CHP’nin Kayyum İtirazına Ret: Gürsel Tekin Göreve Devam Edecek

İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in tedbiren görevden alınmasına yapılan itirazı reddetti. Gürsel Tekin ve ekibi kayyum olarak göreve devam edecek.

CHP 38. Olağan İstanbul İl Kongresi’nin iptali için açılan davada Mahkeme, Özgür Çelik ve yönetimini görevden almış, yerine Gürsel Tekin ve ekibini kayyum olarak atamıştı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 38. Olağan İstanbul İl Kongresi’nin iptali istemiyle açılan davada İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi, 2 Eylül’de verdiği ara kararda, İl Başkanı Özgür Çelik ile İl Yönetim ve İl Disiplin Kurulu üyelerinin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına karar vermişti. Aynı kararla Gürsel Tekin ve dört isimden oluşan bir kayyum heyeti atanmıştı.

CHP, bu ara karara itiraz ederek tedbirin kaldırılmasını talep etti. Mahkeme ise itirazların duruşmalı olarak görülmesine karar verdi. Bugün görülen duruşmada, CHP’nin tüm itirazları reddedildi ve kayyum heyetinin görevi devam ettirildi.

Duruşmada taraf avukatları söz aldı. Olağanüstü İl Kongresi’ne icra memurlarıyla giderek kongreyi durdurmaya çalışan avukat Cevahir Kılıç, tedbir kararının yerinde olduğunu savundu. Kılıç, “Gerek müvekkilim gerekse de benim, işbu dava sebebiyle parti üyeliklerimize son verilmiş, böylelikle hak arama hürriyetine engel olunmaya çalışılmıştır. Seçim kurulları sadece seçim güvenliği ve denetimini sağlar. Olağanüstü il kongresi hukuka aykırıdır, zira kongre çağrısını tüzük gereği yalnızca il başkanı yapar. Bu prosedür işletilmemiştir” dedi.

CHP adına savunma yapan avukat Çağlar Çağlayan ise tedbirin kaldırılması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: Verilen tedbir kararı, siyasi partiler kanununun açık hükümlerine aykırıdır. Bir çağrı heyeti atanacaksa tek görevi kongre yapmaktır. Oysa bu davanın olağanüstü kongre çağrısıyla ilgisi yoktur. Ayrıca aynı kanun, bir kongre iptal edilirse 30 ila 60 gün içinde yeni kongre yapılmasını öngörür. Ancak atanan heyete böyle bir görev dahi verilmemiştir. Karar, siyasi faaliyette bulunmayı engelleme niteliği taşımaktadır.

Çağlayan, tedbir kararının ardından CHP İl Binası’nın üç gün boyunca polis ablukasına alındığını, genel merkez yöneticilerinin dahi içeri sokulmadığını vurguladı. “Her ne kadar yüksek seçim kurulu kongrelerin yapılabileceğine karar vermişse de, mahkeme sürekli kongreleri durdurur şekilde ara karar ve müzekkere kurmuştur. Bu durum siyasi faaliyette bulunma hakkını engellemektedir” diye konuştu.

Avukat Çağlayan, olağanüstü il kongresinin YSK gözetiminde yapıldığını ve Özgür Çelik’in yeniden il başkanı seçildiğini hatırlatarak, “Herhangi bir itiraz kongre sonuçlarının geçerliliğini ortadan kaldırmaz. Bu tedbire devam edilmesi hem partimiz hem yurttaşlarımız açısından çözümsüzlük yaratmaktadır. Tedbir kararının kaldırılmasını talep ediyoruz” dedi.

Savunmaların ardından mahkeme heyeti, CHP’nin ihtiyati tedbir kararına karşı yaptığı itirazların tamamını reddetti. Hakim, “Tedbir kararına karşı yapılan itirazları reddediyorum, istinaf yolunu açıyorum” ifadeleriyle kararı duyurdu.

Çelik, olağanüstü kongrede yeniden seçilmişti.

2 Eylül’de verilen ara karar sonrası CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve yönetimi görevden alınmış, yerine kayyum heyeti atanmıştı. Bu süreç devam ederken parti 24 Eylül’de olağanüstü il kongresini topladı. Kongrede tek aday olan Özgür Çelik, 386 delegenin oyunu alarak yeniden il başkanı seçildi. Böylece görevden alınmasının ardından yeniden başkanlık koltuğuna oturdu.

Paylaşın

YSK’dan CHP’nin İstanbul Olağanüstü İl Kongresi İçin Devam Kararı

YSK Başkanı Ahmet Yener, CHP’nin İstanbul Olağanüstü Kongresi’ne ilişkin Anayasa ve Seçim Kanunu uyarınca başlamış olan bir kongre sürecinin durdurulmasının mümkün olmadığını söyledi.

İstanbul 45’inci Asliye Ceza Mahkemesi, CHP’nin Olağanüstü İstanbul İl Kongresi hakkında “çalışmaların durdurulmasını” talep etmişti.

İstanbul Valiliği ve Sarıyer Birinci İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı’na bu sabah gönderilen yazıda “Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Kongresi Seçimlerinin yapılması mahkeme kararımıza aykırı olup çalışmaların durdurulması gerekmektedir” ifadeleri kullanılmıştı.

CHP’nin İstanbul Olağanüstü Kongresi’ne ilişkin olağanüstü toplanan Yüksek Seçim Kurulu’ndan (YSK) açıklama geldi. YSK Başkanı Ahmet Yener konuyla ilgili açıklamasında şunu ifade etti:

“Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2025’e 350 sayılı ara kararı uyarınca durdurulduğuna ilişkin müzekkerenin bugün Sarıyer İlçe Seçim Kurulu’na tebliği üzerine Sarıyer İlçe Seçim Kurulunca başlamış olan kongre sürecinin devam edip etmeyeceği hususunda kurulumuzdan görüş sorulmuştur.

Kurulumuz saat 13:30’da yapmış olduğu toplantı sonucunda daha önce 2010 25’e 302, 315 ve 316 sayılı kararlarının da belirtildiği gibi başlamış olan bir kongre sürecinin durdurulması anayasanın 79 ve seçim hukukuna ilişkin yasa maddeleri uyarınca mümkün değildir.”

İstanbul 45’inci Asliye Ceza Mahkemesi, CHP’nin Olağanüstü İstanbul İl Kongresi hakkında “çalışmaların durdurulmasını” talep etmişti.

İstanbul Valiliği ve Sarıyer Birinci İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı’na bu sabah gönderilen yazıda “Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Kongresi Seçimlerinin yapılması mahkeme kararımıza aykırı olup çalışmaların durdurulması gerekmektedir” ifadeleri kullanılmıştı.

Hukuki süreç ne durumda?

İstanbul’daki mahkemenin kararının ardından Ankara Üçüncü Asliye Hukuk Mahkemesi, CHP İstanbul İl Kongresi’nin iptal davasını esastan reddetmişti.

CHP bunun üzerine davanın düştüğünü ilan etmiş ve kayyum kararının kaldırılması için mahkemeye başvurmuştu. Ancak Gürsel Tekin görevine devam edeceğini duyurmuştu.

Bu arada İstanbul İl Başkanlığı davası ile CHP’nin 4-5 Kasım 2023’te gerçekleşen 38’inci Olağan Kurultayı ile 6 Nisan 2025’teki 21’inci Olağanüstü Kurultayı’nın iptaline ilişkin dava, dosyalar arasında “hukuki ve fiili irtibat” bulunduğu gerekçesiyle birleştirildi.

CHP’nin kurultay davasının bir sonraki duruşması 24 Ekim saat 10.00’da görülecek.

Ana muhalefet partisi, Özgür Özel ve yönetiminin görevden alınması riskine karşı 21 Eylül’de olağanüstü kurultay düzenledi. Özgür Özel, partisinin olağanüstü kurultayında geçerli 835 oyun tamamını alarak yeniden genel başkan seçildi.

CHP’liler böylece 24 Ekim’de görülecek olan davanın konusuz bırakıldığını savunuyor.

Paylaşın

Özgür Özel’den “Geri Adım Atmayacağız” Mesajı

Partisinin Ankara’da düzenlediği mitingde konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “CHP kolay lokma değildir. Ne bir adım geri atarız, ne bir santim eğiliriz. Size teslim olmayacağız. Biz Türkiye ittifakıyız” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) yarın görülecek kurultay davası öncesi Tandoğan Meydanı’nda “Vesayete karşı, demokrasi için! Kayyıma ve darbeye karşı, halkın iradesi için!” sloganıyla “Büyük Ankara” mitingi düzenlendi.

Yoğun alkışlar eşliğinde yurttaşları selamlayan CHP Lideri Özgür Özel sözlerine, “Cumhuriyet’in kurulduğu topraklardayız. Çankaya Köşkü ile Anıtkabir’i ile Meclis ve meydanları ile Cumhuriyetimizin yaşayan müzesine hoş geldiniz” sözleriyle başladı. Tandoğan Meydanı’nın, haksızlığa direnenlerin meydanı olduğunu ifade eden Özel, “Vesayete ve darbeye hayır demek için buradayız. Bugün mitingde değil, eylemdeyiz” değerlendirmesinde bulundu.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye’nin dört bir yanında düzenledikleri eylemlere de selam gönderdi. Özel, Adnan Yücel tarafından yazılan, “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek” şiirini okudu. Özel, zeytinliklerin talanına karşı 28 Eylül’de Muğla’da düzenlenecek mitinge çağırdı. CHP Lideri Özel, “Saray’da oturarak bu meydanı izleyerek korkanlar da var 12 metrelik hücresinden bu meydanı izleyerek coşanlar da var” diyerek tutuklu belediye başkanlarına selamlarını iletti. Özel, “Bu meydanda senden korkmayanlar, zulümden yılmayanlar var” sözleriyle ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da seslendi.

Konuşmasında, demokrasi ve Cumhuriyet’i savunanlarla ortak mücadele vurgusu da yapan Özel, “Hep birlikte başaracağız” sözleriyle başladığı konuşmasını, şu sözlerle sürdürdü:

“Türkiye’nin bütün demokratları, demokrasinin yanındayız. AKP zeytine saldırdığında bütün partiler birleştik, AYM’ye birlikte gideceğiz. Kayyuma karşı da sağdan sola hep birlikte direniyoruz. Tandoğan’dan ilan ediyoruz ki CHP, Türkiye’nin birinci partisidir ama ne muhalefetin patronudur ne her şeyin sahibidir. Bu mücadelede tüm kardeş partilerimizle birliktedir, omuz omuzadır, hepsine müteşekkirdir. Her zorluğu milletimizle birlikte yendik. Ancak demokrasiden sapmadık. 31 Mart 2024’te, Türkiye nüfusunun yüzde 65’ine hizmet şansını yakaladık. Bunun bir savaş olmadığını, yarış olduğunu ve seçim gecesini o yarışın bittiğini söyledik.

Belediye başkanlarımız halka iyi hizmet edince, karşımızdakiler bizim 47 yıl gösterdiğimiz sabrı 47 ay gösteremediler. Değil 47 ay, 47 gün hazmedemediler. Yenilgiyi kabullenemediler. Daha ilk yenilgilerinde demokrasi treninden indiler. Bir saldırıya giriştiler. Önce seçimli otoriterlik kuranlar şimdi seçimsiz bir diktatörlüğe geçme hevesi içindiler. Sandığa saldırıyorlar. Bu iktidar demokrasi istemiyor. Biliyorlar ki demokrasi olursa sandıktan çıkamayacaklar. Biliyorlar ki demokrasi olursa kendi suçlarını örtemeyecekler. Ama ant olsun ki demokrasiyi de adaleti de barışı da biz getireceğiz.

FETÖ ile ortak olarak Anayasa’yı değiştirdiler. Balyoz’u yaşattılar, kumpaslar kurdular. Şımarttıklarının darbesine maruz bıraktılar ülkeyi. Ellerini FETÖ sabunuyla yıkadılar, güya o günahtan kurtuldular. 17-25 Aralık, belgeli hırsızlıklarının üzerini örttüler. OHAL koşullarında, dünya kadar şaibe ile mühürsüz oylarla Anayasal sistemi değiştirdiler. Kendilerini vatansever, barış isteyenleri terörist ilan ettiler. İşlerine gelince müzakere ettiler, işlerine gelmeyince sivil siyaseti hedef gösterdiler. Gün geldi, akan kandan medet umdular, gün geldi kanı durduracağız diye siyasetten medet umdular.

Bu kumpasçılara karşı biz kazanacağız, bu meydan, Türkiye’nin demokratları kazanacak. Bir kişinin ve onun çevresinin varlığını sürdürmesi, servetini koruması için bir kara düzen kuruldu. Erdoğan kendi çıkarı için her şeyi yapacak durumdadır. Tam da bu nedenle millet, bu iktidardan desteğini çekmiştir. Millet, kendi dertleri ile dertlenen bir iktidar umuduna bel bağlamıştır. Millet, halkın, yoksulun, gençlerin, çocukların ve kadınların yanında olan, dezavantajlı kesimlere destek veren CHP’li belediyelerin yanında olmuştur. AKP, milletin kararına saygı duyması gerekirken en kötü yola tenezzül etmiştir. Millete umut vadedemeyen iktidar, milleti korkutarak ayakta kalmayı tercih etmiştir.

AKP, Cumhurbaşkanı adayımızı demir parmaklıklar ardına koymuştur. Buradan ilan ediyorum, bizim Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’dur. Geçirdiği iki kansere rağmen Murat Çalık, maalesef tahliye edilmemiştir. Muhittin Böcek, günde 14 ilaç içerek hapishanede yaşam mücadelesi vermektedir. Erdoğan, ‘Göreceksiniz 1 aya kalmaz, birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar’ demişti. Şimdi, buradan milyonların içinden, Türkiye’nin gözünün içine bakarak söylüyorum. Bu dava siyasidir, arkadaşlarımız masumdur, yapılan darbedir. Direneceğiz.

Ülkenin büyük bir bölümü bu davaların siyasi olduğunu biliyor. Büyük bir özgüvenle tekrarlıyoruz. Buyurunuz, 1 Ekim’de açılacak Meclis’te yasal düzenlemeyi yapalım. TRT’nin bir kanalını bu mahkemeye tahsis edelim. İftiralar da canlı yayında atılsın, cevaplar da canlı yayında verilsin. Partimizin belediye başkanlarını sürekli tehdit edenler, AKP ve MHP’li belediye başkanlarının belgeli yolsuzluklarına karşı hiçbir şey yapmıyorlar. Bize yönelik tehditlerine direnenler olduğu gibi, topuklarını yağlayıp kaçanlar da oldu. Hasan Mutlu’ya, ‘AKP’ye katılacaksın’ dediler. Mutlu, ‘Terzi Fikri gibi belediye başkanı olmaya geldim, haysiyetsizlik yapmam’ dedi, dün gelip Mutlu’yu aldılar. AKP’ye geçen haysiyetsizleri tarih yazacak. Erdoğan, kaybettiği belediyeleri almak için her türlü oyuna, hileye yol vermiştir. Erdoğan, GOP, Beykoz, Aydın, Türkiye seni istemiyor, düş yakamızdan.

“Hodri meydan”

Erdoğan’a sesleniyorum, kendine güveniyorsan 2 Kasım’da getir sandığı, millet versin kararı. Eğer cesaretin varsa, kaptı kaçtı siyasetçi değilsen siyasi yankesicilikten medet ummayacaksan Bayrampaşa’ya gel, Aydın’a gel, gel koyalım sandığı, millet versin kararını. Seni gidi siyasi yankesici seni. Milletin vermediğini hileyle almak, milletin vermediğini zorla almak darbecilerin işidir. Türkiye’ye demokrasiyi getiren parti sana meydan okuyor, hodri meydan.

AKP’nin tek umudu, Akın Gürlek’tir. AKP’nin adliye koridorlarında çalışan yargı kolları başkanı ve onun etrafındakiler marifetiyle Türkiye’de adaletin terazisi bozulmuştur. Bugün CHP’yi yutan, yarın diğer partileri yutacaktır, herkesi hedef alacaktır. Demokrasi gittiğinde onları durduracak hiçbir güç kalmayacaktır. Bu kara düzenin çarklarından olmayan ama AKP’den medet umanlara sesleniyorum. Diyelim ki sandık gitti, biz teslim olduk, bir daha senin hatırını sorar mı? Senin sesini kim dinleyecek, senin oyuna kim sahip çıkacak? Demokrasinin tarafında olunursa ülkeler büyür. Türkiye’nin kurtuluşu demokratik, güçlü parlamenter sistemdir.

İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde birini buldular. Kim o? 5 yıl boyunca eşi, İBB AK Parti’deyken avukatıyken AK Parti rozeti taşırken sınava girdiler. Karı koca hakim yapıldılar! Talimatı almış ve İstanbul İl Başkanlığı’na kayyım atadılar

Buradan Erdoğan ve İçişleri Bakanı müsveddesine sesleniyorum, CHP’nin baba evine kimse el uzatamaz. CHP kolay lokma değildir. Ne bir adım geri atarız, ne bir santim eğiliriz. Size teslim olmayacağız. Biz Türkiye ittifakıyız.”

Özel’den Erdoğan’a: Hırsızın Partisi Olmaz

Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Genel Merkezi’nde gerçekleştirdikleri görüşmenin ardından kameraların karşısına geçti. Ümit Özdağ, yaptığı açıklamada, “Demokrasinin ve hukuk devletinin idam sehpasına çıkartılmaya çalışıldığı bir süreçten geçiyor Türkiye ne yazık ki” dedi.

Özdağ, şunları söyledi: “CHP’nin düşman hukukuyla adeta parçalanmaya çalışıldığını, bölünmeye çalışıldığını görüyoruz. Erdoğan’a çağrımız; iktidarda kalmak için Türk halkının önüne bir gelecek vaat eden bir projeyle çıkmayı denesin. Muhalefeti hukuk dışı yöntemlerle engelleme çabalarıyla siyaset yapmanın hiç kimseye, özellikle de ülkemize hayrı yoktur.”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise konuşmasında, “Dün Bayrampaşa Belediye Başkanımız gözaltında… Belediye Başkanımızın eşi de yanında olduğu sırada geçen hafta ‘AK Parti’ye katılırsanız operasyonu’ engelleyebiliriz teklifi aldığını, ondan önce de toplam 3 kez AK Parti’ye davet edildiğini, daveti kabul etmediği noktada da gözaltına alındığını biliyoruz. Onunla birlikte kaç meclis üyesi gözaltına alınıyor? AK Parti-MHP toplamı 15, biz 20, 2 de bağımsız var. 8 belediye meclis üyemizi gözaltına aldılar” dedi.

“Manavgat’ta yolsuzluğun ortaya çıktığı anda gereğini yaptım. Dedim ki; hırsızın partisi olmaz” diyen Özel, “O baklava kutusunu önce altı oklarla servis ettiler. Baklavacı rüşvetçinin 1 ay önce gözaltın alınıp sonra mizansen yapmak üzere serbest bırakıldığını deşifre ettik. Bana diyor ki; ’32 saatlik görüntü vardı.’ Arkadaşlar, 32 saatlik görüntülerden, aslında gördüğümüz sahnenin orada başlamadığını, o kutunun oraya nasıl konulduğunu içeri giren polislerin bildiğini, baklavacının dışarıda polislerle temasını görüntülerden önce ispatladık” ifadelerini kullandı.

Özel, şunları kaydetti: “Sayın Erdoğan’a söylüyorum; hodri meydan! Ben, Manavgat iddianamesiyle birlikte görüntüleri yayınlayacağım. Şimdi yayınlarsam görüntülere göre iddianame yazacaksınız. Ama sen ‘Cuma günü yayınlayacağım’ dediğin Gezi olaylarından beri ‘Kabataş İskelesinin önünde başörtülü bacıma saldırdılar’ dediğin görüntüyü, o gün seninle izleyen herkes itiraf etti öyle bir görüntü olmadığını. ‘Haysiyetin varsa yayınla’ diyorsun. Benim haysiyetim var, iddianameyle birlikte yayınlayacağım görüntüleri. Senin haysiyetin varsa, Gezi’deki görüntüleri yayınla.”

Paylaşın

DEM Parti’den CHP’ye Ziyaret: “Ortak İrade Ve Kararlılık” Mesajı

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul’da bulunan CHP Genel Başkanlığı Çalışma Ofisi’nde (Eski il binası) görüştü.

Görüşmenin ardından Özgür Özel ile Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, basın mensuplarına açıklamalarda bulundular.

İlk söz alan Tuncer Bakırhan, “Bu sadece bir nezaket ziyareti değil. Hukuksuz, anti demokratik uygulamalara karşı aslında ortak bir irade göstermenin de ziyaretidir” ifadelerini kullandı.

“İktidar bu tür uygulamalardan vazgeçmelidir. Seçilmiş iradeyle, delegelerle uğraşmaktan vazgeçmelidir” diyen Bakırhan, “Seçme ve seçilme hakkına saygı gösterilmelidir. Olmazsa olmaz, en önemli koşullardan birisi budur. Bu ülke hepimizindir. Bu ülkeyi demokrasiye, düzlüğe çıkarma mücadelesine devam ettireceğiz” vurgusu yaptı.

Bakırhan’ın ardından söz alan Özgür Özel, “Büyük bir hukuksuzluğun, büyük bir saldırının karşısındayız. Suçumuz ne diye bakarsak, kaybetmeyi kabullenmiyoruz. Bu bina, kazanan bir binaya dönüştü. Bu bina, İstanbul’da Adalet ve Kalkınma Partisi karşısında en büyük zaferi kazandı. İstanbul’u kazananın Türkiye’yi kazanacağı gerçeğiyle birlikte bu bina hedef haline geldi” diye konuştu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözlerine yanıt veren Özel, “Bugün sayın Bahçeli’nin ifadeleri var; ‘Sokakları mı karıştıracaksınız!’ Erdoğan diyor ki ‘Kimsenin sokağı karıştırmasına izin vermeyiz.’ Bizim niyetimiz sokağı karıştırmak değil, haneye tecavüze mani olmak. Buradaki direnişin hukuktaki ve vicdandaki adı meşru müdafaadır” dedi.

Genel Başkanlık Çalışma Ofisi’ne dönüştürülen eski İstanbul İl Binası hakkında açıklama yapan Özel, şunları söyledi: “Binanın tapusu bizde, Genel Merkez’de. Burası Genel Merkez Çalışma Ofisi’dir, İl Başkanlığı iki katlı bir binanın boş ikinci katıdır. Elbette burayı kayyuma vermeyeceğiz. Bugün de çalışmamızı yaptık, yarın geldiğimizde de çalışmamızı yapacağız. Buna karşı İstanbul Valisi 3 gün sonunda Ankara’ya yazdı. İçişleri Bakanı’nın talimatıyla adres değişikliğini sisteme girmiyorlar. Girseler, burada Genel Merkez’in olmasını istemediği kimse olmaz.”

Ankara’da 3. Asliye Hukuk Mahkemesi kararını değerlendiren Özel, şunları söyledi: “Bugün Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi karar verdi. Bakın o mahkeme dört ay önce açıldı. İstanbul’daki bütün başvurular, gerçekten hukukçu olan mahkeme başkanları, görevsizlik verdiler İstanbul’da. ‘Bu davalar Ankara’da görülür’ dediler. Ankara’ya geldi, birleşti. İstanbul İl Kongresi iptal davası 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde, bütün yargılama süreçlerinden sonra, duruşma süreçlerinden sonra, bugün kesin karara bağlandı ve esastan reddedildi. Burada 15 gün önce açılmış.

Birinci kural; aynı konuda iki mahkeme varsa, ilk açılanda birleştirilir. Zaten İstanbul’da olması mümkün değil, Ankara’ya yollaması lazım. Hukuk yolu tüketildi ve mahkeme kesin karar verdi. Şimdi olması gereken; biz kararı 45. İstanbul Asliye’ye de gönderiyoruz, getiriyoruz, veriyoruz. Karar olduğu için tedbirin ortadan kalkmasıdır. Çünkü tedbir, karara kadar konulan bir tedbirdir. Orada bir mahkeme kararı var. Bunu yapıp görevini mi yapacak? Buna ayak sürüyüp de siciline bu kara lekeyi bu gencecik yaşında yine mi yazacak hakim? Onu öyle göreceğiz.

Göreceğiz bakalım ne yapacağını? Ama herkes biliyor, nasıl kararlar vermişti. Bütün ilçe kongrelerini durdur, il kongresini durdur. Delegeleri bilmem ne yap. YSK ne dedi? ‘Tam kanunsuzluk yaptığın işler’ dedi bu hakime, 45’e. ‘Hepsi devam edecek’ dedi. Dönecek dolaşacak, birkaç hafta içinde yeni ilçe başkanlarımız, bir ayı biraz geçen bir sürede yeni il başkanımız seçilecek. Zaten yapılan iş konusuz kalacak. Ama Ankara’da karara bağlandı.

Biz bu mahkemeye, bu verdiği tedbir kararına itiraz etsek, dakikasında istinaftan durdurulacak. İtiraz dilekçemizi o gün verdik, ertesi gün. O gün karara bağlaması lazım. Ne diyor arkadaş? ‘Eylülün sonunda 26’sında bir duruşmam var. O gün konuşuruz’ diyor. Yani düşünebiliyor musunuz? O güne kadar itirazı karara bağlamıyor. ‘Kararım bu’ de, arkasında dur. Dün verdiği kararı 26’sına kadar ‘Doğru mu yaptım?’ diye düşünerek, burayı kayyımda tutmaya çalışan bir anlayış.

45. Asliye Hukuk Mahkemesi kendisini, onu okutan hocalarının huzurunda ve gelecekte evlatlarının, torununun huzurunda mahcup edecek bir talimatı yerine getiriyor. Talimatı verenin kim olduğunu, niyetinin ne olduğunu biliyoruz. O yüzden biz bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da tüm hukuk süreçlerini, zaten Yüksek Seçim Kurulu kördüğümün nasıl çözüleceğini İstanbul’da da gösterdi, Türkiye’de de gösterdi. O süreçleri sonuna kadar takip edeceğiz.”

“Bizi majestelerinin muhalefet partisi yapamazlar”

“Dimdik ayaktayız, buradayız, bundan sonra bu süreçleri en büyük kararlılıkla, titizlikle takip etmeye devam edeceğiz” diyen Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bizi majestelerinin muhalefet partisi yapamazlar. Bizi süreçte kendileri için tehdit olan bir siyasi parti olmaktan çıkarıp iktidar umudu olmayan bir siyasi partiye dönüştüremezler. Partinin aldığı tarihsel tutarlılık içinde doğru kararlarla ortaya koyduğu iradeyi böyle yaparak sakatlayıp kendilerince CHP’yi süreçlerin dışına atmayı çalıştıklarının farkındayız. CHP olması gereken yerde duracak, konuşması gereken yerde konuşacak, mücadele etmesi gereken yerde mücadele edecek.”

Paylaşın

Anayasa Mahkemesi, CHP Kurultay Davasını Reddetti

Anayasa Mahkemesi (AYM), CHP’nin kurultay davasına bakan Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nin başvurusunu, “davada uygulanacak kural olmadığı” gerekçesiyle reddetti.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 38. Olağan Kurultayı’nda usulsüzlük iddiasıyla açılan ceza davasında mahkemeler arasındaki “görev” uyuşmazlığına ilişkin Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nin yaptığı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) ilgili hükmünün iptali talepli başvurunun ilk incelemesini yaptı.

CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı’nda “iştirak halinde hareket ederek, bazı delegelere menfaat karşılığında oy kullandırdıkları” iddiasıyla aralarında Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 12 isim hakkında asliye ceza mahkemesi ile ağır ceza mahkemesi arasındaki “görev” tartışması AYM’ye taşınmıştı.

Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi verdiği “görevsizlik” kararına karşı yapılan itirazların dayanağı olan CMK’nın ilgili maddesinde yer alan, “Adli yargı içerisindeki mahkemeler bakımından verilen görevsizlik kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir” hükmünün Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına vararak iptali için AYM’ye başvurmuştu.

Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi’nin başvuruyu reddetmesi durumunda duruşmanın 4 Kasım 2025 tarihinde saat 09.00’da görülmesine de karar vermişti.

Alınan bilgiye göre Yüksek Mahkeme, Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nin başvurusunu, “davada uygulanacak kural olmadığından” reddetti.

Paylaşın

Özgür Özel: Asla Teslim Olmayacağız

Taksim’deki Atatürk Anıtı’na çelenk bırakma töreninde konuşan CHP Lideri Özgür Özel “Biz haklıyız, biz kazanacağız, asla teslim olmayacağız” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, CHP’nin 102. yıldönümü nedeniyle İstanbul Taksim Cumhuriyet Anıtı’ndaki çelenk koyma törenine katıldı. Özel, törende yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:

“Bugün 9 Eylül Cumhuriyet Halk Partisi’nin, Cumhuriyet Halk Partililerin doğum günü. Bugün sabahın ilk saatlerinde Ankara’da kurucumuz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ziyaret ederek ardından İsmet Paşa’yı ziyaret ederek daha sonra diğer arkadaşlarımız, Ankara’da kalan arkadaşlarımız Devlet Mezarlıklarındaki önceki genel başkanlarımızı, partimize emeği olan büyüklerimizi ziyaret ederken ben buraya geldim ve İstanbul İl Başkanım Özgür Çelik’le birlikte.

Özgür Çelik’le birlikte Rahmetli genel başkanlarımız Altan Öymen’i ve Erdal İnönü’yü mezarları başında andık. Saygımızı sunduk ve buraya geldik. Araç şu köşeyi dönerken Taksim meydanını ve sizleri gördüğümdeki duygumu şöyle ifade etmek isterim.

Araç buraya döndü. Tüm Türkiye dün Adalet ve Kalkınma Partisi’nin yönlendirdiği talimatlı yargıyla Türkiye’nin kurucu partisine, onun İstanbul il başkanlığına karşı yapılan bir darbeyi ve bunu 5000 polisle birlikte gerçekleştirenleri gördü. Eğer yetkinizi AK Parti yargısından alırsanız 5000 polise ihtiyacınız var. Ama eğer yetkiyi milletten alıyorsanız işte Taksim’e gelirsiniz. Sizi 5000 tane partili karşılar.

Köşeyi dönüp de bu meydanı hınca hınç sizlerle dolu gördüğümde Özgür başkana meydanı işaret ettim. Bu partide en önemli görevi genel başkan yapmıyor. En önemli görevi dünkü durumu görüp bugün 50 kişiyle konulacak bu çelenk koyma, sunma törenini bunu vazife bilip günün ortasında, güneşin altında gelip de duran şu partili yapıyor en önemli görevi dedim. Şu partili yapıyor. Cumhuriyet Halk Partisini bölebilirler mi?

Cumhuriyet Halk Partisi birdir, bütündür, tek teminatı üyeleridir, sandıktır. Türkiye’yi sandıksız yönetmeye niyet edenler Türkiye’de Gazi’nin kurduğu tek adamı yollayıp Gazi’nin kurduğu cumhuriyette İsmet Paşa’nın kaybettiği seçimle Türkiye’ye armağan ettiği çok partili rejimi iktidarların seçimle gelip seçimle gitmesini seçim kaybedeceğini anlayınca hazmedemeyenler şimdiden Cumhuriyet Halk Partisi’nin İstanbul İl Başkanlığı üzerinden sandığı kaldırmaya yerine atanmışlar getirmeye çalışıyorlar.

Teslim, teslim olmayacağız. Neyine güveniyorsun? Sadece ve sadece size güveniyorum. Kurtuluş Savaşı’nı başlatmaya giderken bir tek adamın talimatıyla hakkında ölüm fermanı, idam cezası verilmiş ölüm fermanı boynunda Kurtuluş Savaşı’na çıkmış biri tarafından kuruldu. Tüm genel başkanları suikast girişimlerine uğradılar, linç girişimlerine uğradılar.

Gün oldu parti kapandı. Genel başkanlar, yöneticileri, il başkanları cezaevlerindeydi. Cezaevindeyken bile kalkıp 9 Eylül günü takım elbise giyip cezaevindeki Atatürk büstüne gidip de çiçek koymuş bir gelenek asla ve asla parçalanamaz, ele geçirilemez. Ben milletim, milli iradeyim diyen herkese sesleniyorum.

Ben partimi elbette üyelerime ama siz vicdanlı demokratlara bu sandığın kıymetini bilenlere ben kimi seçersem o yönetir diyen vicdanlı insanların, ahlaklı insanların engin yüreklerine emanet ediyorum. Bugün Silivri’de Kalkan partinin kuruluş günü için giyilen bulundukları hücrelerde bizimle birlikte İstiklal Marşı söyleyen İstanbul il başkanımızın bugünkü çağrısına kendim Silivri zindanındayım ama yüreğim, gönlüm, ruhum Taksim’de sizlerdedir diyen Ekrem başkanı ve arkadaşlarını selamlıyoruz. Selam olsun!

Şahsıma yapılan haksızlıkları affettim, barıştım. Ancak bu partinin her kademesinde görev yapmış kim olursa olsun bu birlikteliğimize, Türkiye’de birinci parti oluşumuza gölge düşürmeye çalışan, Saray’a alet olup bu partiye zarar vermek isteyeni, bir karından doğduğum kardeşim olsa affetmem, affetmeyeceğim. Partiliyim diyen herkes seçilmişlere saygı duymalı. Biz haklıyız, biz kazanacağız, asla teslim olmayacağız. Demokrasi kazanacak. Doğum günümüz kutlu olsun!”

“Hayatı durduracak eylemler yapabiliriz”

Özgür Özel, Financial Times’a (FT) verdiği röportajda Türkiye’deki siyasi duruma ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Özel, Erdoğan’ın “tek parti sistemine” yönelme gayretinde olduğunu ve bu yolda en büyük engelin CHP olduğunu belirtti.

Özel, Türkiye’de otoriter yönetim anlayışının güçlendiğini vurgulayarak, “Hükümet, gelecekte iktidara gelebilecek bir yapıyı engellemeye çalışıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisi, son seçimde birinci çıkmış, tüm anketlerde önde olan CHP’ye açık bir müdahale söz konusu. Bu, bir darbe girişimidir,” dedi.

Hükümetin baskı politikalarının artması durumunda, “sokaklara taşacak büyük çaplı ve barışçıl protesto planları” olduğunu açıklayan Özel, “Türkiye’de yaşamı durma noktasına getirecek, barışçıl ama etkili sivil itaatsizlik eylemleri yapabiliriz. Milyonlar değil, on milyonlarca kişiyi bir araya getirme gücümüz var,” ifadelerini kullandı.

Seçimlere ve referandumlara yönelik olası itirazlara da değinen Özel, “Alt mahkemelerin bu tür konularda karar verme yetkisi yok. Bu alan yüksek yargının yetkisindedir. Dolayısıyla CHP olarak bu kararları tanımayacağız,” diyerek, olası yargı süreçlerine kapı araladı. Ayrıca, geçmiş seçimler ve 2017 anayasa referandumunun hukuki olarak yeniden değerlendirilebileceğini belirtti. Özel, “Erdoğan kirli bir oyun oynuyorsa, biz de o oyunu oynayabiliriz. Onun yöntemiyle değil ama ona benzer bir kurnazlıkla karşılık verebiliriz,” sözleriyle CHP’nin olası siyasi stratejilerine dikkat çekti.

Yargıya ilişkin değerlendirmelerinde ise Özel, Türkiye’deki yargı bağımsızlığının baskı ortamı nedeniyle zedelendiğini ancak CHP’nin hukukun üstünlüğüne bağlı kalacağını, Erdoğan hukuksuz davranabilirken kendilerinin hukuk içinde kalacağını vurguladı.

Özel, Erdoğan’ın seçim kazanma gücünü kaybettiğini ve bu nedenle muhalefeti etkisizleştirme çabası içinde olduğunu savunarak, “Erdoğan, artık seçimleri kazanamayacağını biliyor. Rusya’daki gibi zayıf ve işlevsiz muhalefet partileri istiyor. Ancak CHP buna boyun eğmeyecek,” şeklinde konuştu.

“CHP’yi Kayyuma Bırakmayız”

CHP Lideri Özgür Özel, Cumhuriyet’in gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Özel, DEM Parti’nin, “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Abdullah Öcalan’ı dinlesin” önerisi hakkında şunları söyledi: “Komisyon bunu oturur, tartışır. Karar alma mekanizmaları belli. CHP olarak, komisyonun somut gündem önerilerinde konu komisyon üyesi arkadaşların karar verme sınırlarını aşarsa bunu bize getirmeleri lazım.

Bize henüz böyle bir şey gelmedi. Komisyon adına kimler gidecek, ne olacak, ne amaçla gidilecek bunları bilmiyoruz. Ama bu zamana kadar bana ‘İmralı’ya gidecek misiniz?’ diye de sordular. Bizim gündemimizde öyle bir şey yok. Komisyonun gündemine bu geldiğinde arkadaşlar neyin ne amaçla geldiğini getirdiklerinde oturacağız, konuşacağız, tartışacağız, bakacağız.”

Özel, “Komisyonda iktidar ortakları arasında bir kırılganlık hissediyor musunuz?” sorusuna ise şu yanıtı verdi: “Samimi cevabım, hissediyorum. Ama Devlet Bahçeli bunu söylediğimizde kendisine hakaret olarak kabul edip, bize hakaret etmeye başlıyor. O yüzden hissetmiyorum. Çok iyi geçindiklerini hissediyorum. Birlikte geçinsinler. Hiçbir çatlak hissetmiyorum. Devlet Bey de bize hakaret etmesin.

Ama şunu görmek lazım. Başlarken başta bazı temel noktalar söylemişlerdi. Mesela hiçbir pazarlık olmayacaktı. Kayıtsız şartsız silah bırakılacaktı. Bir çağrı olacak, Avrupa, Türkiye, Suriye, İran’ı, Irak’ı etkileyecekti. Sanki YPG de silah bırakacaktı. Bunun doğru olmadığını hepimiz biliyorduk da söyleyene hakaret ediyorlardı. Şimdi Suriye’de yaşananlara, restleşmelere; ABD’nin SDG konusundaki yaklaşımına bakınca komisyonda zamana yayma meselesi var.”

“Komisyonda bir şey olsun suçu CHP’ye yıkalım. Ya da bir şey yapalım, CHP komisyondan ayrılsın. Komisyonu CHP bozmuş olsun, şu sorunlu gündemden kurtulalım” diyorlar. Masayı devirmemizi bekliyorlar. Ama onlara böyle bir konfor alanı bırakacak değilim” diyen Özel şu ifadeleri kullandı:

“Ülkeye bir sürü şey taahhüt ettiler. Şimdi başka bir tablo var. Burada sorunu çözmek için demokratikleşme adımları atmaya ayak sürüyorlar. Sonra ‘CHP kalksın’ diyorlar. Ama ben 18 Mart günü gelseler de ‘Komisyon kuralım’ derdim, son operasyon dalgaları ve partimize kayyum meselelerinden sonra da derdim. Bizi zulmederek ne ıslah edebilirler ne de kızdırıp olduğumuzdan başka bir yere çekebilirler. Masadan kalkıp kalkmama meselesini ilk başta belirlediğimiz kriterlere endeksli söylüyoruz.

O masada anayasa konuşmayız. Şehit ailelerinin yüzüne bakamadığımız bir iş yapmayız. Ama demokratikleşme yoluyla Kürt sorununun çözülmesi için her şeyi yaparız. Elimizi taşın altına koyarız. Arkadaşlarımız bu hafta da ilerleyen haftalarda da hasta tutukluları, kayyum meselesini gündeme getirecek. Komisyondan kalkmak yerine komisyonu Türkiye’yi demokratikleştirme adına birkaç güven artırıcı adım atmaya davet edeceğiz. İlk adım hasta tutuklu ve yükümlüler. Ardından da kayyum düzenlemesinin üzerine komisyon konuşsun. Herkesin samimiyetini görelim.”

Özel 15 Eylül’de görülecek Kurultay davası için ise şu değerlendirmeyi yaptı: “Partimizin hukukçularıyla bütün ihtimalleri çalıştık. Aylardır çalışıyoruz. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararını hukuki bulmamak ayrı bir şey buna karşı tedbir almamak başka bir şey. Meydanı onlara bırakacak halimiz yok. Meselenin kritik bir yere gittiğini fark ettiğimizde delegelerimiz olağanüstü kongre imzası verdi. Bir buçuk gün içinde delegelerimiz bine yakın imza verdi. Bir kayyum ya da butlan kararı sonrasına İstanbul kongrelerinin olmadığı; Parti Meclisi ve genel başkanın da çağrıcısı olmadığı, delegelerin çağırdığı bir olağanüstü kurultayı teknik ve hukuken planladık. Onu uyguladık. O kurultayı kimse durduramıyor. Çünkü bu yönetime rağmen kurultay yapılıyor demektir. Ben zaten 6 Nisan’da olağanüstü kurultayı çağırmıştım.

Ama diyorlar ya ‘Genel başkan son kongrede seçildiği için, o karar etkili olmaz’ diye… Şimdi İstanbul delegeleri ve genel merkez hariç olağanüstü kurultay topluyor. Burada en memnun olduğum konu, parti tarihinin en büyük saldırılarından biriyle karşı karşıya ve saldıranlar partiyi yıldırmayı düşünürken öyle bir birliktelik var ki… Delegeler notere gitti, iki bin lirayı bulan bir masrafı var, imzaları verdiler. Bir buçuk günde başvuruda bulunduk.

Tüylerim diken diken oldu, gırtlağım düğümlendi. Delege o kadar farkında ki meselenin, motivasyon en üst noktada. Tarihte bu görülmemiş. İstanbul il kongresini de olağanüstü topluyoruz. 540 imza toplandı. Özgür Çelik, 300 küsür oyla seçilmişti. Yani kendisine oy vermeyenler, destek için imza verdi. Bu CHP’yi bölmeye çalışanların yaptıklarının delegede, üyede, kamuoyunda çok geri teptiğinin en önemli göstergesi.

Öyle bir noktadayız ki 15,5 milyon insanın adayı Ekrem İmamoğlu, Silivri’de. Ben milletin adayının üzerine Silivri’de beton dökülmesine izin verir miyim? Oturduğumuz koltuk, Atatürk’ün koltuğu. Onun koltuğuna kayyum dadanmış. İstanbul’a kayyum dadanmış. Biz oraları bırakamayız. Orduyu, polisi harekete geçirirler. Bizi buradan döve döve atarlar. O ayrı bir şey. Biz bu olmadan bu koltukları bırakmayız. Hukuk içinde her şeyi yapıyoruz. Onlar hukukun dışında neyi göze alıyorlarsa fazlasını göze alıyorum. Bu sokakları terörize etmek anlamında değil. Onlar neyi göze alırsa, fazlasını göze alırız. Çünkü bir kelime az konuşursak milleti sustururlar. O yüzden bize yakışmaz. Her şeyi göze aldık. 100 yıl önce verilen mücadele bundan kolay bir mücadele değildi.”

“Erdoğan’ın dolduramadığı meydanları dolduruyoruz”

CHP Genel Başkanı partisinin düzenlediği mitingler için ise şunları söyledi: “İnsanlar mücadelenin bir parçası olmak istiyor, bunu da kendi şehirlerinde göstermek istiyorlar. Şartlar ne zamana kadar gerektirirse o zamana kadar miting yapacağımızı söyledik. Gittiğimiz her şehirde rekor kırıyoruz. Erdoğan’ın dolduramadığı, artık kaçtığı meydanları dolduruyoruz. Konya’da miting yapmaya kaçındığı meydanı doldurduk.

Yozgat’ta dolduramadığı meydanı doldurduk. Bayburt’ta 800 küsür oy aldık ama 20 bin kişiyle miting yaptık. Bu açıdan kıymetli. Giderek güçleniyoruz ve oraya moral oluyoruz. Sadece miting de yapmıyoruz. Gittiğimiz yerde ölçümler yapıyoruz. Seçmen analizi ve miting sonrası anketler yapıyoruz. Mesela AKP, Sinop’ta 42,7 oy almış. Bu pazar seçim olsa 36,7’ye inmiş. CHP yüzde 25 oy almış. Bu pazar seçim olsa 42,5’e çıkmış.”

Paylaşın

Özel’den Dikkat Çeken Mesajlar: Sandığı Ortadan Kaldırmaya…

Partisinin program çalıştayında konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Karşımızdakilerin demokrasiyi araç olarak gördükleri demokrasiyi artık bir kenara bırakıp hatta ve hatta buraya gelmelerini sağlayan sandığı ortadan kaldırmaya niyetlendikleri bir sürecin içindeyiz” dedi.

Konuşmasında mücadele vurgusu yapan Özgür Özel, “Ne bir adım geri atacağız, ne bir kelime eksik söyleyeceğiz ne bir santim eğileceğiz” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin genel merkezinde düzenlenecek CHP Program Çalıştayı’nın açılışında açıklamalarda bulundu. Özel’in açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Bugünkü toplantıya ve bu toplantıya gelene kadar… Ki bir yıllık meseleye bizim tarafımızda Selin Sayek Böke hocamızla birlikte değerli hocamız Armağan Erdoğan’ın, Parti Meclis Üyemiz Emine Uçak’ın, hem milletvekillerimiz, hem partimizin değerli yöneticileri Sayın Yunus Emre ve Yüksel Taşkın’ın emeklerini anmadan geçmek istemem. Çok büyük emek verdiler. Gayret sarf ettiler. Sizlerin böylesi bir atmosferde böylesine yoğun bir katılım göstermeniz, bugünkü programa 600’den fazla geçmişte de programımıza emek vermiş olan akademisyenin, uzmanın katkı sağlamak üzere burada bizlerle birlikte olmanız gerçekten hepimiz için onur verici olmasının yanında Türkiye’nin umduğumuz aydınlık geleceği için de umut verici. Bu yüzden katılımlarınız ve bugüne kadarki destekleriniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum ve hoş geldiniz diyorum.

Cumhuriyet’in kurucu partisi, kendi vizyonunu en katılımcı anlayışla ve bilimin yol göstericiliğiyle şekillendiriyor ve hayata geçiriyor. Partimiz, dünyanın önde gelen program partilerinden biridir. 106 yıllık partimizin tarihinde, programlarımızda ortaya konulan vizyon Türkiye’yi dönüştüren eylemlere taşınmıştır her zaman. Sizlerle birlikte yazmakta olduğumuz ve artık redaksiyon evresine devretmeyi umduğumuz bu haftanın sonunda, programımızın Cumhuriyet’in 2025 dünyasına uygun, 2025 Türkiye’sinin sorunlarına doğru çözümler üreten ve partimize, ülkemize yeni bir soluk, yeni bir vizyon kazandırmasını arzuluyoruz.

Bu vizyonu sizlerle birlikte hazırlıyoruz. Yine sizlerle birlikte uygulamayı ümit ediyoruz. Pek çok konuşmamda yer verdim, veriyorum. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak siyaset kalesinin başarı kapısını 47 yıldır bir türlü aşamıyorduk. Elbette yerel seçimlerde kayda değer başarılarımız, zaman zaman elde ettiğimiz başarılar var. Ama kurulduğu gün Türkiye’nin birinci partisi olan, ne zaman Türkiye’nin birinci partisi olduysa; seçimleri kazandıysa iktidarda ve yürütmede yer aldıysa Türkiye’nin çok önemli sorunlarına tarihsel çözümler üreten ve Türkiye Cumhuriyeti’ne tarihsel kazanımlar elde etmiş olan; daha ilk başta Cumhuriyet’i kuran ve ardından yokluğu, kıtlığı, hastalıkları aşan, Atatürk’ün deyimiyle ‘10 yılda 15 milyon genç’ yaratan, sonra da kaybettiği seçimde Türkiye’ye çok partili demokrasiyi ve iktidarın seçimle el değiştirebilmesini hediye eden; kaybettiği seçimde bile…

Tekrar iktidar olduğunda bu sefer sosyal devleti; işçileri, örgütlenme hakkını, işçilerin güvencelerini ve sendikalı mücadeleyi Türkiye’ye kazandırmış olan, toprak reformunu tartıştıran, her türlü eşitsizliğin üzerine soldan bir bakışla, eşitlikçi ve kalkınmacı bir bakışla çözümler üreten bir partinin çok uzun süre iktidardan mahrum kaldığı bir süreçte bir kez daha demokrasiyi kurma, bir kez daha hep birlikte Türkiye’yi ayağa kaldırma, kalkındırma, kötü bölüşüme net bir müdahalede bulunma, yoksulluğu bitirme, daha çok kazanma ama adil bölüşmeye yönelik olarak; aynı zamanda demokrasiye yönelik olarak, aynı zamanda barışa yönelik olarak, Türkiye’nin başta Kürt sorunu olmak üzere toplumsal barışına olumsuz etki eden her meselenin çözümüne demokratik çözüm önererek ve cesaretle üstüne giderek, özellikle son dönemde çok büyük sıkıntılar çekilen toplumsal cinsiyet eşitliği noktasında etkili, net, tarihsel, kalıcı bir müdahalede bulunmak üzere bir kez daha Cumhuriyet Halk Partisi iktidara hazırlanıyor. Bir kez daha Türkiye Cumhuriyeti, Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu tarihsel katkısını bekliyor ve o konuda aslında önemli bir sürecin içindeyiz.

‘İşimize geldi, bindik. İşimize gelmediği gün ineriz’ dedikleri demokrasi tramvayından 31 Mart seçimlerinde kaybettikleri bir seçimden sonra inmeye karar verenlerin yaşattığı bir gerçeklikle karşı karşıyayız. Yani içinde bulunduklarımız; ana muhalefet partisinin iki yıl önce yapılmış seçiminde seçilmiş ve yenisinin seçilmesine 15 gün kalmış İstanbul İl Başkanlığı’na kayyım atanacak kadar 2025 yılında ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel merkezine kayyum atamayı ya da yapılmış seçimleri yok saymayı hedefleyecek kadarki geri dönmüşlük, aslında vaat ettiğimiz değişimin ne kadar büyük, ne kadar yapısal ve ne kadar kalıcı olduğunu ve o yüzden de ne kadar birilerini korkuttuğunu gösteriyor.

Karşımızdakilerin araç olarak gördükleri demokrasiyi, artık bir kenara bırakıp, hatta ve hatta buraya gelmelerini sağlayan sandığı ortadan kaldırmaya niyetlendikleri bir sürecin içindeyiz. O yüzden bize bu mücadelede cesaret düşüyor, kararlılık düşüyor. Ama her mücadelenin bir fiziki tarafı, birimiz, birilerimiz ne kadar daha süreceği bilinmeyen haksız mahkumiyetle ve lüzumsuz, kötü niyetle uygulanan bir tutuklama tedbiriyle zindanlarda bedel ödüyorlar. Kimilerimiz meydanlardayız, otobüslerin üstündeyiz. Tarihte görülmemiş mitinglerle, meydanların bize kattığı enerjiyle birlikte bir mücadeledeyiz. Ama işin, bu büyük değişim ve dönüşümün bir de bu safhası var. Bu safhasını yapmak için de sizlerle birlikteyiz.

Tabloya bakıldığında durum kötü, durum karanlık. Hatta şöyle bir durum var. Geçen gün İstanbul İl Başkanlığına girerken durum artık iyice karikatürize oldu. Girdiğim binanın binası mahkemelik, elimizden almaya çalışıyorlar. Girdiğimiz binayı kimin yöneteceğine karar verilen iki yıl önceki İstanbul il kongresi mahkemelik. İstanbul İl Başkanımız verdiği demokratik mücadeleden dolayı 22 yıl hapisle yargılanıyor, mahkemelik. Bizim burada olduğu gibi orada da bir parti kedimiz vardı, adı Şanslı. Binaya girerken ‘Şanslı nerede dedim?’ o da olmuş veterinerlik. Bu şartlar altında halen daha umudumuzun şu kadar gerilemediğini, direncimizin şu kadar azalmadığını ve mücadele azmimizin ilk günkünden geride olmadığını hepinizin bilmesini isterim.

Ne bekliyorduk ki? Ne bekliyorduk? Tayyip Erdoğan eline beyaz zambaklar yaptırıp devir teslim için bizi mi bekleyecekti? Elbette böyle olacak. Bu kadar suça bulaşmış, bu kadar kirlenmiş, geçmişte bugün bizlere yapıştırmaya çalıştıkları, haksız şekilde yüzyılın yolsuzluğunu kendi kendilerine ortaya çıkarmışlar, bütün kanıtlar ortaya dökülmüş. Kanıtlar toplanırken deliller usulüne uygun toplanmadı diye kovuşturmaya geçirmemiş. Önce inkar edilmiş, hani şimdi arayıp arayıp bulamadıkları, ‘Mutlaka bir kasa olacak, içinden para çıkacak’ dedikleri yerde bizden mühür çıkıyor, korumanın kurşunu çıkıyor. Ama ayakkabı kutularından, kasalardan balya balya paralar çıkmış. ‘Önce onlar koydu yatak odama bunları’ demişler, sonra faiziyle geri istemişler.

“Güle oynaya bir iktidar devir teslimi yapmayacakları belliydi”

Öyle bir sürecin içinden geçenleri, ‘Aramızda kardeşlik hukuku var’ diyenlerin birbirinin boğazını sıktığı, birbirine darbe yaptığı, birlikte kurulan partideki 33 kurucudan 31’inin partide olmadığı ve sadece ve sadece artık biat edenlerin, övenlerin, ‘Yok bunu da iyi yaptınız’ diyenlerin parti yönetiminde ve ülke yönetiminde olduğu, liyakatsiz sadece sadakate dayanan, birbirlerine sadakate dayanan, güçlü bağlarla birbirine bağlı olduğu… Çünkü en güçlü bağ suç ortaklığı bağıdır. Suç ortaklığı bağıyla birbirine bağlı olanların, varıp da normal yollardan güle oynaya bir iktidar devir teslimi yapmayacakları belliydi.

O yüzden yatanımız yatacak, bedel ödeyenimiz bedel ödeyecek. Bu mücadele sırasında çok yorulacağız. Başımıza belki çok kötü şeyler gelecek. Ama hepimiz şunu biliyoruz ki; şartlar 100 yıl öncesinden ağır değil. Yani Akın Gürlek’in iftiralarıyla, yalancı tanıklarıyla, işbirlikçileriyle saldırıyorlar da; birinci Cumhurbaşkanının boynuna idam fermanını asarak Samsun’a geçtiğini, Havza’ya gittiğini, Amasya’da genelge yayınladığını, Erzurum’da kongre yaptığını, Sivas‘ta kongre yaptığını, daha sonra gelip de Ankara’da Meclis açtığını unutmamak lazım. Boynunda idam fermanına rağmen kurtuluşu örgütlemiş, kuruluşu başarmış, bu ülkeye bu Cumhuriyeti kazandırmışların partisinde ne moral bozukluğu olur, ne saldırılardan yılma olur, ne bir adım geriye atma olur. Hep söylediğimiz söyleyerek bitiririm. Ne bir adım geri atacağız, ne bir kelime eksik söyleyeceğiz ne bir santim eğileceğiz.

Çünkü biz biliyoruz ki; eğer biz bir kelime eksik söylersek bu milleti susturacaklar. Bu milleti konuşmaya, yüksek sesle tartışmaya biz alıştırdık, biz başardık bunu. Eğer bir adım geriye atarsak, bizi 100 yıl geriye götürecekler. O 100 yıl geriki karanlıktan bugünlere biz getirdik. Ve bir santim eğilirsek biz, onlar bu millete diz çöktürecekler. Bu millete diz çökmeyen bir millet olduğu için Cumhuriyeti kazandırmış olan ve asla ve asla diz çökmemiş olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu partinin Genel Başkanı olarak hepinize emeğiniz için, cesaretiniz için, katkılarınız için ve geçmişte yazdığımız tarihi şimdi hep birlikte geleceğimizi yazmak üzere bize katıldığınız için hepinize şükranlarımı sunuyorum.”

Paylaşın

CHP’nin İstanbul İl Kongre Seçimi İptal Edildi; Yönetim Görevden Alındı

CHP’nin 8 Ekim 2023 tarihinde gerçekleştirilen İstanbul İl Kongresi iptal edildi. CHP İstanbul İl Başkanlığı’na geçici olarak Gürsel Tekin, Zeki Şen, Hasan Babacan, Müjdat Gürbüz, Erkan Narsap heyeti görevlendirildi.

Haber Merkezi / CHP İstanbul İl Kongresi seçimlerine “hile karıştırıldığı” ve Seçim Kanunu’na “muhalefet edildiği” iddialarına ilişkin soruşturma başlatılmıştı. Haliç Kongre Merkezinde yapılan seçimleri Özgür Çelik 342 oyla kazanmıştı. Rakibi Cemal Canpolat ise 310 oy almıştı.

İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 8 Ekim 2023 tarihinde gerçekleştirilen İstanbul İl Kongresi’ni iptal etti.

Ara kararda şu ifadelere yer verildi:

“Cumhuriyet Halk Partisi 38. Olağan İstanbul İl Kongresi delegelerinin tedbiren görevden alınmaları talebinin reddine, 08/10/2023 tarihinde yapılan Cumhuriyet Halk Partisi 38. Olağan İstanbul İl Kongresinde alınan tüm kararların hükümlerinin tedbiren durdurulması talebinin REDDİNE, İhtiyati Tedbir Ara Kararının taraflara ve geçici kurul olarak atananlara tebliğine, İhtiyati Tedbir Ara Kararının gereği için İstanbul İl Seçim Kuruluna, Sarıyer 1. İlçe Seçim Kuruluna ve İstanbul Valiliğine gönderilmesine,

Sarıyer 1. İlçe Seçim Kurulu Başkanlığının 11/10/2023 tarihli mazbata kararının ve ek listelerin mahkeme kararının eki sayılmasına, dair kararın kabul edilen kısımlarına yönelik HMK 394. Maddesi uyarınca mahkememize itiraz yolu açık, kararın reddedilen kısımlarına yönelik olarak HMK 391. Maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi.”

CHP İstanbul İl Başkanlığı’na Gürsel Tekin, Zeki Şen, Hasan Babacan, Müjdat Gürbüz ve Erkan Narsap’tan oluşan bir heyet atandı.

CHP İstanbul İl Başkanlığı görevinden alınan Özgür Çelik, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajında, “Cumhuriyet Halk Partisi halktır, halkın evidir, baba ocağıdır. Teslim alınamaz” ifadelerini kullandı.

CHP’nin İstanbul İl Kongresi, 8 Ekim 2023 tarihinde Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenmişti. Kongrede o dönem CHP Bahçelievler İlçe Başkanı Özgür Çelik, 342 oy alarak İstanbul İl Başkanı seçilmişti. Bir diğer aday Cemal Canpolat ise 310 oy almıştı.

Çelik kongrede, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun desteklediği aday olarak öne çıkmıştı. Canpolat ise o dönemki genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın olarak biliniyordu.

Kongreyle ilgili soruşturma haberi Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın da CHP’nin 4-5 Kasım 2023’te yapılan 38’inci Olağan Kurultayı’nda ‘kurultay günü para karşılığı oy kullandırıldığı’ iddialarına ilişkin soruşturma başlatmasının hemen ardından gelmişti.

Bu kurultayda Özgür Özel, CHP’nin yeni genel başkanı olarak seçilmişti. Kurultayla ilgili dava 15 Eylül’de Ankara 42’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek. İl kongresinin iptali kararı, kurultayla ilgili davadan günler önce geldi.

Paylaşın

Özgür Özel: AK Parti’nin Kara Düzenini Yıkacağız

Beyoğlu’nda düzenlenen “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinginde konuşan CHP Lideri Özgür Özel, Özel, “Hep beraber AK Parti’nin bu kara düzenini yıkacağız, bu iktidarı değiştireceğiz” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerine devam ediyor. Mitingin bu haftaki adresi yakın zamanda başkanı İnan Güney’in tutuklandığı Beyoğlu oldu. CHP Lideri Özgür Özel, mitingde bir konuşma yaptı.

Özel’in konuşmasından bölümler şöyle: “161 gece önceydi, Ekrem Başkan’ın 31 yıl önce aldığı diplomasını sırf Cumhurbaşkanı adayı olamasın diye iptal ettiklerinin ertesi günü. İstanbul’un seçtiği; bir kere de değil, üç kez üst üste seçtiği, karşısına Başbakan koydular, onu seçti. Karşısına Meclis Başkanı koydular, onu değil Ekrem Başkan’ı seçti. Karşısına ‘Belediyeciliği en iyi bu biliyor’ diye Şehircilik Bakanı’nı koydular, onu değil Ekrem Başkan’ı seçti. Üç kez üst üste seçtiği belediye başkanının sabahın 06.00’sında yüzlerce polisle evine gelip onu gözaltına alıp, İstanbul’un iradesine ipotek koymaya çalıştıkları gün bunu bir darbe girişimi olarak nitelendirdik.

Dedik ki ‘Bu darbeye direneceğiz.’ ‘Nerede direneceksiniz?’ ‘Darbenin hedefi neresi? Saraçhane, İstanbul’un kalbi. O sembolik mekana sahip çıkacağız. Buraya seçtiği geri dönene kadar, o gelene kadar yine seçilmiş birisi vekalet edene kadar. Yani kayyımı reddederek, kayyıma direnerek bu meydanda direneceğiz’ dedik. Biz Saraçhane’ye çağrı yaptık, onlar yasak getirdiler. ‘Beş gün boyunca toplanmak yasak’ dediler, sonra 10’a çıkardılar. Biz dedik ki ‘Ne olacaksa Saraçhane’de olacak. Bugün olacak, bu gece olacak ve göreceksiniz İstanbul seçtiğine sahip çıkacak.’ İçişleri Bakanlığı talimat verdi. İstanbul Valiliği yazılar yazdı. Otobüsleri engellediler. Metroları kapattılar, vapurları bağladılar. Köprüleri havaya kaldırdılar. Ama o ilk gece 110 bin kişi, sonra 155 bin kişi, sonra 550 bin kişi, en nihayetinde 23 Mart akşamı 1 milyon 200 bin kişi yasak tanımadı, Saraçhane’yi doldurdu. İşte o ilk geceye dönüp baktığımızda, Vatan Emniyet’in önünde bariyerleri yıkıp aşanları… Değerli arkadaşlar, İnan Başkan’ın, değerli eşinin, evlatlarının fotoğrafına tahammül edemeyenler görsün. İnan Güney suçsuzdur, İnan Güney onurumuzdur. Ona sonuna kadar sahip çıkıyoruz.

Şu resme tahammül edemeyenlere, buraya polis yollayıp o resmi oradan kaldırtanlara Beyoğlu, en güzel cevabı veriyor ve diyor ki ‘İnan Güney onurumuzdur.’ Nasıl Saraçhane’de toplanmayalım, direnmeyelim, mücadele etmeyelim, teslim olalım diye vapurları bağladılarsa; trenleri, metroları durdurdularsa bugün de Beyoğlu’nda İnan Güney’e, Ekrem İmamoğlu’na sahip çıkmamızdan, yeri göğü inletmemizden korkanlar yine metroları kapatmışlar, otobüsleri durdurmuşlar. İşte bu meydan; altıncı dairenin önünden ta aşağıya kadar inen, uzanan on binler, yüz binler şunu gösteriyor ki biz haklıyız, biz güçlüyüz, biz masumuz. Bu yüzden ahlaki üstünlük bizdedir, psikolojik üstünlük bizdedir, çoğunluk enerjisi bizdedir. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum. Bak buradan sesimin gidemediği yerde, ta en uzakta buraya bakan, burayı belki de duymayan ama orada bulunmanın bir sorumluluk olduğunu bilenler var ya işte onun inancına yenileceksin. İnan Güney’in evlatlarının masumiyetine yenileceksin. İçeride boşu boşuna tutulan arkadaşlarımızın eşlerinin, annelerinin, evlatlarının gözyaşlarında boğulacaksın.

Bu gece her biriniz tarihe tanıklık değil, eşlik ediyorsunuz. Bu gece bu süreçte 50’nci buluşma. Bir miting yapmak meseledir. Birden çok mitingi yapmak büyük meseledir. Ama aynı gün, aynı yerde, yedi gün üst üste, aynı meydanda, aynı otobüsten, aynı mikrofondan seslenmek, karşısında yüz binleri, milyonları bulmak, oradan Anadolu’ya geçmek, Maltepe’de 2,2 milyona konuşmak, oradan sonra her hafta sonu bir şehirde, her çarşamba bir ilçede olmak… Bu bir siyasetçinin, bir genel başkanın başarabileceği bir iş değildir. Bu ancak sizin gibi yiğit insanların, cesaret verdiğinde birimizin yapacağı bir iştir. O birimiz, gücü kendinden değil meydanlardan alıyor, haklılıktan alıyor, sizlerden alıyor.

Değerli arkadaşlar bugün 50’nci buluşma; miting değil, 50’nci eylem. Burada bulunan herkes bugüne kadar 49 eylemde topladığımız, bir arada olduğumuz 10 milyon yüreğin üstüne buraya geldiniz. Bugüne kadar 10 milyon kişi Ekrem Başkan’a sahip çıktı, arkadaşlarımıza sahip çıktı. Bundan sonra da sahip çıkmaya devam edeceğiz. Bana soruyorlar, ‘Eylemler ne zaman bitecek?’ Adı üstünde eylemdir, ne zaman sonuç alırsak o gün bitecek. Buradan Erdoğan’a, onun yargıdaki aparatlarına sesleniyorum. Bizi yıldıramazsınız. 9 dalga yaptınız, 99 dalga da yapsanız buradayız. Ayaktayız, eylemdeyiz.

Biraz önce Sevgili İnan’ın ve üç güzel kızı ile değerli eşinin fotoğrafının asıldığı bina Beyoğlu Belediyesi’dir. Beyoğlu Belediyesi, modern şehirciliğin Türkiye’de atılan ilk adımıdır. Bölgelere, dairelere ayrılmış İstanbul’daki 14 belediyeden, 1957 yılında İstanbul’a açılan 14 belediyeden birincisidir. Ama o günün ruhu gereğince, Avrupa’ya bakan, dünyaya bakan ve Paris’in en prestijli bölgesinin, belediyesinin adının Altıncı Daire olduğunu görenler bir Fransız, bir Avrupalı Türkiye’ye geldiğinde ‘Altıncı Daire neresi?’ diye sorarsa, Türkiye’nin gözbebeğinin Beyoğlu olduğunu bilsinler diye Beyoğlu’nun adı Altıncı Daire’dir. Bu ilçede yapılan seçimler hep tarihi sonuçlar doğurmuştur.

Örneğin bu ilçede Recep Tayyip Erdoğan, ara seçimlerde milletvekili adayı olmuştur, kazanamamıştır. Beyoğlu Belediye başkan adayı olmuştur, kazanamamıştır. Ama bizim dedesi Beyoğlu Belediyesi’nde süpürgeci, çöpçü olan, babası Beyoğlu Belediyesi’nde şoför olan, kendisi Beyoğlu Belediyesi’nin garajlarında büyüyen İnanımız Beyoğlu’nda yüzde 50 oyla Beyoğlu Belediye Başkanı olmuştur. Ben İnan kardeşimi Gezi eylemleri sırasında, Gezi Parkı’nın bulunduğu ilçenin başkanı olarak İstiklal Caddesi’ndeki ilçe binamızda tanımıştım. Gözlerindeki kararlılığı, o kara kaşında, kara gözündeki inancı, partiye, ülkeye bağlılığı görmüştüm. İnan o dönemde hepimize, bütün Türkiye’ye Beyoğlu’nda ev sahipliği yaptı.

Seçildiği günden beri bütün baskılara rağmen 17 ay boyunca elinden gelenin fazlasını yaptı. İnanın öyle işler yaptı ki bütün Türkiye’ye örnek gösterdik. Bir gün açtığı bir emekli evinde beni pazar kahvaltısına davet etti. Sadece emekli evi açmadı, semekçi evi açtı. Bunun yanında kadın dayanışma yaşam merkezlerini de kurdu. İhalesiz olarak bütün işlere girişti, müteahhide değil belediyeye, Beyoğluluya kazandırdı. 111 bin kişiye iftarı kendi aşevinden verdi. Öğrencilere ücretsiz yemeği aşevinden dağıttı. Bakımsız sokaklara baktı, yeniledi, ışıklandırdı. Hepimizin can dostu sokak hayvanlarına sahip çıktı. Bir gün bir emekli evinde pazar kahvaltısına çağırdı beni. Kahvaltı yaparken bir hanımefendi, yanında küçük çocuğu ile kalabalığın içinden aradan, şöyle bir yerden baktı. Önümüzde gazeteciler, fotoğrafçılar, merakla bakanlar… Aralarından baktı, ‘İnan Bey’ dedi. İnan, ben ve hanımefendi göz göze geldik. ‘Çocukların suyu için teşekkür ederim. Allah senden razı olsun’ dedi. İnan ‘Sağol ablacım’ dedi, kadın ayrıldı gitti.

Dedim ki ‘Nedir İnan? Dedi ki ‘Başkanım Beyoğlu deyince herkes zengin bir semt sanıyor. Zengin bir ilçe sanıyor. Zenginimiz vardır. Ama fakirimiz ondan çoktur. Okul zili, teneffüs zili çalınca parası olan çocuklar kantine koşuyor. şişe suyunu alıyor, kana kana içiyor. Garibanın çocuğu da gidiyor, tuvaletteki çeşmeye ağzını dayıyor. Biz bunu görünce bir karar verdik; Beyoğlu’ndaki bütün okullara su sebili koyduk, arıtma koyduk. Artık zengini de fakiri de aynı suyu içiyor.’ Duyunca dedim ki ‘İnan bunu bütün belediyelerimizin yapması lazım.’ Sosyal Demokrat Belediyeler Eşgüdüm Konseyi var; SODEM-BEK. Orada önerdik, bütün Türkiye’ye yaydık.

Buradan Tayyip Erdoğan’a söylüyorum, Milli Eöylüyorum. Türkiye’de eğer valinin engel olmadığı, ilçe milli eğitim müdürünün engel olmadığı, okul müdürünün engel olmadığı bir yer varsa ve orada su para ile satılmıyorsa bize yazıklar olsun. Çağırın, oraya geleceğiz. İnan’ın hatırına o okulda suyu bedava yapacağız. Bunu bütün Türkiye’ye yaydık biz. Ama valileri kokutuyorsunuz, emniyet müdürlerini, milli eğitim müdürlerini korkutuyorsunuz. Okul müdürlerine baskı yapıyorsunuz. Buradan Türkiye’deki bütün okul müdürlerine söylüyorum. Okulunuzda iyi su zenginin çocuğuna para ile satılıp, fakirin, yoksulun çocuğu çeşmeden su içiyorsa size yazıklar olsun. Çağırın. Biz yapmazsak bize yazıklar olsun. Hodri meydan.

Tabii buradan şunu anlatmam lazım. Çok içime dokunan bir iştir. Bütün AK Parti’nin, MHP’nin seçmenlerine sesleniyorum. Şu işe bir bakın. İnan Güney’i Beyoğlulular yüzde 50 oyla göreve getirdi. Birileri de geçen hafta aldı, onu Silivri’ye götürdü. Sanki İnan burada bir kusur yapmış gibi bir hava yaratıyorlar. İnan’ın burada herhangi bir kusuru yok. Daha önce de yapılmış bir kusuru yok. Geçmişte görev yaptığı bir belediye şirketinde, o belediye şirketinin lehine işler yaptığı için, o belediye şirketini kara geçirdiği için, o belediye şirketinde kendinden önce ve kendiyle birlikte kamu yararına çalışan herkes gibi doğru işler yaptığı için Aziz İhsan Aktaş denilen adama İnan’a bir iftira attırarak, tutuklama yaptılar. Açıkça söylüyorum.

Beyoğlulular buraya İnan başkanlık etsin istiyor. Siz buraya yıllarca başkanlık ettiniz. Millet ‘İllallah’ dedi, belediyenin yetkisini sizden alıp oraya verdi. Şimdi aynı Aydın’da yaptığı gibi AK Parti, bir siyasi kapkaçla, siyasi yankesicilikle bu belediyeyi Cumhuriyet Halk Partisi’nden alıp, bir AK Partiliye vermek istedi. Hesap neydi? Belediye meclisinde biz 16’yız, AK Parti 14. İnan içeriye girince bir belediye meclis üyemiz taraf değiştirirse, kendisine yapılan baskıya teslim olursa, kendisine yapılan teklife kapılırsa, o yapılan ahlaksız teklife göz kırparsa belediye CHP’den AK Parti’ye geçiyordu. Geçen hafta bunun oylaması yapıldı. Sonuç? 16 belediye meclis üyemiz var.

Kapalı oylamada 16 oy çıktı. Bizim anonsları yapan arkadaşımız var, Volkan. 50’nci eylem, beni buraya çağırıyor ya. Volkan, beni çağırırken diyor ki ‘Şimdi ben buraya sizleri çok daha fazla bekletmeden…’ Ben de Beyoğlu’nun 16 kahraman evladını buraya davet ediyorum. Rüşvete kanmayan, baskıdan yılmayan, 16 kahraman belediye meclis üyemizi davet ediyorum. Değerli Beyoğlulular, onlarla ne kadar övünseniz hakkınızdır. Aileleri onlarla ne kadar gurur duysa hakkıdır. Onlar rüşvete dönüp de bakmayan, tehditten yılmayan, hapisten korkmayan, sizin iradenize sahip çıkan 16 kahramandır. Hepsinin önünde saygı ile eğiliyorum. Yürekten alkışlayalım.

Bir de arkadaşlarımız, değerli grubumuz buradayken… Aynı numarayı bize Antalya Manavgat’ta yaptılar. İlk önce dört belediye meclis üyemizi, olmadı bir daha dört belediye meclis üyemizi gözaltına alıp, o gün meclis seçimi yapmaya kalktılar. O gün bunu yaparken belediye meclis grubumuzdaki arkadaşlarımız gözlerini kırpmadan, ‘Gözaltındayken partiden istifa edersem, üzerime suç mu kalır?’ diye… Ki haklıdır böyle bir algı yapıştı mı yapışır. Endişe etmeden partilerinden, belediye meclis görevlerinden partileri için istifa edip yerlerine CHP’li yedekleri getirip, Manavgat’ı AK Parti’ye teslim etmeyen kahraman grubumuzun iki temsilcisini buraya çağırıyorum. Manavgat’taki kahramanlar için de bir kuvvetli alkış alalım.

İnan Başkan’a, Ekrem Başkan’a ve içeride haksız yere ama teslim olmayıp, kimseye iftira atmayıp, kendine, partisine inanan ve sizi dimdik teslim eden arkadaşlarımıza; bir lokma haram yemeyen, bir cana kıymayan, aslanlar gibi orada yatan yiğitlerimize, aslanlarımıza bu otobüsün üstünden bir selam yollayıp, o klibi hep beraber çekiyoruz. Beyoğlu belediye meclis grubuna, Manavgat belediye meclis grubuna teşekkür ediyorum. Hani hesap kitap yapanlar var ya. ‘Şunu yaparız, bunu içeri alırız, birini satın alırız, belediyeyi geri alırız…’ Sen bir şu arkamda duranlara bak.

Bir şu meydanı dolduranlara bak. Biz nasıl insanlarız, bir gör. Bundan sonra sen düşün. Teşekkür ediyorum arkadaşlar. Şimdi onlar düşünsün. Cumhuriyet Halk Partisi’nde belediye meclis üyesi olmak, belediye başkanı olmak huzur hakkı almak değildir. Çalmak değildir. Kentin rantını paylaşmak, paylaştırmak değildir. Eşe – dosta peşkeş çekmek değildir. Hepimiz adına yapılan onurlu bir görevdir. Onurla gelinir, onurla durulur. Bundan sonra Cumhuriyet Halk Partisi’ne kanca atacaksan bir daha düşün Tayyip Erdoğan, bir daha düşün.”

“Yolsuzluk arıyor olsalar hediye paketi yaptı, teslim etti”

Değerli Beyoğlulular İnan Başkan’ı iftiralarla tutuklayanlar, eğer gerçekten yolsuzluk arıyor olsalardı aslında İnan Başkan onlara bir hediye paketi yaptı, teslim etti. İnan Başkan’ı gözaltına alanlar, orada arama yapıyorlar ya, tutanak yapıyorlar ya… İnan Başkan aylardır ‘Beyoğlu’nu da alacaklar.’ ‘Niye?’ ‘16’ya, 14. Hazırlık belli. Bu gece gelecekler, yarın sabah gelecekler.’ Eşine söylüyor, ‘Hazır ol, korkma. Ama kızları korkutma.’ Kendi de hazırlığını yapmış. Gelen ekibe ‘Evraklar bunlar, alın tutanağı’ dedi. Sağ olsunlar tutanağa geçirmişler. Bakın tutanağa geçirdikleri dosyada üç büyük dosya var, dosyadan ne çıktı? Şimdi Beyoğlu Belediyesi arama tutanağı yazılmış, kayda girmiş.

Bir, İnan Başkan’dan önceki belediye cephe giydirme işinin metrekaresini 550 liraya yaptırmış, İnan Başkan bir yıl sonra aynı işi 72 liraya yaptırmış. 550 lira, 72 lira. İki, özel günler için yapılan pankartların tanesi AK Parti döneminde 600 liraya yaptırılmış, İnan başkan bir yıl sonra 90 liraya yaptırmış. Üç, AK Parti döneminde altı aylık kurumsal iletişim hizmeti için 11,5 milyon lira ödenmiş, İnan Başkan bir yıl sonra 1,5 milyon lira ödemiş. 11,5 milyon, 1,5 milyon. Şimdi bu üç dosya, Sayın Akın Gürlek… Bir belediye Sayıştay tarafından denetlenir ya da İçişleri Bakanlığı’nın yolladığı müfettiş denetler. Bir suç bulursa yazar, savcılığa bildirir, savcılık işlem yapar.

Geçmişte denetlenmiş bütün dosyaları tekrar alan, tek tek bakan, oradan suç icat etmeye çalışan Akın Gürlek’e diyorum ki İnan Güney hediye paketi gibi kendinden önceki AK Partili belediyenin bir yıllık enflasyona rağmen 72 liraya yaptığı işi, 550 liraya yaptığını, İnan’ın 90 liraya yaptığı işi 600 liraya yaptırdığını, İnan’ın 1,5 milyona yaptırdığı işi 11,5 milyona yaptığının belgeleri poliste var, savcılıkta var. Hırsız arıyorsan hodri meydan. Yarın Beyoğlu’nun önceki belediye başkanının kapısına dayan da göreyim. Buradan açıkça ifade ediyorum. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı’na açık çağrımdır. Eğer ‘Hukuk insanıyım’ diyorsan, ‘Yolsuzluğun peşindeyim’ diyorsan, ‘Namusum var, ben herkese eşit davranırım’ diyorsan hadi bakalım Aziz İhsan Aktaş’ın çalıştığı AK Partili belediyelere git de göreyim.

19 Mart darbesinin üzerinden 161 gün geçti. Çünkü o günden bugüne ortada iddianame yok, kanıt yok, iftira çok. O günden bugüne yargılanmıyoruz ama infaz ediliyoruz. Yargısız infaza muhatabız. AK Toroslar çetesi hukuk tarihimize koca bir lekedir. Zekeriya Öz gibi şımartılan bu çete; hem adalete hem ekonomiye hem de siyasete zarar vermektedir. Bunlar çete üyesi olmayan şerefli yargı üyeleri için de tehdittir, Türkiye’deki yargıya güvenmek isteyen ama güveni kalmamış 86 milyon vatandaş için de tehdittir.

Buradan hatırlayalım. Tuzla mitinginde bir kişiye, bir tutukluya giden, ‘Savcı Bey beni yolladı’ diyen, ‘Dediğim gibi ifade verirsen, çıkacaksın’ diyen, Ekrem Başkan’a, başka arkadaşlarımıza iftiralar attırmak isteyen avukatın adını da temin etmeye çalıştığı maddiyatı da ifşa etmiştim. Ben gece 10’da konuştum, avukat telefonunu kapattı, Antalya’ya kaçtı. Yunan Adası’na kaçarken yakalandı.

Diğer yandan ondan hemen sonra AK Parti’nin kuruluş yıl dönümü günü, onlara kuruluş hediyesi olarak MKYK üyeleri, AK Parti Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Mücahit Birinci’nin bir tutukluya gittiğini, ondan 2 milyon dolar para talep ettiğini, önüne kameraların da gördüğü bir kağıdı koyduğunu, ‘Buna imza atarsan medyadaki eleştirileri ben susturacağım. Savcı bunları söylerse bırakırım dedi. Ben halledeceğim. Verdiğin parayı güzelce paylaştıracağım, seni özgür bırakacağım’ dediğini hep birlikte ifşa etmiştik. Bu Yunanistan’a kaçan avukat için de AK Partili Mücahit Birinci için de savcılık önce Adalet Bakanlığı’na başvurdu.

Oradan izin aldı, sonra da bunların birine ev hapsi verdi, bir tanesine de imzayla yurt dışı çıkış yasağıyla adli kontrol verdi. Buradan İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı’na gözünün içine baka baka söylüyorum. Kendi ayağıyla gelen Ekrem İmamoğlu’nun avukatına, çağırınca kendi gelen avukata ‘Kaçma şüphesi var’ diyen, Yunanistan’a kadar kaçarken yakalanana ‘Sen imza atsan yeter, ev hapsi yeter’ diyen Akın Gürlek’e soruyorum: Sende şu kadar, şu kadar namus varsa bunu niye yaptığını açıklarsın. Sana soruyorum, sana. Dünya kadar avukatı evinden gidip alıp koyuyorsun. AK Partili avukat olunca Adalet Bakanlığı’na soruyorsun. Bir avukat AK Partili olunca kanuna uymak, ama muhalifleri savununca kanununa uymamak hangi hukuk adamlığına yakışıyor? Senin alnını karşılayacağım, bunu bilesin Akın Gürlek. Alnını karışlayacağım.

“Adalet bakanı, biblo bakan hala susacak mısın?”

Adalet Bakanı’na soruyorum: Ya sen Adalet Bakanlığı’nı duvarda asılı bir tablo gibi, makam masasına konulmuş bir biblo gibi mi yapacaksın? AK Partili avukata izin isteyip de Ekrem Başkan’ın avukatını tuttuğu gibi tutuklayanları, Yunanistan’a kaçarken gidene ‘Kaçma şüphesi yok’ deyip, ayağıyla gelene tutuklama yapana hâlâ susacak mısın? Biblo bakan, biblo bakan. Buradan açıkça söylüyorum. Bu ülkede ikili hukuk vardır. Hukuk; Tayyip Erdoğan’ın muhaliflerine başka, yandaşlarına başka işlemektedir. Ve buradan bir kez daha, bir kez daha haykırıyoruz. Ekrem Başkan suçlu mudur? Suçu var mı? Yanıldınız. Ben farklı düşünüyorum. Ekrem Başkan suçludur.

Bakın eşinin yanında itiraf edeceğim. Dilek Hanım’ın yanında. Ekrem Başkan Tayyip Erdoğan’ı yenme suçunu işlemiştir. Ekrem Başkan bu suçu üç kez üst üste işlemiştir. Peki Ekrem Başkan niye tutukludur? Çünkü tutukluluk bir tedbirdir. Erdoğan tedbir almak zorundadır. Çünkü Ekrem Başkan bu suçu bir kez daha işlemeye yeminlidir. Bu memlekette, Tayyip Erdoğan’ı yenmenin suç olduğu bu memlekette, biz hepimiz 10 milyonlar bu suçu müştereken işleyeceğiz. Müştereken işleyeceğiz. Ant olsun ki Tayyip Erdoğan’ı yeneceğiz, AK Toroslar Çetesi’nden hesap soracağız.

Beyoğlular, hemşeriniz değil mi? Komşunuz değil mi? Kasımpaşalı. Onu sevmiyor musunuz? Peki o sizi seviyor mu? Niye? Bakın o sizi sevmiyor. Neden biliyor musunuz? Çünkü siz fakirsiniz, fakir. O fakiri sevmez. Fakir ne demek? Ne demek fakir? Yoksulluk sınırının altında maaş alana fakir diyoruz. TÜRK-İŞ açıklamış. Yoksulluk sınırı 86 bin lira. 86 bin liranın altında maaş alanlar, evine para girenler el kaldırsın. Üstünde alan var mı? Kaldırmazsın, bütün meydan borç isteyecek çünkü tek zengin sensin. Şimdi şu meydanda 86 bin liranın üzerinde maaş alan, evine para giren kimse yok. Herkes fakir. Oysa bu iktidar gelmeden önce öğretmenler, memurlar, polisler fakir değildi. Esnaf fakir değildi. Çiftçi fakir değildi. Emekli fakir değildi.

Ama bunlar geldiler 16 bin 200 lira veriyorlar, emekliler fakir. 22 bin lira veriyor, asgari ücretli fakir. 47 bin lira veriyor, memurlar fakir. Öyle olunca Tayyip Erdoğan 86 bin liranın altındakilere selam vermiyor. Ama ne yapıyor? Yandaş firmaların, Beşli Çete’nin, 40 Haramiler’in 700 milyar liralık Kurumlar Vergisi’ni siliyor, silmek için bütçeye para koyuyor. Bir büyük yalan var. Diyorlar ki; ‘Efendim ekonomi kötü ama dünyada da kötü.’ Vallahi, şeddeli bir yalan. Dünyada genel enflasyonda da gıda enflasyonunda da birinciyiz. Avrupa’da enflasyon ortalaması yüzde 2. Türkiye’de yüzde 33. 38 tane OECD ülkesi var ve bu 38 OECD ülkesinde en kötü durumda olan biziz. 27 Avrupa Birliği ülkesi var. Bunlarda toplam 13 milyon işsiz var. Bizde tek başımıza 13,5 milyon işsiz var.

Değerli arkadaşlar bir pankart varmış, onu indirtmeye çalışıyorlarmış. İstanbul İl Başkanımız Özgür Çelik ve milletvekillerimiz oraya gidiyorlar şimdi. Bir pankarta saldırıyorlar diye mitingi bırakacak halimiz yok. Özgür Çelik nasıl, memnun musunuz İl Başkanından? Boğaz Köprüsü’nde eylem yapan ve Meclis’te mücadele eden, buraya bu pankartları asan, milletvekillerimizden razı mıyız? CHP grubunda oturan, oturduğu yerden ahkam kesen milletvekili değil, aslanlar gibi mücadele eden milletvekilleri var. Öylesini istiyoruz. Bir de bizde milletvekili listelerini kim belirleyecek?

Ben değil, Cumhurbaşkanı Adayını kim belirledi? Milletvekillerini de siz belirleyeceksiniz. Şimdi ve maalesef şunu söyleyeceğim. İçeride tutuklu olan bütün arkadaşlarımız diyor ki ‘Biz iyiyiz ama infaz koruma memurlarının durumu kötü, onu söyleyin.’ 50’nci mitingin anısına, hatırasına… Bir; infaz koruma memurlarına verdikleri maaş ödedikleri kiranın iki katı bile değil. Kiraya para verince ellerine 20-25 bin lira maaş kalıyor.

İki; yıpranmalarını tatil günlerinden kaldırdılar. İnfaz koruma memuru tatil günü çalışıyor ama tatil günü yıpranmıyor. Güvenlik sınıfına almıyorlar, pandemide o kadar eziyet çektiler, ‘Ödeme yapacağız’ dediler, yapmıyorlar. Emeklilikleri güç. Bütün infaz koruma memurları kendilerine özel yeni bir yasa istiyor. Ekrem Başkan’ın hatırına, içerideki bütün arkadaşların hatırına bütün infaz koruma memurlarına kuvvetli bir alkış alalım, kuvvetli bir alkış. Söz veriyoruz iktidarımızın ilk altı ayında pek çok bekleyen meslek mensubu gibi, infaz koruma memurlarının da kanununu Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz çıkaracağız, söz veriyoruz.

“AK Parti’nin kara düzenini yıkacağız”

Memleket maalesef 90’lı yıllara döndü. Hani Tayyip Erdoğan eskiden ‘Eski Türkiye eski Türkiye’ diyordu ama şimdi eski Türkiye diye kötülediği ne varsa aynısı burada da var. Eskiden Beyaz Toroslar vardı şimdi AK Toroslar var. Eskiden ekonomik kriz vardı, şimdi ekonomik krizin daniskası var. Eskiden ‘Ucuz ürün kuyrukları vardı’ derdi, şimdi ucuz et, ucuz ekmek kuyrukları var. Devleti çürüten kara bir düzen var. Beyoğlu’ndan açıkça söylemek isterim ki, AK Parti bir kara düzen kurmuştur. Bu kara düzende AK Parti üyesine bile artık huzur yoktur. Bir avuç insanın, bir zümrenin partisi olmuştur. Üniversite bitirene değil, sahte diplomalıya iş veren, terfi veren, çalışana, kazanana hakkını veren değil torpilliye hakkını veren, emekliyi, asgari ücretliyi görmeyen, zengini seven biri iktidar vardır.

Demokrasi ile gelen demokrasiyi rafa kaldıran bir iktidar vardır. Savcıları kendisine memur etmiş bir iktidar vardır. Dünyanın en pahalı etini de en pahalı internetini de Türkiye’ye kullandıran, gençlerin umutlarını körelten, ailelerini kahreden bir iktidar vardır. Hep beraber AK Parti’nin bu kara düzenini yıkacağız, bu iktidarı değiştireceğiz. Hazır mısınız? Kara düzeni yıkacak mısınız? AK Parti’yi gönderecek misiniz? Yerine halkın iktidarını kuracak mıyız? Ekrem İmamoğlu’nu Cumhurbaşkanı yapacak mıyız? O zaman buradan Silivri’ye kadar 50’inci mitingin coşkusuyla bir sesimiz yükselsin bakalım: ‘Cumhurbaşkanı İmamoğlu.’

Değerli Beyoğlular, bu arkamdaki Beyoğlu Belediyesi. Geçen gün Türkiye’nin öbür ucunda iken Beyoğlu Belediyesi önünde peşpeşe konuşan kadınları dinledim. Figen Kabakçı, kendisi bir şehit eşi. Diyor ki, ‘Arkamda böyle dağ olduğunu bilmiyordum. İnan hep yanımızda oldu. Başkanımız geri gelsin, başka bir şey istemiyorum’ diyor. Bu şehit annesine İnan’ı geri getirmenin sözünü veriyorum. Menzure Teyze Kürtçe konuşuyor, ‘İnan Güney’i çok seviyoruz, o bize çok yardımlarda bulundu. Onu yanımızda istiyoruz’ diyor. Sen istiyorsan, isteğin başım gözüm üzerinedir Menzure Teyze. Sana İnan’ı getireceğiz. Gencecik öğrenci Zeynep Güven, ‘Bizlere başkan değil, İnan Abi gibi olan insan lazım.

İnan Güney’e selam olsun’ diyen Zeynep Güven’e buradan selam olsun. Emekli Remziye Serin. ‘Emekliyim. Zor koşulda yaşıyorum, geçinemiyorum. İnan sayesinde pazara çıkıyorum, pazar desteği alıyorum. Emekli evinde oturup parasını verip çay içebiliyorum. Ben İnan’dan razıyım, İnan serbest kalsın’ diyor. Remziye Teyze’ye de selam olsun. İnan’ı bu belediyede değil, başka belediyede değil, şirket yönetirken bir eksiklik yaptığı iddiasıyla alıp Silivri’ye attılar. Hakkında bir kuruş menfaat temin etme şüphesi yok. Ne yaptıysa belediye için yapmış, belediyenin şirketi için yapmış. Elimde 1995 yılına ait bir soru önergesine İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin verdiği cevap var. Soru önergesi 1195 sayılı belediye başkanının belediye iştiraklerinden aldığı huzur hakları hakkında. Milletvekili sormuş. Bakanlık İstanbul Büyükşehir belediyesinden sormuş, cevabı 95 yılında milletvekiline yollamış.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, İBB Başkanlığı dışında İstanbul Ulaşım, Sanayi Ticaret A.Ş.’den 16 milyon lira, o gün için 4 asgari ücret. Bugünkü parayla 88 bin lira. İGDAŞ‘tan 4 asgari ücret. İstanbul Halk Ekmek’ten 4 asgari ücret. İSFALT A.Ş. Yönetim Kurulu Üyeliğinden 4 asgari ücret, KİPTAŞ Yönetim Kurulu Üyeliğinden 4 asgari ücret, İstanbul Dünya Ticaret Merkezi Yönetim Kurulu Üyeliğinden 2 asgari ücret, İstanbul Kültür ve Sanat Ürünleri A.Ş. Yönetim Kurulu Üyeliğinden 2 asgari ücret. 24 asgari ücret. Recep Tayyip Erdoğan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken bugünkü parayla 500 bin lira 24 asgari ücret, ayrıca huzur hakkı almaktadır. Soruyorum, Ekrem İmamoğlu kaç tane almaktadır? Sıfır. İnan Güney? Sıfır.

Sen hem İBB Başkanı iken 24 asgari ücreti, 7 firmadan ekstra alacaksın. Ondan sonra da dönüp İnan Güney’e Ekrem Başkan’a kara çalacaksın. Bunu senin böyle alnına yapıştırmazsam namussuzum. Gökan Zeybek, al bunu. Türkiye’nin gözü önünde Tayyip Bey’in alnına yapıştır. Sen 7 şirketten 24 asgari ücreti çekeceksin her ay. Sonra ‘Ekrem İmamoğlu İBB’yi dolandırdı.’ Cebine kör kuruş koyan namussuzdur. Kör kuruş koyan. Allah bütün hırsızların belasını versin. Bak şu mitingin güzelliğine bak. Allah bütün hırsızların belasını versin. (Âmin.) Tayyip Bey aramızdaki fark bu. Hadi yap bakayım kendi mitinginde. Hadi yap. Yap bakalım. De ki ‘Allah bütün hırsızların belasını versin’ de, yanındakiler ‘Âmin’ diyor mu? Cumhurbaşkanı’na hakaret olur diye ağızlarını açamazlar.

“Jimmy Jip bana bak. İçeride 30 çocuk var bu slogandan dolayı. ‘Zıpla zıpla, zıplamayan Tayyip’tir.’ Bu slogan için beş kadın, yedi erkek öğrenciyi Cumhurbaşkanı’na hakaretten içeride tuttular. Ben onları ziyaret ettim ama şunu söyleyeyim. Bütün gençlere söz veriyoruz. İlk seçimde bu ülkenin başına yasakları yasaklayan bir Cumhurbaşkanı gelecek. Yasakları. En büyük seçim vaadimiz; yasaksız Türkiye, vizesiz Avrupa. Söz veriyoruz. Dünyanın en hızlı ve en ucuz internetine söz veriyoruz bütün gençlere. Değerli arkadaşlar, her şeye rağmen bakın böyle bir toplantıyı AK Parti niteliksel olarak da yapamaz, niceliksel olarak da yapamaz. Ne böyle bir meydanı doldurma güçleri kalmıştır ne de gördüğümüz bunca zulme rağmen bu enerjimizin onda biri onlar da yoktur. Çünkü gücümüz haklılığımızdan gelmektedir.

Dünyada haklının ezildiği, zalimin kayrıldığı bir düzen de İsrail’de var. Filistin’de büyük bir dram yaşanıyor. 700 gündür İsrail Filistin’de katliam yapıyor. Trump geldi ‘Ben Gazze’yi beğendim. Güney’e doğru bütün Filistinlileri süreceğim, oraya kumarhaneler, oteller yapacağım’ diyor. Amerika’nın Büyükelçisi Tom Barrack gelmiş ‘İsrail için bütün ulus devletler tehdittir’ diyor. Yani Türkiye gibi bir ulus devleti parçalamanın, yönetim şeklini değiştirmesinin suflelerini veriyor. Diyor ki ‘Millet sistemi olsun, Osmanlı gibi ümmet sistemi olsun. Osmanlı gibi din devletleri, mezhepçilikler olsun’ diyor. Buna karşı Büyükelçi konuşuyor.

Bizim Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’da tık yok. Mezalim var, tık yok. Sürgün var, tık yok. Katliam var, tık yok. Açlık var, kıtlık var, tık yok. Türkiye’ye hakaret var, tık yok. Varsa yoksa TikTok, TikTok. Buradan Hakan Fidan’a, TikTokçu Hakan’a sesleniyorum. Senin gibi bir Dışişleri Bakanı olmadı, olmaz olsun. Olmaz olsun. Erdoğan’a, Netanyahu ile kayıkçı kavgası yapan ama Trump’a gelince susan Erdoğan’a söylüyorum. Bizim pozisyonumuz belli. Bütün muhalefet partileri ile görüştük. Hepsinin imzalarını aldık, imza veremeyen bir siyasi parti de toplantıya katılacağını söyledi. Bugün ‘Yapamazlar, toplanamaz, lüzumu yok’ dedikleri Meclis toplantısının başvurusunu yaptık, Cuma günü 14’te Meclis’i Filistin için topluyoruz. Meclis Başkanlığı akşamüstü ilan etti, toplantı resmileşti.

Filistin’e dönüp bakmayanlara inat Filistin için Meclis’i olağanüstü topluyoruz. ‘Söz bitti, gerek yok’ diyenleri millet görüyor. Buradan samimi davetimdir. Milliyetçi Hareket Partisi’nin, AK Parti’nin bütün milletvekillerine, bu tarihi sorumluluk için Meclis’e gelmeye, iktidar muhalefet ayrımı olmadan İsrail’e haddini bildirmeye, Filistin’e sahip çıkmaya davet ediyoruz. Davet sadece muhalefetin değil, Türk milletinindir. Erdoğan’a pozisyonunu yeniden gözden geçirmesi için çağrıda bulunuyorum. Benim pozisyonum; partinin üçüncü Genel Başkanı, Bülent Ecevit’in Yaser Arafat’ın arkasında duran pozisyondur. Benim pozisyonum, bizim pozisyonumuz; Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının Filistin Kurtuluş Örgütü’nün arkasında durduğu pozisyondur.

Değerli Beyoğlular. Burası şüphesiz İstanbul’un eski günlerini arıyoruz ama en çok turist çeken, İstanbul’a gelen herkesin geldiği, uğradığı bir belediye. Sizler misafirperver insanlarsınız. Bugün beni, milletvekillerimizi, aileleri ağırladınız. Bugün Beyoğlu’nun kahraman belediye meclis üyelerini selamladınız. Manavgat Belediye meclis üyelerimizin temsilcilerini bağrınıza bastınız. Şimdi birbirinden değerli bir grup misafirimiz daha var. Eurocities, Avrupa Şehirler Birliği ve B40 Balkan Şehirleri Ağı. B40’ta Ekrem Başkanımızın ev sahipliğinde çok önemli işler olmuştu. Eurocities’den kendisine, Ekrem İmamoğlu’na özel ödül verildi. O ödülü yarın gidebilirlerse, engel çıkmazsa Silivri Cezaevi’nde kendilerine vermek için.

Aksi durumda değerli eşi ve belediye başkanvekilimizle Silivri’nin önünde durmak için aramızda olan Sofya Belediye Başkanımızı, Madrid Belediye Başkanımızı, Temeşvar Belediye Başkanımızı, Barcelona Belediye Başkanımızı, Zagreb Belediye Başkanımızı, Atina Belediye Başkanımızı, Budapeşte Belediye Başkanımızı ve Utrecht Belediye Başkanımızı saygıyla selamlıyoruz. Onlar Ekrem Başkan’a sahip çıkmaya geldiler. Hoş geldiler, sefa geldiler. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz. Bize buraya destek vermeye gelen değerli belediye başkanlarımıza yürekten teşekkür ediyoruz. Türkiye demokratik Avrupa’nın bir parçasıdır.

Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında en kısa sürede Avrupa Birliği’nin tam üyesi olacağız. Ve hep birlikte başaracağız. Türkiye’nin bugün Avrupa’nın bütün demokratları bizimle beraber. Türkiye’nin bütün demokratlarını, sosyal demokratları, muhafazakar demokratları, milliyetçi demokratları, Kürt demokratları, liberal demokratları, sosyalist demokratları Türkiye ittifakına davet ediyoruz. Türkiye İttifakı gücünü Türkiye’den, milletinden, renklerini ay yıldızlı al bayraktan alır. Kırmızı, beyaz. En büyük Türkiye. Hepinizi çok seviyorum, hepinize güveniyorum. Hep beraber Türkiye’nin kaderini değiştirmeye hazır mıyız? Kazanacak mıyız? Başaracak mıyız? Hep birlikte yürüyecek miyiz? O zaman yürüyelim arkadaşlar.”

Paylaşın

Beyoğlu Belediyesi CHP’de Kaldı

İBB’ye yönelik yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in yerine CHP’nin adayı Sefer Karaahmetoğlu, başkan vekili seçildi.

Karaahmetoğlu, seçildikten sonra yaptığı kısa konuşmada, İnan Güney özgür kalana kadar sadece onun izinden devam etmeye çalışacağız. Bir kez daha ‘İnan Güney’e özgürlük’ diyoruz. Kurtuluş yok tek başına, ya hak beraber ya hiç birimiz” dedi.

İBB’ye yönelik yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in yerine bugün Beyoğlu Belediyesi’nde Başkan Vekili seçildi. Kazanan isim, CHP grubunun adayı Sefer Karaahmetoğlu oldu.

Karaahmetoğlu, seçildikten sonra yaptığı kısa konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Burada biz bir zafer kazanmadık. Beni burada gördüğünüz her gün demokrasinin bir utancını hep beraber yaşayacağız.

İnan Güney özgür kalana kadar sadece onun izinden devam etmeye çalışacağız. Bir kez daha ‘İnan Güney’e özgürlük’ diyoruz. Kurtuluş yok tek başına, ya hak beraber ya hiç birimiz.”

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney hakkında “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” ve “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık” suçlamalarıyla soruşturma yürütüyor.

Güney’in de aralarında bulunduğu 17 kişi pazartesi günü tutuklanmış, 27 kişi ise adli kontrolle serbest bırakılmıştı.

Tutuklananlar arasında Güney’in Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan, eniştesi İsmail Akkaya, şoförü Deniz Göleli, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun şoförü Recep Cebeci, İBB Medya AŞ Başkanı Murat Ongun’un akrabası İbrahim Can Yaman ve sosyal medyada “Ekrem Edit” hesabını yöneten Mahir Gün de bulunuyor.

Tutuklanmasının ardından salı günü Güney, İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırılmıştı.

Paylaşın