AK Parti’nin Görüşme Talebine HDP’den Ret: Görüşme Zemini Ortadan Kaldırıldı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) hazine yardımına bloke koyması kararı sonrası “AKP grup yönetimi ile Anayasa değişikliği teklifi hakkında görüşmeme kararı aldık” dedi.

Meclis’te gündeme dair basın toplantısı yapan Saruhan Oluç, “Bu kadar hak gaspının ayrımcılığın, eşitsizliğin, hukuksuzluğun yaşandığı özgürlüklerin ve demokrasinin ağır saldırı altında olduğu bir süreçte sadece başörtüsü ile ilgili getirilen değişiklik teklifi ‘Türkiye’deki özgürlükler sorununa çözüm üretmek konusunda yetersizdir’ demiştik” dedi.

Başörtüye ilişkin geçmişte ve bugün sorunları olmadığını belirten Oluç, 2015 yılından beri başörtülü vekillerinin olduğunu vurguladı. Kürtler, Aleviler, tüm inanç ve kimlikler başta olmak üzere bütün vatandaşların eşit yurttaşlık hakkının olmadığı bir ülke ortamında bu toplumsal talepleri karşılayacak bütünlüklü düzenleme gerektiğine işaret eden Oluç, şöyle dedi:

“Bu adımı seçim manevrası olmaktan çıkarmanın yolu bütün ayrımcılıkları ortadan kaldıracak, özellikler Anayasanın 10’uncu maddesinde bir değişiklik yapılması gerekir. Manevradan çıkarılacak tutum bu olurdu. Ama bu konudaki önerilerimize cevap verilmedi.”

“Görüşme zemini ortadan kaldırıldı”

AKP Grup yönetiminin Anayasa değişikliği teklifi için görüşme talebinde bulunduklarını aktaran Oluç, bu talebi grup ve parti yönetimince tartışıldığını söyledi. Söz konusu talebin yetkili kurullar ve eş genel başkanlarınca değerlendirdiğini ifade eden Oluç, şöyle dedi:

“HDP’ye yönelik bir intikam davası olan kapatma davasının bütün hızıyla devam ettirilmesi, en son partimizin anayasal hakkı olan hazine yardımının iktidar blokunun baskısı sonucu bir hak gaspı olarak AYM tarafından ve Anayasa’ya aykırı bir şekilde bloke edilmesi ve bunun gerçekleşmesi için cumhur ittifakının bileşenlerinin ağır baskısının AYM üzerinde yaşanması nedeniyle AKP grup yönetimi ile Anayasa değişikliği teklifi hakkında görüşmeme kararı aldık.

Randevu taleplerine olumlu cevap vermedik bu nedenle. Elbette AKP Meclis Grup Yönetiminin diyalog çabalarını olumsuz görmüyoruz. Ancak iktidarın bizlere yönelik politikaları nedeniyle böyle bir görüşme zemini ortadan kaldırıldığını düşünüyorum.”

“Bu teklifi samimi değil”

Mevcut Anayasa’nın her gün çiğnendiğine ve hukukun askıya alındığına dikkat çeken Oluç, bu süreçte yapılan Anayasa değişikliğini samimi, inandırıcı ve güven verici bulmadıklarını belirtti. Oluç, şöyle devam etti:

“Seçim ortamına girmiş bir ülkeden bahsediyoruz. 3-4 ay bilemediniz 5 ay içerisinde seçimlerin yapılacağı bir ortamda yargı vesayetinin HDP’ye yönelik işletilmesi yargı vesayeti ile siyasetin dizayn ediliyor olması ve HDP’ye yönelik demokratik siyasetten ağır tasfiye politikalarının devam etmesi seçimlerin adil, demokratik adil bir ortamda yapılmayacağına dair önemli işaretlerdir. Demokratik siyasete kast edilmiştir iktidar tarafından. Bu nedenle AYM üzerindeki Cumhur ittifakının açık baskı ortamını göz önünde bulundurduğumuzda bu teklifin tartışılmasını samimi ve güven verici bulamadığımızı vurguluyor.”

Ne olmuştu?

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ başkanlığındaki AKP heyeti, başörtüsü konusunda hazırlanacak anayasa değişikliği için MHP, CHP, HDP ve İYİ Parti gruplarını ziyaret etmişti. Bozdağ, AKP Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz ve AKP Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş HDP’yi 2 Kasım’da ziyaret etmişti.

Ziyarette, HDP Sözcüsü Ebru Günay ile HDP Grup Başkanvekilleri Meral Danış Beştaş ve Saruhan Oluç yer almıştı. Görüşme sonrası açıklama yapan Beştaş, Anayasa teklifine dair henüz yazılı bir metin olmadığını belirterek

“Anayasa’nın 24 ve 41’inci maddelerinde bir değişiklik olacağını ve kapsamını genel olarak paylaştılar. Biz de tutumumuzu Eş Genel Başkanlarımız ve MYK’da yaptığımız görüşmeler sonucunda kamuoyuyla paylaşıyor olacağız.

“Sohbet ettik. Kıyafet özgürlüğü, türban, kadın hakları konusunda tutumumuz çok net. Negatif tutumumuz olmadı ama böyle bir dönemde nasıl bir karar alacağımızı ilgili kurullarımızla karar vereceğiz” demişti.

AKP’nin HDP parlamento grubunu ziyaret etmesi AKP içinde tepkilere neden olmuştu. AKP’li eski milletvekili Mehmet Metiner, “AK Parti karar vermeli: HDP’yi kendisiyle oturulup konuşulacak ve desteği önemsenecek bir parti olarak görüyorsa o vakit HDP’ye dair dilini ve yaklaşımını değiştirmeli” demişti.

AKP MKYK üyesi Şamil Tayyar ise “AK Parti, HDP’ye nasıl bakıyorsa o düzlemde ilişkisini yürütmelidir. PKK ayrı HDP ayrıysa aynileştiren dil ve üsluba niye ihtiyaç duyduk? Bu muhakemeyi yapmalıyız” diye sormuştu.

6 Kasım 2022’de AKP Urfa Milletvekili Mehmet Ali Cevheri, partisinin HDP ziyaretiyle ilgili olarak, “Gidilmemesi abes” demişti.

Paylaşın

NATO Üyelik Süreci: İsveç Başbakanı’nın Açıklaması Ne Anlama Geliyor?

İsveç’in NATO üyeliği konusunda Türkiye’nin kendilerinden veremeyecekleri şeyleri istediğini söyleyen İsveç Başbakanı Kristersson’un açıklamalarını değerlendiren Dr. Paul Levin, “Bunun tartışmalı bir gözlem olduğunu söylemek zor” dedi ve ekledi:

“Bu, pek de tartışmalı bir gözlem değil; ben bundan çok şey çıkarmazdım. Ama Başbakan, hükümetin Türkiye’nin taleplerini nasıl kolayca kabul ettiğine yönelik İsveç toplumunda büyüyen memnuniyetsizliğe yanıt veriyor olabilir.”

Levin, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı: “Yakın zamanda yapılan bir ankete göre, İsveçlilerin yüzde 79’u bu durum NATO üyeliğimizi geciktirecek olsa da İsveç’te hukukun üstünlüğünü savunmamızı istiyor. Yüzde 10, bu, Türkiye’nin taleplerini karşılamak için hukukun üstünlüğünden taviz vermemiz anlamına gelecek olsa bile NATO’ya mümkün olan en kısa zamanda girmemiz gerektiğini düşünüyor.

“Dolayısıyla ben de üsluptaki bu küçük değişimi politikadaki bir değişim olarak değil, ülkedeki kamuoyu görüşüne yanıt olarak okuyorum. Hükümet, muhtemelen Haziran ayında imzalanan Üçlü Muhtırayı uygulamaya devam edecek. Sadece Türkiye’nin bazı taleplerinin bunun (memorandum) ötesine geçtiğini söylüyorlar.”

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliğini kabul etmek için bulunduğu talepler hakkında açıklama yaptı.

Kristersson, dün (8 Ocak) bir düşünce kuruluşunun düzenlediği konferansın ardından yaptığı açıklamada, Türkiye’nin, İsveç’in NATO üyeliği konusunda kendilerinden veremeyecekleri şeyleri istediğini söyledi.

İsveç’in NATO üyeliğinin Türkiye’nin elinde olduğuna işaret eden Kristersson, “Türkiye, Üçlü Muhtıra çerçevesinde yaptığımız şeyleri teyit ediyor fakat kendilerine veremeyeceğimiz ve vermek istemediğiniz şeyleri istiyor. Türkiye’nin taleplerinin hepsini karşılayamayız” dedi.

Kristersson, Türkiye’nin İsveç’in NATO’ya katılımını ne zaman parlamentoda oylayacağını ise bilmediğini ifade etti.

“Halk, hukukun üstünlüğünün savunulmasını istiyor”

Kristersson’un açıklamasını sosyal medya hesabından yaptığı bir açıklamayla değerlendiren Stockholm Üniversitesi Türkiye Çalışmaları Enstitüsü Direktörü Dr. Paul Levin, “bunun tartışmalı bir gözlem olduğunu söylemek zor” diyerek özetle şu değerlendirmeyi paylaştı:

“Bu, pek de tartışmalı bir gözlem değil; ben bundan çok şey çıkarmazdım. Ama Başbakan, hükümetin Türkiye’nin taleplerini nasıl kolayca kabul ettiğine yönelik İsveç toplumunda büyüyen memnuniyetsizliğe yanıt veriyor olabilir.

“Yakın zamanda yapılan bir ankete göre, İsveçlilerin yüzde 79’u bu durum NATO üyeliğimizi geciktirecek olsa da İsveç’te hukukun üstünlüğünü savunmamızı istiyor. Yüzde 10, bu, Türkiye’nin taleplerini karşılamak için hukukun üstünlüğünden taviz vermemiz anlamına gelecek olsa bile NATO’ya mümkün olan en kısa zamanda girmemiz gerektiğini düşünüyor.

“Dolayısıyla ben de üsluptaki bu küçük değişimi politikadaki bir değişim olarak değil, ülkedeki kamuoyu görüşüne yanıt olarak okuyorum.

“Hükümet, muhtemelen Haziran ayında imzalanan Üçlü Muhtırayı uygulamaya devam edecek. Sadece Türkiye’nin bazı taleplerinin bunun (memorandum) ötesine geçtiğini söylüyorlar.”

Başkent Stockholm’deki İsveç Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nden (UI) Uzman Araştırmacı ve bağımsız analist Bitte Hammargren de sosyal medya hesabından paylaştığı mesajda, “Hükümetten nihayet Türkiye’nin İsveç’e yönelik şantaj taleplerine ilişkin yeni bir üslup” dedi.

Stoltenberg: İsveç ve Finlandiya muhtıraya uyuyor

Öte yandan, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de İsveç Başbakanı Ulf Kristersson ile aynı gün yaptığı açıklamada İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği hakkında konuştu. Jens Stoltenberg, iki ülkenin Türkiye ile imzaladıkları üçlü muhtıraya uyduğunu söyledi.

İsveç’te düzenlenen Folk och Försvar Güvenlik Konferansı’nda konuşan NATO Genel Sekreteri, İsveç ve Finlandiya’nın Türkiye ile Haziran 2022’de Madrid’deki NATO zirvesinde “terörle mücadeleyi arttırma ve işbirliğini güçlendirme amacıyla” üçlü muhtıra imzaladığını hatırlattı.

Stoltenberg, bu sayede NATO’nun iki ülkeyi üyeliğe davet kararı aldığını belirterek “Anlaşmaya uyulduğunu görmekten mutluyum” dedi.

İki ülkenin üyelik katılım protokolünün şu ana kadar 30 NATO müttefikinin 28’i tarafından onaylandığını anımsatan Stoltenberg, İsveç ve Finlandiya’nın yakında ittifaka katılacağına inandığını söyledi.

Stoltenberg, NATO’ya başvuru yapmalarından sonra iki ülkeye bazı NATO müttefiklerinin güvenlik garantileri verdiğini, NATO’nun bölgede varlığını artırdığını, İsveç ve Finlandiya’nın artık NATO toplantılarına ve entegre askeri işbirliğine dahil olduğunu kaydetti.

Stoltenberg, “İsveç ve Finlandiya’nın güvenliğinin tehdit edilmesi halinde NATO’nun harekete geçmemesi düşünülemez” dedi.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

HDP’nin Kendi Adayını Çıkarması Seçimi Nasıl Etkiler?

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) üçüncü büyük partisi olan Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Cumhurbaşkanı adayı adımı bir süredir partililer tarafından dillendiriliyordu. HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Kars’ta yaptığı konuşmada partisinin cumhurbaşkanlığı seçimine kendi adayıyla gireceklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı adayının çok yakın zamanda açıklanacağını ifade eden Buldan, Cumhur İttifakı ya da Millet İttifakı ile ortaklıkları olmasa bile müzakerelere açık olduğunu da sözlerine ekledi.

Peki üçüncü bir yolun mümkün olduğunu sıklıkla dile getiren HDP’nin bu çizgiye gelmesindeki faktörler neler, seçim ikinci tura kalırsa HDP hangi ittifakı destekler?

Euronews Türkçe’den Dilek Gül’e konuşan Metropoll Araştırma Şirketi’nin kurucusu Özer Sencar, HDP’nin iki sebepten dolayı bu kararı aldığını söylüyor. Sencar’a göre bu kararın sebeplerinden biri HDP’nin Altılı Masa’nın seçim işini götüremediği düşüncesi, diğeri ise HDP’nin banka hesaplarının dondurulmasına muhalefetten tepki gelmemesi.

“Gerçek sebebini bilmiyoruz” diyen Sencar, “Fakat daha önceki açıklamalarında Ekrem İmamoğlu veya Kemal Kılıçdaroğlu aday olursa, biz aday çıkarmayız demişlerdi.” diyor. Sencar, HDP’nin bu adımıyla ilgili şu yorumda bulunuyor:

“Meral Hanım ve Mansur Yavaş için aynı destek söz konusu değildi, adaylarını çıkaracaklarını ifade etmişlerdi. Şimdi de toptan bir dahil söz konusu. Her ne kadar gerçek sebebini bilmesek de bana göre birincisi HDP, Altılı Masa’nın seçim işini götüremediğini düşünüyor. Aday belirleyememeleri, kampanya yapamamaları bir sebep. Altılı Masa’nın bir adayı yok, Meral Hanım da Kemal Kılıçdaroğlu için direniyor.

Eğer direnmeseydi, Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı altı ay önce açıklanırdı. İkincisi ise hukuki ve doğru olmayan bir kararla HDP’nin parasını dondurdular. Ve muhalafetten bir ses çıkmadı, tepki vermediler. En azından Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu konuda tepki vermesi gerekiyordu. HDP aynı zamanda Millet İttifakı’nın seçimlerde şansını küçük görüyor, çünkü kendi aralarında ittifak yapamıyorlar. ”

”Erdoğan’dan gelen tehdit HDP’yi böyle bir cevap vermeye zorlamış olabilir”

Özer Sencar’ın bir başka tezi ise HDP, Altılı Masa’yı desteklemekten veya Altılı Masa ile görünmekten vazgeçti.

Erdoğan’ın HDP’ye “para cezası ile bir mesaj verdiğini” dile getiren Sencar, ”Erdoğan HDP’nin muhalefeti desteklemesini istemiyor” diyor:

“HDP de bu mesajı aldı ve Altılı Masa’yı desteklemekten veya Altılı Masa ile görünmekten vazgeçti. Bu da Erdoğan’a yönelik bir mesaj olabilir, çünkü Erdoğan HDP’nin muhalefet ile yakınlaşmasını engelleme çabasında. Yani bir çok faktör bir arada, hem muhalefet partilerinin HDP ile müzakere etmemesi, hem de Erdoğan’dan gelen tehdit onları böyle bir cevap vermeye zorlamış olabilir.”

Aday kararının, HDP oylarının muhalefet tarafından garanti gibi görülmesinin bir tepkisi olarak alındığını düşünen Özer Sencar, seçimin ikinci tura kaldığını ve Kürt seçmenin de kazanacak adaydan yana tavrını koyacağını dile getiriyor:

‘’HDP ile konuşmaktan korkuyorlar ama oyunu istiyorlar. Hatta Altılı Masa sempatizanları HDP’nin oylarını Kılıçdaroğlu açısından ceplerinde görüyorlar. Buna bir tepkide olabilir HDP’nin aday çıkarması. Eğer aday çıkarırlarsa seçim ikinci tura kaldı demektir. Erdoğan’ın birinci turda kazanacak oyu yok, Kılıçdaroğlu’nun da birinci turda kazanacak oyu yok ama onlar HDP oylarına güveniyorlardı.

Şimdi o da gitti. Dolayısıyla seçim ikinci tura kaldı. Ve ne olacağının bir çok bilinmeyeni var. Sahneden çekilmiş bir İmamoğlu yok, aday olursa İYİ Parti de destekler, HDP de… İkinci tura HDP’nin kalması söz konusu değil ve çıkacak adaya göre tavır alacak. Ama Kürt seçmenle ilgili şu bir gerçek, seçilmeyecek adayın arkasında durmazlar. Seçilecek adaya oynarlar. Eğer muhalefet seçilme şansı olan bir aday çıkarırsa Kürtler destekler.’’

”Nasılsa oylar bize denilip, HDP’ye kıymet verilmiyordu. HDP, buna cevap vermiş oldu”

HDP’nin kendi adayıyla seçime girmesini değerlendiren Sencar, muhalefetin oyunu istedikleri partiye gerekli nezaketi gösteremediğinden, HDP’nin kendileri açısından doğru bir hamlede bulunduğu görüşünde.

‘’Eğer demokratik bir düşünce ya da HDP’li olarak olaya bakarsanız yapılması gereken tam da buydu.” diyen Sencar, muhalefetin HDP’nin oyunu cebinde gördüğünü ve HDP’ye kıymet vermeden oylarını istediğini belirtiyor.

Muhalefetin HDP’ye yönelik bu tavrını “saygısız” olarak niteleyen Sencar, “HDP’liler buna bir şekilde cevap vermiş oldular. Kendileri açısından doğru bir hareket. Ama muhalefet birisinden oy istiyorsa, onunla kamuoyu önünde itibar kazandıracak şekilde görüşmek zorunda. Bunu göremediler maalesef… Oyunu istedikleri partiye gerekli nezaket ve saygıyı gösterdikleri kanaatinde değilim.’’ yorumunda bulundu.

Kürt meselesi üzerine çalışmalar yürüten Gazeteci-Yazar Dr. Ecevit Kılıç ise HDP’nin aday kararını net bir tavır olarak okuyor.

Bu karardan dönüşü ise Millet İttifakı’nın doğrudan HDP’yi ortak aday görüşmelerine dahil etmesi ve aday üzerinde de bir anlaşmanın sağlanmasıyla mümkün olabileceği görüşünde:

”Öncelikli olarak Pervin Buldan’ın açıklamasını ilk gördüğümde nihai bir kararmış gibi algılamadım. Millet İttifakı’nın kendilerine yönelik tavrına bir rest gibi okudum. Ancak sözlerin çıktısını alıp tamamına bakınca net bir karar olduğu anlaşılıyor. Ya da Pervin Buldan’ın bu kadar sert algılanabileceğini hesaba katmadığı söylenebilir. Ama öyle olmadığı da açık.

O nedenle bu kadar net bir kararın dönüşü olur mu sorusu burada öncelikli hale geliyor… Mümkün elbette. Millet İttifakı’nın doğrudan HDP’yi ortak aday görüşmelerine dahil etmesiyle mümkün. O da yetmiyor adayın üzerinde de anlaşma lazım. Tabii, bütün bunlar Millet İttifakı’nın adayını HDP’den önce açıklaması durumunda geçerli. HDP daha önce adayını açıklarsa zaten bu tartışma boşa çıkmış oluyor.”

Dr. Ecevit Kılıç’a göre HDP bu hamlesiyle, Kürt sorunu ve çeperindeki meselelerin nasıl çözüleceğinin seçim sonrasına bırakılmasını da ortadan kaldırdı.

”HDP, bu kararın ilanıyla bir şeyi ortadan kaldırdı. Kürt seçmenin gözünde makul da olsa HDP olmadan belirlenecek bir adayı, Kürtlerin destekleme seçeneği devredışı kaldı. HDP bunu ilan etti. Deyim yerindeyse el yükseltti. Çünkü Millet İttifakı’nın genel anlayışı HDP’nin keskin bir şekilde ittifaktan uzak tutulması ama el atından görüşmelerin sürmesi üzerine kurulu. Bu görüşmeler de ağırlıklı olarak CHP, biraz da DEVA üzerinden yürütülüyor. Çıkan sonuç da, aday belirlemede HDP’nin de hassasiyetlerinizi dikkate alacağız şeklindeydi. Peki, sonrası? Yani Kürt sorunu ve çeperindeki meselelerin nasıl çözüleceği ise hep seçim sonrasına kalıyordu. HDP bütün bu süreci ve diyalog şeklini ortadan kaldırdı.”

”Anketlere bakıldığında muhtemel aday Gültan Kışanak”

Dr. Ecevit Kılıç, HDP’nin aday isim konusunda ise anketlere bakarak bir yorumda bulunuyor ve muhtemel adayın cezaevinde oan Gültan Kışanak olduğunu ifade ediyor.

”HDP, Buldan’ın verdiği bu kararı hayata geçirip bütün Kürtlerin ve hatta başka çevrelerin etrafında toparlanacağı bir aday gösterirse Millet İttifakı’nın ilk turda seçimi kazanma olanağını tamamen ortadan kaldırıyor. HDP de bütün partiler gibi anketler yaptırıyor. Muhtemelen isim bazında da yaptırıyordur. Aday olarak Gültan Kışanak isminin bu kadar çok telaffuz edilmesinin bu anketlerin sonucu olduğunu düşünüyorum.”

Kılıç’a göre seçimin ikinci tura kalması, Kürt oylarının belirleyiciliğini daha da artıracaktır.

Birinci turda olmasa bile ikinci turda “Seçimin kaderini HDP belirleyecek” diyen Dr. Ecevit Kılıç, o zaman sadece Millet İttifakı’nın değil iktidarın da ne dediğinin önemli hale geleceğini vurguluyor:

‘İktidar açısından düşündüğümüzde, altı yıldır süren güvenlik bazlı politikalar var, HDP’nin parası bloke edildi ve kapatma davası da sürüyor. Hatta seçimden önce sonuçlanma ihtimali de hayli yüksek. Cumhur İttifakı yani iktidar bu süreçte bütün bunlardan geri adım atabilir. Ki, bence bazı işaretleri var. Güvenlik politikalarını azaltıp, siyasi ve yargı hamleleriyle baskılama gibi. Kürtlerin desteğini getirmezse de çekimser kalmalarına neden olabilir.

İktidarın bunlar olmadan da kaybı azaltma noktasında bazı adımlar attığını görmek mümkün. HDP’nin parasının bloke delmesiyle beraber Hüda-Par’la yeniden görüşmelerin başlamasıyla belli ki iktidar Güneydoğu’daki muhafazakar Kürt oylarını korumaya çalışıyor. Yine Ayhan Bilgen üzerinden de Batı’daki Kürt muhafazakar oyların kaybını azaltma çabası var. Millet İttifak’ı yani muhalefet açısından baktığımızda bunların hiçbirinden söz edemeyiz. Kürtlere yönelik bütün vaatleri seçim sonrasına kalıyor.”

Birçok siyasi analist, HDP’nin bu adımı sonrası 2023’ün Haziran ayında yapılması planlanan seçimlerin ikinci tura kalacağı görüşünde hem fikir.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Yargıyı Sopa Olarak Kullanıyorlar

İBB Başkanı İmamoğlu’na verilen hapis cezası ve siyaset yasağı kararını değerlendiren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Seçimle gelenin seçimle gitmeyeceğini görüyorlar, başkanın bir sonraki seçimlerde çok daha büyük oy alacağını da biliyorlar. ‘O zaman ne yapalım, ayağını nasıl kaydırırız’. Yargıyı sopa olarak kullanıyorlar. Ama buradan o savcılara da hakimlere de sesleniyorum. Hiçbirinizin adalet duygusuna sahip olmadığınızı biliyorum” dedi ve ekledi:

“Adalet duygusuna sahip olmayan, vicdan sahibi olmayan hiç kimsenin hakim koltuğunda oturmaya hakkı ve yetkisi yoktur. Sanıyorlar ki gelecekler, istediklerini yapacaklar. Türkiye Cumhuriyeti devleti hiç kimsenin babasının malı değildir. Hiç kimse unutmasın, CHP’nin 100 yıllık bir Kuvayi Milliye ruhu vardır, 100 yıllık. Sıradan bir parti değildir CHP.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bugün İstanbul’da Esenyurt Belediyesi Proje Tanıtım Toplantısı’na katıldı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da katıldığı toplantıda Kılıçdaroğlu, açıklamalarda bulundu.

“Halkı seven, halkı için çalışan belediye başkanlarımızı hazmedemiyorlar” diyen Kılıçdaroğlu, “Belediye başkanlarımızın önüne engeller çıkarıyorlar. Ya niye engel çıkarıyorsunuz, hangi gerekçe ile engel çıkarıyorsunuz. Bırakın belediye başkanları görevlerini yapsınlar, ahlaki temelde yapıyorlar” ifadelerini kullandı.

“Herkesin hakkı ve hukukunu teslim edeceğiz”

Esenyurt’ta ciddi bir konut sorunu olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti: “Konut sorunu derken konut mağdurlarının olduğunu biliyorum. Parasını vermiş vatandaş, 30 bin daire yapılacak, 60 bin kişiden para toplamış. Herkes şimdi mağdur. Bu paralar toplanırken, Allah aşkına elinizi vicdanınıza koyun, bu paralar toplanırken bu belediye ne iş yapıyordu? Bu paralar toplanırken bu iktidar ne iş yapıyordu? Vatandaş açıkça soyulurken bu iktidar ne iş yapıyordu? Seçimlerden önce tam üç kez salı grup toplantısında bunu dile getirdim, ‘Yapmayın, etmeyin’ dedim.

Bir insan, başını sokabileceği bir ev istiyor. Para istemişsiniz, parasını vermiş. Ama istismar edilmiş, hakkı elinden alınmış. Şimdi bu kişi ne olacak? ‘Paramı ödedim, dairem ne olacak’ diye soruyor. Bunu belediye başkanları çözemezler, bunu merkezi hükümetin çözmesi lazım. Merkezi hükümetin çözmesi için de bunların gitmesi lazım. Esenyurtlulara söz veriyoruz; Millet İttifakı’nın iktidarında göreceksiniz, Allah nasip ederse sizlerin oyları ile geldiğimizde bu sorunun kısa sürede nasıl çözüleceğini göreceksiniz. Herkesin hakkı ve hukukunu teslim edeceğiz.”

“Belediye başkanımızın koltuğunu haczettiler” diyen Kılıçdaroğlu, “Düne kadar niye öbür belediye başkanının koltuğunu haczetmiyordun? Bu belediye başkanı mı borçlandı? Hayır. Diğerlerinin bütün faturaları bizim belediye başkanımıza çıkarılıyor. Ona rağmen belediye başkanı arkadaşlarıma söyledim; ‘Şikayet etmeyeceksiniz. Her zorluğu aşacaksınız, sizin halka hizmetinizi hiç kimse engellemeyecek, buna izin vermeyeceksiniz’ dedim. Hepsi böyle çalışıyor” ifadelerini kullandı.

CHP Lideri, “Buranın bir beton ormanına dönüştürüldüğünü de biliyorum. Bir beton ormanı. Ya kentte yaşayan birisi çocuğunu alıp en azından bir parka gitmek ister, yaşlı orada oturmak ister, emekliler orada oturup sohbet etmek isterler. Ama bunların hepsinin gözü dönmüş. Nerede bir boş alan gördüler, gökdelenleri diktiler. Beton ormanı. Bir insan, beton ormanında değil, doğa ile iç içe yaşamak ister. Bu da gitti. Şimdi belediye başkanımız, yeşil alanları büyütmek için elinden gelen çabayı gösteriyor. Gösterecek, engeller çıkarılıyor. Engelleri de aşacak. Hakkında toplam 137 soruşturma açmış, açmazsanız namertsiniz. Ne olacak yani, verilmeyecek hesabımız yok ya. Alın teri dökmüşsen mesele yok. Harcadığın her kuruşun hesabını millete vermişsen hiçbir sorunumuz yok” diye konuştu.

“Ekrem Başkan’ı kimseye kaptırmayız”

Açıklamasında İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na destek veren Kılıçdaroğlu, “150 günde 150 proje’ diye başladı. 150 günde, biraz fazla hızlı gitti, 190 projeyi gerçekleştirdi. 150 günde 190 proje. İstanbul’un katmerleşen bütün sorunları ile mücadele etmeye başladı. Bütün metro yatırımları durmuştu. Para bulamıyorlardı, çünkü kimse güvenip de kredi açmıyordu. Ekrem Başkan, inşaatı duran bütün metro inşaatlarını yeniden başlattı. Geçen gün en büyük metro hattını açtık.

Şimdi Esenyurt’a da gelecek metro hatlarını başlatıyor ve onları da inşallah kısa süre içinde, bazen öngörülen hedeften önce de hizmete açıyor. Şimdi ona da engel çıkarmaya çalışıyorlar. Onu da engellemeye çalışıyorlar. ‘Nasıl olur da biz İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nı görevden alırız’, bunun arayışı içindeler. Hiç kimse unutmasın, Ekrem Başkan’ı kimseye kaptırmayız. Onun hesap vereceği tek organ, 16 milyon İstanbulludur” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, açıklamasında şunları kaydetti: “Seçimle gelenin seçimle gitmeyeceğini görüyorlar, başkanın bir sonraki seçimlerde çok daha büyük oy alacağını da biliyorlar. ‘O zaman ne yapalım, ayağını nasıl kaydırırız’. Yargıyı sopa olarak kullanıyorlar. Ama buradan o savcılara da hakimlere de sesleniyorum.

Hiçbirinizin adalet duygusuna sahip olmadığınızı biliyorum. Adalet duygusuna sahip olmayan, vicdan sahibi olmayan hiç kimsenin hakim koltuğunda oturmaya hakkı ve yetkisi yoktur. Sanıyorlar ki gelecekler, istediklerini yapacaklar. Türkiye Cumhuriyeti devleti hiç kimsenin babasının malı değildir. Hiç kimse unutmasın, CHP’nin 100 yıllık bir Kuvayi Milliye ruhu vardır, 100 yıllık. Sıradan bir parti değildir CHP.”

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener: 2023 Seçimlerinde Birinci Parti Çıkacağız

Partisinin İstanbul 3. Olağan İl Kongresi’nde konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, “2023 seçimlerinde göreceksiniz ki 13. cumhurbaşkanı elbette Millet İttifakı’nın adayı olacak. Ama bir şey daha olacak. 2023 seçimlerinin birinci partisi İYİ Parti olacak” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bunu pazarlıklar sonunda sağlamayacağız, bunu helal oylarımızla birinci parti çıktıktan sonra sağlayacağız. Elbette başbakan Meral Akşener olacak. İYİ Parti birinci parti olacak. O zaman başbakan olacak. Çünkü biz helale inanırız.”

Akşener, konuşmasının devamında, “2023 seçimlerinde birinci parti çıkacağız. Ve tekrar söylüyorum; hatırlayacağız, birinci parti olmamızın önemini hatırlatıyorum size. Eğer birinci parti çıkmazsak yarın ne olur hatırla. Biz birinci parti çıkacağız. Ondan sonra da elbette başbakan olacağım.” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenecek İstanbul 3. Olağan İl Kongresi’nde açıklamalarda bulundu.

“Beşinci yılımızı doldurduk. Kısa gibi görünen ama çok uzun ve meşakkatli bir yolculuğun her biri ayrı bir başarı öyküsü olan, irade öyküsü olan bizi anlatacağım” diyen Akşener, “Bütün kongrelerde onu anlatacağım. Çünkü biz mağdur olamıyoruz bir türlü, mağdur olduğumuzu ilan edemiyoruz bir türlü” ifadelerini kullandı.

“İYİ Parti stratejik aklın var olduğu bir yapıdır”

Akşener, şöyle devam etti: “Milletimizin rahat nefes alabilmesi için her türlü fedakarlığı yapmayı bilenleriz. Onun için 31 Mart teklifi bizden gitmedir. Onun için CHP’ye 31 Mart seçimlerine birlikte girme teklifi bizim fikrimizdir. Onun için İstanbul ve Ankara’da seçimlerin alınmasını sağlamıştır. Morali bozulan seçmenleri ayağa kaldırandır. Bu milletin uğruna canımızı verebildiğimiz gibi aynı zamanda milletimizin geleceği, Türk devleti ve Türk milletinin varlığı için gerekli fedakarlığı yerine getiren stratejik aklın sahipleriyiz. İYİ Parti stratejik aklın var olduğu bir yapıdır.”

“Biz zorbaların, haksızlıkların karşısında korkmadan dimdik duranlarız” diyen Akşener, “Bugünün Türkiye’sinde bunun çok önemli olduğunu yaşayarak gördük. O zorbalar ki her zaman var oldular ve bu salonu şereflendiren herkes haksızlığın karşısında, zorbanın karşısında, haksızlığa uğrayanın yanında olanlarız” ifadelerini kullandı.

“İYİ Parti birinci parti olacak”

2023 seçimlerine değinen Akşener, “2023 seçimlerinde göreceksiniz ki 13. cumhurbaşkanı elbette Millet İttifakı’nın adayı olacak. Ama bir şey daha olacak. 2023 seçimlerinin birinci partisi İYİ Parti olacak. Bunu pazarlıklar sonunda sağlamayacağız, bunu helal oylarımızla birinci parti çıktıktan sonra sağlayacağız. Elbette başbakan Meral Akşener olacak. İYİ Parti birinci parti olacak. O zaman başbakan olacak. Çünkü biz helale inanırız” diye konuştu.

Akşener, şunları söyledi: “2023 seçimlerinde birinci parti çıkacağız. Ve tekrar söylüyorum; hatırlayacağız, birinci parti olmamızın önemini hatırlatıyorum size. Eğer birinci parti çıkmazsak yarın ne olur hatırla. Biz birinci parti çıkacağız. Ondan sonra da elbette başbakan olacağım.”

Paylaşın

Altılı Masa’da Milletvekili Seçim Listeleri Konusunda Çalışma Kararı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Atılı Masa’da milletvekili listeleri hazırlığı başlıyor…

Altılı Masa, Gelecek Partisi ev sahipliğindeki 10’uncu buluşmada, Cumhurbaşkanı adaylığı dışında milletvekili seçim listeleri konusunda da çalışma kararı aldı.

Birgün’den Hüseyin Şimşek’in muhalefet kulislerinden edindiği bilgiye göre, Altılı Masa’da yer alan partiler büyük oranda seçimlere kendi partileri logosu altında girecek.

Her parti, en az 41 ilde seçime girebilmek için yeterliliklerini tamamlayacak, daha sonra belirlenen aday listeleri ile seçime dahil olacak. Alınan karara göre, parti yöneticileri, ilçe ilçe aday listesi belirlenmesi için koordinasyon içerisinde çalışacak. Kurmaylar, ilçe ilçe çalışarak her partiye uygun adayları belirleyecek.

Adaylarda aynı zamanda “ayrım” izleniminin verilmemesi için taban tabana zıt isimler aynı ilçelerde rakip adaylar olarak karşı karşıya getirilmeyecek. Birbirlerine karşı yarışılacak ilçelerde de uyum aranacak.

Partiler ayrıca bazı ilçelerde ortak listelerle seçime girecek. Kazanacağına kesin gözüyle bakılan adaylar, Altılı Masa ortaklarının listelerinden seçimlere girebilecek. Bu konuda seçim takvimi açıklanmadan hemen önce çalışmaların tamamlanması planlanıyor.

Altı partinin hali hazırda sürdürdüğü sandık güvenliği, sandık görevlisi, her sandığa bir avukat çalışmaları, ortak çalışma grubu tarafından birleştirilecek ve kritik sandıklarda Altılı Masa’nın birden fazla görevlisinin bulunması sağlanacak.

Daha önceki seçimlerde ulaşılamayan sandıklarda da bu yolla en az bir görevli bulundurulacak. Altılı Masa’nın bu kapsamda birçok kentle ilgili özel çalışma yapacağı da aktarıldı.

Paylaşın

HDP’li Pervin Buldan’dan ‘Aday’ Çıkarma Hakkında Yeni Açıklama

HDP’nin cumhurbaşkanı adayı çıkarma kararına ilişkin konuşan Pervin Buldan, “Dün Kars’ta bir açıklama yaptım, HDP kendi adayını açıklayacak ve kendi adayıyla seçimlere girecek dedim, dünden beri tartışılan tek mesele HDP’nin aday çıkarıp çıkarmayacağı meselesi” dedi ve ekledi:

“HDP niye aday çıkarmasın? HDP’nin sizden ne farkı var? HDP bu ülkede bir irade değil mi? HDP bir siyasi parti değil mi, seçimlere girme hakkı var mı yok mu? Bu ülkeyi değiştirme ve dönüştürme iradesine sahip mi değil mi? Bütün bunları göz önünde tutarak bir kez daha ifade etmek isterim ki HDP kendi ittifakları ile birlikte adayını çıkaracak.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, bugün Iğdır’da HDP İl Başkanlığı Olağan Kongresine katıldı.

Burada açıklamalarda bulunan Buldan, “Şimdi gözlerini HDP’ye diktiler. Geçmişte partilerimizi kapattılar ama o partilerin yerine yenileri açıldı, daha da büyüdü, daha da genişledi, siyasetine ve mücadelesine devam etti. Onlar zannediyorlar ki HDP’yi kapatırsak HDP çalışmayacak, HDP’ye oy veren milyonlar evlerinde oturacak, sadece seyirci olacak. Onlar hayal dünyasında yaşamaya devam etsinler, HDP’nin kapatılmayacağını, demokratik siyasetine devam edeceğini ve HDP’nin her anlamda ülke siyasetinde yer alacağını bu ülkeyi yönetenlere buradan bir kez daha iletmek istiyoruz. HDP sadece bir binadan ibaret değildir ki kapısına kilit vurduğunuzda kapatılacak bir parti haline gelsin” diye konuştu.

“Asla bizi demokratik siyasetten geri döndüremezsiniz”

“Şimdi gözlerini HDP’nin aldığı Hazine yardımına diktiler” diyen Buldan, “Halkımızın vergileriyle bize verilen Hazine yardımını bloke eden anlayışa bu kürsüden şunu ifade etmek isterim, siz halkımızın, milyonların iradesine asla bloke koyamazsınız, bu iradeyi asla engelleyemezsiniz, asla bizi demokratik siyasetten geri döndüremezsiniz” ifadelerini kullandı.

Buldan, şöyle devam etti: “Bütün bu haksızlık ve hukuksuzlukların siyasi kararlar olduğunu ve asla hukukla ilgisinin olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Onların amacı HDP’siz bir Türkiye, bir parlamento yaratmak ama bunu gerçekleştiremeyeceklerini, bizim HDP olarak her seçimde oylarımızın yükseldiğini ve daha güçlü bir şekilde seçimlerden çıktığımızı bilmelidirler.”

“HDP niye aday çıkarmasın?”

HDP’nin cumhurbaşkanı adayı çıkarma kararına ilişkin konuşan Pervin Buldan, “Herkesin gözü HDP’de yani bizde, aday çıkaracak mı çıkarmayacak mı? Millet İttifakını destekleyecek mi, desteklemeyecek mi? HDP’nin stratejisi yerel seçimlerdeki gibi mi olacak yoksa yeni bir hedefi mi var, yeni bir strateji mi belirlenecek? Dün Kars’ta bir açıklama yaptım, HDP kendi adayını açıklayacak ve kendi adayıyla seçimlere girecek dedim, dünden beri tartışılan tek mesele HDP’nin aday çıkarıp çıkarmayacağı meselesi” dedi.

Buldan, şunları kaydetti: “HDP niye aday çıkarmasın? HDP’nin sizden ne farkı var? HDP bu ülkede bir irade değil mi? HDP bir siyasi parti değil mi, seçimlere girme hakkı var mı yok mu? Bu ülkeyi değiştirme ve dönüştürme iradesine sahip mi değil mi? Bütün bunları göz önünde tutarak bir kez daha ifade etmek isterim ki HDP kendi ittifakları ile birlikte adayını çıkaracak.”

Paylaşın

İsveç Başbakanı Kristersson: Türkiye’nin Tüm Taleplerini Karşılayamayız

NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in de katıldığı bir güvenlik konferansında açıklama yapan İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, aylardır İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğini engelleyen Türkiye’nin, ülkesinin kabul edemeyeceği taleplerde bulunduğunu söyledi.

İsveç Başbakanı Kristersson, “Türkiye bizim yapabileceğimiz şeyleri yaptığımızı teyit etti ama aynı zamanda, yapamayacağımız, yapmak istemediğimiz şeyleri de istediklerini söylüyorlar” dedi.

İsveç Başbakanı “Türkiye’nin bir karar vereceğine ikna olduk ama ne zaman olacağını bilmiyoruz” derken, bunun hem Türkiye’nin iç politikasına hem de “İsveç’in ciddiyetini gösterme kapasitesine bağlı olduğunu” belirtti.

Finlandiya Dışişleri Bakanı Pekka Haavisto ise gazetecilere yaptığı açıklamada, ülkesinin komşusuyla aynı anda NATO’ya katılacağını belirtti.

Haavisto “Finlandiya, İsveç yeşil ışık alana dek bekleyemeyecek kadar NATO’ya katılmakta acele etmiyor” dedi.

İsveç ve Finlandiya, Rusya’nın Ukrayna’yı geçen Şubat ayında işgal etmesinin ardından, on yıllardır süren askeri tarafsızlık politikasından vazgeçmiş ve 18 Mayıs’ta NATO’ya üyelik başvurusu yapmıştı.

Bu iki ülkenin katılım protokolleri, 30 Haziran’da toplanan NATO liderler zirvesinden sonra 5 Temmuz’da Brüksel’de imzalanmış ve katılım süreci resmen başlamıştı.

1 Ekim itibarıyla 30 NATO üyesinden 28’i İsveç ve Finlandiya’nın katılımını meclislerinde onayladılar. Sürecin tamamlanması için Türkiye ve Macaristan’ın da meclis onayını tamamlaması gerekiyor.

Türkiye’nin pozisyonu ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 13 Mayıs’ta yaptığı açıklamadan bu yana pek değişmedi.

Erdoğan, o açıklamasında, İsveç ve Finlandiya’nın başta “PKK olmak üzere terör örgütlerine ev sahipliği yaptığını” söylemiş ve bu konuda adım atmamaları durumunda Türkiye’nin bu ülkelerin ittifaka katılımına olumlu bakmayacağını söylemişti.

Bülent Keneş’in iadesi

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in de girişimleriyle Türkiye, İsveç ve Finlandiya, 29 Haziran’da Madrid’de üçlü bir protokol imzalamış ve ancak bu adımla iki ülkenin ittifaka davet edilmelerinin önü açılmıştı.

Üçlü protokole göre İsveç ve Finlandiya, “Türkiye karşıtı terör hareketlerine izin vermeyecekleri, terör gruplarının topraklarında faaliyet göstermeyecekleri sözünü vermiş, genel olarak terörizmle mücadelede” Ankara ile daha sıkı işbirliği yapacaklarını bildirmişlerdi.

Aynı zamanda “terör zanlılarının Türkiye’ye iadesi ve silah satışında kısıtlamaları kaldıracaklarını” da kaydetmişlerdi.

İsveç Yüksek Mahkemesi, Aralık ayında Türkiye’nin, Today’s Zaman gazetesinin eski genel yayın yönetmeni Bülent Keneş ile ilgili iade talebini reddetmişti.

Keneş’in iadesi, Türkiye’nin, İsveç’in NATO üyeliğinin onaylanması için açıkladığı şartlar arasındaydı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İsveç Yüksek Mahkemesi’nin Türkiye’nin iade talebini reddetmesinin “çok olumsuz bir gelişme” olduğunu söyledi. Çavuşoğlu, “Biz İsveç ve Finlandiya’dan güzel sözler değil somut eylemler görmek istiyoruz” demişti.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Selahattin Demirtaş: HDP Elinden Geleni Yaptı, Sorumluluk Muhalefette

HDP Eş Genel Başkanı Buldan’ın ”HDP cumhurbaşkanı adayı çıkaracak” açıklamasını değerlendiren Demirtaş, “Eğer muhalefetin diğer bloku ortak aday çıkarmak için veya çıkacak adayda ilkeler üzerinde ortaklaşmak için HDP’yi ziyaret edip açık bir diyalog ve müzakere yürütmeyi düşünmüyorsa elbette HDP seçmenin karşısına kendi adayıyla çıkacaktır” dedi ve ekledi:

“Bundan daha normal, bundan daha meşru bir tutum olamaz. Öyle bir durumda biz de tüm gücümüzle partimizin adayının arkasında durup başarısı için elimizden gelen tüm çabayı göstereceğiz. Nihayetinde HDP bir siyasi partidir, kendisini dikkate almayacak bir adayı destekleme derneği değildir.

Ortak aday için HDP elinden geleni yapmıştır ve yine Sayın Buldan’ın açıklamasında belirttiği gibi kapıları tümden de kapatmamıştır. Bundan sonraki sorumluluk ve adım atma iradesi muhalefetin diğer blokundadır. Sonuç olarak HDP, doğru ve olması gerektiği gibi, kararlarını alarak ilerliyor.”

Partisinin Kars il kongresinde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Buldan, “Şimdi herkesin dört gözle beklediği cumhurbaşkanı adayının kim olacağı meselesi. Biz HDP olarak en kısa zamanda kendi cumhurbaşkanı adayımızı Türkiye halklarıyla paylaşacağız. HDP kendi adayını çıkaracak, kendi adayını gösterecek ve seçimlere kendi adayıyla gidecek” dedi ve ekledi:

“Bizim ne Cumhur İttifakıyla ne Millet İttifakıyla herhangi bir ortaklığımız yok. Ancak ilkesel yaklaşımlarımız var. Bunları zamanı geldiğinde oturup konuşabiliriz, müzakere edebiliriz, diyalog içinde olabiliriz. Ama HDP’nin şu anki kararı kendi adayıyla seçimlere girmektir. Hiç kimse HDP’yi a ya da b partisine bağlamasın. HDP, Türkiye’de bir iradedir, büyük bir güçtür. Ve seçimlerde büyük bir oy oranıyla çıkmayı hedefleyen bir siyasi partidir.”

Buldan’ın açıklamasının ardından Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’tan da açıklama geldi.

Cumhuriyet’e konuşan Demirtaş, Buldan’ın HDP’nin kendi cumhurbaşkanı adayını göstereceği yönündeki açıklamasının sürpriz olarak karşılanmaması gerektiğini söyledi ve “HDP, ortak aday konusunda uzlaşmaya açık olduğunu, bununla birlikte kendi adayını çıkarma hazırlıklarını da aksatmadan sürdüreceğini defalarca açıkladı zaten” dedi.

Demirtaş, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Eğer muhalefetin diğer bloku ortak aday çıkarmak için veya çıkacak adayda ilkeler üzerinde ortaklaşmak için HDP’yi ziyaret edip açık bir diyalog ve müzakere yürütmeyi düşünmüyorsa elbette HDP seçmenin karşısına kendi adayıyla çıkacaktır. Bundan daha normal, bundan daha meşru bir tutum olamaz.

Öyle bir durumda biz de tüm gücümüzle partimizin adayının arkasında durup başarısı için elimizden gelen tüm çabayı göstereceğiz. Nihayetinde HDP bir siyasi partidir, kendisini dikkate almayacak bir adayı destekleme derneği değildir. Ortak aday için HDP elinden geleni yapmıştır ve yine Sayın Buldan’ın açıklamasında belirttiği gibi kapıları tümden de kapatmamıştır. Bundan sonraki sorumluluk ve adım atma iradesi muhalefetin diğer blokundadır. Sonuç olarak HDP, doğru ve olması gerektiği gibi, kararlarını alarak ilerliyor.”

Paylaşın

Demirtaş’tan Buldan’ın ‘Aday’ Açıklamasına Destek: Yürü HDP!

Eski HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, HDP Eş Genel Başkanı Buldan’ın ”HDP cumhurbaşkanı adayı çıkaracak” açıklamasına destek vererek, “Vebal muhalefette, sorumluluk muhalefette. Çözüm de muhalefette. Yürü HDP! Yolun açık olsun” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Partisinin Kars il kongresinde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Buldan, “Şimdi herkesin dört gözle beklediği cumhurbaşkanı adayının kim olacağı meselesi. Biz HDP olarak en kısa zamanda kendi cumhurbaşkanı adayımızı Türkiye halklarıyla paylaşacağız. HDP kendi adayını çıkaracak, kendi adayını gösterecek ve seçimlere kendi adayıyla gidecek” dedi ve ekledi:

“Bizim ne Cumhur İttifakıyla ne Millet İttifakıyla herhangi bir ortaklığımız yok. Ancak ilkesel yaklaşımlarımız var. Bunları zamanı geldiğinde oturup konuşabiliriz, müzakere edebiliriz, diyalog içinde olabiliriz. Ama HDP’nin şu anki kararı kendi adayıyla seçimlere girmektir. Hiç kimse HDP’yi a ya da b partisine bağlamasın. HDP, Türkiye’de bir iradedir, büyük bir güçtür. Ve seçimlerde büyük bir oy oranıyla çıkmayı hedefleyen bir siyasi partidir.”

Buldan’ın açıklamasının ardından Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’tan da açıklama geldi.

Demirtaş, açıklamasında, ”Yarım kilo ucuz kıyma alabilmek için sabahın karanlığında kuyruğa giren, bayat ekmek almak zorunda kalan on milyonlarca insanın, gelecekten umudunu kesmiş gençlerin umudu muhalefette. Vebal muhalefette, sorumluluk muhalefette. Çözüm de muhalefette. Yürü HDP! Yolun açık olsun” ifadelerini kullandı.

Paylaşın