Kahramanmaraş Depremleriyle Birlikte En Çok Merak Edilenler

En az 10 ili etkileyen Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerde on binlerle ifade edilen can kaybı yaşandı. Depremlerde 100 bini aşkın kişi de yaralandı.

Kahramanmaraş Depremleri ile birlikte, “Neden geç müdahale edildi?, İHA-SİHA’lardan görüntü alınamadı mı?, Yardımlarda neden kaos oluşuyor?, GMS şirketleri neden hizmet veremedi-iletişim sağlanamadı?, AFAD’IN 2020 tarihli Kahramanmaraş İl Afet Risk Azaltma Planı’nda hangi uyarılar yapılmıştı?, Enkaz altında ne kadar süre hayatta kalınabilir?” gibi sorular en çok merak edilenler oldu:

1. Neden geç müdahale edildi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan Adıyaman’da yaptığı açıklamada “Müdahaleleri arzu ettiğimiz hıza ulaştıramadığımız bir gerçektir” dedi. Erdoğan, “Depremin yıkım etkisi 500 kilometrelik bir alana yayıldığı için işimiz maalesef çok zor oldu. Bölgenin yakın dönemde rastlamadığımız şiddette bir kış yaşıyor olması da önümüze başka bir engel olarak çıkmıştır” dedi.

AFAD Başkanı Yunus Sezer:

Deprem bölgesine müdahalede 2 önemli engel ile karşılaştık. Birincisi çok olumsuz kış şartları var. Kış şartları hem kara da hem de hava ulaşımını engelledi. Helikopterler, uçaklar kalkamadı. Karadan ulaşımda ise depremin etkisiyle birçok yolda ve köprülerde sıkıntılar yaşandı. Hava şartları çok kötü olmasına rağmen pilotlarımız risk alıp, canlarını hiçe sayarak indirmeler yatı. Afet dar kapsamlı olunca bölgedeki illeri koordine edip anında tüm kapasiteleriyle müdahale sağlanıyordu. Bir ilde afet olunca çevresindeki illerde oraya gidecek ekip bellidir, afet yaşanan ile ilk gidecek 5 il, daha sonra yardıma gidecek 5 il daha var. Deprem o kadar geniş alanı etkiledi ki, hem ilk yardıma gidecek 5 ildeki ekip hem de sonrasındaki 5 ildeki ekip depremzede oldu. Birinci depremin şoku yaşanırken ikinci depremin yaşanması da müdahaleyi geciktiren en önemli olayların başında geldi.

2. İHA-SİHA’lardan görüntü alınamadı mı?

AFAD Başkanı Yunus Sezer: Olumsuz hava şartları nedeniyle belli bir dönem uçuş olmadı. İHA ve SİHA uçamadığı için görüntü alma şansımız olmadı. AFAD’ın, emniyetin, jandarmanın bulut altı görüntüleme sistemleri var. Onlarda da havanın açtığı belli dönemlerde görüntü alabildik ve yıkımları tespit ettik. İlk iki gün yoğun olumsuz bir hava şartları vardı. Hava şartlarıyla mücadele ettik.

3. Uluslararası yardım çağrısı ne zaman yapıldı?

AFAD Başkanı Yunus Sezer: Depremden 15 dakika sonra kriz masası oluşturduk, AFAD merkezinde toplandık. Olayın boyutlarını tespit etmeye çalıştık, kısa bir değerlendirme yapıldı. Depremin boyutunu belirledik ve 1 saat gibi kısa bir sürede 4. seviye afet olarak ilan ettik, uluslararası yardıma açık olduğumuzu belirttik. Burada 1. seviye ilin kendi imkânlarıyla, 2. seviye bölge kapasitesinin kullanılması, 3. seviye ulusal kapasitenin kullanılması, 4. seviye ise hem ulusal hem de uluslararası yardımın gerekliliği vurgulanıyor. Depremin boyutunu görünce acil olarak 4. seviye afet ilanı yaptık.

4. Yardımlarda neden kaos oluşuyor?

Vatandaşlar inanılmaz bir şekilde seferberlik içerisinde. Herkes bir şeyler yapmaya çalışıyor. Ancak oluşan Trafik ve yoğunluk çalışmaları olumsuz etkiliyor. Bireysel bölgeye gönderilen yardımlar trafiği sıkıntıya sokuyor. Bu nedenle bireysel olarak giden araçlara kısıtlama getirildi. İllerde koordinasyonlu yapılmayan, kriz masalarının yönlendirmesiyle birlikte hareket edilmeyen yarımlar ne yazık ki bölgede ihtiyaç fazlası olarak öne çıkmaya ve israf edilmeye başlandı. AFAD ve bölgede kurumsal STK’ların yayımladıkları ihtiyaç listesine göre hareket edilmesi isteniyor. Bölgeye bireysel yardımların gönderilmemesi isteniyor.

Yardımlarda kaosun oluşmasının bir diğer sebebi de bölgeler arası koordinasyonun iyi sağlanamaması ve muhataplık sorunu. Farklı şehirlerde tırlarıyla yardıma gidenler bunları rast gele boşaltıp dönüyorlar.
Depremde yolların çökmesi, mevsimsel şartlar, koordinasyonsuzluk, müdahale edecek ekiplerin bir kısmının enkazda kalması ve yardım yapan sivil toplum kurum aralarındaki koordinasyonsuzluk başlıca sebepler olarak öne çıkıyor.

4. GMS şirketleri neden hizmet veremedi-iletişim sağlanamadı?

GSM şirketleri yine sınıfta kaldı. Kahramanmaraş merkezli 10 ili etkileyen büyük deprem felaketiyle beraber mobil operatörlerin hizmetlerinde büyük aksaklıklar yaşandı. Turkcell, Türk Telekom ve Vodafone’un 11 milyonu aşkın mobil abonesinin olduğu deprem bölgesinde özellikle arama-kurtarma açısından en kritik saatlerde iletişim ve haberleşme imkanları kısıtlı kaldı. Yönetmelikte net olarak belirlendiği halde yeterli kapasitede mobil ve yedek haberleşme sistemleri ‘ivedilikle’ kurulmadı.

Operatörlerin afet zamanında öngörülebilir şekilde ulaşımda yaşanacak aksaklıklara karşı bölgesel acil durum planları olmadığı görüldü. 26 Eylül 2019’da İstanbul Silivri açıklarında yaşanan 5.8’lik depremin ardından Türkiye’de hizmet veren tüm GSM operatörlerinin ağları saatler boyunca devre dışı kalmıştı. Daha büyük bir afet riskine karşı 3 GSM operatörünün ortak ve ücretsiz hat kurmasına karar verilmişti. Ancak 3-6 ayda kurulması planlanan hat 3 yıl geçmesine rağmen ortada yok.

Turkcell’in ‘gururla’ tanıttığı havadan 4.5G hızında internet sağlayacak ‘Dronecell’i ise sadece deprem bölgesinde değil artık firmanın sitesinde bile görülmüyor. Bunun yanında Elon Musk’ın Starlink uydularıyla internet sağlama teklifi Türksat’ın yeterli kapasiteye sahip olduğu gerekçesiyle reddedildi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Aralık 2021’de fırlatılan Türksat 5B uydusuyla 56 GBps hızında internet hizmeti sunulabileceğini bildirmişti. Ancak bu teknolojiden de deprem bölgesindekiler yararlanamadı.

Afet ve Acil Durum Müdahale Hizmetleri yönetmeliğinde operatörlerin sorumluluğu “Cep telefonu ve sabit telefon operatörleri kendilerine ulaşan talepleri yerine getirmek ve afet bölgesinde yeterli kapasitede mobil ve yedek haberleşme sistemlerinin ivedilikle kurulmasını sağlamakla sorumludur” şeklinde net bir şekilde ortaya konuyor.

Ancak kritik saatlerde yeterli kapasitede mobil ve yedek haberleşme sistemleri yönetmelikte belirtildiği gibi ‘ivedilikle’ kurulmadı. Diğer taraftan 26 Eylül 2019’da İstanbul Silivri’de gerçekleşen deprem esnasında yaşanan iletişim aksaklıkları sebebiyle ‘acil’ bir şekilde bir araya gelen operatörler çeşitli kararlar almıştı. Bunların başında ise 3 operatörün afet durumunda kullanılacak yüksek kapasiteli bir ortak hat kurması geliyordu. Bu hat 3 ay içinde kurulacaktı. Kahramanmaraş depreminde bu ortak hattan haber alınamadı.

5. AFAD’IN 2020 tarihli Kahramanmaraş İl Afet Risk Azaltma Planı’nda hangi uyarılar yapılmıştı?

AFAD’ın 2020 tarihli Kahramanmaraş İl Afet Risk Azaltma Planı’nda 6 Şubat’ta gerçekleşen depremin merkez üssü Pazarcık için “aktif deprem bölgesi” deniliyor.

Rapordan dikkat çekici bölümler şöyle sıralandı:

AFAD’ın raporunda “Kahramanmaraş’ta 7.5 büyüklüğünde bir deprem senaryosu” kullanıldı.

Senaryo hazırlanırken şehri etkileyebilecek en büyük deprem ve geçmişte yaşanmış en büyük deprem, bölgedeki aktif fayın üretebileceği en büyük deprem, fay uzunluğu büyüklük ilişkisi gibi bilgiler kullanıldı.

Kahramanmaraş’ın aktif fay alanına yakın olduğunu, zemin koşullarının sıvılaşmaya müsait olduğunu, yeraltı su seviyesinin çok yüksek olduğunu hatırlatan rapor, “Olası büyük bir deprem gerçekleşmesi durumunda şehrin büyük bir kısmının etkileneceği öngörülmektedir” değerlendirmesine yer verdi.

Gölbaşı-Türkoğlu segmenti, 500 yılı aşkın süredir büyük bir deprem üretmeyen sismik boşluk konumunda bulunmaktadır. Gölbaşı-Türkoğlu, Doğu Anadolu Fay Hattı’nın beş parçasından biri ve 7.7’lik ilk depremin merkez üssü Pazarcık, bu parça üzerinde yer alıyor.

İlk depremin merkez üssü Pazarcık için ise “Kartalkaya Barajı’nın da yer aldığı bölgede olası büyük bir deprem gerçekleşmesi durumunda, bölgenin neredeyse tamamının depremden etkileneceği öngörülmektedir” denildi. Pazarcık ilçesi için ayrıca “aktif deprem bölgesi” vurgusu yapıldı.

Depremden ağır zarar gören Türkoğlu için de olası büyük bir deprem gerçekleşmesi durumunda, bölgenin neredeyse tamamının etkileneceği öngörülmektedir. Tehlikeli madde üreten dolum tesisi bölgede yer almaktadır” ifadeleri yer aldı.

6. Hangi ülkelerden arama kurtarma ve yardımlar geldi?

Dünyadan birçok ülke, kurum ve kuruluşsa arama kurtarma çalışmalarına destek olmak için Türkiye’ye yardım gönderdi. Arama kurtarma çalışmalarının yanı sıra, dünyanın her tarafında Türkiye için yardımlar gönderilmeye başlandı. Ülke yardımlarının yanı sıra birçok ülkede halk nezdinde yardım toplama çalışmaları yapıldı.

7. Enkaz altında ne kadar süre hayatta kalınabilir?

Kurtarma ekipleri 7.7 Mw şiddetindeki ilk depremin üzerinden 72 saatten fazla süre geçmiş olmasına rağmen halen enkaz altındaki birçok kişiyi sağ çıkarıyor. 6 Şubat Kahramanmaraş Depremlerinden 109.saate sağ çıkarılan insan oldu.

2011 Japonya depremi ve tsunamisinden sonra, bir genç ve 80 yaşındaki büyükannesi, enkazda 9 gün mahsur kaldıktan sonra canlı bulunmuştu. Bundan bir yıl önce de 16 yaşındaki Haitili bir kız çocuğu da 15 gün sonra göçükten kurtarılmıştı.

Kritik saatlerin ardında kurtarılan kişiler basında genellikle “mucize” diye niteleniyor. Ancak uzmanlar nadir de olsa günler sonra bile hayatta kalabilen depremzedelerin olduğunu söylüyor.

Türkiye ve Suriye’yi etkileyen bu şiddetli depremlerde ise hava koşulları, kurtarma çabalarını olumsuz etkiledi. Sıcaklıklar donma noktasının epey altına düştü.

ABD’deki Massachusetts Genel Hastanesi’nde acil durum ve afet tıbbı uzmanı Dr. Jarone Lee, “Genellikle, 5. ila 7. günden sonra hayatta kalanlar nadiren görülüyor” ifadelerini kullandı.

7 günlük sınırı geçtikten sonra hayatta kalan birçok insan hikayesi de var. Ne yazık ki, bunlar genellikle nadir ve olağanüstü durumlar.

Northwestern Üniversitesi Feinberg tıp fakültesinde acil tıp uzmanı Dr. George Chiampas, ezilme yaralanmaları ve uzuv kopmaları gibi durumlardan mustarip kişilerin durumunun en kritik olduğunu belirtti:

Onları bir saat içinde, o altın saatte çıkarmazsanız, hayatta kalma şansları gerçekten çok düşük.

Chiampas, devamlı ilaç kullanmak zorunda olanların da şansının hızla düşebileceğini ifade etti.

Haiti ve Nepal’deki depremlerden sonra kurtarma ekiplerinde görev alan Stanford Üniversitesi acil tıp profesörü Dr Paul Auerbach da, “Yaralanma ne kadar ciddiyse, hayatta kalma şansı o kadar az” diye konuştu.

Yaş, fiziksel ve zihinsel durum kritik önemde

Kaliforniya Üniversitesi, San Francisco’dan acil tıp uzmanı Dr. Christopher Colwell, “Gerçekten mucizevi bazı kurtarmalar yaptığımız ve insanların korkunç koşullar altında hayatta kaldığı birçok farklı senaryo oluyor” dedi.
Bu kişiler daha genç insanlar olma eğiliminde veya molozda bir cep ya da hava ve su gibi gerekli şeylere erişmenin bir yolunu bulacak kadar şanslılar.

Bunun yanı sıra zihinsel durum da hayatta kalma şansını etkileyebilir. Chiampas, diğer hayatta kalanlarla veya kurtarma ekipleriyle hiçbir teması olmayan, cesetlerin yanında mahsur kalmış insanların umutlarını yitirebileceğini kaydetti:

Yanınızda yaşayan biri varsa, mücadeleye devam etmek için birbirinize yaslanıyorsunuz.

8. Dünya’da en fazla kaç büyüklüğünde deprem meydana gelebilir?

Büyüklük, depremde açığa çıkan enerjiyi ölçmek için kullanılan bir kavram. Depremin yarattığı etkiyi tanımlamak için kullanılan “şiddet” kavramıysa büyüklükten farklı. Ayrıca büyüklük, kişilerin sarsıntıyı ne kadar güçlü hissettiğini de göstermiyor.

Bilim insanları, kişilerin depremi hissetme şiddetinin büyüklükten bağımsız olarak merkez üssüne yakınlıkları ve bulundukları zemine göre değişeceğini belirtiyor.

Depremin büyüklüğünü ölçmek içinse farklı ölçekler kullanılabiliyor. Örneğin dün (6 Şubat) Kahramanmaraş merkezli ve 10 ili etkileyen yıkıcı depremlerden ilkinin büyüklüğünü Kandilli Rasathanesi 7.4; USGS ise 7.7 olarak açıklamıştı.

Bunun nedeniyse Kandilli Rasathanesi’nin depremin şiddetini ilk başta Richter Ölçeği’ne göre açıklaması, ABD’nin ise moment magnitüd (Mw) ölçeğini kullanmasıydı. Ardından Kandilli Rasathanesi ortaya çıkan karışıklığın düzeltilmesi için depremin büyüklüğünü 7.7 Mw diye güncelledi.

Şimdiye kadar kayda geçen en büyük deprem, 22 Mayıs 1960’ta Şili’nin Valdivia şehrinde yaşanan 9.5 büyüklüğündeki depremdi. 10 dakika boyunca süren sarsıntılar tarihe Büyük Şili Depremi olarak geçti.

Peki, Dünya üstünde 9.5’ten daha büyük bir depremin yaşanması mümkün mü?

Bilim insanlarının buna cevabı “Evet” olsa da böyle bir durumun yaşanma ihtimali epey düşük.

9.5’ten daha büyük bir depremin meydana gelmesi için yer kabuğunda devasa bir parçanın kırılması, yani hem çok derin hem de çok uzun bir fayın hareket etmesi gerekli. Live Science’a konuşan jeolog Wendy Bohon, Dünya’da bunun yaşanabileceği yerlerin pek olmadığını söyledi.

Bir spagetti telini kırmak 5 büyüklüğünde depreme eşdeğerse, 6 büyüklüğündeki depremin enerjisini açığa çıkarmak için 32 spagetti teli kırmak gerekir. Bu spagetti ölçeğinde 7 büyüklüğündeki bir deprem için 1024, 8 büyüklüğündeki deprem içinse 32 bin 768 telin kopması lazım.

Bu örnekte de görüldüğü gibi 7 ve 8 büyüklüğündeki depremler arasındaki ortaya çıkan enerji farkı, 5 ve 6 büyüklüğündeki depremlerin arasındaki farktan çok daha fazla. Bu nedenle, 5.5 olan bir depremi 5.6 diye açıklamakla 7.4 büyüklüğündeki depremi 7.7 diye duyurmak arasında devasa bir fark var.

9- OHAL kararı seçimlerin ötelenmesi ve yapılmaması durumunu ortaya çıkarır mı?

Hukukçulara göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın OHAL kararı alma yetkisi var. Bu konuda anayasal ve yasal kapsam çok net. En az bunun kadar net olan bir diğer husus ise seçimlerin savaş dışında öteleme veya yapılmama durumunun bulunmaması.

Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden:

Yok, böyle bir şey olamaz. Seçimin yapılıp ya da yapılmaması buna bağlı değil. Her zaman bir gerekçe bulunarak OHAL ilan edilebilir ama seçimlerin ertelenmesi veya yapılmaması durumu olamaz. Seçimlerin ne zaman yapılacağının resmi olarak belirtilmesi için hala zaman var. Hukuki olarak seçimlerin yapılmaması noktasında bir açık nokta yoktur.

Eski Yükseköğretim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Necmi Yüzbaşıoğlu:

Türkiye’de savaş, saldırı durumu yok. Bir doğal afetten kaynaklı olağanüstü hal ilan edilebilir. OHAL’in ilanına da en çok ihtiyaç duyulan dün, bugün ve yarın. Enkaz altında olanları kurtarmak en acil durum. Bu durumda ilan edilmeyen olağanüstü hal daha sonra ilan edilse ne olur bilemiyorum. Bir defa daha ifade edeyim. OHAL anayasamıza göre seçimleri erteleme sebebi değil.

HP Konya Milletvekili ve Anayasa Karma Komisyonu Üyesi hukukçu Atilla Kart:

Yok ötelemez, öteleyemez. OHAL ilan edilse de seçim gene yapılır. Üstelik süresi içinde yapılacaktır, yapılmalıdır. Olağanüstü hal şartları içinde yapılacaktır. OHAL içinde ise birtakım kısıtlamalar olacaktır. Bunu, bu hükümet maalesef 2018’de yaptı. Olağanüstü hal de ilan edilse bu seçimlerin ertelenmesi için bir gerekçe değildir. Seçimler, Haziran 2023’ten sonraya bırakılamaz.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Guardian: Kahramanmaraş Merkezli Depremler Erdoğan’ın İmajını Zedeledi

Birleşik Krallık’ın (BK) önde gelen gazetelerinden Guardian, 10 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlere yönelik açıklamalarının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imajını nasıl zedelediğini yazdı.

“‘Bu olanlar hep oldu’: Erdoğan’ın depreme müdahalesi imajını nasıl zedeledi” başlıklı haberde, Erdoğan’ın arama kurtarma çalışmalarının yetersizliğine dair eleştirileri kabul etmeyerek, halkın öfkesinin daha da büyümesine neden olduğu iddia edildi.

Cumhurbaşkanı’nın tutumunun 14 Mayıs’ta yapılması planlanan seçimlerde işini zorlaştırabileceğinin savunulduğu haberde, şu değerlendirmelere yer verildi:

Türkiye’de Cumhurbaşkanı ve AK Parti’ye desteğin kalesi olarak görülen güneydeki bölgelerde, dondurucu koşullarda hayatta kalmaya çalışan yerinden edilmiş yurttaşlar, devletin verdiği sözlere rağmen yaşanan gecikmelerden ve soğukta uyumak zorunda kalmaktan açıkça şikayet etti. Yurttaşların artan hoşnutsuzlukları, mayısta yapılması beklenen seçimlere sadece üç ay kala, Erdoğan’ın 20 yıllık liderliği için öngörülemeyen ve ciddi bir sınava işaret ediyor.

Haberde, 1999’daki Gölcük depreminin ardından dönemin başbakanı Bülent Ecevit’e yöneltilen eleştiriler hatırlatılarak, bu ortamın 2003’te Erdoğan’ın milletvekili seçilmesini ve AK Parti’nin tek başına iktidara gelmesini hızlandırdığı yorumu da yapıldı.

Ayrıca Gölcük depreminin ardından 2000’de devreye sokulan deprem vergileriyle bugüne dek yaklaşık 88 milyar TL toplandığına dikkat çekilirken muhalefetin, bu paranın nasıl harcandığını sorguladığı ifade edildi.

Guardian, AK Parti hükümetinde Türkiye’deki inşaat sektöründe patlama yaşandığına, Erdoğan’ın yol ve konut projeleriyle ülkeyi ekonomik ve toplumsal açıdan kalkındırmayı vaat ettiğine dikkat çekti.

Bu süreçte hükümete yakın bazı inşaat şirketlerinin güçlendiğinin de öne sürüldüğü haberde, şu değerlendirmeler yer aldı:

AK Parti’nin inşaat sektöründe yarattığı patlamanın parçası olarak inşa edilen beton apartman bloklarının çoğu depremde yerle bir oldu. Kahramanmaraş’ta yeni kulelerden bazıları ayakta kalırken, aynı sokaktaki diğer binaların tamamen çökmesi, hangi inşaatların depremde yıkılmalarını önlemeye yönelik bina yönetmeliklerine uygun yapıldığının korkunç bir göstergesiydi.

Haberde, Erdoğan’ın depremin üçüncü günü (8 Şubat) sarsıntıların merkez üssü Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesine düzenlediği ziyarette, bir depremzedeyle konuşmasına da değinildi.

Erdoğan, aracına binmek üzereyken yanına gelen depremzedeye “Bu olanlar hep oldu. Bunlar kaderin planının içerisinde olan şeyler” demişti.

Guardian, Erdoğan’ın depremdeki yıkımı kaderle açıklamasının, ekimde Bartın’ın Amasra ilçesinde yaşanan maden patlamasının ardından söylediklerine benzediğine dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı, 41 madencinin öldüğü olayın ardından yaptığı açıklamada, “Biz kader planına inanmış insanlarız, bunlar her zaman olacaktır” ifadelerini kullanmıştı.

Erdoğan’ın Pazarcık’taki ziyaretinde halkla temasını sınırlı tuttuğu ve doğrudan ilçenin emniyet müdürlüğüne gittiğine işaret edilirken, hükümetin depreme yönelik tutumunda şefkatten çok kontrole odaklandığı savunuldu.

Haberde, depremin ardından Twitter’a getirilen kısıtlama da hatırlatıldı. Küresel internet erişimini takip eden BK merkezli NetBlocks, 8 Şubat’ta Türkiye’de Twitter’a erişimin kısıtlandığını duyurmuştu.

Twitter’ın CEO’su Elon Musk ise bunun üzerne Türk yetkililerle görüşüp bilgi aldığını söylemişti. Teknoloji milyarderinin açıklamasının ardından platforma erişim normale dönmüştü.

Guardian, Pazarcık’taki bir depremzedeyle de konuştu. Ayşe Kep, kuzeninin ve diğer akrabalarının enkaz altında kaldığını ve arama kurtarma ekiplerinin bölgeye çok geç geldiğini söyledi.

Depremzede, “Eğer daha çok destek sağlansaydı, onları çıkarabilirdik. Ama burada cenazelerini bekliyoruz” dedi.

Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde pazartesi günü (6 Şubat) meydana gelen iki şiddetli deprem, Türkiye ve Suriye’de en az 22 bin kişinin ölümüne yol açtı.

7.7 Mw büyüklüğündeki ilk depremin üzerinden 24 saat geçmemişken 7.6 Mw büyüklüğünde yeni bir sarsıntıyla yıkım daha da arttı. Sarsıntılar Kahramanmaraş’ın yanı sıra Hatay, Gaziantep, Adana, Malatya, Diyarbakır, Şanlıurfa ve Adıyaman’ı da etkiledi.

Erdoğan, 8 Şubat’ta depremden etkilenen 10 ilde üç aylığına olağanüstü hal ilan etmişti.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

14 Mayıs İhtimali Zayıflıyor; Depremler Nedeniyle Seçimler Ertelenebilir Mi?

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremler 13,5 milyonunun yaşadığı 11 ilde büyük yıkıma neden oldu. Depremler sonrası, 14 Mayıs’ta yapılması planlanan seçimlerin yapılıp yapılmayacağı tartışılmaya başladı.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre, iktidar kanadında seçim tarihi değişikliğine ilişkin yeni bir karar alınmadı, ancak kulislerde 14 Mayıs olasılığının zayıfladığı konuşulmaya başladı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de, “Her şeye rağmen seçimi iptal edemeyeceğini düşünüyorum. Ama 14 Mayıs’ta olmaz seçim, zamanında, 18 Haziran’da yapılması lazım” sözleriyle seçimlerin zamanında yapılacağı tahminini dile getirdi.

Türkiye’nin güneydoğusunu vuran ve binlerce yurttaşın yaşamını yitirmesine yol açan deprem sonrasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bölgede 3 ay boyunca olağanüstü hal (OHAL) ilan etti ve bu karar TBMM tarafından da onaylandı.

Depremden etkilenen iller ayrıca “genel hayata etkili afet bölgesi” ilan edildi.

Kulislere yansıyan bilgilere göre Yüksek Seçim Kurulu’nda şimdiye kadar hazırlıklar seçimler “normal zamanında yapılacakmış” gibi yürüyordu.

Depremden sonra zaten yeni bir adım atılması veya karar alınması söz konusu olmadı.

AKP karar almadı ama 14 Mayıs ihtimali zayıflıyor

AKP’nin yetkili kurullarında, seçim tarihinin ertelenmesi veya iptal edilmesiyle ilgili bir değerlendirme yapılmış değil.

Ancak 14 Mayıs seçeneğinin zayıfladığı kulislerde konuşulmaya başladı.

Bazı AKP yöneticileri, henüz somut bir karar alınmamakla birlikte seçimlerin 18 Haziran’da, yani zamanında yapılabileceğine işaret ediyor.

AKP kaynakları, seçimin iptali veya takvim değişikliği gibi bir planlamanın şu anda gündemlerinde olmadığını belirtiyor.

Bazı AKP yöneticileri, depremin yaralarının sarılması zaman alsa da OHAL kararının ardından hızla toparlanmanın sağlanacağı ve seçimlerin 14 Mayıs’ta olmasa da zamanında yapılmasının sağlanabileceğini ifade ediyor.

Akşener de ’18 Haziran’ dedi

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de, kendisiyle birlikte deprem bölgesine giden gazetecilere yaptığı açıklamada, seçimlerin 14 Mayıs’a yetişemeyeceği tahmininde bulunurken iptal beklemediğini de söyledi:

“Büyük beceriksizlikle karşı karşıyayız. Bu beceriksizliğin sonuçları itibarıyla, büyük bir siyasi iniş yaşayacaklar.

“Her şeye rağmen seçimi iptal edemeyeceğini düşünüyorum. Ama 14 Mayıs’ta olmaz, seçimin zamanında, 18 Haziran’da yapılması lazım.

“Biz siyasilerin görevi de bu seçimi yaptırmaktır…”

CHP kulisleri: 1 yıl ertelemeyi zorlayabilir

CHP ise iktidarın depreme müdahalede geç kaldığı ve bunun da kamuoyunda büyük bir tepkiye yol açtığı ve seçmenin tepkisini sandıkta göstereceği görüşünde.

CHP kulislerinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kaybedeceğini gördüğü bir seçime girmek istemeyeceği ve bu nedenle de en az “1 yıl seçimi ertelemeyi” zorlayacağı yorumları yapılıyor.

Anayasa’nın 78. Maddesi sadece “savaş nedeniyle” seçimlerin 1 yıl ertelenmesine olanak tanısa da, iktidar partisinin Yüksek Seçim Kurulu (YSK) eliyle 18 Haziran seçimlerinin ertelenmesinin yollarını arayacağı iddiaları dile getiriliyor.

Anayasa ve yasalara göre erteleme veya iptal mümkün mü?

Anayasa’ya göre, TBMM veya Cumhurbaşkanı kararıyla seçimleri öne almak mümkün. Anayasa’nın 77. maddesinde, seçim zamanında yapılabilecek değişiklikler “TBMM ve cumhurbaşkanlığı seçimleri beş yılda bir aynı günde yapılır” ifadesiyle açıklanıyor.

Anayasa’nın “Seçimlerin geriye bırakılması ve ara seçimler” başlıklı 78. maddesi’ne göre ise ertelemenin tek istisnası savaş hali:

“Savaş sebebiyle seçimlerin yapılmasına imkan görülmezse, TBMM seçimlerin 1 yıl geriye bırakılmasına karar verebilir.”

Cumhurbaşkanı Seçimi Yasası’nın 5. maddesi de yine savaş nedeniyle, cumhurbaşkanlığı seçiminin de 1 yıl geriye bırakılmasını hükme bağlıyor.

YSK karar verebilir mi?

Anayasa’ya göre, seçimlerin “genel yönetimi ve denetiminden” sorumlu olan Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) kararları aleyhine yargı veya başka bir merciye başvurulamadığı için, aldığı kararlar da kesin.

Bu nedenle YSK’nın deprem nedeniyle “seçimlerin yapılmasına olanak görmediği” yönünde bir karar alma olasılığı da tartışılıyor.

Ancak hukukçular, seçimlerin öne alınması veya savaş nedeniyle geriye bırakılması yetkisinin TBMM ve cumhurbaşkanında olduğunu, o nedenle de böyle bir karar alınmasını beklemediklerini ifade ediyor.

Anayasa’nın 79. maddesinde YSK’nın görevleri şöyle ifade ediliyor:

“Seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma, seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzlukları, şikayet ve itirazları inceleme, kesin karara bağlama ve TBMM üyelerinin seçim tutanaklarını ve cumhurbaşkanlığı seçimi tutanaklarını kabul etme görevi YSK’nındır. YSK kararları aleyhine başka bir mercie başvurulamaz.”

Paylaşın

Demirtaş: O Tek Kişi, İktidarını Sürdürebilmek İçin…

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, sosyal medya hesabından binlerce kişinin hayatını kaybettiği depremlere dair açıklamalarda bulundu.

Haber Merkezi / Selahattin Demirtaş, açıklamasında acı tablonun sorumlularına değinerek şu ifadeleri kullandı:

“‘Bugün siyaset yapma günü değil’ diyenler ya yanılıyorlar ya da Saray’ın propaganda merkezinin kendilerine verdiği görevi yapıyorlar.

Deprem siyaset üstü değil, partiler üstü bir konudur. Kavramlar yanlış kullanılırsa yanlış sonuçlara ulaşılır.

Neden mi? Lütfen okuyun.

Demokrasinin iyice yerleştiği ülkelerde devlet ayrı bir şeydir, hükümet ayrı bir şeydir.

Hükümete kim gelirse gelsin devletin temel işleyişinde köklü değişiklikler olmaz, olamaz.

Örneğin Japonya’da deprem konusunda hükümeti siyasi baskı altına almak için uğraşmaya gerek yoktur. Hükümetin bir eksiği olursa yerden yere vurulmasının önünde bir engel de yoktur.

Zaten depremle mücadeleyi devletin tüm kurumları, sistemli şekilde kendiliğinden yaparlar.

Oysa Türkiye’de özellikle de tek adam sistemine geçildikten sonra devlet-hükümet-parti ayrımı tamamen kalktı. Ülkenin tüm kurumları bir tek kişiye bağlandı.

O tek kişi, iktidarını sürdürebilmek için seçimde kazanmaya mecbur olduğundan her adımını seçim hesabıyla atıyor.

Hele hele Erdoğan gibi siyasi çıkarcılığın ustası olmuş birinin deprem felaketine, üstelik de seçimler öncesinde, siyasi çıkarını düşünmeden yaklaştığını sanmak siyaseten aptallık değilse saflıktır.

Şu anda Erdoğan’ın yaptığı tek şey, partisinin ve kendisinin propagandasıdır.

Ama iktidar medyası, bu gerçeği örterek deprem felaketini Erdoğan’ın kişisel ve partisel kazanımına dönüştürmek için sürekli saldırarak, insanları linç ederek tüm eleştirileri susturmaya çalışıyorlar.

Maalesef ilk günden susanlar da oldu.

Biz particilik yapmıyoruz, oy hesabı yapmıyoruz. İktidarı siyasetle sıkıştırıp kardeşlerimizi kurtarmaya çalışıyoruz.

Çünkü devlet de odur, medya da odur, yargı da polis de asker de odur.

Yani tüm devlet kurumları ancak ve sadece Erdoğan’ın çıkarına göre hareket ederler.

Gönüllülerin yardım dağıtabilmek için deprem bölgesine gitmeleri, TSK’nin deprem bölgesinde görevlendirilmesi, Twitter erişim engelinin kaldırılması halkın siyasi baskısı sayesinde oldu.

Görüyorsunuz, büyük koordinasyon eksiği var ve bu da halkın siyasi baskısıyla çözülecek.

Yanlış olan şey bu ortamda siyaset yapmak değil, parti propagandası yapmaktır. Seçim hesabı yapmaktır.

Siyaset yapmak tam da bugün toplumun en önemli savunma aracıdır. Bunu almalarına izin vermeyin.

Direnmeye ve dayanışmaya devam edelim.”

Paylaşın

Türk Tabipleri Birliği’nden Deprem Bölgeleri İçin Bulaşıcı Hastalıklar Uyarısı

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi,  “Afetin yaşandığı bölgede çöp toplama hızla organize edilmeli ve çöpler düzenli olarak toplanmalıdır, çünkü çöpler bulaşıcı hastalıkları taşıyabilecek haşarat ve kemirgenlerin üreme alanlarıdır.” ifadelerinin yer aldığı bir bilgi notu paylaştı.

Haber Merkezi / Bilgi notunda, bulaşıcı hastalık riskine karşı önlem alınması gerektiği ifade edildi ve yapılması gerekenler şöyle sıralandı:

“Afetin yaşandığı bölgede çöp toplama hızla organize edilmeli ve çöpler düzenli olarak toplanmalıdır, çünkü çöpler bulaşıcı hastalıkları taşıyabilecek haşarat ve kemirgenlerin üreme alanlarıdır.

Ulaşımın zor ya da olanaksız olduğu durumlarda sokak aralarına ve dar yerlere erişebilecek el arabalarından yararlanılmalıdır.

Afetten önce bölgeye hizmet veren çöp dökme alanları uygun ise çöpler toplanarak buraya dökülmeye devam edilmeli, bu alanlara ulaşım mümkün değilse veya bizzat bu alanlar afet nedeni olmuşsa, aşağıda tarif edileceği üzere çöpler bu iş için belirlenmiş uygun biriktirme yerlerine dökülmelidir.

Afetzedelerin barındığı yerlerin uygun noktalarında çöp bırakılacak alanlar oluşturulmalıdır. Bu alanlar günlük olarak kireç kaymağı, klor eriyiği, çamaşır suyu vb. malzemelerle dezenfekte edilmelidir.

Karasineklerle mücadelede canlının yumurta bırakacağı çöp, gübre gibi ortamların üstlerinin açık olmaması gerekir (Uygun çöp kovası yoksa 20 santimetre kalınlığında toprakla çöp ve gübre yığınlarının üstü örtülebilir).

Çöp toplama alanlarının su kayaklarından en az 60 metre; mümkünse besin maddeleri dağıtım-depolama yerlerinden en az 1 kilometre uzakta, yaya ve araçların geçişine engel olmayacak bir yerde olmasına dikkat edilmelidir.

Çocukların ve hayvanların çöp toplama alanlarında dolaşmasına izin verilmemeli, buralara hayvan ölüleri atılmamalıdır.

Çöp yığınlarından şıra sızmasının önüne geçilmeli; sızma varsa bu yerler çamaşır suyu ya da benzeri bir dezenfektan ile yıkanmalıdır.

Çöp yığınlarında ve toplama alanlarında haşere ve kemiricilerin oluşması, üremesi önlenmeli, bu zararlılarla mücadele amacıyla kullanılan pestisit ve insektisitlerin de bir kirlilik unsuru haline gelmemesine dikkat edilmelidir.

Her 200 kişi için iki metre derinlikte ve 1,5 x 1 metre çukur açılmalıdır. Bu söz konusu nüfus için bir hafta yetebilir. Çukur içerisindeki organik materyalin bozunumu 4-6 hafta gerektirir. Çukurun üstü 40 santimetre kalınlığında sıkıştırılmış toprakla örtülmelidir.”

Paylaşın

Adana, Hatay Ve Osmaniye’de Yıkılan Binalara İlişkin Soruşturma

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremler nedeniyle Adana, Hatay ve Osmaniye’de yıkılan binalara ilişkin soruşturma başlatıldı. TBB’de depremlerde yıkılan binaların müteahhitleri ile projelerine onay veren, denetimleri gerçekleştirmeyen idari görevliler hakkında suç duyurusunda bulundu.

Haber Merkezi / Adana Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan yazılı açıklamada, soruşturma kapsamında teknik bilirkişi heyetlerinin görevlendirildiği bilgisi verildi:

“Numune alma ve bizzat alanda çalışmalara başlanılmıştır. Binaların yapımını üstlenen ve sonradan binalarda imara aykırı şekilde değişiklik yaparak yıkılmasına neden olan sorumlu kişilerin tespiti konusunda ilgili kurumlarla yazışmalar yapılmıştır. Bu kişiler yönünden gerekli tedbir durumları değerlendirilmekte, soruşturma konunun hassasiyeti de gözetilerek titizlikle ve tüm detaylarıyla sürdürülmektedir.”

Hatay ve Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılıklarından yapılan açıklamalarda da bu illerde yıkılan binalarla ilgili soruşturma başlatıldığı duyuruldu.

Türkiye Barolar Birliği’nden suç duyurusu

Türkiye Barolar Birliği (TBB), Maraş depremlerinde yıkılan binaların müteahhitleri ile projelerine onay veren, denetimleri gerçekleştirmeyen idari görevliler hakkında suç duyurusunda bulundu.

Türkiye Barolar Birliği’nin dilekçesinde, tespit edilecek sorumluların Türk Ceza Kanunu’nun Kasten öldürme başlıklı 81. maddesi ve Kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi başlıklı 83. maddesi uyarınca yargılanması istendi.

Dilekçe şöyle devam etti: “Binaları inşa eden müteahhitler; yapıların mimari, statik ve her türlü plan, proje, resim ve hesaplarının hazırlanmasını ve bunların uygulanmasıyla ilgili fenni mesulleri, uzmanlık konularına ve ilgili kanunlarına göre sorumlulukları bulunan her türlü teknik görevliler ile inşaat aşamasından itibaren görev yapan her türlü yapı denetim görevlileri ve ilgili kişiler; binalara yapı kullanma izin belgesi veren, oturma izni veren görevli ve yetkililer; onlara bu yönde emir ve talimat veren yetkililer; denetim görevini yerine getirmeyen ilgili belediye, bakanlık yetkilileri ile depremin gerçekleşmesinin ardından arama ve kurtarma çalışmalarının geç, eksik ya da hatalı başlaması neticesinde kayıpların artmasına sebep olan sorumlular hakkında yürütülecek ceza soruşturması sonucunda Türk Ceza Kanunu’nun Kasten öldürme başlıklı 81. maddesi ve Kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi başlıklı 83. maddesi uyarınca kovuşturma başlatılması ve ceza verilmesi talep edilmiştir.”

“Kovuşturma süreci etkin şekilde takip edilecektir”

TBB tarafından yapılan açıklamada, “Delillerin yok olmaması ve karartılmaması için numunelerin alınması ve incelenmesi dahil, yürütülecek tüm işlemlerde gönüllü ve alanında uzman meslektaşlarımızdan oluşturulacak komisyon ile teknik bilgiye sahip meslek örgütleriyle iş birliği içerisinde sağlıklı bir soruşturma süreci yürütülmesinin temini ve tüm şüphelilerin tespiti için çalışmalara başlanmış olup, cezasızlığın önlenmesi için gerek soruşturma gerekse kovuşturma süreci etkin şekilde takip edilecektir” denildi. 

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener’den Seçim Yorumu: 14 Mayıs’a Yetişeceğini Sanmıyorum

İYİ Parti Lideri Akşener’in “Deprem seçim tarihini etkiler mi? Erdoğan OHAL’den sonra seçimin ertelenmesini zorlar mı?” sorularına, “Seçimin 14 Mayıs’a yetişeceğini sanmıyorum. Ama 18 Haziran’a kalacağını sanıyorum” dediği aktarıldı.

Peki, ya erteleme? Anayasa’nın 78. maddesi savaş sebebiyle yeni seçimlerin yapılmasına imkan görülmezse, TBMM’nin seçimlerin bir yıl ertelenmesine karar verebileceğini yazıyor.

Akşener Meclis’ten öyle bir karar çıkacağına ihtimal vermiyor. Şunu da ekliyor: ‘Biz siyasiler seçimin yapılması için üzerimize düşeni yapmak zorundayız.’

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Kahramanmaraş, Hatay, Gaziantep, Osmaniye, Malatya, Adıyaman, Adana, Kilis, Diyarbakır, Elazığ ve Şanlıurfa’da on binlerce kişinin hayatını kaybetmesine yol açan depremlerden 72 saat sonra enkaz bölgesine gitti.

Gazeteci Murat Yetkin’in aktardığına göre bunun gerekçesini “Üç gün. Şimdiye kadar neden gitmedim? (Deprem çalışmasına) engel olmamamız lazım, gürültü çıkarmamak lazım. Devlet konuşsun diye bekledim. Artık konuşma zamanı. Şimdi enkaz altından devleti çıkarıyor millet” diye açıklayan Akşener, “Deprem seçim tarihini etkiler mi? Erdoğan OHAL’den sonra seçimin ertelenmesini zorlar mı?” sorusuna şu yanıtı verdi:

Yetkinreport.com’da yayınlanan yazının ilgili bölümü şöyle:

“(…) Soruyoruz: Deprem seçim tarihini etkiler mi? Erdoğan OHAL’den sonra seçimin ertelenmesini zorlar mı? Kafalardaki sorular… Akşener sorudan pek de memnun olmamış bir ifadeyle yanıtlıyor: ’14 Mayıs’a yetişeceğini sanmıyorum. Ama 18 Haziran’a kalacağını sanıyorum.’

Peki, ya erteleme? Anayasa’nın 78. maddesi savaş sebebiyle yeni seçimlerin yapılmasına imkan görülmezse, TBMM’nin seçimlerin bir yıl ertelenmesine karar verebileceğini yazıyor.

Akşener Meclis’ten öyle bir karar çıkacağına ihtimal vermiyor. Şunu da ekliyor: ‘Biz siyasiler seçimin yapılması için üzerimize düşeni yapmak zorundayız.’

Depremin Erdoğan’ın seçim desteğine etkisi ne olur peki? Akşener susuyor ama Genel Başkan Yardımcısı Koray Aydın ‘Buradan bir şamar yer’ diye bir özet veriyor.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

AFP’den Dikkat Çeken Yazı: Depremlerin Ardından Bölgede Erdoğan’a Tepkiler Arttı

Fransız Haber Ajansı (AFP), 10 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerin yansımaları üzerine dikkat çeken bir yazı yayınladı.

Euronews Türkçe‘nin aktardığı yazıda, depremlerin ardından bölgede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik tepkilerin arttığı ifadelerine yer verildi.

Deprem bölgesinde vatandaşlarla konuşan AFP, yardımların gecikmesi ve koordinasyon sorunuyla ilgili şikayetleri gündeme getirdi.

Hakan Tanrıverdi isimli bir vatandaş tepkisini, “Buraya bir daha oy istemek izin gelmeyin” diyerek dile getirirken, “Biz çok derinden etkilendik ve bize kimse yardım etmedi” ifadesini kullandı.

Bölgede etkili olan soğuk hava koşullarına dikkat çeken Tanrıverdi, “Depremde ölmeyen insanlar soğukta ölüme terk edildi. Bu şekilde ölüme terk edilmek günah değil mi?” dedi.

AFP bu şikayetlerin, 2018 rahat bir seçim zaferi elde edilen Adıyaman’da Erdoğan için bu kez kötü bir mesaj olarak görüldüğü yorumunu yaptı.

“Utanın. Bizi kendi başımıza bıraktınız”

Depremin en fazla etkilediği kentlerden biri olan Adıyaman’da bir çok kişinin Tanrıverdi gibi düşündüğü kaydedilen haberde, vatandaşların şikayetlerinin başında yardım ekiplerinin kurtarma çalışmalarına zamanında başlamaması ve gerekli ekipmanların olmaması gösterildi.

Adıyaman’da yaşayan Mehmet Yıldırım, “Depremin ikinci günü saat 14’e kadar hiç kimseyi (arama kurtarma-ilk yardım) görmedim. Ne hükümet, ne devlet, ne polis ne asker. Utanın. Bizi kendi başımıza bıraktınız” diyerek öfkesini dile getirdi.

Adıyaman’a 150 kilometre uzaklıktaki bir mesafeden gelen yardım gönüllüsü Hediye Kalkan, “Devlet kendini böyle bir günde neden göstermez? İnsanlar yakınlarının cenazelerini kendi imkanlarıyla çıkartıyor.” dedi.

Erdoğan, ulusal televizyonda yayınlanan ziyaretlerde yerel halktan büyük ölçüde sıcak bir karşılama aldığı izlenimini verdiğine işaret edilen haberde, yine yaşlı bir kadının Erdoğan’a sarılarak omuzunda ağlamasına bu görüntülerde yer verildiği kaydedildi.

Depremde bir yakınını kaybeden Veysel Gültekin ise Cumhurbaşkanı Erdoğan ile karşılaşma şansı olsa farklı tepki vereceğini ifade ederek, gerekli ekipmanı olmadığı için yakını kurtaramamaktan şikayet etti.

Gültekin, “Basit bir delme makinası olsaydı, onu canlı çıkarabilirdim. Şiddetli bir artçı şokun ardından tamamen kapana kısıldı ve şiddetli bir artçı şokun ardından öldü.” dedi.

Seçim sonucunu etkiler mi?

Erdoğan’ın daha önce seçim tarihini geri çekerek 14 Mayıs’a aldığını ve bunun da adayını henüz belirlememiş muhalefet için zaman sorunu yarattığına işaret edilen haberde, depremin ardından seçimin zamanında planlandığı gibi yapılıp yapılmamasının önemli bir soru işareti olduğu ifade edildi.

Haberde, depremin geçen yıl yaşanan ekonomik krizi sonrası oyları düşen Erdoğan’ın tam da toparlanmaya başlayıp halk desteğini almaya başladığı bir döneme denk geldiğine dikkat çekildi.

Paylaşın

Uzmanlardan İstanbul İçin Büyük Deprem Uyarısı

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerin enkazı henüz kaldırılmamış ve yaralar sarılmamışken, uzmanlar, İstanbul bölgesi için de önümüzdeki birkaç yıl içinde şiddetli bir deprem bekliyor.

DW Türkçe’ye açıklamada bulunan uzmanlar bölgede gerginliğin giderek artığını belirterek uyarıda bulunuyor.

Alman uzmanlar önümüzdeki yıllarda İstanbul’da büyük bir depremin meydana gelme olasılığının çok yüksek olduğuna dikkat çekti.

Kiel Geomar Helmholtz Okyanus Araştırmaları Merkezi’nden Heidrun Kopp buradaki son büyük depremin 1766 yılında meydana geldiğini ve o zamandan bu yana İstanbul’da gerginliğin giderek arttığını belirtti. Kopp, Kuzey Anadolu Fay hattı bölgesinde şu anda dört metreye varan bir hareket açığı bulunduğunu belirterek “Bu oldukça fazla” ifadelerini kullandı.

Kopp Türkiye’nin güneydoğusunda meydana gelen depremde olduğu gibi birikmiş voltajın tamamının bir anda boşalması halinde, bunun İstanbul’da da ağır sonuçları olacağını belirtti.

“Deprem gecikmiş durumda”

Potsdam’daki Alman Yerbilimleri Araştırma Merkezi’nden (GFZ) Marco Bohnhoff da “Orada 7.4’e varan büyüklükte bir deprem gecikmiş durumda” ifadelerini kullandı.

Genellikle, bu tür depremler böylesine ani ve tam bir salınımla sonuçlanır diyen araştırmacı, megakent İstanbul’un da doğrudan fayın üzerinde yer aldığını hatırlatarak, “Şehir merkezi sadece 25 kilometre uzaklıkta” dedi. İstanbul’un üzerinde bulunduğu zeminin de birçok bölgede sağlam olmadığını dile getiren Bohnhoff, şehrin güneybatı kısmının, günümüzde kurumuş olan eski bir lagünün üstüne inşa edildiğini vurguladı.

“Böylesi yumuşak zeminlerde, bazen sıvılaşma efektleriyle güçlü yer hareketleri olabilir” diyen Bohnhoff, bu iki etkenin ağır hasarlara neden olabileceğini aktardı. Söz konusu bölgede, günümüzde kullanım dışı bırakılan Uluslararası Atatürk Havalimanı’nın bulunduğunu belirten bilim insanı, yaşanacak olası bir depremin ardından bu tesisin kullanılamaz hale gelebileceğini ifade etti

Heidrun Kopp ise 1939 yılından beri fay hattı boyunca depremlerin doğudan batıya doğru hareket ederek İstanbul’a gittikçe yaklaştığını gözlemlendiğini söyledi. İstanbul’a sadece 80 kilometre uzaklıktaki İzmit şehrinin merkez üssü olduğu son büyük deprem 1999 yılında meydana gelmişti.

Paylaşın

Kahramanmaraş Merkezli Depremlerin Arka Planı: Neden Bu Kadar Ölümcül Oldu?

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremler Türkiye’nin güney bölgesindeki 10 il ve Suriye’nin kuzeyini içine alan geniş bir bölgede büyük bir yıkıma neden oldu.

Depremlerde binlerce bina yıkılırken, can kayıpları ise on binlerle ifade ediliyor. Bu esnada uluslararası deprem uzmanları yıkımın neden bu kadar şiddetli olduğu sorusunu tartışıyor.

Kandilli Rasathanesi, 7.7’lik ilk depremin derinliğini 9,1 kilometre olarak ölçtü. Bunun ardından gelen 7.5’lik depremin de yüzeyin 16,4 kilometre derinliğinde meydana geldiği ifade edildi.

Uzmanlara göre bu depremler yüzeyin epey yakınında gerçekleştiği için yıkıcılığı artıyor. Zira depremin yarattığı dalgalar yüzeye ne kadar çok ulaşabilirse sarsıntı da o kadar şiddetli hissediliyor.

Bunun yanı sıra uzmanlar, iki sarsıntının da karasal bir depreme göre epey şiddetli olduğu görüşünde. Britanya Jeoloji Araştırması’ndan sismolog Margarita Segou, çok güçlü depremlerin genelde su altında meydana geldiğini söylüyor.

Nüfus yoğun, yapılar kırılgan, bölgede savaş var

Depremin büyüklüğü ve yüzeye yakınlığı gibi doğal olayların yanında nüfus yoğunluğuyla yapıların sağlamlığı gibi beşeri faktörler de yıkımın boyutunu yakından ilgilendiriyor.

Özellikle bölgenin başkenti olarak görülen Gaziantep, nüfusu en yoğun ve en büyük illerden biri.

ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu’ndan (USGS) yapı mühendisi Kishor Jaiswal, depremden etkilenen bölgelerin savunmasız ve kırılgan binalara ev sahipliği yaptığını vurguluyor.

Bölgede çok sayıda eski ve yüksek katlı binanın bulunduğunu vurgulayan Jaiswal, Suriye’de 2011’den beri süren savaşın da yıkımda rol oynadığı görüşünde. Buna göre savaşın ardından evlerini kaybeden insanları yerleştirme amacıyla yeni binaların hızla inşa edilmesi yapıları depreme karşı savunmasız bırakmış olabilir.

USGS’nin afetle ilgili raporunda, “bazı dirençli yapılar olmasına rağmen, bu bölgedeki nüfusun depreme karşı son derece savunmasız yapılarda yaşadığı” ifade edildi.

USGS uzmanları, donatısız tuğla duvar ve alçak beton çerçevelerin kullanıldığı binaların en büyük risk altındaki yapılar olduğunu vurguluyor.

Zira bu malzemeler sarsıntıyla birlikte sallanamayacak kadar sert ve bükülme olasılıkları daha yüksek.

Binalar “pankek gibi” çöktü

Yetkililer, yaklaşık 6 bin binanın yıkıldığını kesin olarak belirleyebildi. Ancak bölgeden gelen haberler bu sayının 10 bin civarında olabileceğine işaret ediyor.

Sarsıntı anlarında kaydedilen görüntülerde genellikle binaların üst katlarının alt katların üzerine çökerek yıkıldığı anlaşılıyor. İngilizcede bu yıkılma şekline “pancake collapse” yani “pankek çöküşü” adı veriliyor.

Jaiswal, üst katlarının doğrudan alt katların üzerine çöktüğü bu yıkım biçimi “binaların sarsıntıyı absorbe edemediğinin kanıtı” diye yorumluyor.

Halk TV’ye konuşan Afet Yönetimi Uzmanı Kubilay Kaptan da bu çöküşleri şöyle yorumluyor:

Bütün katlar üst üste çöker. Bunların hepsine ayrı ayrı kurtarma işlemi uygulanır. En zor hal bu sandviç halidir. Bu çökmelerde enkaz altında kalanları tespit etmek ve üzerlerindeki yükü almak son derece zor.

İnsanlar uykuda yakalandı, kış şartları kötü etkiledi

İlk ve en büyük depremin sabahın erken saatlerinde, ev sakinlerin içeride uyurken meydana gelmesinin de ölümleri artırmış olabileceği düşünülüyor.

Bunun yanı sıra hava şartları ve bölgeden ayrılmaya çalışan insanların yarattığı trafik sıkışıklığı da kurtarma çalışmalarına engel oldu.

Gece boyunca bölgeye gitmeye çalışanlar, yolda kaldıklarını ve beraberlerinde birçok AFAD aracının olduğunu bildirdi.

University College London’dan afet uzmanı Ilan Kelman’a göre bütün bu koşullar yıkıcı bir deprem sırasında en korkulan senaryolardan birini oluşturuyor:

Kırılgan binaların bulunduğu bir bölgeyi güçlü bir deprem vurduğunda görmeyi bekleyebileceğimiz korkunç bir yıkım seviyesi.

Türkiye’yi saran ateş çemberi

Türkiye’nin deprem kuşağında yer aldığı ve güney bölgelerinin de büyük risk altında olduğu uzun süredir dile getiriliyor.

ABD’deki Kolorado Deprem Bilgi Merkezi’nden sismolog Yaareb Altaweel’in aktarımına göre üç tektonik levha (Arabistan, Anadolu ve Afrika levhaları) tam da bu bölgede buluşuyor. Bunlar birbirini sıkıştırdıkça sürtünme ve stres artarak depremler halinde boşalıyor.

University College London’dan sismolog Stephen Hicks de Arap levhasının yılda yaklaşık 11 milimetre hızla kuzeye doğru ilerlediğini söylüyor. Anadolu levhası üzerinde oturan Türkiye bu nedenle batıya doğru sıkıştırılıyor.

Bu hareket nedeniyle Türkiye’nin üç ana fay hattı var:  Batı Anadolu, Kuzey Anadolu ve Doğu Anadolu Fayı.

Son kırılmalar yaklaşık 100 kilometrelik Doğu Anadolu Fay Hattı üzerinde meydana geldi.

Artçı sarsıntılar aylar sürebilir

Kahramanmaraş merkezli depremin olduğu Doğu Anadolu Fay Hattı, “doğrultu atımlı” bir fay olarak biliniyor.

Bu, Dünya’nın kabuğundaki kütlelerin kırıldığı ve yatay olarak birbirinin yanından kaydığı bir deprem türü.

USGS jeoloğu Alex Hatem, bu durumda, bir levhanın batıya hareket ederken diğerinin doğuya hareket ettiğini ve birbirlerinin yanından sarsılarak geçtiğini söylüyor. İşte bu hareket sırasında deprem meydana geliyor.

Hatem ayrıca, artçı sarsıntıların çok uzun sürebileceğini de vurguluyor. “Ana şokun boyutu göz önüne alındığında kesinlikle daha fazla artçı sarsıntı beklemeliyiz” diyen bilim insanı, şöyle ekliyor:

Artçı sarsıntıların önümüzdeki günlerde, haftalarda ve aylarda devam etmesini bekliyoruz. Yetkililer şimdiye kadar 300’den fazla artçı sarsıntının meydana geldiğini söylüyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın