Otizm Yaşam Süresini 14 Yıl Kısaltıyor

Yeni bir araştırma, otizmli yetişkinlerin yaşam beklentisi ile genel nüfus arasındaki dikkat çekici farkı ortaya koydu. Araştırmaya göre, otizmli bireylerin doğumda beklenen yaşam süresi, ABD genel nüfusuna kıyasla ortalama 13,8 yıl daha kısa.

Haber Merkezi / Columbia Üniversitesi Mailman Halk Sağlığı Okulu ile Colorado Üniversitesi Anschutz Tıp Kampüsü’nden bilim insanlarının yürüttüğü araştırma, tıp alanının saygın yayınlarından JAMA Network Open’da yayımlandı.

Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB), iletişim, sosyal etkileşim, duyusal algı ve davranışları farklı düzeylerde etkileyebilen, yaşam boyu devam eden bir gelişimsel durum olarak tanımlanıyor. Bazı otizmli bireyler bağımsız bir yaşam sürdürebilirken, bazıları yaşamları boyunca yoğun günlük desteğe ihtiyaç duyabiliyor.

Otizm alanındaki araştırmaların önemli bölümü bugüne kadar çocukluk dönemi, genetik nedenler ve tanı süreçlerine odaklandı. Buna karşın otizmli yetişkinlerin fiziksel sağlık sorunları, sağlık hizmetlerine erişimi ve erken ölüm riskleri gibi konuların daha sınırlı incelendiği belirtiliyor.

Araştırmacılar, bu alandaki eksikliği gidermek amacıyla Medicaid ve Çocuk Sağlığı Sigorta Programı’nın 2000-2020 yılları arasındaki ülke çapındaki verilerini Ulusal Ölüm Endeksi ile eşleştirdi.

50 eyalet ve Washington D.C.’yi kapsayan 21 yıllık dönemde 2 milyondan fazla otizmli bireyin verileri incelendi. Katılımcıların yüzde 76’sını erkekler oluştururken, araştırma döneminde 18 bin 268 kişinin hayatını kaybettiği belirlendi.

Araştırma sonuçlarına göre Medicaid kapsamındaki otizmli bireylerin doğumda beklenen ortalama yaşam süresi 64,9 yıl olarak hesaplandı. Bu süre, genel Medicaid nüfusundan 5,6 yıl, ABD’nin genel nüfusundan ise 13,8 yıl daha kısa.

Araştırmacılar, yıllar içinde sınırlı bir iyileşme yaşandığını da belirledi. 2000-2004 döneminde 63,9 yıl olan tahmini yaşam süresi, 2015-2019 döneminde 1,7 yıllık artışla 65,6 yıla yükseldi. Ancak yaşam beklentisindeki bu artışa rağmen otizmli bireylerle genel nüfus arasındaki farkın devam ettiği görüldü.

Ölüm Riski Yüzde 44 Daha Yüksek

Çalışmada, Medicaid kapsamındaki otizmli bireylerin diğer Medicaid yararlanıcılarına göre ölüm riskinin yüzde 44 daha yüksek olduğu tespit edildi.

Erken ölümlerin tek bir nedene bağlı olmadığı, çok sayıda hastalık ve kaza nedeniyle meydana geldiği görüldü. En belirgin farklılıklar grip ve zatürre, yetersiz beslenme, boğulma ve trafik dışı kazalarda ortaya çıktı.

Araştırmacılar, bu ölüm nedenlerinin önemli bir bölümünün zamanında ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişim, güvenli yaşam koşulları ve güçlü sosyal destek mekanizmalarıyla önlenebileceğine dikkat çekti.

Araştırmaya göre rutin sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan güçlükler de otizmli bireylerin sağlık sonuçlarını olumsuz etkileyebiliyor.

İletişim farklılıkları, duyusal hassasiyetler, otizm konusunda deneyimli klinisyenlerin yetersizliği ve sağlık sistemlerinin karmaşıklığı, koruyucu sağlık hizmetlerinden yararlanmayı zorlaştırabiliyor. Otizme eşlik eden diğer fiziksel veya ruhsal rahatsızlıkların zamanında teşhis ve tedavi edilmemesi ise sağlık risklerini daha da artırabiliyor.

Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri de kadınlarla ilgili oldu. Otizmli kadınlar ile genel nüfustaki kadınlar arasındaki yaşam beklentisi farkının, erkeklerde görülen farktan daha geniş olduğu belirlendi.

Araştırmacılar, otizmli kadınlarda psikiyatrik rahatsızlıkların ve bunlara bağlı yüksek ölüm oranlarının öne çıktığını belirtti. Bu nedenle ruh sağlığı hizmetlerinin otizmli kadınlar açısından özellikle önemli olduğu vurgulandı.

“Kaçınılmaz Bir Sonuç Değil”

Uzmanlar, araştırma sonuçlarının “otizm yaşam süresini doğrudan 14 yıl kısaltıyor” şeklinde yorumlanmaması gerektiğinin altını çiziyor.

Çalışmanın Medicaid verilerine dayanması nedeniyle ortaya çıkan yaşam süresi farkının yalnızca otizmle açıklanamayacağı belirtiliyor. Düşük gelir, sosyal dezavantajlar ve engellilik gibi sosyoekonomik koşullar da bu farkta rol oynayabilir.

Bununla birlikte araştırma, geniş örneklem büyüklüğüyle otizmli yetişkinlerin karşı karşıya kaldığı önemli sağlık eşitsizliklerini ortaya koyuyor. Araştırmacılara göre bu durum kaçınılmaz bir sonuç değil.

Nitelikli birinci basamak sağlık hizmetlerine erişimin artırılması, düzenli sağlık kontrolleri ve aşı takibinin sağlanması, yeterli beslenme koşullarının desteklenmesi ve ruh sağlığı hizmetlerinin güçlendirilmesi, otizmli bireylerin yaşam süresini ve yaşam kalitesini iyileştirmede önemli rol oynayabilir.

Paylaşın