Erdoğan, ‘Altılı Masa’yı Hedef Aldı: Herkesten Ayrı Ses Çıkıyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir masa kurmuşlar, etrafındaki herkesten ayrı ses çıkıyor. Herkes ayrı baş çekiyor, herkes ayrı hesap yapıyor. Bunlar Anayasa’yı da hiç okumamışlar. Sen nasıl oluyor da daha seçilmemişsin ve seçilmediğin halde nasıl oluyor da ‘hemen seçime gideriz’ diyorsun? Neyse, olanlar oldu. Bunların, ‘Allah bir’ dediğine inanın, başka hiçbir şeye inanmayın. Çünkü Allah bir” dedi.

Haber Merkezi / “Masanın altında, üstünde sakladıkları, gözükmeyen ortakları ayrı telden çalıyor” ifadesini kullanan Erdoğan, “Daha ortada fol yok, yumurta yok. Sizin deyiminizle şerlenmelerinden, şımarmalarından yanlarına varılmıyor. Çünkü bunlar sadece zarar dostudur. Ülkenin ve milletin iyiliğini istedikleri tek bir örnek görülmemiştir. Ülkemize 20 yıldır kazandırdığımız her eser ve hizmeti, demokrasi ve kalkınma atılımlarımızın tamamını nasıl bunlara rağmen yaptıysak inşallah Türkiye Yüzyılı vizyonunu da aynı şekilde hayata geçireceğiz” değerlendirmesinde bulundu.

Kılıçdaroğlu’nun “Komuta kademesi haddini bilsin. Siyaset askerin işi değildir. Siyaset mi yapmak istiyorlar, çıkarsınlar o kutsal üniformayı, hizalansınlar Erdoğan’ın yanına. Perinçek’e de takılsınlar. Erdoğan artık o dünyaların adamı.” sözlerini bu sözlerinin değerlendiren Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Müstemleke zihniyetlilerin kepazelikleri bitip tükenmiyor. TSK’nın gücüne güç katacak projemizin açılışında ordumuzun komutanlarıyla yaşadığımız sevince tahammül edemedikleri gördük. Bay Kemal, Sakarya Arifiye’de bu ordunun başkomutanı olarak Tayyip Erdoğan ne yaptı, Fırtına Obüsleri’nin teslim törenini yaptı. Senin hayatında, aklında böyle bir şey var mı? Altay tanklarının teslimini yaptık. Ordumuz bunlarla çok daha güçlü”

Erdoğan, Demirtaş üzerinden CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na yüklendi. Erdoğan, Kılıçdaroğlu’na “Bay Kemal, sen bu teröristlerle dirsek dirseğe dolaştın. Cezaevlerindeki teröristleri de nasıl çıkarırız diye bunun gayreti içerisindesin. Boşuna uğraşma o teröristler öyle oralardan çıkamazlar. Ama bu şimdiden vaadediyor. Diyarbakır’da 51 vatandaşımızın ölümüne neden olan bu Demirtaş değil miydi?” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Muğla’da bir açılış töreninde gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“Geçtiğimiz günlerde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) gücüne güç katacak bir savunma sanayi projemizin açılışında, ordumuzun komutanlarıyla birlikte yaşadığımız sevince tahammül edemediklerini hep birlikte gördük. Bay Kemal, Sakarya Arifiye’de bu ordunun başkomutanı olarak Tayyip Erdoğan ne yaptı? Orada Fırtına obüslerinin teslim törenini yaptı. Senin hayatında, senin aklında böyle bir şey var mı, böyle bir şey yapabilir misiniz? Altay tanklarının teslimini yaptık Bay Kemal. Bunlarla ordumuz çok daha güçlü. Ordumuz bunlarla o terör örgütlerini ne yaptı? İnlerine gömdü inlerine.

“Bu millet terörden beslenenlere, kan emicilere bu ülkede yol vermez”

Bay Kemal, sen bu teröristlerle dirsek dirseğe dolaştın. Cezaevlerindeki teröristleri de nasıl çıkarırız diye bunun gayreti içerisindesin. Boşuna uğraşma, o teröristler öyle oralardan çıkamazlar. Ama bu şimdiden vadediyor. Yahu, Diyarbakır’da 51 vatandaşımızın ölümüne neden olan bu Demirtaş değil miydi? Şimdi çıkmış bu, ‘onları çıkaracağım’ diyor. Bu millet sana bu yolu açmaz. Bu millet terörden beslenenlere, kan emicilere bu ülkede yol vermez.

Bu yolda böyle yürüyeceğiz. El ele yürüyeceğiz, omuz omuza yürüyeceğiz. Hak ve özgürlük denilince biz milletimizle el ele olmayı anlarız, kan emicilere asla prim vermeyiz. Ama bu zihniyet önce Sakarya Arifiye’deki fabrikanın bu seviyeye gelmesini sağlayan yatırımlarımızı sabote etmek için yapmadığını bırakmadı. Her türlü yalan ve iftirayı kullanarak yürüttüğü bu ihanet kampanyasında başarılı olamayan bu habis zihniyet, bu defa doğrudan kahraman ordumuzu ve şerefli komutanlarımızı hedef alarak asıl niyetini gösterdi.

Her gün sınırlarımızı taciz eden Yunanistan’a, elinde on binlerce masumun kanı olan PKK’ya, ülkemizin son dönemde gördüğü en büyük ihanet çetesi olan FETÖ’ye, egemenliğimizi hedef alan ülkelere, velhasıl Türkiye ve Türk milleti düşmanlarına göstermediği, gösteremediği tepkiyi, ordumuzun komutanlarına fütursuzca sergileyen, seviyesizce hakaret eden bir kişi bu ülkenin siyasetçisi olabilir mi? Kardeşlerim anayasamıza göre bu kardeşiniz, bu ordunun başkomutanıdır. Bunu ben söylemiyorum anayasamız söylüyor.

Tabii biz bunların asıl karın ağrılarını çok iyi biliyoruz. Bunlar Arifiye’deki atıl fabrikanın, ülkenin savunma sanayiinin en önemli üretim tesislerinden biri olmasından rahatsızlar. Bunlar karasından havasına, denizinden siberine kadar savunma sanayiinin her alanında kendi tasarımını, kendi üretimini yapabilen Türkiye gerçeğine tahammül edemiyorlar. Bunlar, terörü sınırları içinde bitirmekle kalmayıp sınırları ötesinde de teröristlerin başını ezen Türkiye fotoğrafına dayanamıyorlar.

Çünkü bunların tüm hayatları, vesayetçilerin ve darbecilerin yönetimini kendilerine altın tepside sunduğu ülke hayaliyle geçmiştir. Rahmetli Menderes’i idam sehpasına gönderip ülkenin başına böyle çullandılar. Rahmetli Demirel’i muhtıralarla yıpratıp ülkenin başına böyle çöreklendiler. Rahmetli Özal’ı binbir yalan ve iftirayla devreden çıkartıp ülkenin başına böyle musallat oldular. İktidara geldiğimiz ilk günden itibaren bize de aynısını yapmak için çok uğraştılar. Ülkeye ve millete daha büyük hizmetler kazandırmak için harcamamız gereken vaktimizin ve enerjimizin bir kısmını, bunlarla mücadeleye ayırmak mecburiyetinde kaldık.

“Yeni oyunlar peşinde koşuyorlar”

Partimizi kapatmaya teşebbüs etmekten sokakları karıştırmaya, terör örgütlerini cesaretlendirmekten darbecilere alkış tutmaya kadar her yolu denediler. Dışarıda ve içeride Türkiye’yi hedef alan kim varsa hepsinin yanında bunlar yer aldılar. Ne yaparlarsa yapsınlar, işte ben şu anda karşımdaki bu muhteşem kalabalığın, az önce resmi rakamını sordum, dedim ne kadar? Resmi rakamı aldım, elhamdülillah 50 bine varan bir katılımla bugün buradayız. Bunlar bir tek kendi ülkelerinin, kendi insanlarının mücadelesine destek olmadılar. Şimdi de aynı kafayla, yeni oyunlar peşinde koşuyorlar.

Bir masa kurmuşlar, etrafındaki herkesten ayrı ses çıkıyor. Herkes ayrı baş çekiyor, herkes ayrı hesap yapıyor. Bunlar Anayasa’yı da hiç okumamışlar. Sen nasıl oluyor da daha seçilmemişsin ve seçilmediğin halde nasıl oluyor da ‘hemen seçime gideriz’ diyorsun? Neyse, olanlar oldu. Bunların, ‘Allah bir’ dediğine inanın, başka hiçbir şeye inanmayın. Çünkü Allah bir.

Masanın altında, üstünde sakladıkları, gözükmeyen ortakları ayrı telden çalıyor” ifadesini kullanan Erdoğan, “Daha ortada fol yok, yumurta yok. Sizin deyiminizle şerlenmelerinden, şımarmalarından yanlarına varılmıyor. Çünkü bunlar sadece zarar dostudur. Ülkenin ve milletin iyiliğini istedikleri tek bir örnek görülmemiştir. Ülkemize 20 yıldır kazandırdığımız her eser ve hizmeti, demokrasi ve kalkınma atılımlarımızın tamamını nasıl bunlara rağmen yaptıysak inşallah Türkiye Yüzyılı vizyonunu da aynı şekilde hayata geçireceğiz.”

Paylaşın

Emek Ve Özgürlük İttifakı’nın Adayı Bu Ay Belli Olacak

Halkların Demokratik Partisi (HDP), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emek Partisi (EMEP), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Emekçi Hareket Partisi (EHP) ve Sosyalist Meclisler Federasyonu’nun (SMF) oluşturduğu Emek ve Özgürlük İttifakı, 20 Ocak’ta gerçekleştireceği kritik toplantının ardından Cumhurbaşkanı adayını belirlemeyi planlıyor.

Altılı Masa’ya ortak aday için diyalog çağrısında bulunan Emek ve Özgürlük İttifakı, yarın saat 13.00’te ‘Yoksulluğa, savaşa, baskılara dur diyelim’ sloganıyla İstanbul Kartal Meydanı’nda bir araya gelecek. Mitingde, TBMM ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile ilgili mesajlar verilecek. İttifak, daha sonra adaylık ve liste konularını görüşmeye başlayacak.

HDP’nin öncülüğünü yaptığı Emek ve Özgürlük İttifakı, ilk kitlesel buluşmayı yarın ortak mitingle gerçekleştirecek. Daha sonra 20 Ocak’ta genel başkanların yapacağı toplantıda seçime yönelik hazırlıkları ele alacak ittifak, bu toplantıda cumhurbaşkanı adayını da isim bazında konuşacak.

Birgün’den Hüseyin Şimşek’in haberine göre, kulislerde, ortak aday olarak eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gülten Kışanak ile HDP Danışma Kurulu Üyesi, eski AİHM yargıcı Rıza Türmen’in adı geçiyor.  Kadın aday göstermeyi önceleyen ittifakın, Kışanak isminde uzlaşabileceği kaydedildi. Yaklaşık altı yıldır cezaevinde olan Kışanak’ın adaylığının önünde şu an hukuki bir engel bulunmadığını bildiren ittifak temsilcileri, 20 Ocak’ta bu yönde bir karar alınması durumunda, ortakların konuyu yetkili birimlerine taşıyacağını, daha sonra adayın kesinlik kazanacağını kaydetti.

İkinci tur riskli görünüyor

Altılı Masa’nın kendilerine danışarak bir aday belirlemesi durumunda, ortak aday fikrine açık olduğunu duyuran ittifak, kendi adayını belirledikten sonra kısa bir süre Altılı Masa’yı bekleyecek. Altılı Masa’nın aday belirleme sürecinde ya da adayın belirlenmesinin ardından kendileri ile temasa geçmesi durumunda Emek ve Özgürlük İttifakı, kendi adayının seçimlere katılmamasını tartışacak. Seçimlerin ikinci tura kalması durumunda AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kazanma ihtimalinin artacağı tespiti ile hareket eden Emek ve Özgürlük İttifakı, bu nedenle ilk turdan sonucun alınabilmesi için birliktelik çağrılarını sürdürecek.

Ortak liste ayrımı

Emek ve Özgürlük İttifakı, ayrıca ittifak üyesi örgüt ve partilerin seçimlerde yarışma yöntemini de tartışıyor. Bu konuda ayrı ayrı seçime girmektense “ortak liste” seçeneğinin ağırlık kazandığı ancak bu konuda TİP ile henüz görüş birliği sağlanamadığı öğrenildi.

Yüzde 3 dolayında oy alacağını savunan TİP yöneticilerinin, TBMM’de grup kurmaya yetecek sayı olan 20 milletvekilinin seçilmesi garantili yerlerden aday gösterilmesini istediği ifade edildi. HDP yetkililerinin ise bu konuda bir garanti veremeyeceklerini ilettiği öğrenildi. 20 Ocak’taki toplantıda ayrıca HDP’nin kapatılması durumunda seçimlere hangi parti listelerinden girileceği de konuşulacak.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’ndan Çiftçiye Ücretsiz Elektrik Sözü

Denizli’de Çardak ve Bozkurt ilçesi muhtarları ile bir araya gelen CHP Lideri Kılıçdaroğlu, burada yaptığı konuşmada, “Beş yıl içinde Türkiye’deki bütün çiftçilerin kırsalda kullandıkları elektriğin tamamı ücretsiz olacak, tabii kooperatif olması şartıyla” dedi ve ekledi:

“Elde edilen elektriğin artan kısmı satılacak oradan kooperatif gelir elde edecek. Kooperatifin gelir elde etmesi ne demektir? Çiftçinin diğer ihtiyaçlarını da kooperatif karşılayacak. Örneğin gübreyi, ilacı daha rahat imkanlarla alacak ve bir dayanışma kültürü de ortaya çıkacak.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Denizli’de Çardak ve Bozkurt ilçesi muhtarları ile bir araya geldi.

Muhtarların mazot, gübre, elektrik, ilaç, tohum fiyatıyla ilgili rahatsızlıklarını dile getirdiği toplantıda Kılıçdaroğlu, “Elektriğin çiftçilere ücretsiz verilmesi bizim ana hedeflerimizden birisi” dedi.

Kılıçdaroğlu, “Petrole ihtiyaç yok, doğal gaza, kömüre ihtiyaç yok bunların hepsi dışarıdan geliyor dolar ödüyorsun. Allah’ın güneşi bedava, niye güneş enerjisi sistemini (GES) yapmıyorsunuz?” dedi.

“Bir proje geliştirdik, Şanlıurfa için geliştirdik ve Şanlıurfalılara şu sözü verdik, ‘Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanlığını bize verin, bütün çiftçilere elektriği bedava vereceğiz.’ Kooperatif kuracaklar. Bütün çiftçiler, ticaret borsası, ziraat odaları hepsi ortak olacaklar ve dolayısıyla elektriği üreteceğiz” sözlerini ekledi.

Kılıçdaroğlu şunları ifade etti:

“Bunu önce Şanlıurfa için dedik, sonra etrafındaki altı il için dedik, beş yıl içinde Türkiye’deki bütün çiftçilerin kırsalda kullandıkları elektriğin tamamı ücretsiz olacak, tabii kooperatif olması şartıyla.

Elde edilen elektriğin artan kısmı satılacak oradan kooperatif gelir elde edecek. Kooperatifin gelir elde etmesi ne demektir? Çiftçinin diğer ihtiyaçlarını da kooperatif karşılayacak. Örneğin gübreyi, ilacı daha rahat imkanlarla alacak ve bir dayanışma kültürü de ortaya çıkacak.”

Kılıçdaroğlu ayrıca Bozkurt Belediyesi Güneş Enerji Santrali’nin açılışına katıldı. “Hep beraber çiftçilerin kazanacağı bir ortamı yaratmak zorundayız ve bunu yaratacağız. Elektrikten başladık. Allah nasip ederse sizlerin oylarıyla iktidar olduğumuzda, kırsalda çalışan genç kadınların ve çocukların sosyal güvenlik primini de sosyal devlet olarak biz ödeyeceğiz” dedi.

Paylaşın

2022 Yılında 422 Sağlık Çalışanı Şiddet Mağduru Oldu

2022 yılında 494 saldırganın neden olduğu 249 şiddet vakasında 422 sağlık çalışanı şiddet kurbanı oldu. Bir doktor ve bir güvenlik çalışanı ise görevi başında hayatını kaybetti. Şiddet olaylarının 210’una hasta ve hasta yakınları, dört olaya ise idareciler neden oldu.

249 şiddet vakasının 216’sı hem sözlü hem fiili, 32’si sözlü, biri mobbing şeklindeydi. 249 şiddet olayının 206’sı hastanelerde vuku buldu. 23 olay sahada yaşanırken 16 şiddet olayı ise aile sağlık merkezlerinde gerçekleşti.

Sağlık-Sen 2022 Yılı Sağlıkta Şiddet Raporu’nu yayımladı. Rapora göre 2021 yılında 190 şiddet vakasının yaşandığı Türkiye genelinde 2022’de bu sayı 249’a yükseldi.

Yıl boyunca şiddet olaylarına sebebiyet veren 494 saldırgandan 202’si hakkında herhangi bir işlem yapılmazken 141 saldırgan gözaltına alınıp serbest bırakıldı

Rapora göre, yıl boyunca yaşanan 494 saldırganın neden olduğu 249 şiddet vakasında 422 sağlık çalışanı şiddet kurbanı oldu. Bir doktor ve bir güvenlik çalışanı ise görevi başında hayatını kaybetti.

Şiddet olaylarının 210’una hasta ve hasta yakınları, dört olaya ise idareciler neden oldu.

249 şiddet vakasının 216’sı hem sözlü hem fiili, 32’si sözlü, biri mobbing şeklindeydi.

2022 yılı boyunca yaşanan 249 şiddet olayının 206’sı hastanelerde vuku buldu. 23 olay sahada yaşanırken 16 şiddet olayı ise aile sağlık merkezlerinde gerçekleşti.

Aynı zamanda bir vaka sosyal medya, üç vaka ise Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi (SABİM) üzerinden tehditle gerçekleşti.

Branş bazında yıl boyunca en çok şiddete maruz kalanlar doktor ve hemşireler oldu.

Yaşanan şiddet olaylarında iki sağlık çalışanı hayatını kaybetti. 149 doktor, 76 hemşire, 76 güvenlik görevlisi, 58 acil sağlık hizmetleri çalışanı, 3 eczacı ve 60 diğer sağlık çalışanı olmak üzere toplamda 422 sağlık çalışanı mağdur oldu.

2022 yılında, konunun adli süreçlerinde de dikkat çekici gelişmeler yaşandı.

Yıl boyunca şiddet olaylarına sebebiyet veren 494 saldırgandan 202’si hakkında herhangi bir işlem yapılmazken, 141 saldırgan gözaltına alınıp serbest bırakıldı. Sadece 96 saldırgan tutuklanırken, 53 saldırgan hakkında adli soruşturma başlatıldı. İki saldırgana ise kamudan uzaklaştırma cezası verildi.

Paylaşın

Pervin Buldan: HDP Şamar Oğlanı Ve Hiçbir Masanın Yandaşı Değil

HDP Eş Genel Başkanı Buldan, “Valla kimse kusura bakmasın; HDP şamar oğlanı değildir ve hiçbir masanın yandaşı da değildir, olmayacaktır. Biz ittifaklarımızla, bileşenlerimizle, kendi özgücümüzle, halkımızın desteği ve talebiyle kendi adayımızı çıkaracağız ve kendi adayımızın ikinci tura kalması için de büyük bir seferberlikle çalışacağız.” dedi ve ekledi:

“Bunu buradan bir kez daha ilan ediyorum. Maç daha yeni başladı ve 90 dakika. Ve 90 dakikada bitecek bu maçta, Emek ve Özgürlük İttifakı diğer iki ittifakın karşısında kendisine güveniyle, halkına güveniyle ve özgücüyle bu seçimlerden en başarılı bir şekilde çıkacak. Bundan hiç kimsenin kuşkusu ve kaygısı olmasın. En kısa zamanda da bir takvim belirleyerek adayımızı kamuoyu ile paylaşacağız. Bu takvimi önümüzdeki günlerde sizlerle paylaşacağız.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partinin STK ve Siyasi Partilerle İlişkiler Komisyonunun dün İstanbul’da yöre dernekleriyle organize ettiği buluşmada konuştu. Buldan, yerel temsilcilerin önerilerini, öngörülerini, seçimin nasıl kazanılacağına dair fikirlerini dinleyeceklerini söyledi.

“Şimdi önümüzde bir seçim süreci var” diyen Buldan, konuyla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:

Bu seçimin tarihi bir seçim olduğunu, bu seçimde Türkiye halklarının önemli bir karar vereceğini, aydınlıktan ya da karanlıktan yana bir tercih yapacağını, özgürlüklerden ya da faşizmden yana bir tercih yapacağını çok iyi biliyoruz.

Ancak bugün geldiğimiz noktada bakıyoruz ki Türkiye halkları kararını çoktan vermiş. Türkiye halkları AKP-MHP iktidarını göndermek için seçimlerin bir an önce gelmesini istiyor, bu seçimlerde önemli bir tercih yapmaktan yana olduklarını her fırsatta gösteriyor.

İki ayrı kutbun olduğunu hepimiz biliyoruz. Bir tarafta Cumhur İttifakı diğer tarafta ise Millet İttifakı. Ancak Türkiye halkları bu iki kutba da ne mahkum ne de mecburdur.

“Büyük bir seferberlikle çalışacağız”

Türkiye’de adaletin, demokrasinin, barışın, özgürlüğün kırıntısının bile kalmadığı bir dönemde, herkesin gözlerinin HDP oylarında olduğu bir dönemde, Kürtlerin kime oy vereceğini merak ettiği bir dönemde çıktık, ‘Emek ve Özgürlük İttifakı kendi adayıyla vardır, buradadır, burada olmaya devam edecektir’ dedik. Bunu dedik diye bir sürü tartışma yaşandı.

Valla kimse kusura bakmasın; HDP şamar oğlanı değildir ve hiçbir masanın yandaşı da değildir, olmayacaktır. Biz ittifaklarımızla, bileşenlerimizle, kendi özgücümüzle, halkımızın desteği ve talebiyle kendi adayımızı çıkaracağız ve kendi adayımızın ikinci tura kalması için de büyük bir seferberlikle çalışacağız.

Bunu buradan bir kez daha ilan ediyorum. Maç daha yeni başladı ve 90 dakika. Ve 90 dakikada bitecek bu maçta, Emek ve Özgürlük İttifakı diğer iki ittifakın karşısında kendisine güveniyle, halkına güveniyle ve özgücüyle bu seçimlerden en başarılı bir şekilde çıkacak. Bundan hiç kimsenin kuşkusu ve kaygısı olmasın. En kısa zamanda da bir takvim belirleyerek adayımızı kamuoyu ile paylaşacağız. Bu takvimi önümüzdeki günlerde sizlerle paylaşacağız.”

Paylaşın

İsveç, Türkiye’nin FETÖ Bağlantılı Dört Kişi Hakkındaki İade Talebini Reddetti

İsveç ile Türkiye arasında gerilimi yükseltecek karar. İsveç’te mahkeme Türkiye’nin 2016 yılındaki darbe girişiminden sorumlu tuttuğu Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile bağlantılı olduğunu iddia ettiği dört kişinin iade talebini reddetti.

İsveç’in TT haber ajansında dün yayımlanan habere göre iade talepleri 2019 ve 2020 yıllarında, yani İsveç, Finlandiya ve Türkiye’nin Ankara’nın iki İskandinav ülkesinin NATO üyeliklerine ilişkin kaygılarını gidermek üzere üçlü muhtıra imzalamasından önce yapıldı.

Haberde, İsveç yüksek mahkemesinin geçen yaz bu dört kişinin iadesinin yapılamayacağına karar verdiği ve hükümete bu karara uymaktan başka seçenek bırakmadığı belirtildi.

İsveç Dışişleri Bakanlığı bu haberin yazıldığı sırada konuya ilişkin açıklamada bulunmadı.

Türkiye, geçen ay yüksek mahkemenin gazeteci Bülent Keneş’in iadesini engelleme kararı almasını olumsuz bir gelişme olarak nitelemişti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’nın İsveç’in NATO üyeliğini onaylanması için Keneş’in iadesini şart koşmuştu.

Finlandiya ve İsveç, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinin ardından NATO’ya katılmak için başvuruda bulunmuştu ancak üye olabilmeleri için Türkiye de dahil olmak üzere NATO üyesi 30 ülkenin onayı gerekiyor.

İsveç Başbakanı: NATO üyeliği başvurusuna karşı sabotaj olarak tasarlandı

Öte yandan İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, PKK/YPG destekçilerinin başkent Stockholm’de belediye binası önündeki provokasyonunu, İsveç’in NATO üyeliği başvurusuna karşı “sabotaj” olarak niteledi.

Ulf Kristersson, “Önde gelen iki siyasetçisi suikasta kurban giden İsveç’te, bir ülkenin demokratik yolla seçilmiş liderinin böyle sahte biçimde infazının gerçekleştirilmesi çok ciddi bir durum” ifadesini kullandı.

Kristersson, ülkesinin TV4 kanalına yazılı olarak yaptığı açıklamada, tarihi belediye binası önünde toplanan bir grup PKK/YPG destekçisinin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a benzetilen bir kuklayı, binanın önündeki direğe asmasına tepki gösterdi.

Eylemin sorumsuzca yapıldığına işaret eden Kristersson, “İsveç’in NATO üyeliği başvurusuna karşı sabotaj olarak tasarlandığını söyleyebilirim. İsveç’in güvenliği için tehlikeli bir durum.” değerlendirmesinde bulundu.

Kristersson ayrıca, “Önde gelen iki siyasetçisi suikasta kurban giden İsveç’te, bir ülkenin demokratik yolla seçilmiş liderinin böyle sahte biçimde infazının gerçekleştirilmesi çok ciddi bir durum.” ifadesini kullandı.

İsveç’te 1986 yılında Başbakan Olof Palme, 2003’te de Dışişleri Bakanı Anna Lindh suikasta uğramıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan suç duyurusunda bulundu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatı Hüseyin Aydın, bugün sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada İsveç’in Stokholm kentindeki görüntülerle ilgili suç duyurusunda bulunduklarını söyledi:

“İsveç’in Stokholm kentinde, terör örgütü PKK tarafından organize edildiği anlaşılan gösterilerde, Cumhurbaşkanımızı hedef alan ve suç teşkil eden eylemler nedeniyle failler hakkında soruşturma açılması talebiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur.”

Paylaşın

“Demirören Grubu Medyadan Çekiliyor” İddiası

“AKP, Doğan Grubu’nu almak için Ziraat Bankası’ndan 675 milyon dolar kredi kullanan ve bu krediyi ödemediği ortaya çıkan Demirören Grubu’nun yerine yeni bir yandaş sermaye arayışında.

AKP’nin 2008’den beri uyguladığı görevlendirmelerle medya sahibi olan Ahmet Çalık, Ömer Faruk Kalyoncu, Ethem Sancak, Hasan Yeşildağ, Yıldırım Demirören’den sonra iddialara göre sırada Varlık Fonu Yönetim Kurulu üyesi olan Fuat Tosyalı var.”

Cumhuriyet yazarı Jale Özgentürk, Demirören Holding’in kredilerini ödeyememesi nedeniyle medya sektöründen çekileceğini iddia etti. Özgentürk, Demirören Medya’yı Türkiye Varlık Fonu Yönetim Kurulu üyesi olan Fuat Tosyalı’nın alacağını yazdı.

Cumhuriyet gazetesinden Jale Özgentürk’ün haberi şöyle: 

“AKP, Doğan Grubu’nu almak için Ziraat Bankası’ndan 675 milyar dolar kredi kullanan ve bu krediyi ödemediği ortaya çıkan Demirören Grubu’nun yerine yeni bir yandaş sermaye arayışında. AKP’nin 2008’den beri uyguladığı görevlendirmelerle medya sahibi olan Ahmet Çalık, Ömer Faruk Kalyoncu, Ethem Sancak, Hasan Yeşildağ, Yıldırım Demirören’den sonra iddialara göre sırada Varlık Fonu Yönetim Kurulu üyesi olan Fuat Tosyalı var.

AKP’nin baskısıyla Doğan Medya Grubu’nun medyadan uzaklaştırılmasının tarihi 2018. Türkiye’nin en büyük medya el değiştirmesi olarak tanımlanan satışla tüm grup Demirören’e 675 milyon dolara satılıyor. Kredinin ise iki yıl ödemesiz olarak Ziraat Bankası’ndan verildiği ortaya çıkıyor.

2021’de ise Demirören Grubu’nun krediyi ödemediği iddiaları ortaya atılıyor. Ticari sır iddiasıyla uzun süre gizlense de sonunda kredinin hiç ödenmediği açıklanıyor. Kamuoyunda ortaya çıkan tepkiler üzerine Ziraat Bankası borçlarını tahsil etmek üzere önce Bağcılar’daki medya binalarına el koyuyor daha sonra da bugün hâlâ bölge halkının hâlâ direndiği Kemerköy’deki yeşil alan olan arazilere el koyuyor.

AKP’nin şimdi diğer medya satışlarında yaşandığı gibi görevlendirdiği Demirören’i kurtarma çabaları var. Hürriyet gibi güçlü bir markadan vazgeçilemeyeceği için Demirören’in yerine yeni bir yandaş sermayedar aranıyor. Her ne kadar “medya ile ilgilenmediğini” söylese de bu tanıma en yakın isim Fuat Tosyalı.

Bugün demir çelik devi olan Tosyalı son yıllardaki hızlı büyümesi ile dikkat çekiyor. Varlık Fonu Yönetim Kurulu üyesi olan Fuat Tosyalı’nın son dönemdeki yatırımları arasında Ethem Sancak’ın yarım bıraktığı BMC ile Zonguldak’ta entegre bir yatırım olarak düşünülen Filyos Limanı var. Bu konuda en yakın desteği Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan alıyor.

Tosyalı Hürriyet Grubu’nun yeni sahibi olur mu? Seçim sonucu bunun yanıtını verecek en önemli gerçek olacak!”

Yanın tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan’dan Adaylık Açıklaması: Rahat Seçilirim

DEVA Lideri Babacan, adaylığı konusuyla ilgili olarak, “Bizim önceliğimiz altı genel başkanın oturduğu masanın içinden bir aday çıkması. Böylece kararlar daha hızlı alınacaktır. Dışarıdan bir ismin adaylığı söz konusu olduğunda, diğer ismin adapte olması zaman alacaktır ama Altılı Masa dışarıdan bir isimde anlaşırsa birkaç haftalık daha sürece ihtiyaç olur.” dedi.

Ali Babacan, açıklamasının devamında, “Eğer Altılı Masa benim ismim üzerinde mutabık kalırsa hem rahat seçilirim hem de en iyi şekilde yönetirim” ifadelerini kullandı.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Medyascope’ta Ruşen Çakır’a konuştu.

Altılı Masa’nın 11. toplantısıyla ilgili konuşan Ali Babacan, adayın belirlenmesiyle ilgili olarak “Önce anayasa değişiklik paketini tamamlayacağız, ortak politikalar metnini oluşturacağız ve geçiş sürecinin yol haritasını belirleyeceğiz. Bu bahsettiğim çalışmalar bitmeden aday isimleri konuşulduğunda genelde adayların kimlikleri ve geçmişleri tartışılıyor.

Halbuki biz ne yapacağımıza karar verdikten sonra, ülkenin sorunlarını çözmek için neler yapılacağıyla ilgili konuları bitirip ortaya koymadan, adayı tartıştığımızda kimlik ve geçmiş tartışılıyor. Bunlar oluşturulmadan ortak adayı belirlemeyeceğimizi söylemiştik, bu sıralamada devam ediyoruz. Toplumda adayımızın tartıştığını görüyoruz, vatandaşlarımızın eğilimlerini değerlendireceğiz. Vatandaşların bu konuda tabii ki çok büyük merakı var. Ben bunu da çok sıhhatli buluyorum” dedi.

“Altılı Masa ismim üzerinde mutabık kalırsa en iyi şekilde yönetirim”

Babacan adaylığı konusuyla ilgili olarak “Bizim önceliğimiz altı genel başkanın oturduğu masanın içinden bir aday çıkması. Böylece kararlar daha hızlı alınacaktır. Dışarıdan bir ismin adaylığı söz konusu olduğunda, diğer ismin adapte olması zaman alacaktır ama Altılı Masa dışarıdan bir isimde anlaşırsa birkaç haftalık daha sürece ihtiyaç olur” dedi.

Yönetim modeli üzerinde yüzde 95 mutabakat var”

Bir taslak belgesinin olduğunu söyleyen ve yönetim modeli üzerinde büyük oranı mutabakat sağlandığını belirten Babacan, “Bir taslak belgemiz var. Eylülde sessiz liderler turu yaptım, öneri listemizi sunduk liderlere. Bütün liderler kendi önerilerini getirdi. Yüzde 95 oranında bu yönetim modeli üzerinde mutabakat var. Henüz yüzde 100 mutabakata varılmadan içerikle ilgili bilgi vermeyi çok doğru bulmuyorum” diye konuştu.

“Ganimet mi paylaşıyoruz?”

Seçimden sonra Altılı Masa’nın yönetimdeki rolleri hakkında “Burada ‘Kim, hangi koltuğu kapacak?’ diye bir şey yok. Ganimet mi paylaşıyoruz?” diyen Babacan, “Biz beraber nasıl yöneteceğimizin modelini kuruyoruz. Başa çıktığımızda ben golcüyüm, hangi pozisyonda olursak olalım hangi alanda olursak olalım gol atacağız” dedi.

“Bu partilerin hepsi eşitler olarak Masa’ya oturdu”

Babacan, Masa’daki partilerin oy oranlarına göre ağırlığının olup olmadığını yönündeki tartışmalara şöyle cevap verdi:

“Seçimlerden önce hiçbir partinin seçimde yüzde kaç alacağını önden hesap ederek bir çalışma olmaz, öyle bir çalışmayla seçime gidilmez. eğer öyle bir çalışmayla seçime gidilse o zaman her parti kendi yoluna. Bu partilerin hepsi eşitler olarak Masa’ya oturmuştur. Buna karşı olanlar varsa hemen söylesin, gereğini yapalım.”

Ortak aday tartışmaları

Ortak adayla ilgili konuşan Babacan, “Altılı Masa’daki partiler bile kendi içlerinde bu konuyu istişare etmeye yeni başladı. Altılı Masa’da hiçbir isimle ilgili bir tartışma bugüne kadar olmadı, ortak aday süreci yeni başlıyor. Dışarıdan görüşmeleri de ben aceleci görüyorum. Bizim adayımızın sadece altı partiden değil mümkün olduğunca çok partiden destek alması bu işin rasyonelitesinin gereğidir. Ben daha önce de söyledim iktidar partisinin tabanın bile destek gelebilir ortak adaya” dedi.

“HDP ile açık, şeffaf görüşüyoruz”

HDP ile ilişkilerine de değinen Babacan “HDP’yle açık, şeffaf görüşüyoruz” dedi.

Ortak adayın herkesle görüşmeye açık olması gerektiğini söyleyen Babacan “Adayın herkesi buluşturan biri olması gerekiyor. Böyle bir şey olabilir mi? ‘Bizim ortak adayımız falanca partiyle diyaloğa kapalı, öyle bir aday seçeceğiz ki şunlarla asla görüşmesin’. Çok yanlış bir yerden başlamış oluruz” dedi.

Babacan’ın açıklamalarının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Türkiye -Suriye Yakınlaşması: Esad’dan Görüşme İçin İki Şart

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, Türkiye, Suriye ve Rusya toplantılarının verimli olabilmesi için Şam ile Moskova arasında önceden koordinasyon ve planlama yapılması gerektiğini söyledi.

Esad, Şam’ın beklediği somut sonuçlar arasında “Suriye topraklarındaki işgalin sona ermesi ve teröre desteğin kesilmesinin” yer aldığını vurguladı.

11 yıl sonra yeniden başlayan Türkiye-Suriye ilişkilerinde bakanlık düzeyindeki görüşmelerin ardından liderler düzeyindeki görüşmenin ne zaman olacağı tartışılırken, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın kritik iki şart geldi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev, bu görüşmenin planlanması aşamasında, Şam’da Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’la görüştü.

Artı Gerçek’in Suriye devlet ajansı SANA’dan aktardığına göre, Esad, Rus temsilciyle görüşmesinde, Suriye’nin bu toplantılardan istediği somut hedefler ve sonuçları değerlendirdi.

Esad, bu toplantıların verimli olabilmesi için Suriye ile Rusya arasında önceden koordinasyon ve planlama yapılması gerektiğini söyledi. Esad, Şam’ın beklediği somut sonuçlar arasında “Suriye topraklarındaki işgalin sona ermesi ve teröre desteğin kesilmesinin” yer aldığını vurguladı.

Lavrentyev’in ise Moskova’nın üçlü görüşmeleri değerli bulduğunu, bu görüşmelerin sürmesinin ve dışişleri bakanları düzeyinde temasların kurulmasının önem arz ettiğini söylediği belirtildi.

Türkiye ile Suriye arasında bir süredir devam eden istihbarat görüşmelerinin ardından, iki ülkenin savunma bakanları 28 Aralık günü, Rus mevkidaşlarının da katılımıyla Moskova’da bir araya gelmişti. Bu görüşmenin ardından, dışişleri bakanları düzeyinde de üçlü bir toplantı planlandığı açıklanmıştı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, görüşmenin önce Ocak ayının ikinci yarısında yapılacağını söylemiş, daha sonra bu tarihi şubat başı olarak açıklamıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, “Gelişmelere göre liderler olarak bir araya geleceğiz” demişti.

Paylaşın

“Altılı Masa Adayını Şubat’ta Açıklayacak” İddiası

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Atılı Masa, aday ve Ortak Politikalar Metni için çalışmalarına yoğunluk kazandırdı.

26 Ocak’taki Altılı Masa 11’inci liderler buluşmasından önce ev sahibi konumunda olan İYİ Parti Lideri Akşener, beş liderle makamlarında buluşarak zirveye ilişkin fikir alışverişinde bulunacak. Bu buluşmalarda, cumhurbaşkanı adayının nitelikleri ve belirlenme süreci görüşülecek.

Adayın masa içinden mi yoksa dışından mı olacağına yönelik prensip kararına da büyük oranda bu buluşmalarda karar verilecek. 26 Ocak’ta yapılacak görüşmelerin ardından 30 Ocak Ortak Politikalar Metni’nin ilanı için hazırlıklar hızlandırılacak.

Halka açık lansman

Birgün’den Hüseyin Şimşek’in muhalefet kulislerinden edindiği bilgiye göre, 30 Ocak’taki lansman, diğer açıklamaların aksine halka açık olacak. Altı parti üyelerinin katılımının planlandığı buluşmada, Hükümet Programı ve güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş süreci anlatılacak. Burada, kamuoyunda tartışmalara da neden olan, “Cumhurbaşkanı olmayan liderlerin cumhurbaşkanı yardımcısı olacağı” kararı da resmen duyurulacak.

Altılı Masa’nın adayı ne zaman açıklanacak?

Altılı Masa’da planlanan bir diğer gelişme, Cumhurbaşkanı adayının kamuoyuna nasıl açıklanacağı olacak. Bu konuda Şubat ayı, kararın verileceği tarih olarak gösteriliyor.

Buna göre, lansmandan yaklaşık 10 gün sonra Saadet Partisi ev sahipliğinde 12’inci liderler buluşmasını gerçekleştirecek olan Altılı Masa, bu tarihe kadar adayını belirleyecek ve Şubat ayının ikinci haftasından sonra aday, İstanbul’da düzenlenecek ortak mitingle kamuoyunun karşısına çıkacak.

Paylaşın