HDP’li Ve CHP’li Vekillere Ait Dokunulmazlık Dosyaları TBMM’de

Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) üç milletvekiline ait iki dokunulmazlık dosyası Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) ulaştı. 

Milletvekilli dokunulmazlıklarının kaldırılması amacıyla hazırlanan; HDP Batman Milletvekili Feleknas Uca ve İstanbul Milletvekili Hüda Kaya’nın aynı dosyada yer alan fezlekesi ile CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer’in fezlekesi, TBMM Adalet ve Anayasa Karma Komisyonu’na havale edildi.

Süreç nasıl işliyor?

Hakkında suç isnadı bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmamasına ilişkin talepler, Adalet Bakanlığına sunuluyor. Bakanlık, talebi gerekçeli bir yazıyla Cumhurbaşkanlığına, Cumhurbaşkanlığı ise TBMM Başkanlığına iletiyor.

Meclis Başkanlığına gelen fezlekelerin gündeme alınmasındaki süreç, İçtüzüğe göre işliyor. Milletvekili dokunulmazlığı, İçtüzüğün “Yasama Dokunulmazlığı ve Üyeliğin Düşmesi” başlıklı dokuzuncu kısmının “yasama dokunulmazlığı” alt başlıklı birinci bölümünde düzenleniyor.

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki istemler, TBMM Başkanlığınca “Gelen Kağıtlar” listesinde yayınlanarak Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona havale ediliyor.

Söz konusu fezleke ile Meclis’teki mevcut fezlekeler, sevk edildikleri Karma Komisyonda bekletilebiliyor ya da komisyonda gündeme alınabiliyor. Fezlekelerin gündeme alınması halinde süreç başlıyor. Karma Komisyon toplanıyor ve hangi fezlekeye ait dosyayı değerlendireceğine karar veriyor.

Hazırlık Komisyonu kuruluyor

Hazırlık Komisyonu, kurulduğu andan itibaren en geç 1 ay içinde dosyayı inceleyerek raporunu hazırlıyor. Bu komisyon bütün kağıtları inceleyip gerekirse o milletvekilini dinliyor ancak tanık dinleyemiyor.

Hazırlık Komisyonu, yasama dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar alırsa dosya Karma Komisyona havale ediliyor. Karma Komisyon da 1 ay içinde Hazırlık Komisyonu raporunu ve eklerini görüşerek sonuçlandırıyor.

Karma Komisyon, dokunulmazlığın kaldırılmasına veya kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar veriyor.

Karma Komisyon kovuşturmanın ertelenmesini kararlaştırmışsa bu yöndeki raporu Genel Kurulda okunarak bilgiye sunuluyor. Bu rapora milletvekilleri tarafından 10 gün içinde itiraz edilmezse kesinleşiyor, itiraz edilmesi halinde ise rapor Genel Kurul gündemine alınıyor. İtiraz edilmeyen dosyalar Cumhurbaşkanlığına gönderiliyor.

Dokunulmazlığın kaldırılması yönündeki Karma Komisyon raporları, doğrudan Genel Kurul gündemine giriyor. Genel Kurul, raporu kabul ederek dokunulmazlığın kaldırılmasını kararlaştırabileceği gibi, raporu reddederek yargılamanın dönem sonuna ertelenmesine de karar verebiliyor.

Kovuşturma ertelenmiş ve bu karar Genel Kurulca kaldırılmamış ise dönem yenilenmiş olsa bile milletvekilliği sıfatı devam ettiği sürece ilgili hakkında kovuşturma yapılamıyor.

Genel Kurul aşaması

Milletvekillerine dağıtılan Karma Komisyon raporu, Genel Kurulda okunarak görüşülüyor. Biri lehte diğeri de aleyhte olmak üzere, iki milletvekili rapor üzerinde konuşma yapıyor.

Fezlekesi olan milletvekili isterse Hazırlık Komisyonunda, Karma Komisyonda veya Genel Kurulda kendi savunmasını yapabiliyor ya da başka bir milletvekili arkadaşına savunma yapması için bu hakkını verebiliyor.

Söz ve savunma talebi yoksa görüşmeler tamamlanıyor. Daha sonra Karma Komisyonun yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair raporu oylamaya sunuluyor. Genel uygulamaya göre açık oylama yapılıyor. Genel Kurulda dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin oylamada, karar yeter sayısı (151) yeterli oluyor.

Her dosya için ayrı oylama yapılıyor

Genel Kuruldaki oylamada, her milletvekili ve fezleke için ayrı oylama yapılıyor. Bir milletvekili hakkında iki dosya varsa iki dosya ayrı ayrı oylanıp karara bağlanıyor. Dokunulmazlık hangi dosya hakkında kaldırıldıysa yalnızca o fezleke hakkında yargılama yapılabiliyor. Milletvekilinin dönem sonuna bırakılan dosyası hakkındaki dokunulmazlığı devam ediyor.

Genel Kurul kararından sonra milletvekilinin dokunulmazlığı, söz konusu dosya için kaldırılmış oluyor.

Meclis Başkanlığı, dosyayı Cumhurbaşkanlığı aracılığıyla Adalet Bakanlığına gönderiyor. Bakanlık da dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili hakkında gereğinin yapılması için dosyası ilgili savcılığa havale ediyor.

Savcılık da dosyanın ulaşmasının ardından soruşturmaya kaldığı yerden devam ediyor, söz konusu milletvekilini tutuklanması talebiyle mahkemeye de sevk edebiliyor ya da tutuksuz olarak yargılanmasına da devam edebiliyor.

Dokunulmazlık kalkıyor, vekillik devam ediyor

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kalkmasıyla milletvekilliği düşmüyor, devam ediyor. Milletvekili maaşını alıyor ve diğer sosyal haklarından yararlanıyor. Tutuklanmamışsa Meclise gelerek yasama çalışmalarına da katılabiliyor.

Ancak milletvekili hakkındaki ceza kesinleştikten sonra Genel Kurulda okunuyor ve o zaman milletvekilliği düşürülüyor.

Milletvekilinin yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine karar verilmesi halinde, Genel Kurul kararının alındığı tarihten itibaren 7 gün içinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptal için Anayasa Mahkemesine başvurabiliyor. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini 15 gün içinde kesin karara bağlıyor.

Paylaşın

Türkiye-Suriye Yakınlaşması: Suriye’nin Kuzeyi’nde Protestolar

Rusya, Türkiye ve Suriye savunma bakanlarını Moskova’da bir araya getiren üçlü bir toplantının ardından Suriye’nin kuzeybatısındaki bölgelerde, protestolar düzenlendi. Protestolara katılan düzinelerce kişinin devrimi yeniden canlandırma çağrısında bulunulduğu öğrenildi.

Haber Merkezi / Halep kırsalındaki Azaz, Afrin, Mar’e, Cerablus ve El Bab kentlerinde kitlesel protestolar yaşandı. Protestocular ayrıca Suriye hükümetini devirme ve uzlaşmayı reddetme çağrısında bulundular.

İdlib’de El-Maştal meydanında toplanan protestocular, “Uzlaşmayacağız… Uzlaşma Şehit kanına ve devrime ihanettir… Türkiye devrimi ve halkı yüzüstü bırakmıştır. ”

Kimi göstericiler ise “Esad ile barışmaktansa ölmeyi tercih ederiz” şeklinde sloganlar attı.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne göre Ankara-Şam yakınlaşmasını karış ülkenin kuzeyinde başka noktalarda da son günlerde protestolar düzenleniyor.

Uzmanlara göre, Türkiye, Rusya ve Suriye’nin anlaşması halinde Suriyeli Kürtlere sahip oldukları toprakları geri bırakmaları konusunuda bir ültümaton gelebilir.

Üç ülkenin savunma bakanı önceki gün güvenlik konularını görüşmek üzere Moskova’da bir araya geldi.

Bu görüşme, Ankara ve Şam arasında 11 yıl aradan sonra ilk kamuoyu önünde gerçekleşen ilk görüşme olması açısından önem taşıyor.

Reuters haber ajansına konuşan bir Türk yetkiliye göre Suriye ve Türkiye savunma bakanları arasında Moskova’da yapılan görüşmelerde sınır güvenliği ve Türkiye’nin Kürt milislere karşı nasıl ortak hareket edebileceği ele alındı.

Esat’ın önde gelen müttefiki Rusya’nın teşvikiyle yapılan temas girişimi savaşın gidişatını değiştirebilir. Ancak engeller arasında Türkiye’nin desteklediği savaşçıların ve Esat rejiminden kaçmak için Türkiye’ye sığınan milyonlarca sivilin durumu yer alıyor.

Türk yetkili görüşmeyi “pozitif” olarak değerlendirdi.

İsminin açıklanmasını istemeyen Türk yetkili, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve terörle mücadele için Türk tarafının “YPG ve IŞİD gibi terör örgütlerine” karşı nasıl ortak hareket edebileceğinin değerlendirildiğini kaydetti.

Yetkili, “Türkiye’nin önceliğinin sınır güvenliği olduğunun altı çizildi” dedi.

Suriye’nin kuzeyindeki Kürt özerk yönetimi yetkililerinden Badran Jia Kurd, toplantıdan Suriyeliler’in çıkarlarına aykırı yeni bir dizi anlaşma ve planın çıkmasını beklediğini söyledi.

Reuters’a konuşan Kürt yetkili bu durumun Kürtler’in Suriye’nin kuzeyinde ve doğusunda edindiği kazanımları ellerinden almasından kaygı duyulmasına neden olduğunu kaydetti.

Türkiye, Suriye’de Kürt YPG milislerine karşı üç harekat yürüttü. Kürtler ülkenin kuzeyinde savaşın başladığı 2011’den bu yana büyük ölçüde özerklik sağlamıştı.

Türkiye, YPG’yi PKK’nın uzantısı olarak görüyor ve güvenlik tehdidi olarak algılıyor. Geçen ay İstanbul’da düzenlenen terör saldırısının ardından Türk yetkililer Suriye’nin kuzeyine yeni bir harekatı da gündeme getirdi.

Rusya ve Suriye’de IŞİD’le mücadelede Kürtler’in liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri ile ortak olan ABD, Türkiye’nin yeni bir kara harekatı başlatmasına karşı olduklarını belirtiyor.

Ara ara yaşanan çatışmalara rağmen, YPG ve Şam, savaş sırasında genelde birbirlerinin yoluna çıkmaktan kaçındılar ve Türkiye’nin desteklediği gruplar dahil ortak düşmanları paylaştılar.

Şam, Kürtler’in özerklik taleplerini reddediyor. Siyasi uzlaşı çabalarında da bugüne kadar ilerleme sağlanamadı.

Türkiye-Suriye arasında bir yakınlaşma savaşın önceki dönemlerinde imkansız görünüyordu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Esat için terörist ifadesini kullanıyor ve kendisi görevde olduğu sürece Suriye ile barış olmayacağını söylüyordu. Esat ise Erdoğan’ın Suriye topraklarını “çaldığını” söyleyerek “hırsız” ifadesini kullanmıştı.

Hükümet yanlısı Suriye gazetesi El Vatan, bazı kaynakların, savunma bakanları toplantısının yapılmasının, önceki toplantılarda işler Şam’ın istediği seviyeye geldiği için mümkün olduğunu söylediklerini aktardı.

Suriye devlet haber ajansı SANA, tarafların terörle mücadele, Suriye’deki durum ve mülteciler sorununu ele aldıklarını bildirdi.

SANA, üç bakanın Suriye ve bölgedeki durumun istikrarı için ortak diyaloğun sürdürülmesinin önemini vurguladıklarını kaydetti.

Türk yetkili, Suriye’den Türkiye’ye göçün de bundan böyle hoş karşılanmayacağının belirtildiğini aktardı. Türkiye yaklaşık 3 milyon 700 bin Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapıyor. Bu dünyanın en büyük mülteci nüfusuna işaret ediyor. Ancak ülkede yaşanan ekonomik kriz toplumun mültecilere karşı tepkisine yol açıyor.

Ortadoğu Teknik Üniversitesi profesörü Hüseyin Bağcı, ilk hedefin güven oluşturmak olduğunu ve her iki tarafın da kazanç elde etmeye çalışacaklarını belirterek görüşmeyi ilişkilerin normalleşmesinde önemli bir adım olarak değerlendirdi.

Paylaşın

‘Altılı Masa’nın Vaat Ettiği Yeni Sistem Ne?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA), Demokrat Parti, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Altılı Masa’nın çıkaracağı ortak adayın kim olacağı konusu çeşitli kesimlerde farklı amaçlarla tartışılmakta.

Ancak altı partinin üst düzey isimleri aslında ortak adayın kim olacağının değil “sistemin” daha çok sorgulanması gerektiğini belirten açıklamalar yapıyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da geçtiğimiz günlerde “Biz yeni bir kral değil, kural istiyoruz. Bizim amacımız bu ucube sistemi değiştirmek” diye konuşmuştu.

Altılı masayı oluşturan muhalefet partilerinin ortaklaşa hazırladığı hükümet programında artık sona gelinirken yeni yılla birlikte muhalefetin güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüş ve yeni sistem vaadini topluma anlatmaya yönelik çalışmalarını hızlandırması bekleniyor.

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in altılı masayı oluşturan partilerin yetkili isimlerinden edindiği bilgilere göre bir çeşit seçim beyannamesi olarak da düşünülen hükümet programında sona gelindi ve artık son rötuşlar yapılıyor. Hemen hemen her konuda anlaşıldığı, birkaç konunun ise alternatifli şekilde liderlere bırakıldığı öğrenildi. Altılı masanın 5 Ocak’taki yeni yılın ilk toplantısında bu programın ve yeni sisteme yönelik geçiş süreci yol haritasının liderlerce ele alınması bekleniyor.

Hükümet programının son hali 73 alt başlıktan oluşuyor. Liderlerin uzlaşısına bırakılan birkaç konu arasında bakanlık sayısı ve kadın cinayetleri gibi bazı ülke sorunlarının bakanlık kurularak mı yoksa başka bir yöntemle mi çözülmesi gerektiği gibi başlıklar bulunuyor. Bu çerçevede eskiden uygulanan devlet bakanlıkları sisteminin geri gelmesinin söz konusu olabileceği ama bazı ucu açık bırakılan konulara liderlerin karar vereceği belirtiliyor.

Altılı masanın vaat ettiği sistem ne? 

2022’nin son haftalarında altılı masanın çıkaracağı ortak adayın kim olacağı konusu çeşitli kesimlerde farklı amaçlarla tartışıldı. Ancak altı partinin üst düzey isimleri aslında ortak adayın kim olacağının değil “sistemin” daha çok sorgulanması gerektiğini belirten açıklamalar yapıyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da geçtiğimiz günlerde “Biz yeni bir kral değil, kural istiyoruz. Bizim amacımız bu ucube sistemi değiştirmek” diye konuşmuştu.

Peki 2018 yılından beri yürürlükte olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yerine altılı masa seçmene nasıl bir yeni sistem vaat ediyor?

Altılı masanın temel vaadi 2018 öncesinde yürürlükte olan parlamenter sistemin kötü yönlerine yer verilmeyen güçlendirilmiş bir parlamenter sisteme geçiş yapılması. Bu sistemde yasama organı olarak güçlü bir Meclis, yürütmenin başı olarak Başbakan ve yetkileri büyük oranda törpülenmiş sembolik bir Cumhurbaşkanı’nın yer alması planlanıyor.

Bir muhalefet yetkilisi, 2018’den beri Türkiye’de aslında başkanlık sisteminin uygulanmadığını, aslında eski parlamenter sistemin bile başkanlık sistemine daha yakın kaldığını belirterek “Şu anda kuvvetler birliğindeki mutlak monarşi, dikta ya da seçilmiş otokrasi diyebileceğimiz, sadece Erdoğan için uydurulmuş bir sistem içindeyiz” diyor.

Altılı masanın getirmek istediği sistem ise Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesi dışında “kuvvetler ayrılığına” dayalı parlamenter sistem olarak ifade ediliyor.

Bu arada muhalefetin getirmek istediği bu sistemde Cumhurbaşkanı’nı halkın seçmesine rağmen yetkilerinin sembolik tutulması bazı anayasa hukukçuları ve kesimlerce çelişkili bulunuyor.

Altılı masadan bir yetkili, “Ahmet Necdet Sezer 2001’de anayasa kitapçığını fırlattığı sırada halk tarafından değil TBMM tarafından seçilmişti. Cumhurbaşkanının kim tarafından seçildiği tabi ki önemli ama ondan daha önemlisi yetkileridir. 2001’de cumhurbaşkanının normal bir parlamenter sistemde olmayacak kadar fazla yetkisi vardı” yorumu yapıyor.

Sıkça getirilen eleştirilerden birisi de Cumhurbaşkanı’nın “Ben buraya halkın oyuyla geldim” diyerek bazı isteklerde bulunması durumunda ne yapılacağı? Buna karşılık ise Cumhurbaşkanı’nın yetkilerinin bu tür isteklerini gerçekleştiremeyeceği kadar az olacağı yanıtı veriliyor.

Altı muhalefet partisinin Kasım ayı sonunda kamuoyuna açıkladığı ortak anayasa teklifinde de TBMM’nin güçlü, yargının bağımsız, yürütmenin ise istikrarlı olmasının amaçlandığı belirtilmişti.

Bu nedenle yeni sisteme göre cumhurbaşkanının parlamenter sistemin özüne uygun şekilde “sorumsuz, yetkisiz ve sembolik” olmasının olası sorun ve krizlerin önlenmesi açısından önemli olduğu düşünülüyor. Dünyada buna benzer örnekler ise Almanya’da cumhurbaşkanının ya da parlamenter sistemin geçerli olduğu İngiltere’deki kraliyetin sembolik yetkileri gösteriliyor.

Yargının bağımsız olacağı bu yeni sistemle kuvvetler ayrılığı çerçevesinde yasama ve yürütmenin kendi içlerinde güçlendirilmesinin yanı sıra devlete bağlı tüm kurumların ve bürokrasilerin yeniden güçlendirilmesi de amaçlanıyor.

Yeni sistem halka nasıl anlatılacak?

Peki şu ana kadar bazı konularda yavaş kaldığı gerekçesiyle eleştirilen altılı masa getirmek istediği bu sistemi topluma şimdiye kadar iyi anlatabildi mi? Ya da bundan sonra bunu nasıl yapacak?

Üst düzey bir muhalefet yetkilisine göre, topluma seçimi kazanmanın aslında adaydan değil sistemden geçtiğini anlatmaya çalıştıklarını ancak bununla birlikte son 15-20 yıllık siyaset pratiği nedeniyle bunda zorluk yaşanmasının doğal olduğunu söylüyor.

Türkiye’nin şu anda “tek adam sistemi” ile yönetildiğini, bunun dünya siyaset literatüründeki yerinin “seçilmiş otokrasiye” denk düştüğünü ve toplumun zihninin buna alıştırıldığını belirten aynı yetkili, “Biz bu yeni sistemi topluma anlatsak bile toplum doğal olarak yine adaya bakacak, bunun da farkındayız. Program ve kadrolar çok önemli derken adayın önemli olmadığını söylemiyoruz. Hükümet programını yine cumhurbaşkanı adayı ortaya koyacak” diyor.

Muhalefetin yapmak istediği “kurumları, Meclis’i ve yürütmesi güçlü olan bu sistemin hiçbir partinin ya da görüşün “tek adamına” göre kurulmayıp, ona bağlı olarak devam etmemesi” olarak aktarılıyor.

Altılı masa daha önceki muhalefet adayları Ekmeleddin İhsanoğlu ya da Muharrem İnce’deki durumun tekrarlanmaması için bu kez önce altılı masa tarafından açıklanacak olan, ardından da aday tarafından detayları anlatılacak hükümet programını ve kadroları önceden belirlemeyi ve altyapıyı sağlam tutmayı istiyor. Bu amaçla bakanlıklara, kilit önemdeki kurumlara ve pozisyonlara kimlerin geleceğinin altılı masada kararlaştırılması ve ortak adayın yapılan tüm bu hazırlıkların ardından programı, seçim beyannamesi, kadroları önceden oluşmuş şekilde ortaya çıkması bekleniyor.

“Tek kişiden kurtulmanın yolu bir başka tek kişi olmamalı”

Altılı masa liderlerinin sık sık yinelediği bir başka unsur ise “Yeni kral istemiyoruz” sözü. Muhalefetten bir yetkili “Tek kişiden kurtulmanın yolu bir başka tek kişi” değil diyerek “Hep şunu düşünüyoruz. Tek bir kişi gelsin ve bizi kurtarsın. Halbuki bizi kurtaracak olan sistem olmalı” yorumu yapıyor.

Bununla birlikte sistem oturuncaya kadar bu seçimle ilgili altılı masanın önündeki handikaplardan birisini de yine ortak adayın kim olması gerektiği sorusu oluşturuyor. Bir yetkili bu zorluğu “Biz programı, seçim beyannamesini ve kadroları en iyi şekilde hazırlasak da bunu yine halka anlatacak olan mecburen yine bir tek kişi olacak” sözüyle anlatıyor.

Paylaşın

Erdoğan-Bahçeli Görüşmesi: Seçim Tarihi İçin ‘Ön Uzlaşma’ Sağlandı

Dün gerçekleştirilen Erdoğan, Bahçeli görüşmesinde, 18 Haziran’da yapılması öngörülen seçimlerin öne çekilmesinin ele alındığı ve üzerinde durulan tarihin de ilk tur seçimler için 30 Nisan olduğu öğrenildi.

Edinilen bilgilere göre 30 Nisan’da milletvekili genel seçimleri ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunun yapılması konusunda Devlet Bahçeli’den de bir itiraz gelmedi. Erdoğan-Bahçeli görüşmesi sonrası Beştepe’deki zirvede Erdoğan, kurmayları ile 30 Nisan seçeneği ön planda olmak üzere bu konuda çalışmaların yapılmasını da istedi.

Ankara’da siyasetin en önemli gündem başlığı seçim tarihi. Cumhur İttifakı’nın paydaşları Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli 2023 yılına saatler kala dün bir araya geldi. Bu görüşmenin ana gündemini seçim tarihinin oluşturduğu ve 30 Nisan için “ön uzlaşmanın” sağlandığı öğrenildi. Bu tarihle ilgili olarak her iki parti kurmaylarının çalışma yapacağı belirtildi.

Beştepe’de Cumhurbaşkanlığında gerçekleşen görüşme “beklenenden erken” bir görüşme olarak değerlendirilirken DW Türkçe’den Kıvanç El‘in AK Parti kaynaklarından edindiği bilgiye göre buluşmada seçim tarihlerine dair senaryolar ele alındı. Erdoğan, Beştepe’deki Bahçeli görüşmesinin ardından AK Parti yöneticisi ve Meclis yönetiminde yer alan kurmayları ile yaklaşık iki saatlik bir toplantı yaptı.

30 Nisan için uzlaşma

Erdoğan, Bahçeli görüşmesine dair kurmaylarına bilgi verirken toplantıda, 18 Haziran’da yapılması öngörülen seçimlerin öne çekilmesinin ele alındığı ve üzerinde durulan tarihin de ilk tur seçimler için 30 Nisan olduğunu söylediği öğrenildi. Edinilen bilgilere göre 30 Nisan’da milletvekili genel seçimleri ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunun yapılması konusunda Devlet Bahçeli’den de bir itiraz gelmedi.

Erdoğan-Bahçeli görüşmesi sonrası Beştepe’deki zirvede Erdoğan, kurmayları ile 30 Nisan seçeneği ön planda olmak üzere bu konuda çalışmaların yapılmasını da istedi. Bu durumda seçimler ikinci tura kalırsa da 14 Mayıs 2023 tarihinde gerçekleşecek. AK Parti kurmaylarına göre Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tura kalması “çok büyük olasılık.”

Bu nedenle tarihler belirlenirken iki haftalık ara dikkate alındı.

18 Haziran seçimi niye öne çekiliyor?

Seçim tarihi belirlenmesinde diğer önemli bir unsur ise bayram tatili ve hac işlemleri. Ramazan Bayramı 20-23 Nisan tarihleri arasında. 23 Nisan Pazar ayrıca Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı. Bu nedenle bu tarihte bir seçim gündemde değil.

Bayramdan sonraki ilk hafta 30 Nisan ise “en uygun” tarih olarak AK Parti -MHP liderleri tarafından ele alındı. 18 Haziran’dan seçimlerin öne çekilmesinin bir nedeni de hac. 18 Haziran’da seçim olursa ikinci tur 2 Temmuz tarihinde olacağından bu dönem hac dönemine denk gelecek.

“Seçim için 10 seçenek var”

Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, sosyal medya hesabı Twitter’dan seçim tartışmalarını değerlendirdi. Erdoğan-Bahçeli görüşmesi öncesi yapılan paylaşımda Uçum, seçim kanununda yapılan değişiklikleri hatırlattı ve bu düzenlemelerin geçerli olabilmesi için seçimlerin 6 Nisan’dan sonra yapılmasının şart olduğunu vurguladı.

Uçum, “Bu nedenle seçimler en erken 9 Nisan’a en geç 11 Haziran’a alınabilir. Bu periyotta seçim için 10 seçenek gün var. Buna göre 30 Ocak- 7 Nisan arası (hafta sonu karar alınırsa 9 Nisan’a kadar) seçimlerin yenilenmesi kararı alınabilir. 30 Ocak’tan önce karar alınmaz çünkü yüzde 7 barajı yürürlüğe girmez. 9 Nisan’dan sonra karar alınamaz, çünkü o durumda 18 Haziran yasal seçim günü geriye çekilemez” değerlendirmesi yaptı.

Bu durumda seçim kararının Şubat-Mart ayı içinde alınması gerekecek.

Seçime nasıl gidilecek, kararı kim alacak?

Seçim tarihi için AK Parti ve MHP’nin ön uzlaşmasını yapıp çalışmaya başladığı gibi 30 Nisan 2023 kesinleştirilirse önce Meclis’te grubu bulunan muhalefet partileri ile temas kurulacak.

Muhalefetten bu tarihe destek gelirse Meclis’te seçim kararı alınması için gereken 360 çoğunluğuna ulaşılacak ve seçim kararı alınabilecek. Muhalefet destek vermemesi durumunda ise Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kararıyla seçime gidilebilecek. Alınacak kararın ardından Mart ayının ilk haftasında YSK’nın da seçim takvimini başlatması bekleniyor.

“6 Nisan” hesabı

Muhalefet ise seçimin 6 Nisan tarihinden önce yapılmasını istiyor. Çünkü seçim kanunlarında değişikliği içeren düzenlemeler 6 Nisan 2022 tarihinde yürürlüğe girdi. Seçime dair düzenlemenin uygulanabilmesi için bir yıl geçmesi gerekiyor. Bu nedenle 6 Nisan 2023’ten sonra yapılacak seçimlerde milletvekili hesabında değişikliğe gidilecek.

Oluşturulan ittifaklarda “artık oy”lar milletvekili seçimine eklenmeyecek. Bu durumda mevcut son seçim dikkate alındığında muhalefetin milletvekili sayısı olumsuz etkileniyor. Her parti aldığı oy oranı kadar milletvekili çıkartabiliyor. Ancak muhalefetin Meclis çoğunluğu 6 Nisan’dan önce bir seçim kararı almasına yetmiyor.

Şentop: Öne çekme erken seçim değil

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, gazetecilerle bir araya geldiği toplantıda “18 Haziran’dan önce yapılacak her seçim erken seçimdir ama siyasi olarak erken seçim gündemden çıktı” açıklaması yapmıştı. Şentop, seçim kanunundaki değişikliklerin yürürlüğe girmeden, yani 6 Nisan tarihinden önce bir seçim beklemediğini de söylemişti.

Paylaşın

SP Lideri Karamollaoğlu’ndan ‘Aday’ Açıklaması: 5 Ocak’ta Konuşulabilir

CHP, İYİ Parti, DEVA Partisi, Demokrat Parti, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan ‘Altılı Masa’nın 5 Ocak’ta gerçekleşmesi beklenen toplantısına işaret eden SP Lideri Karamollaoğlu, cumhurbaşkanı aday konusunun bu tarihte konuşulabileceğini söyledi.

Karamollaoğlu ayrıca “İmamoğlu’nu ya da Yavaş’ı istiyoruz, onlardan biri aday olurlarsa mutlaka kazanır demek cahilce bir iddia. Erdoğan’ın politik birikimini mali imkanlarını yargıdaki imkanlarını hafife alıyorlar. Erdoğan buldozer gibi ezip geçer” dedi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Habertürk’ten Nihal Bengisu Karaca’ya değerlendirmelerde bulundu. Karamollaoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

İyi Parti de anayasa değişikliğine evet vereceğini söyledi. Bu durumda referanduma götürme için gereken sayıya ulaşılabilir. CHP’li vekiller hayır verirse ne olacak? Bu durum altılı masanın akıbetini nasıl etkiler sizce? 5 Ocak’ta bu konu konuşulacak mı?

Varsayımlar üzerinden konuşacaksak ben derim ki CHP bu konuda böyle güçlü bir adım attıktan sonra böyle bir tavır koymaz. Çünkü tavır koymayı gerektiren bir ifade yok teklif metninde. Benim kanaatim o. Sayın Kılıçdaroğlu’nun bugüne kadar sergilemiş olduğu uzlaşma zemini oluşturma çabasına bakarak bunu söylüyorum

Ancak bir de ‘aile’ maddesi var

Evet ama tabii bir şey söylüyor. Aile kadın ve erkekten meydana gelir. Zaten öyle değil mi? Toplumun temeli olan ailenin kadın ve erkekten meydana geldiğine itiraz eden var mı?

Eşcinsel evliliklerin önünü kapatamayız diyen insan hakları savunucuları itiraz ediyor.

Bunlar bir avuç insan. Çıkardıkları yaygaraya bakarsanız insanlığın yüzde 90’ı böyleymiş gibi düşünürsünüz, ama gerçekte bir avuç insan. Aileyi tahrip ederek medeniyet inşa edemezsiniz.

Aday konusu kesin olarak Cumhur İttifakı’nın seçim takvimine mi bağlandı şimdi?

Biz bugüne kadar aday konusunu hiç konuşmadık. Önce politikaları belirleyelim dedik. Bu konuda doğru da yaptığımız düşünüyorum.

Ama masada konuşulmayınca dışarıda konuşuluyor. Adayı masaya yatırmanız gerekmiyor mu artık? Meral Hanım’a bu açıkça soruluyor, o da kanaatlerini belli ediyor mesela. Aday konusu netleşirse muhalefetteki bu kafa dağınıklığı giderilebilir ve aday etrafında birleşme meydana gelebilir.

Birleşme olabileceği gibi ayrışma isteyenler adayı ayrışma konusu haline de getirebilir. Ayrıca Meral Hanım konusu… Biliyorsunuz Meral Hanım belirli zorluklar yaşıyor. Yakın olsalar da birbirinden farklı dinamikler var ve partide , onları bir arada tutmak zor. Ayrıca ben bugüne kadar altılı masanın ilişkilerinin olumlu yönde yürüdüğünü düşünüyorum.

Adayı ilan etmek ayrışma da aratabilir diyorsunuz ama ayrışma olacağı kadar oldu, farkında mısınız bilmiyorum bu konuda muhalefet tabanında bir depresyon oluştu.

O depresyonu oluşturanlar Erdoğan ve onun oyununa gelenler. Başka kimse değil. Nedir yani, seçim bir ay sonra mı? Seçime ne zaman gireceğiz o bile belli değil. Şu an Erdoğan bir oyun oynuyor muhalefet de bu oyuna geliyor. Şu ana kadar seçim sathına mailine girilmeden aday ilan edilmesi doğru değildi. Yıpratılırdı. 20 yıllık iktidar birikimine karşı daha netleşmemiş bir taahhütle çıkamazdı aday.

Yıpranmadan korkacak kişiden aday olur mu?

Korku meselesi değil. Bugüne kadar bunu gündemimize almamamız doğruydu. Ancak Ocak ayından itibaren seçim sathı mailine girmiş oluyoruz. 5 Ocak’ta altılı masa yeniden toplanacak. Orada artık bu konu konuşulabilir.

Adayı konuşmak artık elzem hale geldi diyorsunuz yani siz de…

Ben sürekli aday kim diyerek mugalata yapan mangalda kül bırakmayanlara bakmıyorum. Ama Erdoğan ortalığı karıştırmak istedi ve karıştırdı. Buna gücü vardı ve yaptı. Karamollaoğlu ayrıca “İmamoğlu’nu ya da Yavaş’ı istiyoruz, onlardan biri aday olurlarsa mutlaka kazanır demek cahilce bir iddia. Erdoğan’ın politik birikimini mali imkanlarını yargıdaki imkanlarını hafife alıyorlar. Erdoğan buldozer gibi ezip geçer” dedi.

Söyleşinin tamamı için TIKLATIN

Paylaşın

Anayasa Mahkemesi, 6 Ocak’ta HDP’ye Hazine Yardımı Kesintisini Görüşecek

Anayasa Mahkemesi (AYM), kapatma davası açan Yargıtay Başsavcısı Bekir Şahin tarafından yapılan Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) Hazine yardımının kesilmesi talebini 6 Ocak’ta görüşecek.

Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) kapatma davası açan Yargıtay Başsavcısı Bekir Şahin, 2023 bütçesi kapsamında partiye 10 Ocak 2023’te yapılacak Hazine yardımı öncesi partinin hesaplarına bloke konulmasını talep etti. Yargıtay talebi üzerine Anayasa Mahkemesi, Hazine yardımının kesilmesi konusunu 6 Ocak’ta görüşecek.

Mahkeme, yardımın kesilmesi yönünde karar verirse, HDP, 10 Ocak’ta siyasi partilere yapılan Hazine yardımından yararlanamayacak.

Anayasa Mahkemesi, Şahin’in daha önce aynı yönde yaptığı başvuruyu, kararla birlikte değerlendirileceği için reddetmişti. Şahin, geçtiğiz günlerde yaptığı başvuruda da , Hazine yardımının kesilmesi talebini şu gerekçelere dayandırmıştı:

“Davalı partinin terör örgütü ile organik bağını gösteren eylem ve söylemlerine devam ettiği anlaşılmakla, sadece partinin ihtiyaçları veya parti çalışmalarında kullanılmak gayesiyle verilen devlet yardımlarının parti faaliyetleri dışında terör örgütünün amaçları doğrultusunda kullanılmasının engellenmesi bakımından bu yardımların geri alınmasındaki olası güçlükler gözetilerek, devlet yardımlarının bulunduğu banka hesabına tedbiren bloke konulmasına karar verilmesini yeniden talep etmek zarureti hasıl olmuştur.”

HDP hakkındaki kapatma davasını, 15 kişiden oluşan Anayasa Mahkemesi heyeti karara bağlayacak. Anayasa’nın 69. maddesinde sayılan hallerden ötürü partinin kapatılmasına veya dava konusu fiillerin ağırlığına göre devlet yardımından kısmen ya da tamamen yoksun bırakılmasına, toplantıya katılan üyelerin 3’te 2 oy çokluğuyla, yani 15 üyenin 10’unun oyuyla karar verilebilecek.

Siyasi parti kapatma davası sonucunda verilen karar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ile ilgili siyasi partiye tebliğ edilecek ve Resmî Gazete’de yayımlanacak.

Anayasa Mahkemesi’nin siyasi yasak istenen partililerin beyan ve eylemleriyle partinin kapatılmasına neden olduğunu belirlemesi halinde bu kişiler, kesin kararın Resmî Gazete’de gerekçeli yayımlanmasından başlayarak beş yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve denetçisi olamayacak.

Siyasi yasak istenen isimlerin tamamı

Selahattin Demirtaş, Sırrı Süreyya Önder, Sebahat Tuncel, Figen Yüksekdağ Şenoğlu, Pervin Buldan, Sezai Temelli, Mithat Sancar, Adil Zozani, Meral Danış Beştaş, Nursel Aydoğan, Selma Irmak, Ertuğrul Kürkçü, Mehmet Emin Adıyaman, Ayla Akat Ata, Mülkiye Birtane, Berdan Öztürk, Bengi Yıldız, Demir Çelik, Esat Canan, Halil Aksoy, Hasip Kaplan, Hüsamettin Zenderlioğlu, Kemal Aktaş, Özdal Üçer, Aysel Tuğluk, Faysal Sarıyıldız, Ferhat Encu, Nursel Aydoğan, Abdullah Zeydan, Dilek Öcalan, İdris Baluken, Adem Geveri, Ahmet Yıldırım, Lezgin Botan, Aycan İrmez,

Altan Tan, Behçet Yıldırım, Burcu Çelik Özkan, Çağlar Demirel, Enise Çoban Güneyli, Gülser Yıldırım, Yüksel Mutlu, Çilem Küçükkeleş, Leyla Zana, Dirayet Dilan Taşdemir, Hatice Kocaman, Emine Beyza Üstün, Kadri Yıldırım, Kıznaz Türkeli, Leyla Birlik, Mehmet Ali Aslan, Mehmet Emin İlhan, Mizgin Irgat, Nihat Akdoğan, Osman Baydemir, Saadet Becerikli, Seher Akçınar Bayar, Taşkın Aktaş, Şafak Özanli, Ergün Koç, Alican Önlü, Abdullah Levent Tüzel, Ayşe Acar Başaran, Feleknas Uca, İmam Taşçıer, Leyla Güven, Mahmut Toğrul, Hüda Kaya, Asiye Kolçak, Edip Berk,

Ziya Çalışkan, Sibel Yiğitalp, Ziya Pir, Besime Konca, Tuğba Hezer Öztürk, Ömer Faruk Gergerlioğlu, Erdal Aydemir, Erol Katırcıoğlu, Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Tulay Hatımoğulları Oruç, Musa Piroğlu, Serpil Kemalbay Pekgözegü, Hakkı Saruhan Oluç, Kemal Bülbül, Murat Çepni, Murat Sarısaç, Ömer Öcalan, Remziye Tosun, Sıdık Taş, Necibe İlhan, Gürü Toprak, Hayrettin Şen, Müslüm Acar, Yücel Demirer, Özgür Müftüoğlu, Alp Altınörs, Fatma Gök, Ferhat Tunç Yoslun, Kuvvet İhsan Lordoğlu, Mehmet Rıza Türkay, Çiğdem Kılıçgün Uçar, Gonca Yangöz, Mehmet Şamil Altan,

Serap Hasibe Akpınar, Günfer Karadeniz, Seçkin Kır, Pınar Aydınlar, Aleddin Erdoğan, Gögerçin Aras, Gültekin Koçdemir, Halef Yiğit, Hatice Akdağ, Hatice Büşra Kuyun, Hamza Ağırman, Hazal Karabey, Helin Yılmaz, Mehmet Ali Yiğit, Mehmet Eşref Mamedoğlu, Metin Özbadem, Murat Kalmaz, Muzaffer Tunç, Naci Sönmez, Ömer Aşkara, Ömer Faruk Kırınç, Rabia Tekas, Selahattin Yılmaz, Serdar Batur, Sevim Akdağ, Seyithan Kırmızı, Maşallah Beyret, Murat Şahin, Nadire Kılıç, Sinem Varlı Hanazay, Şerif Adlım, Tahsin Yeşildere, Abdulmelik Okyay, Baran Nayır,

Burhan Karakoç, Fırat Yaman, Gülçin İsbert, Hatice Kavran, Hatice Ödemiş Bayram, Hatip Çaplık, Hişyar Özsoy, Hüsamettin Özdem, Hüseyin Güngör, Hüseyin Gür, Hüseyin Koçuk, Hüseyin Tak, Hüseyin Vural, Hüseyin Yıldız, Hüseyin Yılmaz, İbrahim Sinemillioğlu, İbrahim Binici, İhsan Coşkun, Abdullah Alagöz, Abdullah Koç, Abdulselam Demirkıran, Abdurrahman Doğar, Abdurrahman Öztürk, Adalet Aydın Sözkesen, Ahmet Aday Hakkında, Ahmet Karataş, Ahmet Şık, Ahmet Telli, Ahmet Turan Demir, Ali Atalan, Ali Deniz Esen, Ali Haydar Konca, Ali Kenanoğlu,

Ali Oruç, Ali Özkan, Ali Ürküt, Abdulhakim Gülmez, Adar Taş, Alişan Şahin, Alper Öztürk, Arife Çınar, Arife Köse, Aydın Erdoğan, Ayfer Fatma Çelik, Aylin Hacaloğlu, Aynur Seyrek, Ayşe Erdem, Ayşe Yolkesen, Barış Karabıyık, Berfin Can, Berfin Özgü Köse, Berkat Kar, Betül Ünsal, Bircan Yorulmaz, Burcu Çiçek, Bülent Taşan, Bülent Durukan, Cem Kirazoğlu, Celal Doğan, Cemil Çelik, Cengiz Koyuncu, Cevdet Konak, Cevriye Aydın, Cihan Erdal, Deniz Lodos Mutlu, Devrim Turgay Yılmaz, Dicle Öztürk, Dilek Yağlı, Dilşat Canbaz, Diyar Orak, Doğacan Yılmaz, Doğan Özkan, Ekim Veyisoğlu, Elif Gevez, Emine Ülker, Ender İmrek, Erdal Ataş, Erkan Cengiz, Erkan Karabay,

Erol Dora, Ertuğrul Barka, Esen Güldemir, Eylem Pınar, Feray Mertoğlu, Ferdane Sibel Erduman, Feride Peynirci, Fırat Epözdemir, Filiz Kerestecioğlu Demir, Garo Paylan, Gülbahar Gündüz, Gülfer Akkaya, Gürsel Şenşafak, Habip Eksik, Hakim Aydın, Haluk Çeliktaş, Hasan Kıyafet, Hatice Altınışık, Hatem Deniz Öztekin, Helin Yağmur Üci, Hüseyin Kaçmaz, İlkay Yenigün, İsmail Şengül, İsmet Süzer, İsmet Yalçınkaya, Kadir Selamet, Kadriye Özgüç, Kemal Peköz, Kenan Yıldız, Kıvanç Eliaçık, Lale İnci Hekimoğlu, Leyla Uyar, Lezgin Altan, Macide Erkmen, Mahmut Akbaş, Mahmut Çavlı,

Mahmut Celadet Gaydalı, Mehmet Akgül, Mehmet Elbistan, Mehmet Öner, Mehmet Özcan, Mehmet Salih Taşdemir, Mehmet Yardımcı, Mehmet Tarhan, Mehmet Ruştu Tiryaki, Mehmet Zeki Altın, Meliha Varışli, Melise Mine Tantan, Muazzez Orhan Işık, Muhammet Zengin, Muharrem Ender Öndeş, Murat Demirkıran, Murat Türk, Mustafa Sarısülük, Mutlu Öztürk, Müslüm Doğan, Müşerref Geçer, Naciye Çiğdem Atalay, Nazmi Gür, Nesimi Aday, Nimetullah Erdoğmuş,

Nuran İmir, Nuray Türkmen Canlı, Nurcan Karasu, Nuriye Taka, Nusrettin Maçin, Oğuz Uğur Olça, Oya Ersoy, Ömer Güven, Özgür Oran, Özgür Zeydanoğlu, Pelin Alpşar, Perihan Hoşoğlu, Perihan Karakoç, Perihan Berivan Saydan, Pınar Akdemir, Remzi Çiftçi, Remzi Kozakçı, Remzi Özgökçe, Remziye Dündar, Reşat Aşan, Rıdvan Yavuz, Sadık Orçun Masatçı, Salim Kaplan, Salman Kaya, Samet Mengüç, Semra Güneş, Serbay Köklü, Serhat Aktumur, Sevda Çetinkaya,

Sevgi Evren Köroğlu, Sevgi Örüç, Sevtap Akdağ Karahalı, Sinem Coşkun, Sultan Özcan, Suzan Karabaş, Şaziye Köse, Şadiye Kırmızıgül, Şerife Yıldırım, Şevin Coşkun, Tayip Temel, Tevfik Kaçar, Tuğçe Özsoy, Tuma Çelik, Ünal Yusufoğlu, Veysel Mete Elçi, Yağmur Yurtsever, Yavuz Önen, Yılmaz Topaloğlu, Yuhanna Aktaş, Yunus Parım, Yusuf Çetin, Yusuf Karaçay, Yüksel Budak, Zarife Atik, Zehra Şahin Yeşil, Zeyni İpek, Zülal Nazan Üstündağ, Züleyha Gülüm, Adnan Selçuk Mızraklı, Ayhan Bilgen, Ahmet Türk, Cihan Karaman, Mehmet Demir, Mehmet Fatih Taş, Melike Göksu,

Remziye Yaşar, Yıldız Çetin, Rojda Nazlıer, Keziban Yılmaz, Orhan Ayaz, Semire Nergiz, Mehmet Zırığ, Caziye Duman, Nilüfer Elik Yılmaz, Gülistan Öncü, Azim Yacan, Belgin Diken, Orhan Çelebi, Songül Erden, Mülkiye Esmez, Nalan Özaydın, Hatice Çevik, Osman Karabulut, Erkan Acar, Yılmaz Şalan, Yakup Almaç, Adnan Topçu, Ülkü Karaaslan, Dilaver Kesik, Feyme Filiz Buluttekin, Ahmet Kaya, Mustafa Akkul, Tarık Mercan, Naşide Toprak, Hasan Safa, Hikmet Taşdemir, Serhat Çiçek, Bekir Polat, Yaşar Akkuş, Bülent Parmaksız, Günay Kubilay, Pervin Oduncu, Yurdusev Özkösmenler, Zeynep Karaman, Gülseren Tural, Suphiye Bayav, Mehmet Tutuş, Mehmet Eren, Mahmut Arık, İmam Gözel,

Gülseren Öner, Abuzer Küçükkelepçe, Ali Alper, Osman Demirci, Semra Akçalı, Zeliha Karınca, Mehmet Selim Özbek, Cafer Bulut, Ferhat Temel, Remzi Boztaş, Maşuk Arpaç, Mustafa Celep, Nigar Duru, Sabri Batur, Birgül Demirel, Adnan Ertuğrul, Yücel Yetişkin, Özlem Tunç, Barış Göze, Osman Vargün, Mubarek Babat, Şükrü Kagır, Yunus Gürbey, Miryekta Adıbelli, Metin Göze, Filiz Akılçağı, Murad Öndeş, Halis Erol, Meşhet Sırımsı, Murat Balyeci, Mehmet Şirin Dinar, Selahattin Karatoprak, Müzeyyen Belke, Beşir Belke, Murat Kılınç, Ayfer Yılmaz, Semra Çelik,

Mehmet Kaya, Songül Salman, Kenan Yıldırım, Serhat Göze, Yaşar Arat, Güner Kökat, Yaşar Yılmaz Altunbilek, Karip Erdovan, Mehmet Sait Bor, Ramazan Efendioğulları, Mustafa Koyuncu, Şahin Çoban, Sıraç Turğa, Güngör Didar Gül, Türkan Poyraz, Abdurrahman Abıc, Nevzat Can, Kemal Çakmak, Mehmet Sürer, Niyazi Yalçınkaya, Seyithan Kılıç, Sevgi Tekten, Sinan Odabaş, Bahar Ekinci, Fikret Fuat Kart, Servet Ziyanak, Sadık Turan, Osman Azak, Seydi Pektaş,

Abdulhamit Keskin, Ahmet Aslan, Kemal Koç, Aydın Oruç, Mustafa Dayan, Mehmet Bayram, Nahide Doğan, Şerafettin Keklik, Veysel Saka, Vedat Duru, Zeki Alaca, Zeki Çelepkolu, Selvi Güngörmüş, İbrahim Kasun, Cihan Amaç, Halil Akbaş, İbrahim Halil Kılıç, Mikail Gözek, Mustafa Görer, Ahmet Yılmaz, İsmail Demir, Özgür Aras, Handan Karakoyun, Yadişen Karabulak, Feyyaz Başak, Muhittin Yılmaz, Ercan Palta, Rifat Sarıkaya, Şengül Duman, Erdal Morkoç, İsmail Morkoç, Ercan Yıldırım, Erkan Yılmaz, Ersoy Erdoğan, Eyyup Kurt, Fahri Pıçak, Memet Hanifi Bartan,

Bedri Arslan, Kadriye Tören, Metin Eren, Abdulgani Alkan, Ahmet Aslan, Ahmet İlan, Ahmet Karakoç, Ali Atman, Aygül Alagündüz, Belgin Diken Laçin, Birgül Eser, Bişar Tutuş, Cuma Ali Kaya, Demet Özkaran, Emine Aydın, Erkan Erenci, Eylem Ceylan, Eyyüp Koşar, Fahri Kaplama, Fatih Kağanarslan, Fesih Balbey, Fesih Karataş, Giyasettin Duman, Hatice Makas, Hikmet Altuğ, Hülya Biçen, Kadriye Akalın, Kemal Baran, Latif Eminoğlu, Leyla Tekdağ, Mehmet Abidin Karaman, Mehmet Ali Altınkaynak, Mehmet Ateş, Mehmet Menge, Mehmet Sait Demir, Mehmet Sıdık Menge,

Mehmet Şerif Çamçi, Mehmet Şirin Karakaş, Mehmet Taş, Mehmet Yaşar Tanrıkulu, Mehtap Metin, Muhsedin Narin, Murat Kılıç, Hasan Çiçek, Murat Soner, Mustafa Akengin, Mustafa Alım Terin, Muzaffer Ulaş, Nevroz Reşitoğlu, Nevzat Sertaç Özgen, Niyazi Erdoğan, Nurettin Bakan, Pınar Tekin, Ramazan Kaval, Remziye Sızıcı, Salih Peksu, Salime Zinğil, Sedat Demirtaş, Selam Taş, Selma Metin, Semra Akgül, Sercan Doğan, Sevim Coşkun, Sinan Ekinci, Suat Mustafa Şenci, Şafii Hayme, Türki Gültekin, Ülkü Karaaslan, Vahap Günay, Cafer Çelik, Sıtkı Güngör, Semra Demir,

Ali Aslan, Aydın Çetinkaya, Ayşe Berktay Hacımirzaoğlu, Benazir Coşkun, Berna Çelik, Bülent Uyguner, Celalettin Can, Coşkun Üsterci, Dilan Çetin, Elif Torun Öneren, Emine Kaya, Fatma Doğan, Gençay Gürsoy, Gülay Bilici, Gülşen Özer, Halef Keklik, Hidayet Enmek, Hürriyet Kaytar, İbrahim Akın, İlknur Birol, İzzet Karadağ, Mahfuz Güleryüz, Mazlum Karagöz, Mehmet Hüsamettin Yürek, Nadiye Gürbüz, Nurettin Turğut, Ömer Önen, Ramazan Holat, Roza Kahya, Şehriban Zuğurli, Tuna Aydın, Yeliz Bahçeci, Zahide Besi, Zelal Yerlikaya, Zübeyda Zümrüt, Alican Uçarcan,

Ayşe Yağcı, Ayşe Merva Aytemür, Ayşe Nüket Eralp, Ayşenur Vaizoğlu, Bahar Şimşek Day, Bayram Yılmaz, Bercan Aktaş, Betül Yarar, Beycan Taşkıran, Cafer Koluman, Can Memiş, Ekber Kaya, Elmas Çinar, Hacay Yılmaz, Ahmet Cavit, Dilek Aykan, Ercan Arslan, Erdem Yörük, Ferhat Tarhan, Filiz Koçali, Gülay Koca Öztürkoğlu, Hamit Geylani, Hüseyin Gözen, Ayten Yılmaz, İbrahim Ergin, Abdulkadir Demir, Hüseyin Daş, Kasım Çalışkan, Mahmut Çiftçi, Memet Doymaz, Meryem Koray, Mustafa Cem, Muzaffer Kaya, Nilay Etiler Lordoğlu, Nimet Sezgin, Nuri İşbilir, Osman Ergin, Perihan Ağaoğlu, Ruhşen Mahmutoğlu, Süleyman Kemal Atakan, Şeyma Kantarcı, Yasemin Özgün, Zarife Karasungur,

Zeki Çelik, Ahmet Saymadi, Cengiz Çiçek, Gönül Karaman, Ömer Özkan, Mehmet Emin Kılıcarslan, Gülsimet Önal, Halit İpekyüz, Keziban Bulak, Yüksel Seyitvan, Kazım Köse, Zeliha Kocaman, Halide Türkoğlu, Erhan Basut, Abdurrahman Çağan, Seval Çadırcı, Diba Keskin, Mecit Sargut, Mehmet Nuri Çiçek, Şaban Elbir, Turgut Bayramhan, Muammet Deveci, Sait Taycı, Yüksel Akgün, Seher Kadiroğlu Ataş, Ayfer Demirel, Bedriye Yorgun, Cahit Kırkazak, Cengiz Topbaşlı, Ekrem Savcı, Çiçek Arıç, Doğan Erbaş, Esra Keskin, Fırat Keser, Aycan Altın, Bahar Behice Orhan, Barış Caniş, Mahmut Duman, Mehmet Cüneyt Anar, Menican Gülmez, Necla Tartan, Sinan Ok, Ümit Öner.

Paylaşın

Can Dündar Arananlar Listesinde: Gri Kategori

İçişleri Bakanlığı, yurt dışında olan Cumhuriyet gazetesinin eski yayın yönetmeni gazeteci Can Dündar’ı ‘terör arananlar’ olarak adlandırdığı listeye ekledi. Gri kategoriye konan Dündar için Bakanlık FETÖ suçlaması yöneltti.

Devlet, gri listeden arananlar için 500 bin liraya kadar ödül veriliyor. Dündar, listeye eklenmesine  “Erdoğan’ın uçağındaki gazeteciler listesi’ne girmekten iyi böylesi… Her muhalifin bir gün geleceği gerçek adresi…” diyerek tepki gösterdi.

Daha önce Türkiye’deki mal varlıklarına el konulan Can Dündar 2015’teki MİT TIR’ları haberi nedeniyle İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince ‘casusluk’ ve ‘silahlı terör örgütüne yardım’ suçlasıyla 27 yıl 6 ay hapis cezasına çaptırılmıştı. Mahkemenin başkanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Adalet Bakan Yardımcılığına atadığı, birçok siyasi davada verdiği tartışmalı kararlarla çokça gündeme gelen Akın Gürlek’ti.

Ne olmuştu?

Can Dündar 29 Mayıs 2015’te Cumhuriyet’te “İşte Erdoğan’ın yok dediği silahlar” manşetiyle Suriye’ye gönderilen MİT TIR’larının haberini yaptı.

Bu nedenle de hakkında “devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme”, “siyasi ve askeri casusluk”, “gizli kalması gereken bilgileri açıklama”, “terör örgütünün propagandasını yapma” suçlamalarıyla soruşturma başlatıldı.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan MİT TIR’ları haberinin ardından TRT’de katıldığı canlı yayında isim vermeden Can Dündar’ı tehdit etti. Erdoğan, “Öyle zannediyorum bu özel haberi yapan kişi bunun bedelini çok ağır ödeyecek. Öyle bırakmam onu” dedi.

Ardından da 26 Kasım 2015’te Can Dündar ve eski Ankara Temsilcisi Erdem Gül, “devletin gizli kalması gereken bilgilerini, siyasal veya askeri casusluk maksadıyla temin etmek ve açıklamak” ile ”silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçlamasıyla tutuklandı.

25 Şubat 2016’da Anayasa Mahkemesi’nin “hak ihlali” kararı vermesinin ardından, Dündar ve Gül cezaevinden tahliye edildi.

Kararın ardından Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan “Saygı duymuyorum, karara uymuyorum” dedi.

Başsavcılıkça hazırlanan iddianameyi kabul eden İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, 6 Mayıs 2016’da “devletin gizli kalması gereken bilgilerini açıklamak” suçlamasıyla Dündar’a 5 yıl 10 ay, Gül’e ise 5 yıl hapis cezası verdi.

Dündar ve Gül’e “cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs” suçlamalarından ise beraat veren Mahkeme, “silahlı terör örgütüne üye olmaksızın bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçundan dosyayı ayırdı.

Duruşmanın görüldüğü gün, İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde Can Dündar’a yönelik silahlı saldırı gerçekleştirildi. Saldırıda Dündar yara almazken, NTV muhabiri Yağız Şenkal bacağından yaralandı. Saldırıyı gerçekleştiren Murat Şahin, 10 ay hapis ve 4 bin 500 TL para cezasına çarptırıldı. Mahkeme sanığa iyi hal indirimi uygularken, “teşebbüs aşamasında kalan eylem nedeniyle cezalandırılamayacağına” karar verdi.

Dündar ve Gül’ün, “devletin gizli kalması gereken bilgilerini açıklama” suçlarından verilen hapis cezası kararlarının Yargıtay tarafından 9 Mart 2018’de bozulmasının ardından yargılama İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 2 Nisan 2018’de yeniden başladı ve mahkeme Dündar hakkında kırmızı bülten çıkartılmasını istedi.

17 Eylül 2020’de görülen duruşmada mahkeme, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine, Can Dündar’ın 15 gün içinde mahkemeye gitmemesi durumunda “kaçak” sayılarak tüm mallarına el konulmasına karar verdi.

7 Ekim 2020’de görülen ara duruşmada mahkeme Can Dündar’ın tanınan sürede teslim olmaması nedeniyle mal varlıklarına el koydu.

Bir hafta görülen duruşmada mütalaasını veren savcı Dündar’ın “siyasal veya askeri casusluk” ile “terör örgütüne yardım etmek” suçlamasıyla 22 yıl 6 aydan 35 yıla kadar hapsini istedi.

23 Aralık 2020’deki duruşmada ise Can Dündar 27 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Paylaşın

“İmamoğlu’na Siyasi Yasak İsteyen Savcıya Yeni Görev Verildi” İddiası

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’na hapis cezası ve siyasi yasak isteyen savcı Furkan Okudan’nın yeni bir göreve getirildiği iddia edildi.

Gazeteci Barış Pehlivan, Halk TV’de İpek Özbey’in sunduğu Sansürsüz programında, “İmamoğlu’na siyasi yasak isteyen, İmamoğlu’nun cezalandırılmasını isteyen savcı Furkan Okudan’a İstanbul Anadolu Adliyesi’nde İdari İşler’den sorumluluk görevi verildi ya. Görevlerinden birisini size okuyorum” dedi.

Pehlivan’ın duruşma savcısıyla ilgili iddiasını şöyle açıkladı:

“İmamoğlu’nun duruşma savcısına bugünden itibaren verilen görevlerden birisi şu; İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’mızın resmi e-posta adresine ihbar niteliğinde veya ilgili birime gönderilmek üzere iletilen e-postalarla ilgili gereğinin yapılması.

Yani siz bir vatandaş olarak İstanbul Anadolu Başsavcılığı gibi Avrupa’nın en büyüğü diye övündüğünüz o adalet sarayına bir suçla ilgili, bir suç şüphesiyle ilgili ihbarda bulunursanız o maile ilk bakacak, o maile soruşturma savcılarını gönderip göndermemeye karar verecek ya da sümenaltı edecek yani kapatacak ‘ya bu gereksiz’ diyecek kişi İmamoğlu’nun duruşma savcısı oldu.

İmamoğlu’na siyasi yasak isteyen savcı oldu yani AKP’li belediye başkanının yeğeni oldu. Yani AKP’li büyükşehir belediye başkanının nikahını kıydığı isim. Yani TÜGVA koordinatörleriyle birlikte fotoğraf çeken isim İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilen ihbarlarla ilgili karar verme merciine oturtuldu.”

Paylaşın

Türkiye – Suriye Görüşmesi: Sınır Güvenliği Konuşuldu

Türkiye, Suriye ve Rusya Savunma Bakanlarıyla istihbarat şefleri arasında Moskova’da gerçekleşen görüşmelere ilişkin bilgiler kamuoylarına yansımaya başladı. Görüşmeler genel anlamda pozitif olarak değerlendirildi.

Reuters haber ajansına konuşan bir Türk yetkiliye göre Suriye ve Türkiye savunma bakanları arasında Moskova’da yapılan görüşmelerde sınır güvenliği ve Türkiye’nin Kürt milislere karşı nasıl ortak hareket edebileceği ele alındı.

Dün yapılan görüşme Suriye savaşının 10 yıldan uzun süre önce başlamasından bu yana en üst düzey temas oldu. Türkiye, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esat’a karşı savaşan muhalifleri desteklemiş ve ülkenin kuzeyine asker göndermişti.

Esat’ın önde gelen müttefiki Rusya’nın teşvikiyle yapılan temas girişimi savaşın gidişatını değiştirebilir. Ancak engeller arasında Türkiye’nin desteklediği savaşçıların ve Esat rejiminden kaçmak için Türkiye’ye sığınan milyonlarca sivilin durumu yer alıyor.

Türk yetkili görüşmeyi “pozitif” olarak değerlendirdi.

İsminin açıklanmasını istemeyen Türk yetkili, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve terörle mücadele için Türk tarafının “YPG ve IŞİD gibi terör örgütlerine” karşı nasıl ortak hareket edebileceğinin değerlendirildiğini kaydetti.

Yetkili, “Türkiye’nin önceliğinin sınır güvenliği olduğunun altı çizildi” dedi.

Suriye’nin kuzeyindeki Kürt özerk yönetimi yetkililerinden Badran Jia Kurd, toplantıdan Suriyeliler’in çıkarlarına aykırı yeni bir dizi anlaşma ve planın çıkmasını beklediğini söyledi.

Reuters’a konuşan Kürt yetkili bu durumun Kürtler’in Suriye’nin kuzeyinde ve doğusunda edindiği kazanımları ellerinden almasından kaygı duyulmasına neden olduğunu kaydetti.

Türkiye, Suriye’de Kürt YPG milislerine karşı üç harekat yürüttü. Kürtler ülkenin kuzeyinde savaşın başladığı 2011’den bu yana büyük ölçüde özerklik sağlamıştı.

Türkiye, YPG’yi PKK’nın uzantısı olarak görüyor ve güvenlik tehdidi olarak algılıyor. Geçen ay İstanbul’da düzenlenen terör saldırısının ardından Türk yetkililer Suriye’nin kuzeyine yeni bir harekatı da gündeme getirdi.

Rusya ve Suriye’de IŞİD’le mücadelede Kürtler’in liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri ile ortak olan ABD, Türkiye’nin yeni bir kara harekatı başlatmasına karşı olduklarını belirtiyor.

Ara ara yaşanan çatışmalara rağmen, YPG ve Şam, savaş sırasında genelde birbirlerinin yoluna çıkmaktan kaçındılar ve Türkiye’nin desteklediği gruplar dahil ortak düşmanları paylaştılar.

Şam, Kürtler’in özerklik taleplerini reddediyor. Siyasi uzlaşı çabalarında da bugüne kadar ilerleme sağlanamadı.

Türkiye-Suriye arasında bir yakınlaşma savaşın önceki dönemlerinde imkansız görünüyordu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Esat için terörist ifadesini kullanıyor ve kendisi görevde olduğu sürece Suriye ile barış olmayacağını söylüyordu. Esat ise Erdoğan’ın Suriye topraklarını “çaldığını” söyleyerek “hırsız” ifadesini kullanmıştı.

Hükümet yanlısı Suriye gazetesi El Vatan, bazı kaynakların, savunma bakanları toplantısının yapılmasının, önceki toplantılarda işler Şam’ın istediği seviyeye geldiği için mümkün olduğunu söylediklerini aktardı.

Suriye devlet haber ajansı SANA, tarafların terörle mücadele, Suriye’deki durum ve mülteciler sorununu ele aldıklarını bildirdi.

SANA, üç bakanın Suriye ve bölgedeki durumun istikrarı için ortak diyaloğun sürdürülmesinin önemini vurguladıklarını kaydetti.

Türk yetkili, Suriye’den Türkiye’ye göçün de bundan böyle hoş karşılanmayacağının belirtildiğini aktardı. Türkiye yaklaşık 3 milyon 700 bin Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapıyor. Bu dünyanın en büyük mülteci nüfusuna işaret ediyor. Ancak ülkede yaşanan ekonomik kriz toplumun mültecilere karşı tepkisine yol açıyor.

Ortadoğu Teknik Üniversitesi profesörü Hüseyin Bağcı, ilk hedefin güven oluşturmak olduğunu ve her iki tarafın da kazanç elde etmeye çalışacaklarını belirterek görüşmeyi ilişkilerin normalleşmesinde önemli bir adım olarak değerlendirdi.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Döviz Mevduatları Erimeye Devam Ediyor: 3 Yılın Dibinde

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre 23 Aralık haftası itibariyle döviz mevduatları 4,9 milyar dolar azalışla 194,4 milyar dolara geriledi. Böylelikle döviz mevduatları 3 yılın en düşük seviyesine indi.

Haber Merkezi / Pariteden arındırılmış veriye göre 23 Aralık haftasında döviz mevduatları 5 milyar dolar azaldı. Bu veri setinde gerçek kişilerin döviz mevduatlarının 2,3 milyar dolar, tüzellerin 2,7 milyar dolar düştü.

Merkez Bankası rezervleri 128,4 milyar dolar oldu! 

Ayrıca, 23 Aralık itibarıyla Merkez Bankası brüt döviz rezervleri, 2 milyar 657 milyon dolar azalışla 82 milyar 938 milyon dolara indi. Brüt döviz rezervleri, 16 Aralık’ta 85 milyar 595 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu.

Söz konusu dönemde altın rezervleri de 1 milyar 574 milyon dolar artarak 43 milyar 916 milyon dolardan 45 milyar 490 milyon dolara yükseldi.

Böylece Merkez Bankası’nın toplam rezervleri, 23 Aralık haftasında bir önceki haftaya kıyasla 1 milyar 82 milyon dolar azalışla 129 milyar 511 milyon dolardan 128 milyar 429 milyon dolara indi.

Bankaların kredi ve mevduat hacmi arttı 

Ek olarak, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından yayımlanan haftalık bültene göre, sektörün kredi hacmi 23 Aralık itibarıyla 79 milyar 156 milyon lira arttı. Söz konusu dönemde toplam kredi hacmi 7 trilyon 415 milyar 545 milyon liradan 7 trilyon 494 milyar 701 milyon liraya çıktı.

Bankacılık sektöründeki toplam mevduat (bankalararası dahil), geçen hafta 54 milyar 640 milyon lira arttı. Söz konusu haftada yüzde 0,6 yükselen bankacılık sektörü toplam mevduatı, 8 trilyon 787 milyar 157 milyon lira oldu.

Verilere göre, tüketici kredileri tutarı, 23 Aralık itibarıyla 16 milyar 606 milyon lira artışla 1 trilyon 66 milyar 642 milyon liraya yükseldi. Söz konusu kredilerin 358 milyar 709 milyon lirası konut, 46 milyar 642 milyon lirası taşıt ve 661 milyar 291 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu.

Söz konusu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı 9 milyar 210 milyon lira artarak 968 milyar 54 milyon liraya çıktı. Bankaların bireysel kredi kartı alacakları da yüzde 4 yükselerek 422 milyar 267 milyon lira oldu. Bireysel kredi kartı alacaklarının 208 milyar 343 milyon lirası taksitli, 213 milyar 924 milyon lirası taksitsiz oldu.

BDDK haftalık verilerine göre, bankacılık sektöründe takipteki alacaklar, 23 Aralık itibarıyla bir önceki haftaya göre 1 milyar 819 milyon lira azalarak 159 milyar 107 milyon liraya geriledi. Söz konusu takipteki alacakların 136 milyar 247 milyon lirasına özel karşılık ayrıldı.

Aynı dönemde bankacılık sisteminin yasal öz kaynaklar 61 milyar 268 milyon lira artarak 1 trilyon 651 milyar 245 milyon lira oldu.

Paylaşın