ABD, Osman Kavala’ya Verilen Cezanın Onanmasına Tepki Gösterdi

Gezi Davası’nda Osman Kavala’nın ağırlaştırılmış müebbet, diğer yedi sanığın 18’er yıl hapis cezasına çarptırıldığı kararın istinafta onaylanmasına  Amerika Birleşik Devletleri’nden (ABD) tepki geldi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Vedant Patel yayınladığı yazılı açıklamada, “ABD, Türk mahkemesinin bugün Osman Kavala hakkındaki mahkumiyet kararını onamasından derin rahatsızlık ve hayalkırıklığı duyuyor” ifadesini kullandı.

Patel açıklamasında, “Daha önce söylediğimiz gibi, Kavala’nın haksız mahkumiyeti insan hakları ve hukukun üstünlüğüne saygıyla bağdaşmıyor. Türkiye’yi bir kez daha, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyarak Osman Kavala’yı ve keyfi olarak hapse atılan diğer tüm kişileri serbest bırakmaya çağırıyoruz” dedi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Vedant Patel, “Türkiye halkının, misilleme korkusu yaşamadan insan haklarını ve temel özgürlüklerini kullanmayı hakkettiğini” belirtti.

İstinaf mahkemesi olarak görev yapan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3’üncü Ceza Dairesi, Gezi davası sanıkları Osman Kavala, Ayşe Mücella Yapıcı, Şerafettin Can Atalay, Tayfun Kahraman, Ali Hakan Altınay, Yiğit Ali Ekmekçi, Çiğdem Mater Utku ve Mine Özerden hakkında İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nin 22 Nisan’da vermiş olduğu mahkumiyet kararlarını onamıştı.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3’üncü Ceza Dairesi’nin, Gezi dosyasını Ocak ayının başında Yargıtay’a göndermesi bekleniyor.

Gezi davasında verilen karar Yargıtay tarafından bozulursa, İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden yargılama yapılacak. Eğer karar onanırsa, hüküm kesinlik kazanacak.

Mahkemenin hükümeti kaldırmaya teşebbüsten ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdiği Osman Kavala, 1 Kasım 2017’den beri tutuklu.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener’den ‘Adaylık’ Açıklaması: Mesajınızı Aldım

İYİ Parti Lideri Akşener, “Sevgili gençler, değerli takipçilerim. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin 1500’ü aşkın mailiniz bize ulaştı. Gençlik politikalarından arkadaşlarım tek tek okudular, bazılarına da ben baktım. Bakmaya devam ediyorum” dedi ve ekledi:

“Endişelerinizi anlıyorum, mesajınızı aldım. Şundan emin olun, bunun bir söz olarak kabul edin bu ülkenin 13. cumhurbaşkanı Altılı Masa’nın önerdiği isim olacak. Hiç merak etmeyin çok az kaldı.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, resmi Instagram hesabından bir video paylaştı. Takipçilerinden gelen maillere ilişkin konuşan Akşener, söz konusu mesajların cumhurbaşkanlığı adaylığına ilişkin olduğunu söylerken; ”Endişelerinizi anlıyorum, mesajınızı aldım” dedi.

Akşener şu ifadeleri kullandı: “Sevgili gençler, değerli takipçilerim. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin 1500’ü aşkın mailiniz bize ulaştı. Gençlik politikalarından arkadaşlarım tek tek okudular, bazılarına da ben baktım. Bakmaya devam ediyorum. Endişelerinizi anlıyorum, mesajınızı aldım. Şundan emin olun, bunun bir söz olarak kabul edin bu ülkenin 13. cumhurbaşkanı Altılı Masa’nın önerdiği isim olacak. Hiç merak etmeyin çok az kaldı.”

Akşener’in açıklamalarda bulunduğu videonun arka planında Musa Eroğlu’nun seslendirdiği ‘Yolun Sonu Görünüyor’ türküsünün çalması da dikkat çekti.

Paylaşın

11 Yıl Sonra Türkiye İle Suriye Arasında Bakan Düzeyinde Temas

Türkiye ile Suriye arasında 11 yıl sonra bakanlar düzeyinde görüşme gerçekleşti. Yapıcı havada geçtiği belirtilen toplantının sonucunda Rusya, Suriye ve Türkiye arasında gerçekleştirilen üçlü formattaki toplantıların devamı konusunda mutabık kalındığı bildirildi.

Haber Merkezi / Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Hakan Fidan ile Rusya’ya gitti. Akar ve Fidan’ın başkent Moskova’daki temasları sürüyor.

Son olarak Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar Moskova’da Suriyeli Mevkidaşı Ali Mahmud Abbas ile görüştü. Görüşmede Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu ile birlikte Suriye ve Türkiye’nin istihbarat başkanları da yer aldı.

Konuya ilişkin Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada “Toplantıda Suriye krizi, mülteci sorunu ve Suriye topraklarında bulunan tüm terör örgütleri ile ortak mücadele çabaları ele alınmıştır” ifadeleri yer aldı.

Yapıcı havada geçtiği belirtilen toplantı sonucunda ise “Suriye’de ve bir bütün olarak bölgede, istikrarın temin edilmesi ve sürdürülmesi için üçlü formattaki toplantıların devamı konusunda mutabık kalındığı” belirtildi.

Bu, Suriye ile Türkiye arasında 11 yıl sonra bakanlar düzeyinde yapılan ilk görüşme oldu.

Rusya’dan açıklama

Görüşmeyle ilgili Rusya Savunma Bakanlığı’ndan da açıklama geldi. Bu açıklamada da görüşmede “Suriye krizi ve mülteci sorununun çözüm yollarının yanı sıra Suriye’deki aşırılıkçı gruplarla mücadeleye yönelik ortak çabaların ele alındığı” belirtildi.

Erdoğan sinyalini vermişti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz haftalardaSuriye’nin kuzeyindeki YPG güçlerine yönelik olası kara operasyonuyla ilgili açıklamada bulunurken “Biz şu an itibarıyla Suriye-Türkiye-Rusya üçlü olarak bir adım atalım istiyoruz. Bunun için de önce istihbarat örgütlerimiz bir araya gelsin, ardından savunma bakanlarımız bir araya gelsin, daha sonra dışişleri bakanlarımız bir araya gelsin. Onların yaptığı görüşmelerden sonra da biz liderler olarak bir araya gelelim. Bunu da Sayın Putin’e teklif ettim. O da buna olumlu baktı. Böylece bir dizi görüşmeler zincirini başlatmış olacağız” demişti.

Erdoğan’ın açıklamalarının ardından Rus medyasına yansıyan haberlerde, Moskova’nın Türkiye tarafından önerilen üçlü diplomasi mekanizması fikrine sıcak baktığı belirtilmişti.

Reuters, aralık ayı başında, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le yapılacak olası görüşme teklifini reddettiğini yazmıştı.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu – Akşener Görüşmesi; Babacan’dan İlk Değerlendirme

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin “Kadın Eylem Planı”nı kamuoyu ile paylaştığı toplantıda, CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile İYİ Parti Lideri Akşener’in Ankara’da baş başa görüşmelerini değerlendirdi.

Haber Merkezi / DEVA Lideri Babacan, “Ben gerçekten hayret ediyorum. Gayet doğal olan liderler arasındaki görüşmelerin sürekli bir sorun kaynağı ya da sorun çözümü olarak konumlandırılmasını, altılı masadaki her liderin görüşmesine farklı anlamlar yüklenmesini doğru görmüyorum” dedi ve ekledi:

“Tabii ki Türkiye’de ilk defa yapılan bir iş gerçekleştiriyoruz. Altı ayrı parti var. Bunlar aynı masaya oturdu diye aynı parti haline gelmediler. Hâlâ altı ayrı partiden söz ediyoruz. Dolayısıyla tabii ki görüş farklılıkları olacak, tabii ki farklı iddialar olacak.

Farklı konulardaki farklı yaklaşımları bazen liderler, bazen kurduğumuz komisyonlar aracılığı ile konuşa konuşa çözüyoruz.

‘Altılı Masa çatladı, dağılacak’ dedikodularına hiç prim vermeyin. Türkiye’deki iktidarın tek alternatifi altılı masadır. Altılı masayı güçlü tutmak ve başarıya ulaştırmak ortak hedefimiz olmalıdır.

Eğer altılı masadaki partilerin bireysel iddiaları varsa bu iddialarını çoktan yapmaları, denemeleri gerekirdi. 2018’de denendi, farklı farklı adaylarla seçime gidildi, sonuçta da büyük bir hezimet meydana geldi.

Bu tartışmaları yapanlara ‘2018’e bakın, ders alın. Aynı hataları tekrar etmeyelim’ diyorum. Ortak aday ve politika setiyle hep beraber seçime hazırlanalım.

Benim bir hocamın çok önemli bir hayat dersi vardır: Sıhhatli olan her ilişkide ihtilaf, o ilişkinin tabiatında vardır. Eğer ihtilaf yoksa bir taraf, öbürünü eziyordur. Bu her ilişki için geçerlidir. Altılı masa ilişkilerinde de ihtilaf, tabiatında var. Ama ne yapıyoruz? Konuşa konuşa çözüyoruz.”

‘Adayı Altılı Masa’da konuşacağız’ 

Öte yandan Gazeteci Murat Yetkin’in sorularını yanıtlayan Akşener, görüşmede İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun aldığı ceza ardından CHP ve İYİ Parti arasında yaşanan sorunun ele alındığını söyledi.

“İmamoğlu’nun kellesi giderken tartışmanın Meral Akşener’in rol çalmasına nasıl evrildiğini anlayamıyorum, şaşırdım kaldım” diye konuşan İYİ Parti lideri; “Bu bütün muhalifler açısından bir mihenk taşıdır. Çünkü İstanbul Belediyesine kayyım atanması yolunda bir adım atıldı. Terör soruşturması bunun parçasıdır. Diğer belediyelere de sıçrayabileceğine dair bilgi ve değerlendirmem var. Benim gidişin orada muhalefet olarak birlik, beraberlik göstermek içindi. Saygısızlık yapıldı bana” diye konuştu. Görüşmede Altılı Masa konularından CHP ve İYİ Parti arasındaki ilişkilerin konuşulduğu anlaşılıyor.

Akşener, “Masa dağılıyor mu” sorumuza “Niye dağılsın Altılı Masa? Birlikte kazanacağımızı söylüyoruz” yanıtını verdi.

Altılı Masa’nın kimi aday göstereceğinin konuşulup konuşulmadığı sorusuna cevaben, “Onu Altılı Masada konuşacağız. İstanbul meselesini konuştuk; onun dışında neleri konuşup konuşmadığımızı söylemedim. Çünkü bu konu gerçekten mihenk taşı” dedi. Akşener, muhalefetin cumhurbaşkanı adayı ve başörtüsü konusundaki Anayasa Değişikliği sorularını yanıtlamadı.

Çankaya Belediyesinin Ahlatlıbel sosyal tesislerinde yapılan görüşme talebinin Kılıçdaroğlu’dan geldiğini söyleyen Akşener, dağıtılan fotoğrafta her ikisinin de hayli gergin görünmesini kendisinin geçirmekte olduğu grip hastalığına bağladı, “Gergin bir durum yoktu” dedi.

Kılıçdaroğlu: İçeriğini aktaramam, bu yanlış olur

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile Ankara’da yaptıkları görüşmeye dair yakın çevresine değerlendirmelerde bulundu.

Toplantının verimli geçtiğini belirten CHP lideri, “Güzel bir toplantı oldu. Toplantı içeriğini aktaramam, bu yanlış olur. Ancak Türkiye’nin yönetilememesi sorununu önümüze getiren ucube sistemin değişiminin zorunluluk olduğu konusunda mutabakatımız tamamdır, bunu söyleyebilirim” ifadelerini kullandı.

Davutoğlu: Bir kriz toplantısı olarak görülmemeli

Altılı Masa’da yer alan Gelecek Partisi’nin Lideri Ahmet Davutoğlu ise, “Altılı Masa’da liderler arasında konuşulmayan, konuşulurken tedirginlik duyulan hiçbir konu yok” dedi.

Davutoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in dün yaptığı toplantı için, “Bir kriz toplantısı olarak görülmemeli” dedi.

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan: İstanbul Sözleşmesi’ne Döneceğiz

Partisinin ‘Kadın Eylem Planı’nı açıklayan DEVA Lideri Babacan, “Hukuksuzluktan, bu şiddetten kurtuluşun yolu, kadınların emeğidir. Ekonomik krizden kurtuluşun yolu, kadınların aklıdır. Özgür ve zengin Türkiye’nin yolu; kadın, erkek, genç, yaşlı topyekûn çalışmaktan geçer. Tam da bu nedenle bu yolu hep beraber yürümek yolundayız.” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Kadın hakları üzerinde tepinen siyaseti izliyoruz. Seçimi kaybedeceğini anlayanlar, ‘Türkiye’yi kadınlar üzerinden kutuplaştırırsam acaba yine kazanır mıyım’ derdine düşmüşler. Seçimlere 3-5 ay kala yapılan bu, bir siyasi mühendislik. Başörtüsü ile ilgili düzenlemeler 5 dönemden sonra, 20 yıldan sonra mı aklınıza geliyor, seçime 3-5 ay kala mı aklınıza geliyor?”

Babacan, açıklamasının devamında, “28 Şubat’la mücadele edeceğim’ diye vatandaşlarımızın desteğini alanlar, 20 yılın sonunda kadınların başörtüsünü siyasi pas almak, siyasi gol atmak konusu haline getirirken hiç mi yüzleri kızarmıyor? Bu hale mi geleceklerdi?

Kadınlar ne diyor? ‘İstanbul Sözleşmesi’ne dönelim.’ Döneceğiz arkadaşlar, döneceğiz. İstanbul Sözleşmesi’ne döneceğiz. Hem de Cumhurbaşkanı yemin töreni oluyor ya yetkiyi alıyor, yemin töreninden sonra ilk imzalar atılıyor ya o ilk imzalardan birisi de hemen ilk gün bu sözleşemeye geri dönme imzası olacak. ” ifadelerini kullandı.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin Ankara’daki genel merkezinde ‘Kadın Eylem Planı’nı açıkladı. Babacan’ın açıklamasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Seçimi kaybedeceğini anlayanlar, ‘Türkiye’yi kadınlar üzerinden kutuplaştırırsam acaba yine kazanır mıyım’ derdine düşmüşler. Seçimlere 3-5 ay kala yapılan bu, bir siyasi mühendislik. Başörtüsü ile ilgili düzenlemeler 5 dönemden sonra, 20 yıldan sonra mı aklınıza geliyor, seçime 3-5 ay kala mı aklınıza geliyor?

‘28 Şubat’la mücadele edeceğim’ diye vatandaşlarımızın desteğini alanlar, 20 yılın sonunda kadınların başörtüsünü siyasi pas almak, siyasi gol atmak konusu haline getirirken hiç mi yüzleri kızarmıyor?

Zamanında yargı veya farklı vesayet sistemleriyle ezilenler, gücü eline geçirdiğinde yine yargıyı kullanarak başkalarını ezmeye başlıyorlar. Bu nöbetleşe zorbalık döneminin bitmesi gerekiyor.

‘İstanbul Sözleşmesi’ne döneceğiz’

Kadınlar ne diyor? ‘İstanbul Sözleşmesi’ne dönelim.’ Döneceğiz arkadaşlar, döneceğiz. İstanbul Sözleşmesi’ne döneceğiz. Hem de Cumhurbaşkanı yemin töreni oluyor ya yetkiyi alıyor, yemin töreninden sonra ilk imzalar atılıyor ya o ilk imzalardan birisi de hemen ilk gün bu sözleşemeye geri dönme imzası olacak. Sen onlarla bunlarla uğraşana kadar bu iktidar elinden gidecek, gör. Uygun bir yerde bu ülke, millet seni oradan indirecek, çünkü niyeti sağlam tutmuyorsun.

‘Şiddete uğrayanın yanında olacağız’

Devlet, şiddeti uygulayana cesaret vermeyi bırakacak, şiddete uğrayanın yanında olacak. Kız çocuklarının okuması için pozitif uygulamalar yaptık. Çocukların annelerine para yardımında bulunduk. Çünkü parayı çocuğun babasına verdiğimizde para buhar oluyor, ama anneye verdiğimizde o para çocuğun geleceği için harcanıyor.

Çocuk işçiliği ve evliliğinin mutlaka önüne geçmek gerekiyor. Bu, aması olmadan bir siyasi irade meselesidir. Tereddütle bu iş olmaz. Önce ilkeler bazında karar vereceksin ve sonrasında gereğini yapacaksın. Siz 657 milyar doları inşaata verin, sonra çocuklar bu ülkede nitelikli eğitim alamasın. Böyle bir şey olabilir mi? Önceliği zenginlere verirsen bu ülkede sağlıklı bir gelir dağılımı olmaz.

Kreş için teşvik

İşletmelerin kreş açmalarını teşvik edeceğiz. Bu durum, anneler için çok önemli. Bu uygulamayı yapmayan şirketlere yaptırım uygulayacağız. Kadınların iş hayatından kopmaması için kreş mevzusu çok önemli. Kadınların iş kurmasına da önem vereceğiz. Girişimci ve zanaatkar kadınlara yardımlarda bulunacağız. Satış yaparak para kazanmaları için her türlü imkanı sağlayacağız. Kadının iş yerinde maruz kaldığı mobbing’i önlemeye yönelik ciddi düzenlemeler yapacağız.

Kadınlar, sosyal devlet dışında hiç kimseye, hiçbir gruba mecbur kalmayacak. Sadece maddi sıkıntılar sebebiyle kadınların farklı gruplarda aidiyet ilişkiler geliştirmek zorunda kaldığını görüyoruz. Bunun görevi devlete aittir. Kadınlar, ancak kendi isteğiyle, özgür iradesiyle farklı gruplarla çalışmalar yürütebilmeli, maddi gerekçelerden kaynaklı değil.”

Paylaşın

Çocuk Yoksulluğu: Türkiye, Endişe Veren Dört Ülkeden Biri

Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı’nın yayımladığı Açlık Haritası’na göre, Türkiye genelinde 14.8 milyon kişi yetersiz besleniyor, 5 yaş altı çocukların yüzde 1.7’si akut yetersiz besleniyor, yüzde 6’sı kronik yetersiz besleniyor. Yetersiz beslenmenin en fazla olduğu il Şırnak.

Avrupa Konseyi Sağlık ve Sürdürülebilir Kalkınma Komitesi tarafından yayımlanan rapora göre Türkiye, çocuk yoksulluğu konusunda endişe veren dört ülkeden biri. Çocuk yoksulluğu açısından OECD’ye üye 41 ülke arasında yüzde 22,4 oranıyla en yüksek yoksulluk oranına sahip ikinci ülke konumunda.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adıyaman Milletvekili Abdurrahman Tutdere, “Türkiye’de Çocuk Olmak” adlı raporunu paylaştı.

“Avrupa Konseyi tarafından yapılan araştırmaya göre Türkiye, çocuk yoksulluğunda en yüksek orana sahip üçüncü ülke” diyen Tutdere, yoksulluk içinde yetişen çocukların eğitim haklarından mahrum kaldığını belirtti. Tutdere, yoksulluğa mahkûm edilen çocukların okul terk etme oranının daha yüksek olduğunu ifade etti.

Tutdere’nin hazırladığı rapora göre, Türkiye’de 1 milyon 738 bin öğrenci örgün eğitim sisteminin dışına çıktı ve açık öğretimde okuyor. 1 milyon 201 bin çocuğun ise okulda hiç kaydı yok.

10 yılda 616 çocuk işçi yaşamını yitirdi

TÜİK tarafından yayımlanan verilere göre 5-17 yaş grubunda ekonomik faaliyette çalışan çocuk sayısı 720 bin. Son on yılda 300’ü 15 yaşın altında en az 616 çocuk işçi çalışırken yaşamını yitirdi.

Tutdere’nin çeşitli kuruluşların raporlarından derleyerek hazırladığı rapordan öne çıkan başlıklar şöyle:

Yoksulluk çocukların sağlığını ciddi anlamda etkiliyor. Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı’nın yayımladığı Açlık Haritası’na göre, Türkiye genelinde 14.8 milyon kişi yetersiz besleniyor, 5 yaş altı çocukların yüzde 1.7’si akut yetersiz besleniyor, yüzde 6’sı kronik yetersiz besleniyor.

Yetersiz beslenmenin en fazla olduğu il Şırnak.

Sağlık Bakanlığı tarafından Türkiye genelinde yürütülen Türkiye’de Okul Çağı Çocuklarında Büyümenin İzlenmesi Projesi kapsamında yapılan araştırmaya göre, özellikle Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaşayan çocuklar kronik açlık nedeniyle gelişemiyor.

Her üç çocuktan birisi yoksul

Avrupa Konseyi Sağlık ve Sürdürülebilir Kalkınma Komitesi tarafından yayımlanan rapora göre Türkiye, çocuk yoksulluğu konusunda endişe veren dört ülkeden biri.

Çocuk yoksulluğu açısından OECD’ye üye 41 ülke arasında yüzde 22,4 oranıyla en yüksek yoksulluk oranına sahip ikinci ülke konumunda.

Ailelerin bakamadığı çocuk sayısında ciddi artış

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının raporuna göre ekonomik nedenlerle ailesinin bakamadığı çocuk sayısı 2002’de 12 bin 75 iken, bu sayı Ağustos 2022 itibarıyla 146 bine yükseldi.

TÜİK verilerine göre ise Türkiye’de 7 milyon 378 bin çocuk yoksulluk çekiyor. Yani Türkiye’deki her üç çocuktan birisi yoksul. Türkiye, bu oranla 30 Avrupa ülkesi arasında en yüksek çocuk yoksulluğu oranına sahip ikinci ülke konumunda.

(Kaynak: Kısa Dalga)

Paylaşın

İmamoğlu’ndan İBB’ye Açılan ‘Terör’ Soruşturmasına Tepki: Biz Kuzu Değiliz

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB’ye yönelik yürütülen terör soruşturması için, Bakan Soylu’ya seslenerek, “Biz kuzu değiliz. Bu ülkede adaletin yerini bulacağına inanan ve bunun mücadelesini kararlılıkla veren insanlarız” dedi.

Haber Merkezi / 2019’da göreve gelmeden önce, AKP’li yönetim döneminde alınan bazı kişilerin silahlı terör örgütü üyeliği, bombalı terör eylemi gibi suçlarının olduğunu öne süren İmamoğlu, “2018 yılı Kasım ve Aralık ayında işe alınan 3 terör örgütü İBDA-C üyesi sabıkalı personelin iş akitlerini de biz feshettik” dedi.

Soruşturma kapsamında hazırlanan raporda yalnızca kendisi ve kendi yönetimindeki 100’den fazla kişinin yer aldığını ifade eden İmamoğlu, eski İBB Başkanı Mevlüt Uysal ve İstanbul Valisi Ali Yerlikaya dönemlerini de işaret ederek bu iki isim hakkında da işlem talep edilmediğini sordu ve şöyle devam etti: Bakın bugünün Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu da, o dönemin genel sekreter yardımcısıdır. yani sorumlulardan biridir. unutmayın…

İmamoğlu, raporda sadece kendilerinin yer almasını tekrar eleştirdi ve şunları söyledi: O raporda sadece Ekrem İmamoğlu ve onun yöneticileri suçlanıyorsa, gök kubbeyi başınıza yıkarız. Herkese eşit muamele yapılmışsa tamam aksi takdirde AK Parti milletveki adayı müfettiş, bu eksikliği yapmışsa bilerek ve isteyerek görevi ihmal suçu işlemiştir. Hesabını çatır çatır bakanıyla beraber öder.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İçişleri Bakanlığı’nın İBB’ye başlattığı “terör” soruşturmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İmamoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

Kamuoyunun tanık olduğu üzere bir yıldan fazladır Türkiye Cumhuriyeti’nin İçişleri Bakanı devlet adamı kavramı ile bağdaşmayacak iddialar üzerinden İBB’ye 86 bin çalışanımıza ve hatta ailelerine, bana terör ile ilişkili suçlamalarda bulunmaktadır. İlk olarak 9 Aralık 2021 günü TBMM’de İçişleri Bakanlığı bütçesi görüşülürken hezeyana kapılan bakan sayı ve örgüt listesi vererek, ‘557 teröristin çalıştığını’ iddia etmiştir.

Aradan geçen zamanda terörist olduğunu iddia ettiği kişilere karşı herhangi bir yasal girişimde de bulunmamıştır. Oysa biz görevimizin gereği söylenen bu sözü kıymetli bularak girişimde bulunmak istedik. ‘Bu 557 teröristin isimlerini bize verin işlem başlatalım’ dedik. Aldığımız yanıt ‘Siz bizim muhatabımız değilsiniz’ oldu.

“Bu kişi adil ve tarafsız bir müfettiş değildir”

Bir amaca matuf yapıldığı çok belli olan soruşturmanın önemli bir ayrıntısı daha var. Mülkiye müfettişleri İBB’ye geldiklerinde 8 kişilik ekibin başında bir başka baş müfettiş vardı. Heyet bir süre incelemeyi bu baş müfettiş başkanlığında yaptı. Her nedense, siz nedenlerini iyi biliyorsunuz yaza doğru bu müfettiş heyet başkanlığından alındı. Ankara’ya çekildi. Sağlık sebepleri bu konuda sık kullanılan bir gerekçedir. Görevden alınan baş müfettiş yerine kim getirildi? Bir dönem AK Parti’den milletvekili adayı olan bir kişi. Ben İBB Başkanı adayı olduktan sonra Beylikdüzü Belediye Başkanlığı dönemimle ilgili 28 ayrı özel soruşturmayı aşan bir kişi. Seçim zamanında.

Arif Yıldırım adında militan AK Partili bir zatı muhterem heyet başkanı oldu. Bu zatın sicili belgelidir. Bu kişi 20 Mayıs 2019’da Beylikdüzü Belediyesi’ne bir işlemle ilgili yine bir soruşturma açıyor. Belediye Başkanı olarak beni suçlayarak ifademi almak istedi. Oysaki o işlemin tarihi 31 Mart 2019 tarihinden sonra, yani Beylikdüzü Belediyesi yeni başkanını seçmiş, ben ise mazbatası iptal edilmiş İBB Başkanıyken gözü bu kadar kör, İmamoğlu konusunda bu kadar gönül gözü dönmüş bir insan. Aslında aklında hep olan benim. Bu kişi adil ve tarafsız bir müfettiş değildir.

Ahmak davasında ‘Bu davadan ceza çıkmaz’ diyen hakim başka bir kente sürülüyor. Terör soruşturmasında da müfettiş grubunun lideri merkeze çekiliyor yerine malum zihniyette biri getiriliyor. Bize dönük saldırıların belirli bir takvim ve disiplin içinde yürüdüğünü net olarak söylüyorum. Bunlar sıradan olaylar değil. Bu süreçlere karşı çıkanlar da ister hakim ister baş müfettiş olsun bu insanlarda ortadan yok ediliyor.

“Bu bakan kendisini çok akıllı herkesi aptal sanıyor”

26 Kasım 2022 günü bakan bey yine medyanın karşısına çıktı ve aralarında İBB’nin de olduğu bazı belediyelerle ilgili müfettiş raporundan bir kısım iddiaları gerçekmiş gibi kamuoyuna sundu. Bu bakan kendisini çok akıllı herkesi aptal sanıyor. ‘CHP’li belediyelerle ilgili 1107 soruşturma açtık ama AK Partili belediyelerine de 885 soruşturma başlattık’ diyerek ne kadar da adaletli olduğunu anlatmaya çalışıyor. Sen terör örgütü üyeliği suçlamalarıyla sadece CHP’li belediyelere soruşturma açtın.

Yasal olarak belediyelerin hiçbir güvenlik soruşturması yapamayacağı bir döneme ilişkin soruşturma açıyorsun. Eğer adil bir bakansan 19 AK Partili ve kayyumun yönettiği büyükşehir belediyelerine de İBB’ye yaptığın personel soruşturmasını yap. Eğer adaletli olduğunu iddia ediyorsan CHP’li belediyelere gösterdiğin sertliği, yüzlerce AKP’li ve MHP’li ilçe belediyesine de göster. Bir de çıkmış yüzdeler vererek, grafikler göstererek ‘Ben adil birisiyim’ demeye çalışıyor. Ne adalet, ne hukuk, ne ahlak, ne vicdan senin ruhunda yer bulmuyor.

“Bakanlık bize hiçbir bilgi vermediği gibi, bakanlık verileri arasında ciddi farklar olduğunu da görüyoruz”

Gördük ki bakan geçen yıl 557 adet dediği terörist sayısını, ülkedeki enflasyon oranını da artırmış ve sayıyı alelacele 1668’e çıkartmıştı. İBB olarak terörle mücadelenin neresinde olacaksak, orada olduğumuz için yine dosyalarda göreceğiniz üzere bakanlığımıza bilgi sorduk ama şaşırmayın ki cevap alamadık. Bir yıldır İBB’de var olduğu iddia edilen teröristlere ulaşmak ve yasal işlemleri yapmak için mücadele ediyoruz ama bakan beyin engeline takılıyoruz.

İBB’de olduğu iddia edilen teröristleri birisi saklıyor ve işlem yapmıyor ama iddiaları ortaya atan birisi, Ekrem İmamoğlu ya da İBB değil. Bakanlık bize hiçbir bilgi vermediği gibi, bakanlık verileri arasında ciddi farklar olduğunu da görüyoruz. Soruşturma tarihlerinde 1 Ocak 2019-27 Haziran 2019 tarihleri arasında biz görevde değildik. Öncesinde eski başkan Mevlüt Uysal ve kayyum döneminde de İstanbul Valimiz Sayın Ali Yerlikaya görevdeydi. İçişleri Bakanı olan kişi yaptığı basın toplantısında iddia ettiği 1668 teröristi isim isim, reklamını da yaparak 8 terör örgütüne böldü. 51 kişiyi diğer terör örgütleri klasmanına soktu.

İçişleri Bakanı’nın yaptığı açıklamaya göre 9 Aralık 2022’de Cumhuriyet Savcılığı’na gönderilmiş durumda. Şimdi savcılık raporu inceleyecek ve karar verecek. Gelinen süreçte madde madde elimizdeki veriler ve bakanın iddiaları odaklı bir sunum gerçekleştireceğim. İçişleri Bakanı 23 Aralık Cuma günü attığı son tweeti inceleyin. Bu tweet ile belediye ve terör arasındaki iltisakı sözüm ona tekrar iddia etti. Konu yargıya taşınmışken yargıyı tehdit etmeye yönelik faaliyetlerini sürdürdü.

Bu iddialara sessiz kalmamız beklenemezdi. Bakan ‘Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmadan belediyeye personel aldılar’ diyorlar. Biz 27 Haziran 2019 günü mazbatamızı aldık. Bakan Bey’in bilerek istismar ettiği şu: Anayasa Mahkemesi biz göreve geldikten 5 ay sonra 28 Kasım 2019 tarihinde bir karar aldı. Buna göre kamu kurumlarında işe alınacak personel için güvenlik soruşturması, arşiv araştırması talebini yasal bulmadı ve kaldırdı. Yeni yasa çıkana kadar işe alınan personel için bu evrakı talep etmek en yüksek yargı makamınca yasaklanmıştır. Bu yasak kararı 81 il valiliğine bizzat İçişleri Bakanı Soylu tarafından resmi yazıyla ve imzasıyla iletilmiştir. Biz İBB olarak İstanbul Valiliği’ne Kasım 2019’da bünyemize alacağımız bir memurumuz için arşiv araştırması talep etmişiz.

Valilik de 30 Aralık 2019 tarihinde AYM kararına göre ‘bu evrakı istemeyezsiniz’ demiş. Yazıyı bize iade etmiş. Arkadaşlar size bunun gibi birkaç yazışmayı daha kitlerinize koyduk. AYM, 28 Kasım 2019’dan, yani yasa çıkan 18 Nisan 2021’e kadar Bakan’ın “Yapmamışlar” dediği araştırmanın yapılmasını zaten yasaklamıştı. AYM’nin yasak kararı olan 17 ayda, İBB’nin iştirak şirketlerine 11 bin kişi işe alındı. İBB, İSKİ ve İETT’de alınanları da sayarsınız 13 bin civarında çalışanın işe girdiğini görüyorsunuz. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yasaktı. Ocak 2021 tarihli sizin elinizde. Bizzat kendisi, bu evrakları istemeyin diye resmi yazı yazmıştı.

Buradan Bakan’a söylüyorum. Biz kuzu değiliz. Bu ülkede adaletin yerini bulacağına inanan ve bunun mücadelesini kararlılıkla veren insanlarız. Peki yeni yasa çıkınca İBB, arşiv ve güvenlik araştırmaları konusunda üzerine düşeni yapmış mıdır? Evet yapmıştır. Yasak kararı öncesi beş aylık ve yeni yasa sonrası 8 aylık, toplam 13 ayda işe giren 7 bin 500 kişi için arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması talep ettik. Eski İBB yönetiminde işe alınan 4 bin 116 çalışandan eksik olduğunu gördüklerimizi de arşiv ve güvenlik soruşturmalarını talep ettik. Bu talebimizin 9 bin 617’sine cevap aldık. 660 kişinin arşiv araştırması içinse bir yıldır cevap bekliyoruz. 30 günde cevaplaması gereken 660 kişi için, müfettiş 25 bin 365 kişinin sorgusuna 5-6 ayda ulaşabiliyor. Demek ki isteyince olabiliyormuş.

Eski başkan Mevlüt Uysal ve Sayın Vali Ali Yerlikaya’nın sorumluğu olduğu dönemde. 4 bin 116 kişiden 1800’ü için güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması istenmemiş. Hem de o dönemde AYM’nin yasak kararı yokken. Mevlüt Uysal ve İstanbul Valisi de bizim gibi hileci mi oluyor? ‘İşe alınacak personelin adli sicil kaydı…’ Yani bildiğimiz adıyla sabıka kaydı ‘e-devletten alınırken kamu seçeneği seçilmeliydi. Bakan böyle söylüyor.

Ama çoğu özel sektör olarak kayıt aldı, hülle yöntemini kullandılar’. Bakan Bey yine saçmalamaya devam ediyor. Bizim hülle yöntemi kullandığımızı, işe alımla ilgili kamuyu seçmediğimizi, özel sektör seçeniğinden işe alım yaptığımızı iddia ediyor. Eğer dediği gibi hülle yöntemi kullanılmışsa, bizden önceki altı ayda, yani Mevlüt Uysal ve Ali Yerlikaya döneminde işe alınan 1400 kişinin de adli sicil kaydının özel sektör seçeneğinden alınmış olmasını nasıl yorumluyorsunuz? Yani siz partinizin eski belediye başkanına da mı hülleci diyorsunuz?”

“Aslında pandoranın kutusu açılmıştır”

Belediyemiz İSKİ ve İETT’de değerlendirme komisyonları başından beri görevlerini yapmaktadır. Bakan beyin geçen günkü hezeyanlarının ardından iştirak şirketlerimizde de değerlendirme komisyonlarını kurduk. Arşiv araştırmaları da bu komisyonlarda değerlendirilerek işlem yapıldı. Bu zamana kadar çeşitli kayıtlardan 1105 dosya ele alındı. 974 dosyaya işlem yapılma gereği görülmedi. 46 terör ilişiği ve iltisakı içeren kişi işten çıkarıldı. 53 kişi de farklı suç ilgileri ve arşiv araştırmalarıyla nedeniyle iş akdi feshedildi.

Bakan Bey, siz değil arşiv araştırması, adli sicil kaydında silahlı terör örgütü üyeliği, bombalı terör eylemi gibi suçları olanları istihdam etmişsiniz. 2017’de işe aldığınız A.T., Temmuz 2018’de işe aldığınız R.A. bunlardan birkaçı. 2018 kasım ve aralık ayında işe alınan IBDA-C üyesi çalışanların iş akitlerini de biz feshettik. Bize yaptığı suçlamaların bir mantısı var ise, aynı suçu eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal ve İstanbul Valisi Ali Yerlikaya da işlemiştir. Aslında pandoranın kutusu açılmıştır.

Uysal döneminde işe alınan Y.Y. ve ikinci kez işe aldığınız O.Ç. nasıl oldu da hassas gözlerinizden kaçtı? Bakın arşiv araştırması demiyorum, sabıka kaydı diyorum. Ne yazıyor? Silahlı terör örgütüne üyelik, silahlı terör örgütü yöneticiliği yazıyor sabıka kaydında. Bu iki kişinin de işten çıkarılışı bizim dönemimizde yapılmıştır. 6 Mayıs ve 29 Mayıs 2019’da işe alınan ve biz işe başlayınca fark ettiğimiz 6 çalışanın FETÖ iltisaklı çıkmasını nasıl değerlendireceklerdir? Medyaya yansıyan 500 küsur sayfalık rapor henüz bizde yok.

Duyumlarımıza göre bu raporda hakkında işlem yapılması istenen kişiler sadece ve sadece ben ve benim dönemimde eski / yeni yönetici arkadaşlarım. Eğer savcılığa sunulan raporda eski başkan Mevlüt Uysal, İstanbul Valisi ve onların yöneticileri hakkında da işlem talep edilmişse bir lafım yok. Unutmayın, altını tekrar çiziyorum. O raporda sadece İmamoğlu ve onun yöneticileri suçlanırsa gök kubbeyi başınıza yıkarız. Bakan Bey, kendi arkadaşlarını da yaktın haberin olsun.

Sayın Bakan, emniyet ve istihbarat gibi hayati önemdeki güvenlik konularını bağladığınız bakan yardımcınızın kardeşi FETÖ terör örgütü üyesi ve yurtdışında kaçak bir firari. Altı yıldır yaz tatilinde bile gelemez olduğunu biliyoruz Türkiye’ye. Sayın Bakan, kardeşi yani birinci dereceden yakını FETÖ firarisi olan bakan yardımcısını atayınca bir terör örgütü iltisaklısına jest mi yapmış oluyorsunuz?

Devletin güvenliğinin emanet edildiği kişi daha burnunun ucundakini görmüyorsa devletimizin güvenlik zafiyeti var mıdır? Daha önce bu bakanın bir milli güvenlik sorunu olduğunu söylemiştim. Şimdi ortaya çıkan tablo devletimizin kıymetli valileri ve AK Parti siyasileri için ciddi bir tehlike olduğunu net olarak ortaya koymuştur. Bu kişiyi göreve getiren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Görev ihmalleri zincirinin de sorumlusu da doğal olarak odur. Sayın Cumhurbaşkanı ya ortaya koyduğumuz bu fotoğrafı yaratacağı kaosa razı geleceksiniz ya da İçişleri Bakanlığı koltuğunda oturan yüzünü kızartmayacak birini göreve atayacaksın. Artık aleni bir şekilde ortaya çıkmıştır ki Sayın Soylu olmamıştır. Olamamıştır. Olmamış bu adam net. İçişleri Bakanlığı kapasitesi yok. Onlarca kez AK Parti’yi hem de iktidarı rezil etmiştir. Üstelik bizim bildiklerimizin sizin bildiklerinizin yanında da esamesi okunmaz.

Aklını ve kalbini günaha teslim etmiş, hırsı ve öfkesi tarafından kontrol edilen ve bu tümüyle yüzü davranışlarına yansımış bu bakan Türkiye Cumhuriyeti’nin çok kıymetli kurumlarını istismar etmektedir. Umarım bir bakanın yarattığı dezenformasyon ve doğmasına sebep olduğu bu kaotik durum devletimizin akli selim, sorumluluk sahibi yetkilileri tarafından bir an evvel ele alınır. Çünkü bu devlet bu hepimizin, milletimizindir. Türkiye’nin bu aklı selimliğe acilen ihtiyacı vardır. Bir bakanın karanlıklar içerisindeki ruh hali ne İBB’nin ne valilerimizi ne de seçilmiş ya da atanmış yöneticilerimizi de bu yoluna feda etmeyelim.

“Kimsenin hakkını yemedik, hakkımızı da yedirmeyiz”

Devletimizin terörle mücadelesinde nefer olmaya devam edeceğiz. Tıpkı hak, hukuk ve adaletin yanında durmaya devam edeceğiz. Bu bir hukuk davası değil, siyasi davadır. Bu bir kişisel dava değil, ulusal davadır. Bu bir mağduriyet davası değil, haysiyet davasıdır. Kimse bizden susmamızı bekleyemez. Kimse teslim olmamızı beklemesin. Bizler kolay kolay hakkını yedirecek insanlar değiliz. Kimsenin hakkını yemedik, hakkımızı da yedirmeyiz. Mücadeleden vazgeçmemiz mümkün değildir. Hepinize geldiğiniz için teşekkür ediyorum.

Paylaşın

Akşener’den Kılıçdaroğlu İle yapılan Görüşmeye İlişkin İlk Açıklama: Niye Dağılsın Altılı Masa?

CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile İYİ Parti Lideri Akşener, Ankara’da baş başa görüşmüşlerdi. Görüşme konusunda açıklama yapan Akşener, İmamoğlu’nun aldığı ceza ardından CHP ve İYİ Parti arasında yaşanan sorunun ele alındığını söyledi.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile İYİ Parti lideri Meral Akşener arasında 27 Aralık akşamı Ankara’da yapılan baş başa görüşme konusunda ilk açıklama Akşener’den geldi.

Gazeteci Murat Yetkin’in sorularını yanıtlayan Akşener, görüşmede İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun aldığı ceza ardından CHP ve İYİ Parti arasında yaşanan sorunun ele alındığını söyledi.

“İmamoğlu’nun kellesi giderken tartışmanın Meral Akşener’in rol çalmasına nasıl evrildiğini anlayamıyorum, şaşırdım kaldım” diye konuşan İYİ Parti lideri; “Bu bütün muhalifler açısından bir mihenk taşıdır. Çünkü İstanbul Belediyesine kayyım atanması yolunda bir adım atıldı. Terör soruşturması bunun parçasıdır. Diğer belediyelere de sıçrayabileceğine dair bilgi ve değerlendirmem var. Benim gidişin orada muhalefet olarak birlik, beraberlik göstermek içindi. Saygısızlık yapıldı bana” diye konuştu. Görüşmede Altılı Masa konularından CHP ve İYİ Parti arasındaki ilişkilerin konuşulduğu anlaşılıyor.

‘Adayı Altılı Masa’da konuşacağız’ 

Akşener, “Masa dağılıyor mu” sorumuza “Niye dağılsın Altılı Masa? Birlikte kazanacağımızı söylüyoruz” yanıtını verdi.

Altılı Masa’nın kimi aday göstereceğinin konuşulup konuşulmadığı sorusuna cevaben, “Onu Altılı Masada konuşacağız. İstanbul meselesini konuştuk; onun dışında neleri konuşup konuşmadığımızı söylemedim. Çünkü bu konu gerçekten mihenk taşı” dedi. Akşener, muhalefetin cumhurbaşkanı adayı ve başörtüsü konusundaki Anayasa Değişikliği sorularını yanıtlamadı.

Çankaya Belediyesinin Ahlatlıbel sosyal tesislerinde yapılan görüşme talebinin Kılıçdaroğlu’dan geldiğini söyleyen Akşener, dağıtılan fotoğrafta her ikisinin de hayli gergin görünmesini kendisinin geçirmekte olduğu grip hastalığına bağladı, “Gergin bir durum yoktu” dedi.

Kılıçdaroğlu: İçeriğini aktaramam, bu yanlış olur

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile Ankara’da yaptıkları görüşmeye dair yakın çevresine değerlendirmelerde bulundu.

Toplantının verimli geçtiğini belirten CHP lideri, “Güzel bir toplantı oldu. Toplantı içeriğini aktaramam, bu yanlış olur. Ancak Türkiye’nin yönetilememesi sorununu önümüze getiren ucube sistemin değişiminin zorunluluk olduğu konusunda mutabakatımız tamamdır, bunu söyleyebilirim” ifadelerini kullandı.

Davutoğlu: Bir kriz toplantısı olarak görülmemeli

Altılı Masa’da yer alan Gelecek Partisi’nin Lideri Ahmet Davutoğlu ise, “Altılı Masa’da liderler arasında konuşulmayan, konuşulurken tedirginlik duyulan hiçbir konu yok” dedi.

Davutoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in dün yaptığı toplantı için, “Bir kriz toplantısı olarak görülmemeli” dedi.

Paylaşın

ÇAYKUR’un Borcu 5 Milyar 200 Milyon Liraya Yükseldi

ÇAYKUR’un borcu, 2021 dönem sonunda bir önceki yıla oranla yüzde 26 oranında artarak 5 milyar 200 milyon liraya yükseldi. 2021’de ticari bankalardan kullanılan kredilerinden dolayı tahakkuk eden faiz veya finansman gideri tutarı da 588 milyon lira oldu.

Sayıştay, Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü’ne (ÇAYKUR) yönelik 2021 denetim raporunu tamamladı.

Cumhuriyet’ten Sefa Uyar’ın haberine göre raporda, ÇAYKUR’un borçlanma ihtiyacının çok yüksek olduğu ve finansman giderlerinin dönem sonucunu olumsuz etkilediği vurgulandı.

Raporda, 16 milyar liralık ticari banka kredisi kullanıldığı ve 15 milyar lira kredi anapara geri ödemesi yapıldığı ancak kalan 1 milyar TL ve faizlerinin ödenemediği ifade edildi.

Raporda şunlar kaydedildi: “Dolayısıyla 2020’den devreden 4 milyar 200 milyon lira tutarında mali borçlar, 2021 dönem sonunda yüzde 26 oranında artarak 5 milyar 200 milyon liraya yükselmiştir. 2021’de ticari bankalardan kullanılan kredilerinden dolayı tahakkuk eden faiz veya finansman gideri tutarı da 588 milyon lira oldu.”

Kurumun, TVF’ye devredildiği 2017’den bu yana işletme faaliyeti zararlarının devamlılık göstermeye başladığı ve kalıcı borçlanma ihtiyacının doğduğu vurgulanan raporda, borcun borçla kapatılmaya başlandığı kaydedildi.

Raporda, “ÇAYKUR’un kredi anapara ve faiz borcu ödemesi için ne kadar borçlanma yapıldığını ifade eden borç çevirme oranı 2021’de yüzde 106 seviyesinde gerçekleşmiştir. Başka bir ifadeyle, ÇAYKUR 2021’de 100 birim anapara ve faiz borcu ödemek için 106 birim borçlanmıştır” ifadeleri kullanıldı.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu – Akşener Görüşmesi; Davutoğlu: Bir Kriz Toplantısı Olarak Görülmemeli

CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile İYİ Parti Lideri Akşener’in Ankara’da baş başa görüşmelerini değerlendiren GP Lideri Davutoğlu, “Altılı Masa’da liderler arasında konuşulmayan, konuşulurken tedirginlik duyulan hiçbir konu yok” dedi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Habertürk televizyonunda Kübra Par’ın Açık ve Net programında gazeteciler Nagehan Alçı, Kemal Öztürk ve Faruk Aksoy’un sorularını yanıtladı.

Davutoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in dün yaptığı toplantı için, “Bir kriz toplantısı olarak görülmemeli” dedi.

Gelecek Partisi lideri aynı zamanda, “Üçlü olarak geçen sene masada yemek yediğimizde sayın Akşener ve sayın Kılıçdaroğlu’nun çok rahat konuşabildiklerini gördüm ve bu memnun etti. Bu kültürü gördükten sonra bu akşamla ilgili telaşa kapılmış değilim” ifadesini de kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında hüküm verilmesinin ardından yaşananlar, Akşener ve Kılıçdaroğlu arasında gerilim yaşandığı iddialarının ortaya çıkmasına yol açmıştı.

Bu konuyla ilgili Davutoğlu, “Akşener’in İmamoğlu’na verdiği desteği doğal görürüm” değerlendirmesinde bulundu.

“Alternatif yollar denenir, ama bu masanın dağıldığı anlamına gelmez” diyen Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “oyun kurucuların psikolojisini bozmaya çalıştığını” söyledi, ancak bunun gerçekleşmeyeceğini dile getirdi.

Davutoğlu aynı zamanda hiçbir liderin bu masayı dağıtmayı hakkı olmadığını aktardı:

“Altılı Masa ortak üründür. Kılıçdaroğlu ile Akşener değil, hepimiz birlikte yaptık. Hepimiz emek verdik. En önemlisi toplumda umut oluşturmuşuz, bu umudu dağıtmaya hiçbirimizin hakkı yok.”

Seçim takviminde Altılı Masa’yı en çok zorlayacak unsurun aday seçimi olacağını vurgulayan Davutoğlu, adaydan önce metinlerin açıklanması sürecinin tamamlanması gerektiğini vurguladı.

O yüzden de aday seçiminin Ocak sonuna kalacağını tahmin etti.

Davutoğlu, çoklu adayla ilgili bir soru üzerine, “A planımız tek adaydır, ama şartlar neyi gerektirirse o esneklikte gerekli adımı atarız. A planımız, B planımız tek adaydır. Ama karşı taraf öyle bir şey yapar ki, oturur tekrar değerlendiririz” yanıtını verdi.

Kılıçdaroğlu: İçeriğini aktaramam, bu yanlış olur

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile Ankara’da yaptıkları görüşmeye dair yakın çevresine değerlendirmelerde bulundu.

Toplantının verimli geçtiğini belirten CHP lideri, “Güzel bir toplantı oldu. Toplantı içeriğini aktaramam, bu yanlış olur. Ancak Türkiye’nin yönetilememesi sorununu önümüze getiren ucube sistemin değişiminin zorunluluk olduğu konusunda mutabakatımız tamamdır, bunu söyleyebilirim” ifadelerini kullandı.

Akşener: Niye dağılsın Altılı Masa?

Öte yandan Gazeteci Murat Yetkin’in sorularını yanıtlayan İYİ Parti Lideri Akşener, görüşmede İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun aldığı cezanın ardından CHP ve İYİ Parti arasında yaşanan sorunun ele alındığını söyledi.

“İmamoğlu’nun kellesi giderken tartışmanın Meral Akşener’in rol çalmasına nasıl evrildiğini anlayamıyorum, şaşırdım kaldım” diyen Akşener, “Bu bütün muhalifler açısından bir mihenk taşıdır. Çünkü İstanbul Belediyesine kayyım atanması yolunda bir adım atıldı. Terör soruşturması bunun parçasıdır. Diğer belediyelere de sıçrayabileceğine dair bilgi ve değerlendirmem var. Benim gidişim orada muhalefet olarak birlik, beraberlik göstermek içindi. Saygısızlık yapıldı bana” diye konuştu.

Akşener, “Masa dağılıyor mu” sorusuna ise “Niye dağılsın Altılı Masa? Birlikte kazanacağımızı söylüyoruz” yanıtını verdi.

Altılı Masa’nın kimi aday göstereceğinin konuşulup konuşulmadığı sorusuna da “Onu Altılı Masada konuşacağız. İstanbul meselesini konuştuk; onun dışında neleri konuşup konuşmadığımızı söylemedim. Çünkü bu konu gerçekten mihenk taşı” yanıtını veren Akşener, muhalefetin cumhurbaşkanı adayı ve başörtüsü konusundaki Anayasa Değişikliği sorularını yanıtlamadı.

Çankaya Belediyesinin Ahlatlıbel sosyal tesislerinde yapılan görüşme talebinin Kılıçdaroğlu’dan geldiğini söyleyen Akşener, dağıtılan fotoğrafta her ikisinin de hayli gergin görünmesini kendisinin geçirmekte olduğu grip hastalığına bağladı, “Gergin bir durum yoktu” dedi.

Paylaşın