Altılı Masa’nın Adayı Nasıl Belirlenecek?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Atılı Masa, İYİ Parti’nin ev sahipliğinde on birinci toplantıya hazırlanıyor.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş vaat eden Altılı Masa bu süreci yönetecek “Cumhurbaşkanı (adayı) kim olacak?” sorusuna önümüzdeki bir ay içinde yanıt vermeye hazırlanıyor. Son toplantısında “Ortak Cumhurbaşkanı adayının tespiti ile ilgili istişarelerin başlatılmasına” karar veren liderler önce adayı belirleme usulünü ele alacak. Bu konuda İYİ Parti’nin iki önerisi var.

Akşener 19 Ocak’ta liderler turuna başlayacak

Altılı Masa İYİ Parti’nin ev sahipliğinde on birinci toplantıya hazırlanıyor. 26 Ocak’ta gerçekleşecek toplantının iki ana gündemi var. Son toplantıda büyük ölçüde tamamlanan Geçiş Süreci Yol Haritası ile Altılı Masa’nın seçim manifestosu anlamına gelecek Ortak Politikalar Metnine nokta konulacak. Ev sahibi İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in gündemle ilgili görüş alışverişinde bulunmak üzere perşembe (19 Ocak) günü liderleri ziyaret etmesi planlanıyor.

Cumhurbaşkanı adayı parti genel başkanlığını bırakacak mı?

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya’nın haberine göre, Altılı Masa’daki partilerin temsilcilerinden edinilen bilgiye göre aylardır hazırlığı süren iki metinle ilgili büyük ölçüde uzlaşma sağlandı. Siyasi parti genel başkanlarının Cumhurbaşkanı Yardımcısı olması konusunda genel bir eğilim oluştu. Ancak geçiş sürecini Cumhurbaşkanı Yardımcıları ile birlikte yönetme vaadi bulunan Altılı Masa’nın Cumhurbaşkanı adayının seçilmesi durumunda partisiyle kuracağı ilişkinin nasıl olacağı sorusuna henüz yanıt verilmiş değil.

Bu konunun liderler arasında ikili görüşmelerde ele alınabileceği ve 26 Ocak’taki toplantıda karara bağlanabileceği kaydediliyor. Cumhurbaşkanı adayının genel başkan olması durumunda bu görevi bırakması gerektiğini savunanlar var. Ancak karşı çıkanlar ise “Şu anki başkanlık sistemi ile parlamenter sistemi ayrı düşünmek gerek. Parlamenter sistemde temsili bir cumhurbaşkanı tarifi yapıyoruz. Bu sistemde ise icranın başında bir yetkili var. Partili olmak ilkesel olarak karşı çıktığımız bir durum ama geçiş süreci tamamlanana kadar bu devam etmeli. Kim Cumhurbaşkanı olursa olsun buna ihtiyaç duyacaktır” görüşünü dile getiriyor.

30 Ocak ertelenebilir mi?

Altılı Masa’nın son toplantısında Geçiş Süreci ve Ortak Politikalar Metni’nin 30 Ocak’ta yapılacak bir tanıtım toplantısı ile kamuoyuna duyurulacağı açıklandı. Ancak bu konuda da farklı görüşler dile getirilmeye başlandı. Bazı parti yetkilileri “Hükümet programı da geçiş süreci de adayla ilişkili. Bu iki metnin adayla açıklanması, hatta aday tarafından açıklanması daha şık olabilir. Sonuçta iki metin de adayı güçlendirecek metinler” diyerek 26 Ocak toplantısında 30 Ocak lansmanının ertelenmesinin de ele alınabileceğini kaydediyor.

Ancak adayla programın açıklanmasının ayrı olması gerektiğini savunanlar ise “30 Ocak’ta açıklanması planlanan iki metin de çok önemli. Topluma dönük vaatlerimizi içeriyor. Bunları adayla açıklarsak gözler adaya çevrilir ve bu vaatler gölgede kalır, ilgi azalır. Ayrı yapmak daha doğru” görüşünü savunuyor. Ama bu iki önerinin de 26 Ocak’taki toplantıda ele alınıp karara varılması bekleniyor.

Aday değil usul konuşulacak

Altılı Masa kurmaylarından edinilen bilgiye göre toplantının en önemli gündem maddelerinden biri de ortak Cumhurbaşkanı adayı olacak. Ancak 26 Ocak’taki toplantıda da bir isim belirlenmesi beklenmiyor. Yetkililer toplantı öncesi ikili görüşmelerde liderlerin aday belirleme usulünü ele alacağını, toplantıda da bunun kararını verme ihtimalinin yüksek olacağını kaydediyor. Akşener’in yapacağı liderler turunda ele alınacak usul ile ilgili partilerin mutfaklarında da öneriler şekillenmeye başladı.

Hem halkın hem de partilerin görüşü masaya getirilsin önerisi

Toplantıya ev sahipliği yapacak olan İYİ Parti “Aday halka sorulsun” görüşünü savunuyor. Bu kapsamda diğer partilerin de “aday belirleme sürecinde kamuoyu anketlerine bakılabilir” görüşü doğrultusunda Altılı Masa’nın belirlediği güvenilir bazı şirketlere ortak anket yaptırılması, hatta uluslararası kimi şirketlerden de destek alınması gerektiği ifade ediliyor.

İYİ Parti ayrıca parti tabanlarının görüşünün yanı sıra partilerin Genel İdare Kurulu, Parti Meclisi gibi geniş yönetim organları ile Başkanlık Divanı, MYK gibi parti yürütme organları ve milletvekillerinin de adayla ilgili eğilimlerinin belirlenip Altılı Masa’ya bunların da taşınması önerisinde bulunuyor.

İYİ Parti’de “Aday belirleme usulüyle ilgili birkaç kriter konulabilir. Partilerin kendi iç kararları, yetkili kurullarının tabanlarının eğilimleri. Halk ne diyor, partinin kendi tabanları ne diyor? Bunlar masaya getirilmeli” deniliyor.

Paylaşın

Bahçeli, Seçim İçin Mayıs Ayını İşaret Etti

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan MHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Kriz çıkarmanın, kavga iklimi yaratmanın ahlaken bir karşılığı olmayacağını görmek lazımdır. Muhalefet partileri bu yönde adımdan imtina ederse, cumhurbaşkanımız anayasa 116. madde 2. fıkra uyarınca seçimlerin yenilenmesine karar verebilecektir” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “MHP, iki alternatife de hazırdır. Cumhurbaşkanımız seçimlerin yenilenmesine karar verdiği anda, 60 günlük süre de işlemeye başlayacaktır. Muhalefet şayet seçimlerden umut kesmemişlerse, ipe un sermeyi bir kenara bırakma düşüncesine sabitlenmemişlerse TBMM’de makul tarihin uzlaşmayla belirlenmesi önünde hiçbir engel kalmayacaktır. Mayıs ayı içinde bu işi bitirelim, sözü ve kararı aziz milletimizin kutlu iradesine verelim.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Bahçeli’nin açıklamalarından satır başları:

“MHP, önümüzdeki baharda gerçekleşmesi gündemde olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimine hazırdır, başarıya inanmıştır.

15 Ocak’tan itibaren seçim sürecine girdiğimiz, bu suretle seçim hazırlıklarını daha da yoğunlaştırmaya karar verdiğimiz malumdur.

Seçimin ne zaman yapılacağıyla ilgili tartışmaların bir an evvel son bulması, mevsim şartlarıyla birlikte uygun bir tarihin mutabakatla tespiti iyi niyetli beklentimizdir.

Böyle bir karar çıkarsa bu durum bir erken seçim değil, seçim tarihinin güncellenmesi şeklinde yorumlanmalıdır. Kriz çıkarmanın, kavga iklimi yaratmanın ahlaken bir karşılığı olmayacağını görmek lazımdır.

Muhalefet partileri bu yönde adımdan imtina ederse, cumhurbaşkanımız Anayasa 116. madde 2. fıkra uyarınca seçimlerin yenilenmesine karar verebilecektir. MHP, iki alternatife de hazırdır.

“Mayıs ayı içinde bu işi bitirelim”

Cumhurbaşkanımız seçimlerin yenilenmesine karar verdiği anda, 60 günlük süre de işlemeye başlayacaktır.

Muhalefet şayet seçimlerden umut kesmemişlerse, ipe un sermeyi bir kenara bırakma düşüncesine sabitlenmemişlerse TBMM’de makul tarihin uzlaşmayla belirlenmesi önünde hiçbir engel kalmayacaktır. Mayıs ayı içinde bu işi bitirelim, sözü ve kararı aziz milletimizin kutlu iradesine verelim.

MHP ve Cumhur İttifakı’nın ulaşacağı sonuç fedakarlıkların, emeklerin, hane hane gezilerek yapılan görüşmelerin, göz nurlarının muhterem eseri olacaktır.

Tüm dava arkadaşlarıma yürekten teşekkür ediyorum. Partimize verilecek her destek ve her oy bizim için siyasi namusumuzun bir belgesidir. Bizim ittifakımız ve davamız, umuttur, huzurdur, kardeşliktir, Türk Milleti’nin ta kendisidir.

Moralimizi bozmak isteyecekler. Mücadelemizi zaafa uğratmanın hesabını yapacaklar, güveni sarsmak için uğraşacaklar.

Kara kampanyalara hız katacaklar, kuşku uyandırmak için yeni taktikler geliştirecekler. Fitnenin dozajını artıracaklar. Hiçbir arkadaşım böyle bir sabotaja boyun eğmemelidir. Onların nifak madeni varsa bizim de çelik gibi imanımız vardır.

Kılıçdaroğlu’nun TSK’nın şerefli komutanlarına saldırıp karalama yarışına girmesi, terörle mücadeleden ödü patlayan, kabuslar yaşayan mankurt bir siyasetçinin ağzından saçılan kötülük ve nefrettir.

Fırtına Obüs’lerinden rahatsızlık duyan bu milletin evladı olamaz. İHA’larımızdan, SİHA’larımızdan, Kızılelma’dan, Tayfun füzelerinden ve silah sanayi ürünlerinden kimler gocunuyorsa onlar küresel emperyalizme ruhlarını satan ilkesizlerdir. El alem bize gıpta ile bakarken zillet ittifakının niyetleri husumet alametidir.

Kılıçdaroğlu’nun konuşması CHP’nin müktesebatını yok saymaktır. Bu zihniyetin anlayışı rejim ve devlet krizi çıkarmaktır. Kılıçdaroğlu istese de istemese de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle birlikte birlikte ve dayanışma ruhu hakimdir.

Vesayet demek CHP yönetimi demektir. Kenan Evren kafası Kılıçdaroğlu kafasıdır. Kılıçdaroğlu bir tarafta terörist Demirtaş’ın serbest kalmasını isterken diğer tarafta Türk askerini rencide etmektedir. Kılıçdaroğlu HDP/PKK’yı aklarken TSK’yı terbiyesizce hedef almaktadır.

HDP’nin kapatılması adalet ve demokrasi onurudur

Demiş ki ‘Siyasi partiler kapatılamaz, Hazine yardımı kesilmesi demokrasi dışıdır’. Teröre yardım ve yataklık yapan HDP kapatılmasın da Kandil’e milletimizin vergileri mi aktarılsın, daha çok mermi almaları mı sağlansın? HDP’nin kapatılması adalet ve demokrasi onurudur.

Paylaşın

İYİ Parti’de Kılıçdaroğlu Rezervi: Seçmen Sandığa Gitmez

“Kazanacak aday” kriterini baştan itibaren dile getiren İYİ Parti, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun adaylığına en mesafeli parti konumunda. İYİ Partililer buna gerekçe olarak “İYİ Parti seçmeninin tepki olarak sandığa gitmemesi” ihtimalini gösteriyor.

Partili seçmenin sandığa gitmemesi halinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk turda seçilme şansının artacağına işaret edilerek, “Seçmen sandığa giderse, bizim adayımızın şansı yüksek olur. Ama tabanımızda, ‘sandığa gitmeyiz’ diyen seçmen çok fazla” görüşü dile getiriliyor.

Altılı Masa’da yer alan siyasi partiler, 26 Ocak’ta Akşener’in ev sahipliğinde yapılacak toplantıda, cumhurbaşkanı adayı belirlemek için masaya oturacak.

Geçirdiği rahatsızlığın ardından, dün parti genel merkezinde mesaisine başlayan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, toplantı gündemine ilişkin Perşembe gününden itibaren liderleri ziyarete başlayacak.

Kulislerde, aday isminin netleşeceği tarih olarak ise Şubat  ayının ilk yarısında, Temel Karamollaoğlu’nun ev sahipliğinde yapılacak  ikinci turun son toplantısı gösteriliyor.

Güçlendirilmiş parlamenter sistem konusunda ortak mutabakat açıklayan altı siyasi parti, bu işbirliğini  hem cumhurbaşkanlığı seçimi hem de parlamento seçiminde ittifaka taşımak için son viraja giriyor.

2022 yılı Şubat ayından itibaren 10 toplantıyı geride bırakan Altılı Masa’da seçim güvenliği, güçlendirilmiş parlamenter sisteme ilişkin anayasa değişikliği, kurumsal reformlara ilişkin çalışmalar tamamlandı. Altılı Masa’nın cumhurbaşkanı adayının “seçim bildirgesi” niteliğindeki “temel politikalar” ve “güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş sürecinin yol haritası”na ilişkin metinler ise 30 Ocak’ta kamuoyuna açıklanacak.

Aday belirleme yöntemi netleşecek

Altılı Masa’nın önündeki en kritik konu ise cumhurbaşkanı adayının kim olacağı ve bu adayın nasıl belirleneceği. İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, Perşembe günü, toplantı gündem önerilerini almak için liderler turuna çıkacak.  Akşener’in bu ziyaretlerinde aday belirleme yöntemi konusunda görüş alışverişinde bulunması ve toplantıda aday belirleme yönteminin netleştirilmesi bekleniyor.

Kim hangi adayı istiyor?

Her ne kadar Altılı Masa’da şimdiye kadar aday ismi konuşulmasa da parti kulislerinde adaya ilişkin eğilimler uzun süredir konuşuluyor. CHP, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığında ısrarlı. CHP liderinin,  Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun adaylıklarına rezerv koyduğu için öncelikle kendi adaylığı üzerinde uzlaşma arayacağı ifade ediliyor.

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal ve Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun Kılıçdaroğlu’na destek eğiliminde olduğu belirtilirken, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da kendi adaylığını bir süredir seslendiriyor.

Gelecek Partisi’nde de Kılıçdaroğlu’nun adaylığına sıcak bakılmıyor. Ancak aday konusunda belirleyici iki ismin Akşener ve Kılıçdaroğlu olacağı masadaki diğer siyasi partilerce de dile getiriliyor ve iki liderin uzlaşması halinde sorunun büyük ölçüde çözülmüş olacağına işaret ediliyor.

İYİ Parti’de Kılıçdaroğlu rezervi: Seçmen sandığa gitmez

“Kazanacak aday” kriterini baştan itibaren dile getiren İYİ Parti, Kılıçdaroğlu’nun adaylığına en mesafeli parti konumunda. İYİ Partililer buna gerekçe olarak “İYİ Parti seçmeninin tepki olarak sandığa gitmemesi” ihtimalini gösteriyor.

Partili seçmenin sandığa gitmemesi halinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk turda seçilme şansının artacağına işaret edilerek, “Seçmen sandığa giderse, bizim adayımızın şansı yüksek olur. Ama tabanımızda, ‘sandığa gitmeyiz’ diyen seçmen çok fazla” görüşü dile getiriliyor.

‘Halka, parti kurullarına, tabana sorulabilir’

Partiden gelen bu görüşler doğrultusunda,  Akşener’in,  adayın kamuoyu anketleri ile halka sorulması, ayrıca parti yetkili kurullarının ve tabanlarının eğilimlerine göre belirlenmesi önerilerini masaya getireceği belirtiliyor.  Hangi isimlerin kamuoyu anketine konulacağı, anketin hangi şirket tarafından nasıl yapılacağı konusunun da liderlerin masasında olacağına dikkat çekiliyor:

“Tabii öncelikle anket yöntemi konusunda mutabık kalmak gerekiyor. Bu konuda partilerin birbirlerini çek edebilecekleri bir ortak çalışma grubu oluşturulabilir. Aday belirlemede iki kriter çok önemli: Birincisi kamuoyu anketi ile halka sorulmalı. İkincisi de partinin yetkili kurullarının eğilimi ve tabanlarının eğilimi alınmalı. Bunlar masaya getirilmeli.”

‘Fark azsa, liderler içlerinden birini tercih edebilirler’

İYİ Parti’de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, ilk turda seçimi kazanma potansiyeli en yüksek isim olarak ifade edilirken, İmamoğlu’nun hakkındaki yargı kararı nedeniyle aday gösterilme olasılığı düşük görülüyor. Ancak Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da hala İYİ Parti’nin gündeminde.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’a konuşan bir parti yöneticisi, Kılıçdaroğlu’nun aday gösterilebilmesi için kriterin ne olacağı sorusuna ise şu yanıtı veriyor:

“Kamuoyu anketlerinde, Kemal bey ile Mansur Yavaş arasında ilk başlarda çok fark vardı.  Mesela, Kemal bey yüzde 38 civarındaysa Yavaş yüzde 56-58  çıkıyordu. Ama şimdi baktığımızda, Kemal bey  aradaki farkı biraz daha  kapatmış görünüyor. Mesela böyle bir anket yaparsınız, aradaki fark 1-2  puan olur o zaman liderler kendi içlerinden birini aday olarak tercih edebilirler. Ama fark çok olursa, bu göze alınabilir bir risk değil.”

Geçiş süreci yönetimi de masada netleşecek

Altılı Masa’nın 30 Ocak’ta kamuoyuna açıklanması beklenen “geçiş süreci”nin en tartışmalı konusunu, masadaki liderlerin yönetimde nasıl görev alacağı oluşturuyor.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun, “Cumhurbaşkanı imza yetkisini Altılı Masa liderleriyle paylaşacak” açıklaması nedeniyle tartışma konusu olan yönetim modeli konusuna da toplantıda son noktanın konulması bekleniyor.

Liderlerin “Cumhurbaşkanı Yardımcısı” olarak yönetimde görev almaları konusunda uzlaşma noktasına gelindiği belirtilirken, milletvekili olmak isteyen liderlerin yerine partiden birisinin görevlendirilmesi seçeneğinin de düşünülebileceği ifade ediliyor.

Cumhurbaşkanı’nın anayasal yetkilerini kullanmaya engel bir yönetim modeli olmayacağı belirtilirken, çok önemli kararlar ve atamalarda, “istişare”  yöntemini kullanabileceği bir sistem öngörülüyor.

30 Ocak’ta aday da açıklanabilir mi?

Cumhurbaşkanı adayının ne zaman açıklanacağı ise en çok merak edilen konuların başında geliyor. Adayın 26 Ocak toplantısında netleşmesi zayıf seçenek olarak görülüyor. O nedenle seçim bildirgesi ve geçiş sürecinin yol haritasının açıklanacağı 30 Ocak’taki toplantıya yetişmeyeceği düşünülüyor.

Altılı Masa kulislerinde, adayın açıklanma tarihi olarak,  SP Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun ev sahipliğinde yapılacak ikinci turun son toplantısı gösteriliyor. Liderlerin bu toplantı öncesinde yoğun bir görüşme trafiği yürüteceği ve seçim takvimini de dikkate alarak,  Şubat’ın ilk yarısında adayı açıklayabileceği ifade ediliyor.

Geçiş sürecinde cumhurbaşkanı parti ile bağını sürdürecek mi?

Toplantıda netleşmesi beklenen konulardan biri de cumhurbaşkanı adayının parti liderlerinden biri olması halinde, geçiş sürecinde parti genel başkanlığından ayrılıp ayrılmayacağı olacak. Güçlendirilmiş parlamenter sistem önerisinde, cumhurbaşkanının partisiyle bağının kesilmesi öngörülüyor. Ancak geçiş sürecinde, masadaki diğer liderlerin cumhurbaşkanı yardımcısı olacağı bir denklemde, cumhurbaşkanının parti bağının kesilmesinin sıkıntılara yol açacağına dikkat çekiliyor.

DEVA Partisi de bu nedenle geçiş sürecinde, liderin partisiyle bağını sürdürmesi önerisini masaya getirmeyi planlıyor. Kulislerde, cumhurbaşkanının geçiş sürecinde parti ile ilişiğinin kesilmesi halinde doğacak sakıncalar şöyle ifade ediliyor:

“Diyelim Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanı seçildi. Bir parti yöneticisi de CHP Genel Başkanı oldu. Peki CHP o zaman Kılıçdaroğlu’nun taahhütlerinin arkasında olmazsa ne olacak? Tahhütlerimizi hayata geçirme şansımız kalmaz. Parlamenter sistemde, temsili sembolik olacağı için parti bağı olmasın, ama geçiş sürecinde icranın başında olacağı için parti bağı sürmeli. Bu olmazsa, geçiş sürecini tamamlayamazsınız.”

Paylaşın

Berlin, Ankara’yı Sert İfadelerle Uyardı

AK Parti milletvekili Mustafa Açıkgöz’ün PKK ve Gülen yapılanması için “Saklandıkları deliklerden çıkarıp yok edeceğiz” konuşmasına sert tepki gösteren Almanya, Türkiye’nin Berlin Büyükelçiliği aracılığıyla Ankara’yı sert ifadelerle uyardı.

Haber Merkezi / AK Parti Nevşehir Milletvekili Mustafa Açıkgöz’ün Almanya’daki konuşmasında PKK ve Gülen yapılanması için “Saklandıkları deliklerden çıkarıp yok edeceğiz” demesi üzerine, Almanya Dışişleri Bakanlığı’ndan açıklama geldi.

Almanya Dışişleri Bakanlığı, resmi sosyal medya hesabı üzerinden paylaştığı mesajda, “Türk milletvekilinin yer aldığı görüntüler tekrarlanmamalı. Nefret söyleminin Almanya’da yeri yoktur” ifadelerini kullandı.

Söz konusu görüntülerle ilgili Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi’nin Dışişleri’ne çağrıldığı da açıklamada belirtildi.

Açıklamada, yabancı ülkelerin seçim kampanyalarıyla ilgili etkinliklerin önceden Alman makamlarınca onaylanması gerektiği kaydedildi.

Almanya Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, “Türk temsilciler oyun kurallarına uymadıkları takdirde, bunun sonuçlarını değerlendirmek zorundayız” ifadeleri yer aldı.

Açıkgöz ne demişti?

Nevşehir Milletvekili Mustafa Açıkgöz, Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) Almanya’daki yapılanması olan Almanya Demokratik Ülkücü Türk Dernekleri Federasyonu’nun Neuss kenti şubesinde 13 Ocak’ta bir konuşma yaptı. Açıkgöz, bu konuşmasında PKK ve “FETÖ” olarak tanımladığı Gülen yapılanması mensuplarını “yok edeceklerini” söyledi.

Açıkgöz’ün, ”Onlara Türkiye’de yaşam hakkı tanımadığımız gibi Almanya’da da tanımayacağız. Dünyanın neresine kaçarlarsa kaçsınlar PKK denen terör örgütünü, FETÖ denen terör örgütünü bitireceğiz” şeklindeki ifadeleri Almanya’da geniş yankı buldu.

Paylaşın

Selahattin Demirtaş’tan “Sandık Güvenliği” Mesajı

Seçimlere ilişkin sosyal medya paylaşımlarına devam eden Selahattin Demirtaş, sandık güvenliğine dikkat çektiği son mesajında, “Güzel günlere inanmayan, motive olmayan bir halk sandığa gitmez” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Daha da önemlisi, seçim sürecinde veya oy verme gününde sandığa darbe yapmaya kalkan olursa halk darbecilerin karşısına dikilmez. Tek güvence halktır; halkın inancı, örgütlülüğü, motivasyonu ve kararlılığıdır”

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, ‘sandık güvenliği’ mesajı verdi.

Sosyal medyadan paylaşım yapan Demirtaş “Güzel günlere inanmayan, motive olmayan bir halk sandığa gitmez. Daha da önemlisi, seçim sürecinde veya oy verme gününde sandığa darbe yapmaya kalkan olursa halk darbecilerin karşısına dikilmez. Tek güvence halktır; halkın inancı, örgütlülüğü, motivasyonu ve kararlılığıdır” ifadelerini kullandı.

Demirtaş, daha sonra yaptığı paylaşımda ise amatör müzisyenlere yönelik ‘seçim şarkısı yapın’ çağrısını tekrarladı.

“Haydi bu seçimin önemini anlatan şarkıları siz yapın, en güzellerini halk seçsin” diyen Selahattin Demirtaş, başlattığı kampanyayı da şöyle duyurdu:

“Biz arkadaşlarla bir seçim şarkısı yaptık biliyorsunuz. Şimdi sıra sizde. Yeni bir şarkı yapın ya da bir şarkıyı uyarlayın. Videoya çekin veya ses kaydı alın. Wetransfer linki oluşturun ve şuraya gönderin: https://demirtasinfo.com/tr/sarki-etkinligi… 23 Ocak Pazartesi 20.00’ye kadar bekliyorum.”

Demirtaş ayrıca ilk üçe girecek müzisyenlere enstrüman, katılan herkese imzalı kitabının hediye edileceğini açıkladı.

Paylaşın

AK Parti Sözcüsü Çelik’ten İsveç’e Tepki: Kabul Edilemez

İsveç’teki PKK eylemine tepki gösteren AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “İsveç savcısı ‘soruşturma yok’ dedi, bu kabul edilemez. Tablo açıktır, çifte standart açıktır. Türkiye Cumhuriyeti bunu kabul etmez.” dedi.

Haber Merkezi / İsveç’in başkenti Stockholm’de PKK destekçileri tarafından düzenlenen gösterilerde yaşananlar, iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir gerilim yaratmıştı. İsveç gazetesi Aftonbladet’e konuşan Savcı Lucas Eriksson, yapılanların İsveç yasalarına aykırı olmadığını söylemişti.

Savcı Eriksson, “Dosya, masama hakaret diye geldi, ancak ben hakaret teşkil edecek ağırlıkta bir şey göremedim. Bu yüzden de bir ön soruşturma başlatmama kararı aldım” demişti.

Ne olmuştu?

Stokholm’de geçen hafta PKK destekçisi oldukları belirtilen bir grup, belediye binasının önünde toplanarak, Erdoğan’a benzetilen bir kuklayı ters olarak asmıştı. Eylem, Ankara’nın tepkisini çekerken, İsveç Büyükelçisi de Dışişleri Bakanlığı’na çağrılmıştı.

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, eylem hakkında, “NATO üyeliği başvurusuna karşı sabotaj olarak tasarlandı” diye konuşmuştu.

“İsveç terör yandaşı olarak kendini konumlandırır”

Adalet Ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan MYK toplantısı sonrası basın toplantısı düzenledi.

Ömer Çelik, açıklamasında, “Muhalefet partilerinden bu doğrultuda Türkiye’nin değerlerine dönük bu eylemi kınayanların her birine teşekkür ediyoruz. Böylesine çirkin eylem ifade hürriyeti olarak kabul edilemez. İsveç Başbakanı, İsveç’in NATO’ya üyeliğine engel olmak için sabotaj dedi. İsveç’teki savcı bunların cezalandırılmayacağını söylemiş. Hakaret davası olarak ele alınabileceğini, herhangi bir şekilde cezalandırılmayacaklarını söylemiş. Bundan şu sonuç çıkıyor, İsveç terör yandaşı olarak kendini konumlandırır.” dedi.

“İsveç’in yasasını buna göre düzenlemesi. terörle mücadele yasasını gözden geçirmesi gerektiğini” savunan Çelik “İsveç’te terör gruplarının birer hafta arayla 15 tane eylem yaptığını düşünün ve bu eylemde bir AB ülkesi başkanı ya da başbakanının maketinin asıldığını düşünün. Bu hafta Almanya’yla ilgili, haftaya Hollanda’yla ilgili… Böyle bir şey kabul edilebilir mi? İsveç’in buna dönük tepkisi ne olur? Tablo açıktır, çifte standart açıktır. Bu hiçbir yerde kabul edilemez, Türkiye Cumhuriyeti bunu kabul etmez.” ifadelerini kullandı.

Altılı Masa’daki yetki tartışmasına da değinen AKP Sözcüsü şöyle devam etti

“Muhalefetin yaptığı antisiyaset. Bu son tartışmalardan önce bir anayasa taslağı hazırlamışlardı. Bu taslakta halk tarafından seçilen cumhurbaşkanının hiçbir şeye karışmayacağı söyleniyor. Bu model demokrasimizi felç eder. Sivil siyaseti felç eden bir yaklaşım. Bu model demoktratik değil, bir politbüro modeli.

“Diyorlar ki, bir cumhurbaşkanı olacak, 6 kişinin onayını almadan siyasi bir karar alamayacak. Peki cumhurbaşkanı bunu yapmazsa ne olur. Mutabakat bozulur, seçime gidilir. Bu 6’lı eş başkanlığı sistemidir, cumhurbaşkanıyla birlikte 7’li eş başkanlık sistemi olur”

Çelik seçim tarihi konusunda da “Seçim konusuyla ilgili tarih budur dediğimiz zaman duyuracağız. Erken seçim gibi değil ama seçim tarihinde bir değişiklik söz konusu olacak. Biraz geriye çekebiliriz. Birkaç tarih konuşuluyor. Çok kısa bir süre olarak güncelleme söz konusu olacak.” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Altılı Masa’dan Kritik “Kamu Kurumları” Hamlesi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Atılı Masa, 30 Ocak’ta ortak politika belgesinin yanı sıra, parlamenter sisteme geçişin yol haritasını da kamuoyu ile paylaşacak.

Sputnik’ten Osman Nuri Cerit’in haberine göre, bu yol haritasında cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçiş için atılan adımların tersi hayata geçirilecek. Bunun için yasal ve anayasal düzenlemeler gündeme gelecek. Bunun yanı sıra pratik anlamda da sürecin yürütülmesi için önlemler alınacak. Kritik kamu kurumlarının başındaki isimlerin değişmesi de bu adımlardan birsi olacak.

Altılı masanın cumhurbaşkanı adayının kazanması durumunda kabine üyelerinin yanı sıra görev yapacak üst düzey kadrolar da altı lider tarafından belirlenecek. Bu kurumların başında Merkez Bankası, Milli İstihbarat Teşkilatı, Devlet Denetleme Kurulu Başkanlığı, Savunma Sanayi Başkanlığı, Devlet Arşivleri Başkanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, İletişim Başkanlığı, Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı, Strateji ve Bütçe Başkanlığı gelecek.

Aday ile birlikte yönetim kadrosu da açıklanacak

Altılı masa kurmaylarından edinilen bilgiye göre yol haritası ve ortak politika belgesi açıklandıktan sonran liderler yönetim kadroları ve cumhurbaşkanı adayı üzerinden çalışma yapacak. Cumhurbaşkanı adayı ile birlikte yönetim kadrosuna ilişkin de açıklama yapılması planlanıyor.

3 numaralı cumhurbaşkanlığı kararnamesi kullanılacak

Parlamenter sisteme dönüşte yol temizliği olarak değerlendirilen üst düzey bürokratlara yönelik bu atamalar, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçiş ile birlikte yayınlanan 3 numaralı kararnameye dayanarak yapılacak. Kararnamede üst düzey kamu yöneticilerinin atama ve görevden alma yetkisi cumhurbaşkanına verilmişti.

Merkez Bankası’nın yapısı değişecek

Altılı masanın daha önce açıkladığı ‘Kurumsal Reformlar Komisyonu’ raporuna göre Merkez Bankası’nın yapısının değişmesi öngörülmüştü. Yine aynı raporda Ekonomik ve Sosyal Konsey’in yeniden düzenlenmesi, Strateji ve Planlama Teşkilatı’nın kurulması öngörülmüştü. Altılı masanın hazırladığı anayasa değişikliği çalışmasına göre de Anayasa Mahkemesi ve HSK gibi kurumlarda yapısal değişiklik hedefleniyor.

Paylaşın

Bloomberg’den Dikkat Çeken Erdoğan Analizi: NATO’daki Etkisi…

İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyelik sürecinde Türkiye’nin rolüne ilişkin bir analiz yayınlayan Bloomberg’e göre, Finlandiya ve İsveç üzerindeki etkisi, yıllarca terörizm konusundaki endişeleri müttefikleri tarafından dikkate alınmayan Erdoğan için ömür boyunca bir kere gelecek siyasi bir hediye niteliğinde.

“Talepleri zorlamak, iktidarını beş yıl daha uzatmaya çalışan Erdoğan’ın seçmenlerin gözünde güçlü görünmesini sağlıyor” denilen analizde, Finlandiya Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nden Minna Alander’in görüşlerine yer verildi. Bloomberg’e konuşan Alander, “Erdoğan, kendisine fayda sağlayacağını düşündüğü sürece Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliklerini rehin olarak tutacaktır” ifadelerini kullandı.

ABD merkezli medya kuruluşu Bloomberg’de, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyelik sürecinde Türkiye’nin rolüne ilişkin bir analiz yayınlandı. “Erdoğan, NATO’nun genişlemesi konusunda dünyayı merakta bırakmayı sürdürüyor” başlıklı analizde, İsveç’in başkenti Stockholm’de geçtiğimiz hafta düzenlenen protestoya da yer verildi.

“Anlaşma, süreci kolaylaştırdı”

İki ülkenin ittifaka tam üye olarak katılımına 30 ülkeden sadece Türkiye ve Macaristan’ın onay vermediği hatırlatılırken, Türkiye’nin Finlandiya ve İsveç’le 28 Haziran 2022’de Madrid’deki NATO Zirvesi sırasında vardıkları anlaşmaya işaret edildi. Anlaşma ile beraber ‘sürecin kolaylaştığı ancak Ankara’nın tutumunun değişmediği’ belirtildi.

Öte yandan, Stockholm’de tarihi belediye binası önünde toplanan protestocuların, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a benzetilen bir maketi binanın önündeki direğe asmasının ardından, İsveç Meclis Başkanı Andreas Norlen’in 17 Ocak’ta Türkiye’ye yapmayı planladığı resmi ziyaretin de iptal edildiği anımsatıldı.

“Ömür boyunca bir kere gelecek siyasi bir hediye”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a göre, Ankara’nın İsveç ve Finlandiya’nın üyelik sürecindeki etkisinin ‘bir siyasi hediye’ niteliğinde olduğu belirtildi. Bloomberg’de yer alan analizde, şu ifadeler kullanıldı: “Finlandiya ve İsveç üzerindeki etkisi, yıllarca terörizm konusundaki endişeleri müttefikleri tarafından dikkate alınmayan Erdoğan için ömür boyunca bir kere gelecek siyasi bir hediye niteliğinde.”

“Erdoğan’ın seçmenlerin gözünde güçlü görünmesini sağlıyor”

“Talepleri zorlamak, iktidarını beş yıl daha uzatmaya çalışan Erdoğan’ın seçmenlerin gözünde güçlü görünmesini sağlıyor” denilen analizde, Finlandiya Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nden Minna Alander’in görüşlerine yer verildi. Bloomberg’e konuşan Alander, “Erdoğan, kendisine fayda sağlayacağını düşündüğü sürece Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliklerini rehin olarak tutacaktır” ifadelerini kullandı.

“Ankara’yı hizaya getirmek için yem olarak kullanyor”

ABD’nin İsveç ve Finlandiya’nın üyeliğine destek verdiği belirtilen yazıda, Washinton yönetiminin F-16 satışını ‘Ankara’yı hizaya getirmek için yem olarak kullandığı’ savunuldu. Bloomberg’de konuşan üst düzey bir Türk yetkili ise, “ABD, Ankara İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğini onaylayana kadar Kongre’nin Türkiye’ye jet satışını onaylamayacağı konusunda uyardı” açıklanmasında bulundu.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Bakan Çavuşoğlu’ndan F-16 Açıklaması: Anlaşmalar Sağlandı

ABD’den satın alınacak F-16’lar ile ilgili değerlendirmede bulunan Bakan Çavuşoğlu, “Her düzeyde, yönetimle; anlaşmalar sağlandı. Özellikle yönetimin; bunun sadece Türkiye için değil, NATO için de önemli olduğunu vurgulaması aynı şekilde önemlidir.” dedi ve ekledi:

“Burada irade yönetimde. Yönetim, kararlı durursa herhangi bir sorun yaşanmaz. Ama daha önce de söyledik. Biz öyle şartlı, elimizi kolumu bağlayan bir şekilde herhangi bir ülkede ürün almak istemeyiz.”

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Bosna-Hersek Bakanlar Konseyi Başkan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Bisera Turkoviç ile ortak basın açıklaması yaptı.

Açıklamaların ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Çavuşoğlu, ABD ziyareti ile ilgili, “Çarşamba günü Sayın Blinken ile stratejik mekanizma toplantısının bakanlar düzeyinde ikinci toplantısını gerçekleştireceğiz. Arkadaşlarımız önden Washington’a gittiler. Ve orada bugün ve yarın hazırlık toplantılarını gerçekleştirecekler. Biz de çarşamba günü hep beraber gündemimizde belirlediğimiz konuları değerlendireceğiz” dedi.

F-16’ların satışı konusunda askeri müzakerelerin tamamlandığını belirten Çavuşoğlu şöyle devam etti:

“ABD Savunma Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı’na gönderdi. Şimdi Dışişleri Bakanlığı, yani yönetim; Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla gayrı resmi bir şekilde Kongre’ye bildirimde bulundu. Her iki kanatta da Dış İlişkiler Komisyonu başkanları ve de en tecrübeli üye, dört kişiye bildiriliyor.

Daha sonra buradan herhangi bir itiraz gelmezse bu süreç tamamlanıyor. Resmi bildirim oluyor. Resmi bildirimde biliyorsunuz, Amerika Kongresi’nin sürecini. Başkanın bu yöndeki talebini yüzde 51 ile reddetme olasılığı var. Bu olursa başkan tekrar gönderir. Bu sefer üçte iki çoğunlukla reddedilmesi gerekiyor. Yani Amerikan tarihinde de fazla görülmemiş bir uygulama.

Özellikle bir iki itiraz var ama; özellikle bir senatör, sürekli itirazını gündeme getiriyor. Biz sorunsuz bir şekilde geçmesini arzu ederiz. Her düzeyde, yönetimle; anlaşmalar sağlandı. Özellikle yönetimin; bunun sadece Türkiye için değil, NATO için de önemli olduğunu vurgulaması aynı şekilde önemlidir. Burada irade yönetimde. Yönetim, kararlı durursa herhangi bir sorun yaşanmaz. Ama daha önce de söyledik. Biz öyle şartlı, elimizi kolumu bağlayan bir şekilde herhangi bir ülkede ürün almak istemeyiz.”

Paylaşın

Kapatma Davası: HDP’den Anayasa Mahkemesi’ne Yeni Başvuru

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, HDP Hukuk Komisyonu’nun Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) kapatma davasına ilişkin yeni bir başvuru yaptığını açıkladı.

Haber Merkezi / Başvuruda kapatma davası kararının seçimler sonrasına bırakılması istendi. HDP’nin başvurusunda tüm muhakeme işlemlerinin seçimlere kadar durdurulması ve seçimlerin ardından devam etmesi talep edildi.

HDP Hukuk Komisyonu, kapatma davasına ilişkin kararın seçimlerin sonrasına bırakılması talebiyle AYM’ye başvuru yaptı. HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, yapılan AYM başvurusuna ilişkin şunları söyledi:

“Kapatma davası evrensel hukuk ilkelerinin tamamına aykırı şekilde açıldı. Bu dava hukukla açıklanabilecek bir sürecin sonucu değildir. Aksine tamamen siyasi saiklere ve hedeflere dayalı bir operasyonun parçasıdır. Dava açılmadan önceki dönemi hatırlarsak partili cumhurbaşkanının HDP’ye yönelik çeşitli suçlamaları ve hedef gösteren açıklamaları vardı.

Daha sonra iktidarın küçük ortağı MHP bir kampanya başlattı. Partimize karşı kapatma davası açılması için tehdit ve şantaj içeren açıklamalar geldi.

Bu kampanyanın bir neticesi olarak sembolik açıdan anlamlı bir tarihte açıldı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı iddianameyi AYM’ye 17 Mart 2021’de teslim etti, yani MHP’nin kongresinin yapılacağı tarihten bir gün önce.

‘Bloke kararı, AYM’nin varlık nedeninin inkarı’

Bu kararların en önemlileri de Türkiye’ye karşıdır. Yargının siyasi hesaplara alet edilmesinin tipik bir örneğidir HDP’ye karşı açılan kapatma davası. En son Hazine yardımının yapılacağı banka hesaplarımıza bloke koyma kararı çıktı. Bu kararın oy çokluğuyla alındığı biliniyor. Kararın her açıdan hukuka aykırı iç hukukun bütün temel ilkelerini ihlal edecek şekilde alındığını da açıkladık.

Hazine yardımının yapılacağı hesaplara bloke konma kararı apaçık şekilde AYM’nin varlık nedeninin inkârı anlamına geliyor.”

AYM, Yargıtay Başsavcısı Bekir Şahin’in HDP’nin Hazine yardımının kesilmesi talebini 5 Ocak’ta görüşmüştü.

Şahin, HDP’nin katılması istemiyle AYM’de dava açmıştı. Yargıtay başsavcısı, HDP’nin kapatma davasına ilişkin sözlü savunma vereceği 10 Ocak öncesinde bu partiye Hazine yardımlarının kesilmesini istemişti. Şahin ayrıca yardımın yattığı hesaplara bloke konması talebinde de bulunmuştu.

AYM, HDP’nin Hazine yardım hesabına geçici olarak bloke koymuştu. Karar yediye karşılık sekiz oy çokluğuyla alınmıştı.

HDP’nin savunmasının alınması için 30 gün süre verilmiş, savunmadan sonra tedbirin devam edip etmeyeceğine yeniden karar verileceği belirtilmişti.

Paylaşın