıcak ekmek dağıtalım diye. 3 milyona yakın battaniye, 266 bin ısıtıcı, 2 bin 220 jeneratör, 4 milyon 600 bin hijyen paketi, 50 bin çadır, bin 810 konteyneri gittik, AFAD’ın bilgisi dahilinde teslim ettik. İçinde bin kişilik KİPTAŞ’ın yaşam alanı da var,

Samandağ’da 18 bin metrekarelik yaşam vadisi de. Adıyaman’ın Çatdere Köprüsü 300 milyon liraya yeniden yapılmış, İstanbul Büyükşehir tarafından. Gölbaşı’nda yaşam vadisi de var. Mersin Büyükşehir 40 metre genişliğinde, 4,5 kilometre yeni bir Mersin Caddesi yaptı ki Adıyaman’ın bütün trafiği rahatladı. Manisa Büyükşehir, 4 bin metrekare kapalı alanda Ferdi Zeyrek Çocuk Kültür Sanat Merkezi inşa ediyor. Denizli Büyükşehir, Polat Mahallesi’nde Ferdi Zeyrek Camii inşa ediyor. Muğla Büyükşehir, Hekimhan’a cemevi ve çok amaçlı tesis, Doğanşehir’e kadın, aile ve gençlik merkezi, Araptire kültür ve taziye evi, Arguvan’a çok amaçlı sosyal tesis… Kahramanmaraş’ta ASKİ ekipleri 15 kilometre su hattı onarımını yaptılar.

Ayrıca Ankara Büyükşehir Akçadağ Ören’de 16 derslikli diye başladı 24 derslikli okulun inşaatını tamamlamak üzere. İzmir, İstanbul, Ankara Büyükşehir belediyeleri Elazığ’a birer tane okul yaptılar. İstanbul’unki açıldı. Ankara’nınki bitti açılış bekliyor. İzmir’inki yüzde 70 inşaatta. ‘Bir kalıcı eser yapsaydınız Özgür Özel bunları büyüterek anlatırdı’ diyor. Allah şaşırtacak ya Erdoğan’ın geçen hafta oynattığı videoda ‘alt yapı çalışmaları sürdürüldü CHP yoktu’ diyor. Övündüğü alt yapı çalışmalarında Antalya Büyükşehir Belediyesi yazıyor. Kablo döşeme aracının üzerinde de Antalya Büyükşehir Belediyesi yazıyor. AK Parti gururla sunar… Allah böyle ayaklarına dolaştırıyor.

Toplam 71 buçuk milyar para toplandı. Deprem konutlarına 40 milyar para harcandı dedi. 31 milyar para var. Buradan Erdoğan’a samimi çağrım. Bu para toplantı boş senetlerini yırtıp atalım gelecek hafta grup toplantısında sana teşekkür edeyim. Erdoğan’a kalırsa 2 yıl ödemesiz, 18 yıl boyunca ödenecek. TEFE-TÜFE alacak, faiz alacak.

Değerli vatandaşlarımız, Cumhuriyet tarihimizdeki özelleştirmelerin yüzde 86’sı, 1986’dan bu yana yapılan özelleştirmelerin yüzde 86’sı AK Parti’nin döneminde yapıldı. Şeker fabrikalarını bunlar sattı. Termik santralleri, limanları, ne bulduysa sattılar. Şimdi iki Boğaz köprüsü ve 7 otoyolu özelleştirmek istiyorlar.

Resmi bir açıklama yok, nihayet İBB’deki bir belediye meclis üyeleri baklayı ağzından çıkardı ama hazırlıklar biliniyor ki ve yalanlamıyorlar da zaten. Satışta yetkiyi İngiliz Ernst & Young firmasına vermişler. Kanadalı BTY grubu da teknik danışman yapmışlar. İki köprünün ve 7 tane otoyolun sadece geçen yılki geliri 600 milyon dolar. Bakım masrafı yüzde 2. İki masraf ediyorsun, yüzde 98 kar ediyorsun. Şimdi burayı 3 milyar dolara… Yani 5 yıllık gelirini peşin almak için… Bizim iktidarımızdaki 3 yıllık geliri bugünden almak için altın yumurtlayan tavuğu kesiyorlar. Ve bedeli ağır olarak vatandaşa ödetilecek. Çok net. Satılacak olan köprüden geçiş ücreti 59 lira. Şu anda, yani 1973’te temeli atılan köprünün, şu anda kullandığımız köprünün geçiş ücreti 59 lira. Bunların KÖİ (Kamu Özel İşbirliği) modeliyle geçiş garantili yaptırdığı köprünün geçiş ücreti 995 lira. Bu köprüyü 59 liraya satacaklar, alan bu köprünün geçiş ücretini 590 lira yapacak en az.

Bakın İzmir-Çeşme otoyolu. Rahmetli Özal’ın ‘Semra tak kaseti de keyfimiz yerine gelsin’ diyerek açtığı, devletin parasıyla yapılan otoyolun İzmir-Çeşme arasından şu anda 53 lira alınıyor. Bunların modeliyle yapılan otobandan Çeşme’ye değil 100 kilometre, 103 kilometre Akhisar’a doğru git; 365 lira alınıyor. İki model arasında vatandaşa maliyeti; hani diyor ya ‘bir kuruş cebimizden çıkmadan geçiş garantili yaptık.’ Geçerse vatandaş ödüyor geçmezse devlet tamamlıyor ödüyor. 100 kilometresi Özal otobanında 53 lira; şimdi bunu özelleştirecekler. Tayyip Bey’in yapıp övündüğü, açtığı otobanda 365 lira. 7 kat fark var. Ve İzmir-Çeşme otoyolu özelleştiğinde İzmir-Çeşme de 365 liraya çıkacak aynı modelle.

“Vatan hainliğini ikiye katlıyor beyefendi”

Sayın Erdoğan’a 2012 yılında bu köprüleri satmaya kalktığında vatandaş ayağa kalkmıştı. ‘Bakıyoruz’ demişti. 5,7 milyar teklif gelmişti, 5,7 milyar dolar. Erdoğan demişti ki: ‘7 milyardan aşağıya satmak vatan hainliği olur.’ Şu anda aynı köprüleri 3,5 milyar dolara satıyor. Vatan hainliğini ikiye katlıyor beyefendi.

Enflasyon karabasan gibi milletin üstünde. Geçen hafta TÜİK rakamları açıkladı. Bir önceki ay hem zamları yapmayarak hem fiyatları özenle seçerek TÜİK’le Mehmet Şimşek’in üstün gayretleriyle enflasyon yüzde 30.6 hesaplandı ki emekli ve devletin memuru enflasyon zammını düşük alsın. Bu ay enflasyon yüzde 4.8 çıktı. Yani bu geçen ay çıksaydı herkese yüzde 3-4 fazla vereceklerdi. O kafa sallayan ablamın emekli maaşından çalmak için yaptılar. O devlet memurlarının alacağı zamdan yüzde 3,5’u çalmak için bu numarayı yaptılar.

Şimdi yüzde 4.8 enflasyona bahane uyduruyorlar: ‘Ocak ayında hava soğuktu, o yüzden enflasyon oranı yüksek geldi.’ Bu lafı söyleyene söylüyorum; 2025 Ocak’ta geçen sene, son 55 yılın en sıcak Ocağı geçmişti, enflasyon yüzde 5 gelmişti. Soğukta yüzde 4.8 gelmiş. Demek ki siz hep Aralık’ta aynı numarayı çekip Ocak’ta Aralık’ı oraya bindiriyorsunuz da bu iş bundan dolayı oluyor.

Emekliye ilk altı ay için yüzde 12 zam yapmışlardı, yarısını böylece çaldılar. Asgari ücretlinin alım gücü de bu enflasyonla bir ayda 2.000 lira düştü. Yani kavga dövüş 28.000 lira yapmışlardı, şu anda 26.000 liralık satın alma gücü kaldı asgari ücretin. Şimdi Erdoğan ne diyordu 2013 yılında, ne demiş? ‘Para bir milletin itibarıdır.’ Bunu kabul etmiyoruz. Şu anda yürürlükte olan para Türk milletinin itibarı değildir. Sayın Erdoğan senin itibarındır. Çünkü o lafı dediği sene rahmetli Kadir Topbaş ile birlikte bir bayram namazı çıkışında 200 lira vermiştin gazetecilere veriyordu o zaman. ‘Al al’ diyordu, ‘bayram parası alınır’. Verilen 200 lira 2013’te bir buçuk çeyrek altın alıyordu. Depremzedeye ve babasına 200 lira verdi ya; bakın arkadaşlar cımbızla yapmışlar, 0,03 gram altın alıyor. Bir buçuk gram altın, bir buçuk çeyrek altın; 0,03 gram altın.

8 kilo kıyma alıyordu 200 lira 2013’te, 150 gram kıyma alıyor. Bak 8 paket, paketin içinde bak burada göz gibi… Bir yumurta sarısı kadar kıyma alıyor. 2013’te 200 tane simit alıyordu 200 lira, şu anda 10 tane simit alıyor. Sayın Erdoğan kusura bakma, bu paranın itibarı bizim Türk milletinin değil senin itibarındır kardeşim.

Erdoğan’ı tarihle sınamanın, kendi sözleriyle bu millete anlatmanın çok faydası var. Bunu hem 200 lirada olduğu gibi hem de her hafta geçmişte söylediği ve altında kaldığı laflarla göstermeye devam edeceğim. Bakın, diyor ki 30 Kasım 2005’te ne demiş? Gazete manşet olmuş: 30 Kasım 2005. ‘3 yıl öncekinden az ekmek alıyorsanız bana beddua edin.’ Eğer maaşınızla 3 yıl öncekinden az ekmek alıyorsanız bana beddua edin. Yıl 2005. 2002 yılına kıyaslıyor ve ‘beddua edin’ diyor ‘3 yıl öncekinden az alıyorsanız’.

2026 yılı emekli maaşıyla 1.300 ekmek alınıyor, 3 yıl önce 1.500 ekmek alınıyormuş. Ne diyor? ‘Beddua edin’. Bizim işimiz beddua değil ama bu millet yakasından düşmen için her akşam dua ediyor başta emekliler. Dedim ki arkadaşlara: ‘Ya çocuklar 3 yıl önce diyor ama bir de o dediği tarihle karşılaştırın’. O dediği tarihte 2.450 ekmek alıyormuş asgari ücretli, 1.800 ekmek alıyor şimdi. Ve ekmeğe zam gelmedi, asgari ücret de yeni yükseldi. Bu yeni 28.000 lira ile 1.800 oluyor, o lafı söylediği gün 2.450 ekmek alıyormuş. Bunun için beddua ağzımıza yakışmaz ama Erdoğan’ın asgari ücretlinin ve emeklinin yakasından düşmesi için her akşam hep beraber dua edelim. Her akşam hep beraber dua!

Değerli arkadaşlar, gelelim sıcak bir mevzuya. Bu iktidar milletin huzurunu bozdu, ekmeğini küçülttü ve bunun sonucunda son girdiği seçimlerde de ilk kez yenildi. Biz ilk girdiğimiz seçimde ki öyle söz vermiştik; demiştik ki nasıl rahmetli Ecevit 1970’lerde partisinin başında girdiği ikisi yerel, ikisi genel dört seçimden de partisini birinci çıkardıysa, ben de partinin genel başkanı olursam bir seçimden birinci çıkmazsam görevimi bırakacağım, partiyi kurultaya taşıyacağım.

5 ay sonra ilk sınava girdik. Allah’a şükür hepinizin emeğiyle, büyük gayretleriyle 47 yıl sonra partimizi birinci parti yaptık. Erdoğan’ı da partisinin başında ilk kez yenilgiyle tanıştırdık. Eskiden şöyle diyordu Devlet Bey’e: ‘Geçmiş Türkeş’in yerine, 30 yılı bulacak, sürekli yeniliyor hala duruyor. Hadi diyor var mısın; bu seçimlerden birinci parti çıkamayan partisini bıraksın.’ Dönüyor Kemal Bey’e söylüyordu, diğer siyasi rakiplerine söylüyordu. Bu sene, geçen sene seçimlerden birinci çıkmadığı için ağzını açmıyor. Hiç görevi bırakmaktan bahsetmiyor.

Tabii Türkiye’nin yüzde 65’ini kazandık. Ege’nin tamamını kazandık. Bir bölgede belediyesi sadece… her bölgede belediyesi olan tek parti olmayı başardık. Tabii Ankara’da yıllarca iki belediye, seçimden geçen seçim döneminde 2019’da üç belediye, seçimden hemen önce dört belediye olan sayımızı 16’ya çıkardık. Hakkını teslim etmek lazım. Hakkını teslim etmek lazım o süreci Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Mansur Yavaş’la… Bazen elindeki anketlerle günde dört kez beş kez koşa koşa gide gele aday belirleme sürecinde birlikte oturduk, örgütümüzü dinledik. Kimi yerde anket yaptık, kimi yerde özel çalışmalar yürütüldü.

Ama kimsenin inanmadığı bir şey oldu; CHP üç belediyeden yukarıya çıkamaz denilen yerde 16 tane belediyeyi kazandık. Bunlardan bir tanesi de Keçiören Belediyesi’ydi. Keçiören Belediye Başkanı hakkında görev süresi boyunca pek çok iddia gündeme geldi. Kendisini defalarca, üç kez özel gündemle Genel Merkezimize çağırdım. Ve dedim ki: ‘Bu iddialar var, buna ne diyorsun?’ Ben dedim ki: ‘Eğer bir kabahatin varsa şimdi söyle, bizim yolsuzluk yapanla işimiz olmaz. Türkiye bize umudunu bağlamış, eğer korktuğun bir şey varsa bunu bize söyle ve gereğini yap.’ Dedi ki söylenenlerin tamamının iftira, asla yolsuzluğa hırsızlığa bulaşmadığını öyle yeminlerle burada başta Mansur Başkan ve 15 belediye başkanımız, 14 belediye başkanımız, herkes şahit; her birimize, her sorana öyle büyük büyük büyük yeminlerle, çocuklarını yeminlere katarak, ailesini o berbat yeminlere ispatlara katarak her şeyi söyleyerek inkar etti. Üç gün öncesine kadar, üç gün öncesine kadar!

Sonra her taraftan gelen bilgiler AK Parti’yle gizli görüşmeler yaptığı, buraya geçecek olduğu… Sonradan öğreniyoruz ki örneğin Mansur Başkan’a bir belediye meclis üyesi bir ay önce diyor; bana teklif etti, ‘ben AK Parti’ye geçersem benle gelir misin?’ diye. İsmi belli, cismi belli, günü belli. Ve öğreniyoruz ki çarşamba günü AK Parti’ye katılacak. Telefonlar açılıyor, il başkanının telefonlarını açmıyor, arkadaşlarının telefonlarını açmıyor, şehirden kaçıyor. En yakınları ‘evet katılıyordu’ diyorlar. Ve bunun üzerine, bunun üzerine kendisine öncesinde bir gün önce telefon açıyorum. Bin bir tane yemin! ‘Ya deme böyle’ dediği övgüler bana… ‘Sen Atatürk’ten sonra partinin başına gelmiş en büyük lidersin’ diye başlayan, kendisine sinkaflı yakıştırmalarla ‘ben öyle haysiyetsiz miyim, öyle nokta nokta mıyım, böyle bilmem ne miyim’ falan…

Ertesi gün telefonları kapıyor. Ve bunun üzerine de kendisinden telefonla ulaşamadığım için kendisine mesaj atıyorum. O mesajları o mesajları ki ‘efendim anneme küfretti…’ Haşa! Ne anne, seni doğuran annen utanır her lafı annesini karıştırdığı için. Her lafı annesini karıştırdığı için! Onun dışında ne söyleyeceğim kişilik tespitine yöneliktir. Aileye yönelik bir kastım varsa Allah cezamı versin. Ama benim birileri oradan bir de yalandan diyor; ‘milli değerlerimize sövdü, şuna sövdü…’ işte şey yapacak ya… ‘Kutsal değerlerimize sövdü, aileme sövdü.’ Birini ispatla birini, birini ispatla.

Bakın benim değil, onun sızdırdığı… Ben bunu sızdıracak olsam ona göre konuşurum değil mi? Hani çok korkacağım, çok utanacağım mesajlaşmaya bakın, mesajlaşmaya bakın. CHP Genel Başkanı nerede? Birileri nerede? CHP nasıl bir parti? Birileri nasıl bir parti? Aleyhimizde sızdırılan ve güya mahkemeye verilecek belge; öyle bir yanlışın içindesin ki; dün hırsız dediklerinin, alçak dediklerinin, sana hırsız diyenlerin, sana saldıranların koynuna girmeye kalkıyorsun. Onlar seni aldatıyor oğlum, onlar seni aldatıyor. Bir kusurum varsa, bir hırsızlığım varsa… Bir kusurun varsa, bir hırsızlığın varsa… Ben bunu zaten hazmetmem. Ama seni hırsızlığınla hazmedenlere gidiyorsan zaten yanlış yoldasın. Şimdi bunlar benim utanacağım ve onun kanıtları…

Aramızda geçen konuşmaların, ona söylediklerimin ve onun söylediklerinin onun sızdırdığı dökümleri:

“Sen bana geldin ve dedin ki: ‘Genel Başkanım bende hata yok, kusur yok, yalan atıyorlar, iftira atıyorlar, sakın inanmayın. Bana güvenin ben kul hakkı yemedim, ben rüşvet yemedim, ben hırsızlık yapmadım’ dedin.

Ben de sana inandım. Şimdi sana inanmayanlara, güya sana iftira atanlara teslim oluyorsun. Ya da onlara giderek bana yalan attığını, aslında hırsız olduğunu itiraf ediyorsun.

Ben buna inanmak istemiyorum. Ben o gün gözleri ateş gibi parlayan ve inandığını söyleyen Mesut’u görmek istiyorum. Ama anlıyorum ki o Mesut da yalanmış. Anladım ki sen hırsızmışsın.

Ve hırsızlığını bilenlerle, hırsızlığını görenlerle uzlaşarak kendini kurtarmaya çalışıyorsun. O zaman sen layığını bulmuşsun.

Şunu bil Mesut; bana, benim odama gelip gözlerin çakmak çakmak, doğru dürüst konuşan ve hırsızlara, ranta, rüşvete bulaşmadım diyen Mesut lazım.

O Mesut beni kandırdıysa o Mesut’un yolu açık olsun. Asla ve asla benim hırsızla, yolsuzla işim olmaz. AK Parti’nin işi olur. O seni bağrına basan, o seni bağrına basan; senin hakkında suç duyurusunda bulunanlar o söylediklerini yutar, bizde böyle bir şey olmaz.

Devir hırsızların devri değil. Devir AK Parti’nin devri değil. O devir bitiyor. Devrimimiz başlayınca yalvarsan da yakarsan da seni affetmem bu vakitten sonra. Dönsen de affetmem. Sen hırsız olduğunu, yolsuz olduğunu, alçak olduğunu itiraf ettin şu anda. Bu lafları söyleyenlere sığındın, seni savunanlara sırtını döndün; tercihini yaptın. Madem hırsızdın, niye bizi oyaladın? Yolun açık olsun.

Ama gün gelecek, devir dönecek, elime düşeceksin. O gün sana acırsam namerdim.”

Bunlar Mesut Bey’in telefonundan aldığı ve mahkemeye vereceğini söylediği, basına yolladığı yazışmalar. CHP Genel Başkanı’nın; iki kişi arasında gizli kalacağını bilerek ve onun sızdırdığı yazışmalardaki hırsızlığa, yolsuzluğa tutumu ve AK Parti’nin yaklaşımı ortadadır. Şimdi burada şahitler var. Hani diyor ya ‘Genel Başkan bana onu yazdı bunu yazdı da ondan parti değiştiriyorum, yoksa değiştirmeyecektim.’ Cümle alem biliyor da, hepimiz biliyor da… Burada Ankaragüçlüler var mı Ankaragüçlüler?

Şimdi bu Ankaragücü’nün; Gecekondu, Sol Açık ve Bekar Evi Çocukları diye üç tribün grubunun liderleri ve önde gelenleri burada. Kendileri bize Meclis’e 3000 kişiyle girmek istediklerini söylediler ancak bu kadarını Aylin Hanım sokabildi. Bütün ajanslara açıktır: ANKA, Anadolu Ajansı, Doğan Haber Ajansı, İhlas Haber Ajansı… Bahçede kendileriyle konuşabilirsiniz. Tribün liderlerine daha dün; bu iş ortaya çıkıp da bu rezalet patlayıp da millet bizi kıracak, onu mazur görecek düşünüp pazar günü aldığı garantiye güvenip diyor ki: ‘Çarşamba günü AK Parti grubuna katılıyorum, Ankaragücü olarak yanımızda durun. Her ihtiyacınızı karşılayayım.’ Tribün lideri ne dedi? ‘Sana da ayda 10 bin dolar alayım!’ Buyurun, yapın röportajı son dakika verin! Buyurun!

Ankaragücü tribün liderlerine sorun. Çarşamba günü geçerken arkasında CHP’den bir kibrit çöpü götüremeyeceğini biliyor. Sanki şanlı, şerefli Atatürk’ün kulübü, göğsünde Atatürk’ü onurla taşıyan kulübü parayla satın alacağını düşünüyor; kendine slogan atsınlar diye adam tutmaya çalışıyor. Oysa Ankaragücü böyle bir utanmazlığın değil, şerefli geçmişinin arkasında durmaktadır. Atatürk’ün partisinin arkasında.

Şimdi burada iki husus var, çok konuşulacak, çok konuşulan… Bu Tosuncuk var ya Tosuncuk, hani bir Tosuncuk milletin paralarını aldı kaçtı. Bu Tosuncuk da milletin helal oylarını almış kaçmaya kalkıyor. Şimdi; AKP Meclis Üyesi Fatih Ünal; 207871, 864, 115177 ve 115178 sayılı dosyalarda ‘ihaleye fesat karıştırma’ ve çeşitli suçlamalarla bunun hakkında suç duyurusunda bulunmuş. Osman Gökçek 115707 dosya numarasıyla bunun hakkında suç duyurularında bulunmuşlar.

Ve ben kendisini cuma günü akşam aradığımda bana şöyle dedi: ‘Öyle yapmam, o kadar altın… Bir tweet at, pazartesiye bir işim var onu beklesem olmaz mı?’ dedi. Dün kendisinin dönemiyle ilgili savcılık soruşturma… daha doğrusu müfettiş görevlendirildi soruşturma izni verilip verilmemesine dair.

Ve eski Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok diyor ki: ‘Parti değiştirmek için kapı kapı gezen Keçiören Belediye Başkanı’ diyor. Diyor ki: ‘Mesela parti değiştirme uğruna birilerine yaranmak için peşkeş çekilen otoparkın üstüne ışık ve ses gösterili su meydanının ihalesi nasıl oluyor da bir firmaya giriyor?’ diyor. Yani diyor ki: ‘Bizim partiye geçmek için kapı kapı geziyorsun ve bunun için ihaleyi bizden birine, AK Parti’den birine tek başına veriyorsun’ diyor.

Ben defalarca sordum. ‘Bu Portaş falan’ diyorlar. Bu Portaş kaç kere denetlendi? Ne müfettişler geldi gitti. Ama Portaş’ta olmayan ama kendisinde olan, kendisinin korktuğu ya da bu topuklu efede vardı ya; adam herkese aynı şeyi söylüyor. Direnenler aslanlar gibi yatıyor; Zeydan Başkan gibi yatıyor çıkıyor, öbürü topuklayıp AK Parti’ye geçiyor!

AK Parti’ye soruyorum. Bunun hakkında Turgut Altınok’un, Osman Gökçek’in ya da Fatih Ünal’ın söyledikleri iftiraysa, bu iftira siyasetinde suçüstü yakalandınız, değil mi? Mesut temiz bir adamsa, iftirada suçüstü yakalandınız.

Mesut, bu iftira doğru, bu iddialar doğru, Mesut kirliyse o zaman adam kirliyken operasyonla tehdit edip, aynı Aydın gibi size gelince bunu temizleyecek kadar haysiyetsiz bir siyasetin içindesiniz. Hadi bakalım! Hadi bakalım Tayyip Bey, hadi! Yarın edin anonsu, takın rozeti. İftira atan haysiyetsizliğinin mi, hırsız size gelince aklama haysiyetsizliğinin mi itirafını yapacaksın? Tak rozeti göreyim! Tak rozeti göreyim!

İki tane sahtekarla, iftirayla, yalancı şahitle, karalamayla bu iktidar yolculuğunun önüne geçemezsiniz. Şu kadar net, aha karşınızda ana muhalefetin lideri açıkça söylüyor: İki gerçekten birini itiraf edeceksiniz. Suçüstü yakalandınız. Bu Mesut’la bir iş çevirmeye kalkarken bütün çevirdiğiniz işlerde ve bundan sonra yapacağınız siyasette kendinizi açığa verdiniz. Buradan millet bunların ne olduğunu görsün.

İktidara yürüyen partinin doğrusu da olur, yanlışı da olur. Bozuklar ayrılır, sağlamlarla iktidara yürünür. Sağlamlarla iktidara yürünür. İktidara bozuk tohum Mesut’la gidilmez ama Zeydan’la gidilir! Mansur Yavaş’la gidilir. Ekrem Başkan’la gidilir! Namuslu, çalışkan, Atatürkçülerle, Milliyetçilerle, Muhafazakarıyla, sağcısıyla solcusuyla, Kürdüyle Türküyle, Alevisiyle Sünnisiyle, dürüst insanlarla, cesur insanlarla gidilir! Hadi başkanım, yürüyelim iktidara, yürüyelim iktidara.”

Paylaşın

Özel’den Eleştirilere Yanıt: DEM Parti’yi Hedef Almadım

Stockholm Sendromu” ve “celladına âşık olmak” sözlerine açıklık getiren CHP Lideri Özgür Özel, “Ben DEM Parti’yi doğrudan hedef almadım… AK Parti’nin MHP’nin Kürt seçmenlere neler yaptığını anımsattım sadece” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, dördüncü kez seçildiği CHP 39. Olağan Kurultayı’nda yaptığı konuşmasında “Herkesi canı istediğinde ‘Şu parti kapatılsın, kapatmıyorsa Anayasa Mahkemesi de kapatılsın’ diyenlerin demokratlığını hatırlamaya davet ediyorum. Stockholm Sendromuna kapılmamaya, dün elinden zor kurtulduğumuz celladımıza aşık olmamaya davet ediyorum” sözlerinin DEM Parti’ye gönderme olarak yorumlanmasının ardından yeni bir açıklama yaptı.

Nefes gazetesine konuşan Özel, “Ben DEM Parti’yi doğrudan hedef almadım. ‘Hangi siyasi parti olursa olsun’ diye başladım cümleme zaten. AK Parti’nin MHP’nin Kürt seçmenlere neler yaptığını anımsattım sadece. Alınganlık göstermişler. Canları sağ olsun. Tülay Hanım’ın da dediği gibi muhalefet partisinin muhalefet partisiyle bu tür tartışmalar yaşanmasını doğru bulmam. O nedenle bu tartışmayı sürdürecek değilim” dedi.

Özgür Özel’in kurultaydaki sözleri üzerine DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Celladına aşık olmak ya da Stockholm sendromu metaforunun bizler için kullanılması en hafif tabiriyle bir akıl tutulmasıdır. Bizler tarih boyunca bıkmadan, usanmadan, yılmadan bütün baskılara rağmen direnen devrimci, sosyalist ve yurtsever bir geleneğin temsilcileriyiz DEM Parti olarak celladı da çok iyi tanırız” ifadelerini kullanmıştı.

Özel, yeniden seçilmesinin ardından önceki genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun tebrik için arayıp aramadığı sorusuna da “Ben kendisini Kurultay’dan bir gün önce de arayıp davet ettim. Gelmedi, şu ana kadar aramadı” diye yanıt verdi.

Özgür Özel, İstanbul’da CHP İl Başkanlığına mahkeme kararıyla kayyım olarak atanan Gürsel Tekin konusunda da “Gerçek partiliyse kurultaydan çıkan mesajı doğru okumalı” dedi. Tekin’in parti üyesi olmadığı halde birilerini partiden ihraç etmeye çalıştığını anımsatan CHP Genel Başkanı, “Biz canımızla uğraşıyoruz. Mücadele veriyoruz. Bunlarla uğraşacak değiliz” ifadesini kullandı.

Paylaşın

Özgür Özel, Yeniden CHP’nin Genel Başkanı

Özgür Özel, geçerli bin 333 oyun tamamını alarak bir kez daha CHP’nin genel başkan seçildi. Böylelikle Özel, son iki yılda dördüncü kez CHP lideri seçilmiş oldu.

Özel, 4 Kasım 2023 tarihinde yapılan 38. Olağan Kurultay’da partinin sekizinci genel başkanı seçilerek göreve başlamıştı. Daha sonra, partiye kayyum atanması ihtimalini önlemek hedefiyle düzenlenen iki olağanüstü kurultayda da delegeler yine Özel’i seçmişti.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 39. Genel Kurultay’ı  “Şimdi İktidar Zamanı” temasıyla Ankara Spor Salonu’nda gerçekleştirdi.

Kurultayda, rahatsızlığı nedeniyle katılamayan eski genel başkanlardan Hikmet Çetin’in mesajı okundu. Gözlerin çevrildiği eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu davetli olduğu kurultaya katılmadı ve herhangi bir mesaj da göndermedi.

Kurultayda ilk olarak, CHP’nin tutuklu cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun yapay zeka ile hazırlanmış kurultay mesajı videosu izletildi.

İmamoğlu, iktidarın baskı politikalarına vurgu yaptığı açıklamasında ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal duruma ilişkin mesajlar verdi. Türkiye’nin Meclis’le değil Saray’la yönetildiğini belirten İmamoğlu, ülkenin bir reform hamlesine ihtiyaç duyduğunu kaydetti. İmamoğlu, bunu ancak CHP’nin gerçekleştirebileceğini söyledi.

Özel genel başkanlık seçimi öncesinde yaptığı konuşmada son iki yılın her gününü mücadele ile geçirdiklerini belirterek, iki yılda 62 ilde 208 kez meydanlara indiklerini anlattı.

“Ankara’da oturmadık. Bize istikamet çizenlere de teslim olmadık” diyen Özel, bu süreçte CHP’nin üye sayısını 1,2 milyondan 2 milyona çıkardıklarını da aktardı.

Özgür Özel konuşmasında, eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı kendisinin ve partinin duruşunu da net ifadelerle vurguladı.

Kurultaya davet edildiği halde katılmayan Kılıçdaroğlu’nun, genel başkan seçiminin yapılacağı gün Sabah gazetesine demeç vermesi pek çok partilinin tepkisini çekti.

Şimdiye kadar “vefa” duygusundan uzaklaşmayacağını ve eski genel başkanlar hakkında kötü konuşmayacağını belirten Özel, kurultaydaki konuşmasında ise şunları kaydetti:

“Biz müesses nizamın çarkına çomak soktuk arkadaşlar. Müesses nizamla mücadeleden dönüş yoktur. Müesses nizamla işbirlikçi olanlara, kara düzenin sesi olanlara, örgütlerin vermediği görevleri başka kapıda arayanlara yer yoktur. Cumhuriyet Halk Partisi arınacaksa işte bu anlayıştan arınacaktır. Bizi yüzde 25’e hapsetmek isteyenlerden, sokaklardan ve meydanlardan koparmak isteyenlerden arınacaktır.”

Kılıçdaroğlu 22 Kasım’da sosyal medya hesabından paylaştığı videoda, partili belediyelere yönelik yolsuzluk iddialarını da hatırlatarak, “CHP’nin arınması” gerektiğini söylemişti.

Özel’in Kılıçdaroğlu’na yönelik çıkışının ardından eski Genel Başkan’ın disipline sevk edilip edilmeyeceği tartışması başlarken, kurultay salonunda bulunan bir parti yetkilisi buna gerek olmadığını çünkü “Kılıçdaroğlu’nun kendi kendisini bitirdiğini” savundu.

Özel konuşmasının sonunda, parti olarak zor zamanlardan geçtiklerini ancak bundan sonra da bedel ödemeye devam edecekleri mesajını verdi:

“Elbette zor zamanlardan geçiyoruz, geçeceğiz. En ağır bedelleri ödedik, ödüyoruz, ödeyeceğiz. Ben sizlere ilk seçime kadar güzel günler vadetmiyorum. Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum. Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum. Ben size mücadele vadediyorum… Ve tüm mücadelenin sonunda size iktidar vadediyorum.”

PM ve YDK seçilecek

Kurultayın yarınki bölümünde ise Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyeliği seçimi gerçekleştirilecek.

Cuma günü yapılan tüzük değişikliği doğrultusunda 60’dan 80’e çıkarılan PM üyeliği seçimi çarşaf liste ile yapılacak.

Üye sayısının 80’e çıkarılmasının temel gerekçesi olarak, tüzükle Cumhurbaşkanı Aday Ofisi’yle entegre edilen “gölge kabine” üyelerinin PM içine alınmak istenmesi gösteriliyor.

Bazı gölge kabine üyelerinin de MYK dışında kalacakları için Özel’e bu taleplerini ilettiği belirtiliyor.

Paylaşın

CHP’den “Sandığa Karşı Yargı: Bir Darbenin Anatomisi” Raporu

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci, CHP’li belediyelere dönük operasyonların birinci yılında “Sandığa karşı yargı: Bir darbenin anatomisi” başlıklı bir rapor yayımladı.

Raporda, 30 Ekim 2024’ten bu yana CHP’li belediyelere yönelik operasyonlara yer verilirken İBB soruşturmasına dair, “Hukuki dayanaktan uzak, içeriği itibarıyla spekülatif, çelişkili tanık beyanlarına dayalı ve siyasi intikam aracı” denildi.

CHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı tarafından hazırlanan raporda, 30 Ekim 2024’te Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanmasıyla başlayan sürecin, “yargı eliyle gerçekleştirilen bir darbeye dönüştüğü” ifade edildi. Raporda, “Yargı bağımsızlığındaki erozyonun en somut biçimde seçilmiş yerel yöneticilere yönelik uygulamalarda görüldüğü” vurgulandı.

CHP, operasyonların “halk iradesine doğrudan müdahale” anlamına geldiğini belirterek, “İktidar, sandıkla elde edemediği yetkiyi yargı ve idari mekanizmalarla sağlamaya çalışmaktadır” ifadelerine yer verdi.

Raporda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’in 8 Ekim 2024’te göreve başlamasından sonra başlatılan soruşturmalar sıralandı.

Esenyurt Belediyesi ve Beşiktaş Belediyesi ile başlayıp İBB’ye dönük operasyonlarla genişleyerek devam eden soruşturmaların detaylarına yer verildi.

Ekrem İmamoğlu, Zeydan Karalar, Rıza Akpolat, Ahmet Özer’e yönelik soruşturma ve tutuklamaların yanı sıra TÜSİAD yöneticileri, Manifest grubu, Mabel Matiz, Fatih Altaylı, Merdan Yanardağ ve Leman Dergisi’ne yönelik soruşturma ve gözaltılar da raporda yer aldı.

Raporda İBB soruşturması, “Hukuki dayanaktan uzak, içeriği itibarıyla spekülatif, çelişkili tanık beyanlarına dayalı ve siyasi intikam aracı” olarak nitelendi.

Gizli tanıkların ifadelerinin “Duydum”, “Şöyle söyleniyor”, “Böyle olduğu konuşuluyordu” gibi subjektif anlatımlarla sınırlı olduğu, maddi delille desteklenmediği ve soruşturmanın bir iddianame düzenlenebilmesi için asgari koşulları yerine getirmediği vurgulandı.

Raporda ayrıca, İmamoğlu’nun tutuklandığı 23 Mart 2025’te, 15,5 milyon yurttaşın oyuyla cumhurbaşkanı adayı olarak ilan edildiği belirtilirken, İmamoğlu hakkında İBB Başkanı olduğu 2019 yılından bu yana açılan davalar da sıralandı.

Raporda, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın lösemi riskine rağmen tutuklu olduğu vurgulandı. Ayrıca İBB çalışanlarına yönelik hak ihlalleri anlatıldı:

“Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık cezaevi koşullarında lösemi hastalığının nüksetmesi riskiyle halen tutuklu.

İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, hakkında adli kontrol tedbiri uygulanırken oğlunun doğum gününde tutuklandı, cezaevindeki ilk haftasında yerleştirildiği pis koğuşu temizledikten sonra her gün yeniden koğuşu değiştirildi.

Eski Medya AŞ Genel Müdürü İpek Elif Atayman, 72 gün tek kişilik hücrede tutulduktan sonra Silivri’den Afyonkarahisar’a 7,5 saat boyunca kelepçeli halde tutularak zırhlı kabinde sevk edildi.

İPA Başkanı Buğra Gökçe, nikahını cezaevinde kıymak zorunda kaldı. Nikah fotoğrafları aylardır verilmedi.

İBB İmar Müdürü Ramazan Gülten, eşinin riskli gebeliği döneminde tutuklandı, doğuma katılmasına izin verilmediği için kızı Maya’yı ilk kez açık görüşte kucağına aldı.”

Raporda bu uygulamaların “tecrit ve yıldırma yöntemi” olarak kullanıldığı ifade edildi.

“Halkın emanetine sahip çıkmak boynumuzun borcu”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci, rapora dair şu ifadeleri kullandı:

“30 Ekim’den bu yana CHP bir yargı kıskacına alınmak isteniyor. AKP, sandıkta yenemediği CHP’yi yargı kararlarıyla saf dışı bırakmaya çalışıyor. Bu rapor, son bir yılın özeti niteliğindedir. Halkın emanetine, yani sandıktan çıkan iradeye sahip çıkmak boynumuzun borcudur. Tüm baskılar son bulana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.”

Paylaşın

Bayrampaşa Belediyesi CHP’den AK Parti’ye Geçti

Son yerel seçimlerde CHP’nin oyların yüzde 46,7’sini alarak birinci olduğu Bayrampaşa’da belediye idaresi AK Parti’ye geçti. Bayrampaşa Belediye Başkanı Hasan Mutlu, 13 Eylül’de başlayan soruşturmada tutuklanmış ve görevden uzaklaştırılmıştı.

İstanbul’un Bayrampaşa ilçesinde Belediye Başkanı Hasan Mutlu’nun tutuklanmasının ardından başkanvekilliği için yapılan ikinci seçimi AK Parti ve MHP’nin ortak adayı İbrahim Akın bir oy farkla kazandı. 21 Eylül’de yapılan ve kurayla CHP’nin kazandığı başkanvekilliği seçimi, AK Parti’nin adayı Akın’ın itirazı üzerine iptal edilmişti.

Akın’ın itirazının kabul edilmesi sonrası Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) karşı itirazı reddedildi ve İstanbul Valiliği seçimin 26 Ekim pazar günü yapılmasına karar verdi. Tansiyonun yükseldiği seçim Bayrampaşa Belediyesi’nin YouTube kanalından yayınlandı. Oy kullanma işleminin sona ermesiyle AK Parti ve CHP’li meclis üyeleri arasında arbede çıktığı görüldü.

Bayrampaşa Belediyesi’nde CHP’li Belediye Başkanı Hasan Mutlu, 13 Eylül’de başlayan soruşturmada tutuklanmış ve görevden uzaklaştırılmıştı.

Tutuklu bulunan seçilmiş Belediye Başkanı Hasan Mutlu ise, avukatları aracılığıyla sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Bayrampaşa’nın iradesine açıkça darbe yapılmıştır! Ben ve yol arkadaşlarım, iftiralara boyun eğmediğimiz, AKP’ye katılma baskısını kabul etmediğimiz için hukuksuzca tutuklandık. Tüm bu hukuksuzluklara rağmen 21 Eylül 2025’de düzenlenen belediye başkan vekilliği seçimini kazandık. Ancak bugün hukuka aykırı bir şekilde tekrarlanan Belediye başkan vekili seçiminde alınan karar, Bayrampaşa halkının iradesini hiçe saymak, belediyemize siyasi bir darbe yapmak anlamına gelmektedir” ifadesiyle tepkisini dile getirdi.

Paylaşın

“CHP Kurultay Davası” 24 Eylül’e Ertelendi

CHP’nin 4-5 Kasım 2023’te gerçekleştirilen 38. Olağan Kurultayı ile 6 Nisan 2025’te yapılan 21. Olağanüstü Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan dava reddedildi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, kurultayın iptali davası hakkında, “Artık bu iş bugün tamamen ortadan kalktı. Böyle olacağını biliyorduk ama CHP’yi tartıştırmak istediler ve bugüne kadar geldiler” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 4-5 Kasım 2023’te yapılan 38’inci Olağan Kurultayı ile 6 Nisan 2025’teki 21’inci Olağanüstü Kurultayı’nın iptali talebiyle açılan dava, mahkemece aktif husumet yokluğu ve konusuzluk gerekçesiyle reddedildi.

Karar, 24 Ekim Cuma günü Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davanın dördüncü duruşmasında çıktı. Mahkeme, ret gerekçesini “aktif husumet yokluğuna” dayandırdı ve dava konusuz kaldığı gerekçesiyle reddetti. Bu kararla birlikte mutlak butlan ihtimali ortadan kalktı.

CHP Genel Merkezi avukatı Çağlar Çağlayan, “İstinaf süreci devam eder ancak bu davaların ülkemizin gündeminden çıkması gerektiğini ifade ediyorduk. Umuyorum siyaset de normal seyrine dönecektir” dedi.

“Bizi hasta etmeye çalıştılar, olmadık, bünyemiz sağlam”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, 38. Olağan Kurultay’ın iptali istemiyle açılan dava ve son süreçlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Özel, davanın sonuç odaklı değil süreç odaklı bir dava olduğunu, asıl amacı CHP içinde tartışma yaratmak olduğunu söyledi ve partinin birlik ve beraberliğini vurguladı.

Özel, davaya ilişkin değerlendirmesinde şu görüşleri dile getirdi: “Bu dava sonuç odaklı bir dava değildir, süreç odaklı davaydı. Amaç Cumhuriyet Halk Partisi’ni tartıştırmaktı. Bir takım aparatları buldular; bizi hasta etmeye çalıştılar. Mikrop arayıp mikrop buldular, bünyeye onu sokmaya çalıştılar. Ancak CHP’nin güçlü bünyesi ne hastalandı ne güç kaybetti. Bu iş tamamen ortadan kalktı.”

Özel, kongre süreçleri ve parti tabanındaki reflekslere teşekkür ederek konuşmasını sürdürdü. İstanbul il delegeleri ile il yönetiminin sürece hızlı yanıt verdiğini, olağanüstü kongre ve delege kararlarıyla parti içi iradenin yeniden oluştuğunu belirtti:

“Bu süreçte İstanbul il delegeleri harekete geçti, karşı tarafa prim vermeden kongre istediler, yaptılar ve il başkanımız ile yönetimini yeniden seçtiler. Kurultay iradesi yeniden oluştu. Birlik ve bütünlüğü gösteren herkese teşekkür ediyorum. Ne İstanbul’da kayyıma izin verdik ne de başka ihtimallere. Demokrasi tarafı kazandı; otokrasi kaybetti. Yapılacak ilk seçimde de demokrasi kazanacak.”

Özel, partinin dayanışma gösteren muhalefet liderlerine ve demokrat kesimlere de teşekkür etti; “Nezaket ziyaretleri yapıldı, dayanışma gösterildi” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın muhalefete ilişkin sözlerine de yanıt veren Özel, ekonomik tabloda karşılaştırmalar yaparak eleştiride bulundu:

“Sayın Erdoğan uçaktayken iyice uçuyor. 25 kuruşa simit vardı, şimdi simit 20 lira. Ben ‘Erdoğan için en fena hatırlatma ne olur?’ desem, ‘25 kuruşa simit kalmadı’ derdim. Vatandaşa bunu hatırlatmak en etkili şeydir.”

Özel, Erdoğan’ın muhalefetteyken kendilerini yargılayacağı iddialarına ilişkin de “İktidara geldiniz, bizi yargılıyorsunuz; işte faşizan zihniyet” diyerek tepki gösterdi. Kongre kararlarının engellenmesine yönelik girişimleri “faşizan” olarak niteledi ve İstanbul’da seçimlerdeki yüksek halk desteğini hatırlattı.

Ekrem İmamoğlu hakkında gündeme gelen “casusluk” iddiaları ve İBB’ye yönelik tartışmalar da Özel’in gündemindeydi. Özel, benzer iddia ve dosyaların siyasi amaçlarla kullanıldığını savunarak geçmiş örnekler üzerinden eleştirdi:

“Biz bu filmleri çok gördük. FETÖ hiçbir şey beceremediğinde casusluk davaları açardı. İzmir askeri casusluk davası, İstanbul askeri casusluk davası… Hepsi beraat etti. En kolayı casusluk iddiası atıp algı yaratmaktır. Kime casus dediniz de siyaseten ispat ettiniz? Hepsi beraat etti.”

Ayrıca Türkiye’deki veri güvenliğine ilişkin dava ve iddialara atıf yaparak, “Hakan Fidan döneminde MİT ve bazı bakanlıkların veri güvenlik sorunları davalarda yer alıyor; kişisel verilerin çalındığı iddiaları var” dedi ve bu eksende öne sürülen casusluk iddialarını anlamsız bulduğunu vurguladı.

TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın hakkında yürütülen soruşturmaya ilişkin soruya yanıt veren Özel, Yanardağ’a yönelik iddiaları reddetti ve medyadaki emekçilere destek mesajı verdi:

“Bu adama her seferinde bir şeyler bulaştırıyorlar. Merdan Yanardağ ve TELE1, onurlu bir gazetecilik çabası yürütüyor. Ona sürmedikleri leke kalmadı ama ispatlayamadılar. TELE1 ailesine geçmiş olsun; yanlarında olmaya devam edeceğiz.”

Özel, kurultay davası sonrası piyasadaki hareketlenmelere de dikkat çekti. Mahkeme kararının ardından borsada gözlenen yükselişi hatırlatan Özel, kayyım tartışmalarının Türkiye ekonomisi ve demokratik yaşam üzerinde yaratacağı etkilere dair uyarıda bulundu:

“Kurultay girişiminin ortadan kalkmasıyla borsa yüzde 5 yukarı fırladı. Bir şehre, İstanbul gibi metropole kayyım atamakla ülkeye ne yaptığınızın farkında mısınız? Bu millet buna izin vermez. Ekonomik ve siyasal olarak kimse böyle bir cesaret edemez.”

Paylaşın

CHP’nin 39. Olağan Kurultay Tarihi Belli Oldu

CHP, 28 – 30 Kasım 2025 tarihleri arasında 39. Olağan Kurultayı’nı gerçekleştirecek. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, 39’uncu Olağan Kurultay’da tek aday olması bekleniyor.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Meclisi (PM), Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında toplandı. Toplantı devam ederken parti sözcüsü Deniz Yücel, toplantıya ilişkin açıklamalarda bulundu.

Kasım 2023’te gerçekleştirilen 38’inci Olağan Kurultayın, 31 Mart Yerel Seçimlerindeki başarıların ardından hukuk dışı hale getirilmeye çalışıldığını belirten Yücel, “AKP’nin talimatlı yargı eliyle gerçekleştirdiği tüm hukuksuz hamlelere rağmen, doğru bildiğimiz yolda, büyük bir inanç ve kararlılıkla, iktidar yürüyüşümüzü emin adımlarla sürdürüyoruz” dedi.

14 Temmuz’da kongreler sürecini başlattıklarını kaydeden Yücel, “81 ilde, önce mahalle delege seçimlerimizi, ardından ilçe kongrelerimizi, son olarak da dün gerçekleştirdiğimiz Hatay, Tekirdağ, Burdur ve Kilis il kongreleriyle birlikte il kongrelerimizi tamamladık. Bu arada İstanbul ilçe kongrelerimizi ve il kongremizi durdurmak için yetkisiz mahkemeler eliyle, hukuksuz kararlar alınmaya çalışıldı. İstanbul İl Başkanlığımız binlerce polis eşliğinde işgal edilmeye çalışıldı. Yılmadık, vazgeçmedik, teslim olmadık. Bundan önce partimize yapılan saldırıları püskürtmek için 2 olağanüstü kurultay yaptık. Bugünkü Parti Meclisi toplantımızda alınan karar doğrultusunda 39’uncu Olağan Kurultayımızı 28, 29, 30 Kasım 2025 tarihlerinde Ankara Arena Spor Salonu’nda gerçekleştireceğimizi buradan ilan ediyoruz. İlgili Genel Başkan Yardımcımız tarafından gerekli başvurular şu anda seçim kuruluna yapılıyor” diye konuştu.

Karar merciinin demokrasilerde millet, siyasi partilerde ise üyeler olduğunu vurgulayan Yücel, “AKP iktidarına hizmet eden bir avuç kullanışlı aparatın, olağan ve olağanüstü kurultaylarımızı iptal etme çabalarına rağmen ve yine aynı amaca hizmet eden her türlü engellemelere ve hukuk dışı hamlelere rağmen 39’uncu Olağan Kurultayımızı geniş bir katılımla gerçekleştireceğiz. 28 Kasım günü o tarihte tamamlanmış olacak olan parti programımız kurultay delegelerimizin onayına sunulacak, 29 Kasım günü Genel Başkan seçimi gerçekleştirilecek, 30 Kasım günü ise Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu seçimi gerçekleştirilecek” bilgisini paylaştı.

Yeni parti tüzüğüne göre mevcut Genel Başkanın adaylık için imza toplamadığını, takdir ettiği durumlarda aday olabildiğini hatırlatan Yücel, “Yani bu şu demek, hiçbir ilden, hiçbir örgütten, kurultay delegelerimizden adaylık için imza toplamamız, Genel Başkanımız için imza toplayıp kimsenin adaylığı için alan daraltmamız söz konusu değil. Aday olmak için yüzde 5 imza yeterlidir. Adaylık düşünen herkes imza toplayıp aday olabilir” dedi.

4-5 Kasım 2023 tarihlerinde gerçekleştirilen Olağan Kurultay ile partinin genel başkanlık koltuğuna oturan CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, 39’uncu Olağan Kurultay’da tek aday olmasının beklendiği kaydedildi. Özel’in kurultaya çarşaf liste ile gireceği bildirildi.

Paylaşın

CHP’li Altı Başkan Hakkında Tutukluluğuna Devam Kararı

CHP’li Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar ve Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın tutukluluk hallerinin devamına karar verildi.

CHP’li Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat başta olmak üzere CHP’li Esenyurt, Gaziosmanpaşa, Avcılar, Seyhan ve Ceyhan Belediye Başkanları ile Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın tutuklanmasına neden olan ve kamuoyunda “Aziz İhsan Aktaş” ya da “Beşiktaş Soruşturması” olarak bilinen dosyada bugün akşam saatlerinde tutukluluk incelemesi yapıldı.

Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar ve Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın tutukluluk hallerinin devamına karar verildi.

Avukat Ersöz, geçen hafta cuma günü söz konusu dosyada tefrik (ayırma) kararı verildiğini duyurmuştu. Ersöz, sosyal medya hesabında bugünkü karara ilişkin, “Bu uygulama, ‘iddianame mahkemeye gönderilmeden hemen önce’, değerlendirme kararı verilmesi ve tensip zaptı düzenlenmesi için mahkemeye zaman kazandırmak amacıyla gerçekleştirilen son tutukluluk incelemesi olarak da nitelendirilebilir” değerlendirmesinde bulundu.

CHP Parti Meclisi üyesi Baki Aydöner ve Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe’nin isimleri tutukluluk incelemesinde yer almadı.

Avukat Ersöz bu isimlerin yakın zamanda mahkemeye sunulması planlanan iddianamede yer almayabileceklerini belirterek “Ana dosyada (2024/236201) tutuklu bulunan Parti Meclisi Üyesi Baki Aydöner ve Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Behçetepe tutukluluk incelemesinde yer almadı. Eğer başka bir Mahkeme tarafından yapılan bir tutukluluk incelemesi yoksa, bu isimlerin iddianame dışında kalabileceği anlamı taşıyabilir” dedi.

Paylaşın

Özgür Özel: Ülkesini Seven Arkamdan Gelsin

Partisinin Manisa İl Kongresi’ne konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Bir devir kapanacak, yeni bir devir açılacak. Beni seven arkamdan gelsin, ülkesini seven arkamdan gelsin” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Manisa’da partisinin 39’uncu Olağan İl Kongresi’ne katıldı. Özel buradaki konuşmasında hayatını kaybeden Ferdi Zeyrek nedeni ile kendisi için duygusal yönü çok ağır olan bir kongrede olduğu ifade etti.

Özel konuşmasında şu anda cumhurbaşkanlığı seçimlerinde iki adayın yarıştığını birisinin Silivri’de diğerinin de bin 500 odalı sarayda olduğunu ifade etti. İmamoğlu’nun alnının açık, başının dik ve hükümet programını çalıştığını söyleyen Özel, o gün İmamoğlu aday olamazsa partiden başka bir ismin aday olacağını ancak mücadelede en ufak bir eksilme olmayacağını dile getirdi:

“Her şeye rağmen iki aday yarışıyor şu anda. Birisi bin 500 odalı sarayda. 14 tane uçağından canı hangisini çekerse ona biniyor. Yüzen sarayı ayrı, yazlık sarayı Okluk’ta, kışlık sarayı Ahlat’ta. Her imkan elinde. Ama ruhu dar, sanki yerin yedi kat dibinde. Diğer tarafta 12 metrekarelik bir hücrede biri var. Alnı açık, başı dik, morali yüksek. Ve oradan Cumhuriyet Halk Partisi’nin parti programını, kendisinin hükümet programını ve Türkiye’ye nasıl yöneteceğimizi çalışıyor.

Gün gelip özgür kalıp ya da adaylığı önünde bir engel olmayıp, aday gösterdiğimizde Ekrem İmamoğlu Cumhurbaşkanı adayı olacak ve Cumhurbaşkanı olacak. İşte hem o gün gelene kadar, o gün tut ki aday yapamadık, bir nefer, partiden bir nefer adaylaşacak. Ama mücadelede en ufak bir eksilme olmayacak. Ve hep beraber bu süreci birlikte götüreceğiz. Şimdi Ekrem Başkan’ın yerine bize Cumhurbaşkanı adayı soruyorlar.

Ben geçmişte de bunu hep öyle düşündüm, hep öyle söyledim. ‘Ekrem Başkan’ın yerine Cumhurbaşkanı adayınız var mı?’ Diyorum ki ‘Var.’ ‘Kim?’ Vallahi ben değilim. Sensin, bu salonda oturan herkes benim Cumhurbaşkanı adayım. Benim Cumhurbaşkanı adaylarım sizsiniz. Sizin kadar da benim. Sabahleyin yataktan ‘Eyvah ya, bugün de başımıza ne gelecek?’ diye değil, ‘Hadi bakalım iktidara bir gün daha yaklaştık’ diye kalkmanın zamanıdır.”

“Bir devir kapanacak, yeni bir devir açılacak”

Özel konuşmasının devamında Erdoğan’ın sermayeye, yargıya, istihbarata, Barrack’a ve Trump’a güvendiğini, iktidarını sürdürmek için her şeyi göze aldığını ifade etti. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethetmeye giderken, “Beni seven arkamdan gelsin” sözlerini kullandığını belirten Özel, Manisa’dan İstanbul’a gideceğini söyledi.

Özel, Fatih Sultan Mehmet’in sözlerine atıfta bulunarak, “Beni seven arkamdan gelsin. İktidara yürümeye, bir devri kapatıp bir devri açmaya hazır mıyız? Bir devir kapanacak, yeni bir devir açılacak. Beni seven arkamdan gelsin, ülkesini seven arkamdan gelsin.” şeklinde konuştu. Bu sözler salondakiler tarafından alkışlarla karşılandı.

Paylaşın