Selahattin Demirtaş’tan “Sandık Güvenliği” Mesajı

Seçimlere ilişkin sosyal medya paylaşımlarına devam eden Selahattin Demirtaş, sandık güvenliğine dikkat çektiği son mesajında, “Güzel günlere inanmayan, motive olmayan bir halk sandığa gitmez” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Daha da önemlisi, seçim sürecinde veya oy verme gününde sandığa darbe yapmaya kalkan olursa halk darbecilerin karşısına dikilmez. Tek güvence halktır; halkın inancı, örgütlülüğü, motivasyonu ve kararlılığıdır”

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, ‘sandık güvenliği’ mesajı verdi.

Sosyal medyadan paylaşım yapan Demirtaş “Güzel günlere inanmayan, motive olmayan bir halk sandığa gitmez. Daha da önemlisi, seçim sürecinde veya oy verme gününde sandığa darbe yapmaya kalkan olursa halk darbecilerin karşısına dikilmez. Tek güvence halktır; halkın inancı, örgütlülüğü, motivasyonu ve kararlılığıdır” ifadelerini kullandı.

Demirtaş, daha sonra yaptığı paylaşımda ise amatör müzisyenlere yönelik ‘seçim şarkısı yapın’ çağrısını tekrarladı.

“Haydi bu seçimin önemini anlatan şarkıları siz yapın, en güzellerini halk seçsin” diyen Selahattin Demirtaş, başlattığı kampanyayı da şöyle duyurdu:

“Biz arkadaşlarla bir seçim şarkısı yaptık biliyorsunuz. Şimdi sıra sizde. Yeni bir şarkı yapın ya da bir şarkıyı uyarlayın. Videoya çekin veya ses kaydı alın. Wetransfer linki oluşturun ve şuraya gönderin: https://demirtasinfo.com/tr/sarki-etkinligi… 23 Ocak Pazartesi 20.00’ye kadar bekliyorum.”

Demirtaş ayrıca ilk üçe girecek müzisyenlere enstrüman, katılan herkese imzalı kitabının hediye edileceğini açıkladı.

Paylaşın

AK Parti Sözcüsü Çelik’ten İsveç’e Tepki: Kabul Edilemez

İsveç’teki PKK eylemine tepki gösteren AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “İsveç savcısı ‘soruşturma yok’ dedi, bu kabul edilemez. Tablo açıktır, çifte standart açıktır. Türkiye Cumhuriyeti bunu kabul etmez.” dedi.

Haber Merkezi / İsveç’in başkenti Stockholm’de PKK destekçileri tarafından düzenlenen gösterilerde yaşananlar, iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir gerilim yaratmıştı. İsveç gazetesi Aftonbladet’e konuşan Savcı Lucas Eriksson, yapılanların İsveç yasalarına aykırı olmadığını söylemişti.

Savcı Eriksson, “Dosya, masama hakaret diye geldi, ancak ben hakaret teşkil edecek ağırlıkta bir şey göremedim. Bu yüzden de bir ön soruşturma başlatmama kararı aldım” demişti.

Ne olmuştu?

Stokholm’de geçen hafta PKK destekçisi oldukları belirtilen bir grup, belediye binasının önünde toplanarak, Erdoğan’a benzetilen bir kuklayı ters olarak asmıştı. Eylem, Ankara’nın tepkisini çekerken, İsveç Büyükelçisi de Dışişleri Bakanlığı’na çağrılmıştı.

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, eylem hakkında, “NATO üyeliği başvurusuna karşı sabotaj olarak tasarlandı” diye konuşmuştu.

“İsveç terör yandaşı olarak kendini konumlandırır”

Adalet Ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan MYK toplantısı sonrası basın toplantısı düzenledi.

Ömer Çelik, açıklamasında, “Muhalefet partilerinden bu doğrultuda Türkiye’nin değerlerine dönük bu eylemi kınayanların her birine teşekkür ediyoruz. Böylesine çirkin eylem ifade hürriyeti olarak kabul edilemez. İsveç Başbakanı, İsveç’in NATO’ya üyeliğine engel olmak için sabotaj dedi. İsveç’teki savcı bunların cezalandırılmayacağını söylemiş. Hakaret davası olarak ele alınabileceğini, herhangi bir şekilde cezalandırılmayacaklarını söylemiş. Bundan şu sonuç çıkıyor, İsveç terör yandaşı olarak kendini konumlandırır.” dedi.

“İsveç’in yasasını buna göre düzenlemesi. terörle mücadele yasasını gözden geçirmesi gerektiğini” savunan Çelik “İsveç’te terör gruplarının birer hafta arayla 15 tane eylem yaptığını düşünün ve bu eylemde bir AB ülkesi başkanı ya da başbakanının maketinin asıldığını düşünün. Bu hafta Almanya’yla ilgili, haftaya Hollanda’yla ilgili… Böyle bir şey kabul edilebilir mi? İsveç’in buna dönük tepkisi ne olur? Tablo açıktır, çifte standart açıktır. Bu hiçbir yerde kabul edilemez, Türkiye Cumhuriyeti bunu kabul etmez.” ifadelerini kullandı.

Altılı Masa’daki yetki tartışmasına da değinen AKP Sözcüsü şöyle devam etti

“Muhalefetin yaptığı antisiyaset. Bu son tartışmalardan önce bir anayasa taslağı hazırlamışlardı. Bu taslakta halk tarafından seçilen cumhurbaşkanının hiçbir şeye karışmayacağı söyleniyor. Bu model demokrasimizi felç eder. Sivil siyaseti felç eden bir yaklaşım. Bu model demoktratik değil, bir politbüro modeli.

“Diyorlar ki, bir cumhurbaşkanı olacak, 6 kişinin onayını almadan siyasi bir karar alamayacak. Peki cumhurbaşkanı bunu yapmazsa ne olur. Mutabakat bozulur, seçime gidilir. Bu 6’lı eş başkanlığı sistemidir, cumhurbaşkanıyla birlikte 7’li eş başkanlık sistemi olur”

Çelik seçim tarihi konusunda da “Seçim konusuyla ilgili tarih budur dediğimiz zaman duyuracağız. Erken seçim gibi değil ama seçim tarihinde bir değişiklik söz konusu olacak. Biraz geriye çekebiliriz. Birkaç tarih konuşuluyor. Çok kısa bir süre olarak güncelleme söz konusu olacak.” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Altılı Masa’dan Kritik “Kamu Kurumları” Hamlesi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Atılı Masa, 30 Ocak’ta ortak politika belgesinin yanı sıra, parlamenter sisteme geçişin yol haritasını da kamuoyu ile paylaşacak.

Sputnik’ten Osman Nuri Cerit’in haberine göre, bu yol haritasında cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçiş için atılan adımların tersi hayata geçirilecek. Bunun için yasal ve anayasal düzenlemeler gündeme gelecek. Bunun yanı sıra pratik anlamda da sürecin yürütülmesi için önlemler alınacak. Kritik kamu kurumlarının başındaki isimlerin değişmesi de bu adımlardan birsi olacak.

Altılı masanın cumhurbaşkanı adayının kazanması durumunda kabine üyelerinin yanı sıra görev yapacak üst düzey kadrolar da altı lider tarafından belirlenecek. Bu kurumların başında Merkez Bankası, Milli İstihbarat Teşkilatı, Devlet Denetleme Kurulu Başkanlığı, Savunma Sanayi Başkanlığı, Devlet Arşivleri Başkanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, İletişim Başkanlığı, Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı, Strateji ve Bütçe Başkanlığı gelecek.

Aday ile birlikte yönetim kadrosu da açıklanacak

Altılı masa kurmaylarından edinilen bilgiye göre yol haritası ve ortak politika belgesi açıklandıktan sonran liderler yönetim kadroları ve cumhurbaşkanı adayı üzerinden çalışma yapacak. Cumhurbaşkanı adayı ile birlikte yönetim kadrosuna ilişkin de açıklama yapılması planlanıyor.

3 numaralı cumhurbaşkanlığı kararnamesi kullanılacak

Parlamenter sisteme dönüşte yol temizliği olarak değerlendirilen üst düzey bürokratlara yönelik bu atamalar, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçiş ile birlikte yayınlanan 3 numaralı kararnameye dayanarak yapılacak. Kararnamede üst düzey kamu yöneticilerinin atama ve görevden alma yetkisi cumhurbaşkanına verilmişti.

Merkez Bankası’nın yapısı değişecek

Altılı masanın daha önce açıkladığı ‘Kurumsal Reformlar Komisyonu’ raporuna göre Merkez Bankası’nın yapısının değişmesi öngörülmüştü. Yine aynı raporda Ekonomik ve Sosyal Konsey’in yeniden düzenlenmesi, Strateji ve Planlama Teşkilatı’nın kurulması öngörülmüştü. Altılı masanın hazırladığı anayasa değişikliği çalışmasına göre de Anayasa Mahkemesi ve HSK gibi kurumlarda yapısal değişiklik hedefleniyor.

Paylaşın

Bloomberg’den Dikkat Çeken Erdoğan Analizi: NATO’daki Etkisi…

İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyelik sürecinde Türkiye’nin rolüne ilişkin bir analiz yayınlayan Bloomberg’e göre, Finlandiya ve İsveç üzerindeki etkisi, yıllarca terörizm konusundaki endişeleri müttefikleri tarafından dikkate alınmayan Erdoğan için ömür boyunca bir kere gelecek siyasi bir hediye niteliğinde.

“Talepleri zorlamak, iktidarını beş yıl daha uzatmaya çalışan Erdoğan’ın seçmenlerin gözünde güçlü görünmesini sağlıyor” denilen analizde, Finlandiya Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nden Minna Alander’in görüşlerine yer verildi. Bloomberg’e konuşan Alander, “Erdoğan, kendisine fayda sağlayacağını düşündüğü sürece Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliklerini rehin olarak tutacaktır” ifadelerini kullandı.

ABD merkezli medya kuruluşu Bloomberg’de, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyelik sürecinde Türkiye’nin rolüne ilişkin bir analiz yayınlandı. “Erdoğan, NATO’nun genişlemesi konusunda dünyayı merakta bırakmayı sürdürüyor” başlıklı analizde, İsveç’in başkenti Stockholm’de geçtiğimiz hafta düzenlenen protestoya da yer verildi.

“Anlaşma, süreci kolaylaştırdı”

İki ülkenin ittifaka tam üye olarak katılımına 30 ülkeden sadece Türkiye ve Macaristan’ın onay vermediği hatırlatılırken, Türkiye’nin Finlandiya ve İsveç’le 28 Haziran 2022’de Madrid’deki NATO Zirvesi sırasında vardıkları anlaşmaya işaret edildi. Anlaşma ile beraber ‘sürecin kolaylaştığı ancak Ankara’nın tutumunun değişmediği’ belirtildi.

Öte yandan, Stockholm’de tarihi belediye binası önünde toplanan protestocuların, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a benzetilen bir maketi binanın önündeki direğe asmasının ardından, İsveç Meclis Başkanı Andreas Norlen’in 17 Ocak’ta Türkiye’ye yapmayı planladığı resmi ziyaretin de iptal edildiği anımsatıldı.

“Ömür boyunca bir kere gelecek siyasi bir hediye”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a göre, Ankara’nın İsveç ve Finlandiya’nın üyelik sürecindeki etkisinin ‘bir siyasi hediye’ niteliğinde olduğu belirtildi. Bloomberg’de yer alan analizde, şu ifadeler kullanıldı: “Finlandiya ve İsveç üzerindeki etkisi, yıllarca terörizm konusundaki endişeleri müttefikleri tarafından dikkate alınmayan Erdoğan için ömür boyunca bir kere gelecek siyasi bir hediye niteliğinde.”

“Erdoğan’ın seçmenlerin gözünde güçlü görünmesini sağlıyor”

“Talepleri zorlamak, iktidarını beş yıl daha uzatmaya çalışan Erdoğan’ın seçmenlerin gözünde güçlü görünmesini sağlıyor” denilen analizde, Finlandiya Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nden Minna Alander’in görüşlerine yer verildi. Bloomberg’e konuşan Alander, “Erdoğan, kendisine fayda sağlayacağını düşündüğü sürece Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliklerini rehin olarak tutacaktır” ifadelerini kullandı.

“Ankara’yı hizaya getirmek için yem olarak kullanyor”

ABD’nin İsveç ve Finlandiya’nın üyeliğine destek verdiği belirtilen yazıda, Washinton yönetiminin F-16 satışını ‘Ankara’yı hizaya getirmek için yem olarak kullandığı’ savunuldu. Bloomberg’de konuşan üst düzey bir Türk yetkili ise, “ABD, Ankara İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğini onaylayana kadar Kongre’nin Türkiye’ye jet satışını onaylamayacağı konusunda uyardı” açıklanmasında bulundu.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Bakan Çavuşoğlu’ndan F-16 Açıklaması: Anlaşmalar Sağlandı

ABD’den satın alınacak F-16’lar ile ilgili değerlendirmede bulunan Bakan Çavuşoğlu, “Her düzeyde, yönetimle; anlaşmalar sağlandı. Özellikle yönetimin; bunun sadece Türkiye için değil, NATO için de önemli olduğunu vurgulaması aynı şekilde önemlidir.” dedi ve ekledi:

“Burada irade yönetimde. Yönetim, kararlı durursa herhangi bir sorun yaşanmaz. Ama daha önce de söyledik. Biz öyle şartlı, elimizi kolumu bağlayan bir şekilde herhangi bir ülkede ürün almak istemeyiz.”

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Bosna-Hersek Bakanlar Konseyi Başkan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Bisera Turkoviç ile ortak basın açıklaması yaptı.

Açıklamaların ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Çavuşoğlu, ABD ziyareti ile ilgili, “Çarşamba günü Sayın Blinken ile stratejik mekanizma toplantısının bakanlar düzeyinde ikinci toplantısını gerçekleştireceğiz. Arkadaşlarımız önden Washington’a gittiler. Ve orada bugün ve yarın hazırlık toplantılarını gerçekleştirecekler. Biz de çarşamba günü hep beraber gündemimizde belirlediğimiz konuları değerlendireceğiz” dedi.

F-16’ların satışı konusunda askeri müzakerelerin tamamlandığını belirten Çavuşoğlu şöyle devam etti:

“ABD Savunma Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı’na gönderdi. Şimdi Dışişleri Bakanlığı, yani yönetim; Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla gayrı resmi bir şekilde Kongre’ye bildirimde bulundu. Her iki kanatta da Dış İlişkiler Komisyonu başkanları ve de en tecrübeli üye, dört kişiye bildiriliyor.

Daha sonra buradan herhangi bir itiraz gelmezse bu süreç tamamlanıyor. Resmi bildirim oluyor. Resmi bildirimde biliyorsunuz, Amerika Kongresi’nin sürecini. Başkanın bu yöndeki talebini yüzde 51 ile reddetme olasılığı var. Bu olursa başkan tekrar gönderir. Bu sefer üçte iki çoğunlukla reddedilmesi gerekiyor. Yani Amerikan tarihinde de fazla görülmemiş bir uygulama.

Özellikle bir iki itiraz var ama; özellikle bir senatör, sürekli itirazını gündeme getiriyor. Biz sorunsuz bir şekilde geçmesini arzu ederiz. Her düzeyde, yönetimle; anlaşmalar sağlandı. Özellikle yönetimin; bunun sadece Türkiye için değil, NATO için de önemli olduğunu vurgulaması aynı şekilde önemlidir. Burada irade yönetimde. Yönetim, kararlı durursa herhangi bir sorun yaşanmaz. Ama daha önce de söyledik. Biz öyle şartlı, elimizi kolumu bağlayan bir şekilde herhangi bir ülkede ürün almak istemeyiz.”

Paylaşın

Kapatma Davası: HDP’den Anayasa Mahkemesi’ne Yeni Başvuru

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, HDP Hukuk Komisyonu’nun Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) kapatma davasına ilişkin yeni bir başvuru yaptığını açıkladı.

Haber Merkezi / Başvuruda kapatma davası kararının seçimler sonrasına bırakılması istendi. HDP’nin başvurusunda tüm muhakeme işlemlerinin seçimlere kadar durdurulması ve seçimlerin ardından devam etmesi talep edildi.

HDP Hukuk Komisyonu, kapatma davasına ilişkin kararın seçimlerin sonrasına bırakılması talebiyle AYM’ye başvuru yaptı. HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, yapılan AYM başvurusuna ilişkin şunları söyledi:

“Kapatma davası evrensel hukuk ilkelerinin tamamına aykırı şekilde açıldı. Bu dava hukukla açıklanabilecek bir sürecin sonucu değildir. Aksine tamamen siyasi saiklere ve hedeflere dayalı bir operasyonun parçasıdır. Dava açılmadan önceki dönemi hatırlarsak partili cumhurbaşkanının HDP’ye yönelik çeşitli suçlamaları ve hedef gösteren açıklamaları vardı.

Daha sonra iktidarın küçük ortağı MHP bir kampanya başlattı. Partimize karşı kapatma davası açılması için tehdit ve şantaj içeren açıklamalar geldi.

Bu kampanyanın bir neticesi olarak sembolik açıdan anlamlı bir tarihte açıldı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı iddianameyi AYM’ye 17 Mart 2021’de teslim etti, yani MHP’nin kongresinin yapılacağı tarihten bir gün önce.

‘Bloke kararı, AYM’nin varlık nedeninin inkarı’

Bu kararların en önemlileri de Türkiye’ye karşıdır. Yargının siyasi hesaplara alet edilmesinin tipik bir örneğidir HDP’ye karşı açılan kapatma davası. En son Hazine yardımının yapılacağı banka hesaplarımıza bloke koyma kararı çıktı. Bu kararın oy çokluğuyla alındığı biliniyor. Kararın her açıdan hukuka aykırı iç hukukun bütün temel ilkelerini ihlal edecek şekilde alındığını da açıkladık.

Hazine yardımının yapılacağı hesaplara bloke konma kararı apaçık şekilde AYM’nin varlık nedeninin inkârı anlamına geliyor.”

AYM, Yargıtay Başsavcısı Bekir Şahin’in HDP’nin Hazine yardımının kesilmesi talebini 5 Ocak’ta görüşmüştü.

Şahin, HDP’nin katılması istemiyle AYM’de dava açmıştı. Yargıtay başsavcısı, HDP’nin kapatma davasına ilişkin sözlü savunma vereceği 10 Ocak öncesinde bu partiye Hazine yardımlarının kesilmesini istemişti. Şahin ayrıca yardımın yattığı hesaplara bloke konması talebinde de bulunmuştu.

AYM, HDP’nin Hazine yardım hesabına geçici olarak bloke koymuştu. Karar yediye karşılık sekiz oy çokluğuyla alınmıştı.

HDP’nin savunmasının alınması için 30 gün süre verilmiş, savunmadan sonra tedbirin devam edip etmeyeceğine yeniden karar verileceği belirtilmişti.

Paylaşın

Başörtüsü Teklifi: Erdoğan’dan Referandum Sinyali

Başörtüsü teklifi için “Anayasa değişikliği yasalaşınca reform sürecimizin adeta tacı olacaktır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kimse eski yaraları deşmeye cesaret edemeyecek. Temennimiz bu teklifin 400’ün üzerinden bir oyla kabul edilmesidir” dedi ve ekledi:

“Ancak böyle bir meselede ipe un serilmesini ne kadınlarımız ne milletimiz affeder. Beklentimiz gerçekleşmez ise bu durumda millete gideceğiz. Kilidi milletimizin iradesi açacak.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şule Yüksel Şenler Vakfı Hizmet Binası’nın açılış töreninde yaptığı konuşmada, başörtüsü ve aile konularında düzenlemeler öngören anayasa değişikliği teklifi konusunda mesajlar verdi.

Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunulan anayasa değişikliği teklifinin Meclis’te kabul edilmemesi halinde referanduma sunulabileceğine işaret etti.

Anayasa değişikliği teklifinin TBMM Genel Kurulu’nda “400’ün fevkinde oyla” kabul edilmesini beklediklerini ifade eden Erdoğan, “Beklentimiz gerçekleşmezse bu durumda egemenlik kayıtsız şartsız milletindir demiyor muyuz, öyleyse son sözü millet söyleyecek” şeklinde konuştu.

Teklifin Meclis’ten geçmesi için 400’den fazla vekilin “evet” oyu vermesi gerekiyor, 360-400 aralığında oy alması halinde ise referandum gündeme geliyor.

AK Parti iktidarı döneminde başörtüsü konusunda yapılanları hatırlatan Erdoğan, artık üniversitelerde başörtülü kadınların eğitim alabildiğini, kamuda, silahlı kuvvetlerde, yargıda kadınların başörtüsü ile çalışabildiğini anlattı.

Erdoğan, “Hiçbir insanımızın inancından, sakalından, saçından veya hayat tarzından dolayı ötekileştirilmediği huzur iklimini ülkemiz genelinde tesis ettik. Bugün kadınlarımız kılık kıyafetleri sebebiyle haksızlığa uğramadan hayatın her alanında sorumluluk üstelenebiliyor” şeklinde konuştu.

CHP ve İYİ Parti’ye eleştiri

Meclis’e sundukları anayasa teklifinin kabul edilmesi halinde bunun “reform sürecinin adete zafer tacı” olacağını belirten Erdoğan, “Bu düzenleme kabul edilirse artık hiç kimse aklına estiğinde sosyal medya üzerinden bir gece yarısı eski yaraları deşmeye cesaret edemeyecektir” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başörtüsüne yasal güvence konusunu gündeme getirmesine işaret eden Erdoğan, CHP ve İYİ Parti’nin anayasa değişikliği teklifi konusunda AK Parti’nin randevu talebini reddetmesini de eleştirdi. Erdoğan, “Bunlar işte bu kadar dürüst. Bunlarda dürüstlük diye bir şey aramayın yok” ifadelerini kullandı.

Evlilik için yeni tanım öngörülüyor

Erdoğan, anayasa değişikliği teklifindeki aileye ilişkin düzenlemeyi de “Teklifimizle kadınlarımızın haklarını güçlendirme yanında aile kurumunu küresel odakların desteği ile palazlanan ve giderek pervasızlaşan sapkın akımların saldırılarından da korumayı amaçlıyoruz” sözleriyle savundu.

Erdoğan, “Özgürlük kılıfı altında aile müessesinin yok edilmesine asla rıza göstermeyeceğiz. İnsan fıtratına aykırı sapkınlık virüsünün millet varlığımızı daha fazla zehirlemesinin önüne set çekmek istiyoruz” dedi.

AK Parti, başörtüsüne anayasal güvence ve “evlilik birliği ancak kadın ve erkeğin evlenmesiyle kurulabilir” şeklinde ailenin yeniden tanımlanmasını öngören anayasa değişikliği teklifini 9 Aralık’ta Meclis’e sunmuştu. Teklife göre, Anayasa’nın 24. ve 41. maddelerinde değişiklik öngörülüyor.

Paylaşın

Selahattin Demirtaş: Mutlaka Kazanacağız

İstanbul Kartal’da gerçekleştirilen Emek ve Özgürlük İttifakı mitingine dair paylaşım yapan Demirtaş, “Seçim kampanyasında ve demokrasi mücadelesinde coşkunun önemini, verdiği gücün etkisini Kartal Meydanında tüm ülke, herkes gördü” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Coşkuyu diri tutalım, büyütelim. Coşkuyla kazanacağız, el ele kazanacağız, mutlaka kazanacağız!”

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi ( HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, İstanbul Kartal’da gerçekleştirilen Emek ve Özgürlük İttifakı mitingine dair sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.

“Coşkuyla kazanacağız, el ele kazanacağız, mutlaka kazanacağız” diyen Demirtaş, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Seçim kampanyasında ve demokrasi mücadelesinde coşkunun önemini, verdiği gücün etkisini Kartal Meydanında tüm ülke, herkes gördü. Coşkuyu diri tutalım, büyütelim. Coşkuyla kazanacağız, el ele kazanacağız, mutlaka kazanacağız!”

Paylaşın

Babacan’dan ‘Altılı Masa’ Dağılacak İddialarına Çarpıcı Yanıt

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Altılı Masa’nın dağılacağı yönündeki iddialarına “Bu masayı bozan olmak hiçbir siyasi partinin kaldırabileceği bir yük değil” ifadelerini kullandı.

FOX TV’de Çalar Saat programına katılan Babacan, Altılı Masa’da birçok farklı fikrin bulunduğunu söyledi ve “Kriz kelimesini asla kullanmamak lazım. Altılı Masa’da pek çok görüşte farklı görüşler var. Ama masaya oturduğumuzda herkes fikrini söylüyor. Bu masayı bozan olmak hiçbir siyasi partinin kaldırabileceği bir yük değil” dedi.

Babacan, Davos’a davet aldığını ve programa katılacağını söylerken “Davos’taki mesajımız; ‘Asla Türkiye’den vazgeçmeyin. Türkiye büyük bir ülke. Türkiye seçimlerden sonra dünyayla barışık, dünyayla konuşan, alışveriş eden, sözünün gücü olan bir ülke olacak. Ülkemize güvenin’ olacak” dedi.

Babacan açıklamalarına şöyle devam etti;

“Erdoğan bir tarafına Çilleri aldı, bir tarafına Bahçeli’yi bir tarafına da Perinçek’i.

Sayın Erdoğan, korku siyaseti üzerinden yürüyor. O yüzden o panoya her hafta birini yazmak zorunda. Cumhuriyet tarihinde bir ilk; binlerce bir eylem hazırladık. Bu seçimlerden sonra kurulacak hükümetin, her bakanın masasının üzerinde duracak bir kitap.

İlk kez bir siyasi parti, seçim tarihi dahi açıklanmamışken, en ufak detayına kadar hükûmet programını açıklıyor. İlk kez bir parti muhalefetteyken, ‘İktidara gelirseniz ne yapacaksınız?’ sorusuna kalın bir kitapla yanıt veriyor.

“AK Parti, MHP’ye muhtaç”

AK Parti seçimleri kaybetmiş durumda. O yüzden MHP’ye muhtaç. Bu seçimlerde de 2018 seçimlerinden çok daha kötü bir sonuç olacak. Yorulmuş ve yorgun bir iktidar iş başında. Son 4 buçuk yıldır ülkenin menfaatine ürettiği şeyler ne? ‘Ben ekonomistim’ diye diye aldığı kararlarla ülkemizin geldiği durum belli.

Türkiye çıkmış ve şimdi iniyor. İstişare terk edilince başarı mümkün değil. Cumhuriyet tarihinin en yüksek enflasyon rakamını üretti Sayın Erdoğan.

Yoksul daha yoksul oldu, zengin daha zengin oldu. Türkiye’nin satın alma gücü düştü ama o faiz nereye aktarıldı; zengine. Devletin hazinesinden ödenen faizlere bakın. Bir de ben ekonominin başındayken faizlere bakın. Ne zaman Erdoğan tek imza veriyor, bu böyle oldu. Tek imzayla Sayın Erdoğan bu faizi ödüyor. Cumhurbaşkanı adına bakanlar iş yapıyor.

Türkiye Cumhuriyeti’nin en yüksek faizini ödeyen iktidar şu anki iktidar. Faizi zaten parası olan alıyor. Sizin maaş bordronuz faize gidiyor. Alışveriş yapıyorsunuz, cep telefonu kullanıyorsunuz… Bunlar faize gidiyor. Hesap çok basit.

‘Gezi’den sonra troll orduları oluşturuldu’

Şu gerçeği artık görüyorlar; AK Parti ve MHP’nin toplam milletvekili sayısı artık Meclis’te çoğunluk sağlayamıyorlar. Diyorlar ki, ” Biz kaybedeceğiz. Gelin birlikte olalım ama biz yöneteceğiz” Ben Sayın Bahçeli’nin cümlelerini böyle okuyorum.

Seçim tarihi ya Meclis kararı ya da Cumhurbaşkanı kararıyla oluyor. Ama biz, ‘6 Nisan’dan sonra olacak hiçbir seçime oy vermeyeceğiz’ dedik. Biz Erdoğan’ın ikinci dönemi olduğunu söylüyoruz. Erdoğan, tek imzayla seçime giderse biz DEVA Partisi olarak YSK’ya itiraz dilekçemizi vereceğiz.

AK Parti’de olduğum dönemde Gezi olaylarına kadar troll hesaplar yoktu. İktidar Gezi olaylarından sonra kendi troll ordularını oluşturdu. Şu andaki iktidar için kaynak sorunu yok.

EYT’yi bunca yıldır geciktiren de hükümet. Seçime 3 ay kala mı aklınıza geliyor. Erdoğan, şimdiye kadar yapmadığı popülizmi yapıyor. Seçimi kaybedeceğini anladı. Gerçek enflasyonla bu ülkede herkesin satın alma gücü düştü. Maaşlı, sabit geliri olan herkes, enflasyon karşısında ezilmiş durumda.”

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Çok Kapsamlı Reform Listemiz Var

İstanbul Sözleşmesi’nin ‘sadece bir başlangıç’ olduğunu belirten CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “İlk 6 ayda; halka açık şirketlerde kadınların yönetim kurulu kademesinde eşit biçimde temsil edilmeleri için alt sınır getirerek kadınlara uygulanan “cam tavanı” kadınlarla birlikte paramparça edeceğiz. İstanbul Sözleşmesi sadece bir başlangıç. Çok kapsamlı reform listemiz var.” dedi.

Kamuoyunda İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen ‘Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’, 20 Mart 2021’de bir gece yarısı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararıyla feshedilmişti.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, bu kararı ‘hukuka uygun’ bulmuştu. Muhalefet liderleri, iktidara gelmeleri halinde bu sözleşmeyi geri getireceklerini belirtiyor.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:

“İlk 6 ayda; halka açık şirketlerde kadınların yönetim kurulu kademesinde eşit biçimde temsil edilmeleri için alt sınır getirerek kadınlara uygulanan “cam tavanı” kadınlarla birlikte paramparça edeceğiz. İstanbul Sözleşmesi sadece bir başlangıç. Çok kapsamlı reform listemiz var.”

Paylaşın