SP Lideri Karamollaoğlu’ndan ‘Aday’ Açıklaması: 5 Ocak’ta Konuşulabilir

CHP, İYİ Parti, DEVA Partisi, Demokrat Parti, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan ‘Altılı Masa’nın 5 Ocak’ta gerçekleşmesi beklenen toplantısına işaret eden SP Lideri Karamollaoğlu, cumhurbaşkanı aday konusunun bu tarihte konuşulabileceğini söyledi.

Karamollaoğlu ayrıca “İmamoğlu’nu ya da Yavaş’ı istiyoruz, onlardan biri aday olurlarsa mutlaka kazanır demek cahilce bir iddia. Erdoğan’ın politik birikimini mali imkanlarını yargıdaki imkanlarını hafife alıyorlar. Erdoğan buldozer gibi ezip geçer” dedi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Habertürk’ten Nihal Bengisu Karaca’ya değerlendirmelerde bulundu. Karamollaoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

İyi Parti de anayasa değişikliğine evet vereceğini söyledi. Bu durumda referanduma götürme için gereken sayıya ulaşılabilir. CHP’li vekiller hayır verirse ne olacak? Bu durum altılı masanın akıbetini nasıl etkiler sizce? 5 Ocak’ta bu konu konuşulacak mı?

Varsayımlar üzerinden konuşacaksak ben derim ki CHP bu konuda böyle güçlü bir adım attıktan sonra böyle bir tavır koymaz. Çünkü tavır koymayı gerektiren bir ifade yok teklif metninde. Benim kanaatim o. Sayın Kılıçdaroğlu’nun bugüne kadar sergilemiş olduğu uzlaşma zemini oluşturma çabasına bakarak bunu söylüyorum

Ancak bir de ‘aile’ maddesi var

Evet ama tabii bir şey söylüyor. Aile kadın ve erkekten meydana gelir. Zaten öyle değil mi? Toplumun temeli olan ailenin kadın ve erkekten meydana geldiğine itiraz eden var mı?

Eşcinsel evliliklerin önünü kapatamayız diyen insan hakları savunucuları itiraz ediyor.

Bunlar bir avuç insan. Çıkardıkları yaygaraya bakarsanız insanlığın yüzde 90’ı böyleymiş gibi düşünürsünüz, ama gerçekte bir avuç insan. Aileyi tahrip ederek medeniyet inşa edemezsiniz.

Aday konusu kesin olarak Cumhur İttifakı’nın seçim takvimine mi bağlandı şimdi?

Biz bugüne kadar aday konusunu hiç konuşmadık. Önce politikaları belirleyelim dedik. Bu konuda doğru da yaptığımız düşünüyorum.

Ama masada konuşulmayınca dışarıda konuşuluyor. Adayı masaya yatırmanız gerekmiyor mu artık? Meral Hanım’a bu açıkça soruluyor, o da kanaatlerini belli ediyor mesela. Aday konusu netleşirse muhalefetteki bu kafa dağınıklığı giderilebilir ve aday etrafında birleşme meydana gelebilir.

Birleşme olabileceği gibi ayrışma isteyenler adayı ayrışma konusu haline de getirebilir. Ayrıca Meral Hanım konusu… Biliyorsunuz Meral Hanım belirli zorluklar yaşıyor. Yakın olsalar da birbirinden farklı dinamikler var ve partide , onları bir arada tutmak zor. Ayrıca ben bugüne kadar altılı masanın ilişkilerinin olumlu yönde yürüdüğünü düşünüyorum.

Adayı ilan etmek ayrışma da aratabilir diyorsunuz ama ayrışma olacağı kadar oldu, farkında mısınız bilmiyorum bu konuda muhalefet tabanında bir depresyon oluştu.

O depresyonu oluşturanlar Erdoğan ve onun oyununa gelenler. Başka kimse değil. Nedir yani, seçim bir ay sonra mı? Seçime ne zaman gireceğiz o bile belli değil. Şu an Erdoğan bir oyun oynuyor muhalefet de bu oyuna geliyor. Şu ana kadar seçim sathına mailine girilmeden aday ilan edilmesi doğru değildi. Yıpratılırdı. 20 yıllık iktidar birikimine karşı daha netleşmemiş bir taahhütle çıkamazdı aday.

Yıpranmadan korkacak kişiden aday olur mu?

Korku meselesi değil. Bugüne kadar bunu gündemimize almamamız doğruydu. Ancak Ocak ayından itibaren seçim sathı mailine girmiş oluyoruz. 5 Ocak’ta altılı masa yeniden toplanacak. Orada artık bu konu konuşulabilir.

Adayı konuşmak artık elzem hale geldi diyorsunuz yani siz de…

Ben sürekli aday kim diyerek mugalata yapan mangalda kül bırakmayanlara bakmıyorum. Ama Erdoğan ortalığı karıştırmak istedi ve karıştırdı. Buna gücü vardı ve yaptı. Karamollaoğlu ayrıca “İmamoğlu’nu ya da Yavaş’ı istiyoruz, onlardan biri aday olurlarsa mutlaka kazanır demek cahilce bir iddia. Erdoğan’ın politik birikimini mali imkanlarını yargıdaki imkanlarını hafife alıyorlar. Erdoğan buldozer gibi ezip geçer” dedi.

Söyleşinin tamamı için TIKLATIN

Paylaşın

Anayasa Mahkemesi, 6 Ocak’ta HDP’ye Hazine Yardımı Kesintisini Görüşecek

Anayasa Mahkemesi (AYM), kapatma davası açan Yargıtay Başsavcısı Bekir Şahin tarafından yapılan Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) Hazine yardımının kesilmesi talebini 6 Ocak’ta görüşecek.

Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) kapatma davası açan Yargıtay Başsavcısı Bekir Şahin, 2023 bütçesi kapsamında partiye 10 Ocak 2023’te yapılacak Hazine yardımı öncesi partinin hesaplarına bloke konulmasını talep etti. Yargıtay talebi üzerine Anayasa Mahkemesi, Hazine yardımının kesilmesi konusunu 6 Ocak’ta görüşecek.

Mahkeme, yardımın kesilmesi yönünde karar verirse, HDP, 10 Ocak’ta siyasi partilere yapılan Hazine yardımından yararlanamayacak.

Anayasa Mahkemesi, Şahin’in daha önce aynı yönde yaptığı başvuruyu, kararla birlikte değerlendirileceği için reddetmişti. Şahin, geçtiğiz günlerde yaptığı başvuruda da , Hazine yardımının kesilmesi talebini şu gerekçelere dayandırmıştı:

“Davalı partinin terör örgütü ile organik bağını gösteren eylem ve söylemlerine devam ettiği anlaşılmakla, sadece partinin ihtiyaçları veya parti çalışmalarında kullanılmak gayesiyle verilen devlet yardımlarının parti faaliyetleri dışında terör örgütünün amaçları doğrultusunda kullanılmasının engellenmesi bakımından bu yardımların geri alınmasındaki olası güçlükler gözetilerek, devlet yardımlarının bulunduğu banka hesabına tedbiren bloke konulmasına karar verilmesini yeniden talep etmek zarureti hasıl olmuştur.”

HDP hakkındaki kapatma davasını, 15 kişiden oluşan Anayasa Mahkemesi heyeti karara bağlayacak. Anayasa’nın 69. maddesinde sayılan hallerden ötürü partinin kapatılmasına veya dava konusu fiillerin ağırlığına göre devlet yardımından kısmen ya da tamamen yoksun bırakılmasına, toplantıya katılan üyelerin 3’te 2 oy çokluğuyla, yani 15 üyenin 10’unun oyuyla karar verilebilecek.

Siyasi parti kapatma davası sonucunda verilen karar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ile ilgili siyasi partiye tebliğ edilecek ve Resmî Gazete’de yayımlanacak.

Anayasa Mahkemesi’nin siyasi yasak istenen partililerin beyan ve eylemleriyle partinin kapatılmasına neden olduğunu belirlemesi halinde bu kişiler, kesin kararın Resmî Gazete’de gerekçeli yayımlanmasından başlayarak beş yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve denetçisi olamayacak.

Siyasi yasak istenen isimlerin tamamı

Selahattin Demirtaş, Sırrı Süreyya Önder, Sebahat Tuncel, Figen Yüksekdağ Şenoğlu, Pervin Buldan, Sezai Temelli, Mithat Sancar, Adil Zozani, Meral Danış Beştaş, Nursel Aydoğan, Selma Irmak, Ertuğrul Kürkçü, Mehmet Emin Adıyaman, Ayla Akat Ata, Mülkiye Birtane, Berdan Öztürk, Bengi Yıldız, Demir Çelik, Esat Canan, Halil Aksoy, Hasip Kaplan, Hüsamettin Zenderlioğlu, Kemal Aktaş, Özdal Üçer, Aysel Tuğluk, Faysal Sarıyıldız, Ferhat Encu, Nursel Aydoğan, Abdullah Zeydan, Dilek Öcalan, İdris Baluken, Adem Geveri, Ahmet Yıldırım, Lezgin Botan, Aycan İrmez,

Altan Tan, Behçet Yıldırım, Burcu Çelik Özkan, Çağlar Demirel, Enise Çoban Güneyli, Gülser Yıldırım, Yüksel Mutlu, Çilem Küçükkeleş, Leyla Zana, Dirayet Dilan Taşdemir, Hatice Kocaman, Emine Beyza Üstün, Kadri Yıldırım, Kıznaz Türkeli, Leyla Birlik, Mehmet Ali Aslan, Mehmet Emin İlhan, Mizgin Irgat, Nihat Akdoğan, Osman Baydemir, Saadet Becerikli, Seher Akçınar Bayar, Taşkın Aktaş, Şafak Özanli, Ergün Koç, Alican Önlü, Abdullah Levent Tüzel, Ayşe Acar Başaran, Feleknas Uca, İmam Taşçıer, Leyla Güven, Mahmut Toğrul, Hüda Kaya, Asiye Kolçak, Edip Berk,

Ziya Çalışkan, Sibel Yiğitalp, Ziya Pir, Besime Konca, Tuğba Hezer Öztürk, Ömer Faruk Gergerlioğlu, Erdal Aydemir, Erol Katırcıoğlu, Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Tulay Hatımoğulları Oruç, Musa Piroğlu, Serpil Kemalbay Pekgözegü, Hakkı Saruhan Oluç, Kemal Bülbül, Murat Çepni, Murat Sarısaç, Ömer Öcalan, Remziye Tosun, Sıdık Taş, Necibe İlhan, Gürü Toprak, Hayrettin Şen, Müslüm Acar, Yücel Demirer, Özgür Müftüoğlu, Alp Altınörs, Fatma Gök, Ferhat Tunç Yoslun, Kuvvet İhsan Lordoğlu, Mehmet Rıza Türkay, Çiğdem Kılıçgün Uçar, Gonca Yangöz, Mehmet Şamil Altan,

Serap Hasibe Akpınar, Günfer Karadeniz, Seçkin Kır, Pınar Aydınlar, Aleddin Erdoğan, Gögerçin Aras, Gültekin Koçdemir, Halef Yiğit, Hatice Akdağ, Hatice Büşra Kuyun, Hamza Ağırman, Hazal Karabey, Helin Yılmaz, Mehmet Ali Yiğit, Mehmet Eşref Mamedoğlu, Metin Özbadem, Murat Kalmaz, Muzaffer Tunç, Naci Sönmez, Ömer Aşkara, Ömer Faruk Kırınç, Rabia Tekas, Selahattin Yılmaz, Serdar Batur, Sevim Akdağ, Seyithan Kırmızı, Maşallah Beyret, Murat Şahin, Nadire Kılıç, Sinem Varlı Hanazay, Şerif Adlım, Tahsin Yeşildere, Abdulmelik Okyay, Baran Nayır,

Burhan Karakoç, Fırat Yaman, Gülçin İsbert, Hatice Kavran, Hatice Ödemiş Bayram, Hatip Çaplık, Hişyar Özsoy, Hüsamettin Özdem, Hüseyin Güngör, Hüseyin Gür, Hüseyin Koçuk, Hüseyin Tak, Hüseyin Vural, Hüseyin Yıldız, Hüseyin Yılmaz, İbrahim Sinemillioğlu, İbrahim Binici, İhsan Coşkun, Abdullah Alagöz, Abdullah Koç, Abdulselam Demirkıran, Abdurrahman Doğar, Abdurrahman Öztürk, Adalet Aydın Sözkesen, Ahmet Aday Hakkında, Ahmet Karataş, Ahmet Şık, Ahmet Telli, Ahmet Turan Demir, Ali Atalan, Ali Deniz Esen, Ali Haydar Konca, Ali Kenanoğlu,

Ali Oruç, Ali Özkan, Ali Ürküt, Abdulhakim Gülmez, Adar Taş, Alişan Şahin, Alper Öztürk, Arife Çınar, Arife Köse, Aydın Erdoğan, Ayfer Fatma Çelik, Aylin Hacaloğlu, Aynur Seyrek, Ayşe Erdem, Ayşe Yolkesen, Barış Karabıyık, Berfin Can, Berfin Özgü Köse, Berkat Kar, Betül Ünsal, Bircan Yorulmaz, Burcu Çiçek, Bülent Taşan, Bülent Durukan, Cem Kirazoğlu, Celal Doğan, Cemil Çelik, Cengiz Koyuncu, Cevdet Konak, Cevriye Aydın, Cihan Erdal, Deniz Lodos Mutlu, Devrim Turgay Yılmaz, Dicle Öztürk, Dilek Yağlı, Dilşat Canbaz, Diyar Orak, Doğacan Yılmaz, Doğan Özkan, Ekim Veyisoğlu, Elif Gevez, Emine Ülker, Ender İmrek, Erdal Ataş, Erkan Cengiz, Erkan Karabay,

Erol Dora, Ertuğrul Barka, Esen Güldemir, Eylem Pınar, Feray Mertoğlu, Ferdane Sibel Erduman, Feride Peynirci, Fırat Epözdemir, Filiz Kerestecioğlu Demir, Garo Paylan, Gülbahar Gündüz, Gülfer Akkaya, Gürsel Şenşafak, Habip Eksik, Hakim Aydın, Haluk Çeliktaş, Hasan Kıyafet, Hatice Altınışık, Hatem Deniz Öztekin, Helin Yağmur Üci, Hüseyin Kaçmaz, İlkay Yenigün, İsmail Şengül, İsmet Süzer, İsmet Yalçınkaya, Kadir Selamet, Kadriye Özgüç, Kemal Peköz, Kenan Yıldız, Kıvanç Eliaçık, Lale İnci Hekimoğlu, Leyla Uyar, Lezgin Altan, Macide Erkmen, Mahmut Akbaş, Mahmut Çavlı,

Mahmut Celadet Gaydalı, Mehmet Akgül, Mehmet Elbistan, Mehmet Öner, Mehmet Özcan, Mehmet Salih Taşdemir, Mehmet Yardımcı, Mehmet Tarhan, Mehmet Ruştu Tiryaki, Mehmet Zeki Altın, Meliha Varışli, Melise Mine Tantan, Muazzez Orhan Işık, Muhammet Zengin, Muharrem Ender Öndeş, Murat Demirkıran, Murat Türk, Mustafa Sarısülük, Mutlu Öztürk, Müslüm Doğan, Müşerref Geçer, Naciye Çiğdem Atalay, Nazmi Gür, Nesimi Aday, Nimetullah Erdoğmuş,

Nuran İmir, Nuray Türkmen Canlı, Nurcan Karasu, Nuriye Taka, Nusrettin Maçin, Oğuz Uğur Olça, Oya Ersoy, Ömer Güven, Özgür Oran, Özgür Zeydanoğlu, Pelin Alpşar, Perihan Hoşoğlu, Perihan Karakoç, Perihan Berivan Saydan, Pınar Akdemir, Remzi Çiftçi, Remzi Kozakçı, Remzi Özgökçe, Remziye Dündar, Reşat Aşan, Rıdvan Yavuz, Sadık Orçun Masatçı, Salim Kaplan, Salman Kaya, Samet Mengüç, Semra Güneş, Serbay Köklü, Serhat Aktumur, Sevda Çetinkaya,

Sevgi Evren Köroğlu, Sevgi Örüç, Sevtap Akdağ Karahalı, Sinem Coşkun, Sultan Özcan, Suzan Karabaş, Şaziye Köse, Şadiye Kırmızıgül, Şerife Yıldırım, Şevin Coşkun, Tayip Temel, Tevfik Kaçar, Tuğçe Özsoy, Tuma Çelik, Ünal Yusufoğlu, Veysel Mete Elçi, Yağmur Yurtsever, Yavuz Önen, Yılmaz Topaloğlu, Yuhanna Aktaş, Yunus Parım, Yusuf Çetin, Yusuf Karaçay, Yüksel Budak, Zarife Atik, Zehra Şahin Yeşil, Zeyni İpek, Zülal Nazan Üstündağ, Züleyha Gülüm, Adnan Selçuk Mızraklı, Ayhan Bilgen, Ahmet Türk, Cihan Karaman, Mehmet Demir, Mehmet Fatih Taş, Melike Göksu,

Remziye Yaşar, Yıldız Çetin, Rojda Nazlıer, Keziban Yılmaz, Orhan Ayaz, Semire Nergiz, Mehmet Zırığ, Caziye Duman, Nilüfer Elik Yılmaz, Gülistan Öncü, Azim Yacan, Belgin Diken, Orhan Çelebi, Songül Erden, Mülkiye Esmez, Nalan Özaydın, Hatice Çevik, Osman Karabulut, Erkan Acar, Yılmaz Şalan, Yakup Almaç, Adnan Topçu, Ülkü Karaaslan, Dilaver Kesik, Feyme Filiz Buluttekin, Ahmet Kaya, Mustafa Akkul, Tarık Mercan, Naşide Toprak, Hasan Safa, Hikmet Taşdemir, Serhat Çiçek, Bekir Polat, Yaşar Akkuş, Bülent Parmaksız, Günay Kubilay, Pervin Oduncu, Yurdusev Özkösmenler, Zeynep Karaman, Gülseren Tural, Suphiye Bayav, Mehmet Tutuş, Mehmet Eren, Mahmut Arık, İmam Gözel,

Gülseren Öner, Abuzer Küçükkelepçe, Ali Alper, Osman Demirci, Semra Akçalı, Zeliha Karınca, Mehmet Selim Özbek, Cafer Bulut, Ferhat Temel, Remzi Boztaş, Maşuk Arpaç, Mustafa Celep, Nigar Duru, Sabri Batur, Birgül Demirel, Adnan Ertuğrul, Yücel Yetişkin, Özlem Tunç, Barış Göze, Osman Vargün, Mubarek Babat, Şükrü Kagır, Yunus Gürbey, Miryekta Adıbelli, Metin Göze, Filiz Akılçağı, Murad Öndeş, Halis Erol, Meşhet Sırımsı, Murat Balyeci, Mehmet Şirin Dinar, Selahattin Karatoprak, Müzeyyen Belke, Beşir Belke, Murat Kılınç, Ayfer Yılmaz, Semra Çelik,

Mehmet Kaya, Songül Salman, Kenan Yıldırım, Serhat Göze, Yaşar Arat, Güner Kökat, Yaşar Yılmaz Altunbilek, Karip Erdovan, Mehmet Sait Bor, Ramazan Efendioğulları, Mustafa Koyuncu, Şahin Çoban, Sıraç Turğa, Güngör Didar Gül, Türkan Poyraz, Abdurrahman Abıc, Nevzat Can, Kemal Çakmak, Mehmet Sürer, Niyazi Yalçınkaya, Seyithan Kılıç, Sevgi Tekten, Sinan Odabaş, Bahar Ekinci, Fikret Fuat Kart, Servet Ziyanak, Sadık Turan, Osman Azak, Seydi Pektaş,

Abdulhamit Keskin, Ahmet Aslan, Kemal Koç, Aydın Oruç, Mustafa Dayan, Mehmet Bayram, Nahide Doğan, Şerafettin Keklik, Veysel Saka, Vedat Duru, Zeki Alaca, Zeki Çelepkolu, Selvi Güngörmüş, İbrahim Kasun, Cihan Amaç, Halil Akbaş, İbrahim Halil Kılıç, Mikail Gözek, Mustafa Görer, Ahmet Yılmaz, İsmail Demir, Özgür Aras, Handan Karakoyun, Yadişen Karabulak, Feyyaz Başak, Muhittin Yılmaz, Ercan Palta, Rifat Sarıkaya, Şengül Duman, Erdal Morkoç, İsmail Morkoç, Ercan Yıldırım, Erkan Yılmaz, Ersoy Erdoğan, Eyyup Kurt, Fahri Pıçak, Memet Hanifi Bartan,

Bedri Arslan, Kadriye Tören, Metin Eren, Abdulgani Alkan, Ahmet Aslan, Ahmet İlan, Ahmet Karakoç, Ali Atman, Aygül Alagündüz, Belgin Diken Laçin, Birgül Eser, Bişar Tutuş, Cuma Ali Kaya, Demet Özkaran, Emine Aydın, Erkan Erenci, Eylem Ceylan, Eyyüp Koşar, Fahri Kaplama, Fatih Kağanarslan, Fesih Balbey, Fesih Karataş, Giyasettin Duman, Hatice Makas, Hikmet Altuğ, Hülya Biçen, Kadriye Akalın, Kemal Baran, Latif Eminoğlu, Leyla Tekdağ, Mehmet Abidin Karaman, Mehmet Ali Altınkaynak, Mehmet Ateş, Mehmet Menge, Mehmet Sait Demir, Mehmet Sıdık Menge,

Mehmet Şerif Çamçi, Mehmet Şirin Karakaş, Mehmet Taş, Mehmet Yaşar Tanrıkulu, Mehtap Metin, Muhsedin Narin, Murat Kılıç, Hasan Çiçek, Murat Soner, Mustafa Akengin, Mustafa Alım Terin, Muzaffer Ulaş, Nevroz Reşitoğlu, Nevzat Sertaç Özgen, Niyazi Erdoğan, Nurettin Bakan, Pınar Tekin, Ramazan Kaval, Remziye Sızıcı, Salih Peksu, Salime Zinğil, Sedat Demirtaş, Selam Taş, Selma Metin, Semra Akgül, Sercan Doğan, Sevim Coşkun, Sinan Ekinci, Suat Mustafa Şenci, Şafii Hayme, Türki Gültekin, Ülkü Karaaslan, Vahap Günay, Cafer Çelik, Sıtkı Güngör, Semra Demir,

Ali Aslan, Aydın Çetinkaya, Ayşe Berktay Hacımirzaoğlu, Benazir Coşkun, Berna Çelik, Bülent Uyguner, Celalettin Can, Coşkun Üsterci, Dilan Çetin, Elif Torun Öneren, Emine Kaya, Fatma Doğan, Gençay Gürsoy, Gülay Bilici, Gülşen Özer, Halef Keklik, Hidayet Enmek, Hürriyet Kaytar, İbrahim Akın, İlknur Birol, İzzet Karadağ, Mahfuz Güleryüz, Mazlum Karagöz, Mehmet Hüsamettin Yürek, Nadiye Gürbüz, Nurettin Turğut, Ömer Önen, Ramazan Holat, Roza Kahya, Şehriban Zuğurli, Tuna Aydın, Yeliz Bahçeci, Zahide Besi, Zelal Yerlikaya, Zübeyda Zümrüt, Alican Uçarcan,

Ayşe Yağcı, Ayşe Merva Aytemür, Ayşe Nüket Eralp, Ayşenur Vaizoğlu, Bahar Şimşek Day, Bayram Yılmaz, Bercan Aktaş, Betül Yarar, Beycan Taşkıran, Cafer Koluman, Can Memiş, Ekber Kaya, Elmas Çinar, Hacay Yılmaz, Ahmet Cavit, Dilek Aykan, Ercan Arslan, Erdem Yörük, Ferhat Tarhan, Filiz Koçali, Gülay Koca Öztürkoğlu, Hamit Geylani, Hüseyin Gözen, Ayten Yılmaz, İbrahim Ergin, Abdulkadir Demir, Hüseyin Daş, Kasım Çalışkan, Mahmut Çiftçi, Memet Doymaz, Meryem Koray, Mustafa Cem, Muzaffer Kaya, Nilay Etiler Lordoğlu, Nimet Sezgin, Nuri İşbilir, Osman Ergin, Perihan Ağaoğlu, Ruhşen Mahmutoğlu, Süleyman Kemal Atakan, Şeyma Kantarcı, Yasemin Özgün, Zarife Karasungur,

Zeki Çelik, Ahmet Saymadi, Cengiz Çiçek, Gönül Karaman, Ömer Özkan, Mehmet Emin Kılıcarslan, Gülsimet Önal, Halit İpekyüz, Keziban Bulak, Yüksel Seyitvan, Kazım Köse, Zeliha Kocaman, Halide Türkoğlu, Erhan Basut, Abdurrahman Çağan, Seval Çadırcı, Diba Keskin, Mecit Sargut, Mehmet Nuri Çiçek, Şaban Elbir, Turgut Bayramhan, Muammet Deveci, Sait Taycı, Yüksel Akgün, Seher Kadiroğlu Ataş, Ayfer Demirel, Bedriye Yorgun, Cahit Kırkazak, Cengiz Topbaşlı, Ekrem Savcı, Çiçek Arıç, Doğan Erbaş, Esra Keskin, Fırat Keser, Aycan Altın, Bahar Behice Orhan, Barış Caniş, Mahmut Duman, Mehmet Cüneyt Anar, Menican Gülmez, Necla Tartan, Sinan Ok, Ümit Öner.

Paylaşın

Can Dündar Arananlar Listesinde: Gri Kategori

İçişleri Bakanlığı, yurt dışında olan Cumhuriyet gazetesinin eski yayın yönetmeni gazeteci Can Dündar’ı ‘terör arananlar’ olarak adlandırdığı listeye ekledi. Gri kategoriye konan Dündar için Bakanlık FETÖ suçlaması yöneltti.

Devlet, gri listeden arananlar için 500 bin liraya kadar ödül veriliyor. Dündar, listeye eklenmesine  “Erdoğan’ın uçağındaki gazeteciler listesi’ne girmekten iyi böylesi… Her muhalifin bir gün geleceği gerçek adresi…” diyerek tepki gösterdi.

Daha önce Türkiye’deki mal varlıklarına el konulan Can Dündar 2015’teki MİT TIR’ları haberi nedeniyle İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince ‘casusluk’ ve ‘silahlı terör örgütüne yardım’ suçlasıyla 27 yıl 6 ay hapis cezasına çaptırılmıştı. Mahkemenin başkanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Adalet Bakan Yardımcılığına atadığı, birçok siyasi davada verdiği tartışmalı kararlarla çokça gündeme gelen Akın Gürlek’ti.

Ne olmuştu?

Can Dündar 29 Mayıs 2015’te Cumhuriyet’te “İşte Erdoğan’ın yok dediği silahlar” manşetiyle Suriye’ye gönderilen MİT TIR’larının haberini yaptı.

Bu nedenle de hakkında “devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme”, “siyasi ve askeri casusluk”, “gizli kalması gereken bilgileri açıklama”, “terör örgütünün propagandasını yapma” suçlamalarıyla soruşturma başlatıldı.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan MİT TIR’ları haberinin ardından TRT’de katıldığı canlı yayında isim vermeden Can Dündar’ı tehdit etti. Erdoğan, “Öyle zannediyorum bu özel haberi yapan kişi bunun bedelini çok ağır ödeyecek. Öyle bırakmam onu” dedi.

Ardından da 26 Kasım 2015’te Can Dündar ve eski Ankara Temsilcisi Erdem Gül, “devletin gizli kalması gereken bilgilerini, siyasal veya askeri casusluk maksadıyla temin etmek ve açıklamak” ile ”silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçlamasıyla tutuklandı.

25 Şubat 2016’da Anayasa Mahkemesi’nin “hak ihlali” kararı vermesinin ardından, Dündar ve Gül cezaevinden tahliye edildi.

Kararın ardından Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan “Saygı duymuyorum, karara uymuyorum” dedi.

Başsavcılıkça hazırlanan iddianameyi kabul eden İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, 6 Mayıs 2016’da “devletin gizli kalması gereken bilgilerini açıklamak” suçlamasıyla Dündar’a 5 yıl 10 ay, Gül’e ise 5 yıl hapis cezası verdi.

Dündar ve Gül’e “cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs” suçlamalarından ise beraat veren Mahkeme, “silahlı terör örgütüne üye olmaksızın bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçundan dosyayı ayırdı.

Duruşmanın görüldüğü gün, İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde Can Dündar’a yönelik silahlı saldırı gerçekleştirildi. Saldırıda Dündar yara almazken, NTV muhabiri Yağız Şenkal bacağından yaralandı. Saldırıyı gerçekleştiren Murat Şahin, 10 ay hapis ve 4 bin 500 TL para cezasına çarptırıldı. Mahkeme sanığa iyi hal indirimi uygularken, “teşebbüs aşamasında kalan eylem nedeniyle cezalandırılamayacağına” karar verdi.

Dündar ve Gül’ün, “devletin gizli kalması gereken bilgilerini açıklama” suçlarından verilen hapis cezası kararlarının Yargıtay tarafından 9 Mart 2018’de bozulmasının ardından yargılama İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 2 Nisan 2018’de yeniden başladı ve mahkeme Dündar hakkında kırmızı bülten çıkartılmasını istedi.

17 Eylül 2020’de görülen duruşmada mahkeme, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine, Can Dündar’ın 15 gün içinde mahkemeye gitmemesi durumunda “kaçak” sayılarak tüm mallarına el konulmasına karar verdi.

7 Ekim 2020’de görülen ara duruşmada mahkeme Can Dündar’ın tanınan sürede teslim olmaması nedeniyle mal varlıklarına el koydu.

Bir hafta görülen duruşmada mütalaasını veren savcı Dündar’ın “siyasal veya askeri casusluk” ile “terör örgütüne yardım etmek” suçlamasıyla 22 yıl 6 aydan 35 yıla kadar hapsini istedi.

23 Aralık 2020’deki duruşmada ise Can Dündar 27 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Paylaşın

“İmamoğlu’na Siyasi Yasak İsteyen Savcıya Yeni Görev Verildi” İddiası

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’na hapis cezası ve siyasi yasak isteyen savcı Furkan Okudan’nın yeni bir göreve getirildiği iddia edildi.

Gazeteci Barış Pehlivan, Halk TV’de İpek Özbey’in sunduğu Sansürsüz programında, “İmamoğlu’na siyasi yasak isteyen, İmamoğlu’nun cezalandırılmasını isteyen savcı Furkan Okudan’a İstanbul Anadolu Adliyesi’nde İdari İşler’den sorumluluk görevi verildi ya. Görevlerinden birisini size okuyorum” dedi.

Pehlivan’ın duruşma savcısıyla ilgili iddiasını şöyle açıkladı:

“İmamoğlu’nun duruşma savcısına bugünden itibaren verilen görevlerden birisi şu; İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’mızın resmi e-posta adresine ihbar niteliğinde veya ilgili birime gönderilmek üzere iletilen e-postalarla ilgili gereğinin yapılması.

Yani siz bir vatandaş olarak İstanbul Anadolu Başsavcılığı gibi Avrupa’nın en büyüğü diye övündüğünüz o adalet sarayına bir suçla ilgili, bir suç şüphesiyle ilgili ihbarda bulunursanız o maile ilk bakacak, o maile soruşturma savcılarını gönderip göndermemeye karar verecek ya da sümenaltı edecek yani kapatacak ‘ya bu gereksiz’ diyecek kişi İmamoğlu’nun duruşma savcısı oldu.

İmamoğlu’na siyasi yasak isteyen savcı oldu yani AKP’li belediye başkanının yeğeni oldu. Yani AKP’li büyükşehir belediye başkanının nikahını kıydığı isim. Yani TÜGVA koordinatörleriyle birlikte fotoğraf çeken isim İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilen ihbarlarla ilgili karar verme merciine oturtuldu.”

Paylaşın

Türkiye – Suriye Görüşmesi: Sınır Güvenliği Konuşuldu

Türkiye, Suriye ve Rusya Savunma Bakanlarıyla istihbarat şefleri arasında Moskova’da gerçekleşen görüşmelere ilişkin bilgiler kamuoylarına yansımaya başladı. Görüşmeler genel anlamda pozitif olarak değerlendirildi.

Reuters haber ajansına konuşan bir Türk yetkiliye göre Suriye ve Türkiye savunma bakanları arasında Moskova’da yapılan görüşmelerde sınır güvenliği ve Türkiye’nin Kürt milislere karşı nasıl ortak hareket edebileceği ele alındı.

Dün yapılan görüşme Suriye savaşının 10 yıldan uzun süre önce başlamasından bu yana en üst düzey temas oldu. Türkiye, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esat’a karşı savaşan muhalifleri desteklemiş ve ülkenin kuzeyine asker göndermişti.

Esat’ın önde gelen müttefiki Rusya’nın teşvikiyle yapılan temas girişimi savaşın gidişatını değiştirebilir. Ancak engeller arasında Türkiye’nin desteklediği savaşçıların ve Esat rejiminden kaçmak için Türkiye’ye sığınan milyonlarca sivilin durumu yer alıyor.

Türk yetkili görüşmeyi “pozitif” olarak değerlendirdi.

İsminin açıklanmasını istemeyen Türk yetkili, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve terörle mücadele için Türk tarafının “YPG ve IŞİD gibi terör örgütlerine” karşı nasıl ortak hareket edebileceğinin değerlendirildiğini kaydetti.

Yetkili, “Türkiye’nin önceliğinin sınır güvenliği olduğunun altı çizildi” dedi.

Suriye’nin kuzeyindeki Kürt özerk yönetimi yetkililerinden Badran Jia Kurd, toplantıdan Suriyeliler’in çıkarlarına aykırı yeni bir dizi anlaşma ve planın çıkmasını beklediğini söyledi.

Reuters’a konuşan Kürt yetkili bu durumun Kürtler’in Suriye’nin kuzeyinde ve doğusunda edindiği kazanımları ellerinden almasından kaygı duyulmasına neden olduğunu kaydetti.

Türkiye, Suriye’de Kürt YPG milislerine karşı üç harekat yürüttü. Kürtler ülkenin kuzeyinde savaşın başladığı 2011’den bu yana büyük ölçüde özerklik sağlamıştı.

Türkiye, YPG’yi PKK’nın uzantısı olarak görüyor ve güvenlik tehdidi olarak algılıyor. Geçen ay İstanbul’da düzenlenen terör saldırısının ardından Türk yetkililer Suriye’nin kuzeyine yeni bir harekatı da gündeme getirdi.

Rusya ve Suriye’de IŞİD’le mücadelede Kürtler’in liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri ile ortak olan ABD, Türkiye’nin yeni bir kara harekatı başlatmasına karşı olduklarını belirtiyor.

Ara ara yaşanan çatışmalara rağmen, YPG ve Şam, savaş sırasında genelde birbirlerinin yoluna çıkmaktan kaçındılar ve Türkiye’nin desteklediği gruplar dahil ortak düşmanları paylaştılar.

Şam, Kürtler’in özerklik taleplerini reddediyor. Siyasi uzlaşı çabalarında da bugüne kadar ilerleme sağlanamadı.

Türkiye-Suriye arasında bir yakınlaşma savaşın önceki dönemlerinde imkansız görünüyordu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Esat için terörist ifadesini kullanıyor ve kendisi görevde olduğu sürece Suriye ile barış olmayacağını söylüyordu. Esat ise Erdoğan’ın Suriye topraklarını “çaldığını” söyleyerek “hırsız” ifadesini kullanmıştı.

Hükümet yanlısı Suriye gazetesi El Vatan, bazı kaynakların, savunma bakanları toplantısının yapılmasının, önceki toplantılarda işler Şam’ın istediği seviyeye geldiği için mümkün olduğunu söylediklerini aktardı.

Suriye devlet haber ajansı SANA, tarafların terörle mücadele, Suriye’deki durum ve mülteciler sorununu ele aldıklarını bildirdi.

SANA, üç bakanın Suriye ve bölgedeki durumun istikrarı için ortak diyaloğun sürdürülmesinin önemini vurguladıklarını kaydetti.

Türk yetkili, Suriye’den Türkiye’ye göçün de bundan böyle hoş karşılanmayacağının belirtildiğini aktardı. Türkiye yaklaşık 3 milyon 700 bin Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapıyor. Bu dünyanın en büyük mülteci nüfusuna işaret ediyor. Ancak ülkede yaşanan ekonomik kriz toplumun mültecilere karşı tepkisine yol açıyor.

Ortadoğu Teknik Üniversitesi profesörü Hüseyin Bağcı, ilk hedefin güven oluşturmak olduğunu ve her iki tarafın da kazanç elde etmeye çalışacaklarını belirterek görüşmeyi ilişkilerin normalleşmesinde önemli bir adım olarak değerlendirdi.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Döviz Mevduatları Erimeye Devam Ediyor: 3 Yılın Dibinde

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre 23 Aralık haftası itibariyle döviz mevduatları 4,9 milyar dolar azalışla 194,4 milyar dolara geriledi. Böylelikle döviz mevduatları 3 yılın en düşük seviyesine indi.

Haber Merkezi / Pariteden arındırılmış veriye göre 23 Aralık haftasında döviz mevduatları 5 milyar dolar azaldı. Bu veri setinde gerçek kişilerin döviz mevduatlarının 2,3 milyar dolar, tüzellerin 2,7 milyar dolar düştü.

Merkez Bankası rezervleri 128,4 milyar dolar oldu! 

Ayrıca, 23 Aralık itibarıyla Merkez Bankası brüt döviz rezervleri, 2 milyar 657 milyon dolar azalışla 82 milyar 938 milyon dolara indi. Brüt döviz rezervleri, 16 Aralık’ta 85 milyar 595 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu.

Söz konusu dönemde altın rezervleri de 1 milyar 574 milyon dolar artarak 43 milyar 916 milyon dolardan 45 milyar 490 milyon dolara yükseldi.

Böylece Merkez Bankası’nın toplam rezervleri, 23 Aralık haftasında bir önceki haftaya kıyasla 1 milyar 82 milyon dolar azalışla 129 milyar 511 milyon dolardan 128 milyar 429 milyon dolara indi.

Bankaların kredi ve mevduat hacmi arttı 

Ek olarak, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından yayımlanan haftalık bültene göre, sektörün kredi hacmi 23 Aralık itibarıyla 79 milyar 156 milyon lira arttı. Söz konusu dönemde toplam kredi hacmi 7 trilyon 415 milyar 545 milyon liradan 7 trilyon 494 milyar 701 milyon liraya çıktı.

Bankacılık sektöründeki toplam mevduat (bankalararası dahil), geçen hafta 54 milyar 640 milyon lira arttı. Söz konusu haftada yüzde 0,6 yükselen bankacılık sektörü toplam mevduatı, 8 trilyon 787 milyar 157 milyon lira oldu.

Verilere göre, tüketici kredileri tutarı, 23 Aralık itibarıyla 16 milyar 606 milyon lira artışla 1 trilyon 66 milyar 642 milyon liraya yükseldi. Söz konusu kredilerin 358 milyar 709 milyon lirası konut, 46 milyar 642 milyon lirası taşıt ve 661 milyar 291 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu.

Söz konusu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı 9 milyar 210 milyon lira artarak 968 milyar 54 milyon liraya çıktı. Bankaların bireysel kredi kartı alacakları da yüzde 4 yükselerek 422 milyar 267 milyon lira oldu. Bireysel kredi kartı alacaklarının 208 milyar 343 milyon lirası taksitli, 213 milyar 924 milyon lirası taksitsiz oldu.

BDDK haftalık verilerine göre, bankacılık sektöründe takipteki alacaklar, 23 Aralık itibarıyla bir önceki haftaya göre 1 milyar 819 milyon lira azalarak 159 milyar 107 milyon liraya geriledi. Söz konusu takipteki alacakların 136 milyar 247 milyon lirasına özel karşılık ayrıldı.

Aynı dönemde bankacılık sisteminin yasal öz kaynaklar 61 milyar 268 milyon lira artarak 1 trilyon 651 milyar 245 milyon lira oldu.

Paylaşın

HDP’li Günay: Yeni Yılda Mücadeleyi Her Alanda Yükselteceğiz

Partisinin genel merkezinde açıklamalarda bulunan HDP Sözcüsü Günay, “2023 yılı bizler için hem seçim çalışmalarının hem eylem ve etkinliklerin hem de örgütlenme alanımızı büyütüp geliştirmenin yılı olacaktır. Bir taraftan seçim hazırlık çalışmalarımız devam ederken, bir taraftan ülkenin önemli gündemlerine dair eylem ve etkinliklerimiz devam edecektir.” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Tüm bu çalışmalara paralel olarak, demokratik ittifak çalışmalarımız merkezi ve yerel düzeyde devam etmekte ve örgütsel ağımızı genişletme çalışmaları son hızıyla devam edecektir. Her koşulda ve zeminde HDP’yi büyütmeye devam edeceğiz. Özellikle Kadın ve Gençlik Meclislerimiz aynı kapsamda çalışmalarını yürütmeye devam edecektir. Yeni yılda da HDP umut olmaya, özgür ve demokratik bir geleceği inşa etmeye devam edecektir. Yeni yıla girerken, bütün dünya haklarının ve Türkiye halklarının yeni yılını kutluyorum.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Sözcüsü Ebru Günay haftalık olağan basın toplantısı düzenledi. 4-5 Şubat 2023’te, İstanbul’da gazeteci, aydın, yazar, akademisyen, siyasetçilerin bir araya geleceği Demokratik Cumhuriyet Konferansı düzenleyeceklerini belirten Günay’ın açıklamaları şöyle:

“Dün Roboski katliamının 11’inci yıl dönümüydü. Dün bir kez daha kapanmayan bir acıyı andık. Yaşamını yitiren 34 canımızı saygıyla anıyorum. Gerçek katiller ortaya çıkıp hesap verinceye kadar bizler mücadele etmeye devam edeceğiz. Çünkü bu ülkedeki gerçek demokrasinin, Roboski Katliamı’nın gerçek faillerinin hesap vermesiyle olacağını hepimiz çok iyi biliyoruz. Bizler HDP olarak, acılı ailelerle birlikte mücadele yürütmeye, hesap sormaya devam edeceğiz.

Gezi Davası iktidarın yargıyı sopaya dönüştürdüğünün açık göstergesidir

Yılın son günlerindeyiz ve maalesef tekrardan iktidarın düşman politikalarıyla, hukuksuzluklarıyla yılı bitiriyoruz. Dün Gezi Davası kararı istinaf mahkemesinde onaylandı. Osman Kavala’nın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile diğer tutuklulara verilen karar onaylandı. Bu bir kez daha iktidarın yargıyı sopaya dönüştürdüğünün, yargıyı intikam alma aracına dönüştürdüğünün açık göstergesidir. Baştan sona hukuksuz ve usulsüzlüklerle dolu bir yargılama. Yargıyı sopaya dönüştürenler bilsinler ki; Gezi bu halklara umut oldu. Gezi direnişini ve ruhunu asla zindanlara dolduramazsınız. Bizler Gezi direnişinin yanında durmaya ve Gezi ruhuyla mücadele etmeye devam edeceğiz.

Savaş politikalarının en büyük etkenlerinden biri tecrit politikasıdır

Bildiğiniz üzere HDP olarak Adalet Bakanlığı önünde Adalet Nöbetimiz devam ediyor. Bu ülkedeki savaş politikalarının en büyük etkenlerinden biri elbette iktidarın yürüttüğü tecrit politikalarıdır. Sayın Öcalan’ın avukatları, Asrın Hukuk Bürosu, Sayın Öcalan’ın CPT ile görüşmeye çıkmadığını duyurdu. Zaten 21 aydır avukat ve aile görüşmesinin gerçekleştirilmediği İmralı ile hiç bir fiziki temasın olmadığı kamuoyunun bilgisi dâhilinde. Bizler İmralı tecrit sisteminin, bu ülkedeki hukuksuzlukların, adaletsizliğin, faşizan uygulamaların temelinde olduğunun farkındayız. AKP kendi faşizmini tecrit ile besleyip büyüten bir iktidar. Tek adam rejimine karşı durmak için en çok da iktidarın tecrit politikalarına karşı mücadele ediyoruz, bunda da ısrarlıyız.

Adalet Bakanını bu suça ortak olmamaya davet ediyoruz

HDP olarak parlamento grubumuz Adalet Bakanlığı önünde hukuk uygulansın ve avukatlar görüşme gerçekleştirsin talebiyle nöbet eylemi başlattı. Eylemimiz 1 haftadır devam ediyor. Ne yazık ki Adalet Bakanlığı’ndan bu konuda henüz bir açıklama yapılmış, avukat ve aile görüşlerinin yapılması için herhangi bir adım atılmış değil. Daha da önemlisi bizlerin, Eş Genel Başkanlarımızın yaptığı başvuru, DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz’in yaptığı başvuru, DTK Eş Genel Başkanı Berdan Öztürk’ün ve vekillerimizin yaptığı başvurulara Adalet Bakanlığı henüz bir yanıt vermedi.

Bir kez daha Adalet Bakanlığı’na şunu hatırlatmak isterim: Oturduğunuz koltuk, adaletin tesis edilmesi için var olan bir makamdır. Sorumluluğunuzdaki bir cezaevinde 21 aydır aile ve avukat görüşmeleri gerçekleştirilmiyorsa, tecrit politikalarında ısrar ediliyorsa, siz de hukuku ayaklar altına alıyorsunuz. Adalet Bakanı olarak bu suça ortak oluyorsunuz. Bizler Adalet Bakanı’nı bu suça ortak olmamaya, çağrılarımıza ve taleplerimize cevap olmaya davet ediyoruz. Demokratik kamuoyunun kaygılarını gidermek için en hızlı şekilde avukat ve aile görüşmesinin gerçekleşmesi talebimizi yineliyoruz.

Tecride karşı çıkmak, demokrasi, barış ve özgürlükte ısrar etmektir

Tecrit politikaları, savaş politikaları, tek adam rejimini besliyor. Tecrit politikaları bu ülkedeki her türlü hukuksuzluğun temelinde ve AKP’nin bir yönetim biçimine dönüştü. Tek adam rejimine karşı çıkmak, tecride karşı çıkmak, demokrasi, barış ve özgürlükte ısrar etmektir. Sayın Öcalan ile yapılacak görüşmelerin nasıl etki yaratacağını hepimiz çok iyi biliyoruz. Nasıl barışçıl bir ortam gelişeceğini, nasıl özgürlük ve demokrasinin gelişeceğinin farkındayız. Bundan da en fazla rahatsız olan, savaş politikalarından beslenen, içeride dışarıda savaş politikalarında ısrar eden AKP iktidarıdır. Bu nedenle tecritte ısrarlı. Adaletin tesis edilmesini, hukukun uygulanmasını, Adalet Bakanlığı’nın bu konuda bir an önce kaygıları giderecek adımlar atmasını, bir kez daha talep ediyoruz.

DBP Eş Genel Başkanını tutuklayarak seçim startını vermeyi amaçlıyor

Bu tecrit politikalarıyla beraber her yerde Kürt halkına, onun örgütlü gücüne karşı saldırılar, baskılar devam ediyor. En son bileşen partimiz DBP Eş Genel Başkanı Sayın Keskin Bayındır, Amed İl Eşbaşkanı Hayrettin Altun tutuklandı. Birçok İl Eşbaşkanı gözaltına alındı, birçok il örgütü ve DBP Genel Merkezi’nde hukuka aykırı şekilde aramalar yapıldı. Bu iktidar kaybediyor, kaybederken de Kürdün örgütlü gücüne her alanda düşmanlık yapıyor.

Kürdün örgütlü gücüne saldırarak, DBP Eş Genel Başkanını tutuklayarak seçim startını vermeyi amaçlıyor. Ama Kürt halkı kendisine yapılan zulmü, kendi iradesine, örgütlü gücüne yapılan baskı, tutuklama ve gözaltıları asla unutmaz, bunun cevabını da sandıkta mutlaka verecektir. Keskin Bayındır’ın derhal serbest bırakılması çağrısı yapıyoruz. Her alanda DBP ile omuz omuza mücadeleye devam edeceğiz. Mirasını devraldığımız mücadele geleneği, her alanda baskılara karşı örgütlenmesini büyüterek cevap vermiştir. Her alanda yan yana omuz omuza mücadeleyi sürdüreceğiz.

Her yerde Kürde düşmanlık yapmaya devam ediyor

Her alanda saldırılar sürerken, Paris Katliamının 10’uncu yılında ikinci bir Paris katliamı gerçekleşti. Kadın mücadelesinin öncü isimlerinden Emine Kara, sanatçı Mir Perwer, Abdurrahman Kızıl katledildi. Hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı diliyorum. Birinci Paris katliamının arkasındaki karanlık güçler açığa çıksaydı bugün ikinci Paris katliamı açığa çıkmayacaktı. İktidarın her yerde içeride dışarıda Kürdün nefes aldığı her yerde, Kürdün kazanımlarında, Kürt halkına dönük düşman politikalarında bu saldırılarda etkilidir. İktidarın ırkçı politikaları, Kürt politikaları, her yerde Kürtlere dönük katliamları tetikliyor. Her yerde Kürde düşmanlık yapmaya devam ediyor.

Kürt halkının değerlerini hedef alan cinayettir

Buradan Fransız yetkililerine bir  kez daha çağrıda bulunuyoruz; bu katliama aydınlatmak, bu cinayetin arkasındaki karanlık güçleri açığa çıkarmak sizlerin sorumluğunda. Bizler bunun farkındayız, ne birinci Paris katliamı ne de ikinci Paris katliamı sıradan ırkçı cinayetler değildir. Arkasında karanlık güçlerin olduğu, organize edilmiş ve tamamen Kürt halkının değerlerinin hedef alındığı cinayetlerdir.

Emine Kara, Kürt kadın mücadelesinin öncü isimlerindedir. Katledilmesinin ‘Jin Jiyan Azadî’ sloganın yankı bulduğu bir döneme denk gelmesi tesadüf değildir. Mir Perwer, Kürt müziğindeki emekleri ile herkes tarafından biliniyor.  İktidarın Kürt kültür kırımına yönelik politikaları ile hedef alınması tesadüf değildir. Tam da iktidarın Kürt kadın, kültür düşmanı, halk düşmanı politikaları ile bağlantılıdır. Hiç bir katil bunları tek başına yapamaz bunlar organize suçlardır. Bir an önce katiller ve arkasındaki gerçek failler ortaya çıkarılmalıdır.

Bir katilin arkasındaki karanlık güçlerin nasıl aklandığının filmini izledik

Bir önemli katliam davası da karara bağlandı. Partimizin İzmir İl Örgütüne yönelik gerçekleştirilen saldırıda katledilen Deniz Poyraz arkadaşımızın dava duruşması görüldü. Bu duruşma şunu gösterdi. Orada bir yargılama gerçekleşmedi. Dava süresince bir katilin arkasındaki karanlık güçlerin nasıl aklandığının filmini izledik. Delillerin karartıldığı, araştırılmadığı, katillerin her koşulda korunduğu, mağdurların daha da mağdur edildiği bir yargılama sürecine tanık olduk. Bir yargılama süreci düşünün ki duruşma salonunda katilin çıkardığı provokasyonlar sonucu gaz sıkıldı, müştekilerin ve mağdurların avukatlarının, Eş Genel Başkanımızın salona alınmadığı bir yargılama yapıldı. Bu bir yargılama değil, siyasi bir cinayetin üzerinin örtülmesidir. Bu siyasi bir cinayeti aklama, bir tetikçiyi yargılıyormuş süsü vererek, arkasındaki güçleri korumaktır.

Bu bir siyasi cinayettir, tetikçi asla bunu tek başına gerçekleştiremez

Bu cinayet HDP’nin il binasında gerçekleşti. Türkiye’nin  önemli kent merkezlerinden biri ve 3’üncü büyük siyasi partisine yönelik gerçekleştirilen bir saldırıdır. Bu katil bunu tek başına organize etmiş olamaz. Herkes katliamın hangi koşullarda gerçekleştiğini, katilin hangi eğitimlerden geçtiğini, hangi poligonlarda atış talimi yaptığını, kimlerle ilişkide olduğunu, arkasındaki karanlık güçleri biliyor. Bu karanlık güçler hesap verinceye kadar bizler mücadelemize devam edeceğiz. Mahkeme olayı basit bir cinayet olarak ele aldı.

Tetikçiye tasarlayarak cinayetten ceza vermesini kabul etmiyoruz. Bu bir siyasi cinayettir, tetikçi asla bunu tek başına gerçekleştiremez. Bütün bu gerçekler tüm çıplaklığıyla ortadayken bir yargılama görüntüsü verilerek ceza verildi. Katil tek başına değil, arkasındaki bütün güçlerden mücadele ile hesap soracağız. Yargılama süreci boyunca bizleri yalnız bırakmayan başta avukatlar olmak üzere, yine Kadınlar Birlikte Güçlü İnisiyatifi’ne teşekkür ediyoruz. Kadınların, baroların dayanışma duygusu bizler için önemliydi. Bizleri yalnız bırakmayan, katillerin ortaya çıkması için mücadele eden, bizlerle yan yana, omuz omuza duran her bir arkadaşımıza teşekkür ediyoruz.

2022 yılı AKP-MHP’nin politik tercihleri nedeniyle koyu karanlığa döndü

Değerli basın emekçileri, 2022 yılını artan saldırılarla, derinleşen krizlerle geride bırakıyoruz. Toplumun büyük kesiminin umut ve beklentilerle karşıladığı 2022 yılı, AKP ve MHP iktidarının politik tercihleri nedeniyle ne yazık ki koyu bir karanlığa, kara bir kışa döndü. Bütün toplumsal kesimler iktidarın saldırı politikalarının hedefi haline geldi. 2022’de iyice açığa çıktı ki; iktidarın yönetme biçimine dönüşen tecrit artık ülkeye yayılmış ve sistematikleşmiş durumdadır. Bunun sonucunda cezaevlerinin tamamında ağır hak ihlalleri yaşanmış, cenazeler çıkmış, hasta tutsaklar tedavi edilmemiş, her türlü hak ihlali, infaz yakma, saldırı, işkence ve kötü muamele yaşanmıştır.

Her kesimin sesi ve itirazı savaş ve tecrit politikalarıyla engellendi

Emine Şenşayaşar, Adalet Nöbeti tutan anneler, Cumartesi insanları, tecride karşı alana çıkan Kürtler, demokratik siyaset yürüten bizler her tür engelleme, abluka ve gözaltılara maruz kalırken, aynı tecrit 25 Kasım’da kadınlara, Meclis’e yürümek isteyen emekçilere, zeytinlikler için alana çıkan çiftçilere, eşit yurttaşlık için mücadele eden Alevilere, ‘Barınamıyoruz’ diyen öğrencilere, ‘Doğa talan edilmesin’ diyen ekolojistlere ve hatta 6 yaşındaki çocukların cinsel istismarını protesto etmek isteyenlere de uygulanıyor.

2022’de tecrit ve abluka öyle bir boyuta ulaştı ki sokak bütün hak arama yöntemlerine kapatıldı ve milletvekillerinin sokak ortasında ayağı kırıldı, siyasetçiler engellendi. İktidarın yasakçı politikalarına itiraz eden herkesin ve her kesimin sesi ve itirazı savaş ve tecrit politikalarıyla engellendi. Bütün bunlarla ekonomiyi çökerttiler, demokrasiyi rafa kaldırdılar, hukuksuzluğu yol haline getirdiler; Durum ortada, TÜİK’in şaibeli resmi verilerine göre, bugün enflasyon yüzde 85 civarında, işsizlik almış başını gidiyor, cari açık, bütçe açığı artıyor. İnsanlar evlerine ekmek götüremez hale getirildi. Neden mi? İktidarın savaş ve tecrit politikaları yüzünden.

Hala sokaktayız, hala mücadeledeyiz, hala direnişteyiz

Kuşkusuz 2022’de iktidarın düşmanlıklarını, demokratik siyasete tahammülsüzlüğünü anlatmaya günler yetmez. Yılın son birkaç gününde yaşanılanlar bile 2022 özetini açığa çıkarıyor. Yine de yıl boyunca mücadelemizi bütün engellemelere ve saldırılara rağmen sürdürdük. İttifaklarımızı geliştirdik, yeni mücadele yolları açtık. Emek ve Özgürlük İttifakıyla da halklara umut olduk. Hala sokaktayız, hala mücadeledeyiz, hala direnişteyiz. İçeride dışarıda nerede olursak olalım sessiz kalmayacağını kanıtlamış bir partidir HDP. İşte bize öfkelerinin nedeni budur, bize saldırılarının altında bu yatıyor. Ama unutulmasın ki; Demokrasi, özgürlük ve eşitlik hepimiz için gereklidir. Bir kesime yönelik hukuksuzluk gelişirken, diğer kesimlerin hukuk içinde olması mümkün değildir ve 2022 yılı bunu açık bir şekilde göstermiştir. HDP her koşulda mücadele etmeye yeni yılda da halklara umut olmaya devam edecektir.

Bu koyu karanlığı dağıtmanın vakti geldi, işte 2023 yılını böyle karşılıyoruz

Bu koyu karanlığı dağıtmanın vakti geldi. İşte 2023 yılını böyle karşılıyoruz. 2023 ülke tarihinin en kritik seçimlerinden birinin yapılacağı bir yıl olacak. Seçimlere olağanüstü koşullarda gireceğimizin farkındayız. Partimizin tarihsel mücadele geleneği ve büyük birikimi bu kritik süreci de başarıyla atlatacağımızın en büyük kanıtıdır. Buna bağlı olarak seçim çalışmaları kapsamında hem merkezi hem de yerel düzeyde hazırlıklarımızı başlatarak merkezi ve yerel koordinasyonlarımızı büyük oranda oluşturduk.

Seçimde mevcut iktidara kaybettirmek, parlamentoda en üst düzeyde temsil gücüne ulaşmak ve ülkenin demokratik geleceğini demokratik ittifaklar temelinde inşa etmek en temel stratejimizdir. Emek ve Özgürlük İttifakı başta olmak üzere toplumun bütün demokratik muhalefetini kapsayacak daha geniş bir demokrasi ittifakını kurmak, en temel hedeflerimizden biridir. Seçimlerde ülkeyi savaşa, baskıya, eşitsizliğe, cinsiyetçiliğe ve faşizme mahkûm edenlere, büyük kaybettireceğimiz ve büyük kazanacağımıza dair inancımız da tamdır!

Demokratik Cumhuriyet Konferansımız geleceğe ışık tutacak

4-5 Şubat 2023 tarihlerinde İstanbul’da gazeteci, aydın, yazar, akademisyen, siyasetçilerin bir araya geleceği Demokratik Cumhuriyet Konferansı düzenleyeceğiz. Amacımız emek, demokrasi ve özgürlük güçleri olarak nasıl bir Cumhuriyet rejiminde yaşamak istediğimizi tartışmaya açmak, taleplerimizi gerçekleştirme imkânlarını birlikte konuşmak ve değerlendirmektir.

Yeni yılda mücadeleyi her alanda yükselteceğiz

Yılın son günlerinde de Adana ve Batman’da “Savaşa, Tecride ve Yoksulluğa Hayır” mitingleri düzenledik. Yeni yılda da tecrit karşıtı mücadelemize devam edeceğiz. Mart ayında tarihin en görkemli kutlamaları elbette bizi bekliyor. 8 Mart ve Newroz alanlarını taleplerimizin, direnişimizin, umudun ve zaferin görkemiyle mutlaka dolduracağız.

Her koşulda ve zeminde HDP’yi büyütmeye devam edeceğiz

2023 yılı bizler için hem seçim çalışmalarının hem eylem ve etkinliklerin hem de örgütlenme alanımızı büyütüp geliştirmenin yılı olacaktır. Bir taraftan seçim hazırlık çalışmalarımız devam ederken, bir taraftan ülkenin önemli gündemlerine dair eylem ve etkinliklerimiz devam edecektir. Tüm bu çalışmalara paralel olarak, demokratik ittifak çalışmalarımız merkezi ve yerel düzeyde devam etmekte ve örgütsel ağımızı genişletme çalışmaları son hızıyla devam edecektir. Her koşulda ve zeminde HDP’yi büyütmeye devam edeceğiz. Özellikle Kadın ve Gençlik Meclislerimiz aynı kapsamda çalışmalarını yürütmeye devam edecektir. Yeni yılda da HDP umut olmaya, özgür ve demokratik bir geleceği inşa etmeye devam edecektir. Yeni yıla girerken, bütün dünya haklarının ve Türkiye halklarının yeni yılını kutluyorum. “

Paylaşın

Fincancı’nın Tutukluluğuna Devam Kararı: Bir Sonraki Duruşma 11 Ocak’ta

TTB Başkanı Fincancı’nın yargılandığı davanın ikinci duruşması 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Avukatların reddi hakim talebi reddedilirken, Fincancı’nın tutukluluğuna devam kararı verildi. Fincancı’nın davası 11 Ocak 2023’e ertelendi.

Haber Merkezi / Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı’nın “Terör örgütü propangandası yapma” suçlamasıyla yargılandığı davanın ikinci duruşması İstanbul Adalet Sarayı 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Avukatların reddi hakim talebi reddedildi. Şebnem Korur Fincancı’nın tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme heyeti, duruşmayı 11 Ocak’a erteledi. Duruşma sonunda, duruşmayı izlemeye gelenler ‘Şebnem Hoca yalnız değildir’, ‘Hak hukuk adalet’ sloganları atarak ve alkışlarla adliyeden ayrıldı.

Duruşmayı, yurtdışından gelen heyet, EMEP, TİP, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), İstanbul Tabip Odası, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, TMMOB ve DİSK, HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, HDP milletvekilleri, Serpil Kemalbay, Oya Ersoy, Hüda Kaya, CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Ali Şeker ile farklı STK temsilcileri izledi.

“Savcılık üst sınırdan cezalandırılmasını istedi”

Yoğun kalabalığa rağmen küçük salonda görülen duruşmada bugün karar çıkması bekleniyordu. Duruşma, savcılığın Fincancı’nın “Terör örgütü propagandası yapma” suçunu işlediği gerekçesiyle üst sınırdan cezalandırılmasını istediği mütalaayı tekrarlamasıyla başladı.

Üç avukat sınırıyla görülen duruşmada savunmasını yapan Fincancı, sözlerine “Yaşananların sizin üzerinizdeki etkisini bilemiyorum. Ancak süreç, inanılmaz bir algı ile yürütülüyor. Benim için vatandaşlıktan çıkarılsın deniyor. Kimi kimin vatanından çıkarıyorlar?” diyerek başladı.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın bakanlık faaliyetlerini içeren değerlendirme toplantısında yaptığı açıklamaya değinen Fincancı, “Bu hafta sonu Milli Savunma Bakanlığı ‘Kimyasal silah iftirasında bulunanları milletimiz asla affetmeyecektir’ dedi. Şimdi bu talimat değil de nedir? Siyasi otorite tamamen algılarla hareket etmektedir” ifadelerini kullandı.

“Terörist isem hangi örgüttenim?”

“Ben terörist isem hangi örgütten terörist olduğumu çok merak ediyorum. TTB mi? İşkenceye karşı komisyonlar mı? Ya da Filipinler’deki insan hakları örgütleri mi?” diyen Fincancı,  “TTB’den kurtulmayı istiyorlar benden hayli hayli kurtulmak istiyorlar. İdam cezası getirilirse ancak o zaman. Karşı olduğumuz bir eylemi gerçekleştirirseniz kurtulmuş olursunuz” dedi.

Avukat Meriç Eyüboğlu, usuli taleplerinin bile gerekçesiz reddedildiğini belirterek, mahkemenin objektifliğini kaybettiğini söyledi. Eyüboğlu, heyetin dosyadan el çekmesi gerektiğini belirterek, reddi hakim talebinde bulundu.

Ret nedeniyle duruşmaya ara veren mahkeme heyeti, talebin davayı uzatmaya yönelik olduğu gerekçesiyle reddi hakim talebini kabul etmedi.

Ne olmuştu?

Medya Haber’e konuşan Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, TSK’nın askeri operasyonlarda kimyasal silah kullandığı iddialarına ilişkin görüntüleri incelediğini belirtti: Belli ki sinir sistemini doğrudan tutan toksik-zehirli kimyasal gazlardan biri kullanılmış durumda. Her ne kadar kullanılması yasak olsa da çatışmalarda kullanıldığını görüyoruz.

Bağımsız heyetlerin bölgede inceleme yapmasının uluslararası sözleşmeler gereği zorunlu olduğunu belirten Şebnem Korur Fincancı, “Uluslararası sözleşmelerin uygulanması ve kimyasal silahların kullanımını yasaklayan Cenevre Sözleşmesi kapsamında böyle bir iddia ortaya çıktığında nasıl bir araştırma yapılacağı da Minnesota Protokolü’nün ilkelerinin ele alınması gerekiyor,” dedi.

Fincancı açıklamalarının ardından Yeni Şafak gazetesi, “TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı’dan ihanet dolu sözler: PKK kanalında TSK’ya iftira attı” şeklinde bir haber yayınladı. Sabah gazetesi de “Emekli komutanlar PKK’nın ‘Kimyasal Silah’ iftirasına ateş püskürdü: Şebnem Korur Fincancı hukuk önünde hesap versin!” haberinde emekli generallerin açıklamalarına yer verdi.

Erdoğan ve Bahçeli’nin ağır eleştirileri

TTB Başkanı Korur Fincancı, Türk ordusunun Irak’ın kuzeyindeki operasyonlarında kimyasal silah kullandığına dair iddialar olduğunu ve bunların araştırılması gerektiğini ifade etmişti. Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türk Tabipleri Birliği Başkanı ile ilgili yargı harekete geçmiştir. Hem bu kişiyle, hem bu kurumla ilgili adımlar atılacak. Bakanlarımıza, Tabipler Birliği başta olmak üzere meslek örgütlerinde yeni yapıya geçilmesine yönelik mevzuat çalışmalarının hızlandırılması talimatı verdik. Gerekirse yasal düzenlemeyle bu ismin değişmesini sağlayacağız” açıklamasında bulunmuş; Salı günü meclis grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Bahçeli de, TTB’nin kapatılmasını ve Şebnem Korur Fincancı’nın vatandaşlıktan çıkarılmasını talep etmişti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı hakkında soruşturma başlattığını açıkladı: 20.10.2022 tarihinde PKK/YPG silahlı terör örgütünün sözde yayın organına yaptığı açıklamalar nedeniyle Türk Tabipler Birliği Başkanı Şebnem Korur Fincancı hakkında, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7/2 maddesi kapsamında Terör Örgütü Propagandası Yapmak ve 5237 yılı Türk Ceza Kanununun 301/2. maddesi kapsamında Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama suçlarından, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımızca soruşturma başlatılmıştır.

Fincancı, “terör örgütü propagandası yapmak” ve “Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılama” suçundan sevk edildiği mahkemece tutuklanmıştı.

Paylaşın

SP Lideri Temel Karamollaoğlu’ndan ‘Altılı Masa’ Çıkışı

Partisinin genel merkezinde gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan SP Lideri Karamollaroğlu, “Altılı Masa sırf bu sistemi değiştirmek isteyen altı parti tarafından kurulan bir masadır. Biz, tek adam rejiminin ülkemize fayda sağlamadığını gördük. Yeniden, biraz daha tedbir alarak Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçme kararı aldık. Bu kararda da inşallah bütün çabalara rağmen birlikteliğimizi devam ettireceğiz. Ben buna inanıyorum, böyle de görüyorum” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bazı medya grupları, özellikle de iktidar yanlısı; ‘Bu masanın işi bitti, artık bunlar birlikte yürüyemezler’. Nereden çıkardın? Sen, bunun için belki yatıp kalkıp dua edebilirsin. Dua etmeyi bile beceremezsin sen. Yalan söylemeyi şiar edinmişsin, yalan söyleyen adam dua etse neye yarar?”

Karamollaoğlu, açıklamasının devamında ise şu ifadeleri kullandı: “Önümüzdeki seçimden sonra Türkiye’de şartlar değişecek, normale dönecek, herkes düşündüğünü rahatlıkla ifade edebilecek, bir sıkıntı olduğu zaman ister devletle ister kendi aralarında mahkemelere gidildiğinde hakkını alacağından emin olacak. Bu şartları oluşturacağız mutlaka. Ekonomide israf, yolsuzluk bütünüyle ortadan kalkacak. Ekonomi, üretim bazlı bir modele dönüşecek.

Devlet de bütün kaynaklarını bu yolda yatırım yapmak isteyen müteşebbislere tahsis edecek ve biz bir bütün olarak Edirne’den Kars’a, Ardahan’a kadar; Iğdır’dan, Hakkari’den Antalya’ya, Muğla’ya kadar üretime dönük yatırımlarla bu ülkeyi kalkındırmayı bir görev addediyoruz. Dışarıdan bakıldığında ‘bunlar uzlaşamazlar’ zannediliyordu ama biz uzlaştık. Asgari müştereklerimizi belirledik. Türkiye’yi, bu sistemi değiştirecek ve bu sistem değişene kadar da uygulanacak politikaları belirleyen çalışmalar yaptık. Son çalışmamızı da inşallah önümüzdeki toplantıyı müteakiben kamuoyuyla paylaşacağız.”

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Karamollaoğlu’nun açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“İktidarın yola çıkarken kullandığı ifade çok önemli: ‘Biz, Milli Görüş gömleğini çıkarttık.’ dediler. Basit bir ifade! Sanki basit bir giysiden ibaretmiş gibi. Ama ne giydiğini de çok açık bir şekilde ortaya koydu. Bugün Sayın Cumhurbaşkanı, Beyaz Saray’a gidemiyor; ama o gün daha yasaklıyken bile poz verdi Beyaz Saray’da! Arkasından da çıkarılan Milli Görüş gömleğinin yerine kendisine ‘Cesaret Madalyası’ verilerek, bir yeni gömlek giydirdiler, Siyonist yapı tarafından giydirildi bu gömlek!

“İsraftan ve yolsuzluktan vazgeçmiyorlar”

Bu iktidarın ister erken, isterse zamanında yapılsın, 2023 seçimlerinde bir daha kazanma şansı yok! Ama eğer seçmen kütükleriyle oynar, sandıklara müdahale edecek kadar aşağılara düşerseniz; ülkeyi nereye götürürsünüz bilemem ama ben artık bu ülkede yaşayanların yüzde 70’inin Ak Parti’den ümidini kestiğini görüyorum.
Şimdi mesela asgari ücret tespiti için aylarca konuşuluyor, kaç kere toplantı yapıldı. En sonunda yine açlık sınırında bir rakamı, asgari ücret olarak belirlediler. Evet az bir rakam değil; ama emin olun birkaç ay içerisinde göreceksiniz yine bu asgari ücret açlık sınırının dahi altında kalacak, ihtiyaç patlayıp gidecek! Neden? Çünkü sistem bozuk! Çünkü almaları icap eden tedbirleri almıyorlar. İsraftan ve yolsuzluktan vazgeçmiyorlar. Siz bu anlayışla ekonomide etkili bir politika ortaya koyamazsınız ki.

AB üyesi olabilmek için Kıbrıs’ı, bundan 15 yıl önce tümden vermeye razı olmuşlardı. Annan Planı’nı biz, Allah rahmet eylesin, Oya Akgönenç Hanım’ı göndererek, buna evet demeyin dedik, anlatamadık. İktidar da gitti, ‘evet’ deyin diye çaba gösterdi. İşin garip tarafı evet diyenler Kıbrıs tarafında fazla oldu. Biz buna rıza gösteremeyiz. Ege! Bir zamanlar Yunanlar Ege’de hak iddia ettiler, Kardak adalarına bile asker çıkardılar. Sonra Tansu Çiller Hanım, ‘biz buna izin vermeyiz’ dedi. Şimdi ne diyor yine bu iktidar? ‘Biz buraya yerleşmenize izin vermeyiz.’ Aldılar ya, yerleştiler! Hangi kafayla siz böyle diyorsunuz, adamlar yerleşti ya! Onları oradan çıkarmak istiyorsanız, savaşmak mecburiyetindesiniz, lafla olmaz bu işler! Ege’yi bütünüyle Yunanistan’a terk ettiler, Allah’tan korkmak icap eder!

Maalesef en büyük hazinemiz olan gençliğimiz de bir ümitsizlik havasına girdi. Tarım ve hayvancılık da can çekişiyor. Doğayı tahrip ettik, ümit neye kaldı? Gaza! Şimdi gaza geliyoruz. Öyle bir havaya girdik ki, ooo birden bire, tam seçime 6 ay kala Karadeniz’de bulduğumuz gaz, milyarlarca dolara tekabül ediyor. 30 yıl bize yetecek, 1 trilyon dolarlık gaz rezervi bulmuşuz! Peki bundan önce bulduklarımız? Doğu Akdeniz’de, Ege’de, birçok yerde biz gaz ve petrol bulmuştuk, ne oldu onlara? Tarihe karıştı! Şimdi yeni gaz… Bizim de milletimize söyleyeceğimiz şey; arkadaş sakın ola gaza gelmeyin!

Allah nasip ederse, önümüzdeki yıl Sayın Erdoğan’ın iktidarda kalabilmek için göstereceği tüm çabalara rağmen, inşallah bir yönetim değişikliği olacak. Anketler şuymuş, buymuş dese de; şunu bilin ki insanımızın büyük bir kısmı artık iktidardan ümidini kesmiş durumda. Bu iktidar problemleri çözemiyor, çözemedi, özellikle son 5-6 yıldır, hatta 10 sene diyebiliriz, pusulasını bütünüyle kaybetti. İşte 6’lı masa bu gidişatı durdurmak ve sırf bu sistemi değiştirmek isteyen partiler tarafından kurulan bir masa.

“Ekonomide israf ve yolsuzluk bütünüyle ortadan kalkacak”

Biz, tek adam rejiminin ülkemize bir fayda sağlamadığını gördük ve yeniden tedbirleri alarak Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçme kararı aldık. Ve tüm çabalara rağmen bu kararı, bu birlikteliğimizi devam ettireceğiz, ben buna inanıyorum. Özellikle iktidar yanlısı medya gruplarına bakarsanız; ‘oooo, masa bitti, bunlar birlikte yürüyemezler.’ Nereden çıkardınız?

Siz bunun için yatıp-kalkıp dua edebilirsiniz, gerçi siz dua etmeyi de beceremezsiniz, yalan söylemeyi şiar edinmişsin, yalan söyleyen adam dua etse ne olacak? Şu bilinsin ki, inşallah önümüzdeki seçimden sonra Türkiye’de şartlar tamamen değişecek, normale dönecek, herkes düşündüğünü rahatlıkla söyleyecek, bir sıkıntı olduğu zaman, ister devletle, ister kendi aralarında, mahkemeye gittiği zaman hakkını alacağından emin olacak! Bu şartları oluşturacağız mutlaka! Ekonomide israf ve yolsuzluk bütünüyle ortadan kalkacak.”

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener: 14 Aralık’ta Siyasi Cinayet İşlendi

İmamoğlu’na verilen hapis ve siyasi yasak kararı hakkında değerlendirmede bulunan Akşener, “Enteresan bir ülkede yaşıyoruz. 14 Aralık günü siyasi bir cinayet işlendi, bir belediye başkanının kellesi hukuk kıskacıyla giyotine yatırıldı. Yapılması gerekeni yaptım, kalktım ve destek için gittim. Bütün programlarımı iptal ettim. Bundan daha elzem program mı olur?” dedi ve ekledi:

“Giderken de Altılı Masadaki bütün liderleri aradım. En başta Sayın Kılıçdaroğlu’nu aradım, telefonu kapalıydı. İmamoğlu’na yapılanı tartışmak, hukuk cinayetini konuşmak yerine bir anda konu geldi, geldi, geldi döndü mü bir anda Meral Akşener’in rol çalması meselesine… Mesele İmamoğlu meselesi değil, iktidar bir cinayet işliyor, İstanbul’a kayyım atayabilmek için adım adım ilerliyor, İstanbul’da başarı sağladığında bu hukuksuzluk başka şehirlere de sıçrayacak.”

Akşener, devamında ise, “Bir düşünün bakalım yerel mahkemenin ardından bir de terör soruşturması başlatıldı, niye? Bu hukuksuzluğu anlatmamız gerekirken biz neyi tartışmaya başladık? Neyi gündem yaptık? Akşener rol mu çaldı, siyasi nezaketsizlik mi yaptı? Akıl alır gibi değil, şaşkınlık içindeyim ve çok üzgünüm. Çok büyük nezaketsizlikle, çok büyük saygısızlıkla karşı karşıya kaldım.” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmenin ardından Karar gazetesi yazarı Elif Çakır’a da değerlendirmede bulundu.

İYİ Parti lideri, İmamoğlu’na verilen cezanın ardından Saraçhane’deki mitinge gitmesiyle ilgili olarak şunları kaydetti:

“Enteresan bir ülkede yaşıyoruz. 14 Aralık günü siyasi bir cinayet işlendi, bir belediye başkanının kellesi hukuk kıskacıyla giyotine yatırıldı. Yapılması gerekeni yaptım, kalktım ve destek için gittim. Bütün programlarımı iptal ettim. Bundan daha elzem program mı olur? Giderken de Altılı Masadaki bütün liderleri aradım. En başta Sayın Kılıçdaroğlu’nu aradım, telefonu kapalıydı. İmamoğlu’na yapılanı tartışmak, hukuk cinayetini konuşmak yerine bir anda konu geldi, geldi, geldi döndü mü bir anda Meral Akşener’in rol çalması meselesine…

Mesele İmamoğlu meselesi değil, iktidar bir cinayet işliyor, İstanbul’a kayyım atayabilmek için adım adım ilerliyor, İstanbul’da başarı sağladığında bu hukuksuzluk başka şehirlere de sıçrayacak. Bir düşünün bakalım yerel mahkemenin ardından bir de terör soruşturması başlatıldı, niye? Bu hukuksuzluğu anlatmamız gerekirken biz neyi tartışmaya başladık? Neyi gündem yaptık? Akşener rol mu çaldı, siyasi nezaketsizlik mi yaptı? Akıl alır gibi değil, şaşkınlık içindeyim ve çok üzgünüm. Çok büyük nezaketsizlikle, çok büyük saygısızlıkla karşı karşıya kaldım.”

Akşener, görüşmede cumhurbaşkanı adayı konusunun gündeme gelip gelmediği konusunda şunları söyledi:

“Hayır. Aday meselesi iki liderin konuşacağı bir mesele değil, aday meselesini görüşmek, konuşmak etik de olmazdı, onu Altılı Masada konuşacağız, birlikte karar vereceğiz. Dediğim gibi sadece Saraçhane meselesini konuştuk. Bir de bir yıldır Altılı Masa olarak toplanıyoruz, ne yaptık, ne ettik, ne aşama kaydettik, ne yapmamız gerekiyor, bunların üzerinde konuştuk.”

Paylaşın