Özgür Özel, Yeniden CHP’nin Genel Başkanı

Özgür Özel, geçerli bin 333 oyun tamamını alarak bir kez daha CHP’nin genel başkan seçildi. Böylelikle Özel, son iki yılda dördüncü kez CHP lideri seçilmiş oldu.

Özel, 4 Kasım 2023 tarihinde yapılan 38. Olağan Kurultay’da partinin sekizinci genel başkanı seçilerek göreve başlamıştı. Daha sonra, partiye kayyum atanması ihtimalini önlemek hedefiyle düzenlenen iki olağanüstü kurultayda da delegeler yine Özel’i seçmişti.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 39. Genel Kurultay’ı  “Şimdi İktidar Zamanı” temasıyla Ankara Spor Salonu’nda gerçekleştirdi.

Kurultayda, rahatsızlığı nedeniyle katılamayan eski genel başkanlardan Hikmet Çetin’in mesajı okundu. Gözlerin çevrildiği eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu davetli olduğu kurultaya katılmadı ve herhangi bir mesaj da göndermedi.

Kurultayda ilk olarak, CHP’nin tutuklu cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun yapay zeka ile hazırlanmış kurultay mesajı videosu izletildi.

İmamoğlu, iktidarın baskı politikalarına vurgu yaptığı açıklamasında ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal duruma ilişkin mesajlar verdi. Türkiye’nin Meclis’le değil Saray’la yönetildiğini belirten İmamoğlu, ülkenin bir reform hamlesine ihtiyaç duyduğunu kaydetti. İmamoğlu, bunu ancak CHP’nin gerçekleştirebileceğini söyledi.

Özel genel başkanlık seçimi öncesinde yaptığı konuşmada son iki yılın her gününü mücadele ile geçirdiklerini belirterek, iki yılda 62 ilde 208 kez meydanlara indiklerini anlattı.

“Ankara’da oturmadık. Bize istikamet çizenlere de teslim olmadık” diyen Özel, bu süreçte CHP’nin üye sayısını 1,2 milyondan 2 milyona çıkardıklarını da aktardı.

Özgür Özel konuşmasında, eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı kendisinin ve partinin duruşunu da net ifadelerle vurguladı.

Kurultaya davet edildiği halde katılmayan Kılıçdaroğlu’nun, genel başkan seçiminin yapılacağı gün Sabah gazetesine demeç vermesi pek çok partilinin tepkisini çekti.

Şimdiye kadar “vefa” duygusundan uzaklaşmayacağını ve eski genel başkanlar hakkında kötü konuşmayacağını belirten Özel, kurultaydaki konuşmasında ise şunları kaydetti:

“Biz müesses nizamın çarkına çomak soktuk arkadaşlar. Müesses nizamla mücadeleden dönüş yoktur. Müesses nizamla işbirlikçi olanlara, kara düzenin sesi olanlara, örgütlerin vermediği görevleri başka kapıda arayanlara yer yoktur. Cumhuriyet Halk Partisi arınacaksa işte bu anlayıştan arınacaktır. Bizi yüzde 25’e hapsetmek isteyenlerden, sokaklardan ve meydanlardan koparmak isteyenlerden arınacaktır.”

Kılıçdaroğlu 22 Kasım’da sosyal medya hesabından paylaştığı videoda, partili belediyelere yönelik yolsuzluk iddialarını da hatırlatarak, “CHP’nin arınması” gerektiğini söylemişti.

Özel’in Kılıçdaroğlu’na yönelik çıkışının ardından eski Genel Başkan’ın disipline sevk edilip edilmeyeceği tartışması başlarken, kurultay salonunda bulunan bir parti yetkilisi buna gerek olmadığını çünkü “Kılıçdaroğlu’nun kendi kendisini bitirdiğini” savundu.

Özel konuşmasının sonunda, parti olarak zor zamanlardan geçtiklerini ancak bundan sonra da bedel ödemeye devam edecekleri mesajını verdi:

“Elbette zor zamanlardan geçiyoruz, geçeceğiz. En ağır bedelleri ödedik, ödüyoruz, ödeyeceğiz. Ben sizlere ilk seçime kadar güzel günler vadetmiyorum. Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum. Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum. Ben size mücadele vadediyorum… Ve tüm mücadelenin sonunda size iktidar vadediyorum.”

PM ve YDK seçilecek

Kurultayın yarınki bölümünde ise Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyeliği seçimi gerçekleştirilecek.

Cuma günü yapılan tüzük değişikliği doğrultusunda 60’dan 80’e çıkarılan PM üyeliği seçimi çarşaf liste ile yapılacak.

Üye sayısının 80’e çıkarılmasının temel gerekçesi olarak, tüzükle Cumhurbaşkanı Aday Ofisi’yle entegre edilen “gölge kabine” üyelerinin PM içine alınmak istenmesi gösteriliyor.

Bazı gölge kabine üyelerinin de MYK dışında kalacakları için Özel’e bu taleplerini ilettiği belirtiliyor.

Paylaşın

CHP’den “Sandığa Karşı Yargı: Bir Darbenin Anatomisi” Raporu

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci, CHP’li belediyelere dönük operasyonların birinci yılında “Sandığa karşı yargı: Bir darbenin anatomisi” başlıklı bir rapor yayımladı.

Raporda, 30 Ekim 2024’ten bu yana CHP’li belediyelere yönelik operasyonlara yer verilirken İBB soruşturmasına dair, “Hukuki dayanaktan uzak, içeriği itibarıyla spekülatif, çelişkili tanık beyanlarına dayalı ve siyasi intikam aracı” denildi.

CHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı tarafından hazırlanan raporda, 30 Ekim 2024’te Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanmasıyla başlayan sürecin, “yargı eliyle gerçekleştirilen bir darbeye dönüştüğü” ifade edildi. Raporda, “Yargı bağımsızlığındaki erozyonun en somut biçimde seçilmiş yerel yöneticilere yönelik uygulamalarda görüldüğü” vurgulandı.

CHP, operasyonların “halk iradesine doğrudan müdahale” anlamına geldiğini belirterek, “İktidar, sandıkla elde edemediği yetkiyi yargı ve idari mekanizmalarla sağlamaya çalışmaktadır” ifadelerine yer verdi.

Raporda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’in 8 Ekim 2024’te göreve başlamasından sonra başlatılan soruşturmalar sıralandı.

Esenyurt Belediyesi ve Beşiktaş Belediyesi ile başlayıp İBB’ye dönük operasyonlarla genişleyerek devam eden soruşturmaların detaylarına yer verildi.

Ekrem İmamoğlu, Zeydan Karalar, Rıza Akpolat, Ahmet Özer’e yönelik soruşturma ve tutuklamaların yanı sıra TÜSİAD yöneticileri, Manifest grubu, Mabel Matiz, Fatih Altaylı, Merdan Yanardağ ve Leman Dergisi’ne yönelik soruşturma ve gözaltılar da raporda yer aldı.

Raporda İBB soruşturması, “Hukuki dayanaktan uzak, içeriği itibarıyla spekülatif, çelişkili tanık beyanlarına dayalı ve siyasi intikam aracı” olarak nitelendi.

Gizli tanıkların ifadelerinin “Duydum”, “Şöyle söyleniyor”, “Böyle olduğu konuşuluyordu” gibi subjektif anlatımlarla sınırlı olduğu, maddi delille desteklenmediği ve soruşturmanın bir iddianame düzenlenebilmesi için asgari koşulları yerine getirmediği vurgulandı.

Raporda ayrıca, İmamoğlu’nun tutuklandığı 23 Mart 2025’te, 15,5 milyon yurttaşın oyuyla cumhurbaşkanı adayı olarak ilan edildiği belirtilirken, İmamoğlu hakkında İBB Başkanı olduğu 2019 yılından bu yana açılan davalar da sıralandı.

Raporda, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın lösemi riskine rağmen tutuklu olduğu vurgulandı. Ayrıca İBB çalışanlarına yönelik hak ihlalleri anlatıldı:

“Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık cezaevi koşullarında lösemi hastalığının nüksetmesi riskiyle halen tutuklu.

İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, hakkında adli kontrol tedbiri uygulanırken oğlunun doğum gününde tutuklandı, cezaevindeki ilk haftasında yerleştirildiği pis koğuşu temizledikten sonra her gün yeniden koğuşu değiştirildi.

Eski Medya AŞ Genel Müdürü İpek Elif Atayman, 72 gün tek kişilik hücrede tutulduktan sonra Silivri’den Afyonkarahisar’a 7,5 saat boyunca kelepçeli halde tutularak zırhlı kabinde sevk edildi.

İPA Başkanı Buğra Gökçe, nikahını cezaevinde kıymak zorunda kaldı. Nikah fotoğrafları aylardır verilmedi.

İBB İmar Müdürü Ramazan Gülten, eşinin riskli gebeliği döneminde tutuklandı, doğuma katılmasına izin verilmediği için kızı Maya’yı ilk kez açık görüşte kucağına aldı.”

Raporda bu uygulamaların “tecrit ve yıldırma yöntemi” olarak kullanıldığı ifade edildi.

“Halkın emanetine sahip çıkmak boynumuzun borcu”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci, rapora dair şu ifadeleri kullandı:

“30 Ekim’den bu yana CHP bir yargı kıskacına alınmak isteniyor. AKP, sandıkta yenemediği CHP’yi yargı kararlarıyla saf dışı bırakmaya çalışıyor. Bu rapor, son bir yılın özeti niteliğindedir. Halkın emanetine, yani sandıktan çıkan iradeye sahip çıkmak boynumuzun borcudur. Tüm baskılar son bulana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.”

Paylaşın

“CHP Kurultay Davası” 24 Eylül’e Ertelendi

CHP’nin 4-5 Kasım 2023’te gerçekleştirilen 38. Olağan Kurultayı ile 6 Nisan 2025’te yapılan 21. Olağanüstü Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan dava reddedildi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, kurultayın iptali davası hakkında, “Artık bu iş bugün tamamen ortadan kalktı. Böyle olacağını biliyorduk ama CHP’yi tartıştırmak istediler ve bugüne kadar geldiler” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 4-5 Kasım 2023’te yapılan 38’inci Olağan Kurultayı ile 6 Nisan 2025’teki 21’inci Olağanüstü Kurultayı’nın iptali talebiyle açılan dava, mahkemece aktif husumet yokluğu ve konusuzluk gerekçesiyle reddedildi.

Karar, 24 Ekim Cuma günü Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davanın dördüncü duruşmasında çıktı. Mahkeme, ret gerekçesini “aktif husumet yokluğuna” dayandırdı ve dava konusuz kaldığı gerekçesiyle reddetti. Bu kararla birlikte mutlak butlan ihtimali ortadan kalktı.

CHP Genel Merkezi avukatı Çağlar Çağlayan, “İstinaf süreci devam eder ancak bu davaların ülkemizin gündeminden çıkması gerektiğini ifade ediyorduk. Umuyorum siyaset de normal seyrine dönecektir” dedi.

“Bizi hasta etmeye çalıştılar, olmadık, bünyemiz sağlam”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, 38. Olağan Kurultay’ın iptali istemiyle açılan dava ve son süreçlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Özel, davanın sonuç odaklı değil süreç odaklı bir dava olduğunu, asıl amacı CHP içinde tartışma yaratmak olduğunu söyledi ve partinin birlik ve beraberliğini vurguladı.

Özel, davaya ilişkin değerlendirmesinde şu görüşleri dile getirdi: “Bu dava sonuç odaklı bir dava değildir, süreç odaklı davaydı. Amaç Cumhuriyet Halk Partisi’ni tartıştırmaktı. Bir takım aparatları buldular; bizi hasta etmeye çalıştılar. Mikrop arayıp mikrop buldular, bünyeye onu sokmaya çalıştılar. Ancak CHP’nin güçlü bünyesi ne hastalandı ne güç kaybetti. Bu iş tamamen ortadan kalktı.”

Özel, kongre süreçleri ve parti tabanındaki reflekslere teşekkür ederek konuşmasını sürdürdü. İstanbul il delegeleri ile il yönetiminin sürece hızlı yanıt verdiğini, olağanüstü kongre ve delege kararlarıyla parti içi iradenin yeniden oluştuğunu belirtti:

“Bu süreçte İstanbul il delegeleri harekete geçti, karşı tarafa prim vermeden kongre istediler, yaptılar ve il başkanımız ile yönetimini yeniden seçtiler. Kurultay iradesi yeniden oluştu. Birlik ve bütünlüğü gösteren herkese teşekkür ediyorum. Ne İstanbul’da kayyıma izin verdik ne de başka ihtimallere. Demokrasi tarafı kazandı; otokrasi kaybetti. Yapılacak ilk seçimde de demokrasi kazanacak.”

Özel, partinin dayanışma gösteren muhalefet liderlerine ve demokrat kesimlere de teşekkür etti; “Nezaket ziyaretleri yapıldı, dayanışma gösterildi” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın muhalefete ilişkin sözlerine de yanıt veren Özel, ekonomik tabloda karşılaştırmalar yaparak eleştiride bulundu:

“Sayın Erdoğan uçaktayken iyice uçuyor. 25 kuruşa simit vardı, şimdi simit 20 lira. Ben ‘Erdoğan için en fena hatırlatma ne olur?’ desem, ‘25 kuruşa simit kalmadı’ derdim. Vatandaşa bunu hatırlatmak en etkili şeydir.”

Özel, Erdoğan’ın muhalefetteyken kendilerini yargılayacağı iddialarına ilişkin de “İktidara geldiniz, bizi yargılıyorsunuz; işte faşizan zihniyet” diyerek tepki gösterdi. Kongre kararlarının engellenmesine yönelik girişimleri “faşizan” olarak niteledi ve İstanbul’da seçimlerdeki yüksek halk desteğini hatırlattı.

Ekrem İmamoğlu hakkında gündeme gelen “casusluk” iddiaları ve İBB’ye yönelik tartışmalar da Özel’in gündemindeydi. Özel, benzer iddia ve dosyaların siyasi amaçlarla kullanıldığını savunarak geçmiş örnekler üzerinden eleştirdi:

“Biz bu filmleri çok gördük. FETÖ hiçbir şey beceremediğinde casusluk davaları açardı. İzmir askeri casusluk davası, İstanbul askeri casusluk davası… Hepsi beraat etti. En kolayı casusluk iddiası atıp algı yaratmaktır. Kime casus dediniz de siyaseten ispat ettiniz? Hepsi beraat etti.”

Ayrıca Türkiye’deki veri güvenliğine ilişkin dava ve iddialara atıf yaparak, “Hakan Fidan döneminde MİT ve bazı bakanlıkların veri güvenlik sorunları davalarda yer alıyor; kişisel verilerin çalındığı iddiaları var” dedi ve bu eksende öne sürülen casusluk iddialarını anlamsız bulduğunu vurguladı.

TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın hakkında yürütülen soruşturmaya ilişkin soruya yanıt veren Özel, Yanardağ’a yönelik iddiaları reddetti ve medyadaki emekçilere destek mesajı verdi:

“Bu adama her seferinde bir şeyler bulaştırıyorlar. Merdan Yanardağ ve TELE1, onurlu bir gazetecilik çabası yürütüyor. Ona sürmedikleri leke kalmadı ama ispatlayamadılar. TELE1 ailesine geçmiş olsun; yanlarında olmaya devam edeceğiz.”

Özel, kurultay davası sonrası piyasadaki hareketlenmelere de dikkat çekti. Mahkeme kararının ardından borsada gözlenen yükselişi hatırlatan Özel, kayyım tartışmalarının Türkiye ekonomisi ve demokratik yaşam üzerinde yaratacağı etkilere dair uyarıda bulundu:

“Kurultay girişiminin ortadan kalkmasıyla borsa yüzde 5 yukarı fırladı. Bir şehre, İstanbul gibi metropole kayyım atamakla ülkeye ne yaptığınızın farkında mısınız? Bu millet buna izin vermez. Ekonomik ve siyasal olarak kimse böyle bir cesaret edemez.”

Paylaşın

CHP’nin 39. Olağan Kurultay Tarihi Belli Oldu

CHP, 28 – 30 Kasım 2025 tarihleri arasında 39. Olağan Kurultayı’nı gerçekleştirecek. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, 39’uncu Olağan Kurultay’da tek aday olması bekleniyor.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Meclisi (PM), Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında toplandı. Toplantı devam ederken parti sözcüsü Deniz Yücel, toplantıya ilişkin açıklamalarda bulundu.

Kasım 2023’te gerçekleştirilen 38’inci Olağan Kurultayın, 31 Mart Yerel Seçimlerindeki başarıların ardından hukuk dışı hale getirilmeye çalışıldığını belirten Yücel, “AKP’nin talimatlı yargı eliyle gerçekleştirdiği tüm hukuksuz hamlelere rağmen, doğru bildiğimiz yolda, büyük bir inanç ve kararlılıkla, iktidar yürüyüşümüzü emin adımlarla sürdürüyoruz” dedi.

14 Temmuz’da kongreler sürecini başlattıklarını kaydeden Yücel, “81 ilde, önce mahalle delege seçimlerimizi, ardından ilçe kongrelerimizi, son olarak da dün gerçekleştirdiğimiz Hatay, Tekirdağ, Burdur ve Kilis il kongreleriyle birlikte il kongrelerimizi tamamladık. Bu arada İstanbul ilçe kongrelerimizi ve il kongremizi durdurmak için yetkisiz mahkemeler eliyle, hukuksuz kararlar alınmaya çalışıldı. İstanbul İl Başkanlığımız binlerce polis eşliğinde işgal edilmeye çalışıldı. Yılmadık, vazgeçmedik, teslim olmadık. Bundan önce partimize yapılan saldırıları püskürtmek için 2 olağanüstü kurultay yaptık. Bugünkü Parti Meclisi toplantımızda alınan karar doğrultusunda 39’uncu Olağan Kurultayımızı 28, 29, 30 Kasım 2025 tarihlerinde Ankara Arena Spor Salonu’nda gerçekleştireceğimizi buradan ilan ediyoruz. İlgili Genel Başkan Yardımcımız tarafından gerekli başvurular şu anda seçim kuruluna yapılıyor” diye konuştu.

Karar merciinin demokrasilerde millet, siyasi partilerde ise üyeler olduğunu vurgulayan Yücel, “AKP iktidarına hizmet eden bir avuç kullanışlı aparatın, olağan ve olağanüstü kurultaylarımızı iptal etme çabalarına rağmen ve yine aynı amaca hizmet eden her türlü engellemelere ve hukuk dışı hamlelere rağmen 39’uncu Olağan Kurultayımızı geniş bir katılımla gerçekleştireceğiz. 28 Kasım günü o tarihte tamamlanmış olacak olan parti programımız kurultay delegelerimizin onayına sunulacak, 29 Kasım günü Genel Başkan seçimi gerçekleştirilecek, 30 Kasım günü ise Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu seçimi gerçekleştirilecek” bilgisini paylaştı.

Yeni parti tüzüğüne göre mevcut Genel Başkanın adaylık için imza toplamadığını, takdir ettiği durumlarda aday olabildiğini hatırlatan Yücel, “Yani bu şu demek, hiçbir ilden, hiçbir örgütten, kurultay delegelerimizden adaylık için imza toplamamız, Genel Başkanımız için imza toplayıp kimsenin adaylığı için alan daraltmamız söz konusu değil. Aday olmak için yüzde 5 imza yeterlidir. Adaylık düşünen herkes imza toplayıp aday olabilir” dedi.

4-5 Kasım 2023 tarihlerinde gerçekleştirilen Olağan Kurultay ile partinin genel başkanlık koltuğuna oturan CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, 39’uncu Olağan Kurultay’da tek aday olmasının beklendiği kaydedildi. Özel’in kurultaya çarşaf liste ile gireceği bildirildi.

Paylaşın

CHP’li Altı Başkan Hakkında Tutukluluğuna Devam Kararı

CHP’li Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar ve Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın tutukluluk hallerinin devamına karar verildi.

CHP’li Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat başta olmak üzere CHP’li Esenyurt, Gaziosmanpaşa, Avcılar, Seyhan ve Ceyhan Belediye Başkanları ile Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın tutuklanmasına neden olan ve kamuoyunda “Aziz İhsan Aktaş” ya da “Beşiktaş Soruşturması” olarak bilinen dosyada bugün akşam saatlerinde tutukluluk incelemesi yapıldı.

Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar ve Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın tutukluluk hallerinin devamına karar verildi.

Avukat Ersöz, geçen hafta cuma günü söz konusu dosyada tefrik (ayırma) kararı verildiğini duyurmuştu. Ersöz, sosyal medya hesabında bugünkü karara ilişkin, “Bu uygulama, ‘iddianame mahkemeye gönderilmeden hemen önce’, değerlendirme kararı verilmesi ve tensip zaptı düzenlenmesi için mahkemeye zaman kazandırmak amacıyla gerçekleştirilen son tutukluluk incelemesi olarak da nitelendirilebilir” değerlendirmesinde bulundu.

CHP Parti Meclisi üyesi Baki Aydöner ve Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe’nin isimleri tutukluluk incelemesinde yer almadı.

Avukat Ersöz bu isimlerin yakın zamanda mahkemeye sunulması planlanan iddianamede yer almayabileceklerini belirterek “Ana dosyada (2024/236201) tutuklu bulunan Parti Meclisi Üyesi Baki Aydöner ve Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Behçetepe tutukluluk incelemesinde yer almadı. Eğer başka bir Mahkeme tarafından yapılan bir tutukluluk incelemesi yoksa, bu isimlerin iddianame dışında kalabileceği anlamı taşıyabilir” dedi.

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a: Trump’a Sarılarak İktidarda Kalamazsın

CHP Lideri Özgür Özel, Erdoğan’a ABD ziyaretini hatırlatarak, “Trump sayesinde oturulan koltuk, meşru koltuk değildir. İnsanı bir makama millet getirir. Seni de getirdi. Millet götürür. Seni de götürecek” dedi ve ekledi:

“Darbeye niyetlenerek, Amerika’dan icazet alarak, iktidarı Trump’a yaslanarak sürdürerek asla devam edemezsin. Milletin gönlünden kopan, gözünden düşen, iktidardan da düşecek. Trump‘a sarılarak iktidarda kalamazsın. Millete sarılıyoruz, seni iktidardan göndermeye hazırlanıyoruz.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Şişli’de düzenlenen “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinginde konuştu. Konuşmasına “Utangaç Vatanım” şiiriyle başlayan Özgür Özel, konuşmasında şunları söyledi:

“Kaldır başını utangaç vatanım
Mutluluğuna birkaç fırça vuracağız
Bütün renklerle onurlu güzel yarınlar kuracağız
Saklında dursun umut
Yaranı bunlar saracaktır
Elimden tut eğme başını
Biliyorsun,
Hiç bir güzellik sensiz yaşanmayacak.

Hepimizin arkasında olduğu Ekrem Başkan’a selam olsun. Bugün 60’ıncı kez, hep beraber 60’ıncı eylemi yapmak üzere buradayız. Otobüsün üstünde bugün de Balıkesir’den Ahmet Akın evladınız var. Ama en gencimiz, yaşına rağmen ‘Genel Başkanımın arkasındayım, partimin yanındayım’ diyen Hikmet Çetin başkanım yok. Ona buradan selam olsun. Sevgili Hikmet Çetin ağabeyimiz, maalesef bir rahatsızlığı için tedavi görüyor Tedbiren orada yatıyor, gözü burada, kulağı burada.

İnsanlara çocukları ile yakınları ile tehditler, sürgünler var. Sağlıkları ile tehdit etmek, ailelerinin gözyaşı önünde onlarla uğraşan bir anlayış var. Artık bu işin son bulmasını, iddianamenin ortaya çıkmasını ve yanıtlarını vermememizin zamanı geldi. Tam 200 gündür her sabah bir yalan uydurup üzerinde tepiniyorlar. Biz o iddianameyi bekliyoruz. Yargılanmak için değil yargılamak için bekliyoruz.

AKP artık siyaset üretemiyor. Erdoğan mindere çıkmıyor, partisine güvenmiyor. ‘Artık bana bunları yenecek başka bir kuvvet lazım’ dedi ve bakan yardımcısını gönderip AKP Yargı Kollarını kurdu. Bugün Çağlayan Adliyesindeki Cumhuriyet Başsavcısı, Başsavcı değildir. Anayasaya göre siyasete atılırsa, aday adayı olursa oraya dönemez.

Oysa hakimlik yaptığı adliyeden Ankara’ya gitti. Bakan yardımcısı oldu. Fevkalade siyasi bir görevi üstlendi. Sonra buraya geldi. Aldığı hiçbir karar, hiçbir soruşturma ne Anayasa’ya uygundur ne etiğe uygundur. Bugün bir partinin Yargı Kolları Genel Başkanlığından başka hiçbir görevi yapmamaktadır. Bu zulmü de onu atayana da hesabını soracağız.

Mahkemeyi görecek hakimi etkileyecek şekilde konuşmaması gereken Başsavcıya HSYK hiçbir şey söylemiyor. Gizli olan soruşturma evrakları yandaş gazetecilere servis ediliyor. Arkadaşlarımızı perişan ettiler, boyun eğdirmeye çalıştılar. 200 günün sonunda hala iddianameyi hazırlamayıp basına bilgi notları yolluyorlar.

Tuğla gibi iddianame hazırlıyormuş. Balyoz ve Ergenekon soruşturmalarına demişlerdi. Tuğla gibi iddianameyi Zekeriya Öz yazmıştı. Kuddisi Okkır’a kasa diyordu, cenazesini beş parasız Silivri Belediyesi kaldırdı. Ahmet Tatar’a suikastçı dediler, kendi yaşamına son verdi ve hiçbir alakası olmadığı ortaya çıktı.

İlker Başbuğ’a terörist dediler, İlhan Selçuk’a darbeci dediler ama ne oldu? Mustafa Balbay, Tuncay Özkan, Mehmet Haberal’a müebbet verdiler. Mustafa Balbay, Tuncay Özkan, Mehmet Haberal Meclis koridorlarında alnı ak, başı dik dolaşıyor. Tuğla gibi iddianame hazırlayan Zekeriya Öz, sıçan gibi kaçtı.

Türkan Saylan’ın evini basan polisin çocuğuna Çağdaş Yaşam burs verdi. Demek ki neymiş bizim gibi insanlar düşmanlarına benzemiyormuş. Bakın nasıl bir kötülükle karşı karşıyayız kimi görürseniz anlatın. Erdoğan, 5 güçlü rakibin içinden yüzde 23 oyla seçildiğinde kendisi hakkında dünya kadar soruşturma açıldı. Rüşvetle, irtikapla, terör örgütüne yardımla suçlandı. Bir gün kapısına polis gitti mi?

Giden polis Emine Hanım’a ‘Çekil Tayyip’i almaya geldik’ diyor mu? Sorun bakalım, bir gün Vatan Emniyette tutuldu mu? Bir gün tutuklu yargılandı mı? Yargıtay cezasını onaylandı, Pınarbaşı Cezaevinden aranarak çağrıldı. Bir polis kolundayken fotoğrafı servis edildi mi? Bu tarafta evini arayan polisin çocuğunu 5 sene okutacak yapıda birisi Türkan Saylan, bu tarafta kendine yapılmayanı 30 sene sonra rakibine yapan, 17 yaşındaki çocuğun diplomasını 31 yıl sonra iptal ettiren, kötülükten başka bir şey düşünmeyen bir korkak var.

Sen rüşvetten, irtikaptan, zimmetten yargılanırken iktidar olmak yardımına yetişti. Lehinde oy verenleri AYM’ye taşıdın. Sana yapılmayanları arkadaşlarımıza yaptığını millet görüyor. Milletin gözünden de gönlünden de düştün. 1 ay sonra birbirinin gözlerine bakamayacak diyordu. Nasıl iddialı iftira. Dilek Hanım’ın gözüne bakalım. 1 ay dedin 6 ay 20 gün geçti. Ben Şişli’de on binlerin yüzüne bakıp söylüyorum, Arkadaşlarımız masumdur.

Bizi birbirimize düşürmek için kayyum denediler, iftiracıları denediler. CHP dimdik ayaktadır. Ama bir yanda bir damat, bir oğlan bir de TikTok’çu Hakan birbirlerini yiyorlar. Manşetlerden operasyon çekenler CHP’yi karıştıramazsınız. Biz birbirimizden ayrılmayız. CHP bu ülkenin son kalesidir. Ele geçmez.

163 ülkede Küresel Huzur Endeksine bakmışlar, Türkiye 146’ıncı. Bizden bir kötü sırada Filistin var. İki yıldır savaş var, soykırım görüyor 67 bin kişi ölmüş. Oradaki huzur Türkiye ile aynı. Bizden daha iyi halde Irak ve Nijerya var. Eskiden herkes telefonun dinlenmesinden şüphe ederdi şimdi normal vatandaş sabah gözaltına alınmaktan korkuyor. Korku imparatorluğuna karşı umudu örgütlüyoruz, 12 metrekarelik zindanlarda moralleri yüksek arkadaşlarımız, bin odalı saraylarında panik halindeki rakiplerine korku salıyorlar.

Bugün bu meydanda bizimle birlikte olan tüm siyasi partilere, tüm sendikalara, tüm derneklere, tüm örgütlere ve tüm yüreklere binlerce teşekkür ediyorum. Bu ülkenin umudunu siz ayakta tutuyorsunuz. İnanın bu meydanlar hem mahkemelerdeki adalet talebinin, hem seçtiklerimize yapılan haksızlıkların karşısındaki adalet talebimizin meydanları.

Hem de tarihin en büyük ekonomik sıkıntılarıyla boğuşan, emeklilerin, emekçilerin, esnafların, çiftçilerin, gençlerin, bütün mağdurların mücadelesini büyüttüğü meydanlar. Sizler böyle bu meydanlara sığmadıkça, bu meydanlardan taştıkça, buraya öfkenizi, direncinizi ve mücadelenizi taşıdıkça, bu kötü günlerden kurtulacağız. Elbette biliyoruz, bu iktidar emeklinin düşmanıdır.

Geldiğinde 8 çeyrek altındı en düşük emekli maaşı, şimdi 2 çeyrek altın. Şaka değil. Tayyip Erdoğan hiç gelmese, hiç karışmasa, hiç emekliye ilişmese, basit hesapla 7 kere 8, 56. Bugün en düşük emekli maaşı 56 bin lira olacaktı. 7 çeyrek altın alıyordu asgari ücret. Hiç bulaşmasa, gelip uğraşmasa, asgari ücretliye hiç karışmasa 7 kere 7, 49. Bugün 49 – 50 bin liraydı asgari ücret. Ama maalesef asgari ücreti 22 bin liraya mahkum etti.

Geçen sene yüzde 44 enflasyon varken yüzde 30 zam verdi bir yılda. Yani her asgari ücretlinin cebinden yüzde 15 sırf enflasyon farkını çaldı. Ayrıca TÜİK 44 gösteriyor ama enflasyon geçen sene 80’di. Şimdi enflasyon sadece eylül ayında, Avrupa’daki bir yıllık enflasyonu bir ayda yaşadı Türkiye. Enflasyonda Avrupa birincisiyiz. Ve Avrupa’nın en yoksul ülkesiyiz. Dünyanın vergisi en adaletsiz toplanan ülkelerinden bir tanesiyiz.

Şişli’den bıkmadan, usanmadan söylemek lazım. Türkiye’de 100 lira vergi toplanıyor. Bu verginin 66 lirası fabrikanın patronuyla, fabrikanın bekçisinden, hatta sokakta işsiz gezenden eşit alınıyor. Dolaylı vergi. Elektrikten, sudan, telefon faturasından, evladına aldığın sütten, evine aldığın ekmekten, ilaçtan, fabrikatör de milyarder da aynı vergiyi veriyor, en gariban da aynı vergiyi veriyor. Yüzde 66 böyle. Yüzde 23, aldığınız maaşlardan.

Şu AVM’de çalışan emekçi kardeşimin maaşı eline geçmeden kesilen para. Hepinizin daha maaşınıza dokunmadan alınan vergi yüzde 23. Yaptı mı sana yüzde 89. Geriye kalan yüzde 11 bütün holdinglerin, bütün bankaların, bütün ihracatçıların, bütün fabrikatörlerin, bütün şirketlerin toplam ödediği kurumlar vergisi, yüzde 11.

Bunu anlatın. Eğer bunu anlatabilirsek, AK Parti’nin seçmeni bunu bilse bir daha dönüp bunlara oy değil selam bile vermez. MHP’nin seçmeni bunu bilse bunlara dönüp de selam vermez. 100 lira vergi 89 lirası biz garibanlardan, 11 lirası bu zenginlerden. Andolsun ki iktidar olacağız, bunu tam tersine çevireceğiz. Bu mücadeleyi vermeye, hep beraber vermeye, hakkımızı söke söke almaya, kısa çöpün hakkını uzun çöpten, bu milletin hakkını bu ülkeyi yöneten bu uzun adamdan almaya, onu yollamaya, halkın iktidarını kurmaya hazır mısınız? İşte bunun için mücadele ediyoruz.

Ekrem İmamoğlu’nun özgürlük mücadelesi; ülkenin iktidar mücadelesidir. Bizim arkadaşlarımızın özgürlük mücadelesi; emeklinin, 2 çeyrek altına değil, 8 çeyrek altına, 10 çeyrek altına ulaşma mücadelesidir. Siz mücadele etmezseniz, biz mücadele etmezsek, sesimizi yükseltmezsek, direnmezsek, eylem yapmazsak asgari ücrete yüzde 20 zam yapmaya hazırlanıyorlar.

Yani asgari ücreti 26 bin lira yapmaya, bir yıl boyunca daha yani bu sene ocaktan 2026 sonuna kadar ‘26 bin liraya geçinin’ demeye hazırlanıyorlar. Biz buna sessiz kalmayacağız. Asgari ücretlinin hakkını alacağız, emeklinin hakkını alacağız. Vermeyecekler, vermeyenleri indireceğiz, halkı iktidara getireceğiz.

“Trump‘la Erdoğan’ın ilişkisi iyi…”

Birileri durum böyleyken Amerika’ya gidip Trump’tan icazet dileniyor. Ve birileri diyor ki, ‘Erdoğan’ın Trump’la arası çok iyi.’ Doğru. Bana da Erdoğan’ın yaptığı gibi kocaman bir hediye paketi ile gitseler, ben de Erdoğan’ı överim. Trump Erdoğan’ı boşuna mı övüyor? Babasının hayrına mı övüyor? Senin sırtından övüyor, senin sırtından. 225 tane Boeing al, git pahalı sıvılaştırılmış doğal gazı Amerikan şirketlerinden 20 yıllığına al. İstediği her tavizi ver.

Bir de utanmadan memleketin geleceği olan nadir toprak elementlerini Trump’a peşkeş çek. Kendi iktidarınla memleketin geleceğini Trump’la trampa et. Buna ne ben izin veririm, ne Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisi, ne de aziz Türk milleti. Bunu çok önemsiyoruz. Bakın bu nadir toprak elementlerini bizimkiler kamyon kamyon çıkartıp, üç otuz paraya Trump’a vermeye kalkıyorlar. Bunlar dünyanın en kıymetli madenleri. Bundan gelişmiş teknolojisi olanlar, Çin – Amerika başta olmak üzere yüksek teknoloji ile nadir elementleri ayırıyorlar.

Yüksek kapasiteli süper mıknatısları ayırıyorlar. Bununla cep telefonları yapıyorlar, bununla lazer teknolojileri yapıyorlar, akıllı cihazlar yapıyorlar. Ve aldıkları paranın binlerce katına bütün dünyaya satıyorlar. Bugün Apple’ın toplam ihracatı 391 milyar dolar, bu geçen sene. Türkiye’nin toplam ihracatı 262 milyar dolar. Türkiye’nin neredeyse 1,5 katı fazla, bir şirket ihracat yapıyor.

Ne sayede yapıyor? Yüksek teknoloji sayesinde yapıyor. Bu Erdoğan, sırf iktidarda kalabilmek için, sırf Trump‘ın desteğini alabilmek için, bunu cevher halinde kamyon kamyon Amerikan şirketlerine verecek, ülkemizin geleceği çalınacak. Bu elementler dünyada her ülkede yok. Türkiye dünyada beşinci sırada. Teknolojimiz o noktaya gelene kadar, biz de onları işleyene, üretene ve değerinde dünyaya satana kadar asla ve asla bu altın yumurtlayan tavuğu kesmemeliyiz.

Altın yumurtlayacak tavuğu Trump‘a teslim etmemeliyiz. Burada diyorlar ki, ‘Trump‘la Erdoğan’ın ilişkisi iyi, Trump Erdoğan’ın koltuğunu tuttu.’ Tutar tabi. Boeing’i alırsan, tutar. Nadir elementleri verirsen, tutar. Ülkenin geleceğini Trump‘a verirsen, koltuğunu tutar. Ayrıca mesajı veriyor. ‘Koltuğun elimde, sözümden çıkma. Çekerim koltuğu altından’ diyor.

Buradan Erdoğan’a sesleniyorum. Trump sayesinde oturulan koltuk, meşru koltuk değildir. İnsanı bir makama millet getirir. Seni de getirdi. Millet götürür. Seni de götürecek. Darbeye niyetlenerek, Amerika’dan icazet alarak, iktidarı Trump’a yaslanarak sürdürerek asla devam edemezsin. Milletin gönlünden kopan, gözünden düşen, iktidardan da düşecek. Trump‘a sarılarak iktidarda kalamazsın. Millete sarılıyoruz, seni iktidardan göndermeye hazırlanıyoruz.

Bir yandan da gözümüz kulağımız Filistin’de, Gazze’de. Biliyorsunuz bundan iki hafta önce diğer muhalefet partileri ile birlikte hep birlikte Eyüpsultan’dan Filistin için bir miting yapmıştık. Biz mitingler yaparken iktidar susuyordu. Diğer taraftan Amerika’ya gidip Netanyahu ile kayıkçı kavgası yaparken, onun baş destekçisi Trump‘la görüşmeler ve anlaşmalar yapmaya çalışıyordu.

O gün açıkça söyledim, ‘Bana dostunu söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.’ Senin dostun benim dostumdur, senin düşmanın benim düşmanımdır. Bu mantıkla bakarsan Trump’ın dostu Netanyahu’dur. Dostunun dostu, Erdoğan’ın dostu Netanyahu’dur. Burada Trump’a ses etmeden Netanyahu ile yapılan iş, kayıkçı kavgasıdır. Ve eğer sen Netanyahu’ya karşıysan Trump’a da karşı durmayı bileceksin. Çünkü Netanyahu’ya Trump, ‘Savaş kahramanısın’ diyor. Oysa o bir insanlık suçu işleyen soykırımcıdır. Netanyahu’ya ‘Savaş kahramanı’ diyen Trump‘la dostsan, sen Filistin’in dostu olamazsın.

İşte şimdi ilk giden filoya İsrail saldırmıştı. Oraya giden ikinci grupta Mehmet Atmaca, milletvekilimiz. Necmettin Çalışkan milletvekilimiz. Sema Silkin Ün, milletvekilimiz bulunuyorlardı. Üçünü de bugün sabah haksız bir müdahaleden sonra gemileri ile birlikte limana götürdüler. Aldığımız bilgilere göre ki ben kendileriyle telefon irtibatı sağlıyordum, dünden itibaren görüşemedik.

Saadet Partisi Genel Başkanı Sayın Arıkan’dan ve Sema Hanım’ın eşinden aldığımız bilgilerle şu anda Filistin’de gözaltındalar. Üç milletvekilimiz tutuklanıp cezaevine konulmaya çalışılıyor. Bu konuda buradan Cumhuriyet Halk Partisi olarak en derin dayanışma duygularımızı iletiyoruz. İsrail’e sesleniyoruz: Aklını başına al. Milletvekillerini, bütün aktivistleri, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını ve dünyadan oraya gidip Filistin için dayanışan aktivistleri serbest bırak. Sen savaş suçu işliyorsun, insanlık suçu işliyorsun. Biz Filistin’in arkasındayız, sonuna kadar mazlumlarla dayanışma içindeyiz.

Buradan bir konuyu dile getireceğim. O günleri hatırlayacaksınız ve bugünü hatırlayacaksınız. Biliyorsunuz, Saraçhane’de ilk gün ‘Ne olacaksa bugün olacak’ demiştik. ‘Koşun gelin, seçtiğinize sahip çıkın, iradenize sahip çıkın’ demiştik. Onlar o gün, sizler Saraçhane‘ye ulaşmayın diye köprüleri kaldırdılar, gemileri bağladılar. Oraya ulaşan metroların istasyonlarını kapattılar. Bütün otobüs seferlerine engel oldular. Ama yedi kilometre uzaktan koştunuz, 100 binler oldunuz, 500 bin oldunuz, bir milyon oldunuz ve Ekrem Başkan’a, Saraçhane binasına sahip çıktınız, kayyımı püskürttünüz.

Biz Saraçhane’de 1 milyonken o meydanı görenler vardı bir de o meydanı görmezden gelenler vardı. Görmezden gelenlere dedik ki bizi görmeyeni biz de görmeyeceğiz. O meydanı görmeyen NTV’yi hatırlıyor musunuz? Reytingler 2,5’tu en son reytingi 0,47. Beter olsun. Boykot listeleri yayınladık. İzlemeyin, alışveriş yapmayın. Liste uzadı.

Biz boykot dediğimizde bir talep yükseldi. Bir kahve zinciri (Espressolab) için dediler ki kampüslere geldi, kahveleri zincirleştirdi, fiyatları arttırdı. Bizimle görüşmek istediler, gençlere yönlendirdik. O kahve zinciri kampüslerde ve tüm ülkede cirosu 1/10’a düşmüş.

Kampüslerdeki fiyatları düşürmüşler, gençler kabul etmedi. Hangi kampüsteysek bütün karımızı 19 Mart’ta zarar gören öğrenciye burs olarak, maaşı kesilenler için oluşturulan fona aktarıyoruz dediler. CHP olarak kurumsal boykot listesinden çıkardık. Takdir gençlerin. Bize yan bakanı protesto etmeye devam edeceğiz.”

Paylaşın

Özel’den Bahçeli’ye Sert Yanıt: Nasıl Konuştuğunu Bileceksin

Devlet Bahçeli’nin, CHP’li belediyelere yönelik operasyonlara ilişkin açıklamalarına sert tepki gösteren Özgür Özel, “Sayın Bahçeli, kimle konuştuğunuzu, nasıl konuştuğunuzu bileceksiniz” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında konuştu. Özel’in konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Baba ocağına sahip çıkan grubumuza ve onları destekleyen tüm demokratlara yürekten selam olsun. 70 gün aradan sonra yeniden Meclis çatısı altındayız. Maalesef bu 70 günde 3 büyük krizi yaşamaya devam ettik; Demokrasi krizi, adalet krizi, ekonomik kriz… Yetmiş günde ülkenin sorunları büyürken bizler de mücadelemizi büyüttük. Yaz boyunca seksen bir ilde çalıştık. Derdi olanların ayağına gittik, sorunlarını dinledik.

Partimize yönelen saldırılara karşı bir arada durduk, kenetlendik. Birileri klimalı salonlarda kendi atadıklarına kendini alkışlatırken biz yetmiş günde yirmi büyük eylem yaptık. 19 Mart sonrası altmışıncı eylem için de yarın yine İstanbul’dayız, meydanlardayız. Biz milletten aldığımız güçle biz meydanları doldururken bizimle siyasi rekabet edemeyenler saldırılarını sürdürdüler.

Biz mücadeleyi büyütürken onlar kumpasları büyüttüler. Yaptıklarıyla milletin gönlünden düşmüşlerdi, gözünden de düştüler. Okyanus ötesinde meşruiyet aramaya giriştiler. Trump’la beş dakika görüşme yapabilmek için akıl almaz tavizler verdiler… Yetmiş gün yan gelip yatıp milletin dertleriyle ilgilenmediler. Sonra 1 Ekim’de Meclis’e gelip buradan kameraların karşısında poz kestiler.

Biz 1 Ekim öncesi bir karara vardık. Meclisi işine geldiğinde çalıştıran, işine gelmediğinde bypass eden, millet iradesine saygısızlık edip bir darbeye kalkışan, milletin payına değil varsa yoksa kendi payına çalışan bir iktidarın başındaki zatı bu çatının altına gelip bir açılış konuşması yapıp orada demokrasiden, iletişimden, anlayıştan, birlikten, beraberlikten söz edip dönüp gidip zulme devam edecek olan ikiyüzlülüğüne tanıklık etmek istemedik. O gün hiç şüphe yok. O gün hiç şüphe yok. Bu durumdan duydukları rahatsızlıktan bunu milli iradeye saygısızlık, meclise saygısızlık diye nitelendirmeye çalıştılar.

Birileri muhalefetin belediye başkanlarını şantajla partisine katıp rozet takma törenleri düzenlerken kimse bana ‘Erdoğan’ı dinlemek milli iradeye saygıdır’ diyemez. Eskiden bakanlar siyasetçiydi. Bürokratları, müsteşarları teknik. Şimdi bakanlar teknik, yardımcıları siyasidir. ‘Bakanlıkla teşkilatım arasında köprü olacaklar’ dediği bakan yardımcısını İstanbul’a Cumhuriyet Başsavcısı atadı.

Arkadaşlarımızın haysiyet cellatları tarafından onurlarıyla, şerefleriyle oynanmaktadır… Beyefendi gelmiş, ana muhalefet koltuklarını boş görmüş, kimyası bozulmuş, nevri dönmüş. O günden beri ağzından çıkanı kulağı duymuyor.

Bir yandan da, bir yandan da susuyoruz, sabrediyoruz, aylarca meclise gelinememiş, bir kelime etmemişiz. Yaşa hürmet ediyoruz ama dönüp dönüp haksızlıklar yapılıyor, dönüp dönüp haksızlıklar yapılıyor. Bana söylenenlere sustum, yuttum, bir sürü haksızlığı duymazdan geldim. Zaman zaman bazı önemli açıklamaları da kıymetlendirdim, iddianameler yazılsın dendi diye, tutuksuz yargılama esastır diye. Şimdi bugün çıkmış bu meclisin ilk grup toplantısında Sayın Bahçeli aynı, aynı promptra aynı metni kes kopyala yapıştır atmışlar.

Okuyor oradan. “Şikayet eden CHP’li şikayet edilen CHP’li, itirafçılar CHP’li, rüşveti alan CHP’li, veren CHP’li.” Külliyen yalan. Soruyorum buradan hangi hangi şahitler CHP’liymiş? Gizli tanık dediği odun isimleriyle Ladinler, Çınarlar söylediği çocuk tacizcisi olan gizli tanık mı CHP’li? Ya da 3 kuşak babasından kalan malına, mülküne çökülüp de geçmişte AKP’den ihale alıyordu. Şimdi İBB’den almış diye malına çökülen, şimdi de imza atarsan sana bunları geri veririm deyince iftiralere imza atan iş adamları mı CHP’li?

Ya da, ya da insanları çoluğuyla, çocuğuyla tehdit eden, ‘Bu imzayı atmazsan evladının yüzünü 20 yıl göremezsin.’ diyen, 80 yaşında anasından 500 kilometre öteye evlatları yollayan hasta 26 yaşındaki çocuğu hücreye tıkıp babasına ‘at artık imzayı, çıkar oğlunu’ diyen, kendini itirafname imzalamaya çağırıp yoldayken karısını, eşini gözaltına alıp onun çıkması senin atacağın imzaya bağlı diyenlerin kurduğu kumpasın ne tarafı CHP’li? Ama Sayın Bahçeli, Sayın Bahçeli buraya kadar, buraya kadar geldi. Öyle, o CHP’li, bu CHP’li, hırsıza CHP’li, yolsuza CHP’li.

Bakın, bütün Türkiye konuşuyor, birileri susuyor. Sayın Bahçeli, kimle konuştuğunuzu, nasıl konuştuğunuzu bileceksiniz. Ankara’nın ortasında vurulan MHP’li, vurup da yargılananlar MHP’li, azmettirilenler MHP’li, serbest bırakıldıktan hemen sonra susturulan MHP’li, susturan MHP’li. Konuşmayan bir tek sensin MHP’li. Ağzından tek söz çıkmayan sensin buna ne demeli?

Hak etmediğimi duyarsam, hak ettiğini duyarsın. Hak ettiğini duyarsın. Bu partinin evlatlarına, suçsuz evlatlarına hazımsızlıkla iftira atanların hak ettikleri sözü duymalarının vakti çoktan gelmişti. Bundan sonra da duyacaklar. Hadi bakalım. Bir daha, bir daha duyduğum anda ‘hırsız CHP’li, bilmem ne CHP’li’ anlatacağım kimler hangi suç örgütleriyle birer birer ilişkili.

“Sıçan gibi kaçtı”

Zekeriya Öz tuğla gibi iftiraname yazdı. Sıçan gibi kaçtı sonunda, sıçan gibi kaçtı! Şimdinin tuğla gibi iddianamesi Ekrem İmamoğlu’na örgüt lideri dese ne olur? Hapiste yatan arkadaşlarımıza iftira atsa ne olur? Biz o tuğla gibi iftiranameyi bekliyoruz… Yargılanmak için değil, yazanları yargılamak için. Tuğla gibi iddianameyi bekliyoruz. Yıllardır aylardır yapılan haysiyet cellatlığına o iddianamede nasıl kılıf uydurmuşlar görmek için.

Göremezsek sormak için yazdıklarını çürütmek için. Ve eninde sonunda herkes şunu bilsin. Cumhuriyet Halk Partisi yargıya saygılıdır. Savcılığı, hakimliği avukatlık gibi en kutsal meslektir. Bu mesleği yüreğine adalet dağıtmak düşenler.

Asgari ücreti utanmadan sıkılmadan yüzde 20 artırmaya niyetleniyorlar. Asgari ücreti 26 bin lira yapmaya bir yıl boyunca da böyle tutmaya niyet ediyorlar. Erdoğan dün utanmadan sıkılmadan çıkıp diyor ki ;’kişi başı milli gelirimiz 17 bin dolara yükseldi.’ Asgari ücrete yüzde 20 zam hedeflenen yerde yüzde yüksek faize savaş ilan ediyoruz. Vatandaşın sırtından bu keneleri söküp atacağız.

Bu iktidar döneminde maalesef kaliteli eğitim sınıfsal bir hakka dönüştü. Belli sınıfların ulaşabildiği yoksulların mahrum kaldığı bir noktaya geldi. Artık kaliteli eğitime sadece zenginler erişebiliyor.

Bu da yetmez gibi şimdi 12 yıllık zorunlu eğitimi kısıtlamak ve kısaltmak istediklerini ifade ediyor Milli Eğitim Bakanı. Buradan söylüyorum; Zorunlu eğitimi kısaltmak çocuk işçiliğini yasallaştırmak ve çoğaltmaktır. Çocuk işçiliğinin yarattığı iş kazaları ve o güvencesiz ortamlarda sabilerin hayatlarını kaybetmesi çok daha fazla artacaktır. Zorunlu eğitimi kısaltmak kız çocuklarının eğitim dışına itilmesi demektir.

Zorunlu eğitimi kısaltmak eşitsizliğin büyümesi, toplumsal uçurumun derinleşmesi gerektir. Peki kim istiyor bunu? Tarikatlar ve bazı gözü dönmüş patronlar. Kim istiyor? MÜSİAD mesela istiyor. Çocuklar erken yaşta iş gücüne katılsın diye önerisi var MÜSİAD’ın. Tarikatlar istiyor. Kız çocukları okulda olmasınlar diyor. Bakan çıkıp bu talepleri bir kılıf içine sokup bunu da meclisten geçirmek üzere bu sene içinde çaba sarf edeceklerini söylüyor.”

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a “İmamoğlu” Göndermesi: Kaçacaksa Kaçsın, Kurtulursun

Gündeme ilişkin konuşan CHP Lideri Özgür Özel, Erdoğan’a göndermede bulunarak, “İmamoğlu kaçacaksa bırak kaçsın sayın Erdoğan sen kurtulursun. Senin korkun zaten İmamoğlu’nun burada kalıp seni yenmesi” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, çalışma ofisi haline getirilen eski İstanbul İl Başkanlığı binası önünde açıklamalarda bulundu.

Partinin içinde bulunduğu kongre sürecine ilişkin konuşan Özel, yargı müdahalelerinin partiyi birleştirdiğini ifade etti ve şunları söyledi:

“Son İstanbul İl Kongresi’nde kurduğumuz büyük birliktelik, Ak Parti yargısının CHP kurultayından ayıklanması sonucunu doğurdu. İl başkanımız Özgür Çelik de mazbatasını aldı. Bu sürecin durdurulması çalışması geri döndü ve olağan kongreler tamamlandı. İlçe kongremiz tamamlandı. İstanbul İl kongremizi de birkaç hafta içinde yapacağız. Partinin kurumsal kimliğine yapılan saldırılar tek elden gidiyor.

Son yerel seçimin birinci partisi olarak 23 yıllık iktidarın yapmadığını yaptık. Seçimden sonra 6 gün sonra Sayın Erdoğan dahil bütün siyasi parti liderlerini tek tek aradım. Siyasette yoksullukla, işsizlikle mücadele eden bir anlayışı hayata geçirmeye çalıştım. Birileri Erdoğan’a ‘Bu işler onlara yarıyor, bu süreci bitir’ dedi ve ona yardımcı olması için İstanbul’a bir başsavcı yolladı.

Biz geçen sene Meclis açılışında saygı gereği Cumhurbaşkanı’nı ayakta karşıladık. Cumhurbaşkanı, tarafsızlığına ilişkin doğru bir tavır takınmadı ve giderken ayağa kalkmadık. Şu an CHP’nin Türkiye’de 18 belediye başkanının cezaevlerinde tutulduğu, kongrelere maalesef haciz memurlarıyla idarenin haczedilmeye gittiği bir süreç yaşanıyor. İddianame yok, arkadaşlarımız hücredeler.”

Erdoğan’ın Trump ile görüşmesine de değinen Özgür Özel, sözlerine şöyle devam etti: “Bunlar bir merkezden yönetilirken 1 Ekim geldi, CHP ne yapsın? CHP gitsin ve Erdoğan’a makamından dolayı saygı mı göstersin? Onu ne oturarak ne ayakta karşılamamızı gerektirecek ne yaptı? Artık bu görevini meşru görmememiz için her şeyi yaptı. Küçücük çocuklarla uğraşıyorlar, aileleriyle uğraşıyorlar. 80 yaşında anneleri hastane bahçelerinde perişan ediyorlar.

O kapıdan cumhurbaşkanı olarak girip konuşmasını yapıp çıksaydı ve 1 yıl boyunca görevini anayasal sınırlarında yapsaydı yine dinlerdik. Trump’tan meşruiyet dilenenlere bizim meşruiyet kazandırmamızı kimse beklemesin. Bu millet kavgayı sevmez ama insanların evine birileri zorla girmeye çalışıyorsa herkes evini, namusunu korur. Meclis çalışmalarına yarından itibaren devam edeceğiz.”

“Kaçacaksa bırak kaçsın sayın Erdoğan”

Eski TBMM Başkanı AKP’li Bülent Arınç’ın, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuksuz yargılanması gerektiğini söylemesini ve Genel Kurul’a katılmama kararı için CHP yönetimini eleştirmesini değerlendiren Özgür Özel, şu ifadeleri kullandı:

“Sayın Bülent Arınç’ın, önceki dönem Meclis Başkanı olmanın verdiği refleksle yaptığı değerlendirmeleri saygıyla karşılıyorum. Ben bütün süreci kendisine de özetledim. Zaten Ekrem İmamoğlu kaçacaksa bırak kaçsın sayın Erdoğan sen kurtulursun. Senin korkun zaten İmamoğlu’nun burada kalıp seni yenmesi. Kendisinden korkmuyorlarsa tutuksuz yargılansın. İmamoğlu’ndan ve CHP’den çok korkan bir iktidarla karşı karşıyayız. Cumhur İttifakı’nın durumu ortada.”

KAAN tartışmasına da değinen Özgür Özel, konuşmasını şu şekilde sonlandırdı: “Erdoğan, ‘Hamas kurtuluş örgütüdür’ diyordu ama desteklediği planda Hamas’ın teslim olması isteniyor. O zaman sen Filistin’in kurtuluş umutlarını mı Trump’a teslim ettin? KAAN konusunda meseleyi bilen biziz, ne açıkladıysa doğru çıktı.

Ben TUSAŞ’ı ziyaret ettiğimde zaten bir uçağa iki motor gerektiğini, bundan sonrası için CAATSA yaptırımlarının kalkması gerektiğini söylediler. Ak Partili arkadaşlar kendi propagandalarına öyle inanmışlar ki 2028’de KAAN’ın yerli uçakla uçacağına inananlar var. Bu bir proje ve biz bunu destekliyoruz. Türkiye’nin milli muharip uçağı KAAN Türkiye’de yapılacak motorla da uçacak bir gün.”

Özgür Özel, Gürsel Tekin ile ilgili sorulacak soruyu yanıtlamadan konuşmasını tamamladı.

Paylaşın

CHP’li Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne Operasyon: 16 Gözaltı

Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik “rüşvet” soruşturması kapsamında 16 kişi gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı da bulunuyor.

Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik “rüşvet” soruşturması kapsamında altıncı dalga operasyonu düzenlendi. Antalya Büyükşehir Belediyesi ile Antalyaspor Kulübü arasında imzalanan protokollerde usulsüzlük ve yolsuzluk iddiasına ilişkin haklarında gözaltı kararı verilen 20 şüpheliden 16’sı gözaltına alındı.

Şüpheliler arasında Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı M.G., iş insanları B.Ö. ve R.K. de bulunuyor. B.Ö.’nün aynı zamanda hafriyat şirketinin ortaklarından biri olduğu öğrenilirken, R.K. ise şirketlerine konkordato talep etmişti.

1 milyar liralık hafriyat gelirinin, makbuz karşılığı kulüp kasasına girmesi gerekirken, farklı hesaplara yönlendirildiği öne sürüdü. CİMER’e yapılan şikayetlerin ardından başlatılan soruşturma kapsamında, belediye yetkisi kullanılarak yapılan resmî ve gayriresmî ödemelerin olduğunun belirlendiği ifade edildi. Aksu, Muratpaşa, Konyaaltı, Kepez ve Döşemealtı ilçelerinde yapılan hafriyat ödemelerinin, Antalyaspor Kulübü’nün kasasına aktarılmadığının tespit edildiği kaydedildi.

Antalyaspor’un maçlarını oynadığı stadyumun altında yer alan Antalya Hafriyat Denetim ve Depolama İşletmeciliği ofisinin kapısı polis eşliğinde çilingir tarafından açılıp, arama yapıldı. Kulüp binasında da arama yapılırken, dört şüphelinin gözaltına alınmasına yönelik çalışmalar sürüyor.

Antalyaspor Kulübü Başkanı Mustafa Ergün, kendilerinden hafriyatla ilgili bazı belgelerin istendiğini ve o belgeleri teslim ettiklerini, mevcut yönetimden hiç kimsenin gözaltına alınmadığını söyledi.

Paylaşın

Özgür Özel: Ülkeyi Bir Daha Kurtaracağız

CHP Lideri Özgür Özel, baskılara karşı mücadele vurgusu yaparak, ülkeyi kuranların zor şartlarda mücadele ettiğini hatırlattı ve “Gerekirse ölümü göze alacağız, bu ülkeyi bir daha kurtaracağız” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara’da katıldığı ‘Dil Devrimi 93. Yıl Kutlamaları Ödül Töreni’nde gündeme dair sert açıklamalarda bulundu.

Özel, “Hattı zatında saldırdıkları ne Ekrem İmamoğlu, ne Mansur Yavaş’tır. İstanbul’un iradesine saldırıyorlar, Ankara’nın iradesine saldırıyorlar. Türkiye’yi gelecekte yönetecek partiye, geleceğin iktidar partisine darbe yapmaya çalışıyorlar” ifadelerini kullandı.

İktidarın tüm kurumları, özellikle de yargıyı, muhalefeti sindirmek için araçsallaştırdığını belirten Özgür Özel, bu baskıların, iktidarın ömrünün kalmadığını gösterdiğini söyledi.

Konuşmasında bu baskılara karşı mücadele vurgusu yapan Özel, ülkeyi kuranların zor şartlarda mücadele ettiğini hatırlattı ve “Gerekirse ölümü göze alacağız, bu ülkeyi bir daha kurtaracağız” dedi.

Özel, partililere ve destekçilerine moral vererek, muhalefetin ahlaki ve psikolojik üstünlüğe sahip olduğunu belirtti: “Bu salonda, meydanlarda… her yerde ahlaki üstünlük bizdedir, psikolojik üstünlük bizdedir, çoğunluk enerjisi bizdedir. Biz haklılığın verdiği güçle ve birlikte olmanın bize vereceği kuvvetle hep birlikte başaracağız.”

Konuşmasında umut ve değişim vurgusu yapan Özel, ekonomik zorluklara ve yaşanan sıkıntılara rağmen karamsarlığa düşülmemesi gerektiğini söyledi.

Özel, “Bu zorlukların sonuna gelindiğinin ve iktidar değişimiyle birlikte hep birlikte… rahat nefeslerin alınacağı günlere adım adım yaklaşıyoruz. Kimse sakın umutsuzluğa kapılmasın” dedi. Özel, “Ahlaki üstünlük bizdedir, psikolojik üstünlük bizdedir, çoğunluk enerjisi bizdedir” diyerek, bu güçle hep birlikte başaracaklarını kaydetti.

Paylaşın