HDP Kapatma Davası: Yargıtay Başsavcısı Sözlü Açıklama Yaptı

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi’nde (AYM) açılan davada, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, AYM heyetine yaklaşık 45 dakika süren sözlü açıklama yaptı.

Haber Merkezi / Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Şahin, buradan ayrılırken gazetecilere de değerlendirmede bulundu.

Şahin, gazetecilere AYM heyetine 7 Haziran 2021 tarihli iddianameyi, 29 Kasım 2021 tarihli esasa ilişkin görüşlerini ve 3 Ocak’ta hesaplara bloke konulmasına ilişkin yazılı taleplerindeki hususları aynen tekrar ettiğini belirterek “HDP’nin terör örgütü ile alan bağının milletçe bilinen bir gerçek olduğunu” savundu.

“Neredeyse 85 milyon da davalı partinin PKK’nın güdümünde bir organ olduğunu kabul ediyor” ifadelerini kullanan Şahin, davalı partililerden kimsenin PKK’yı kınadığına ilişkin duyumuna rastlamadığını ifade etti.

Parti yöneticilerinin “PKK’yı terör örgütü olarak görmeyip silahlı halk örgütü olarak tanıdıklarını açıkça kendilerinin söylediğini” belirten Şahin, Diyarbakır Anneleri eylemini örnek gösterdi.

Diyarbakır Anneleri eylemini örnek gösterdi

“Davalı parti terör örgütünün sözde asker alma dairesi gibi faaliyet göstermektedir” diyen Şahin, “bunun en önemli delilinin zorla ya da kandırılarak örgüte götürülen çocuklar ve gençlerin annelerinin Diyarbakır il binası önünde üç yıldır devam eden eyleminin olduğunu” kaydetti.

Şahin, “Dava açıldıktan sonra da eylemlere devam ettiklerinin en büyük delili; 287 aile daha bu nöbete katılmıştır. Bu durum davalı partinin terör örgütü ile bağını koparmadığının bir ispatıdır” dedi.

Şahin, kapatma davası sürecinin seçime kadar tamamlanıp tamamlanmayacağı sorusuna ise “O yüksek mahkemenin takdiri. Bizim görevimiz bugün itibarı ile bitti. Biz tüm delillerimizi ortaya koyduk, dosyayı da sunduk. Bizim açımızdan süreç tamamlandı” yanıtını verdi.

Bundan sonra ne olacak?

Başsavcı Şahin’in sözlü açıklamasının ardından HDP yetkilileri, belirlenen bir tarihte sözlü savunma yapacak ve partinin Hazine yardımına bloke konulmasına ilişkin savunmasını da vermesinin ardından davaya ilişkin bilgi, belgeleri toplayacak raportör, esas hakkındaki raporunu hazırlayacak.

Raporun, Yüksek Mahkeme üyelerine dağıtılmasının ardından Başkan Zühtü Arslan toplantı için bir gün belirleyecek, üyeler belirlenen günde bir araya gelerek kapatma istemini esastan görüşmeye başlayacak.

HDP hakkındaki kapatma davasını 15 kişiden oluşan AYM heyeti karara bağlayacak. Anayasa’nın 69. maddesinde sayılan hallerden ötürü partinin kapatılmasına veya dava konusu fiillerin ağırlığına göre devlet yardımından kısmen ya da tamamen yoksun bırakılmasına, toplantıya katılan üyelerin 3’te 2 oy çokluğuyla, yani 15 üyenin 10’unun oyuyla karar verilebilecek.

Paylaşın

Başörtüsüne Anayasa Teklifi: CHP Ve İYİ Parti, AK Parti’nin Randevusunu Reddetti

AK Parti’nin başörtüsüne anayasal güvence ve “ailenin korunması” konusundaki anayasa değişikliği önerisiyle ilişkili görüşme talebi, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve İYİ Parti tarafından reddedildi. CHP ve İYİ Parti arasında istişare sonucunda alınan karar, AK Parti grubuna iletildi.

Haber Merkezi / AK Parti’nin “başörtüsü düzenlemesi” içeren ve “aile” adı altında LGBTİ+ yurttaşları hedef alan Anayasa değişikliği teklifi için Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve İYİ Parti’den talep edilen randevuya “hayır” yanıtı verildi.

CHP ve İYİ Parti arasında istişare sonucunda alınan karar, AK Parti grubuna iletildi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlediği basın toplantısında açıklama yapan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, “Görüşme talebini reddetmek durumundayız. İYİ Parti ile bu tutumda ortaklaştık” ifadelerini kullandı.

CHP’nin “hayır” gerekçesi olarak CHP Mersin Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır ile İYİ Partili Lütfü Türkkan’ın dokunulmazlık dosyalarının gündeme alınmasını gösterdiği kaydedildi.

AK Parti Grup Başkan Vekili Özlem Zengin gelişmeyi doğruladı ve, “CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel aradı. Anayasa randevu talebimizi kabul etmediklerini bildirdiler” dedi. Özlem Zengin ve beraberindeki heyet, yarın saat 11.00’de MHP Grup Başkanvekilleriyle bir araya gelecek.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) de AK Parti’nin randevu talebini reddetmişti. Mevcut Anayasa’nın her gün çiğnendiğine ve hukukun askıya alındığına dikkat çeken Oluç, bu süreçte yapılan Anayasa değişikliğini samimi, inandırıcı ve güven verici bulmadıklarını belirtti. Oluç, şöyle devam etmişti:

“Seçim ortamına girmiş bir ülkeden bahsediyoruz. 3-4 ay bilemediniz 5 ay içerisinde seçimlerin yapılacağı bir ortamda yargı vesayetinin HDP’ye yönelik işletilmesi yargı vesayeti ile siyasetin dizayn ediliyor olması ve HDP’ye yönelik demokratik siyasetten ağır tasfiye politikalarının devam etmesi seçimlerin adil, demokratik adil bir ortamda yapılmayacağına dair önemli işaretlerdir.

Demokratik siyasete kast edilmiştir iktidar tarafından. Bu nedenle AYM üzerindeki Cumhur ittifakının açık baskı ortamını göz önünde bulundurduğumuzda bu teklifin tartışılmasını samimi ve güven verici bulamadığımızı vurguluyor.”

AK Parti Grup Başkanvekili Zengin, HDP’nin, başörtüsüne anayasa değişikliği teklifi için AK Parti’nin randevu talebini reddetmesinin ardından yaptığı açıklamada, “Başörtüsü Türkiye’de siyasi parti ayrımı yapmaksızın bütün kadınların bir meselesidir” demiş ve eklemişti:

“Hatta erkeklerin de bir meselesidir. Bu konuyu müzakere etmeyi anlamlı buluyorum. Ve onlar bunu bence bir tür siyasi malzemeye dönüştürmeyi tercih ettiler. Onların kararı böyle oldu.”

Paylaşın

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anketlerden İstediği Sonuç Çıkmazsa Ne Yapacak?

Türkiye ‘olası erken seçimi’ konuşmaya devam ederken, kesin bir dille ‘erken seçim’ iddialarını reddeden Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuya ilişkin yaptığı açıklamada seçim tarihinin ‘mevsim şartlarına göre güncellenebileceğini’ söylemişti.

Korkusuz yazarı Can Ataklı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önüne gelen seçim anketlerinde istediği sonuç çıkmaması durumunda iki durumun gerçekleşebileceğini savundu.

Ataklı’ya göre bunlar, “üçüncü kez aday olamayacağı gerçeğini kabullenip, gürültü-patırtı çıkarmadan kenara çekilmek ya da milletvekilliğine aday olmak” ya da “muhalefetin parlamenter sisteme geçme vaadini kendisi sahiplenip seçimden önce hayata geçirmek”

Can Ataklı’nın bugünkü köşe yazısının ilgili kısmı şöyle:

Şunu artık herkes biliyor olmalı: Erdoğan anketleri en iyi okuyan ve yöneten siyasetçidir. Hiçbir anket şirketi, Erdoğan’ı yanıltacak bir sonuçla karşısına çıkamaz. Daha öz bir ifadeyle, Erdoğan anketlerin gazına gelmez asla. Önüne 100 tane “kazanacağını” gösteren anket çıksa bile bunlar arasında sadece kesin doğruluğuna emin olduğu anketin sonucuna bakar. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Erdoğan mutlaka yayınlanan her ankete bakıyordur ama kamuoyuna açıklanmayan hatta kimsenin bilmediği bir ekibe de sürekli araştırma yaptırıyordur. Öyle sanıyorum ki Erdoğan bütün seçim tartışmaları arasında sadece güvendiği anket hangisiyse ona güveniyor, ona inanıyor.

Ancak sorun başka. Erdoğan elbette kendi güvendiği ekibe araştırma yaptırıyordur, buna karşı yine sarayın hizmetinde olan anket şirketlerinin hiçbiri şu ana kadar Erdoğan’a “Kesinlikle kazanıyorsunuz, hiç endişe etmeyin” diyemiyor. Oysa bundan önceki seçim anketlerinde Erdoğan hep “kazanacak” isim olarak çıkıyordu. Bazılarında belki kıl payı kazanıyordu, ama çoğunda açık ara kazanacağı görülüyordu. Bu kez öyle değil.

Erdoğan’ın en güvendiği araştırma ekibi hangisi bilemiyorum, ancak yayınlanan hiçbir ankette Erdoğan’ın kazandığı açıkça belirtilemiyor. İşte Erdoğan bu nedenle muhalefetin adayının bir an önce açıklanmasını istiyor. Şu anda muhalefetin kesinleşmiş bir adayı yok. Sadece kimi anket şirketlerinin şişirdiği balonla aday gösterilen iki belediye başkanı var. Buna bir de Kılıçdaroğlu’nu ve Demirtaş’ı ekleyerek anket yapanlar var. Saray yazarları üç dört adaya bölünen muhalefet adaylarının karşısında Erdoğan’ın açık ara önde olduğunu göstermeye çalışıyorlar. Oysa Erdoğan bunlara asla kanmıyor.

Karşısına kim olursa olsun bir aday çıkmadıkça yapılacak kamuoyu araştırmalarının sağlıksız sonuç vereceğini biliyor. Muhalefet bir aday belirlese Erdoğan rahatlayacak ve tek adaya karşı yapılacak kamuoyu araştırmalarının sonucuna bakacak. Peki, muhalefet aday belirledikten sonra Erdoğan hala seçilecek oranı yakalayamadığını görürse ne yapacak.

Elbette ilk hamle olarak kamuoyunu etkileyecek “daha da parlak müjdeler” üzerine yoğunlaşacaktır. Devletin kasası elinde, buradaki parayı son kuruşuna kadar harcayarak oyunu yükseltmeye çalışacaktır. Görünen o ki, herkese para dağıtarak da sonuca ulaşamayacaktır. O zaman önünde iki yol kalıyor.

BİRİNCİSİ: Üçüncü kez aday olamayacağı gerçeğini kabullenip, gürültü-patırtı çıkarmadan kenara çekilmek ya da milletvekilliğine aday olmak.

İKİNCİSİ: Muhalefetin parlamenter sisteme geçme vaadini kendisi sahiplenip seçimden önce hayata geçirmek.

Ataklı, “Ocak ve şubat ayı çok hareketle geçecek emin olun…” yorumunu da yazısına ekledi.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

“YPG Terörist Mi” Sorusuna ABD Dışişleri’nden Dikkat Çeken Yanıt

“YGP müttefik mi yoksa Türkiye’nin nitelediği gibi terörist mi” şeklindeki soruya ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Price, sahadaki Kürt ortaklarının IŞİD’e karşı yürütülen koalisyonda önemli bir unsur olduğu şeklinde dikkat çeken bir yanıt verdi.

Price, açıklamasının devamında, “Elbette Türkiye için tehdit oluşturan terörist gruplar var. PKK bunlardan biri. Bu konuda açık olduk. Nihai olarak ortak hedefimizi gözden kaçırmadan Türkiye’nin meşru güvenlik endişelerini gidermek için çalışabiliriz. Bu da IŞİD’in yeniden güç kazanacak ya da kendini yeniden oluşturacak bir pozisyonda olmamasını sağlamak” ifadelerini kullandı.

ABD Dışişleri Bakanlığı günlük basın brifinginde Sözcü Ned Price, bir gazetecinin “Suriye’de Kürtler ve YGP’nin müttefik mi yoksa Türkiye’nin nitelediği gibi terörist mi olduğu” şeklindeki sorusunu yanıtladı.

Türkiye’nin karmaşık güvenlik ortamının inkar edilemeyeceğini ve diğer NATO müttefiklerinden daha fazla terör saldırısına maruz kaldığını söyleyen Price, “Güvenlik endişelerini gidermek için Türkiye ile birlikte çalışmak istiyoruz. Suriye’deki ortak mücadelemizi sürdürürken bu endişeleri gidermek için Türkiye ile birlikte çalışabileceğimize inanıyoruz. Bu da IŞİD’in yeniden canlanabilecek bir pozisyonda olmadığından emin olmaktır’’ dedi.

IŞİD’e karşı kurulan koalisyonun son yıllarda önemli kazanımlar elde ettiğini, bu kazanımların riske atıldığını ya da kaybedildiğini görmek istemediklerini belirten Price, “Elbette bu konuda Türkiye ile yakın istişarelerde bulunmaya devam edeceğiz. Tutumlarını anlıyor ve takdir ediyoruz. Tutumlarının farkındayız ve ortak zorluklarda Türkiye ile yakın koordinasyon ve işbirliğimizi sürdürmemiz gerekiyor’’ diye konuştu.

Sahadaki Kürt ortaklarının IŞİD’e karşı yürütülen koalisyonda önemli bir unsur olduğuna dikkat çeken Price, “Elbette Türkiye için tehdit oluşturan terörist gruplar var. PKK bunlardan biri. Bu konuda açık olduk. Nihai olarak ortak hedefimizi gözden kaçırmadan Türkiye’nin meşru güvenlik endişelerini gidermek için çalışabiliriz. Bu da IŞİD’in yeniden güç kazanacak ya da kendini yeniden oluşturacak bir pozisyonda olmamasını sağlamak” ifadelerini kullandı.

Price yanıtının ardından, gazetecinin ‘’Yani Suriyeli Kürtler terörist değil, sizin müttefikiniz, öyle mi?’’ sorusuna ise çok büyük bir genelleme olduğu yanıtını verdi. Price, “Ben belirli güvenlik endişelerinden bahsediyorum. Ancak size kimin müttefik olduğunu söyleyeyim, Türkiye bir müttefiktir. Ortak kaygılar konusunda Türkiye ile yakın çalışmaya devam etmeyi dört gözle bekliyoruz’’ mesajı verdi.

Ned Price’ın bu yanıtının ardından, bir başka gazetecinin, Dışişleri Bakanlığı’nın geçen ay benimsediği ve İngilizce’de ülke ismi olarak “Turkey” değil “Türkiye”yi kullanma kararı almasını gündeme getirerek, “siz daha bu telaffuz için hazır değilsiniz galiba” diye sorması ise gülüşmelere neden oldu.

Price, ABD Coğrafi İsimler Kurulu’nun daha geniş bir kamu anlayışını teşvik edebilecek belirli durumlarda bazı esnekliklere izin vermesine atıf yaparak, “Ben önceki telaffuzlara sadık kalacağım” dedi.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

HDP’li Buldan’ın ‘Aday’ Açıklaması Taktik mi Stratejik Karar Mı?

HDP Eş Genel Başkanı Buldan, partisinin Kars il kongresinde yaptığı konuşmada, “Şimdi herkesin dört gözle beklediği cumhurbaşkanı adayının kim olacağı meselesi. Biz HDP olarak en kısa zamanda kendi cumhurbaşkanı adayımızı Türkiye halklarıyla paylaşacağız. HDP kendi adayını çıkaracak, kendi adayını gösterecek ve seçimlere kendi adayıyla gidecek” demiş ve eklemişti:

“Bizim ne Cumhur İttifakıyla ne Millet İttifakıyla herhangi bir ortaklığımız yok. Ancak ilkesel yaklaşımlarımız var. Bunları zamanı geldiğinde oturup konuşabiliriz, müzakere edebiliriz, diyalog içinde olabiliriz. Ama HDP’nin şu anki kararı kendi adayıyla seçimlere girmektir.”

Buldan konuşmasının devamında, “Hiç kimse HDP’yi a ya da b partisine bağlamasın. HDP, Türkiye’de bir iradedir, büyük bir güçtür. Ve seçimlerde büyük bir oy oranıyla çıkmayı hedefleyen bir siyasi partidir.” ifadelerini kullanmıştı:

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın adaylık açıklaması gündemdeki yerini koruyor.

Halkların Demokratik Partisi’nin de içinde olduğu Emek ve Demokrasi İttifakı geçen Cuma yayınladığı ortak deklarasyonda Türkiye’nin “tek adam rejiminden kurtulması” için Cumhurbaşkanlığı seçiminde mutabakatla belirlenmiş ortak aday seçeneğine daha yakın olduğunu ilan etti.

Ancak bu açıklamanın üzerinden 24 saat geçmeden HDP Eş Başkanı Pervin Buldan, partisinin il kongresinde cumhurbaşkanlığı seçimlerine kendi adaylarıyla gireceklerini açıkladı.

Buldan isim telaffuz etmese de bir süredir kulislerde HDP’nin kendi adayıyla cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılması halinde o ismin Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı iken tutuklanan ve yaklaşık 6,5 yıldır cezaevinde olan Gültan Kışanak olacağı görüşü dile getiriliyor.

Bugün İstanbul’da gazetecilerle bir araya gelen Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, 5 Ocak’ta tüm bileşenlerin genel başkan düzeyinde katıldığı toplantıda isim konuşulmadığını söyledi.

TİP: “Eğilimimiz ortak adaydan yana hedefimiz tek adam rejimini yıkmak”

HDP’nin kendi kurullarında cumhurbaşkanlığı adayıyla ilgili bir karar almasının meşru olduğunu belirten Baş, kendilerinin sözkonusu toplantıdan sonra yayınlanan deklarasyondaki “ortak aday” vurgusundan ayrılmadıklarını dile getirdi.

Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı, “Toplantıda cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, kendi adayımızı çıkartma ihtimalini de gözettiğimizi ama ağırlığın, eğilimimizin ortak adaydan yana olduğunu söyledik. Bu, masada ortaklaştığımız görüştür. Tam olarak böyle yazıldı metinde. Şimdi daha sonraki gelişmeler, bizim açımızdan meşrudur. Kars’taki kongrede Pervin Hanım bir açıklama yaptı. Yapabilir, parti kararıdır, meşrudur. Bizim yorumumuz şu. Ortada bir cümle var. Halkı çaresiz bırakmamak üzere ortak adaydan yana ağırlık oluşturan bir görüşümüz var. Pervin Hanım, cümlenin ikinci bölümünün altını çizmiş. Doğru olan ortak adaydır ama seçime sayılı günler kala henüz bir görüşme yapılmamışken, henüz bize bir aday önerilmemişken, olası bir kötü senaryoda çaresiz kalmamız da kabul edilebilir bir şey değildir” ifadelerini kullandı.

“Tek adam rejimine son vereceğiz ve Cumhur İttifakı’nı parlamentoda azınlığa düşüreceğiz” diyen Erkan Baş, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın en önemli önceliğinin 15 Ocak’ta İstanbul Kartal’da düzenlenecek ilk açık hava toplantısında büyük bir kitleselliğe ulaşmak olduğunu belirtti.

Emek ve Özgürlük İttifakı’nda HDP ve TİP ile birlikte Emekçi Hareket Partisi (EHP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) ve Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) ve Emek Partisi (EMEP) de yer alıyor.

EMEP: “İttifak olarak alınmış bir karar yok, 20 Ocak’taki başkanları toplantısında konuşacağız”

Türkiye İşçi Partisi gibi seçimlere bağımsız olarak da katılma hakkı bulunan EMEP de şu an için ortak adaya daha yakın ama son kararını 17-18 Ocak’ta toplanacak Genel Yönetim Kurulu toplantısında verecek.

Buldan’ın çıkışıyla ilgili VOA Türkçe’den Hilmi Hacaloğlu’na konuşan üst düzey EMEP yetkilisi, “5 Ocak’ta toplantı yaptık. Sonuç bildirgesi var. Ne demişiz? Sorumluluklarımızın farkındayız, en geniş toplumsal mutabakatla aday belirleme konusunda daha yakınız.’ HDP’nin açıklaması, parti olarak kendisini bağlar. Bu konuyu 20 Ocak’ta Emek ve Özgürlük İttifakı genel başkanlar toplantısında konuşacağız. Beklense daha iyi olurdu. Ana görüşümüz, tek adamı geçersiz kılacak bir aday belirlemekti. Bu olmadığı takdirde birinci turda aday çıkarmaktı. Aday isimleri, süreç, müzakere süreci bir sonraki toplantıda konuşulacaktı. Dediğim gibi, bu şimdilik HDP’nin kararı. İttifak olarak alınmış bir karar yok” dedi.

Derya Kömürcü: “Herkesin kendi adayını çıkardığı senaryo muhalefet bileşenleri için kabus olur”

Türkiye İşçi Partisi ve Emek Partisi için çok da beklenmedik olan bu çıkış, HDP’nin Altılı Masa’ya kapıları tamamen kapatması anlamına mı geliyor? Kimi yorumcular bu çıkışı taktik olarak değerlendirirken stratejik bir hamle olarak görenler de az değil.HDP’nin çıkışını Altılı Masa’nın doğru okuması halinde seçimin muhalefete döneceğini vurgulayan Yöneylem Araştırma Genel Koordinatörü Derya Kömürcü, aksi halde muhalefetin büyük bir hayal kırıklığına uğrayabileceği görüşünde.

Derya Kömürcü ise, “2019 yerel seçimlerinde HDP aday çıkarmadı, başta İstanbul ve Ankara olmak üzere birçok önemli belediyeyi Millet İttifakı’nın kazanmasında pay sahibi oldu. Ancak bu stratejik katkı seçimden hemen sonra unutuldu hatta hiç yaşanmamış gibi bir tutum sergilendi. Şimdi Altılı Masa, HDP’nin ‘kendi adayımızı çıkaracağız ama seçimlere kadar da müzakereye açığız’ mesajını alırsa süreç bambaşka bir şekilde değişir. Altılı Masa’nın adayı HDP seçmeninin pozitif baktığı bir kişi olursa, HDP adayı son düzlükte Altılı Masa adayı lehine adaylıktan çekildiğini açıklayabilir. Bu hamlenin yaratacağı siyasal ve psikolojik üstünlük geride kalan tek muhalefet adayının kazanmasını sağlayabilir. Bu da HDP’yi Cumhuriyet’in ikinci yüzyılının ana aktörlerinden biri haline dönüştürür. Herkesin kendi adayını çıkardığı, cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tura kaldığı bir senaryo, tüm muhalefet bileşenleri için kabus olur” dedi.

Yüksel Genç: “HDP’nin seçime kendi adayıyla gitmesinin seçmeninde güçlü bir karşılığı var”

Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezi adlı araştırma kuruluşunun bugün yayınladığı rapora göre, HDP seçmeninin yüzde 76’sı kendi adayıyla seçimlere katılmak istiyor.

Bu çalışmanın Buldan’ın çıkışından kısa süre önce tamamlandığını söyleyen Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezi Koordinatörü Yüksel Genç, bu kararın HDP seçmenini seçime daha da motive edeceğini düşünüyor.

Genç, “Ben çıkışın taktik mi stratejik mi olduğunun değerlendirmesini henüz yapamam ama HDP’nin seçime kendi adayıyla gitmesinin seçmeninde güçlü bir karşılığı var. Bu karar o seçmenin daha çok seçimi hissetmesini sağlayacak. Seçim sürecinde bir özne olmak istiyorlardı, bu duygu daha da kuvvetlenecek. Şunu da unutmayın HDP seçmeni Millet İttifakı’ndan beklediği değeri görmediğini düşünüyor ve ‘çantada keklik’ olarak algılanmaktan rahatsız oluyordu. Bu kararla üçüncü bir güç olarak seçim sürecinde ‘biz de varız’ deme fırsatını yakaladılar. Artık her iki ittifak da HDP ve Kürtler’i daha fazla dikkate almak durumunda olacak” dedi.

Paylaşın

Flört Etmenin Aylık Masrafı 4 Bin Lirayı Geçti

Çiftlerin aylık flört masrafı 4 bin lirayı geçti. Erkekler ve kadınların partnerlerine güzel görünmek için giyime, cilt bakımına, kuaföre, berbere ve spora ciddi paralar harcadıkları, ayrıca, hediye almakta zorlananların genelde online alışverişi tercih ettiği de ortaya çıktı.

Avantajix.com, rastgele seçilen 27-35 yaş aralığındaki bin katılımcıya flört ve nişanlılık süreçlerinde ne kadar harcama yapıldığını sordu.

Gazete Duvar‘ın haberine göre çiftler, ortalama 2 yıl süren flört ve nişanlılık dönemlerinde sinema, tiyatro ya da başka bir etkinliğe katılmak, beraber yemek yemek için ayda ortalama 10 kez buluşuyor.

Çiftler, ilişkinin ilk yılında ayda en az on buluşma için toplamda 55 bin TL harcıyor. Her buluşmanın ortalama maliyeti 350 TL oluyor. Sevgililer günü, doğum günleri ve yılbaşı gibi özel günlerde yenilen yemeklere, karşılıklı alınan hediyelere harcanan para 13 bin TL’yi buluyor.

İkinci yıl buluşma maliyetleri 43 bin TL seviyelerine geriliyor. İkinci yıldaki her buluşma 250 TL’ye mal oluyor. İkinci yıl hediyelere ve özel gün yemeklerine 10 bin TL harcanıyor. Bu dönemde gerçekleşen evlilik teklifi ritüelinin gideri ise ortalama 3 bin TL oluyor. Araştırmaya göre, flört ve nişanlılık döneminde ilk ay harcamaları ağırlıklı olarak erkekler yapıyor, diğer aylar kadınlar da harcamalara katılıyor.

Araştırmaya katılanların sadece yüzde 20’si ilk ay dışında da buluşmalarda hesabı erkeklerin ödediğini, yüzde 75’i ise ödemelerin “Alman usulü” yapıldığını bildirdi. Araştırmaya göre, flört ve nişanlılık dönemlerinde harcamaların buluşmalarla sınırlı değil. Erkekler ve kadınların partnerlerine güzel görünmek için giyime, cilt bakımına, kuaföre, berbere ve spora ciddi paralar harcadıkları da ortaya çıkan sonuçlar oldu.

Ayrıca araştırmada, hediye almakta zorlananların genelde online alışverişi tercih ettiği bilgisi de yer aldı.

Paylaşın

Demirtaş’tan Altılı Masa’ya Eleştiri: HDP Ne Yapsın?

Eski HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, “Altılı Masanın tüm liderlerine çağrı yapıyorum: Hukuksuz bir şekilde kapatma tehdidiyle karşı karşıya olan HDP’yi ziyaret etmeli, demokrasi adına dayanışmanızı sunmaktan çekinmemelisiniz” dedi ve ekledi:

“HDP Genel Merkezi tüm misafirlerini saygıyla, büyük bir misafirperverlikle karşılayacaktır. İşte sadece bu bile diyalog, müzakere iş birliği için bir zemin yaratabilir. Zaten HDP yetkilileri tüm açıklamalarında, kapılarının açık olduğunu belirtiyorlar. Birileri gelip de o kapıdan girmeyecekse HDP ne yapsın? Kapıyı söküp Altılı Masaya mı götürsün?”

Edirne Cezaevi’nde Kasım 2016’dan beri tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Halk TV’den Sözüm Var programında gazeteci Şirin Payzın’ın sorularını yanıtladı.

Payzın’ın soruları ve Demirtaş’ın yanıtları şöyle:

“Emek ve Özgürlük İttifakının aday çıkarması, cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura bırakır.” şeklinde bir görüş var. Bu durumda risk büyüyor muhalefet için. Aday çıkarmak çok tehlikeli bir strateji değil mi? Soruyu biraz da empati yapmak açısından şöyle soralım:

Emek Özgürlük İttifakı kendi adayını açıklama kararı almışken Altılı Masanın ayrı aday çıkarması seçimi ikinci tura bırakmaz mı? Acaba Altılı Masa, Emek Özgürlük İttifakının adayını destekleme kararı alsa ve kendi adayını çıkarmasa bu risk ortadan kalkmaz mı? Sadece empati yapılsın diye soruyorum bu soruları, yoksa resmi bir öneri amacıyla değil.

HDP bir buçuk yıldır belki de yüzden fazla kez Altılı Masaya çağrı yaptı. “Gelin konuşalım, tartışalım, ilkeler üzerinde anlaşalım” dedi. Peki Altılı Masadan bu çağrılara tek bir resmi yanıt geldi mi? Maalesef hayır.

Altılı Masa’nın son toplantısının sonuç bildirgesinde HDP hakkında hazine yardımına bloke konulması kararına dair tek cümle yer aldı mı? Ne yazık ki hayır.

Altılı Masa bileşenleri çeşitli partilerle, küçük tarikatın partisiyle bile resmi görüşmeler yapabiliyor ama iş HDP’ye gelince üç maymunu oynuyorlar. Bu yaklaşım tabanımızda, bizde ötekileştirme, hakaret gibi algılanıyor haklı olarak.

HDP ortak adaydan kaçmadı, ki halen de kaçmıyor. Ortak adaydan kaçan, kaçınan Altılı Masadır. TBMM’nin üçüncü büyük partisiyle konuşmaktan çekinen veya buna tenezzül bile etmeyen bir muhalefet, Türkiye’ye nasıl demokrasi getirebilir ki? Bence sorun budur ve çözümü de bellidir.

“Altılı Masa liderlerini HDP’yi ziyarete çağırıyorum”

HDP’nin talebi atla deve değil, demokrasi ve barış istiyor HDP.

Ben buradan Altılı Masanın tüm liderlerine çağrı yapıyorum: Hukuksuz bir şekilde kapatma tehdidiyle karşı karşıya olan HDP’yi ziyaret etmeli, demokrasi adına dayanışmanızı sunmaktan çekinmemelisiniz. HDP Genel Merkezi tüm misafirlerini saygıyla, büyük bir misafirperverlikle karşılayacaktır. İşte sadece bu bile diyalog, müzakere iş birliği için bir zemin yaratabilir.

Zaten HDP yetkilileri tüm açıklamalarında, kapılarının açık olduğunu belirtiyorlar. Birileri gelip de o kapıdan girmeyecekse HDP ne yapsın? Kapıyı söküp Altılı Masaya mı götürsün?

Aday siz misiniz ya da kim?

Aday tartışmaları tüm yetkili kurullarımızda halen sürüyor. Adayın kim olacağına, bu tartışmalar sonucunda karar verilecek. Adayımız, Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı olacak diyeyim ben de. Herkes öyle söylüyor, bizim neyimiz eksik ki?

“Sizin oy eksiğiniz var” diyebilirsiniz, haklısınız. Ama bu eksiklik şu anda tüm adaylar için geçerli. HDP bu nedenle ortak aday için müzakere ve iş birliği istiyor zaten.”

Paylaşın

TİP Lideri Baş: Doğru Olan Ortak Adaydır

TİP Lideri Erkan Baş, “Eğer kazanmak istiyorsak, geçmişte yaptığımız hatalardan ders çıkartmalıyız. Geçmiş seçimlerde ‘İlk turda çok adaylı bir seçim yapalım ve ikinci turda, ilk turda en çok oy olan muhalefet adayının etrafında birleşelim’ yaklaşımı, pratik olarak sonuç vermedi” dedi ve ekledi:

“İlk turda muhalif adaylar, birbirlerinden oy alıp ikinci tura kalmaya daha fazla odaklandılar. Doğru olan ortak adaydır. Şimdi bizim bunu söyleme hakkımız ne kadar varsa, aynı temelde bir yaklaşım geliştiren ama bu çağrısı bugüne kadar hiç karşılık bulmayan, Türkiye’nin en büyük üçüncü siyasi partisinin (HDP) de buna hazırlık yapması bu kadar doğaldır.”

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, parti milletvekilleri ve Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleriyle birlikte gazetecilerle buluştu. TİP Lideri Baş, Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) cumhurbaşkanı adayı çıkarma kararıyla ilgili şunları ifade etti:

“Eğer kazanmak istiyorsak, geçmişte yaptığımız hatalardan ders çıkartmalıyız. Geçmiş seçimlerde ‘İlk turda çok adaylı bir seçim yapalım ve ikinci turda, ilk turda en çok oy olan muhalefet adayının etrafında birleşelim’ yaklaşımı, pratik olarak sonuç vermedi.

İlk turda muhalif adaylar, birbirlerinden oy alıp ikinci tura kalmaya daha fazla odaklandılar. Doğru olan ortak adaydır. Şimdi bizim bunu söyleme hakkımız ne kadar varsa, aynı temelde bir yaklaşım geliştiren ama bu çağrısı bugüne kadar hiç karşılık bulmayan, Türkiye’nin en büyük üçüncü siyasi partisinin (HDP) de buna hazırlık yapması bu kadar doğaldır”.

Baş, “Cumhurbaşkanı adaylığına dair, “Doğru olan ortak adaydır ama seçime sayılı günler kala henüz bir görüşme yapılmamışken henüz bize bir aday önerilmemişken kamuoyuna bir aday önerilmemişken ve daha önce, en açık örnek olduğu için kullanıyorum, Ekmeleddin İhsanoğlu gibi bir örnek önümüzde duruyorken, bizim tümüyle bekleyiş içerisinde olmamız, olası bir kötü senaryoda çaresiz kalmamız da kabul edilebilir bir şey değildir. Ne zaman Emek ve Özgürlük İttifakı bunu konuşacak? Mitingden sonraki hafta için randevumuz var” sözlerini ifade etti ve şunları ekledi:

“HDP, bu memleketin çirkin ördek yavrusu falan değil. Yani en az 6 milyon insanın oyunu almış, memleketin üçüncü siyasi partisi. ‘Başkaları ne der’ diye siyaset yapılmaz. Eğer bu ülkeyi yönetmeye adaysanız, bizim ittifakımız adına kim giderse gitsin görüşmeye, o ittifakın içerisinde HDP de var, TİP de var, Sosyalist Meclisler Federasyonu da var. Herkes adına gider.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) üçüncü büyük partisi olan Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Cumhurbaşkanı adayı adımı bir süredir partililer tarafından dillendiriliyordu. HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Kars’ta yaptığı konuşmada partisinin cumhurbaşkanlığı seçimine kendi adayıyla gireceklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı adayının çok yakın zamanda açıklanacağını ifade eden Buldan, Cumhur İttifakı ya da Millet İttifakı ile ortaklıkları olmasa bile müzakerelere açık olduğunu da sözlerine ekledi.

Paylaşın

HDP’nin ‘Başörtüsü Teklifi’ Kararına AK Parti’den Tepki

AK Parti Grup Başkanvekili Zengin, HDP’nin, başörtüsüne anayasa değişikliği teklifi için AK Parti’nin randevu talebini reddetmesinin ardından yaptığı açıklamada, “Başörtüsü Türkiye’de siyasi parti ayrımı yapmaksızın bütün kadınların bir meselesidir” dedi ve ekledi:

“Hatta erkeklerin de bir meselesidir. Bu konuyu müzakere etmeyi anlamlı buluyorum. Ve onlar bunu bence bir tür siyasi malzemeye dönüştürmeyi tercih ettiler. Onların kararı böyle oldu.”

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP), anayasa değişikliği teklifi için randevu isteyen AK Parti ile görüşmeyi reddetmesinin ardından T24’ten Eray Görgülü’ye konuşan AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, “siyasi malzemeye dönüştürmeyi tercih ettiler” dedi.

HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, bugün yaptığı basın açıklamasında, partisi hakkındaki kapatma davası ve Hazine yardım hesaplarına “geçici blokaj konulması” nedeniyle AK Parti’ye randevu vermeme kararı aldıklarını duyurdu.

Zengin bu kararın ardından, bu görüşmelerin “Türkiye için önemli bir adım” olduğunu, HDP seçmeninin de bu konuyu önemsediğini düşündüğünü belirtti.

“Başörtüsü Türkiye’de siyasi parti ayrımı yapmaksızın bütün kadınların bir meselesidir. Hatta erkeklerin de bir meselesidir. Bu konuyu müzakere etmeyi anlamlı buluyorum. Ve onlar bunu bence bir tür siyasi malzemeye dönüştürmeyi tercih ettiler. Onların kararı böyle oldu” dedi.

Özlem Zengin ayrıca şunları ifade etti: “Bu hafta için tüm grup başkanvekillerini aradım, Çarşamba günü için kendilerini ziyaret etmek istediğimizi söyledim, Sayın Mustafa Elitaş’la birlikte. Şu ana kadar sadece HDP’den dönüş oldu. Sayın Saruhan Oluç beni aradı ve Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararı gerekçe göstererek kabul edemeyeceklerini söyledi. Ben de kendisine bunun o konuyla hiçbir alakası olmadığını ifade ettim.

“Daha evvel bir HDP’li milletvekilinin milletvekilliği düştü. Anayasa Mahkemesi onların lehine karar verdi. Yani bir onların lehine karar verdiğinde kabul eden, ama kendi aleyhine verdiğinde bunu reddeden, böyle bir şey olamaz. Biz Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan hem bireyler hem kurumlar olarak yargı kararlarıyla bağlıyız. İtirazımız olabilir ama herkesin yargı kararlarının bu manada bağlayıcı olduğunu hatırlaması lazım”.

Paylaşın

CHP’li Özel: HDP’nin Adayı Çıkarması Son Derece Anlaşılır

HDP’nin kendi cumhurbaşkanı adayını çıkaracağını açıklamasının ardından konuşan CHP’li Özel, “Bu son derece anlaşılır bir durum. HDP’nin gücüne baktığınızda, kilit rolü oynayacak durumdaki bir partinin kendi aday çıkarma potansiyelini hatırlatıp ‘aday çıkarırken bizi rahatsız etmeyecek bir isim belirlenmelidir’ diye bir siyasi pozisyon açması kadar doğal bir şey yoktur” dedi.

Özgür Özel, “HDP’nin saygı duyduğumuz başka bir ittifakı var. Siyasi yelpazenin sol kanadındaki partilerle birlikte bir ittifak kurdular. O da bu ittifak kadar kıymetli. Dikkate alınması gereken bir ittifak” sözlerini de ekledi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Özgür Özel, Halk TV’de İsmail Küçükkaya’nın konuğu oldu. Özel, programda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özel, şunları kaydetti:

“HDP aday çıkaracağını açıkladı, ondan beri siyasetin her tarafından veya birçok yazar çizer, şöyle bir havada: HDP aday çıkarırsa şöyle olur böyle olur. HDP bir siyasi parti. Tabii aday çıkaracak. Öyle bir noktaya getirdiler ki 6,5 milyon oy almış, üçüncü büyük grup Mecliste ama HDP milletvekillerinin pasaportları var, yurt dışına uçamıyorlar, tahdit koymuş Süleyman Soylu üstüne.

7 Haziran 1 Kasım arası kurulacak seçim hükümetinde bakanlık teklif etmişlerdi HDP’ye. Ona verilen oy ile bana verilen oy arasında hiçbir fark yok, aynı değerde demokraside yaşıyorsak. Ama öyle bir noktaya getiriyorlar ki HDP, cumhurbaşkanı adayı da çıkaramaz! Bu iktidardan kurtulmak isteyenler de HDP’ye dönüyor, kızıyor. HDP’nin aday çıkarması kadar normal bir şey yok. Ama ne diyorlar, biz Erdoğan’dan kurtulmak istiyoruz, yeni Erdoğancıklar da istemiyoruz diyorlar.

Demek ki diyorlar ki altılı masadan çıkacak adayın, bizim demokrasi standartlarımıza uygun, gelecekte bize bu zulümleri yapmayacak, bize oy verenleri yok saymayacak, bu ülkeyi yönetirken bizi ayrıştırmayacak, ötekileştirmeyecek, eşit vatandaşlık felsefesine inanmış, bunu bir Anayasa’ya bağlılık olarak özünde hisseden bir aday olursa biz o adayda da uzlaşabiliriz diyorlar. Türkçesi bu.

Bu son derece anlaşılır bir durum. HDP’nin gücüne baktığınızda, bir kilit rol oynayacaksa, bu durumdaki bir partinin de kendi aday çıkarma potansiyelini hatırlatıp ‘Aday çıkarırken bizi rahatsız etmeyecek bir isim belirlenmelidir’ diye bir siyasi pozisyon açması kadar doğal bir şey yok.

6,5 milyon oy alan bir siyasi partinin bunu yapması da lazım. Bundan korkmamak da, bu meseleyi başka şeylere yormamak da lazım. Siyasette bütün partiler gibi HDP’nin mesajını da doğru okumak lazım. Yanlış bir şeyler de diyebilirler, zaten apayrı partileriz, o zaman da karşı çıkarız. Ama bence sağlıklı bir zeminde yürüyor tartışma.

Mesela bazıları diyor ki, öyle yaparlar böyle yaparlar HDP’ye boykot yaptırırlar, AKP oraya sıkıştırır. Bu da zımmen Erdoğan’a destek olur. Böyle bir şey yerine her bir seçmeni sandığa götürme iradesi çok önemli.”

“HDP tabanının oy vereceği bir adayı çıkarabiliriz”

“Sizin içinde bulunduğunuz ittifak, Sayın Kılıçdaroğlu ve dostları, HDP tabanının da gönül rahatlığıyla oy vereceği bir adayı çıkarabilir mi” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

“Bence çıkarabiliriz. HDP tabanının talebi, demokrasi, eşit yurttaşlık, yok sayılmamaksa, ‘Bu olmaz artık, sen seçince belediye başkanı da ben seçince niye alaşağı benim iradem’ diyorsa, bu masanın adayı da ya da bu masa yayımladığı demokrasi bildirisinde ‘Kayyum belediyeciliğine son vereceğiz’ diyorsa, bunu söyleyen biri Diyarbakır mitinginde çıkıp ‘Diyarbakır’ı Diyarbakırlının seçtikleri yönetecek’ derse, Diyarbakır’daki HDP seçmeni bu adaya oy verirse bundan kim kaybeder? Türkiye kazanır.”

Paylaşın