Akşener, ‘Saray’da Konuşulan Senaryoları Açıkladı

Partisinin Meclis’teki grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, “Şimdiden sağdan soldan duyuyorum. Kulağımıza geliyor. Saraydaki siyaset dehaları orada burada abuk sabuk konuşuyor. Kendilerince yoklama çekiyorlar. ‘Bu seçim diğerleri gibi değilmiş’, ‘başörtüsü meselesinin gündeme gelmesi çok iyi olmuş’, ‘çok faydalı olurmuş’, ‘seçimi kaybederlerse bu metni iptal ettirirlermiş’, ‘seçimden sonra da bu işin ekmeğini yemeğe devam ederlermiş’. Daha ahlaksızca olanı da var” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Neymiş efendim, ‘teklif mecliste 400’ü bulsa da bazı milletvekillerine hayır oyu kullanıp teklifi referanduma götürürlermiş’. sayın Erdoğan, bu konu bir sınavdır. Kim pas veriyor, kim gol atıyor beni ilgilendirmez. Saraydaki tatlı su stratejistlerinin Zihni Sinir taktikleri beni ilgilendirmez. Başı örtülü, başı örtüsüz tüm kadınlarımızın, bu ülkedeki tüm vatandaşların saf ve temiz duygularını sömürmenize müsaade etmeyeceğim. Bunu böyle bilesin.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlenen grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Akşener’in açıklamaları şöyle:

“(Başörtüsü teklifi) Madem Anayasa’da değişiklik olmalıydı son 20 yıldır siz neredeydiniz arkadaş? 2008’de, bu konuda, bir düzenleme yaptınız. Hadi diyelim ki;  metin eksikti, karar ideolojikti, oydu buydu, ve Anayasa Mahkemesi iptal etti. Tamam, kabul. Peki; mezardan ölüleri kaldırıp, sandığa götürdüğünüz, 2010’daki anayasa referandumunda,  bu değişikliği neden yapmadınız? Elinizi tutan mı oldu? Aklınıza mı gelmedi? Yazmayı mı unuttunuz?

Mesela; 2017’de, bir kez daha, anayasa referandumu yaptınız.150 yıllık birikimi, tek kalemde sildiniz, rejimi değiştirdiniz. Peki, o gün neredeydiniz? Bu değişikliği, o zaman niye yapmadınız? Yapacaktınız da, bir tek bu maddeye mi yer bulamadınız? Yazacaktınız da, karakter limitine mi takıldınız?

Memleketin, bu kadar ağır sorunları varken; milletimiz, her gün, bin bir dertle boğuşurken; esasında, var olmayan bu mesele, maalesef geldi, siyasetin gündemini kapladı. Elbette biz de, bu duruma, sırtımızı dönemeyiz!

Çünkü, daha önceki denemelerinde de, gördük ki; bu arkadaşlar, anayasa yapma konusunda, olağanüstü bir yeteneğe sahipler…Biliyorsunuz, Ak Parti’nin yaptığı, anayasa değişikliklerinin en büyük özelliği; sırf, yapılan değişikliğin, ortaya çıkardığı sorunları, düzeltebilmek için, daha kapsamlı, yeni anayasa değişiklikleri gerektirmesidir.

Nitekim, şimdi de, her zamanki gibi, yine ellerine, eksik bir metni almışlar, ve mutabakat arıyorlar… Tekrar ediyorum: Akıllarınca, ‘gol atma’ motivasyonuyla, her zamanki gibi, yarım yamalak yapılmış, eksik bir işle, çıkmışlar, mutabakat arıyorlar…

Hay hay! Buyurun, hodri meydan! Madem bu konu, yeniden siyasetin gündeminde,  madem bu konu, yeniden masada; o zaman; Anayasaysa anayasa, mutabakatsa mutabakat! Biz varız! Ama öyle, ‘ağam dedi, paşam dedi, saray dedi.’ yoook. Öyle kapı kapı gezip, ‘mış’ gibi yapmak yok. Öyle ağlamak, sızlamak yok.

‘Saraydaki siyaset dehaları orada burada abuk sabuk konuşuyor’

Şimdiden sağdan soldan duyuyorum. Kulağımıza geliyor. Saraydaki siyaset dehaları orada burada abuk sabuk konuşuyor. Kendilerince yoklama çekiyorlar. ‘Bu seçim diğerleri gibi değilmiş’, ‘başörtüsü meselesinin gündeme gelmesi çok iyi olmuş’, ‘çok faydalı olurmuş’, ‘seçimi kaybederlerse bu metni iptal ettirirlermiş’, ‘seçimden sonra da bu işin ekmeğini yemeğe devam ederlermiş’. Daha ahlaksızca olanı da var.

Neymiş efendim, ‘teklif mecliste 400’ü bulsa da bazı milletvekillerine hayır oyu kullanıp teklifi referanduma götürürlermiş’. sayın Erdoğan, bu konu bir sınavdır. Kim pas veriyor, kim gol atıyor beni ilgilendirmez. Saraydaki tatlı su stratejistlerinin Zihni Sinir taktikleri beni ilgilendirmez. Başı örtülü, başı örtüsüz tüm kadınlarımızın, bu ülkedeki tüm vatandaşların saf ve temiz duygularını sömürmenize müsaade etmeyeceğim. Bunu böyle bilesin.

Dezenformasyonla mücadele altında düpedüz bir istibdat yasasını hayata geçirmekten geri durmadılar. Milletimiz toprağını ekemiyor, dükkanını döndüremiyor. Gençlerimiz KPSS’den aldığı 92 puana rağmen mülakatta eleniyor. Sansürden, baskıdan ve endişeden adeta nefes bile alamıyor. İktidarın beslediği bir avuç kişi gününü gün ediyor. Pudra şekerciler son model arabalarıyla fink atıyor.

“Biz, milletimizin taleplerinden yanayız”

Mafyalar, simsarlar, tefeciler devletin etrafında dört dönüyor. 5 maaş, 10 maaş alan saray danışmanları milletimizin hakkını yiyor. Biz bu harami düzene karşıyız. Bu kirli düzene, bu kirli zihniyete karşıyız. Bu ucube sisteme karşıyız. Çünkü biz demokrasiden yanayız. Biz, milletimizin taleplerinden yanayız. işte bu yüzden dün zalimin karşısında biz vardık. Bugün de mazlumun yanında biz vardık.

Dün 28 Şubatların karşısında biz vardık, bugün milletimizin yanında biz vardık. Dün ‘muhtar bile olamaz’ diyenlerin karşısında biz vardık. Bugün de Ekrem Başkanımızın yanında biz varız. Dün 25 yıl yıl boyunca Ankara’yı rant çevirenlerin karşısında biz vardık, bugün 4 yılda başkente huzuru getiren Mansur Başkanımızın yanında biz varız. Pınarhisar’da biz vardık, Saraçhane’de biz vardık. Hatay’da, Antalya’da, Adana’da da biz olacağız.

Biz buradayız, dimdik, kaya gibi ayaktayız! Hiç merak etmeyin, çok yakında; sandık günü geldiğinde, tüm Türkiye’de de, topyekûn biz olacağız.

Fatih Sultan Mehmet Han, ne diyor? ‘Kadıyı satın aldığın gün, Adalet ölür.  Adaleti öldürdüğün gün, Devlet de ölür.’ İşte biz de, milletimizle birlikte; öldürülen adaleti, yeniden diriltecek, hırpalanan devletimizi onarıp,  tüm şanıyla, yeniden ayağa kaldıracağız! Vesayetçilere imrenenleri, def edecek, Harun gibi gelip, Karun olanları, tıpış tıpış göndereceğiz.

‘Devlete adalet yakışır’

Kararlarından şüphe duymadığımız, bir hukuk düzenini inşa edecek, yolsuzluğu, hırsızlığı, haksızlığı, kökünden çözeceğiz. Yasakların değil, özgürlüğün; baskıların değil, demokrasinin; suskunluğun değil, ortak aklın yeşerdiği; tam ve kâmil bir adaleti, yeniden hâkim kılacağız! İktidarın, bu büyük milletin önüne diktiği, o uğursuz duvarları, hep birlikte yıkacağız! Çünkü, bize bu yakışır. Çünkü, devletimize bu yakışır.

Çünkü;  devlete, adalet yakışır. Biz yıllardır, Sayın Erdoğan’ı uyarıyoruz. O kulak asmasa da, biz yıllardır; ‘Devleti devlet gibi, devlet ciddiyetiyle, devlet aklıyla,  Türk Devleti’ne yakışır donanımdaki, liyakatli kadrolarla yönet.’ diyoruz. Ama o bizi değil, maaş düşkünü, saray şarlatanlarını dinlemeyi tercih ediyor. O yüzden de, maalesef, bugün, devletimiz; ciddiyetsiz, liyakatsiz ve beceriksiz ellerde, bir yönetim krizi yaşıyor.  Kuralsız, kurumsuz ve hesapsız bir anlayışla; Türk Devleti’nin ağırlığı da, aklı da, itibarı da, yerle bir ediliyor.

Çünkü Bay Kriz, her işin başına;  layık olanı değil, kendine sadık olanı getiriyor. Sorumluluk sahibi olanı değil, arsızı kolluyor. İş bileni değil, söz dinleyeni koruyor.  Ve;  kimsenin hiçbir şey bilmediği bir yerde, Sayın Erdoğan, her şeyi biliyor…  Mesela, ekonomi biliyor.  Mesela, hukuk biliyor. Mesela, diplomasi biliyor.  Hatta kim bilir, belki İspanyolca’yı bile biliyordur…Ancak bu durum, maalesef hiçbirimiz için, şaşırtıcı değil.Çünkü, iktidarın yönetim anlayışında; tarımdan anlamayanın, Tarım Bakanı olduğunu gördük. Ekonomi bilmeyenin, Maliye Bakanı olduğunu gördük.

Yönettiği bakanlığına mal satanın, Ticaret Bakanı olduğunu gördük. Tek meziyeti Sayın Erdoğan’ın dediğini yapmak olanın,  Merkez Bankası Başkanı; Enflasyonu en güzel makyajlayanın da,  TÜİK Başkanı olduğunu gördük.  Rektörler, elçiler, bürokratlar gördük… Bu gözler neler gördü, neler…

Hatırlıyor musunuz? Mesela en büyük özelliği, Damat olmak olan, bir Damat Bakan vardı… ‘Dolar 10 lira olacak, 15 lira olacak ya, çok beklersiniz!’ demişti. Ama kendisi paket olduktan sonra halefi Nebati Bakan, elini hızlı tuttu;

Dolar 10 lira değil, 15 lira da değil,  Tam 18 lira 79 kuruş oldu. Peki sonra ne oldu? Bütün sözler unutuldu.  Enflasyon, son 20 yılın zirvesini gördü. ‘Faiz sebep, enflasyon sonuç’ teorisi, suratlarında patladı. ‘Türkiye Ekonomi Modeli’ dedikleri,  sözüm ona kurtuluş reçetesi de, üzerine tüy dikti.

Tüm bu yaşananlardan sonra; utançlarından, insan içine çıkamamaları gerekirdi değil mi? Bay Kriz hala 20 yılda beceremediklerini hala sandık öncesi ‘Yapacağım’ diyor. He-Man çizgi filmini izliyoruz sanki. Bir gün kaplan gibi bağırıyor, ama ertesi gün sevimli mi sevimli, pofuduk bir ev kedisine dönüşüveriyor. Bir gün atılgan, ertesi gün titrek. Bir gün ‘katil Esed’ diye bağırıyor, ertesi gün ‘Esad’la görüşebiliriz’ diyor.

Paylaşın

Selahattin Demirtaş: AKP Yenilgiden Kurtulamayacak

“Sadece anketler değil sokağın canlı sesi de artık Erdoğan’ın iktidarının sonunu geldiğini gösteriyor” diyen Demirtaş, “Yeni ekonomi paketleri açıklasa da, seçmen üzerinde baskı kursa da, hilelere başvurmayı denese de yenilgiden kurtulamayacak” ifadelerini kullandı.

Selahattin Demirtaş, HDP’nin kapatılma davasında amacın HDP’yi zayıflatıp muhalefette boşluk yaratmak olduğunu söyledi.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Reuters Haber Ajansı’nın sorularına yazılı olarak yanıt verdi.

Selahattin Demirtaş “Ancak tüm bu akıl dışı uygulamalara rağmen biz partimiz HDP’nin Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmayacağını düşünüyoruz” dedi.

“Sadece anketler değil sokağın canlı sesi de artık Erdoğan’ın iktidarının sonunu geldiğini gösteriyor” diyen Demirtaş, “Yeni ekonomi paketleri açıklasa da, seçmen üzerinde baskı kursa da, hilelere başvurmayı denese de yenilgiden kurtulamayacak” ifadelerini kullandı.

Kapı kapalı değil

CHP ve İYİ Parti’den oluşan Millet İttifakı’nın HDP ile ortak ittifak kurmak zorunda olmadığını söyleyen Demirtaş, “Ama ortak cumhurbaşkanı adayı etrafında bir iş birliğine gidilecekse söz konusu adayın HDP ile açıkça görüşüp demokrasi ilkeleri hakkında şeffaf, güven verici bir müzakere yürütmesi gerekiyor.

HDP, bunu beklediğini söylüyor ve bu konuda son derece haklıdır. Altılı Masanın tutumuna bağlı olarak ortak aday olasılığı halen masada. Partimizden yapılan açıklamalardan bunu net olarak anlıyoruz. Kapı kapalı değil” diye konuştu.

Aktif siyasette değil aktif mücadelede olacağım

Demirtaş kendisinin cezaevinden çıkması durumunda siyasete dönüp dönmeyeceği sorusuna ise şu yanıtı verdi:

“Açıkçası seçimle gelinen hiçbir göreve talip olma gibi bir düşüncem yok. Mücadelemi sosyal ve sivil alanda sürdürme düşüncesi daha basıyor. Halkın içinde olmayı tercih edeceğim. Aktif siyasette değil aktif mücadelede olacağım. Tabii ki zaman neyi gösterir, hep beraber göreceğiz. Fakat ben aktif temsili siyaset sayfasını kendi açımdan uzun süre önce kapattım.”

Paylaşın

“Erdoğan 8 Mart’ta Meclis’i Feshedecek” İddiası

Muhalefet, Cumhur İttifakı’nın “seçimleri mayıs ayına çekmesi teklifine” onay vermezse, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 8 Mart’ta, anayasadaki “TBMM’yi fesih yetkisini kullanacağı” belirtiliyor.

Kararın da 9 Mart’ta Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından seçim süreci resmen başlamış olacak ve 60 günlük süre işleyecek. Söz konusu sürenin sonundaki ilk pazar günü de “net olarak 14 Mayıs’ı işaret ediyor.”

Seçimlerin erkene alınmasıyla ilgili MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den dün açıklama gelmişti. Bahçeli, “Mayıs ayı içinde bu işi bitirelim” demişti. İktidar kulislerinden bir süredir 14 Mayıs tarihi sızıyordu, MHP liderinin bu açıklamasıyla biraz daha netleşmiş oldu.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ da dünkü açıklamasında “Sayın Bahçeli de bu şekilde ifade ettiler. Dolayısıyla bu şartlardan dolayı seçim tarihinin bir nebze güncellenmesi konusu söz konusu olabilir” demişti. Dağ, 2023 yılı içinde yapılacak hiçbir seçimin ‘erken seçim’ olarak nitelendirilemeyeceğini” dile getirdi.

Cuhmhuriyet’ten Selda Güneysu imzalı habere göre iktidar partisinde, “Seçimlerin 14 Mayıs’ta yapılması artık yavaş yavaş netleşiyor” değerlendirmesi yapılırken AK Parti’nin üzerinde çalıştığı seçim takviminin ayrıntıları da belli olmaya başladı.

Muhalefet Cumhur İttifakı’nın “seçimleri mayıs ayına çekmesi teklifine” onay vermezse, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 8 Mart’ta, anayasadaki “TBMM’yi fesih yetkisini kullanacağı” belirtiliyor.

Kararın da 9 Mart’ta Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından seçim süreci resmen başlamış olacak ve 60 günlük süre işleyecek. Söz konusu sürenin sonundaki ilk pazar günü de “net olarak 14 Mayıs’ı işaret ediyor.”

Paylaşın

Ahmet Türk: Kürt Seçmende Altılı Masa’ya Dönük Kırılma Var

HDP Danışma Kurulu’nda yer alan Ahmet Türk, “Kürt seçmende Altılı Masa’ya dönük bir kırılma var. Altılı Masa’nın HDP’den uzak durmasının insanlarımız üzerinde etkisi var. Bunu kabullenmiyorlar. HDP seçmeni ‘Biz her türlü fedakarlığı yapıyoruz ama bu fedakarlığa karşı en ufak bir adım atılmıyor’ eleştirisini yapıyor.” dedi.

Türk, “Altılı Masa’nın aday kararına ilişkin bir söz söyleyemem. Bizim seçmenimizin tercihi yine Kılıçdaroğlu’ndan yana olur. Kılıçdaroğlu tecrübeli bir siyasetçi ve her gün kürsüde halka vaatlerde bulunuyor. Başka bir aday ortaya çıkarsa bu vaatler de havada kalır. Bence Kılıçdaroğlu uygun bir aday.” ifadelerini kullandı.

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın “kendi adayımızı çıkaracağız” çıkışının ardından gözler kimin aday olacağına çevrilmişken, HDP’den dün yeni açıklamalar gelmişti. HDP Eş Genel Başkanı Pervin Bulda”Türkiye halklarının tüm renklerini temsil eden bir cumhurbaşkanı adayımızla seçimlere gireceğimizin altını bir kez daha kalın harflerle çizmek istiyorum” derken, HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel, adaylarını 10 gün içinde açıklayacaklarını bildirdi.

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’a konuşan HDP Danışma Kurulu’nda yer alan Ahmet Türk HDP’ye açılan kapatma davasından, altılı masa ve adaylık tartışmalarına kadar önemli açıklamalarda bulundu. Türk’ün sözleri özetle şöyle:

“Kilit parti”

AK Parti iktidarı da HDP’nin kilit parti olduğunun farkında. HDP’nin gücünün farkında olduğu için ‘Acaba bu partiyi nasıl dağıtırız, gücünü nasıl eritiriz’ gibi bir hesabın içine giriyor. Bu hesap çok yanlış. Bu, Kürt seçmeni ve demokrasi güçlerini daha fazla öfkelendirir.

Sorumluluk bizde değil onlarda

(Altılı masaya…) HDP Türkiye’nin üçüncü büyük partisi. Bu parti ile ilgili bir diyalog ortamının olması muhalefet açısından önemliydi. Ama böyle ötekileştiren, dışlayan, HDP’siz bir masanın oluşturulması demokrasi için büyük bir eksiklik. “Demokrasiyi kalıcı hale getireceğiz” diyen bir masanın demokrasi mücadelesi veren HDP ile görüşmekten kaçınması ve HDP’yi dışlaması toplumda büyük yarılmaya sebep olur. Altılı Masa’nın, muhalefet partilerinin bu işi HDP ile diyalog içinde yürütmeleri gerekirdi. Sorumluluk bizde değil onlarda.

Adayın temasa geçmesi yetmez

Biz de isterdik ki bu iktidarı, bu cumhurbaşkanını ilk turda gönderelim. Ama maalesef Altılı Masa’nın ikircikli tavırları, uzlaşmaz tutumu, HDP’ye uzak durmaları bizim gerçekleştirmek istediğimiz demokrasi bloku konusunda bir eksiklik ortaya çıkardı. Altılı Masa’nın cumhurbaşkanı adayı belirlendikten sonra, sadece bu adayın temasa geçmesi yeterli olmaz. Önemli olan masanın tavrı.

Babacan’ın sözlerini manifestoya çevirsinler sorun kalmaz

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın açıkladığı ‘DEVA Partisi Temel Haklar Eylem Planı’ndaki Kürt sorunu ile ilgili maddeler Altılı Masa için yol gösterici olabilir. Altılı Masa DEVA Partisi Genel Başkanı’nın bu sözlerini bir manifestoya çevirsin bizim açımızdan sorun kalmaz. Babacan merkez sağda bir siyasetçi olarak Kürt sorunu ile ilgili net bir proje ortaya koydu. Altılı Masa bu konuya dair hiçbir açıklama yapmadı.

Altılı Masa’ya dönük bir kırılma var

Kürt seçmende Altılı Masa’ya dönük bir kırılma var. Altılı Masa’nın HDP’den uzak durmasının insanlarımız üzerinde etkisi var. Bunu kabullenmiyorlar. HDP seçmeni ‘Biz her türlü fedakarlığı yapıyoruz ama bu fedakarlığa karşı en ufak bir adım atılmıyor’ eleştirisini yapıyor.

Seçmenimizin tercihi yine Kılıçdaroğlu’ndan yana olur

Altılı Masa’nın aday kararına ilişkin bir söz söyleyemem. Bizim seçmenimizin tercihi yine Kılıçdaroğlu’ndan yana olur. Kılıçdaroğlu tecrübeli bir siyasetçi ve her gün kürsüde halka vaatlerde bulunuyor. Başka bir aday ortaya çıkarsa bu vaatler de havada kalır. Bence Kılıçdaroğlu uygun bir aday. Konuşulan isimler içinde de en deneyimlisi. Ama bizim de taleplerimiz var.

Demokrasi adına, hak ve özgürlükler adına masanın neleri yapacağını, projelerini açıklaması lazım. Seçime giden süreçte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kürt seçmenin oyunu kazanmak için bir hamle yapmasını beklemiyorum. Yapsa bile sonuç alamaz. Bizim seçmenimiz politik ve bilinçli bir seçmen.”

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’ndan ‘Vasiyet’ Paylaşımı

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun “Vasiyetim de burada dursun” mesajıyla yayınladığı videoda grupta yaptığı konuşmadaki “Eğer bana bir şey olursa bu iktidar döneminde çalınan 418 milyar doları, 85 milyona tahsis edeceksiniz” çağrısı dikkat çekti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kemal Kılıçdaroğlu, bugün TBMM’deki grup toplantısında yaptığı konuşmadan kesitler içeren videoyu sosyal medya hesabından paylaştı.

Kılıçdaroğlu’nun “Vasiyetim de burada dursun” mesajıyla yayınladığı videoda grupta yaptığı konuşmadaki “Eğer bana bir şey olursa bu iktidar döneminde çalınan 418 milyar doları, 85 milyona tahsis edeceksiniz” çağrısı dikkat çekti. Kılıçdaroğlu’nun söz konusu paylaşımında yer alan bölümler şöyle:

“Silahlı insanların olduğu reklamla güya beni tehdit ediyorlar. O resimdeki mesaj net. ‘Sizin için geleceğiz’ diyorlar. Benim için beyefendiler geleceklermiş. Bu paramiliter artıklar, daha büyük bir resmin sadece bir parçası.

Her şeyin temelinde aslında tek bir şey var. O da para. Çok para. Doymayacakları kadar para. Halkımızdan çalınan bu para. Bu parayı çalan Beşli Çeteler var. Beşli Çete dediğime bakmayın, bunların kod ismi beşli. Aslında bunların sayısı binlerce.

“418 milyar dolar”

Uzman arkadaşlarıma hesaplattım. Bu iktidar döneminde çalınan; çetelerin, mafya artıklarının çaldığı, uyuşturucu baronlarının çaldığı, 418 milyar dolar. Sonra çıktım, çok açık ve net şekilde söyledim. Tahsil edeceğim rakam budur ve defterinize yazın.

Sizden 418 milyar doları, iktidarımızda tahsil edeceğiz ve alacağız. Önce benimle konuşmak ve anlaşmak istediler. Kapıyı yüzlerine kapattım. Her türlü operasyona başvurdular ve artık son aşamaya geldik. Silah ve suikast tehditleri. Son uyarılarını yapıyorlar akıllarınca.”

Paylaşın

“HDP’nin Adayı Büyük İhtimalle Belli Oldu” İddiası

Seçimlere 6 aydan daha az bir zaman kala, HDP’nin Emek ve Özgürlük İttifakı’na önereceği ismin büyük ihtimalle Gültan Kışanak olacağı öne sürüldü. Farklı bir ismin ortaya çıkması sürpriz olarak değerlendiriliyor.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu dün Eş Genel Başkanlar öncülüğünde toplandı. Yaklaşık 5 saat süren toplantıda en önemli gündem cumhurbaşkanı adayı konusu oldu.

Artı Gerçek’ten Seda Taşkın’ın haberine göre, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın 24 Ocak tarihinde gerçekleştireceği toplantıya her ittifak üyesi kendi aday önerisini masaya sunacak. Bu kapsamda HDP gerçekleştirdiği MYK toplantısında kendi adayına ilişkin tartışmalar yürüttü.

Özellikle son dönemde yapılan açıklamalar doğrultusunda adayın kadın olacağı da sık sık gündeme geldi. Kulislere yansıyan bilgilere göre HDP’nin Emek ve Özgürlük İttifakı’na önereceği ismin büyük ihtimalle Gültan Kışanak olacak.

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın bugün yaptığı grup konuşmasında da “kadınları temsil edecek” bir aday vurgusu da bu ihtimali güçlendirdi.

Buldan, “Kadınların, halkımızın, Türkiye halklarının tüm renklerini, kimliklerini, inançlarını, kültürünü, ortak iradesini, emeğini ve özgürlüğünü temsil eden bir cumhurbaşkanı adayımızla seçimlere gireceğimizin altını bir kez daha kalın harflerle çizmek istiyorum” dedi.

Kışanak’ın cezaevinde bulunması sembolik bir anlam taşıyor. Cezasının onanmamış olması da Kışanak’ın adaylığı önünde herhangi bir engelin olmadığını da gösteriyor. Yine kulislere yansıyan bilgiye göre, farklı bir ismin ortaya çıkması sürpriz olarak değerlendiriliyor.

Paylaşın

Akşener’den Yeni Seçim Videosu: Devlete Ciddiyet Yakışır

Sosyal medya hesabından ikinci seçim videosunu yayınlayan İYİ Parti Lideri Akşener, paylaşımına, “Akıldan ve bilimden bir türlü nasibini alamayan, bir dediği diğer dediğini hiçbir zaman tutmayan bu ciddiyetsiz yönetim anlayışını milletimizle birlikte değiştireceğiz. Çünkü devlete ciddiyet yakışır” notunu düştü.

Seçim videolarının ilkinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yer veren Akşener’in ikinci seçim videosunda da Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile görüntüler yer aldı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, sosyal medya hesabından ikinci seçim videosunu yayınladı.

Meral Akşener, videoyu, “Akıldan ve bilimden bir türlü nasibini alamayan, bir dediği diğer dediğini hiçbir zaman tutmayan bu ciddiyetsiz yönetim anlayışını milletimizle birlikte değiştireceğiz. Çünkü devlete ciddiyet yakışır” notuyla paylaştı.

“Devlete ciddiyet, millete hürriyet bizimle gelecek” sloganı ile başlayan videoda eski ve yeni bakanlar Berat Albayrak ile Nureddin Nebati’nin söz ve görüntülerine yer verildi.

Ardından videoda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile ilgili önceki sözleri ve son dönemlerdeki Suriye Devlet Başkanı ile görüşme yoluna gidilebileceği sözleri aktarıldı.

Videoda, Erdoğan’ın Mısır politikasına da eleştiri yöneltilirken, Akşener, “Şu devlet ihsanı ağırlığına bakar mısınız, şu devlet ciddiyetine bakar mısınız” ifadelerini kullandı.

Video, Melih Gökçek döneminde yapıldıktan sonra uzun tartışmalara neden olan Ankapark ile son buldu. Videonun bölümünde Akşener, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş yanındayken Ankapark’ı eleştiriyor ve şu ifadeleri kullanıyor:

“Ankapark, Türkiye’de bugüne kadar yapılmış pek çok yolsuzluğun israfın, somut, hepinizin gördüğü hali bu. Bilim yok burada, akıl yok burada, sizin cebinizden alıp bu cebe koyma var.”

Video bu görüntünün hemen ardından, “Devlete ciddiyet yakışır” sloganı ile sona eriyor.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Be Gafiller, Müptezeller, Çakallar… Siz Mi Beni Korkutacaksınız?

Partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, konuk olduğu bir televizyon programında verilen SADAT reklamlarına ilişkin, “Şimdi bu kürsüden bu çetelere, mafyaya, bu paramiliter yapılara seslenmek istiyorum” dedi ve ekledi:

“Be gafiller, be şerefsizler, be akılsızlar, be müptezeller, be çakallar siz mi beni korkutacaksınız? Sizin önünüzde diz çöküp yaşamaktansa ayakta ölmeyi tercih ederim. Hodri meydan gelin görüşelim. Allah nasip ederse de yaşarsak hayatınız boyunca görüp göreceğiniz en büyük kabus olmaya devam edeceğim.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“Bir televizyon programına katıldım. Sayın Uğur Dündar davet etti. Kendisi saygıdeğer, duayen bir gazetecidir ve onun programına katıldım. Sonra olanlar hepimizin malumu. Silahlı insanların olduğu reklamla güya beni tehdit ediyorlar. O resimdeki mesaj net, sizin için geleceğiz diyorlar. Benim için beyefendiler gelecekmiş. Şimdi halkım beni iyi dinlesin. Vatandaşımızın ne olup bittiğini anlamasını istiyorum. Bu paramiliter artıklar daha büyük bir resmin sadece bir parçası her şeyin temelinde aslında tek bir şey var. O da para, çok para. Halkımızdan çalınan bu para.

Bu parayı çalan beşli çeteler var. Bu arada beşli çete dediğime bakmayın siz bunların kod ismi beşli aslında bunların sayısı binlerce. Kuruşu, kuruşu uzman arkadaşlarıma hesaplattım. Bu Saray iktidarı sırasında devlet Hazinesi’nden bunlar ne kadar para çaldılar hesapladık. 418 milyar dolar. Tahsil edeceğim rakam budur. Sizden 418 milyar doları iktidarımızda tahsil edeceğiz ve alacağız. Önce benimle konuşup, anlaşmak istediler kapıyı yüzlerine kapattım.

Bir sonraki aşamaya geçtiler. Bu işin içine bazı medya organlarını da soktular. Bunların hapislerde çıkan mafya artıkları var. Satın alınan araştırmacıları var, medya ünlüleri, satın alınan gazetecileri var. Tüm bunları yöneten merkezleri var. Sureti muhalefetten görünüp bir sürü insan da var… Her operasyona başvurdular ama bilmedikleri, anlamadıkları bir şey var. Bay Kemal asla ve asla yolundan dönmez.

“Eğer bana bir şey olursa halkıma vasiyetimdir…”

Artık son aşamaya geldik. Silah ve suikast tehditleri. Son uyarılarını yapıyorlar akıllarınca. Yeni bir şey değil uzun zamandır bu tehditler var. Şimdi bu kürsüden bu çetelere, mafyaya, bu paramiliter yapılara seslenmek istiyorum. Be gafiller, be şerefsizler, be akılsızlar, be müptezeller, be çakallar siz mi beni korkutacaksınız? Sizin önünüzde diz çöküp yaşamaktansa ayakta ölmeyi tercih ederim. Hodri meydan gelin görüşelim.

Allah nasip ederse de yaşarsak hayatınız boyunca görüp göreceğiniz en büyük kabus olmaya devam edeceğim. Trolleriniz beni yolumdan çeviremez ve durduramazsınız. Eğer bana bir şey olursa halkıma vasiyetimdir, o 418 milyar doları siz tahsil edeceksiniz. Gençlerimizin geleceğidir bu para, bu ülkenin doğmamış bebeklerinin parasıdır o para, bu ülkenin parasıdır o para. Alacaksınız o paranın her kuruşunun tahsis edeceksiniz. Benim size vasiyetimdir bu. 418 milyar doları bunlardan alacaksınız.”

Paylaşın

HDP Eş Genel Başkanı Buldan: Adayımızı Yakın Zamanda Müjdeleyeceğiz

Partisinin haftalık Meclis grup toplantısında konuşan HDP Eş Genel Başkanı Buldan, “Biri karakış diğeri sonbahar olan iki kutupla bahar bu ülkeye gelmez. Baharı getirecek olan HDP’dir. HDP’nin üçüncü yoludur. Cumhurbaşkanı adayımızı yakın zamanda müjdeleyeceğiz.” dedi ve ekledi:

“Uğruna ağır bedeller ödediğimiz mücadelemizin tabii ki kendi cumhurbaşkanı adayı olacaktır. Siyasette varız, mücadelede varız, cumhurbaşkanlığı adaylığında da varız.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin Meclis grup toplantısında konuştu.

Emek ve Özgürlük İttifakı’nın pazar günü İstanbul Kartal’da gerçekleştirdiği mitingi hatırlatarak başlayan Buldan, konuşmasında özetle şunları söyledi:

“İlk mitingimizi büyük bir coşkuyla gerçekleştirdik. Bu ülkeyi karanlığa teslim etmemek üzere o meydanda halkımızla sözleştik. Orada da söyledik burada da söylüyoruz, bu daha başlangıç. Yarınların güçlü sözü olarak geliyoruz. Bu ülkeyi AKP-MHP iktidarından kurtarma ortaklığı ve kararlılığıdır.

Büyük finali ve büyük zaferi mutlaka halkımızla buluşturacağız. AKP-MHP bloku kapatma davasıyla, hazine yardımı gaspıyla, özellikle seçim sürecinde belirsizlik ortamı yaratabilmek için çırpınıp durmaktadır. HDP’siz bir seçim süreci algısı yaratabilmek için sis dalgası oluşturmaya çalıştıklarını görebiliyoruz. Bu çabalar boşuna, nafile çabalardır. HDP için de halkımız için de asla bir belirsizlik ortamı yoktur.

Karamsarlığa, umutsuzluğa yer yoktur. HDP’nin de halkımızın da odaklandığı nokta bu iktidar düzenini bir an önce değiştirmektir. HDP’nin gündemini sadece ve HDP ve halkımız belirler. Bizim gündemimiz mücadele hedefimiz siyasete topluma ekmeğe darbe yapanlara karşı bu ülkeyi demokratik bir geleceğe taşımaktır. Bu gündemi hiç kimse değiştiremeyecektir. Sizi sandıkta yeneceğiz, nokta.

HDP’siz bir seçim hayaline asla ve asla kapılmayın. Mühendislikleriniz halktan, meydanlardan geri döner, elbette ki dönecektir. Elbette bedeller ödedik ama asla boyun eğmedik. Bundan sonra da size, rejiminize, baskılarınıza boyun eğmeyeceğiz, biat etmeyeceğiz, önünüzde diz çökmeyeceğiz. Meydanı size mi bırakacağız? Karşınızda milyonlar var. Mücadelemiz var, direnişimiz var.

Ceketimi satarım HDP’ye her türlü desteği sunarım diyen bir halk iradesini durduracağınızı sanıyorsanız çok büyük yanılıyorsunuz. Bu mücadeleyi Türkiye halklarının ortak iradesi ve gücüyle büyük kazanımlarla buluşturacağız. İktidar seçimler için bir takvim arayışındadır. Sürekli papatya falı açıyorlar, kaybedecekleri günü seçmekte zorluk yaşıyorlar. Onlar için elbette ki zor bir seçim olacak. Hazirandan korktuklarını biliyoruz.

Çünkü 7 haziran sendromları var. Nisan-mayıs arasında gidip gelen bir ittifak var. Gidip de gelemeyeceğiniz tarihi ben söyleyeyim. Bu seçimlerin ikinci turu kesinlikle hazirandadır ve hazirandan kaçamayacağınızı özellikle belirtiyorum. Onun için takvimlere pek fazla umut bağlamayın derim. Sizi kurtaracak bir gün yoktur. Ya zamanında yapılacak bir takvimde kaybedeceksiniz ya da erkene alacağınız bir takvimde gideceksiniz. Bütün yollar gidişinize çıkmaktadır.

Sevgili Demirtaş’ın kamuoyuyla paylaştığı mesajların engellenmesine yönelik arayışlarda bir kez daha görüyoruz. Sevgili Demirtaş’ı susturabileceklerini sanıyorlar. Demirtaş milyonların kendisidir. Milyonları susturamaz halkın sesini kesemezsiniz. Halkın sahiplendiği ve umut olarak gördüğü bir siyaseti tecritle, yasaklarla, baskıyla engelleyemezsiniz.  Onun için bir kez daha sorumlu, duyarlı herkese seslenmek istiyorum iktidarın tecrit politikasına hep birlikte karşı çıkalım.

Biz tarihi sorumluluğumuzu yerine getirme konusunda kararlı olduğumuzu ifade etmek istiyoruz… Yakın zamanda cumhurbaşkanı adayımızı müjdeleyeceğiz. Uğruna ağır bedeller ödediğimiz demokrasi mücadelemizin kendi cumhurbaşkanı adayı da olacaktır.

İktidarın küçük ortağı bugün yine bize laf etti. Ben de diyorum ki, asıl sizin ve ortağınızın Kürt düşmanlığı siyasetinin bitirilecek olması demokrasinin en büyük onurudur. Bu onuru da bu ülkeye ilk seçimlerde bizler yaşatacağız.”

Paylaşın

Z Kuşağı “Ben Milliyetçiyim” Diyor

Global Akademi ile Akademetre Araştırma’nın ‘Türkiye’nin Eğilimleri Araştırma’sına göre, en geniş milliyetçi yaş grubu 23,1 ile 18-24 yaş. Bu yaş grubunun ikinci hayat tarzı ise muhafazakarlık. En çok siyasal İslamcı 65 yaş üzeri. Kemalistler ise 45-54 yaş arasında daha fazla.

Araştırmaya göre, AK Parti’lilerin yüzde 87,7’si kendisini “sağcı”, CHP’lilerin yüzde 85,3’ü ise kendilerini “solcu” olarak tanımlıyor. Kendisini “ortada” olarak en fazla tanımlayan seçmen ise İYİ Parti’ye oy veriyor.

İYİ Partililerin yüzde 24,4’ü “solcuyum”, yüzde 41,1 “sağcıyım” derken “ortadayım” diyenlerin oranı yüzde 34,4olarak tespit edildi.

2022’nin son günlerinde yapılan “Türkiye’nin Eğilimleri Araştırma” sonuçları İstanbul’da kamuoyuna duyuruldu.

Global Akademi ile Akademetre Araştırma ortaklığında yürütülen araştırma, Prof. Dr. Mustafa Aydın koordinatörlüğünde yapıldı.

Bu yıl 13’üncüsü yapılan araştırmanın sonuçları 3 Kasım-12 Aralık arasında ve 26 şehirde yapılan saha araştırması sonuçlarının analiziyle ortaya çıktı. Araştırma için 18 yaş arası bin kişi ile görüşüldü.

Araştırmaya katılanların yüzde 27,4’ü kendisini “muhafazakâr”, yüzde 16,6’sı “Kemalist”, yüzde 15’i ise “milliyetçi” olarak nitelendiriyor.

Kendine “sosyal demokrat” diyenler ise 35-44 yaş arasında yoğunlaşıyor. Yine en fazla apolitik de yüzde 9,8’de 65 yaş üzerinde bulunuyor.

Katılımcıların yüzde 12,9’u kendisini “siyasal İslamcı” olarak tanımlıyor. Bu oran geçen yıla göre daha yüksek.

Bu cevaba, “sosyal demokrat” diyenlerin oranı yüzde 9,9’a, “ulusalcı” olarak tanımlayanlar ise yüzde 5,5’e yükseldi.

“Bugün seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz” sorusuna katılımcıların yüzde 35,3’ü AK Parti, yüzde 24,5’i CHP, yüzde 10,2’si İYİ Parti, yüzde 8,9’u ise MHP olarak yanıt verdi.

Cumhur İttifakı yüzde 47

“Oy vermem” diyenler çıkarılınca denklemden sonuçlar şöyle şekillendi:

  • AK Parti: Yüzde 37,4
  • CHP: Yüzde 25,9
  • İYİ Parti: Yüzde 10,8
  • HDP: Yüzde 10,1
  • MHP: Yüzde 9,4

Sonuçlara göre Cumhur İttifakı yüzde 47, Altılı Masa’yı kuran partilerin oluşturduğu ittifak ise yüzde 38,1 oldu.

Erdoğan yüzde 47,6, Kılıçdaroğlu yüzde 30,8 alıyor

Aynı soru Cumhurbaşkanlığı seçimi için de soruldu.

Erdoğan-Kılıçdaroğlu-Demirtaş’ın yarıştığı bir seçimde oy oranları öyle şekillendi:

  • Erdoğan: Yüzde 47,6
  • Kılıçdaroğlu: Yüzde 30,8
  • Demirtaş: Yüzde 12,1
  • Muharrem İnce: 6,5
  • Ümit Özdağ: 3

Benzer soru İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve İYİ Parti lideri Meral Akşener’in aday olduğu versiyonlarla da soruldu.

Sonuçlara göre İmamoğlu, Erdoğan karşısında yüzde 33,7, Yavaş 32,6, Akşener ise 32,2 oranında oy alıyor.

Seçimlerin ikinci turunda da benzer sonuçlar çıktı. Kararsızlar ve “oy kullanmam” diyenler dağıtılmadan Kılıçdaroğlu’nun rakibi olan Erdoğan ikinci turda yüzde 44 oranında oyla birinci oldu.

İmamoğlu, Yavaş ve Akşener’in Erdoğan’ın karşısında yarışacağı ikinci turda da sonuçlar benzer şekilde tespit edildi.

Z Kuşağı “Ben milliyetçiyim” diyor

En geniş milliyetçi yaş grubu 23,1 ile 18-24 yaş. Bu yaş grubunun ikinci hayat tarzı ise muhafazakârlık.

En çok siyasal İslamcı 65 yaş üzeri. Kemalistler ise 45-54 yaş arasında daha fazla.

AK Parti’liler “sağda”, CHP’liler “solda”, İYİ Partililer “ortada”

AK Parti’lilerin yüzde 87,7’si kendisini “sağcı”, CHP’lilerin yüzde 85,3’ü ise kendilerini “solcu” olarak tanımlıyor.

Kendisini “ortada” olarak en fazla tanımlayan seçmen ise İYİ Parti’ye oy veriyor.

İYİ Partililerin yüzde 24,4’ü “solcuyum”, yüzde 41,1 “sağcıyım” derken “ortadayım” diyenlerin oranı yüzde 34,4olarak tespit edildi.

Yüzde 33 “günlük namaz kılarım” diyor

“Namaz kılmam” diyenler yüzde 39 iken, yüzde 24,6’sı “tüm vakit namazlarımı kılarım”, yüzde 8,4’ü ise “günde 3 vakit namaz kılarım” yanıtını verdi.

“Yalnızca bayram, ramazan, cuma, şükür namazlarını kılarım” diyenlerin oranı ise yüzde 12,2.

Yüksek gelir grubu kendisini siyasal yelpazenin “solunda” daha dar gelir grubuna dahil olanlar ise “sağda” tanımlıyor.

En yüksek gelire sahip olan “A Gelir Grubu”na mensup olanların yüzde 45,7’si kendisini “solcu” olarak nitelendirirken en düşük gelire sahip olan “E Gelir Grubu”na mensup olanların yüzde 34,8’i kendisini “sağcı” olarak ifade ediyor.

Yönetim şekli tercihi: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi

Katılımcıların yüzde 53,7’si Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni yönetim şekli olarak tercih ederken, Parlamenter Sistem’i tercih edenlerin oranı yüzde 46,3.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni “çok başarılı” ve başarılı bulanların oranı yüzde 41’in üzerinde.

“Ne başarılı ne başarısız” diyenlerin oranı yüzde 24 olarak tespit edildi. “Başarısız” diyenlerin oranı ise yüzde 20,8’de kaldı.

Katılımcıların yüzde 52’si, “Ülkeyi seçimle işbaşına gelenler yönetmesi iyidir” derken, yüzde 36’sı, “Parlamento ve seçimler olmadan güçlü bir liderin yönetmesi iyidir”, yüzde 30,5’i “Teknokratların yönetmesi iyidir”, yüzde 21,9’u ise “ordunun yönetmesi iyidir” dedi.

“Ülkeyi dini liderlerin yönetmesi iyidir” diyenlerin oranı ise yüzde 24,7 olarak belirlendi.

“Gençlere Türk milletinin manevi değerlerine sahip çıkmayı öğretmenin demokrasi eğitimi vermekten daha önemlidir” diyenlerin oranı yüzde 54,1’ken, “Türkiye demokratik bir ülkedir” önermesine katılanların oranı ise yüzde 48,2 oldu.

Öncelikli sorun: Ekonomi

Türkiye gündeminin en önemli sorunu olarak “ekonomideki sorunlar” yanıtı verildi.

İkinci öncelikli sorun ise “terörle mücadele”.

Geçen yıl ikinci sırada yer alan “mülteci sorunu” bu yıl bu araştırma sonucuna göre üçüncü sıraya geriledi.

“Hak ve özgürlüklerin sınırlanması” ise dördüncü sırada.

Diğer tüm bölgelerde en önemli sorun “ekonomi” olarak tanımlanırken Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde ise öncelikli soruna “terörle mücadele” cevabı verildi.

Ekonominin iyiye gittiğini düşünenlerin oranı yüzde 5,7

“Kendini ve ailemi geçindiremiyorum” diyenlerin oranı yüzde 52,2, “Ekonomik olarak daha kötü durumdayım” diyenlerin oranı ise yüzde 51,9 olarak ölçüldü. “Borçlarının seviyesinden endişe duyanların” oranı da yükseldi. “Gelirim harcamalarımı karşılamaya yetiyor” diyenlerin oranı ise yüzde 40’tan yüzde 23’e geriledi.

Kurumlara güven düştü

En çok güvenilen üç kurum polis, jandarma ve TSK olarak yanıtlanırken. TBMM ve Cumhurbaşkanlığı yüzde 48,2 ile dördüncü sırada.

Araştırma sonucuna göre bütün kurumlara güven geçen yıla göre 10 puana varan düşüşler görüldü.

TBMM’ye olan güven yüzde 8, TSK’ya olan güven yüzde 14, polise olan güven yüzde 10,4, Cumhurbaşkanlığı’na olan güven yüzde 8,7, Anayasa Mahkemesi’ne olan güven 8,7, Diyanet İşleri Başkanlığı’na olan güven yüzde 5,3, Merkez Bankası’na olan güven yüzde 5,2, BDDK’ya olan güven yüzde 8, RTÜK’e olan güven ise yüzde 7,2 oranında düştü.

Güveni en az düşen kurumlar ise medya kurumları oldu.

Türkiye’de yargının siyasallaştığını düşünenlerin oranı ise yüzde 48 olarak tespit edildi.

Partililerin kendi partilerini başarılı bulma oranları

AK Parti’lilerin yüzde 88’i partilerini başarılı bulurken, CHP’lilerin yüzde 79,4’ü, MHP’lilerin 84’ü, İYİ Partililerin 88,9’u, HDP’lilerin ise 83’ü partilerini başarılı buluyor.

Geçen yıl AK Parti’lilerin 91,5’ü “Recep Tayyip Erdoğan’ı başarılı buluyorum” derken bu yıl bu oranı 73,3’e düştü.

CHP’lilerin Kemal Kılıçdaroğlu’nu başarılı bulma oranı yüzde 79,7’den 77,1’e, MHP’lilerin Devlet Bahçeli’yi başarılı bulma oranı yüzde 83,3 yüzde 66’ya, İYİ Partililerin Meral Akşener’i başarılı bulma oranı ise 83,9’ten 58,9’a düştü.

Bu oran HDP’de daha yüksek.

Sancar ve Buldan’ı başarılı bulan HDP’lilerin oranı yüzde 44’ten yüzde 63’e yükseldi.

Katılımcıların yüzde 40’ı Erdoğan’ı başarılı buluyor. Bu oran partililer açısından en yüksek AK Parti ve MHP’liler arasında çıkıyor.

CHP’liler gerilim kaynağını laik-dindar çatışmasında, AK Parti’liler sağ-sol kavramlarında arıyor

CHP’lilerin çoğu kutuplaşma eksenini “laik-dindar” gerilimi olarak algılarken, AK Parti’lilerin önemli bir kısmı ise bu gerilimin eksenini “sağcı-solcu” gelirimi olarak görüyor. Araştırmaya göre toplumdaki kutuplaşmanın kaynağı da sağcı-solcu gerilimi.

“Türkiye hangi ülkelerle işbirliği yapmalı” sorusuna yüzde 23,3 ile “Müslüman ülkeler” yanıtı verilirken, Rusya geçen yıla göre ikinci sıradaki yerini kaybederek dördüncü sıraya yerleşti.

Mülteci, gayrimüslim ve seküler gelin-damat istenmiyor

Araştırmaya katılanların yüzde 53,8’i “çocuğumun mülteci-sığınmacı biriyle evlenmesini istemem” derken yüzde 39,4’ü çocuğunun gayrimüslim biriyle, yüzde 38,5’i ise dindar olamayan birisiyle evlenmesini istemeyeceğini söylüyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın