DEVA Lideri Babacan: Erdoğan Sözünden Döndü

Parti destekçileriyle Ankara Atatürk Spor Salonu’nda bir araya gelen DEVA Lideri Babacan, “2001’de birlikte yola çıktığımız Recep Tayyip Erdoğan sözünden döndü. Şah Cihan gibi, külliyenin tepesine çıktı ve ‘Yıkın bunu’ diyerek, kendisini oraya taşıyan demokrasiye gözünü dikmeye başladı” dedi ve ekledi:

“Aynı Mümtaz Mahal’in mezarı gibi. Artık Erdoğan için demokrasi, o harmoniyi bozan küçük bir ayrıntıydı çünkü. Adalet, ortak akıl, istişare, çoğulculuk hepsi; o harmoniyi bozan küçük ayrıntılardı. Kendisine oy veren milyonlarca seçmenle beraber yola ne için çıktığını unuttu. Ben bu hikâyeyi kabul etmiyorum. Biz yola çıkarken ulaşmak için çabaladığımız özgürlüklerden, ileri demokrasiden, evrensel hukuk değerlerine olan sadakatten, çoğulculuktan, katılımcılıktan vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. O ne yaptı? Hak ve özgürlükleri ezdi geçti.”

Geçtiğimiz günlerde 22 eylem planının kamuoyuyla paylaşılmasını tamamlayan DEVA Partisi, Ankara Atatürk Spor Salonu’nda düzenlenen “DEVA Türkiye’si” etkinliğinde gövde gösterisi yaptı. Binlerce insan salona sığmayınca Genel Başkan Ali Babacan önce salonun dışındaki kalabalığa seslendi. Etkinlikte genel başkan yardımcılarının hazırladığı videolarla eylem planlarını tanıtıldı.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkan Ali Babacan, partisinin logosu olan damla şeklinde kurulan kürsüden seslendi. Konuşmasına Tac Mahal’in hikâyesiyle başlayan Babacan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Babür İmparatoru Şah Cihan, çok sevdiği eşi Mümtaz Mahal’i kaybetmiş. Eşinin mezarının olduğu yere güzel bir türbe yaptırmak istemiş. En iyi mimarları getirtmiş. Minareler kubbeler yükseldikçe, yapının azameti belirmeye başladıkça, Şah mest olmuş, kendinden geçmiş. Bu koskoca anıtın uğruna yapıldığı mezar ise küçücük kalmış. Şah, bu anıtı ne için yaptırdığını unutacak kadar kendini kaybetmiş.

Yapı gittikçe büyümüş ama Şah bir türlü tatmin olmuyor. Mezarın üstüne daha fazla sütun, daha büyük bahçeler yaptırmış. Şah’ın içine sinmeyen, ahengi bozan bir şey varmış. Bir gün bu kubbelerden birinin üstüne çıkıp aşağı doğru bakmış… Uğruna heybetli bina inşa ettiği eşinin küçücük kalmış mezarını görmüş. Heyecanla ‘İşte buldum’ demiş. ‘Ahengi bozan şey bu. Atın bunu buradan’. Rivayet odur ki, mezarı kaldırtmak istemiş. İşte bu aslında sadece Şah Cihan’ın değil, Erdoğan’ın da hikayesi.”

“Birlikte yola çıktığımız Erdoğan sözünden döndü”

2001’de birlikte yola çıktığımız Recep Tayyip Erdoğan sözünden döndü. Şah Cihan gibi, külliyenin tepesine çıktı ve ‘Yıkın bunu’ diyerek, kendisini oraya taşıyan demokrasiye gözünü dikmeye başladı. Aynı Mümtaz Mahal’in mezarı gibi. Artık Erdoğan için demokrasi, o harmoniyi bozan küçük bir ayrıntıydı çünkü. Adalet, ortak akıl, istişare, çoğulculuk hepsi; o harmoniyi bozan küçük ayrıntılardı.

Kendisine oy veren milyonlarca seçmenle beraber yola ne için çıktığını unuttu. Ben bu hikâyeyi kabul etmiyorum. Biz yola çıkarken ulaşmak için çabaladığımız özgürlüklerden, ileri demokrasiden, evrensel hukuk değerlerine olan sadakatten, çoğulculuktan, katılımcılıktan vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. O ne yaptı? Hak ve özgürlükleri ezdi geçti.

Siyasete adım attığım ilk günden itibaren, dile kolay, 7825 gün oldu. 34 yaşında, ülkesinin yarınlarını dert eden bir genç olarak siyasete girdim. AK Parti’nin kurucu üyesi olarak siyasete ilk adımımı attım. En genç bakan bendim. Ekonominin tüm yükünü, önceki hükûmetlerin yıllarca biriktirdiği o ağır yükü üstlendim. Hazine Bakanlığıyla beraber Avrupa Birliği Başmüzakerecisi de oldum.

Gecenin 2’sinde randevu veriyorduk insanlara gündüz 2’de geliyorlardı. ‘Gece 2’de randevu mu olur?’ diyorlardı. Böyle çalıştık işte. Asla yalnız yürümedim. Hep bir takımın içinde oldum. Dışişleri Bakanlığı yaptım. Doğru hedefler, doğru isimler ve doğru politikalarla ülkemizin itibarını ve gücünü artıran bir diplomasi ekibinin başında oldum. Her şeyi özgürce tartışıp istişare edebildiğimiz bir hükûmetle ülkemize tarihi bir dönem yaşattık.

İki büyük krizi, 2002 ve 2009 krizlerini çözen ekibin başındaydım. 2002’den 2013’e milli gelirimiz yaklaşık 3 kat arttı. 3.600 Dolardan 9.700 Dolara çıktı. Bunlar dolar enflasyonundan arındırılmış rakamlar. Biz ayrıldıktan sonra ise milli gelir neredeyse yarı yarıya düştü. 9.700 Dolardan indi 5.800 Dolara. Birisi de çıkmış, ‘Ben imza atmasaydım yapamazdın’ diyor. Ben de diyorum ki, ‘Hikmet imzadaysa, at bir imza da enflasyonu bir düşür bakalım’. Sayın Erdoğan’a sesleniyorum; duy, anla. Dürüst ve ehil kadrolar olmazsa olmaz. Kararları istişareyle almazsan olmaz. Onun için olmuyor. Olmayacak da.

O dönemlerde emekliler maaşından artırdığında tatile giderdi, öğrenciler KYK burslarıyla Avrupa turu yapardı. Kafelerde restoranlarda yemek yemek sıradanlaşmıştı. Başmüzakereci olarak, Avrupa Birliği istikametinde rekor sürede reformlar yapan ekibin sessizce koordinasyonunu yaptım. İnsan haklarında atılım yapıyorduk. Özgürlükleri büyütüyorduk.

Hep beraber ‘Avrupa Avrupa duy sesimizi, işte bu Türkiye’nin ayak sesleri’ diyorduk. O yıllarda milletin derdi neydi, biliyor musunuz? ‘Avrupa Birliği’ne gireceğiz ama kokoreç yiyebilecek miyiz?’ diye soruyorlardı. O dönemde Türkiye kavgaların parçası olmadı. Ama devletler arası, milletler arası arabuluculuk yapıyordu. Askeri vesayeti de yok ettik, ekonomik darboğazı da.

Hatasıyla sevabıyla tam 14 sene, sadece halkımız için çalıştım. Türkiye’nin o güzel günlerine baktığımda, başarının bir parçası olmak hayatım boyunca benim için bir onur olacak.

Keçiören’deki mütevazı evinden taşındı, devasa bir külliye inşa etti. Ben artık orada duramazdım, durmadım. Ve istifa ettim. Pek çok sağduyu sahibi arkadaşlarımız da aynısını yaptı. Her şey bir yüzükle başladı, korkarım, külliyeyle de bitecek.

Zamanında AK Parti’yi başarılı yapan ilke ve değerlerden biz hiç ayrılmadık. AK Parti’nin kuruluş ideallerinden ayrılan Erdoğan oldu. Bu gidişata uymayan ne varsa gözden çıkarmaya hazır. Yıkıp geçiyor, ezip geçiyor.
KHK’larla milyonları canından bezdiriyor. Kanser hastası çocuğu anne babasıyla görüştürmüyor ya. Bu adalet midir?

Herkesin dilinde aynı kelime: Endişe!

Son dönemde her yerde aynı kelimeyi duyuyorum. Konya’da iki çay bir kekin hesabını yapan genç kardeşimden, Diyarbakır’da gün sonu raporuna bakan esnaf arkadaşımdan, Bağcılar’da sabahın karanlığında okula giden liseli öğrenciden, apartmanın posta kutusunda istiflenmiş faturalarda, kendi adını arayan babadan hep aynı kelimeyi duyuyorum. Mutlu bir hayatı olsun diye yavrusunu uzak şehirlere okumak için göndermiş anneden, gece geç vakitte işten çıkıp evine yalnız yürüyen kadınlardan, Yazdığı haberdeki kelimeleri dikkatle seçen gazeteci dostlarımdan, inancından dolayı faize bulaşmamak için birikimini altına, dövize yatırmış hacı amcamdan, nakliye kamyonunu bekleyen çiftçiden, pazarda filesini dolduramayan emekliden, Muhalefete de iktidara da oy vermiş herkesten aynı kelimeyi duyuyorum. O kelime ne biliyor musunuz? Endişe!

İnsanlar hayatından, sevdiklerinin hayatından endişe duyuyor. İnsanlar ülkesinden, siyasetten endişe duyuyor. Evet herkes endişeli. Endişeli öğrenciler. Endişeli kadınlar. Endişeli Kürtler, endişeli Aleviler. Endişeli gençler, anneler, babalar. Endişeli muhafazakârlar, endişeli sekülerler. Her birini çok iyi anlıyor, o duyguyu tam şuramda hissediyorum. Fakat buradan, Ankara’nın ortasından sesimin ulaşabileceği herkese seslenmek istiyorum. Büyüklerim, arkadaşlarım, kardeşlerim; endişeye mahal yok! Bu iktidarın hoyrat politikalarından, yaptığı haksızlıklardan, yaşam tarzlarına yaptığı baskıdan, fakirliği mecburi istikamet haline getiren icraatlarından, eğitimi hallaç pamuğuna çevirip çocukların yarınlarını mahvetmesinden endişe etmeyin.

Türkiye Cumhuriyeti’nin her bir vatandaşının eşit ve onurlu vatandaş olmasına sağlayana dek; biz buradayız. ‘Giderlerse çocuğum işten kovulur’ diyen Esenyurt’taki Ahmet amcam! Hiç merak etme; tek bir kişi senin de ailenin de helal lokmasına göz dikemez. ‘Giderlerse aldığımız sosyal yardım kesilir’ diye çekinen Haymanalı Fadime teyzem! Hiç korkma. Aldığın yardım kesilmeyecek! Tam tersine, zamlar karşısında eriyen yardımları, insanca yaşayacak seviyelere yükselteceğiz. ‘Üniversiteden sonra iş bulamayacağım’ diyen Sivas’taki Derya kardeşim! Biz buradayız, biz! İşsizliğin önüne geçeceğiz.

“Anadili hak, Cemevleri ibadethanedir”

Kürtçe öğretmenliği okuyan, ama senede sadece bir adet öğretmen ataması yapıldığı için göreve başlayamayan Azad kardeşim! Biraz sabır. Anadili bir hak. Atamaların önündeki fiili engelleri kaldıracağız. İnancı kültürel bir aktivite olarak görülen Hüseyin kardeşim! Az kaldı. Cemevleri ibadethanedir ve bu statüye kavuşacaktır, hiç merak etme. Tekrar ediyorum: Endişeye mahal yok.

Genç arkadaşlarım, ‘beğenmediğiniz’ her konuda haklısınız. Bugün hayatlarınız, çocukluk hayallerinize benzemiyorsa; beğenmeyeceksiniz. Beğenmek zorunda değilsiniz. Bugün yaşadıklarınız, çocukluğunuzdan daha zorsa beğenmeyeceksiniz. Biz de beğenmiyoruz. Sizinle beraber yeni bir hikâye yazmak istiyoruz. DEVA Partisi sizin eviniz. DEVA Partisi sizin yurdunuz.

Vaktiyle Erdoğan’a destek olmuş, oy vermiş dostlarım: Sizlere parmak sallayanlara aldırmayın. Siz, 28 Şubatçı Perinçek’in ve Bahçeli’nin tahribatına ortak değilsiniz. Mafyalarla kol kola yürüyenlerin suçlarına ortak değilsiniz. Ekonomiyi tarumar eden, topladıkları vergileri çıkar gruplarına peşkeş çekenlerden sorumlu değilsiniz. En önemlisi, mecbur değilsiniz! Bu adaletsiz siyasete, kişiliğinizi yok sayan düzene, kişisel çıkarlara odaklanmış iktidara mecbur değilsiniz. Çıkış yolunuz hazır. Onurlu mücadelenin adresi hazır.

(Türkiye’nin DEVA’sı kitabını göstererek) Bugün binlerce maddeden oluşan 22 eylem planımızla karşınızdayım. Biliyorum, boş söze karnınız tok. Sadece seçim dönemi kapınızı çalanlara güveniniz yok. Fakat bugün burada Türkiye tarihinde bir ilk yaşanıyor. İlk kez bir siyasi parti, daha seçim tarihi dahi açıklanmamışken, en ufak detayına kadar hükûmet programını açıklıyor. Hükûmet programının detaylarını, uygulama takvimini açıklıyoruz. İlk kez bir siyasi parti, tarımdan teknolojiye, ekonomiden insan haklarına, ne yapacağına dair günü gününe yapılmış bir çalışmayı seçmenlere sunuyor. İlk kez bir muhalefet partisi, ‘İktidara gelirseniz ne yapacaksınız?’ sorusuna özgüvenli bir şekilde detaylıca yanıt veriyor.

Biz bu ülkeyi yönetmeye hazırız. Bugün burada, bu salonu dolduran DEVA kadroları Türkiye’yi yönetmeye hazır. 22 Eylem Planının 3 taşıyıcı sütunu var: Bir: Güçlü, sürdürülebilir ve kapsayıcı Ekonomi. İki: Özgür, güçlü ve mutlu bir toplum. Üç: Kaliteli kamu yönetimi, saygın ülke. Özetin özeti bu. Emek veren, aklıyla fikriyle yanımıza koşan herkese çok teşekkür ediyorum. Çok net iddia ediyorum: Cumhuriyet tarihinde böylesine hazır bir siyasi program olmadı.

“Türkiye’nin 6 ayda geçirdiği dönüşüme inanamayacaksınız”

22 eylem planımızı aynı anda uygulamaya koyduğumuz gün, Türkiye’nin 6 ayda geçirdiği dönüşüme inanamayacaksınız. İlk 90 dakikada; nefes borumuzu açacağız. Derin bir özgürlük nefesi alacağız. İlk 6 ayda ekonomik kriz iklimini ortadan kaldıracağız. İkinci senemiz bitmeden enflasyonu tek haneye indireceğiz.

Solcusundan, sağcısına; ulusalcısından, liberaline; sosyalistinden, muhafazakarına; Türkünden, Kürtüne; Sünnisinden, Alevisine; inananından, inanmayanına; ‘Bunlar bir araya gelmez’ dedikleri kim varsa; biz, hep beraber, hukuk için, adalet için, özgürlük için buradayız.

Türkiye’nin Yeni Yüzyılına damgamızı vuracağız. Özgürlük damgamızı, demokrasi damgamızı, adalet damgamızı, zenginlik damgamızı vuracağız! Oylar DEVA olsun, Kazanan Türkiye olsun! Damga damlaya, oylar DEVA’ya diyoruz!”

Paylaşın

Emek Ve Özgürlük İttifakı Seçim Startını Kartal’da Verdi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Toplumsal Özgürlük Partisi’nin (TÖP) oluşturduğu Emek ve Özgürlük İttifakı “Birlikte Değiştirelim” şiarıyla ilk mitingini İstanbul Kartal Meydanı’nda gerçekleştirdi. 

Miting öncesi Emek ve Özgürlük İttifakı içerisinde yer alan siyasi partilerin eş genel başkanları, eş sözcüleri ve başkanları, kortej halinde mitingin gerçekleştirileceği Kartal Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirdi.

Kortejde, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Hakan Öztürk, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Sözcüler Kurulu Perihan Koca, Pelin Kahiloğulları, Juliana Gözen, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) Dönem Sözcüleri Barış Kayaoğlu ve Dilşad Canbaz ile partililer yer aldı. Kortejde, “Savaşa, yoksulluğa, baskılara dur diyelim. Birlikte değiştirelim” pankartı açıldı. Kurulan kortejde HDP bileşenleri Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Devrimci Parti, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), SODAP, SYKP, Yeşil Sol Gelecek Partisi de yer aldı.

Mitinge ayrıca Karhan Gümrükleme işçileri, Halkevleri, Kaldıraç, Uluslararası İşçi Derneği, LİMTER-İŞ’te örgütlü direnişçi LCW işçileri, Kadın Meclisleri, Demokratik Emekliler Sendikası, Doğu-Güneydoğu Dernekleri Federasyonu, İstanbul Amed Federasyonu, Muş Dernekler Federasyonu, Silvanlılar Derneği, Batman Dernekleri Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri, Alevi Bektaşi Federasyonu, Amed Dernekleri Federasyonu, Birleşik Emekliler Sendikası, KESK Başkanı Mehmet Bozgeyik, Patnos Federasyonu, Demokratik Alevi Dernekleri İstanbul ve Gebze şubeleri ve eş başkanı, Hubyar Sultan Derneği, Devrimci Sosyalist İşçi Partisi’nden Şenol Karakaş, Adalet Nöbeti tutan anneler ve DDKD Temsilcisi Mehmet Eminen, Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan, Ali İsmail Korkmaz’ın annesi Emel Korkmaz ve Abisi Gürkan Korkmaz, Karakoçan Dernekler Federasyonu, Iğdır Dernekler Federasyonu, Dersim Dernekler Federasyonu, Van Dernekler Federasyonu, Silvan Siirt Dernekler Federasyonu, KAYDER, Bitlis Dernekler Federasyonu, Diyarbakır Bismil Derneği, Diyarbakır Silvan Tokluca Köy Derneği, İkitelli Muş Derneği ile diğer pek çok kurumun yönetici ve üyeleri, yazarlar, sanatçılar da katılarak destek verdi.

Ayrıca tüm engellere rağmen mücadelelerinden vazgeçmeyen kadınlar ve LGBTİQ+’lar, hakları için yıllarca mücadele eden Emekliler ve EYT’liler; parasız, özgür ve anadilinde eğitim mücadelesi veren gençler, dünyayı emekleriyle var eden ve işyerlerinde direnişe devam eden işçiler ve emekçiler, ülkenin dört bir yanında devam eden ekoloji mücadelesini yürütenler miting kürsüsünden selamlandı.

Barış Anneleri Meclisi üyeleri, beyaz tülbentleriyle Kartal Meydanı’na zılgıtlarla giriş yaptı. Meydandaki kitle, Barış Annelerini alkışlarla karşıladı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü “Savaşa, yoksulluğa, baskılara dur diyelim. Birlikte değiştirelim” sloganıyla gerçekleşen miting öncesinde bazı yolların trafiğe kapatıldığını duyurdu. Miting alanına gökkuşağı bayraklarıyla girmek isteyenlerin bayrakları polisler tarafından içeri alınmadı. Mitingde Gezi direnişinde hayatını kaybedenlerin isimleri ve hiçbir hukuki gerekçe gösterilmeden tutuklanan Gezi tutsaklarının isimleri okundu. Mitinge katılan yurttaşlar, alkışları ve sloganlarıyla Gezi tutsaklarına desteğini ifade etti.

Demirtaş, Demirtaş’ın Sürprizi ile Başladı

Edirne Cezaevi’nde 2016 yılından bu yana  tutuklu bulunan HDP eski  Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, mitinge sosyal medyadan mesaj gönderdi. Demirtaş, paylaşımında “Ben yola çıktım, geliyorum, halayda buluşalım #EmekveÖzgürlükİçin” ifadelerine yer verdi. Ayrıca mitingin startı, sözlerini ve müziğini Selahattin Demirtaş’ın yazdığı “Emekçiyiz” şarkısıyla verildi.

Sefalet düzeni değil, demokratik cumhuriyet”

TÖP Sözcüsü Juilana Gözen: 15 Ocak 2023. Bu tarihi kimse unutmayacak. Bu tarih Türk halkıyla Kürt halkının kendi seçeneğini yarattığı tarih olarak kayıtlara düşecek. İşçilerin insanca çalışabildiği, onurlu bir yaşam sürebildiği günlere bir adım daha atıyoruz. Söz veriyoruz kardeşler; ülkeyi bataklığa sürükleyenleri göndermeye söz veriyoruz. Hoş geldiniz dostlar; emeği ve özgürlüğü için savaşanlar hoş geldiniz. Şimdi emin olun ki birilerinin ödü kopuyor. Yargılanacağı günler yakın diye korkuyorlar, korksunlar, korkmakta haklılar. Çünkü her birinden tek tek hesap soracağız. Bizden çaldıkları ne varsa geri alacağız. Bizden çaldıkları hayatları, hakları geri alacağız. Söz bitti artık kardeşler saflar netleşti. Dibine kadar suça batmış bu faşist iktidar kendi koltuğunu korumak pahasına halka savaş açmış.

Ülkeyi çetelerle, mafyalara tarikatlarla cehenneme çevirdiler, işçileri açlığa sürükleyip neymiş hukuk onun iki dudağının arasındaymış. Neymiş seçim tarihini de kendisi belirleyecekmiş. Seçimlere kimlerin gireceğini belirleyecekmiş. Seçimlerde hangi partilerin yer alacağını belirleyecekmiş. Neymiş milyonlarca insanın iradesi olan HDP’yi kapatacakmış. Ne yaptıysan ne ettiysen bu 20 yıllık iktidarında bu halk sana boyun eğmedi şimdi mi eğecek, hadi oradan hadi oradan.

Diğer taraftan kardeşler, sanki iktidarın ekmeğine yağ sürmek için kurulmuş, ‘İktidar bir hamle yapsın bir Kürtlere, Alevilere, gençlere, kadınlara saldırısın da arkasında dizilelim’ diyen 6’lı Masa. Aman ha işçiler bir adım önce çıkmasın, aman ha gençler ayaklanmasın, kadınlar sokakları doldurmasın. Doldurmasın ki onların iktidarında onların başına bela olmasın. Ama öyle yağma yok. Zamanında işçilerin onlarca grevini yasaklayanlar şimdi bize ekonomik kalkınmadan bahsediyor. Türkiye’yi Orta Doğu’da savaş bataklığına sürükleyenler şimdi bize barıştan bahsediyor. 17 bin faili meçhul ile anılanlar şimdi gelmiş bize iç huzuru anlatıyor. Şimdi onlar bu sicile bu geçmişle burada toplananların, işçilerin Kürtlerin, Alevilerin, gençlerin, kadınların, LGBTİ+ iradesini yok sayacak öyle mi? Nasıl olsa bizim adayımıza mahkumlar diyecekler öyle mi?

Kardeşler bilsinler ki işçiler, Kürtler, Aleviler, gençler, kadınlar seçeneksiz değil. Biz varız biz. Emek ve Özgürlük İttifakı var. İşte buradayız. İttifakımız patronlarla sendikal ağalarının değil işçilerin ittifakıdır, ittifakımız Türklerle Kürtlerin, Alevilerle Sünnilerin, Çerkezlerin, Ermenilerin, Arap Alevilerinin ittifakıdır. Bu topraklarda görülecek bir hesabımız var. Hiçbir yere gitmiyoruz, üniversitelerimizi de memleketimizi de biz özgürleştireceğiz diyen gençlerin ittifakıdır ittifakımız. Ve kadınlar, erkek egemenliğinin ‘camını çerçevesini indireceğiz’ diyen kadınların ittifakıdır ittifakımız.

Karadeniz’de gürül gürül akan derelerin Şırnak’ta kesilen ağaçlarla Ege’deki zeytinliklerin ittifakıdır bizim ittifakımız. Bu topraklara onurlu bir barış ve özgürlük getirecek yegane güç işte buradadır sevgili kardeşler. İşte buradayız. Kimsenin şüphesi olmasın devrimciler, sosyalistler, yurtseverler bu toprakların yüz akıdır. Sorumluluğunu bilir ama bizi çantada keklik sananlar bilsinler bu halk kendi seçeneğini yaratmasını da bilir. Kardeşler burada hep birlikte bir söz veriyoruz söz veriyoruz 7 gün boyunca cenazesi yerde yatan Taybet Ana için.

10 Ekim’de Suruç’ta kaybettiğimiz arkadaşlarımız yoldaşlarımız için söz veriyoruz. Veysel için, Polen için, Cebrail için, Ezgi için söz veriyoruz. Soma’da tekmelenen maden işçileri için söz veriyoruz. İzmir’de HDP il binasında katledilen Deniz için, Deniz Poyraz için söz veriyoruz. Söz veriyoruz kardeşler, bu iktidarı göndereceğiz, bu iktidarı göndereceğiz, onurlu bir barışı ve demokratik bir cumhuriyeti hep birlikte emek ve özgürlük ittifakı ile inşa edeceğiz. Yolumuz açık olsun.

“Göndereceğiz: Kamulaştıracağız, demokratikleştireceğiz”

EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk: Hoş gelmişsiniz, kardeşler, arkadaşlar, hevaller, ne kadar güzelsiniz, ne kadar çoksunuz, yıldızlar kadar çok gelmişsiniz. Hoş gelmişsiniz, sefalar getirmişsiniz. Bugün şansımıza hava güneşli, siz de çok güzelsiniz. Bakıyorum, görüyorum ki işçiler, emekçiler gelmiş buraya, Kürt halkı gelmiş, Aleviler gelmiş, kadın kurtuluş mücadelesi veren kadın kardeşlerimiz gelmiş. Gökkuşağı bayrağını taşıyan, eşitlik isteyen kardeşlerimiz gelmiş. Doğayı savunanlar gelmiş, gençler gelmiş. Ne kadar iyi etmişsiniz.

Buradan sesleniyoruz, defalarca da seslendik. Dedik ki: ‘Bu ülkede bir Kürt meselesi var. “Gelin bunu çözün” dedik. Onlar ne yaptılar? Diyarbakır’da, Mardin’de, Van’da, Şırnak’ta ne yaptılar? Kayyım atadılar kayyım. Var mı böyle eşitlik, var mı böyle aynı gemide olmak, var mı böyle özgürlük, olur mu böyle? Ne yaptılar? Gittiler, Selahattin Demirtaş’ı dört duvarın arasına koydular. Bunu kabul eder miyiz biz? Kabul etmeyiz tabii ki sevgili kardeşler, sevgili yoldaşlar. Dediler ki “Suriye sınırını geçeceğiz, Irak sınırını geçeceğiz”. Dediler ki, “Bir gece ansızın hep bu sınırları geçeceğiz.” Biz onlara buradan diyoruz ki: Devletin kendisinin açıkladığı rakamlara göre bu ülkede halkın yaşadığı bir açlık sınır var. Emekçilerin aldığı ücretler açlık sınırında. Ey AKP, ey Erdoğan, gücün yetiyorsa gel de bu açlık sınırını geç! Bırak Suriye sınırını, Irak sınırını; barıştan yana ol. Operasyonu ve savaşları bırak. Kürt halkıyla barış.

Halklarımız o dağılmış pazar yerlerinde ezik, çürük sebzeleri toplamaya çalışıyor. Halkımız ucuza bayat ekmek alabilmek için fırınlarda sıra bekliyor. Halkımızın durumu bu. Bu mitingin başlığı var ya “yoksulluğa karşı” diye, yoksulluk bu düzeyde. Halkımız başvurduğu hastanelerde randevu alamıyor, inim inim inliyor. Halkımız doktor bulsa ilaç bulamıyor. Bir de bakıyoruz ki öbür tarafta yandaşların koca koca binalarda büyük, mermer hastaneleri duruyor. Böyle sağlık sistemi olmaz. Biz halkın sağlık sorunlarını çözebilmek için çok büyük kamu yatırımları yapacağız ve o yandaşların büyük hastaneleri eğer halka randevu vermiyorsa onları da kamulaştıracağız. Halkımıza o randevuları verecekler!

Bu arada işçi ücretleri açıklandı. Erdoğan işçi ücretlerini açıklarken dedi ki “Bizim sırtımızda yumurta küfesi var.” Sonra da kameralara bakarak gülümsedi. Soruyorum buradan Erdoğan, o esnada kimin için gülümsedin? O esnada patronlar için mi, 5’li çete için mi gülümsedin? Yoksa o vicdansız hükümetin için mi gülümsedin? Buradan sesleniyorum, sakın unutma Erdoğan: Orada güldün ama son gülen iyi güler. Ve halk bu işin sonunda çok iyi gülecek.

Birleşiyoruz, kuvvetleniyoruz. Birleşmiş ve örgütlenmiş bir halkı asla hiçbir kuvvet yenemez. Yenilmedik. Gördüğünüz gibi halkımız burada toplanmış, geri çekilmemiş, korkmamış, yenilmemiş, yenilmedi. Seni yeneceğiz AKP. Seni göndereceğiz AKP, seni GÖN-DE-RE-CEĞİZ! Birleştik, bütün gücümüzle göndereceğiz. “Kim gönderecek beni?” mi diyorsun? Türkiye halkları gönderecek seni. İşçiler ve emekçiler gönderecek. Emek ve Özgürlük ittifakı: Biz göndereceğiz seni!

Göndereceğiz onları! O nedenle diyorum ki, burada sorunları dile getirdiğimiz gibi büyük umutlarımızı da dile getirdik. Büyük gücümüzü de ortaya koyduk. Sevgili hevaller, kardeşler, yoldaşlar: Üreten biziz ve üreten bizsek yöneten de biz olacağız! Yaşasın Emek ve Özgürlük İttifakı! Yolumuz açık olsun.

Bağımsız, demokratik Türkiye ve insanca yaşamı birlikte kazanacağız

EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz: Arkadaşlar dediler ki ‘yahu bu miting nasıl olacak, toplayabilecek miyiz?’ Kartal Meydanı almadı, almadı. Helal olsun size. Özgürlük çığlığı geliyor, Türkiye’yi böyle özgürleştireceğiz. Faşizmi sıradanlaştırmaya çalışıyorlar. Hatırlayın Almanya faşizme teslim olduğunda, İtalya faşizme teslim olduğunda ne demişti o Alman papaz: ‘Önce Yahudileri götürdüler sesim çıkmadı, sonra sosyalistleri götürdüler sesim çıkmadı, sonra komünistleri götürdüler sesim çıkmadı, Çingeneleri götürdüler sesim çıkmadı sıra bana geldiğinde baktım ses çıkaracak kimse kalmamıştı.’ Şimdi bugün sana söylüyorum kardeşim bak iyi dinle; Kürtleri götürdüler sesin çıkmadı, belediyelere, kayyım atadılar sesin çıkmadı, HDP’yi kapatmaya çalıştılar sesin çıkmadı, grevleri yasakladılar sesin çıkmadı. Bak sıra sana geldiğinde ses çıkaracak kimse kalmaz, bunu bil. İşte burası ses çıkaranların meydanı buraya gel buraya.

Biz İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne, Türkiye’nin en büyük şehrinin seçme ve seçilme iradesine darbe vurdukları zaman tereddütsüz oraya gittik. Dedik ki: ‘HDP’li belediyelere uygulanan kayyım ne ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne uygulanan operasyon da aynı şeydir.’ Ama sizler de Saraçhane’den buraya geleceksiniz buraya. Emek ve Özgürlük İttifakı olmadan İstanbul bu kuşatmayı kıramaz. Diyarbakır’ı yanına almadan İstanbul bu ablukayı dağıtamaz. Gelin birleşelim, bu ülkeyi birlikte özgürleştirelim. Bu mitingde emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Seçim ekonomisi ile giriyor Erdoğan ve yönetimi. Açıkça buradan söylüyoruz, kaşıkla verecekler kepçe ile değil kazanla seçimden sonra geri alacaklar. Halkın tepesine vergiyi, borcu yıkacaklar. Buna izin vermeyeceğiz. Tek adam yönetimini, arkasındaki sermaye düzenini, çete mafya düzeni, bu çürümüş düzeni bizler, halk gönderecek. Çünkü halk birden büyüktür.

Bakın burada dipten gelen bir dalga var bu dalgaya kulak varan. Bekaert’te grev yasağını dinlemediler işçiler, Erdoğan kararnamelerini dinlemediler, fiili grev yaptılar ve kazandılar. EYT’liler uzun süre mücadele ettiler ve emeklilik hakkını kazandılar. Kadınlar bir öğün yemek hakkı için mücadele ettiler, anasınıfında, yurtlarda bir öğün yemek hakkını çocuklar için kazandılar. Liman işçileri, tersane işçileri aramızda dalga dalga geliyor işçiler. Antep’te döküm işçileri ayaktalar. Saya işçileri ayaktalar. Diyarbakır’da, Amed’de bugün fırın işçileri ayaktalar. Metal sektöründe 2 bin işçi grev kararı alıyor. İşte kazana kazana birleşe birleşe geliyoruz. Neşeyle, umutla coşkuyla geliyoruz. Bütün engelleri bütün bariyerleri aşacağız çocuklarımız özgür karınlarının tok olduğu mutlu bir memlekette yaşayacak.

Bitirirken şunu söylemek istiyorum: Burada sadece İstanbul’dan, Türkiye’den yurttaşlarımız yok. Burada Gezi’den Kobanî Davasına kadar tutuklu eş başkanlardan milletvekillerine ve belediye başkanlarımıza kadar tutsak arkadaşlarımız da var, bu mitingde el ele kol kolayız. Bu da böyle bilinsin. Şimdi bize soruyorlar diyorlar ki ‘seçimlerde ne yapacaksınız.’ Biz 5 Ocak’ta Emek ve Özgürlük İttifakı partileri olarak bir bildiri yayınladık. Birinci olarak en geniş toplumsal mutabakatla ortak bir adayın ortaya çıkması için işe başlıyoruz, kolları sıvıyoruz buna var mısınız dedik.

İkinci olarak bak kardeşim bu sese kulak vermiyorsan ısrarla bu sese kulak kapatıyorsan bak sana söylüyorum bu ülkede işçilerin oyları, yoksul emekçilerinin oyları, kamu emekçilerinin oyları, kadınların gençlerin oyları, Kürt halkının oyları, eşit yurttaşlık isteyen Alevilerin oyları çantada keklik değil kardeşim, bunu da bileceksin. Eğer inkarcı tutumunu sürdürürsen Emek ve Özgürlük İttifakı kendi adayını çıkaracak kardeşim. Halkla birlikte bu meydanlardan çıkaracak. Tekrar soruyorum kardeşlerim bu yetkiyi Emek ve Özgürlük İttifakı partilerine veriyor musunuz? Veriyor musunuz? (Evet sesleri) O zaman göreceksiniz el mi yaman bey mi yaman.

Sözlerimi Nâzım Hikmet’in dizeleriyle bitiriyorum. Nâzım Hikmet’in doğum günü bugün. Şan olsun. Ne diyor Nâzım:

Onlar umudun düşmanıdır sevgilim. Akar suyun meyve çağında ağacın düşmanı sana düşman bana düşman düşünen insana düşman. Vatan ki bu insanların evidir onlar vatana düşman. Ve elbette bir daha geri dönmemecesine yıkılıp gidecekler, ve elbette dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle, dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya, işçi tulumuyla bu güzel memlekette hürriyet, selam olsun.

Bu meydandan iktidara kaybettireceğimiz seçimin startını veriyoruz”

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan: Merheba hevalino, merheba gelê me yê hêja. Merheba dayikên hêja, ciwanên delal. Hûn bi xêr hatine, ser serê min, ser çavên min re hatine.

Emek burada, özgürlük burada, cesaret burada, kararlılık burada. Sevgili halkımız, hepinizi en içten duygularımla selamlıyorum. Hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz, baş göz üzerine geldiniz. Bugün bu mitingi düzenleyen, bizleri sizlerle buluşturan, bu organizasyonda emeği geçen bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Sağ olsunlar var olsunlar. Bir kez daha görüyoruz ki emek burada, özgürlük burada, cesaret burada kararlılık burada. İyi ki buradasınız, iyi ki varsınız.

Bugün savaşa karşı yoksulluğa karşı baskılara dur demek için buradayız. Tecrit politikalarına, savaş politikalarına, siyasi irade gaspına, kayyım rejimine dur demek için buradayız. Evet bugün kadınların ve gençlerin özgürlüğü için buradayız ama aynı zamanda jin jiyan azadî demek için buradayız. Doğa talanına, yaşam talanına, hukuk talanına dur demek için buradayız sevgili arkadaşlarım. Demokrasinin şehri güzel İstanbul’u karanlığın merkezi yapmaya çalışan AKP-MHP rejimine karşı, dur demek için buradayız.

Bugün Emek ve Özgürlük İttafakı’nın ilk mitingini İstanbul’da gerçekleştiriyoruz. Bu daha başlangıç sevgili arkadaşlarımız. Herkes, 82 milyon bu havayı hissedecek, bu rüzgarı hissedecek, bu havayı soluyacak ve seçimlerde İstanbul bir kez daha kendisini ispat edecek. Bundan hiç kimsenin kaygısı ve kuşkusu olmasın. Çünkü asıl hikaye bizim hikayemizdir. 7 Haziran’da başlayan bir başarı hikayemiz var. bu başarı hikayesini şimdi ülkeyi yönetme hikayesine çevireceğiz. Halklarımızla birlikte, dostlarımızla, bileşenlerimizle, ittifaklarımızla birlikte seçimlere damgamızı vuracağız sevgili arkadaşlarım.

Bizim mücadelemiz İstanbul kadar büyüktür, İstanbul kadar kararlıdır. Bunun için diyoruz ki bizim ittifakımız İstanbul kadar güzeldir, İstanbul’un bahçesidir. Hepimiz için bu ittifak hayırlı uğurlu olsun. Sevgili arkadaşlarım, İstanbul demek elbette ki Türkiye demek. Seçimlerde İstanbul’da kazandık mı Türkiye’de de kazandık demektir. Çünkü şunu biliyoruz İstanbul Amed’dir, Cizîra Botan’dır, Serhat’tır, Akdeniz’dir, Karadeniz’dir, Ege’dir, Çukurova’dır. Yani kısacası İstanbul HDP’dir. Ama şunu da ifade etmek isterim ki bu meydan Mahirlerin, Kemallerin, İboların, Mazlumların, Orhan Doğanların, Berkin Elvanların, Mehmet Sincarların, Musa Anterlerin meydanıdır. İşte bu meydandan yapılacak olan seçimlerin startını verdiğimizi ilan ediyoruz.

Elbette ki hedefimiz daha da büyümektir, bu ittifak daha da büyüyecek, daha da genişleyecek ve bu düzeni mutlaka değiştirecek bu ittifak. Bunun için bu seçimler tarihi öneme sahiptir. Yapılacak olan seçimler aydınlık ile karanlık arasında yapılacak olan bir tercih olacaktır. Demokrasi ile faşizm arasında yapılacak olan bir tercih seçimi olacaktır. Aynı zamanda bu seçimler AKP ve MHP ittifakının fişini çekeceğimiz bir seçim olacaktır.

Onurlu bir barışın yolunu açacaktır, bu seçimler tecride son verileceğinin, bu seçimler aynı zamanda İstanbul Sözleşmesi’ni geri getireceğimiz bir seçim olacaktır. Buradan kadınlara bunun sözünü veriyorum. Ama bir şey daha daha ifade etmek isterim. İşte şimdiden seçimlere gece demeden, gündüz demeden, 7’den 70’e, Kürd’üyle, Türk’üyle, Alevi’siyle Sünni’siyle Ermeni’siyle, Süryani’siyle her birimiz çalışacağız, kazanacağız ve başaracağız. Kazanacağız arkadaşlar, başarı bizimdir. Serkeftin hevalino. An azadî, an azadî, an serkeftin an serkeftin. Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

İstanbul’u emeğin ve özgürlüğün, demokrasinin üssü yapacağız”

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar: Gelên Stenbolê yên hêja, gelên Tirkiyeyê yên bi rûmet ez we hemûyan bi dilgermi silav dikim.

Sevgili İstanbul halkları, hepinizi yürekten selamlıyorum. Bu coşkulu buluşmayı gerçekleştiren bütün emekçi arkadaşlarımıza huzurlarınızda teşekkürlerimizi sunuyoruz. Hepsi sağ olsunlar, var olsunlar. Sizler sağ olun var olun. Günlerdir söylüyoruz; bekle bizi İstanbul diye. İşte buluşmaya, kucaklaşmaya geliyoruz. Emek ve Özgürlük İttifakı Türkiye halklarının bütün renklerinin bulunduğu bu şehirde kucaklaşmaya geliyor dedik. Ve bizleri kucakladınız. Coşkunuzla, heyecanınızla, sevginizle bu sesi bütün ülkeye en gür şekilde yansıttınız. Hepinize teşekkür ediyorum. Sağ olun dostlar.

Neden İstanbul’dan başladık çünkü bu zulüm ve yıkım iktidarı İstanbul’u faşizmin üssü yapmak istiyor. Türkiye’ye giydirmek istedikleri rejimi burada pişirmek istiyorlar ama biz dedik ki: ‘Hayır, İstanbul faşizme karşı dimdik duracak ve bunu bu meydanda gösterecek’ dedik, İşte gösteriyoruz hep birlikte. ‘İstanbul’u emeğin ve özgürlüğün, demokrasinin üssü yapacağız’ dedik. İşte sözümüzün karşılığı sizin yüreklerinizin gümbür gümbür sesidir.

Geliyor Emek ve Özgürlük İttifakı. Bütün baskılara, sömürüye, savaş politikalarına, polis baskınlarına, kumpas davalarına rağmen HDP ile birlikte yürüyor Emek ve Özgürlük İttifakı. Büyüyerek geliyor. Bu ülkeyi güzelleştirmeye geliyor, bu iktidarı göndermeye geliyor, bu düzeni değiştirmeye geliyor Emek ve Özgürlük İttifakı.

Değiştireceğiz bu düzeni ve göndereceğiz bu iktidarı. Bu iktidar ve düzen savaştan ve sömürüden besleniyor, talandan ve yalandan besleniyor. Biz de diyoruz ki, hep birlikte savaş oyunlarını bozacağız. Savaşa karşı barışın en güçlü ittifakını kuracağız. Her savaş ve operasyon aşımızdan, ekmeğimizden çalınması demektir. Savaş politikalarıyla yoksul halkı daha da yoksullaştırıyorlar. Ekmeği, aşı çalıyorlar. Bu ülkenin geleceğini gasp etmek istiyorlar. Bu ülke halkını daha da yoksullaştırıyorlar. İşte biz buna dur diyoruz, savaşa hayır diyoruz. Yaşasın barış ittifakı.

‘Değiştirmeye geliyoruz’ dedik. Burada başlıyoruz. Seçimler var önümüzde, seçimlerle birlikte hayatın her alanında mücadeleyi büyüteceğiz. Bu ittifakı genişleterek geleceğin inşasının merkezi gücü haline getireceğiz. Yeni bir başlangıç, demokrasi ve barış, emek ve özgürlük üzerine kurulacak yeni bir cumhuriyet, demokratik cumhuriyet için geliyoruz, eşit yurttaşlık için, doğanın hakları için, kadın hakları için, gençlerin hakları için geliyoruz. Halklar birleşiyor, inançlar, gençler, kadınlar, birleşiyor.

Halkların görkemli mücadelesi bu denizi büyütüyor, gençler önümüzü açıyor. Geliyoruz, değiştirmeye geliyoruz. Savaşa karşı barışı, sömürüye karşı onurlu barışı kurmak için geliyoruz. Yalana karşı hakikati kurmak için geliyoruz. Bu iktidarı göndereceğiz, bu düzeni değiştireceğiz, burada olan olmayan bütün yoldaşlarımızla birlikte bu inançla yürüyeceğiz. Kazanacağız, mutlaka kazanacağız kimsenin şüphesi olmasın. Bu güç bu ülkeyi demokrasiye barışa emek ve özgürlüğün olduğu bir geleceğe taşıyacak. Em ê bi ser bikevin, bawer bikin, serkeftin ji bo me. Mutlaka kazanacağız. Hepinizi bu inançla bu kararlılıkla yürekten selamlıyorum.

Dertleri halkın değil kendilerinin çıkarını ve iktidarını korumak”

SMF Sözcüsü Barış Kayaoğlu: Hür yaşama özlemini haykırırken, kavgayı sevinçle kuşanan kadınlar merhaba. Üniversitelerde, barikatlarda geleceği bilimle harmanlayan gençler merhaba. Fabrikada, tarlada, sokakta yok sayılan emeklerine bükülmez kılıç olup ısrarla sahip çıkan işçi ve emekçiler merhaba. Tarihin zifiri karanlığını, devrimci kararlılıkla aydınlatanlar, zalimin karşısında kızıl nehir olup akanlar, engin denizlere akanlar, tüm dillerin kültürlerin bir arada yaşamasını savunanlar, dünyayı yeniden kurma cüretini gösteren siper yoldaşlarımız, dostlarımız merhaba.

Hepinizi Sosyalist Meclisler Federasyonu adına selamlıyorum hoş geldiniz yoldaşlar dostlar. Hepinizin bildiği gibi hegemonyasını eşitsizlik, sömürü gasp ve korku üzerinden sürdüren yasakçı iktidarın derdi sermayeye uşaklık etmektir. Yüzde 10 zengin zümrenin hissesini artırmaktır. Bu iktidarın derdi kendinden olmayan kim varsa, kendinden korkmayan kim varsa damgalayıp yasaklamak ve ötekileştirmektir. Dertleri halkın değil kendilerinin ve yüzde 10’luk zengin zümrenin çıkarını ve iktidarını korumak. Irkçılığı, tekçiliği, cinsiyetçiliği yaymak ve sömürüyü aklamaktır. Onların derdi esasta gündem yaratıp yolsuzluklarını, hukuksuzlukların, rant ve talan için yaptıkları soygunun üstünü örtmektir.

Hepinizin bildiği gibi geçen gün iktidarın faşist politikalarının bir yansıması olarak HDP’nin hazine yardımına bloke konuldu. Hep birlikte bu gidişata dur demezsek, birlikte değiştirmek için ısrar etmezsek bu faşist abluka her geçen gün daha da büyüyecek.

Hepinizin bildiği gibi parlamentoda 2023 bütçe görüşmelerinde işçiden, emekçiden, yoksuldan alıp zengine verdiler, eğitime, bilime, istihdama değil savaşa yatırım yaptılar. Bıçağın keskin ucunu emekçiye doğrultup krizin faturasını dar gelirliye, emekçiye ödetmeye çalışıyorlar. İşçiden, emekçiden alıp zenginlere veriyorlar. Biz biliyoruz sahip oldukları servet bizden çaldıklarıdır. Onların sahip olduğu servet işçiden emekçiden çalıntıdır. Bu soygun düzenine, bu bezirgan saltanatına, bu zulüm çarkına dur diyeceğiz. Birlikte değiştireceğiz. Hakları gasp edilen işçi ve emekçiler olarak hiçbirimiz bu soygun düzenine mecbur değiliz. Şiddete, istismara maruz bırakılan kadınlar, LGBTİ+, çocuklar bunlara mecbur değil.

Daha adil, eşit, özgür bir dünyada yaşayabiliriz, bunu hep birlikte kurabiliriz. İşte Emek ve Özgürlük İttifakı bunun en güzel örneğidir. Daha da önemlisi artık sermaye partileri arasında tercih yapmaya mecbur değiliz. Kendimizi, kentimizi ülkemizi, ekonomimizi yönettiğimiz, söz, yetki ve kararın işçi ve emekçilerde olduğu bir yaşamı inşa edebiliriz. Biz buna inanıyoruz ve bu uğurda mücadele ediyoruz. Bir arada durmakta ısrar ederek tüm sorunlarımızı aşabileceğimize inanıyoruz. Irkçılığın, ötekileştirmenin olmadığı eşit, adil ve özgür bir dünyada farklılıklarımızla bir arada yaşayabiliriz. Emek ve Özgürlük İttifakı ile birlikte bu yolda birlikte yürüyecek ve birlikte yol alacağız.

Son olarak düşüncelerinden vazgeçirmek için çıplak arama, işkence, tecrit gibi uygulamalara maruz bırakılan binlerce ama binlerce tutsak yoldaşımız var. Ezilen halkların hak mücadelesi için tecrit altında, bilinçlerine tutularak özlemlerini haykıran devrimci tutsaklara buradan selam olsun. Yine insanca onurlu bir yaşam mücadelesi hepinizin bildiği gibi dünyanın her bir köşesinde sürüyor. Latin Amerika’dan Uzak Doğu’ya, Avrupa’dan Afrika’ya özgürleşme mücadelesinde omuzlayan ve dövüşenler var. Selam olsun meydanlarda emekçilerin barış sloganlarını haykıranlara. Özgürlük ve barış sloganları haykıranlara selam olsun, işçilere, emekçilere kadınlara gençlere selam olsun. Bu bezirgan saltanatı, bu zulüm sürmesin diye verdiğiniz mücadeleyi ve sizleri bir kez daha saygıyla selamlıyorum.

Paylaşın

Türkiye – Suriye Yakınlaşması: İşgal Bitmeden Olmaz

Türkiye ile normalleşme adımlarına Suriye Dışişleri Bakanı Mikdad, “Türk tarafıyla yapılacak herhangi bir görüşme, Suriye’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi, işgalin sona erdirilmesi ve teröre desteğin durdurulması temelinde inşa edilmelidir” dedi.

Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad, İranlı mevkidaşı Hüseyin Amir Abdullahiyan ile dün (14 Ocak) Şam’da düzenlediği basın toplantısında, Türkiye ile normalleşme adımlarına da değindi.

Suriye devlet haber ajansı SANA’nın aktardığına göre, Mikdad, “Türk tarafıyla yapılacak herhangi bir görüşme, Suriye’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi, işgalin sona erdirilmesi ve teröre desteğin durdurulması temelinde inşa edilmelidir” dedi.

Abdullahiyan ile İran-Suriye ilişkilerinde “yeni bir yol haritası belirlemek için” bir araya geldiklerini aktaran Mikdad, “Tahran yönetiminin Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğine olan bağlılığını teyit ettiğini” söyledi.

“Anlaşmazlıkların nedenlerini ortadan kaldırmak şart”

Ankara ile ilişkilerin normalleştirilmesi konusunda değinen Suriye Dışişleri Bakanı Mikdad, Rûdaw’ın aktardığına göre, özetle şöyle konuştu:

“Türk tarafıyla yapılacak herhangi bir görüşme, Suriye’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi, işgalin sona erdirilmesi ve teröre desteğin durdurulmasına bağlı.

Cumhurbaşkanı Esad ile Türk liderliği arasındaki görüşmeden önce anlaşmazlıkların nedenlerinin ortadan kaldırılması şart.

Daha üst düzey toplantılar yapmak için uygun ortamın yaratılması gerekiyor. İşgal kaldırılmadan Türkiye ile ilişkilerin yeniden normalleştirilmesinden söz etmek mümkün değil. 2011’den bu yana tüm hamlelerimizde Türkiye ile ilişkilerimizi bozan terörü bitirmenin peşindeyiz.”

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in arabuluculuğunda Şam yönetimi ve Türkiye arasındaki yakınlaşma, savunma bakanlarının 28 Aralık 2022’de Moskova’da bir araya gelmesiyle sonuçlanmıştı.

12 Ocak’ta ise Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Şubat ayında Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad ile bir araya gelebileceğini açıklamıştı.

Paylaşın

“DEVA Partisi, HDP Listelerinden Meclis’e Girecek” İddiası

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi’nin Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile ikinci bir ittifak yaparak HDP listelerinden TBMM’ye girebileceği iddiasında bulundu. HDP Milletvekili Erol Katırcıoğlu da görüşmeleri doğruladı.

Tele1 ekranlarında “Fikir Kulübü” adlı tartışma programının konukları olan MAK Araştırma Grubu Başkanı Mehmet Ali Kulat, Ankara kulislerinde HDP’nin kapatılmasının ciddi şekilde tartışıldığını söyledi.

”DEVA Partisi bir ittifak yapabilir”

HDP’nin farklı partilerle seçime girmek için hazırlıkları olduğunu belirten Kulat, “Ancak HDP’nin farklı bir hamle yapma ihtimalini de söyleyebilirim. HDP kapatma ihtimali karşısında DEVA Partisi çatısı altında seçime girebilir” dedi.

Kulat, yeni seçim yasasının partileri ittifakla seçime girmeye yönlendirdiğini ifade ederek, “DEVA Partisi de yüzde yedi meselesini çok rahat bir şekilde HDP ile birlikte aşma gibi bir zorunluluğun getirdiği bir beraberlik de gündeme gelebilir” diye konuştu.

Görüşmeleri doğruladı

Programın bir diğer konuğu HDP Milletvekili Erol Katırcıoğlu’na da bu konu soruldu. Erol Katırcıoğlu da iki parti arasındaki görüşmeleri doğruladı.

Katırcıoğlu şunları söyledi:

“Son Ali Babacan’ın yaptığı açıklamalar tabii çok sempatiyle karşılandı. Zaten daha önceden beri de öyleydi. Yani özellikle Kürtlerin nezdinde. Ben de duyuyordum zaten temaslarımız oluyor. Yani kimsenin Kürt Meselesi’ni konuşmadığı bir zeminde Ali Babacan gibi bir insan çıkıp konuşabiliyor. Bu çok değerli bir şey bence.”

Paylaşın

Erdoğan İle Kılıçdaroğlu Arasında “Alkışlaşma” Polemiği: Bırak Palavrayı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu arasındaki “alkışlama” polemiği, Kılıçdaroğlu’nun, Erdoğan’a verdiği cevapla bir adım daha ileri gitti.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Komutanlarımızla coşkumuza tahammül edemedi” sözüne karşı, “Bırak palavrayı, benimle ilgili iftiralarını askerlere alkışlattın” dedi.

Tank Palet Fabrikası’ndaki törende, Kuvvet Komutanlarının, Erdoğan’ın konuşmasındaki Kılıçdaroğlu ile ilgili sözlerini de alkışlamaları üzerine başlayan karşılıklı açıklamalar bugün ilk polemiğe dönüştü.

Önce Cumhurbaşkanı Erdoğan, Muğla’da katıldığı açılış töreninde, daha önce kuvvet komutanlarına “haddinizi bilin” açıklaması yapan Kılıçdaroğlu’na yönelik olarak, “Gerçi müstemleke zihniyetlilerin kepazelikleri bitip tükenmek bilmiyor. Geçtiğimiz günlerde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gücüne güç katacak bir savunma sanayi projemizin açılışında ordumuzun komutanlarıyla yaşadığımız sevince tahammül edemediklerini hep birlikte gördük” ifadelerini kullandı.

“Bırak palavrayı, iftiralarını alkışlattın, Kenan Evren kafasısın”

Cumhurbaşkanı Erdoğan bu sözleriyle, kuvvet komutanlarının Tank Palet Fabrikası’ndaki ‘alkışlama’larının, savunma sanayi projesine ilişkin sözlerine yönelik olduğunu iddia ederken CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu sosyal medyadan yaptığı paylaşımda, alkışlanan sözlerin Erdoğan’ın iddia ettiği gibi projeye yönelik olmadığını belirterek şunları kaydetti:

“Erdoğan bırak palavrayı. Benimle ilgili iftiralarını askerlere alkışlattın. Sen artık Kenan Evren kafasısın, biz özgürlükçüyüz, reformcuyuz. Komuta kademesine tekrar sesleniyorum; siyaset istiyorsanız, o kutsal üniforma ile yapamazsınız. İzin vermem. Türkiye’nin askerisiniz siz!”

Ne alkışlanmıştı?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sakarya’daki Tank Palet Fabrikası’nda yapılan ‘Yeni Nesil Fırtına Obüsleri Teslimat Töreni’ndeki konuşmasında “Amerika’dan İngiltere’ye, oradan Almanya’ya kapı kapı dolaşarak benzin istasyonlarındaki afedersiniz restoranlarda bir şeyler yemeye gayret edenler, yabancı yabancı ekonomi komiserlerinden yardım dileniyor” demişti.

Paylaşın

Demirtaş’tan Dikkat Çeken Yazı: Hesap Sorma Günü Geliyor

Yaklaşan seçimlerle ilgili dikkat çeken bir yazı yazan Demirtaş, “Unutmadığımız daha çoook şey var. Ve şimdi sandıkta hesap sorma günü geliyor. Sandığa gidip bunların ve daha fazlasının hesabını sormayı, daha aydınlık bir geleceği yaratmayı neden unutalım ki?” dedi ve ekledi:

“Sen bu halkı balık hafızalı mı yoksa onursuz mu sanıyorsun? Ha, unutmadığımız bir şey daha var, onu da seçim akşamı söyleyeceğim. Bekle.”

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, yaklaşan seçimlerle ilgili bir yazı yazı. Demirtaş’ın Yeni Yaşam’da “Merak etme, unutmadık” başlığıyla yayımlanan yazısı şöyle:

“Etrafındaki bir avuç müteahhit, medya tetikçisi, bürokratın çuvalla para götürürken açlıktan, yoksulluktan intihar edenleri unutmadık! Sıfır yeterlilikteki kişileri profesör, hakim, savcı, bakan, bürokrat yapıp da üstümüze saldığın sefil tayfayı unutmadık!

Satın aldığın havuz medyasıyla gece gündüz bize hakaret etmeni unutmadık! Koltuk uğruna çözüm sürecini bitirip savaş kararı almanı, tecridi unutmadık. Toprağa emanet ettiğimiz binlerce insanımızı unutmadık.

Babasıyla katledildikten sonra cenazesinin başına silah bırakılan Uğur Kaymaz’ı, cenazesinin alınmasına günlerce izin verilmeyen Taybet Ana’yı, tekmelerle katledilen Ali İsmail Korkmaz’ı, cenazesi derin dondurucuda saklanan Cemile Cağırga’yı, polisin attığı gaz fişeğiyle katledilen Abdullah Cömert’i, cenazesi yerlerde sürüklenen Hacı Lokman Birlik’i, Ankara’nın orta yerinde vurularak katledilen Ethem Sarısülük’ü, bin parçaya ayrılan Ceylan Önkol’u, aylarca eriye eriye can veren Berkin Elvan’ı, bir Newroz günü sırtından vurularak katledilen Kemal Kurkut’u, İzmir il binamızda vahşice katledilen Deniz Poyraz’ı unutmadık!

Sokakta dövdürdüğün, yerlerde ve mahkemelerde süründürdüğün Cumartesi Annelerini unutmadık! Cezaevi önünde, içerideki evlatlarından bir haber almak isteyen Barış Annelerini tartaklayarak iteklemeni unutmadık! Şenyaşar ailesine yapılanları, adalet direnişçisi Emine Şenyaşar’ı unutmadık! Gasp ettiğin belediyelerimize atadığın talancı kayyımlarını da Boğaziçi’ne yaptıklarını da unutmadık!

Talimatlarınla hapishanelere doldurulan siyasetçileri, gazetecileri, gençleri unutmadık! Talimatlarınla salıverilen katilleri, mafya bozuntusu, uyuşturucu kaçakçısı çeteleri de unutmadık! Her gün vahşice katledilen kadınları, İstanbul Sözleşmesini tek imzayla çöpe atmanı unutmadık!

Tarikat yurtlarında zemin hazırladığın, sessiz kaldığın çocuk istismarlarını unutmadık! Sokakta dövdürdüğün milletvekillerini, kadınları, üniversitelileri, memurları, işçileri, avukatları, doktorları unutmadık!

KHK rezaletiyle ağaç kökü yemeye mahkum ettiğin ama onurlarıyla ekmek kazanan milyonları, barış akademisyenlerini, el koyduğun televizyon ve gazeteleri unutmadık! Halkın HDP’ye verdiği Hazine payına el koymanı, HDP’ye kapatma, bize ağır kumpas davalarını unutmadık!

Miting meydanlarında ve televizyonlarda bize defalarca “terörist”, “katil” dediğini unutmadık! Sur’u yakıp yıkmanı, Cizre bodrumlarında diri diri yakılan insanlarımızın çığlıklarını unutmadık!

İnsan kemiklerini kaldırımlara gömdüğünü, çuvalla babalarının kucağına verdiğini, mezarlıklarımızı dozerlerle yerle bir ettiğini UNUTMADIK!

Unutmadığımız daha çoook şey var. Ve şimdi sandıkta hesap sorma günü geliyor. Sandığa gidip bunların ve daha fazlasının hesabını sormayı, daha aydınlık bir geleceği yaratmayı neden unutalım ki?

Sen bu halkı balık hafızalı mı yoksa onursuz mu sanıyorsun? Ha, unutmadığımız bir şey daha var, onu da seçim akşamı söyleyeceğim. Bekle.”

Paylaşın

Erdoğan, ‘Altılı Masa’yı Hedef Aldı: Herkesten Ayrı Ses Çıkıyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir masa kurmuşlar, etrafındaki herkesten ayrı ses çıkıyor. Herkes ayrı baş çekiyor, herkes ayrı hesap yapıyor. Bunlar Anayasa’yı da hiç okumamışlar. Sen nasıl oluyor da daha seçilmemişsin ve seçilmediğin halde nasıl oluyor da ‘hemen seçime gideriz’ diyorsun? Neyse, olanlar oldu. Bunların, ‘Allah bir’ dediğine inanın, başka hiçbir şeye inanmayın. Çünkü Allah bir” dedi.

Haber Merkezi / “Masanın altında, üstünde sakladıkları, gözükmeyen ortakları ayrı telden çalıyor” ifadesini kullanan Erdoğan, “Daha ortada fol yok, yumurta yok. Sizin deyiminizle şerlenmelerinden, şımarmalarından yanlarına varılmıyor. Çünkü bunlar sadece zarar dostudur. Ülkenin ve milletin iyiliğini istedikleri tek bir örnek görülmemiştir. Ülkemize 20 yıldır kazandırdığımız her eser ve hizmeti, demokrasi ve kalkınma atılımlarımızın tamamını nasıl bunlara rağmen yaptıysak inşallah Türkiye Yüzyılı vizyonunu da aynı şekilde hayata geçireceğiz” değerlendirmesinde bulundu.

Kılıçdaroğlu’nun “Komuta kademesi haddini bilsin. Siyaset askerin işi değildir. Siyaset mi yapmak istiyorlar, çıkarsınlar o kutsal üniformayı, hizalansınlar Erdoğan’ın yanına. Perinçek’e de takılsınlar. Erdoğan artık o dünyaların adamı.” sözlerini bu sözlerinin değerlendiren Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Müstemleke zihniyetlilerin kepazelikleri bitip tükenmiyor. TSK’nın gücüne güç katacak projemizin açılışında ordumuzun komutanlarıyla yaşadığımız sevince tahammül edemedikleri gördük. Bay Kemal, Sakarya Arifiye’de bu ordunun başkomutanı olarak Tayyip Erdoğan ne yaptı, Fırtına Obüsleri’nin teslim törenini yaptı. Senin hayatında, aklında böyle bir şey var mı? Altay tanklarının teslimini yaptık. Ordumuz bunlarla çok daha güçlü”

Erdoğan, Demirtaş üzerinden CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na yüklendi. Erdoğan, Kılıçdaroğlu’na “Bay Kemal, sen bu teröristlerle dirsek dirseğe dolaştın. Cezaevlerindeki teröristleri de nasıl çıkarırız diye bunun gayreti içerisindesin. Boşuna uğraşma o teröristler öyle oralardan çıkamazlar. Ama bu şimdiden vaadediyor. Diyarbakır’da 51 vatandaşımızın ölümüne neden olan bu Demirtaş değil miydi?” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Muğla’da bir açılış töreninde gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“Geçtiğimiz günlerde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) gücüne güç katacak bir savunma sanayi projemizin açılışında, ordumuzun komutanlarıyla birlikte yaşadığımız sevince tahammül edemediklerini hep birlikte gördük. Bay Kemal, Sakarya Arifiye’de bu ordunun başkomutanı olarak Tayyip Erdoğan ne yaptı? Orada Fırtına obüslerinin teslim törenini yaptı. Senin hayatında, senin aklında böyle bir şey var mı, böyle bir şey yapabilir misiniz? Altay tanklarının teslimini yaptık Bay Kemal. Bunlarla ordumuz çok daha güçlü. Ordumuz bunlarla o terör örgütlerini ne yaptı? İnlerine gömdü inlerine.

“Bu millet terörden beslenenlere, kan emicilere bu ülkede yol vermez”

Bay Kemal, sen bu teröristlerle dirsek dirseğe dolaştın. Cezaevlerindeki teröristleri de nasıl çıkarırız diye bunun gayreti içerisindesin. Boşuna uğraşma, o teröristler öyle oralardan çıkamazlar. Ama bu şimdiden vadediyor. Yahu, Diyarbakır’da 51 vatandaşımızın ölümüne neden olan bu Demirtaş değil miydi? Şimdi çıkmış bu, ‘onları çıkaracağım’ diyor. Bu millet sana bu yolu açmaz. Bu millet terörden beslenenlere, kan emicilere bu ülkede yol vermez.

Bu yolda böyle yürüyeceğiz. El ele yürüyeceğiz, omuz omuza yürüyeceğiz. Hak ve özgürlük denilince biz milletimizle el ele olmayı anlarız, kan emicilere asla prim vermeyiz. Ama bu zihniyet önce Sakarya Arifiye’deki fabrikanın bu seviyeye gelmesini sağlayan yatırımlarımızı sabote etmek için yapmadığını bırakmadı. Her türlü yalan ve iftirayı kullanarak yürüttüğü bu ihanet kampanyasında başarılı olamayan bu habis zihniyet, bu defa doğrudan kahraman ordumuzu ve şerefli komutanlarımızı hedef alarak asıl niyetini gösterdi.

Her gün sınırlarımızı taciz eden Yunanistan’a, elinde on binlerce masumun kanı olan PKK’ya, ülkemizin son dönemde gördüğü en büyük ihanet çetesi olan FETÖ’ye, egemenliğimizi hedef alan ülkelere, velhasıl Türkiye ve Türk milleti düşmanlarına göstermediği, gösteremediği tepkiyi, ordumuzun komutanlarına fütursuzca sergileyen, seviyesizce hakaret eden bir kişi bu ülkenin siyasetçisi olabilir mi? Kardeşlerim anayasamıza göre bu kardeşiniz, bu ordunun başkomutanıdır. Bunu ben söylemiyorum anayasamız söylüyor.

Tabii biz bunların asıl karın ağrılarını çok iyi biliyoruz. Bunlar Arifiye’deki atıl fabrikanın, ülkenin savunma sanayiinin en önemli üretim tesislerinden biri olmasından rahatsızlar. Bunlar karasından havasına, denizinden siberine kadar savunma sanayiinin her alanında kendi tasarımını, kendi üretimini yapabilen Türkiye gerçeğine tahammül edemiyorlar. Bunlar, terörü sınırları içinde bitirmekle kalmayıp sınırları ötesinde de teröristlerin başını ezen Türkiye fotoğrafına dayanamıyorlar.

Çünkü bunların tüm hayatları, vesayetçilerin ve darbecilerin yönetimini kendilerine altın tepside sunduğu ülke hayaliyle geçmiştir. Rahmetli Menderes’i idam sehpasına gönderip ülkenin başına böyle çullandılar. Rahmetli Demirel’i muhtıralarla yıpratıp ülkenin başına böyle çöreklendiler. Rahmetli Özal’ı binbir yalan ve iftirayla devreden çıkartıp ülkenin başına böyle musallat oldular. İktidara geldiğimiz ilk günden itibaren bize de aynısını yapmak için çok uğraştılar. Ülkeye ve millete daha büyük hizmetler kazandırmak için harcamamız gereken vaktimizin ve enerjimizin bir kısmını, bunlarla mücadeleye ayırmak mecburiyetinde kaldık.

“Yeni oyunlar peşinde koşuyorlar”

Partimizi kapatmaya teşebbüs etmekten sokakları karıştırmaya, terör örgütlerini cesaretlendirmekten darbecilere alkış tutmaya kadar her yolu denediler. Dışarıda ve içeride Türkiye’yi hedef alan kim varsa hepsinin yanında bunlar yer aldılar. Ne yaparlarsa yapsınlar, işte ben şu anda karşımdaki bu muhteşem kalabalığın, az önce resmi rakamını sordum, dedim ne kadar? Resmi rakamı aldım, elhamdülillah 50 bine varan bir katılımla bugün buradayız. Bunlar bir tek kendi ülkelerinin, kendi insanlarının mücadelesine destek olmadılar. Şimdi de aynı kafayla, yeni oyunlar peşinde koşuyorlar.

Bir masa kurmuşlar, etrafındaki herkesten ayrı ses çıkıyor. Herkes ayrı baş çekiyor, herkes ayrı hesap yapıyor. Bunlar Anayasa’yı da hiç okumamışlar. Sen nasıl oluyor da daha seçilmemişsin ve seçilmediğin halde nasıl oluyor da ‘hemen seçime gideriz’ diyorsun? Neyse, olanlar oldu. Bunların, ‘Allah bir’ dediğine inanın, başka hiçbir şeye inanmayın. Çünkü Allah bir.

Masanın altında, üstünde sakladıkları, gözükmeyen ortakları ayrı telden çalıyor” ifadesini kullanan Erdoğan, “Daha ortada fol yok, yumurta yok. Sizin deyiminizle şerlenmelerinden, şımarmalarından yanlarına varılmıyor. Çünkü bunlar sadece zarar dostudur. Ülkenin ve milletin iyiliğini istedikleri tek bir örnek görülmemiştir. Ülkemize 20 yıldır kazandırdığımız her eser ve hizmeti, demokrasi ve kalkınma atılımlarımızın tamamını nasıl bunlara rağmen yaptıysak inşallah Türkiye Yüzyılı vizyonunu da aynı şekilde hayata geçireceğiz.”

Paylaşın

Emek Ve Özgürlük İttifakı’nın Adayı Bu Ay Belli Olacak

Halkların Demokratik Partisi (HDP), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emek Partisi (EMEP), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Emekçi Hareket Partisi (EHP) ve Sosyalist Meclisler Federasyonu’nun (SMF) oluşturduğu Emek ve Özgürlük İttifakı, 20 Ocak’ta gerçekleştireceği kritik toplantının ardından Cumhurbaşkanı adayını belirlemeyi planlıyor.

Altılı Masa’ya ortak aday için diyalog çağrısında bulunan Emek ve Özgürlük İttifakı, yarın saat 13.00’te ‘Yoksulluğa, savaşa, baskılara dur diyelim’ sloganıyla İstanbul Kartal Meydanı’nda bir araya gelecek. Mitingde, TBMM ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile ilgili mesajlar verilecek. İttifak, daha sonra adaylık ve liste konularını görüşmeye başlayacak.

HDP’nin öncülüğünü yaptığı Emek ve Özgürlük İttifakı, ilk kitlesel buluşmayı yarın ortak mitingle gerçekleştirecek. Daha sonra 20 Ocak’ta genel başkanların yapacağı toplantıda seçime yönelik hazırlıkları ele alacak ittifak, bu toplantıda cumhurbaşkanı adayını da isim bazında konuşacak.

Birgün’den Hüseyin Şimşek’in haberine göre, kulislerde, ortak aday olarak eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gülten Kışanak ile HDP Danışma Kurulu Üyesi, eski AİHM yargıcı Rıza Türmen’in adı geçiyor.  Kadın aday göstermeyi önceleyen ittifakın, Kışanak isminde uzlaşabileceği kaydedildi. Yaklaşık altı yıldır cezaevinde olan Kışanak’ın adaylığının önünde şu an hukuki bir engel bulunmadığını bildiren ittifak temsilcileri, 20 Ocak’ta bu yönde bir karar alınması durumunda, ortakların konuyu yetkili birimlerine taşıyacağını, daha sonra adayın kesinlik kazanacağını kaydetti.

İkinci tur riskli görünüyor

Altılı Masa’nın kendilerine danışarak bir aday belirlemesi durumunda, ortak aday fikrine açık olduğunu duyuran ittifak, kendi adayını belirledikten sonra kısa bir süre Altılı Masa’yı bekleyecek. Altılı Masa’nın aday belirleme sürecinde ya da adayın belirlenmesinin ardından kendileri ile temasa geçmesi durumunda Emek ve Özgürlük İttifakı, kendi adayının seçimlere katılmamasını tartışacak. Seçimlerin ikinci tura kalması durumunda AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kazanma ihtimalinin artacağı tespiti ile hareket eden Emek ve Özgürlük İttifakı, bu nedenle ilk turdan sonucun alınabilmesi için birliktelik çağrılarını sürdürecek.

Ortak liste ayrımı

Emek ve Özgürlük İttifakı, ayrıca ittifak üyesi örgüt ve partilerin seçimlerde yarışma yöntemini de tartışıyor. Bu konuda ayrı ayrı seçime girmektense “ortak liste” seçeneğinin ağırlık kazandığı ancak bu konuda TİP ile henüz görüş birliği sağlanamadığı öğrenildi.

Yüzde 3 dolayında oy alacağını savunan TİP yöneticilerinin, TBMM’de grup kurmaya yetecek sayı olan 20 milletvekilinin seçilmesi garantili yerlerden aday gösterilmesini istediği ifade edildi. HDP yetkililerinin ise bu konuda bir garanti veremeyeceklerini ilettiği öğrenildi. 20 Ocak’taki toplantıda ayrıca HDP’nin kapatılması durumunda seçimlere hangi parti listelerinden girileceği de konuşulacak.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’ndan Çiftçiye Ücretsiz Elektrik Sözü

Denizli’de Çardak ve Bozkurt ilçesi muhtarları ile bir araya gelen CHP Lideri Kılıçdaroğlu, burada yaptığı konuşmada, “Beş yıl içinde Türkiye’deki bütün çiftçilerin kırsalda kullandıkları elektriğin tamamı ücretsiz olacak, tabii kooperatif olması şartıyla” dedi ve ekledi:

“Elde edilen elektriğin artan kısmı satılacak oradan kooperatif gelir elde edecek. Kooperatifin gelir elde etmesi ne demektir? Çiftçinin diğer ihtiyaçlarını da kooperatif karşılayacak. Örneğin gübreyi, ilacı daha rahat imkanlarla alacak ve bir dayanışma kültürü de ortaya çıkacak.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Denizli’de Çardak ve Bozkurt ilçesi muhtarları ile bir araya geldi.

Muhtarların mazot, gübre, elektrik, ilaç, tohum fiyatıyla ilgili rahatsızlıklarını dile getirdiği toplantıda Kılıçdaroğlu, “Elektriğin çiftçilere ücretsiz verilmesi bizim ana hedeflerimizden birisi” dedi.

Kılıçdaroğlu, “Petrole ihtiyaç yok, doğal gaza, kömüre ihtiyaç yok bunların hepsi dışarıdan geliyor dolar ödüyorsun. Allah’ın güneşi bedava, niye güneş enerjisi sistemini (GES) yapmıyorsunuz?” dedi.

“Bir proje geliştirdik, Şanlıurfa için geliştirdik ve Şanlıurfalılara şu sözü verdik, ‘Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanlığını bize verin, bütün çiftçilere elektriği bedava vereceğiz.’ Kooperatif kuracaklar. Bütün çiftçiler, ticaret borsası, ziraat odaları hepsi ortak olacaklar ve dolayısıyla elektriği üreteceğiz” sözlerini ekledi.

Kılıçdaroğlu şunları ifade etti:

“Bunu önce Şanlıurfa için dedik, sonra etrafındaki altı il için dedik, beş yıl içinde Türkiye’deki bütün çiftçilerin kırsalda kullandıkları elektriğin tamamı ücretsiz olacak, tabii kooperatif olması şartıyla.

Elde edilen elektriğin artan kısmı satılacak oradan kooperatif gelir elde edecek. Kooperatifin gelir elde etmesi ne demektir? Çiftçinin diğer ihtiyaçlarını da kooperatif karşılayacak. Örneğin gübreyi, ilacı daha rahat imkanlarla alacak ve bir dayanışma kültürü de ortaya çıkacak.”

Kılıçdaroğlu ayrıca Bozkurt Belediyesi Güneş Enerji Santrali’nin açılışına katıldı. “Hep beraber çiftçilerin kazanacağı bir ortamı yaratmak zorundayız ve bunu yaratacağız. Elektrikten başladık. Allah nasip ederse sizlerin oylarıyla iktidar olduğumuzda, kırsalda çalışan genç kadınların ve çocukların sosyal güvenlik primini de sosyal devlet olarak biz ödeyeceğiz” dedi.

Paylaşın

2022 Yılında 422 Sağlık Çalışanı Şiddet Mağduru Oldu

2022 yılında 494 saldırganın neden olduğu 249 şiddet vakasında 422 sağlık çalışanı şiddet kurbanı oldu. Bir doktor ve bir güvenlik çalışanı ise görevi başında hayatını kaybetti. Şiddet olaylarının 210’una hasta ve hasta yakınları, dört olaya ise idareciler neden oldu.

249 şiddet vakasının 216’sı hem sözlü hem fiili, 32’si sözlü, biri mobbing şeklindeydi. 249 şiddet olayının 206’sı hastanelerde vuku buldu. 23 olay sahada yaşanırken 16 şiddet olayı ise aile sağlık merkezlerinde gerçekleşti.

Sağlık-Sen 2022 Yılı Sağlıkta Şiddet Raporu’nu yayımladı. Rapora göre 2021 yılında 190 şiddet vakasının yaşandığı Türkiye genelinde 2022’de bu sayı 249’a yükseldi.

Yıl boyunca şiddet olaylarına sebebiyet veren 494 saldırgandan 202’si hakkında herhangi bir işlem yapılmazken 141 saldırgan gözaltına alınıp serbest bırakıldı

Rapora göre, yıl boyunca yaşanan 494 saldırganın neden olduğu 249 şiddet vakasında 422 sağlık çalışanı şiddet kurbanı oldu. Bir doktor ve bir güvenlik çalışanı ise görevi başında hayatını kaybetti.

Şiddet olaylarının 210’una hasta ve hasta yakınları, dört olaya ise idareciler neden oldu.

249 şiddet vakasının 216’sı hem sözlü hem fiili, 32’si sözlü, biri mobbing şeklindeydi.

2022 yılı boyunca yaşanan 249 şiddet olayının 206’sı hastanelerde vuku buldu. 23 olay sahada yaşanırken 16 şiddet olayı ise aile sağlık merkezlerinde gerçekleşti.

Aynı zamanda bir vaka sosyal medya, üç vaka ise Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi (SABİM) üzerinden tehditle gerçekleşti.

Branş bazında yıl boyunca en çok şiddete maruz kalanlar doktor ve hemşireler oldu.

Yaşanan şiddet olaylarında iki sağlık çalışanı hayatını kaybetti. 149 doktor, 76 hemşire, 76 güvenlik görevlisi, 58 acil sağlık hizmetleri çalışanı, 3 eczacı ve 60 diğer sağlık çalışanı olmak üzere toplamda 422 sağlık çalışanı mağdur oldu.

2022 yılında, konunun adli süreçlerinde de dikkat çekici gelişmeler yaşandı.

Yıl boyunca şiddet olaylarına sebebiyet veren 494 saldırgandan 202’si hakkında herhangi bir işlem yapılmazken, 141 saldırgan gözaltına alınıp serbest bırakıldı. Sadece 96 saldırgan tutuklanırken, 53 saldırgan hakkında adli soruşturma başlatıldı. İki saldırgana ise kamudan uzaklaştırma cezası verildi.

Paylaşın