Erdoğan’dan “Menderes” Referanslı Seçim Sinyali: Milletimiz 73 Yıl Sonra…

Partisinin grup toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında seçim tarihi için 14 Mayıs’a işaret etti ve şöyle konuştu: Rahmetli Menderes, 14 Mayıs 1950’de ‘Yeter söz milletin’ demiş ve sandıktan büyük bir zaferle çıkmıştı. Yeter, söz de karar da gelecek de milletindir diyerek 2023’te milletimizin desteğine talibiz. Milletimiz 73 yıl sonra bir kez daha aynı gün, Altılı Masa diyerek karşımıza çıkan darbe şakşakçılarına, kifayetsizlere ‘yeter’ diyecektir.

Haber Merkezi / Altılı Masa ile ilgili de konuşan Erdoğan, “Muhalefetin vaadi milletin önüne bir aday çıkarmak, ancak onu görünürde 6, gerisindekileri de hesaba katarsanız en az 10 kişi ile yönetmektir. Bir nevi ipi 10 ayrı kişinin elinde kukla bir cumhurbaşkanı üzerinden ülkeyi yönetmek istiyorlar. Yani Cumhurbaşkanı, Altılı Masa’nın emir eri gibi davranacak” dedi ve ekledi:

“Tıpış tıpış sandığa gideceksiniz diyor. Hadi CHP’nin kodlarında bu faşizm, bu kibir var, ötekilere ne oluyor? Gerçi durmuş saat bile günde 2 kere doğruyu gösterir diyorlar. Bunlar da her hafta kavgalarıyla, ayak oyunlarıyla milletimize bir çeşit siyasi dejavu yaşatıyor. Eskiden bu işlerin nasıl yürüdüğünü hatırlatıyorlar. Eski Türkiye’yi bilmeyen gençlerimize siyasetin nasıl yapıldığını gösteriyorlar.”

Erdoğan, enflasyon ile ilgili, “En büyük sorunumuz enflasyondu, o da düşüşe geçti. 2022’yi yüzde 64 ile kapattığımız enflasyonun inşallah önümüzdeki aylarda yüzde 50, 40 ve 30’lara düştüğünü hep birlikte göreceğiz. Hem dışarıda hem de içeride herkes Türkiye’nin faiz, kur, enflasyon şer üçgeni ile teslim alınamayacağını gördü” sözlerini kullandı.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Meclis’teki grup toplantısında konuştu. Erdoğan’ın açıklamaları şöyle:

“İkinci haftasını geride bıraktığımız 2023 bizim için herhangi bir yılbaşı değildir. Biz hayallerini, 2023 menziline göre belirlemiş bir hükümetiz. Ülkemizi ulaştırmak istediğimiz hedeflere büyük ölçüde kavuştuk. Ülkemizin son 10 yıldır maruz kaldığı saldırılar ve küresel krizler bazı alanlarda gecikmeye neden olsa da bu hedeflerimize halel getirecek değildir. 2023 Türkiye Yüzyılı’nın başlangıcıdır. Önümüzdeki aylarda yaşanacak seçimi önemli kılan budur. Hiçbir seçim kolay olmadı. Büyük bir mücadeleyle, azimle hazırlandık, girdik. Her seçimden de zaferle çıkmayı başardık.

Bu seçimi farklı kılan nedir? 2002 seçimlerine siyasete yeni bir ses getirerek adım atmıştık. 2007 seçimlerine vesayetin ahlak dışı oyunlarıyla uğraşarak girmiştik. 2011 seçimlerine 2023 hedefleri sözü vererek girmiştik. 2015 seçimlerini FETÖ, PKK, DEAŞ saldırıları altında yaşamıştık. 2018 seçimlerini yeni yönetim sisteminin getirdiği tereddütleri göğüsleyerek geçirmiştik. 2023 seçimlerini ise dünyadaki krizlerin etkileriyle mücadele ederek girdik. Ucube ittifakın hezeyanlarıyla uğraşarak, milletimize verdiğimiz sözleri yetiştirmenin telaşını yaşayarak, 20 yılda kurduğumuz demokrasi ve kalkınma üzerine Türkiye Yüzyılı’nı inşası için hazırlanıyoruz.

Türkiye öyle bir yol ayrımında ki böyle fırsatlar asırda bir gelir. Krizler dünyada köklü değişikliklerin başlamasına yol açtı. Türkiye sahip olduğu güçlü eser ve hizmet altyapısı sayesinde küresel sarsıntıları dayanak haline dönüştürebiliyor.

Enflasyon

Sıkıntılarımız elbette var, bunlar üstesinden gelinemeyecek hususlar değildir. En büyük sorun enflasyondu o da düşüşe geçti. 2022’de yüzde 64 ile kapattığımız enflasyonun yüzde 40’lara, yüzde 30’lara düştüğünü göreceğiz. Enflasyona sebep olan tuzakları bozduk, tedbirleri aldık, mekanizmaları oluşturduk. Herkes Türkiye’nin enflasyon-kur-faiz şer üçgeniyle teslim alınamayacağını gördü.

Asgari ücrette artışı, EYT’yi, sözleşmeli kadro meselelerini çözdük, sosyal yardımları genişlettik, konut kampanyaları düzenledik, üreten herkesi destekledik. İstihdamı 31,6 milyonla tarihimizin en yüksek seviyesine çıkardık. Ziyaret ettiğimiz illerde ve programlarda insanımızın gözündeki samimiyeti, umudu yaşayarak müşahede ediyoruz.”

Seçim tarihi

Siyasetin günlük merci içinde insanların söyledikleri sözler elbette önemlidir. Ancak aynı insanların sandık başında nelere bakacaklarıdır. Rahmetli Menderes 14 Mayıs’ta ‘Yeter söz milletin’ diyerek sandıktan ezici bir zaferle çıkmıştır. Aynı şekilde Rahmetli Özal, darbenin gölgesinde girdiği seçimde önemli bir başarı kazanmıştır.

Biz de ‘Artık hiçbir şey eskisi olmayacak’ diyerek hükümete gelmiştik. Şimdi de ‘Söz de karar da gelecek de milletindir’ diyerek milletin desteğine talibiz. Vesayet heveslilerine rağmen Türkiye Yüzyılı’nı başlatacağız. Milletimiz aynı gün, bu darbe şakşakçılarına ‘yeter’ diyecektir. Bir nevi ipi 10 ayrı kişinin elinde kukla bir Cumhurbaşkanı ile ülkeyi idare etmek istiyorlar. Cumhurbaşkanı fiilen altılı masanın emir eri gibi davranacak.

Karşımızda ibretlik bir tablo var. İşin özünde eskilere giden bir hesaplaşma yatıyor. Cumhuriyet’in iki asrı boyunca Türkiye’yi kendi çıkarlarının yörüngesinde tutabilmek için her yolu denediler. Şimdi umutlarını 2023 seçimlerine bağlamış görünüyorlar. Şimdi Meclis’ten meydan okuyorum; ne yaparsanız yapın yine başaramayacaksınız.

Benim milletim artık tüm oyunlarınızı çözdü. Sizin de numaralarınızı da etki elemanlarınızı da anında tanıyor. Aksi olsaydı 2007’de bize Cumhurbaşkanı seçtirmek istemediğinizde başarılı olurdunuz. Aksi olaydı gazete kupürleri üzerinden partimizi kapatmaya çalıştığınızda başarılı olurdunuz.

Bakın bu ülkenin Cumhurbaşkanı, bakın Türkiye’nin en büyük partisinin başı olarak karşınızdayım. Gündemi 2023 hedefleri, Türkiye Yüzyılı olan bir lider olarak karşınızdayız. 2023 seçimlerinden sonra da Türkiye Yüzyılı mimarı olarak milletimin görevlendirmesiyle yine karşınızda olacağız. Biz, kimsenin inayetiyle değil, Allah’ın yardımıyla, milletimizin desteğiyle ayağa kalktık bugünlere geldik, yarınlara yürüyoruz.

Biz gerektiğinde yedi düveli karşımıza alma pahasına milletimize hizmet ediyoruz. Ebede talip olan bir davanın mensupları olarak, bu davayı tümsekte bırakmamaya yeminliyiz. En büyük sorumluluk da sizlere düşüyor. 2023 seçim zaferini omuzlayacak kadro olarak, isimlerinizi tarihimizin sayfalarına yazdırmaya davet ediyorum.

Muhalefete eleştiri

Karşımızdaki tabloya bakarak gülsek mi ağlasak mı bilemiyoruz. Dünya küresel krizi konuşuyor bunlar masa krizini konuşuyor. Milletimiz ülkesinin bu kaostan en az zararla nasıl çıkacağının işaretini bekliyor. Biz yaptıklarımızla ve vizyonumuzla milletimizi hayallerine kavuşturmanın peşindeyiz. Bu altı başlı hilkat garibesinin milletimizin tepesine çökmeleri dışında başka vizyonu yoktur. Bu çarpık zihniyet farklı tezahürleriyle hep vardı.

Biz köprü, yol, havalimanı, baraj, fabrika inşa eden, petrol, doğalgaz ararken yatırımcılara ‘gelmeyin’ çağrısı yapanları iyi hatırlıyoruz. İnsan bir ülkenin ordusu, komutanları, savunma sanayi şirketleri kimler tarafından hedef alınır diye düşünmeden edemiyor. Bir ülkenin ordusuna ve savunma sanayine ancak kendisine tehdit olarak görenler saldırır. Yunanistan’ın feveranlarını yersiz bulmakla birlikte anlayabiliyoruz. PKK’nın feryatlarının sebebi yerindedir. Anlamakta zorlandığımız husus bu ülkenin bir partisinin, parti liderinin ordumuz ve savunma sanayine karşı sergilediği hazımsızlıktır. Bu işte bir terslik var demekten kendimizi alamıyoruz.

Bu habis zihniyetin son eseri, küresel bir marka haline dönüşen Baykar şirketi oldu. Baykar’ın nezdinde tüm şirketleri, ürünleri ve başarılarıyla savunma sanayimiz hedef alınıyor. Bizimle olan akrabalık ilişkisi üzerinden Baykar’ı hırpalayabileceklerini düşünüyorlar. Bu alçak saldırıya hak ettiği cevabı vermek sorumluluğumuzun gereğidir.

Kılıçdaroğlu’na tepki

Ülkemizde Milli Mücadele’nin de etkisiyle başlayan bir savunma sanayi hamlesi var. 2022 ve şu anda bu kardeşiniz Başbakanlık makamını da Cumhurbaşkanlığı makamını da milletimin lütfuyla gördü. Öyle bir yerden öyle bir yere geldik ki doğru dürüst helikopterimiz yoktu. Berlusconi ile yaptığımız görüşme ile Atak helikopterlerini hallettik. Şu anda Atak helikopterleri Türkiye’nin kendi ürünü olarak üretiliyor. Buna da birileri çelme takmaya çalışıyor.

Şimdi biz Gökbey helikopterini üretmenin adımlarını atıyoruz. Bunlarla beraber biz bu İHA’ya, SİHA’ya, Akıncı’ya bu kızılötesi adımı nasıl attık… O dönem oğul Bush’a gittik. ‘Hani siz İHA verecektiniz, hala vermediniz’ dedik. O ziyaretimde bunlardan aldık. Bize iki günlüğüne verdiler. Bu ziyaretimin ardından Özdemir Bey hemen çocuklarıyla bu adımı attı. Süratle İHA’yı ürettiler. Ardından SİHA’yı da ürettiler. çocuklar Akıncı’yı üretti. İş bitmedi savaş uçağı noktasında çalışmalarını sürdürüyorlar.

Bunlarla beraber olay sadece savaş aracı değil. Bunun ürünlerini de üreteceksin. Harp araç, gerek, mühimmatın olması lazım. Ülkemiz bu mühimmatı da üretmeye başladı. Bu muhalefetle çok uğraştığımız için adım atmakta zorlanıyoruz. En son Arifiye’deki olay. Arifiye’deki olaydan hemen sonra, Fırtına Obüsleri’nin teslim törenine gittik. Savunma Bakanımız, kuvvet komutanlarımızla… Muhalefetin başındaki adam, ‘Siz siyasetçi değilsiniz’ diyor.

Neyi, neden alkışlıyorlar. Alkışladıkları şey Fırtına Obüsleri’nin teslim töreni. Konuşan kim, Başkomutan konuşuyor. Sen Savunma Bakanımıza ne kuvvet komutanlarımıza hakaret edecek çapta değilsin, haddini bil. Bu cibilliyet meselesi. Bu noktada karakter zaafı olan bir insan olarak kalkıp bizim şanlı ordumuzun komutanlarına saldırmak herkesin karı değil. Bunlarla ilgili hukuki boyutu devam ediyor.

Biz yerli ve milli projelere destek verdikçe, kendi siyasi ve ekonomik programlarımızı uyguladıkça parasıyla savunma sanayi ürünü vermemeye başladılar. Bayraktar İHA’ları yetiştiremiyor. Aynı şekilde mühimmat yetiştiremiyorlar. Türkiye artık büyüdükçe, güçlendikçe birileri rahatsız oluyor. Onlar rahatsız oldukça yolumuza devam ediyoruz.

Babacan ve Davutoğlu’na sert sözler

Bu ahlaksız çıkmış, geleceklermiş de hesabını soracaklarmış. Rekabetin oluşması lazımmış. Sen git çocuk bezi satmaya devam et, senin işin değil bu. 15 sene yanımda bulundu ama demek ki benden bir şey alamadı.

Yanında bir tanesi daha var o da öyle. Bizden üniversite istediler, vakıflarına üniversite tahsisi yaptım. Kendisi ne zaman Başbakanlık koltuğuna oturdu, o tahsis yapılan yeri bilabedel vakfına mülk edindi. Türkiye’de başka örneği yok. Kalk bunu milletimize anlat.

Devlet Bey ona ‘Serok Ahmet’ diyor, bu tür işler yapıyor. Helalinden en yaptı? Kurduğunuz üniversiteyle başarı grafiğiniz ne, yok. Biz de bu üniversiteyi, yolsuzlukları nedeniyle aldık, devletimize mal ettik. Şimdi Şehir Üniversitesi, Marmara Üniversitesi’nin mülkü olarak devam ediyor. Biz bu millete yakışır eserler inşa ediyoruz, sen de ne yaptın bunu söyle bakalım. Bunlardan bir şey olmaz.

SİHA’larımız, İHA’larımız inleri darmadağın etti, nice teröristleri yok ettiler. Biz pek çok savunma sanayi projemizde firmalarımızın ar-ge çalışmalarına destek veriyoruz. 50 firma devletten proje bazlı destek alıyor. Devletten nakit desteği almadan çalışmalarını sürdüren 4 firma var, birisi Baykar’dır.”

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan: Günlerdir Sözlerim Maksatlı Şekilde Çarpıtılıyor

İHA ve SİHA üreticisi Baykar’a dair sözlerinin çarpıtıldığını belirten DEVA Lideri Babacan, “Günlerdir sözlerim maksatlı şekilde çarpıtılıyor. Yayınlardaki ifadelerim açık olmasına karşın bir kere daha tekrar ediyorum; Biz, ülkemiz için faydalı olan her yatırımın, her projenin yanında dururuz” dedi ve ekledi:

“Savunma sanayi de dahil ülkemizdeki mevcut her projenin doğru olanlarını devam ettiririz, yanlış olanlarını düzeltiriz, eksik olanlarını tamamlarız. Savunma sanayinde de ülkemize gururlar yaşatacak pek çok şirkete destek oluruz.”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın damadı Selçuk Bayraktar’ın yönetim kurulu başkanlığını yaptığı, İHA ve SİHA üreticisi Baykar şirketine yönelik sözleri tartışma konusu oldu. İktidar kanadı temsilcilerinin tepkilerinin ardından DEVA lideri Babacan, yeni bir açıklama yaparak sözlerinin çarpıtıldığını savundu.

“Günlerdir sözlerim maksatlı şekilde çarpıtılıyor. Yayınlardaki ifadelerim açık olmasına karşın bir kere daha tekrar ediyorum; Biz, ülkemiz için faydalı olan her yatırımın, her projenin yanında dururuz” ifadelerini kullanan Babacan sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

“Savunma sanayi de dahil ülkemizdeki mevcut her projenin doğru olanlarını devam ettiririz, yanlış olanlarını düzeltiriz, eksik olanlarını tamamlarız. Savunma sanayinde de ülkemize gururlar yaşatacak pek çok şirkete destek oluruz.”

Ankara, Bursa, Gaziantep, Denizli, Kayseri, Konya, Kocaeli ve diğer pek çok ilde yüksek teknolojiyle dünyaya üretim yapan “muazzam” firmaların olduğunu ifade eden Babacan açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Bizim dünya çapında mühendisler yetiştiren üniversitelerimiz var. Hepsiyle gurur duyuyoruz. Biz, eşitlik, hakkaniyet ve şeffaflıktan hiçbir koşulda vazgeçmeyiz. Tüm sanayicilerimizle ilişkimiz aynı yakınlıktadır.

Ne torpil ne kayırma ne de nepotizme geçit veririz. Ülkemizin sanayicilerine, mühendislerine, bilim insanlarına eşit şekilde destek olmaya, herkese fırsat tanımaya, Türkiye’nin yıldızını tıpkı 2002-2014 arasında olduğu gibi parlatmaya kararlıyız.”

Paylaşın

Akşener, ‘Saray’da Konuşulan Senaryoları Açıkladı

Partisinin Meclis’teki grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, “Şimdiden sağdan soldan duyuyorum. Kulağımıza geliyor. Saraydaki siyaset dehaları orada burada abuk sabuk konuşuyor. Kendilerince yoklama çekiyorlar. ‘Bu seçim diğerleri gibi değilmiş’, ‘başörtüsü meselesinin gündeme gelmesi çok iyi olmuş’, ‘çok faydalı olurmuş’, ‘seçimi kaybederlerse bu metni iptal ettirirlermiş’, ‘seçimden sonra da bu işin ekmeğini yemeğe devam ederlermiş’. Daha ahlaksızca olanı da var” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Neymiş efendim, ‘teklif mecliste 400’ü bulsa da bazı milletvekillerine hayır oyu kullanıp teklifi referanduma götürürlermiş’. sayın Erdoğan, bu konu bir sınavdır. Kim pas veriyor, kim gol atıyor beni ilgilendirmez. Saraydaki tatlı su stratejistlerinin Zihni Sinir taktikleri beni ilgilendirmez. Başı örtülü, başı örtüsüz tüm kadınlarımızın, bu ülkedeki tüm vatandaşların saf ve temiz duygularını sömürmenize müsaade etmeyeceğim. Bunu böyle bilesin.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlenen grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Akşener’in açıklamaları şöyle:

“(Başörtüsü teklifi) Madem Anayasa’da değişiklik olmalıydı son 20 yıldır siz neredeydiniz arkadaş? 2008’de, bu konuda, bir düzenleme yaptınız. Hadi diyelim ki;  metin eksikti, karar ideolojikti, oydu buydu, ve Anayasa Mahkemesi iptal etti. Tamam, kabul. Peki; mezardan ölüleri kaldırıp, sandığa götürdüğünüz, 2010’daki anayasa referandumunda,  bu değişikliği neden yapmadınız? Elinizi tutan mı oldu? Aklınıza mı gelmedi? Yazmayı mı unuttunuz?

Mesela; 2017’de, bir kez daha, anayasa referandumu yaptınız.150 yıllık birikimi, tek kalemde sildiniz, rejimi değiştirdiniz. Peki, o gün neredeydiniz? Bu değişikliği, o zaman niye yapmadınız? Yapacaktınız da, bir tek bu maddeye mi yer bulamadınız? Yazacaktınız da, karakter limitine mi takıldınız?

Memleketin, bu kadar ağır sorunları varken; milletimiz, her gün, bin bir dertle boğuşurken; esasında, var olmayan bu mesele, maalesef geldi, siyasetin gündemini kapladı. Elbette biz de, bu duruma, sırtımızı dönemeyiz!

Çünkü, daha önceki denemelerinde de, gördük ki; bu arkadaşlar, anayasa yapma konusunda, olağanüstü bir yeteneğe sahipler…Biliyorsunuz, Ak Parti’nin yaptığı, anayasa değişikliklerinin en büyük özelliği; sırf, yapılan değişikliğin, ortaya çıkardığı sorunları, düzeltebilmek için, daha kapsamlı, yeni anayasa değişiklikleri gerektirmesidir.

Nitekim, şimdi de, her zamanki gibi, yine ellerine, eksik bir metni almışlar, ve mutabakat arıyorlar… Tekrar ediyorum: Akıllarınca, ‘gol atma’ motivasyonuyla, her zamanki gibi, yarım yamalak yapılmış, eksik bir işle, çıkmışlar, mutabakat arıyorlar…

Hay hay! Buyurun, hodri meydan! Madem bu konu, yeniden siyasetin gündeminde,  madem bu konu, yeniden masada; o zaman; Anayasaysa anayasa, mutabakatsa mutabakat! Biz varız! Ama öyle, ‘ağam dedi, paşam dedi, saray dedi.’ yoook. Öyle kapı kapı gezip, ‘mış’ gibi yapmak yok. Öyle ağlamak, sızlamak yok.

‘Saraydaki siyaset dehaları orada burada abuk sabuk konuşuyor’

Şimdiden sağdan soldan duyuyorum. Kulağımıza geliyor. Saraydaki siyaset dehaları orada burada abuk sabuk konuşuyor. Kendilerince yoklama çekiyorlar. ‘Bu seçim diğerleri gibi değilmiş’, ‘başörtüsü meselesinin gündeme gelmesi çok iyi olmuş’, ‘çok faydalı olurmuş’, ‘seçimi kaybederlerse bu metni iptal ettirirlermiş’, ‘seçimden sonra da bu işin ekmeğini yemeğe devam ederlermiş’. Daha ahlaksızca olanı da var.

Neymiş efendim, ‘teklif mecliste 400’ü bulsa da bazı milletvekillerine hayır oyu kullanıp teklifi referanduma götürürlermiş’. sayın Erdoğan, bu konu bir sınavdır. Kim pas veriyor, kim gol atıyor beni ilgilendirmez. Saraydaki tatlı su stratejistlerinin Zihni Sinir taktikleri beni ilgilendirmez. Başı örtülü, başı örtüsüz tüm kadınlarımızın, bu ülkedeki tüm vatandaşların saf ve temiz duygularını sömürmenize müsaade etmeyeceğim. Bunu böyle bilesin.

Dezenformasyonla mücadele altında düpedüz bir istibdat yasasını hayata geçirmekten geri durmadılar. Milletimiz toprağını ekemiyor, dükkanını döndüremiyor. Gençlerimiz KPSS’den aldığı 92 puana rağmen mülakatta eleniyor. Sansürden, baskıdan ve endişeden adeta nefes bile alamıyor. İktidarın beslediği bir avuç kişi gününü gün ediyor. Pudra şekerciler son model arabalarıyla fink atıyor.

“Biz, milletimizin taleplerinden yanayız”

Mafyalar, simsarlar, tefeciler devletin etrafında dört dönüyor. 5 maaş, 10 maaş alan saray danışmanları milletimizin hakkını yiyor. Biz bu harami düzene karşıyız. Bu kirli düzene, bu kirli zihniyete karşıyız. Bu ucube sisteme karşıyız. Çünkü biz demokrasiden yanayız. Biz, milletimizin taleplerinden yanayız. işte bu yüzden dün zalimin karşısında biz vardık. Bugün de mazlumun yanında biz vardık.

Dün 28 Şubatların karşısında biz vardık, bugün milletimizin yanında biz vardık. Dün ‘muhtar bile olamaz’ diyenlerin karşısında biz vardık. Bugün de Ekrem Başkanımızın yanında biz varız. Dün 25 yıl yıl boyunca Ankara’yı rant çevirenlerin karşısında biz vardık, bugün 4 yılda başkente huzuru getiren Mansur Başkanımızın yanında biz varız. Pınarhisar’da biz vardık, Saraçhane’de biz vardık. Hatay’da, Antalya’da, Adana’da da biz olacağız.

Biz buradayız, dimdik, kaya gibi ayaktayız! Hiç merak etmeyin, çok yakında; sandık günü geldiğinde, tüm Türkiye’de de, topyekûn biz olacağız.

Fatih Sultan Mehmet Han, ne diyor? ‘Kadıyı satın aldığın gün, Adalet ölür.  Adaleti öldürdüğün gün, Devlet de ölür.’ İşte biz de, milletimizle birlikte; öldürülen adaleti, yeniden diriltecek, hırpalanan devletimizi onarıp,  tüm şanıyla, yeniden ayağa kaldıracağız! Vesayetçilere imrenenleri, def edecek, Harun gibi gelip, Karun olanları, tıpış tıpış göndereceğiz.

‘Devlete adalet yakışır’

Kararlarından şüphe duymadığımız, bir hukuk düzenini inşa edecek, yolsuzluğu, hırsızlığı, haksızlığı, kökünden çözeceğiz. Yasakların değil, özgürlüğün; baskıların değil, demokrasinin; suskunluğun değil, ortak aklın yeşerdiği; tam ve kâmil bir adaleti, yeniden hâkim kılacağız! İktidarın, bu büyük milletin önüne diktiği, o uğursuz duvarları, hep birlikte yıkacağız! Çünkü, bize bu yakışır. Çünkü, devletimize bu yakışır.

Çünkü;  devlete, adalet yakışır. Biz yıllardır, Sayın Erdoğan’ı uyarıyoruz. O kulak asmasa da, biz yıllardır; ‘Devleti devlet gibi, devlet ciddiyetiyle, devlet aklıyla,  Türk Devleti’ne yakışır donanımdaki, liyakatli kadrolarla yönet.’ diyoruz. Ama o bizi değil, maaş düşkünü, saray şarlatanlarını dinlemeyi tercih ediyor. O yüzden de, maalesef, bugün, devletimiz; ciddiyetsiz, liyakatsiz ve beceriksiz ellerde, bir yönetim krizi yaşıyor.  Kuralsız, kurumsuz ve hesapsız bir anlayışla; Türk Devleti’nin ağırlığı da, aklı da, itibarı da, yerle bir ediliyor.

Çünkü Bay Kriz, her işin başına;  layık olanı değil, kendine sadık olanı getiriyor. Sorumluluk sahibi olanı değil, arsızı kolluyor. İş bileni değil, söz dinleyeni koruyor.  Ve;  kimsenin hiçbir şey bilmediği bir yerde, Sayın Erdoğan, her şeyi biliyor…  Mesela, ekonomi biliyor.  Mesela, hukuk biliyor. Mesela, diplomasi biliyor.  Hatta kim bilir, belki İspanyolca’yı bile biliyordur…Ancak bu durum, maalesef hiçbirimiz için, şaşırtıcı değil.Çünkü, iktidarın yönetim anlayışında; tarımdan anlamayanın, Tarım Bakanı olduğunu gördük. Ekonomi bilmeyenin, Maliye Bakanı olduğunu gördük.

Yönettiği bakanlığına mal satanın, Ticaret Bakanı olduğunu gördük. Tek meziyeti Sayın Erdoğan’ın dediğini yapmak olanın,  Merkez Bankası Başkanı; Enflasyonu en güzel makyajlayanın da,  TÜİK Başkanı olduğunu gördük.  Rektörler, elçiler, bürokratlar gördük… Bu gözler neler gördü, neler…

Hatırlıyor musunuz? Mesela en büyük özelliği, Damat olmak olan, bir Damat Bakan vardı… ‘Dolar 10 lira olacak, 15 lira olacak ya, çok beklersiniz!’ demişti. Ama kendisi paket olduktan sonra halefi Nebati Bakan, elini hızlı tuttu;

Dolar 10 lira değil, 15 lira da değil,  Tam 18 lira 79 kuruş oldu. Peki sonra ne oldu? Bütün sözler unutuldu.  Enflasyon, son 20 yılın zirvesini gördü. ‘Faiz sebep, enflasyon sonuç’ teorisi, suratlarında patladı. ‘Türkiye Ekonomi Modeli’ dedikleri,  sözüm ona kurtuluş reçetesi de, üzerine tüy dikti.

Tüm bu yaşananlardan sonra; utançlarından, insan içine çıkamamaları gerekirdi değil mi? Bay Kriz hala 20 yılda beceremediklerini hala sandık öncesi ‘Yapacağım’ diyor. He-Man çizgi filmini izliyoruz sanki. Bir gün kaplan gibi bağırıyor, ama ertesi gün sevimli mi sevimli, pofuduk bir ev kedisine dönüşüveriyor. Bir gün atılgan, ertesi gün titrek. Bir gün ‘katil Esed’ diye bağırıyor, ertesi gün ‘Esad’la görüşebiliriz’ diyor.

Paylaşın

Selahattin Demirtaş: AKP Yenilgiden Kurtulamayacak

“Sadece anketler değil sokağın canlı sesi de artık Erdoğan’ın iktidarının sonunu geldiğini gösteriyor” diyen Demirtaş, “Yeni ekonomi paketleri açıklasa da, seçmen üzerinde baskı kursa da, hilelere başvurmayı denese de yenilgiden kurtulamayacak” ifadelerini kullandı.

Selahattin Demirtaş, HDP’nin kapatılma davasında amacın HDP’yi zayıflatıp muhalefette boşluk yaratmak olduğunu söyledi.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Reuters Haber Ajansı’nın sorularına yazılı olarak yanıt verdi.

Selahattin Demirtaş “Ancak tüm bu akıl dışı uygulamalara rağmen biz partimiz HDP’nin Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmayacağını düşünüyoruz” dedi.

“Sadece anketler değil sokağın canlı sesi de artık Erdoğan’ın iktidarının sonunu geldiğini gösteriyor” diyen Demirtaş, “Yeni ekonomi paketleri açıklasa da, seçmen üzerinde baskı kursa da, hilelere başvurmayı denese de yenilgiden kurtulamayacak” ifadelerini kullandı.

Kapı kapalı değil

CHP ve İYİ Parti’den oluşan Millet İttifakı’nın HDP ile ortak ittifak kurmak zorunda olmadığını söyleyen Demirtaş, “Ama ortak cumhurbaşkanı adayı etrafında bir iş birliğine gidilecekse söz konusu adayın HDP ile açıkça görüşüp demokrasi ilkeleri hakkında şeffaf, güven verici bir müzakere yürütmesi gerekiyor.

HDP, bunu beklediğini söylüyor ve bu konuda son derece haklıdır. Altılı Masanın tutumuna bağlı olarak ortak aday olasılığı halen masada. Partimizden yapılan açıklamalardan bunu net olarak anlıyoruz. Kapı kapalı değil” diye konuştu.

Aktif siyasette değil aktif mücadelede olacağım

Demirtaş kendisinin cezaevinden çıkması durumunda siyasete dönüp dönmeyeceği sorusuna ise şu yanıtı verdi:

“Açıkçası seçimle gelinen hiçbir göreve talip olma gibi bir düşüncem yok. Mücadelemi sosyal ve sivil alanda sürdürme düşüncesi daha basıyor. Halkın içinde olmayı tercih edeceğim. Aktif siyasette değil aktif mücadelede olacağım. Tabii ki zaman neyi gösterir, hep beraber göreceğiz. Fakat ben aktif temsili siyaset sayfasını kendi açımdan uzun süre önce kapattım.”

Paylaşın

“Erdoğan 8 Mart’ta Meclis’i Feshedecek” İddiası

Muhalefet, Cumhur İttifakı’nın “seçimleri mayıs ayına çekmesi teklifine” onay vermezse, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 8 Mart’ta, anayasadaki “TBMM’yi fesih yetkisini kullanacağı” belirtiliyor.

Kararın da 9 Mart’ta Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından seçim süreci resmen başlamış olacak ve 60 günlük süre işleyecek. Söz konusu sürenin sonundaki ilk pazar günü de “net olarak 14 Mayıs’ı işaret ediyor.”

Seçimlerin erkene alınmasıyla ilgili MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den dün açıklama gelmişti. Bahçeli, “Mayıs ayı içinde bu işi bitirelim” demişti. İktidar kulislerinden bir süredir 14 Mayıs tarihi sızıyordu, MHP liderinin bu açıklamasıyla biraz daha netleşmiş oldu.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ da dünkü açıklamasında “Sayın Bahçeli de bu şekilde ifade ettiler. Dolayısıyla bu şartlardan dolayı seçim tarihinin bir nebze güncellenmesi konusu söz konusu olabilir” demişti. Dağ, 2023 yılı içinde yapılacak hiçbir seçimin ‘erken seçim’ olarak nitelendirilemeyeceğini” dile getirdi.

Cuhmhuriyet’ten Selda Güneysu imzalı habere göre iktidar partisinde, “Seçimlerin 14 Mayıs’ta yapılması artık yavaş yavaş netleşiyor” değerlendirmesi yapılırken AK Parti’nin üzerinde çalıştığı seçim takviminin ayrıntıları da belli olmaya başladı.

Muhalefet Cumhur İttifakı’nın “seçimleri mayıs ayına çekmesi teklifine” onay vermezse, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 8 Mart’ta, anayasadaki “TBMM’yi fesih yetkisini kullanacağı” belirtiliyor.

Kararın da 9 Mart’ta Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından seçim süreci resmen başlamış olacak ve 60 günlük süre işleyecek. Söz konusu sürenin sonundaki ilk pazar günü de “net olarak 14 Mayıs’ı işaret ediyor.”

Paylaşın

Ahmet Türk: Kürt Seçmende Altılı Masa’ya Dönük Kırılma Var

HDP Danışma Kurulu’nda yer alan Ahmet Türk, “Kürt seçmende Altılı Masa’ya dönük bir kırılma var. Altılı Masa’nın HDP’den uzak durmasının insanlarımız üzerinde etkisi var. Bunu kabullenmiyorlar. HDP seçmeni ‘Biz her türlü fedakarlığı yapıyoruz ama bu fedakarlığa karşı en ufak bir adım atılmıyor’ eleştirisini yapıyor.” dedi.

Türk, “Altılı Masa’nın aday kararına ilişkin bir söz söyleyemem. Bizim seçmenimizin tercihi yine Kılıçdaroğlu’ndan yana olur. Kılıçdaroğlu tecrübeli bir siyasetçi ve her gün kürsüde halka vaatlerde bulunuyor. Başka bir aday ortaya çıkarsa bu vaatler de havada kalır. Bence Kılıçdaroğlu uygun bir aday.” ifadelerini kullandı.

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın “kendi adayımızı çıkaracağız” çıkışının ardından gözler kimin aday olacağına çevrilmişken, HDP’den dün yeni açıklamalar gelmişti. HDP Eş Genel Başkanı Pervin Bulda”Türkiye halklarının tüm renklerini temsil eden bir cumhurbaşkanı adayımızla seçimlere gireceğimizin altını bir kez daha kalın harflerle çizmek istiyorum” derken, HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel, adaylarını 10 gün içinde açıklayacaklarını bildirdi.

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’a konuşan HDP Danışma Kurulu’nda yer alan Ahmet Türk HDP’ye açılan kapatma davasından, altılı masa ve adaylık tartışmalarına kadar önemli açıklamalarda bulundu. Türk’ün sözleri özetle şöyle:

“Kilit parti”

AK Parti iktidarı da HDP’nin kilit parti olduğunun farkında. HDP’nin gücünün farkında olduğu için ‘Acaba bu partiyi nasıl dağıtırız, gücünü nasıl eritiriz’ gibi bir hesabın içine giriyor. Bu hesap çok yanlış. Bu, Kürt seçmeni ve demokrasi güçlerini daha fazla öfkelendirir.

Sorumluluk bizde değil onlarda

(Altılı masaya…) HDP Türkiye’nin üçüncü büyük partisi. Bu parti ile ilgili bir diyalog ortamının olması muhalefet açısından önemliydi. Ama böyle ötekileştiren, dışlayan, HDP’siz bir masanın oluşturulması demokrasi için büyük bir eksiklik. “Demokrasiyi kalıcı hale getireceğiz” diyen bir masanın demokrasi mücadelesi veren HDP ile görüşmekten kaçınması ve HDP’yi dışlaması toplumda büyük yarılmaya sebep olur. Altılı Masa’nın, muhalefet partilerinin bu işi HDP ile diyalog içinde yürütmeleri gerekirdi. Sorumluluk bizde değil onlarda.

Adayın temasa geçmesi yetmez

Biz de isterdik ki bu iktidarı, bu cumhurbaşkanını ilk turda gönderelim. Ama maalesef Altılı Masa’nın ikircikli tavırları, uzlaşmaz tutumu, HDP’ye uzak durmaları bizim gerçekleştirmek istediğimiz demokrasi bloku konusunda bir eksiklik ortaya çıkardı. Altılı Masa’nın cumhurbaşkanı adayı belirlendikten sonra, sadece bu adayın temasa geçmesi yeterli olmaz. Önemli olan masanın tavrı.

Babacan’ın sözlerini manifestoya çevirsinler sorun kalmaz

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın açıkladığı ‘DEVA Partisi Temel Haklar Eylem Planı’ndaki Kürt sorunu ile ilgili maddeler Altılı Masa için yol gösterici olabilir. Altılı Masa DEVA Partisi Genel Başkanı’nın bu sözlerini bir manifestoya çevirsin bizim açımızdan sorun kalmaz. Babacan merkez sağda bir siyasetçi olarak Kürt sorunu ile ilgili net bir proje ortaya koydu. Altılı Masa bu konuya dair hiçbir açıklama yapmadı.

Altılı Masa’ya dönük bir kırılma var

Kürt seçmende Altılı Masa’ya dönük bir kırılma var. Altılı Masa’nın HDP’den uzak durmasının insanlarımız üzerinde etkisi var. Bunu kabullenmiyorlar. HDP seçmeni ‘Biz her türlü fedakarlığı yapıyoruz ama bu fedakarlığa karşı en ufak bir adım atılmıyor’ eleştirisini yapıyor.

Seçmenimizin tercihi yine Kılıçdaroğlu’ndan yana olur

Altılı Masa’nın aday kararına ilişkin bir söz söyleyemem. Bizim seçmenimizin tercihi yine Kılıçdaroğlu’ndan yana olur. Kılıçdaroğlu tecrübeli bir siyasetçi ve her gün kürsüde halka vaatlerde bulunuyor. Başka bir aday ortaya çıkarsa bu vaatler de havada kalır. Bence Kılıçdaroğlu uygun bir aday. Konuşulan isimler içinde de en deneyimlisi. Ama bizim de taleplerimiz var.

Demokrasi adına, hak ve özgürlükler adına masanın neleri yapacağını, projelerini açıklaması lazım. Seçime giden süreçte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kürt seçmenin oyunu kazanmak için bir hamle yapmasını beklemiyorum. Yapsa bile sonuç alamaz. Bizim seçmenimiz politik ve bilinçli bir seçmen.”

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’ndan ‘Vasiyet’ Paylaşımı

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun “Vasiyetim de burada dursun” mesajıyla yayınladığı videoda grupta yaptığı konuşmadaki “Eğer bana bir şey olursa bu iktidar döneminde çalınan 418 milyar doları, 85 milyona tahsis edeceksiniz” çağrısı dikkat çekti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kemal Kılıçdaroğlu, bugün TBMM’deki grup toplantısında yaptığı konuşmadan kesitler içeren videoyu sosyal medya hesabından paylaştı.

Kılıçdaroğlu’nun “Vasiyetim de burada dursun” mesajıyla yayınladığı videoda grupta yaptığı konuşmadaki “Eğer bana bir şey olursa bu iktidar döneminde çalınan 418 milyar doları, 85 milyona tahsis edeceksiniz” çağrısı dikkat çekti. Kılıçdaroğlu’nun söz konusu paylaşımında yer alan bölümler şöyle:

“Silahlı insanların olduğu reklamla güya beni tehdit ediyorlar. O resimdeki mesaj net. ‘Sizin için geleceğiz’ diyorlar. Benim için beyefendiler geleceklermiş. Bu paramiliter artıklar, daha büyük bir resmin sadece bir parçası.

Her şeyin temelinde aslında tek bir şey var. O da para. Çok para. Doymayacakları kadar para. Halkımızdan çalınan bu para. Bu parayı çalan Beşli Çeteler var. Beşli Çete dediğime bakmayın, bunların kod ismi beşli. Aslında bunların sayısı binlerce.

“418 milyar dolar”

Uzman arkadaşlarıma hesaplattım. Bu iktidar döneminde çalınan; çetelerin, mafya artıklarının çaldığı, uyuşturucu baronlarının çaldığı, 418 milyar dolar. Sonra çıktım, çok açık ve net şekilde söyledim. Tahsil edeceğim rakam budur ve defterinize yazın.

Sizden 418 milyar doları, iktidarımızda tahsil edeceğiz ve alacağız. Önce benimle konuşmak ve anlaşmak istediler. Kapıyı yüzlerine kapattım. Her türlü operasyona başvurdular ve artık son aşamaya geldik. Silah ve suikast tehditleri. Son uyarılarını yapıyorlar akıllarınca.”

Paylaşın

“HDP’nin Adayı Büyük İhtimalle Belli Oldu” İddiası

Seçimlere 6 aydan daha az bir zaman kala, HDP’nin Emek ve Özgürlük İttifakı’na önereceği ismin büyük ihtimalle Gültan Kışanak olacağı öne sürüldü. Farklı bir ismin ortaya çıkması sürpriz olarak değerlendiriliyor.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu dün Eş Genel Başkanlar öncülüğünde toplandı. Yaklaşık 5 saat süren toplantıda en önemli gündem cumhurbaşkanı adayı konusu oldu.

Artı Gerçek’ten Seda Taşkın’ın haberine göre, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın 24 Ocak tarihinde gerçekleştireceği toplantıya her ittifak üyesi kendi aday önerisini masaya sunacak. Bu kapsamda HDP gerçekleştirdiği MYK toplantısında kendi adayına ilişkin tartışmalar yürüttü.

Özellikle son dönemde yapılan açıklamalar doğrultusunda adayın kadın olacağı da sık sık gündeme geldi. Kulislere yansıyan bilgilere göre HDP’nin Emek ve Özgürlük İttifakı’na önereceği ismin büyük ihtimalle Gültan Kışanak olacak.

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın bugün yaptığı grup konuşmasında da “kadınları temsil edecek” bir aday vurgusu da bu ihtimali güçlendirdi.

Buldan, “Kadınların, halkımızın, Türkiye halklarının tüm renklerini, kimliklerini, inançlarını, kültürünü, ortak iradesini, emeğini ve özgürlüğünü temsil eden bir cumhurbaşkanı adayımızla seçimlere gireceğimizin altını bir kez daha kalın harflerle çizmek istiyorum” dedi.

Kışanak’ın cezaevinde bulunması sembolik bir anlam taşıyor. Cezasının onanmamış olması da Kışanak’ın adaylığı önünde herhangi bir engelin olmadığını da gösteriyor. Yine kulislere yansıyan bilgiye göre, farklı bir ismin ortaya çıkması sürpriz olarak değerlendiriliyor.

Paylaşın

Akşener’den Yeni Seçim Videosu: Devlete Ciddiyet Yakışır

Sosyal medya hesabından ikinci seçim videosunu yayınlayan İYİ Parti Lideri Akşener, paylaşımına, “Akıldan ve bilimden bir türlü nasibini alamayan, bir dediği diğer dediğini hiçbir zaman tutmayan bu ciddiyetsiz yönetim anlayışını milletimizle birlikte değiştireceğiz. Çünkü devlete ciddiyet yakışır” notunu düştü.

Seçim videolarının ilkinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yer veren Akşener’in ikinci seçim videosunda da Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile görüntüler yer aldı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, sosyal medya hesabından ikinci seçim videosunu yayınladı.

Meral Akşener, videoyu, “Akıldan ve bilimden bir türlü nasibini alamayan, bir dediği diğer dediğini hiçbir zaman tutmayan bu ciddiyetsiz yönetim anlayışını milletimizle birlikte değiştireceğiz. Çünkü devlete ciddiyet yakışır” notuyla paylaştı.

“Devlete ciddiyet, millete hürriyet bizimle gelecek” sloganı ile başlayan videoda eski ve yeni bakanlar Berat Albayrak ile Nureddin Nebati’nin söz ve görüntülerine yer verildi.

Ardından videoda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile ilgili önceki sözleri ve son dönemlerdeki Suriye Devlet Başkanı ile görüşme yoluna gidilebileceği sözleri aktarıldı.

Videoda, Erdoğan’ın Mısır politikasına da eleştiri yöneltilirken, Akşener, “Şu devlet ihsanı ağırlığına bakar mısınız, şu devlet ciddiyetine bakar mısınız” ifadelerini kullandı.

Video, Melih Gökçek döneminde yapıldıktan sonra uzun tartışmalara neden olan Ankapark ile son buldu. Videonun bölümünde Akşener, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş yanındayken Ankapark’ı eleştiriyor ve şu ifadeleri kullanıyor:

“Ankapark, Türkiye’de bugüne kadar yapılmış pek çok yolsuzluğun israfın, somut, hepinizin gördüğü hali bu. Bilim yok burada, akıl yok burada, sizin cebinizden alıp bu cebe koyma var.”

Video bu görüntünün hemen ardından, “Devlete ciddiyet yakışır” sloganı ile sona eriyor.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Be Gafiller, Müptezeller, Çakallar… Siz Mi Beni Korkutacaksınız?

Partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, konuk olduğu bir televizyon programında verilen SADAT reklamlarına ilişkin, “Şimdi bu kürsüden bu çetelere, mafyaya, bu paramiliter yapılara seslenmek istiyorum” dedi ve ekledi:

“Be gafiller, be şerefsizler, be akılsızlar, be müptezeller, be çakallar siz mi beni korkutacaksınız? Sizin önünüzde diz çöküp yaşamaktansa ayakta ölmeyi tercih ederim. Hodri meydan gelin görüşelim. Allah nasip ederse de yaşarsak hayatınız boyunca görüp göreceğiniz en büyük kabus olmaya devam edeceğim.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“Bir televizyon programına katıldım. Sayın Uğur Dündar davet etti. Kendisi saygıdeğer, duayen bir gazetecidir ve onun programına katıldım. Sonra olanlar hepimizin malumu. Silahlı insanların olduğu reklamla güya beni tehdit ediyorlar. O resimdeki mesaj net, sizin için geleceğiz diyorlar. Benim için beyefendiler gelecekmiş. Şimdi halkım beni iyi dinlesin. Vatandaşımızın ne olup bittiğini anlamasını istiyorum. Bu paramiliter artıklar daha büyük bir resmin sadece bir parçası her şeyin temelinde aslında tek bir şey var. O da para, çok para. Halkımızdan çalınan bu para.

Bu parayı çalan beşli çeteler var. Bu arada beşli çete dediğime bakmayın siz bunların kod ismi beşli aslında bunların sayısı binlerce. Kuruşu, kuruşu uzman arkadaşlarıma hesaplattım. Bu Saray iktidarı sırasında devlet Hazinesi’nden bunlar ne kadar para çaldılar hesapladık. 418 milyar dolar. Tahsil edeceğim rakam budur. Sizden 418 milyar doları iktidarımızda tahsil edeceğiz ve alacağız. Önce benimle konuşup, anlaşmak istediler kapıyı yüzlerine kapattım.

Bir sonraki aşamaya geçtiler. Bu işin içine bazı medya organlarını da soktular. Bunların hapislerde çıkan mafya artıkları var. Satın alınan araştırmacıları var, medya ünlüleri, satın alınan gazetecileri var. Tüm bunları yöneten merkezleri var. Sureti muhalefetten görünüp bir sürü insan da var… Her operasyona başvurdular ama bilmedikleri, anlamadıkları bir şey var. Bay Kemal asla ve asla yolundan dönmez.

“Eğer bana bir şey olursa halkıma vasiyetimdir…”

Artık son aşamaya geldik. Silah ve suikast tehditleri. Son uyarılarını yapıyorlar akıllarınca. Yeni bir şey değil uzun zamandır bu tehditler var. Şimdi bu kürsüden bu çetelere, mafyaya, bu paramiliter yapılara seslenmek istiyorum. Be gafiller, be şerefsizler, be akılsızlar, be müptezeller, be çakallar siz mi beni korkutacaksınız? Sizin önünüzde diz çöküp yaşamaktansa ayakta ölmeyi tercih ederim. Hodri meydan gelin görüşelim.

Allah nasip ederse de yaşarsak hayatınız boyunca görüp göreceğiniz en büyük kabus olmaya devam edeceğim. Trolleriniz beni yolumdan çeviremez ve durduramazsınız. Eğer bana bir şey olursa halkıma vasiyetimdir, o 418 milyar doları siz tahsil edeceksiniz. Gençlerimizin geleceğidir bu para, bu ülkenin doğmamış bebeklerinin parasıdır o para, bu ülkenin parasıdır o para. Alacaksınız o paranın her kuruşunun tahsis edeceksiniz. Benim size vasiyetimdir bu. 418 milyar doları bunlardan alacaksınız.”

Paylaşın